Bakan Dönmez Açıkladı: 274 Bin 809 Abonenin Elektriği Kesildi

Maliyetlerde yaşanan artışların elektrik tarifelerine yansıtılmasının sınırlı tutulduğunu öne süren Bakan Dönmez, Türkiye genelinde 2022 yılında dönem sonu itibarıyla borcu ödenmediği için elektriği kesik olan abone sayısının 274 bin 809 olduğunu açıkladı.

Bakan Dönmez, aynı dönem içinde borcunu ödememesi nedeniyle aboneliği feshedilen abone sayısının ise 120 bin 869 olduğunu belirtti ve bu sayının toplam abone sayısının yüzde 0,24’üne denk geldiği ifade etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, elektriğe yapılan zamların en yüksek enflasyon oranının dahi üstnde olduğunu belirterek sorular yöneltti.

Gürer, Dönmez’e “Elektrik faturalarımızda gördüğümüz sayıların üretim, iletim ve dağıtım faaliyetlerinin maliyeti ile yasal kar marjları toplamı olması gerekirken, yapılan zamlar da bu kriterler neden dikkate alınmamaktadır? Yıllık enflasyon oranı 2022 Ekim ayı itibarıyla TÜİK’e göre yüzde 84,3, İstanbul Ticaret Odası’na göre yüzde 103, Enflasyon Araştırma Grubu’na göre de yüzde 170’dir. Ancak elektriğe yapılan ortalama zam oranı en yüksek enflasyon hesaplamasının bile üzerinde olmasına müdahale edilmemesinin nedenleri nedir? 2022 yılında borcundan dolayı elektriği kesilen, iptali yapılan abone sayısı kaçtır?” diye sordu.

274 bin 809 abonenin elektriği kesildi

Önergeye yanıt veren Dönmez, perakende elektrik satış tarifesinin belirlenmesinde tarife konusu faaliyetlerle ilgili tüm maliyetlerin mevzuat gereği dikkate alınması gerektiğini belirterek, bu maliyetlerde gerçekleşen artışların/azalışların doğal sonucu olarak perakende satış tarifelerinde artışlar/azalışlar olduğunu savundu.

Maliyetlerde yaşanan artışların elektrik tarifelerine yansıtılmasının sınırlı tutulduğunu öne süren Bakan, Türkiye genelinde 2022 yılında dönem sonu itibarıyla borcu ödenmediği için elektriği kesik olan abone sayısının 274 bin 809 olduğunu açıkladı.

Bakan Dönmez, aynı dönem içinde borcunu ödememesi nedeniyle aboneliği feshedilen abone sayısının ise 120 bin 869 olduğunu belirtti ve bu sayının toplam abone sayısının yüzde 0,24’üne denk geldiği ifade etti.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre CHP’li Gürer, AKP iktidarları döneminde uygulanan yanlış ekonomi programlarının her alanda faturasının vatandaşa çıktığını belirtip, “Memleketin ışığını da söndürdüler” dedi.

Ekonomik kriz nedeni ile mağdur vatandaşın faturaları ödeyemediğini, banka kredileri ile ayakta kalmaya çalıştığını, icra dosyalarının 23 milyonu aştığını hatırlatan Gürer, “Vatandaşta gelir gider dengesi bozuldu. Sabit ve dar gelirlinin geliri yerinde sayarken gıdadan enerjiye her alanda fiyatlar katladı.

Ödeme güçlüğü çeken icralık oldu. Elektriği borçlarından dolayı kesildi. Seçim öncesi oy uğruna yapılan iyileştirmeye yönelik bazı düzenlemelerde de artık mızrak çuvala sığmadığı için fayda sağlamıyor. 14 Mayısta bu gidiş halkın oyu ile sonlanması var olan sorunların çözümünün başlangıcı olacaktır” diye konuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Konut Fiyatları Yüzde 141.5 Arttı

Türkiye genelinde konut fiyatları şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 8,4, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 141,5, reel olarak ise yüzde 56,3 oranında arttı.

Haber Merkezi / Konut fiyatları, İstanbul, Ankara ve İzmir’de ise sırasıyla yüzde 138,3, 142,1 ve 142,6 oranında yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat 2023 Konut Fiyat Endeksi (KFE) verilerini açıkladı.

Buna göre, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 8,4 oranında artan Konut Fiyat Endeksi, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 141,5, reel olarak ise yüzde 56,3 oranında arttı.

TCMB’den yapılan açıklamaya göre, Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE) (2017=100), 2023 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 8,4 oranında artarak 767,9 seviyesinde gerçekleşti.

Açıklamada şöyle denildi:

“Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 141,5 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 56,3 oranında artış göstermiştir.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2023 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre, sırasıyla 7,6, 9,5 ve 9,6 oranlarında artış gözlenmiştir.

Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 138,3, 142,1 ve 142,6 oranlarında artış göstermiştir.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Bakan Nebati’ye “300 Milyar Dolar” Yanıtı

Bakan Nurettin Nebati’nin “300 milyar dolar nasıl gelecek?” sözlerine yanıt veren Kemal Kılıçdaroğlu, “Kişi kendinden bilir işi. Erdoğan buna kim, niye yatırım sözü versin? Ancak borç verirler” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ben oradayken sen bunu göndermiştin Londra’ya; bir tarafta bizim şampiyonlar ligi ekonomistlerimiz, diğer tarafta bu. Tabii ki kimse takmaz bunu.”

Cumhur4iyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs’ta seçilmesi halinde yurtdışından “300 milyar dolarlık temiz yatırım” getireceğini söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu vaadine ilişkin “300 milyar dolar nasıl gelecek? 300 milyar dolarlık fonun buraya gelmesi için çok özel bir ikramı olması lazım. Bunun Türkçesi tefeciliktir, size tefeci faizi vereceğim bana o parayı getirin demektir” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu da Bakan Nebati’nin bu sözlerine sosyal medya hesabından yanıt vererek şunları kaydetti:

“Kişi kendinden bilir işi. Erdoğan buna kim, niye yatırım sözü versin? Ancak borç verirler. Ben oradayken sen bunu göndermiştin Londra’ya; bir tarafta bizim şampiyonlar ligi ekonomistlerimiz, diğer tarafta bu. Tabii ki kimse takmaz bunu.”

Paylaşın

12 Araştırma Şirketinin Anket Sonuçları: Partiler Ve İttifaklar Kaç Oy Alıyor?

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, araştırma şirketleri de seçimlere ilişkin yaptıkları anket sonuçlarını açıklamaya devam ediyor.

Euronews Türkçe, MetroPoll, GENAR, AR-G, Aksoy, PİAR, ALF, SAROSMAK, Yöneylem, ORC, ArtıBir ve Türkiye Raporu’nun mart ve nisan ayına ait son seçim anketlerini derledi.

MetroPoll’ün abonelerine gönderdiği nisan ayı anketine göre Cumhur İttifakı yüzde 47,8, Millet İttifakı ise yüzde 38.1 oy aldı. Aynı ankette Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Emek ve Özgürlük İttifakı’nın oyu ise yüzde 13,9 oldu.

Partiler bazında anketlerin büyük çoğunluğunda AK Parti ilk sırada, CHP ise ikinci sırada görünüyor. Cumhur ve Millet ittifaklarına bakıldığında ise anketlerin genelinde durum iktidarın geriye düştüğünü gösteriyor. HDP, MHP ve İYİ Parti’nin oy oranları ise anket firmasına göre değişiyor. DEVA ve Gelecek gibi yeni kurulan partilerin seçimde göstereceği performans da merak konusu.

Yöneylem’in 18-20 Mart’ta yaptığı ve kararsızların dağıtılmadığı son anket sonucuna göre AK Parti yüzde 30,2 oy alıyor. CHP’nin oy oranı 24,2; HDP’nin yüzde 8,4 ve İYİ Parti’nin yüzde 8. MHP ise 5,9’da kalıyor.  Ankete göre Muharrem İnce liderliğindeki Memleket Partisi yüzde 3,1 o alıyor. Türkiye İşçi Partisi’nin oyu ise yüzde 2,8. Yeniden Refah Partisi de yüzde 1,4. Millet İttifakı’ndaki diğer partilerden yüzde 0,5’i geçen yok.

MAK’ın 8-15 Mart tarihlerindeki araştırmasına göre ise kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 34,2; ana muhalefet partisi CHP ise yüzde 26’da kalıyor. İYİ Parti ise yüzde 13,6’ya kadar çıkmış durumda. HDP yüzde 9,3; MHP ise yüzde 6,3 oy alıyor. MAK’ın son seçim anketine göre DEVA Partisi yüzde 2,1; Memleket Partisi ise yüzde 1 oy alıyor. Gelecek Partisi ile Zafer Partisi’nin oy oranları yüzde 1. Yeniden Refah Partisi ise yüzde 1,4 alıyor. MAK’ın anketinde HÜDA-PAR ise yüzde 0,8 oy aldı.

Öte yandan GENAR’ın Mart ayındaki anketinde AK Parti yüzde 40,7’ye kadar çıktı.

Türkiye Raporu’nun 15 Mart’ta aboneleriyle paylaştığı anket sonuçlarına göre kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 35,4 CHP’nin oyu yüzde 27,4 İYİ Parti’nin 10,3 HDP’nin 10,1 Memleket Partisi’nin oyu ise yüde 5,6 oldu.

AR-G Araştırma’nın 14 Mart’ta açıkladığı sonuçlara göre AK Parti’nin oyu yüzde 31,4. CHP ise yüzde 27,6. Üçüncü sırada yüzde 12,9 ile İYİ Parti var. HDP yüzde 12,1; MHP ise yüzde 6,6 oy alıyor. Bunlardan başka yüzde ikiyi aşan parti görünmüyor. Diğer partilerin oyları şöyle: DEVA yüzde 1,6; Saadet yüzde 1,3; Memleket Partisi yüzde 1,3; Zafer Partisi yüzde 1,1 ve Gelecek yüzde 0,9.

Aksoy’un 8 Mart’ta yaptığı ankette en fazla oyu alan parti yüzde 31 ile AK Parti oldu. CHP’nin oyu ise yüzde 28,4 çıktı. İYİ Parti yüzde 12 oy alırken HDP’nin oy oranı ise yüzde 10,3 oldu. Aksoy’un son anketine göre MHP’nin oyu yüzde 7,2. DEVA ile Saadet Partisi’nin oyları yüzde 1,4 olarak ölçülürken Gelecek Partisi yüzde 0,9’da kaldı.

PİAR’ın 10 Mart’ta açıkladığı son ankette ise CHP en çok oyu alan parti oldu. CHP yüzde 32,3 oy alırken AK Parti yüzde 30,8’de kaldı. Diğer partilerin oy oranları ise şöyle: HDP yüzde 11,6; İYİ Parti yüzde 8,3; MHP yüzde 7,1; Gelecek Partisi yüzde 3,7; DEVA yüzde 2,1 ve BTP yüzde 1,8.

ALF’nin 6-7 Mart tarihlerinde bin 770 kişinin katılımı ve bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yoluyla gerçekleştirdiği ankette de CHP ilk sırada yer alıyor.

Buna göre CHP az farkla AK Parti’nin önüne geçti. Kararsızlar dağıtılınca CHP yüzde 31,8 oy alırken AK Parti yüzde 31’de kaldı. HDP yüzde 11,3 oy alırken İYİ Parti yüzde 8,9 ve MHP yüzde 6,5 oy alıyor.

Ankete göre Ali Babacan liderliğindeki DEVA’nın oy oranı yüzde 1,5. Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanı olduğu Gelecek Partisi ise yüzde 1,3 oy alıyor. ALF’nin bu son seçim anketine göre Yeniden Refah Partisi yüzde 1,9; Zafer Partisi yüzde 1,6 ve Memleket Partisi yüzde 2,2 oy alıyor.

Aksoy Araştırma’nın 23-26 Şubat tarihlerinde yaptığı ankette ise AK Parti yüzde 32,1; CHP ise yüzde 27,3 oy aldı. Ankete göre İYİ Parti yüzde 13,6; HDP yüzde 12 ve MHP yüzde 6,8 oy aldı.

Öte yandan diğer anketlerin büyük çoğunluğunda AK Parti ilk sırada yer alıyor.

Yöneylem Sosyal Araştırmalar tarafından 18-20 Mart tarihleri arasında yapılan ankette AK Parti’nin oyu yüzde 30’ün üzerinde görünüyor.

Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı arasında kaç puan fark var?

2023’te yapılan son seçim anketlerinin çoğunda CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti’den oluşan Millet İttifakı AK Parti ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın önünde görünüyor.

Aksoy’un 8 Mart tarihli anketinde Millet İttifakı yüzde 44,1 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 38,2’de kaldı.

ALF’nin 6-7 Mart tarihindeki anketinde Millet İttifakı yüzde 43,5 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 37,5’te kaldı. Aksoy’un 23-26 Şubat tarihli anketinde ise Millet İttifakı (yüzde 43,3), Cumhur İttifakı’na (yüzde 38,9) 4,4 puan fark attı.

Öte yandan Cumhur İttifakı’nın genişlemeye yönelik görüşmelerini sürdürüyor. Bunlardan birisi de Yeniden Refah Partisi.

HDP Millet İttifakı’na destek verirse durum nasıl?

Son seçim anketlerine göre seçim sonrası ortaya çıkacak meclis aritmetiğinde HDP’nin Millet İttifakına destek vermesi durumunda Cumhur İttifakı oldukça geride kalıyor.

Ancak oy oranları ile partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı aynı değil. Şehirlerdeki ittifaklara göre partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı değişecek.

HDP’nin destek vermesi verdiği seçeneklerin hepsinde Millet İttifakı önde görünüyor. Aksoy’un 8 Mart tarihli anketinde Millet İttifakı ile HDP’nin toplam oy oranı yüzde 54,4’e çıkıyor. Cumhur İttifakı ise yüzde 38,2.

24 Haziran 2018 seçimlerinde partilerin oy oranı kaçtı?

24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerinde partilerin aldıkları oy oranı şöyle idi: AK Parti yüzde 42,3; CHP yüzde 22,8; HDP yüzde 11,5; MHP yüzde 11,2; İYİ Parti yüzde 10,1 ve Saadet yüzde 1,4.

Paylaşın

TİP Lideri Baş’a ‘Tito Artığı’ Diyen Mustafa Destici Özür Diledi

TİP Genel Başkanı Erkan Baş’a ‘Tito artığı’ diyen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, katıldığı bir televizyon yayınında, “Eğer ağzımdan da yanlış bir şey çıkmışsa onlardan özür dilerim, özür dilemekten hiç çekinmem” dedi.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, 24 TV canlı yayınına katıldı. Destici, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş hakkında söylediği ‘Tito artığı’ sözleri hakkında açıklama yaptı.

BBP Lideri Destici, “Eğer ağzımdan da yanlış bir şey çıkmışsa onlardan özür dilerim, özür dilemekten hiç çekinmem” ifadelerini kullandı. Destici, şunları söyledi:

“Dolayısıyla ben hiçbir Boşnak, Makedonyalı, Arnavut, Kosovalı, Karadağlı, Batı Trakyalı ya da Bulgaristan’daki Türkleri incitmek istemem. Onlar zaten ödemesi gereken bedeli ödemişler, canlarını vermişler, topraklarını vermemişler.

Orada hâlâ Türklük ve İslam adına nöbet tutuyorlar. Biz burada kendi bağımsız devletimizin içinde hür bir şekilde yaşıyoruz, bayrağımızın altında, ama onlar büyük sıkıntı çekmişler, ağır bedeller ödemişler ve hâlâ o topraklarda aldıkları emaneti canları pahasına taşıyorlar.”

Ne olmuştu?

Destici, katıldığı bir programda Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ı hedef alarak, “Adam Tito artığı, Yugoslavya’da Tito rejimi vardı. Buradan geçiyorsun Almanya’ya. Tamamen sol örgütler içerisinde. Belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun ve Türkiye’ye gönderiliyorsun.

Senin gerçek soyadın ne? Jusoviç. Türkiye’de Baş’ı kullanıyorsun. Soyadı Baş olan siyasetçi kim? TİP’in genel başkanından söz ediyorum. Türk milletinin karşısına Jusoviç diye çıkabiliyor musun? Aç bak Google’a. Gerçeğin toplumdan gizlenmesini doğru bulmuyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan DSP Genel Başkanı Aksakal’a “Küffar” Tepkisi

DSP Lideri Aksakal’ın “14 Mayıs’ta vatanımızı küffara teslim etmeyeceğiz” sözlerine tepki gösteren Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Ya bu insan küffarın anlamını bilmiyor ya da Ramazan’da bu milletin yüzde 50’sine, ‘Kafir’ diyor” dedi ve ekledi:

“Önder Aksakal bunu cehaletinden söylüyor olabilir. Bunu eğer Kılıçdaroğlu söylemiş olsaydı, Sayın Erdoğan, ona dünyayı dar etmek isterdi değil mi?”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhur İttifakı’na katılan DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, “Bu seçim geçmiş dönemlerdeki gibi bir sağ-sol seçimi değil, vatan millet seçimidir. İnşallah 14 Mayıs’ta vatanımızı küffara teslim etmeyeceğiz” şeklindeki ifadelerine tepki gösterdi.

FOX TV yayınına katılan Davutoğlu, “kafir” anlamına gelen “küffar” ifadesini kullanan Aksakal için şunları söyledi:

DSP Genel Başkanı dedi ki, “Küffara teslim etmeyeceğiz” dedi. Ya bu insan küffarın anlamını bilmiyor ya da Ramazan’da bu milletin yüzde 50’sine, “Kafir” diyor. Benim huzurumda böyle bir şey söylenseydi ben hemen özür dilenmesini isterdim.

Erdoğan, İslam’ı bildiğini iddia ediyor. Bu Kur’an-ı Kerim’in esasında insanlara, ‘kafir’ demek var mı? Bu altı lider de mümindir, Müslüman’dır. Önder Aksakal bunu cehaletinden söylüyor olabilir. Bunu eğer Kılıçdaroğlu söylemiş olsaydı, Sayın Erdoğan, ona dünyayı dar etmek isterdi değil mi?

Ne olmuştu?

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal Malatya Deprem Konutları Temel Atma Töreni’nde, Millet İttifakı’na yönelik ‘küffar’ (kafirler) ifadesini kullanarak, “Bu seçim geçmiş dönemlerdeki gibi bir sağ-sol seçimi değil, vatan millet seçimidir. İnşallah 14 Mayıs’ta vatanımızı küffara teslim etmeyeceğiz” demişti.

Paylaşın

En Fazla İstihdam Kaybeden Sektör “Tekstil”

Ocak ayında tekstil ürünleri imalatı sektörü, 91 bin 510’luk çalışan sayısı ile en fazla istihdam kaybeden sektör oldu. Yıllık değişimi de yüzde 18,4 oranında daralmaya işaret etti. 89 alt sektörün 19’unda sigortalı ücretli çalışan sayısında azalma görüldü.

Haber Merkezi / Tekstil ürünleri imalatı dışında, finansal hizmetler (16 bin 543), ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar (12 bin 862) ve hukuki ve muhasebe faaliyeti sektörleri de (7 bin 427) çalışan sayısı olarak istihdamı en çok daralan diğer sektörler arasında yer aldı.

Oransal olarak bakıldığında ise istihdam en hızlı ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar sektöründe (yüzde 25,5) geriledi. Bu sektörü yüzde 18,4 azalışla tekstil ürünleri sektörü takip etti.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 31 Mart’ta yayımladığı Ocak 2023 verilerinden yola çıkarak İstihdam İzleme Bülteni hazırladı.

Buna göre Ocak’ta toplam sigortalı çalışan sayısı yıllık olarak yüzde 3,5 (766 bin) arttı, aylık olarak ise yüzde 3,4 (805 bin) azaldı ve 22 milyon 935 bin olarak gerçekleşti.

Toplam sigortalı çalışanların yüzde 72,2’sini ücretli çalışan grubu oluşturdu ve istihdamın genel seyrinde belirleyici oldu. Bu gruptaki yıllık değişim yüzde 3,8 (612 bin 732) artış yönlü olurken aylık olarak yüzde 4,5 (779 bin 635) oranında gerileme yaşandı.

Diğer taraftan, esnaf-çiftçi grubundaki yıllık değişim ise yüzde 2,6 artış yönünde oldu. Ancak alt sınıflarda değişimler farklılaştı. Bu dönemde esnaf sayısında yüzde 3 (75 bin 739), çiftçi sayısında ise yüzde 0,6 (3 bin 111) artış görüldü.

Bu gruptaki aylık değişimler ise esnaf sayısında yüzde 0,3, çiftçi sayısında ise yüzde 3,2 oranında düşüş şeklinde oldu.

Kamu sektöründe sigortalı çalışan sayısındaki yıllık artış yüzde 2,3, aylık düşüş yüzde 0,3 olarak kaydedildi.

İnşaatta istihdam artmaya devam ediyor

Ocak’ta inşaat dışındaki sektörlerin hemen hepsinde yılın en düşük istihdam artış oranları gerçekleşti. Özellikle imalat ve toptan-perakende ticaret sektörlerindeki ivme kayıpları dikkat çekmekti.

Sigortalı ücretli çalışanların yüzde 52,3’ü üç ana sektörde istihdam edildi. Bu sektörler, sırasıyla, imalat (yüzde 26,8), toptan ve perakende ticaret (yüzde 15,4) ve inşaat (yüzde 10,1) oldu.

Yıllık değişimlere bakıldığında, imalat ve toptan-perakende ticaret sektörlerinde yıllık artışların önemli oranda gerilediği; imalatta yüzde 0,4’e, toptan ve perakende ticaret sektöründe ise yüzde 2,9’a düştüğü gözlendi.

Bunun yanı sıra, inşaat sektöründe yaşanan artış eğilimi yüzde 13,3 ile hızlanarak devam etti. Diğer taraftan, hizmet sektörlerinden finans ve sigorta faaliyetlerinde istihdam yıllık olarak yüzde 5,1 oranında daraldı. Diğerlerinde de artış oranları önemli oranda düşmüştü.

Deprem bölgesindeki istihdam kayıpları

Ocak ayı itibarıyla deprem bölgesinde yer alan 11 ilin sigortalı ücretli istihdam içindeki payı yüzde 7,7 oldu. Çalışan sayısındaki düşüşler yıllık 465 bin 695 (yüzde 26,8), aylık ise 614 bin 272 (yüzde 32,5) olarak kaydedildi.

Ocak’ta afet bölgesindeki iller başta olmak üzere 13 ilde istihdam yıllık olarak geriledi. Maraş 113 bin 330 (yüzde 68,1), Hatay ise 111 bin 344 (yüzde 57,9) çalışan kaybı ile istihdamı en fazla daralan ilk iki il olarak kayıtlara geçti.

Onları 92 bin 89 ile Gaziantep (yüzde 25,8), 53 bin 78 ile Malatya (yüzde 45,9) ve 30 bin 453 ile Adıyaman (yüzde 46,7) izledi.

Adana (yüzde 6,5), Osmaniye (yüzde 29), Urfa (yüzde 10,4), Elazığ (yüzde 4,9) ve Kilis de (yüzde 11,2) deprem bölgesinde olan ve en fazla istihdam kaybı yaşayan diğer iller oldu.

En büyük düşüş tekstilde

Ocak’ta tekstil ürünleri imalatı sektörü, 91 bin 510’luk çalışan sayısı ile en fazla istihdam kaybeden sektör oldu. Yıllık değişimi de yüzde 18,4 oranında daralmaya işaret etti.

89 alt sektörün 19’unda sigortalı ücretli çalışan sayısında azalma görüldü. Tekstil ürünleri imalatı dışında, finansal hizmetler (16 bin 543), ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar (12 bin 862) ve hukuki ve muhasebe faaliyeti sektörleri de (7 bin 427) çalışan sayısı olarak istihdamı en çok daralan diğer sektörler arasında yer aldı.

Oransal olarak bakıldığında ise istihdam en hızlı ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar sektöründe (yüzde 25,5) geriledi. Bu sektörü yüzde 18,4 azalışla tekstil ürünleri sektörü takip etti.

Paylaşın

Volkswagen, 10 Yeni Elektrikli Araç Modeli Piyasaya Sürmeye Hazırlanıyor

Volkswagen CEO’su Thomas Schafer, şirketin 2026 yılına kadar 10 modeli daha tanıtmayı planladığını söyledi. Schafer, son olarak ID.7 elektrikli araç modelini tanıttı.

Thomas Schafer, şirketin Çinli girişim ortaklarıyla birlikte tasarım, üretim ve araştırma-geliştirme alanlarına büyük yatırımlar yaptığını ve Anhui eyaletindeki Ar-Ge merkezinde yaklaşık 2 bin kişi istihdam ettiğini belirtti.

Alman otomotiv devi Volkswagen, 2026 yılına kadar 10 elektrikli araç modelinin daha tanıtımını yapmayı planladıklarını açıkladı. Şirket salı günü yaptığı açıklamada, yatırım konusunda Çin’e olan bağlılıklarını da sürdürdüklerini vurguladı.

Çin’de uzun yıllardır en çok satan binek araç markası olan Volkswagen, elektrikli araçların piyasaya sürülmesinde Çinli rakiplerinin gerisinde kaldığı için bu ülkedeki pazar payı gittikçe azalan büyük markalar arasında yer alıyor. Alman otomobil üreticisinin Çin’deki satışları 2022’de 3,18 milyon araca geriledi.

Şubat ayında Çinli elektrikli araç üreticisi BYD, Volkswagen’i geride bırakarak son dört ayda ikinci kez Çin’de en çok satan binek otomobil markası oldu.

Son olarak ID.7 elektrikli araç modelini tanıtan Volkswagen CEO’su Thomas Schafer, şirketin 2026 yılına kadar 10 modeli daha tanıtmayı planladığını söyledi.

Schafer, şirketin Çinli girişim ortaklarıyla birlikte tasarım, üretim ve araştırma-geliştirme alanlarına büyük yatırımlar yaptığını ve Anhui eyaletindeki Ar-Ge merkezinde yaklaşık 2 bin kişi istihdam ettiğini belirtti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Demirtaş, Seçim Sonucu Tahminini Açıkladı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin sonucuna ilişkin tahminde bulunan Demirtaş, “Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turda muhalefet kazanır, parlamentoda da çoğunluğu alır” dedi ve ekledi:

“Yargıyı siyasetin baskısı, kontrolü, etkisinden çıkarmak bile ilk etapta rahatlatmaya yol açar. Sonrasında, uzun vadeli bir demokratik dönüşüm programına ihtiyaç var. Bunca yıkımın enkazı, öyle üç beş günde temizlenemez. Önce Erdoğan rejimi sandığa gömülecek sonrasında yapacak çok iş var.”

Demirtaş, Memleket Partisi lideri Muharrem İnce’nin HDP’yle ilgili “PKK’lılarla anlaşma yapmam” sözleri için, “Siyaset ilkeler üzerinden yapılmayınca bu tür savrulmalar normaldir. Kendisine bu sözleri yakıştıramıyorum. Muharrem Hoca çok ayıp ediyor, bu yakışıksız sözler seçimden sonra da üstüne yapışıp kalacak. Üç beş oy uğruna milyonlarca HDP’liyi aşağılamaya, incitmeye kimsenin hakkı yok” dedi.

Demirtaş, Erdoğan’ın “Bunlar, engerekler ve çıyanlardır”, “Bunlar katil, bunlar terörist” sözleri hatırlatılınca da, “Beni zerrece üzmüyor, gülüp geçiyorum. Sandıkta halk, herkesin notunu verince ne olduğunu göreceğiz. O sözler Kürtlerde daha fazla kenetlenmeye yol açar, başka da bir etki yaratmaz” diye konuştu.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gerçek Gündem‘e açıklamalarda bulundu. Demirtaş’ın açıklamaları şöyle:

“Erdoğan’ın ‘asıl hüküm giymesi gerekenden daha hüküm giymedi’ sözlerinin ardından ‘Kobani davasında’ mütalaa sunuldu. Davada gözlerden kaçırılan neler yaşanıyor? Kobani davası Erdoğan’a seçim kazandırır mı?

Erdoğan algı operasyonlarıyla bizi suçlu ilan edip halktaki saygınlığımızı, etkimizi kırmaya ve bunun üzerinden de tüm muhalefeti suçlayarak tabanını bir arada tutmaya etmeye çalışıyor. Aynı çirkin yöntemi 2019 yerel seçimlerinde de bolca kullandı ama ters tepti. Şimdi de farklı olmayacağına inanıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diyarbakır’a ve Kürt kardeşlerime en çok eziyet etmiş tek parti faşizminin temsilcisi CHP’nin kurduğu masaya yancı yazıldılar” sözleriyle HDP’ye tepki gösterdi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerçeklik duygusunu, her türlü etik değerini yitirmiş, panikle konuşan bir siyasetçi görüntüsü çiziyor Erdoğan. Ben 6,5 yıldır hapisteyim ama Türkiye genelinde, hatta uluslararası arenada saygınlığım da inandırıcılığım da Erdoğan’dan fazladır demem yanlış olmaz.

HDP, Erdoğan’ın akıl almaz saldırıları karşısında dimdik ayakta kalmayı başarmış bir mucizedir. İşte bu gerçekler Erdoğan’ı öfkelendiriyor ve bize saldırmak dışında elinden hiçbir şey gelmiyor. Oysa tüm bu saldırılar bize eritmiyor, tersine büyütüyor.

Bir hukukçu olarak, 15 Mayıs sonrası, kaybeden bir AKP’nin ardından adalet sisteminde nasıl bir ‘restorasyon beklentiniz’ var. Size göre, tartışmalı kararlar ve yargılama süreçleri ile dolu bu ‘miras’ nasıl temizlenebilir?

Yargıyı siyasetin baskısı, kontrolü, etkisinden çıkarmak bile ilk etapta rahatlatmaya yol açar. Sonrasında, uzun vadeli bir demokratik dönüşüm programına ihtiyaç var. Bunca yıkımın enkazı, öyle üç beş günde temizlenemez. Önce Erdoğan rejimi sandığa gömülecek sonrasında yapacak çok iş var.

Size göre bir gün bu ülkede…………………..

Hırsızlardan, katillerden, talancılardan hesap sorulacak.”

Paylaşın

Taliban Yönetimindeki Afganistan’da Kız Öğrencilere Bir Yasak Daha

Ağustos 2021 yılında Afganistan’da kontrolü ele geçiren Taliban’ın son olarak, ülkenin güneyinde sivil toplum örgütleri tarafından desteklenen eğitim merkezleri ve enstitüleri ani bir kararla kapattığı bildirildi.

Sivil toplum örgütleri tarafından desteklenen eğitim kurumlarında ağırlıklı olarak altıncı sınıftan sonra okula devam etmeleri yasak olan kız çocukları eğitim görüyordu.

Taliban’a bağlı Eğitim Bakanlığından konuya dair yapılan açıklamada Helmand ve Kandahar vilayetlerinde söz konusu okullarda bir heyet tarafından yapılan inceleme neticesinde kapatma kararının alındığı ve ilgili merkezlere bildirildiği belirtildi.

Adı geçen iki vilayet, Taliban’ın etkisinin en yüksek olduğu yerleşim merkezleri olarak biliniyor. Kapatma kararının gerekçesi ise açıklanmadı.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın