Rusya, Ukrayna’ya Füze Yağdırdı

Rusya, Ukrayna’ya çok sayıda füze saldırısında bulundu. Saldırılar, Rusya’nın Batılı ülkelerin tank gönderme kararını çatışmaya “doğrudan müdahil olma” şeklinde değerlendirdiğini açıklamasından sonra geldi.

Ukraynalı yetkililer, Rus güçlerinin fırlattığı 30’dan fazla füzenin hedeflerine yaklaştığını belirlediklerini, Kiev’e yöneltilmiş en az 15 füzenin ise savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü açıkladı.

Başkent Kiev’de kalabalıklar, metro istasyonlarına sığındı. Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, kentin güneyindeki bir binaya isabet eden füzenin bir kişinin hayatını kaybetmesine, iki kişinin yaralanmasına neden olduğunu söyledi.

Kremlin ise Batılı ülkelerin Ukrayna’ya verdiği tank sevkiyatı taahhütlerinin Amerika ve Avrupa’nın 11 aydır süren çatışmalara “doğrudan katılmasının” kanıtı olduğunu kaydetti. Amerika ve Avrupa, bu iddiayı reddediyor.

Ukrayna’nın en büyük özel enerji üretici firması DTEK, Kiev civarında, Odesa ve Dnipropetrovsk’ta acil elektrik kesintisi uygulandığını bildirdi.

‘Özgürlüğün yumruğu’

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, “Şimdi kilit olan sürat ve hacim. Kuvvetlerimizi eğitme hızı, Ukrayna’ya tank tedarik etme hızı. Tank desteği sayıları” ifadelerini kullandı.

Zelenski, “Tank yumruğu, özgürlük yumruğu oluşturmalıyız” dedi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le konuştuğunu söyleyen Zelenski, uzun menzilli füze ve uçak talebinde bulunduğunu da kaydetti.

Ukrayna’nın doğusunda çatışmalar

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in yakın müttefiklerinden Güvenlik Konseyi Başkanı Nikolay Patruşev’in “Ukrayna’daki çatışmaların ‘sıcak fazının’ sona ermesine rağmen Anglo-Sakson dünyasının Rusya ve müttefiklerine karşı vekalet savaşları yürütmeyi sona erdirmeyeceğini” söylediği bildirildi.

Ukrayna’da en ağır çatışmalar, ülkenin doğusundaki Bahmut’ta yaşanıyor. Savaştan önceki nüfusu 70 bin olan Bahmut, savaşın en kanlı çatışmalarına sahne olan bir kent haline geldi.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın “tüm Donetsk bölgesini ele geçirme hedefiyle saldırdığını, kendi kuvvetlerinin kayıp vermesini umursamadığını” bildirdi.

Donetsk’in Rusya tarafından atanan valisi, Rusya’nın Wagner Grubu mensubu askerlerinin Bahmut’ta ilerlediğini, daha önce Ukrayna’nın elinde olan banliyö ve mahallelerde çatışmaların sürdüğünü söyledi.

Tank yardımı

ABD Başkanı Joe Biden daha sonra ABD’nin 31 adet M1 Abrams muharebe tankı göndereceğini açıkladı. Pentagon uzun süredir bu tankların Ukrayna’daki savaş alanına uygun olmadıklarını söylüyordu.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, haftalardır devam eden uluslararası baskının ardından Ukrayna’ya 14 adet Leopard 2 tankı tedarik edileceğini söylemişti. Bu model en etkili savaş tankları arasında sayılıyor.

Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius, tankların Mart sonu ya da Nisan başında verilebileceğini söyledi.

Almanya ayrıca iki taburu donatmaya yetecek 100 kadar tankın müttefik Avrupa ülkelerinin envanterlerinden Ukrayna’ya tedarik edilmesine de yeşil ışık yaktı.

Paylaşın

İYİ Parti’de “Kemal Kılıçdaroğlu” İstifası

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı itirazlar olduğunu belirterek, “Kemal bey adaylıkta diretirse, İYİ Parti kendi adayını çıkarır” diyen İYİ Partili Cihan Paçacı, partideki görevlerinden istifa etti.

Cihan Paçacı’nın istifasını İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in istediği öğrenildi. Akşener bu ifadeleri Altılı Masa’nın iradesine müdahale olarak gördüğünü ifade ederek Paçacı’dan istifa etmesini istedi.

Akşener devam eden Altılı Masa toplantısında liderlere bu konuda bilgi verdi.

Paçacı, istifaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Ülkemizin ve milletimizin umudu olan Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı adaylık sürecine dair, bir gazeteciye verdiğim demecin, maksadı aşan yorumlara neden olduğunu görüyorum. Demokrasimize nefes aldıracak bir süreçte büyük emek harcayan, Sayın Genel Başkanımızı ve partimizi, aynı zamanda, Altılı Masayı oluşturan Sayın Genel Başkanların iradelerini koruyup kollamak amacıyla; İYİ Parti’deki Kurumsal İlişkiler Başkanlığı görevimden istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

Altılı masa, hem hükümet programı hem de geçiş sürecinin yol haritasını ele almak için İYİ Parti Genel Merkezi’nde Meral Akşener’in ev sahipliğinde toplandı. Toplantı başlamadan yaklaşık 1,5 saat önce Habertürk Yazarı Nagehan Alçı da İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı ile yaptığı röportajı internet sitesinde yayımladı.

Altılı masada adayın isminin de ilk kez konuşulması ve CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun kendi adını da masaya taşıması beklenirken bu toplantıdan hemen önce yapılan röportajda Cihan Paçacı, “Biz başından itibaren ‘kazanacak aday’ diyoruz. Zaten herkes bu tanımda mutabık olacaktır. Sokakta Kemal Bey’e itiraz görüyoruz, ‘dürüst değil mi?’ diye soruyoruz, ‘dürüst’ diyorlar. ‘Devlet tecrübesi yok mu?’ diyoruz ‘var’ diyorlar. ‘E o zaman?’ ‘Ama olmaz…’ Sokaktaki bu itirazı İYİ Parti olarak görmezden gelemeyiz” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun adaylıkta diretmesi halinde İYİ Parti’nin de kendi adayını çıkarabileceğini söyleyen Paçacı, “Partide genel hava Ekrem Bey’den yana. Parti yetkili kurulları şu anda Kemal Bey’i onaylayacak noktada değil ama bu nihai olarak böyle devam edecek anlamına da gelmiyor” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Cihan Paçacı’nın İYİ Parti Kurumsal İlişkiler Başkanlığı görevinden istifası etmesinin ardından, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Zorlu’nun değerlendirmeleri şöyle:

“Bugün bir köşe yazısında Genel Başkan Yardımcımız Cihan Paçacı’nın bazı açıklamaları kamuoyuna yansımış ve ardından maksadının dışına çıkartılmasıyla birlikte Millet İttifakı’nın iradesine ve birlikteliğine zarar verir nitelikte bir tartışma alanının ortaya çıktığı görülmüştür.

Böylesine kritik bir gün ve süreçte, bu temel kaygı ve hassasiyetler doğrultusunda Sayın Paçacı kendi iradesiyle partimizdeki Kurumsal İlişkiler Başkanlığı görevinden istifa ederek saygıdeğer bir sorumluluk örneği sergilemiştir.

İYİ Parti kurulduğundan beri Türk siyasetinde milletimizin sesi ve iradesinin temsilcisi olmuştur. Ve önümüzdeki seçimleri kazanarak Cumhuriyetimizin 100. yılında memleketimizi hak ettiği konuma taşıma iradesi tamdır. Allah’ın izniyle, Mayıslar bizimdir! Saygılarımızla…”

Paylaşın

12 Baro Başkanına ”Pençe -Kılıç” Soruşturması

TSK’nin, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyine 20 Kasım’da düzenlediği ve ”Pençe -Kılıç” adı verilen herakatının barış zeminine zarar verdiğini savunan ortak bir yazılı açıklayan 12 baro başkanı hakkında soruşturma açıldı.

Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, Adalet Bakanlığı’nın izin vermesi halinde baro başkanlarının ifadelerinin alınabileceğini söyledi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Ağrı, Batman, Bingöl, Tunceli, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van Baro başkanları hakkında soruşturma açtı.

Haklarında soruşturma açılan 12 baro başkanı TSK’nin, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyine 20 Kasım’da düzenlediği ve ”Pençe -Kılıç” adı verilen herakatının barış zeminine zarar verdiğini savunan ortak bir yazılı açıklama yayınlamışlardı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, ortak açıklamada ismi geçen 12 baro başkanı hakkında “Türk Ceza Kanununun 301. maddesi kapsamında “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını aşağılama” suçu şüphesiyle soruşturma açıldı.

“Her koşulda barışı savunmalıyız” başlığıyla yayınlanan ortak açıklamada barolar, Kürtlerin yoğun yaşadığı alanlara askeri operasyonlar düzenlemenin sorunu derinleştirdiğini belirterek asıl yapılması gerekenin toplumun her kesimiyle barışmak olduğu ifade edilmişti.

Açıklamada, hükümete barışçıl siyasi çözümler araması çağrısı yapılmıştı.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer’e soruşturma ile ilgili konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, Adalet Bakanlığı’nın izin vermesi halinde baro başkanlarının ifadelerinin alınabileceğini söyledi.

”Kürt sorununun güvenlikçi politikalar ile çözülmeye çalışıldığı dönemlerde barışçıl çözümler için yapılan açıklamalar bu tür soruşturmalar ile neticeleniyor. Daha önce de baromuz hakkında defalarca soruşturma açılmıştı. Açılan bu soruşturmalar da devletin bu dönem izlediği politikalardan bağımsız değil.”

Benzer açıklamalar nedeniyle daha önce başlatılan farklı soruşturmaların Baro yönetimine açıldığını hatırlatan Eren, ”Bu sefer soruşturmayı sadece benim adıma açmışlar” dedi.

Nahit Eren hakkında 301’nci maddeden açılmış devam eden dört ayrı soruşturma var.

Irak’ın kuzeyinde, Duhok vilayetinin Zaho ilçesinde, Perek adındaki tatil beldesine düzenlenen ve 9 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili açılan yapılan açıklamayla ilgili Diyarbakır Barosunun 11 kişilik yönetim kurulu üyelerinin tamamına soruşturma açılmıştı.

Paylaşın

HDP, Seçim Öncesi Kapatılırsa Ne Olacak?

Anayasa Mahkemesi (AYM) seçimden önce yani 14 Mayıs öncesi Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) kapatma kararı verirse de vereceği tarih kritik bir önem taşıyor. YSK takvimine göre “listelerin sunulma”, “listelere itiraz” ve “listelerin kesinleşmesi” süreçlerine göre farklı durumlar ortaya çıkacak.

Eğer listelerin sunulma aşaması öncesi bir kapatma kararı çıkarsa HDP’den siyasi yasak almayan isimler başka partilerden aday olabilecek. Ancak YSK’nin milletvekili aday listelerini kesinleştirdikten sonra bir parti kapatma kararı verilirse HDP listesindeki tüm milletvekilleri düşecek ve seçime giremeyecek. Bu durumda HDP’nin seçmene seçime giren bir partiye oy verilmesi çağrısı yapması bekleniyor. Olası bu partinin de “Emek İttifakı” bileşenlerinden biri olabileceği gibi Demokratik Bölgeler Partisi ve Yeşil sol Parti gibi seçenekler olduğuna da dikkat çekildi.

2023 seçimlerinin resmi olmayan ancak yapılan açıklamalara göre gerçekleşmesi beklenen tarih 14 Mayıs. Seçime giderken siyasetteki dengeleri etkileyecek süreçlerden biri de HDP kapatma davası. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Salı günü partisinin grup toplantısında, HDP’nin “dava seçim sonrasına bırakılmalı” başvurusuna tepki gösterip, “Anayasa Mahkemesi şehitlerimizin dökülen kanlarını da seçim sonrasına bırakmayı görüşecek midir? HDP kapatılmalıdır, hem de vakit kaybetmeksizin bu bölücü ve terör yatağı kurutulmalı, hukuken defteri dürülmeli, kapısına kilit asılmalıdır. HDP’nin isteğiyle Anayasa Mahkemesi’nin davayı sulandırması doğru değildir” açıklaması yapmıştı. Bu açıklamadan iki gün sonra AYM, HDP’nin kapatılması istemli davada sözlü savunma dahil tüm yargılama faaliyetlerinin cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri sonrası bir tarihe ertelenmesi talebini reddetti.

İki aylık süreye de ret

HDP, AYM’ye yaptığı başvuruda, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hazine hesaplarına tedbir talebini içeren dilekçesinde yer alan ve davanın esasını da ilgilendiren yeni delil mahiyetindeki bilgi ve belgelerin kapsamı dikkate alındığında, bu konuda davalı partiye verilen 30 günlük süre içerisinde savunma hazırlanabilmesinin mümkün olmaması sebebiyle 2 aydan az olmamak üzere ek süre verilmesini” de istemişti. AYM Genel Kurulu, bu talebi de görüştü ve oy birliği ile aldığı kararda partinin, hazine hesaplarına bloke konulmasına ilişkin karara karşı savunmasını hazırlaması için iki aylık ek süre isteği reddedilerek partiye 15 gün ek süre verilmesi kararlaştırıldı. AYM Genel Kurulu’nun kararı gereği HDP, 14 Mart’ta sözlü savunmasını yapacak

“Karar MHP grup toplantısından çıktı”

Karara ilk tepki HDP Sözcüsü Ebru Günay’dan geldi. Günay, basın toplantısında, kararın MHP grup toplantısından sonra çıktığını söyledi:

“Bu dava sürecinde karşımızda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ya da Anayasa Mahkemesi değil AKP ve MHP iktidarı vardır. Partimizin talebinin reddedilmesi kararı AYM’den değil salı günü MHP grup toplantısından çıkmıştır. Bu karar Türkiye’de hukukun tabutuna son çivinin çakılmasıdır. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar, esasen kapatma davası konusunda tavrının ne olacağını da göstermiştir.”

“Tedbir sürecek” beklentisi

Kapatma davası sürecinde, partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına 5 Ocak’ta bloke konulmasına karar verilmişti. HDP’nin Hazine yardımlarına bloke konulmasına ilişkin karara yapacağı itirazın ardından, Yüksek Mahkeme, bu kararı yeniden gözden geçirecek. AYM, ya tedbir kararını kaldıracak ya da tedbirin devamına karar verebilecek. HDP’deki beklenti ise tedbir kararının devamı yönünde karar çıkması. HDP sözcüsü Ebru Günay, buna karşın yeni bir kampanya başlattıklarını da söyledi:

“Bu müdahalenin iki önemli aşaması var. Birincisi HDP üzerinde kapatma davasını Demokles’in kılıcı gibi sallandırarak bir muğlaklık yaratmak istiyorlar. İkincisi ise partimizin anayasal hakkı olan hazine yardımını yine hukuk dışı yöntemlerle bloke ederek, partimizin hak olarak kazandığı maddi imkânlara el koyarak seçim çalışmalarını yürütemez hale getirmeyi amaçlamaktadırlar. Bizi para ile tehdit edenlere en net cevabı aramızdaki dayanışmayı güçlendirerek, büyüterek ‘Hazinemiz Halkımızdır’ şiarı etrafında kenetlenerek vereceğiz.”

“Gizli tanık beyanı ile karar verildi”

Ebru Günay, tedbir kararının da alınması sürecinde sahte belge üretildiğini de iddia ederek bunu şöyle açıkladı:

“Bekir Şahin daha önce reddedilen talebini 13 Aralık 2022’de herhangi bir gerekçe ve somut delil göstermeden yineledi. AYM derhal reddetmesi gereken bu talebe karşı 29 Aralık 2022 tarihinde başsavcılığın talebini delillendirmesi için beş günlük süre tanıdı. Bekir Şahin, 3 Ocak 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne yeni bir dilekçe sundu. Bu dilekçede Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada yer alan tanık ifadelerine bakıldığında daha önce dosyada tanıklık yapmayan bir gizli tanık ifadesinin yer aldığı ve bu ifadenin 31 Aralık 2022 tarihinde alındığı tespit edilmiştir.

Yani yılın son tatil gününde savcının talebinden sonraki gün. Söz konusu gizli tanık ifadesi ‘HDP başta parti olmak üzere hazineden aldığı bütçe yardımını örgütü üyelerine dağıtmakta’ diye başlamaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı partimiz aleyhine kapatma davası açarken sunmadığı delilleri, iddianamesinde yer vermediği fiilleri davayla ilgili kararın verileceği dönemlerde mahkemeyi etkilemek, yanıltmak üzere delil üreterek sunmuştur.”

Süreçte ne olacak?

14 Mart’ta HDP’nin yapacağı sözlü savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun, Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesine sunulması sonrası Yüksek mahkeme başkanı toplantı için bir gün belirleyecek. Üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. AYM Genel Kurulu ise son kararını verecek. Kapatma, kapatmama ve Hazine yardımından men etme gibi karar seçenekleri bulunuyor. Kararlar 3’te 2 çoğunluk ile alınıyor. Bu durumda 15 üyeden 10’unun kapatma yönünde oy kullanması gerekiyor. Bu süreçte kapatma ile birlikte “siyasi yasak” kararı da verilebiliyor.

Serhat Eren: Bu fiili bir kapatma kararıdır

Seçime giden süreci etkileyecek önemli davaların başında gelen kapatma davasında HDP yönetiminin beklentisi ise kapatma kararı çıkması. 2018 seçimlerinde yaklaşık 6 milyon kişiden destek alarak yüzde 11,7 oy oranına ulaşan HDP’nin seçime girip girmemesi ya da kapatma kararı çıkması durumu da 2023 seçimlerini etkileyecek önemli faktörlerin başında.

DW Türkçe’den Kıvanç El’e konuşan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve kapatma davası avukatlarından Serhat Eren, alınan kararın “fiili bir kapatma kararı olduğunu” söyledi:

“Anayasa Mahkemesi maalesef, siyaseti seçimi dizayn etme çalışmalarına aracılık etmiş oldu. Aslında iki gün önce Meclis’te Bahçeli’nin yaptığı açıklama sonrası boyun eğdi. Hukuki değil siyasal bir karar verdiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanının 10 Mart’ta seçim kararı alacağını açıklamasının ardından 14 Mart’ta partimiz sözlü savunmasını yapacak. YSK’ya aday listeleri sunulduktan sonra da Nisan ayı gibi HDP’ye dair nihai kararını AYM’nin açıklamasını bekliyoruz. Biz partimiz aleyhine bir karar bekliyoruz. Aday kesinleştiği tarihten sonra denk getirip karar verilmesi bile mühendislik gerektirir. AYM’nin iktidarın bu hesaplarına uygun karar vermesi ne yazık ki dizayn etme politikasının bir ürünüdür.”

“Üç gün de sürebilir bir ay da”

14 Mart’taki savunma sonrası AYM raportörünün raporunun hazırlaması için bir yasal takvim olmadığını belirten Serhat Eren, şöyle devam etti:

“Bu tamamen AYM ve raportörün hızına oturmuş bir uygulama. Üç günde de bir ayda da raporunu hazırlayabilir. Hacimli bir dosya, iddianamesinden tutun da dosyanın hazırlanma süreci Yargıtay Başsavcısının süreç içinde yargılama içinde mahkemeye sunduğu kapsamlı deliller var, 60 klasör var. Ayrıca USB ile sunulan deliller var. USB içinde bile onlarca yüzlerce deliller var. Kısa süre içinde değerlendirip verebileceğini düşünmüyoruz. Delillerin kapsamına dahi bakınca kendisini incelemek birkaç haftayı bulabilir.”

“Daha güçlenerek çıkacağız”

Kararı aylardır beklediklerini ve bu nedenle tüm olasılıklara karşı önlemlerini aldıklarını kaydeden Eren şöyle konuştu:

“Belirsiz bir süreç gibi görülüyor, belirsiz bir alan ama muğlak sürecin farkındaydık bunu da değerlendirdik hazırlık yaptık. Seçeneksiz değiliz. Sonuç itibarıyla partimizle ilgili karar Türkiye demokrasisini tamamını ilgilendiriyor. Seçime hazırlık yapma süreçlerini de etkileyecek. Bu yönüyle sadece HDP değil bütün partileri etkileyecek. Daha önce mirasçısı olduğumuz partiler kapatıldı, kapatma kararı sonrası hiçbir zaman önceki durumdan daha zayıf olmadık, daha da üzerine koyarak inşa ederek üstesinden geldik.  Yani mevcut durumun gerisine bir milim düşmüş olmayacağız.”

Her ne kadar etkilenmeyeceklerini düşünse de Eren, seçim çalışması yapamama gibi seçeneklerle karşı karşıya olmalarının bir kayıp olacağını da sözlerine ekledi ve “Partiler hazine yardımı aldı şimdi program çıkarıyorlar seçim bildirgesi hazırlıyor, siyasi süreç işletiyorlar. Bizim bu süreçlerimize engel olundu” değerlendirmesi yaptı.

HDP’nin yol haritası ne?

HDP olası kapatma kararına karşın yol haritasını da netleştirdi. Tüm senaryolar masaya yatırıldı. Her ne kadar beklenti seçim öncesi olsa da seçim sonrası Anayasa Mahkemesi’nden olası bir kapatma kararı çıkması durumunda seçilecek milletvekilleri siyasi yasak kapsamına alınsa dahi milletvekillikleri düşmüyor. Ancak bir partiye üye olamıyor. Bu süreçte yeni bir parti kurulsa dahi siyasi yasak gelen isimler bu partiye katılamayacak, üye olamayacak. Bu durumda Meclis’te siyasi yasak kapsamında 20’den fazla isim olması durum siyasi parti grubu kurulabilecek. HDP’nin listelerini yaparken en az 20 ismi buna göre siyasi yasak almayacak isimler içerisinden belirlemesi planlanıyor.

Seçim öncesi kapatılırsa ne olacak?

Anayasa Mahkemesi seçimden önce yani 14 Mayıs öncesi kapatma kararı verirse de vereceği tarih kritik bir önem taşıyor. YSK takvimine göre “listelerin sunulma”, “listelere itiraz” ve “listelerin kesinleşmesi” süreçlerine göre farklı durumlar ortaya çıkacak. Eğer listelerin sunulma aşaması öncesi bir kapatma kararı çıkarsa HDP’den siyasi yasak almayan isimler başka partilerden aday olabilecek.

Ancak YSK’nin milletvekili aday listelerini kesinleştirdikten sonra bir parti kapatma kararı verilirse HDP listesindeki tüm milletvekilleri düşecek ve seçime giremeyecek. Bu durumda HDP’nin seçmene seçime giren bir partiye oy verilmesi çağrısı yapması bekleniyor. Olası bu partinin de “Emek İttifakı” bileşenlerinden biri olabileceği gibi Demokratik Bölgeler Partisi ve Yeşil sol Parti gibi seçenekler olduğuna da dikkat çekildi.

Paylaşın

BM’den Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 42,4

Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler 2023 raporunu açıklayan Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye için yıl sonu enflasyonu tahminini de yüzde 42,4 olarak açıkladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 22,3 ile sabit tutmuştu.

İleri Haber’in aktardığı rapora göre, dünya ekonomisi 2022’de Kovid 19 salgınının devam eden etkileri ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tetiklediği enerji ve gıda krizi gibi bir dizi şokla karşı karşıya kaldı.

Yükselen faiz oranları ve azalan satın alma gücü, tüketici güvenini ve yatırımcı duyarlılığını zayıflatarak dünya ekonomisi için yakın vadeli büyüme beklentilerini daha da belirsiz hale getirdi.

Tüketim mallarına olan talebin azalması, Ukrayna’da uzayan savaş ve devam eden tedarik zinciri sorunları nedeniyle küresel ticaret yumuşadı.

Son yılların en düşük tahmini

Rapora göre, bu kapsamda, BM’nin 2022’de yüzde 3 olan küresel ekonomik büyüme tahmini, 2023 için yüzde 1,9 olarak belirlendi. Bu oran, son yılların en düşük büyüme tahmini olarak kayıtlara geçti.

Raporda, bazı makroekonomik olumsuzluklar azalmaya başlarsa, küresel ekonomik büyümenin 2024’te yüzde 2,7’ye yükseleceği öngörüldü.

Rapora göre, mevcut küresel ekonomik yavaşlama, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor ve birçoğu 2023’te resesyon riskiyle karşı karşıya. ABD, Avrupa Birliği (AB) ve diğer gelişmiş ekonomilerde büyüme ivmesi zayıflayarak dünya ekonomisinin geri kalanını olumsuz etkiliyor.

BM raporunda Türkiye ekonomisinin geçen yıl yüzde 5,4 genişledikten sonra, bu yıl yüzde 3,7 ve 2024‘teyse yüzde 3,5 büyüyeceği tahmininde bulunuldu. Ayrıca Türkiye’de enflasyon oranının bu yıl sonunda ortalama yüzde 42,4’e ineceği ve gelecek yıldaysa düşüşünü hızlandırarak yüzde 13,5’e gerileyeceği tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre enflasyon aralıkta yıllık yüzde 64,27 artmıştı. Enflasyonun baz etkisiyle düşmesi bekleniyordu. Uzmanlar, seçimlere yaklaştıkça enflasyonda baz etkisiyle oluşacak düşüşün, iktidar tarafından sanki fiyatlar gerilemiş gibi lanse edileceğini düşünüyor.

Merkez Bankası enflasyon tahminini sabit tuttu

Öte yandan 2023 yılının ilk enflasyon raporuyla yıl sonu enflasyon tahminlerini açıklayan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 22,3 ile sabit tuttu. Merkez Bankası, 2024 yılı yıl sonu enflasyon tahminin de yüzde 8,8 olarak açıkladı.

Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Merkez Bankası Şahap Kavcıoğlu, “Küresel talebe ilişkin beklentilerle birlikte gerileyen emtia fiyatlarına karşın jeopolitik risklere bağlı olarak petrol fiyatlarını, 2023 yıl sonu için sınırlı bir miktar yukarı yönlü güncelledik. Bununla birlikte, ortalama petrol fiyatı varsayımlarımızda 2023 yılında bir önceki yıla göre düşüş öngörmeye devam ediyoruz” dedi.

Konuşmasının devamında, “İthalat fiyatlarında küresel talep görünümü ile uyumlu olarak 2023 yılı için aşağı yönlü beklentimiz devam etmektedir. 2024 yılında ise küresel iktisadi faaliyetle uyumlu olarak sınırlı bir oranda artış bekliyoruz.” ifadelerini kullanan Kavcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gıda fiyatlarının, 2023 yılında, önceki tahminimizle uyumlu olarak yüzde 22, 2024 yılında ise yüzde 11,5 oranında artacağını varsaydık. Ayrıca, tahminler üretilirken, makroekonomik politikaların orta vadeli bir perspektifle, enflasyonu düşürmeye odaklı ve liralaşma adımları kapsamında koordineli bir şekilde belirlendiği bir görünümü esas aldık.”

Kavcıoğlu önümüzdeki dönemde Liralaşma stratejisine öncelik vermeye devam edeceklerini söyledi:

“Önümüzdeki dönemde, büyümenin sürdürülebilir bileşenleri olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı desteklemek amacıyla hedefli kredi uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda, kredi gelişmelerinin finansal istikrarı gözeten bir yapıda, dengeli ve istikrarlı olmasını sağlarken, kredilerin büyüme hızı ve kompozisyonunun fiyat istikrarını destekleyici yönde ve öngörülen enflasyon patikasıyla uyumlu olmasını temin edeceğiz. Likidite ve teminat politikalarımızı da bu hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla kullanacağız.

Liralaşma Stratejimiz çerçevesinde uygulayacağımız politikaları, bankacılık sisteminde Türk lirasının ağırlığının kalıcı olarak artırılması amacıyla güçlendirmeye devam edeceğiz. Liralaşma odaklı olarak fonlamanın kompozisyonunu para takasının ağırlığının azalacağı bir çerçevede geliştireceğiz.”

Paylaşın

SOL Parti’den Muhalefete “Tek Aday” Çağrısı

Hafta sonu gerçekleştirdiği Parti Meclisi (PM) toplantısı sonuç metnini kamuoyu ile paylaşan SOL Parti, muhalefete cumhurbaşkanlığı seçiminde tek adayla girilmesi gerektiği çağrısında bulundu:  “Sadece Altılı Masa bileşenlerinin eğilimlerini dikkate alan ve onun dışındaki geniş toplumsal dinamikleri hesaba katmayan bir oldubittinin ağır bir hata olacağını bir daha hatırlatıyoruz.

Bu kötülük iktidarına ikinci bir şans vermeden ilk turda, güçlü bir yenilgiyle göndermek, tüm muhalefet güçleri için tartışmasız bir öncelik olmak zorundadır. Bu sorumluluğun farkında olmayanlar, kişisel ve dar grupsal çıkarlarla hareket edenler yaptıklarının bu ülke için nelere mal olacağını bir kez daha düşünmelidir. Ülkemizin tüm yurtsever aydınlarını, ilerici güçlerini, demokratlarını ve tüm toplumsal muhalefet güçlerini bu sorumluluğu paylaşarak, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

SOL Parti, Parti Meclisi (PM) toplantısı sonuç metnini kamuoyu ile paylaştı. Partinin seçim siyasetinin ortaya konulduğu açıklamada, SOL Parti’nin milletvekili seçimlerine kendi adaylarıyla gireceği bildirildi.

SOL Parti PM sonuç bildirinde, AKP-MHP blokunun güç kaybetmeye devam ettiği vurgusu yapılırken “AKP-MHP bloku hileli bir seçimin taşlarını döşeyerek ve muhalefet cephesinde gedikler açarak bir kez daha ‘atı çalıp Üsküdar’ı geçme’ planları yapıyor” dendi.

Erdoğan’ın adaylığının peşinen kabul edilmesini eleştirilen SOL Parti açıklamasında, sürecin bir yıl öncesinden başladığı vurgulanarak “Seçim yasası değişikliklerinden, seçim kurullarında kıdemli hâkimin görev almasına son verilmesine kadar hileli seçimin son adımı da Erdoğan’ın anayasayı yok sayıp cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmesi oldu” ifadeleri kullanıldı.

SOL Parti, bununla beraber, “Bunlar karşısında Altılı Masa başta gelmek üzere düzen içi muhalefet güçlerinin günün gerektirdiği birleşik bir mücadele anlayışı ve cesaretinden uzak politikalar uyguladıkları açıktır” değerlendirmesi yaptı. Bildiride, “AKP ile anayasa yapma çalışmasına ilkesel bir karşı çıkış gösterememelerinden, Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığına itiraz dahi edilmemesine uzanan basiretsizlik de bu yargıyı doğruluyor” ifadelerine de yer verildi.

“Bu kötülük iktidarına ikinci bir şans vermeden ilk turda…”

Türkiye’nin önemli bir kavşakta olduğu vurgulanan açıklamada, “Sadece Altılı Masa bileşenlerinin eğilimlerini dikkate alan ve onun dışındaki geniş toplumsal dinamikleri hesaba katmayan bir oldubittinin ağır bir hata olacağını bir daha hatırlatıyoruz” denilirken şu görüşlere yer verildi:

“Bu kötülük iktidarına ikinci bir şans vermeden ilk turda, güçlü bir yenilgiyle göndermek, tüm muhalefet güçleri için tartışmasız bir öncelik olmak zorundadır. Bu sorumluluğun farkında olmayanlar, kişisel ve dar grupsal çıkarlarla hareket edenler yaptıklarının bu ülke için nelere mal olacağını bir kez daha düşünmelidir.

Ülkemizin tüm yurtsever aydınlarını, ilerici güçlerini, demokratlarını ve tüm toplumsal muhalefet güçlerini bu sorumluluğu paylaşarak, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

“Toplumsal muhalefet güçlerine…”

“20 yıllık tahribatı ortadan kaldıracak köklü bir dönüşümün ana akım muhalefetin sağ liberal politikalarıyla sağlanamayacağı açıktır” tesptinin yapıldığı açıklamada, ülkenin ağır sorunlarının “sosyalist SOL bir alternatifin seçim platformunda ortaya konulmasını ve seçim sonrasında da canlı tutulmasını zorunlu kıldığı” belirtildi.

Bildiride, SOL Parti’nin, olağanüstü koşullardaki olası gelişmeleri de dikkate almak kaydıyla “Milletvekili seçimlerine kendi adaylarıyla girmek ve bu hattı, parçası olduğu Sosyalist Güç Birliği ve tüm sosyalist hareketler ve toplumsal mücadele güçleriyle ortak bir cepheye dönüştürmek için var gücüyle çalışacağı” duyuruldu.

SOL Parti’nin PM bildirisi, “Toplumsal muhalefet güçlerine, sosyalist parti ve hareketlere, yurtsever emekçi halkımıza ve tüm ilericilere sesleniyoruz: Gelin tek adam rejimine son verecek bir sorumluluğu paylaşalım ve düzen karşıtı sosyalist bir alternatifi seçim platformunda da ortaya koymak için birleşelim” ifadeleriyle son buldu.

Paylaşın

Ailesi Tarafından Bakılamayan Çocuk Sayısı 160 Bine Dayandı

Veriler yoksulluğun çocuklar üzerindeki dramatik etkisini ortaya koyuyor. 2020 yılında 129 bin 422, 2021 yılında 141 bin 275 olan ailesinin yanında bakımı sağlanamayan çocuk sayısının, Aralık 2022 itibarıyla 155 bini aştığı bildirildi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Ankara 75’inci Yıl Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde bir grup gazeteciyle bir araya geldi.

Birgün’den Hüseyin Bildirici’nin aktardığına göre, gündeme yönelik değerlendirmelerin yanı sıra bakanlığın 2022 yılı faaliyetlerine ilişkin verileri de açıklayan Yanık, Aralık 2022 itibarıyla Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) programından yararlanan çocuk sayısını paylaştı.

Yanık’ın açıkladığı veriler yoksulluğun çocuklar üzerindeki dramatik etkisini ortaya koydu. Buna göre, 2020 yılında 129 bin 422, 2021 yılında 141 bin 275 olan ailesinin yanında bakımı sağlanamayan çocuk sayısının, Aralık 2022 itibarıyla 155 bini aştığı bildirildi.

Bakan Yanık, bakanlıkça gerçekleştirilen sosyal yardımların odağında ailenin bulunduğunu söyledi. Aile temelli bir yapı kurmaya çalıştıklarını anlatan Yanık, “Bir çocuk sadece yoksulluk nedeniyle devlet korumasına alınması gerekiyorsa ‘Hayır, çocuk annesinin yanında kalsın’ diyoruz” ifadesini kullandı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, altı yaşında evlendirilen ve istismara maruz bırakılan H.K.G. ile ilgili soruları da yanıtladı. Yanık, “Bakanlık bu olay ortaya çıkana kadar neden davaya müdahil olmadı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ceza davalarının soruşturma aşamasında bizim dosyaya müdahil olma şansımız yok, mağdur bizim korumamızda olsa bile… Çok özellikli bazı davaları, tamamen arkadaşlarımızın hassasiyeti nedeniyle takip ediyoruz. H.K.G, Cumhuriyet Savcılığı’na giderek süreci kendisi başlatıyor. Bakanlığın bu konuda sorumluluğunu eksiksiz yerine getirdiğini herkes biliyor. Çocuk meselesi, kadın meselesi siyasetin üzerinde bir şeydir. Bunun üzerinden ideolojik salvolar yaparak bir takım siyasi sonuçlar almaya çalışmak doğru değildir.”

Bakan Yanık, “Kadına yönelik şiddet, eşcinsellik” ve “Sabah kuşağındaki kadın programlarına” yönelik ise şunları kaydetti:

“Kadına yönelik şiddetin nedenlerinden biri de alkolizm. Ama alkolü tartışmaya açarsanız hemen, ‘Toplumsal yaşama müdahale ediyorlar’ diyerek eleştirecekler. Eşcinsel vatandaşlar da bizim vatandaşlarımız. Ama öbür taraftan eşcinselliği normalleştirmemizi, eşcinselliği kamusal alanda problem değilmiş gibi kabul etmemizi bizden beklemesinler.

Aile dostu yapımlar

Sabah kuşağında yayınlanan programlarla ilgili bizim de ciddi anlamda eleştirilerimiz var. RTÜK ile beraber çalışmalar yapıyoruz. RTÜK ile bu anlamda daha önceden yapılan bir yönetmelik çalışması var ama çok aktif kullanılmamış. Aile dostu yapımların desteklenmesi, özendirilmesi konusunda özellikle çalışmalar yapıyoruz.

Eğer ortada bir reklam pastası olduğu için bu programlara bu kadar rağbet ediliyorsa herkes bu reklam pastasından bir elini çeksin. Herkes vazgeçtiğinde yine ortadaki havuz aynı kalacak. Herkesin üzerinde ittifak ettiği bir tutumun olması gerektiğini hep ifade etmişimdir.”

Paylaşın

MGK Bildirisinde “Suriye’nin Toprak Bütünlüğü” Vurgusu

MGK toplantısı sonrası yayınlanan bildiride, “PKK/KCK-PYD/YPG ve destekçilerinin, Suriye halkının barış, huzur ve refaha kavuşmasının önündeki en büyük engeli teşkil ettiği, terör örgütlerinin tamamen bertaraf edilerek Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini esas alan kapsayıcı ve bütüncül bir çözüme ulaşılmasının, kalıcı barışa giden yolu açacağı konuşuldu.” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Türkiye’nin, NATO’nun açık kapı politikasını desteklediği belirtilen bildiride, şunlar kaydedildi: “Buna mukabil NATO İttifakı’na katılmak isteyen devletlerin de müttefiklik hukukuna ve ruhuna uygun hareket etmeleri gerektiğinin altı çizilmiş, PKK/KCK-PYD/YPG ile FETÖ başta olmak üzere terör örgütleri ile mücadele konusundaki mutabakat zaptından kaynaklanan yükümlülüklerini somut adımlarla bir an evvel yerine getirmelerinin zaruri olduğu ifade edilmiştir.

İslam karşıtı ırkçılığın bir tezahürü olan ve milyarlarca insanın kutsal değerlerini hedef alan menfur saldırılar şiddetle kınanmış; din, vicdan ve düşünce hürriyeti gibi değerleri temellerinden sarsan, demokrasi ve ifade özgürlüğü ile de izah edilemeyecek eylemleri teşvik ve himaye edenlerin, insan haklarını hiçe sayan bu nefret suçuna ortak oldukları hatırlatılmıştır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının ardından bildiri yayımlandı. Bildiride şu ifadeler yer aldı:

“PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere milli güvenliğe, birlik ve beraberlik ile bekaya yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında Kurul’a bilgi sunulduğu ve ihtiyaç duyulması halinde daha ileri adımların atılacağı, bunun için gereken iradenin ve hazırlıkların tam olduğu kaydedilmiştir.

PKK/KCK-PYD/YPG ve destekçilerinin, Suriye halkının barış, huzur ve refaha kavuşmasının önündeki en büyük engeli teşkil ettiği, terör örgütlerinin tamamen bertaraf edilerek Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini esas alan kapsayıcı ve bütüncül bir çözüme ulaşılmasının, kalıcı barışa giden yolu açacağı belirtilmiştir.

Yunanistan’ın sürdürdüğü kışkırtıcı eylem ve söylemleri ile silahlanma gayretlerinin, bölgemizdeki gerilimi artırmanın ötesinde bir fayda sağlamayacağı belirtilmiş, Türkiye’nin milli güvenliğini ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir oldubittiye hiçbir surette müsaade edilmeyeceği hususu, bir kez daha kuvvetle vurgulanmıştır.

Buna mukabil NATO İttifakı’na katılmak isteyen devletlerin de müttefiklik hukukuna ve ruhuna uygun hareket etmeleri gerektiğinin altı çizilmiş, PKK/KCK-PYD/YPG ile FETÖ başta olmak üzere terör örgütleri ile mücadele konusundaki mutabakat zaptından kaynaklanan yükümlülüklerini somut adımlarla bir an evvel yerine getirmelerinin zaruri olduğu ifade edilmiştir.

İslam karşıtı ırkçılığın bir tezahürü olan ve milyarlarca insanın kutsal değerlerini hedef alan menfur saldırılar şiddetle kınanmış; din, vicdan ve düşünce hürriyeti gibi değerleri temellerinden sarsan, demokrasi ve ifade özgürlüğü ile de izah edilemeyecek eylemleri teşvik ve himaye edenlerin, insan haklarını hiçe sayan bu nefret suçuna ortak oldukları hatırlatılmıştır.”

Paylaşın

Finlandiya’dan Kritik Türkiye Kararı: Askeri Malzeme İhracat Yasağını Kaldırdı

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelik süreci son gelişmelerle olumsuz etkilense de, Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkesinin Türkiye’ye askeri malzeme ihracatı için 2019’dan bu yana ilk ticari lisansı onayladı.

Helsinki’nin NATO üyeliği başvurusuna onay vermek için Ankara’nın dile getirdiği koşullardan biri Finlandiya’nın bu lisansı yeniden tesis etmesiydi. 28 Haziran’da Madrid’deki zirvede İsveç ve Finlandiya, NATO üyelik başvurularına Türkiye’nin veto tehdidini kaldırması şartıyla, bu satışların önünü yeniden açacak değişikliği yapma taahhüdü vermişti.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyini hedef alan askeri harekatı nedeniyle Finlandiya ve İsveç hükümetleri Ekim 2019’da Türkiye’ye yaptırım uygulayarak askeri teçhizat ihracatını askıya almıştı. Savunma Bakanlığı özel danışmanı Riikka Pitkanen, AFP haber ajansına verdiği demeçte, zırh yapımında kullanılan çelik için ihracat lisansı verildiğini söyledi.

Ambargonun kaldırılarak ihracatın yeniden başlatılması, üç ülke arasında geçen haziran ayında imzalanan mutabakat zaptında yer alıyor. Bu arada Savunma Bakanının kararı, Başbakan Sanna Marin liderliğindeki koalisyon hükümetinde yer alan siyasi partilerden birinin eleştirisine neden oldu.

Koalisyon hükümeti ortaklarından Sol İttifak lideri Li Andersson, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Sol İttifak, savaş halindeki ya da insan haklarını ihlal eden ülkelere savunma teçhizatı ihracatını desteklemiyor. Finlandiya’nın, Türkiye’ye zırhlı çelik ihracatına izin vermemesi gerektiği kanaatindeyiz. Savunma Bakanı Mikko Savola, koruyucu çelik için Türkiye’ye ihracat lisansı verilmesine kendisi verdi. Ruhsat, Savunma Bakanı tarafından verildi ve konu hükümet içinde tartışılmadı.” ifadelerini kullandı.

İsveç de Eylül ayında Türkiye’ye askeri malzeme ihracatına yönelik yasağı kaldırmıştı. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için askeri ittifakın 30 üyesinin de onay vermesi gerekiyor. Türkiye, Stockholm’de aşırı sağcı bir grubun Kuran yakma eylemine izin verilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsveç, NATO’ya başvurusuyla ilgili bizden destek beklemesin” demişti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Adaylık İçin Şubat Ayını İşaret Etti

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Atılı Masa’nın ikinci tur beşinci buluşması, 11’inci kez, bu kez İYİ Parti ev sahipliğinde 26 Ocak’ta toplanacak.

Atılı Masa’nın en önemli gündem başlıkları, “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” ve cumhurbaşkanı adayının nitelikleri ve ismi olacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin genel merkezinde CHP’li büyükşehir belediye başkanlarıyla bir araya geldi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın programları nedeniyle katılmadığı görüşmeye İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın aralarında olduğu 9 büyükşehir belediye başkanı katıldı. Yaklaşan genel seçimler ve yerel yönetimler üzerine yapılan toplantı bir saatin üzerinde sürdü.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın edindiği bilgilere göre belediye başkanları CHP lideri Kılıçdaroğlu’na cumhurbaşkanı adayının ne zaman açıklanacağını sordu. CHP lideri şubat ayının ortasını işaret ederek bu tarihte Altılı Masa’nın adayını açıklayabileceğini söyledi.

Adayın bir an önce açıklamasını talep ettiler

Belediye başkanları CHP liderine, adaylığın bir an önce açıklanması gerektiğini, sahaya çıkıp sürece her türlü katkıyı sunacaklarını ifade etti. Sahada herkesin “aday kim” diye sorduğunu belirten belediye başkanları Kılıçdaroğlu’na, “Biz söylüyoruz adayın sizin olduğunuzu, sizi önerdiğimizi ama Altılı Masa’nın karar vereceğini söylüyoruz. Ama insanları çok da tatmin etmiyor. Herkes bir an önce adayı öğrenmek istiyor. Bunun da hızlandırılması iyi olur. Bir an önce açıklanırsa biz de sahada daha rahat çalışırız” dedi.

Belediye başkanları seçim için kaygılarını dile getirdiler

Belediye başkanlarının CHP lideriyle görüşmesinde genel seçimlere dair partinin çalışmaları da masaya yatırıldı. CHP lideri belediye başkanlarına genel seçim için bir çalışma grubunun oluşturulduğunu, bütün verileri değerlendirerek o heyetin çalışmalara başladığını ifade etti. Belediye başkanları görüşmede seçim güvenliği ile ilgili kaygılarını da dile getirdi. CHP lideri seçim için yaptıkları çalışmaları kapsamlı bir şekilde belediye başkanlarına anlattı.

Paylaşın