İmamoğlu’ndan ‘Kanal İstanbul’ Açıklaması: Emlak Projesi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul’a ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bir de yeni bir ihanet var. İnsanlarımız şiddetle reddediyor. Bunun altından İstanbul da Türkiye de kalkamaz. Daha önce de söyledim, Kanal İstanbul, Beton İstanbul. Bu bir emlak projesidir” dedi ve ekledi:

“Bunlar ihanete doymadılar. İl Başkanı onu yalanlıyor, bakanlık yalanlıyor. Cumhurbaşkanı zaten umursamıyor. Kendisini herhalde iki tane metro durağına şef yapacak. 2000 yılı aşkın bir süredir İstanbul’da suyun taşınmasıyla ilgili söz konusu.”

Ekrem İmamoğlu, “5 tane Esenyurt büyüklüğünde alanı imara açmak, bu kentin ölüm fermanıdır. 2019 İstanbul muhafızlığının en büyük tarihidir. Yine hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Zannetmeyin ki İstanbul’un muhafızı sadece oy kullanan insanlardır” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, ’Girişim ve Sürdürülebilirliğin Merkezi İstanbul’ Tematik Sunumu’nda konuştu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Bize kentsel dönüşüm konusunda ders vermeye çalışanlar, 25 yılın hesabını vermek durumundalar. İBB’nin bizden önce dönüştürdüğü bina sayısı 0. Diğer taraftan adama, kişiye milyarlarca dolarlık rant var. Rakibimize soruyorlar. İstanbul depreme hazır mı? diye. Hayır, diyor. Esas sorumlu nafile geçirilen 2002-2004 sonrası İstanbul’un süreci.

“Bunlar ihanete doymadılar”

Bir de yeni bir ihanet var. İnsanlarımız şiddetle reddediyor. Bunun altından İstanbul da Türkiye de kalkamaz. Daha önce de söyledim, Kanal İstanbul, Beton İstanbul. Bu bir emlak projesidir. Bunlar ihanete doymadılar. İl Başkanı onu yalanlıyor, bakanlık yalanlıyor. Cumhurbaşkanı zaten umursamıyor. Kendisini herhalde iki tane metro durağına şef yapacak.

2000 yılı aşkın bir süredir İstanbul’da suyun taşınmasıyla ilgili söz konusu. 5 tane Esenyurt büyüklüğünde alanı imara açmak, bu kentin ölüm fermanıdır. 2019 İstanbul muhafızlığının en büyük tarihidir. Yine hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Zannetmeyin ki İstanbul’un muhafızı sadece oy kullanan insanlardır.

Başımıza icat çıkaran gençlerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Oyun geliştirme merkezinin ikincisini Anadolu Yakası’nda hayata geçireceğiz… Birisi emir verdi diye su kaynağını yok sayan bir anlayış bizim yanımıza bile yaklaşamaz. Özellikle kendimizi ekonomik açıdan dezavantajlı kesimlere karşı sorumlu hissediyoruz.”

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, Yeni Başkanını Seçti: Kadir Özkaya

Kadir Özkaya, görev süresi sona eren Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan’ın yerine yeni AYM Başkanı olarak seçildi. Kadir Özkaya, 4 yıl AYM başkanlığı görevini yürütecek.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı, Mahkeme Genel Kurulu tarafından, 15 üyeden en az 8’inin oyunu alarak salt çoğunlukla seçiliyor.

Kadir Özkaya, 15 AYM üyesinin 9’unun oyunu alarak seçilirken diğer bir başkan adayı Yusuf Şevki Hakyemez is 6 oy aldı. Görev süresi 20 Nisan’da dolacak olan Zühtü Arslan seçimde aday olmadı ancak oy kullandı.

Kadir Özkaya kimdir?

1963 yılında Mersin’in Tarsus İlçesi’nde dünyaya gelen Kadir Özkaya, Bandırma Ortaokulu’nun ardından Tapu Kadastro Meslek Lisesi’ni bitirdi. Kadir Özkaya, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden 1985 yılında mezun oldu.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde memurluk, Tarım Kredi Kooperatiflerinde kontrolörlük görevlerinde bulunan Kadir Özkaya, 4/2/1991 tarihinde başladığı idari yargı hâkimlik stajını tamamladıktan sonra 13/5/1993 tarihinde Danıştay tetkik hâkimliğine atanmıştır. 2004 yılı Kasım ayına kadar bu görevini sürdürdü.

21/10/2005 tarihinde ise Kasım 2004’te geçici olarak görevlendirildiği Anayasa Mahkemesi raportörlüğü görevine atanan Kadir Özkaya, bu görevi yürütmekte iken 2011 yılında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından Danıştay üyeliğine; 18/12/2014 tarihinde de Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiş ve 22/12/2014 tarihinde göreve başladı.

Kadir Özkaya, 2002 yılında Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Yönetimi Uzmanlık Programı’nı Yerel Yönetimlerinin Seçilmiş Organlarının Organlık Niteliklerini Yitirmeleri konulu tezi ile bitirdi. Kadir Özkaya’nın Açıklamalı İçtihatlı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Belediye Başkanları Meclis Üyeleri ve Muhtarların Soruşturulmaları Yargılanmaları ve Düşürülmeleri isimli ortak çalışma ürünü iki kitabı bulunmakta.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca 12/3/2020 ve 5/3/2024 tarihlerinde yapılan toplantıda iki kez Anayasa Mahkemesi başkanvekilliğine seçilen Kadir Özkaya, seçildiği başkanvekilliği ve İkinci Bölüm başkanlığı görevini 4/4/2020 tarihinden itibaren yürütmekte.

Paylaşın

31 Mart Seçimleri: Bazı Seçim Yasakları Başladı

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) açıkladığı seçim takvimine göre, 31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri için propaganda serbestliği ve bazı seçim yasakları bugün başladı.

Propaganda serbestliği 30 Mart Cumartesi saat 18.00’de, seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek.

Bu zaman zarfında, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla ya da internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.

Seçim süresince genel yollar üzerinde, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesisler ile ilçe seçim kurullarının gösterdiği meydanların dışında toplu olarak sözlü propaganda yapılması yasak olacak.

Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip ikinci saatin sonundan, güneşin doğmasına kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılamayacak.

Elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlar ile taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak.

Ancak siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.

Oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasak olacak.

Bakanlarla, milletvekillerinin yurt içinde yapacakları seçim propagandasıyla ilgili gezileri, makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapılamayacak. Bu amaçla yapılacak gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlama, törenler yapılamayacak, resmi ziyafet verilemeyecek.

Bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası kapsamındaki gezilerine hiçbir memur katılamayacak.

Seçim günü yasakları

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun kapsamında, oy verme günü olan 31 Mart’a ilişkin yasaklar da bulunuyor.

Yasanın 79. maddesi kapsamında oy verme günü, her türlü içki satışı ve içilmesi yasak olacak.

Oy verme gününde, bütün eğlence yerleri de oy verme süresince kapalı kalacak. Eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda ise yalnız yemek servisi yapılabilecek.

Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse silah taşıyamayacak.

Seçim günü saat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organlarının seçim ve seçim sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasak olacak, 18.00 ile 21.00 arasında yalnızca YSK’nin seçimle ilgili haber ve tebliğleri yayınlanabilecek.

Saat 21.00’den sonra bütün yayınlar serbest olacak ancak YSK bu süreyi öne alabilir.

Yerel seçimlere 34 parti katılıyor

YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat öne çekti.

Buna göre, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ile Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak. Diğer illerde oylar 08.00-17.00 saatlerinde kullanılacak.

34 siyasi partinin katılacağı seçimde partilerin oy pusulasındaki sıralaması ise şöyle: AKP 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9,

Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22,

Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Enflasyon’ Açıklaması: Düştükçe Etkisi Görülecek

Isparta’da halka hitap eden Erdoğan, konuşmasında enflasyon konusuna değinerek, “Türkiye son 10 yıldır terörden darbe girişimine kadar ardı arkası kesilmeyen nice sınamalara maruz kaldı. Asrın felaketi bu depremler üzerimizdeki yükü daha da artırdı. Fakat geldiğimiz noktada yerel yönetim seçimlerine gidiyoruz” dedi ve ekledi:

“Bunların da üstesinden geleceğiz. Genel ekonomik göstergeler gayet iyi. Uyguladığımız programın sonuçlarını bu yılın 2. yarısından itibaren görmeye başlayacağız. İstihdamımız, ihracatımız, üretimimiz tarihimizin en yüksek seviyesinde. Enflasyon düştükçe etkisi görülecek. Enflasyon düştükçe ekonomideki olumlu tabloların getirilerini çalışanlar ve emekliye daha iyi yansıtacağız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Isparta Mitingi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Sevginiz ve vefanız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Biz de sizden aldığımız güçle emin adımlarla yürüyoruz. Türkiye son 10 yıldır terörden darbe girişimine kadar ardı arkası kesilmeyen nice sınamalara maruz kaldı. Asrın felaketi depremler üzerimizdeki yükü daha da artırdı. Şu anda geldiğimiz noktada yerel seçimlere gidiyoruz. Sabit gelirlilerin refah seviyesiyle sınanıyoruz. Allah’ın izniyle bunların üstesinden geleceğiz.

Ülkemizin hedeflerinden sapmasına izin vermedik. Uyguladığımız ekonomi programının sonuçlarını yılın ikinci yarısından itibaren göreceğiz. Genel ekonomik göstergeler gayet iyi. Enflasyon düştükçe etkisi görülecek. Enflasyon düştükçe ekonomideki olumlu tabloların getirilerini çalışanlar ve emekliye daha iyi yansıtacağız. Şu anda 35 bin kişi burada.

Milli gelirimizi 2 kat daha yükseltebiliriz. Ama bunu sadece eleştirerek değil çalışarak hem de çok çalışarak yapmamız gerekiyor. Bize tabanca vermiyorlardı şimdi bizim yerli tabancalarımıza dünyanın dört bir yanından talep var. İHA teknolojisinde dünyanın ilk 3 ülkesinden biriyiz. KAAN ile dünyada 5.nesil uçak yapabilen dört ülkeden biri olduk. Daha düne kadar dışa bağımlı olan savunma sanayii bizimle birlikte yüzde 80 yerli hale geldi.

Kim bu ülkenin yandığını bittiğini söyleyerek umutsuzluk saçıyorsa kafasında başka hesap vardır. Milletimizin moralini çökertme taktiği uyguluyorlar. Bu milletin morali en zor şartlarda verdiği milli mücadelede çökmedi…

Gazze katliamının üzüntüsüyle buruk bir ramazan yaşıyoruz. Bilinen ve bilinmeyen yardımlarla Gazze’nin yanındayız. CHP’nin belediye başkan adayı deste deste dolarla seçim kazanmak istiyor. Isparta’daki kardeşlerim İstanbul’daki hemşehrilerini arayıp onları da uyarmalarını istiyorum.”

“Bu paralar şeffaf şekilde açıklanmalı”

Erdoğan daha sonra partisinin Burdur mitinginde açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, “Gazze’den Suriye’ye kadar kardeşlerimiz bu Ramazan’ı acı içinde geçiriyor” diyen Erdoğan, “Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş iki yılı aşkındır devam ediyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde endişe hakim. Krizin nerede patlak vereceğini kimse bilmiyor. Türkiye istikrar adası olarak yükselmekte” dedi.

Erdoğan konuşmasında muhalefete yönelik eleştirilerde bulunarak şunları kaydetti: Bunların tek bir derdi var o da menfaatlerini korumak: Deste deste para balyalarından yapılan kuleleri siz de izlediniz. Her televizyona çıkan farklı açıklama yapıyor. Yöneticilerinin hepsi ayrı telden çalıyor. Hiç kimse şüphe bulutlarını giderecek mantıklı cümle kurmuyor. Meşhur hesap uzmanının ortalıkta esamesi yok, kayıp.

Ankara’da bir daire tutmuşlar vaktini orada geçiriyor. Bay bay kemal demiştim, dediğim çıktı. Kimse böyle bir skandalı üç maymunu oynayarak geçiştiremez. Milleti kendi suçuna ortak ederek bu rezaletten kendini kurtaramaz. Çantalar dolusu para kimden alındı? Bu paralar belgeleriyle şeffaf şekilde açıklanmak zorunda. CHP’nin DEM’den transfer ettiği aday çıkıyor İstanbul’un bir ilçesi için akla ziyan sözler ediyor.

Özgür efendi akılla mantıkla bağdaşmayacak darbe açıklaması yapıyor. Darbecilerden kendisine milli iradenin yerle yeksan edildiğine dair telefon gelecekmiş, o da bunu gençler yapıyor diye sevinecekmiş. Darbe şakşakçılığını bıraksın görevini yapsın. Devrik başkanları darbecilerin tanklarının arasından kaçmıştı. Özgür efendi yanına İBB Başkanı’nı da alsın Türk siyasetine bulaştırdıkları bu lekeden dolayı milletten özür dilesin.

Siyasi rüştünü ispat etmek istiyorsa beklenen tavır budur. Sadece şu olaylar bile farkımızı ortaya koymaya kafidir. Biz sadece işimize bakıyoruz. Hizmet ve eser siyasetini devam ettirmenin yollarını arıyoruz. Bunun için 21 yılda 60 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık.”

Paylaşın

Murat Kurum Mu, Ekrem İmamoğlu Mu? Fark 5 Puan

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, Spectrum House Araştırma Merkezi’nin son anketine göre Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’un 5 puan önünde.

İmamoğlu’na DEM Parti seçmeninin yüzde 47,4’ü, İYİ Parti seçmeninin yüzde 52,3’ü, MHP seçmeninin yüzde 13,6’sı, AK Parti seçmeninin yüzde 8,3’ü, YRP seçmeninin yüzde 19,4’ü, Zafer Partisi seçmeninin yüzde 18,8’i, TİP seçmeninin ise yüzde 80,8’i oy verecek.

Spectrum House Araştırma Merkezi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı seçimleri ile ilgili yaptığı son araştırmaya göre mevcut İBB Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu yüzde 43,9; AK Parti ve MHP’nin adayı Murat Kurum ise yüzde 39 oy alıyor.

Araştırmada DEM Parti adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’nin oyu yüzde 4,7; İYİ Parti adayı Buğra Kavuncu’nun oyu yüzde 2,6; Yeniden Refah Partisi (YRP) adayı Mehmet Altınöz’ün oyu yüzde 3,7; Zafer Partisi’nin adayı Azmi Karamahmutoğlu’nun oyu ise yüzde 3,3 olarak ölçüldü.

15-20 Mart tarihleri arasında İstanbul’un 26 ilçesinde 2 bin 158 kişi ile yapılan araştırmaya göre kararsızlar dağıtılmadan önce İmamoğlu ve Kurum arasındaki oy farkı ise daha yüksek. Kararsızlar dağıtılmadan İmamoğlu yüzde 36,9; Murat Kurum ise yüzde 31,5 oy alıyor. Bulgulara göre kararsızlar arasında sandığa gitmesi halinde Murat Kurum’a oy vereceğini söyleyenlerin yüzdesi daha yüksek.

Araştırmada, DEM Parti seçmeninin 41.6’sı, İYİ Parti seçmeninin yüzde 30,7’si kendi adaylarına oy vereceğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu bütün partilerden oy alıyor

Öte yandan araştırmaya göre Ekrem İmamoğlu’na DEM Parti seçmeninin yüzde 47,4’ü, İYİ Parti seçmeninin yüzde 52,3’ü, MHP seçmeninin yüzde 13,6’sı, AK Parti seçmeninin yüzde 8,3’ü, YRP seçmeninin yüzde 19,4’ü, Zafer Partisi seçmeninin yüzde 18,8’i, TİP seçmeninin ise yüzde 80,8’i oy verecek.

Paylaşın

DEM Partili Tülay Hatimoğulları: AKP Çalmadan Duramıyor

Tatvan’da düzenlenen Newroz kutlamasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, “Seçimlere sayılı günler kaldı… O gün sandıkları sıkı sıkı koruyacağız. Çünkü biliyorsunuz AKP çalmadan çırpmadan duramıyor. Bunlar eğitimlerini Saray’dan aldı ya, öyle rahat duramıyorlar çalmadan ” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Tatvan’da düzenlenen Newroz kutlamasında konuştu. Tülay Hatimoğulları, konuşmasında şunları söyledi:

“Silav Tetwan, gelê me, silav dayikên birûmet, ciwanên egîd, hûn bi xêr hatin li ser seran li ser çavan hatin. Merhaba Newroz ateşi için bedenini feda edenlere, bedeniyle Newroz ateşini harlayanlara; merhaba Mazlumların, Rahşanların, Demirci Kawaların yoldaşlarına. Kürt halkına, Tatvan halkına, bütün halklara binlerce kez selam olsun. Baskılara rağmen baş eğmeyen, 8 Mart’ın ruhunu Newroz’la buluşturan kadınlara binlerce kez selam olsun.

Umudu ve geleceği yeşerten, halkların meşalesi olan gençlere selam olsun. Ömrünü halkının mücadelesi için veren ve aynı zamanda Bitlis halkının avukatlığını da yapmış olan, mücadelemizin önemli neferlerinden Şevket Epözdemir’i de saygıyla anıyorum. Ve Kürtçenin rusipîsi Feqî Huseyîn Sağnıç’ı huzurlarınızda saygıyla anıyorum. Selam olsun onlara, selam olsun bıraktıkları eserlere, selam olsun verdikleri mücadeleye.

Bizler Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanında Newroz ateşini yaka yaka 21 Mart günü yapılacak Büyük Amed Newrozu’na hazırlanıyoruz. Burada, Bitlis’te meydanları dolduran sizler bu mücadelenin asıl neferlerisiniz. Sizler bu mücadelenin asıl omuzlayıcısı, asıl emektarlarısınız. Eli öpülesi Barış Anneleri, beyaz tülbentleriyle barış demekten asla vazgeçmeyen annelerimiz burada. Bitlis’teki, Garzan Mezarlığındaki cenazeleri plastik kutularla İstanbul Kilyos’a kaldırımın altına taşıyanların, ölümüze saygı duymayanların, mezarlarımızı tahrip edenlerin, bu vicdanını kaybetmiş iktidarın Kürdistan’daki küçük ortakları utanmadan gelmiş bir de oy istiyor. Onları 31 Mart’ta hep beraber sandığa gömecek miyiz?

“Erdoğan aynaya bak, asıl ayrımcı sensin!”

Erdoğan dün Ankara Mamak’ta yaptığı mitingde, “Hangi kökene, meşrebe, fikre, siyasi görüşe mensup olursa olsun her vatandaşımız başımızın tacıdır. Her kim bölgecilik yapıyorsa, insanları etnik kökenine göre ayırıyorsa bu milletin huzurunu istemiyor demektir” demiş. Erdoğan aynaya bakıp kendini anlatmış, kendi ayrımcılığını anlatmış. Bu toplumu Kürt, Türk, Arap, Alevi, Sünni diye ayıran bu iktidarın ta kendisidir. Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, ötekileştirici siyaset yapan bizzat Saray’ın kendisidir, iktidarın ta kendisidir.

Buradan diyoruz ki aynaya bak, kendini konuşuyorsun ve o aynada gördüğün sensin, ayrımcı sensin. Onlarınki Kürt’ün iradesini yerel yönetimlerde tanımayan siyasettir, Kürt’ün iradesini kayyımlarla gasp eden siyasettir. “Ya benimsin ya kayyımın” dercesine Kürt’ün iradesini yok sayan, gasp eden, seçme ve seçilme hakkımızı elimizden alan bu iktidar ayrıştırıcı, ötekileştirici değil de nedir?

Kürdistan’da kayyım atanmış belediyelerde zaten hiçbir hizmet yapmamışlar. Kaldırım yok, içme suyu yok, asfalt yok. Her yer çamur deryası. Kürdistan’ın tamamına baktığımızda ise seçimle kazanmış oldukları belediyelerde de bu hizmetsizlik var, bu ayrımcılık var. Bugün Kürt gençleri geçimlerini sağlamak için İstanbul’a, batıya ya da yurt dışına gitmek zorunda. Ayrımcılık yok diyorlar ama bir tane bile fabrika kurmadılar, bir tane bile istihdam alanı yaratmadılar. Ve bunlar ayrımcı değilmiş. Hadi oradan ayrımcılar, hadi oradan toplum düşmanları!

Bunlar, toplumu cebren ve hile ile yönetmeye kalkışanlardır. Bunlara asla ve asla geçit vermeyeceğiz. Bunlar, toplumun huzurunu bozanlardır. DEM Parti olarak bunlara asla geçit vermedik, vermeyeceğiz. DEM Parti Kürt’tür, Türk’tür, Arap’tır, Laz’dır, Çerkes’tir, Alevi’dir, Ermeni’dir, Süryani’dir, Sünni’dir. Ezcümle bu toplumda ve bu coğrafyada yaşayan 72 milletten insana aynı nazarda bakan bir siyasi partiyiz biz.

DEM’in ağacının kökleri binlerce yıllık mücadele tarihine dayanıyor. Anadolu ve Mezopotamya topraklarından beslenen ağacımızın dallarını budamaya çalışıyorlar. Gözaltı ve tutuklamalarla bunu başaracaklarını zannediyorlar. Fakat köklerimiz o kadar derin ki, DEM Parti ağacının kökleri o kadar derinlerde ki onlar DEM’in kökünü söküp alamazlar. DEM halktır, halk buradadır.

Kürt sorununu seçimden seçime hatırlayanlar, Ankara’da tek kelime Kürtçeye tahammül etmeyip Kürdistan’da seçim müziklerini Kürtçe yapanlar, başta AKP iktidar partisi olmak üzere ve onun Hizbulkontra ortakları Kürt halkının oylarına talip oluyor. Kürt halkı tabii ki şunun farkındadır; Kürt sorunu seçimden seçime hatırlanacak bir sorun değildir. Kırk yıldır bu halk bedel ödüyor.

Bugün bu alanda bulunan insanlarımızın neredeyse hepsinin ailesinde en az bir şehit, en az bir gözaltı, en az bir tutuklu, en az bir yargısız bir infaz var. Herkesin, her evin, her hanenin acısı büyük. Kırk yıldır devam eden bu savaş ve çatışma sürecini seçimden seçime hatırlayanlara bizler buradan bir kez daha diyoruz ki; Kürt sorunu demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmelidir, Kürt sorunu müzakereyle çözülmelidir. Bunu seçimde hatırlayıp bir seçim malzemesi haline getirmek değildir.

Sayın Öcalan’ın 2013’teki Newroz mesajındaki bir cümleyi hatırlatmak isterim. “Bölge halkları yeni şafakların doğuşuna şahitlik ediyor. Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık kökleri üzerinde yeniden doğmak, omuz omuza ayağa kalkmak istiyor.” Evet Sayın Öcalan’ın 2013’te yayınladığı Newroz mesajı hala geçerlidir. Mesajın gerekliliklerinin yerine gelmesi gerekiyor.

Bu ülkede yaşayan farklı halkların ve inançların bir arada eşit yurttaşlık hakkı temelinde yaşaması şarttır. Anadilinde eğitim bir toplumu bölmez, aksine güçlendirir. O yüzden Kürt halkı başta olmak üzere bütün halkların anadilinde eğitim hakkının sağlanması şarttır. Demokratik bir anayasa yapım sürecinin oluşmasının koşulları şarttır. Buradan bir kez daha diyoruz ki Sayın Öcalan üzerindeki tecrit derhal kaldırılsın, Sayın Öcalan için başlatılmış olan eylem zincirlerindeki halkın sesi duyulsun.

“AKP çalmadan duramıyor”

Seçimlere sayılı günler kaldı. Büyük bir zafere hazırlanıyoruz Tatvan ve Bitlis’te. Gece gündüz demeden hep beraber çalışarak, gitmediğimiz evlerin kapılarını çalarak, sıkmadığımız eli sıkarak, bugüne kadar bize hiç oy vermemiş olan ailelerimizi ziyaret ederek neden DEM Parti’ye oy vermeleri gerektiğini anlatmak üzere bu sayılı günleri ve saatleri hep beraber değerlendireceğimize inanıyorum. Ayrıca o gün sandıkları sıkı sıkı koruyacağız. Çünkü biliyorsunuz AKP çalmadan çırpmadan duramıyor. Bunlar eğitimlerini Saray’dan aldı ya, öyle rahat duramıyorlar çalmadan. O yüzden bizler sandıklarımızı gözümüz gibi koruyacağız. Bunun için gençler ve kadınlar hep beraber var mıyız?

Oyu burada olduğu halde kendisi burada olmayan akrabalarınızı, arkadaşlarınızı, kardeşlerinizi lütfen arayın ve deyin ki en yakın DEM Parti ilçe binasına gidip isimlerini yazdırsınlar. Onların Tatvan ve Bitlis’e gelmelerini biz sağlayacağız. Gelip burada oylarını kullansınlar. Bizi katledenlere, Rojava’daki kardeşlerimize İHA-SİHA’larla saldıranlara, burada Kürtçe konuşup Ankara’da sus pus olanlara, AKP’nin Kürt düşmanlığını bilerek gidip Ankara’da onunla ittifak eden Hizbulkontra güçlerine 31 Mart’ta en güçlü yanıtı vermek üzere hazır mıyız Tatvan?

Değerli arkadaşlar, lütfen pusulamızı bütün evlere tek tek giderek tanıtın. DEM ağacının önemini anlatın. Bütün kentlere DEM ağacını dikeceğimizi ve dil, din ayrımı olmadan herkesin o ağacın gölgesinde barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşayabileceğini anlatalım. Bizler dallarımızı budamaya çalışanlara karşı DEM ağacının halk olduğunu, DEM Parti’nin halk, halkın DEM Parti olduğunu tek tek anlatalım. Sevgili gençler, lütfen her yerde, sosyal medyanızda paylaşın. “DEM ağacı çok güzel, çayımız da çok güzel. Haydi sen de gelsene” diyecek miyiz arkadaşlarımıza?

Değerli kadınlar, sevgili kadınlar; DEM Parti olarak eş başkanlık ve eşit temsiliyet çizgimize gerçekleştirilen saldırılara karşı asla boyun eğmedik, kadınlar bu partinin asli unsurudur dedik. Kadın temsiliyetini en öne alan bir siyasi partiyiz. Çünkü bizler Sêvêlerin ve Sakinelerin yoldaşları olarak, onların yol arkadaşları ve mücadele arkadaşları olarak “Jin Jiyan, Azadî” şiarıyla mücadele edenleriz.

Ve bizler Kobanî Kumpas Davasının tarafı olan, bölgede harıl harıl çalışan Hizbulkontra güçlerine bir kez daha diyoruz ki; cezaevindeki arkadaşlarımız Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Ayla Akat, Selahattin Demirtaş onurumuzdur. Bizlere acıyı, kanı ve şiddeti reva görenlere, şimdi de Irak’ta ABD ve Irak arasında mekik dokuyarak savaş senaryosu yazanlara; AKP iktidarına ve onun Hizbulkontracı, Ergenekoncu ortaklarına buradan bir kez daha diyoruz ki halkımız, kadınlar ve gençler el ele vererek sizleri 31 Mart seçimlerinde sandıklara gömeceğiz. 31 Mart’ta bizler 8 Mart ve Newroz ruhuyla seçim zaferini hep beraber kutlayacağız. Yolumuz açık olsun. Serkeftin.”

Paylaşın

Dünyanın En Mutlu Ülkesi Finlandiya, Türkiye 98. Sıraya Yükseldi

Dünyanın en mutlu ülkeler sıralamasının ilk üçünde Finlandiya, Danimarka ve İzlanda yer alırken, son sırada Afganistan yer aldı. Geçen yıl 102. sırada yer alan Türkiye ise, bu yıl 98. sıraya yükseldi.

20 Mart’ta kutlanan Ulusal Mutluluk Günü’nde ‘Dünya ülkeleri mutluluk endeksi’ de yayımlandı. 143 ülkede yaşayan insanlarla yapılan ankete göre oluşturulan raporda Oxford Refah Araştırma Merkezi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı ve bir yayın kurulunun katkıları bulunuyor.

ABD’nin ilk 20 ülke arasında yer almadığı raporda, mutluluk sıralamasında önemli değişiklikler yaşandı. Listenin son sırasında Afganistan yer alırken, Lübnan, Lesotho, Sierra Leone ve Kongo gibi ülkeler ise en mutsuz ülkeler olarak belirlendi.

Çekya (18), Litvanya (19) ve Slovenya (21) gibi ülkelerin listeye girmesiyle ABD ilk 20’nin dışına çıktı ve 23. oldu.

İşte güncel rapora göre dünyanın en mutlu ve en mutsuz ülkeleri:

1. Finlandiya
2. Danimarka
3. İzlanda
4. İsveç
5.İsrail
6. Hollanda
7. Norveç
8. Lüksemburg
9. İsviçre
10. Avusturalya

Listenin son sırasında Afganistan yer alırken Lübnan, Lesotho, Sierra Leone ve Kongo en mutsuz ülkeler olarak dikkat çekti.

Listede geçen yıl 102. sırada yer alan Türkiye, bu yıl 98. sıraya yerleşerek listede yükseldi. Rapor, Türkiye’de gençlerin yaşlılara göre daha mutsuz olduğunu gösteriyor. Türkiye, 30 yaş altı gençlerde 101.; 60 yaş ve üzeri kategorisinde ise 92. sırada bulunuyor.

Raporda mutluluk eşitsizliğinin Avrupa hariç her bölgede arttığı ve bunun “endişe verici bir eğilim” olduğu belirtildi. Bu artışın “gelir, eğitim, sağlık hizmetleri, sosyal kabul, güven ve aile, toplum ve ulusal düzeylerde destekleyici sosyal ortamların varlığı” konularındaki eşitsizlikleri yansıttığı ifade edildi.

Rapor, genç kuşakların dünyanın çoğu bölgesinde yaşlı akranlarından daha mutlu olduğunu ortaya koyuyor. Kuzey Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda’da 30 yaş altı grupların mutluluğu 2006-10 döneminden bu yana önemli ölçüde düştü, daha yaşlı kuşaklar gençlerden daha mutlu hale geldi.

Orta ve Doğu Avrupa’da mutluluk aynı dönemde her yaşta önemli ölçüde artarken, Batı Avrupa’da her yaştan insan benzer düzeyde mutluluk bildirdi.

Mutluluk sıralaması, bireylerin yaşam memnuniyetine ilişkin kendi değerlendirmelerinin yanı sıra kişi başına düşen milli gelir, sosyal destek, sağlıklı yaşam beklentisi, özgürlük ve yolsuzluk gibi kriterlere dayanıyor.

IMF’in en mutlu ülkeler listesinde Türkiye 106. sırada

Öte yandan Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yakın zamanda açıkladığı en mutlu ülkeler sıralamasının ilk üçünde Finlandiya, Danimarka ve İzlanda, son üçünde ise Sierra Leone, Lübnan ve Afganistan yer almıştı. Türkiye ise listede kendisine 106. sırada yer bulmuştu.

IMF, Birleşmiş Milletler’in yayımladığı Mutluluk Raporu ile ülkelerdeki kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) arasındaki ilişkiyi sorgulamıştı.

IMF’in yayınladığı listede dünyadaki en mutlu 10 ülke şöyle olmuştu:

1- Finlandiya (7,80)
2- Danimarka (7,59)
3- İzlanda (7,53)
4- İsrail (7,47)
5- İsveç (7.40)

6- Hollanda (7,40)
7- Norveç (7.32)
8- Lüksemburg (7,23)
9- Yeni Zelanda (7,12)
10- Avusturya (7,10)

Türkiye, bu listede 4,61 puanla 106. sırada yer almıştı.

En mutsuz üç ülke ise savaş ve kaosun sürdüğü ülkeler ise şöyle listelenmişti:

135- Sierra Leone (3,14)
136- Lübnan (2,39)
137- Afganistan (1,86)

Paylaşın

CHP Lideri Özel, ‘Emekli Maaşları’ Üzerinden İktidara Yüklendi

Trabzon’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, emekli maaşları üzerinden iktidara yüklenerek, 3 Kasım 2002 AKP’nin iktidara geldiği gün. En düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Hiç size dokunmasalar, hiç düzeninizi bozmasalar, hiç size ilişmeseler 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira” dedi ve ekledi:

“Ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. 3 Kasım 2002’de emekli en düşük emekli maaşını çekse kuyumcuya gitse 8 tane çeyrek altın alıyor. Bugün 10 bin lirayı alın, aynı kuyumcuya gidin 2 – 2,5 çeyrek altın alınıyor. Emekliler bir seferlik değil her ay, 1 çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybettiler. Kaybetmeye de devam ediyorlar. 5,5 çeyrek altını nerede kaybettik? Bir seçim sandığında kaybettik. Kaybettiğimizi gelen ilk seçim sandığında orada arayacağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin Trabzon’da düzenlediği halk buluşmasında açıklamalarda bulundu. Konuşmasının büyük bir bölümünü emekli maaşlarına ayıran CHP Lideri Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Trabzon’daki emekli sayısı inanılmaz bir noktaya ulaştı. Ben bundan 1,5 ay önce meydanlara ilk çıktığımda, emeklilerle ilgili ilk konuşmaya başladığımızda kimse emeklinin sesini duymuyor, sesini dinlemiyordu. O gün bir çağrı yaptım, ben iki emekli öğretmenin evladıyım, emeklilerin ne çektiğini bilirim ve dedim ki, ’emekliler ses yükseltmeye var mısınız? Benimle birlikte olmaya, meydanlara koşmaya var mısınız?’. O gün yaptığımız çağrı her geçen gün bir adım ileriye gitti. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Her gün yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerimizi. Çoğaldık, çoğaldık, çoğaldık…

3 Kasım 2002 AKP’nin iktidara geldiği gün. En düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Hiç size dokunmasalar, hiç düzeninizi bozmasalar, hiç size ilişmeseler 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira. Ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. 3 Kasım 2002’de emekli en düşük emekli maaşını çekse kuyumcuya gitse 8 tane çeyrek altın alıyor. Bugün 10 bin lirayı alın, aynı kuyumcuya gidin 2 – 2,5 çeyrek altın alınıyor. Emekliler bir seferlik değil her ay, 1 çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybettiler. Kaybetmeye de devam ediyorlar. 5,5 çeyrek altını nerede kaybettik? Bir seçim sandığında kaybettik. Kaybettiğimizi gelen ilk seçim sandığında orada arayacağız.

Ramazan mübarek gün, söyledikleri sözleri söylemem ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar, hatta küfür ediyorlar. Ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun ittifakıyız, biz sevginin ittifakıyız, biz kardeşliğin ittifakıyız. Ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık ve bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda yapıyoruz, vicdanlarda yapıyoruz.”

Özel’den İmamoğlu vurgusu

Mitinge katılanlara “İmamoğlu’nu seviyor musunuz?” diye soran Özgür Özel, ayrıca şu ifadeleri kullandı: “Ahmet kardeşimiz belediye başkanı olursa, kardeş belediye protokolüyle Trabzon’da muhteşem bir hikaye yazacağız. Ekrem İmamoğlu İstanbul’da büyükşehirde iken Trabzon’da 4 AKP’li milletvekili vardı, 4 bakan vardı, büyükşehir de AKP’deydi. 10 AKP’li Trabzon’a bir hafif raylı sistem yapmadı, bir Trabzonlu İstanbul’a 10 metro yaptı.”

Özel’den, Erdoğan’a ‘mazot’ çağrısı

CHP Lideri Özgür Özel daha sonra partisinin Giresun mitinginde açıklamalarda bulundu. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: “Fındık üreticisinin derdi tasası bitmiyor. ‘Güvenin kardeşinize, mazot düşecek, enflasyon düşecek’ diyorlardı. Ben Isparta’dayım mazot 41 liraydı, Antalya’da 42 oldu. Bugün 44 liraya dayandı. Çiftçinin artık bıçak kemiğine dayandı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘milletin efendisi’ dediği köylüler milletin en büyük çilesini çekiyorlar. Buna Giresun’dan bir itiraz yükseltmek gerekiyor. 44 lira mazotla geçim, tarım olmaz. Uzun süredir unutturdukları bir şey var. ÖTV ve KDV. Lüks yatlara, gezinti teknelerine, denizlerdeki gemilere ÖTV’siz, KDV’siz verilen mazot bugün 44 liradan çiftçiye verilmesi kabul edilemez.

Buradan, her söylediğimize bir kulp takan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum, bugün ÖTV’siz, KDV’siz mazot 27 lira. Fındık üreticisine ve ulaştırmada çalışanlara, taksicilere kamyonculara ÖTV’siz ve KDV’siz mazot verilemesinin çağrısını yapıyorum. Sana sesleniyorum, hodri meydan. Açalım Meclisi, düşürelim ÖTV’yi, KDV’yi güldürelim yüzleri.

Emekli için dedim ki ben, emekli kart çıkaralım. Hiç duymadı şimdi hazırlık yapıyoruz diyor.  7’şer bin lira seyyanen zam yapalım, emekli maaşını asgari ücret seviyesine çıkaralım dedim, kabul etmedi. Şimdi dün çıkmış genel sekreterleri ‘bir hazırlık yapılıyor’ Tayyip bey söyleyecek. Şimdi de siz oyu bana verin, ben seçimden sonra emeklinin durumuna bakacağım diyor.

Yok öyle yağma. Diyormuşsun ki emekliyi Özgür Özel kışkırtıyor. Şimdi diyormuşsun ki son hafta söz veririm. Gel sana çağrı yapıyorum  hodri medyan haftaya pazartesi Meclis’i açalım, Salı günü emekliye zammı yapalım. Samimiysen gel hadi… Bu sene Türkiye’de küçülen tek sektör tarım oldu. AKP iktidarında tarım Belçika kadar toprak kaybetti.”

Paylaşın

31 Mart Yerel Seçimleri: Bazı Seçim Yasakları Yarın Başlıyor

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere 11 gün kalırken, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), belirlediği seçim yasakları takvim de işliyor. Takvime göre, bazı seçim yasakları 22 Mart perşembe günü başlayacak.

Yarından itibaren kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, mini referandum gibi adlarla vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılamayacak.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, seçim dönemlerinde bir kişinin birden fazla kaydının olup olmadığı, mükerrerlik, “ölü seçmenler, vatandaş olmayanlar oy kullandı” şeklindeki algıların gerçeği yansıtmadığını belirterek, seçmen kütüklerinin, ad, soyad, anne adı, baba adı, doğum yılı, doğum yeri, nüfusa kayıtlı olduğu il, nüfusa kayıtlı olduğu ilçe, adres nosu gibi 9 veriyle kontrol edildiğini bildirdi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimde kayıtlı seçmen sayısını 61 milyon 441 bin 882 olarak belirledi. YSK’nın verilerine göre, 18 yaşını dolduran 1 milyon 32 bin 610 genç bu seçimde ilk kez oy kullanacak.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçim yasakları takvimine göre; propaganda serbestliği 30 Mart günü saat 18.00’de, seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek. Bu süreçte, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla ya da internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.

Seçim süresince mabetlerde, okullarda, kışla, karargah, ordugah gibi askeri bina ve tesislerle askeri mahfillerde ve kamu hizmeti görülen diğer yerlerde kapalı yer toplantısı yasağı devam edecek.

Vatandaşların elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlar ile taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak. Ancak siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.

Oy verme gününden önceki 10 gün içinde yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde ya da vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve bunların herhangi bir surette dağıtılması yasak olacak.

Bakanlarla, milletvekillerinin yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamayacak. Bu maksatla yapılacak gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlama, törenler yapılamayacak, resmi ziyafet verilemeyecek. Bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası kapsamındaki gezilerine hiç bir memur katılamayacak.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun kapsamında, oy verme günü olan 31 Mart’a ilişkin yasaklar da bulunuyor. Söz konusu yasanın 79. maddesi kapsamında oy verme günü her türlü içki satışı ve içilmesi yasak olacak.

Oy verme gününde bütün eğlence yerleri de oy verme süresince kapalı kalacak. Eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda ise yalnız yemek servisi yapılabilecek. Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse silah taşıyamayacak.

Seçim günü saat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organlarının seçim ve seçim sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasak olacak, 18.00 ile 21.00 arasında yalnızca YSK’nin seçimle ilgili haber ve tebliğleri yayınlanabilecek. Saat 21.00’den sonra bütün yayınlar serbest olacak ancak YSK bu süreyi öne alabilecek.

YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat öne çekti.

Buna göre, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ile Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak. Diğer illerde oylar 08.00-17.00 saatlerinde kullanılacak.

Yerel seçimlere 34 parti katılıyor

34 siyasi partinin katılacağı seçimde partilerin oy pusulasındaki sıralaması ise şöyle: AKP 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14,

Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.

Paylaşın

Erbakan, İktidara Yüklendi: Bize Mi Kaldı İsrail İle Ticaret Yapmak?

Seçim çalışmaları kapsamında Çorum’da halka seslenen Yeniden Refah Lideri Fatih Erbakan, konuşmasında iktidarın İsrail ile ticari ilişkilerine değinerek, “Bize yakışıyor mu zalim katil, Siyonistlere bu ticareti yapmak bize mi kaldı?” dedi.

Fatih Erbakan, iktidarı ekonomi üzerinden de eleştirerek, “Para yok mu? Var. Nereye gidiyor para? Faize gidiyor. İmtiyazlı holdinglere gidiyor, israfa gidiyor. Emekli 150 gram kıymayı, yoğurdunu, sütünü, peynirini alamıyor. 84 yaşındaki teyze canının çektiği bir pideyi alamıyor ama makam araçları, makam uçakları, makam konvoyları, bunlar protokol masrafları bunlar almış başını gidiyor” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, seçim çalışmaları kapsamında partisinin Çorum’da düzenlediği mitingde halka seslendi. Ekonomi üzerinden iktidara yüklenen Erbakan, şu ifadeleri kullandı:

“10 bin lira emekli maaşı Kayseri’den 6 kilo pastırma alıyor. Kayseri’ye gittik pastırmacılara ‘Pastırmanın kilosu bin 600 liraya kadar çıkıyor’ dedi. En kalitelisinden 6 kilo pastırma şimdi bayramda 3 bin lira daha verecek 2 kilo pastırma almıyor. Ev kirasını zaten hiç saymıyorum. Ev kirası olmadan kendi evinde otursa bile bu 10 bin lirayla sadece karnını doyurabilmesi bile mümkün değil. Bak İstanbul’da bir pazarda adaylarımız bir teyzemizle rastlaşıyor.

84 yaşında bir teyze diyor ki ‘Bak evladım cebimde 100 lira bunu dostumdan arkadaşımdan borç aldım çünkü ilaçlarım bitti, ilaçlarımı almam lazım. Bu borçla ilaçlarımı alacağım ama şuradan geçerken fırından pide öyle güzel koktu ki burnuma ama pideye 15-20 lira verirsem asıl acil olan ilaçlarımı almaya param kalmayacak’. 84 yaşında bir teyzemiz bir Ramazan mübarek gününde canının çektiği bir pideyi alamayacak noktaya gelmiş. Neden böyle oluyor, para yok mu, var. Nereye gidiyor para, faize gidiyor.

İmtiyazlı holdinglere gidiyor, israfa gidiyor. Üç tane gider kalemleri var; faiz, imtiyazlı holdingler, haksız kaynak aktarılması ve aynı zamanda da maalesef kamudaki israf, lüksten, şatafattan asla ödün verilmiyor. Emekli 150 gram kıymayı alamıyor. Yoğurdunu sütünü peynirini alamıyor. Açlık grevine mahkum edilmiş, 84 yaşındaki teyze canının çektiği bir pideyi alamıyor ama makam araçları makam uçakları, makam konvoyları bunlar protokol masrafları bunlar almış başını gidiyor.

Biz 14 Mayıs’tan önce söylediğimiz neydi, bakın bu yanlış yoldan dönün. Bu borç, faiz, vergi ekonomisini bırakın. Önce millet anlayışıyla milli görüşün ekonomik tedbirlerini uygulayın. Biz mutabakat metnini bu için yazdık. Spor olsun diye yazmadık. Denk bütçe yapın, kamuda israfı önleyin, imtiyazlı holdinglere kaynak aktaran hortumları kesin. Bunları yapmadılar. Aynı tas aynı hamam borç, faiz, zam, vergi ekonomisine devam ettiler. Şimdi gelince emekliye imkanım yok diyor.

Emekliye ne kadar para lazımmış, 1.4 trilyon lira. 10 bin liradan emeklinin maaşını 17 bin liraya çıkartabilmek için peki biz Yeniden Refah Partisi olarak ne diyoruz kaç günden beri. Ya bu sene hükümet olarak faize vereceğiniz para ne kadar, 1.25 trilyon lira. 10 milyon asgari ücretlinin bir senelik maaşını götürüp faize verecekler. İşte faiz canavarı bu. 1.25 trilyon lira, emekliye ne lazım, 1.4 trilyon lira. Neredeyse aynı meblağ.

E bak neymiş demek ki sen bu faiz canavarından bu parayı kurtarabilseydin bu emeklinin maaşını 17 bin liraya çıkartabilirdin. Niye kurtaramadın denk bütçe yapmadığın için. Yeniden Refah Partisinin mutabakat metnini uygulamadığın için. Borç, faiz, zam, vergi ekonomisini aynı tas aynı hamam devam ettiğin için şimdi böyle olunca paralar canavarlara gidiyor. İsrafa, faize, imtiyazlı holdinglere ondan sonra da emekliye, işçiye, çiftçiye köylüye para kalmıyor. İşte milletimiz bundan mustarip.”

“Bize mi kaldı İsrail ile ticaret yapmak?”

Fatih Erbakan, konuşmasının devamında iktidarın İsrail ile ticari ilişkilerini sert sözlerle eleştirerek şunları söyledi:

“İsrail’in Müslümanlar giremesin diye Mescid-i Aksa’nın etrafını çevirdiği dikenli telleri Türkiye’den, İsrail’e biz gönderiyoruz. Bunu demeye biz utanıyoruz. Bırakın, Filistin’e gıda yardımı, insani yardımı ulaştırmayı, biz harıl harıl İsrail ile ticarete devam edip, ihracatımızı devam ettirip, İsrail’in Müslümanlar giremesin diye Mescid-i Aksa’nın etrafını çevirdiği dikenli telleri Türkiye’den, İsrail’e biz gönderiyoruz. Bunu demeye biz utanıyoruz.

Filistin’in, Kudüs’ün Gazze’nin hamisi olan Osmanlı’nın torunları olan bizlere, Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışıyor mu? 7 Ekim’den bu yana, Türkiye’den İsrail’le 8 milyon TL değerinde dikenli tel ihracatı yapıldı. Müslümanlar Mescidi Aksa’ya girmesinler diye, siyonist rejim Mescidi Aksanın etrafını Türkiye’den giden dikenli tellerle çeviriyor. Halen daha Türkiye ile ticaret İsrail’e devam ediyor, halen ihracat devam ediyor.

Türkiye’nin limanlarından gemiler İsrail’e çelik taşımaya, yedek parça taşımaya çimento taşımaya, dikenli tel taşımaya, gübre taşımaya devam ediyor. Bize yakışıyor mu? 6 asır dünyaya adalet götürmüş dünyada zulme ortadan kaldırmış Osmanlının torunlarıyız biz. Bize yakışıyor mu zalim katil, Siyonistlere bu ticareti yapmak bize mi kaldı? TÜİK’in resmi verileriyle konuşuyorum. TÜİK’in belgelerini gazeteciler ortaya koydular. Medyada var, sosyal medyada var. 7 Ekim’den bugüne kadar Türkiye’den İsrail’e 8 milyon lira değerinde dikenli tel ihraç edilmiş dikenli tel. Gazetelerde, TRT Haber’in haberlerinde ne diyor?

İsrail, Ramazan’da Müslümanlar Mescid-i Aksa’ya giremesin diye, ‘Mescid’i Aksa’nın etrafını dikenli tellerle çeviriyor’ diyor. İşte Müslüman kardeşlerimizin Mescid-i Aksa’ya girmesine engelleyen o dikenli teller Türkiye’den gidiyor Türkiye’den. Böyle rezalet olur mu Allah aşkına? Yazıklar olsun diyor, yazıklar olsun şu mübarek günlerde bir damla suyu fazla gören oradaki yavrulara bu İsrail’e bu malları gönderenlere yazıklar olsun diyor. Bunu gören milletimiz neden Yeniden Refah’a koşuyor.

Milli Görüşün Erbakan Hoca’nın dış politikasını çok iyi hatırlıyor da onun için. Şu Gazze’deki manzara karşısında başımıza ne gelir koltuğumuzdan oluruz diye düşünüyorsak vay halimize diyorum. Buradan yetkililere ilgililere sesleniyoruz. Bu ayıptan vazgeçin. İsrail ile ticareti kesin. İhracatı durdurun. Limanlarımızı, hava sahamızı İsrail’e kapatın. Tel Aviv’deki büyükelçimizi geri çağırın. Halen çağıramadınız. İsrail kendi büyükelçisini çağırdı. Biz İsrail’deki büyükelçimizi çağıramadık. Şu zulme açıktan resmen ve fiilen destek olan Amerika’nın incirlik üssünü kapatın.”

Paylaşın