Çin’den Rusya’ya “Silah Desteği Sağlamayacağız” Güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un Çin ziyaretinde Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için atılabilecek adımlar öne çıktı. Baerbock, Çinli mevkidaşı Çin Gang ile iki saate yakın süren görüşmesinde, Pekin yönetiminden savaşın sona ermesi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki nüfuzunu daha fazla kullanmasını istedi.

Baerbock, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in geçen ay Moskova’ya yaptığı ziyaretin, Rusya üzerinde hiçbir ülkenin Çin kadar etkili olmadığını ortaya koyduğunu belirterek “Çin’in bu nüfuzu nasıl kullanacağına yönelik kararı, Avrupa’nın temel çıkarlarını doğrudan ilgilendirmektedir” dedi.

Çin’in İran ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinde gösterdiği başarıya işaret eden Almanya Dışişleri Bakanı, aynı çabayı, Ukrayna’daki saldırganlığı sona erdirmesi ve barışçıl çözüm sürecine dahil olması için Rusya nezdinde de göstermesini istedi.

Çin’in Ukrayna savaşıyla ilgili olarak şimdiye kadar gerek resmi açıklamalarda gerekse Şubat ayında açıkladığı tutum belgesinde Rusya’ya doğrudan savaşı durdurma çağrısı yapmamasını anlayamadığını söyleyen Baerbock, “Bir o kadar önemli bir konu, Rusya’ya silah sevkiyatına izin verilmemesi ve çifte kullanımlı malzemelerin savaşta kullanılmasının önlenmesidir” diye konuştu.

“Silah desteği sağlamayacağız” güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ise ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı. Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Baerbock’un Çinli mevkidaşı Çin ile görüşmesinde Tayvan konusunda yaşanan gerginlik de gündeme geldi. Tayvan’da askeri bir çatışmayı tüm dünya için bir “felaket senaryosu” olarak nitelendiren Baerbock, Almanya’nın “Tek Çin” politikasına bağlı olduğunun altını çizdi.

Tek Çin politikası, Tayvan’ın Çin’in parçası olarak kabul edilmesi ve Tayvan ile diplomatik ilişkiler kurulmaması anlamına geliyor. Anlaşmazlıkların sadece barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Baerbock, statükonun şiddet yoluyla değiştirilmesinin kabul edilemeyeceğini kaydetti.

“Hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyiz”

Alman Bakan, küresel ticaretin yüzde 50’sinin Tayvan Boğazı üzerinden yapıldığına işaret ederek bölgede istikrarsızlığın son derece ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Baerbock, bu tür bir şok dalgasının yol açacağı ekonomik krizden Çin’in de etkileneceği uyarısında bulundu.

Çin Gang ise Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu vurgulayarak ülkesinin Tayvan konusunda hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyeceğini kaydetti. Çin, “Diğer devletler ‘Tek Çin’ ilkesine gerçekten saygı duyuyorsa Tayvan’daki ayrılıkçı faaliyetleri reddetmeleri gerekir. Sorunların temelinde bağımsızlık çabaları yatmaktadır. Çin, topraklarının tek karışından vazgeçmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası hukuk açısından Çin’in parçası olarak kabul edilen 23 milyon nüfuslu Tayvan, 70 yıldır demokratik yollarla seçilen bağımsız hükümetler tarafından yönetiliyor. Çin son dönemde, dış müdahale durumunda askeri güç kullanımına başvurma tehdidinde bulunurken ABD, Çin’in askeri müdahalesi durumunda Tayvan’a savunma desteği vereceğini açıklamıştı.

Paylaşın

Piyasalar Gergin: Bankalar Ödüllü Döviz Kampanyası Başlattı

Faiz, döviz ve altın yeni rekorları görülürken, bankacılık sektörü kaynakları bazı bankaların şubelere gönderdikleri yazı ile ödüllü efektif döviz kampanyası başlattıklarını dile getirdi.

Bunun sebebini Merkez Bankası’na yakın kaynaklar TL dönüşüm oranı hedefini yakalamak olabileceğini belirtirken mart sonunda getirilen düzenlemeyle bankacılık sektörünün 28 Nisan’a kadar yüzde 5 dönüşüm oranı hedefini yakalaması gerekiyor.

Türkiye’de döviz kurlarında son günlerde hızlanan yukarı yönlü hareketler yaşanıyor. Dolar/TL 19.38, Euro/TL 21.42 seviyelerini gördü.

Dövize olan hem bireysel hem de kurumsal talep artarken bankacılık sektörü bir yandan bu taleplere yetişmeye bir yandan da 28 Nisan’a kadar yüzde 5 yabancı para mevduatından TL’ye dönüşüm oranı hedefini yakalama derdinde.

Ekonomim’den Şebnem Turhan’ın yazısına göre bazı bankalarda efektif döviz alım kampanyaları başladı.

Çalışanlarını motive ederek yastık altı ve kasalardaki dövizi kazanmaya çalışan bankacılık sektörü daha önce Merkez Bankası’nın yasakladığı ancak sonrasında gevşettiği kur korumalı mevduat (KKM) faizi artı prim uygulamasına da geri döndü.

Kaynakların verdiği bilgiye göre bu sayede kazanılan dövizden dönüşlü KKM hesaplarında yıllık faiz oranı dolar cinsinden yüzde 30-35’lere çıkıyor.

Bankacılık sektörü kaynakları bazı bankaların şubelere gönderdikleri yazı ile ödüllü efektif döviz kampanyası başlattıklarını dile getirdi.

Bunun sebebini Merkez Bankası’na yakın kaynaklar TL dönüşüm oranı hedefini yakalamak olabileceğini belirtirken mart sonunda getirilen düzenlemeyle bankacılık sektörünün 28 Nisan’a kadar yüzde 5 dönüşüm oranı hedefini yakalaması gerekiyor.

Tüketici kredileri 1.3 trilyon liraya çıktı

Bu arada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültene göre, sektörün kredi hacmi 7 Nisan itibarıyla 101 milyar 992 milyon lira artarak 8 trilyon 618 milyar 443 milyon liraya çıktı. Bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalararası dahil), geçen hafta 153 milyar 724 milyon lira arttı.

Söz konusu haftada yüzde 1,54 artan bankacılık sektörü toplam mevduatı, 10 trilyon 112 milyar 487 milyon lira oldu. Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 7 Nisan itibarıyla 7 milyar 867 milyon lira artışla 1 trilyon 280 milyar 80 milyon liraya yükseldi.

Paylaşın

Şehirlerarası Seyahate “Ramazan Bayramı” Zammı

Ramazan Bayramı’na sayılı günler kalırken, bayram için seyahat planlayan vatandaşlar zamlı fiyatlarla karşılaştı. Karayolu ulaşımında fiyatlar bayram öncesine göre yüzde 50 artarken, hava yolu şirketlerinde ise fiyat artışları yüzde 40 seviyesinde oldu.

Habertürk’ten Yiğitcan Yıldız’ın haberine göre özellikle karayolu ulaşımında, bayram öncesi ve bayram haftası arasında fiyatların yüzde 50’nin üstünde değişkenlik gösterdi.

İstanbul Otogarı’ndan İzmir’e yapılacak bir otobüs yolculuğu 13 Nisan Perşembe günü 350 TL kadar tutarken, bayram haftasının başlayacağı 14 Nisan Cuma günü aynı firmanın bilet fiyatı 500 TL’ye çıkıyor.

Yani, aynı otobüs biletinde 1 gün arayla yüzde 40’ın üstünde fiyat değişimi yaşanıyor.

Yapılacak yolculukta mesafe arttıkça 1 günlük zam oranı da katlanıyor.

13 Nisan Perşembe günü İstanbul Otogarı’ndan Bodrum’a yapılacak bir otobüs yolcuğu yolculuk 450 TL kadar tutarken, 14 Nisan günü bu bilete yüzde 66 kadar zam geliyor ve bilet fiyatı 750 TL’ye çıkıyor. Bu fiyatlar ve 1 günlük fiyat değişimleri çoğu firmada benzerlik gösteriyor.

Bir diğer yandan havayollarında fiyatlar incelendiğinde dikkat çeken sonuçlar dikkat çekiyor.

Örneğin, bir havayolu şirketin 13 Nisan tarihinde İstanbul Havalimanı-İzmir Adnan Menderes Havalimanı arasında yolculuğun bedeli öğlen saatlerinde bin 163 TL şeklinde. Aynı şirketin 14 Nisan tarihli benzer saatlerde aynı güzergahtaki bilet fiyatı ise 13 Nisan tarihi ile bire bir aynı olacak şekilde yine bin 163 TL kadar.

Bu şirketin, aynı güzergahta bayram haftasındaki fiyatları ise bin 600 TL’ye kadar çıksa da, zam oranın otobüs biletlerindeki oranın altında kaldığı görülüyor.

Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan İzmir’e yapılacak uçak yolculuğunda ise bir başka havayolu şirketi tercih edildiğinde 13 Nisan tarihinde bilet fiyatı bin 24 TL kadar. 14 Nisan tarihinde ise aynı yolculuk bin 400 TL’ye çıkıyor. Yani bu bilete de 1 günde yüzde 40 kadar zam geldiği anlaşılıyor.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Partilerin Ve İttifakların Oy Oranı Ne Kadar?

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Cumhurbaşkanlığı kadar partilerin çıkaracağı milletvekili sayısının da önemli olduğu seçim sonuçlarına ilişkin anketler gelmeye devam ediyor.

Euronews Türkçe, MetroPoll, MAK, Yöneylem, ORC, ArtıBir, GENAR, AR-G, Aksoy, PİAR, ALF, SAROS ve Türkiye Raporu’nun son seçim anketlerini derledi.

MetroPoll’ün abonelerine gönderdiği mart ayı anketine göre Cumhur İttifakı yüzde 42.1, Millet İttifakı ise yüzde 37.6 oy aldı. Anket çalışması 11-14 mart tarihleri arasında gerçekleştirdi.

Partiler bazında anketlerin büyük çoğunluğunda AK Parti ilk sırada, CHP ise ikinci sırada görünüyor. Cumhur ve Millet ittifaklarına bakıldığında ise anketlerin genelinde durum iktidarın geriye düştüğünü gösteriyor. HDP, MHP ve İYİ Parti’nin oy oranları ise anket firmasına göre değişiyor. DEVA ve Gelecek gibi yeni kurulan partilerin seçimde göstereceği performans da merak konusu.

Yöneylem’in 18-20 Mart’ta yaptığı ve kararsızların dağıtılmadığı son anket sonucuna göre AK Parti yüzde 30,2 oy alıyor. CHP’nin oy oranı 24,2; HDP’nin yüzde 8,4 ve İYİ Parti’nin yüzde 8. MHP ise 5,9’da kalıyor.  Ankete göre Muharrem İnce liderliğindeki Memleket Partisi yüzde 3,1 o alıyor. Türkiye İşçi Partisi’nin oyu ise yüzde 2,8. Yeniden Refah Partisi de yüzde 1,4. Millet İttifakı’ndaki diğer partilerden yüzde 0,5’i geçen yok.

MAK’ın 8-15 Mart tarihlerindeki araştırmasına göre ise kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 34,2; ana muhalefet partisi CHP ise yüzde 26’da kalıyor. İYİ Parti ise yüzde 13,6’ya kadar çıkmış durumda. HDP yüzde 9,3; MHP ise yüzde 6,3 oy alıyor. MAK’ın son seçim anketine göre DEVA Partisi yüzde 2,1; Memleket Partisi ise yüzde 1 oy alıyor. Gelecek Partisi ile Zafer Partisi’nin oy oranları yüzde 1. Yeniden Refah Partisi ise yüzde 1,4 alıyor. MAK’ın anketinde HÜDA-PAR ise yüzde 0,8 oy aldı.

Öte yandan GENAR’ın Mart ayındaki anketinde AK Parti yüzde 40,7’ye kadar çıktı.

Türkiye Raporu’nun 15 Mart’ta aboneleriyle paylaştığı anket sonuçlarına göre kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 35,4 CHP’nin oyu yüzde 27,4 İYİ Parti’nin 10,3 HDP’nin 10,1 Memleket Partisi’nin oyu ise yüde 5,6 oldu.

AR-G Araştırma’nın 14 Mart’ta açıkladığı sonuçlara göre AK Parti’nin oyu yüzde 31,4. CHP ise yüzde 27,6. Üçüncü sırada yüzde 12,9 ile İYİ Parti var. HDP yüzde 12,1; MHP ise yüzde 6,6 oy alıyor. Bunlardan başka yüzde ikiyi aşan parti görünmüyor. Diğer partilerin oyları şöyle: DEVA yüzde 1,6; Saadet yüzde 1,3; Memleket Partisi yüzde 1,3; Zafer Partisi yüzde 1,1 ve Gelecek yüzde 0,9.

Aksoy’un 8 Mart’ta yaptığı ankette en fazla oyu alan parti yüzde 31 ile AK Parti oldu. CHP’nin oyu ise yüzde 28,4 çıktı. İYİ Parti yüzde 12 oy alırken HDP’nin oy oranı ise yüzde 10,3 oldu. Aksoy’un son anketine göre MHP’nin oyu yüzde 7,2. DEVA ile Saadet Partisi’nin oyları yüzde 1,4 olarak ölçülürken Gelecek Partisi yüzde 0,9’da kaldı.

PİAR’ın 10 Mart’ta açıkladığı son ankette ise CHP en çok oyu alan parti oldu. CHP yüzde 32,3 oy alırken AK Parti yüzde 30,8’de kaldı. Diğer partilerin oy oranları ise şöyle: HDP yüzde 11,6; İYİ Parti yüzde 8,3; MHP yüzde 7,1; Gelecek Partisi yüzde 3,7; DEVA yüzde 2,1 ve BTP yüzde 1,8.

ALF’nin 6-7 Mart tarihlerinde bin 770 kişinin katılımı ve bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yoluyla gerçekleştirdiği ankette de CHP ilk sırada yer alıyor.

Buna göre CHP az farkla AK Parti’nin önüne geçti. Kararsızlar dağıtılınca CHP yüzde 31,8 oy alırken AK Parti yüzde 31’de kaldı. HDP yüzde 11,3 oy alırken İYİ Parti yüzde 8,9 ve MHP yüzde 6,5 oy alıyor.

Ankete göre Ali Babacan liderliğindeki DEVA’nın oy oranı yüzde 1,5. Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanı olduğu Gelecek Partisi ise yüzde 1,3 oy alıyor. ALF’nin bu son seçim anketine göre Yeniden Refah Partisi yüzde 1,9; Zafer Partisi yüzde 1,6 ve Memleket Partisi yüzde 2,2 oy alıyor.

Aksoy Araştırma’nın 23-26 Şubat tarihlerinde yaptığı ankette ise AK Parti yüzde 32,1; CHP ise yüzde 27,3 oy aldı. Ankete göre İYİ Parti yüzde 13,6; HDP yüzde 12 ve MHP yüzde 6,8 oy aldı.

Öte yandan diğer anketlerin büyük çoğunluğunda AK Parti ilk sırada yer alıyor.

Yöneylem Sosyal Araştırmalar tarafından 18-20 Mart tarihleri arasında yapılan ankette AK Parti’nin oyu yüzde 30’ün üzerinde görünüyor.

Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı arasında kaç puan fark var?

2023’te yapılan son seçim anketlerinin çoğunda CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti’den oluşan Millet İttifakı AK Parti ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın önünde görünüyor.

Aksoy’un 8 Mart tarihli anketinde Millet İttifakı yüzde 44,1 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 38,2’de kaldı.

ALF’nin 6-7 Mart tarihindeki anketinde Millet İttifakı yüzde 43,5 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 37,5’te kaldı. Aksoy’un 23-26 Şubat tarihli anketinde ise Millet İttifakı (yüzde 43,3), Cumhur İttifakı’na (yüzde 38,9) 4,4 puan fark attı.

Öte yandan Cumhur İttifakı’nın genişlemeye yönelik görüşmelerini sürdürüyor. Bunlardan birisi de Yeniden Refah Partisi.

HDP Millet İttifakı’na destek verirse durum nasıl?

Son seçim anketlerine göre seçim sonrası ortaya çıkacak meclis aritmetiğinde HDP’nin Millet İttifakına destek vermesi durumunda Cumhur İttifakı oldukça geride kalıyor.

Ancak oy oranları ile partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı aynı değil. Şehirlerdeki ittifaklara göre partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı değişecek.

HDP’nin destek vermesi verdiği seçeneklerin hepsinde Millet İttifakı önde görünüyor. Aksoy’un 8 Mart tarihli anketinde Millet İttifakı ile HDP’nin toplam oy oranı yüzde 54,4’e çıkıyor. Cumhur İttifakı ise yüzde 38,2.

24 Haziran 2018 seçimlerinde partilerin oy oranı kaçtı?

24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerinde partilerin aldıkları oy oranı şöyle idi: AK Parti yüzde 42,3; CHP yüzde 22,8; HDP yüzde 11,5; MHP yüzde 11,2; İYİ Parti yüzde 10,1 ve Saadet yüzde 1,4.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Helün Fırat İstifa Etti

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nin kurucularından ve Genel Başkan Yardımcısı Helün Fırat, yaptığı sosyal medya paylaşımıyla partinden istifa ettiğini duyurdu. Helün Fırat, 2019’da hayatını kaybeden politikacı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın kızı.

Haber Merkezi / “Kamuoyuna saygıyla duyurulur” başlıklı bir açıklama yayınlayan Fırat, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye bugün çok önemli bir dönüm noktasının eşiğinde. Bu süreçte demokrasi ve özgürlüklerin hep birlikte savunulması gerektiğine dair inancımı koruyorum.

Çok klişe olduğunu bilsem de bu sürece zarar vermemek adına ‘gördüğüm lüzum üzerine’ kurucusu olduğum ve 3 yıldan uzun süredir Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğüm Deva Partisi’nden istifamı kamuoyuna saygıyla duyururum.

Özgür, Demokratik ve müreffeh bir Türkiye en büyük hayalim. Bu amaç çerçevesinde, Millet İttifakı’nın başarısı için bireysel olarak çalışmalarımı ve desteğimi sürdüreceğim.”

Helün Fırat Kimdir?

1975 yılında Mersin’de dünyaya gelen Helün Fırat, Tevfik Sırrı Gür Lisesi’ni bitirdi.

1999 yılında Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde İşletme dalında yüksek lisans yaptı.

2000 – 2003 yılları arasında bankacılık sektöründe çalıştıktan sonra Kültür ve Sanat İşletmeciliği alanında çalışmıştır.

İyi düzeyde İngilizce ve Almanca bilmektedir.

Paylaşın

Alkol Ve Tütün Ürünlerine Büyük Zam Yolda!

Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, “Normalde alkollü içkilere ve tütün mamullerine altı ayda bir ÖTV oranında zam geçişi olurdu. Maalesef görüyoruz ki, iki ayda bir zam geçişi oluyor. Hatta önümüzdeki bir-iki haftalık süreçte yine yüksek oranda büyük bir zam geçişi var” dedi.

Alkollü içecek satan işletmelerinde maliyetler nedeniyle işten çıkarmalara yöneldiğini dile getiren Aybaş, “Kafe ve bar işletmelerinde çalışan binlerce personel var. Maliyetler yükseldiği için personel azaltmaya gidiyorlar. Komisi, garsonu, valesi birçok kesimi etkiliyor. Bu ideolojik vergilendirme sistemi, bu işi yapan meslek gruplarını çok yüksek oranda etkilemiştir” ifadelerini kullandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ankara Milletvekili adayı ve Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, Gazete Duvar’ın YouTube kanalında yayınlanan “Duvar Özel” programına katıldı.

Özgür Aybaş, “Normalde alkollü içkilere ve tütün mamullerine altı ayda bir ÖTV oranında zam geçişi olurdu. Maalesef görüyoruz ki, iki ayda bir zam geçişi oluyor. Hatta önümüzdeki bir-iki haftalık süreçte yine yüksek oranda büyük bir zam geçişi var” diye konuştu.

Tüketicinin kaçak ürünlere yöneldiğini ya da kendisinin alkollü içecek üretmeye çalıştığını belirten Aybaş, “Vatandaşın alım gücü zaten yok. Vatandaş şu anda tamamen, klasik bir cümle olacak ama kimyager olduk diyor. Artık vatandaş evde kendisi yapmaya başladı. Bu durumlar artık ölümlerle sonuçlanabiliyor” dedi.

“Evde içki yapmak, yurt dışından getiriyorum demek, kaçak almak içki zamlarını kanıksamaktır” diyen Aybaş, şunları söyledi:

“Vatandaşta şöyle bir vergi bilinci olması gerekiyor, geçen yıl Kıbrıs’ta alkol fiyatlarında yüksek oranda zam geçişi oldu. Kıbrıs’ta halk gitti, hükümet binasının önünde eylem yaptı. Bizim yaşam tarzımıza müdahale edemezsiniz, bu zamlar çok yüksek dediler. O zamlar geri çekildi. Artık müşterilerimizden şunları görebiliyoruz, bizden meyve suyu alıyor, buz alıyor. Biliyoruz ki evde bir şey yapacak. Bunu anlatmaya çalışıyoruz ama vatandaş da diyor ki başka şansım yok. Vatandaşın sağlığını da düşünmek zorundadır devlet, hükümetler, iktidarlar. Vatandaşı kaçağa itmemeli.”

Alkollü içecek satan işletmelerinde maliyetler nedeniyle işten çıkarmalara yöneldiğini dile getiren Aybaş, “Kafe ve bar işletmelerinde çalışan binlerce personel var. Maliyetler yükseldiği için personel azaltmaya gidiyorlar. Komisi, garsonu, valesi birçok kesimi etkiliyor. Bu ideolojik vergilendirme sistemi, bu işi yapan meslek gruplarını çok yüksek oranda etkilemiştir” dedi.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu, İlk 100 Günün Yol Haritasını Açıkladı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanması durumunda ilk 100 günde yapacakları bir broşürle yayımlandı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun seçim sloganı olan “Sana söz yine baharlar gelecek, Bay Kemal sözünden dönmeyecek” ifadelerinin yer aldığı “İktidarımızın İlk 100 Gününde Yapacaklarımız” başlıklı broşürde, ilk 100 günde yapılacaklara ilişkin şu maddeler sıralandı:

“Kızılay ticarethane olmayacak.

Tarımda çalışan kadın ve gençlerin sosyal güvenlik primlerini devlet karşılayacak.

Kamu Özel İşbirliği projelerinde “Dolar, Avro” bazlı soyguna son verilecek. Yükümlülükler TL’ye çevrilecek. Devletin ve milletimizin soyulmasına izin verilmeyecek. 418 milyar dolar bu milletin cebine konulacak. Milliyetçilik demek Türk Lirasının değerini korumaktır.

Uyuşturucu baronları, devletten beslenen mafya ve 5’li çeteler temizlenecek.

TBMM’de “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kurulacak.

Kadının güvencesi devlet olacak. Aile Destekleri Sigortası Kanunu yürürlüğe konacak.

Savurganlığa son vereceğiz, israf olmayacak. İsrafı önleme Saray’dan başlayacak. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü’ne taşınacak. 16 uçaklı bir Cumhurbaşkanı olmayacak. Devleti yöneten, israfı itibar olarak görmeyecek. Cumhurbaşkanı yaşayış tarzı itibariyle topluma örnek olacak. Hiç kimse unutmasın kişiler-partiler geçicidir, devlet bakidir.

Kamuda adam kayırma olmayacak.

Akçeli işlere bulaşan, rüşvet alan büyükelçiler, bürokratlar görevden alınacak.

4-5 yerden maaş alma dönemi bitecek.

Ekonomik ve sosyal konsey ilk toplantısını yapacak.

Tank palet fabrikası ordumuza teslim edilecek.

Şehircilik ve afet yönetimi bakanlığı kurulacak.

Esnaf bakanlığı kurulacak.

Esnafın faiz borçları silinecek. Esnafın kira stopaj vergisi sıfırlanacak.

Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı kurulacak, pahalılığın önüne geçmek için acil eylem planı hazırlanacak.

Piyasadaki yangına son vereceğiz.

Çiftçilerin ve balıkçıların kredi faizleri silinecek.

Şehit yakınları ve gaziler için toplanan yardımlar hak sahiplerine teslim edilecek.

Süleyman Şah Türbesi vatan toprağına geri getirilerek, orada şanlı bayrağımız dalgalanacak.

Siyasi Ahlak Kanunu çıkarılacak.

Kalıcı yaz saati uygulamasına son verilecek.

Cumhuriyetin yüzüncü yılında 100 bin öğretmen ataması yapılacak, köylerimiz yeniden okullara kavuşacak.

Devlet okullarındaki evlatlarımıza beslenme desteği başlatılacak.

KHK ile kamudan çıkarılan ancak haklarında adli bir süreç işletilmeyen, soruşturmalarda takipsizlik kararı verilen ya da haklarında beraat kararı verilenler için iade süreci başlatılacak.

GATA ve askeri hastaneler yeniden açılacak, ordumuz hastanesiz kalmayacak.

Yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan gelirleri ülkemize geri getireceğiz. “Malvarlıklarının Geri Alınması Ofisi” kurulacak.”

Paylaşın

HDP’li Meral Danış Beştaş, Trafik Kazası Geçirdi: Durumu Ağır

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili ve Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, seçim çalışmaları kapsamında bulunduğu Erzurum’un Karayazı ilçesinde trafik kazası geçirdi. Hastaneye kaldırılan Beştaş’ın durumun ağır olduğu bildirildi.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; Meral Danış Beştaş ile şoförü Mehmet Vefa ve parti yöneticisi Mehtap Demirkaya, seçim çalışmaları kapsamında gittiği Erzurum’un Karayazı ilçesinde trafik kazası geçirdi.

Araçta sıkışan Beştaş, olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin çalışmaları sonucu araçtan çıkarıldı. Sağlık durumu ağır olduğu öğrenilen Beştaş, ambulansla Erzurum Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Hayati riskinin olmadığı öğrenilen Mehmet Vefa ve parti yöneticisi Mehtap Demirkaya da hastaneye kaldırıldı. Beştaş ve partili Demirkaya, Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans uçak ile Ankara’ya götürüldü.

Beştaş da hastaneden havalimanına nakli sırasında durumunu soran gazetecilere, seçim çalışmaları sırasında trafik kazası geçirdiğini anlatarak,”İlgi gösteren, dayanışma gösteren herkese çok teşekkür ediyorum. Bütün Erzurumlulara en içten sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Birlikte iyileşeceğiz, ben de iyileşeceğim” ifadelerini kullandı.

Beştaş’ın yapılacak tetkikler sonucunda ameliyata alınacağı bilgisini veren HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu kazaya ilişkin olarak şunları söyledi:

“Anladığım kadarıyla omurga kemiğinde ve ayaklarında kırık var. Burada MR çekecekler. Buna göre ortopedistler karar verecekler. Muhtemelen ameliyata alınacak. Kar başlamış ve yol kayganken şoför dönemeci alamamış.

90 kilometre hızla gidiyormuş. Çok süratli değilmiş. Fakat kaza işte, iki arkadaşımızın böyle bir sorunu oldu. Buraya aldılar doçent bir arkadaş bakacak. Umuyoruz ki ameliyatsız bir şekilde çözülsün. Meral hanım Erzurum 1’inci sırada adaydı. Seçim çalışmaları için gitmişti. Maalesef böyle bir kaza oldu. Umuyoruz ki çabuk atlatır.”

Meral Danış Beştaş Kimdir?

1967 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Meral Danış Beştaş, 1990 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Diyarbakır Barosu’na bağlı olarak serbest avukatlık yaptı. Baro yönetiminde görev aldı, kadın hakları ve insan hakları alanlarında uzmanlaştı. AİHM’e götürülen hak ihlalleri davalarında avukatlık yaptı.

Aile içi şiddet konusunda Türkiye’nin mahkum edildiği ilk davanın (Opuz davası) başvurucu avukatı olarak yer aldı.

Barış ve Demokrasi Partisi Eş Başkan Yardımcılığı yaptı, hukuk komisyonunda yer aldı.

HDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Başkan Yardımcılığı da yapan Danış-Beştaş 7 Haziran ve 1 Kasım Seçimleri’nde milletvekili seçildi.

Evli olan Danış-Beştaş’ın iki çocuğu var.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Swap Hariç Net Eski 47,1 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 7 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 756 milyon dolar azalışla 68 milyar 491 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 31 Mart’ta 70 milyar 247 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Haber Merkezi / Söz konusu dönemde altın rezervleri ise 436 milyon dolar artarak 52 milyar 176 milyon dolardan 52 milyar 612 milyon dolara çıktı. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 7 Nisan haftasında bir önceki haftaya kıyasla 1 milyar 320 milyon dolar azalışla 122 milyar 423 milyon dolardan 121 milyar 103 milyon dolara indi.

Swap hariç net rezerv -47,1 milyar dolar

TCMB’nin net rezervi de bu dönemde 4,7 milyar dolarlık düşüşle 13,8 milyar dolara geriledi. TCMB’nin yurt içi ve yurt dışı bankalardan belirli bir süre için swap (takas) ile ödünç aldığı döviz ve altınlar düşüldüğünde net rezerv geçen hafta 4,1 milyar dolarlık düşüşle -47,1 milyar dolara geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Adaylığı AİHM’e Taşındı

Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığını AİHM’e taşıyan Avukat Turgut Kazan, YSK’nin son kararı ile bir kişinin en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebileceğini öngören Anayasanın 101/2. maddesini yok saydığını belirtti.

YSK’ye itiraz dilekçesi sunan Turgut Kazan, başvurunun reddedilmesi ve adaylığın onanması üzerine AİHM’e başvurdu.

İstanbul Barosu  eski Başkanı Avukat Turgut Kazan, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olabileceği yönündeki kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

YSK’ye itiraz dilekçesi sunan Kazan, başvurunun reddedilmesi ve adaylığın onanması üzerine AİHM’e başvurdu.

MA’nın haberine göre; Kazan, dilekçesinde şöyle dedi: “Anayasada yer alan dönem sınırlaması kuralı, YSK dahil bütün organ, makam, merci ve kişileri bağlar. Türkiye 2017 değişikliği ile sistemi değiştirmiştir, tek adam rejimine geçilmiştir gibi yorumlarla 2018 seçimini yeni sistemin ilk seçimi, 2023 seçimini de ikinci seçimi saymak asla kabul edilemez”

Sosyal medya hesabından da açıklama yapan Kazan, YSK’nin 2017 referandumunda 2,5 milyon mühürsüz oyu geçerli saydığını hatırlattı ve  şunları söyledi: “Oysa, 298 sayılı yasanın 77 ve 101. maddeleri çok açıktı. Sandık mührü bulunmayan pusulalar geçerli olamazdı. Ama AKP temsilcisinin uyduruk bir dilekçesi esas alındı. Ve tek adam rejimine geçiş sağlandı”

Kazan, YSK’nin son kararı ile bir kişinin en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebileceğini öngören Anayasanın 101/2. maddesini yok saydığını belirtti.

Paylaşın