Suriye’nin Kuzeyinde Üst Düzey IŞİD’li Öldürüldü

Suriye’nin kuzeyinde  biri üst düzey yönetici olmak üzere üç IŞİD’linin öldürüldüğü açıklandı. 8 Nisan’da Suriye’nin doğusunda ise IŞİD yöneticisi Huzeyfe el Yemeni ile birlikte üç örgüt üyesinin yakalandığı açıklanmıştı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’nin kuzeyinde Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı bugün bir helikopter baskını düzenlediklerini duyurdu. Baskında biri üst düzey yönetici olmak üzere 3 IŞİD’linin öldürüldü.

Açıklamada öldürülen IŞİD yöneticisin kimlik bilgileri hakkında herhangi bir bilgi paylaşılmazken, “IŞİD’in üst düzey lideri ve Ortadoğu ile Avrupa’daki terör saldırılarından sorumlu olan kişi” denildi.

Operasyonun kapsamlı bir planlamadan sonra yapıldığı açıklanırken, hiçbir ABD askerinin yaralanmadığı ve hiçbir ABD helikopterinin hasar görmediği de duyuruldu. Operasyonda herhangi bir sivilin zarar görmediği de eklendi.

Kurilla: IŞİD, Ortadoğu’nun ötesine ulaşma hedefinde

Açıklamada sözlerine yer verilen CENTCOM Komutanı General Michael Kurilla, “Güç kaybetmiş olmasına rağmen IŞİD’in bölgede ve Ortadoğu’nun ötesine ulaşma hedefiyle operasyonlar düzenlemeyi sürdürüyor. IŞİD’e karşı kampanyayı aralıksız sürdüreceğiz” dedi.

CENTCOM, 8 Nisan’da Suriye’nin doğusunda yaptıkları helikopter baskınında ise IŞİD yöneticisi Huzeyfe el Yemeni ile birlikte üç örgüt üyesinin yakalandığını açıklamıştı.

Paylaşın

Bayram Alışverişi Yaparken Merdiven Altı Üretime Dikkat

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, gıda fiyatlarındaki artışla bu alanda merdiven altı üretimin çoğaldığını belirterek, vatandaşlara bayram alışverişi yaparken dikkatli olmaları uyarısında bulundu.

Hangi koşullarda üretildiği bilinmeyen, hijyen koşullarını sağlamayan merdiven altı ürünlerin insan sağlığını tehlikeye attığını vurgulayan Palandöken, şu ifadeleri kullandı:

“Şekerin, yağın, fıstığın, cevizin, unun fiyatı belliyken kimse maliyetinin altında baklava satamaz. Ev yapımı diye maliyetinin altındaki fiyatlara satılan baklava ve böreklerden uzak durulmalı. Özellikle de yol kenarında araç arkalarında satılan tatlı, şeker, çikolata gibi yıkamadan yenebilen ürünlere dikkat edilmeli. Fason kıyafetlere, taklit kozmetik ürünlerine itibar edilmemeli. Bayram alışverişlerinin adresi her zaman mahalle esnafı olmalı çünkü esnafımız kendi yemediği ürünü müşterisine yedirmez.”

Dünya gazetesinin haberine göre Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, yazılı açıklamasında, bu yıl bayram tatilinin kısa olması sebebiyle seyahatlerin sınırlı olacağını ve vatandaşların daha çok kendi evlerinin ihtiyaçları için alışveriş yapacaklarını bildirdi.

Bu durumun esnaf ve sanatkar açısından olumlu olduğuna işaret eden Palandöken, “Bakkaldan kasaba, şekerciden tatlıcıya, ayakkabıcıdan konfeksiyoncuya, berberden kuaföre, taksiciden dolmuşçuya tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarımız Ramazan Bayramı için hazırlıklarını hızlandırdı. Bu yıl fiyatlar biraz yüksek seyrediyor, vatandaşın alım gücü daha düşük ancak yine de az çok demeden herkes bayram alışverişi yapacağı için ekonomi ivme kazanacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Palandöken, bayrama sayılı günler kala çarşıda bayram hareketliliğinin başladığını ifade ederek, Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle bu yıl esnaf ve sanatkarın işlerinin düştüğünü vurguladı.

İnsanları motive etmek için deprem bölgelerinde çarşılar kurulduğuna dikkati çeken Palandöken, şunları kaydetti:

“Yapılan devlet destekleriyle ticari faaliyetin başlamasıyla esnaf rahat nefes alabilecek. Her özel günde olduğu gibi bu bayramda da esnaf ve sanatkarlarımız yapılacak alışverişlerle piyasanın canlanmasını dört gözle bekliyor. Bu yıl 30 milyar liralık beklenen ciro, yüzlerce sektördeki esnafımızın yüzünü güldürecek. Özellikle küçük çocuklar için bir gelenek haline gelen bayramlık kıyafet ve ayakkabı alışverişleri, kolonya, şeker, çikolata gibi ikramlıklar, baklava ve su böreği gibi bayramın vazgeçilmez ürünlerinin satışları günler öncesinden başladı. Tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarlarımız Ramazan Bayramı için hazır. Bayram alışverişleri esnafımıza can suyu olacak.”

Merdiven altı üretime karşı uyarı

Palandöken, gıda fiyatlarındaki artışla bu alanda merdiven altı üretimin çoğaldığını belirterek, vatandaşlara bayram alışverişi yaparken dikkatli olmaları uyarısında bulundu.

Hangi koşullarda üretildiği bilinmeyen, hijyen koşullarını sağlamayan merdiven altı ürünlerin insan sağlığını tehlikeye attığını vurgulayan Palandöken, şu ifadeleri kullandı:

“Şekerin, yağın, fıstığın, cevizin, unun fiyatı belliyken kimse maliyetinin altında baklava satamaz. Ev yapımı diye maliyetinin altındaki fiyatlara satılan baklava ve böreklerden uzak durulmalı. Özellikle de yol kenarında araç arkalarında satılan tatlı, şeker, çikolata gibi yıkamadan yenebilen ürünlere dikkat edilmeli. Fason kıyafetlere, taklit kozmetik ürünlerine itibar edilmemeli. Bayram alışverişlerinin adresi her zaman mahalle esnafı olmalı çünkü esnafımız kendi yemediği ürünü müşterisine yedirmez.”

Paylaşın

200 Türk Lirası Yüzde 647 Eridi

200 Türk Lirası tedavüle girdiği 2009 yılından bugüne yüzde 647 değer kaybetti. O gün 200 Türk Lirasına dolan bir alışveriş sepeti için bugün 1495 Türk Lirası ödemek gerekiyor.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) güncel verilerine göre Mart 2022’de 536 milyon adet olan tedavüldeki 200 TL’lik banknot sayısı Mart 2023’te 1 milyar 77 milyon adedi aştı.

Bu tür gelişmeler ekonomi uzmanları tarafından yüksek enflasyonun temel bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre, en büyük banknot olan 200 TL tedavüle girdiği 2009 yılından bugüne yüzde 647 değer kaybetti. O gün 200 TL’ye dolan bir alışveriş sepeti için bugün 1495 TL ödemek gerekiyor.

TL’deki erime karşısında iktidarın yeni banknot basacağını dillendiren ilk isimlerden biri eski Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Şenol Babuşcu olmuştu. Babuşcu, 5 TL’lik demir para ve 500 TL’lik banknotlar için darphanede hazırlıklar yapıldığını dile getirmişti.

Yeni banknot basımının neredeyse bir mecburiyete döndüğünü söyleyen Şenol Babuşcu şöyle konuştu:

“Uluslararası standartlara göre en büyük banknotun payı yüzde 50’yi geçerse, ki bizde yüzde 56’yı geçti, yeni banknot basılmak zorunda. Veya en büyük iki banknotun sayısı yüzde 90’ı geçerse de aynı şey geçerli.

Yeni banknot basılmalı derken bu çok iyi bir şeydir diye demiyoruz. ‘Ülkeyi bu hale getirdiniz yapacak bir şey kalmadı, artık mecburiyet oldu’ diyoruz. Zaten seçimi kim kazanırsa kazansın bunu yapmak zorunda kalınacak.”

Paylaşın

Demirtaş: Erdoğan Tarihi Bir Yenilgiyle Siyaset Sahnesinden Silinecek

14 Mayıs seçimlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Demirtaş, “Bu seçim ekonomi ile demokrasi ekseninde yürüyor. Sonucu da Erdoğan’ın çökerttiği ekonomi ve yoksulluğa mahkum ettiği milyonlar ile adaletsizlik ve baskıyla ezmeye çalıştığı mağdurlar belirleyecek. Tabii ki kazanan, ezilenler olacak, Erdoğan tarihi bir yenilgiyle siyaset sahnesinden silinecek, benim öngörüm bu.” dedi.

Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verilmesine ilişkinde değerlendirmede bulunan Demirtaş, “Partimizin aday çıkarmaması Erdoğan’ın en büyük kabusuydu, bu gerçekleştiği için şimdi bizim üzerimizden Sayın Kılıçdaroğlu’nu yıpratmaya çalışıyor. Aynı taktiği yerel seçimlerde de uyguladı ve ters tepti. Çünkü halk yalan ve karalamalara kanmıyor artık” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın emek ve özgürlük ittifakına yönelik söylemleriyle ilgili de, “Erdoğan, HDP’nin ve Kürtlerin oyunu alabileceğinden emin olsa HDP Genel Merkezi’nin önüne çadır kurar, orada yatar kalkardı” dedi.

Demirtaş, bugünkü seçim matematiğinde Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’ye oy vermekle, Erdoğan’a oy vermek arasında bir fark olmadığını belirterek, “Bu durumda İnce seçmenlerine şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Erdoğan ile bir beş yıla daha hazırlarsa seçimi ikinci tura bırakabilirler” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın sorularını yanıtladı.

Demirtaş’ın cevaplarından öne çıkanlar şöyle:

“Bu seçim ekonomi ile demokrasi ekseninde yürüyor. Sonucu da Erdoğan’ın çökerttiği ekonomi ve yoksulluğa mahkum ettiği milyonlar ile adaletsizlik ve baskıyla ezmeye çalıştığı mağdurlar belirleyecek. Tabii ki kazanan, ezilenler olacak, Erdoğan tarihi bir yenilgiyle siyaset sahnesinden silinecek, benim öngörüm bu.

Partimizin aday çıkarmaması Erdoğan’ın en büyük kabusuydu, bu gerçekleştiği için şimdi bizim üzerimizden Sayın Kılıçdaroğlu’nu yıpratmaya çalışıyor. Aynı taktiği yerel seçimlerde de uyguladı ve ters tepti. Çünkü halk yalan ve karalamalara kanmıyor artık. Erdoğan, HDP’nin ve Kürtlerin oyunu alabileceğinden emin olsa HDP Genel Merkezi’nin önüne çadır kurar, orada yatar kalkardı. Şimdi, kedi ulaşamadığı ciğere mundar diyor.

İnce’nin adaylığının seçimi ikinci tura bırakma olasılığı

Seçmenlerin, sandık başına gittiklerinde akılcı bir tercihle seçimi ilk turda bitireceğini düşünüyorum. Ama bu şekilde ince hesaplar yaparak seçimi ikinci tura bırakmayı düşünen seçmenler varsa onlara naçizane tavsiyem, doğrudan Erdoğan’a oy vermeleri. Çünkü bugünkü seçim matematiğinde İnce’ye oy vermekle Erdoğan’a oy vermek arasında fark yok. Zaten seçim ola ki ikinci tura kalırsa Erdoğan’ın kazanamayacağının garantisi yok.

Bu durumda İnce seçmenlerine şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Erdoğan ile bir beş yıla daha hazırlarsa seçimi ikinci tura bırakabilirler. Bizim için bir sakıncası yok!

Umarım seçim gecesi büyük bir pişmanlık oluşmaz. TİP’in kendi kararıdır, biz ancak saygı duyup başarılar dileyebiliriz. Ama halen, yanlış bir karar olduğunu düşünüyorum. Yeşil Sol Parti seçmeninin partisi bellidir, oyu da Yeşil Sol Partiyedir tabii ki. Başka türlü nasıl olabilir ki?”

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Karamollaoğlu: Bu Seçim Tarihi Bir Referandum Hükmünde Olacak

Partisinin İstanbul’daki aday tanıtım toplantısına videolu mesaj gönderen SP Lideri Karamollaoğlu, “Türkiye 14 Mayıs’ta sandık başına gidecek. Bu seçimde sadece cumhurbaşkanını, sadece milletvekillerini seçmeyeceğiz. Bunu çok idrak etme mecburiyetindeyiz. Peki biz bu sandıkta neyi oylayacağız.?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu seçim adeta tarihi bir referandum hükmünde olacaktır. Bu ucube sisteme tamam mı diyeceğiz? Yoksa devam mı diyeceğiz? Buna karar vereceğiz. Ahlaki tahribata, manevi yozlaşmaya adaletsizliğe, hukuksuzluğa, yoksunluğa, yoksunluğa, razı mıyız, değil miyiz? İşte sandıkta hep beraber buna karar vereceğiz.”

Karamollaoğlu, videolu mesajının devamında, “Bu seçim A partisinin B partisinin değil, toplumsal kutuplaşmaya son verip vermeyeceğimizin seçimi olacaktır. Bu seçim millet olarak içine sürüklendiğimiz badireden nasıl kurtulacağımızın seçimi olacaktır” ifadelerini kullandı.

Milletvekili genel seçimlerine CHP listelerinden giren Saadet Partisi, İstanbul’dan milletvekili adayı olarak gösterdiği isimleri, bugün İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği toplantıda kamuoyuna tanıttı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin İstanbul’daki aday tanıtım toplantısına video mesaj gönderdi. Karamollaoğlu mesajında şunları söyledi:

“Ülkemiz adına tarihi bir dönemi de hep birlikte yaşıyor. Millet olarak oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Seçimlere önümüzde dört haftalık bir zaman dilimi kaldı. Türkiye 14 Mayıs’ta sandık başına gidecek. Bu seçimde sadece cumhurbaşkanını, sadece milletvekillerini seçmeyeceğiz. Bunu çok idrak etme mecburiyetindeyiz.

Peki biz bu sandıkta neyi oylayacağız.? Bu seçim adeta tarihi bir referandum hükmünde olacaktır. Bu ucube sisteme tamam mı diyeceğiz? Yoksa devam mı diyeceğiz? Buna karar vereceğiz. Ahlaki tahribata, manevi yozlaşmaya adaletsizliğe, hukuksuzluğa, yoksunluğa, yoksunluğa, razı mıyız, değil miyiz? İşte sandıkta hep beraber buna karar vereceğiz.

“İttifak’a halel getirmeyiz”

Bu seçim A partisinin B partisinin değil, toplumsal kutuplaşmaya son verip vermeyeceğimizin seçimi olacaktır. Bu seçim millet olarak içine sürüklendiğimiz badireden nasıl kurtulacağımızın seçimi olacaktır. Ülkemizin problemlerine hızlı ve kalıcı çözümler üretmek için ittifak ettik. Saadet Partililer olarak kesinlikle sözümüzü yere düşürmeyecek, ittifak hukukuna da asla halel getirmeyeceğiz. Milli Görüşçüler ahdine sadık insanlar olduklarını bir kez daha cümle aleme gösterecektir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal beyi destekleyecek ve sayın Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı yapacağız. Bu kendisinin genel manada “helalleşelim” çağrısına verilen bir cevaptır aslında. Biz bu yaklaşımı ülkemizdeki barışın tesisi için önemsiyoruz. Milletvekili seçimi için de tüm seçim bölgelerinde CHP amblemi adı altında seçime gireceğiz. Bu seçimde en yüksek oyu alabilmek için var olan gücümüzle çalışacağız. Böylelikle hem Millet İttifakı olarak parlamento aritmetiğinde çoğunluğu elde edecek hem de TBMM’de Saadet Partili arkadaşlarımızın yasama ve yürütmede güçlü ve etkili görev üstlenmelerini teminat altına alacağız.

Şunu unutmayın, bizim bu süreçte vereceğimiz her oy esas itibariyle Millet Meclisi’nde nasıl bir çoğunlukla temsil edileceğimizi gösterecek. Meclis çoğunluğunu Millet İttifakı olarak elimizde tutmamıza imkan verecek. İşte bu bilinçle ve kararlılıkla çalışma tempomuzu seçime yaklaştığımız şu son günlerde arttırmak mecburiyetindeyiz. Bu hususta İstanbul teşkilatlarımız sürecin lokomotifi olmak mecburiyetindedir.”

Paylaşın

New York Times’tan Dikkat Çeken Kılıçdaroğlu Analizi

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basınında da adaylara ilişkin değerlendirmeler devam ediyor. Son olarak New York Times, dikkat çeken bir analiz yayınladı.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi, yaklaşan 14 Mayıs seçimleri öncesinde cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili bir haber yayımladı.

Haberde Kılıçdaroğlu’yla ilgili, “5 yıllık görev süresinin ardından emekli olmayın planlayan sıradan ve sakin biri gibi davranıyor” dendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının en zayıf günlerini geçirdiği söylenen haberde, 14 Mayıs seçimlerinin Türkiye’yi geniş kapsamlı bir şekilde yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekildi.

Haberde Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’ın “gösterişli sözleri ve kabadayı kimliğinden” sıkılan seçmenleri hedeflediği ve Erdoğan’ın tam tersi olacak şekilde sakin bir kampanya yürüttüğü vurgulandı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın tam zıttı. Erdoğan’ın erkeksi siyasi saldırganlığına karşı, o tatlı dilli bir beyefendi. Kılıçdaroğlu sadece bir demokrat değil, birleştirici olmayı vaadeden bir lider” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun bir dönem görev yaptıktan sonra “torunlarıyla vakit geçirmek için” emekli olma vaadinde bulunduğu hatırlatılan haberde, muhalefetin 2019’daki seçimlerde İstanbul ve Ankara’da elde ettiği zaferlere dikkat çekildi.

Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı nadiren ismini kullanarak eleştirdiği belirtilen NYT haberinde, “Ancak Türkiye’nin güneyindeki 6 Şubat depremlerinin ardından Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı bu tip felaketler karşısında ülkeyi savunmasız bırakacak politikalar izlemekle suçladı” ifadeleri kullanıldı ve CHP liderinin “Erdoğan ne zaman bu ülkeyi batırsa, birlik istiyor” sözlerine yer verildi.

Haberde ayrıca Kılıçdaroğlu’nun parlamenter sisteme dönüş, yolsuzlukla mücadele ve yargı bağımsızlığı gibi vaatlerine dikkat çekildi.

NYT’nin haberinde Hem Kılıçdaroğlu hem de Erdoğan’ın yoksul bir ailede büyüdükleri vurgulanırken, CHP liderinin Ankara’daki üniversite yıllarında para biriktirmek için her yere yürüyerek gittiği ve hâlâ konuşmalarını kullanılmış kağıtların arkasına yazdığı ayrıntısı paylaşıldı.

Haberde, “Kılıçdaroğlu’nun dikkat çeken maddi tevazusu, onu, gösteriş saçan ve Beyaz Saray, Kremlin ve Buckingham Sarayı’ndan daha büyük bir cumhurbaşkanlığı sarayı inşa etmek için yüzlerce milyon dolar harcayan Erdoğan’dan ayırıyor” ifadeleri yer aldı.

NYT ayrıca CHP liderinin seçim kampanyasını mutfağından çektiği videolarla yürüttüğüne dikkat çekti.

Haberde, Kılıçdaroğlu’nun CHP liderliğine yükselme serüveni, 23 gün süren adalet yürüyüşü ve dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde izlediği politikaya da yer verildi.

NYT’nin konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu siyaset bilimci Soli Özel’in, “Çoğu zaman aşırı dikkatli olan bir bürokratın ellerindeyiz. Bu cennetin kapılarını açacak bir seçim değil. Bu cehennemin kapılarını kapatacak bir seçim” şeklindeki sözleri de haberde yer aldı.

Paylaşın

Fenerbahçe, FIBA Kadınlar Euroleague’de Şampiyonluğa Uzandı

Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, EuroLague Women finalinde Mersin Yenişehir Belediyesi’ni 99-60 yenerek, ilk kez Avrupa şampiyonluğunu elde etti. Fenerbahçe, erkeklerin ardından kadınlarda da basketbolda Avrupa’nın bir numaralı kupasını kazandı ve tarihe geçti.

Haber Merkezi / Breanna Stewart 17’si ilk çeyrekte olmak üzere kaydettiği 35 sayıyla EuroLague finallerinin en skorer ismi oldu ve tarihe geçti. Breanna Stewart aynı zamanda finallerin MVP’si seçildi.

Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, Çekya’nın başkenti Prag’ta düzenlenen Euroleague Final Four organizasyonun finalinde bir diğer Türk temsilcisi Mersin Yenişehir Belediyesi ile karşılaştı.

Breanna Stewart’ın 17 sayı ürettiği ilk çeyreği 29-17 önde tamamlayan Fenerbahçe, ikinci çeyrekte McBride’ın da devreye girmesiyle soyunma odasına 57-24 üstün girdi. Üçüncü çeyrekte Satou Sabally ile farkı koruyan son periyota 77-44 üstün girdi. Dördüncü çeyrekte farkı açmaya devam eden Fenerbahçe, maçı 99-60 kazandı.

Organizasyonun üçüncülük karşılaşmasında ise İtalyan ekibi Beretta Famila Schio, ev sahibi 56 ZVVZ USK Praha’yı 59-56’lık skorla yendi ve üçüncü oldu.

Salon: Kralovka

Hakemler: Andris Aunkrogers, Viyola Györgyi, Gatis Salins

Fenerbahçe: Breanna Stewart 35, Kayla McBride 16, Olcay Çakır 11, Satou Sabally 11, Emma Meesseman 10, Alina Iagupova 7, Courtney Vandersloot 5, Alperi Onar 4

Başantrenör: Marina Maljkovic

ÇBK Mersin: Aleksandra Crvendakic 10, Laura Cornelius 10, Elizabeth Williams 10, Sinem Ataş 10, Chelsea Gray 9, Jelena Dubljevic 4, Tiffany Hayes 3, Quanitra Hollingsworth 2, Asena Yalçın 2

Başantrenör: Roberto Iniguez

1. Periyot: 29-17 (Fenerbahçe lehine)
Devre: 57-24 (Fenerbahçe lehine)
3. Periyot: 77-44 (Fenerbahçe lehine)

Paylaşın

Sudan’da Yaralıların Tahliyesi İçin Geçici Ateşkes

Bağımsız bir sivil toplum kuruluşuna göre en az 56 sivil yaşamını yitirdiği Sudan’da Ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF)  arasında iki gündür süren çatışmaların ardından yaralıların tahliyesi için geçici ateşkes konusunda uzlaşıldı.

ABD, Çin, Rusya, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği, Avrupa Birliği acil olarak çatışmaların durması çağrısı yapmıştı.

Ordu ile RSF arasında RSF’nin tamamen orduya katılmasını öngören askeri güvenlik reformu konusunda son birkaç aydır yaşanan anlaşmazlık, cumartesi sabahı iki güç arasında sıcak çatışmaya dönüştü. Çatışmaların gece boyunca devam ettiği bildirildi.

Hem Sudan ordusu hem de RSF, Hartum’da kilit önemdeki noktaların kendilerinin kontrolünde olduğunu iddia ediyor. İki taraf 2021’deki askeri darbenin ardından geçici bir hükümet kurulması için siyasi müzakereler devam ederken iktidar için bir yarış halindeydi.

Üç BM çalışanı öldürüldü

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) bünyesinde Sudan’da çalışan üç kişinin çatışmalar nedeniyle Cumartesi günü hayatını kaybettiği bildirildi.

Söz konusu bilgiyi Pazar günü aktaran WFP, bu gelişme üzerine, çalışanlarının can güvenliğini sağlamak amacıyla ülkedeki yardım faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Ayrıca WFP’nin iki çalışanının da yaralandığı kaydedildi.

Sudan’da istikrarsızlık 2019’da başlamıştı

2019’da patlak veren kitlesel eylemler, Ömer El Beşir’in devrilmesiyle sonuçlanmıştı. El Beşir’in devrilmesinde hem ordu hem de HDG rol almıştı. Geçici bir hükümet kurma çabaları, o günden bu yana devam ediyordu.

Ancak Ekim 2021’de yaşanan askeri darbe ile ordu ülkenin yönetimini ele geçirdi. O günden bu yana, ordunun yönetimden geri çekilmesi için çeşitli protestolar düzenleniyordu.

HDG’nin bir numaralı generali Muhammed Hamdan Daglo, Genelkurmay Başkanı El Burhan’ın yardımcılığı görevini yürütüyordu. HDG güçlerinin, Sudan ordusuna entegre edilmesi planlanıyordu.

İki general arasındaki gerilim, son haftalarda tırmanmıştı. Her iki isim de çıkan çatışmalardan birbirlerini sorumlu tutuyor.

Hızlı Destek Güçleri kimlerdir?

RSF 2013’te kuruldu ve kökenleri, Darfur’da isyancılarla acımasızca savaşan kötü şöhretli Cancanvid milislerine dayanıyor.

O zamandan beri General Dagalo, Yemen ve Libya’daki çatışmalara müdahale eden ve Sudan’ın bazı altın madenlerini kontrol eden güçlü bir paramiliter güç oluşturdu.

Ayrıca, Haziran 2019’da 120’den fazla protestocunun katledilmesi de dahil olmak üzere insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor. Ordu dışında böylesine güçlü bir güç, ülkede bir istikrarsızlık kaynağı olarak görülüyor.

Şimdi ne olabilir?

Çatışma devam ederse, ülkeyi daha da bölebilir ve siyasi çalkantıyı daha da kötüleştirebilir.

Sivil yönetime dönüşü teşvik etmede çok önemli bir rol oynayan diplomatlar, iki generali müzakere ettirmenin bir yolunu arayacaklar.

Bu arada, bir başka belirsizlik dönemini yaşamak zorunda kalacak olanlar sıradan Sudanlılar olacak.

Paylaşın

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar: Yine Kaybettireceğiz

Erzurum’un Karaçoban’da partisinin seçim bürosu açılışında konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Çözüm Sürecinden söz ediyorlar. Masayı deviren ve buzdolabına kaldıran, Sayın Öcalan’ın mutabakatını kabul etmeyen siz değil misiniz? Bu savaş iktidarın kendi iktidarı için yürüttüğü bir savaştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu savaşa karşı bir irade ortaya koymak gerekiyor. Biz bunu ortaya koyacağımızın sözünü veriyoruz. Demokratik bir Türkiye’nin kurucusu olmaya var mısınız? Cumhuriyeti demokratik hale getirmeye var mısınız? Biz de hazırız, bunu kadınlarla ve gençlerle yapacağız. 2015 Haziran’ında olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz ve hatta o dönem elde ettiğimiz başarının üzerine çıkacağız.”

Yeşil Sol Parti, Erzurum’un Karaçoban İlçesinde DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın katılımıyla seçim bürosu açtı. Açılışta konuşan Uçar, şunları söyledi:

“Biz kadim bir mücadelenin yürütücüleriyiz. Bugün adımız Yeşil Sol ama kadim bir mücadeleden geliyoruz. Halkımız her türlü saldırılara cevabını vermiş bir halktır. 14 Mayıs’ta da halkımız bunun en iyi cevabını verecektir. Karşısında olduğumuz iktidarın “Doğru zaman doğru adam” sloganı var. Yani sadece o var.

Ama bizim beyannamemizde herkes var, halkımız var. Demokratik Cumhuriyeti inşa edeceğiz. Biz bu iktidarı, insanlar enkaz altındayken Kızılay’ın sattığı çadırlardan tanıyoruz; savaş politikalarından ve tecritten tanıyoruz. Onlar saraylardayken açlık sınırı altında yaşayan insanlardan tanıyoruz.

Kürtçe ile ilgili yasakları kaldırdıklarını söylüyorlar. 2014 yılında Kürtçe konuştuğu için 50 insan saldırıya uğradı, 5 insan hayatını kaybetti. Kürtçe gazeteler yasaklandı. Kurdi-Der kapatıldı, müziğe yasaklar getirildi. Daha düne kadar tek dil diyen siz değil miydiniz? O zaman bu seçimde bunları tekleterek göndermek gerekiyor” dedi.

7 Haziran’da olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz

Çözüm Sürecinden söz ediyorlar. Masayı deviren ve buzdolabına kaldıran, Sayın Öcalan’ın mutabakatını kabul etmeyen siz değil misiniz? Bu savaş iktidarın kendi iktidarı için yürüttüğü bir savaştır. Bu savaşa karşı bir irade ortaya koymak gerekiyor.

Biz bunu ortaya koyacağımızın sözünü veriyoruz. Demokratik bir Türkiye’nin kurucusu olmaya var mısınız? Cumhuriyeti demokratik hale getirmeye var mısınız? Biz de hazırız, bunu kadınlarla ve gençlerle yapacağız. 2015 Haziran’ında olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz ve hatta o dönem elde ettiğimiz başarının üzerine çıkacağız.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu Ekonomi Politikalarını Paylaştı

İktidara geldiğinde uygulayacağı ekonomi politikalarının detayları açıklayan Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Bay Kemal’in Tahtası” şeklinde bir video paylaştı.

“Türkiye’yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla. Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok” notunu düştüğü videoda Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bakın bu benim çalışma tahtam. Bu aralar bende çokça yeni proje duyacaksınız. Bir kere, net bir gerçeği ortaya koyalım. Türkiye’nin zenginleşebilmesi için nitelikli üretim yapması gerek. Türkiye, katma değeri yüksek ürünler üretmeden zenginleşemez, büyüyemez. Verimliliği yüksek üretim için, üretim makinalarını da ara malını da yedek parçayı da nihai ürünü de kendimiz üretmeliyiz, nasıl mı?

Öncelikle tüm Türkiye’yi kapsayacak özel ekonomi bölgeleri oluşturacağız. Global bir üretim. Ticaret, finans ağımız olacak. 81 ilimizi dolaylı olarak etkileyen, 9 özel ekonomi bölgesi, 17 tarım ve hayvancılık merkezi ve 50 üretim üssü kuracağız. Türkiye genelinde büyük bir üretim hareketi başlatacağız.

Bu bölgeler, 6 temel prensip yani 6 temel ilke ile çalışacak:

1. Maliyet: Toplam maliyet liderliği. Rekabet gücümüz kur farkı ve ucuz iş gücünden kaynaklanmayacak. Yani Türkiye bir ucuz iş gücü pazarı asla olmayacak. Stratejik üretimden katma değerli ürünlerden uygun lojistikten kaynaklanacak.

2. Odaklanma: Belirli alanlara odaklanarak uzmanlaşacağız. Bütün gelişmiş ülkeler böyle yapıyor. Biz de aynısını yapacağız.

3. Farklılaşma: Farklılaşma, pazarda ayrışan ürünler üreterek farklılaşacağız.

4. İnovasyon: Yani yenilikçilik. Anlattığım bu bölgeler, ÜR-GE, yani üretim geliştirme, AR-GE, yani araştırma geliştirme, inovasyon odaklı olacak.

5. Sermaye güvenliği: Bölgelerde güçlü, güvenli ve ulaşılabilir sermaye alt yapısı hazır olacak.

6. Hukuk: Yani, hukuki güvence. Çalışanlar, yatırımcılar ve işletmeler hukuki güvence altına alınacak. Herkesin can ve mal güvenliği olacak. İktidarımızın ilk 3 ayında gerekli yasal düzenlemeler yaparak hemen temelleri atacağız.

İlk 5 yılda, 123 milyar dolar; 10 yılın sonunda da 300 milyar dolarlık yatırım yapılacak. Bu yatırımların yüzde 20’sini kamu kaynaklarıyla yapacağız. Temiz yatırım hedefleyen fonları ülkemize getireceğim. Hem yerli üreticilerimizi hem ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı finansmanı özel ekonomi bölgelerinde birlikte çalıştıracağız.

Kişi başına düşen milli gelirimiz, kademeli bir biçimde 20 bin doların üzerine çıkacak. İşte bu hacim, Türkiye’yi 2 kat büyütecek. Tüm ülke için, kalkınma planlarımız hazır. Bu projelerin de katkısıyla Türkiye ilk 4 yıl en az yüzde 5,5 sonraki 6 yılda ise en az yüzde 6,2 istikrarlı, gerçek büyümeyi sağlayacak.

Büyük şehirlerden Anadolu’ya, tersine göç başlayacak. Anadolu, tekrar canlanacak. Gençlerimiz geleceğini yurt dışında aramayacak. Bu kalkınma hareketiyle 2,5 milyon yeni istihdam yaratacağız. İşsizlik oranı ilk 5 yılda yüzde 5’in altına düşecek. Genç işsizlik sorunu çözülecek.

Türkiye’yi kalıcı refaha ulaştıracak projelerimizi detaylarıyla anlatmaya devam edeceğim. Çünkü Türkiye bunu hak ediyor. Halkımız refahı hak ediyor. Gençlerimiz zenginliği hak ediyor. Merak etmeyin, geliyoruz. Sana söz, kalın sağlıcakla…”

Paylaşın