14 Mayıs Seçimleri: Yeni Meclis’te 33 İlden Kadın Milletvekili Olmayacak

2018 seçim sonuçları temel alınarak yapılan karşılaştırmalara ve hesaplamalara göre, 14 Mayıs’ta da yapılacak seçimlerde 33 il kadın vekil çıkaramayacak. Bu iller TBMM’nin 28. Dönemi boyunca sadece erkek vekillerce temsil edilecek.

Cumhuriyet tarihi boyunca kadın vekil çıkarmamış olan 20 ilden 18’inde bu seçimde de kadın vekil çıkmayacağı görülmekte. MHP’nin 40, AKP’nin 34, İyi Parti’nin 22, CHP’nin 21 ilde kadın adayı bulunmamakta. Meclis’e 117 kadın vekilin girmesi ve Meclis’teki kadın oranının yüzde 19.50 olması beklenmekte.

Yüksek Seçim Kurulu, 14 Mayıs 2023’te yapılacak seçimlerle ilgili milletvekilliği kesin aday listelerini 19 Nisan (Çarşamba) günü açıkladı.

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK),  Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İyi Parti, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili listeleri üzerinde yapmış olduğu incelemeye göre, yeni Meclis’in eşit temsilden yine çok uzak olacağını ortaya koydu.

EŞİK açıklamasında, “Kadınlar siyasete girmek istemiyor iddiasını çürüten çok sayıda kadın aday adayı olmasına rağmen, birçok partinin kesinleşmiş listelerinde çok az sayıda kadına yer verildiği; büyük bölümünün de seçilemeyecek yerlere konularak listelerdeki kadın oranının yapay şekilde yükseltildiği görülüyor” denildi.

MHP’nin 40, AKP’nin 34, İyi Parti’nin 22, CHP’nin 21 ilde kadın adayı yok!

14 Mayıs seçimlerinden sonra Meclis’te yer alması beklenen siyasi partilerin kesinleşmiş aday listeleri üzerinden gerçekleştirdiğimiz inceleme bulgularına ve 2018 seçim sonuçları temel alınarak yapmış olduğu karşılaştırmalara ve hesaplamalara göre:

33 ilden kadın vekil çıkmamaktadır. Bu iller TBMM’nin 28. Dönemi boyunca sadece erkek vekillerce temsil edileceklerdir. Cumhuriyet tarihi boyunca kadın vekil çıkarmamış olan 20 ilden 18’inde bu seçimde de kadın vekil çıkmayacağı görülmektedir.

MHP’nin 40, AKP’nin 34, İyi Parti’nin 22, CHP’nin 21 ilde kadın adayı bulunmamaktadır.

Meclis’e 117 kadın vekilin girmesi ve Meclis’teki kadın oranının %19.50 olması beklenmektedir.

TİP ile Yeşil Sol Parti’nin oy oranları 2018 seçimine göre artacak olursa, ilk sıralarda kadınlara en çok yer veren partiler oldukları için, Meclis’e girecek kadın sayısı da artacaktır.

CHP ve İyi Parti açısından İstanbul, İzmir, Giresun, Karabük, Manisa, Tekirdağ, Zonguldak, Osmaniye gibi kimi illerdeki potansiyel oy artışı, Meclis’e 7-10 arasında daha fazla kadının girmesini sağlayabilir.

Yeniden Refah Partisi’nin listelerine 48 kadın aday koyduğu görülmekle birlikte, birinci sırada kadınlara yer vermemiş olması sebebiyle, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde vekil çıkaracak olsa bile, bunlar erkek vekiller olacaklardır.

Meclis’e girecek en çok sayıda kadın vekil, 56 kadın milletvekili ile AKP’de görünse de oransal olarak değerlendirildiğinde, yüzde 41.54 kadın vekil oranı ile Yeşil Sol Parti ilk sırada yer almaktadır.

Listelerde seçilebilir yerlerde yer alan kadın oranı en yüksek olan parti Yeşil Sol Parti (yüzde 41.54) iken en düşük orana sahip parti MHP’dir (yüzde 4.00). MHP’yi yüzde 11.36 ile İyi Parti, yüzde 18.18 ile CHP ve yüzde 19.05 ile AKP izlemektedir.

Listelerdeki kadın oranı ile seçilebilir yere yazılan kadın oranları kıyaslandığında, aradaki farkın en açık olduğu parti TİP’dir, hemen ardından ise İyi Parti gelmektedir. İyi Parti listesinde yer bulan kadın sayısı 150 iken, seçilebilir yerde sadece 5 kadın adayın olduğu görülmektedir. İyi Parti’yi MHP takip etmektedir; MHP’nin listesinde 91 kadın varken, seçilebilir yere yazılan kadın sayısı sadece 2’dir. CHP listesinde 153 kadına yer vermekle birlikte, sadece 26 kadın aday CHP’den seçilebilir sıralarda yer almaktadır. (Seçilebilir yer nitelendirmesi, 2018 seçim sonuçları baz alınarak oluşturulmuştur.)

Partilerin listelerinde seçilebilir yerin hemen altında bir kadın adaya yer verdiği görülmektedir. Bu durum AKP listelerinde 15, Yeşil Sol Parti’de 13, CHP listelerinde 11, İyi Parti’de 7, MHP’de 6, TİP’de 3 ilde görülmektedir. Bu da bize, siyasi partilerin seçilebilir sırada kadın aday eksikliğinin farkında olduklarını ve mümkün olduğunca üst ama seçilmesi riskli sıralara kadınları koyduklarını ve seçilebilmek için en yoğun emeği sarfetmek durumunda kalacak adayların da kadın adaylar olacağını göstermektedir. (Seçilebilir yer nitelendirmesi, 2018 seçim sonuçları baz alınarak oluşturulmuştur.)

İllerdeki durum:

MHP’nin 40 ilde kadın adayı bulunmuyor.

AKP; Adıyaman, Amasya, Artvin, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Burdur, Çankırı, Çorum, Elazığ, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Isparta, Kars, Kırşehir, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Rize, Siirt, Sinop, Tokat, Yozgat, Bayburt, Kırıkkale, Bartın, Ardahan, Iğdır, Karabük ve Kilis’te yani toplam 34 ilde hiç kadın adaya yer vermedi.

İyi Parti; Afyon, Ağrı, Amasya, Artvin, Bilecik, Bitlis, Bolu, Burdur, Giresun, Gümüşhane, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Niğde, Sinop, Tokat, Tunceli, Uşak, Bayburt, Şırnak, Ardahan ve Kilis’te yani toplam 22 ilde hiç kadın adaya yer vermedi.

CHP; Ardahan, Artvin, Bilecik, Bingöl, Edirne, Erzincan, Erzurum, Iğdır, Karabük, Kastamonu, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Malatya, Rize, Siirt, Sinop, Sivas, Şırnak ve Tokat’ta yani toplam 21 ilde hiç kadın adaya yer vermedi.

Millet ittifakı; Ardahan, Artvin, Bilecik, Iğdır, Kastamonu, Giresun, Gümüşhane, Sinop, Tokat, Kırşehir, Kilis, Şırnak ve Rize’de, yani toplam 13 ilde, 6 parti olarak tek bir kadın aday çıkarmamış durumdadır.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tüm illerde kadın adaylara, eşit temsile yakın oranda yer verdiği görüldü.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “Sünni” Paylaşımı: Kemal Bey’i Çok İyi Anlıyorum

Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videonun ardından paylaştığı “Sünni” başlıklı videosunda, “Bir Sünni olarak Kemal Bey’i çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de bir Sünni olarak dışlandığımı fark ettim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “28 Şubat’ta eşim, kızlarım başörtüsü dolayısıyla Sünni olarak dışlandılar. Ben de akademisyen olarak ideolojik gerekçeler dolayısıyla Türkiye’nin özgür bilinen üniversitelerine akademisyen olarak kabul edilmedim.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videonun ardından “Sünni” başlığıyla bir video yayımladı.

Davutoğlu’nun videodaki açıklamaları şöyle:

“Kemal Bey’in videosunu izlediğimde medeniyetlerin kültürlerin harmanlandığı Anadolu tarihi geldi aklıma. Ben de Torosların zirvesinde bir Sünni Yörük Türkmen obasında doğdum. Horasan’ı Anadolu’ya taşıyan bir oba. Babaannem öyle derdi; Horasan’dır bizim ilimiz, İsfahan’dan geçti yolumuz, kalktık göçtük bu diyarlara. Köyümüzün adı bugün Taşkent ilçe. Ama aslı Pirlerkondu’udu. Pir’di köyün adı.

Karşı cephedeki kayanın adı kıble kayası, parkın adı mihrap, parkın sırtını verdiği tepenin adı Erenler tepesiydi, çeşmenin adı da Sultan Alaaddin Keykubat’a atfen Sultan çeşmesi. Yani Selçuklu Devleti’nin ve Anadolu’daki Horasan izlerinin yaşadığı bir ortamda doğdum. Ve Cumhuriyetimizin verdiği imkanlarla ben de nice makamlara geldim

Kemal Bey bir Alevi olarak samimi olarak hislerini ifade ederken ben de bir Sünni olarak ifade edeyim. Sünniler ve Aleviler için Pir-i Türkistan, Hoca Ahmet Yesevi’ydi benim adımı aldığım Hoca Ahmet Yesevi.

Kim böldü bizi kim ayırdı? Ve nasıl bu nehirleri birleştireceğiz? Evet ben bir Sünniyim ama Alevi vatandaşların haklarını savunmak önce benim görevim.

Hacı Bektaşi Veli benim de pirimdir Mevlana gibi. Onun için Alevi vatandaşlarımız Hacı Bektaşi Veli’nin huzuruna dergahına müze olduğu için ücretle giriyoruz bunu kaldırsanız sayın başbakanım dediklerinde, Ankara’ya döner dönmez yaptığım ilk işim o olmuştu.

Alevi dedelerimiz bana ‘can Ahmet’ derler. Çünkü bilirler ki ben hiç fark gözetmedim.

Ben bir Sünni olarak Kemal Bey’i çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de bir Sünni olarak dışlandığımı fark ettim. 28 Şubat’ta eşim, kızlarım başörtüsü dolayısıyla Sünni olarak dışlandılar. Ben de akademisyen olarak ideolojik gerekçeler dolayısıyla Türkiye’nin özgür bilinen üniversitelerine akademisyen olarak kabul edilmedim.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun “Kürtler Ve Alevi” Videoları Bahçeli’nin Hedefinde

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından yayınladığı ‘Kürtler’ ve ‘Alevi’ başlıklı videolarını hedef aldı.

MHP Lideri Bahçeli, “Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, küresel emperyalizmin dayatma, tembih ve telkinleriyle kimlik siyasetine keskin dönüş yapması, etnik ve mezhebi hassasiyetleri çok tehlikeli şekilde kaşıyarak kanatma hevesine düşmesi vahim bir sorumsuzluk örneğidir” dedi ve ekledi:

“Ülkemiz ağır bir felaket döneminin yaralarını hızla sararken, manevi zenginliğiyle feyizlendiğimiz Ramazan ayımızı idrak edip bayrama vasıl olmuşken, Kılıçdaroğlu’nun “Milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapılıyor” iftirası ülkemize, milletimize, bin yıllık kardeşlik hukukumuza ayıplı ve ahlaksız bir saldırıdır.”

“Bu saygısız üslubu, bu edep ve gerçek dışı uydurmayı telaffuz etmenin yanı sıra, olağan saymak, tepkisiz kalmak bir defa iç barış ve huzur ortamına kast etmek, aynı şekilde Türkiye’yi ateşe atmaktır” diyen Bahçeli, şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu düştüğü dipsiz bataklıkta her geçen gün batarken ülkemizi de beraberinde çekmenin sinsi telaşına kapılmıştır. Çabalar beyhude, fitne saçmak boşunadır. Tarihi, manevi ve kültürel bir emanet olan ebedi kardeşliğimizden asla vazgeçilmeyecektir. Maalesef ve çok açıktır ki, Kılıçdaroğlu’nun karanlık ağzı bölücü terör örgütü PKK’nın ağzıdır.

Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine aday olan bir şahsın etnik ve mezhebi tahriklere tevessül etmesi içine sürüklendiği acıklı çaresizliğinin ve satırları husumetle yazılmış gizli ajandasının bir bakıma ibret verici deşifresidir. Türk milleti bu oyuna gelmeyecek, Kürt kökenli kardeşlerim bu melun tuzağa düşmeyecektir. Şırnak’ta uzatılan ikram İzmir’den alınacaktır. Hakkari’den uzatılan el Yozgat’tan tutulacaktır.

Kardeşliğimize hançer sallamak isteyenlere asla fırsat verilmeyecektir. İstikrarımız ve istiklalimiz nurlu bir istikbali müjdeleyecektir. Cumhuriyet’in Yüzüncü yıl dönümünü, Türk ve Türkiye Yüzyılı Vizyonun ilk adımı, ilk hamlesi, ilk sayfası olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimin; yurt içinde ve yurt dışında yaşayan yöresi, kökeni, anasının dili ne olursa olsun tüm vatandaşlarımın, Türk-İslam aleminin, şehit analarımızın, yetim yavrularımızın, mahzun ve mazlum gönüllerin, özellikle depremzede kardeşlerimizin Ramazan Bayramını yürekten kutluyorum.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı.

“Önümüzdeki üç gün içinde iki bayramı aynı anda kutlayacağız. Ramazan Bayramıyla birlikte bu bayramın üçüncü gününde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da milletçe karşılayıp müftehir bir vicdanla ifa edeceğiz. Eş zamanlı olarak, bir yanda Mübarek Ramazan ayını uğurlamanın hüznü kalplerimize çökmüşken diğer yanda bayrama kavuşmanın esenliği ve sevinci gönül dünyamıza nüfuz etmiştir.

Ne var ki 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli ikiz depremden dolayı bu bayramı daha öncekilerine kıyasla biraz durgun, biraz üzgün, biraz da buruk halde karşıladığımız altı çizilmesi gereken bir husustur” ifadelerini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

Zorluklar ne kadar çetin olursa olsun, “Her Birlikte ve Her Şeyden Önce Türkiye” irade ve inancıyla hepsinin üstesinden gelmemiz mukadderdir. El ele verdiğimiz sürece, birbirimize sımsıkı kenetlendiğimiz müddetçe hiçbir mütecaviz emel, hiçbir menfi eylem, hiçbir melanet hedef elbette sonuç alamayacaktır.

Türkiye’mizin aşılamayacak ve aşındırılamayacak müessir gücü milli birlik ve kardeşliğidir. Bayram günleri bu birlik ve kardeşliği daha da pekiştirip temellendirmektedir. Aynı zamanda bayram günleri barış ve huzurun, hürmet ve muhabbetin parlayan meşalesidir. Bizim hem bayramımız bir hem de bayrağımız birdir. Bunun yanında millet olarak vatanımız bir, milletimiz bir, devletimiz bir, kıblemiz bir ve aynıdır.

“Fakat ayrımcılığa sapanlar, ayrıştırmanın hesabına sarılanlar, etnik ve mezhebi ayrılıklarını derin uçurumuna savrulanlar elbette iyi niyetli olmayan, milli ve manevi değerlerden nasibini almayan muhterislerdir” diye devam eden Bahçeli, “Bu kapsamda mezhep kışkırtıcılığı ve etnik istismar korkunç bir tehdittir” ifadesini kullandı.

Bahçeli şöyle devam etti:

Bugüne kadar milletimizin hiçbir evladının etnik kökeni mesele yapılmamış, hiç birisi mezhep temelli bir ötekileştirmenin içine itilmemiştir. Milli varlığımıza serpiştirilmek istenen nifak tohumları her seferinde menziline ulaşmadan çürüyüp gitmiştir. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, küresel emperyalizmin dayatma, tembih ve telkinleriyle kimlik siyasetine keskin dönüş yapması, etnik ve mezhebi hassasiyetleri çok tehlikeli şekilde kaşıyarak kanatma hevesine düşmesi vahim bir sorumsuzluk örneğidir.

Ülkemiz ağır bir felaket döneminin yaralarını hızla sararken, manevi zenginliğiyle feyizlendiğimiz Ramazan ayımızı idrak edip bayrama vasıl olmuşken, Kılıçdaroğlu’nun “Milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapılıyor” iftirası ülkemize, milletimize, bin yıllık kardeşlik hukukumuza ayıplı ve ahlaksız bir saldırıdır.

Bu saygısız üslubu, bu edep ve gerçek dışı uydurmayı telaffuz etmenin yanı sıra, olağan saymak, tepkisiz kalmak bir defa iç barış ve huzur ortamına kast etmek, aynı şekilde Türkiye’yi ateşe atmaktır. Kılıçdaroğlu düştüğü dipsiz bataklıkta her geçen gün batarken ülkemizi de beraberinde çekmenin sinsi telaşına kapılmıştır. Çabalar beyhude, fitne saçmak boşunadır. Tarihi, manevi ve kültürel bir emanet olan ebedi kardeşliğimizden asla vazgeçilmeyecektir.

“Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir”

“Kılıçdaroğlu’nun karanlık ağzı, bölücü terör örgütü PKK’nın ağzıdır” nitelemesinde bulunan Bahçeli, “Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine aday olan bir şahsın etnik ve mezhebi tahriklere tevessül etmesi içine sürüklendiği acıklı çaresizliğinin ve satırları husumetle yazılmış gizli ajandasının bir bakıma ibret verici deşifresidir.

Türk milleti bu oyuna gelmeyecek, Kürt kökenli kardeşlerim bu melun tuzağa düşmeyecektir. Şırnak’ta uzatılan ikram İzmir’den alınacaktır. Hakkari’den uzatılan el Yozgat’tan tutulacaktır. Kardeşliğimize hançer sallamak isteyenlere asla fırsat verilmeyecektir. İstikrarımız ve istiklalimiz nurlu bir istikbali müjdeleyecektir. Cumhuriyet’in Yüzüncü yıl dönümünü, Türk ve Türkiye Yüzyılı Vizyonun ilk adımı, ilk hamlesi, ilk sayfası olacaktır” dedi.

Paylaşın

Demirtaş’tan “Kılıçdaroğlu” Paylaşımı: Canıgönülden Destekliyorum

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” videosunu kendi sosyal medya hesabından paylaşan Demirtaş, “Sayın Kılıçdaroğlu’nu kutluyor, bu güzel mesajlarını canıgönülden destekliyorum” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, ayrıca, “Herkes gönül gözüyle izlemeli, kalbiyle hissederek dinlemeli. Bu topraklarda ayrımcılık olmadan, eşitçe, kardeşçe, huzur içinde yaşamak mümkün” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videoyu paylaştı.

Selahattin Demirtaş, paylaşımında, “Herkes gönül gözüyle izlemeli, kalbiyle hissederek dinlemeli. Bu topraklarda ayrımcılık olmadan, eşitçe, kardeşçe, huzur içinde yaşamak mümkün. Sayın Kılıçdaroğlu’nu kutluyor, bu güzel mesajlarını canıgönülden destekliyorum” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’ndan “Alevi” paylaşımı

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Alevi” notuyla videolu paylaşımı yapmıştı. Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Paylaşın

“Alevi” Başlıklı Video 45 Milyondan Fazla Görüntülendi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, sosyal medya hesabından yayınladığı ‘Alevi’ başlıklı video, Twitter’da 45 milyondan fazla görüntülendi.

3 dakikalık videoda, “Ben Aleviyim. Hak Muhammed, Ali inancı ile yetişmiş, samimi bir Müslümanım. Harama el uzatmam” sözleri ile gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Paylaşın

Deprem Bölgesi: İki Milyon Öğrenci Eğitim Alamıyor

Eğitim-İş Sendikası’nın deprem raporunda milyonlarca öğrencinin deprem bölgelerinde eğitim alamadığı, bölgeye giden öğretmenlere ücret ödenmediği ve yemek, barınma gibi temel ihtiyaçlarının bile karşılanmadığı görüldü.

Raporda, “Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in tozpembe söylemleri ile sahadaki gerçekler taban tabana çelişmekte, milyonlarca öğrenci eğitim hakkına kavuşturulmamaktadır” denildi.

11 ilde büyük yıkıma ve 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından bölgede yaşanan aksaklıklar yurttaşları mağdur etmeye devam ediyor.

Eğitim-İş Sendikası, “Deprem Bölgelerinde Eğitimin Kendisi Değil Reklamı Var” başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda bölgede eğitim alanında yaşanan sorunlar arasında şunlar gösterildi:

2 milyon 400 bin öğrenci eğitim alamadı: Ulaşım en temel sorunlardan biri haline gelmiştir. Sahada yaptığımız gözleme göre; 11 ilde her 100 öğrenciden ancak 20-25’i çadırlardaki eğitime katılabilmekte, bu da düzenli bir şekilde sürdürülememektedir. Resmi rakamlara göre depremin vurduğu 11 ilin 10’unda 3 milyon 250 bin öğrenci bulunmaktadır. MEB’in mart sonu yaptığı açıklamaya göre, 252 bin 829 öğrenci başka illere nakil hakkını kullanmıştır. Bu rakamı baz alıp, çadır ve konteynırlardaki eğitime katılma oranını bunun üzerinden hesaplarsak 2 milyon 400 bin civarında öğrencinin eğitim almadığı ortaya çıkmaktadır.

Öğretmenlere ücret ödenmiyor: Normalde böyle olağanüstü bir durumda görev yapan öğretmenlere ek dersin iki katı ücret verilirken, bu illere gönüllü olarak giden öğretmenlere hiçbir ücret ödenmemektedir. Bölgeye gönüllü olarak giden öğretmenlerin birçoğuna MEB tarafından yolluk ve harcırah dahi verilmemiştir. Gönüllü olan öğretmenlere dair hiçbir teşvikin de söz konusu olmaması, gönüllü öğretmen sayısının yetersiz düzeyde kalmasına yol açmıştır. Birçok okulda müdür ve müdür yardımcılarına ulaşmak dahi mümkün olmamış, en basit ihtiyaçlar dahi öğretmenlerin inisiyatifiyle çözülmeye çalışılmıştır.

Öğretmenlerin temel ihtiyaçları umursanmıyor: Bölgeye gönüllü olarak ya da geçici görevle giden öğretmenlerin konaklama ihtiyaçları da baştan savma biçimde çözülmektedir. Pansiyonlarda ağırlanan öğretmenlerin birçoğu yorgan, yastık, çarşaf dahi bulamadığını; bazıları konakladığı yerde priz dahi bulamadığını iletmiştir. Yemek dağıtma çadırlarında sıraya girerek yemek yemeye çalışan öğretmenlerin okulların kantinlerinden yemek ve içecek ihtiyacını çözmesi de kantinlerin büyük çoğunluğunun kapalı olması, açık olanların bazılarında ise mallarını karaborsa hale getirip fahiş fiyatlarla satması nedeniyle imkânsızlaşmıştır.

Öğrenciler okula çağrılmıyor: Bölgeye gönüllü giden öğretmen sayısı az olduğu için öğrenciler alanlarında ders görememektedir, (sayısal, sözel, dil, eşit ağırlık) ders işleyememektedir. Bir çadırdaki öğrenciler haftada 2 saat biyoloji dersi görürken, başka bir çadırdaki 68 gündür biyoloji öğretmeni dahi görememektedir. Aslında MEB, öğrencilerin bu okullara gelip gelmediğini bile bilememektedir çünkü öğrencileri arayıp ‘okula gelin’ diyen yöneticiler bile yoktur.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

HDP’li Sancar’dan “Stratejik Oy Kullanma” Çağrısı

Son zamanlarda üzerinde çokça konuşulan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerdeki tutumu konusunda değerlendirmede bulunan HDP’li Sancar, “Halkımıza, bütün demokrasi güçlerine stratejik oy kullanma çağrısı yapıyoruz.” dedi.

Sancar TİP’in seçimlere kendi listesiyle gireceği yerlerde “vekil sayısını arttırmak mümkünken arttırmama ve belli kazanımları kaybetme riski[nin] de [bulunduğunu]” hatırlattı ve “Bu riski gözetmenin önemli olduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “TİP’in aday çıkardığı yerlerde bizler yarışacağız ama dostça yarışacağız. Bu işin doğasında var” dedi.

Şanlıurfa Yeşil Sol Parti listesi birinci sıra milletvekili adayı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Çarşamba gecesi Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mezunlar Derneği’nin (MD) Vişnelik tesislerindeki “Seçim Söyleşileri” programının konuğuydu.

Sancar, mezunların yanısıra salonu dolduran ODTÜ öğrencilerine seslendi: “Bu seçimde ya sistematik otoriterleşme ve talanın pervasızca yaygınlaşması süreci yerleşecek ya da AKP-MHP ortaklığı gidecek” dedi. “Eğer bu süreç ilerlerse daha da kötüye gidecek. Artık sadece AKP-MHP blokunun değil Cumhur İttifakının karanlık blokuyla mücadele söz konusu olacak.” Sancar, “demokrasi, özgürlük, barış mücadelesi [nin] her şartta devam edece [ğini] vurguladı, “ama Cumhur ittifakı kaybetmediği takdirde ülke halklarının faturasını daha ağır ödeyeceği bir dönem olur” dedi.

Programı Yeşil Sol Parti Ankara milletvekili Adayı Emirali Türkmen, ODTÜ MD üyeleri, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) , HDP Ankara İl örgütü, Seçim Güvenliği Platformu (SGP) üyeleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube ve ODTÜ’lü öğrenciler izledi.

Sancar 14 Mayıs seçimlerinde Emek ve Özgürlük ittifakına yol gösteren HDP’nin  Eylül 2021 tutum belgesini hatırlattı.

“İktidar bloku ve AKP medyası HDP’nin sürekli Millet İttifakı ile birlikte olduğuna dair propaganda yapıyordu. Tutum belgemizde bunun böyle olmadığını gösterdik,” dedi. “Tutum belgesinde Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini birbirinden ayırarak çalışmalar planladık [larını]” hatırlattı.

“İkisinin farklı dinamikleri var. O nedenle iki seçimi birbirinden ayırarak […] Parlamento seçimlerine en geniş demokrasi ittifakıyla katılma talebimizi de yeniledik ve buna yönelik çalışmaları sürdürdük. Bunun somut ürünü olarak da Emek ve Özgürlük ittifakı oluştu,” dedi.

“Biz bu ittifakı mücadele ortaklığı temelinde kurduk. Diğer ittifak çalışmalarımız ise Kürt illerinde sürüyordu. Kürt Özgürlük ve Demokrasi ittifakı ile bu süreç de somutlaştı ve bunları birleştiren bir mücadele cephesi oluşturmayı planlıyoruz,” diyerek stratejik yönelimlerini açıkladı.

“Bu kadar hayati önem taşıyan bir seçimde parlamentoya en yüksek üye ile girmeyi önemsedik ve yaptığımız çalışmalarda da bu amaca en uygun yöntemi seçtik.”

“İttifakımızı önemsiyoruz”

Sancar “İttifakı gelecekte kurucu bir merkez olma iddiasıyla kurduk” dedi. “Bu yüzden tek liste kararımızda ısrarı esnettik. İttifakın bozulmasına yol açacak esnekliği de gösterdik. Tek parti altında seçime girmek ideallerimize en uygun yöntemdir ama ittifakı korumak da çok önemlidir. Biz bunu koruyacak formülü de bulduğumuzu düşünüyoruz. Formülleri hala arıyoruz” diye konuştu.

Sancar, son zamanlarda üzerinde çokça konuşulan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerdeki tutumu konusunda da gençleri aydınlattı: “Halkımıza, bütün demokrasi güçlerine stratejik oy kullanma çağrısı yapıyoruz.” dedi.

Sancar TİP’in seçimlere kendi listesiyle gireceği yerlerde “vekil sayısını arttırmak mümkünken arttırmama ve belli kazanımları kaybetme riski [nin] de [bulunduğunu]” hatırlattı ve “Bu riski gözetmenin önemli olduğuna inanıyoruz.” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı “TİP’in aday çıkardığı yerlerde bizler yarışacağız ama dostça yarışacağız. Bu işin doğasında var.” dedi.

“Bu bir seçim. Yarış olacaktır ama başka partilerle yürüttüğümüz rekabet zeminine oturmayacaktır. Bu yarıştan en yüksek verimi ve olumlu seçimi çıkarmak için de kararımız var.” diye vurguladı: “[…] Vekil kaybı Türkiye için de ciddi bir sorun oluşturur. O nedenle ortak liste ile giremeyeceğimiz yerde bütün insanlarımızı stratejik oy kullanmaya çağırıyoruz.

Sancar, Parlamento seçimlerinde hedeflerinin yüzde 15 olduğunu açıkladı. Ancak yüzde 15 ile yetinmeyeceklerini vurguladı: “En yüksek oy oranına ulaşmak için her türlü çabayı harcayacağız. Yüzde 15’in altı bir başarı sayılmaz. O nedenle bütün enerjimizle yüzde 15’in üstünü bulacak bir çalışma yapmalıyız” dedi.

HDP Genel Başkanı karşılarına “Parlamentoda anahtar güç olma” hedefini koyduklarını ve yeni dönemde parlamentonun önüne “yeni anayasa yapma meselesi”nin de geleceğini öngördüklerini söyledi: “Burada da kurucu özne sorumluluğu ve gücü ile hareket etmeli en az 100 vekille meclise girmeliyiz. Güçlerimizi birleştirdikçe bu hedeflere ulaşmamız daha kolay olacaktır.”

İki stratejik hedef

Sancar HDP’nin 14 Mayıs seçimlerinde “iki stratejik hedefi [olduğunu]” anlattı: “Biri bu iktidarı göndermektir. Bu konuda politikalarımız son derece şeffaf. Bu hedefle bağlantılı diğer stratejik hedefimiz düzeni değiştirmektir.”

Mithat Sancar, muhalefet büyük bir hata yapmadıkça iktidarın devralınmasının kaçınılmaz olduğunu gördüklerini ancak herhangi bir Bakanlık pazarlığına girmeyeceklerini yeniden vurguladı: “Gücümüzü Türkiye’nin bütün ezilenleri için bir demokratik dönüşüm manevrası olarak görüyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı seçimindeki tutumlarını henüz resmen deklare etmediklerini hatırlatan Sancar, “Açıklayacağımız resmi görüş Emek ve Özgürlük İttifakının tutumu olacak ve bir çağrıyı da içerecektir. Demokratik dönüşümü yaratacak desteği de halkımızdan bekliyoruz” dedi.

Muhalefet tabanında kimi kesimlerde gözlenen korku ve kaygılara işaret eden Sancar “Bu duyguların yayılmasını isteyen[in] AKP-MHP iktidarı ve Cumhur İttifakı [olduğunun]” altını çizdi.

“Bu kaygılarla çok sık karşılaşıyorum. İktidar bu korkuyu yaymak istiyor ve bu korku herkesin ruhunda zedelenme oluşturur. Gücümüze güvenelim ve yükseltelim” diyen HDP Eş Genel Başkanı “Muhalefetin tamamı bu noktada bir irade ortaklığı ortaya çıkarabilirse her türlü oyun[u] boşa çıkaraca[ğını]” dile getirdi.

“2019 yerel seçimlerinde de aynı oyunlar oynandı. Mücadelede kararlılı[ğın] bütün oyunları bozduğunu gördük” dedi.

Sancar diğer muhalefet partilerine  “[…] 2 yıl önce rapor halinde seçim güvenliği ortak çalışma raporunu sunduk[larını, ‘şimdiden ortak çalışmalara başlayalım’ dedik [lerini]” aktardı.”Ama maalesef orada da iktidarın kurduğu oyun sahasının dışına çıkmayı bir türlü başaramayan bir muhalefet blokuyla karşı karşıya kaldık [larını]” söyledi. Muhalefetin “Şimdi o sınırların dışına çıkmaya başladı [ğına]” işaret eden Sancar “Güçlerimizi birleştirirsek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde açık fark yaratma şansı çok güçlüdür. Hiçbir hile o farkı kapatamaz.” dedi.

Sancar’ın konuşmasının sonlandırması sonrasında verilen arada HDP Eş Genel Başkanı öğrencilerin getirdikleri kitaplarını imzaladı. Toplantının ikinci bölümünde öğrencilerin sorularını yanıtladı.

(Kaynaak: Bianet)

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu’ndan “Alevi” Paylaşımı

Sosyal medya hesabından “Alevi” notuyla videolu bir paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, “İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum. Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Alevi” notuyla videolu paylaşım yaptı.

Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Sert Sözler: Ulan Manyaklar…

Seçim çalışmaları kapsamında bulunduğu Antalya’nın Kepez ilçesinde vatandaşlara seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “Ulan manyaklar, hem ateist hem kafir hem FETÖ’cü, hem faili meçhulcü hem de PKK’lı olunur mu? Siz işte kafayı böyle yediniz. Dolayısıyla kişi kendinden bilirmiş, kendinden…” dedi ve ekledi:

“Sen eğer İstanbul seçimini iptal ettirir, 31 Mart’ta iptal ettirir, 13 bin 500 oy farkını kabul etmez, ‘mutlaka bir şeyler olmuştur, olmasa bile olmuştur’ dersen, iptal ettirirsen; ondan sonra ne olur biliyor musunuz? Bu aziz millet, sürdürmez. Milli iradeye el sürdürmez, iradesine el sürdürmez. El sürdürmediği için de döner öyle bir Osmanlı tokadı atar ki feleğini şaşırırsın.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Antalya’nın Kepez ilçesinde vatandaşlara seslendi.  ANKA‘nın aktardığına göre Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“İYİ Parti kurulmasaydı, bugün bu kürsüden konuşan arkadaşlarımız, konuşan kardeşlerimiz değerli ağabeyim Sayın Mansur Yavaş ve diğer Büyükşehir Belediye Başkanları; acaba konuşuyor olabilecekler miydi? İYİ Parti kuruldu, bir şey değişti, her şey değişti.

Onun için İYİ Parti’ye ve İYİ Parti’nin Genel Başkanı bana olmadık hakaretlerin, olmadık iftiraların, olmadık tehditlerin yapıldığı bir 5 yıl geçirdik. Korktuk mu? Hayır. Çaldık mı? Hayır. Ne yaptık? Birleşe birleşe kazandık. Ne yaptık? Önce 2018’de beraberce CHP ile birlikte Saadet Partisi, Demokrat Parti ile beraber önce Millet İttifakı’nı kurduk. Karşımızda Cumhur İttifakı vardı.

Yine olmadık hakaretler, olmadık iftiralar atıldı. Ya arkadaş; FETÖ’cü oldum, PKK’lı oldum. Aynı anda hem FETÖ’cü hem ateist bir de kafir ilan ettiler. Ben ki hacıyım, ben ki 7 yaşından beri 5 vakit namaz kılarım… Beni kafir ilan ettiler. Aynı anda FETÖ’cü, kafir, PKK’lı ama Diyarbakır’a gittiğim zaman, Urfa’ya, Van’a gittiğim zaman da faili meçhulcü ilan ettiler.

“Ulan manyaklar…”

Ulan manyaklar, hem ateist hem kafir hem FETÖ’cü, hem faili meçhulcü hem de PKK’lı olunur mu? Siz işte kafayı böyle yediniz. Dolayısıyla kişi kendinden bilirmiş, kendinden… Sen eğer İstanbul seçimini iptal ettirir, 31 Mart’ta iptal ettirir, 13 bin 500 oy farkını kabul etmez, ‘mutlaka bir şeyler olmuştur, olmasa bile olmuştur’ dersen, iptal ettirirsen; ondan sonra ne olur biliyor musunuz? Bu aziz millet, sürdürmez. Milli iradeye el sürdürmez, iradesine el sürdürmez. El sürdürmediği için de döner öyle bir Osmanlı tokadı atar ki feleğini şaşırırsın.”

Şimdi bakın, bedava Başbakanlık yok. Evet ben Başbakan olmaya talibim ama onunla bununla abidik gubidik işler yaparak değil, pazarlık yaparak değil, sizin helal oylarınızla birinci parti çıkacağız ve ben Başbakan olacağım. Çok çalışacaksınız.

Ondan sonra da o oyları aldıktan sonra da Sinan Ateş kardeşimin kızları Bengisu ve Banu Çiçek’in, Ayşe Ateş’in kalbini serinletmek, gözyaşlarını silmek için, o katilleri bulmak benim boynumun borcudur. Ahd olsun, şart olsun, yemin olsun ki… Nereye kaçmışlarsa oradan bulup çıkarmak benim görevim olacak.

Bu arkadaşlar, o kadar bedavacılığa alıştılar ki, o kadar yandaş kayırmaya alıştılar ki, ekonomiyi o kadar berbat ettiler ki, bu seçime giderken oculuk buculuk üzerinden devam ettirmeye çalışıyorlar, ama millet yemiyor. 100 bin öğretmen tayin edeceğiz ilk 1 ay içinde, seçimi kazanacağız, 100 bin öğretmen tayin edeceğiz.

Hemen Antalya’da Antalyalılar turistlerin her türlü hizmetinde, turistlere her türlü yardımı yapıp onlara Antalya’da hizmet ediyor. Onların kaldıkları yerlerle ilgili bir vergi var. Onlar birilerinin cebine gidiyor sizden çıkıyor. Dolayısıyla o vergiyi kaldıracağız. O vergiyi sizin, işletmelerin Antalyalıların almasını sağlayacağız.

Tam 3 yıl boyunca dolaştım ve sizleri dinledim. Partimi övmedim, propaganda yapmadım, başka bir partiyi de yermedim. Ama şimdi seçime gidiyoruz. Sizlerin oylarını istiyorum. Suriyeliler gidecek. Dolayısıyla Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in yeniden değerlerine sahip olan bu gençlerin taleplerine uygun bir ülkeyi beraber inşa edeceğiz. Oylarınıza talibiz. Saygılar sunuyorum, hayırlı bayramlar, hayırlı iftarlar diliyorum.”

Paylaşın

40 Milyon Nüfuslu Afganistan’da 34 Milyon Açlık Sınırında Yaşıyor

40 milyon nüfusa sahip Taliban yönetimindeki Afganistan’da 34 milyon kişinin açlık sınırında yaşadığı, açlık sınırında yaşayanların oranının ülke nüfusunun yüzde 85’ine denk geldiği açıklandı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve koalisyon ülkelerinin Afganistan’dan çekilmeden önce açlık içinde yaşayanların sayısının 15 milyon olduğu hatırlatıldı.

Birleşmiş Milletler (BM), Taliban yönetiminden 34 milyon Afganın yoksulluk içinde yaşadığını duyurdu.

BM bünyesinde faaliyet gösteren Kalkınma Programı (UNDP), son yaptığı açıklamada, ABD ve müttefiklerinin Taliban’ın kontrolü ele almasının ardından güvenlik gerekçesiyle bu ülkeden geri çekilmesinin ardından insani yardımların hızla düştüğü uyarısında bulundu.

UNDP, Afganistan’ın nüfusu 40 milyon olduğu hesaplandığında, açlık sınırında yaşayanların sayısının ülke nüfusunun yüzde 85’ine denk geldiğine dikkati çekti.

Yoksul sayısı iki yılda iki kattan fazla arttı

ABD ve koalisyon ülkelerinin bu ülkeden çekilmeden önce açlık içinde yaşayanların sayısının 15 milyon olduğunu hatırlatan UNDP açıklamasında, bu rakamın kısa bir sürede 34 milyona çıkmasının ciddi bir endişe kaynağı yarattığını bildirdi.

UNDP açıklamasında, son gelişmeleri ışığında “Afgan vatandaşlarının bazıları evlerini, arazilerini veya gelir getiren varlıklarını satmak zorunda kaldı. Diğerleri, çocuklarını küçük yaşta çalıştırmak veya çok üzücü bir uygulama olan yaşı küçük kızlarını evlendirme yoluna gitti.” denildi.

BM’nin açlık sıkıntısı çekilmemesi için 2023’te en az 4,6 milyar dolar yardım toplanması çağrısına atıfta bulunulan açıklamada bu miktarın şu ana kadar sadece yüzde 5’inin toplanabildiği şikayetinde bulunuldu.

Ülkelerin Taliban yönetimiyle temas kurmama eğiliminin de bu ülkeye yapılan gıda ve insani yardımların kesilmesinde önemli rol oynadığı aktarıldı.

Bu ülkede faaliyetlerini sürdüren sivil toplum örgütlerinin ise Taliban’ın kendileri için çalışan kadınlara getirdiği yasaktan büyük ölçüde mağdur oldukları belirtiliyor.

Taliban son olarak BM için çalışan Afgan kadınlarına getirdiği yasak özellikle gıda yardımlarının dağıtılmasını engellediği gerekçesiyle tepkiye yol açmıştı

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın