Altılı Masa’da Gündem Cumhurbaşkanı Adayı; Düğümü Karamollaoğlu Çözecek

Altılı Masa’da (Millet İttifakı) aday ismi konusunda kesin uzlaşının nasıl sağlanacağı, ismin nasıl belirleneceği de netleşti. Buna göre 13 Şubat’ta Saadet Partisi ev sahipliğinde yapılacak son toplantı öncesinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, tüm partilerin liderleriyle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu ziyaretlerde tüm liderlerin isim konusundaki görüşleri alınarak diğer liderlere iletilecek ve uzlaşı aranacak.

Bu uzlaşının sağlanabilmesi için ihtiyaç halinde Karamollaoğlu, liderlerle bir kez değil gerekirse 2-3 kez bir araya gelecek. Karamollaoğlu’nun temasları devam ederken Karamollaoğlu dışındaki liderlerin informal olarak ikili – üçlü görüşmeler gerçekleştirmesi de bekleniyor. Masadaki kurmayların ifadeleriyle; “Ankara 13 Şubat’a kadar bir hayli hareketli olacak. 13 Şubat’ta da adayın ismi netleşecek.”

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi liderlerinin oluşturduğu Altılı Masa, 13 Şubat toplantısına hazırlanırken masada cevabını bulmayan çok az soru kaldı. Her biri kritik önemde olan bu sorulardan cevabı en çok merak edileni cumhurbaşkanı adayının kim olacağı. Bir diğer kritik soruysa Altılı Masa’nın iktidara gelmesi halinde ülkenin nasıl yönetileceği. Masada her iki konuda farklı görüşler var. 13 Şubat toplantısının ev sahibi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, toplantıya giden süreçte yoğun bir görüşme trafiği gerçekleştirerek liderler arası uzlaşı sürecinde kolaylaştırıcı olacak.

Kılıçdaroğlu isminde uzlaşılmasına çok az kaldı

Edinilen bilgilere göre masadaki 4 parti; Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itirazı yok. İYİ Parti’ninse ‘kazanacak aday’ vurgusu devam ediyor. Ancak masadaki partilerin temsilcilerine göre Kılıçdaroğlu isminde uzlaşılmasına çok az kaldı.

CHP’li kaynaklar, ismi dillendirilen CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun denklemden çıktığını, bu iki ismin aday olmayacaklarını ve Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini net bir şekilde açıkladıklarını ifade ediyor. Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden yargı sürecinin aday olarak belirlenmesinin önünde önemli bir engel olduğu görüşünü bildirenler de var.

Aday isminin belirlenmesinde anket, kamuoyu araştırması gibi yöntemler de gündemden çıkmış durumda. İYİ Parti’nin bu önerisi; süre kısıtı, aday isminin belirlenmesi konusunda bu gibi yöntemlerin sağlıklı sonuçlar vermeyeceği ve adayı masanın iradesinin belirlemesi gerektiği gibi sebeplerle diğer partilerce tercih edilmedi.

Aday ismi konusunda kesin uzlaşının nasıl sağlanacağı, ismin nasıl belirleneceği de netleşti. Buna göre 13 Şubat’ta Saadet Partisi ev sahipliğinde yapılacak son toplantı öncesinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, tüm partilerin liderleriyle görüşmeler gerçekleştirecek. Bu ziyaretlerde tüm liderlerin isim konusundaki görüşleri alınarak diğer liderlere iletilecek ve uzlaşı aranacak. Bu uzlaşının sağlanabilmesi için ihtiyaç halinde Karamollaoğlu, liderlerle bir kez değil gerekirse 2-3 kez bir araya gelecek. Karamollaoğlu’nun temasları devam ederken Karamollaoğlu dışındaki liderlerin informal olarak ikili – üçlü görüşmeler gerçekleştirmesi de bekleniyor. Masadaki kurmayların ifadeleriyle; “Ankara 13 Şubat’a kadar bir hayli hareketli olacak. 13 Şubat’ta da adayın ismi netleşecek.”

Masada farklı görüşler var

Masada cevabı aranan bir diğer konu da Altılı Masa’nın iktidara gelmesi halinde ülkenin nasıl yönetileceği. Bu konuda henüz bir mutabakat sağlanmış değil. Masada farklı görüşler var. Masadaki temsilcilerin önemli bir kısmı, eski sistemdeki “Başbakan, başbakan yardımcıları, kabine üyeleri” benzeri bir modelin bugünkü sisteme uyarlanarak işletilmesinin sağlıklı olacağını düşünüyor. Kurmaylar, yürütmenin başındaki cumhurbaşkanının belirlediği sayıda cumhurbaşkanı yardımcısı görevlendirip, bu cumhurbaşkanı yardımcılarına belirlenen konularda yetki verilebileceğini söylüyor. Cumhurbaşkanının; yardımcıların sayısı, görev alanları gibi konularda çerçeveyi, içeriği belirleyebileceği ifade ediliyor. Mevcut Anayasa’ya göre bu kişilerin milletvekili ve bakan olamayacakları da belirtiliyor.

Yönetim şekli konusundaki bir başka öneri ise tek bir cumhurbaşkanı yardımcısı olması ve bu ismin geniş yetkilerle donatılması yönünde. Bu öneriye İYİ Parti’nin sıcak baktığı ifade edilirken, CHP dahil masadaki diğer partiler, liderlerin eşit yetkilere sahip cumhurbaşkanı yardımcıları olması gerektiğini düşünüyor. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 13 Şubat’a kadar gerçekleştireceği görüşme trafiğinde bu konuda da uzlaşı arayacak.

“Cumhurbaşkanının partisinden istifa edip etmeyeceği” sorusu

Cevap arayan bir başka soru da cumhurbaşkanının partisinden istifa edip etmeyeceği. Masada sistem değişene ve parlamenter sisteme geçilene kadarki geçiş sürecinde cumhurbaşkanının partisinden istifa etmemesi gerektiği görüşünü dillendiren temsilciler var. Buna gerekçe olarak cumhurbaşkanının, istifa ettiği partisinin yeni genel başkanının imzalanan mutabakatlara sahip çıkmaması ve masanın taahhütlerini kabul etmemesi ihtimali gösteriliyor. Mutabakatların altında imzası olmayan yeni bir genel başkanın masaya katılmasındansa cumhurbaşkanının partisiyle bağının kopmamasının daha sağlıklı olacağı görüşü dillendiriliyor. Cumhurbaşkanının partisi ile ilişkisini geçiş süreci tamamladıktan sonra kesmesinin daha doğru olacağı belirtiliyor.

Masadaki temsilcilerin bir kısmı da partili cumhurbaşkanı sisteminin hukuksuzluğuna vurgu yaparak cumhurbaşkanının seçildiği gün partisinden istifa etmesi gerektiğini savunuyor. Örneğin CHP’li kurmaylar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve seçilmesi halinde ‘partili cumhurbaşkanı’ olmayı tercih etmediğini, seçilirse istifa edeceğini söylüyor. Ancak masada bu konuda nihai karar verilmiş değil.

Altılı Masa, iktidara gelmeleri halinde atılacak adımların, vaatlerin açıklanacağı programa hazırlanıyor

Tüm bu sorulara cevap aranırken Altılı Masa, iktidara gelmeleri halinde atılacak adımların, vaatlerin açıklanacağı programa hazırlanıyor. 30 Ocak’ta Ankara Congresium Kongre Salonu’nda gerçekleşecek toplantıda Altılı Masa’nın genel başkan yardımcıları 9 ana başlıkta 2 bin 300’ün üzerinde vaat açıklayacak. Masa temsilcilerinin “Türkiye’nin krizden çıkış reçetesi” olarak tanımladıkları bu metin, yoksullukla mücadeleden kadın haklarına, siber güvenlikten siyasi etik yasasına, kamuda israfla mücadeleden tersine beyin göçüne, savunma sanayinden afet yönetimine, uyuşturucuyla mücadeleden barınmaya kadar birçok konuda çözüm üretme iddiası taşıyor.

Vaatlerin yer aldığı “Ortak Politikalar Metni” cuma günü matbaaya gönderildi. Metni kaleme alan ve 4 aydır metin üzerinde çalışan Altılı Masa kurmayları, 30 Ocak’taki buluşmanın bir şölen havasında geçeceğini ve düğüne hazırlanır gibi hazırlandıklarını söylüyor. 1 buçuk saat sürmesi planlanan toplantıya 3000’e yakın kişinin katılması bekleniyor. Sunumu yapacak genel başkan yardımcıları 29 Ocak Pazar günü Congresium’da bir prova yapacaklar. Siyasi partilerin il, ilçe teşkilatları, medya ve sivil toplum temsilcilerinin katılacağı toplantıda Altılı Masa’nın hikayesini anlatan kısa bir videonun da aralarında olduğu video gösterimleri de yapılacak.

Paylaşın

Demirtaş’tan Çarpıcı Seçim Yorumu: Daltonlar Çetesi Feci Şekilde Kaybediyor

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, gündeme ilişkin paylaşımlar yapmaya devam ediyor. Demirtaş, son olarak seçime ilişkin yaptığı paylaşımda, “Daltonlar Çetesi feci şekilde kaybediyor. Moralle, coşkuyla, inançla mücadeleyi büyütmeye devam edin. Siz varken Red Kit’e gerek yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından 14 Mayıs’ta yapılması beklenen seçimlerle ilgili paylaşımda bulundu.

“Sipariş anketleri piyasaya sürerek ‘kazanıyoruz’ havası yaydıklarına bakmayın” diyen Demirtaş, “Daltonlar Çetesi feci şekilde kaybediyor. Moralle, coşkuyla, inançla mücadeleyi büyütmeye devam edin. Siz varken Red Kit’e gerek yok” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, adaylığı kabul etmemişti

HDP, Demirtaş ile cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda görüşüldüğünü, Demirtaş’ın hukuki durumunun adaylık için uygun olmadığını belirterek teklifi kabul etmediğini duyurmuştu.

Demirtaş’ın seçimlerde Emek ve Özgürlük İttifakı’nın aday çıkarması durumunda ona destek vereceğini ifade ettiği belirtilmişti.

HDP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Demirtaş ile bir heyetimiz kendisinin cumhurbaşkanı adaylığı konusunda dün, (26 Ocak) Edirne Cezaevi’nde bir görüşme yaptı. Yapılan görüşmede Demirtaş heyete teşekkür ederek, kendisinin hukuki durumunun adaylık için uygun olmadığını belirtti ve partinin bu konuda yapacağı çalışmaların destekçisi olacağını vurguladı.

Emek Özgürlük İttifakı’nın adayı olarak ortaya çıkacak ismin arkasında duracağını ifade eden Demirtaş, partiyle birlikte seçim kampanyasını ve çalışmalarını en verimli şekilde sürdürme kararlılığında olduğunu bir kez daha dile getirdi. Parti yönetimimiz de kendisine bu yaklaşımından dolayı teşekkür etti ve ortak çalışmanın kazandıracağı konusundaki fikir birliğini pekiştirdi” denildi.

Selahattin Demirtaş, Avukatı aracılığıyla AFP’ye yaptığı açıklamada, “ortak bir adayın desteklenmesinden yanayım” demişti.

Daha önce HDP’nin aday çıkarma kararını yorumlayan Demirtaş, bu kararı desteklemiş ve “Eğer muhalefetin diğer bloku ortak aday çıkarmak için veya çıkacak adayda ilkeler üzerinde ortaklaşmak için HDP’yi ziyaret edip açık bir diyalog ve müzakere yürütmeyi düşünmüyorsa elbette HDP, seçmenin karşısına kendi adayıyla çıkacaktır. Bundan daha normal, bundan daha meşru bir tutum olamaz.” demişti.

Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifak yapma konusunda muhalefeti eleştiren paylaşımlarda da bulunmuş ve şunları söylemişti: “Üç yıldır demokrasi ittifakı olsun diye çırpınıp durduk, olmasın diye muhalefet dahil herkes üstüne düşeni fazlasıyla yaptı. Halk demokrasi ittifakını yoksullaşarak kurdu, partiler ne yazık ki kuramadı.

Şimdi önümüzde dört ay var, ortak aday diyoruz, yine herkes, olmasın diye ne gerekiyorsa yapıyor. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Tüm liderlere sesleniyorum, yakında hepinizle bir araya geleceğiz. Ya içeride ya dışarıda! Neyse ki bu seçimi siyasetçiler değil, halk kazanacak. Ya tam demokrasi Ya mutlak diktatörlük Kendi gücünüze güvenin, inanın ve dört ay boyunca enerjiyle çalışın. Kesinlikle kazanacağız.”

Paylaşın

2022 Yılında Erdoğan’ın Koruma Ekibine 526 Milyon 868 Bin Lira Harcandı

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) açıklamasına göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumalarının bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2022 yılında 526 milyon 868 bin TL harcadı.

Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2021’de 306 milyon TL ve 2020’de ise 263 milyon TL harcamıştı. Daire Başkanlığı’nın harcaması 2020 ile 2022 yıllarını kapsayan iki yıllık dönemde ikiye katlandı.

Erdoğan’ın koruma ekibi için geçen yıl yapılan harcama aylık yaklaşık 44 milyon TL’ye, günlük ise 1,44 milyon TL’ye denk geldi.

Birgün gazetesinden İsmail Arı’nın haberine göre; İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), 2022 yılı harcamalarını açıkladı. EGM’nin mali tablolarına göre, Erdoğan’ın korumalarının bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2022 yılında 526 milyon 868 bin TL harcadı.

Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2021’de 306 milyon TL ve 2020’de ise 263 milyon TL harcamıştı. Daire Başkanlığı’nın harcaması 2020 ile 2022 yıllarını kapsayan iki yıllık dönemde ikiye katlandı.

Erdoğan’ın koruma ekibi için geçen yıl yapılan harcama aylık yaklaşık 44 milyon TL’ye, günlük ise 1,44 milyon TL’ye denk geldi.

Cumhurbaşkanlığı korumaları için yapılan harcama; Emniyet’in İstihbarat Daire Başkanlığı, Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığı gibi birçok birimini de geride bıraktı.

Erdoğan’ın korumaları için geçen yıl 526 milyon TL harcanmasına karşın uyuşturucuyla mücadele amacıyla kurulan Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 172 milyon TL ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ise 245 milyon TL harcadı.

Ayrıca Meclis’i koruyan TBMM Koruma Daire Başkanlığı’nın da 185 milyon 87 bin TL harcadığı açıklandı.

Koruma sayısı yıllardır sır gibi saklanıyor

Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı’nın görev tanımı ise şu şekilde ifade ediliyor:

“Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı, Cumhurbaşkanı ve aile bireylerinin can güvenliği ve saygınlığı başta olmak üzere, konut, çalışma yeri, her türlü ulaşım vasıtası ile intikali esnasında, yakın koruma hizmetlerinden sorumludur. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’na ait tüm yerleşkelerin ve Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu her türlü bina ve tesisin güvenliğini sağlamakla görevlidir.”

Erdoğan’ı ve Beştepe’yi koruyan koruma sayısı da yıllardır sır gibi saklanıyor. Milletvekillerinin “Sarayları ve Erdoğan’ı kaç koruma koruyor?” sorularına bugüne kadar hiç yanıt verilmedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Cumhurbaşkanlığı’nda görevli kaç koruma var?” sorusuna “Herhangi bir güvenlik zafiyeti oluşturulmayacak şekilde, yeteri kadar personel ve teçhizatla yerine getirilmektedir” yanıtını vermişti.

Paylaşın

Türkiye’de Bulunan Yabancıların Yarıdan Fazlası İstanbul’da

Türkiye’de bulunan 1 milyon 335 bin yabancıdan yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. İstanbul’da 706 bin yabancı ikamet izni bulunuyor. Bu da Türkiye’de bulunan yabancıların yüzde 52’sine denk geliyor.

Antalya 158 bine (yüzde 12) ile ikinci sırada bulunuyor. İzmir’de ise sadece 29 bin yabancı ikamet ediyor. İzmir şehirler arasında altıncı sırada bulunuyor.

Türkiye dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke. Türkiye’de mültecilerin dışında 1 milyon 335 bin kişi de resmi ikamet izni ile yaşıyor. İlk sırada 154 bin ile Rus vatandaşları yer alıyor. Ukrayna vatandaşları ise 47 bin ile 9. sırada bulunuyor.

Yabancıların yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. Resmi ikamet izni ile yaşayan Suriyeli sayısı ise 100 bin.

Peki, Türkiye’de ikamet izni ile kaç yabancı yaşıyor? Türkiye’de yaşayan yabancılar hangi ülkelerden? Yabancılar Türkiye’de hangi illerde yaşıyor?

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre 19 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de 1 milyon 335 bin 153 yabancı resmi izinle ikamet ediyor. 2005 yılında ikamet izni bulunan yabancı sayısı 179 bin idi.

2015 yılında 400 bini aşan yabancı sayısı 2018 yılında 856 bine ulaştı. İkamet izni ile Türkiye’de yabancı sayısı 2019 yılında ise ilk kez 1 milyonu aşarak 1 milyon 101 bine yükseldi. Son üç yıldır bu sayısı 1,3 milyonun üzerinde seyrediyor.

İlk üç sıra: Rusya, Irak ve Türkmenistan

Uyruklarına göre ikamet izni ile Türkiye’de bulunan yabancılara baktığımızda ise ilk sırada Rusya var. Türkiye’de 19 Ocak 2023 itibariyle 154 bin 297 Rus vatandaşı yaşıyor. Rusları 131 bin ile Irak, 115 bin ile Türkmenistan vatandaşları takip ediyor.

İkamet izni ile yaşayan Suriyeli sayısı ise 99 bin 663. Suriyeliler dördüncü sırada. Diğer uyruklar ise şöyle: İran (95 bin), Azerbaycan (69 bin), Özbekistan (60 bin), Afganistan (52 bin), Ukrayna (47 bin) ve Kazakistan (46 bin).

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından çok sayıda Rus ve Ukrayna vatandaşı Türkiye’ye gelirken Antalya’da bu iki ülkeden gelen yabancılar dikkat çekiyor.

Yabancıların yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor

İkamet ile Türkiye’de bulunan 1 milyon 335 bin yabancıdan yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor. İstanbul’da 706 bin yabancı ikamet izni ile bulunuyor. Bu da toplamın yüzde 52’si demek.

Antalya 158 bine (yüzde 12) ile ikinci sırada bulunuyor. İzmir’de ise sadece 29 bin yabancı ikamet ediyor. İzmir şehirler arasında altıncı sırada bulunuyor.

Göç İdaresi Başkanlığına göre 13 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyeli sayısı ise 3 milyon 514 bin.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’de Yüz Binlerce Kişi “Polis Şiddetini” Protesto Etti

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Tennessee eyaletinin Memphis kentinde 29 yaşındaki siyahi Tyre Nichols’ın beş siyahi polis tarafından gözaltına alınırken uğradığı şiddet sonucu ölümünün ardından ABD genelinde yüz binlerce kişi “polis şiddetini” protesto etti.

628 bin nüfusa sahip Memphis şehrinin yüzde 65’i siyah Amerikalılar’dan oluşuyor.

ABD Başkanı Joe Biden ve Tyre Nichols’ın ailesi protestoların barış içerisinde olması ve şiddet olaylarına dönüşmemesi çağrısında bulundu.

Yetkililer ülke genelinde haftasonu boyunca çok sayıda geniş çaplı protesto eylemi olmasını bekliyor. Bu sebeple birçok noktada güvenlik önlemleri arttırılıyor.

Tyre Nichols’ın, gözaltına alınırken uğradığı şiddet sonucu ölümünün ardından polis kamerası görüntüleri, dün akşam 19:00’da kentin emniyet müdürlüğü tarafından yayınlandı.

Beş siyahi polisin dört dakika içinde dokuz farklı darbesiyle ağır yaralanan daha sonra da yaşamını yitiren Nichols’a yönelik ölümcül polis şiddetinin görüntülerinin yayınlanması sonrasında ABD genelinde protesto gösterileri düzenlendi.

New York, Los Angeles, Philedelphia ve Boston gibi kentlerde, yayınlanan video sonrasında yüzbinler polis şiddetini protesto etti. New York Belediye Başkanı Eric Adams eski bir polis olarak yayınlanan videoda gördüklerini irkilerek izlediğini söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden da yaptığı açıklamada, videoyu izlediğinde son derece acı hissettiğini ve öfkelendiğini dile getirdi.

Videoda ise polis memurları Nichols’ı arabasının sürücü koltuğundan sürüklerken ve “Kahretsin, ben bir şey yapmadım … Sadece eve gitmeye çalışıyorum” diye bağırırken gösteriyor. Polis yüzüstü yatmasını emrettiği Nichols’ı yere yatırıyor ve ardından yüzüne biber gazı sıkıyor.

Nichols kurtuluyor, ayağa fırlıyor ve yola doğru koşmaya başlıyor. Peşindeki polis memurları ise kendisine şok tabancasıyla ateş ediyor. Ayrı bir videoda, memurların Nichols’u tekrar yakalayıp dövmeye başlamasının ardından yaşanan boğuşma görülüyor.

İki memur Nichols’u tutarken, üçüncüsü tekmeliyor. Dördüncü polis de Nichols’a yumruk atmadan önce sopa gibi görünen bir şeyle darbeler indirirken görülüyor.

Polislerin vücut ve araç kameralarından elde edilen görüntüler, memurların ikinci derece cinayet, saldırı, adam kaçırma, görevi kötüye kullanma ve baskı ile suçlanmalarından bir gün sonra Memphis Belediyesi’nin YouTube sayfasında paylaşıldı.

Polis memurları, polis teşkilatından ihraç edilmişlerdi

Tamamı siyah olan polis memurları, 7 Ocak’ta Nichols ile trafikte karşılaşmaları ve Nichols’un ağır şekilde dövülmesinin ardından, geçen hafta sonunda polis teşkilatından ihraç edilmişlerdi. Nichols aldığı yaralara yenik düşmüş ve üç gün sonra hastanede hayatını kaybetmişti.

Memphis polis şefi Cerelyn Davis ve videoyu yayınlanmadan önce Nichols’un yakınlarıyla birlikte izleyen aile avukatları, görüntülerin acımasız olduğu ve infiale yol açabileceği konusunda önceden uyarıda bulunmuş ve halkı sükunete davet etmişti.

Davis CNN’e yaptığı açıklamada görüntüleri tanımlarken “İnsanlığa meydan okuyan eylemler göreceksiniz” demişti.

Nichols’ın ailesini temsil eden sivil haklar avukatı Ben Crump, videodaki son sözlerin Nichols’ın annesi için ağlaması olduğunu söylemişti.

Tyre Nichols’ın annesi RowVaughn Wells da bugün yaptığı açıklamada “Hiçbir anne benim şu anda yaşadığımı yaşamamalı, hiçbir anne benim çocuğumu kaybettiğim gibi vahşi bir şekilde evladını kaybetmemeli” diye konuşmuştu.

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu: Altılı Masa’nın Adayı Şubat’ta Mutlaka Netleşecek

Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayına ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Bugüne kadar herkesin merak ettiği, nerede bu aday dedikleri konu elbette şimdi gündeme geldi. Neden, çünkü seçim kararı neredeyse alındığı için” dedi ve ekledi:

“Buradaki mesele, şimdi seçilebilecek, toplumun teveccühünü kazanacak ve altı partinin de desteklediği bir cumhurbaşkanı adayının önümüzdeki günlerde, haftalar içinde kararlaştırılması. Bugüne kadar bu konuyu hiç gündemimize almadık, ilk kez bu toplantıda gündeme geldi. İsim üzerinde hiç konuşulmadı. Şubat ayı içerisinde bu konu mutlaka netleşecek.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TV5’te katıldığı programda Mustafa Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

Karamollaoğlu, 26 Ocak’ta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde bir araya gelen Altılı Masa liderlerinin on birinci toplantısı hakkında detaylar paylaştı, muhalefetin cumhurbaşkanı adayına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Şubat ayı içerisinde cumhurbaşkanı adayı mutlaka netleşecek” ifadelerini kullanan Karamollaoğlu, “Buradaki mesele, seçilebilecek, toplumun teveccühünü kazanacak ve 6 partinin de desteklediği bir cumhurbaşkanı adayının kararlaştırılması” diye konuştu.

“İsim üzerinde hiç konuşulmadı”

Altılı Masa’nın son toplantısında adaylık konusunun ilk kez gündeme geldiğini aktaran Karamollaoğlu, özetle şunları söyledi:

“Bugüne kadar herkesin merak ettiği, nerede bu aday dedikleri konu elbette şimdi gündeme geldi. Neden, çünkü seçim kararı neredeyse alındığı için. Buradaki mesele, şimdi seçilebilecek, toplumun teveccühünü kazanacak ve altı partinin de desteklediği bir cumhurbaşkanı adayının önümüzdeki günlerde, haftalar içinde kararlaştırılması. Bugüne kadar bu konuyu hiç gündemimize almadık, ilk kez bu toplantıda gündeme geldi. İsim üzerinde hiç konuşulmadı. Şubat ayı içerisinde bu konu mutlaka netleşecek.”

14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçim sonuçlarına ilişkinde konuşan Karamollaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı geçmişte arkadaşlık yaptığımız bir insan olarak söylüyorum. Bir şokla karşılaşmaya hazırlıklı olsun. Seçimde aldığı neticeler bugün kendilerinin bile zikrettiği rakamların çok altına inerse söylediğim anketlere bizim sahadan aldığımız tepkileri dikkate alarak söylüyorum. O tepkiler özel tepkiler. İnsan bizi arkadaşlarımız gördüklerinde eskiden AK Parti’ye oy vermişler. Bizim karşımızda olmuşlar. Bazen ya hakkınızı helal edin. Hep size karşı çıktık amma gördük ki hakikaten bu iş böyle gitmezmiş diyen insanların adedinde müthiş bir artış var.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Devleti Yönetenler Zenginleşiyorlarsa Bilin Ki Malı Götürüyorlar

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin toplu açılış töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Bir siyasetçi için en önemli görev, halkına hesap vermektir. Halkına hesap veremeyen veya hesap vermekten kaçınan bir siyasal lider bilin ki malı götürüyordur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ona izin vermeyeceğim. İktidar sahipleri, yani devleti yönetenler, devleti yönetirken zenginleşiyorlarsa bilin ki malı götürüyorlar. İktidar sahipleri devleti yönetirken harcadıkları her kuruşun hesabını vermek zorundadırlar.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında ise, “Bir kişiye asla ve asla bir devlet teslim edilemez. Dünyada bir kişiye teslim edilen devletler yok olmuşlardır. O nedenle biz ortak aklımızı kullanacağız. Beraber, birlikte, istişare ile yöneteceğiz. Ne demiş atalarımız, akıl akıldan üstündür diye. Onun için danışmak son derece değerlidir. Onun için birlikte çalışmak son derece değerli ve önemlidir. Bunu yapmanın yolu sizin sandığa gitmeniz. Sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Hep birlikte bir tek adam rejimini demokratik yollarla tarihe gömelim. Bu hepimizin üstüne düşen temel bir görevdir. Bu görevi yapmaya hepinizi davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlan toplu taşıma yerleşkesinin açılış törenine katıldı. Kılıçdaroğlu’nun açılış töreninde yaptığı konuşma şöyle:

“Teşekkür ederim. Hiç endişe etmeyin, Millet İttifakı olarak bu ülkeye gerçek anlamda adaleti, hukuku getireceğiz. En ufak bir endişeniz olmasın. Biz onlar gibi değiliz. Biz toplumda asla ve asla ayrımcılık yapmayız. Bu ülkede bayrağımızın altında herkesin huzur içinde yaşamasını isteriz. Beraber yaşayalım deriz. Ve birlikte yaşamaktan onur, kıvanç duyarız. Hiç kimseyi kimliğinden, yaşam tarzından ötürü, hiç kimseyi başka bir nedenle asla ve asla ayrımcılık yapmadan kucaklayacağız. Bundan emin olmanızı isteriz. Beraberce yaşayacağımız güzel bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.

Yeniden inşa edeceğiz derken neyi kastediyorum? Devletin yapılanmasında ciddi bir çürümenin olmadığını biliyoruz. Mafyanın devlet yönetiminde zaman zaman etkili olduğunu da biliyoruz. Bazı grupların, iktidar sahipleri ile birlikte fotoğraflar çektirdiğini de biliyoruz. Emin olun ister adı beşli çete olsun ister adı uyuşturucu baronları olsun bu ülkede tamamen kökünü kazıyacağım.

Bu ülkede görev yapan onurlu kamu görevlileri var. Eğer siz görevini yapan polis arkadaşa, ‘arkadaş, uyuşturucu baronlarını yakala’ derseniz hiç kimse engel olmayacak diye güvence verirseniz hepsini tek tek yakalar ve getirir. Ama iktidar sahibi, uyuşturucu baronu ile fotoğraf çektiriyorsa uyuşturucu baronlarını hapishanelerden çıkarıyorsa, uyuşturucu baronlarının sırtını sıvazlıyorsa bunlar olmaz. Biz neyimize güveniyoruz, bir tek şeye; hesabını vermeyeceğimiz hiçbir şey yok. Her şeyin hesabını veririz. Yüce tanrıdan, Allah’tan başka korkacak hiçbir şeyimiz yoktur bizim. Elbette ki baskılar, tehditler geliyor. Bunların hepsi olur ama şunu bilin, vız gelir tırıs gider. Asla ve asla ödün vermeyeceğiz.

Ülkemiz, dünyanın en güzel ülkesi. Huzur içinde, beraber yaşamak istiyoruz. Kadını erkeği, yaşlısı genciyle birlikte yaşamak istiyoruz. Doğusu batısı, kuzeyi güneyi birlikte, beraber olmak istiyoruz. Türkülerimizi, halaylarımızı beraber söyleyip, beraber oynamak istiyoruz. Kavganın, bu ülkeye getirdiği hiçbir yarar yok. Kavganın sadece ve sadece hüzün ve acı getirdiğini biliyoruz. O zaman niye kavga ediyoruz? Siyasetçiler kavga ettiriyorlar. Kavgadan medet umuyorlar. Size sözüm var; ahdim var ne olursa olsun bu ülkeye gerçek anlamda huzuru getirmek için hep mücadele edeceğim. Bunun kavgasını vereceğim.

Hatırlar mısınız? Yerel seçimlerden önce propaganda yapıyorlar. Aman ha sakın CHP’ye oy vermeyin, yardımlar kesilir… Ne olur, şu olur bu olur. Bir sürü şeyler söylediler. Ama belediye başkanlarımız görevlerine başladılar. Görevlerini yapıyorlar. Dikkat buyurunuz, harcadıkları her kuruşun hesabını veriyorlar. Belediye başkanı arkadaşlarıma şunu söyledim, harcadığınız para sizin paranız değil. Vatandaşın parası. Dolayısıyla harcadığınız her kuruşun hesabını millete verdiğiniz zaman belediye başkanı ile belde halkı arasında sağlıklı bir güven ilişkisi doğar. Evet parayı veriyoruz, vergimizi veriyoruz ama helal olsun harcıyor, hesabını veriyor.

“İktidar sahipleri devleti yönetirken harcadıkları her kuruşun hesabını vermek zorundadırlar”

Hesap vermenin onurlu bir görev olduğunu bilmenizi isterim. Bir siyasetçi için en önemli görev, halkına hesap vermektir. Halkına hesap veremeyen veya hesap vermekten kaçınan bir siyasal lider bilin ki malı götürüyordur. Ona izin vermeyeceğim. İktidar sahipleri, yani devleti yönetenler, devleti yönetirken zenginleşiyorlarsa bilin ki malı götürüyorlar. İktidar sahipleri devleti yönetirken harcadıkları her kuruşun hesabını vermek zorundadırlar. Biz belediye başkanlarımızdan başladık. Hesabını veriyoruz. Vatandaşlar arasında ayrımcılık yapmayın dedim. Bir istisna söyledim; fakir mahallelerden başlayın. Oraya hizmet gitmemiş olabilir. Fakir mahallede yaşayan çocukların da oynamaya, eğlenmeye, karınlarının doymasına ihtiyaç var. Oralara kreş yapın, anne güven içinde gelip oraya bıraksın.

Belediye başkanları ile halk arasında böyle bir sıcak ilişkinin kurulması, güvenin pekişmesi açısından son derece önemli. Bütün bunların tamamını, Vahap Başkan dedi ki, Cumhurbaşkanlığı Seçiminde en yüksek oyu alan illerden birisi olacak diye… Yanında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı (Zeydan Karalar) oturuyordu, ‘Herhalde bu konuda ciddi bir rakip olacağız’ dedi. Hiç endişe etmeyin, bu ülkede yaşayan insanların ferasetine güveniyorum. Yeter artık dememiz lazım. Yeter ya. Milleti soydunuz. Milleti batırdınız, açlık, sefalet diz boyu. Türkiye’yi buradan çıkaracağız. Beraber çıkaracağız. Birlikte çıkaracağız. Onurumuzla ve gururumuzla çıkaracağız. Sandığa gideceğiz, oy vereceğiz ve demokrasiden, insan haklarından yana bir siyasal iktidarı getireceğiz. O zaman göreceksiniz güzel bir Türkiye nasıl büyürmüş. Güzel bir Türkiye nasıl kalkınırmış, nasıl yönetilirmiş. Sadece bölgemize değil, dünyaya da göstereceğiz. Zengin bir ülkeyiz. Her türlü imkânımız var aslında. Taşımız, toprağımız her şey bereketli.

“Sandığa gideceksiniz, demokrasiden yana oy kullanacaksınız”

Güzel otobüsler hizmete girecek. O otobüslere bineceksiniz. Özellikle öğrencilerin 1 TL’ye otobüse binmeleri de son derece güzel bir olay. Belediye Başkanımızı bu çerçevede kutluyorum. Öğrencilere her türlü imkânı sağlamamız lazım. Çünkü onlar hem bugünümüz hem de geleceğimiz. Ayrıca gençlerden bir şey istiyorum; efendim sandığa ben gitmesem de olur… Değil. Bütün gençlerden, 6 milyona yakın gençten sandığa gitmelerini istiyorum. Eğer bugün şikâyet ediyorsanız; şikâyet ettiğiniz alanların şikâyet konusu olmaktan çıkmasını istiyorsanız sandığa gideceksiniz, demokrasiden yana oy kullanacaksınız.

Bir kişiye asla ve asla bir devlet teslim edilemez. Dünyada bir kişiye teslim edilen devletler yok olmuşlardır. O nedenle biz ortak aklımızı kullanacağız. Beraber, birlikte, istişare ile yöneteceğiz. Ne demiş atalarımız, akıl akıldan üstündür diye. Onun için danışmak son derece değerlidir. Onun için birlikte çalışmak son derece değerli ve önemlidir. Bunu yapmanın yolu sizin sandığa gitmeniz. Sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Hep birlikte bir tek adam rejimini demokratik yollarla tarihe gömelim. Bu hepimizin üstüne düşen temel bir görevdir. Bu görevi yapmaya hepinizi davet ediyorum.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan “14 Mayıs” Mesajı: Türkiye’nin Bayramı Olacak

14 Mayıs’ta yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi için tüm yurttaşlara oy kullanma çağrısı yapan DEVA Lideri Babacan, “Gönül rahatlığıyla oylarınızı kullanacaksınız. Kurduğumuz sandık güvenliği kadrosu da sabaha kadar bu oyları koruyacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sabaha kadar keyifle ekranların karşısında, farkın böyle açıla açıla gittiğini hep beraber göreceğiz. Şimdi kenetlenme vakti arkadaşlar. Kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin seçimden sonra her şeyi özgürce tartışabilmesi için şimdi vakit, iç tartışmaları bir kenara bırakma vaktidir. İnanın, 14 Mayıs, hepimizin bayramı olacak, Türkiye’nin bayramı olacak”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasından kesitler içeren bir videoyu sosyal medya hesabından paylaştı. Videoda Babacan’ın şu sözlerine yer verildi:

“Bakın, buraya yazıyorum; 85 milyonun endişe ile bakan gözleri, 14 Mayıs gecesi umutla dolacak. Endişeye mahal yok. Önümüze hangi engeli koyarlarsa koysunlar, fark etmez. Hepsini aşacağız. Hakem taraf mı tutuyor? Biz büyük takımız. Hakemi de yeneceğiz.

Tam bu noktada tüm dostlarımıza buradan çağrı yapmak istiyorum. Asla umutsuzluğa kapılmayın kardeşlerim, asla. Sandığa gidin ve oyunuzu kullanın. Bu ülkenin kaderi hepimizin elinde. Milletin iradesinin, gücünün önünde hiçbir kuvvet duramaz.

“Türkiye’nin bayramı olacak”

Allah, doğrunun yardımcısıdır. Dosdoğru çalışacağız ve her türlü hedefimize hep beraber ulaşacağız ve Türkiye olarak başaracağız inşallah. Gönül rahatlığıyla oylarınızı kullanacaksınız. Kurduğumuz sandık güvenliği kadrosu da sabaha kadar bu oyları koruyacak.

Sabaha kadar keyifle ekranların karşısında, farkın böyle açıla açıla gittiğini hep beraber göreceğiz. Şimdi kenetlenme vakti arkadaşlar. Kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin seçimden sonra her şeyi özgürce tartışabilmesi için şimdi vakit, iç tartışmaları bir kenara bırakma vaktidir. İnanın, 14 Mayıs, hepimizin bayramı olacak, Türkiye’nin bayramı olacak.”

Paylaşın

Kudüs’te Sinagoga Silahlı Saldırı: 6 İsrailli Hayatını Kaybetti

İsrail güvenlik güçlerince Batı Şeria’da yer alan Cenin kentine düzenlediği ve 9 Filistinlinin yaşamını yitirdiği operasyonun ardından, Doğu Kudüs’ün Neve Yakov mahallesinde bir sinagog yakınlarında düzenlenen silahlı saldırıda en az altı İsrailli hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Biri ağır dört kişinin de yaralandığı bildirilen saldırının neden yapıldığı henüz netlik kazanmadı. Saldırının sorumluluğunu da şu ana kadar üstlenen olmadı.

İsrail polisinden konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Saldırganı etkisiz hale getirmeyi başardık. Bölgeye çok sayıda kuvvet konuşlandırıldı ve olayla ilgili soruşturma devam ediyor.” denildi.

Öte yandan bazı kaynaklar ölü ve yaralı sayısının artabileceğini bildirdi.

Cenin baskını

İsrail askerleri Cenin Mülteci Kampı’na düzenlediği baskında gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanırken, bölgedeki Filistinli silahlı gruplarla askerler arasında çatışma çıktı.

Hamas ve İslami Cihat örgütleri, İsrail Ordusu’nun birçok kez baskın yaptığı Cenin’de İsrail birlikleriyle çatıştığını açıkladı.

Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, olaylarda biri yaşlı kadın, toplam dokuz Filistinli öldürüldü.

İsrail askerlerinin, yaralıların çıkarılması için ambulansların bölgeye girişine izin vermediğini, Cenin Devlet Hastanesi’ne kasıtlı olarak göz yaşartıcı gaz attığını bildiren Bakanlık, Uluslararası Kızılhaç Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütüne saldırıların durdurulması için acil toplantı çağrısı yaptı.

İsrail: Hücre evine baskın düzenledik

İsrail ordusundan konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada ise İsrail İç Güvenlik Teşkilatı Şin-Bet (Şabak), ordu ve diğer güvenlik birimlerinin Cenin’de Filistinli direniş grubu İslami Cihad Hareketi’ne bağlı bir hücre evine baskın düzenlediği aktarıldı.

Evin etrafının sarıldığı ve içeridekilerle silahlı çatışma çıktığı belirtilen açıklamada, evden kaçan iki kişi ve evdeki dört kişi olmak üzere toplam altı kişinin öldürüldüğü, bir kişinin de teslim olduğu bilgisi paylaşıldı.

İsrail güçleri, son dönemlerde işgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli beldelerine baskınlar düzenliyor ve Filistinlileri gözaltına alıyor.

Baskınları protesto eden Filistinlilere plastik merminin yanı sıra sık sık gerçek mermiyle müdahale eden İsrail askerleri ile Filistinli gruplar arasında özellikle Cenin ve Nablus gibi bölgelerde çatışma çıkıyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) açıkladığı verilere göre, BM’nin 2005’te bölgede kayıt tutmaya başlamasından sonra 2022, Batı Şeria’da en kanlı yıl olarak kayıtlara geçti.

Filistin Sağlık Bakanlığına göre İsrail güçleri, 2022 boyunca 168’i işgal altındaki Batı Şeria’da, 52’si abluka altındaki Gazze Şeridi’nde olmak üzere aralarında 48 çocuğun da bulunduğu 220 Filistinliyi öldürdü.

İsrail askerlerinin işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te açtığı ateş sonucu 1 Ocak 2023 tarihinden bu yana biri kadın ve beşi çocuk olmak üzere toplam 29 Filistinli öldürüldü.

Cenin

Cenin, Filistin’in Batı Şeria bölgesindeki üçüncü en büyük şehirdir. Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunur ve o yörenin en büyük şehir olma özelliğini taşır. Filistin Ulusal Yönetimi’nin Cenin valiliğinin merkezidir.

1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında şehri Irak ordusu savundu. İsrail ordusu tarafından kısa bir süreliğine, Arapların Kudüs kuşatmasını kaldırmasını sağlamak için ele geçirilen şehre takviye Arap güçleri gelince İsrail ordusu çekildi.

1953 yılında İsrail kontrolü altındaki bölgelerden kaçanlar için Cenin mülteci kampı kuruldu. 19 yıl boyunca Ürdün egemenliğinde kalan şehir 1967’de, Altı Gün Savaşı sırasında İsrail tarafından ele geçirildi. Şehrin kontrolü 1996’da Oslo Barış Antlaşması gereğince Filistin yönetimine devredildi.

Paylaşın

18 Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de: 14’ü HDP’den

Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) 14, Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP) 1, İYİ Parti’den 2 ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) 1 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına dair fezlekeler TBMM’ye sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 25 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

HDP

  • İstanbul Milletvekili Pervin Buldan (2)
  • Antalya Milletvekili Kemal Bülbül
  • Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan
  • Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit (2)
  • Van Milletvekili Tayip Temel (2)
  • İzmir Milletvekili Murat Çepni
  • Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk (2)
  • Şırnak Milletvekili Nuran İmir
  • Mardin Milletvekili Ebrü Günay
  • Van Milletvekili Sezai Temelli (4)
  • Hakkari Milletvekili Sait Dede
  • Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu
  • Van Milletvekili Murat Sarısaç
  • Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki

İYİ Parti

  • İstanbul Milletvekili Ahmet Çelik
  • Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır

CHP

  • İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin

DBP

  • Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz (2)

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın