İran Asılı Sanatçı Firuze Bazrafkan Kopenhag’da “Kur’an” Yırttı

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da Müslümanların kutsal kitabı Kuran’ı yırtan Firuze Bazrafkan, “Rejim, kadın haklarına saygı göstermiyor ve Kuran’ın milyonlarca kadına yönelik baskılarını haklı çıkardığını iddia ediyor” dedi.

Firuze Bazrafkan, bu eylemi ‘İran rejiminin Kur’an-ı Kerim’e saygı gösterilmesini talep etmesinin üzerine yaptığını’ belirtti.

İran asılı Danimarkalı sanatçı Firuze Bazrafkan, başkenti Kopenhag’da yer alan İran Büyükelçiliği önünde Kuran’ı yırttı. Bazrafkan, o anları sosyal medya hesabından yayınladı.

Yazılı açıklamada bulunan Bazrafkan, bu eylemi ‘İran rejiminin Kur’an-ı Kerim’e saygı gösterilmesini talep etmesinin üzerine yaptığını’ belirtti. Bazrafkan, “Rejim, kadın haklarına saygı göstermiyor ve Kuran’ın milyonlarca kadına yönelik baskılarını haklı çıkardığını iddia ediyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşılan görüntülerde Bazrafkan’ın üzerindeki tişörtte İngilizce ‘kadın, yaşam ve özgürlük’ ifadelerinin yer aldığı görüldü.

Danimarka ve İsveç’te Kur’an-ı Kerim ve diğer kutsal kitaplara yönelik saldırıların önlenmesi için yasal adımlar tartışılıyor. İsveç hükümeti, Kur’an-ı Kerim yakma eylemleri konusunda son dönemde büyük baskı altında.

Hükümet ve yetkili organlar bu eylemlerin ülkenin Müslüman dünyasıyla olan ilişkilerini zedelemesinden ve ülke içinde bir güvenlik sorununu tetiklemesinden endişe ediyor.

İsveç’te Kur’anı Kerim dahil kutsal kitaplara “saygısızlığı önlemek” adına bir yasal düzenleme bulunmuyor. Kutsal kitapları yakmak için alınan izinler de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendiriliyor.

İsveç hükümeti izinlerin onay anlamına gelmediğinde ısrar ediyor. İsveç ve komşusu Danimarka, bu tür tepki toplayan eylemlerin önüne geçmek için yasal bir araç hazırlamak için durum değerlendirmesi yapıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan soruşturma

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu yıl Avrupa’nın bazı ülkelerinde Kuran yakılmasının yanı sıra Hz. Muhammed ve dini değerlere hakaret edenlere soruşturma açmıştı.

Bu kapsamda İsveç, Danimarka ve Hollanda’da Kur’an-ı Kerim’e saldıran Rasmus Paludan ve Edwin Wagensveld ile benzer eylemleri yapan şüpheliler Salvan Momika, Hanne Kronborg, Lars Theilade, Karin Jorgensen, Bjarne Petersen, Dion Oland Hansen, Toke Utzen Lorenzen, Philip Bagge, John Lydeking Andersen hakkında aynı suçlardan yakalama kararı verilmişti.

Başsavcılık, ayrıca söz konusu isimlerin yanı sıra benzer eylemler gerçekleştiren faillerin ve delillerin tespiti için de kolluk makamlarına talimat verdi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Markete Gitmeye Korkuyoruz

Gıda fiyatlarının dünya genelinde sürekli düşeş eğiliminde olmasına rağmen Türkiye’de ise sürekli yükselmesini eleştiren DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Dünyada gıda ucuzlarken, biz pazara, markete gitmeye korkuyoruz. Gıda enflasyonuyla mücadele bu kadar zor mu? Değil” dedi.

Ali Babacan, ayrıca, “Temel gıda ürünlerinin fiyatını Türkiye’de kim belirliyor? Sayın Erdoğan belirliyor. Etin fiyatını belirleyen o. Sütün fiyatını belirleyen o. Buğdayın fiyatını belirleyen o. Enflasyon olunca, maliyetler artında suçlu kim?” ifadelerini kullandı.

Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye’de ise Eylül 2020’den bu yana, yani 34 aydır devam ediyor.

“Dünyada gıda ucuzlarken, biz pazara, markete gitmeye korkuyoruz. Gıda enflasyonuyla mücadele bu kadar zor mu? Değil” diyen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda şu ifadelere yer verdi:

“Temel gıda ürünlerinin fiyatını Türkiye’de kim belirliyor? Sayın Erdoğan belirliyor. Etin fiyatını belirleyen o. Sütün fiyatını belirleyen o. Buğdayın fiyatını belirleyen o. Enflasyon olunca, maliyetler artında suçlu kim?

‘Maliyeti aşağı çekelim’ diyoruz. ‘Gübrenin yarısını devlet ödesin’ diyoruz. ‘Yemin yarısını devlet ödesin’ diyoruz. ‘Elektriği, mazotu çiftçimize düşük fiyata verelim’ diyoruz. Enflasyonu düşürmenin yolu bu. Çünkü maliyetten aşağı çektiğinizde, maliyete diyelim ki 10 liralık devlet kaynağı ayırdığınızda nihai tüketici fiyatı 30 lira aşağıya iniyor.

Gıda fiyatlarındaki düşüşü dışarıdan ithalatla sağlayamazsınız. Çiftçimizin maliyetini düşürdüğümüz anda gıda fiyatlarını aşağı doğru çekmiş olacağız. Bu desteği en başta maliyetle verdiğiniz zaman daha ucuza mâl ediyor. Çünkü bitmiş ürüne destek daha pahalı, fiyat şişe şişe gidiyor. Ama hammaddede desteği verdiğiniz zaman bütün maliyeti aşağıya doğru çekiyorsunuz.”

Türkiye’de 34 aydır aralıksız yükseliyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda sadece bir kez yükseldi. Türkiye’de resmi yıllık enflasyon mart ayında yüzde 38, gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 54 oldu.

Dünyada gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 21 düşerken Avrupa Birliği genelinde yüzde 15 artış gösterdi. Türkiye’de ise gıda fiyatları 34 aydan bu yana aralıksız artıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda bir kez yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) Haziran 2023’te ayında yüzde 38 oldu. On iki aylık ortalamalara göre ise enflasyon yüzde 60 gerçekleşti.

TÜİK’e göre gıda fiyatları son bir yılda yüzde 54 artış gösterdi. FAO’nun Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise aynı dönemde yüzde 21 düştü. AB’de ise yıllık gıda enflasyonu mayıs ayı itibarıyla yüzde 15. Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye’de Eylül 2020’den bu yana 34 aydan bu yana artmaya devam ediyor.

FAO ve TÜİK’in açıkladığı gıda fiyat endeksleri arasındaki fark Türkiye’nin “yeni ekonomik modele” geçtiği Kasım 2022’den itibaren giderek büyüyen bir makasa dönüştü. Kasım 2021’de küresel gıda fiyat endeksi 141; Türkiye’de ise 138. Türkiye’nin Kur Korumalı Mevduatı (KKM) ilan ettiği Aralık 2021’de ise radikal bir değişim başlıyor.

Paylaşın

Taliban’dan “10 Yaşından Büyük Kız Çocuklarına” Eğitim Yasağı

2021 yılında Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban, ülkenin bazı vilayetlerinde 10 yaşından büyük kız çocuklarının ilkokul derslerine katılmasını yasakladığını bildirdi.

Independent Türkçe’nin BBC Farsça’dan aktardığı habere göre Taliban yönetimindeki Eğitim Bakanlığı yetkilileri, Gazne vilayetindeki okulların ve kısa dönem kursların müdürlerine “10 yaşından büyük hiçbir kız çocuğunun ilkokullarda okumasına izin verilmediğini” belirtti.

Taliban’ın geçen yıl izin verdiği eğitim kademesi olan 6. sınıftan bir öğrenci, 10 yaşından büyük kızların okula girmesinin yasaklandığını söyledi.

Haberde belirtildiği üzere eski adı Kadın İşleri Bakanlığı olan “Dua ve Rehberlik Bakanlığı”na bağlı yerel yetkililer, bazı vilayetlerde kız çocuklarını yaşlarına göre ayırarak kız okulu müdürlerinden üçüncü sınıfın üstündeki kız öğrencileri evlerine göndermelerini istedi. The Independent iddiaları doğrulayamadı.

Kabil’in düşmesinden ve Afganistan’daki ABD ve NATO liderliğindeki rejimin ülkeyi terk etmesinden kısa süre sonra Taliban, Eylül 2021’de kız çocuklarının ortaöğrenim görmesini yasaklamış ve liselerin sadece erkekler için yeniden açılmasını emretmişti.

Geçen aralıkta binlerce kadına üniversite eğitimini süresiz olarak yasaklayan Taliban, koleje ve üniversiteye giden kadınlara kısıtlama getirerek sert bir darbe vurmuştu.

Radikal İslamcı rejim, nüfusunun neredeyse yarısının ortaöğrenim görmesini yasaklayan dünya genelindeki tek yönetim.

Birleşmiş Milletler geçen ay Taliban yetkililerini, Afganistan’daki kadın ve kız çocuklarına yönelik eğitim ve istihdam da dahil kısıtlamaları son aylarda daha da artırmakla suçlamıştı.

Taliban, kadınları kamusal yaşamın ve çalışma hayatının pek çok alanından menetti ve basın özgürlüğünü kısıtladı. Taliban kız çocuklarının 6. sınıftan sonra okula gitmesini ve Afgan kadınların yerel kuruluşlarda ve sivil toplum örgütlerinde çalışmasını yasakladı. Bu yasak nisanda Birleşmiş Milletler çalışanlarını da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Gıda Fiyatları Dünya Genelinde Düşerken, Türkiye’de İse 34 Aydır Yükseliyor

Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye ise Eylül 2020’den bu yana, yani 34 aydır artmaya devam ediyor.

Türkiye’de Aralık 2021’de yüzde 45 olan yıllık gıda enflasyonu Kasım 2022’de ise yüzde 100’ü aşarak yüzde 102 olmuştu.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda sadece bir kez yükseldi. Türkiye’de resmi yıllık enflasyon mart ayında yüzde 38, gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 54 oldu.

Dünyada gıda fiyatları aynı dönemde yüzde 21 düşerken Avrupa Birliği genelinde yüzde 15 artış gösterdi. Türkiye’de ise gıda fiyatları 34 aydan bu yana aralıksız artıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Küresel Gıda Fiyat Endeksi son 15 ayda bir kez yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) Haziran 2023’te ayında yüzde 38 oldu. On iki aylık ortalamalara göre ise enflasyon yüzde 60 gerçekleşti.

TÜİK’e göre gıda fiyatları son bir yılda yüzde 54 artış gösterdi. FAO’nun Küresel Gıda Fiyat Endeksi ise aynı dönemde yüzde 21 düştü. AB’de ise yıllık gıda enflasyonu mayıs ayı itibarıyla yüzde 15.

Türkiye’de 34 aydır aralıksız yükseliyor

Küresel gıda fiyatları son 15 ayda sadece Nisan 2023’te yükselirken diğer tüm aylarda düşüş gösterdi. Gıda fiyatları Türkiye’de Eylül 2020’den bu yana 34 aydan bu yana artmaya devam ediyor.

FAO ve TÜİK’in açıkladığı gıda fiyat endeksleri arasındaki fark Türkiye’nin “yeni ekonomik modele” geçtiği Kasım 2022’den itibaren giderek büyüyen bir makasa dönüştü.

Kasım 2021’de küresel gıda fiyat endeksi 141; Türkiye’de ise 138. Türkiye’nin Kur Korumalı Mevduatı (KKM) ilan ettiği Aralık 2021’de ise radikal bir değişim başlıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi’nden Ezidi Soykırımı’nı Tanıma Çağrısı

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) 3 Ağustos 2014 tarihinde yaptığı Ezidi Soykırımı’nı tanıma çağrısı yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Tüm toplumu bu soykırımın tanınması ve bir daha yaşanmaması için sorumluluk almaya çağırıyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Şu ana dek Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi (AK) ve Birleşmiş Milletler’in (BM) yanı sıra ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Avustralya, İskoçya, İrlanda, Ermenistan, Portekiz, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’un da aralarında olduğu çok sayıda ülke Ezidi Soykırımı’nı tanıdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) 3 Ağustos 2014 tarihinde yaptığı Ezidi Soykırımı’na ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi.

“9 yıl önce katliamcı IŞİD tarafından dünyanın gözleri önünde Êzidî halkı soykırıma uğratıldı, kadınlar ve çocuklar köle pazarlarında satıldı. Katliamda yaşamını yitirenleri, halkını savunmak için toprağa düşenleri saygı ve minnetle anıyoruz. Tüm toplumu bu soykırımın tanınması ve bir daha yaşanmaması için sorumluluk almaya çağırıyoruz.”

Ezidi Soykırımı

Ezidi Soykırımı (Ezidi tarafından anılan ismiyle 73. Ferman), Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD veya İslam Devleti olarak da adlandırılır) Irak’taki Ezidilere yönelik 3 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirmiş olduğu katliamlar silsilesi. Birleşmiş Milletler tarafından soykırım olarak kabul edilmiştir.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Ezidi kadınlar ve küçük yaştaki kızlar IŞİD mensupları tarafından cinsel köleliğe zorlandı, erkekler sürgün edildi ve binlercesi topluca infaz edildi. Başta Sincar’da olmak üzere toplamda yaklaşık 5 bin Ezidinin öldürüldüğü 10 bine yakının ise esir düştüğü ifade edilmektedir. Soykırım 2014 yılında Peşmerge’nin IŞİD saldırıları sonucunda geri çekilmesinden sonra başlamıştır.

IŞİD’in Ezidilere yönelik katliamı uluslararası toplumda geniş yer buldu ve tepki olarak ABD IŞİD’e yönelik hava saldırılarına başladı. Ek olarak ABD, İngiltere ve Avustralya, Sincar Dağları’na kaçmış olan Ezidilere uçaklarla acil yardımlar yaptı ve Ezidileri savunmaya giden silahlı güçlere silah desteği sağladı.

IŞİD’in Ezidi nüfusuna yönelik eylemleri yaklaşık 500.000 mülteciye ve binlerce kişinin ölümüne veya kaçırılmasına sebep oldu. Soykırımın etkileri özellikle Almanya’daki diğer Ezidi topluluklarını da etkiledi. Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti 2019 yılında 3 Ağustos gününü “Ezidi Soykırım Günü” ilan etti.

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyon Açıklaması: 2024 Yılı Ortasından İtibaren Düşmeye Başlayacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin ardından yaptığı değerlendirmede, “Mali tedbirler, döviz kuru gelişmeleri ve ücret artışlarının etkisiyle enflasyon Temmuz’da yıllık yüzde 47,8 ile piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dezenflasyon ile fiyat istikrarının hedeflendiği bir geçiş sürecindeyiz. Para politikası duruşunun olumlu etkisiyle 2024 yılı ortasından itibaren yıllık enflasyon düşmeye başlayacak. Dezenflasyon sürecini mali disiplinle destekleyeceğiz. Politikalarımızın temel amacı orta vadede enflasyonu kalıcı olarak tek hanelere indirmektir.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamının ardından, sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, şunları ifade etti:

““Mali tedbirler, döviz kuru gelişmeleri ve ücret artışlarının etkisiyle enflasyon Temmuz’da yıllık yüzde 47,8 ile piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti. Dezenflasyon ile fiyat istikrarının hedeflendiği bir geçiş sürecindeyiz.

Para politikası duruşunun olumlu etkisiyle 2024 yılı ortasından itibaren yıllık enflasyon düşmeye başlayacak. Dezenflasyon sürecini mali disiplinle destekleyeceğiz. Politikalarımızın temel amacı orta vadede enflasyonu kalıcı olarak tek hanelere indirmektir.”

TÜİK Açıkladı: Enflasyon yüzde 47,83

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; Enflasyon Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 9,49, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 31,14, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 47,83 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 57,45 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 19,31 ile konut oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 82,62 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla temmuz ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 2,67 ile eğitim oldu. Buna karşılık, temmuz ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 17,75 ile ulaştırma oldu.

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan temmuz ayı itibarıyla, 4 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 4 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 135 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 8,92, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 34,66, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 54,32 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 58,08 olarak gerçekleşti.

ENAG: Enflasyon yüzde 122,88

Öte yandan Akademisyen ve ekonomistlerden oluşan bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Temmuz ayına ilişkin enflasyon rakamlarını açıkladı.

ENAG verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Temmuz ayında yüzde 13,18 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 122,88 olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran dönemi enflasyon oranı ise yüzde 69,21 oldu.

Paylaşın

CHP’li Sarıgül’den “Değişim” İsteyenlere Sert Tepki

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin ardından başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. Son olarak CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Mustafa Sarıgül, parti içindeki lider ve yönetim değişimi çağrıları hakkında Haber Global’den Çağlar Cilara’nın sorularını yanıtladı.

“Gerçek CHP’lilerin böyle bir değişim istediği olmadığını” savunan Sarıgül, “Tencere kaynarken, maymun oynarken herkes yanınızdadır. Tencere kaynamadığı zamanda da gerçek dostlar yanınızda olur. Tarihi kolay işten çıkanlar yazmaz, zor işten çıkan kahramanlar yazar. Bugün delikanlı, mert olanların, omurgalı siyaset yapanların yapması gereken tek iş canla başla çalışan ve helalleşmeyle birlikte hiç bir araya gelmeyen insanları bir araya getiren ve yüzde 48 oy alan Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında durma zamanıdır. Gün birlik, beraberlik zamanıdır, ayrışma değil kucaklaşma zamanıdır” diye konuştu.

Cilara’nın “CHP şu aşamada değişime ihtiyaç olmadığını düşünüyorsunuz anladığım kadarıyla” sözlerine yanıt veren Sarıgül, “Kesinlikle. Şu anda CHP’de tek ihtiyaç var, yerel seçimlere nasıl hazırlanabiliriz, yerel seçimlerde bu başarıyı nasıl elde edebiliriz” dedi.

Seçim gecesi “Siz kaybetmediniz, biz kazandıramadık” şeklinde paylaşım yaptığını hatırlatan Mustafa Sarıgül, “Bugün değişim isteyenler, güzel kardeşlerim, aslan parçaları, yiğitler siz zaten o işin başındaydınız, o işin içindeydiniz. Benim gibi bir tek Erzincan’a mahkum olmadınız. Genel Başkanımız her türlü önünüzü açtı, siz zaten bu çalışmaları yaptınız. Orada bir kayıp varsa, kusura bakmayın, o kaybın baş sorumlusu sizsiniz kardeşim” ifadelerini kullandı.

“Lider, kadro, proje”

Çağlar Cilara’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve değişim isteyen diğer isimlere “Kılıçdaroğlu’na yeteri kadar oy toplayamadınız, getiremediniz” şeklinde bir eleştiri mi yönelttiğini sorması üzerine Sarıgül, “Kesinlikle. Kardeşim başarı 3 şeyden geçiyor: Lider, kadro, proje. Lider çalışıyor, peki kadrosu olarak ne yaptınız? Bu çalışmalarda hiç mi kabahatiniz yok?” dedi ve şöyle devam etti:

“Siz Şırnak’ta, Batman’da, Silopi’de, Cizre’de, Mardin’de, Yozgat’ta, Nevşehir’de, Rize’de, Trabzon’da, Edirne’de kaç kere miting yaptınız, kaç kere görev yaptınız, kaç kere gittiniz? Bu soruları lütfen kendinize sorun. Sadece CHP’nin güçlü olduğu İstanbul’da, Şişli’de, Kadıköy’de, Beyoğlu’nda, İzmir’de, Konak’ta siyaset yapmakla siyaset olmuyor. Gel bakalım aslan parçası gel, Erzincan’a bir siyaset yap da neyin ne olduğunu gör. Gel de bir selam ver bakalım nasıl oluyor bu işler? Gel bakalım CHP’nin uzun yıllar milletvekili çıkaramadığı yere gel de burada siyaset yap. Bulunduğun makamlarda, koltuklarda konuşmak kolay.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda Zam Çatlağı: Destici’den Vergi Düzenlemesi Tepkisi

Cumhur İttifakı’nda zam çatlağı devam ediyor. Vergi sistemi ile ilgili çok kapsamlı düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirten BBP Lideri Mustafa Destici, “Bu maliyetlerin yükü, vatandaşlarımızın tamamının sırtına yüklenmemelidir. Bu adil, hakkaniyetli değildir” dedi.

Mustafa Destici, açıklamasının devamında, “Türkiye’nin en zengin, en varlıklı insanıyla 7 bin 500 lira emekli maaşı alan ya da 11 bin 400 lira asgari ücret alan akaryakıt istasyonuna gittiğinde aynı miktarda ÖTV ödememelidir. Vergi, kazancı olandan, varlıklı olandan alınır, emekli ya da asgari ücretliden vergi alınmaz, alınmamalıdır. Dolayısıyla burada düzenlemeye ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı’nın bileşenlerinden Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Vergi sistemiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Destici, şunları söyledi: “Vergi sistemimizle ilgili çok kapsamlı düzenlemeye ihtiyacımız var. Bu maliyetlerin yükü, vatandaşlarımızın tamamının sırtına yüklenmemelidir. Geliri düşük olan ile geliri yüksek olan akaryakıtta aynı Özel Tüketim Vergisi’ni ödememelidir.

Bu adil, hakkaniyetli değildir. Türkiye’nin en zengin, en varlıklı insanıyla 7 bin 500 lira emekli maaşı alan ya da 11 bin 400 lira asgari ücret alan akaryakıt istasyonuna gittiğinde aynı miktarda ÖTV ödememelidir. Vergi, kazancı olandan, varlıklı olandan alınır, emekli ya da asgari ücretliden vergi alınmaz, alınmamalıdır. Dolayısıyla burada düzenlemeye ihtiyaç vardır.”

Açıklamalarının ardından basın mensuplarının “Yerel seçimlerde Cumhur İttifakı devam edecek mi? Millet İttifakı’nda olan büyükşehirlerde işbirliği olacak mı?” sorusu üzerine Destici, “Cumhur İttifakı sadece bir seçim ittifakı değildir, bir pazarlık ittifakı asla değildir. Cumhur İttifakı, 15 Temmuz gecesi hain FETÖ darbesine karşı sokakta kurulmuş bir ittifaktır. Bu anlamda, Büyük Birlik Partisi ittifaka, ittifakın ruhuna bağlıdır.” cevabını verdi.

Paylaşın

Erdoğan İle Putin Telefonda Görüştü: Destek Talebi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin telefonda görüştü. Görüşmede, Putin’in Erdoğan’dan tahıl ihracatı yapmak ve Batı yaptırımlarını fiilen aşmak için destek istediği belirtildi.

Haber Merkezi / Görüşmede, iki lider Putin’in Türkiye’ye ziyareti konusunda mutabık kaldı.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Erdoğan ile yaptığı görüşmede Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye’nin girişimiyle oluşturulan Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşmasına Moskova’nın talepleri yerine getirilmediği takdirde geri dönmeyeceğini teyit etmişti.

Moskova, geçen ay bu anlaşmadan talepleri yerine getirilmediği gerekçesiyle çıkma kararı almıştı.

Kremlin’den yapılan yazılı açıklamada, “En muhtaç ülkelerin gıda ihtiyaçları göz önüne alındığında, Rus tahılını sevkiyatına izin verilmesi için seçenekler üzerinde çalışılıyor (…) Türkiye ile bu alanda işbirliği yapma isteği var.” denildi.

Putin geçen ay sonunda, bazı fakir Afrika ülkelerine Moskova’ya yönelik yaptırımlara rağmen ücretsiz tahıl ürünü ihraç edebileceği vaadinde bulunmuştu.

Bu arada Rusya, Ukrayna’nın Karadeniz ve Tuna Nehri üzerinden tahıl ihracatı için gerekli olan liman altyapısını bombalamasının tahıl fiyatlarının artırmasından endişe ediliyor.

Görüşmeye ilişkin Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bir açıklama yaptı. Açıklamada Putin’in Türkiye’yi ziyareti konusunda mutabık kalındığı belirtilirken, ziyaretin tarihine ilişkin bir bilgi verilmedi.

Erdoğan ile Putin’in telefon görüşmesi yaptıkları belirtilen açıklamada “Görüşmede, iki lider Sayın Putin’in Türkiye’ye ziyareti konusunda mutabık kaldı” denildi.

Erdoğan’ın tahıl anlaşmasının uzun süre devre dışı kalmasının “kimsenin yararına olmadığını” söylediği kaydedilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelesi için Rusya’nın gönderdiği 2 adet amfibik yangın söndürme uçağı için mevkidaşına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus turistlerin de Türkiye’ye ilgilerinin giderek artmasından duyduğu memnuniyeti ve ortak gayretlerle bu sene turizmde rekor kırılacağına olan inancını dile getirdi.

Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde gerilimi tırmandıracak adımların atılmaması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “barış köprüsü” olarak değerlendirdiği Karadeniz Girişiminin önemine vurgu yaptı.

Karadeniz Girişiminin uzun süre devre dışı kalmasının kimsenin yararına olmadığına, en büyük zararı da tahıla muhtaç, gelir seviyesi düşük ülkelerin göreceğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, uygulama döneminde yüzde 23’ler düzeyinde azalan hububat fiyatlarının, son iki haftada yüzde 15’ler oranında arttığına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Karadeniz Girişiminin devamı için yoğun çaba ve diplomasi yürütmeye devam edeceğini kaydetti.”

Paylaşın

“Değişim” Tartışmaları: CHP Genel Merkezinde Neler Konuşuluyor?

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nın yakın çevresi de tüm bu eleştiri ve açıklamaları yakından izliyor.

Mevcut yönetiminde CHP’yi yerel seçimlere Kılıçdaroğlu’nun götürmesi gerektiği fikri hakim. Bu çevrede “Kılıçdaroğlu önderliğindeki yenilenmenin” yeni bir sinerji yaratacağı düşünülüyor. Kılıçdaroğlu, şimdiye kadar her ne kadar “Ben adayım demem” demese de kurultayda aday gösterilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem de Kılıçdaroğlu’nun aday olması için imza toplayacaklarını açıklamıştı. Bu nedenle özellikle il kongrelerinde seçilecek yeni kurultay delegelerinin önemine dikkat çekiliyor. Kurultayda, illerden toplam bin 200 delege seçilecek.

Her il toplam milletvekili sayısının iki katı sayıda delege seçebiliyor. Toplama 98 milletvekili olan İstanbul 196 delege, 36 milletvekili olan Ankara 72 delege seçiyor. Bu nedenle büyükşehirlerde belirlenecek delege seçimlerinde genel merkez ile muhalif isimlerin yarışa girmesi bekleniyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “değişim” çağrıları sonrası CHP’deki tartışmaların bu hafta sonu başlayacak ilçe kongreleri ile daha derinleşmesi bekleniyor. İmamoğlu ayrıca önümüzdeki hafta bir “değişim manifestosu” açıklayacak. Bu manifestonun da parti içindeki cepheleri keskinleştireceği tahmin ediliyor.

İmamoğlu’nun şimdiye kadarki çıkışlarında bir genel başkan değişikliğini mi, yoksa parti ideolojisi veya söylem değişikliğini mi kast ettiği konusunda net bir çerçeve yok. Ancak İmamoğlu geçen hafta Gazete Oksijen’e yazdığı yazıda bir lider tarifi vermiş ve “Demokratik lider beklentilerin gerisinde kaldığında görevi bırakmayı bilir” ifadelerini kullanmıştı.

“Değişim tartışmasına ilişkin açıklama yapacağım”

İki hafta önce partinin üst düzey isimleriyle gerçekleştirdiği Zoom toplantısıyla gündeme gelen İmamoğlu, son olarak CHP’nin eski genel başkanları Altan Öymen ile Hikmet Çetin ve eski Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin (SHP) Genel Başkanı Murat Karayalçın’la bir araya geldi. Pazartesi akşamı gerçekleşen bu buluşmaya ilişkin soruları yanıtlayan Murat Karayalçın, Beylikdüzü Belediyesi’nin etkinliğine katıldıklarını ve ardından da İmamoğlu ile görüştüklerini söyledi.

Karayalçın, “CHP’liler bir araya gelince konu elbette CHP’ye gelir. Ben son dönemde yapılan tartışmaların doğru olduğunu düşünüyorum. Tartışarak doğru yol bulunur. 2023 yenilgisini tartışarak, eleştirerek, konuşarak çözümleriz. Ekrem Bey’in Oksijen Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmeyi de okudum. Her eleştiri her değerlendirme çok önemli. Bunları konuştuk” dedi. Eleştirilerin parti hukuku ve saygınlığı içerisinde olması gerektiğini belirten Karayalçın, “Her konuda açık olmalıyız. Genel başkanların saygınlığını da zedelememeliyiz” şeklinde konuştu.

Görüşmede İmamoğlu’nun beklenen çıkışına ilişkin kendilerine bir değerlendirme yapılmadığını ifade eden Karayalçın, önümüzdeki günlerde kendisinin değişim ve dönüşüm tartışmalarına ilişkin bir açıklama yapacağını söyledi.

İmamoğlu genel başkanlığa aday olacak mı?

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in İmamoğlu’na yakın isimlerden edindiği bilgilere göre, önümüzdeki hafta yapılması beklenen açıklama İmamoğlu’nun süreçteki en önemli adımlarından biri olacak. Açıklamanın tarihinin 10 Ağustos olacağı söyleniyor. 5 Ağustos tarihinde başlayacak ilçe kongrelerini izleyecek olan İmamoğlu’nun genel başkanlığa adaylığını ilan etmesi beklenmiyor, ama “genel başkan değişiminin neden olması gerektiğini” anlatacağı ifade ediliyor.

İmamoğlu’nun ilçe kongrelerinin ardından 16 Eylül’de başlayacak olan il kongrelerine kadar girişimlerini sürdüreceği, il kongrelerinin ardından da genel başkan değişimini “isim” üzerinden konuşmaya başlayacağı tahmin ediliyor.

İmamoğlu’na yakın isimlerin verdiği bilgiye göre İmamoğlu’nun atacağı adımlarda yapılan bir saha çalışması dikkate alınıyor. Söz konusu çalışmada, “Genel başkan değişikliği olmaması halinde İstanbul, Ankara gibi büyükşehirler kaybedilebilir” tespitinin yapıldığı belirtiliyor. Mayıs seçimlerde yaşanan yenilginin belli bir kesimde yılgınlık ve öfkeye neden olduğu sonucunun elde edildiği çalışmaya göre CHP’de değişim olmaması halinde bu seçmen kitlesi sandığa gitmeyebilir.

Bu verileri değerlendiren İmamoğlu’nun önünde ise farklı ve zorlu yollar var. İmamoğlu’nun CHP genel başkanlığına aday olmaya karar vermesi halinde İBB’yi bırakması gerekecek. İBB’nin AKP’ye kaybedilmesi durumunda ise tepkilerin İmamoğlu’na yönelmesi söz konusu. CHP’nin bir kesiminde “İmamoğlu’nun halkta karşılığı olsa da CHP delegelerinde olmadığı” düşünülüyor. Bu da olası adaylıkta İmamoğlu’nu yıpratabilecek bir süreç olabilir. Bu nedenle en riskli seçenek olarak genel başkan adaylığı görülüyor. İmamoğlu’nun yakın çevresinde bu riski alması gerektiğini düşünenler de azınlıkta değil.

İmamoğlu için diğer bir yol ise İBB adaylığı. Aday olup bir kez daha kazanması durumunda “gücüne güç katacağı” değerlendiriliyor. İmamoğlu’nun tekrarlanan seçimle birlikte ikisi 2019’da olmak üzere İBB’yi kazanıp üç kez AKP’yi yenmiş olmasının oldukça güçlü bir siyasi argüman olacağı ifade ediliyor. Ancak bu o kadar kolay değil. İmamoğlu çevresi yapılan saha çalışmasını da dikkate alarak “Genel başkan değişikliği olmazsa İBB’yi kazanmak zor” yorumu yapıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlıkta kalması halinde ise ittifakın genişletilmesinin daha zor olacağı ve partilerin kendi adayları ile yarışmasının AKP’ye yarayacağı düşünülüyor.

“Özgür Özel formülü” olur mu?

Tüm bu olasılıklara paralel bir de “Özgür Özel genel başkan adayı olsun” formülü tartışılıyor. CHP Grup Başkanı Özgür Özel ile yapılacak bir ittifakın “kazan-kazan” modeli olabileceği değerlendiriliyor. Değişim çağrısı yapan isimlerden biri olan Özel, Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptığı bir açıklamada “parti içerisinde reform ve devrimlerin yapılmasının” şart olduğunu ifade etmişti. Özel’in İstanbul seçimlerinde CHP adına en fazla oyu alabilecek siyasinin İmamoğlu olduğunu sözlerine eklemesi ise “İmamoğlu’nun İBB’de kalmasından yana” yorumlarına yol açmıştı.

Bu muhtemel işbirliğine ilişkin “İmamoğlu destek verirse Özgür Özel emanetçi olarak algılanır” şeklinde çekinceler de var. Ancak bu yoruma İmamoğlu çevresi katılmıyor. İmamoğlu’na yakın isimlerden biri DW Türkçe’ye “Özgür Özel genel başkan seçilirse Ekrem İmamoğlu kendisi ile sadece uyumlu çalışır. ‘Emanetçi’ gibi bir algı yaratılmasını herkesten önce Ekrem Bey istemez” yorumunu yaptı.

Kılıçdaroğlu’nın yakın çevresi de tüm bu eleştiri ve açıklamaları yakından izliyor. Mevcut yönetiminde CHP’yi yerel seçimlere Kılıçdaroğlu’nun götürmesi gerektiği fikri hakim. Bu çevrede “Kılıçdaroğlu önderliğindeki yenilenmenin” yeni bir sinerji yaratacağı düşünülüyor.

Kılıçdaroğlu, şimdiye kadar her ne kadar “Ben adayım demem” demese de kurultayda aday gösterilmesine kesin gözüyle bakılıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem de Kılıçdaroğlu’nun aday olması için imza toplayacaklarını açıklamıştı. Bu nedenle özellikle il kongrelerinde seçilecek yeni kurultay delegelerinin önemine dikkat çekiliyor. Kurultayda, illerden toplam bin 200 delege seçilecek. Her il toplam milletvekili sayısının iki katı sayıda delege seçebiliyor. Toplama 98 milletvekili olan İstanbul 196 delege, 36 milletvekili olan Ankara 72 delege seçiyor. Bu nedenle büyükşehirlerde belirlenecek delege seçimlerinde genel merkez ile muhalif isimlerin yarışa girmesi bekleniyor.

Kurultayda genel başkanlığı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanması halinde İmamoğlu’nun nasıl bir yol izleyeceğine dair sorunun yanıtı ise şu aşamada yok. “Ekrem İmamoğlu İBB’ye aday olmama seçeneğini masaya koyar mı?” sorusuna İmamoğlu’na yakın isimler, “bunun bugünden konuşulamayacağı” karşılığını veriyor. Ancak Kılıçdaroğlu’nun kazanması durumunda İmamoğlu’nun kenara çekilerek bir süre beklemesi gerektiğini düşünen kurmayları da var.

Paylaşın