Meclis’teki Kavgalar İçin Harekete Geçildi: Sert Zemin Tedbiri

TBMM Genel Kurul salonunda yaşanan kavgaların ardından, konuşma kürsünün etrafındaki sert zeminle ilgili riskler, Meclis yönetimine de iletildi ve tedbir alınması istendi.

Meclis yönetimi gelen talepler üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda risk oluşturan kısımlar için yerinde inceleme yaptı. Bu doğrultuda güvenliği sağlayacak ve estetiği bozmayacak bir düzenleme yapılması için çalışma başlatıldı.

TBMM Genel Kurul salonunda yaşanan kavgaların ardından yeni tedbirler geliyor. Saadet Parti’li Hasan Bitmez’in kalp krizi geçirip kafasını vurduğu ve TİP’li Can Atalay için yapılan oturumda bazı milletvekillerinin düşerek yaralanma tehlikesine neden olan “sivriliklerin” düzeltilmesi için harekete geçildi.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre; TBMM Genel Kurul salonunda milletvekillerinin konuşma yaptığı kürsünün yanındaki ve arkasındaki merdivenlerin sert zeminlerine karşı tedbir alınacak.

Genel Kurul salonunda zaman zaman milletvekilleri arasında yaşanan arbedelerde yere düşenlerin başını çarpması ihtimali büyük risk oluşturuyor. Meclis’te son olarak TİP’li Can Atalay için yapılan olağanüstü toplantıda büyük bir kavga yaşanmış, bazı milletvekillerinin yere düştüğü ve yaralandığı görülmüştü.

Geçen sene de Saadet Parti’li Hasan Bitmez, kürsüde konuşurken kalp krizi geçirip yere düşmüş, kafası merdivenlerin olduğu sert zemine çarpmış ve sonrasında da vefat etmişti.

Genel Kurul’daki kürsünün etrafındaki sert zeminle ilgili riskler, Meclis yönetimine de iletildi ve tedbir alınması istendi. Meclis yönetimi gelen talepler üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda risk oluşturan kısımlar için yerinde inceleme yaptı. Bu doğrultuda güvenliği sağlayacak ve estetiği bozmayacak bir düzenleme yapılması için çalışma başlatıldı.

Paylaşın

Anayasa Tartışmaları: Hatimoğulları’ndan “Gündemimiz Değil” Yorumu

Anayasa’nın ilk dört maddesine ilişkin tartışmaları değerlendiren DEM Parti Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğlulları, “AKP’nin DEM Parti karşısında alternatif olsun diye iktidarın bütün olanaklarını seferber ederek büyütmeye çalıştığı bir yapı bu tartışmayı başlattı” dedi ve ekledi:

“Bunu yaparak Türkiye’deki esas gündemlerin üzerinin örtülmek istendiğini düşünüyorum. Bu dört maddenin bu şekilde gece gündüz konuşulmasının sebebi bu. Yoksulluk, adaletsizlik, işsizlik konuşulmasın diye bu gündemi köpürtüyorlar. Bir başka amaçları da bizi bu tartışmanın içine çekip kriminalize etmek, hedef göstermek ve diğer tüm sözlerimizi görünmez kılmak. Ama bizim gündemimiz bu değil.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğlulları, Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuştu.

“Normalleşme”,  “Yeni Anayasa” ve “Anayasa’nın ilk dört maddesi”ne ilişkin tartışmaları değerlendiren Tülay Hatimoğulları şunları söyledi:

“Şu an zemin normal değil. AKP ve CHP’nin yan yana gelerek ‘Biz süreci normalleştiriyoruz’ demeleri süreci normalleştirmez. Nitekim normalleşmediğini gördük. Artık normalleşme tartışmaları neredeyse ortadan kalktı.

Normalleşme Türkiye’deki mevcut rejimin ortadan kalkmasıyla mümkün olur. Siz bir yandan otoriter rejimi inşa etmeye devam edeceksiniz, toplumu kutuplaştıracaksınız, ayrıştıracaksınız, 25 milyonu aşkın Kürt’ü yok sayacaksınız, halkı açlığa mahkum edeceksiniz; böylesi bir atmosferde normalleşmeden bahsedilebilir mi? AKP iktidarı normalleşmeyi muhalefeti kendi minderine çekmek için kullanıyor. Muhalefet bu tuzağa düşmemeli.

Normalleşme için zemin müsait olmadığı gibi anayasa için de müsait değil. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi, toplumda her şey güllük gülistanlıkmış gibi, her şey normalmiş gibi anayasa konuşuyorlar. Çünkü AKP kendi anormalliğini toplumun normal kabul etmesini istiyor.

Böylesi bir zeminde anayasa tartışması yürütmek mümkün değil. İktidar her fırsatta, herkesle gerilimi yükseltiyor. Mevcut anayasayı dahi uygulamıyor. Fakat bir anayasa yapım sürecine Türkiye’nin ihtiyacı var. Sanırım Türkiye’de anayasa değişikliğini en çok isteyen siyasi parti biziz. Çünkü bu anayasadan en çok biz mağduruz. Bu ülkenin devrimcileri, sosyalistleri, kadınları, gençleri, Kürtleri, Alevileri mağdur.

Anayasa demokratik bir zeminde yapılır. Ama şu anda asgari düzeyde dahi böyle bir zemin yok. Bizim için yol temizliği yapılmadan, demokratik zemin oluşmadan yapılan bir anayasa tartışması gerçekçi değil.

Toplumu ilgilendiren meseleler konuşulurken sağduyuya dayanan bir müzakere, ortak akıl ve tarihsel hafızayı esas almalıyız. Halkın, STK’ların, derneklerin, demokratik kitle örgütlerinin dahil olması son derece önemli. İkinci yüzyıla birinci yüzyılın siyasal aklı, düzeni ve alışkanlığıyla girmemeliyiz.

Anayasanın ilk dört maddesinin tartışmaya bu şekilde açılmasının birçok tartışmayı gölgelediğini düşünüyoruz. Mevzu ilk dört madde tartışmak mıdır? AKP’nin DEM Parti karşısında alternatif olsun diye iktidarın bütün olanaklarını seferber ederek büyütmeye çalıştığı bir yapı bu tartışmayı başlattı. Bunu yaparak Türkiye’deki esas gündemlerin üzerinin örtülmek istendiğini düşünüyorum. Bu dört maddenin bu şekilde gece gündüz konuşulmasının sebebi bu.

Yoksulluk, adaletsizlik, işsizlik konuşulmasın diye bu gündemi köpürtüyorlar. Bir başka amaçları da bizi bu tartışmanın içine çekip kriminalize etmek, hedef göstermek ve diğer tüm sözlerimizi görünmez kılmak. Ama bizim gündemimiz bu değil.”

“İktidar yönetme ehliyetini yitirmiştir”

Erken seçim tartışmalarını da değerlendiren Tülay Hatimoğlulları, “Muhalefetin yakın geçmişteki en somut hatalarından biri bütün umudu sadece sandığa bağlamak oldu. 2023’te bunun somut sonuçlarını gördük” dedi ve ekledi:

“Erken seçim talep edilebilir, erken seçim yapılabilir ama toplumsal muhalefet gelişkin bir şekilde kendi varlığını hissettirmezse, daha örgütlü hareket etmezse seçim tek başına değişim gücü değildir. Evet, iktidar yönetme ehliyetini yitirmiştir. Fakat asıl değişim gücü toplumdaki dinamizmin örgütlü bir şekilde iktidara güçlü yönelmesiyle sonuç alır. Bunun yanında muhalefetin topluma güven vermesi lazım. Ancak bunlarla birlikte sandık kurulursa başarı elde edilir.”

Tülay Hatimoğulları’nın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’dan “Savunma Sanayi” Mesajı: Çalışmalarımızı Devam Ettireceğiz

Jandarma ve Emniyet teşkilatlarına yeni araçların hizmete alımı nedeniyle düzenlenen törende konuşan Erdoğan, “Savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşana kadar çalışmalarımızı devam ettireceğiz” dedi.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanında, Jandarma ve Emniyet teşkilatlarına yeni araçların hizmete alımı dolayısıyla düzenlenen törende açıklamalarda bulundu. Erdoğan şunları söyledi:

“Vatan için hayatlarını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Dün Gaziler Günü’ydü, tüm gazilerimizi şükran ile yad ediyorum. Emniyet ve Jandarma teşkilatımız hiç tartışmasız ülkemizin de milletimizin de kıvanç kaynağıdır. Tüm kutsal değerlerimiz teminat altındaysa hiç şüphesiz bunda aslan payı polis ve jandarmalarımızındır.

Bugün Jandarma ve Emniyet teşkilatımıza 7 bin 204 aracı kazandırıyoruz. Ömrü dolan araçlarımızı yeniliyoruz. Bu araçların 5 bin 1 tanesini emniyet, 2 bin 203 adedini ise jandarmamız kullanacak. BU araçlar asayiş, terör ve uyuşturucu faaliyetlerinde kullanacaklardır. Yeni araçlarımızın şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Sadece personel sayısı ile güvenliği sağlayamayız. Teknik donanım ve teknolojik kapasitemizi de kullanmamız şart.

Devletin asli vazifesi vatandaşın huzur ve güvenliğini sağlamaktır. Huzur ve güven olmazsa devlet de huzur da demokrasi de olmaz. Biz yakın tarihimizde güvenlik noktasında yaşanan sıkıntıların acılarını çok çekmiş bir ülkeyiz. 70’lerde ülkemizin nasıl kaosa sürüklendiğini gayet net hatırlıyoruz. Pırıl pırıl evlatlarımızı 90’larda kaybettik. Ekonomik olarak da çok ciddi kaybımız oldu.

“Ülkemizi büyük yatırımlarla donattık”

2002’de göreve geldiğimizde asayiş konusuna büyük önem verdik. Ülkemizi büyük yatırımlarla donattık. Yeni mücadele konseptleri geliştirdik. Terörü kaynağında yok etme stratejimiz bunlardan biriydi. Zehir tacirlerine göz açtırmama bunlardan biriydi. Kendini devletten, kanundan nizamdan üstün gören alçakların tepesine tepesine bindik.

Terör örgütlerine sınırımızın içinde ve dışında nefes alacak alan bırakmadık. 2024’te PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKP/C’sine 35 bin 500 operasyon düzenlendi. 835 terörist etkisiz hale getirildi. 70 terör eylemi engellendi. Her gün üst düzey bir teröristten imha haberini alıyoruz. Bunu kendi silahlarımızla gerçekleştiriyoruz.

Lübnan’a yönelik düzenlenen siber saldırılar, yerli sistemlere yaptığımız yatırımların kıymetini ortaya koydu. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşana kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Güvenlik güçlerimiz katil sürelerinin peşlerini bırakmıyor. Aynı şey zehir ve insan tacirleri için de geçerlidir. Türkiye’nin huzurundan en ufak bir taviz veremeyiz. Devletimize, milletimize ya da demokrasimize yönelik en küçük tehdidi görmezden gelemeyiz.

Türkiye’nin bugün ulaştığı seviyede sizin emeğinizin büyük rolü bulunuyor. Aşılmaz denilen dağlarda Gabar’da, Cudi’de, Bestler-Dereler bölgesinde mağaralara girdiniz ve oraları teröristlerden temizlediniz. Allah ayağınıza taş değdirmesin, sizler bizim gururumuzsunuz. Siz bu milletin bağrından çıkmış öz ve öz evlatlarısınız.

Vaadedilmiş toprak hayalleri kuranlar bizden rahatsız oluyorlar. Silah lobileri, bizden, büyüyen ve güçlenen Türkiye’den rahatsız oluyor. Rehavete kapılmayacağız, gardımızı asla indirmeyeceğiz. Tahriklere karşı her zaman dikkatli olun. Milletimizle el ele, gönül gönüle verin. Üzerinizdeki üniformada şehitlerimizin, gazilerimizin hakkının olduğunu unutmayın.

Kahramanlıkla yürüttüğünüz tüm hizmetleriniz için şimdiden teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye “Osman Kavala’yı Serbest Bırakma” Çağrısı

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “bağlayıcı kararlarına uymaya” ve Osman Kavala’yı derhal serbest bırakmaya” çağırdı.

Türkiye taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereği AİHM kararlarına uymakla yükümlü.

Komite üyeleri 17-19 Eylül tarihlerinde gerçekleştirdikleri toplantılarda Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen iş insanı Osman Kavala hakkında AİHM tarafından 10 Aralık 2019 tarihinde açıklanıp 11 Temmuz 2022 tarihinde onaylanan kararın icra sürecini de görüştü.

Toplantıların ardından 19 Eylül’de Bakanlar Komitesi’nin internet sayfasında yayınlanan metinde Türkiye’ye bir kez daha AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğü hatırlatıldı. Türk yetkililerden, 24 Ekim’de Türkiye’de yapılacak ikinci üst düzey teknik toplantıya Kavala hakkındaki yargı kararlarının uygulanması yolunda “somut ve sonuç odaklı önerilerle gelmeleri” istendi.

Komite ayrıca, Anayasa Mahkemesinin Kavala’nın bireysel başvuru dosyasını hâlâ incelememiş olmasından duyduğu “üzüntüyü” kaydetti. Yargı dahil Türk makamları Kavala’nın derhal serbest kalmasını sağlayacak adımlar atmaya davet edildi.

Osman Kavala, Bakanlar Komitesinin atıf yaptığı AİHM kararına Türk mahkemelerinin uymayı reddettiği gerekçesiyle 18 Ocak 2024 tarihinde ikinci kez AİHM’ye başvurmuştu.

Bu ikinci davaya Türkiye Barolar Birliği, İfade Özgürlüğü Derneği, İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Uluslararası Hukukçular Komisyonu ve Amerikalı aktör George Clooney ve eşi insan hakları avukatı Amal Clooney tarafından kurulan Clooney Vakfı gibi kuruluşlar da müdahil olmak için talepte bulunmuştu.

Diğer başka kurumlarla birlikte Clooney Vakfının başvurusu da AİHM tarafından kabul edildi. Vakfın destekçileri arasinda Bill ve Melinda Gates Vakfı, Microsoft, Versace Vakfı, Smith Aile Fonu, Amerikan Barolar Birliği ve Uluslararası Barolar Birliği de var.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Müteahhitler İçin Vergi Cenneti: Çok Kazandılar Hiç Vermediler

“ENR en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesi”ne giren Türkiye sermayeli şirketlerin vergi karnesi dikkat çekti: 20’si 2023 yılında, 15’i 2022 yılında, 23’ü 2021 yılında hiç vergi vermediler.

Erdoğan, “En büyük 250 müteahhitlik firmasının toplam uluslararası gelirleri 2002 yılında 106.5 milyar dolar seviyesindeydi. 2023 yılında bu tutar 430 milyar dolar sınırına geldi. 2030’larda bunun 750 milyar dolara çıkması bekleniyor” demişti.

Türkiye’de ana muhalefetin 5’li çete olarak adlandırdığı Limak, Rönesans, Kalyon, Makyol ve Kolin şirketlerin de arasında olan dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve 18.5 milyar dolar tutarında proje üstlenen Türkiye sermayeli 43 şirketin 20’si 2023 yılında hiç vergi vermedi.

Engineering News Record (ENR) dergisinin, dünyanın önde gelen müteahhitlik firmalarının uluslararası piyasalarda bir önceki yılda elde ettikleri gelirlere göre sıralandığı “ENR en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesi”ne giren Türk sermayeli şirketlerin vergi karnesi dikkat çekti.

Evrensel’den Uğur Zengin‘in haberine göre listeye giren Türkiye sermayeli şirketlerin 20’si 2023 yılında, 15’i 2022 yılında, 23’ü 2021 yılında Türkiye’de vergi ödemedi.

İktidara yakınlığı ile tanınan Nihat Özdemir’in patronu olduğu Limak, 2023 yılında iki sıra yükselerek dünyanın en büyük 43. inşaat şirketi oldu. Limak aynı zamanda Rönesans İnşaat’ı da aynı yıl geçti. Limak son beş yılın üçünde hiç vergi ödemedi. Şirketin 2021’de ödediği vergi 5 milyon TL olurken, 2022’de 23.4 milyon TL vergi ödedi.

Limak İnşaat 2022’de 25 milyar TL ciro, 4.3 milyar TL vergi öncesi kâr elde etmişti. Limak’ın kârına oranla ödediği vergi oranı yüzde 0.54 oldu. Limak İnşaat, vergi ödemediği 2023 yılında 28.1 milyar TL ciro elde etti.

Rönesans İnşaat, dünyanın en büyük 58. inşaat şirketi oldu. Şirket 2023 yılında hiç vergi ödemedi. Rönesans Holding 2023 yılında 18 milyar TL net kâr elde etmişti.

Geçtiğimiz yıl dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve 2023 yılında hiç vergi ödemeyen Türkiye sermayeli şirketler şunlar oldu: Limak, Rönesans, Yapı Merkezi, Ant Yapı, Aslan Yapı, Çalık Enerji, Tav, Nurol, Tekfen, Polat Yol, Alarko, Sembol, Yenigün, GAP, Dekinsan, Yüksel, Üstay, NATA, IC İçdaş, Doğuş.

Dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve son üç yılın tamamında hiç vergi ödemeyen 13 şirket ise şu şekilde: Yapı Merkezi, Ant Yapı, Tav, Nurol, Tekfen, METAG, Polat Yol, SEMBOL, Yenigün, GAP, Dekinsan, Yüksel, IC İçdaş, Doğuş.

“Büyüyen pastadan daha büyük pay alacağız”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan düzenlenen ödül töreninde inşaat patronlarına şu şekilde seslenmişti:

“En büyük 250 müteahhitlik firmasının toplam uluslararası gelirleri 2002 yılında 106.5 milyar dolar seviyesindeydi. 2023 yılında bu tutar 430 milyar dolar sınırına geldi. 2030’larda bunun 750 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Önümüzde halen keşfedilmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyel var. Şunun bilinmesini isterim, sizlerin başarısı ülkemizin başarısıdır. Yurt dışındaki başarılarınızla sadece ekonomimize değil ülkemizin dünya üzerindeki itibarına da büyük katkılar sağlıyorsunuz.

Biz de hükümet olarak her ihtiyacınızda, her meselenizde sizin yanınızda olmaya gayret gösteriyoruz. İş adamlarımızın, müteahhitlerimizin, girişimcilerimizin meselelerini, yaptığımız görüşmelerde sık sık dile getiriyor ve çözüm arıyoruz. İnşallah bundan sonra da sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Üniversitelerde 120 Bin Kontenjan Boş Kaldı

ÖSYM verilerine göre, önlisans ve lisansta 119 bin 819 kontenjan boş kaldı. Boş kalan kontenjan toplam kontenjanın yüzde 11,7’sine denk geliyor. Boş kalan kontenjanlar içinde öğretmenlik bölümleri öne çıktı.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ek yerleştirme sonuçları açıklandı. BirGün’den Mustafa Kömüş‘ün haberine göre; Üniversitelerde baraj olmamasına rağmen 119 bin 819 kontenjan boş kaldı.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) ek yerleştirme sonuçlarını duyurdu. İlk yerleştirmenin ardından yüzde 100’e yakın dolan üniversitelerde büyük boşluklar oluştu.

İlk tercihler sonucunda önlisansta 5 bin 545, lisansta ise 29 bin 53 boş kontenjan kalmıştı. Ancak yerleşme hakkı kazananların üniversitelere kaydolmaması nedeniyle toplam boş kontenjan sayısı ise 34 bin 598’den 202 bin 258’e yükselmişti. Ek yerleştirme sonucunda da bu boş kontenjanın yaklaşık 82 bini doldu. Böylece önlisans ve lisansta 119 bin 819 kontenjan boş kaldı. Boş kalan kontenjan toplam kontenjanın yüzde 11,7’sine denk geldi.

Rehberlik Uzmanı Salim Ünsal’ın verilerine göre boş kalan kontenjan lisansta 40 bin 750, önlisansta ise 72 bin 53 olarak gerçekleşti.

Boş kalan kontenjanlar içinde öğretmenlik bölümleri öne çıktı. Özellikle fen bilgisi ve ilköğretim matematik öğretmenliği bölümlerindeki boşluklar dikkat çekti. Manisa Celal Bayar, Çanakkale Onsekiz Mart ve Sütçü İmam üniversitelerinde fen bilgisi öğretmenliği kontenjanı 40’ın üstünde olmasına rağmen hiç kimse tercih etmedi. Benzer şekilde Artvin Çoruh Üniversitesi’nin 48 kontenjanına ilköğretim matematik bölümünü tercih eden öğrenci sayısı sıfır oldu.

Tıp fakültelerinde de dikkat çekici boşluklar oluştu. Ücretli bölümlerin yanı sıra kamu üniversitelerinde de bazı tıp fakültelerini ek yerleştirmede kimse tercihe etmedi. Sivas Cumhuriyet, İstanbul Medeniyet, Ege ve Bandırma Onyedi Eylül üniversiteleri kamu okulları olmasına rağmen ek yerleştirmede tercih edilmedi. Tıpta boş kalan diğer öne çıkan programlar ve kontenjanları şöyle:

İstinye Üniversitesi %50 burslu: 38
Okan Üniversitesi %50 burslu: 45
Yakın Doğu Üniversitesi %50 burslu: 51

Tıp gibi diş hekimliğinde de Karabük, Trakya ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitelerini hiç kimse tercih etmedi. 33 kontenjanı olan Altınbaş Üniversitesi’nin yüzde 25 burslu programı da hiç tercih edilmedi. 58 kontenjanlı Girne Üniversitesi’nin yüzde 50 burslu programına ise sadece 2 kişi yerleşti.

Mühendisliklerde de durum değişmedi. Pek çok mühendislik bölümü yine boş kaldı. Boş kalan bazı mühendislik bölümleri ve kontenjanları şöyle:

Ardahan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği: 28
Atatürk Üniversitesi Çevre Mühendisliği: 31
Sütçü İmam Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği: 35
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi: 30
Beykent Üniversitesi Yazılım Mühendisliği %50 burslu: 88

Paylaşın

Mansur Yavaş “CHP’den Ayrılacak” İddialarına Açıklık Getirdi

“CHP’den ayrılacak” iddialarına ilişkin açıklama yapan Mansur Yavaş, “Bu asılsız iddiaların aynı şahıslar tarafından kulis bilgisi adı altında sürekli gündeme getirilmesinde artık kötü niyet arıyorum. Kirli siyasete alet olmayacağım” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, hakkında çıkan iddialarla ilgili Habertürk’e konuştu. Mansur Yavaş şu ifadeleri kullandı:

“Son dönemde kulis bilgisi adı altında sürekli mesnetsiz haber, köşe yazısı ve yorumlara konu olduğumuzu görüyorum. ‘Yavaş partisinden ayrılacak. Başka partiden aday olacak. Farklı siyasi partilerle görüşüyor’ şeklinde birçok asılsız iddianın konusu oluyorum.

Fakat, gerçeklerin oralarda yazanlar ve anlatılanlarla yakından uzaktan bir ilgisi yok. Adaylık konusu başta olmak üzere şu an tartışılan tüm konular zamanı geldiğinde oturulur konuşulur. Ancak; bu asılsız iddiaların aynı şahıslar tarafından kulis bilgisi adı altında sürekli gündeme getirilmesinde artık kötü niyet arıyorum. Kirli siyasete alet olmayacağım.”

Paylaşın

DEM Parti’den “Yeni Anayasa İçin Öneriler Sundu” İddialarına Yalanlama

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Parti olarak Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş ile Anayasa’ya dair yeni bir görüşmemiz olmadığı gibi bu konuda öneri veya taslak niteliği taşıyan herhangi bir açıklamamız da olmamıştır” dedi ve ekledi:

“DEM Parti kendi içinde Anayasa Koordinasyonu çalışmalarını sürdürüyor; ilgili ve yetkili kurullarımız dışında maksatlı bir şekilde dolaşıma sokulan bazı haberlerin nedenini biliyoruz. Bu oyunu görüyoruz. Partimiz açısından bağlayıcılığı olmayan bu haberler dikkate alınmamalıdır.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), özellikle sosyal medyada yayılan “yeni anayasa çalışmaları için hazırlanan taslak TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a sunuldu” iddialarını yalanladı.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Kurtulmuş’la yeni anayasa tartışmalarına ilişkin görüşmelerinin olmadığını, bu konuda öneri ve taslak da açıklamadıklarını duyurdu.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan sözcü Doğan, şu ifadeleri kullandı: “DEM Parti olarak Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş ile Anayasa’ya dair yeni bir görüşmemiz olmadığı gibi bu konuda öneri veya taslak niteliği taşıyan herhangi bir açıklamamız da olmamıştır.

DEM Parti kendi içinde Anayasa Koordinasyonu çalışmalarını sürdürüyor; ilgili ve yetkili kurullarımız dışında maksatlı bir şekilde dolaşıma sokulan bazı haberlerin nedenini biliyoruz. Bu oyunu görüyoruz. Partimiz açısından bağlayıcılığı olmayan bu haberler dikkate alınmamalıdır.”

Bazı sosyal medya hesapları ve haber sitelerinde kaynağı belli olmayan şekilde “DEM Parti’nin, yeni Anayasa için Meclis’e ‘özerklik’, ‘ikinci resmi dil’ ve ‘Türkiye vatandaşlığı’ önerileri sundu” iddiaları ortaya atılmıştı.

Paylaşın

Bahçeli’den “Erken Seçim” Çağrılarına Sert Tepki

Erken seçim çağrılarına ilişkin konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Özgür Bey’in 31 Mart yerel seçimlerinden sonra erken seçim istemeyeceğiz açıklaması hafızalara kazınmışken bunun üzerinden çok geçmeden 2025 Kasım ayında erken seçim çağrısını telaffuz etmesi akıl tutulmasıdır” dedi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ile Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyeleri, genel başkan Devlet Bahçeli başkanlığında toplandı. Devlet Bahçeli, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu.

HÜDA Par Genel Başkanı’nın Anayasa’nın ilk dört maddesine yönelik sözleri sonrası başlayan tartışmalara değinen Bahçeli, “MHP’ye Anayasa’nın ilk 4 maddesi ile ilgili yoklama yapmak teste tutmak hiç kimsenin hakkı haddi değildir” dedi ve ekledi:

“Kim olursa olsun Anayasa’nın ilk 4 maddesine şaşı bakanlar bizim için yok hükmündedir muhatap alınmaya değecek hiçbir yanları yoktur. MHP sivil demokratik devletin ve milletin hukuksal omurgasını belirleyecek geniş katılımcı bir anayasa hazırlığı için yapıcı tutumunu korumaktadır. Anayasa’nın ilk 4 maddesine sadık kalınarak zamanın ihtiyaçlarına dinamik cevaplar verebilen anayasa yapılmasının yanındayız.”

Devlet Bahçeli erken seçim çağrılarına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: “CHP Genel Başkanı hayal tacirliğini boş keseden atıp tutmayı siyaset zannedecek kadar hayatın gerçeklerinden uzaklaştırtır. Özgür Bey’in 31 Mart yerel seçimlerinden sonra erken seçim istemeyeceğiz açıklaması hafızalara kazınmışken bunun üzerinden çok geçmeden 2025 Kasım ayında erken seçim çağrısını telaffuz etmesi akıl tutulmasıdır.

Sandığı getirip iktidara geleceğiz diyen bu zatın deli saçması vaadi ise 1 litrelik rakının 140 liraya inmesinden başka bir şey değildir. Mavi vatana masal diyen siyasi sefaleti iyice azıtmıştır. CHP’ye oy veren kardeşlerim bu patalojik yönetim anlayışına müstahak görülmemelidir.”

Paylaşın

Erken Seçim Tartışmaları: Bakırhan’dan Muhalefete Sert Eleştiriler

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, erken seçim tartışmalarına değinerek, “Sorunlar sadece dile getirmekle, miting yapmakla çözülmüyor. Sorunları çözmek için de bir irade ortaya koymak gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Allah aşkına muhalefet iktidarı ne kadar rahatsız etti? 31 Mart’ta ortaya çıkan o olumlu havayı, insanlara umut veren, göç yollarını durdurup ‘bu ülkede bir şeyler olabilir’ diyen insanların yine eski havasına dönmesinin sorumlusu biraz da muhalefetin kendisidir. Biz de bu konuda özeleştirimizi veriyoruz.”

Bakırhan, “Halk değişim istedi. Halk, ‘bunlar yönetemiyor’ dedi. Halk, ‘bunlar gitsin’ dedi. Halk iradesini onurlu bir şekilde sandığa attı. Biz de bekliyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan’ın keyfi ne zaman seçim isterse o zaman seçime gideceğiz. O zaman muhalefet yapmayalım. Seçime kadar sokağa çıkmayalım, mücadele etmeyelim, bunun kavgasını vermeyelim, bekleyim, AKP ve MHP ne zaman isterse o zaman seçime gidelim. Böyle bir muhalefet olmaz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘Ekmek ve Adalet’ kampanyası kapsamında Mersin’in merkez Akdeniz ilçesindeki Park Kafe’de emeklilerle bir araya geldi. Bakırhan, emeklilerin sorunlarını ve taleplerini dinledi.

2017 Emekliler Derneği Başkanı Oktay Canpolat, 2021 Emekliler Derneği Başkanı Hüseyin Kurt ve emekliler sorunlarını ve taleplerini anlattı. Emeklileri dinleyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’deki 16 milyon emeklinin Bolivya, Belçika, Ürdün gibi ülkelerin nüfusundan bile fazla olduğuna dikkat çekti.

Artı Gerçek’ten Abidin Yağmur’un aktardığına göre; Bakırhan, “31 Mart’ta öyle bir ters köşe yaptınız ki siyasi partilere, emin olun 31 Mart’ın en önemli aktörleri bence 16 milyon emeklidir. Tercihleriyle aslında bütün siyasi partilere, başta iktidar partisi olmak üzere çok büyük bir ders verdiler. Adıyaman, Muş gibi iktidarın kalesi olan kentlerin düşmesinin en önemli sebebi emeklilerin örgütsüz olmalarına rağmen duyarlı davranmalarıyla ilgili bir durumdur” dedi.

Emeklilerin örgütlü mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “16 milyon emekli tek çatı altında bir arada güçlü bir örgütlülük sağlayabilseydi emin olun hükümet belirlerdi. Hükümet götürür, hükümet getirirdi. Tüm siyasi partilerin ilgisinin, odağının olduğu merkezlerden birisi olurdunuz. Sözünüz karşılık bulurdu. Sözünüz çok kıymetli, çok değerli ama sözünüzü temsil eden henüz bir zemin yok. Sizden rica ediyorum önce sizin bir silkelenip mevcut dağınık örgütlülükten kurtulup daha büyük daha güçlü mücadele zeminleri yaratmanız gerekiyor” diye konuştu.

AK Parti iktidarının, ‘Emekli Yılı’ ilan ettiği 2024’te emeklileri daha yoksullaştırdığını dile getiren Bakırhan, şöyle konuştu: “Emekliler yılı ilan ettiler. Ne yapmışlar? Tatil yapmak isterseniz okullar tatil olduğunda okulların yurtlarında barınabilirmişsiniz. O yurtlara gitmek için mazot paranız var mı, aracınız var mı, orada ne yiyip ne içeceksiniz diye hesaba katmıyorlar.

Bir arkadaş söyledi; bir emekli maaşıyla 7 tane çeyrek altın alınıyordu, emekliler yılı ilan edenlerin geldiği yıl. Şimdi 2.5 çeyrek altın alamıyor emeklilerimiz emekli maaşıyla. Açlık sınırı 20 bin TL. O da TÜİK’in sahte raporlarıyla, sahte sonuçlarıyla oluşturulmuş bir rakam. Ama emekliye 12 bin TL veriyorlar. Çalışanlara 17 bin TL para veriyorlar. Bir de emekli yılı, emekçi yılı ilan ediyorlar. Utanmadan bir de diyorlar ki ’emeklileri enflasyona ezdirmeyeceğiz.’ Böyle bir şey olabilir mi? Emekli neredeyse zeytin alamıyor. Emekliler büyük neden yapıldığı belli olmayan beyaz peyniri 1-2 TL ucuza almak için market market dolaşıyor. Emekliler yılında emeklileri getirdikleri hale bak. Lanet olsun onlara.”

DEM Parti’nin en düşük emekli maaşının 32 bin TL olmasını önerdiğini hatırlatan Bakırhan, “Emeklinin emeklinin üç beş gün tatil yapacak, seyahat edecek, insanca, başı dik bir şekilde sokakta yürüyecek bir ücrete ihtiyacı var. Bunu önermeyen hiçbir siyaset bence samimi değildir. Mevcut, bizi sömüren, memleketi talan eden, uçurumun kenarına getiren siyasetin değirmenine rüzgâr taşıyor. Mehmet Şimşek’in ekonomi programının emekliye, emekçiye vereceği bir şey yok. Bu iktidar artık bir sorun haline gelmiştir. Hepimizi bir araya getiren ortak bir zemin var, bu iktidarı göndermek” diye konuştu.

“Böyle muhalefet olmaz”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, erken seçim tartışmalarına da değindi. Muhalefeti eleştiren Bakırhan, şunları söyledi: “Sorunlar sadece dile getirmekle, miting yapmakla çözülmüyor. Sorunları çözmek için de bir irade ortaya koymak gerekiyor. Allah aşkına muhalefet iktidarı ne kadar rahatsız etti? 31 Mart’ta ortaya çıkan o olumlu havayı, insanlara umut veren, göç yollarını durdurup ‘bu ülkede bir şeyler olabilir’ diyen insanların yine eski havasına dönmesinin sorumlusu biraz da muhalefetin kendisidir.

Biz de bu konuda özeleştirimizi veriyoruz. Halk değişim istedi. Halk, ‘bunlar yönetemiyor’ dedi. Halk, ‘bunlar gitsin’ dedi. Halk iradesini onurlu bir şekilde sandığa attı. Biz de bekliyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan’ın keyfi ne zaman seçim isterse o zaman seçime gideceğiz. O zaman muhalefet yapmayalım. Seçime kadar sokağa çıkmayalım, mücadele etmeyelim, bunun kavgasını vermeyelim, bekleyim, AKP ve MHP ne zaman isterse o zaman seçime gidelim. Böyle bir muhalefet olmaz.”

Paylaşın