Finlandiya’dan “NATO Üyeliği” Açıklaması: İsveç’le Aynı Anda…

İsveç ve Finlandiya’nın NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelikleri süreci gündemin öne çıkan konuları arasında olmaya devam ediyor. Finlandiya Dışişleri Bakanı Haavisto, ülkesinin NATO’ya  başvuru sürecinde en yakın askeri ortağı olan İsveç’le aynı yönde hareket etmeyi sürdüreceğini söyledi.

NATO’ya üye olan 30 ülke içinde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularını onaylamayan ülkeler sadece Türkiye ve Macaristan.

NATO’nun 5’inci maddesi, tüm üye ülkelerin karşılıklı savunma taahhüdünde bulunmalarını şart koşuyor ve bir üyeye yönelik saldırının tüm üyelere yönelik olarak kabul edileceğini kaydediyor.

Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, ülkesinin NATO’ya komşusu İsveç’le aynı zamanda katılma planına sadık kalacağını ve NATO’ya katılımın Temmuz ayından sonraki bir tarihe sarkmamasını umduğunu söyledi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden sonra geçen yıl NATO’ya üyelik başvurusu yapan İsveç ve Finlandiya, Türkiye’nin itirazlarıyla karşılaşmıştı.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya, süreci ilerletmek amacıyla Madrid’te bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak Türkiye, İsveç’in başkenti Stockholm’de Kuran yakılan protesto eylemleri üzerine görüşmeleri askıya almıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün, Ankara’nın Finlandiya’nın NATO’ya İsveç’ten önce katılmasını kabul edebileceğini söylemiş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da bugün benzer açıklamalar yapmıştı.

Ancak Finlandiya Dışişleri Bakanı Haavisto, ülkesinin NATO’ya başvuru sürecinde en yakın askeri ortağı olan İsveç’le aynı yönde hareket etmeyi sürdüreceğini söyledi.

Haavisto, Hensinki’de düzenlediği basın toplantısında, ”Güçlü dileğimiz, NATO’ya İsveç’le beraber katılmak yönündedir. Macaristan ve Türkiye dahil gelecekteki NATO ortaklarımıza Finlandiya ve İsveç’in güvenliğinin el ele ilerleyeceğini ifade ettik” dedi.

İsveç Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti.

NATO’ya üye olan 30 ülke içinde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularını onaylamayan ülkeler sadece Türkiye ve Macaristan.

Çok sayıda uzman, Türkiye’de Mayıs ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinden önce İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularında ilerleme kaydetmenin zor olacağı görüşünde. Ancak Haavisto yine de İsveç ve Finlandiya’nın önümüzdeki birkaç ay içinde NATO üyesi olabileceklerini umduğunu dile getirdi.

Haavisto, “Temmuz’da Vilnius’da yapılacak NATO zirvesini önemli bir dönüm noktası olarak görüyorum ve iki ülkenin en geç o zaman NATO üyesi olarak kabul edileceklerini umuyorum” dedi.

Türkiye, özellikle İsveç’in çoğu Kürt militanları ve 2016 yılındaki darbe girişiminin sorumluları olarak tanımladığı teröristler konusunda daha açık bir tavır almasını istiyor.

Türkiye’nin güvenlik kaygılarını ciddiye aldığını kaydeden İsveç ise geçen yıl Haziran ayında imzalanan üçlü mutabakat zaptını uyguladığını belirtiyor. Ancak Ankara, İsveç’in yeterli adım atmadığında ısrarlı.

Bu durum, Rusya’yla bin 300 kilometre uzunluğunda sınıra sahip olan Finlandiya’nın İsveç olmadan NATO üyelik sürecine devam edebileceği spekülasyonlarını doğurdu.

Ancak Finlandiya Dışişleri Bakanı Haavisto, Amerika, İngiltere ve diğer NATO üyesi ülkelerin verdiği güvenlik garantilerinin Finlandiya’nın sabırlı olabileceği anlamına geldiğini kaydetti.

Haavisto, “NATO’nun 5’inci maddesiyle aynı olmasa da bu güvenlik garantilerini memnunlukla karşılıyoruz. Bu garantiler bizim için çok önemli” dedi.

NATO’nun 5’inci maddesi, tüm üye ülkelerin karşılıklı savunma taahhüdünde bulunmalarını şart koşuyor ve bir üyeye yönelik saldırının tüm üyelere yönelik olarak kabul edileceğini kaydediyor.

İki ülkenin üyeliği NATO için neden önemli?

Teknik olarak Finlandiya NATO’ya tek başına üye olabilir; ancak NATO açısından İsveç üzerinden stratejik bir kara erişimi olmadan Finlandiya’nın savunulmasının zor olacağı ifade ediliyor.

Finlandiya da ancak İsveç’in üyeliğinin Türkiye tarafından kalıcı bir şekilde engellenmesi halinde farklı bir rotayı değerlendirebileceğini belirtiyor.

Finlandiya’nın Rusya ile 1300 kilometrelik bir kara sınırı bulunuyor. Baltık Denizi’nin en büyük adası olan İsveç’in Gotland adası da Rusya’nın Baltık Filosu’nun bulunduğu Kaliningrad’a 300 kilometre mesafede.

Her iki ülke kolektif savunma sebebiyle NATO’ya birlikte üye olmalarını güvenliklerini sağlamanın en iyi yolu olarak görüyor.

Finlandiya’nın 285 bin askeri personeli seferber etme kapasitesi ve yaklaşık 650 tankı var. Güçlü hava kuvvetlerine sahip olan İsveç’in de Baltık Denizi koşullarına uyum sağlayan denizaltı filosu bulunuyor.

Stratejik olarak iki ülke NATO’nun Rusya’ya karşı oluşturduğu cephedeki boşluğu kapatırken, ittifaka Baltık bölgesinde gücünü yansıtma imkanı vermesi öngörülüyor.

Paylaşın

Seçimler Yaklaşıyor; Peki Hangi Parti Ne Kadar Hazine Yardımı Alacak?

Siyasi partilere yapılacak Hazine yardımı yasa gereğince bütçe yürürlüğe girdikten sonra Ocak ayı başında Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirleniyor ve 10 Ocak’a kadar siyasi parti hesaplarına yatırılıyor.

Bu yılki bütçeye göre, son seçimlerde, en yüksek oyu alan AK Parti 653,8 milyon, CHP 348 milyon, HDP 179,8 milyon, MHP 170,5 milyon, İYİ Parti ise 153,1 milyon TL Hazine yardımı aldı.

Seçim takviminin açıklanmasının ardından partilere ek yardım yapılacak. Bu durumda ise AK Parti’ye 1,3 milyar TL, CHP’ye 695,9 milyon TL, HDP’ye 359,7 milyon TL, MHP’ye 341 milyon TL, İYİ Parti’ye ise 306,1 milyon TL ek yardım yapılacak.

Türkiye’nin seçime hazırlandığı bugünlerde en çok tartışılan konulardan biri de Hazine yardımı. Aldıkları oy oranında Hazine’den yardım alan partiler arasında en büyük pay bu yıl da AK Parti’ye düşüyor. AK Parti 653,8 milyon TL yardım alacak. Yardımdan en az payı, 153,1 milyon TL ile İYİ Parti alacak.

Türkiye’de siyasi partilere Hazine yardımı yapılması uygulaması 1965 yılında, 648 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılan yasal düzenlemeyle başladı.

Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Siyasetin Kamusal Finansmanı- Siyasal Partilere Devlet Yardımı’ isimli kitapta yer alan bilgilere göre ilk yardımın yapıldığı 1965 yılında, Adalet Partisi 2,5 milyon, CHP 2,5 milyon, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi 1 milyon TL Hazine yardımı aldı.

Yardım oranları dönem dönem değişse de hala devam eden bir uygulama. Yasaya göre milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların yüzde 3’ünden fazlasını alan siyasi partilere her yıl, o yılki genel bütçe gelirlerinin 5 binde ikisi oranında Hazine yardımı yapılıyor.

3 trilyon 762 milyar 439 milyon 808 bin lira olarak hesaplanan 2023 bütçesindeki gelirlerin 1 milyar 504 milyon 976 bin TL’lik miktarı partilere yardım olarak dağıtılacak. 2023’ün milletvekili seçim yılı olması nedeniyle, yasa gereği, bu miktar üç katına çıkarılarak, 4 milyar 514 milyon lira olacak.

En büyük pay AK Parti’nin

Siyasi partilere yapılacak Hazine yardımı yasa gereğince bütçe yürürlüğe girdikten sonra Ocak ayı başında Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirleniyor ve 10 Ocak’a kadar siyasi parti hesaplarına yatırılıyor. Bu yılki bütçeye göre, son seçimlerde, en yüksek oyu alan AK Parti 653,8 milyon, CHP 348 milyon, HDP 179,8 milyon, MHP 170,5 milyon, İYİ Parti ise 153,1 milyon TL Hazine yardımı aldı.

Seçim takviminin açıklanmasının ardından partilere ek yardım yapılacak. Bu durumda ise AK Parti’ye 1,3 milyar TL, CHP’ye 695,9 milyon TL, HDP’ye 359,7 milyon TL, MHP’ye 341 milyon TL, İYİ Parti’ye ise 306,1 milyon TL ek yardım yapılacak.

Geçen yıl dağıtılan Hazine yardımında da en büyük payı yine AK Parti almıştı. 2022 yılında AK Parti 280 milyon 279 bin TL, CHP 149 milyon 134 bin TL, HDP 77 milyon 65 bin TL, MHP 73 milyon 99 bin TL almıştı. Barajı geçen 4 partinin dışında, 2018’de yapılan seçimlerde yüzde 10 barajını geçemeyen ancak yüzde 3’ten fazla oy alan İYİ Parti de 65 milyon 588 bin TL Hazine yardımı aldı.

İYİ Parti’nin Hazine yardımından yararlanmasını sağlayan düzenleme 2013 yılındaki ‘Demokratikleşme Paketi’ ile hayata geçirildi. Yapılan düzenlemeyle yüzde 7 olan Hazine yardımı şartı yüzde 3’e çekildi.

HDP yardımı kullanamayacak

Seçim yardımlarıyla birlikte HDP’nin kasasına 539,5 milyon TL para girecek ancak HDP bu parayı hesaplarına bloke konulduğu için kullanamayacak.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması talep edilen dava kapsamında partinin Hazine yardımının bulunduğu hesaplarının tedbiren bloke edilmesini talep etmişti.

HDP’nin seçim yılında bulunulduğu için böyle bir karar alınmaması yönündeki yazılı başvurusuna rağmen AYM, sekiz kabul oyuna karşılık yedi ret oyu ile bu ay başında banka hesaplarının bloke edilmesi yönünde karar aldı. Bunun üzerine HDP de “Hazinemiz Halkımız” sloganıyla yardım kampanyası başlattı.

(Kaynak: VOA Türkçe/Mahmut Bozarslan)

Paylaşın

Millet İttifakı ‘Ortak Mutabakat Metni’ni Açıkladı: Ekonomi Vaatleri Gerçekçi Mi?

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı, Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni Ankara Congresium Kongre Salonu’nda gerçekleşen toplantıda 9 ana başlıkta 2 bin 300’ün üzerinde vaat kamuoyuna duyuruldu. 

240 sayfalık Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin 100 sayfasını ekonomiye ilişkin yol haritası oluşturdu. Metnin ekonomi başlığı altında kaleme alınan hedef ve vaatler içerisinde öne çıkanlar şöyle:

Enflasyon iki yıl içinde kalıcı biçimde tek haneye indirilecek, TL’ye yeniden itibar ve istikrar kazandırılacak, ortalama büyüme hızı yüzde 5’in üzerine çıkarılacak, 5 yılın sonunda dolar cinsinden kişi başına milli gelir en az iki katına çıkarılacak, 5 yılda en az 5 milyon ilave istihdam yaratılacak ve işsizlik tek haneye indirilecek. Yine beş yılın sonunda yıllık ihracat 600 milyar dolar seviyesine, ihracatın kilogram değeri ise 2 doların üzerine çıkarılacak.

Ekonomi hedefleri ve vaatleri gerçekçi mi? 

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı bu soruya, “Yeterli değil ama kesinlikle iyi bir başlangıç” sözleri ile yanıt verdi.

Millet İttifakı tarafından hazırlanan mutabakat metninde ekonomik önlemlerin metnin ana gövdesini oluşturduğuna işaret eden Prof. Günçavdı, “Bu mutabakat metni ve eylem planı, bir normalleşme planı aslında. 2001 krizi sonrasında inşa ettiğimiz ekonominin temel prensipleri tekrar gündeme getiriliyor. Dolayısıyla anormal bir ekonomi yönetiminden yeniden normal bir yönetime geçiş öngörülüyor” diye konuştu.

Türkiye’nin AKP iktidarındaki son 20 yılın önemli bölümündeki pek çok imkanı tükettiğini öne süren Günçavdı, “Ekonomideki uygulamalar toplumda refah yaratmaktan çok rejim inşasının ihtiyaç duyduğu birtakım düzenlemeleri ön plana koymuştu” dedi.

Millet İttifakı’nın Ortak Mutabakat Metni’nin ise tüm kapsayıcı vaatlerine rağmen bazı açılardan yetersiz olduğunu dile getiren Öner Günçavdı, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Normalleştikten sonra 21’inci yüzyılda nasıl bir ekonomi oluşturmamız gerektiği konusunda, örneğin bir sanayi politikası konusunda yeterli değil. Ağırlığı daha çok makro istikrara vermiş bir program bu. Elbette makro istikrar Türkiye ekonomisi için çok önemli. Elbette enflasyonun bu boyutlara gelmesinde rolü olan yanlış uygulamaların giderilmesi çok önemli. Ama bunlar kadar önemli olan da, 21. yüzyıla uygun bir ekonomi oluşturabilmek. Bunun izleri metinde var ama yeterli değil.”

“Türkiye Varlık Fonu kapatılacak”

Ortak Mutabakat Metni’nde ekonomi yönetimi ve stratejik politikaların belirlenmesi konusunda da önemli değişiklikler yapılması öngörülüyor. Başlangıçta cumhurbaşkanına, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçildiğinde ise başbakana doğrudan bağlı Strateji ve Planlama Teşkilatı kurulacağı belirtilirken Hazine’yi Maliye Bakanlığı’ndan ayırarak ayrı bir bakanlık şeklinde yeniden yapılandırılacağı vadediliyor. Metinde Türkiye Varlık Fonu’nun kapatılması, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yasasının yeniden düzenlenmesi ve TOKİ’nin Sayıştay denetimine tabi tutulması gibi maddeler de yer alıyor.

Bu noktada ekonomiyi yöneten ve bağımsız olması gereken kurumların bağımsızlıklarının yasal güvence altına alınmasının önemine vurgu yapan Prof. Günçavdı, kamuoyunda çokça tartışılan Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinin mercek altına alınmasının da şeffaflık açısından hayati önemde olacağının altını çizdi.

Ekonomi başlığı altında ortaya konan hedef ve vaatlerin hayata geçirilmesi için ciddi bir siyasi iradeye ihtiyaç duyulacağını kaydeden Günçavdı, “Altılı Masa dediğimiz o kurumsal yapının seçim sonrasında çok daha önem kazanacağını düşünüyorum. Çünkü bu tip uygulamaların yaratabileceği maliyetlere göğüs germek siyasi bir bütünlük ve kararlı bir duruşu beraberinde getirecek” değerlendirmesinde bulundu.

Merkez Bankası için “liyakat” düzenlemesi

Millet İttifakı’nın ekonomi vaatleri içerisinde Merkez Bankası bağımsızlığının sağlanması ve liyakata göre atama yapılması önemli bir yer tutuyor. Metinde “Merkez Bankası kanununda temel görevleri, araç bağımsızlığını ve üst düzey atamaları ilgilendiren değişikliklerin TBMM’de nitelikli çoğunlukla yapılabilmesini sağlayacak mevzuat düzenlemesini gerçekleştireceğiz. Başkan ve üst düzey yönetimin atanma süreçlerini ehliyet, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirliği esas alan bir zeminde yeniden tasarlayacağız” deniyor.

Ayrıca AKP tarafından İstanbul Finans Merkezi (İFM) projesi kapsamında İstanbul’a taşınması öngörülen Merkez Bankası’nın İstanbul’daki birimlerinin tekrar Ankara’ya taşınma sürecinin mümkün olan en kısa sürede sağlanacağı vurgulanıyor. Merkez Bankası’na enflasyonla mücadele yani ‘fiyat ve finansal istikrarı sağlama’ dışında sorumluluklar yüklenmeyeceği sözü verilen metinde, dalgalı kur sistemine aykırı uygulamalara da son verileceği vaat ediliyor.

Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Yılmaz’a göre, Merkez Bankası örneğinde olduğu gibi bağımsız olması gereken kurumları eski haline döndürme kararlılığı metindeki en önemli vurgulardan biri.

Metne göre Merkez Bankası’nın doğrudan enflasyonu düşürmek için para politikasını uygulama hedefi dışında başka işlerle ilgilenmeyeceğine işaret eden Prof. Yılmaz, şöyle konuştu:

“Bu para politikasının normal seyrine gireceği anlamına geliyor. 2001 krizi sonrası başladığımız, adına ister Derviş politikaları ister IMF politikaları deyin, Merkez Bankası yasasını yeniden yazmıştık ve 2002-2007 arasında yüzde 7 ortalama büyüme hızına ulaşmıştık. Mutabakat metni o dönem reformlarla hayata geçirilen kurumsal ortamı yeniden yaratacağım diyor.”

“AB ile ilgili ayrı bölüm olmalıydı”

Kamil Yılmaz, ekonomiye ilişkin yol haritasını hazırlayan 6 partinin ekonomi kurmaylarının devlet tecrübesine sahip, akademik olarak donanımlı isimler olduğuna da dikkat çekiyor. Bu nedenle verilen sözlerin hayata geçirilmesinde zorlanılmayacağını düşündüğünü söyleyen Yılmaz, özellikle vergi reformu konusunda atılacak adımların dikkatle takip edilmesi gerektiği görüşünde. Yılmaz, metinde Avrupa Birliği ile ilişkilere ayrı bir bölüm ayrılmamasını ise eksiklik olarak nitelendiriliyor.

Metinde Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Anlaşması’nı güncelleme müzakerelerinin hızlandırılacağı, Gümrük Birliği Anlaşmasına paralel olarak düzenlenen Serbest Ticaret Anlaşmalarının da gözden geçirileceği kaydediliyor.

Prof. Kamil Yılmaz, “Metinde AB üyeliği konusu var. Ama bana göre ayrı bir başlık olmalıydı. Çünkü AB üyeliği Türkiye’nin 40 yıldır uygulayamadığı yapısal reformları yapmasının yolu” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

2022 Yılında Bankaların Net Karı Yüzde 366 Arttı

Aralık sonu itibarıyla bankaların yıllık net karı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 366 artarak 433 milyar 457 milyon liraya yükseldi. Aralık 2022 itibarıyla sektörün toplam aktif büyüklüğü 2021 sonuna kıyasla yüzde 55,7 artarak 14 trilyon 344 milyar 402 milyon liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler yüzde 54,7 artarak 7 trilyon 580 milyar 668 milyon liraya, menkul değerler toplamı yüzde 60,5 artışla 2 trilyon 370 milyar 22 milyon liraya çıktı.

Bankaların en büyük fon kaynağı olan mevduat ise yüzde 67,1 artarak 8 trilyon 861 milyar 858 milyon liraya yükseldi. Aynı dönemde öz kaynak toplamı yüzde 97,1 artışla 1 trilyon 407 milyar 74 milyon liraya ulaştı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından, Aralık 2022 dönemine ilişkin “Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri” raporu yayımlandı.

Buna göre, sektörde faaliyet gösteren bankaların toplam net kârı 2022 yılının tamamında yüzde 366 artışla 433,5 milyar TL’ye yükseldi. Net kâr tutarı 2021 yılının tamamında 58,5 milyar TL, iken 2022 yılında 92,9 milyar TL seviyesindeydi.

TCMB’nin 2022 yılında yaptığı faiz indirimleriyle birlikte sektörde borçlanma maliyetlerinin gerilemesi, kredi-mevduat makasındaki iyileşme ve artan enflasyonun etkisiyle bankaların elinde bulunan TÜFE’ye endeksli tahvillerden elde ettikleri gelirlerin artmasıyla birlikte 2022 yılında kâr tutarlarında hızlı bir yükseliş görüldü.

2022 yılına yüzde 14 politika faiziyle başlanırken faiz oranı yıl içerisinde gerçekleşen indirimlerle yüzde 9’a kadar geriledi.

Toplam 500 baz puana ulaşan politika faizi indiriminin ardından bankaların maliyetleri geriledi. Kur korumalı mevduat ürününün mevduat tarafında sağladığı avantajların da etkisiyle kredi-mevduat makasındaki genişleme, bankaların karlılık ve aktif kalitesi rasyolarında iyileşme yarattı.

2021 sonunda yıllık yüzde 36,1 olan enflasyon, 2022 yılına yıllık bazda yüzde 48,7 ile başlamış ve yıl içerisinde Ekim ayında yüzde 85,5 ile tepe seviyeye ulaşmıştı.

Enflasyonist baskılar yıl içerisinde devam ederken 2022 yıl sonunda manşet TÜFE baz etkisiyle yüzde 64,3’e geriledi. 2022 yılının genelinde yükselen enflasyonla, bankaların sahip olduğu TÜFE’ye endeksli tahvillerden elde ettikleri gelirlerdeki artış, son yılda kar artışına katkı sağlayan en önemli kalem oldu.

2022 yılının net kâr toplamının segment bazında dağılımında, yerli özel bankalar yüzde 43,9 payla toplamdan en yüksek payı aldı. Yerli özel bankaları, yüzde 25,7 payla yabancı mevduat bankaları, yüzde 18,4 payla kamu bankaları izledi.

Toplam kârdan en düşük payı alan banka segmentleri yüzde 6,8 payla katılım ve yüzde 5 payla kalkınma-yatırım bankaları oldu.

Kârdaki artışla bankaların 2022 yılı özkaynak kârlılığı da 2021 yıl sonundaki yüzde 15,5 seviyesinden 2022 yıl sonunda yüzde 49,9’a yükseldi ancak rasyo, yüzde 64,3’lük yıl sonu enflasyonunun altında kaldı.

2022 yıl sonunda sektörün aktif büyüklüğü 2021 yıl sonuna göre 5,13 trilyon TL artarak 14,344 trilyon TL’ye yükseldi. En büyük aktif kalemi olan krediler 2022 sonunda 7,58 trilyon TL, menkul değerler 2,37 trilyon TL oldu.

Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat 2022 sonunda; 2021 yılsonuna göre yüzde 67,1 artışla 8,86 trilyon TL oldu. 2022 yıl sonunda kredilerin takibe dönüşüm oranı yüzde 2,10 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran 2021 yıl sonunda yüzde 3,15 seviyesindeydi.

Paylaşın

HDP’den Millet İttifakı’nın ‘Ortak Mutabakat Metni’yle İlgili İlk Yorum: Restorasyon

“Millet İttifakı’nın ‘Ortak Mutabakat Metni’ açıklamasında kendinizden bir şeyler bulabildiniz mi?” sorusunu yanıtlayan HDP’li Meral Danış Beştaş, “Bir restorasyon projesi olduğu görülüyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi /“Daha önce de kamuoyuna yansıyanlardan bunu biliyoruz. Restorasyon yapıyorlar. Şunu düzelteceğiz, bunu düzelteceğiz.”

Köklü yapısal radikal bir çözümden ziyade, AKP’nin yarattığı adaletsizliği, hukuksuzluğu, demokrasisizliği, Anayasasızlığı bir nebze olsun tamir etmeye çalışıyorlar.

Ama AKP’den önce, AKP ilk geldiğinde bu ülkede her şey güllük gülistanlık değildi. Biz mevcut zararımızı giderelim ama üstüne yeni bir şey koymalıyım yaklaşımında değiliz. Olumsuz diyemem.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, 6’lı Masa’nın bugün açıkladığı Ortak Mutabakat Metni’yle ilgili de ilk değerlendirmeyi yaptı.

Gazetecilerin, “Millet İttifakı 6’lı Masanın açıklamasında kendinizden bir şeyler bulabildiniz mi?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Henüz açıklama devam ediyor. İlk notlara bakabildim. Bir restorasyon projesi olduğu görülüyor. Daha önce de kamuoyuna yansıyanlardan bunu biliyoruz. Restorasyon yapıyorlar. Şunu düzelteceğiz, bunu düzelteceğiz.

Köklü yapısal radikal bir çözümden ziyade, AKP’nin yarattığı adaletsizliği, hukuksuzluğu, demokrasisizliği, Anayasasızlığı bir nebze olsun tamir etmeye çalışıyorlar.

Ama AKP’den önce, AKP ilk geldiğinde bu ülkede her şey güllük gülistanlık değildi. Biz mevcut zararımızı giderelim ama üstüne yeni bir şey koymalıyım yaklaşımında değiliz.

Olumsuz diyemem. Ama mesela adalete ilişkin çok ciddi bir şey görmedim. İlk yansıyanlardan söylüyorum. Seçim barajı yüzde 3 demişler. Biz kuruluşumuzdan beri sıfır baraj diyoruz. Yüzde 3 kötü değil ama daha fazlası olabilir anlamında.

Siyasi partilere kapatma davası için Meclis’te karar alınmasını istiyorlarmış. Tamam amenna. Peki, Meclis her zaman adaletten yana mı tutum alıyor? Gerçekten daha geçen haftalarda Meclis, milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırdı ve şu anda Adalet Komisyonu’nda iki vekil bekliyor, Meclis dokunulmazlıklarını kaldıracak.

Semra Güzel’in milletvekilliği düşürüldü. Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’na Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verdi ama Meclis vekilliklerini düşürdü. Bu yeterli değil. Buna ilişkin daha ciddi bir çalışma yapmak lazım.

Bir parti neden kapatılsın? Varsa sözcüsü, kişisel olarak suç işleyeni zaten gerekli yargılama yapılır. Parti kapatmak idam cezası gibidir. Biz hukukta böyle öğrendik. Gerçek kişi hakkında idam neyse, bir tüzel kişilik hakkında kapatma kararı vermek de idam etmek demektir. Biz idama karşıyız.

Türkiye’nin dış politikasına dair çok güçlü veriler görmedim. Savaş politikasına bir şey demiyor. Türkiye iç politikada her kullanmak istediğinde, Kürt meselesini kutuplaştırmak istediğinde, ben Kobanî’ye gidiyorum, şuraya asker gönderiyorum, ben sınır ötesi operasyon yapıyorum diyor. Aslında toplumun gündemi değil. Bu savaş politikasıyla kendisini konsolide ediyor.

Esaslı meselelere, Kürt meselesine dair de daha ciddi çalışma yapılması gerektiği görüşündeyiz. Restore ediyor ama yapısal çözüm noktasında çok eksik diye düşünüyorum.”

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Hükümet Programının Önemli Maddeleri Neler? Tüm Detaylar

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, iktidara gelmeleri halinde uygulanacak hükümet programının detaylarını açıkladı.

Haber Merkezi / Dokuz ana başlık altındaki 2 bin 300’ün üstündeki vaat, eylem ve projelerde altı parti tam olarak uzlaştı. Ankara’da kalabalık bir katılımcının yer aldığı toplantıda altı partiyi oluşturan partilerin genel başkanları ile birlikte açıklanan hükümet programı toplam 240 sayfadan oluşuyor.

Ortak politikalar metni hukuk, adalet ve yargı, kamu yönetimi, yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve denetim, ekonomi, finans ve istihdam, bilim, AR-GE, yenilikçilik, girişimcilik ve dijital dönüşüm, sektörel politikalar, eğitim ve öğretim, sosyal politikalar ve dış politika, savunma, güvenlik ve güç olmak üzere çok sayıda somut hedef, politika ve projeleri kapsıyor.

Hukuk, adalet ve yargı

  • Etkin ve katılımcı bir yasama, istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir bir yürütme, bağımsız ve tarafsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem için Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçeceğiz.
  • Bir yasama yılında en az 20 gün, gündemi muhalefet tarafından belirlenen genel görüşme açılabilmesini sağlayacağız.
  • Devlet sırrı ve ticari sır kavramlarını, Meclis’in bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde yeniden tanımlayacağız.
  • Milletlerarası sözleşmelerden geri çekilme yetkisinin Meclis’e ait olduğunu anayasal güvence altına alacağız.
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde başkanı ana muhalefet milletvekilleri arasından seçilen Kesin Hesap Komisyonu kuracağız.
  • Kanunlar üzerinde tanınan veto yetkisini kaldırarak Cumhurbaşkanına sadece “geri gönderme yetkisi” tanıyacağız.
  • Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisine son vereceğiz.
  • Cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle bir dönem seçilebilmesine, seçildikten sonra partisi ile ilişiğinin kesilmesine ve görev sonrasında aktif siyasete dönememesine ilişkin düzenleme yapacağız.
  • Başbakan veya Bakanlar Kurulu’nun tamamı aleyhine verilecek güvensizlik önergelerinde

yeni Başbakanın isminin yer almasını ve önergenin TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğu tarafından imzalanmasını güvence altına alacağız.

  • Olağanüstü hal kararnamelerine son verecek, OHAL süresini altı aydan iki aya düşüreceğiz.
  • Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki farklı kurul oluşturacağız.
  • Çoklu baro sistemine son vereceğiz.
  • Sayıştay’ı Anayasa’da bir yüksek mahkeme olarak düzenleyecek, Sayıştay denetiminin kapsamını, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını içerecek şekilde genişleteceğiz.
  • Tutuklamanın istisna olması ilkesinin titizlikle uygulanması için gerekli tedbirleri alacağız.
  • Düşünce, kanaat ve ifade hürriyetlerini güçlendireceğiz.
  • Basın özgürlüğünü güçlendirecek, TRT ve Anadolu Ajansı’nı bağımsızlık ve tarafsızlık esaslarına göre yeniden yapılandıracağız.
  • Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının belirsiz ve keyfi şekilde sınırlanmasına

son vereceğiz.

  • Sivil toplum kuruluşlarının kamu yararı statüsü ve vergi muafiyeti gibi desteklerden yararlanmasında eşit, adil ve şeffaf bir yöntem uygulanmasını sağlayacağız.
  • Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinden kaynaklanan mağduriyetlere son vereceğiz.
  • Seçim barajını yüzde 3’e düşüreceğiz.
  • Yurt dışındaki vatandaşlarımızın en fazla 15 milletvekili ile doğrudan Meclis’te temsili için

yurt dışı seçim çevresi oluşturacağız.

  • En son yapılan milletvekili genel seçiminde en az yüzde 1 oy alan siyasi partilerin hazine yardımından faydalanmasını sağlayacağız.
  • Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davaların açılmasında TBMM’nin iznini zorunlu hale

getireceğiz.

  • Siyasi partilere ve adaylara yapılan belirli miktarın üzerindeki bağışların ve seçim dönemlerinde yapılan tüm harcamaların kamuoyuna açıklanmasını zorunlu tutacağız.

Kamu yönetimi

  • Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki kurulları ve ofisleri lağvederek görev ve yetkilerini ilgili bakanlık ve kurumlara devredeceğiz.
  • Türkiye Varlık Fonu’nu kapatacağız.
  • Bakanlıkları yeşil ve dijital dönüşüm ve kapsayıcılık hedefimiz doğrultusunda yeniden yapılandıracağız.
  • Strateji ve Planlama Teşkilatı Kuracağız.
  • Bakan yardımcılıklarını kaldırıp, müsteşarlık sistemini kuracağız.
  • Yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını yok sayan kayyum uygulamalarına son vereceğiz.
  • Belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı payları artıracak, payların belirlenmesinde illerin üretim ve ihracata olan katkısını ve yaz-kış ile gece-gündüz nüfus farkı ile düzensiz göçü dikkate alacağız.
  • Muhtarlık Temel Kanunu’nu çıkaracağız.
  • Devlet Personel Başkanlığı kuracağız.
  • Mülakat uygulamalarına son verecek, yazılı sınavda en yüksek puan alandan başlamak üzere personel alımı yapılmasını sağlayacağız.
  • KPSS sınavlarının sayısını artıracak ve sınavlardan ücret almayacağız.

Yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve denetim

  • TBMM’de “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kuracağız.
  • Yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan gelirleri ülkemize geri getirecek, bu çerçevede “Malvarlıklarının Geri Alınması Ofisi”ni kuracağız.
  • Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın mali kaynakları ile personel ve bilişim alt yapısını  güçlendirecek, çalışmalarında idari özerkliğe sahip olmasını sağlayacağız.
  • Mali Eylem Görev Gücü (FATF) standartlarına tam uyum sağlayacak ve ülkemizi “gri liste”den çıkaracağız.
  • Vergi cennetleri listesini ve kara paranın aklanması bakımından riskli ülkeler listesini acilen yayımlayacağız.
  • Vergi affı ve varlık barışlarının kara para aklanması aracı olarak kullanılmasını engelleyeceğiz.
  • 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nu Avrupa Birliği normlarına uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz.
  • Bilgi edinme hakkını ihlal eden kamu görevlilerinin disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğunu artıracağız.
  • Kamu Özel İşbirliği projelerinden kaynaklanan garanti ve diğer koşullu yükümlülükleri şeffaf bir biçimde yayınlayacağız.
  • TÜİK istatistiklerinin akademisyen ve uzmanlardan oluşan komisyonlar tarafından düzenli biçimde kalite ve güvenilirlik kontrolüne tabi tutulmasını zorunlu hale getireceğiz.
  • Siyasi Etik Kanunu’nu çıkaracak, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Siyasi Etik Komisyonu kuracak, grubu bulunan siyasi partiler bünyesinde siyasi etik kurulları oluşturulmasını düzenleyeceğiz.

Ekonomi, finans ve istihdam

  • Enflasyonu iki yıl içinde düşük tek haneye kalıcı bir biçimde indireceğiz.
  • Türk lirasına yeniden itibar ve istikrar kazandıracağız.
  • Ortalama büyüme hızının yüzde 5’in üzerinde gerçekleşmesini sağlayacağız.
  • Beş yılın sonunda dolar cinsinden kişi başına milli gelirimizi en az iki katına çıkaracağız.
  • Beş yılda en az 5 milyon ilave, nitelikli ve insan onuruna yaraşır gelir sağlayan iş imkanı oluşturacak, işsizliği tek haneye indireceğiz.
  • 2018 sonrasında yeniden gündeme gelen aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız.
  • Beş yılın sonunda yıllık ihracatı 600 milyar dolar seviyesine, ihracatın kilogram değerini 2 doların üzerine, yüksek teknoloji ürünleri ihracatının payını ise iki katına çıkartacağız.
  • Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluklar yüklemeyeceğiz.
  • Merkez Bankası kanununda temel görevleri, araç bağımsızlığını ve üst düzey atamaları ilgilendiren değişikliklerin TBMM’de nitelikli çoğunlukla yapılabilmesini sağlayacak mevzuat düzenlemesini gerçekleştireceğiz.
  • Merkez Bankası bağımsızlığına müdahaleye ve yetki-sorumluluk çatışmasına yol açan, hiçbir işlevselliği bulunmayan Fiyat İstikrarı Komitesi’ni kaldıracağız.
  • Merkez Bankası rezervlerinin şeffaf olmayan bir biçimde ve dolambaçlı yollarla satışına ilişkin işlemleri idari ve hukuki denetime tabi tutacak, tespit edilen hata, usulsüzlük, yolsuzluk ve kamu zararının sonuna kadar takipçisi olacağız.
  • İtibar gerekçesine sığınılarak gerçekleştirilen tüm gereksiz harcamalara son vereceğiz.
  • Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki uçak sayısını azaltacağız.
  • Kaynakları “Kanal İstanbul” gibi rant projeleri için değil Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP), Doğu Anadolu Projesi (DAP), Konya Ovası Projesi (KOP) ve Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) kapsamındakiler başta olmak üzere tarımsal sulama projelerinde kullanacağız.
  • Vergi denetimini iş dünyası üzerinde siyasi baskı kurmanın bir aracı olmaktan çıkaracağız.

Bilim, ar-ge, yenilikçilik, girişimcilik ve dijital dönüşüm

  • Bilim politikamızı, insan, özgürlük, demokratik eğitim, bilimsel düşünme, girişimcilik ve teknoloji üretimi odaklı bir anlayışla yürüteceğiz.
  • Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunu tekrar çalışır hale getireceğiz.
  • Türkiye’yi giderek dışlandığı uluslararası araştırma ve yenilik ağlarına dahil edeceğiz.
  • Çok boyutlu bir Beyin Göçüyle Mücadele Eylem Planı hazırlayacak ve uygulayacağız.
  • Yetişmiş insan gücümüz için uygun ekonomik ve sosyal koşulları yaratacak, akademisyenlerin özlük haklarında ve gelirlerinde iyileştirmeler yapacağız.
  • TÜBİTAK’ı sadece Araştırma Enstitüleri ile kritik alanlarda ileri araştırmalar yapan bir kurum haline getireceğiz.
  • Yeni Girişim Şirketleri (Start-Up) Kanunu’nu çıkartarak girişimciliğe ilişkin hukuki tanımları, statüleri, mali yükümlülükler ve teşvikleri net bir çerçeveye kavuşturacağız.
  • Silikon Vadisi gibi küresel ölçekte başarılı girişimcilik ekosistemlerinin bulunduğu yerlere Özel Temsilci/Büyükelçi atayacağız.
  • Girişimcilerimizin tüm ihtiyaçlarını tek duraktan karşılamak amacıyla Girişimcilik Merkezi kuracağız
  • Bilişim ve Yenilikçilik Bakanlığı kuracağız.

Sektörel politikalar

  • Tarım ve Orman Bakanlığı’nı “Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı” olarak yeniden yapılandıracağız.
  • Tarımda kullanılan mazotta ÖTV yükünü kaldıracak, gübre ve tohum maliyetinin yüzde 50’sini destek olarak geri vereceğiz.
  • Temel tarım ürünlerinde taban fiyatlarını maliyet, kur, enflasyon ve çiftçilerimize insan onuruna yaraşır gelir sağlamayı dikkate alarak belirleyeceğiz.
  • Çiftçimizin Tarım BAĞ-KUR prim ödemelerini hasat sonrası faizsiz ödenecek şekilde planlayacak ve sağlık güvencesinden faydalanmasını sağlayacağız.
  • Sanayi sektörünü üretime ve verimliliğe dayalı ekonominin önemli bir unsuru haline getirecek, imalat sanayinin milli gelir içerisindeki payını artıracağız.
  • Yerli ürün temininde uygulanan yüzde 15 fiyat avantajının, hizmet alımı yoluyla kiralama ihalelerinde de uygulanmasını sağlayacağız.
  • Yeşil Dönüşüm’den olumsuz etkilenmesi muhtemel sanayi tesislerinin bu dönüşüme uyum sağlayabilmesi için ‘Yeşil Dönüşüm Ar-Ge Destek Paketi’ hazırlayacağız.
  • Savunma sanayimizi çok daha ileri bir noktaya taşıyarak, ülkemizin savunma alanındaki dışa bağımlılığını azaltacak, ileri endüstriyel teknolojilerin gelişimine öncülük yapacak bir ekosistem oluşturacak, silahlı kuvvetlerimizin gücünü ve caydırıcılığını artıracak ve yüksek katma değerli ihracatı geliştireceğiz.
  • Savunma Sanayiinde özel sektörün önünü açacak ve sektörde adil rekabeti sağlayacağız.
  • Altay Tankı’nda motor tedarik sürecini tamamlayacak, bununla paralel olarak yerli motor çalışmalarını başlatacak, yüzde 100 yerli tank çalışmalarını büyük bir seferberlikle sürdürecek ve başarıya ulaştıracağız.
  • Konsolidasyon, stratejik satın almalar, birleşmeler, girişim sermayesi yatırımı ve etkin bir planlama ile özel sektörün de aktif desteğiyle Askerî Elektronik Sanayi A.Ş (ASELSAN), TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş (TAI), Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), Roket Sanayii ve Ticaret A.Ş (Roketsan), TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş (TEI) ve Hava Elektronik Sanayii A.Ş (HAVELSAN)’ı global şirketlere dönüştüreceğiz.
  • Milli menfaat ve milli güvenlik ilkeleri çerçevesinde, kritik özellikteki yetenekleri ve hizmetleri zaafa uğratacak askeri fabrika özelleştirilmesine gitmeyeceğiz.
  • Sakarya Tank Palet Fabrikasının tahsis işlemlerini hukuki mevzuat çerçevesinde iptal edeceğiz.
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (ETKB) görev ve sorumluluklarını gözden geçirecek, Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (EPDK) yetki alanına müdahalesine son vereceğiz.
  • Kalıcı yaz saati uygulamasına son vereceğiz.
  • Doğalgaz ithalatında belli ülkelere/şirketlere bağımlılık riskini azaltmak ve doğalgaz ithalat maliyetini düşürmek için yeni kaynak ülkelerle anlaşmalar yapacak, yüksek fiyatlı mevcut doğalgaz anlaşmalarını yeniden müzakere edeceğiz.
  • Yeni nesil nükleer teknolojilere dayalı Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi kurarak ‘Türkiye Nükleer Ekosistemi’ geliştireceğiz.
  • Akkuyu Nükleer Santral Projesi’nin mevcut durumunu ve sözleşme detaylarını, anlaşma dışında verilmiş olan hakları veya üstlenilen yükümlülükleri gözden geçireceğiz.
  • Türkiye’yi Doğu Avrupa–Kafkasya–Ortadoğu–Kuzey Afrika havzasının en büyük Enerji Ticaret Merkezi’ne dönüştüreceğiz.
  • Doğu Akdeniz’de haklarımızı koruyarak münhasır ekonomik bölgelerle ilgili uluslararası antlaşmaları tamamlayacak ve arama faaliyetlerini yoğunlaştıracağız.
  • Türkiye’nin sahip olduğu maden kaynaklarının tespitine hız verecek, sektörün milli gelirdeki payını arttıracağız.
  • Sivil havacılık alanında tek yetkili ve bağımsız Sivil Havacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu oluşturacağız.
  • Atatürk Havalimanını yeniden uçuşa uygun hale getirecek, Esenboğa Havalimanı’nın Anadolu şehirlerinin yurtdışına alternatif çıkış kapısı haline getirilmesini sağlayacağız.
  • Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz limanları arasında yurtiçi yük taşımacılığı için deniz otobanları oluşturacağız.
  • İhracatçıların döviz gelirlerinin yüzde 40’nı TCMB’ye satma zorunluluğunu kaldıracağız.
  • Eximbank’ın sermayesini güçlendirecek, uzun vadeli ve uygun koşullu fon imkanlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacağız.
  • DEİK’i yeniden bağımsız bir yapıya kavuşturacağız.
  • Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Anlaşması’nı güncelleme müzakerelerini hızlandıracağız.
  • Dahilde işleme uygulamalarını gözden geçirerek yerli üretimin önünde haksız rekabet oluşturmasını engelleyeceğiz.
  • Ticaret Bakanlığını Esnaf ve Ticaret Bakanlığı şeklinde yeniden yapılandıracağız.
  • Küçük esnafımızı zincir marketler, büyük marketler, AVM’ler karşısında korumak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli düzenlemeleri hızla hayata geçireceğiz.
  • Turizm bölgelerinde imar rantı ve istismarının önüne geçeceğiz.
  • Turizm tahsislerini yeniden inceleyerek uygun olmayanlarla ilgili gerekli adımları atacağız.
  • Kıyılardan herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına engel olan uygulamaları sıkı denetim altına alacağız.
  • “Akıllı Turizm”, “Akıllı Destinasyon”, “Akıllı Şehir”, “Akıllı Oteller” gibi uygulamalarla turizmde dijital dönüşüme destek vereceğiz.
  • Sanatçının telif haklarını koruyacak; ihlalden ve korsandan korunması için her türlü tedbiri alacağız.
  • Yurtdışına kaçırılmış tarihi eserlerimizin iadesi hususunda etkin bir mücadele yürüteceğiz.
  • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı “İklim, Çevre ve Orman Bakanlığı” şeklinde yeniden yapılandıracağız.
  • İklim Kanunu çıkartacak, ilgili düzenlemeleri bu kanunla uyumlu hale getireceğiz.
  • İklim Özel Elçisi atayacağız.
  • Paris İklim Anlaşması’nın hedefini ve gerekliliklerini yerine getirecek, anlaşma prensipleri doğrultusunda 2050 yılı Net Sıfır Karbon Emisyonu hedefi koyacağız.
  • Yeşil dönüşümü destekleyecek müstakil ve uzmanlaşmış bir finansman kuruluşu olarak İklim Bankası kuracağız.
  • 2050 yılında “net sıfır” emisyona hedeflerini tutturmak için belli bir program dahilinde en kısa sürede kömürden çıkacağız.
  • Cumhurbaşkanı’na ormanlık alanın vasfını değiştirme yetkisi veren Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesini yürürlükten kaldıracağız.
  • Cumhurbaşkanlığı envanterindeki uçakları satarak elde edilen gelirle alınacak yangın söndürme uçaklarını orman yangınlarını söndürme filosuna dahil edeceğiz.
  • Tüm Türkiye’de musluk suyunu içilebilir hale getireceğiz.
  • Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı kuracağız.
  • İstanbul depremine karşı, risk azaltmayı hedefleyen Hayat İstanbul Projesini başlatacağız.

Eğitim ve öğretim

  • Eğitim kurum ve süreçlerini cinsiyet, etnik köken, din, dil, yerleşim yeri, sağlık durumu, sosyo-ekonomik koşulları ayırt etmeden, fırsat eşitliği ve adaletini ve herkesin nitelikli eğitim hakkını garanti altına alan kapsayıcı bir anlayışla düzenleyeceğiz.
  • Devlet okullarındaki öğrencilere ücretsiz süt, su ve öğle yemeği vereceğiz.
  • Okulöncesi, ilköğretim ve orta öğretimdeki tüm öğrencilere yardımcı kitaba ihtiyaç duymayacak şekilde ders kitaplarını yerel esnafa ve ekonomiye katkıda bulunacak şekilde ücretsiz temin edeceğiz.
  • “Eğitim Destek Kartı” ile anaokulundan üniversiteye kadar devlet okullarındaki ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye, çanta, kıyafet ihtiyaçlarını ve internete erişimlerini ücretsiz karşılayacağız.
  • Sınav güvenliğini kamu vicdanında hiçbir tereddüt oluşturmayacak şekilde sağlayacağız.
  • Ortaöğretime geçişlerde sınav odaklı değil süreç odaklı bir sistem geliştireceğiz.
  • Liselere Giriş Sınavlarında yıldan yıla değişen uygulamalara son verecek, LGS sınavını süreç içinde kaldıracağız.
  • Üniversiteye girişte yılda bir defa yapılan sınav yerine çoklu sınav imkânı sunacağız.
  • Zorunlu eğitimi 1 yılı okul öncesi eğitim, 5 yılı ilkokul, 4 yılı ortaokul, 3 yılı ise lise olmak üzere 1+5+4+3 şeklinde uygulayacağız.
  • Altyapıları oluşturarak okul öncesi eğitimi 1 yıl zorunlu tutarak ücretsiz sağlayacak ve isteğe bağlı olarak 3 yaş ve üzerine erken çocukluk eğitimi imkânı sunacağız.
  • Çocuklarımıza üç yaşından itibaren; dil, zeka ve beceri gelişimlerini, doğayı tanımalarını, değerler eğitimini, kişisel, fiziksel ve eğitsel gelişmelerini bütüncül bir yaklaşım ile sağlayacağız.
  • 5 yıllık ilkokulun 5. sınıfını bir üst öğrenime akademik hazırlık programı şeklinde, 4 yıllık ortaokulun ilk yılını ise yabancı dil ve kodlama hazırlık sınıfı şeklinde düzenleyeceğiz.
  • Dijital içerik ve ortamlar kullanılarak öğrencilerin en az bir yabancı dil öğrenmesini ve yazılım ile kodlama becerisi kazanmasını sağlayacağız.
  • YÖK’ü kaldıracak, yüksek öğretim kurumlarının akademik, idari ve mali özerkliğine müdahale etmeksizin yüksek öğretimin planlanması ve yükseköğretim kurumları arasında koordinasyonun sağlanması şeklinde sınırlı görevleri bulunan bir kurul kuracağız.
  • Yükseköğretim kurumlarının yönetim ve denetiminin kendi öğretim üyeleri arasından seçimle oluşturdukları organlar eliyle gerçekleştirilmesini sağlayacağız.
  • Öğretmen başına öğrenci sayısında OECD ortalamasına ulaşmayı hedefleyeceğiz.
  • Öğretmenlik Meslek Yasasını değiştirecek, öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirecek, öğretmenleri öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen şeklinde gruplayan uygulamaya

son vereceğiz.

  • Öğretmen atamalarında mülakatı kaldıracak, ataması yapılmayan öğretmen havuzunu eriteceğiz.

Sosyal politikalar

  • Geliri belirli düzeyin altındaki ailelere gelirlerini insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak seviyeye yükseltmek amacıyla Devlet tarafından aile bazında, hak temelli, arz odaklı ve kurumsallaşmış bir yapıda “Gelir Desteği” sağlayacağız.
  • Yoksul ailelerde yenidoğan bebeklere 1 yıl boyunca başta; süt ve bebek maması olmak üzere gıda desteği vereceğiz.
  • Yoksul ailelerimize kış aylarında ısınma yardımı yapacağız.
  • Emeklilerin sağlık hizmetlerinde ödedikleri katılım payını almayacağız.
  • Dul ve Yetim Aylıklarını arttıracağız.
  • İşsizlik ödeneğinden daha fazla işsizin daha uzun süre ve daha fazla yardım almasını sağlayacağız.
  • Kıdem tazminatı sistemini sosyal taraflarla diyalog çerçevesinde gözden geçireceğiz.
  • İş sağlığı ve güvenliğini ILO standartlarına getireceğiz.
  • Sendikal alanı düzenleyen mevzuatı ILO ve AB standartlarına uygun hale getireceğiz.
  • Sağlık personeli sayısında OECD ortalamalarına ulaşmayı hedefleyeceğiz.
  • Şehir Hastaneleri gerekçesiyle kapatılan devlet hastanelerini ihtiyaç analizi çerçevesinde yeniden açacağız.
  • GATA ve diğer askeri hastaneleri yeniden açacağız.
  • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını “Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı” şeklinde yeniden yapılandıracağız.
  • Cinsiyet eşitliğini esas alarak parlamento, yerel yönetimler, siyasi partiler ve kamu kurumlarında kadınların karar ve yönetim süreçlerine katılımını destekleyecek, kadın temsilini artıracak, kadın haklarının korunmasını öncelikli tutan bir politika izleyeceğiz.
  • Evlilik yardımı ve desteklerini güçlendirerek yaygınlaştıracağız.
  • Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (Lanzorete Sözleşmesi) yükümlülüklerine uyacağız.
  • Bağımsız ‘Çocuk Hakları İzleme Kurulu’ kuracağız.
  • Sokakta yaşamak zorunda bırakılan, çalıştırılan ve dilendirilen tüm çocukları kurumsal koruma altına alacağız.
  • Çocuk işçiliği ile veri temelli ve ilgili paydaşların katılımıyla planlı bir şekilde mücadele edeceğiz.
  • Çocukların erken yaşta ve zorla evlendirilmelerinin önüne geçeceğiz.
  • Uyuşturucu ile Mücadele Acil Eylem Planı hazırlayacak, illerde uyuşturucuyla ilgili sosyal risk haritaları çıkaracağız.
  • Uyuşturucu baronlarının, organize suç örgütü üyelerinin ülkemizde faaliyet yürütmelerinin önüne geçeceğiz.
  • Sınırlarımızı güvenlik altına alacak ve kaçak göçmenlerle beraber uyuşturucu girişini engelleyeceğiz.
  • Bağımlılık yapan maddelerin hoş gösterilmesi, tavsiyesi, üretimi, bulundurulması, taşınması, ticareti ve kullanılmasını yasaklayacağız.

Dış politika, savunma, güvenlik ve göç politikaları

  • Dış politikamızın mihenk taşı olan “Yurtta Barış Dünyada Barış” şiarını yeniden temel dış politika ilkemiz olarak benimseyeceğiz.
  • Dış politikada iç siyasi hesaplara ve ideolojik yaklaşımlara dayalı uygulamalara son vereceğiz.
  • Dışişleri Bakanlığı’na dış politika yapım, karar ve uygulamalarındaki rol ve görevini yeniden kazandıracağız.
  • Dışişleri Bakanlığı’na personel alımlarında objektif, güvenilir, siyasi tercihlerden uzak, ehliyete ve liyakate dayalı kapsamlı bir sınav sistemi getireceğiz.
  • Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve onların oluşturdukları STK’ların Türkiye’nin yumuşak gücü ve kamu diplomasisinin etkin bir aracı olması için gayret göstereceğiz.
  • Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Diplomasi Akademisi kuracağız.
  • Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimiz doğrultusunda bu alandaki sürecin diyalog, adalet ve eşitlik çerçevesinde tamamlanması için çalışacağız.
  • Türkiye ile AB’nin sığınmacılar sorununa ortak sorumluluk ve külfet paylaşımı üstlenerek yaklaşmalarını sağlayacak, 2014 Geri Kabul Anlaşması ile 18 Mart 2016 Mutabakatı’nı gözden geçireceğiz.
  • Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olmamız ve Anayasamızın gereği olarak, AİHS’ne ve Konsey’in diğer hukuki belgelerine uyum sağlayacak, AİHM kararlarını uygulayacağız.
  • NATO bünyesindeki katkılarımızı rasyonel bir zeminde ve ulusal çıkarlarımızı gözeterek sürdüreceğiz.
  • Türk Devletleri Teşkilatı’nı güçlendireceğiz.
  • Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, İslam İşbirliği Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, D8 gibi örgütlerdeki konumumuzu ve bu örgütlerin uluslararası ilişkilerdeki rolünü geliştireceğiz.
  • Ortadoğu Bölgesindeki ülkelerinin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine saygı duyacak, iç işlerine karışmayacak, aralarındaki sorunlarda “taraf tutan” değil “çözümleri kolaylaştıran” olacağız.
  • İsrail-Filistin sorununa BM kararları çerçevesinde ve iki devlet esasına göre kalıcı bir çözüm bulunması için bütün ilgili taraflarla görüşecek, Filistin konusunda Türkiye’nin güvenilir bir kolaylaştırıcı olarak masadaki yerini almasını sağlayacağız.
  • Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yalnızlaştırılmasının önüne geçecek, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında, hidrokarbon kaynaklarının hakça paylaşımında çoklu müzakere süreçleriyle sonuç alınmasına öncelik vereceğiz.
  • Milli davamız olan Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin kazanılmış haklarını koruma ve iki toplumun egemen siyasi eşitliğini sağlama hedeflerini gözeteceğiz.
  • Ege denizi barış, işbirliği ve iyi komşuluk alanı olarak görülmelidir. Bu amacı gerçekleştirmek için çalışacak, Ege denizindeki egemenlik alanlarımıza zarar verebilecek hiç bir gelişmeye müsaade etmeyeceğiz.
  • ABD ile ilişkileri eşitler arası bir anlayışla kurumsal temele oturtacak, müttefiklik ilişkisini karşılıklı güvene dayanacak şekilde ilerleteceğiz.
  • Türkiye’nin yeniden F-35 projesine dönmesi için girişimlerde bulunacağız.
  • Rusya Federasyonu ile ilişkileri eşitler arası bir anlayışla, kurumsal düzeyde dengeli ve yapıcı diyalog ile güçlendirilerek sürdüreceğiz.
  • Afrika ile ilişkileri kıtayı sadece temsilcilik açtığımız bir alan olarak görmenin ötesinde çok yönlü olarak nitelikli şekilde geliştirecek, Türkiye-Afrika Zirvelerini düzenli ve işlevsel bir sürece dönüştüreceğiz.
  • “Asya vizyonumuz”u bölgedeki ülkelerle ilişkilerimizi bir yandan ikili düzeyde güçlendirmek, bir yandan da bu ikili ilişkileri çoklu işbirliği mekanizmalarıyla çeşitlendirerek zenginleştirmek üzerine kurgulayacağız.
  • Şangay İşbirliği Örgütü, ASEAN gibi örgütlerle ilişkilerimizi gerçekçi ve sürdürülebilir bir zeminde değerlendireceğiz.
  • Millî Savunma Bakanlığı teşkilat yapısını gözden geçirecek, Kuvvet Komutanlıklarını tekrar Genel Kurmay Başkanlığı’na bağlayacağız.
  • Askeri liseler, Harp Akademileri, kurmay subay, subay ve astsubay yetiştiren tüm okullar ile ilga edilen etkin sistemleri tekrar açacağız.
  • Her yıl güvenlik kurumlarının temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve ilgili tüm tarafların katılımıyla kapsamlı bir Güvenlik Şurası düzenleyeceğiz.
  • Tüm terör örgütleri ve terörizmle mücadeleyi tüm güç unsurlarımızı kullanarak kesintisiz sürdüreceğiz.
  • Yurtdışına kaçan teröristlerin iade edilmesi çalışmalarını etkinleştireceğiz.
  • Organize suç örgütlerinin sınır aşan faaliyetleri konusunda bölgesel ve uluslararası iş birliğini güçlendireceğiz.
  • TBMM’de güvenlik teşkilatı üzerinde hem halk adına hem de güvenlik personeli adına “kamusal denetçilik” yetkisiyle donatılmış, partilerin eşit temsil edildiği Güvenlik Komisyonu kuracağız.
  • Ulusal Siber Güvenlik Strateji Belgesi’ni ilgili tüm kesimlerin katılımıyla yenileyecek ve kamu ile özel kesime yönelik eylem planları hazırlayacağız.
  • Siber savunma gücümüzü kuvvetlendirmek amacıyla düzenli Siber Güvenlik Koalisyon tatbikatlarıyla siber güvenlik seviyemizi sürekli kontrol edeceğiz.
  • Düzensiz göçün kaynağı olan ülkelerle Geri Kabul Anlaşmaları yapacağız.
  • Türkiye’ye bir “tampon ülke” muamelesi yapılmasına izin vermeyeceğiz.
  • Sınırlarımızı elektro optik kuleler, aydınlatma sistemleri, gece görüşlü kameralar, insansız hava araçları, entegre güvenlik sistemleri ve gerekli hallerde duvarlarla tahkim edecek, kaçak geçişlere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.
  • Geri gönderme merkezlerinin sayılarını ve kapasitelerini artıracağız.
  • Gayrimenkul, devlet borçlanma senedi, yatırım fonu satın alınması ya da döviz cinsi mevduat ya da bireysel emeklilik hesabı açılması karşılığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesi uygulamasına son vereceğiz.
  • Sığınmacıların mahalle, ilçe ve il bazında kontrolsüz yoğunlaşmalara erişmesine veya gettolaşmaya izin vermeyeceğiz.
  • Geçici Koruma Altındaki Suriyeli’lerin güvenli ve iç hukukumuz ile uluslararası hukuka uygun biçimde mümkün olan en kısa sürede ülkelerine geri dönmelerini sağlayacağız.
Paylaşın

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Eğitim Yatırımları Ödeneği Üniversiteleri Solladı

Diyanet İşleri Başkanlığı’na, “Mesleki ve Teknik Eğitim” kalemine yönelik eğitim yatırımları için 112 milyon 300 bin TL’lik yatırım ödeneği verildi. Başkanlığın toplam 112,3 milyon TL’lik eğitim yatırımları ödeneğinin 67,3 milyon TL’sinin devam eden projeler, 45 milyon TL’sinin ise yeni projeler için kullanılacağı bildirildi.

Diyanet’e 112,3 milyon TL olarak öngörülen eğitim yatırımları ödeneklerinden Türkiye’nin en iyi üniversiteleri arasında yer alan Çukurova Üniversitesi’ne ayrılan pay 90 milyon TL, On Dokuz Mayıs Üniversitesi’ne ayrılan pay ise 65 milyon TL olarak kaydedildi.

Diyanet’in eğitim yatırımı ödeneği ile geride bıraktığı üniversitelerden Anadolu Üniversitesi’ne öngörülen yatırım ödeneği 75 milyon TL, Ege Üiversitesi’ne öngörülen yatırım ödeneği 95 milyon TL, Kocaeli Üniversitesi’ne öngörülen yatırım ödeneği ise 45 milyon TL ile ifade edildi.

Türkiye’de giderek derinleşen yoksulluğa karşın yurttaşın vergileriyle oluşturulan dev bütçesiyle tartışılan Diyanet İşleri Başkanlığı, eğitim yatırımları ödeneği ile de farkını ortaya koydu. Başkanlığa 2023 yılı için Türkiye’deki 127 üniversitenin 114’ünden daha fazla eğitim yatırımı ödeneği ayrıldı. Diyanet, “Mesleki ve Teknik Eğitim” başlığı altında aldığı ödenek ile Anadolu, Ege ve Kocaeli gibi köklü üniversiteleri de geçti.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre;2023 yılına yönelik eğitim sektörü yatırımlarının kuruluşlara göre dağılımı belli oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’na, “Mesleki ve Teknik Eğitim” kalemine yönelik eğitim yatırımları için 112 milyon 300 bin TL’lik yatırım ödeneği verildi. Başkanlığın toplam 112,3 milyon TL’lik eğitim yatırımları ödeneğinin 67,3 milyon TL’sinin devam eden projeler, 45 milyon TL’sinin ise yeni projeler için kullanılacağı bildirildi.

Diyanet’e 112,3 milyon TL olarak öngörülen eğitim yatırımları ödeneklerinden Türkiye’nin en iyi üniversiteleri arasında yer alan Çukurova Üniversitesi’ne ayrılan pay 90 milyon TL, On Dokuz Mayıs Üniversitesi’ne ayrılan pay ise 65 milyon TL olarak kaydedildi. Diyanet’in eğitim yatırımı ödeneği ile geride bıraktığı üniversitelerden Anadolu

Üniversitesi’ne öngörülen yatırım ödeneği 75 milyon TL, Ege Üiversitesi’ne öngörülen yatırım ödeneği 95 milyon TL, Kocaeli Üniversitesi’ne öngörülen yatırım ödeneği ise 45 milyon TL ile ifade edildi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geride mesleki ve teknik eğitim yatırımları için aldığı pay, toplam 114 üniversitenin, “Yükseköğretim” kalemi için aldığı payın üzerine çıktı.

Yatırım ödeneği itibarıyla Diyanet’i geçebilen bazı üniversiteler ve ödenekleri ise şöyle sıralandı:

-Ankara Üniversitesi: 151,5 milyon TL
-Boğaziçi Üniversitesi: 150 milyon TL
-Hacettepe Üniversitesi: 181 milyon TL
-İstanbul Teknik Üniversitesi: 175 milyon TL
-İstanbul Üniversitesi: 190 milyon TL

Üç projeye 324,1 milyon lira

Yatırım Programı’na göre, Diyanet’in mesleki ve teknik eğitime yönelik üç projesi bulunuyor. Eğitim yatırımı projeleri kapsamında 2021 yılında 118,2 milyon TL, 2022 yılında 18 milyon TL harcayan başkanlığın, 2023 yılı için öngörülen harcama ile birlikte 2021-2023 döneminde toplam 324 milyon 185 TL harcaması planlanıyor.

Paylaşın

Millet İttifakı, ‘Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Ankara’da Congresium Kongre ve Sergi Merkezinde Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni açıkladı.

Haber Merkezi / Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin tanıtılacağı toplantıda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak yer aldı.

Metinde yer alan 9 ana madde şöyle:

  • Hukuk, adalet ve yargı
  • Kamu yönetimi
  • Yolsuzlukla mücadele, şefaflık ve denetim
  • Ekonomi, finans ve istihdam
  • Bilim, ar-ge, yenilikçilik, girişimcilik ve dijital dönüşüm
  • Sektörel politikalar
  • Eğitim ve öğretim
  • Sosyal politikalar
  • Dış politika, savunma, güvenlik ve göç politikaları

Politika metninde İstanbul Sözleşmesi ve LGBTİ+ hakları üzerine herhangi bir ifade geçmemesi dikkat çekti. Öte yandan hayvan hakları, engelliler, 65 yaş üstü hakları, tarım ve çiftçiye destek gibi konular metinde yer aldı.

Millet İttifakı’nın toplantısında adaletten yargıya, kamu yönetiminden bakanlıklara kadar atılacak birçok yeni adıma dair sinevizyon gösterimi yapıldı. Salondan vaatlerin açıklandığı video gösterimi sırasında en çok reaksiyon liyakate dair atılacak adımlar ve kayyım uygulamasına son verilmesi adımlarına verildi, salondakiler alkışlarla vaatleri dinledi.

Programda Temel Politikalar Ortak Çalışma Komisyonu’nda yer alan Millet İttifakı liderlerinin genel başkan yardımcıları Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni anlattı.

“Bu yönetim devletimiz için artık bir beka sorunu oldu”

İlk sözü alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, şunları kaydetti:

Altı siyasi partinin mutfaklarında hazırlanan, devlet yönetiminde yaşanan kriz ortamından bizi çekip çıkaracak projeleri içeren Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni bugün milletimizle paylaşıyoruz. Kontrolsüz güç, güç değildir; felakettir. Milletimiz bunu adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen keyfi, kural tanımaz yönetim altında yaşayarak gördü. Bu yönetim devletimiz için artık bir beka sorunu oldu.

Yargı reformuyla, bağımsız ve tarafsız bir yargı için HSK’yı kaldıracağız. Yerine Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki kurul kuracağız. Adalet Bakanı ve müsteşarı Hakimler Kurulu’nda yer almayacak.

Görevini kötüye kullanarak AİHM’in hak ihlaline yol açan savcılara neden oldukları zararın rücu edilmesini sağlayacağız.

Tutuklamanın istisna olması ilkesinin titizlikle uygulanması için gerekli tedbirleri alacağız. Savunma mesleğini anayasal güvenceye kavuşturacağız.

Anayasa Mahkemesi üyeliklerine hülle yoluyla atama yapılmasını önleyeceğiz.

Basın özgürlüğünü sağlayacağız.

Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki kurulları, ofisleri lağvedeceğiz, bunların görev ve yetkilerini ilgili bakanlıklara devredeceğiz.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı olarak; Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nı İklim, Çevre ve Orman Bakanlığı olarak, Ticaret Bakanlığı’nı Esnaf ve Ticaret Bakanlığı olarak yapılandıracağız. Hazine’yi Maliye Bakanlığı’ndan ayıracağız.

Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki vesayetine son vereceğiz. Seçimle gelenin seçimle gitmesini güvence altına alacağız.

Muhtarlık Temel Kanunu’nu çıkaracağız.

Kamuya personel alımında mülakat uygulamasına son vereceğiz. Liyakat ve eşitlik ilkelerini hakim kılacağız. Üst düzey görevlerdeki kadın yöneticilerin sayısını artıracağız.

Rüşvet ve yolsuzluk suçlarında yargılama süreçlerini hızlandıracağız. Zaman aşımını kaldıracağız, bu suçları asla af kapsamına almayacağız. Yolsuzluktan elde edilen ve yurt dışına kaçırılan varlıkları ülkemize geri getirmek için Mal Varlıklarının Geri Alınması Ofisi’ni kuracağız. Pazarlık usulüyle yapılmış tüm ihaleleri geriye doğru tahkik edeceğiz.

Ülkemizi gri liste ayıbından kurtaracağız.

Vergi affı ve varlık barışlarının kara para aklanma aracı olarak kullanılmasını engelleyeceğiz.

“Aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız”

Söz alan ikinci isim DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, şunları söyledi:

Altı parti olarak tam bir mutabakatla hazırladığımız Ortak Politikalar metnimizde kapsayıcılığı merkezine alan yeni nesil bir kalkınma stratejisi ortaya koyuyoruz.

Temel ekonomik hedeflerimiz kapsamında enflasyonu iki yıl içinde kalıcı olarak tek haneye indireceğiz, hayat pahalılığını sonlandıracağız. Enflasyonla mücadeleyi tavizsiz bir biçimde sürdürürken ortalama büyüme hızını yüzde 5’in üzerine çıkaracak, dolar cinsinden kişi başına milli gelirimi 5 yılın sonunda en az 2 katına yükselteceğiz. 5 yılda en az 5 milyon yeni iş yaratacağız. Ucube sistem sonrasında yeniden gündeme gelen aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız.

Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluklar yüklemeyeceğiz. Banka üst yönetiminin kendi kanunu dışında görevden alınmasını önleyeceğiz. Bankanın İstanbul’daki birimlerini en kısa sürede başkentimiz Ankara’ya geri taşıyacağız.

Kamuoyunda 128 milyar dolar olarak bilinen arka kapı döviz satışlarındaki hukuksuzlukların takipçisi olacak, yeni dönemde rezerv yönetimini tam bir şeffaflık içinde yürüteceğiz. Kur korumalı mevduatta yeni hesap açmayacak, mevcut hesapları vadelerinin sonunda kapatacağız.

Hükümet bir yandan ülkemizin kaynaklarını şatafat ve gösteriş için israf ederken, diğer yandan oluşan kamu açıklarını ve hasarları halının altına süpürerek gizlemeye çalışmaktadır. Bu nedenle iktidara gelir gelmez, cumhurbaşkanına bağlı deneyimli denetim uzmanlarından oluşan durum ve hasar tespit komitesi oluşturacağız.

İtibar gerekçesine sığınılarak yapılan tüm gereksiz harcamalara son vereceğiz. Cumhurbaşkanlığını Çankaya Köşkü’ne taşıyacağız.

Cumhurbaşkanlığı envanterindeki uçakları satıp yerine orman yangını söndürme uçakları alacağız.

Kamu görevlilerinin birden fazla yerden maaş almasına son vereceğiz. Ülkemizin kaynaklarını Kanal İstanbul gibi rant projeleri yerine tarımsal sulama projeleri için kullanacağız.

İşyeri kira ödemelerinde stopaj oranını sıfırlayacağız.

“Eğitim sistemimizi özgürlükçü ve yenilikçi müfredatla donatacağız”

İbrahim Çanakcı’nın ardından söz alan üçüncü isim Demokrat Parti Ekonomik İşler Başkanı Bülent Şahinalp, şunları kaydetti:

Beyin göçünü engellemek ve tersine beyin göçünü gerçekleştirmek için eğitim sistemimizi özgürlükçü ve yenilikçi müfredatla donatacak, gerekli özgür düşünce ve çalışma ortamını oluşturacağız.

Yetişmiş insan gücümüz için uygun ekonomik ve sosyal koşulları yaratacak, akademisyenlerin özlük haklarında ve gelirlerinde iyileştirmeler yapacak, yetişmiş insan gücümüzü şiddetin mağduru olmaktan çıkaracağız. Üniversitelerin araştırma şartlarını ve imkanlarını iyileştireceğiz.

Yüksek lisans ve doktora programlarına devam eden öğrencilerin araştırma desteği ve burs imkanlarını artırarak, istihdam problemi yaşamadan eğitim hayatlarına devam etmelerini sağlayacağız.

Kalkınma hamlemizin merkezine yenilikçi, yeşil ve dijital dönüşümü benimsemiş girişimlerimizi yerleştireceğiz.

Kadın ve genç girişimciliğe yönelik özel teşvik paketleri hazırlayacağız.

Bilişim ve Yenilikçilik Bakanlığı’nı kuracağız. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun bağımsızlığını sağlayacağız. Yeni teknolojilerin en hızlı yayılmasını sağlamak için operatörlere 5G lisanslarını en kısa sürede vereceğiz.

Fikri, irfanı ve vicdanı hür nesiller yetiştireceğiz.

Devlet okullarındaki öğrencilerimize ücretsiz süt ve öğlen yemeği vereceğiz.

Anaokulundan üniversiteye kadar devlet okullarındaki ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye, çanta, kıyafet ihtiyaçlarını ve internete erişimlerini ücretsiz olarak karşılayacağız.

Orta öğrenime geçişlerde sınav odaklı değil süreç odaklı bir sistemi geliştireceğiz. Liselere giriş sınavlarında yıldan yıla değişen uygulamalara son verecek, LGS sınavını süreç içinde tamamen kaldıracağız.

Üniversiteye geçişte yılda bir defa yapılan sınav yerine çoklu sınav imkanı sunacağız.

Zorunlu eğitimi 1 yıl okul öncesi eğitim, 5 yıl ilkokul, 4 yıl orta okul, 3 yıl ise lise olmak üzere uygulayacağız.

Yatılı teknoloji liseleri açacağız.

Yüksek Öğrenim Kurumları YÖK’ü kaldıracak, yüksek öğrenim kurumlarının akademik, idari ve mali özerkliğine müdahale etmeksizin, yüksek öğrenimin planlanması ve yüksek öğrenim kurumları arasında koordinasyonun sağlanması şeklinde sınırlı görevleri bulunan bir kurul kuracağız.

Yüksek öğrenime bütçeden daha fazla kaynak tahsis edeceğiz. Üniversite arazilerini ranta kurban ettirmeyeceğiz.

Yeni yurt binaları yaparak ve üniversite kampüsü etrafındaki binaları kiralama yöntemiyle genişletilmiş kampüs uygulamasını başlatarak üniversitelerin yurt sorununu tamamen çözeceğiz.

KYK burslarını yeni bir anlayışla ele alacağız, dağıtım süreçlerini şeffaf hale getireceğiz.

Erken çocukluk eğitiminden liseye kadar olan tüm eğitim kademelerinde okulun öğrenci sayısına göre ihtiyacı karşılayacak nitelikle rehberlik ve psikolojik danışmanlık kadrosu oluşturacağız.

“Projeleri halk oylamasına sunacağız”

Daha sonra söz alan Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, şu ifadeleri kullandı:

Tarım ve Orman Bakanlığı’nı Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı olarak yeniden yapılandıracağız. Tarım kanununda bugüne kadar öngörülmesine rağmen hiçbir şekilde uygulanmayan tarımsal destekleri gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olmayacak şekilde vereceğiz.

Ziraat Bankası’nı tekrar çiftçinin bankası yapacağız. Üreticiden tüketiciye kadar pazarlama zincirini kısaltacağız.

Küçük esnafımızı zincir marketler, büyük marketler, AVM’ler karşısında korumak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli düzenlemeleri hızla hayata geçireceğiz.

Elektrik piyasası, doğalgaz piyasası, petrol piyasası gibi temel kanunlardaki rekabete aykırı imtiyazları yeniden düzenleyeceğiz.

Kanal İstanbul projesini göreve başladığımız gün iptal edeceğiz.

Atatürk Havalimanı’nı yeniden uçuşa uygun hale getireceğiz.

TCK’daki çevre suçlarının kapsamını genişletip cezalarını artıracağız. Tek kullanımlık plastikleri kademeli olarak hayatımızdan çıkaracağız.

Yeni termik santral yapmayacağız.

Cumhurbaşkanına ormanlık alanın vasfını değiştirme yetkisi veren orman kanunundaki maddeyi yürürlükten kaldıracağız.

Su havzalarını, sulak alanları ve su varlığımızı koruyacak, herkesin ücretsiz, güvenilir suya erişim hakkını yasal güvenceye kavuşturacak bir su kanunu çıkaracağız.

Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı’nı kuracağız. Hem merkezi yönetimin hem de yerel yönetimlerin imar planı çalışmalarında ilgili tüm paydaşlara danışılması zorunluluğunu getireceğiz. İmar planları değişikliklerini parsel bazlı olmaktan çıkaracak, bölge bazlı hale getirecek; bölgede yaşayanların büyük kısmını etkileyecek projeleri halk oylamasına sunacağız.

Kentsel dönüşüm yasası çıkaracak, deprem ve sel açısından en riskli bölgelerden başlamak üzere bir kentsel dönüşüm programını derhal uygulamaya koyacağız.

“Kalkınmacı ve kapsayıcı bir anlayışla ülkemizi hak ettiği yere taşıyacağız”

Bilgin’in ardından kürsüye çıkan İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale’nin açıklamaları şöyle:

Bugün firavunlara bile taş çıkartan bir tek adam rejiminde, giderek derinleşen bir yoksulluğu hayatın her alanında görüyoruz. Bugün ülkemizde milyonlarca aç ve yoksul vatandaşımız var. Çocuklarımıza iyi eğitim aldıramıyoruz. Karınlarını doyuramıyoruz. Başımızı sokacak bir ev bulamıyoruz. İktidarın ise sanki gözleri var görmüyor, kulakları var işitmiyor. Bırakın bu derinleşen yoksulluğu görmeyi, bizimle dalga geçiyor.

Yoksulluğu, fırsat eşitsizliğini, açlığı bu ülkenin hafızasından sileceğiz. Kalkınmacı ve kapsayıcı bir anlayışla ülkemizi hak ettiği yere taşıyacağız.

Önce çocuklar, onlar bizim her şeyimiz. 7 milyon yoksul çocuğumuz var. Bu çocuklar hayal kurmaları, oyun oynamaları gereken yaşta karınlarını doyurma kaygısı taşıyorlar. İşte biz bu çocuklarımıza çocukluklarını yaşamayı vadediyoruz.

İlk projemiz, devlet okullarında okuyan bütün çocuklarımıza bedava kahvaltı ve öğle yemeği vereceğiz. İktidarımızda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, hiçbir anne ve baba çocuğunun cebine harçlık koyma kaygısı taşımayacak.

Yoksul ailelerde bebeklere başta süt ve bebek maması olmak üzere gıda ve hijyen desteği vereceğiz.

Ulusal ebeveynlik programını hayata geçireceğiz. Nasıl çocuk yetiştirileceğini bütün vatandaşlarımıza anlatacağız.

Sokakta yaşamak zorunda bırakılan, dilendirilen bütün yavrularımızı koruma altına alacağız.

Geliri belirli bir düzeyin altındaki ailelere insan onuruna yakışır bir gelir desteği vereceğiz, bu desteği de hanedeki kadının hesabına yatıracağız. Vatandaşın ihtiyacı olduğunu ispatlamak zorunda kalmayacağı, hak temelli bir sistem kuracağız.

Bugün Türkiye artık kayıtdışı cenneti. Düzensiz göçle, bilerek hendek ülke haline getirdikleri ülkemizde çalışma hayatı oldukça kuralsız. Bugün nüfusumuzun sadece 3’te 1’i çalışıyor. Her 4 çalışandan biri güvencesiz. Kayıtlı çalışanların yarısı asgari ücret alıyor. Biz bu düzeni değiştireceğiz.

Artık ülkemizde kaçak yabancı işçi çalışmayacak. Türkiye’yi yol geçen hanına dönüştüren rejimi yeniden düzelteceğiz. Çocuk işçi çalıştırılmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.

İşsizlik Sigorta Fonu’nun amaç dışı kullanılmasının önüne geçeceğiz.

Sayın Erdoğan’ın beton sevdasına rağmen vatandaş ne ev alabiliyor ne kirasını ödeyebiliyor. Biz ülkemizin konut sorununu da çözeceğiz. TOKİ asıl görevine geri dönüp sadece sosyal konut üretecek. Bu sosyal konutlarda dar gelirli aileler, peşin para vermeden kira öder gibi konut sahibi olacak.

Üniversite öğrencilerimizin barınma sorununu çözeceğiz. Öğrencilerimizi ne olduğu belirsiz vakıfların, derneklerin yurtlarında kalmaya mecbur bırakmayacağız.

Bu ülkenin vatandaşlığı çok kıymetlidir, çok değerlidir. Yabancıların gayrimenkul alarak vatandaş olmalarının önüne geçeceğiz.

Yurda dönüş projesi başlatarak ülkemizin sağlık personeli ihtiyacını mutlaka gidereceğiz. Sağlık personeli sayısını ve çeşitliliğini artırarak Aile Sağlık Merkezleri’nin hizmet kapasitesini güçlendireceğiz. Türkiye’de artık bir ilaç krizi yaşanmayacak, ilaç krizine son vereceğiz.

“Yurtta barış cihanda barış”

Özlale’nin ardından söz alan Saadet Partisi Ekonomik ve Sosyal İşler Başkanı Sabri Tekir, şunları söyledi:

Dış politikamızın geleneksel bir şiarı vardır, geleneksel bir prensibi vardır. Bu prensip adeta dış politikamızda mihenk taşı oluşturmuştur; ‘yurtta barış cihanda barış’.

Her açıdan milli olan dış politikada asla iç siyasi hesaplara ve ideolojik yaklaşımlara dayalı uygulamalara meydan vermeyeceğiz.

Dışişleri Bakanlığı eleman alımını, objektif, güvenilir, siyasi tercihlerden uzak, liyakate dayalı, kapsamlı bir sınav sistemiyle yapacağız.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ve onların oluşturdukları sivil toplum kuruluşları, esasen Türkiye’nin yumuşak gücünü oluşturmaktadır. Onların kamu diplomasisinin bir unsuru haline getireceğiz.

Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimiz doğrultusunda bu anlamdaki sürecin ilgili ülkelerle ve ilgili kurumlarla diyalog, adalet ve eşitlik çerçevesinde tamamlanması için çalışacağız. 2014 geri kabul anlaşması ile 18 Mart 2016 mutabakatını gözden geçireceğiz. Türkiye ile Avrupa Birliği’nin sığınmacılar konusunda ortak sorumluluk ve külfet paylaşımını sağlamaya çalışacağız.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve konseyin diğer hukuki belgelerine uyum sağlayacak, AİHM kararlarını uygulayacağız.

NATO bünyesindeki katkılarımızı rasyonel bir zeminde ve ulusal çıkarlarımızı gözetecek şekilde sürdüreceğiz.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “Rusya Yaptırımları” Baskısı

Özellikle Türkiye’ye Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulması konusunda uyarılarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Amerikan yapımı uçaklarla seferlerini sürdürmesini engellemek için Türkiye’ye baskıyı artırıyor.

Washington yönetimi ayrıca İran’a yönelik yaptırımlar konusunda da Türkiye’ye uyarılarda bulunuyor.

Wall Street Journal gazetesinin isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberine göre üst düzey Amerikalı yetkililer geçtiğimiz ay, Rusya ve Belarus’ta Türkiye’ye gelen Amerikan yapımı uçaklara yakıt ikmali, yedek parça ve bakım gibi hizmetler sunan Türk vatandaşlarının hapis, para cezası, ihracat izni iptali gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Habere göre uyarı notunu Amerikan Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Thea Rozman Kendler geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği ziyaret sırasında iletti.

Uzmanlar bu uyarının ABD ve müttefiklerinin Rusya ve Belarus’a Ukrayna işgali sonrası uyguladıkları yaptırımların uygulanıp uygulanamadığı noktasında bir test olduğunu belirtiyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, ayrıntılar hakkında yorum yapmayı reddederken Rus, Belarus ve İranlı ticari havayolu şirketlerine hizmet verme konusunda ABD’nin uyguladığı ihracat kontrollerine uyulması konusunda uyarılar yapıldığını onayladı.

Beyaz Saray geçen yıl şubat atında Rusya’ya Amerikan yapımı uçaklara ihracat yasağı getirmişti. Bu kontroller kapsamında Amerikan yapımı ya da bünyesinde yüzde 25’ten fazla Amerikan yapımı parça bulunduran uçakların Rusya ve Belarus’a lisans verilmeden uçması yasaklandı.

Gazeteye göre Rus ve Belaruslu havayolu şirketleri filolarında bulunan Boeing 777, 757 ve 737 tipi uçaklarla 1 Ekim’den bu yana İstanbul, İzmir ve Antalya’ya 2 bin 100’den fazla uçuş gerçekleştirdi.

ABD’den Türkiye’ye “yaptırımlara uyun” ziyareti

Ayrıca, ABD Maliye Bakanlığı’ndan Terörizm ve Finansal İstihbarat’tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, önümüzdeki hafta aralarında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın da bulunduğu ülkelere bir ziyaret gerçekleştirecek. Ziyaretin konusu Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulması ve İran yaptırımları olacak.

Reuters haber ajansının ABD Maliye Bakanlığı Sözcüsü’nün açıklamasına istinaden yaptığı haberde bakanlığın Terörizm ve Finansal İstihbarat’tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında bölgeye bir ziyaret gerçekleştirecek. Nelson, Türkiye ve diğer ülkelerdeki ziyaretleri sırasında hükümet yetkilileri, iş adamları ve finans kurumlarının yetkilileriyle biraraya gelecek.

Görüşmelerde Washington’un Rusya’ya yönelik yaptırım kararlarına uyulması konusunda kararlılığı bir kez daha ilgili kişi ve kurumlara bir kez daha hatırlatılacak.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli: Be Hey Gafiller, Be Hey Densizler…

Amasya’da “Aziz Milletim Sıra Sende” mitinginde konuşan MHP Lideri Bahçeli, Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olacak olmasına yönelik tartışmalarla ilgili, “Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığına karşı çıkılmasını esas alan metin nerede hazırlanmış, hangi ülkenin büyükelçiliğinde kaleme alınmıştır?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Be hey gafiller, be hey densizler, be hey demokrasi muhalifleri Sayın Erdoğan’ın adaylığından bu kadar mı korkuyorsunuz? Çelişkide bocalıyorsunuz, bu suretle yanlışı savunacak beyhude gerekçeleri hangi mihraklar üretip elinize tutuşturuyor?”

Bahçeli, konuşmasının devamında ise, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı meşrudur, hukukidir, anayasaldır, ahlakidir, tartışmaya açan cumhura, Cumhuriyet’e savaş açan demokrasi kaçkınları, adalet inkarcıları, milli irade dolandırıcılarıdır.

Tespitimiz zillet ittifakının kaosa oynadığı yönündedir. Sandıkta alamayacağı neticeyi sokakta zorlamak için denklem kuran bir curcuna ve cukka ittifakı karşımızdadır. Bizim adayımız belli, kararımız nettir. Cumhurbaşkanı adayımız sonuna kadar Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amasya’da “Aziz Milletim Sıra Sende” mitinginde konuştu. Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Türkiye’nin kader seçimlerinin eşiğindeyiz. Şimdi söz sizdedir. 14 Mayıs’ta yapılması gündemde olan genel seçimler, Türkiye’nin gelecek ümitlerini tazeleyecektir.

Önümüzdeki seçimler Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın çatısını örecektir.

Kim ne söylerse söylesin, bizim cumhurbaşkanı adayımız belli. Adayımızın sonuna kadar arkasındayız.

Bulanık sularda balık avlama merakında değiliz. Aziz milletim sıra sende! Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. İstikrar sürsün Türkiye büyüsün amacındayız.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Diyarbakır’da yaptığı bir konuşmada kullandığı “silahlara veda” ifadesine tekrar tepki gösteren Bahçeli, “İP Başkanı Diyarbakır’a gidip sıkılmadan silahlara veda mesajı vermiş, teröristlerle mütakereye, efendilerinin emriyle tamam demiştir” diye konuştu.

Erdoğan’ın adaylığı

Bahçeli, daha sonra Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olacak olmasına yönelik tartışmalarla ilgili şu görüşlerini dile getirdi:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığına karşı çıkılmasını esas alan metin nerede hazırlanmış, hangi ülkenin büyükelçiliğinde kaleme alınmıştır? Be hey gafiller, be hey densizler, be hey demokrasi muhalifleri Sayın Erdoğan’ın adaylığından bu kadar mı korkuyorsunuz? Çelişkide bocalıyorsunuz, bu suretle yanlışı savunacak beyhude gerekçeleri hangi mihraklar üretip elinize tutuşturuyor?

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı meşrudur, hukukidir, anayasaldır, ahlakidir, tartışmaya açan cumhura, Cumhuriyet’e savaş açan demokrasi kaçkınları, adalet inkarcıları, milli irade dolandırıcılarıdır.

Tespitimiz zillet ittifakının kaosa oynadığı yönündedir. Sandıkta alamayacağı neticeyi sokakta zorlamak için denklem kuran bir curcuna ve cukka ittifakı karşımızdadır. Bizim adayımız belli, kararımız nettir. Cumhurbaşkanı adayımız sonuna kadar Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

Paylaşın