Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye “Osman Kavala’yı Serbest Bırakma” Çağrısı

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “bağlayıcı kararlarına uymaya” ve Osman Kavala’yı derhal serbest bırakmaya” çağırdı.

Türkiye taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereği AİHM kararlarına uymakla yükümlü.

Komite üyeleri 17-19 Eylül tarihlerinde gerçekleştirdikleri toplantılarda Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen iş insanı Osman Kavala hakkında AİHM tarafından 10 Aralık 2019 tarihinde açıklanıp 11 Temmuz 2022 tarihinde onaylanan kararın icra sürecini de görüştü.

Toplantıların ardından 19 Eylül’de Bakanlar Komitesi’nin internet sayfasında yayınlanan metinde Türkiye’ye bir kez daha AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğü hatırlatıldı. Türk yetkililerden, 24 Ekim’de Türkiye’de yapılacak ikinci üst düzey teknik toplantıya Kavala hakkındaki yargı kararlarının uygulanması yolunda “somut ve sonuç odaklı önerilerle gelmeleri” istendi.

Komite ayrıca, Anayasa Mahkemesinin Kavala’nın bireysel başvuru dosyasını hâlâ incelememiş olmasından duyduğu “üzüntüyü” kaydetti. Yargı dahil Türk makamları Kavala’nın derhal serbest kalmasını sağlayacak adımlar atmaya davet edildi.

Osman Kavala, Bakanlar Komitesinin atıf yaptığı AİHM kararına Türk mahkemelerinin uymayı reddettiği gerekçesiyle 18 Ocak 2024 tarihinde ikinci kez AİHM’ye başvurmuştu.

Bu ikinci davaya Türkiye Barolar Birliği, İfade Özgürlüğü Derneği, İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Uluslararası Hukukçular Komisyonu ve Amerikalı aktör George Clooney ve eşi insan hakları avukatı Amal Clooney tarafından kurulan Clooney Vakfı gibi kuruluşlar da müdahil olmak için talepte bulunmuştu.

Diğer başka kurumlarla birlikte Clooney Vakfının başvurusu da AİHM tarafından kabul edildi. Vakfın destekçileri arasinda Bill ve Melinda Gates Vakfı, Microsoft, Versace Vakfı, Smith Aile Fonu, Amerikan Barolar Birliği ve Uluslararası Barolar Birliği de var.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Müteahhitler İçin Vergi Cenneti: Çok Kazandılar Hiç Vermediler

“ENR en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesi”ne giren Türkiye sermayeli şirketlerin vergi karnesi dikkat çekti: 20’si 2023 yılında, 15’i 2022 yılında, 23’ü 2021 yılında hiç vergi vermediler.

Erdoğan, “En büyük 250 müteahhitlik firmasının toplam uluslararası gelirleri 2002 yılında 106.5 milyar dolar seviyesindeydi. 2023 yılında bu tutar 430 milyar dolar sınırına geldi. 2030’larda bunun 750 milyar dolara çıkması bekleniyor” demişti.

Türkiye’de ana muhalefetin 5’li çete olarak adlandırdığı Limak, Rönesans, Kalyon, Makyol ve Kolin şirketlerin de arasında olan dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve 18.5 milyar dolar tutarında proje üstlenen Türkiye sermayeli 43 şirketin 20’si 2023 yılında hiç vergi vermedi.

Engineering News Record (ENR) dergisinin, dünyanın önde gelen müteahhitlik firmalarının uluslararası piyasalarda bir önceki yılda elde ettikleri gelirlere göre sıralandığı “ENR en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesi”ne giren Türk sermayeli şirketlerin vergi karnesi dikkat çekti.

Evrensel’den Uğur Zengin‘in haberine göre listeye giren Türkiye sermayeli şirketlerin 20’si 2023 yılında, 15’i 2022 yılında, 23’ü 2021 yılında Türkiye’de vergi ödemedi.

İktidara yakınlığı ile tanınan Nihat Özdemir’in patronu olduğu Limak, 2023 yılında iki sıra yükselerek dünyanın en büyük 43. inşaat şirketi oldu. Limak aynı zamanda Rönesans İnşaat’ı da aynı yıl geçti. Limak son beş yılın üçünde hiç vergi ödemedi. Şirketin 2021’de ödediği vergi 5 milyon TL olurken, 2022’de 23.4 milyon TL vergi ödedi.

Limak İnşaat 2022’de 25 milyar TL ciro, 4.3 milyar TL vergi öncesi kâr elde etmişti. Limak’ın kârına oranla ödediği vergi oranı yüzde 0.54 oldu. Limak İnşaat, vergi ödemediği 2023 yılında 28.1 milyar TL ciro elde etti.

Rönesans İnşaat, dünyanın en büyük 58. inşaat şirketi oldu. Şirket 2023 yılında hiç vergi ödemedi. Rönesans Holding 2023 yılında 18 milyar TL net kâr elde etmişti.

Geçtiğimiz yıl dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve 2023 yılında hiç vergi ödemeyen Türkiye sermayeli şirketler şunlar oldu: Limak, Rönesans, Yapı Merkezi, Ant Yapı, Aslan Yapı, Çalık Enerji, Tav, Nurol, Tekfen, Polat Yol, Alarko, Sembol, Yenigün, GAP, Dekinsan, Yüksel, Üstay, NATA, IC İçdaş, Doğuş.

Dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve son üç yılın tamamında hiç vergi ödemeyen 13 şirket ise şu şekilde: Yapı Merkezi, Ant Yapı, Tav, Nurol, Tekfen, METAG, Polat Yol, SEMBOL, Yenigün, GAP, Dekinsan, Yüksel, IC İçdaş, Doğuş.

“Büyüyen pastadan daha büyük pay alacağız”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan düzenlenen ödül töreninde inşaat patronlarına şu şekilde seslenmişti:

“En büyük 250 müteahhitlik firmasının toplam uluslararası gelirleri 2002 yılında 106.5 milyar dolar seviyesindeydi. 2023 yılında bu tutar 430 milyar dolar sınırına geldi. 2030’larda bunun 750 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Önümüzde halen keşfedilmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyel var. Şunun bilinmesini isterim, sizlerin başarısı ülkemizin başarısıdır. Yurt dışındaki başarılarınızla sadece ekonomimize değil ülkemizin dünya üzerindeki itibarına da büyük katkılar sağlıyorsunuz.

Biz de hükümet olarak her ihtiyacınızda, her meselenizde sizin yanınızda olmaya gayret gösteriyoruz. İş adamlarımızın, müteahhitlerimizin, girişimcilerimizin meselelerini, yaptığımız görüşmelerde sık sık dile getiriyor ve çözüm arıyoruz. İnşallah bundan sonra da sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Üniversitelerde 120 Bin Kontenjan Boş Kaldı

ÖSYM verilerine göre, önlisans ve lisansta 119 bin 819 kontenjan boş kaldı. Boş kalan kontenjan toplam kontenjanın yüzde 11,7’sine denk geliyor. Boş kalan kontenjanlar içinde öğretmenlik bölümleri öne çıktı.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ek yerleştirme sonuçları açıklandı. BirGün’den Mustafa Kömüş‘ün haberine göre; Üniversitelerde baraj olmamasına rağmen 119 bin 819 kontenjan boş kaldı.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) ek yerleştirme sonuçlarını duyurdu. İlk yerleştirmenin ardından yüzde 100’e yakın dolan üniversitelerde büyük boşluklar oluştu.

İlk tercihler sonucunda önlisansta 5 bin 545, lisansta ise 29 bin 53 boş kontenjan kalmıştı. Ancak yerleşme hakkı kazananların üniversitelere kaydolmaması nedeniyle toplam boş kontenjan sayısı ise 34 bin 598’den 202 bin 258’e yükselmişti. Ek yerleştirme sonucunda da bu boş kontenjanın yaklaşık 82 bini doldu. Böylece önlisans ve lisansta 119 bin 819 kontenjan boş kaldı. Boş kalan kontenjan toplam kontenjanın yüzde 11,7’sine denk geldi.

Rehberlik Uzmanı Salim Ünsal’ın verilerine göre boş kalan kontenjan lisansta 40 bin 750, önlisansta ise 72 bin 53 olarak gerçekleşti.

Boş kalan kontenjanlar içinde öğretmenlik bölümleri öne çıktı. Özellikle fen bilgisi ve ilköğretim matematik öğretmenliği bölümlerindeki boşluklar dikkat çekti. Manisa Celal Bayar, Çanakkale Onsekiz Mart ve Sütçü İmam üniversitelerinde fen bilgisi öğretmenliği kontenjanı 40’ın üstünde olmasına rağmen hiç kimse tercih etmedi. Benzer şekilde Artvin Çoruh Üniversitesi’nin 48 kontenjanına ilköğretim matematik bölümünü tercih eden öğrenci sayısı sıfır oldu.

Tıp fakültelerinde de dikkat çekici boşluklar oluştu. Ücretli bölümlerin yanı sıra kamu üniversitelerinde de bazı tıp fakültelerini ek yerleştirmede kimse tercihe etmedi. Sivas Cumhuriyet, İstanbul Medeniyet, Ege ve Bandırma Onyedi Eylül üniversiteleri kamu okulları olmasına rağmen ek yerleştirmede tercih edilmedi. Tıpta boş kalan diğer öne çıkan programlar ve kontenjanları şöyle:

İstinye Üniversitesi %50 burslu: 38
Okan Üniversitesi %50 burslu: 45
Yakın Doğu Üniversitesi %50 burslu: 51

Tıp gibi diş hekimliğinde de Karabük, Trakya ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitelerini hiç kimse tercih etmedi. 33 kontenjanı olan Altınbaş Üniversitesi’nin yüzde 25 burslu programı da hiç tercih edilmedi. 58 kontenjanlı Girne Üniversitesi’nin yüzde 50 burslu programına ise sadece 2 kişi yerleşti.

Mühendisliklerde de durum değişmedi. Pek çok mühendislik bölümü yine boş kaldı. Boş kalan bazı mühendislik bölümleri ve kontenjanları şöyle:

Ardahan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği: 28
Atatürk Üniversitesi Çevre Mühendisliği: 31
Sütçü İmam Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği: 35
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi: 30
Beykent Üniversitesi Yazılım Mühendisliği %50 burslu: 88

Paylaşın

Mansur Yavaş “CHP’den Ayrılacak” İddialarına Açıklık Getirdi

“CHP’den ayrılacak” iddialarına ilişkin açıklama yapan Mansur Yavaş, “Bu asılsız iddiaların aynı şahıslar tarafından kulis bilgisi adı altında sürekli gündeme getirilmesinde artık kötü niyet arıyorum. Kirli siyasete alet olmayacağım” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, hakkında çıkan iddialarla ilgili Habertürk’e konuştu. Mansur Yavaş şu ifadeleri kullandı:

“Son dönemde kulis bilgisi adı altında sürekli mesnetsiz haber, köşe yazısı ve yorumlara konu olduğumuzu görüyorum. ‘Yavaş partisinden ayrılacak. Başka partiden aday olacak. Farklı siyasi partilerle görüşüyor’ şeklinde birçok asılsız iddianın konusu oluyorum.

Fakat, gerçeklerin oralarda yazanlar ve anlatılanlarla yakından uzaktan bir ilgisi yok. Adaylık konusu başta olmak üzere şu an tartışılan tüm konular zamanı geldiğinde oturulur konuşulur. Ancak; bu asılsız iddiaların aynı şahıslar tarafından kulis bilgisi adı altında sürekli gündeme getirilmesinde artık kötü niyet arıyorum. Kirli siyasete alet olmayacağım.”

Paylaşın

DEM Parti’den “Yeni Anayasa İçin Öneriler Sundu” İddialarına Yalanlama

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Parti olarak Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş ile Anayasa’ya dair yeni bir görüşmemiz olmadığı gibi bu konuda öneri veya taslak niteliği taşıyan herhangi bir açıklamamız da olmamıştır” dedi ve ekledi:

“DEM Parti kendi içinde Anayasa Koordinasyonu çalışmalarını sürdürüyor; ilgili ve yetkili kurullarımız dışında maksatlı bir şekilde dolaşıma sokulan bazı haberlerin nedenini biliyoruz. Bu oyunu görüyoruz. Partimiz açısından bağlayıcılığı olmayan bu haberler dikkate alınmamalıdır.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), özellikle sosyal medyada yayılan “yeni anayasa çalışmaları için hazırlanan taslak TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a sunuldu” iddialarını yalanladı.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Kurtulmuş’la yeni anayasa tartışmalarına ilişkin görüşmelerinin olmadığını, bu konuda öneri ve taslak da açıklamadıklarını duyurdu.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan sözcü Doğan, şu ifadeleri kullandı: “DEM Parti olarak Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş ile Anayasa’ya dair yeni bir görüşmemiz olmadığı gibi bu konuda öneri veya taslak niteliği taşıyan herhangi bir açıklamamız da olmamıştır.

DEM Parti kendi içinde Anayasa Koordinasyonu çalışmalarını sürdürüyor; ilgili ve yetkili kurullarımız dışında maksatlı bir şekilde dolaşıma sokulan bazı haberlerin nedenini biliyoruz. Bu oyunu görüyoruz. Partimiz açısından bağlayıcılığı olmayan bu haberler dikkate alınmamalıdır.”

Bazı sosyal medya hesapları ve haber sitelerinde kaynağı belli olmayan şekilde “DEM Parti’nin, yeni Anayasa için Meclis’e ‘özerklik’, ‘ikinci resmi dil’ ve ‘Türkiye vatandaşlığı’ önerileri sundu” iddiaları ortaya atılmıştı.

Paylaşın

Bahçeli’den “Erken Seçim” Çağrılarına Sert Tepki

Erken seçim çağrılarına ilişkin konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Özgür Bey’in 31 Mart yerel seçimlerinden sonra erken seçim istemeyeceğiz açıklaması hafızalara kazınmışken bunun üzerinden çok geçmeden 2025 Kasım ayında erken seçim çağrısını telaffuz etmesi akıl tutulmasıdır” dedi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ile Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyeleri, genel başkan Devlet Bahçeli başkanlığında toplandı. Devlet Bahçeli, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu.

HÜDA Par Genel Başkanı’nın Anayasa’nın ilk dört maddesine yönelik sözleri sonrası başlayan tartışmalara değinen Bahçeli, “MHP’ye Anayasa’nın ilk 4 maddesi ile ilgili yoklama yapmak teste tutmak hiç kimsenin hakkı haddi değildir” dedi ve ekledi:

“Kim olursa olsun Anayasa’nın ilk 4 maddesine şaşı bakanlar bizim için yok hükmündedir muhatap alınmaya değecek hiçbir yanları yoktur. MHP sivil demokratik devletin ve milletin hukuksal omurgasını belirleyecek geniş katılımcı bir anayasa hazırlığı için yapıcı tutumunu korumaktadır. Anayasa’nın ilk 4 maddesine sadık kalınarak zamanın ihtiyaçlarına dinamik cevaplar verebilen anayasa yapılmasının yanındayız.”

Devlet Bahçeli erken seçim çağrılarına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: “CHP Genel Başkanı hayal tacirliğini boş keseden atıp tutmayı siyaset zannedecek kadar hayatın gerçeklerinden uzaklaştırtır. Özgür Bey’in 31 Mart yerel seçimlerinden sonra erken seçim istemeyeceğiz açıklaması hafızalara kazınmışken bunun üzerinden çok geçmeden 2025 Kasım ayında erken seçim çağrısını telaffuz etmesi akıl tutulmasıdır.

Sandığı getirip iktidara geleceğiz diyen bu zatın deli saçması vaadi ise 1 litrelik rakının 140 liraya inmesinden başka bir şey değildir. Mavi vatana masal diyen siyasi sefaleti iyice azıtmıştır. CHP’ye oy veren kardeşlerim bu patalojik yönetim anlayışına müstahak görülmemelidir.”

Paylaşın

Erken Seçim Tartışmaları: Bakırhan’dan Muhalefete Sert Eleştiriler

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, erken seçim tartışmalarına değinerek, “Sorunlar sadece dile getirmekle, miting yapmakla çözülmüyor. Sorunları çözmek için de bir irade ortaya koymak gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Allah aşkına muhalefet iktidarı ne kadar rahatsız etti? 31 Mart’ta ortaya çıkan o olumlu havayı, insanlara umut veren, göç yollarını durdurup ‘bu ülkede bir şeyler olabilir’ diyen insanların yine eski havasına dönmesinin sorumlusu biraz da muhalefetin kendisidir. Biz de bu konuda özeleştirimizi veriyoruz.”

Bakırhan, “Halk değişim istedi. Halk, ‘bunlar yönetemiyor’ dedi. Halk, ‘bunlar gitsin’ dedi. Halk iradesini onurlu bir şekilde sandığa attı. Biz de bekliyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan’ın keyfi ne zaman seçim isterse o zaman seçime gideceğiz. O zaman muhalefet yapmayalım. Seçime kadar sokağa çıkmayalım, mücadele etmeyelim, bunun kavgasını vermeyelim, bekleyim, AKP ve MHP ne zaman isterse o zaman seçime gidelim. Böyle bir muhalefet olmaz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘Ekmek ve Adalet’ kampanyası kapsamında Mersin’in merkez Akdeniz ilçesindeki Park Kafe’de emeklilerle bir araya geldi. Bakırhan, emeklilerin sorunlarını ve taleplerini dinledi.

2017 Emekliler Derneği Başkanı Oktay Canpolat, 2021 Emekliler Derneği Başkanı Hüseyin Kurt ve emekliler sorunlarını ve taleplerini anlattı. Emeklileri dinleyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’deki 16 milyon emeklinin Bolivya, Belçika, Ürdün gibi ülkelerin nüfusundan bile fazla olduğuna dikkat çekti.

Artı Gerçek’ten Abidin Yağmur’un aktardığına göre; Bakırhan, “31 Mart’ta öyle bir ters köşe yaptınız ki siyasi partilere, emin olun 31 Mart’ın en önemli aktörleri bence 16 milyon emeklidir. Tercihleriyle aslında bütün siyasi partilere, başta iktidar partisi olmak üzere çok büyük bir ders verdiler. Adıyaman, Muş gibi iktidarın kalesi olan kentlerin düşmesinin en önemli sebebi emeklilerin örgütsüz olmalarına rağmen duyarlı davranmalarıyla ilgili bir durumdur” dedi.

Emeklilerin örgütlü mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “16 milyon emekli tek çatı altında bir arada güçlü bir örgütlülük sağlayabilseydi emin olun hükümet belirlerdi. Hükümet götürür, hükümet getirirdi. Tüm siyasi partilerin ilgisinin, odağının olduğu merkezlerden birisi olurdunuz. Sözünüz karşılık bulurdu. Sözünüz çok kıymetli, çok değerli ama sözünüzü temsil eden henüz bir zemin yok. Sizden rica ediyorum önce sizin bir silkelenip mevcut dağınık örgütlülükten kurtulup daha büyük daha güçlü mücadele zeminleri yaratmanız gerekiyor” diye konuştu.

AK Parti iktidarının, ‘Emekli Yılı’ ilan ettiği 2024’te emeklileri daha yoksullaştırdığını dile getiren Bakırhan, şöyle konuştu: “Emekliler yılı ilan ettiler. Ne yapmışlar? Tatil yapmak isterseniz okullar tatil olduğunda okulların yurtlarında barınabilirmişsiniz. O yurtlara gitmek için mazot paranız var mı, aracınız var mı, orada ne yiyip ne içeceksiniz diye hesaba katmıyorlar.

Bir arkadaş söyledi; bir emekli maaşıyla 7 tane çeyrek altın alınıyordu, emekliler yılı ilan edenlerin geldiği yıl. Şimdi 2.5 çeyrek altın alamıyor emeklilerimiz emekli maaşıyla. Açlık sınırı 20 bin TL. O da TÜİK’in sahte raporlarıyla, sahte sonuçlarıyla oluşturulmuş bir rakam. Ama emekliye 12 bin TL veriyorlar. Çalışanlara 17 bin TL para veriyorlar. Bir de emekli yılı, emekçi yılı ilan ediyorlar. Utanmadan bir de diyorlar ki ’emeklileri enflasyona ezdirmeyeceğiz.’ Böyle bir şey olabilir mi? Emekli neredeyse zeytin alamıyor. Emekliler büyük neden yapıldığı belli olmayan beyaz peyniri 1-2 TL ucuza almak için market market dolaşıyor. Emekliler yılında emeklileri getirdikleri hale bak. Lanet olsun onlara.”

DEM Parti’nin en düşük emekli maaşının 32 bin TL olmasını önerdiğini hatırlatan Bakırhan, “Emeklinin emeklinin üç beş gün tatil yapacak, seyahat edecek, insanca, başı dik bir şekilde sokakta yürüyecek bir ücrete ihtiyacı var. Bunu önermeyen hiçbir siyaset bence samimi değildir. Mevcut, bizi sömüren, memleketi talan eden, uçurumun kenarına getiren siyasetin değirmenine rüzgâr taşıyor. Mehmet Şimşek’in ekonomi programının emekliye, emekçiye vereceği bir şey yok. Bu iktidar artık bir sorun haline gelmiştir. Hepimizi bir araya getiren ortak bir zemin var, bu iktidarı göndermek” diye konuştu.

“Böyle muhalefet olmaz”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, erken seçim tartışmalarına da değindi. Muhalefeti eleştiren Bakırhan, şunları söyledi: “Sorunlar sadece dile getirmekle, miting yapmakla çözülmüyor. Sorunları çözmek için de bir irade ortaya koymak gerekiyor. Allah aşkına muhalefet iktidarı ne kadar rahatsız etti? 31 Mart’ta ortaya çıkan o olumlu havayı, insanlara umut veren, göç yollarını durdurup ‘bu ülkede bir şeyler olabilir’ diyen insanların yine eski havasına dönmesinin sorumlusu biraz da muhalefetin kendisidir.

Biz de bu konuda özeleştirimizi veriyoruz. Halk değişim istedi. Halk, ‘bunlar yönetemiyor’ dedi. Halk, ‘bunlar gitsin’ dedi. Halk iradesini onurlu bir şekilde sandığa attı. Biz de bekliyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan’ın keyfi ne zaman seçim isterse o zaman seçime gideceğiz. O zaman muhalefet yapmayalım. Seçime kadar sokağa çıkmayalım, mücadele etmeyelim, bunun kavgasını vermeyelim, bekleyim, AKP ve MHP ne zaman isterse o zaman seçime gidelim. Böyle bir muhalefet olmaz.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’ndan Parti İçine Dikkat Çeken Mesajlar

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Zaman, önümüzdeki sürece dair en iyi şekilde hazırlanma zamanıdır. Zaman, milletin sorunlarını konuşmayı ve o sorunlara çözüm bulmayı bize emreden bir zamandır” dedi ve ekledi:

“Zaman, hele hele aynı odada, aynı mekanda, aynı çatı altında siyaset yapan insanların ‘sen benim ayağıma bastın, sen benim koluma dokundun, yüzüme sert baktın’ zamanı değildir. Bununla uğraşan kim varsa benim yol arkadaşım değildir, nokta!”

Ekrem İmamoğlu, “Mesele memleket meselesidir. Memleket meselesi doğrultusunda koşan, hizmetini yaparken en iyi nasıl yaparız diyen belediye başkanı benim yaşam boyu en üstün yol arkadaşımdır” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sultanbeyli Battalgazi İtfaiye İstasyonu Açılış Töreni’ne katıldı.

Burada açıklamalarda bulunan Ekrem İmamoğlu, “Milletimiz bizden iş yapmayı, icraat yapmayı bekler. Ekonominin kötü olduğu ortamda onların ihtiyaçlarının yanında olmamızı bekler. Bizler bu sorumluluğu üstlenmiş, özellikle 31 Mart’ta görev alan bütün yerel yönetici arkadaşlarım, Türkiye’nin her yerinde yereldeki barışı, dostluğu en üst seviyeye taşımayı kendilerine sorumluluk eden hali ve sorumluluğu emreder” dedi.

“Bunun partisi yok” diyen İmamoğlu, “Herkes bu sorumluluğu almak durumundadır. O ayrımcı akılla işimiz olmaz. Biz elimiz havada kalsa da elimizi uzatırız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz milletin evlatlarına eşit gözle bakmayı kendine şiar edinmiş insanlarız” ifadelerini kullandı.

Parti içine mesaj

“Böylesi zor bir dönemde özellikle benim siyasi yol arkadaşlarım, özellikle benim CHP içinde siyaset yapan arkadaşlarıma ya da belediye başkanı, meclis üyesi, milletvekili olan partinin üst yönetimine net olarak bir şey söylemek isterim” diyen İmamoğlu, şunları kaydetti:

“Zaman, önümüzdeki sürece dair en iyi şekilde hazırlanma zamanıdır. Zaman, milletin sorunlarını konuşmayı ve o sorunlara çözüm bulmayı bize emreden bir zamandır. Zaman, hele hele aynı odada, aynı mekanda, aynı çatı altında siyaset yapan insanların ‘sen benim ayağıma bastın, sen benim koluma dokundun, yüzüme sert baktın’ zamanı değildir. Bununla uğraşan kim varsa benim yol arkadaşım değildir, nokta!

Mesele memleket meselesidir. Memleket meselesi doğrultusunda koşan, hizmetini yaparken en iyi nasıl yaparız diyen belediye başkanı benim yaşam boyu en üstün yol arkadaşımdır. ‘Ekrem İmamoğlu koşuyor, çalışıyor. Ben ondan daha fazla koşacağım, daha çok çalışacağım’ diyen bir siyasetçi benim en kadim yol arkadaşımdır, nokta!

Ama parti içindeki mevzuları konuşup konuşturan, geceyi gündüzü meşgul eden, meseleymiş gibi bu mesele üstünde tepinen kim varsa hem bu millete ihanet eder, hem de Başkomutan Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’e ihanet eder. Bu kadar net!”

“Her siyasi partiye mensup kişiye seslenirim ben” diyen İmamoğlu, “Parti işi araçtır. Mesele millete hizmettir. Ben partime de öyle bakıyorum. Ben CHP’liyim… CHP, onur duyduğum, ferdi olmaktan gurur duyduğum partimin bir araç olduğunu bilirim. Memleketime ve milletime layık olma gayreti için hiç kimseyi tanımam, bir tek 86 milyon milletimi tanırım. Bu şiar, her siyasetçinin şiarı olmalıdır.”

(Kaynak: BirGün)

Paylaşın

CHP’li Belediye Başkanına Siyasi Yasak: Hukuk Garabeti

Adana Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 8. Ceza Dairesi, CHP’li Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın tehdit suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasını onadı. Kadir Aydar, aldığı hapis cezasından dolayı siyasi yasaklı konumuna düştü.

Karar oy çokluğu ile (1’e karşı 2 oyla) onanırken karşı oy sunan üye, şikayetin 13 ay sonra yapıldığını, herhangi bir tanığın bulunmadığını, mağdurların sürekli beyan değiştirdiklerini ifade etti ve tüm bu durumların gözetilmesi gerektiğini ifade etti. Karşı oy sunan üye muhalefet şerhinde, kararın bozulması ve tüm sanıkların atılı suçtan beraat etmeleri gerektiğini de söyledi.

Kadir Aydar, karara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadeleri kullandı: “Deliler incelenmemiş, taraflara dosya içeriği açıklatılmamış, görüntü CD’si izlenmemiş ve bu eksikler için duruşma açılmaksızın dosya sonuçlandırılmıştır. Ortada büyük bir hukuk garabeti oluşmuştur. Aynı konumda bulunan ve siyaset yapmayan sanıklar beraat etmiş, siyaset yapan sanıkların ise cezası onanarak siyasi yasak getirilmiştir. Muhalefet şerhinde açıkça da bu durum ifade edilmiştir. Karara karşı tabii ki yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.”

Kadir Aydar kimdir?

1988 yılında Adana’nın Ceyhan ilçesinde dünyaya gelen Kadir Aydar, eğitim hayatına Ceyhan ilçesinde başladı, Piri Reis Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi’nde üç farklı bölümden mezun oldu ve Çağ Üniversitesinde Uluslararası Finans ve İşletme bölümünde akademik eğitimine devam etmektedir.

Kadir Aydar, Çukurova Üniversitesinde Konsey Başkanlığı, Ceyhan Ticaret Borsası Meclis Üyeliği, CEYGEM Yönetim Kurulu Üyeliği, Ceyhan Genç İş Adamları İkinci Başkanlığı gibi birçok farklı görevi üstlendi. Aydar, Öztaş Limited Şirketinin de yöneticisi olarak iş hayatına devam etmektedir.

Siyasi hayatına 18 yaşında CHP ‘ye üye olarak başlayan Kadir Aydar, CHP İstanbul Gençlik Kolları olmak üzere farklı görevler üstlendi. 2015 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Ceyhan İlçe Başkanı olarak seçilmiş ve 31 Mart 2019 Yerel Seçimi döneminde Cumhuriyet Halk Partisi Ceyhan İlçe Başkanı iken görevinden istifa ederek Ceyhan Belediye Başkan aday adayı oldu.

Cumhuriyet Halk Partisinin ön seçimini kazanarak 2019 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Ceyhan Belediye Başkan adayı olarak 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde galip gelerek Cumhuriyet Halk Partisi adına seçimleri 25 yıldan sonra, 46.873 oy alarak % 50.6 ile Ceyhan Belediye Başkanı olarak seçildi.

Kadir Aydar, Şeffaf ve ulaşılabilir sosyal belediyeciliği kendisine hedef belirlemiş görev yaptığı sürece halka doğrudan temas edip talepleri anında yerine getirdi ve Ceyhan halkına yaşanabilir bir Ceyhan armağan etti ve 2024 Mahalli İdareler Seçiminde % 45.67 oy alarak Ceyhan Belediye Başkanı olarak yeniden seçildi.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Anayasa” Açıklaması: İlk Dört Maddeyle Bir Sıkıntımız Yok

Erdoğan, Anayasa tartışmalarına ilişkin, “Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili bizim açımızdan bir tartışma yoktur” dedi. Erdoğan, “Partimizin bu konudaki yaklaşımı açıktır. Biz yeni anayasa sürecini yönetmek arzusundayız. Biz milletimizi darbe anayasasından kurtarmak ve milletimizin önünü açmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Anayasa’nın ilk üç maddesinde devletin şekli, cumhuriyetin nitelikleri ve devletin bütünlüğü, resmi marşı, bayrağı ve başkenti belirleniyor. Dördüncü maddesinde de ilk üç maddenin değiştirilemeyecek oluşuna vurgu yapılıyor: “Anayasa’nın 1. maddesindeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2. maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen ‘Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugüne kadar inşaat sektörünün gelişmesine yönelik her adımımız itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Müteahhitlik firmalarımızın özellikle yurt dışında yazdığı başarı hikayesi ısrarla görmezden gelindi, yok sayıldı. Oysa biraz ekonomi bilseler, inşaat sektörünün ne derece kritik konuma sahip olduğunu anlayabilirlerdi.

Türk müteahhitlik sektöründe firma sayısı itibarıyla Çin’den sonra ikinci sıradayız. Gelir sıralamasına göre ise ilk 8 ülkeden biriyiz. Firmalarımızın yurt dışında aldığı işler hem ülkemize döviz kazandırmakta hem de marka değerimizi yükseltmektedir.

2012-2013 ve 2021 yıllarında 32 milyar dolarlık proje tutarlarında rekor kırdık. 2023 yılında ise Rusya -Ukrayna çatışması gibi sorunlara rağmen proje büyüklüğü 28 milyar dolar olarak gerçekleşti. Her alanda her başlıkta çok ciddi ilerleme kaydettik. İnşallah bunları çok daha yukarılara taşıyacağız.

En büyük 250 müteahhitlik firmasının toplam uluslararası gelirlerinin, 2023 yılında 430 milyar dolar sınırına geldi. İş adamlarımızın, müteahhitlerimizin, girişimcilerimizin meselelerini yaptığımız görüşmelerde sık sık dile getiriyor, çözüm arıyoruz. İnşallah sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Son 22 yılda ekonomiden dış politikaya geniş bir yelpazede devrim niteliğinde adımlar attık, atıyoruz.

Türk dış politikası uzun yıllar içe dönük bir karaktere sahipti. Risk almayalım, belli aktörlerle aman karşı karşıya gelmeyelim anlayışı Türkiye’ye uzun yıllar mahkum etti. Bunun faturasını birçok başlıkta ödedik, halen de ödüyoruz. 2002’den itibaren dış politikamızda köklü bir değişikliğe gittik. Komşularımızla ilişkilerimizi farklı mekanizmalarla güçlendirdik. Pek çok bölgesel ve uluslararası kuruluşla ortaklıklar tesis ettik.

Bugün Türk ürünlerinin girmediği neredeyse hiçbir ülke kalmadı. Göreve geldiğimizde turizmde 13 milyon turist sayısından 56,7 milyon turist rakamına ulaştık. Son 20 yılda ekonomimiz yüzde 5,4 büyüdü. milli gelirimiz tarihimizde ilk kez 1,1 trilyon doları aştı. Artık trilyonu konuşuyoruz. Neredeydik, bakın şimdi neredeyiz.

Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde göz kamaştıran bir başarı yakaladık. Hemen her ülke ile ekonomik ilişkilerimizde artış yaşadık. Dış politikamızı bölgesel ve küresel meselelerdeki tutumumuzu anlamakta ısrar edenler olduğunu görüyoruz. 2024 Türkiye’sini 30-40 yıl öncesinin kalıplarına mahkum etmek ülkemize yapılacak çok büyük bir haksızlıktır

Dünya değişirken, ekonomide, üretimde, teknolojide yeni güç merkezleri ortaya çıkarken biz de kendimizi buna adapte etmek mecburiyetindeyiz. Türkiye olarak yüzümüz elbette Batı’ya dönüktür. Ancak bu Doğu’ya sırtımızı döneceğimiz, ilişkilerimizi geliştirmeyeceğimiz anlamına gelmez. Siyah beyaz, iki bloktan birinin tercih edilmek zorunda olduğu bir dünyada artık yaşamıyoruz. Kazan-kazan temelinde dengeli bir anlayışla işbirliğimizi tüm aktörlerle geliştirmeyi arzu ediyoruz.

Türkiye’nin dış politikada kendine yeni rotalar keşfetmesi tenkit edilecek değil takdir edilecek, övgüyle karşılanacak bir çabadır. Milleti darbe anayasasından kurtarmak istiyoruz. Biz mümkün olan en geniş toplumsal mutabakatla yeni anayasa sürecini yönetmek ve başarıyla neticelendirmek arzusundayız. Anayasa’nın ilk 4 madde ile ilgili tartışma yoktur. Maksimalist yaklaşımların sürece zarar verdiğini düşünüyoruz.”

Paylaşın