Millet İttifakı 13 Şubat’ta Adayını Belirleyecek; İbre Kılıçdaroğlu’ndan Yana

Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı (Altılı Masa), 13 Şubat’ta cumhurbaşkanı adayını belirleyecek.  

Atılı Masa 11. toplantısını İYİ Parti’nin ev sahipliğinde yapmış, toplantı sonrası yapılan açıklamada Millet İttifakı çatısı altında toplandıklarını deklare etmişlerdi.

Son toplantıya ev sahipliği yapacak olan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun aday belirleme trafiğini yürüteceği belirtilirken, bu toplantıya kadar yapılacak yoğun “ikili-üçlü görüşmeler” sonrasında büyük ölçüde üzerinde uzlaşılmış bir isim masaya getirilecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, İYİ Parti dışındaki siyasi partilerde ise ağırlıklı görüş,  CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun masadan aday olarak çıkabileceği yönünde. Altılı Masa, geçen Perşembe günü yapılan toplantıda, yola “Millet İttifakı” olarak devam etme kararı aldı.

Partiler, cumhurbaşkanı adayının da 13 Şubat’taki ikinci turun son toplantısında netleştirilmesinde uzlaştı.

Adayın aynı gün açıklanıp açıklanmayacağı liderlerin takdirinde olacak. Ancak kulislere yansıyan bilgilere göre cumhurbaşkanı adayı için bir tanıtım toplantısı düzenlenecek ve aday geçiş sürecinde ülkeyi nasıl yöneteceği de kamuoyuna açıklanacak.

“Sürpriz isim olmaz”

Kulislerde uzun süredir adaylık için CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ismi konuşuluyor.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da “Altılı masa beni aday olarak desteklerse hem seçilebilirim hem de en iyi şekilde yaparım” açıklaması ile adaylık yarışında olabileceği mesajını vermişti.

İYİ Parti tarafından gündeme getirilen adayın “kamuoyu anketi ile belirlenmesi, parti tabanlarına sorulması” yöntemi ise masadaki 5 parti tarafından hem zaman hem de yöntem olarak sağlıklı sonuç vermeyeceği düşünülerek kabul görmedi ve bu nedenle adayın ismi, masa iradesine bırakıldı.

Altılı Masa kulislerinde, liderlerin “ortak aday çıkarma” konusunda uzlaştığı ve “sürpriz” bir isim değil, kamuoyunun bildiği, tanıdığı ve konuştuğu isimlerden biri olacağı ifade ediliyor.

13 Şubat’a kadar siyasi partiler arasında yoğun bir görüşme trafiği yürütüleceği belirtilerek, “Herkes önce gönlünden geçen adayı söyler ama sonrasında üzerinde büyük ölçüde uzlaşılmış, bir veya iki isim masaya gelir ve aday o toplantıda netleşir” görüşü dile getiriliyor.

Siyasi parti liderlerinin “kapı arkası diplomasisi” olarak da nitelendirilen yöntemle kendi aralarına görüşmeler yapacağı, Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’nun da partilerin eğilimlerinde öne çıkan isim veya isimleri müzakereye açacağı belirtiliyor.

Altılı Masa kulislerinde, “13 Şubat’a kadar bir hayli hareketli trafik olacak. Ama  13 Şubat’ta da adayın ismi netleşecek” görüşü dile getiriliyor.

İbre kimden yana?

İYİ Parti’nin karşı tutumuna rağmen, Altılı Masa’da yer alan siyasi partilerde ağırlıklı görüş, masadan Kılıçdaroğlu’nun aday olarak çıkacağı yönünde.

Mansur Yavaş’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik “inşallah bu parkın açılışına cumhurbaşkanı olarak teşrif edersiniz” sözleriyle adaylık yarışından çekildiği ifade edilirken, İmamoğlu’nun da “siyasi yasak kararının kesinleşme olasılığı” nedeniyle aday olması riskli bulunuyor.

Akşener’in de “başbakan olacağım” diyerek kendisini bağladığı, Kılıçdaroğlu’na rağmen Yavaş veya İmamoğlu’nu bu saatten sonra masaya getirmesinin de zor olduğu yorumu yapılıyor.

CHP’de İYİ Parti kanadından son anda bir sürpriz gelmezse, 13 Şubat’ta Kılıçdaroğlu’nun masadan aday olarak çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor.

CHP kurmayları, Yavaş ve İmamoğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini ifade ettiğine dikkat çekerek, bu aşamadan sonra İYİ Parti’nin masaya bu iki ismi getirmesini beklemediklerini ifade ediyorlar.

Aday partisinden istifa edecek mi?

Güçlendirilmiş parlamenter sistemin yol haritası üzerinde büyük ölçüde uzlaşma sağlanmasına karşın, cumhurbaşkanın partisiyle bağını sürdürüp sürdürmeyeceği ve liderlerin ülke yönetiminde nasıl görev alacağı konusunun da son toplantıda karara bağlanması planlandı.

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme ilişkin mutabakat metninde sistem değişikliği halinde cumhurbaşkanının, partisiyle bağının kesilmesi öngörülüyor.

Ancak, geçiş sürecinde cumhurbaşkanı mevcut anayasaya göre yürütmenin başındaki konumunda. O nedenle de masadaki bazı siyasi partiler, geçiş sürecinde adayın partisinin başında kalmasını gerektiğini savunurken, bazıları adaylıktan itibaren parti rozetini çıkarması gerektiğini savunuyor.

İYİ Parti ve CHP’de başlangıçta adayın parti ile bağının koparılması gerektiğini görüşü dile getiriliyordu. Ancak adayın masadan bir isim olması halinde, bunun “iki başlılığa” yol açacağı endişesini dile getirenler çoğunlukta.

“Amacımız kral gitsin, dinlenmiş kral gelsin değil”

DEVA Partisi’nden bir parti yöneticisine göre, geçiş sürecinde cumhurbaşkanın taahhütlerini yerine getirmesi için, partisinin başında olması daha yararlı:

“Cumhurbaşkanı partisinden ayrıldığı taktirde, yeni genel başkan, geçiş sürecinde verilen taahhütler için, ‘Ben ben bu taahhütleri kabul etmem’ diyebilir. Masaya bir yedinci gelmiş olur ve vaatlerin hayata geçmesi zorlaşır. Amacımız kral gitsin daha dinlenmiş bir kral gelsin değil. Varmak istediğimiz  yer sistem değişikliği. Bunun olması için de cumhurbaşkanın  bu değişim sürecinde partisine sözünü geçirmesi lazım.”

Geçiş sürecinde liderlerin ülke yönetiminde nasıl görev alacağı konusuna da son toplantıda nokta konulması bekleniyor.

CHP’de adayın Kılıçdaroğlu olması halinde, diğer liderlerin de başkan yardımcısı olarak görev alması gerektiği görüşü dile getiriliyor. Ancak İYİ Parti ve Saadet Partisi, liderlerin milletvekilliğini tercih etmesi halinde esnek bir model olmasını istiyor. Bu çerçevede, önemli kararlarda yine liderlerle istişare edilebilecek, ancak genel başkanlar dışındaki bir ismin de cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görevlendirilmesine olanak tanınması öneriliyor.

“Türkiye’nin krizden çıkış reçetesi”

Altılı Masa “hükümet programı”, adayın “seçim bildirgesi” olarak da nitelendirilen “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”ni pazartesi günü kamuoyuna açıklayacak. Yaklaşık 200 sayfadan oluşan ve “Türkiye’nin krizden çıkış reçetesi” olarak da nitelendirilen metinde ,  9 ana başlık ve  2 binin üzerinde hedef yer alıyor.

Yaklaşık 3 bin kişilik ATO Congresium’da yapılacak tanıtım toplantısında, siyasi partilerin görevlendirdiği komisyon üyesi olan genel başkan yardımcıları mutabakat metnini bölümler halinde okuyacak.

Siyasi partiler örgütlerini yanısıra sivil toplum ve medya temsilcilerinin davetli olduğu toplantıda,  Altılı Masa’nın hikayesini anlatan kısa bir videonun da aralarında olduğu video gösterimleri de yapılacak.

İYİ Parti’nin “Kazanacak Aday” Vurgusu Ne Anlama Geliyor?

“İYİ partinin geleceğini muhalefetin kazanacak adayı göstermesindeki oyun kurucu rolü yani altılı masayı dağıtmadan kazanacak adayı belirleme gücü belirleyecek. Kılıçdaroğlu aday olursa çevresinin merkez aktörlerle ne kadar tahkim edilebileceği, Kılıçdaroğlu’nun dışında biri aday olursa bunda da İYİ Partinin oynayacağı rol önemli olacak ve bu başarı İYİ Parti’ye güç ve meşruiyet getirecek.”

“Merkez sağ seçmen bir süreden beri yavaş yavaş uzaklaşıyor AKP’den. Peki İYİ Parti’ye gidiyor mu bu aşamada? İYİ Parti bir miktar aldı ama arzu ettiği ölçüde henüz o kitleyi yanına çekebilmiş değil. Tüm toplum kesimlerini kendisine çekebilecek bir stratejiyle tabanını genişletmeye çalışıyor ama AKP içindeki merkez sağ seçmeni çekmeden merkez sağa oturmak mümkün değil.”

Millet İttifakı’nın önemli bileşenlerinden İYİ Parti bir yandan yaklaşan genel seçimlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan karşısında altılı masa üyeleri ile hep birlikte kazanacakları yönünde mesajlar verirken, diğer yandan zaman zaman yaptığı “kazanacak aday” çıkışlarıyla akıllarda soru işaretlerine neden olabiliyor.

Son olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığına karşı çıkan açıklamalar yaparak Ekrem İmamoğlu ismini gündeme taşıyan İYİ Partili Cihan Paçacı partideki görevlerinden istifa etti.

Ancak Paçacı’nın açıklamaları İYİ Parti’den süreç içinde bu yönde yapılan tek açıklama değil. Genel Başkan Meral Akşener ve zaman zaman partinin diğer üst düzey yetkilileri gerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda gerekse gündemdeki diğer bazı konularda farklı çıkışlar yaptı.

Akşener’in yaptığı en önemli açıklamalardan biri ise geçen Eylül ayındaki adaylık ile ilgili meselede “altılı masanın noter olmadığı” yönündeki sözleriyle oldu.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masa üyelerinden son edindiği bilgilere göre ise İYİ Parti Kılıçdaroğlu’nun adaylığına artık eskisi kadar güçlü bir itiraz göstermiyor ancak yine de 13 Şubat’a kadar partiler arasında istişare mekanizması devam edecek. Altılı masadan üst düzey bir yetkilinin ifadeleriyle adayın kim olacağı ile ilgili ufukta “sürpriz bir isim” görünmüyor ve işaretler şu anda daha çok Kılıçdaroğlu’nu gösterse de İYİ Parti’yi “kazanacak aday” düşüncesinden vazgeçmiş olarak yorumlamak için erken.

Bununla birlikte halen alınmış somut bir kararın bulunmadığı belirtilerek, altılı masa üyelerinin bir sonraki toplantı tarihi olan 13 Şubat’a kadar partilerin kendi içlerinde ve aralarında yapacakları istişareler ile araştırma sonuçlarının karşılaştırılmasının önemine dikkat çekiliyor.

Son olarak Akşener’e yakın isimlerden İYİ Parti Milletvekili Mehmet Aslan da dün akşam bir tweet atarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Bursa’da halkın gösterdiği yakın ilgiye dair “Türk siyasi tarihinde, bir belediye başkanın gittiği her ilde on binlerle karşılandığının tek örneğini gösterebilir misiniz? Sokağın sesini görmezden gelirseniz, sandıkta da siz görmezden gelinirsiniz! Bu işin şakası yok. Aklın yolu bir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’nin çıkışlarının anlamı ne?

Peki İYİ Parti yetkililerinin bu süreç boyunca zaman zaman “kazanacak aday” vurgusu yapmasının sebepleri neler olabilir?

Panorama Türkiye Araştırma Direktörü Osman Sert İYİ Parti’yi bir çeşit “oyunbozanlıkla suçlamadan önce asıl konuya odaklanmak gerek” diyerek, “Sayın Kılıçdaroğlu anketlerde önde gidiyor, kazanacağı büyük ihtimalle kesin, İYİ Parti teşkilatı bu konuda ikna olmuş durumda, Türkiye Kılıçdaroğlu’nun adaylığında kesin kararlı ve sadece İYİ Parti buna itiraz ediyor, değil” diyor.

Bütün adayların demokratik bir ortamda, ihanet ya da kumpas suçlamaları yapılmaksızın özgürce tartışılmasından yana olduğunu söyleyen Sert, şöyle konuşuyor:

“Ben İYİ Parti’nin ne dediğinden ziyade eğer tartışma konusu Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ise bunun üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Kemal Bey aday olduğunda kazanıyor mu, kazanamıyor mu? Soru bu. Eğer kazanıyorsa İYİ Parti’nin dediklerine ayrı, kazanamadığı algısı varsa ayrı bakmak lazım.”

Sert, Türkiye’nin Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ikilemine hapsolmuş olmasını ülkenin çoğulcu yapısına bir haksızlık olarak da görüyor.

Siyaset Bilimci Tanju Tosun ise Cihan Paçacı ya da daha önce başka bazı partililerin yaptığı çıkışların bir nedeninin “parti içi demokrasi ile parti içi disiplin arasındaki terazinin tam dengeye ulaşmamasıyla ilgili” olduğunu söyleyerek, şunları belirtiyor:

“Sayın Akşener’in amacı özellikle AKP’nin boşalttığı aslında belki hiç dolduramadığı merkez sağda yeni bir çekim alanı oluşturmak. Parti yönetimindeki MHP’den birlikte geldiği isimlerle merkez sağda konumlanmak ise çok zor. Çünkü merkez sağ seçmenin siyasal değerleriyle MHP kökenlilerin siyasal değerleri arasında fark var. Yani yaşanan sıkıntıların nedenleri arasında teşkilatla seçmen tabanı arasında siyasal değerler bağlamında bir tam örtüşememe sorunu da bulunuyor.”

İYİ Parti ne kadar büyür?

İYİ Parti’nin süreçteki bazı çıkışlarını ya da açıklamalarını partinin seçmen tabanını genişletmeye yönelik çabası olarak okuyanlar da bulunuyor.

MHP’den ayrılarak kurulan İYİ Parti’nin oylarının çeşitli anketlerde şu anda yüzde 12 ile yüzde 23 arasında seyrettiği görülürken, partinin üst sınırının ise yüzde 25 olduğu tahmini yapılıyor. Bu da İYİ Parti’nin kendisini konumlandırmaya çalıştığı merkez sağdaki oyların ne kadarını alabileceği tartışmalarını doğuruyor.

Tosun, İYİ Parti’ye oy veren seçmenlere bakıldığında hepsinin MHP kökenli olmadığına, ılımlı milliyetçi ve merkez sağ seçmenlerin de bulunduğuna işaret ederek, “Parti üst yönetimindekiler ise MHP’den gelenler ve geçmiş siyasal değerlerini koruyan isimler, bir adım milliyetçi kimlikle öne çıkıyorlar. Ama diğer taraftan daha sonra hatırlanıyor ki bu partinin merkez sağda konumlanması gerekiyor. Dolayısıyla İYİ Parti için halen yolunu arayan parti demek mümkün” yorumu yapıyor.

Akşener yaklaşık bir yıl önce partisinin Başkanlık Divanı’nda değişikliğe gitmiş ve Teşkilat Başkanlığı görevini yürüten Koray Aydın, Siyasi İşler Başkanlığı’na getirilmiş, Teşkilat Başkanlığı doğrudan Akşener’e bağlanmıştı.

Sert, İYİ Parti’nin MHP’den koptuğunu dolayısıyla kurulduğu sırada yüzde 10’luk bir partiden iki tane yüzde 10’luk parti çıktığına ve AKP’nin de daha milliyetçi olduğu bir ortamda artık milliyetçi oyların sınırına gelindiğine dikkat çekerek, İYİ Parti’nin büyüyebilmek için merkez sağ bir konumlanmaya ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

İYİ Parti’nin “merkez sağa” oturup oturamayacağının 2022’nin yani geçen yılın tartışması olduğunu ve seçimlere artık 3 ay kalmışken partinin geleceğini başka bir unsurun belirleyeceğini söyleyen Sert, bunu şöyle anlatıyor:

“Bence partinin geleceğini muhalefetin kazanacak adayı göstermesindeki oyun kurucu rolü yani altılı masayı dağıtmadan kazanacak adayı belirleme gücü belirleyecek. Kılıçdaroğlu aday olursa çevresinin merkez aktörlerle ne kadar tahkim edilebileceği, Kılıçdaroğlu’nun dışında biri aday olursa bunda da İYİ Partinin oynayacağı rol önemli olacak ve bu başarı İYİ Parti’ye güç ve meşruiyet getirecek. Seçim kaybedilirse sadece İYİ Parti için değil tüm aktörler için siyasi bir deprem olur.”

Tosun ise merkez sağ seçmenlerin adres arayışı hakkında, bu seçmenlerin artık AKP ile ideolojik ve siyasal değerler anlamında arasında bir örtüşme bulamadığını ifade ederek şöyle konuşuyor:

“Merkez sağ seçmen bir süreden beri yavaş yavaş uzaklaşıyor AKP’den. Peki İYİ Parti’ye gidiyor mu bu aşamada? İYİ Parti bir miktar aldı ama arzu ettiği ölçüde henüz o kitleyi yanına çekebilmiş değil. Tüm toplum kesimlerini kendisine çekebilecek bir stratejiyle tabanını genişletmeye çalışıyor ama AKP içindeki merkez sağ seçmeni çekmeden merkez sağa oturmak mümkün değil.”

Tosun, bu anlamda önümüzdeki seçimin İYİ Parti için merkez sağda yerleşik olarak var olup olmayacağı açısından bir sınav olacağını da belirtiyor.

Altılı Masa’da Gündem Cumhurbaşkanı Adayı; Düğümü Karamollaoğlu Çözecek

Altılı Masa’da (Millet İttifakı) aday ismi konusunda kesin uzlaşının nasıl sağlanacağı, ismin nasıl belirleneceği de netleşti. Buna göre 13 Şubat’ta Saadet Partisi ev sahipliğinde yapılacak son toplantı öncesinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, tüm partilerin liderleriyle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu ziyaretlerde tüm liderlerin isim konusundaki görüşleri alınarak diğer liderlere iletilecek ve uzlaşı aranacak.

Bu uzlaşının sağlanabilmesi için ihtiyaç halinde Karamollaoğlu, liderlerle bir kez değil gerekirse 2-3 kez bir araya gelecek. Karamollaoğlu’nun temasları devam ederken Karamollaoğlu dışındaki liderlerin informal olarak ikili – üçlü görüşmeler gerçekleştirmesi de bekleniyor. Masadaki kurmayların ifadeleriyle; “Ankara 13 Şubat’a kadar bir hayli hareketli olacak. 13 Şubat’ta da adayın ismi netleşecek.”

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi liderlerinin oluşturduğu Altılı Masa, 13 Şubat toplantısına hazırlanırken masada cevabını bulmayan çok az soru kaldı. Her biri kritik önemde olan bu sorulardan cevabı en çok merak edileni cumhurbaşkanı adayının kim olacağı. Bir diğer kritik soruysa Altılı Masa’nın iktidara gelmesi halinde ülkenin nasıl yönetileceği. Masada her iki konuda farklı görüşler var. 13 Şubat toplantısının ev sahibi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, toplantıya giden süreçte yoğun bir görüşme trafiği gerçekleştirerek liderler arası uzlaşı sürecinde kolaylaştırıcı olacak.

Kılıçdaroğlu isminde uzlaşılmasına çok az kaldı

Edinilen bilgilere göre masadaki 4 parti; Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itirazı yok. İYİ Parti’ninse ‘kazanacak aday’ vurgusu devam ediyor. Ancak masadaki partilerin temsilcilerine göre Kılıçdaroğlu isminde uzlaşılmasına çok az kaldı.

CHP’li kaynaklar, ismi dillendirilen CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun denklemden çıktığını, bu iki ismin aday olmayacaklarını ve Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini net bir şekilde açıkladıklarını ifade ediyor. Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden yargı sürecinin aday olarak belirlenmesinin önünde önemli bir engel olduğu görüşünü bildirenler de var.

Aday isminin belirlenmesinde anket, kamuoyu araştırması gibi yöntemler de gündemden çıkmış durumda. İYİ Parti’nin bu önerisi; süre kısıtı, aday isminin belirlenmesi konusunda bu gibi yöntemlerin sağlıklı sonuçlar vermeyeceği ve adayı masanın iradesinin belirlemesi gerektiği gibi sebeplerle diğer partilerce tercih edilmedi.

Aday ismi konusunda kesin uzlaşının nasıl sağlanacağı, ismin nasıl belirleneceği de netleşti. Buna göre 13 Şubat’ta Saadet Partisi ev sahipliğinde yapılacak son toplantı öncesinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, tüm partilerin liderleriyle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu ziyaretlerde tüm liderlerin isim konusundaki görüşleri alınarak diğer liderlere iletilecek ve uzlaşı aranacak. Bu uzlaşının sağlanabilmesi için ihtiyaç halinde Karamollaoğlu, liderlerle bir kez değil gerekirse 2-3 kez bir araya gelecek. Karamollaoğlu’nun temasları devam ederken Karamollaoğlu dışındaki liderlerin informal olarak ikili – üçlü görüşmeler gerçekleştirmesi de bekleniyor. Masadaki kurmayların ifadeleriyle; “Ankara 13 Şubat’a kadar bir hayli hareketli olacak. 13 Şubat’ta da adayın ismi netleşecek.”

Masada farklı görüşler var

Masada cevabı aranan bir diğer konu da Altılı Masa’nın iktidara gelmesi halinde ülkenin nasıl yönetileceği. Bu konuda henüz bir mutabakat sağlanmış değil. Masada farklı görüşler var. Masadaki temsilcilerin önemli bir kısmı, eski sistemdeki “Başbakan, başbakan yardımcıları, kabine üyeleri” benzeri bir modelin bugünkü sisteme uyarlanarak işletilmesinin sağlıklı olacağını düşünüyor. Kurmaylar, yürütmenin başındaki cumhurbaşkanının belirlediği sayıda cumhurbaşkanı yardımcısı görevlendirip, bu cumhurbaşkanı yardımcılarına belirlenen konularda yetki verilebileceğini söylüyor. Cumhurbaşkanının; yardımcıların sayısı, görev alanları gibi konularda çerçeveyi, içeriği belirleyebileceği ifade ediliyor. Mevcut Anayasa’ya göre bu kişilerin milletvekili ve bakan olamayacakları da belirtiliyor.

Yönetim şekli konusundaki bir başka öneri ise tek bir cumhurbaşkanı yardımcısı olması ve bu ismin geniş yetkilerle donatılması yönünde. Bu öneriye İYİ Parti’nin sıcak baktığı ifade edilirken, CHP dahil masadaki diğer partiler, liderlerin eşit yetkilere sahip cumhurbaşkanı yardımcıları olması gerektiğini düşünüyor. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 13 Şubat’a kadar gerçekleştireceği görüşme trafiğinde bu konuda da uzlaşı arayacak.

“Cumhurbaşkanının partisinden istifa edip etmeyeceği” sorusu

Cevap arayan bir başka soru da cumhurbaşkanının partisinden istifa edip etmeyeceği. Masada sistem değişene ve parlamenter sisteme geçilene kadarki geçiş sürecinde cumhurbaşkanının partisinden istifa etmemesi gerektiği görüşünü dillendiren temsilciler var. Buna gerekçe olarak cumhurbaşkanının, istifa ettiği partisinin yeni genel başkanının imzalanan mutabakatlara sahip çıkmaması ve masanın taahhütlerini kabul etmemesi ihtimali gösteriliyor. Mutabakatların altında imzası olmayan yeni bir genel başkanın masaya katılmasındansa cumhurbaşkanının partisiyle bağının kopmamasının daha sağlıklı olacağı görüşü dillendiriliyor. Cumhurbaşkanının partisi ile ilişkisini geçiş süreci tamamladıktan sonra kesmesinin daha doğru olacağı belirtiliyor.

Masadaki temsilcilerin bir kısmı da partili cumhurbaşkanı sisteminin hukuksuzluğuna vurgu yaparak cumhurbaşkanının seçildiği gün partisinden istifa etmesi gerektiğini savunuyor. Örneğin CHP’li kurmaylar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve seçilmesi halinde ‘partili cumhurbaşkanı’ olmayı tercih etmediğini, seçilirse istifa edeceğini söylüyor. Ancak masada bu konuda nihai karar verilmiş değil.

Altılı Masa, iktidara gelmeleri halinde atılacak adımların, vaatlerin açıklanacağı programa hazırlanıyor

Tüm bu sorulara cevap aranırken Altılı Masa, iktidara gelmeleri halinde atılacak adımların, vaatlerin açıklanacağı programa hazırlanıyor. 30 Ocak’ta Ankara Congresium Kongre Salonu’nda gerçekleşecek toplantıda Altılı Masa’nın genel başkan yardımcıları 9 ana başlıkta 2 bin 300’ün üzerinde vaat açıklayacak. Masa temsilcilerinin “Türkiye’nin krizden çıkış reçetesi” olarak tanımladıkları bu metin, yoksullukla mücadeleden kadın haklarına, siber güvenlikten siyasi etik yasasına, kamuda israfla mücadeleden tersine beyin göçüne, savunma sanayinden afet yönetimine, uyuşturucuyla mücadeleden barınmaya kadar birçok konuda çözüm üretme iddiası taşıyor.

Vaatlerin yer aldığı “Ortak Politikalar Metni” cuma günü matbaaya gönderildi. Metni kaleme alan ve 4 aydır metin üzerinde çalışan Altılı Masa kurmayları, 30 Ocak’taki buluşmanın bir şölen havasında geçeceğini ve düğüne hazırlanır gibi hazırlandıklarını söylüyor. 1 buçuk saat sürmesi planlanan toplantıya 3000’e yakın kişinin katılması bekleniyor. Sunumu yapacak genel başkan yardımcıları 29 Ocak Pazar günü Congresium’da bir prova yapacaklar. Siyasi partilerin il, ilçe teşkilatları, medya ve sivil toplum temsilcilerinin katılacağı toplantıda Altılı Masa’nın hikayesini anlatan kısa bir videonun da aralarında olduğu video gösterimleri de yapılacak.

Demirtaş’tan Çarpıcı Seçim Yorumu: Daltonlar Çetesi Feci Şekilde Kaybediyor

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, gündeme ilişkin paylaşımlar yapmaya devam ediyor. Demirtaş, son olarak seçime ilişkin yaptığı paylaşımda, “Daltonlar Çetesi feci şekilde kaybediyor. Moralle, coşkuyla, inançla mücadeleyi büyütmeye devam edin. Siz varken Red Kit’e gerek yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından 14 Mayıs’ta yapılması beklenen seçimlerle ilgili paylaşımda bulundu.

“Sipariş anketleri piyasaya sürerek ‘kazanıyoruz’ havası yaydıklarına bakmayın” diyen Demirtaş, “Daltonlar Çetesi feci şekilde kaybediyor. Moralle, coşkuyla, inançla mücadeleyi büyütmeye devam edin. Siz varken Red Kit’e gerek yok” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, adaylığı kabul etmemişti

HDP, Demirtaş ile cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda görüşüldüğünü, Demirtaş’ın hukuki durumunun adaylık için uygun olmadığını belirterek teklifi kabul etmediğini duyurmuştu.

Demirtaş’ın seçimlerde Emek ve Özgürlük İttifakı’nın aday çıkarması durumunda ona destek vereceğini ifade ettiği belirtilmişti.

HDP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Demirtaş ile bir heyetimiz kendisinin cumhurbaşkanı adaylığı konusunda dün, (26 Ocak) Edirne Cezaevi’nde bir görüşme yaptı. Yapılan görüşmede Demirtaş heyete teşekkür ederek, kendisinin hukuki durumunun adaylık için uygun olmadığını belirtti ve partinin bu konuda yapacağı çalışmaların destekçisi olacağını vurguladı.

Emek Özgürlük İttifakı’nın adayı olarak ortaya çıkacak ismin arkasında duracağını ifade eden Demirtaş, partiyle birlikte seçim kampanyasını ve çalışmalarını en verimli şekilde sürdürme kararlılığında olduğunu bir kez daha dile getirdi. Parti yönetimimiz de kendisine bu yaklaşımından dolayı teşekkür etti ve ortak çalışmanın kazandıracağı konusundaki fikir birliğini pekiştirdi” denildi.

Selahattin Demirtaş, Avukatı aracılığıyla AFP’ye yaptığı açıklamada, “ortak bir adayın desteklenmesinden yanayım” demişti.

Daha önce HDP’nin aday çıkarma kararını yorumlayan Demirtaş, bu kararı desteklemiş ve “Eğer muhalefetin diğer bloku ortak aday çıkarmak için veya çıkacak adayda ilkeler üzerinde ortaklaşmak için HDP’yi ziyaret edip açık bir diyalog ve müzakere yürütmeyi düşünmüyorsa elbette HDP, seçmenin karşısına kendi adayıyla çıkacaktır. Bundan daha normal, bundan daha meşru bir tutum olamaz.” demişti.

Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifak yapma konusunda muhalefeti eleştiren paylaşımlarda da bulunmuş ve şunları söylemişti: “Üç yıldır demokrasi ittifakı olsun diye çırpınıp durduk, olmasın diye muhalefet dahil herkes üstüne düşeni fazlasıyla yaptı. Halk demokrasi ittifakını yoksullaşarak kurdu, partiler ne yazık ki kuramadı.

Şimdi önümüzde dört ay var, ortak aday diyoruz, yine herkes, olmasın diye ne gerekiyorsa yapıyor. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Tüm liderlere sesleniyorum, yakında hepinizle bir araya geleceğiz. Ya içeride ya dışarıda! Neyse ki bu seçimi siyasetçiler değil, halk kazanacak. Ya tam demokrasi Ya mutlak diktatörlük Kendi gücünüze güvenin, inanın ve dört ay boyunca enerjiyle çalışın. Kesinlikle kazanacağız.”

2022 Yılında Erdoğan’ın Koruma Ekibine 526 Milyon 868 Bin Lira Harcandı

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) açıklamasına göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumalarının bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2022 yılında 526 milyon 868 bin TL harcadı.

Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2021’de 306 milyon TL ve 2020’de ise 263 milyon TL harcamıştı. Daire Başkanlığı’nın harcaması 2020 ile 2022 yıllarını kapsayan iki yıllık dönemde ikiye katlandı.

Erdoğan’ın koruma ekibi için geçen yıl yapılan harcama aylık yaklaşık 44 milyon TL’ye, günlük ise 1,44 milyon TL’ye denk geldi.

Birgün gazetesinden İsmail Arı’nın haberine göre; İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), 2022 yılı harcamalarını açıkladı. EGM’nin mali tablolarına göre, Erdoğan’ın korumalarının bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2022 yılında 526 milyon 868 bin TL harcadı.

Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2021’de 306 milyon TL ve 2020’de ise 263 milyon TL harcamıştı. Daire Başkanlığı’nın harcaması 2020 ile 2022 yıllarını kapsayan iki yıllık dönemde ikiye katlandı.

Erdoğan’ın koruma ekibi için geçen yıl yapılan harcama aylık yaklaşık 44 milyon TL’ye, günlük ise 1,44 milyon TL’ye denk geldi.

Cumhurbaşkanlığı korumaları için yapılan harcama; Emniyet’in İstihbarat Daire Başkanlığı, Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığı gibi birçok birimini de geride bıraktı.

Erdoğan’ın korumaları için geçen yıl 526 milyon TL harcanmasına karşın uyuşturucuyla mücadele amacıyla kurulan Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 172 milyon TL ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ise 245 milyon TL harcadı.

Ayrıca Meclis’i koruyan TBMM Koruma Daire Başkanlığı’nın da 185 milyon 87 bin TL harcadığı açıklandı.

Koruma sayısı yıllardır sır gibi saklanıyor

Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı’nın görev tanımı ise şu şekilde ifade ediliyor:

“Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı, Cumhurbaşkanı ve aile bireylerinin can güvenliği ve saygınlığı başta olmak üzere, konut, çalışma yeri, her türlü ulaşım vasıtası ile intikali esnasında, yakın koruma hizmetlerinden sorumludur. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’na ait tüm yerleşkelerin ve Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu her türlü bina ve tesisin güvenliğini sağlamakla görevlidir.”

Erdoğan’ı ve Beştepe’yi koruyan koruma sayısı da yıllardır sır gibi saklanıyor. Milletvekillerinin “Sarayları ve Erdoğan’ı kaç koruma koruyor?” sorularına bugüne kadar hiç yanıt verilmedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Cumhurbaşkanlığı’nda görevli kaç koruma var?” sorusuna “Herhangi bir güvenlik zafiyeti oluşturulmayacak şekilde, yeteri kadar personel ve teçhizatla yerine getirilmektedir” yanıtını vermişti.

Türkiye’de Bulunan Yabancıların Yarıdan Fazlası İstanbul’da

Türkiye’de bulunan 1 milyon 335 bin yabancıdan yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. İstanbul’da 706 bin yabancı ikamet izni bulunuyor. Bu da Türkiye’de bulunan yabancıların yüzde 52’sine denk geliyor.

Antalya 158 bine (yüzde 12) ile ikinci sırada bulunuyor. İzmir’de ise sadece 29 bin yabancı ikamet ediyor. İzmir şehirler arasında altıncı sırada bulunuyor.

Türkiye dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke. Türkiye’de mültecilerin dışında 1 milyon 335 bin kişi de resmi ikamet izni ile yaşıyor. İlk sırada 154 bin ile Rus vatandaşları yer alıyor. Ukrayna vatandaşları ise 47 bin ile 9. sırada bulunuyor.

Yabancıların yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. Resmi ikamet izni ile yaşayan Suriyeli sayısı ise 100 bin.

Peki, Türkiye’de ikamet izni ile kaç yabancı yaşıyor? Türkiye’de yaşayan yabancılar hangi ülkelerden? Yabancılar Türkiye’de hangi illerde yaşıyor?

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre 19 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de 1 milyon 335 bin 153 yabancı resmi izinle ikamet ediyor. 2005 yılında ikamet izni bulunan yabancı sayısı 179 bin idi.

2015 yılında 400 bini aşan yabancı sayısı 2018 yılında 856 bine ulaştı. İkamet izni ile Türkiye’de yabancı sayısı 2019 yılında ise ilk kez 1 milyonu aşarak 1 milyon 101 bine yükseldi. Son üç yıldır bu sayısı 1,3 milyonun üzerinde seyrediyor.

İlk üç sıra: Rusya, Irak ve Türkmenistan

Uyruklarına göre ikamet izni ile Türkiye’de bulunan yabancılara baktığımızda ise ilk sırada Rusya var. Türkiye’de 19 Ocak 2023 itibariyle 154 bin 297 Rus vatandaşı yaşıyor. Rusları 131 bin ile Irak, 115 bin ile Türkmenistan vatandaşları takip ediyor.

İkamet izni ile yaşayan Suriyeli sayısı ise 99 bin 663. Suriyeliler dördüncü sırada. Diğer uyruklar ise şöyle: İran (95 bin), Azerbaycan (69 bin), Özbekistan (60 bin), Afganistan (52 bin), Ukrayna (47 bin) ve Kazakistan (46 bin).

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından çok sayıda Rus ve Ukrayna vatandaşı Türkiye’ye gelirken Antalya’da bu iki ülkeden gelen yabancılar dikkat çekiyor.

Yabancıların yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor

İkamet ile Türkiye’de bulunan 1 milyon 335 bin yabancıdan yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. İstanbul’da 706 bin yabancı ikamet izni ile bulunuyor. Bu da toplamın yüzde 52’si demek.

Antalya 158 bine (yüzde 12) ile ikinci sırada bulunuyor. İzmir’de ise sadece 29 bin yabancı ikamet ediyor. İzmir şehirler arasında altıncı sırada bulunuyor.

Göç İdaresi Başkanlığına göre 13 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyeli sayısı ise 3 milyon 514 bin.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

SP Lideri Karamollaoğlu: Altılı Masa’nın Adayı Şubat’ta Mutlaka Netleşecek

Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayına ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Bugüne kadar herkesin merak ettiği, nerede bu aday dedikleri konu elbette şimdi gündeme geldi. Neden, çünkü seçim kararı neredeyse alındığı için” dedi ve ekledi:

“Buradaki mesele, şimdi seçilebilecek, toplumun teveccühünü kazanacak ve altı partinin de desteklediği bir cumhurbaşkanı adayının önümüzdeki günlerde, haftalar içinde kararlaştırılması. Bugüne kadar bu konuyu hiç gündemimize almadık, ilk kez bu toplantıda gündeme geldi. İsim üzerinde hiç konuşulmadı. Şubat ayı içerisinde bu konu mutlaka netleşecek.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TV5’te katıldığı programda Mustafa Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

Karamollaoğlu, 26 Ocak’ta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde bir araya gelen Altılı Masa liderlerinin on birinci toplantısı hakkında detaylar paylaştı, muhalefetin cumhurbaşkanı adayına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Şubat ayı içerisinde cumhurbaşkanı adayı mutlaka netleşecek” ifadelerini kullanan Karamollaoğlu, “Buradaki mesele, seçilebilecek, toplumun teveccühünü kazanacak ve 6 partinin de desteklediği bir cumhurbaşkanı adayının kararlaştırılması” diye konuştu.

“İsim üzerinde hiç konuşulmadı”

Altılı Masa’nın son toplantısında adaylık konusunun ilk kez gündeme geldiğini aktaran Karamollaoğlu, özetle şunları söyledi:

“Bugüne kadar herkesin merak ettiği, nerede bu aday dedikleri konu elbette şimdi gündeme geldi. Neden, çünkü seçim kararı neredeyse alındığı için. Buradaki mesele, şimdi seçilebilecek, toplumun teveccühünü kazanacak ve altı partinin de desteklediği bir cumhurbaşkanı adayının önümüzdeki günlerde, haftalar içinde kararlaştırılması. Bugüne kadar bu konuyu hiç gündemimize almadık, ilk kez bu toplantıda gündeme geldi. İsim üzerinde hiç konuşulmadı. Şubat ayı içerisinde bu konu mutlaka netleşecek.”

14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçim sonuçlarına ilişkinde konuşan Karamollaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı geçmişte arkadaşlık yaptığımız bir insan olarak söylüyorum. Bir şokla karşılaşmaya hazırlıklı olsun. Seçimde aldığı neticeler bugün kendilerinin bile zikrettiği rakamların çok altına inerse söylediğim anketlere bizim sahadan aldığımız tepkileri dikkate alarak söylüyorum. O tepkiler özel tepkiler. İnsan bizi arkadaşlarımız gördüklerinde eskiden AK Parti’ye oy vermişler. Bizim karşımızda olmuşlar. Bazen ya hakkınızı helal edin. Hep size karşı çıktık amma gördük ki hakikaten bu iş böyle gitmezmiş diyen insanların adedinde müthiş bir artış var.”

Kılıçdaroğlu: Devleti Yönetenler Zenginleşiyorlarsa Bilin Ki Malı Götürüyorlar

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin toplu açılış töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Bir siyasetçi için en önemli görev, halkına hesap vermektir. Halkına hesap veremeyen veya hesap vermekten kaçınan bir siyasal lider bilin ki malı götürüyordur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ona izin vermeyeceğim. İktidar sahipleri, yani devleti yönetenler, devleti yönetirken zenginleşiyorlarsa bilin ki malı götürüyorlar. İktidar sahipleri devleti yönetirken harcadıkları her kuruşun hesabını vermek zorundadırlar.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında ise, “Bir kişiye asla ve asla bir devlet teslim edilemez. Dünyada bir kişiye teslim edilen devletler yok olmuşlardır. O nedenle biz ortak aklımızı kullanacağız. Beraber, birlikte, istişare ile yöneteceğiz. Ne demiş atalarımız, akıl akıldan üstündür diye. Onun için danışmak son derece değerlidir. Onun için birlikte çalışmak son derece değerli ve önemlidir. Bunu yapmanın yolu sizin sandığa gitmeniz. Sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Hep birlikte bir tek adam rejimini demokratik yollarla tarihe gömelim. Bu hepimizin üstüne düşen temel bir görevdir. Bu görevi yapmaya hepinizi davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlan toplu taşıma yerleşkesinin açılış törenine katıldı. Kılıçdaroğlu’nun açılış töreninde yaptığı konuşma şöyle:

“Teşekkür ederim. Hiç endişe etmeyin, Millet İttifakı olarak bu ülkeye gerçek anlamda adaleti, hukuku getireceğiz. En ufak bir endişeniz olmasın. Biz onlar gibi değiliz. Biz toplumda asla ve asla ayrımcılık yapmayız. Bu ülkede bayrağımızın altında herkesin huzur içinde yaşamasını isteriz. Beraber yaşayalım deriz. Ve birlikte yaşamaktan onur, kıvanç duyarız. Hiç kimseyi kimliğinden, yaşam tarzından ötürü, hiç kimseyi başka bir nedenle asla ve asla ayrımcılık yapmadan kucaklayacağız. Bundan emin olmanızı isteriz. Beraberce yaşayacağımız güzel bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.

Yeniden inşa edeceğiz derken neyi kastediyorum? Devletin yapılanmasında ciddi bir çürümenin olmadığını biliyoruz. Mafyanın devlet yönetiminde zaman zaman etkili olduğunu da biliyoruz. Bazı grupların, iktidar sahipleri ile birlikte fotoğraflar çektirdiğini de biliyoruz. Emin olun ister adı beşli çete olsun ister adı uyuşturucu baronları olsun bu ülkede tamamen kökünü kazıyacağım.

Bu ülkede görev yapan onurlu kamu görevlileri var. Eğer siz görevini yapan polis arkadaşa, ‘arkadaş, uyuşturucu baronlarını yakala’ derseniz hiç kimse engel olmayacak diye güvence verirseniz hepsini tek tek yakalar ve getirir. Ama iktidar sahibi, uyuşturucu baronu ile fotoğraf çektiriyorsa uyuşturucu baronlarını hapishanelerden çıkarıyorsa, uyuşturucu baronlarının sırtını sıvazlıyorsa bunlar olmaz. Biz neyimize güveniyoruz, bir tek şeye; hesabını vermeyeceğimiz hiçbir şey yok. Her şeyin hesabını veririz. Yüce tanrıdan, Allah’tan başka korkacak hiçbir şeyimiz yoktur bizim. Elbette ki baskılar, tehditler geliyor. Bunların hepsi olur ama şunu bilin, vız gelir tırıs gider. Asla ve asla ödün vermeyeceğiz.

Ülkemiz, dünyanın en güzel ülkesi. Huzur içinde, beraber yaşamak istiyoruz. Kadını erkeği, yaşlısı genciyle birlikte yaşamak istiyoruz. Doğusu batısı, kuzeyi güneyi birlikte, beraber olmak istiyoruz. Türkülerimizi, halaylarımızı beraber söyleyip, beraber oynamak istiyoruz. Kavganın, bu ülkeye getirdiği hiçbir yarar yok. Kavganın sadece ve sadece hüzün ve acı getirdiğini biliyoruz. O zaman niye kavga ediyoruz? Siyasetçiler kavga ettiriyorlar. Kavgadan medet umuyorlar. Size sözüm var; ahdim var ne olursa olsun bu ülkeye gerçek anlamda huzuru getirmek için hep mücadele edeceğim. Bunun kavgasını vereceğim.

Hatırlar mısınız? Yerel seçimlerden önce propaganda yapıyorlar. Aman ha sakın CHP’ye oy vermeyin, yardımlar kesilir… Ne olur, şu olur bu olur. Bir sürü şeyler söylediler. Ama belediye başkanlarımız görevlerine başladılar. Görevlerini yapıyorlar. Dikkat buyurunuz, harcadıkları her kuruşun hesabını veriyorlar. Belediye başkanı arkadaşlarıma şunu söyledim, harcadığınız para sizin paranız değil. Vatandaşın parası. Dolayısıyla harcadığınız her kuruşun hesabını millete verdiğiniz zaman belediye başkanı ile belde halkı arasında sağlıklı bir güven ilişkisi doğar. Evet parayı veriyoruz, vergimizi veriyoruz ama helal olsun harcıyor, hesabını veriyor.

“İktidar sahipleri devleti yönetirken harcadıkları her kuruşun hesabını vermek zorundadırlar”

Hesap vermenin onurlu bir görev olduğunu bilmenizi isterim. Bir siyasetçi için en önemli görev, halkına hesap vermektir. Halkına hesap veremeyen veya hesap vermekten kaçınan bir siyasal lider bilin ki malı götürüyordur. Ona izin vermeyeceğim. İktidar sahipleri, yani devleti yönetenler, devleti yönetirken zenginleşiyorlarsa bilin ki malı götürüyorlar. İktidar sahipleri devleti yönetirken harcadıkları her kuruşun hesabını vermek zorundadırlar. Biz belediye başkanlarımızdan başladık. Hesabını veriyoruz. Vatandaşlar arasında ayrımcılık yapmayın dedim. Bir istisna söyledim; fakir mahallelerden başlayın. Oraya hizmet gitmemiş olabilir. Fakir mahallede yaşayan çocukların da oynamaya, eğlenmeye, karınlarının doymasına ihtiyaç var. Oralara kreş yapın, anne güven içinde gelip oraya bıraksın.

Belediye başkanları ile halk arasında böyle bir sıcak ilişkinin kurulması, güvenin pekişmesi açısından son derece önemli. Bütün bunların tamamını, Vahap Başkan dedi ki, Cumhurbaşkanlığı Seçiminde en yüksek oyu alan illerden birisi olacak diye… Yanında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı (Zeydan Karalar) oturuyordu, ‘Herhalde bu konuda ciddi bir rakip olacağız’ dedi. Hiç endişe etmeyin, bu ülkede yaşayan insanların ferasetine güveniyorum. Yeter artık dememiz lazım. Yeter ya. Milleti soydunuz. Milleti batırdınız, açlık, sefalet diz boyu. Türkiye’yi buradan çıkaracağız. Beraber çıkaracağız. Birlikte çıkaracağız. Onurumuzla ve gururumuzla çıkaracağız. Sandığa gideceğiz, oy vereceğiz ve demokrasiden, insan haklarından yana bir siyasal iktidarı getireceğiz. O zaman göreceksiniz güzel bir Türkiye nasıl büyürmüş. Güzel bir Türkiye nasıl kalkınırmış, nasıl yönetilirmiş. Sadece bölgemize değil, dünyaya da göstereceğiz. Zengin bir ülkeyiz. Her türlü imkânımız var aslında. Taşımız, toprağımız her şey bereketli.

“Sandığa gideceksiniz, demokrasiden yana oy kullanacaksınız”

Güzel otobüsler hizmete girecek. O otobüslere bineceksiniz. Özellikle öğrencilerin 1 TL’ye otobüse binmeleri de son derece güzel bir olay. Belediye Başkanımızı bu çerçevede kutluyorum. Öğrencilere her türlü imkânı sağlamamız lazım. Çünkü onlar hem bugünümüz hem de geleceğimiz. Ayrıca gençlerden bir şey istiyorum; efendim sandığa ben gitmesem de olur… Değil. Bütün gençlerden, 6 milyona yakın gençten sandığa gitmelerini istiyorum. Eğer bugün şikâyet ediyorsanız; şikâyet ettiğiniz alanların şikâyet konusu olmaktan çıkmasını istiyorsanız sandığa gideceksiniz, demokrasiden yana oy kullanacaksınız.

Bir kişiye asla ve asla bir devlet teslim edilemez. Dünyada bir kişiye teslim edilen devletler yok olmuşlardır. O nedenle biz ortak aklımızı kullanacağız. Beraber, birlikte, istişare ile yöneteceğiz. Ne demiş atalarımız, akıl akıldan üstündür diye. Onun için danışmak son derece değerlidir. Onun için birlikte çalışmak son derece değerli ve önemlidir. Bunu yapmanın yolu sizin sandığa gitmeniz. Sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Hep birlikte bir tek adam rejimini demokratik yollarla tarihe gömelim. Bu hepimizin üstüne düşen temel bir görevdir. Bu görevi yapmaya hepinizi davet ediyorum.”

DEVA Lideri Babacan’dan “14 Mayıs” Mesajı: Türkiye’nin Bayramı Olacak

14 Mayıs’ta yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi için tüm yurttaşlara oy kullanma çağrısı yapan DEVA Lideri Babacan, “Gönül rahatlığıyla oylarınızı kullanacaksınız. Kurduğumuz sandık güvenliği kadrosu da sabaha kadar bu oyları koruyacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sabaha kadar keyifle ekranların karşısında, farkın böyle açıla açıla gittiğini hep beraber göreceğiz. Şimdi kenetlenme vakti arkadaşlar. Kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin seçimden sonra her şeyi özgürce tartışabilmesi için şimdi vakit, iç tartışmaları bir kenara bırakma vaktidir. İnanın, 14 Mayıs, hepimizin bayramı olacak, Türkiye’nin bayramı olacak”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasından kesitler içeren bir videoyu sosyal medya hesabından paylaştı. Videoda Babacan’ın şu sözlerine yer verildi:

“Bakın, buraya yazıyorum; 85 milyonun endişe ile bakan gözleri, 14 Mayıs gecesi umutla dolacak. Endişeye mahal yok. Önümüze hangi engeli koyarlarsa koysunlar, fark etmez. Hepsini aşacağız. Hakem taraf mı tutuyor? Biz büyük takımız. Hakemi de yeneceğiz.

Tam bu noktada tüm dostlarımıza buradan çağrı yapmak istiyorum. Asla umutsuzluğa kapılmayın kardeşlerim, asla. Sandığa gidin ve oyunuzu kullanın. Bu ülkenin kaderi hepimizin elinde. Milletin iradesinin, gücünün önünde hiçbir kuvvet duramaz.

“Türkiye’nin bayramı olacak”

Allah, doğrunun yardımcısıdır. Dosdoğru çalışacağız ve her türlü hedefimize hep beraber ulaşacağız ve Türkiye olarak başaracağız inşallah. Gönül rahatlığıyla oylarınızı kullanacaksınız. Kurduğumuz sandık güvenliği kadrosu da sabaha kadar bu oyları koruyacak.

Sabaha kadar keyifle ekranların karşısında, farkın böyle açıla açıla gittiğini hep beraber göreceğiz. Şimdi kenetlenme vakti arkadaşlar. Kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin seçimden sonra her şeyi özgürce tartışabilmesi için şimdi vakit, iç tartışmaları bir kenara bırakma vaktidir. İnanın, 14 Mayıs, hepimizin bayramı olacak, Türkiye’nin bayramı olacak.”

18 Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de: 14’ü HDP’den

Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) 14, Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP) 1, İYİ Parti’den 2 ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) 1 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına dair fezlekeler TBMM’ye sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 25 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

HDP

  • İstanbul Milletvekili Pervin Buldan (2)
  • Antalya Milletvekili Kemal Bülbül
  • Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan
  • Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit (2)
  • Van Milletvekili Tayip Temel (2)
  • İzmir Milletvekili Murat Çepni
  • Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk (2)
  • Şırnak Milletvekili Nuran İmir
  • Mardin Milletvekili Ebrü Günay
  • Van Milletvekili Sezai Temelli (4)
  • Hakkari Milletvekili Sait Dede
  • Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu
  • Van Milletvekili Murat Sarısaç
  • Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki

İYİ Parti

  • İstanbul Milletvekili Ahmet Çelik
  • Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır

CHP

  • İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin

DBP

  • Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz (2)

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.