Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Milyonlarca Kürde Terörist Muamelesi Yapılıyor

Sosyal medya hesabından ‘Kürtler’ notunu düştüğü bir video paylaşan Kılıçdaroğlu, “Son yıllarda ne zaman seçim konuşsak, Saray ne zaman seçimi kaybedeceğini görse Kürtlere toplu bir yaftalama, terörist muamelesi yapma durumu başlıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Utanç verici. Gerçekten de utanç verici. Şu anda milyonlarca Kürde terörist muamelesi yapılıyor. Her gün, durmadan. Her gün milyonlarca lirayı sosyal medya trollerine harcıyorlar. O troller bana hakaret edebilmek adına Kürtlere terörist muamelesi yapıyorlar.

İnsanımızı devlete yabancılaştırıyorlar. Ne için? 3-5 oy için. Utanmıyorlar. Gerçekten de utanmıyorlar. Bay Kemal’e iftira atacaklar diye milyonlarca insanın haysiyetiyle oynanır mı? Allah aşkına, söyleyin bana. Milyonlarca insanın haysiyetiyle oynanır mı?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, bu akşam Twitter hesabından “Kürtler” notunu düştüğü bir video paylaştı. Kılıçdaroğlu, son yıllarda seçim sürecinde Kürtlere “terörist” muamelesi yapıldığını belirterek Türk-Kürt kardeşliğine değindi.

Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Sevgili halkım. Son yıllarda ne zaman seçim konuşsak, Saray ne zaman seçimi kaybedeceğini görse Kürtlere toplu bir yaftalama, terörist muamelesi yapma durumu başlıyor. Utanç verici. Gerçekten de utanç verici. Şu anda milyonlarca Kürde terörist muamelesi yapılıyor. Her gün, durmadan.

Her gün milyonlarca lirayı sosyal medya trollerine harcıyorlar. O troller bana hakaret edebilmek adına Kürtlere terörist muamelesi yapıyorlar. İnsanımızı devlete yabancılaştırıyorlar. Ne için? 3-5 oy için. Utanmıyorlar. Gerçekten de utanmıyorlar. Bay Kemal’e iftira atacaklar diye milyonlarca insanın haysiyetiyle oynanır mı? Allah aşkına, söyleyin bana. Milyonlarca insanın haysiyetiyle oynanır mı?

Sevgili halkım. Siz bu yaptıkları propagandaya sakın ama sakın kanmayın. Kardeşlik hukukumuzu unutmayın. Kesinlikle unutmayın. Türk ile Kürdü kardeş yapan kader var. Kader bizi bir araya getirdi. Kader bize kardeş olun, dedi.

Kader bizi Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da koyun koyuna yatırdı. Kardeş sevgisi gibi derin bir sevgi yoktur. Yüzyıllardır beraber kaldık, beraber yaşadık. Hiçbirimiz yolumuza yalnız gitmedik, gidemedik. 3-5 oy için kardeşliğe kimsenin zarar vermesine asla ve asla izin vermeyeceğim. Az kaldı.”

Paylaşın

Dünya’ya Çarpan En Büyük Asteroit, Dinozorları Öldüren Asteroit Olmayabilir

Bilim insanları, 200 milyon yıl önce Dünya’ya çarpan ve Wredefort Krateri’ni oluşturan asteroittin 66 milyon yıl önce dinozorları öldüren asteroitten daha büyük olabileceğini öne sürdüler.

Haber Merkezi / Güney Afrika’nın Johannesburg kentinin yaklaşık 120 km güneybatısında yer alan Wredefort Krateri’nin çapı yaklaşık 159 km.

Bilim insanlarının yaptığı son araştırmalar, 200 milyon yıl önce oluşan Wredfort Krateri’nin başlangıçta 250 ila 280 km çapında olduğunu gösteriyor.

Konuya ilişki daha önce yapılan araştırmalarda Wredfort Krateri’nin başlangıçta 172 km çapında olduğu tahmin edilmişti.

Bilim insanları, bu tahmine dayanarak, krateri oluşturan asteroitin yaklaşık 15 km genişliğinde olduğu ve saatte yaklaşık 53.900 km hızla çarptığını hesaplamışlardı.

Journal of Geophysical Research: Planets dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, bilim insanları Wredfort Krateri’ni yeniden ölçtüler ve asteroitin boyutu hakkında yeni bilgiler buldular.

Bilim insanları, asteroitin 20 ila 25 km çapında olduğunu ve 72.000 ile 90.000 km/s arasında Dünya’ya çarptığını buldular.

Araştırmanın baş yazarı Natalie Allen, kraterlerin boyutunun daha doğru bir tahmininin, Dünya’da ve güneş sistemi boyunca bulunan diğer kraterlere de ışık tutabileceğini söyledi.

Dinozorları öldüren asteroid yaklaşık 66 milyon yıl önce Dünya’ya çarpmıştı ve yaşamın yaklaşık yüzde 75’ini yok etmişti.

Araştırmalar Wredfort Krateri’ni oluşturan asteroidin dinozorları öldüren asteroidin neredeyse iki katı büyüklüğünde olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları, Dünya tarihindeki en büyük enerji salınımının belki de o zaman gerçekleştiğini söylüyorlar.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Ya Demokrasi Ya Diktatörlük

İBB’nin Çatalca’da düzenlediği programda konuşan Kılıçdaroğlu, “İktidar için çalışacağız. ‘Nasıl olsa kazanıyoruz, oturalım’ dediğiniz anda bu iş olmaz. Çalışacağız. Hep beraber, birlikte çalışacağız. Çünkü gün, bir siyasi parti günü değil” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gün, artık bir Türkiye günüdür. Ya demokrasi ya diktatörlük; arada tercihimiz olacak. Demokrasiden, insan haklarından yana, adaletten yana, hak ve hukuktan yana, kadın ve erkek eşitliğinden yana mücadele edeceğiz. Herkesin karnının doyduğu, her evde huzurun olduğu bir Türkiye için çalışacak ve mücadele edeceğiz.”

Konuşmasının devamında 418 milyar doları hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Sanıyorlar, ‘götürdük ve bunu kimse alamaz’. Alacağım, alacağım. Bay Kemal, onların tamamını alacak. Tamamını alacağım. Onların gece yatmadığını, kabuslar gördüklerini de biliyorum. Ama kul hakkı yemek en büyük günahsa kul hakkı yiyenleri asla ve asla affetmeyeceğim” ifadelerini kullandı.

Sandık güvenliğine de değinen Kılıçdaroğlu, “Heyecanınızı 14’ünde kaybetmeyin, sandığa gidin, komşunuzu, yakınınızı alın. Aman ‘bugün hava güzel, biz pikniğe gidelim’ demeyeceksiniz. Sandığa gideceksiniz. Bütün sandıkların güvenliğini aldık, ondan emin olun. Bütün sandıkların güvencesi alınmış vaziyette. Hiç endişe etmeyin” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün İBB’nin Çatalca’da düzenlediği sığır süt yemi ve mazot dağıtımı programına katıldı. ANKA’nın aktardığına göre Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Baharı beraber, birlikte getireceğiz. Göreceksiniz, güzel Türkiye’yi göreceksiniz. Güzel Türkiye’de hep birlikte yaşayacağız. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci, hep birlikte huzur içinde yaşayacağız. Sözüm söz. Size gerçekten de mutlu bir yaşam vadediyorum. Huzurlu bir yaşam vadediyorum.

Gerginliklerden arınmış bir Türkiye vadediyorum. Kucaklaşan bir Türkiye vadediyorum. Az önce Büyükşehir Belediye Başkanı’mızı dinlediniz, Cumhurbaşkanı Yardımcımızı dinlediniz. Çatalca’nın köylerine yaptığı yardımları da ifade etti. O Çatalca’ya, biz bütün Türkiye’ye aynı yardımları yapacağız. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye inşa edeceğiz.

Sevgili anneler; evlatlarınızı okula gönderirken beslenme çantası uygulamasına artık son. Çünkü evlatlarımız, okulda arkadaşları ile beraber suyunu içecek, sütünü içecek, yemeğini yiyecek, karnı tok evine dönecek. Böylece hiçbir anne, ‘acaba beslenme çantasına bugün ne koyayım’ diye düşünmeyecek. Evlatlar, hepimizin evladı. En iyi beslenmeyi hak ediyorlar. 20 yıldır yapamadılar. Allah nasip eder, göreceksiniz, ilköğretim döneminde yapacağız. Bütün Türkiye duyacak. Bütün dünya duyacak.

“Ya demokrasi ya diktatörlük”

İktidar için çalışacağız. ‘Nasıl olsa kazanıyoruz, oturalım’ dediğiniz anda bu iş olmaz. Çalışacağız. Hep beraber, birlikte çalışacağız. Çünkü gün, bir siyasi parti günü değil. Gün, artık bir Türkiye günüdür. Ya demokrasi ya diktatörlük; arada tercihimiz olacak. Demokrasiden, insan haklarından yana, adaletten yana, hak ve hukuktan yana, kadın ve erkek eşitliğinden yana mücadele edeceğiz. Herkesin karnının doyduğu, her evde huzurun olduğu bir Türkiye için çalışacak ve mücadele edeceğiz.

Esnaf kardeşlerimiz var etrafta. Esnafın pandemi dönemindeki aldığı kredilerin faizlerini sileceğiz. Çiftçinin aldığı kredilerin faizlerini sileceğiz. Onların huzur içinde hizmet vermelerini ve kazanmalarını sağlayacağız. Beşli Çete kazanmayacak, çiftçi kazanacak. Beşli çete kazanmayacak, esnaf kazanacak. Esnaf için, çiftçi için, üreten için çalışacağız. Bazen diyorlar ki ‘Efendim beşli çetelerden bu parayı nasıl alacaksın?’. Adalet içinde, söke söke alacağım. Hiç endişe etmeyin. Söke söke alacağım. Her kuruşu alacağım.

Götürdüler ya dışarıya 418 milyar doları. Sanıyorlar, ‘götürdük ve bunu kimse alamaz’. Alacağım, alacağım. Bay Kemal, onların tamamını alacak. Tamamını alacağım. Onların gece yatmadığını, kabuslar gördüklerini de biliyorum. Ama kul hakkı yemek en büyük günahsa kul hakkı yiyenleri asla ve asla affetmeyeceğim.

Demokrasi için beraberiz, altı lider bir aradayız. Tek hedefimiz Türkiye. Türkiye huzur içinde yaşasın istiyorum. Az önce Ekrem Başkan’ımız söyledi, ‘Partizanlık yapamayacağız’ diye. Partizanlık yok. Kişinin kimliği başımın üstüne, inancı başımın üstüne.

Ben, şuna bakacağım; o evde herkeste huzur var mı, o evde çocukların karnı tok mu, o evde anne çocuklarını huzur içinde yatağa yatırıyor mu? O evde huzur varsa benim için de bütün dünyada ve Türkiye’de huzur var demektir. Ama bir çocuk açsa, artık diyeceğim ki ’85 milyon açız’. Çünkü o çocuğun önce karnının doyması lazım.

Felsefem, inancım, dünyaya bakışım da bu. Saraylarda oturmayacağız. Çankaya Köşkü’ne, Gazi Mustafa Kemal’in oturduğu ve Türkiye’yi yönettiği yere gideceğiz. Onlar, sarayın meraklısı. Onlar, para meraklısı. Onlar, dolar meraklısı. Onlar, haram yeme meraklısı. Ama bizde öyle bir merak yok. Çok şükür mütevazı yaşıyoruz. Güzel yaşıyoruz. Herkese hizmet etmekten de onur duyuyoruz. Herkes ile beraber ve birlikte olacağız.

Geçen seçimlerde AK Parti ve MHP’ye oy veren vatandaşlarıma da seslenmek isterim. Bakınız, Türkiye’ye bakınız. Her yerde bir huzursuzluk var. Her yerde bir sorun var. Esnaf hayatından memnun değil, çiftçi hayatından memnun değil.

Evladını üniversiteye gönderen anne ve baba hayatından memnun değil. Herkeste bir endişe, ‘Ne olacak bu memleketin hali’ diye. Onlara sesleniyorum. 22 yıldır ülkeyi yönetenler, bugün Türkiye’yi nereye getirdiler? Herkese el avuç açar duruma geldik. Bakınız, Suriye’de 34 askerimiz şehit oldu. Beyefendi, koşa koşa Putin’in kapısına gitti, dakikalarca bekledi Putin’in kapısında. Kronometreyi açtı Putin, bütün dünyaya onu gösterdi.

O, Türkiye Cumhuriyeti için bizim kabul edebileceğimiz bir olay değildir. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, bir başka ülkenin başkanının kapısı önünde saatlerce, dakikalarca beklemez. Bekletmeyeceğiz ve olmayacak böyle bir tablo. Oysa ne olması gerekirdi? Şehit olan bizim askerimiz, onların bizden özür dilemesi gerekirdi, değil mi? Şehit olan bizim askerimiz. Ne diyor? ‘Dünya lideriyim’ diyor. Sen geç onları, kapıda dakikalarca beklendin mi? Kronometre açıldı mı? Geç onları geç.

“Bütün sandıkların güvenliğini aldık”

Heyecanınızı 14’ünde kaybetmeyin, sandığa gidin, komşunuzu, yakınınızı alın. Aman ‘bugün hava güzel, biz pikniğe gidelim’ demeyeceksiniz. Sandığa gideceksiniz. Bütün sandıkların güvenliğini aldık, ondan emin olun. Bütün sandıkların güvencesi alınmış vaziyette. Hiç endişe etmeyin.

Dolayısıyla kadın kardeşlerime seslenmek isterim. Acı ve sorunu yaşayan sizsiniz. Sizin huzur içinde yaşayabileceğiniz güzel bir Türkiye’yi inşa etmek istiyorum. Aile Destekleri Sigortası’nı, Allah nasip ederse uygulamaya koyacağız. Göreceksiniz, hiçbir kadını bir erkeğe muhtaç ettirmeyeceğim. Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek, hiç kimsenin yoksulluğunu afişe etmeyeceğiz. Herkesin sorunu ile ilgileneceğiz. Her sorunu çözmeye çalışacağız. Bizi şimdi suçluyorlar.

Hangi gerekçe ile suçladıklarını da biliyorum. Gaffar Okan’ın katilleri ile iş tutanlar, bizi suçlayamazlar. Gaffar Okan’ın katilleri ile iş tutanlar, bizi suçlamaya kalkanlar; çatalca meydanından söylüyorum. Bizim, CHP’nin iki kırmızı çizgisi var. Bir; vatan. İki; bayrak. Bunu her yerde söyleyin. Deyin ki ‘Gittik, Bay Kemal’e sorduk, senin kırmızı çizgin nedir diye. Bay Kemal dedi ki benim iki kırmızı çizgim var. Bayrağım ve vatanım.’

Katillerle, teröristlerle iş tutanlar, bize ders vermeye kalkamazlar. Biz, Kuvayi Milliyeciyiz. Onlar Kuvayi Milliye’nin ne olduğunu da bilmezler. Biz her şeyi biliriz. Tarihimizi biliriz, geleceğimizi inşa etmek isteriz.

Fidan gibi evlatlarımız geleceklerini yurt dışında bekliyorlar. ‘Almanya’ya mı, Fransa’ya mı, Kanada’ya mı gideyim’ diye bekliyorlar. O evlatlarımıza öyle güzel bir Türkiye inşa edeceğiz ki, gidenler de Türkiye’ye gelecek. Burada çalışacaklar, burada üretecek ve kazanacaklar. Burada evlenecek, burada anne ve babalarına güzel torunlar verecekler.

(Her şey çok güzel olacak sloganı üzerine) Her şey gerçekten de her şey çok güzel olacak. Her şeyi çok güzel yapacağız. İnanın. Bizim mala ve mülke ihtiyacımız yok. Plato’nun söylediği, 2 bin 400 yıl önce söylediği güzel bir söz var; ‘İktidar sahipleri, iktidardayken zenginleşiyorlarsa sizin haklarınızı değil kendi mallarını korumaya başlarlar’. İktidar sahiplerinin zenginleşmesini asla kabul etmiyoruz. Size hizmet, hakka hizmettir. Bunu unutmayın.”

Paylaşın

The Economist: Erdoğan İçin ‘Zaman Daralıyor’

Londra merkezli uluslararası haftalık haber dergisi The Economist’in son sayısında yayımlanan Türkiye analizinde, 6 Şubat Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan depremlerinin ardından toparlanmanın yıllar alacağı vurgulanırken, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için ‘zamanın daraldığı’ belirtildi.

The Economist’in görüştüğü uzmanlar da toparlanmak için zamanın Erdoğan’ın vaat ettiği kadar kısa olmadığını belirtirken, ayrıca mevcut politikaların da toparlanma için engel teşkil ettiğini belirtiyor. The Economist, seçimler yaklaşırken Erdoğan’ın daha fazla baskı hissettiği kanaatinde.

Sol Haber’in aktardığı The Economist’te yer alan Türkiye analizi şöyle:

“Şubat başında Türkiye’yi vuran depremin yerle bir ettiği ilçelerden biri olan Nurdağı’nın kuzeyindeki çamlarla kaplı tepelerin arasından kıvrıla kıvrıla uzanan uzun bir yolda buldozerler, yeni toplu konutların yerlerini açmak için toprağı delip geçiyor. Evler tamamlandığında, yerinden edilmiş yaklaşık 450 aileyi barındıracak. Ama çok daha fazlasına ihtiyaç duyuluyor. Deprem, Nurdağı genelinde binden fazla binayı yerle bir etti. Kalanlarsa ayakta duramayacak kadar hasarlı. Yerelden bir yetkili, daha büyük binaların hiçbirinin güvenli olmadığını söylüyor. Yeniden ayağa kalkmadan önce, depremin öncesinde 40 bin kişiye ev sahipliği yapan ilçenin bir bütün olarak yıkılması gerekecek.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat ayında afet bölgesini gezerken “Sıfırdan inşa edeceğiz” vaadinde bulunarak, “Bize bir yıl zaman verin” dedi. İki ay sonrasında bölgeyi kaplayan 200 milyon tonluk molozun makul bir kısmı kaldırıldı; bölgede yapılacak bir gezintide görüleceği üzere bazı kasabaların varoşlarında inşaat çalışmaları başladı. Ancak yaklaşmakta olan zorluk, Erdoğan’ın öne sürdüğünden daha ürkütücü. 14 Mayıs’ta düzenlenmesi planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sağ çıkacağını varsayarsak, Erdoğan’ın sözünü tutması için bir yıldan çok daha fazlasına ve bol miktarda dış yardıma ihtiyacı olacak.

Kabaca Bulgaristan büyüklüğüne eş değer olarak 110 bin kilometrekarelik bir alanda 300 binden fazla bina yıkıldı, onarılamayacak şekilde hasar gördü veya yıkılması planlanıyor. 50 binden fazla insan yaşamını yitirdi ve 3 milyon kişi yerinden edildi. Türkiye’nin strateji ve bütçe dairesinin yakın tarihli bir raporu, yeniden yapılanma maliyetinin 104 milyar dolar veya GSYH’nin yüzde 11’ine karşılık geleceğini ortaya koyarken, felaketin bu yıl büyüme oranını en az yüzde bir puan azaltacağı tahmin ediliyor.

Hiç kimse Erdoğan’ın takvimini gerçekçi bulmuyor. Düşünce kuruluşu TEPAV’da araştırmacı olan Burcu Aydın Özüdoğru, yapılması gereken konut sayısının, geçen yıl tüm Türkiye’de verilen konut ruhsatı sayısından fazla olduğunu söylüyor. TMMOB Mimarlar Odası Hatay Şubesi Mustafa Özçelik, 400 bin nüfuslu Antakya gibi, artık sakinlerinin çoğunun gittiği ve bunun yerine yıkılan evlerin ve ağır makinelerin yaşadığı yerlerde, tek başına temizlik ve enkaz kaldırma çalışmalarının bir altı ay daha süreceğini tahmin ediyor. An itibariyle enkazın ancak yarısı temizlendi. Eski şehrin çoğu, enkazla tıkanmış sokaklar ve geçitlerle, yürüyerek bile geçilemez durumda. Analistler, yeniden inşa sürecinin beş yılı bulabileceğini söylüyor.

Yeniden inşa maliyetleri, deprem öncesinde bile GSYH’nin yüzde 3,5’ine ulaşacak gibi görünen bu yılki bütçe açığını en az birkaç yüzde puan artıracak. Özellikle büyük bir deprem riskinin endişe verici derecede yüksek olduğu İstanbul’da, gelecekteki felaketlerin etkisini azaltmak için daha fazla harcama yapılması gerekiyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, şehrin yaşlanan konut stokunun, özellikle de çökme riski en yüksek olan 90 bin binanın depreme dayanıklı hale getirilmesinin 19 milyar dolara mal olabileceğini tahmin ediyor.

Yeniden yapılanma için paranın büyük bir kısmının yurt dışından gelmesi gerekecek. AB ve diğer yabancı bağışçılar, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan alınan 1,6 milyar dolar ve Dünya Bankası’ndan alınan 1,8 milyar dolar krediye ek olarak yaklaşık 7,6 milyar dolar taahhütte bulundu. Lakin merkez bankasının bağımsızlığını ortadan kaldırarak, dört nala koşan enflasyon karşısında faiz oranlarını düşürerek ve döviz kurunu kontrol etmek için döviz rezervlerini yakarak yabancı yatırımcıları korkutan bir hükümet için ek finansman bulmak maliyetli ve zor olacaktır. Türkiye hala uluslararası piyasalardan borçlanabiliyor, ancak yüksek bir bedel karşılığında. Yabancı yatırımcılar dolar cinsinden Türk tahvillerinden yüzde 9’un üzerinde getiri elde edebilirler.

Erdoğan yerel borç verenlerden biraz para koparmayı deneyebilir. Geçtiğimiz yıl boyunca hükümet, Türk bankalarını gülünç derecede düşük oranlardan hazine tahvili almaya zorladı. Yeniden yapılanma faturasının karşılanmasına yardımcı olmak için bunu tekrar yapabilir. Ancak bu hamle bankaları aşırı derecede zor durumda bırakırken, hükümetin ihtiyaçlarının yalnızca bir kısmını karşılayabilir. “Dış finansmana ihtiyacımız var” diyen Koç Üniversitesi’nden Kamil Yılmaz, “Ancak mevcut politikalarla bu mümkün değil” ifadesini kullandı.

Seçmenlerin inşaat girişimini kendisine emanet edip etmemeye karar vermesinden önce Erdoğan’ın bir ayı var. Üzerinde baskı hissediyor olmalı. Mart ayı sonlarında Antakya dışında yeni bir hastanenin temel atma töreni olarak lanse edilen bir törene başkanlık etti. Daha sonrasındaysa hastanenin ihalesinin henüz yapılmadığı ortaya çıktı.”

Paylaşın

KKM Sonrası Mevduat Faizleri Nasıl Değişti?

2021 yılının son çeyreği dolar kurunda büyük iniş çıkışlara sahne oldu. 1 Kasım 2021’de 9,5 TL olan dolar satış kuru 21 Aralık 2021’de 17,5 liraya kadar çıktı. Erdoğan’ın açıkladığı KKM sistemi sonrasında 28 Aralık 2021’de dolar kuru 11,41 lirayı gördü.

Ancak bu tarihten sonra 15-18 lira bandında seyreden dolar kuru Nisan 2023’te 19 lirayı aşmış durumda. Türk lirasını dövize karşı korumak için çıkarılan KKM’nin maliyeti 2022 yılında toplam 92,5 milyar lira oldu. Uzmanlar bunun Türkiye için faiz gideri olduğunu savunuyor.

Türk lirasının döviz karşısında hızla değer kaybetmesi sonrası 20 Aralık 2021’de Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi uygulamaya konuldu. Düzenleme sonrası döviz kuru Türk lirası karşısında düştü. Ancak bu durum uzun sürmedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) KKM sonrası politika faizini düşürmeye devam etti. KKM sonrası mevduat faizleri de kademeli şekilde yükseldi.

TCMB politika faizi ile 1-3 ay vadeli mevduat faizine 2020 yılının başından itibaren bakıldığında birbirlerine yakın seyrettiği görülüyor. Ocak 2020’de politika faizi yüzde 11,25 iken mevduat faizinin aylık ortalaması yüzde 10,2’ydi. 2021 başında politika faizi yüzde 17 iken mevduat faizi de yüzde 17,53’tü.

Ekim 2021’de politika faizi yüzde 16 olurken bu ayın mevduat faizi ortalaması yüzde 17,8 gerçekleşti.

Ancak bu durum Türkiye’nin yeni ekonomi modeline geçtiği Kasım 2021 ve 20 Aralık 2021’de açıklanan KKM sistemi sonrası hızla değişmeye başladı. Birbirine yakın seyreden faiz oranları arasında fark olmaya başladı. Politika faizi düşerken mevduat faizi de yükseldi.

Ağustos 2022’de politika faizi yüzde 13’e inerken mevduat faizi yüzde 19,21 oldu. 2022 sonunda fark iyice açıldı. Politika faizi yüzde 9 iken mevduat faizi yüzde 23’e kadar çıktı. 15 Nisan 2023 itibariyle politika faizi yüzde 8,5’de seyrederken 1-3 ay vadeli mevduat faizi yüzde 28,96’ya yükseldi.

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve TCMB eski baş ekonomisti Hakan Kara sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Biri size ‘KKM sayesinde faizler artmadı’ derse bu grafiği gösterin” yorumunda bulundu.

Öte yandan Kara’nın bu paylaşımına bazı takipçileri KKM’nin ana sebep olmadığını iddia ederek itirazda bulundu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Selahattin Demirtaş, PKK’ya Silah Bıraktırabilir Mi?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından, PKK’nın silah bırakmasıyla ilgili tartışmaları bir kez daha gündeme taşımıştı:

“Halkımıza sözümüz olsun, çatışmadan beslenen Erdoğan rejimi sonrasında PKK’nın Türkiye’de tümüyle silah bırakması için elimizden geleni yapacağız ve mutlaka başaracağız.”

Selahattin Demirtaş’a, PKK tarafından olumlu ya da olumsuz bir tepki gelmedi. Peki Demirtaş’ın bu açıklaması ne kadar gerçekçi? Demirtaş örgüte silah bıraktırabilir mi?

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’a değerlendirmede bulunan Siyaset Bilimci Akademisyen Vedat Koçal, Kürt sorununun çözümünün sadece Kürtlerin sırtına yüklenemeyeceğini söyledi.

2023 seçimlerine giderken, iktidar kanadının, terörle mücadeleyle birlikte, silah teknolojisini ve üretimini, savunma hizmetleriyle ilgili bir kamu politikasından çok, siyasal partinin seçim propagandasının unsuru olarak kullandığına vurgu yapan Koçal, “Bu ‘Kürt sorunu’ da onun içerisinde çatışmanın da asıl işlevini apaçık ortaya koyan güncel bir örnek” dedi.

Koçal, ‘Kürdofobi’ye dikkat çekerek Demirtaş’ın girişiminin hayata geçmesinin, Türkiye toplumunun önemli bir kısmını belirleyen ‘Kürdofobi’den kurtulmasına bağlı olduğunu savundu. Bir sorunun, aynı zamanda neden olamayacağına, bu bakımdan Kürt sorununun, onu ortaya çıkaran nedenlere ulaşılmadan ve müdahale edilmeden çözülemeyeceğine dikkat çeken Koçal, çatışmanın Türkiye siyasal sistemindeki işlevine ve Türk toplumunun siyasal bilincindeki temellerine odaklanılmadığı sürece, örgüt silah bıraksa bile bunun sorunun tespitine ve çözümüne kayda değer bir katkı sağlamayacağını ifade etti.

Demirtaş’ın olası girişimlerinin örgütün silah bırakması konusunda etkili sonuçlar üretmesine dair umutlu olmadığını söyleyen Koçal, şunları ekledi:

“Sonuçta, düşman üretiminin ve ‘vatan tehlikede’ söyleminin kadim devlet geleneğinden güncel toplumsal bilinçaltına uzanan tarihsel ve geleneksel sürekliliği ışığında, ‘Kürt sorunu’nun adı ‘Kürdofobi’ye, muhatabı da Kürtler’den Türk toplumsal bilinçaltına ve hafızasına yönlendirilmediği sürece, iyi niyetli ve samimi olsa bile, her söz ve eylem, öldüremediğini güçlendirmekten, yani çözümsüzlüğün sürdürülebilirliğini sağlamaya katkı olmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Demirtaş’ın, PKK’nın silah bırakmasına dair irade bildirimi ve vaadi de maalesef bu genellemeye dahildir. Sorunu ve dolayısıyla çözüm imkanını, istemini, gerçek sahibine iade ederek işe başlanmadığı için, gerçeğin etrafında dolaşma alışkanlığının bir tekrarından öteye geçmesi mümkün olmayan, bu bakımdan herhangi bir somut yarar üretme potansiyeli bulunmayan sayısız denemelerden biri olarak heba olup gitmeye adaydır”

“Demirtaş’ın ya da HDP’nin bunu tek başına gerçekleştirecek gücü yok”

Kürt Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu, yaptığı değerlendirmede, çağrının kendisi kadar söylenebilmiş olmasının da önemli olduğuna vurgu yaptı.

Demirtaş’ın Kürt siyasetindeki ağırlığının arttığını ifade eden Ruhavioğlu, “Açıklama bize bunu söylüyor. Dolayısıyla önemli bir şey ama elbette ki Demirtaş’ın ya da HDP’nin, bunu tek başına gerçekleştirecek gücü yok. Fakat bu beraberinde şunu gösteriyor; HDP yeni dönemde, mecliste Kürt meselesinin önemli bir muhatabı olacak ve meclisteki diğer muhatap, yani seçim CHP ve muhalefet tarafından kazanılırsa -ki CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu meseleyi meclis çatısı altında çözmek istediğini biliyoruz- dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun işini kolaylaştırmak üzere önemli bir aktör olacak. İki tarafın, sorunu meclis çatısı altında çözme iradesi, bu konuda hem HDP’yi güçlendiriyor hem de silah bıraktırma konusunda HDP’nin işini kolaylaştırıyor” dedi.

Demirtaş’ın açıklamasının Kürt hareketinin sivilleşmesi açısından önemli bir anlam taşıdığını ifade eden Ruhavioğlu, örgütün Demirtaş’a olumsuz karşılık vermemesinin de dikkat çekici olduğunu söyledi.

Seçime kadar eylem yapmama kararının da örgütün arayış içinde olduğuna işaret ettiğini dile getiren Ruhavioğlu, “Bunun Demirtaş’ın sözüne katıldıkları anlamına gelir dersek de çok iyimser bir yorum yapmış oluruz. Fakat Demirtaş’ın bu sözüne çok karşı çıkmamış olmaları da olumlu bir gelişme” diye konuştu.

Ruhavioğlu, PKK’nın Türkiye’de silahlı mücadele yürütme şartlarının kalmadığına dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

“PKK’nın Türkiye’ye karşı silah bırakmasının önemli şartlarından birisi de Rojava’da (Suriye) Türkiye ve Kürtler arasında iki tarafın da memnun olmasalar bile tahammül edeceği bir sınırda karşılıklı uzlaşmak. Bu iki tarafın karşılıklı uzlaşmasıyla olmaz ama uluslararası aktörlerin uzlaştırmasıyla mümkün olabilir. Yine de Türkiye’de PKK’nın silah bırakmasının zor olduğunu düşünmüyorum, şartlar bunun için elverişli”

PKK’nın son yıllardaki “eylemsizlik” kararları

PKK, AKP hükümetinin Kürt sorununa çözüm bulmaya çalıştığı 2009 yılında, eylemsizlik kararı aldı. 13 Nisan 2009’daki eylemsizlik kararını 31 Mayıs 2009’da tek taraflı uzattığını duyurdu.

Çözüm süreci devam ederken Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nden gönderdiği mektup, 21 Mart 2013’te nevruz kutlamalarında okundu. Mektup, PKK’nın silahlı güçlerini Türkiye topraklarından çekmesinin ve ateşkesin başlangıcı oldu.

Bu mektuptan sonra, 8 Mayıs’ta PKK üyeleri Türkiye topraklarını terk etmeye başladı. 11 Ekim 2014’te örgüt yöneticilerinden Cemil Bayık, Kobani ve Türkiye’de yaşananlardan hükümeti sorumlu tuttu ve Meclis’ten geçen tezkerenin bir savaş ilanı olduğunu, bu nedenle de çektikleri bütün militanlarını Türkiye’ye geri gönderdiklerini söyledi.

21 Mart 2015’te Öcalan, Diyarbakır Nevruz’unda okunan mektubunda, PKK’ya silahsızlanma kongresi çağrısı yaptı. Demirtaş, 12 Haziran 2015’te de Öcalan’ın çağrısıyla, PKK’nın silah bırakabileceğini açıkladı. Ancak örgüt yönetimi, kararın sadece kendilerine ait olduğu yanıtını verdi.

Paylaşın

Hazine ve Maliye Bakanlığı Duyurdu: Bütçe Mart Ayında 47 Milyar Lira Açık Verdi

Mart ayında bütçe gelirleri, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 83,9 artarak 286 milyar 821 milyon liraya çıkarken, bütçe giderleri yüzde 48,5 artışla 334 milyar 44 milyon liraya ulaştı. Böylece, bütçe mart ayında 47 milyar 223 milyon lira açık verdi.

Haber Merkezi / Ocak mart döneminde ise bütçe gelirleri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 31,9 yükselerek 794 milyar 728 milyon liraya, bütçe giderleri yüzde 82,7 artarak 1 trilyon 44 milyar 753 milyon liraya çıktı. Bütçe, ocak mart döneminde ise 250 milyar 25 milyon lira açık verdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Mart 2023 Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri verilerini yayınladı.

Buna göre, 2023 yılı Mart ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 334 milyar TL, bütçe gelirleri 286,8 milyar TL ve
bütçe açığı 47,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 289 milyar TL ve faiz dışı açık ise
2,1 milyar TL olarak gerçekleşti.

2023 yılı Mart ayı bütçe giderleri, bütçe gelirleri, bütçe dengesi ve faiz dışı denge gerçekleşmeleri aşağıdaki tabloda yer aldı

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Mart ayında 68 milyar 972 milyon TL açık vermiş iken 2023 yılı Mart ayında 47 milyar 223 milyon TL açık verdi

2022 yılı Mart ayında 42 milyar 34 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2023 yılı Mart ayında 2 milyar 148 milyon TL faiz dışı açık verdi.

Mart ayı gerçekleşmelerinin bütçe başlangıç ödeneklerine göre gerçekleşme oranlarını gösteren grafik ise aşağıda yer aldı.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Mart ayı itibarıyla 334 milyar 44 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Faiz harcamaları 45 milyar 75 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 288 milyar 969 milyon TL olarak gerçekleşti.

2023 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 4 trilyon 469 milyar 570 milyon TL ödenekten Mart ayında 334 milyar 44 milyon TL gider gerçekleştirilmiştir. Geçen yılın aynı ayında ise 224 milyar 939 milyon
TL harcama yapıldı.

Mart ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 48,5 oranında artmıştır. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 7,9 iken 2023 yılında yüzde 7,5 oldu.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 45,9 oranında artarak 288 milyar 969 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 7,9 iken 2023 yılında yüzde 7,4 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Mart ayı itibarıyla 286 milyar 821 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri 198 milyar 590 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 79 milyar 521 milyon TL oldu.

2022 yılı Mart ayında bütçe gelirleri 155 milyar 967 milyon TL iken 2023 yılının aynı ayında yüzde 83,9 oranında artarak 286 milyar 821 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Mart ayı gerçekleşme oranı 2022 yılında yüzde 6,1 iken 2023 yılında yüzde 7,5 oldu.

2023 yılı Mart ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 55,9 oranında artarak 198 milyar 590 milyon TL olmuştur. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 5,8 iken 2023 yılında yüzde 6,2 oldu.

2023 yılı Ocak-Mart döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 44,8 milyar TL, bütçe gelirleri 794,7 milyar TL ve bütçe açığı 250 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 944,1 milyar TL ve faiz dışı açık ise 149,4 milyar TL olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Ocak-Mart döneminde 30 milyar 809 milyon TL fazla vermiş iken 2023 yılı Ocak-Mart döneminde 250 milyar 25 milyon TL açık verdi.

2022 yılı Ocak-Mart döneminde 115 milyar 648 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken 2023 yılı Ocak-Mart döneminde 149 milyar 367 milyon TL faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Mart dönemi itibarıyla 1 trilyon 44 milyar 753 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Faiz harcamaları 100 milyar 658 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 944 milyar 95 milyon TL olarak gerçekleşti.

2023 yılı Ocak-Mart döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 82,7 oranında artarak 1 trilyon 44 milyar 753 milyon TL olarak gerçekleşti.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 93,9 oranında artarak 944 milyar 95 milyon TL olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Mart dönemi itibarıyla 794 milyar 728 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri 631 milyar 36 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 134 milyar 121 milyon TL oldu.

2022 yılı Ocak-Mart döneminde bütçe gelirleri 602 milyar 524 milyon TL iken 2023 yılının aynı döneminde yüzde 31,9 oranında artarak 794 milyar 728 milyon TL olarak gerçekleşti.

2023 yılı Ocak-Mart dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38,6 oranında artarak 631 milyar 36 milyon TL oldu.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: 14 Mayıs Akşamı Erdoğan Saygıyla Yolcu Edilecek

“AK Parti’ye oy veren ve sayın Erdoğan’ı çok seven arkadaşlara sesleniyorum” diyen İYİ Parti Lideri Akşener, “Diyelim ki sayın Erdoğan kazandı. 5 yıl o kadar çabuk geçer ki bir daha da aday olamayacak. Partisinde damatlardan başka kimse kalmadı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu ucube sistemin üzerinde bu tarafta haksızlığa uğramış, 82 puan almasına rağmen 52 puanlık dayısı, ayısı olan insanlar atanmış. 82, 92 puanla ortada kalmış gençlerin öfkesi… Bu ülkede nefes alamayan, sürekli itilip kakılan, tecavüze, tacize uğrayan ondan sonra da kendileri suçlanan kadınların öfkesi… Gece çocuğunu aç uyuttuğu için, sabah okula giderken yanına yiyecek koyamadığı için öfkeyle uyuyan annelerin öfkesi”

Meral Akşener ayrıca, “14 Mayıs akşamı, sayın Erdoğan’ın saygıyla yolcu edildiği, Kılıçdaroğlu’nun da alkışla makama oturduğu bir akşam olacak” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’da Milletvekili Seçim Koordinasyon Merkezinin Açılışı’nda konuştu. Akşener, konuşmasında şunları söyledi:

“Bu seçim önemli bir seçim. Parlamenter sisteme geçişin son defa konuşulduğu bir seçim. Tek adam sisteminin devam ettiği bir sonuç elde edildiği takdirde bir daha bu ucube sistemenden kurtulmayı konuşmak mümkün olmaz. AK Parti’ye oy veren ve sayın Erdoğan’ı çok seven arkadaşlara sesleniyorum.

Diyelim ki sayın Erdoğan kazandı. 5 yıl o kadar çabuk geçer ki bir daha da  aday olamayacak. Partisinde damatlardan başka kimse kalmadı. Bu ucube sistemin üzerinde bu tarafta haksızlığa uğramış, 82 puan almasına rağmen 52 puanlık dayısı, ayısı olan insanlar atanmış. 82, 92 puanla ortada kalmış gençlerin öfkesi…

Bu ülkede nefes alamayan, sürekli itilip kakılan, tecavüze, tacize uğrayan ondan sonra da kendileri suçlanan kadınların öfkesi… Gece çocuğunu aç uyuttuğu için, sabah okula giderken yanına yiyecek koyamadığı için öfkeyle uyuyan annelerin öfkesi…

Tarım, dışarıdan mercimeği, buğdayı, nohutu geçtik saman ithal edildiği, Sırbistan’dan et ithal edildiği, Venezuela’dan hayvan ithal edildiği bir ülkenin tarımında çalışan insanların öfkesi… Evini geçindiremeyen, işsiz kalmış, babanın, erkeklerin öfkesi… Birikecek, birikecek bunlar. Ondan sonra seçilen kişi aynı öfkeyi bu tarafa aktaracak. Çok samimiyetle söylüyorum.

Özellikle sayın Erdoğan’ı çok sevenler, AK Parti’ye yıllarca oy vermiş, bugün de oy vermek isteyenler öncelikle 14 Mayıs’ta İYİ Parti’ye ve Kılıçdaroğlu’na oy vermeliler. Bu ucube sistemin değişmesi lazım. Bu ucube sistem değiştiğinde hukukun üstünlüğü gelecek, liyakat gelecek ve kayırma ortadan kalacak. 82 puan alan çocuk tayin olacak, 100 bin öğretmen hemen atanacak, köy okulları yeniden açılacak. Kepenk kapatan esnafın derdi giderilecek.

Yargıda, adalette, tarafsızlık, bağımsızlık, korkusuzluk, objektiflik sağlanacak. Ayrıca kevgire dönen sınırlar tahkim edilecek. Avrupa’nın hendeği haline getirilen Türkiye’nin inanılmaz bir sığınmacı sorunu var. Bu insanlar tırlara dolduurulup değil, davulla zurnayla iki yıl içinde memleketlerine gönderilecek.

Türkiye kendi potansiyelini kullanacak, Türkiye’nin imkanları geniş. Türkiye öyle bir coğrafyada ki milletle kavga edeceğimize onlarla ticaret, üretim yapsak Türkiye’nin 7 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi var sadece birinci sınırdaşlarıyla. Avrupa’yı, Asya coğrafyasını koyduğunuzda 21 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi var.

Bunu başardığınız gün bir kişi işsiz kalır mı, kalmaz. Bir genç yurt dışına gitmek ister mi istemez. İstemez. Doktorlarımızı her gün dövdüren bir zihniyetin ortadan kalkması demek. Dolayısıyla 14 Mayıs önemli bir seçim, inşallah ülkemize, milletimize, vatanımıza katkısı olacak.

14 Mayıs akşamı, sayın Erdoğan’ın saygıyla yolcu edildiği, Kılıçdaroğlu’nun da alkışla makamına oturduğu bir akşam olacak. 15 Mayıs sabahı bu ülkeye güneş doğacak. İYİ Parti bu ülkenin sigortasıdır. İYİ Parti’yi birinci parti çıkaracağız, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Başbakan olacak.”

Paylaşın

Babacan’dan Mehmet Şimşek Açıklaması: bakanken Erdoğan’dan Aylarca Randevu Alamadı

DEVA Ldieri Babacan, Erdoğan’la görüşmesiyle gündeme gelen ve aktif siyasete dönmeyeceği belirtilen eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e ilişkin olarak, “Mehmet Şimşek, ben ayrıldıktan sonra çok zor dönemler yaşadı” dedi ve ekledi:

“Bakanken Erdoğan’dan aylarca randevu alamadı. Erdoğan; sistemden uzaklaştırdığı, meydanda yuhalattığı Mehmet Şimşek’in ismini kullanmaktan medet umar hale geldi. O kadar panik içinde.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Fox TV’de İlker Karagöz ile “Çalar Saat” programında gündemi değerlendirdi.

Babacan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesiyle gündeme gelen ve aktif siyasete dönmeyeceği belirtilen eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le ilgili olarak, “Mehmet Şimşek, ben ayrıldıktan sonra çok zor dönemler yaşadı. Bakanken Erdoğan’dan aylarca randevu alamadı. Erdoğan; sistemden uzaklaştırdığı, meydanda yuhalattığı Mehmet Şimşek’in ismini kullanmaktan medet umar hale geldi. O kadar panik içinde” dedi.

AK Parti dönemlerine atıfta bulundu ve projeler üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştiren Babacan, “Çok vardı, birçok saçmalığı önledik biz. Varlık Fonu dimi, Varlık Fonu kurdular, ben önledim. Ortak politikalar mutabakat metnine yazdık, ‘Varlık Fonu’nu derhal kapatacağız’ dedik. yerine ‘Konut Finansmanı Kurumunu’nu kuracağız’ dedik. Bu Türkiye’deki bütün konut piyasasının finansmanı için yepyeni bir sistemdir. Bugün gelişmiş ekonomilerde olan ama Türkiye’de henüz olmayan bir sistemdir. Konut piyasasının finansmanı için sürekli uygun kaynak bulmanın formülü budur. Teknik detaylarına girmeyeyim ama her şeyini hazırladık bunun…” ifadelerini kullandı.

Babacan, açıklamalarının devamında şunları söyledi:

“Allah bu milleti cehaletten korusun. Cehalet başa dert. Bilmek, bilerek hareket etmek gerekiyor. Allah’ın verdiği aklı kullanmak gerekiyor ve ilimle hareket etmek gerekiyor. Siz bunu yapmazsanız bu ülkenin başı dertten kurtulmaz. Bunu için biz her şeyle hazırlanıyoruz. Biz her şeyimizi hazırladık, bunlar bitti biz ondan sonra Cumhurbaşkanı adayımızı açıkladık. Şu anki iktidarın kafası önce kim sorusu? Ne diyor Erdoğan ‘Önce ben, ben’ diyor. Ondan sonra ne olacağı, nasıl olacağı geliyor ama hiç bir şey ortaya çıkmıyor” diye konuştu.

Plan ve programla kendisini bağlamak istemiyor. Sabah uyandığında aklına ne geliyorsa yapmak istiyor. Böyle bir yönetim tarzı var. Halbuki biz plana, programa inanıyoruz, hesap ve kitaba inanıyoruz.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Konut Satışları Yüzde 21,4 Düştü

Türkiye genelinde konut satışları mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,4 azalırken, ocak mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,5 düştü.

Haber Merkezi / Satışlarda İstanbul 18 bin 166 konut satışı ve yüzde 17,2 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 12 bin 23 konut satışı ve yüzde 11,4 pay ile Ankara, 6 bin 120 konut satışı ve yüzde 5,8 pay ile Antalya izledi.

Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 23 konut ile Ardahan, 54 konut ile Hakkari ve 69 konut ile Bayburt oldu.

Yabancılara yapılan konut satışları mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,7 azalarak 3 bin 415 oldu. Mart ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 3,2 olarak gerçekleşti.

Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı bin 324 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla bin 90 konut satışı ile İstanbul ve 240 konut satışı ile Mersin izledi.

Mart ayında Rus vatandaşları Türkiye’den bin 175 konut satın aldı. Rus vatandaşlarını sırasıyla 472 konut ile İran, 165 konut ile Irak ve 160 konut ile Ukrayna vatandaşları izledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK), Konut Satış İstatistikleri Mart 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye genelinde konut satışları mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,4 azalarak 105 bin 476 oldu. Konut satışlarında İstanbul 18 bin 166 konut satışı ve yüzde 17,2 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 12 bin 23 konut satışı ve yüzde 11,4 pay ile Ankara, 6 bin 120 konut satışı ve yüzde 5,8 pay ile Antalya izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 23 konut ile Ardahan, 54 konut ile Hakkari ve 69 konut ile Bayburt oldu.

Ocak-Mart döneminde yüzde 11,5 azaldı

Konut satışları ocak mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,5 azalışla 283 bin 215 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,5 azalış göstererek 25 bin 262 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 24,0 olarak gerçekleşti.

Ocak-Mart döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,9 azalışla 58 bin 822 oldu.

Mart ayındaki ipotekli satışların 8 bin 811’i; Ocak mart dönemindeki ipotekli satışların ise 18 bin 164’ü ilk el satış olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,8 azalarak 80 bin 214 oldu.

Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 76,0 olarak gerçekleşti. Ocak mart döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,9 azalışla 224 bin 393 oldu.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,2 azalarak 32 bin 899 oldu.

Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31,2 oldu. İlk el konut satışları ocak mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,2 azalışla 83 bin 907 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,3 azalış göstererek 72 bin 577 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 68,8 oldu.

İkinci el konut satışları ocak mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,7 azalışla 199 bin 308 olarak gerçekleşti.

Yabancılara yapılan konut satışları mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,7 azalarak 3 bin 415 oldu. Mart ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 3,2 oldu.

Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı bin 324 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla bin 90 konut satışı ile İstanbul ve 240 konut satışı ile Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları ocak mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23,8 azalarak 10 bin 926 oldu.

Mart ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den bin 175 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 472 konut ile İran, 165 konut ile Irak ve 160 konut ile Ukrayna vatandaşları izledi.

Paylaşın