AK Parti’de “Vergi Paketi” Kavgası: Mehmet Şimşek’i Zora Sokup…

Radikal düzenlemelerinin yer aldığı 104 sayfalık son vergi paketinin, AK Parti içindeki gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olabileceği ifade ediliyor.

Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor.

Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor

10haber yazarı ve ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mayıs ayında yapılan 104 sayfalık vergi paketini basına sızdıranların Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten memnun olmayan ve yıpratmaya çalışan AKP’li isimler olduğunu yazdı.

Sağlam, bugünkü “Vergi paketinin tamamı sızdı, sebebi AKP içindeki kavga” başlıklı yazısında, “Radikal vergi düzenlemelerinin yer aldığı son vergi paketinin, AKP içinde gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor” ifadelerini kullandı.

Erdal Sağlam “Sızmanın doğrudan bu AKP’liler tarafından, ya da onların 104 sayfalık sunumu gönderdiği bazı iş insanlarının kanalıyla olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor. Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor” ifadelerine yer verdi.

“Bakan Şimşek’i zora sokup”

Erdal Sağlam, “Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor” diye yazdı.

Taslakta bazı maddelerin değiştirilmesine kesin gözüyle bakıldığını belirten Sağlam, “Öğrendiğimiz kadarıyla taslakta yurt dışına çıkış harcı olarak 3 bin TL alınmasının önerildiği, ancak tartışmalar sonucunda bunun 1500 liraya inmesinin kararlaştırıldığını biliyoruz. Bunun gibi başka tartışmalı maddeler de taslakta yer alıyor. Bunun içinde bahşişlerden vergi alınması, kuryelerin vergi kapsamına alınması gibi maddeler bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özel’den “Normalleşme” Açıklaması: Yanlışa Doğru Diyecek Halimiz Yok

Yazıhan’da düzenlenen Halk Buluşması’nda açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “22 yıllık AKP iktidarının yükünü sırtlanacak halimiz yok, yanlışına doğru diyecek halimiz yok” dedi.

Özgür Özel, Mehmet Şimşek ile yapılacak görüşmeye ilişkin ise, “Pazartesi soracağız Mehmet Şimşek’e, önceliğin vatandaş mı, yandaş mı?” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Malatya’nın Yazıhan ilçesinde düzenlenen Halk Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Kazanılan belediyeler kadar kazanılamayanlara da bakmak lazım. Bu şu demek; CHP artık üzerindeki cam tavanı aşmıştır. Malatya’da Veli Ağbaba ile yüzde 39 oy aldık. Artık Malatya iyi gün dostunu, kötü gün dostunu görmüştür. Kazanacağımızı gördük. Ulaş Karasu bana dedi ki; ‘Bir dahaki sefere de alacak bir büyükşehir kalsın, Malatya’yı da bir dahaki sefere alırız’ dedi.

Bu seçimlerde Yazıhan’ı kazanma ihtimaliniz yok dediler ama biz adayımızı Veli Ağbaba’dan dinledik. ‘Abdulvahap Göçer bu işi halleder’ dediler. Şahmurat Başkanı ve Abdulvahap Başkanı hepinizi birden birbirine emanet ediyorum.

Bu partide bundan sonra bir yol yürüyüşü var. Abdulvahap Göçer’in cebinde bir anahtar var. Bir dahaki seçimde iktidar olacak anahtar Başkanın cebindedir. El ele omuz omuza hep beraber çalışıp Atatürk’ün partisini ilk seçimlerde iktidar yapacağız.

Malatya’da sadece İsmet İnönü’yü anmak olmaz. Turgut Özal’ı da anmak lazım. 1980 darbesinden sonra askerler millete istikamet dayatırken devleti karşısında bulmasına rağmen 4 eğilimi birleştirerek girdiği mücadelede başarılar kazandı. Çok farklı düşündüğümüz noktalar vardı ama Malatya’nın evladı Turgut Özal’a da Allah’tan rahmet diliyoruz.

Dün Diyarbakır-Mardin arasında çıkan yangınlarda ölen 12 evladımız var. Türkiye’nin her yerinde orman yangınları sürüyor. Bu meseleye artık TBMM’nin el koyması gerekir. Bunun için çalışacağız.

Kayısının memleketi Malatya’da üreticiye bir dokunup bin ah işitiyorsun. Kuru kayısı üreticide 140 TL, pazarda 300, markette 370 lira. Geçen sene bahçede kuru kayısı 100 liraydı. 1 senede mazot, gübre, işçilik ikiye katladı fiyat sadece yüzde 40 artmış. Marketteki fiyat ikiye katlıyor ama buradaki fiyat yüzde 40. Üzümde de, fındıkta da, kayısıda da böyle. Kayısının hakkını aramak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.”

“Vatandaş mı yandaş mı?”

Özel, CHP’nin 30 Haziran’da Kocaeli’de ‘Geçinemiyoruz Mitingi’ düzenleyeceğini de duyurarak herkesi davet etti.

CHP’nin ekonomiden sorumlu gölge bakanı Prof. Dr. Yalçın Karatape’nin önümüzdeki pazartesi günü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yapacağı görüşme hakkında da konuşan Özel, “Şimşek’e parayı nereden bulabileceklerini gösterecek. Pazartesi soracağız Mehmet Şimşek’e, önceliğin vatandaş mı yandaş mı? Müteahhitten yana mısın, Yazıhanlı kayısı üreticisinden mi yana mısın?” diye konuştu.

Normalleşme tartışmalarına da yanıt veren Özel, “22 yıllık AKP iktidarının yükünü sırtlanacak halimiz yok, yanlışına doğru diyecek halimiz yok” dedi.

CHP üyesi Şerafettin Bahadır’ın dün Kayseri Pınarbaşı’nda silahlı saldırıya uğramasına ilişkin de konuşan Özel, “Seçim seçimde kaldı, başkanımız herkesi kucaklayacak. Hala daha birileri gerilim yaratmak derdinde. Savunmasız bir adama 5 kişi saldırmak ne güçtür ne cesarettir, ne kabadayılıktır olsa olsa acizliktir, zavallılıktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Doğurganlık Hızını Artırmak İçin Düğmeye Basıldı

2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı 2023 yılında 1,51’e gerilerken, iktidar da doğurganlık hızını artırmak için harekete geçti. Aile Bakanlığı, “çalışan annelere destek paketini” de içeren bir dizi düzenleme için düğmeye bastı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki azalan doğum oranlarını “varoluşsal bir tehdit, felaket” olarak nitelendirmiş, “Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor. Bu konuda yeni uygulamaları devreye alacağız,” demişti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 yılı doğum istatistiklerine göre, Türkiye’de doğurganlık hızı ciddi şekilde geriledi. 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı, yani bir kadının hayatı boyunca dünyaya getirdiği ortalama çocuk sayısı, geçtiğimiz yılda 1,51’e düştü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de doğum oranlarının “alarm vermeye başladığı” açıklamasının ardından Aile Bakanlığı devreye girdi ve “çalışan annelere destek paketini” de içeren bir dizi düzenleme için düğmeye basıldı.

Hürriyet gazetesinden Ebru Karatosun’un haberine göre, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş geçtiğimiz haftalarda doğum izninin bir yıla çıkarılmasıyla ilgili atılabilecek adımlar üzerine iktidar Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) strateji ekibine bir sunum yaptı.

Karatosun’un haberine göre, AK Parti kurmayları bu sürecin yalnızca doğum izni ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, dünya genelindeki örnekler de göz önünde bulundurularak ikinci ve üçüncü çocuğa kademeli devlet desteği verilmesi gerektiğini ifade etti.

Toplantıda ayrıca, kreş veya kira desteği ya da kadının özlük hakkı ile beraber maaşında yapılabilecek bazı düzenlemeler de konuşuldu. Haberde ayrıca, AK Parti kurmaylarının konuyla ilgili daha derli toplu bir çalışma yapılmasının gerekliliğini vurguladıkları aktarıldı.

Kurmaylar, “Sadece doğum izni değil, kadınlarımız çocuk sahibi olmak istiyor. Kreş desteği, çalışan desteği, kira desteği. Kadın çalışıyor, çocuk sahibi olmak istiyor ama bakıcıların maaşı 30.000 – 40.000 liradan aşağı değil,” ifadelerini kullanırken “ikinci, üçüncü çocuğa destek verilmesi gerektiğini” de vurguladılar.

“Biraz üzerinde çalışmamız lazım. Aile Bakanlığı’nın bir sürü bütçesi var. Sadece doğum iznini uzatmak değil, 0-3 yaş dediğimiz gelişim evresi de önemli.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 yılı doğum istatistiklerine göre, Türkiye’de doğurganlık hızı ciddi şekilde geriledi. 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı, yani bir kadının hayatı boyunca dünyaya getirdiği ortalama çocuk sayısı, geçtiğimiz yılda 1,51’e düştü.

TÜİK’in açıkladığı veriler durumun ciddiyetini ortaya koyarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son iki kabine toplantısında azalan doğum oranlarına değinmesi de dikkatleri konuya yöneltmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamalarda, Türkiye’deki azalan doğum oranlarını “varoluşsal bir tehdit, felaket” olarak nitelendirmiş, “Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor. Bu konuda yeni uygulamaları devreye alacağız,” demişti.

Azalan doğum oranları geçtiğimiz haftalarda yapılan Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) toplantısında da gündeme gelmişti. Doğum izninin dört aydan bir yıla çıkartılması önerilen MKYK’da Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Bu konuda asla klasik maliye olarak hareket etmeyeceğiz. Bize ne düşerse varız” demişti.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: Partide Köklü Değişiklikler Kapıda

31 Mart’ta yapılan seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de yönetim kongreye kadar teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefliyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Yerel seçimlerde beklediği sonucu alamayan AK Parti’de teşkilatlardan başlayan değişim süreci önümüzdeki günlerde hız kazanacak. AK Parti yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile kongre takvimi ile ilgili alternatifli formüller hazırlamıştı.

Kongrenin 2025 yılı içinde yapılmasının daha doğru olacağı sonucuna varılmış, ancak bu süre içinde il ve ilçe başkanlarından başlayarak değişim sürecinin başlatılması kararlaştırılmıştı. Erdoğan, yerel seçimlerden sonra katıldığı parti toplantılarında ‘Bayrak değişimine’ gidileceğini açıklamasında rağmen, şu ana kadar parti üst yönetimine ilişkin herhangi bir adım atmadı.

Türkiye Gazetesi‘nde yer alan habere göre Erdoğan’ın, parti üst yönetimi yerine değişim sürecini teşkilatlardan başlatılması görüşünde olduğu belirtiliyor. Bu kapsamda, bayramdan önce genel merkezin talimatı ile Rize, Adıyaman ve Batman il başkanları istifa etmişti.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Erdoğan’ın, ‘Seçmenden geçer not alamayan bizim takdirimize de mazhar olamaz’ şeklindeki açıklamasını hatırlatan AK Parti kurmayları, özellikle seçim kaybedilen illerde kapsamlı bir değişimin kapıda olduğunu kaydetti.

Edinilen bilgilere göre kongreye kadar, teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefleyen AK Parti yönetimi, istifa ettirilecek il ve ilçe başkanlarının yerlerine atanacak isimler için de detaylı bir çalışma yapıyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında ‘güvendiği isimlerle ve fikrine önem verdiği yakın dostları’ ile bizzat değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Paylaşın

AK Parti’de Yeni Seçmen Kitlesine “Ulaşılamadığı” Eleştirileri

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de, yıllar içerisinde değişim gösteren yeni seçmen kitlesine “ulaşılamadığı” eleştirileri yapılıyor.

Partide “Genç seçmenin tercihinin genellikle CHP’den yana olduğu” değerlendirmesi yapılırken, “Partinin yeni ve genç seçmenlerin de birinci tercihi olması için artık yeni şeyler de söylemek lazım. Gençlere yönelik yeni atılımlar, onların isteklerine kulak veren ve bu istekleri yerine getiren bir anlayışla hareket edilmeli” görüşleri dile getiriliyor.

31 Mart yerel seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinde seçim yenilgisinin nedenleriyle ilgili detaylı çalışmaların yapılması talimatını vermişti. Erdoğan’ın talimatları sonrası seçim yenilgisini masaya yatıran AK Parti’de, partiye yönelik özeleştiriler de ön plana çıkmaya başladı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; AK Parti’de, seçim yenilgisinin en başlı nedenlerinden birinin Türkiye’deki artan enflasyon ve ekonomi yönetimi olduğuna dikkat çekiliyor. Ancak AK Parti’de, en önemli nedenlerden birinin ekonomi olmasına karşın en az ekonomi kadar önemli nedenlerden bir diğerinin ise “sorunların görülememesi” olduğuna da dikkat çekiliyor.

Bu nedenle sorunları yerinde tespit edebilmek ve çözüm önerileri belirleyebilmek için TBMM’nin yaz tatiline girmesinin ardından gerek parti yöneticilerinin gerekse milletvekillerinin “oy kayıplarının en yüksek olduğu il ve ilçelerde bire bir iletişime geçerek, yurttaşların söylemlerine ve isteklerine kulak verecekleri” kaydedilirken, AK Parti’nin 2028 yılına giden süreçte de “icraatın içinden” stratejisini yürüteceğine işaret ediliyor.

Sorunların yerinde tespit edilmesinin ardından AK Parti’nin o sorunların çözümüne yönelik icraatlara yöneleceği, bu süreçte partinin bugüne değin yaptıkları ve bundan sonra atacakları adımlar konusunda bizzat parti yöneticileri, milletvekillerinin kamuoyunu bilgilendireceği de ifade ediliyor.

“Gençlere yönelik yeni atılımlar…”

AK Parti’de, yıllar içerisinde değişim gösteren yeni seçmen kitlesine “ulaşılamadığı” eleştirileri de yapılıyor. “Genç seçmenin tercihinin genellikle CHP’den yana olduğu” değerlendirmesi yapılırken, “31 Mart yerel seçimleri gösterdi ki yeni seçmen kitlesine ulaşmakta zorluk yaşıyoruz.

Burada bir yanlış var ve bu yanlış, gazetecilerin ekranlarda partimizi anlatmasıyla düzelmiyor aksine yurttaşlarda partiye güveni azaltıyor. Bu güvenin yeniden tesis edilmesi gerekiyor. Partinin yeni ve genç seçmenlerin de birinci tercihi olması için artık yeni şeyler de söylemek lazım. Gençlere yönelik yeni atılımlar, onların isteklerine kulak veren ve bu istekleri yerine getiren bir anlayışla hareket edilmeli.

Ancak tüm bunları yapabilmek için de genç ve yeni seçmenle de parti üyelerinin bire bir buluşması, oturup onların geleceğe ve ülke yönetimine dair fikirlerinin dinlenmesi elzem. Bu nedenle sahayı boş bırakmayacağız. Gerekirse kapıları tek tek çalacağız. Bu süreç devamlılık arz edecek” görüşleri dile getiriliyor.

Paylaşın

İktidar, Kamu Mallarını Yok Pahasına Satmaya Devam Ediyor

Kamu varlıkları yok pahasına elden çıkarılıyor. AK Parti iktidarı ile geçilen 2002-2024 döneminde toplam 21 milyar 827 milyon 534 bin liralık kamu taşınmazı satıldı.

AK Parti döneminde kamu taşınmazları satışından elde edilen toplam gelir, 1986-2001 döneminde elde edilen 43 milyon 304 bin liralık geliri 504’e katladı. 1986-2024 döneminde elde edilen kamu taşınmazı satışı gelirinin yüzde 99,7’sini AK Parti döneminde elde edilen gelir oluşturdu.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; AK Parti iktidarında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük emeklerle elde edilenler de dahil olmak üzere çok sayıda kamu varlığı yok pahasına elden çıkarıldı. Çok sayıda kamu kurumu, özelleştirmeye kurban edilirken kamu kurumları kiracı durumuna düşürüldü.

Kamu taşınmazları satışından elde edilen gelirin yıllara göre dağılımı da iktidarın kamu varlıklarına yönelik hoyrat tutumunu gözler önüne serdi. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından Haziran 2024’e kadar gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, 20 milyar TL’yi aştı.

AK Parti iktidarı ile geçilen 2002-2024 döneminde toplam 21 milyar 827 milyon 534 bin TL’lik kamu taşınmazı satıldı. AK Parti döneminde kamu taşınmazları satışından elde edilen toplam gelir, 1986-2001 döneminde elde edilen 43 milyon 304 bin TL’lik geliri 504’e katladı. 1986-2024 döneminde elde edilen kamu taşınmazı satışı gelirinin yüzde 99,7’sini AK Parti döneminde elde edilen gelir oluşturdu.

Kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, yıllara göre şöyle sıralandı:

2004: 41 milyon 122 bin TL
2008: 8 milyon 139 bin TL
2012: 564 milyon 645 bin TL
2016: 615 milyon 324 bin TL
2020: 144 milyon 592 bin TL

İktidar, kamu varlıklarını satmayı bu yıl da sürdürdü. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre, 2024 yılının ocak-mayıs döneminde gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından 596 milyon 175 bin TL para toplandı.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 2024-2028 dönemine yönelik yol haritası, saldırgan özelleştirme politikasının hız kesmeden devam edeceğini ortaya koyuyor. 2024 yılı içinde 10 kamu kuruluşunu daha özelleştirme kapsamına almaya hazırlanan AK Parti, özelleştirmelerden 25 milyar TL’lik satış elde etmeyi planlıyor.

2025 yılında 205, 2026 yılında ise 210 özelleştirme ihalesi yapılması hedefleniyor. 2025 için özelleştirme gelir tutarı 30 milyar TL, 2026 yılı için ise 35 milyar TL olarak tahmin ediliyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Raporu: Türkiye, Majör Sorunlarla Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) kalkınma raporunda, Türkiye’nin 17 kalkınma hedefinin hiçbirinde başarı sağlayamadığı, 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi.

Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdiği vurgulandı.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre; Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti.

BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Kalkınma 2024 Raporu, ülkede eğitimden, cinsiyet eşitliğine, açlık ve yoksulluğa ilişkin çarpıcı sonuçlara ortaya koydu.

Rapora göre Türkiye, ‘nitelikli eğitim, sağlıklı ve kaliteli yaşam, cinsiyet eşitliği, açlığa son, yoksulluğa son ve eşitliğin azalması hedeflerinde’ sınıfta kaldı. Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’ndan (SKA) hiçbirinin 2030 yılına kadar gerçekleştirilemeyeceğini ve hedeflerin yalnızca yüzde 16’sının ilerleme kaydettiği aktarıldı.

Geri kalan yüzde 84’lük kısımda ise ilerlemenin sınırlı olduğu veya tersine döndüğü ortaya konuldu. Türkiye ise SKA sıralamasında 167 ülkeden 72. sırada 70.5 puanla yer aldı. Söz konusu raporda Türkiye’yi sırasıyla 70.4 ile Hint Okyanusu’nda bulunan ada ülkesi Mauritius, 70.3 puanla Kolombiya, 70.1 puanla Ekvador, 70 puanla Surinam, 69.5 puanla ise Jamaika takip etti.

Raporda, Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) 17 SKA hedefinden hiçbirinde başarı sağlanamazken 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi. Rapora göre, SDSN’nin “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdi.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti. “İklim Krizi Eylemi” hedefinde herhangi bir gelişme yaşanmadığına dikkat çekilen raporda ülkenin iklim krizine yönelik eylem planlarında majör sorunların olduğu ve ivme de düşüş olduğu aktarıldı.

Rapora göre majör sorunların yaşandığı diğer hedefler ise “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” ile “Eşitsizliklerin Azalması” hedefleri oldu. “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” hedefinde ivmenin durgun olduğuna dikkat çekilen raporda, “Eşitsizliklerin Azalması” hedefinde ise ivme orta düzeyde artış gösterdi.

Ciddi sorunların yaşandığı bir diğer hedefin ise “Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam” olduğu aktarılan raporda, Türkiye’nin bu hedefte de ivmesinin orta düzeyde artış gösterdiği belirtildi.

Öte yandan SDSN Başkanı ve raporun başyazarlarından Prof. Dr. Jeffrey D. Sachs ise raporda şunları aktardı: “1945 yılındaki BM’nin kuruluşu ile 2100 yılı arasındaki yolun ortasında, işlerin olağan akışında seyretmesine güvenemeyiz. Dünya, korkunç ekolojik krizler, artan eşitsizlikler, yıkıcı ve potansiyel olarak tehlikeli teknolojiler ve ölümcül çatışmalar dahil olmak üzere büyük küresel zorluklarla karşı karşıya; bir dönüm noktasındayız.”

Basın özgürlüğündeki düşüşe dikkat çekildi

Dünya genelinde basın özgürlüğünün düşüşte olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye ise 100 üzerinden 31.6 aldı. Basın özgürlüğünde de majör sorunların olduğuna dikkat çekilen ivmede ciddi oranda düşüş yaşandığı ifade edildi.

Öte yandan benzer bir durum ise aynı zamanda Meclis’teki kadın milletvekili oranında yaşandı. TBMM’deki kadın milletvekili oranının yüzde 19,9 olduğu belirtilen raporda, majör sorunların sürdüğü ve ivmenin durağan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: AK Parti’nin 22 Yıllık Yükünü Üstlenmem

CHP Lideri Özgür Özel, siyasette normalleşme tartışmalarına ilişkin, “Ben AK Parti’nin 22 yıllık yükünü üstlenecek bir işin içine girmem. Devlet Bey kenara çekilemez. Hep birlikte muhalefete gidecekler. Biz 31 Mart seçimlerinde iktidara ortak olduk” dedi ve ekledi:

“Merkezi yönetim ve mahalli idareler olarak anayasa iktidarı ikiye böler. Mahalli idarelerde toplam yüzde 87 CHP’nin idaresinde. Bugüne kadar olan her şeyden Cumhur İttifakı sorumludur. Biz partilerle ittifak yapmadık. Biz milletle ittifak yaptık. Devlet Bey eğer Cumhur İttifakı’ndan ayrılacaksa Türkiye ittifakına gelebilir, sorun yok. Devlet Bey de milli takım gol atınca sevinecekse gelsin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel Ekol TV’de Hepsi Bu Hafta Oldu’da Armağan Çağlayan’ın sorularını yanıtladı. Özgür Özel’in konuşmasından satır başları:

“Stratejik hedefler belirlemedim. Ben ne iş yapıyorsam onu iyi yapmaya çalışırım. Hatta diğer işlerim aksar. Partide belli bir noktaya geldikten sonra da partinin iktidar olması lazım. Ona kilitleniyorsunuz. Gönül isterdi ki cumhuriyetin 100. yılında partimiz iktidar olsun. İnsanlar rahat nefes alsın. Kutuplaşmadan da korksaydım CHP lideri olarak dışarı çıkmamam gerekirdi. Her gün tehdit, gerginlik…

Dünyanın hiçbir yerinde parti lideri seçimle değişmedi. Var gücümüzle Cumhurbaşkanlığı seçimi için çalıştık ama olmadı. Arkadaşlarım, ailemin ve benim travmam oldu. Sokakta gençlerin feri de söndü, heyecanı gitti. “CHP’nin iktidarını görmezsem gözüm arkada gider” diyen bir kitle de var. 50 yıldır ıstırap çeken insanlar var.

“Seçmen değişmeyen herkesi cezalandırdı”

İnanılmaz duygusal travma vardı. Adım atmak gerekiyordu. Bu duygumla hareket ettim. Bunu en erken dile getiren de Ekrem İmamoğlu’ydu. Partide değişim olması gerektiği konusunda konuştuk. İnsanlara “Ders aldık, değiştik, gençleştik ve lütfen umudunuzu kesmeyin” dememiz gerekirdi. Dünyadaki popülist liderler insanların sandığa küsmesinden yararlanır. Burada da o yaşanıyordu. İnsanlar fatura kesecek yer arıyordu.

Biz sahadaki duyguyu doğru okuyan tek parti olduk. Biz genç, seçmene hesap sormayan, sorumluluğu üstlenen, fazla kadın adaylı tek parti olduk. Seçmen değişmeyen herkesi AK Parti MHP ve İYİ Parti dahil herkesi cezalandırdı.

Siyaset nedir diye sorulduğunda, sokağın sesini duyma sanatı olarak tanımlarım. Sokaktan, evden duyguyu almıyorsan sen standart siyasetçilik oynuyorsundur. Biz koca bir ekip olarak değişimciydik. Herkes risk aldı. Olmayacak şeyi oldurdular.

Orada iki grup var. Türkiye’nin geçmiş pratiklerine bakıyorlar. “Adalet ve Kalkınma Partisi ne zaman zora düşse birisi ile ayağa kalkıyor ve biz buna yardım eden olmayalım” diyen grup var. Ben bunu haklı buluyor ve saygı duyuyorum. Biz MYK ile karar veriyoruz. Kolayca aldatılabilecek ve paldır küldür karar verilen bir parti değiliz. Endişeler haklı ve dikkat etmek lazım.

Bir de bu kutuplaşma ortamından beslenenler var. Normal siyasi düzlemde kendisine yer olmadığını düşünenler var. “Bunca yıl bize bunu yapanlarla el mi sıkışılır?” diyenlere de lafım yok. Ama tuzu kuru olup da kutuplaşmadan beslenenlerin temizlenmesi lazım.

Biz 10 bin TL ile geçinen emekli, asgari ücretli, çay ve buğday üreticileri ve borçlarını ödeyemeyen dünya kadar insan var. Sayın Erdoğan’a anlattım. Vergilerin yüzde 68’i dolaylı verdi. Fabrikatör ile işçisi aynı vergiyi ödüyor. Yüzde 21 ise gelir vergisi yani maaş alanlardan. Yalnızca geri kalan yüzde 11’i sanayicilerin, gemi sahiplerinin ödediği vergi. Tam tersi olması lazım. Vergi reformu için Erdoğan, Şimşek ile görüşmemizi istedi.

Şimşek zenginlere rasyonel

Şimşek şu an rasyonel değil. Zenginlere rasyonel, fakirlere alabildiğine irrasyonel. Şimşek ile bayramdan sonra görüşeceğiz. Bizim IMF politikalarına destek verme durumumuz söz konusu olamaz. Kayıt dışı ekonomiyi ekonomiye katmak ve zenginden daha fazla vergi alınmasını istiyoruz.

Ben AK Parti’nin 22 yıllık yükünü üstlenecek bir işin içine girmem. Devlet Bey kenara çekilemez. Hep birlikte muhalefete gidecekler. Biz 31 Mart seçimlerinde iktidara ortak olduk. Merkezi yönetim ve mahalli idareler olarak anayasa iktidarı ikiye böler. Mahalli idarelerde toplam yüzde 87 CHP’nin idaresinde. Bugüne kadar olan her şeyden Cumhur İttifakı sorumludur. Biz partilerle ittifak yapmadık. Biz milletle ittifak yaptık. Devlet Bey eğer Cumhur İttifakı’ndan ayrılacaksa Türkiye ittifakına gelebilir, sorun yok. Devlet Bey de milli takım gol atınca sevinecekse gelsin.

Balıkesir’de böyle bir durum olunca aradım ve başkanın ağabeyinin gönüllü olmasını söyledim. Kırşehir’deki soyadı benzerliği idi. Esenyurt’taki mesele için de aradım ve 2 saatte hallettik. CHP, kir gösteriyor. AK Parti yıllardır kir kaldırıyor. Her belediyede yüzlerce atamaları var. CHP’nin haklı şekilde eleştirilen atamaları da hemen görülüyor. Hepsine karşıyım ve hemen sonlandırdım.

Gezi meselesi 3 alana ayrılıyor. AİHM uyarsanız Kavala’yı, AYM kararlarına uyarsanız da Can Atalay’ı bırakmanız lazım. MHP, “AYM kapatılsın” diyor, Erdoğan “Gezi kişisel meselem” diyor. Biz ise sadece AİHM ve AYM kararlarına uyulması gerektiğini söylüyorsunuz. Biz “Affedin” gibi bir talepte bulunmadık.”

Paylaşın

Demirtaş, İngiltere Seçimlerinde Jeremy Corbyn’e Başarı Diledi

Yaklaşık dokuz yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş başkanı Selahattin Demirtaş, İngiltere’de 4 Temmuz’da yapılacak seçimlerde bağımsız aday olan İşçi Partisi’nin (Labour) eski lideri Jeremy Corbyn’e başarı diledi.

Jeremy Corbyn, Selahattin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği destek mesajına sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla teşekkür etti.

Jeremy Corbyn, Selahattin Demirtaş’ın Edirne Cezaevi’nden gönderdiği destek mektubunun Türkçe ve İngilizce versiyonlarının fotoğrafıyla birlikte paylaştığı mesajında, şu ifadeleri kullandı: “Haksız bir şekilde tutukluğunun devam ettiği Türk hapishanesinden yazdığı destek mektubu için Selahattin Demirtaş’a teşekkürler. Türkiye’de – ve dünya çapında – özgürlük, barış ve adalet için yürütülen mücadele galebe çalmalı.”

Demirtaş, Corbyn’e mesajında şöyle demişti: “Sevgili Jeremy; 4 Temmuz’da yapılacak seçimlerde hepinize başarılar diliyor, İngiltere’deki dostlarımızın da sizi tüm güçleriyle destekleyeceklerine inanıyorum. Özgür zamanlarda görüşmek dileğiyle, selam sevgilerimle…”

Demirtaş, HDP Merkez Yürütme Kurulu’nun 6 Ekim 2014’te sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı sokağa çıkma çağrısıyla yoğunluğu artan ve kamuoyunda “Kobani olayları” olarak bilinen protesto eylemlerini ve silahlı çatışmaları azmettirmekle suçlanıyor.

Dönemin diğer HDP eş başkanı Figen Yüksekdağ ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de yargılandığı ve sıkça “Kobani davası” olarak anılan davada geçtiğimiz Mayıs ayında alınan bir kararda, Demirtaş’a “devletin birliği ve bütünlüğünü bozmaya yardım” suçundan 20 yıl, “suç işlemeye tahrik” suçundan da 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine hükmedilmişti. Toplamda 42 yıl hapis cezası alan Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Demirtaş’ın ve diğer eski eş başkan Yüksekdağ’ın “hak ihlaline” uğradığına hükmetmiş ve Türkiye’yi, eş başkanları serbest bırakmaya çağırmıştı.

Paylaşın

Kulis: Erdoğan, Muhalefete ‘Kapıları Kapatmayacak’

Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmasıyla birlikte siyasetteki “normalleşme” sürecinin devamını sağlayacağı ve böylece “toplumun her kesimine ulaşmak ve AKP’nin kurulduğu ilk yıllarda olduğu gibi partiyi tüm kesimlere hitap eden bir konuma yükseltmek istediği” belirtiliyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte de muhalefet cephesine “kapıları kapatmayacağı” söyleniyor. AKP’nin, 2028 stratejilerinden birinin de “toplumsal uzlaşı ve siyasetteki gerginliğin azaltılması, gerginliğin azalmasıyla birlikte yeniden AKP’ye güveni artırmak” olduğuna da vurgu yapılıyor.

AKP’nin ilk kez ikinci parti konumuna gerilemesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefet ile başlattığı “normalleşme” adımları “erken seçim” tartışmalarını beraberinde getirirken, Erdoğan’ın “AKP’de ve hükümette revizyon sürecini başlatmadan ve belli bir düzene oturtmadan” olası bir erken seçime asla sıcak bakmayacağı kaydediliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP teşkilatları ile bayramlaşmasında bir kez daha dört yıllık seçimsiz döneme işaret ederek, “erken seçim” tartışmalarının önüne set çekti.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun edindiği bilgiye göre, Erdoğan’ın, “ekonomide ve yurttaşların alım gücünde iyileşme olmadan herhangi bir erken seçim kararına sıcak bakmayacağına” vurgu yapılıyor. Erdoğan’ın seçimsiz dört yılda hükümet olarak daha çok revizyona ağırlık vereceği ve kalkınma politikalarına öncelik vereceği de ifade ediliyor. Bakanlara yeni yatırımlar ve projeler için talimat vereceği de konuşuluyor.

Erdoğan’ın, dört yıl içinde hem ekonomide iyileşme hedeflerken, hem de partiye yeni siyaset ve söylem üretebilen, kamuoyunun seveceği ve güveneceği yeni isimleri kazandırmak istediğine işaret ediliyor.

Yerel seçimler sonrasında Erdoğan “partide değişim” mesajı vermiş ancak beklenen “değişimin” 2025 yılında olması planlanan olağan kurultayda gerçekleşeceği kamuoyuna yansımıştı. Partide “vizyoner yeni isimler” için çalışmaların başladığı konuşulurken Erdoğan’ın, 2028 yılı seçim sürecinde de Türkiye üzerindeki iç ve dış tehditlere dikkat çekeceği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “Türkiye’ye yeni bir anayasa kazandırmadan ülkeyi seçime götürmek istemeyeceği” de ifade ediliyor. Ancak Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmasıyla birlikte siyasetteki “normalleşme” sürecinin de devamını sağlayacağı ve böylece “toplumun her kesimine ulaşmak ve AKP’nin kurulduğu ilk yıllarda olduğu gibi partiyi tüm kesimlere hitap eden bir konuma yükseltmek istediği” belirtiliyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte de muhalefet cephesine “kapıları kapatmayacağı” söyleniyor. AKP’nin, 2028 stratejilerinden birinin de “toplumsal uzlaşı ve siyasetteki gerginliğin azaltılması, gerginliğin azalmasıyla birlikte yeniden AKP’ye güveni artırmak” olduğuna da vurgu yapılıyor.

Paylaşın