İkinci El Otomobillerde Fiyatlar Uçtu

Son bir yılda ikinci el otomobillerde fiyat artışı yüzde 83’e ulaşırken, Cardata CEO’su Hüsamettin Yalçın, Türkiye’de son 10 yıldır fiyatların belirlenmesinde ilan sitelerinin de etkili olduğunu vurguladı.

Hüsamettin Yalçın, son bir yılda döviz kurunda yüksek artışlar olmadığı için insanların paralarının değerini korumak adına otomobile yatırım yaptığını söyledi.

Bu trendin seçim sonrasında da devam edeceğine işaret eden Yalçın, “Fiyatlarda düşüş beklenmiyor. İkinci el otomobil piyasasında talep hala çok yüksek. Çünkü ikinci el araç piyasasında satın alınabilecek otomobil sayısı belli. Kurun artışına paralel fiyatlar da artacaktır” dedi.

Döviz kurundaki artış hızının yavaşlamasıyla ikinci el otomobiller yatırım aracı oldu. İkinci el araba piyasasında zam oranı geçtiğimiz Mayıs ayından bu yana yüzde 80’i aşarken, değeri en fazla artan modeller ise 5-6 yaşını geçmemiş C segmenti sedan araçlar oldu.

Seçim sonrasında da fiyat artışlarının devam edeceğini belirten sektör temsilcileri, ilan sitelerindeki fiyatların piyasa gerçekliğinden uzak olduğunu söyledi.

Otomotiv sektöründe sıfır kilometre araçlarda yaşanan arz sorunu ve yüksek enflasyon, ikinci el otomobilleri kısa zamanda en fazla kazandıran yatırım enstrümanlarından biri haline getirdi. Bu dönemde en fazla kazandıran modeller, orta sınıf sedan otomobiller oldu.

Ekonomi Gazetesi’nde yer alan haberde Cardata’nın verilerine göre, Türkiye’de en çok satan ikinci el araçların fiyatı Mayıs 2022-Mayıs 2023 arasında ortalama yüzde 83 artış gösterdi. 2022’nin Mayıs ayında ortalama ikinci el fiyatları 411 bin TL olurken, bu yılın aynı döneminde ise bu rakam 754 bin TL’ye yükseldi.

C segmentinde ise fiyat artışı daha hızlı oldu. Son bir yılda C segmenti araçların fiyatları yüzde 89 arttı. Mayıs 2022’de ortalama 303 bin TL olan C segmenti ikinci el otomobil fiyatları, Mayıs 2023’te yıllık bazda ise 572 bin TL’ye yükseldi.

Sıfır kilometre araçlarda SUV’ların payı sedan otomobilleri geçerken, ikinci el araç piyasasında en fazla sedan otomobillerin talep gördüğü dikkat çekti.

Cardata CEO’su Hüsamettin Yalçın, Türkiye’de son 10 yıldır fiyatların belirlenmesinde ilan sitelerinin de etkili olduğunu vurgulayarak, “Fiyatların belirlenmesinde bayi ve galeri yani satıcılardan bu iş ilan sitelerine kaydı. İlan sitelerindeki araç fiyatlarına bakarak aracın değeri belirleniyor. Maalesef piyasanın gerçeklerinden uzaklaşılıyor, aracın fiyatını belirleniyor” ifadelerini kullandı.

“Fiyatlarda düşüş beklenmiyor”

Hüsamettin Yalçın, son bir yılda döviz kurunda yüksek artışlar olmadığı için insanların paralarının değerini korumak adına otomobile yatırım yaptığını söyledi.

Bu trendin seçim sonrasında da devam edeceğine işaret eden Yalçın, “Fiyatlarda düşüş beklenmiyor. İkinci el otomobil piyasasında talep hala çok yüksek. Çünkü ikinci el araç piyasasında satın alınabilecek otomobil sayısı belli. Kurun artışına paralel fiyatlar da artacaktır” dedi.

Paylaşın

Ankara JİTEM Davası’nda Tüm Sanıklar Hakkında Beraat Kararı

Ankara ve çevre kentlerde 1993-1996 yılları arasında Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da aralarında olduğu 19 kişinin ölümüyle ilgili açılan “JİTEM” (Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele) davasında tüm sanıklar hakkında beraat karar verildi.

Sanıklar “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlarından yargılanıyordu.

19 kişinin öldürülmesiyle ilgili soruşturma 2011 yılında başlamış, 19 Aralık 2013’te dava açılmış ve bu dava 2019 yılında sonuçlandırılmıştı. İstinaf mahkemesi 5 Nisan 2021’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanıklar hakkındaki beraat kararını bozması üzerine dava yeniden görülmüştü.

Dosyada 19 sanık bulunuyor: Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin, eski özel harekat polisleri Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Enver Ulu, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven ve Muhsin Korman.

Ankara JİTEM davası olarak adlandırılan, 19 kişinin 1990’lı yıllarda zorla kaybedilmesi veya keyfi infaz edilmesine ilişkin davanın yedinci duruşması Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi’nden avukatlar ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) temsilcisi avukatlar ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi yöneticileri katıldı.

Duruşma savcının bir önceki verdiği mütalaayı tekrar etmesiyle başladı.

MA’nın haberine göre; duruşmada ilk sözü alan avukat Sertaç Ekinci, geçen duruşma okunan mütalaa ile duruşma zaptına işlenen metnin farklı olduğunu belirtti ve değişen mütalaaya karşı ek süre talep etti.

Bunun üzerine Savcı, “mütalaada bir noktalama işaretinin dahi değişmediğini” söyledi ve mütalaayı tekrar okudu.

Savcı, “sanıklar hakkında verilen beyanların çelişkili olduğuna ve yeni bir delil elde edemeyecek kadar süre geçmesinden dolayı sanıklar hakkında beraat” talep etti.

Dava avukatları ise; mütalaaya karşı süre ek talep etti. Mahkeme heyeti  avukatların süre talebini “mahkemeyi uzatmaya yönelik” olduğunu belirterek reddetti.

Avukatlar “ek süre talebinin” reddedilmesi üzerine mütalaaya karşı söz aldı.

Mahkemenin 10 yıldır karar vermesi için uğraştıklarını belirten avukat Eren Baskın, şöyle konuştu: “Hepimizin tek amacı 19 kişinin akıbetini sormak. Gerçeği, adaleti sokaklarda arayacağız bundan sonra. Arjantin Kolombiya gibi ülkelerde faili meçhul cinayetlerle bağlantılı kişileri yargıladı ve cezalandırdı. Burada da yine beraat kararı verilecek. Savcının mütalaasını kabul etmiyorum. 30 yıldır babam eve gelmiyor. 30 yıldır katilini yakalayamadık. Bizim mücadelemiz burada bitmeyecek. Her Cumartesi günü Tansu Çiller’in ‘Oturur oturur giderler’ dediği Cumartesi Anneleri ile beraber mücadele edeceğim. Burada vazgeçmiyoruz, bundan sonrada elimizden gelen her şeyi yapacağız.”

Mahkemenin altından kalkamayacağı düzeyde dosya olduğuna dikkat çeken avukat Ekinci ise; “Size verilen yetkiler burada faili meçhul cinayetleri aydınlatabilecek düzeyde değil. Savcı çelişkiler olduğunu ifade ediyor ama ben bir çelişki göremiyorum. Mütalada uzi marka silahlardan hiç bahsedilmiyor. Kutlu Adalı cinayeti de bu uzi markalı silahlarla işlendi Sedat Peker açıkladı bunu. Beraat talebi genel hukuk kurallarına aykırıdır, mahkemeden beraat talebinin reddedilmesi gerekmektedir” dedi.

İddia makamının mütalaasının sanıkların savunması gibi göründüğünü vurgulayan avukat Nuray Özdoğan. “Mütalaanın içeriği açısından tüm delillerin tartışılmadığı ortada. İddia makamının takdirine karışamayız fakat delilleri tartışması gerekir. Soruşturma kovuşturma aşamasından beri eksiklikler ve yanlışlıklar var. Bizim ağır insan hakları ihlali olduğuna dair iddiamıza yanıt vermenizi istiyoruz kararda. Deliller sanıklarla yüz yüze tartışılmadı. Sanıkların pozisyonları kim oldukları göz ardı edilmeden yargılama yapılamaz. Mağdurun hakkı yokmuş gibi yargılama yapılmasına itirazımızı yapacağız. Mütalaa karara varmaya uygun bir mütalaa değil. Madem çelişki var sanıkları ve tanıkları getirir yüzleştirirsin. Sanıkların cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Daha sonra söz alan sanık avukatları ise; savcının mütalaasına katıldıklarını dile getirerek, sanıklarını beraatini talep ettiklerini belirttiler. Kararını açıklayan mahkeme tüm sanıkların beraatine karar verdi.

Hafıza Merkezi’nde yer alan bilgilere göre, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce 30 Eylül 1999’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da arasında bulunduğu 1990’lı yıllarda Ankara’da zorla kaybedilen veya yasadışı keyfi infaz edilen 19 kişiye ilişkin ilk soruşturma 2013 yılında başlatıldı.

20 Eylül 2013’te zamanaşımı riskinden dolayı Abdülmecit Baskın cinayetiyle ilgili iddianame düzenlenirken, 20. Aralık 2013’te düzenlenen yeni iddianameyle şu isimlerin öldürülmesi de iddianameye dahil edildi: Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan.

Davanın sanıkları: Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman.

Sanıklar, “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor.

3 Temmuz’daki son duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş 1990’lı yıllarda “terörle mücadele” adı altında birçok suç işlendiğini dile getirdi.

İş insanlarının öldürülmesinin Tansu Çiller’in o dönem “elimizde PKK’ya yardım eden iş adamları listesi var” sözleri sonrasında yaşandığını söyleyen Savaş, “cinayetleri işlemek için ölen PKK militanlarının silahlarının kullanılması idealdi” dedi.

Paylaşın

BTK’dan Kemal Kılıçdaroğlu’na Yasak Kararı!

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Kemal Kılıçdaroğlu’nun yurttaşlara “kredi kartı borçlarınızı, devletimizin hazinesi, bankalardan devralacak” şeklinde SMS göndermesinin ardından yasak kararı aldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yurttaşlara “kredi kartı borçlarınızı, devletimizin hazinesi, bankalardan devralacak” şeklinde SMS göndermesinin ardından yasak kararı aldı.

Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre, BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu’nun imzasının yer aldığı, “SMS, MMS, aramalara yönelik önemli uyarı” başlıklı yazı bugün tüm GSM operatörlerine “acil notuyla” gönderildi.

Yazıda, Yüksek Seçim Kurulu’nun 15 Mart 2023 tarihli kararında yer alan, “Vatandaşların elektronik posta adreslerine, taşınabilir ya da sabit telefonlarına görüntülü, sesli veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılmasının yasak olduğu” hükmüne atıf yapıldı.

Kemal Kılıçdaroğlu, yurttaşlara “kredi kartı borçlarınızı, devletimizin hazinesi, bankalardan devralacak” şeklinde SMS göndermişti.

CHP’den tepki

Sosyal medya üzerinden konuya ilişkin açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba şu ifadeleri kullandı:

“Cumhur ittifakı vekillerinin ve Bakanlarının SMS’lerini görmezden gelen BTK, Genel Başkanımızın SMS’lerinin yasaklanmasına karar veriyor. Tek adam rejiminde ve parti devletinde propaganda hakkı sadece iktidara bir hak olarak tanınıyor.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu’ndan Üç Partiye “Meclis Grubu” Çağrısı

Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan’ın lideri olduğu DEVA, Temel Karamollaoğlu’nun Genel Başkanı olduğu Saadet Partisi ve Gültekin Uysal’ın lideri olduğu Demokrat Parti’ye TBMM’de ortak grup kurma çağrısı yaptı.

Karar TV’de konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Millet İttifakı’nda yer alan üç partiye daha önce de bu teklifi götürdüğünü ancak kabul görmediğini söyleyerek “Meclis’te bir yeni tablo oluştu, birlikte bir grup kurmak bir zarurettir” dedi. Seçimlere CHP listelerinden giren Gelecek Partisi, 14 Mayıs’taki meclis seçimlerinde TBMM’de 10 milletvekili çıkarmıştı.

Millet İttifakı’nın AKP’den rahatsız olan seçmenleri niye kendine çekemediği konusuna değinen Davutoğlu, “Ben bu meseleyi iki sene önce gördüm. Altılı masayı kurmadan önce arkadaşlara ‘gelin ortak zemin kuralım’ dedim. ‘AK Parti’ye oy vermeye alışmış kitlelerin bir anda Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermesi mümkün değil’ dedim. Ama anlatamadım. Yani sonra da anlatamadım. İtiraf edeyim. Çok ısrar ettim. Herkes biliyor kamuoyunda bunu. Bazı şeyleri, fırtınanın geldiğini görürsünüz ama gücünüz fırtınayı engellemeye yetmez” ifadelerini kullandı.

Ahmet Davutoğlu, “Şimdi de buradan bir çağrıda bulunuyorum. Özellikle bu üç parti yetkililerine. Meclis’te bir yeni tablo oluştu, birlikte bir grup kurmak bir zarurettir. Üç parti, hatta Demokrat Parti’yle. Birlikte grup kurmak bir zarurettir” diye konuştu.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, bunun ne şekilde gerçekleşebileceği sorusunu ise “Onun formülleri bulunur. Biz çalıştık. Ya ben çalışmadığım hiçbir şeyi gündeme getirmem. Çok rahat formülleri bulunur. Yeter ki insanlar yaşadıklarından biraz ders alsınlar. Yani evet. Orada ben de suçlayamıyorum seçmeni. Alışmadığı bir yere gidip vuramıyor işte. Ve ben bunu söyledim” diye yanıtladı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a Çok Sert Yanıt: Sen Nasıl Bir Müslümansın!

Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, “Benim Kandil’deki teröristlerle görüştüğüme dair kasetler olduğunu söyledin. Ey Erdoğan, sen nasıl bir Müslümansın!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Böyle bir görüşmeye dair elinde uydurma ve montaj olmayan gerçek bir kaset var da bunu yayınlayamıyorsan sen büyük bir yalancısın, müfterisin demektir.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Samimi bir Müslüman olarak inandığım bütün mukaddesler üzerine yemin ediyorum. Hem vallahi hem billahi böyle bir görüşme yoktur, yalandır, iftiradır. Milletimizden özür dilemelisin Erdoğan. Bir insana yakışır şekilde hareket et ve göz göre göre işlediğin bu suçlardan vazgeç” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Benim Kandil’deki teröristlerle görüştüğüme dair kasetler olduğunu söyledin. Ey Erdoğan, sen nasıl bir Müslümansın! Böyle bir görüşmeye dair elinde uydurma ve montaj olmayan gerçek bir kaset var da bunu yayınlayamıyorsan sen büyük bir yalancısın, müfterisin demektir.

Samimi bir Müslüman olarak inandığım bütün mukaddesler üzerine yemin ediyorum. Hem vallahi hem billahi böyle bir görüşme yoktur, yalandır, iftiradır. Milletimizden özür dilemelisin Erdoğan. Bir insana yakışır şekilde hareket et ve göz göre göre işlediğin bu suçlardan vazgeç.

Yeter bu iftiralar yeter. Allah’a sığınıyorum dedim. Durmuyor iftiraların, yalanların durmuyor. Müfterisin, günah ve pislik içinde boğuldun. Artık yeter.”

Paylaşın

Ahmet Türk: Kılıçdaroğlu’nu Destekleyeceğiz

Diyarbakır’da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Eski Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk, “Ya faşizme destek vereceğiz ya da onun karşısında en azından halkımızın nefes alabileceği bir seçeneğe destek vereceğiz. Bu iki seçenekten biri Kılıçdaroğlu’dur ve biz tercihimizi Kılıçdaroğlu’ndan yana yapacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Son dönemlerdeki milliyetçi söylemler nedeniyle halkımızda bir kırgınlık olduğunu görüyoruz, bu kırgınlığı biz de yaşıyoruz. Ama oyuna gelmemek lazım. Bu seçimlerde bir bütün olarak sandık başında olmamız lazım. Bununla birlikte seçim kuruluna gidinceye kadar oylarımıza sahip çıkmamız lazım.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Yeşil Sol Parti ve HDP yöneticileri ile Yeşil Sol Parti milletvekilleri Diyarbakır’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Buluşmanın açılışında konuşan Buldan ve Türk, seçmeni sandığa çağırarak şunları söyledi:

Ahmet Türk’ün açıklamalarından öne çıkan bölümler ise şöyle:

“Önemli bir dönemeçten geçiyoruz. Değişimin ve dönüşümün sancılarını yaşıyoruz. Elbette tercihimiz şahıslarla ilgili değil. Kürt halkının geleceği, Türkiye’nin geleceği için mücadele ediyoruz ve seçimimizi ona göre yapıyoruz. Tabii ki son dönemlerde milliyetçi tartışmalar halkımızda kırgınlık yarattı. Buradan özellikle halkımıza ve gençlerimize şu mesajı vermek istiyorum. Sakın oyuna gelmeyin; protesto etmeniz ve sandıklara gitmemeniz Erdoğan’ın değirmenine su taşımak olacaktır. Bu bilinçle sandıklara gitmeniz gerekiyor. Önümüzde iki seçenek vardı.

Eş Genel Başkanımızın da biraz önce ifade ettiği gibi ırkçılığı, faşizmi ve tekçi anlayışı Türkiye’de hakim kılmak isteyen bir anlayış var. Bunun karşısında da en azından halkımızın nefes alabildiği demokratik bir ortam konusunda güven veren, hukukun üstünlüğünü esas alan farklı bir anlayış var. Biz bu iki seçenekten birini tercih etmek durumundayız. Elbette bizim tercihimiz demokrasiden, insan haklarından, Kürt halkının özgür geleceğinin belirlenmesinden yana olacak. Yıllardan beri sürdürdüğümüz mücadele demokratik bir gelecek içindir, halkların ortak demokratik değerlerde buluşması içindir, halkımızın özgür geleceği içindir.

Eş Genel Başkanlarımız, arkadaşlarımız yaptıkları toplantılarda ve açıklamalarda her türlü değerlendirmeyi yaptılar. Bizler bu durumda elbette tercihimizi demokrasiden yana kullanacağız. Pek çok talebimizin karşılanmayabileceği ihtimalini biliyoruz. Ancak biz inandığımız yolda mücadelemizi yine yürüteceğiz. Ama bugün başından beri söylemek istediğim şudur. Sevgili Halkımız, iki seçenekle karşı karşıyayız: Ya faşizme destek vereceğiz ya da onun karşısında en azından halkımızın nefes alabileceği bir seçeneğe destek vereceğiz.

Bu iki seçenekten biri Kılıçdaroğlu’dur ve biz tercihimizi Kılıçdaroğlu’ndan yana yapacağız. Son dönemlerdeki milliyetçi söylemler nedeniyle halkımızda bir kırgınlık olduğunu görüyoruz, bu kırgınlığı biz de yaşıyoruz. Ama oyuna gelmemek lazım. Bu seçimlerde bir bütün olarak sandık başında olmamız lazım. Bununla birlikte seçim kuruluna gidinceye kadar oylarımıza sahip çıkmamız lazım. Hepinize teşekkür ediyorum, sizleri saygıyla selamlıyorum.”

HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“28 Mayıs seçiminin son çalışmalarını duyurmak için buradayız. Esnaf ziyaretleri gerçekleştireceğiz, buluşmalar gerçekleştireceğiz. İkinci tur seçimlerinin artık son kavşağında olduğumuzu bilerek bu çalışmaları tamamlayacağız. 14 Mayıs’ta yapılan seçimlerin çok eşit şartlarda, demokratik bir ortamda yapılmadığını biliyoruz. Cumhur İttifakının devletin bütün imkanlarını kullanarak yürüttüğü aşikar.

Ancak bizler muhalefet partileri olarak; bütün bu eşitsiz şartlara ve anti demokratik uygulamalara karşı halkımızın ve Türkiye’nin geleceğini, Türkiye toplumunun yarınlarını düşünerek bir seçim süreci geçirdik. Yeşil Sol Parti olarak bütün bu engellemelere rağmen bir başarı elde ettiğimizi düşünüyoruz. Bu başarının ikinci turda devam etmesi için de iki gün sonra yapılacak seçimlerin Türkiye’nin demokratik geleceği ve barışı açısından, gençlerin ve kadınların geleceği açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Tarihi bir kavşaktır aslında 28 Mayıs’ta yapılacak seçim.

Yeşil Sol olarak birinci turda sürdüğümüz tutumumuzu, ikinci turda da devam ettireceğimizi dün yaptığımız açıklamayla zaten kamuoyu ile paylaştık. Bugün bir kez daha Diyarbakır’dan, özellikle bölgeden ikinci tura dair önemli sonuçların çıkacağını düşünerek bunu ifade ediyorum. Diyarbakır halkına bir kez daha şu çağrıyı yapıyoruz. İkinci turda oylarımızı kullanalım, sandığa gidelim, birinci turdaki irademizi ve kararlılığımızı ikinci turda da gösterelim. Çünkü gelecek ve yarınlar bizi ilgilendiriyor.

AKP’nin ve Erdoğan’ın tekrar kazanması Türkiye toplumunun bir kez daha nefessiz kalmasına neden olacaktır. Bunu açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum. O yüzden Erdoğan gitmelidir. Erdoğan’ın gitmesiyle toplumun rahat bir nefes alacağını düşünerek bunu ifade ediyorum. Çünkü son yıllarda AKP iktidarının MHP ile birlikte Türkiye’yi nefessiz bıraktığını biliyoruz.

Her türlü hukuksuzluğun, düşmanlığın, baskı ve şiddetin bu ülkede yaratıldığını, demokrasinin kırıntılarının bile kalmadığı bir ülke yaratıldığını hepimiz gördük. Bir Kürt düşmanlığı var. Aynı zamanda bir kadın düşmanlığı var, bir barış düşmanlığı var. Bütün bunların bitmesi, Türkiye’nin rahat bir nefes alması için de Erdoğan kaybetmelidir bu seçimlerde.

Bu meselelerin rahatlıkla çözülebileceği, demokratik adımların atılabileceği, Türkiye’nin barışa, huzura ve refaha kavuşabileceği bir ortamı yaratabilmek elbette bu seçimlere bağlı. O yüzden Erdoğan’ı göndermemizle birlikte demokratik yolların açılabileceğine olan inancımı ifade etmek istiyorum. Erdoğan’ın tekrar kazanmasının çıkaracağı fermanların Türkiye açısından felaket olacağının altını çizmek istiyorum.

“İkinci tur faşizm ile demokrasi arasında bir referandumdur”

Erdoğan tekrar kazanırsa ne olacağını tek tek sıralamaya gerek yok. Son yıllarda yaşadıklarımız bunun açık göstergesi. Bizler yine direniriz, bizler yine mücadele ederiz ama toplum nefessiz kalır. Bizi en çok endişelendiren de bu. O yüzden Türkiye toplumu ve Kürtler açısından, kadınlar ve gençler açısından bu kadar önemli bir süreçte rejimi ve sistemi oyladığımızın farkında olmamız gerekir.

Bizler eğer ikinci turda kazanabilirsek demokrasinin inşasını gerçekleştirmiş olacağız. O yüzden bu kadar tarihi bir seçim olacaktır. Dolayısıyla bu ikinci turun faşizm ile demokrasi arasında bir referandum olduğunu görerek hareket etmemiz gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Türkiye toplumu önemli bir karar verecek tercih yapacak. Türkiye; karanlık ile aydınlık arasında tercih yapıp aydınlığı seçerse, demokrasi ile faşizm arasında tercih yapıp demokrasiyi seçerse önümüzdeki süreçte demokratikleşme alanında, barış alanında ve huzur ve refah alanında bir başarı elde edebilir.

Bu seçim gerçekten tarihi bir seçim olacak. Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir seçim olacak. Ben başta Diyarbakır halkı olmak üzere bütün Kürtlere ve Türkiye  halklarına çağrımızı buradan tekrar yapmak istiyorum. Türkiye’nin kaderini değiştirmek bizlerin elinde. Bir kez daha 28 Mayıs’ta sandıklara giderek bu değişim ve dönüşüme katkı sunalım, geleceğimizi oyladığımızı, yarınlarımızı belirlediğimizi bilerek bu seçime yaklaşalım.

Herkese kolay gelsin, herkese başarılar diliyorum. Umut ediyorum ki 28 Mayıs’ta istediğimiz sonucu elde edeceğiz. Mesele Millet İttifakı ya da Sayın Kılıçdaroğlu değildir; biz meseleye sadece ve sadece Türkiye’nin geleceği olarak bakıyoruz ve oyumuzu da Türkiye’nin geleceğinden yana kullanıyoruz. Türkiye halklarına bir kez daha sandığa sahip çıkma ve oylarını kullanma çağrısı yapıyorum.”

Paylaşın

Akşener: Yemin Törenini HÜDA PAR İçin Seçim Sonrasına Bıraktılar

Katıldığı bir televizyon programında açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Seçilmeyi o kadar çok istiyor ki Erdoğan, o kadar alıştı ki bu güce. Bu gücü bırakmamak için bir sürü hata, kusur, muhtemelen hukuksuzluk var. Bütün bunlara bir bütün olarak baktığınızda oradan ayrılmamak için her yolu denedi” dedi ve ekledi:

“Cumhur İttifakı’nı genişletti ve kadının sahiplendirilmesinde ön gören, bunu söyleyen, dört maddenin değişmesine ilişkin talebi olan, bayrağın Türkiye bayrağı denmesine yönelik talebi olan hem Hizbullah’ın hem PKK’nın terör örgütü olmadığını düşünen bir siyasi partiyi aldı Meclis’e getirdi”

Akşener, açıklamasının devamında, “Yemin töreni ile ilgili bir problem oldu. Mazbataların geç verilmesinin sebebi seçim. Seçim öncesinde yemin töreni yapılsaydı HÜDA PAR’ın bir milletvekili bu yemini doğru bulmadığı ifade etmişti, belki de etmeyecekti. Bilmiyoruz, sonuçta bundan kaçınmak için yemin törenini seçimden sonrasına bıraktılar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın mitinglerde izlettiği, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hedef alındığı montaj video ile ilgili de konuşan Akşener, “Kılıçdaroğlu’nu izam eden yalan, kurgu bir video orada oynatıldı. Bir vatandaş buna inansa ve terör örgütüyle iltisaklı olarak görse ve bir saldırıda bulunsa bunun azmettiricisi Sayın Erdoğan’dır” dedi.

Akşener ayrıca AK Parti seçmenine de seslenerek Erdoğan’ın son dönemi olduğunu belirtip, “AKP’li seçmenler, Sayın Erdoğan’ı çok sevenler, bu seçimde Sayın Kılıçdaroğlu’na oy versinler ki; biz parlamenter demokrasiye geçiş yapalım ve artık şu rövanş işinden vazgeçelim” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV’de katıldığı programda soruları yanıtladı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“En fazla kadınlar ve gençlerle ilgili edinilmiş haklar kaçacak. Bu ülkede nefes almak izne tabi olacak. Çünkü şartlar onu getirecek. Burada benim ısrarla üzerinde durduğum şey, sistem. Yani öznem Sayın Erdoğan değil; hep örnek veriyorum. Sizlerden birini o sistemin içine seçelim koyalım altı ay sonra ya psikiyatrik durum ortaya çıkar ya da bambaşka bir insan tipi ortaya çıkar. Dolayısıyla bir ayda Sayın Erdoğan’ın seçim olduktan sonra yaptığı atamalara dair kararları bunlar.

Şimdi, inanılmaz bir güç ve o gücün kendisine de bir ışık gibi yansıması gayreti içinde bir insan kesimi var. Öyle olunca bir günde, bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden bu sistemin başında oturan kişi vazgeçti. Böyle bir kararname ile inanılmaz atamalar yapıldı. Böyle bir kararname ile sizi aldı öbürünü koydu falan filan. Şimdi, bu Meclis’e giren, seçilmeyi o kadar çok istiyor ki Erdoğan, o kadar alıştı ki bu güce. Bu gücü bırakmamak için bir sürü hata, kusur, muhtemelen hukuksuzluk var. Bütün bunlara bir bütün olarak baktığınızda oradan ayrılmamak için her yolu denedi.

Cumhur İttifakı’nı genişletti ve kadının sahiplendirilmesinde ön gören, bunu söyleyen, dört maddenin değişmesine ilişkin talebi olan, bayrağın Türkiye bayrağı denmesine yönelik talebi olan hem Hizbullah’ın hem PKK’nın terör örgütü olmadığını düşünen bir siyasi partiyi aldı Meclis’e getirdi. Yemin töreni ile ilgili bir problem oldu. Mazbataların geç verilmesinin sebebi seçim. Seçim öncesinde yemin töreni yapılsaydı HÜDA PAR’ın bir milletvekili bu yemini doğru bulmadığı ifade etmişti, belki de etmeyecekti. Bilmiyoruz, sonuçta bundan kaçınmak için yemin törenini seçimden sonrasına bıraktılar.

‘Erdoğan’ın son dönemi’

Yasağın bol olduğu, kayırmanın çok olduğu, 82 puan alsanız dahi eğer sizin AKP bünyesinde tanıdığınız yoksa 54 puanla yakın arkadaşınız atandığı, mülakatta elendiğiniz, keyfi bir sistemin, hukukun katledildiği, yargının yok olduğu bir sistemin içinde bir nefes alamaz. Önce kadınlar, gençler sonra sıra size gelir. Bütün bunları kaybederiz. Özellikle AKP’lilere seslenmek isterim; Sayın Erdoğan’ın son dönemi. Burada da öfkenin kat be kat arttığı, yumuşak davransa onu seçenlerin onun üzerine hücum edeceği bir alan birikecek.

Sonuç itibariyle bitmeyen bir rövanş. Buradan seçilecek bir başkan da bu yetkilerin keyfini çıkara çıkara bu sefer de buradakilere karşı kullanacak. Benim demem o ki; özellikle AKP’li seçmenler, Sayın Erdoğan’ı çok sevenler, bu seçimde Sayın Kılıçdaroğlu’na oy versinler ki; biz parlamenter demokrasiye geçiş yapalım ve artık şu rövanş işinden vazgeçelim. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ayarlarına dönsün, hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı… Kadınlarla ilgili söylüyorum en çok biz nefes alamıyoruz çünkü.

Tüm yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı’nda. Yürütme yetkisinin tamamı Cumhurbaşkanı’ndadır, bütün kararnameler ve yönetmeliklerle yönetebilir. Atama yetkilerinin tamamı Cumhurbaşkanı’nda. Bütçeyi Cumhurbaşkanı hazırlıyor. TBMM’ye sunuyor ama TBMM değiştirmede son söz hakkına sahip değil.

Dış politikayı Cumhurbaşkanı belirleyici… Bu çok tuhaf bir yetki, diyorum ki; Cumhur İttifakı Meclis’i aldı, kanun vs. konuların zaten Meclis’in işlevi yok ama işlevli hale getirmenin yolu bu yetkilere sahip Cumhurbaşkanının seçildiği andan itibaren Meclis’in tümünün yan yana gelişiyle güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçileceğine inanıyorum. Çünkü bu, denge ve denetleme mekanizması Erdoğan’ın ve arkadaşlarının hiç işine yaramayacak.

Birinci tura inandığımız için muhtemelen sarsıldık. Ama diğer taraftan ilk defa AKP, 21 yılda 2002’deki oy oranına döndü. Şimdi bu referandum haline dönüyor ve sıfır sıfır başlıyor. Kim o farka ulaşabilirse o kazanacak. Bizim burada şansımız iyi.

Sayın Oğan üçüncü bir aday olarak çıkmıştı, böyle olunca Sayın Kılıçdaroğlu bizimle görüştü, biz kendisine yetki verdik, herkesle görüşebilir. Sonuç olarak Sayın Oğan ile bir görüşme yapıldı. Sonucunda Oğan, Cumhur İttifakı’na katıldı. Özdağ, Millet İttifakı’na katıldı ve böyle baktığınız zaman o üçlük seçmen de duruyor. Benim başından beri iddiam şudur; hiçbir partinin ya da kişinin seçmeni marabası değildir. Sahipli mal da değildir. Seçmen velinimettir.

Şu anda bahsettiğim çocukların, o evlerin çocuklarının annelerinin anlattığını söyleyeyim size. Devlet okullarından bahsediyorum. Bıçak, alkol ve hap giriyor. Bütün bunlarla mücadele etmenin yolları var. Önce devlet gibi devlet olacaksınız. Devletin ciddiyetine sahip çıkacaksınız.

Kılıçdaroğlu’nu izam eden yalan, kurgu bir video orada oynatıldı. Bir vatandaş buna inansa ve terör örgütüyle iltisaklı olarak görse ve bir saldırıda bulunsa bunun azmettiricisi sayın Erdoğan’dır. Kimse ne yaptığının farkında değil. Gayrı ciddiliğin getirdiği sonuç bunlardır. Sokakta insanların birbirine olan davranış biçimi değişti bu ülkede.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Kılıçdaroğlu’na Oy Verin Çağrısı

Sosyal medya hesabından Kılıçdaroğlu’na destek çağrısı yapan Demirtaş, “Sandıktan değişim çıkmazsa ekonomide ve demokraside felaket olacak. Artık bu işin üçüncü turu da yok! Sayın Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı yapalım, Türkiye nefes alsın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sandığa gidin, 1 nefes için 1 oy verin.”

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 4 Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerine ilişkin Twitter hesabından paylaşımda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek çağrısı yapan Demirtaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Sandıktan değişim çıkmazsa ekonomide ve demokraside felaket olacak. Artık bu işin üçüncü turu da yok! Sayın Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı yapalım, Türkiye nefes alsın.

Sandığa gidin, 1 nefes için 1 oy verin.”

HDP ve Yeşil Sol Parti de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuyla ilgili görüş ve tavırlarını dün Ankara’da düzenledikleriortak basın toplantısında açıklamıştı.

Basın toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanlarından Pervin Buldan, 14 Mayıs seçimleri için belirledikleri tercihlerinde bir değişikliğe gitmediklerini belirtirken ilk turda olduğu gibi yine isim vermedi ama Kılıçdaroğlu’nu işaret etti. Buldan “Sandığa eksiksiz gideceğiz ve hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun ikinci turda kendisine destek vermesi için anlaştığı Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile imzaladığı yedi maddelik protokol sonrası HDP’nin 28 Mayıs’taki tutumunun ne olacağı merak konusuydu.

Protokolde özellikle kayyum atanan belediyelerle ilgili olduğu anlaşılan “Terörle mücadele çerçevesinde, terörle bağlantısı hukuki kanıtlarla sabit olan mahalli idare yöneticileri yerine devlet görevlileri ataması uygulamasına yargı kararı çerçevesinde devam edilecektir” maddesi tartışmalara neden olmuştu.

Buldan bu konuyla ilgili olarak “Israrla vurguluyoruz. Kürtlerin politik iradesine kayyumlar yoluyla ipotek koyanlar aynı zamanda bütün Türkiye halklarının haklarına ve özgürlüklerine de ipotek koyanlardır. Kürt sorununun çözümsüzlüğü toplumun çıkarına değildir. Bu çözümsüzlük oyunu bozulmadan cumhuriyet, demokrasi ile bütünleşemeyecektir” demişti.

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar da konuşmasında yeniden başlayan kayyum tartışmalarına değinerek “Kayyum üzerinden siyaset yürütenlere dün de cevap olduk bugün de cevap olacağız. Bu siyaseti şoven ve milliyetçi dilden arındıracağız” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat 2,4 Trilyon Liraya Dayandı

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 18 Mayıs itibarıyla 2 trilyon 398 milyar 169 milyon liraya (121,3 milyar dolar) yükselirken, haftalık artış 51,4 milyar lira oldu.

Bankalarda bulunan toplam yabancı para mevduatı, geçen hafta 217 milyar 240 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 183 milyar doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.

Yurt içi yerleşiklerin toplam döviz mevduatında, parite etkisinden arındırılmış verilerle 18 Mayıs itibarıyla 1 milyar 671 milyon dolarlık azalış görüldü. Bu düşüşün tümü gerçek kişi yani bireysel hesaplarda gerçekleşti.

Bireylerin kıymetli maden döviz hesaplarından, gram altının zirve yaptığı 18 Mayıs haftasında, 1 milyar 74 milyon dolarlık satış gözlendi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında artış Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) yükümlülüğündeki faiz tavanının kaldırıldığı 26 Ocak’tan bu yana kesintisiz sürüyor.

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre, söz konusu 16 haftada KKM hacminde 991 milyar 320 milyon liralık artış görüldü. KKM’de ‘politika faizi artı 3 puan’ olan faiz tavanı, dövizden dönüşümlü ürün için 2023 yılı Ocak sonunda, TL’den geçişli ürün için 2023 yılı Mart sonunda kalkmış, Döviz açığı olan şirketler için de 1 ay vadeli KKM imkanı getirilmişti.

Faizde sınırın kaldırılması ile bankalar hızlı bir yarışa girdi. Faizlerin yükselmesi ile KKM’ye ilgi artarken Merkez Bankası yeni bir adım daha attı. 14 Mayıs sonrası dövizden TL’ye ek dönüşüm yükümlülükleri artırıldı. Böylece KKM hesaplarına geçiş hızlandığı gibi bankalar müşterilerini daha fazla KKM’ye yönlendirmek ve ürünün cazibesini daha da artırmak için artık sadece faizleri değil primleri de artırmaya başladı.

Geçen hafta yüzde 20-25 seviyelerinde olan döviz KKM ‘peşin prim’ faizlerinde bu hafta yüzde 36-40 seviyeleri görülüyor. Peşin prim sayesinde örneğin 3 ay vadeli için müşterinin hesabına yüzde 10 prim dolar hemen yatıyor. 3 ay sonra kur durumuna göre TL faizi veya kur koruma farkı ayrıca veriliyor.

Ekonomistlerin dövize endeksli olması nedeniyle yabancı para mevduatı olarak değerlendirdiği KKM ile döviz mevduatları bir arada düşünüldüğünde ise toplam mevduattaki payı da yüzde 63,27’ye ulaştı. KKM’nin devreye alındığı Aralık 2020’den bu yana döviz cinsi ve dövize endeksli varlıklarda 90 milyar dolar artış hesaplanıyor.

Altın hesaplarında 1 milyar dolarlık satış

Bankalarda bulunan toplam yabancı para mevduatı, geçen hafta 217 milyar 240 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 183 milyar doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.

Yurt içi yerleşiklerin toplam döviz mevduatında, parite etkisinden arındırılmış verilerle 18 Mayıs itibarıyla 1 milyar 671 milyon dolarlık azalış görüldü. Bu düşüşün tümü gerçek kişi yani bireysel hesaplarda gerçekleşti. Bireylerin kıymetli maden döviz hesaplarından, gram altının zirve yaptığı 18 Mayıs haftasında, 1 milyar 74 milyon dolarlık satış gözlendi.

Paylaşın

Beyaz Eşya İhracatında Yüzde 54’lük Sert Düşüş

Nisan ayında beyaz eşya satışları altı ana grupta yüzde 27 artarken ihracat yüzde 54 düştü. Üretim yüzde 13 azaldı. Nisan’da iç satışlar 841 bin adetle yüzde 27’lik artış gösterirken dış satışlar 1 milyon 59 bin adetle yüzde 54 gerileme kaydetti. Söz konusu veri geçen yıl Nisan’da 2 milyon 301 bin adet olmuştu.

Yılın ilk 4 ayının toplamına bakıldığında sektör olarak altı ana ürün grubundaki üretim bir önceki döneme göre yüzde 5’lik bir daralmayla 10 milyon 770 bin adet olarak gerçekleşti.

Yurt içi satışlar yüzde 14 artarak 3 milyon 179 adete ulaşırken, ihracatı yüzde 24 daralarak 6 milyon 699 adete geriledi.

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) 4 ana ürünün ve 6 ana ürünün Nisan ayı üretim, iç satış, ihracat ve ithalatlarını karşılaştıran verileri yayımladı.

Beyaz eşyada Nisan’da iç satışlar 841 bin adetle yüzde 27’lik artış gösterirken dış satışlar 1 milyon 59 bin adetle yüzde 54 gerileme kaydetti. Söz konusu veri geçen yıl Nisan’da 2 milyon 301 bin adet olmuştu.

Toplam üretim rakamları Nisan ayında yüzde 13 oranında azaldı.

Yılın ilk 4 ayının toplamına bakıldığında sektör olarak altı ana ürün grubundaki üretim bir önceki döneme göre yüzde 5’lik bir daralmayla 10 milyon 770 bin adet olarak gerçekleşti.

Yurt içi satışlar yüzde 14 artarak 3 milyon 179 adete ulaşırken, ihracatı yüzde 24 daralarak 6 milyon 699 adete geriledi.

Bloomberg HT’nin aktardığına göre, verileri değerlendiren TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Sığın, küresel ekonomik faktörlerin etkisiyle sektörün ihracat performansının zorlu bir süreçten geçtiğini ortaya koymakla birlikte esasında bilindiği üzere beklenen bir düşüş olduğunu dile getirdi.

Sığın, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji kaygıları, güvensizlik ve yüksek enflasyon ortamı sonucu rakamlar bu senenin başında küçülmeye geçtiğini belirterek, “Avrupa’daki genel ekonomik çalkantılar ve resesyon sinyalleri nedeniyle ihracatımız açısından talep daralması riskinin sürdüğünü söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın