Almanya Ekonomisi Resesyona Girdi

Avrupa Birliği’nin (AB) lokomotifi olarak tanımlanan Almanya resesyona girdi. Resesyon ya da durgunluk, makroekonomide geleneksel olarak reel gayrisafi yurt içi hasılanın iki veya daha fazla çeyrek yıllık periyotta arka arkaya negatif büyüme göstermesi durumu.

VOA Türkçe’den Cem Dalaman’ın aktardığına göre, tahminlerin tersine ılık geçen ve bu nedenle enerji tüketiminin korkulduğu kadar yüksek olmadığı 2023’ün ilk çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) verilerine göre, ekonomik büyüme negatife dönüşerek yüzde 0,3 daraldı.

Bundan kısa bir süre önce, hem hükümet çevreleri hem de ekonomi uzmanları Ukrayna savaşının etkilerinin beklenenden daha hafif atlatılması nedeniyle “ekonominin resesyondan kıl payı kurtulacağı” görüşünü açıklamıştı.

AB Komisyonu’nun “Avrupa Ekonomik Tahminleri 2023 Kış” raporu da, Alman ekonomisin yüzde 0,2 büyüyeceğini öngörüyordu. AB Komisyonu’nun bir önceki sonbahar raporunda ise, Alman ekonomisinin kış aylarını resesyona girmeden atlatacağı tahmin edilmişti.

Sürpriz resesyon verisinde kamu yatırımlarının azalmasının ve enflasyonun tüketicileri olumsuz etkilemesi sonucu hane halkı harcamalarında yaşanan gerilemenin etkili olduğu tahmin ediliyor.

Ekonomi Bakanlığı, geçen yılın sonunda bu yıla ilişkin tahmininde Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından yükselen enerji maliyetleriyle ilgili endişeler nedeniyle, Almanya’nın 2023 yılında yüzde 0,4’lük bir daralmaya hazır olması gerektiğini bildirmişti.

Analistler Avrupa’nın en büyük ekonomisinin düzlüğe çıkmasının uzun zaman alacağı yorumunda bulunuyor. Almanya’da nüfusun yaşlanması, iş gücünün azalması, doğalgaz, kömür ve petrole veda edilmesi, ayrıca enerji fiyatlarının artması gibi farklı faktörlerin Alman ekonomisini olumsuz etkilemeyi sürdüreceği tahmin ediliyor.

Alman şirketlerine ilişkin anket

Nitekim Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK), ülke ekonomisinin görünümü hakkında 21 bin Alman şirketinin katıldığı bir anketin sonuçlarını yayınladı.

Ankete göre, katılan Alman şirketlerin yüzde 34’ü iş durumlarını iyi, yüzde 51’i tatmin edici olarak değerlendirdi. Şirketlerin yüzde 15’i ise iş durumlarını kötü olarak nitelendirdi. Katılan şirketlerin neredeyse dörtte biri önümüzdeki 12 ayda iş durumlarının kötüleşeceğini beklediklerini belirtti.

Enerji ve ham madde fiyatları, ankete katılan şirketlerin yüzde 65’i tarafından en büyük iş riski olarak görüldü. Bu oran, yılın başında yüzde 72 seviyesindeydi. İkinci büyük risk ise nitelikli işçi kıtlığı ve yüksek enflasyon nedeniyle iş gücü maliyetleri oldu. Şirketlerin yüzde 53’ü iş gücü maliyetlerini iş riski olarak gösterdi.

Fiyatlardaki artış sürüyor

Bu yıl için tüketici fiyatlarındaki artışın devam edeceği tahmin ediliyor.

Almanya, geçen yılı yüzde 8’e yaklaşan enflasyon oranıyla kapatmıştı. Veriler, geçen Nisan ayında tüketici fiyatlarının bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,2 arttığını ortaya koydu. Böylece tüketici fiyatları bir önceki aya kıyasla ise yüzde 0,4 arttı.

Gıda fiyatları Nisan’da yıllık bazda yüzde 17,2 yükseldi. Enerji fiyatları ise yüzde 6,8 artarken, hizmet fiyatları geçen ay yıllık bazda yüzde 4,7 yükseldi. Ev kiralarındaki artış ise yüzde 2 olarak kaydedildi.

Almanya’da geçen yıl Ekim ayında enflasyon yüzde 10,4 ile son 50 yılın rekorunu kırmıştı. Enflasyonda o dönemde de yine enerji ve gıda fiyatlarındaki güçlü artış etkili olmuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Diktatörlük” İddialarına Yanıt: Safsatadan İbaret

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu. 14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda ‘algı balonlarının’ sönmesine de şahitlik ettik. Peki, neydi bunlar?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye’ye atılan ‘diktatörlük’ iftiralarıydı. Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı. Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı. Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı. CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık. Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu. 14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda ‘algı balonlarının’ sönmesine de şahitlik ettik. Peki, neydi bunlar?

Türkiye’ye atılan ‘diktatörlük’ iftiralarıydı. Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı. Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı. Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı. CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.

İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık. Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik. Milletimize dergi kapaklarından ayar verilemeyeceğini gösterdik. Türk Milletinin iradesine zincir vurulamayacağını gösterdik. Yalan, iftira ve korku siyasetiyle seçim kazanılamayacağını gösterdik. Nefret söylemleriyle milletin gönlüne girilemeyeceğini gösterdik. Siyasi ikbal uğruna bölücüler ve FETÖ’cülerle yol yürünemeyeceğini gösterdik.

Daha pek çok gerçeğin yanı sıra demokrasimizin son 21 yılda ulaştığı olgunluk seviyesini ve milletimizin ferasetini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. Bunu da hangi siyasi partiye oy verirse versin 85 milyon hep beraber başardık. İnşallah 28 Mayıs’tan sonra ülkemizin tüm bu kazanımlarını el birliğiyle çok daha ileriye taşıyacağız.”

Paylaşın

Sığınmacılar Sorunu: Kılıçdaroğlu: Geri Kabul Anlaşması’nı Feshedeceğiz

Kemal Kılıçdaroğlu, “Eğer Avrupalılar Suriyelilerin haklarını korumazlarsa onların evlerini, yollarını, hastanelerini yapmak için para vermezlerse Geri Kabul Anlaşması’nı feshedeceğiz, beyler gitsinler Avrupa’ya burada ne işi var?” dedi.

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Avrupalı rahat etsin diye biz bunların bütün sıkıntılarına katlanıyoruz. Düzelteceğiz, göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Youtube’da yayınlanan Babala TV’de Oğuzhan Uğur’un konuğu oldu. Kılıçdaroğlu, programa katılan yurttaşların sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, mültecilerle ilgili bir soru üzerine, “Biz herkesi göndereceğiz derken bunun belli kuralları olacak. Devlet dediğiniz gibi kurum, benim dediğim gibi hemen yakasına yapışıp gönderelim diye öyle bir kural yok. Onun alt yapısını oluşturacaksınız. Can ve mal güvenliğini sağlayacaksınız ve ondan sonra göndereceksiniz, parayı da AB’den alacaksınız ve bunları yapacaksınız. Çünkü burada asıl sorunu yaşayan AB, bize geri kabul anlaşmasını dayattılar, imzaladık. Biz şimdi bakıyoruz. İsterlerse veriyor, istemezlerse vermiyorlar. Biz sığınmacı deposu değiliz. Mülteci ayrı, sığınmacı ayrı ikisini birbirinden ayırmak lazım” diye konuştu.

“Eğer Avrupalılar Suriyelilerin haklarını korumazlarsa onların evlerini, yollarını, hastanelerini yapmak için para vermezlerse Geri Kabul Anlaşması’nı feshedeceğiz, beyler gitsinler Avrupa’ya burada ne işi var?” diye Kılıçdaroğlu, “Avrupalı rahat etsin diye biz bunların bütün sıkıntılarına katlanıyoruz. Düzelteceğiz, göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ dün ikinci tur için Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklamıştı. Millet İttifakı ile Zafer Partisi arasında imzalanan protokolde, Türkiye’deki sığınmacıların “bir yıl içinde” geri gönderilmesi taahhüt edilmişti.

“Benim itiraz ettiğim Türkiye’nin Rusya’ya bağımlı hale gelmesi

Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya ile ilişkilerle ilgili soruya da yanıt verdi. Rusya ile Türkiye’nin iyi ilişkileri olmasına bir itirazı olmayacağını belirten Kılıçdaroğlu, “Ama benim itiraz ettiğim enerji konusunda Rusya’ya Türkiye’nin bağımlı hale gelmesi. Bu bağımlılık son derece tehlikelidir ve Türkiye’nin ileride başına büyük sorunlar açabilir. Siz hala diyorsunuz ki ‘Moskova ile anlaşma yaptık burada bir gaz merkezi kuracak.’ Zaten güle oynaya gelip gaz merkezi kuracak yüzde 30-40’lık bağlantı yüzde 90’a çıkacak. Sizi teslim almış olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Demirtaş ve Kavala açıklaması

Kılıçdaroğlu, haklarında AİHM kararı bulunan tutuklu Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala ile ilgili olarak ise şunları söyledi: “Eğer AİHM kararı var ve bu karar uygulanmıyorsa, eğer AYM kararı var ve bu karar uygulanmıyorsa ve kararlar uygulanmadı diye ben sessiz kalıyorsam, o zaman ben niye siyaset yapıyorum?” Kılıçdaroğlu, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” diye konuştu.

“YÖK denen belayı kaldırmak lazım”

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, eğitimle ilgili sorulara da yanıt verdi. “İmam hatipte okuyan çocuğumuz da çok nitelikli bir eğitim almalı, fen lisesinde okuyan çocuğumuz da çok nitelikli bir eğitim almalı” diyen Kılıçdaroğlu, “Eğitim alan çocuğun, eğitimi belli bir yılından itibaren, örneğin 2’nci yıldan itibaren organize sanayi bölgesinde aldığı eğitime paralel kurs görmesi lazım, staj görmesi lazım. O süre içerisinde sosyal güvenlik primlerini, devlet tarafından ödenmesi lazım. Mezun olduğunda ise işi hazır olacak” dedi.

“YÖK denen belayı kaldırmak lazım” diyen Kılıçdaroğlu, “Üniversitelerde bilgiyi, bilimi egemen kılmak lazım. Farklı düşüncede olan hocaları, ‘sen farklı düşüncedesin’ diye üniversiteden atmamak lazım” şeklinde konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, programın kapanışında, “Buradaki temel mesele şu, birbirimizi daha iyi anlamalıyız yani görüşlerimiz farklı olabilir, elbette olabilir. Niye farklı olmasın? Görüşlerimiz farklı olabilir ama birbirimize saygılı olmalıyız. Kutuplaşmadan çekinmeliyiz, kutuplaşmamalıyız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Yurt Dışındaki Seçmenlerin Yüzde 57,48’i Oy Kullandı

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 286 bin 786 Türkiye Cumhuriyeti yurttaşından 1 milyon 889 bin 398’i oy kullandı. Seçime katılım sayısı gibi yüzde 57,48’e ulaşan katılım oranı da 2018 seçimlerini ve 14 Mayıs’taki birinci turu geride bırakarak rekor kırdı.

Ülkeler temelinde de Avrupa’da en yüksek oy miktar ve oranlarına Almanya’da ulaşıldı. İkinci turda bu ülkede seçime katılanların sayısı 760 bin 795’i buldu. Birinci turda Almanya’da 1 milyon 504 bin 967 seçmenin yüzde 48,7’sini oluşturan 732 bin 831 kişi sandıklara giderek oy kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turu için yurt dışı temsilciliklerde 20 Mayıs’ta başlayan oy verme işlemleri sona erdi.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından açıklanan verilere göre, temsilciliklerde oy kullanan seçmen sayısı 1 milyon 889 bin 398’i oy kullandı. Bu sayı, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 286 bin 786 seçmenin yüzde 57,48’e tekabül ediyor.

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşlar, gümrüklerde 28 Mayıs Pazar TSİ 17.00’ye kadar oy kullanmaya devam edebilecek.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda yurt dışı temsilciliklerinde yaklaşık iki hafta olan oy verme süresi, ikinci turda beş güne inmişti.

27 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen ilk tur seçimlerde gümrükler hariç dış temsilciliklerde 1 milyon 691 bin 287 oy kullanılmıştı.

İlk turda yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerde oy kullanan toplam seçmen sayısı 1 milyon 839 bin 470’ti. Yaklaşık 3,4 milyon seçmenin bulunduğu yurt dışındaki katılım oranı yüzde 53’ün üzerinde olmuştu.

Cumhur İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan yurt dışındaki oyların yüzde 57,47’sini alırken Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 39,57’sini almıştı.

En çok oy Almanya’da kullanıldı

Türkiye dışında en fazla seçmenin bulunduğu Almanya’da 20-24 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen oy verme işlemi sırasında rekor düzeyde oy kullanıldı. İlk tur seçimlerde 732 bin 831 oyun kullanıldığı Almanya’da ikinci turda 760 bin 795 seçmen sandık başına gitti.

Almanya’da 17 merkezde kurulan sandıklara ilgi en fazla Essen Konsolosluk bölgesinde gösterildi. Burada 90 bin 662 kişi oy verdi. Stuttgart bölgesinde 84 bin 223, Düsseldorf’ta ise 76 bin 203 oy kullanıldı.

Diğer ülkelerde kaç kişi sandığa gitti?

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) de ilk tura kıyasla katılım arttı. İlk turda 51 bin 597 oyun kullanıldığı ABD’de ikinci turda bu sayı 55 binin üzerine çıktı.

Avustralya’da ikinci turda 21 bin 183, Avusturya’da 67 bin 720, Belçika’da 91 bin 763, Büyük Britanya ve İrlanda’da 67 bin 867, Çin’de 955, Danimarka’da 16 bin 604, Finlandiya’da 3 bin 220, Fransa’da 207 bin 255,

Hollanda’da 160 bin 799, İrlanda’da 4 bin 739, İsveç’te 14 bin 219, İsviçre’de 66 bin 186, İtalya’da 10 bin 512, Japonya’da 3 bin 21, Kanada’da 22 bin 241, Lüksemburg’da 16 bin 300, Rusya’da 4 bin 767 seçmen oy kullandı.

Paylaşın

Çin, Tüm Dünyadan Daha Fazla Çelik Üretiyor

Gelişmişliğin bir göstergesi olan, ekonomik ve endüstriyel açıdan önemli kabul edilen çelik, dünya genelinde, köprü, bina ve diğer altyapı inşasında kullanılan önemli bir bileşendir.

Haber Merkezi / Çelik, aynı zamanda araç imalatı, gemi yapımı, makine imalatı, gübre imalatı gibi çeşitli sektörlerde de kullanılmaktadır.

Dünyanın en büyük çelik üreticisinin hangi ülke olduğunu biliyor musunuz? 

İlginç bir şekilde, dünyanın en büyük çelik üreticisi olan ülke, tek başına o kadar çok çelik üretiyor ki, tüm dünya bu kadarını üretemiyor.

World of Statistics, sosyal medya platformu Twitter’da maksimum çelik üretilen ülkelerin bir listesini yayınladı.

Bu liste Çin, Hindistan, Japonya, Amerika, Rusya, Güney Kore, Almanya, Türkiye, Brezilya ve İran gibi ülkeleri içeriyor.

Yayınlanan listeye göre Çin, çelik üretiminde ilk sırada yer alıyor. Çin, dünyadaki toplam çelik üretiminin yüzde 53,9’unu oluşturuyor.

Hindistan, listede ikinci sırada yer alıyor. Hindistan, çelik üretiminin yüzde 6,6’sı oluşturuyor.

ABD dördüncü sırada

Japonya yüzde 4,8 çelik üretimiyle üçüncü sırada yer alırken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yüzde 4.3 çelik üretimiyle listede dördüncü sırada kendisine yer buluyor.

Rusya, dünyanın toplam çelik üretiminin yüzde 3,8’inin yapıldığı beşinci sırada yer alıyor.

Çelik nedir ve özellikleri?

Çeliğin en önemli özellikleri; şekillendirilebilirlik ve dayanıklılık, iyi bir akma ve çekme dayanımına sahip olması ve iyi bir ısıl iletkenliğinin olmasıdır.

Bu önemli özellikler kadar, paslanmaz çeliğin yüksek korozyon dayanımı, en önemli karakteristik özelliğidir.

Çelik Nasıl Yapılır?

En basit haliyle çelik, karbon ve demirin çok yüksek sıcaklıklarda (2600 ° F’nin üzerinde) karıştırılmasıyla yapılır. Birincil çelik üretimi , “pik demir” adı verilen bir üründen çelik oluşturur.

Pik demir, çelik için doğru olandan daha fazla karbon içeren cevherden elde edilen eritilmiş demirdir.

Çelik nasıl bir metaldir?

Çelik, demir elementi ile genellikle yüzde 0,02 ila yüzde 2,1 oranlarında değişen karbon miktarının bileşiminden meydana gelen bir alaşımdır. Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.

Paylaşın

YSP-HDP: Oynanan Oyunların Ve Kurulan Tuzakların Farkındayız

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ümit Özdağ’ın açıkladıkları ortak deklarasyon sonrası toplanan YSP ve HDP tarafından, toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Ülke için bir referanduma dönüşmüş 28 Mayıs seçimleri ve sonrası için oynanan oyunların ve kurulan tuzakların farkındayız” denildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “”Bugün başlattığımız değerlendirmelerimize partilerimizin bileşenleri ve kurulları ile devam ediyoruz. Değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı, seçimlerdeki tutumumuzla ilgili açıklamamızı yarın (25 Mayıs 2023) halklarımızla paylaşacağız” ifadelerine yer verildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti (YSP) Merkez Yürütme Kurulları (MYK) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın açıkladıkları ortak deklarasyonun Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde partilerinin tutumuna ve seçmene yönelik çağrılarına olası etkilerini değerlendirmek üzere bir araya geldi.

Toplantı sonrasında varılan sonuçlar bir bildiriyle açıklandı. Dört maddede özetlenen ortak sonuçlar şöyle ifade edildi:

Ülkemizde yaşanan sorunların temelinde demokrasi ve hukuk açısından evrensel ilkelere uymayan uygulamalar bulunduğunu uzun zamandan bu yana ifade ettik, etmeye de devam ediyoruz. Özellikle seçim hukuku ve halk iradesini, yerel demokrasiyi yerle bir eden kayyım politikaları bu uygulamaların başında gelmektedir. Halkın iradesini gasp eden kayyım atamaları demokrasi ve hukuk açısından kabul edilemez ve bu konudaki yaklaşımımız değişmezdir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugün açıkladığı protokoldeki bu konuyla ilgili belirlemeler evrensel demokratik ilkelere aykırıdır. Tutumumuz ve eleştirimiz net ve açıktır. Kayyım uygulamaları sadece Diyarbakır’ın değil İstanbul’un ve bir bütün olarak hepimizin sorunudur.

Demokrasi ve hukukun evrensel ilkelerine sahip çıkmak ve bu konuda ilkesiz duruşlara taviz vermemek hepimizin görevidir. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bizler demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesinin kararlı öznesi olmayı sürdüreceğiz.

Ülke için bir referanduma dönüşmüş 28 Mayıs seçimleri ve sonrası için oynanan oyunların ve kurulan tuzakların farkındayız. Bugün başlattığımız değerlendirmelerimize partilerimizin bileşenleri ve kurulları ile devam ediyoruz. Değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı, seçimlerdeki tutumumuzla ilgili açıklamamızı yarın (25 Mayıs 2023) halklarımızla paylaşacağız.

Paylaşın

Modern Kölelik Endeksi: Türkiye Dünyada Beşinci, Avrupa’da Birinci

Türkiye, temel olarak kişinin tehdit, şiddet, zorlama ya da aldatma nedeniyle reddedemeyeceği ya da terk edemeyeceği sömürü durumlarını ifade eden, Modern Kölelik Endeksi’nde dünyada beşinci, Avrupa’da birinci.

1,3 milyon modern kölenin bulunduğu Türkiye, toplam modern köle sayısında da ilk 10’da yer alıyor. Modern köleliğin en az olduğu ülkeler ise sırasıyla İsviçre, Norveç, Almanya, Hollanda ve İsveç oldu.

Avustralya merkezli uluslararası insan hakları kuruluşu Walk Free’nin Küresel Kölelik Endeksi’nin raporu kuruluşun internet sitesinde yayınlandı. Raporda 2021’de 49,6 milyon kişinin, “modern köle” olarak yaşadığı, bu rakamın 2016’da 10 milyon olduğu anımsatıldı.

Dünyada beşinci, Avrupa’da birinci

Türkiye, Küresel Modern Kölelik Endeksi’nde dünyada beşinciliğe yükseldi. Kuruluşun 2018’de hazırladığı son raporda Türkiye 48. sırada yer alıyordu. Bu yıl, Türkiye’nin üzerinde yer alan ülkeler yalnızca Kuzey Kore, Eritre, Moritanya ve Suudi Arabistan oldu.

Türkiye, Avrupa ve Orta Asya bölgesinde modern köleliğin en sık görüldüğü ülke oldu. Rapora göre, 1,3 milyon modern kölenin bulunduğu Türkiye, toplam modern köle sayısında da ilk 10’da yer alıyor.

Endekse göre, modern köleliğin en az olduğu ülkeler ise sırasıyla İsviçre, Norveç, Almanya, Hollanda ve İsveç oldu.

Walk Free’nin “modern kölelik” tanımı

Kuruluşun internet sitesinde modern kölelikle ilgili şu açıklama yer aldoı: “Modern kölelik birçok biçim alır ve birçok adla bilinir. Temel olarak kişinin tehdit, şiddet, zorlama ya da aldatma nedeniyle reddedemeyeceği ya da terk edemeyeceği sömürü durumlarını ifade eder.

Modern kölelik, zorla çalıştırmayı, zorla veya kölece evlendirmeyi, borç esaretini, zorla ticari cinsel sömürüyü, insan kaçakçılığını, kölelik benzeri uygulamaları ve çocukların satışını ve sömürüsünü içerir.

Her biçimiyle, bir kişinin özgürlüğünün – bir işi kabul etme veya reddetme özgürlüğünün, bir işverenden diğerine ayrılma özgürlüğünün veya kiminle, ne zaman ve kiminle evleneceğine karar verme özgürlüğünün – sömürmek, kişisel veya mali kazanç için ortadan kaldırılmasıdır.

Modern kölelik sessizlik içinde gelişir. Bu nedenle Küresel Kölelik Endeksi’ni oluşturduk. Endeks, 160 ülke için üç temel soruyu yanıtlıyor: kaç kişi modern kölelikte yaşıyor, insanları savunmasız kılan nedir ve hükümetler bu sorunu çözmek için ne yapıyor?”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a 1 Milyon TL’lik Manevi Tazminat Davası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında, seçim mitinglerinde izlettiği ve montaj olduğunu kabul ettiği video nedeniyle 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı gereğince; Türk tarih ve kültürü ile özdeşleşmiş ‘Mertçe Mücadele’ etik değerinden bihaber olan, müfteriliği ise değer olarak benimseyip içselleştirmiş bulunan, montajcıbaşından yani Erdoğan’dan; montaj video sahtekârlıklarının hesabını sormak üzere davamızı açtık!

Ancak bu kez Erdoğan’ın ederini gözetmedik! Kişiliğine biçilen değeri aşarak, 1 Milyon TL miktarlı olarak dava açma yoluna gittik: Şehitlerimizin çocuklarına eğitim bursu olarak dağıtılmak üzere…”

Dilekçede ise şu ifadelere yer verildi:

“13. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedeceği düşüncesinden hareketle, düştüğü acziyet içerisinde, Türk Halkını yanıltmak üzere hareket eden davalı Recep Tayyip Erdoğan; Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili montaj videolar hazırlatıp dolaşıma sokturmuş, daha ötesi bu görüntüleri bizzat 07.05.2023 tarihli İstanbul mitinginde yayınlatmıştır.

1. Ekte sunulu video görüntüleri incelendiğinde görüleceği üzere; seçim aşamasında kullanılmak üzere 13. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu özelinde hazırlanmış videoları davalı montajlatıp, tamamıyla yalan ve iftira kapsamlı kurgularla değiştirmiş, PKK’lıların da videoya eklenmesini sağlayarak Genel Başkanımızın terör örgütleri tarafından desteklendiği, terör örgütü ile işbirliği yapıldığı haksız algısı verilmeye çalışılmıştır.

Davalı, hazırlatmış olduğu bu suç kapsamlı montaj videolarının sosyal medyada yayınlanmasını sağlamış, daha ötesi 07.05.2023 tarihinde düzenlemiş olduğu İstanbul Mitinginde bizzat yayınlatarak zarar vermiştir.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi mitinglerinde ve gençlerle buluştuğu programlarda gösterdiği, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun montajlı videosu 22 Mayıs’ta tekrar gündeme geldi.

TRT ortak yayınında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Abdülkadir Selvi tarafından kendisine sorulan soru üzerine, “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Ama montaj ama şu ama bu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği görüntünün orijinali, Millet İttifakı’nın 14 Mayıs seçimleri için yayımladığı kampanya filminden. Montajlı videoda ise Kılıçdaroğlu’nun arkasına aralarında Murat Karayılan’ın da olduğu PKK’lılar yerleştirildi.

Paylaşın

Özdağ’ın Kılıçdaroğlu Desteğine Akşener’den İlk Yorum

İlk tur seçimin ardından Kılıçdaroğlu’na, İnce, Özdağ ve Oğan ile ilişki kurmak, görüşme yapmak, iletişim kurmak ve onların talepleriyle ilgili tutum alma konusunda yetki verdiklerini belirten Akşener, “Dolayısıyla o yetki çerçevesi içinde yaptığı görüşmelerin sonunda bir noktaya gelindi” dedi ve ekledi:

“Bugün Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Özdağ, Millet İttifakı’nın içinde yer aldığını ve destekleyeceğini söyledi. 7 maddelik, CHP Genel Başkanı sıfatıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun imzasının olduğu, Zafer Partisi Genel Başkanı sıfatıyla da Sayın Özdağ’ın imzasının olduğu bir mutabakat metni yayınlandı. Dolayısıyla o metinde bizleri rahatsız edecek bir şey yok.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Zeytinburnu ziyareti sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İlk tur seçimin ardından Kılıçdaroğlu’na, İnce, Özdağ ve Oğan ile ilişki kurmak, görüşme yapmak, iletişim kurmak ve onların talepleriyle ilgili tutum alma konusunda yetki verdiklerini belirten Akşener, “Dolayısıyla o yetki çerçevesi içinde yaptığı görüşmelerin sonunda bir noktaya gelindi. Bugün Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Özdağ, Millet İttifakı’nın içinde yer aldığını ve destekleyeceğini söyledi. 7 maddelik, CHP Genel Başkanı sıfatıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun imzasının olduğu, Zafer Partisi Genel Başkanı sıfatıyla da Sayın Özdağ’ın imzasının olduğu bir mutabakat metni yayınlandı. Dolayısıyla o metinde bizleri rahatsız edecek bir şey yok” dedi.

Metnin iki siyasi partinin genel başkanları olarak yayımlandığını kaydeden Akşener, şöyle devam etti: Millet İttifakı’nın ortaya koyduğu çeşitli mutabakat metinleri var. Onlarla ters düşen de bir madde yok içinde. Dolayısıyla böyle bir yetkisi vardı Sayın Kılıçdaroğlu’nun. O yetkiyi yerine getirdi. Hayırlı uğurlu olsun.

“Seçimden sonra bir araya gelecek ve bu konuda görevlendirmeler yapılacak”

Akşener, Özdağ’ın “İçişleri Bakanı olarak sığınmacıları göndereceğim” şeklindeki paylaşımı üzerine gelen soruya ise şu yanıtı verdi:

Benim herhangi bir yorumum yok. Çünkü şöyle; biz henüz bakanlıklar konusunu hiçbir şekilde Millet İttifakı’nın bileşenleri olarak gelip bir araya konuşmadık. Ama bildiğim bir şey var, iki siyasi parti olarak biz ayrı ayrı girdik.

Dolayısıyla alınan oy ve çıkarılan milletvekili sayısına göre öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti, seçimden sonra bir araya gelecek ve bu konuda görevlendirmeler yapılacak. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin görevlendirmeleri aldığı bakanlıkları, hangi siyasi partiye, ‘siz burada görev alın’ diyeceği İYİ Parti’yi ve onun genel başkanını bizleri ilgilendiren bir durum değildir.

Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının ve parti kurullarının vereceği bir karardır. Ona da saygı duyuyorum. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı üzerinden Sayın Özdağ böyle bir görevlendirme Sayın Kılıçdaroğlu başından itibaren yapmışsa dediğim gibi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak verdiği bir karardır. Ben ona saygı duyuyorum.

Paylaşın

Babacan’dan “Montaj Video” Açıklaması: Siyaset Yapmak İçin İnsanlıktan Çıkılmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinglerinde gösterdiği montaj videoya ilişin açıklama yapan DEVA Lideri Babacan, “Montajlanmış görüntüler eşliğinde iftiralar atarak kafanızı karıştırmak istiyorlar. Hiç utanmadan. Teröristlerin videolarını kesip yapıştırarak gerçek olmayan görüntüleri, miting alanında millete izletiyorlar. Hayret ediyorum” dedi ve ekledi:

“Sabah-akşam kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allah’tan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar? Bizim siyaset anlayışımızda yalan olmaz. İftira olmaz, olamaz. Siyaset yapmak için insanlıktan çıkılmaz.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, montajla PKK’lılarla birlikte gösteren video ile ilgili açıklama yaptı.

“Kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allahtan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar?” diyen Babacan, şöyle dedi:

“Montajlanmış görüntüler eşliğinde iftiralar atarak kafanızı karıştırmak istiyorlar. Hiç utanmadan. Teröristlerin videolarını kesip yapıştırarak gerçek olmayan görüntüleri, miting alanında millete izletiyorlar. Hayret ediyorum.

“Sabah-akşam kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allah’tan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar? Bizim siyaset anlayışımızda yalan olmaz. İftira olmaz, olamaz. Siyaset yapmak için insanlıktan çıkılmaz.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi mitinglerinde ve gençlerle buluştuğu programlarda gösterdiği, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “montajlı” videosu 22 Mayıs’ta tekrar gündeme geldi.

TRT ortak yayınında konuşan Erdoğan, Abdülkadir Selvi tarafından kendisine sorulan soru üzerine, “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Ama montaj, ama şu, ama bu,” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği görüntünün orijinali, Millet İttifakı’nın 2023 Türkiye Genel Seçimleri için yayınladığı kampanya filminden. Montajlı videoda ise Kılıçdaroğlu’nun arkasına aralarında Murat Karayılan’ın da olduğu PKK’liler yerleştirildi.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın yanıtını “itiraf” olarak değerlendirerek “Montajcı sahtekâr,” dedi.

Paylaşın