Kılıçdaroğlu, Akşener’in Kendisine Yönelik Suçlamalarına Yanıt Vermedi

İYİ Parti Lideri Akşener’in kendisine yönelik isim vermeden yaptığı suçlamalara yanıt vermeyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Sayın Akşener’in sözlerinin yorumuna dayalı soruları yanıtlarsam Sayın Akşener’e saygısızlık yapmış olurum, nezaketsizlik yapmış olurum” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesinin ardından yapılan sandık boykotu çağrılarına ilişkin olarak da konuşan Kılıçdaroğlu, “Siyaset bir anlamda geçmişten ders çıkarıp geleceğe odaklanma işidir. Dolayısıyla yaşama küsmek, geleceği inşa etmekten vazgeçmek asla ve asla doğru değildir. Bizler en zor koşullarda bir otoriter yönetimin kuşatması altında seçimlere girdik.

İftiraların, yalanların, devletin otoriter Saray yönetimine hizmet ettiği bir süreci yaşadık. Dolayısıyla günlük kızgınlıkları, küskünlükleri kronik hale getirmek, hele hele demokrasiyi savunanların otoriter bir yönetime sandığı teslim etmeleri düşünülemez.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet’te Miyase İlknur’a konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Yerel seçimlerde ittifak kapısını tam kapatmasa da tümüyle açtığı da söylenemez. Yerel seçimlerde Akşener’in koyduğu çekinceler üzerinden konuyu ele alırsak geçen seçimde alınan iller yeniden muhalefetin olur mu?

Sayın Akşener’in sözlerinin yorumuna dayalı soruları yanıtlarsam Sayın Akşener’e saygısızlık yapmış olurum, nezaketsizlik yapmış olurum. Sorunuzun diğer bölümü ise 2019 seçimlerindeki başarının tekrarına ilişkin…

2019 yerel seçimleri muhalefet açısından çok önemli kazanımlara neden oldu. Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Antalya kazanıldı. İzmir, Eskişehir, Hatay, Muğla, Aydın büyükşehir belediyeleri yeniden kazanıldı. Bu başarının en önemli nedenlerinden biri İYİ Parti’yle yapılan işbirliği. Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin de desteği son derece kıymetli.

Aynı zamanda adaylarımız sadece bu üç partinin oyunu almadı. O kentte, beldede yaşayan her bir bireyin oyuna talip oldu. AK Parti, MHP, HDP, TİP, SOL Parti seçmeni diye kimseyi ayırmadı. “Ben bu kenti daha iyi yönetirim” dedi ve kentinde yaşayan herkesin oyuna talip oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesinden sonra sandık boykotu çağrıları yapılıyor. Sizce bu boykot etkili olabilir mi?

Siyaset bir anlamda geçmişten ders çıkarıp geleceğe odaklanma işidir. Dolayısıyla yaşama küsmek, geleceği inşa etmekten vazgeçmek asla ve asla doğru değildir. Bizler en zor koşullarda bir otoriter yönetimin kuşatması altında seçimlere girdik. İftiraların, yalanların, devletin otoriter Saray yönetimine hizmet ettiği bir süreci yaşadık.

Dolayısıyla günlük kızgınlıkları, küskünlükleri kronik hale getirmek, hele hele demokrasiyi savunanların otoriter bir yönetime sandığı teslim etmeleri düşünülemez. Şunu herkesin bilmesini isterim: “Saray iktidarı”nın ahlaki ve siyasi meşruiyeti yoktur.

Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir iktidara karşı demokratik yollarla mücadele etmek de her vatandaşın görevidir. Demokratların sandığı boykot etmesi, ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan Saray iktidarının da en büyük arzusudur.

Paylaşın

TİHV’den Dikkat Çeken Rapor: İşkence Başvuruları Yüzde 22 Arttı

TİHV’in tespitlerine göre işkence ve kötü muamele gördüğü için 2022 yılında TİHV’e başvuranların sayısı önceki yıla göre yüzde 22 arttı. Bin 201 kişinin kendisi ya da bir yakını işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı için vakfa başvuru yaparken başvuranların en küçüğünün 3 yaşında olduğu ifade edildi.

Raporda Diyarbakır, Van ve Cizre’deki TİHV merkezlerine yapılan başvuruların her yıl giderek arttığının altı çizilirken gördüğü işkence ve kötü muamele nedeniyle vakfa başvuranların yüzde 68,8’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesi doğumlu kişiler olduğu aktarıldı.

TİHV Başkanı Metin Bakkalcı da raporun sunuş yazısında bu verinin insan hakları konusundaki kötü gidişatın bir göstergesi olduğunu belirtti.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 2022 Yılı Tedavi Merkezleri Raporu’nu yayımladı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın aktardığına göre; TİHV’in tespitlerine göre işkence ve kötü muamele gördüğü için 2022 yılında TİHV’e başvuranların sayısı önceki yıla göre yüzde 22 arttı. Bin 201 kişinin kendisi ya da bir yakını işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı için vakfa başvuru yaparken başvuranların en küçüğünün 3 yaşında olduğu ifade edildi.

Raporda 1990 yılından bu yana işkence görenler ve yakınları için tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları yürüten TİHV’in tarihinde, 2001 yılındaki en yüksek başvuru sayısından sonraki en yüksek ikinci başvuru sayısına ulaşıldığı vurgulandı. TİHV Başkanı Metin Bakkalcı da raporun sunuş yazısında bu verinin insan hakları konusundaki kötü gidişatın bir göstergesi olduğunu belirtti.

Rapora göre, vakfa başvuran 1201 kişiden 1117’si kendisi, 84’ü ise bir yakını işkence ve kötü muamele gördüğü için TİHV temsilciliklerine ulaştı. Başvuranların 756’sı 2022 yılı içinde, diğerleri ise önceki yıllarda işkence ve kötü muamele gördüğünü ifade etti. Raporda gördüğü işkence ve kötü muamele nedeniyle başvuranların en küçüğünün 3 yaşında, en büyüğünün 76 yaşında olduğu belirtilirken yüzde 56,9’unun erkek, yüzde 39,1’inin kadın, yüzde 4’ünün ise LGBTİ+ olduğu açıklandı.

Vakfa başvuranların yüzde 70,2’sinin fiziksel müdahaleye, yüzde 83,4’nün tehdit ve hakarete, yüzde 45,2’si pozisyonel işkenceye uğradığı belirtildi. Rapora göre 497 kişi ters kelepçeli halde bekletildi, 80 kişi fiziksel cinsel tacize, 3 kişi tecavüze uğradı. Başvuranların yüzde 43,5’inin cinsel işkence gördüğü tespit edildi.

Raporda barışçıl toplantı ve gösterilere yönelik baskı ve engellemelerin arttığı ifade edilirken gözaltı sürecinde işkence görenlerin yarısından fazlasının sokakta ya da açık alanda işkence ve kötü muamele gördüğü belirtildi. Gözaltı sürecinde işkence gördüğünü belirten her iki kişiden birinin götürüldüğü emniyet müdürlüklerinde işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldığı tespit edildi. Vakfa başvuranlardan 131’i İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde, 103’ü Van Emniyet Müdürlüğü’nde işkence ve kötü muamele gördüğünü belirtti.

Raporda Onur Ayı etkinliklerine yönelik engellemeler ve kolluk müdahaleleri nedeniyle İstanbul, Ankara ve İzmir’deki tedavi merkezlerine yapılan başvuruların haziran ayında ciddi şekilde yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Raporda Diyarbakır, Van ve Cizre’deki TİHV merkezlerine yapılan başvuruların her yıl giderek arttığının altı çizilirken gördüğü işkence ve kötü muamele nedeniyle vakfa başvuranların yüzde 68,8’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesi doğumlu kişiler olduğu aktarıldı.

Paylaşın

İYİ Parti’den Bir Ekrem İmamoğlu Ve Mansur Yavaş Eleştirisi Daha

Seçimlere ilişkin değerlendirme yapan İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, “Biz bu iki büyükşehir belediye başkanına cumhurbaşkanlığı önerdik. Bunu kapalı kapılar ardında değil. Herkesin gözü önünde sunduk. Anketlerde önde çıkıyorlardı” dedi ve ekledi:

“Ancak biz bu teklifi her götürdüğümüzde aldığımız cevap ‘Biz CHP’nin belediye başkanlarıyız ve genel başkanımız ne derse o olur’du. Bunun için Ekrem Bey ve Mansur Bey artık CHP’nin belediye başkanlarıdır. Artık bizim cumhurbaşkanı adayımız değildir.”

Meral Akşener’in ardından İYİ Parti’den bir Mansur Yavaş-Ekrem İmamoğlu eleştirisi daha geldi. Halk TV yayınına katılan İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı ve İzmir Milletvekili Ümit Özlale, seçim yenilgisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Yavaş ve İmamoğlu’na yaptıkları ‘cumhurbaşkanı adayı olma’ teklifini hatırlattı.

Özlale şunları söyledi: “Biz bu iki büyükşehir belediye başkanına cumhurbaşkanlığı önerdik. Bunu kapalı kapılar ardında değil. Herkesin gözü önünde sunduk. Anketlerde önde çıkıyorlardı. Ancak biz bu teklifi her götürdüğümüzde aldığımız cevap ‘Biz CHP’nin belediye başkanlarıyız ve genel başkanımız ne derse o olur’du. Bunun için Ekrem Bey ve Mansur Bey artık CHP’nin belediye başkanlarıdır. Artık bizim cumhurbaşkanı adayımız değildir.”

Ümit Özlale Millet İttifakı’nı da eleştirdi: “Eğer ki biz belediye başkanlığı veya milletvekili pazarlığına düşseydik yerimiz Millet İttifakı olmazdı. Bu zamana kadar Cumhur İttifakı ile masaya oturmayan tek parti iyi partidir. Biz bundan sonra yapacağımız pazarlığı büyükşehir belediyeleri sayısı üzerinden yapmayacağız. Kılıçdaroğlu’nun diğer küçük dört tane partiyle hangi pazarlıkları yaptığı bizi gerçekten ilgilendirmiyor.”

“Maalesef engel olamadım”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Afyon Kocatepe’de yaptığı konuşmada, İmamoğlu ve Yavaş’ın cumhurbaşkanı seçilebileceklerini gördüklerini belirterek “Onların yolunu kapatanlara maalesef engel olamadım. Aziz Türk milleti ve değerli arkadaşlarım, sizlerden özür diliyorum” demişti.

Akşener konuşmasında, “Ben, milletimizin, omuzlarında taşıdığı, umudunu bağladığı, bu iki arkadaşımızın, milletimizin bu tarihi çağrısına, kulak vereceklerini düşündüm. Ama maalesef yanıldım. Onlara, bu ateşten gömleği giydiremediğim için, özür dilerim” ifadelerini de kullanmıştı.

Paylaşın

Sultan Özcan Ve Cahit Kırkazak, HDP Eş Genel Başkanları Oldu

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yeni Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu. Sultan Özcan, “HDP bir fikirdir ve bu fikir toplumsal yaşamın can suyu olarak engelleri aşarak kendine yeni yollar açma kudretindedir” dedi.

Cahit Kırkazak, “Bizim özgür ve yeni yaşam çizgimize saldıranlar şunu bilsin ki bunu başaramayacaksınız. Bizden korkmaya devam edin.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 4’üncü Olağanüstü Kongresi, Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirildi. HDP’nin 904 delegesinden yeterli çoğunluğun oy kullandığı seçimde, HDP’nin yeni Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu. Kongrede HDP’nin Parti Meclisi (PM) ve yetkili organları da belirlendi.

PM asıl üyeleri: Adem Demirağaç, Ahmet Yaşaroğlu, Aydın Çetinkaya, Ayfer Demirel, Ayşe Yılmaz, Besra Aslan, Cevdet Bakın, Fatma Yılmaz, Gülistan Ataş, Gülsüm Ağaoğlu, Gültekin Koçdemir, Gülten Akdağ, Gülüstan Önver, Hatice Akdağ, Hüsnü Kuran, İsmet Kaya, Kahraman Oğuz, Kamile Koç, Kayhan Yüksel, Kıymet Temel, Kıznaz Türkeli, Mahmut Çavlı, Mahmut Emin Avcı, Mehmet Yalçın, Mehmet Zarif Kesiciler, Mustafa Erbek, Müge Yamanyılmaz Koşar, Nurettin Sönmez, Peruze Demir, Resul Sadak, Sait Bıçakcı, Salih Mevali, Sevgül Yalçın, Songül Köse, Şengül Acı, Türkan Konukcu, Ubeydullah Özmen, Ufuk Özel, Zehra Vezan Karabulut.

PM yedek üyeleri: Nilüfer Yeşiltepe, Aydın Kaya, Cahit Doğan, Melek Yerkan, Zekiye Özkan, Şenel Öztürk, İmam Özçelik, Çetin Çiftçi, Hazime Deniz, Mehmet Ağa Benli, Güher Urkun, İsmail Ağan, Selami Özyaşar, Sait Kılıç, Zabit Vurdu.

Disiplin kurulu üyeleri: Adalet Aydın Sözkesen, Ayhan Akgül, Berfin Kaya, Bilal Algünerhan, Celal Soğuk, Şevkiye Müge Caner, Yüksel Yıldırım.

Uzlaşma kurulu asıl üyeleri: Ayşe Etiz, Emine Ecer, Numan Hasanoğlu.

Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak seçim öncesi salona kısa birer konuşma yaptı. Özcan ve Kırkazak şunları söyledi:

Sultan Özcan: HDP’nin kuruluşunda yer almaktan ve 11 yıldır kesintisiz olarak çeşitli kurullarında görev almaktan gurur duyuyorum. Mutfağından tüm yürüyüş biçimlerine, deryada bir damla olmaya özen gösterip Türkiye halklarına layık olmaya gayret gösterdim.

HDP’nin eş genel başkanı olma görevini bir onur nişanesi olarak taşımaya, onun varoluşunu ve felsefesini korumaya, büyük insanlık yürüyüşünün bir parçası olmaya sizlerin huzurunda söz veriyorum. Onurla ve aşkla bağlı olduğum bu yürüyüşte bizim payımıza düşen her ne varsa umuda yolculuğumuzun bu evresinde sizlere layık olmaya gayret edeceğiz. ‘HDP bir fikriyattır kapatılamaz’, ‘HDP bir bina, bir kapı değil’ dedik HDP’yi kuşatanlara.

Çünkü HDP bir fikirdir ve bu fikir toplumsal yaşamın can suyu olarak engelleri aşarak kendine yeni yollar açma kudretindedir. Bu kudretini Mezopotamya’nın, Anadolu’nun ve Trakya’nın bütün devrimci demokratik değerlerinden ve mücadele birikiminden alır. HDP’nin yeni yolunda Yeşil Sol Parti ile mücadelesini sürdüreceğini ve bütün barikatları aşacağını buradan paylaşıyoruz.

Cahit Kırkazak da konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “HDP’de mücadeleye başlarken birbirimize, Kürdistan halkına, Türkiye halklarına ve tarihe söz verdik. Bu sözümüz barış yolunda can veren barış annelerinin taleplerini hayata geçirmekti ve sözümüz hala geçerli.

Bu mücadeleyi mutlaka başarıya götüreceğiz. Halkımıza da çağrımızdır, bize omuz verin, el verin. Hep birlikte yeni yaşamı, özgür yaşamı kuralım. Bizim özgür ve yeni yaşam çizgimize saldıranlar şunu bilsin ki bunu başaramayacaksınız. Bizden korkmaya devam edin.”

Paylaşın

CHP’de “Değişimciler” Aday Çıkarmakta Kararlı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) kurultay takvimi işliyor.

Gazete Duvar‘da yer alan habere göre; Değişim çağrısı yapanlar ilçe ve il kongrelerinde tablo ne olursa olsun aday çıkarmakta kararlı görünüyor, ‘böyle bir yenilginin ardından kurultayda aday çıkmazsa zaten hayal kırıklığı yaşayan seçmende umut tükenir’ diyor.

Ancak yerel seçim sürecinde gerçekleşecek kurultayın handikapları var. Partinin il-ilçe teşkilatlarında, genel merkez organlarında görev yapan birçok kişinin yerel seçim sürecinde beklentisi olduğu için bu beklenti doğrultusunda pozisyon alabileceği konuşuluyor.

Tam da bu nedenle aday çıkarmanın şart olduğunu söyleyenler, “Değişim çağrısı yapıp bunun için adım atmadığınızda bu kez dönüp bu çağrıyı yapanlara, ‘Hangi belediyeleri aldınız ya da siz belirlediniz de neden durdunuz’ diye sorulabilir. Bir de saymak lazım, biz kaç kişiyiz. Asıl olan ise sonucu ne olursa olsun ortada büyük bir mesele var. Ve kurultay yapısal değişim, dönüşüm meselesinin konuşulması, itirazların yüksek sesle dile getirilmesi gereken yegane yer” diyor.

CHP kongre takvimi ilçe kongreleri ile devam ediyor. 25 Ağustos itibariyle 973 ilçenin 550’sinde kongreler tamamlandı. 9-10 Eylül’de partinin kuruluş yıldönümü etkinlikleri nedeniyle kongreler yapılamayacak. Ama mevcut takvime göre kalan ilçeler il kongrelerinin başlayacağı 16 Eylül’e kadar seçimlerini tamamlayacak.

Birçoğu iki adaylı ilçe kongrelerinde kimin kazandığına dair çok farklı yorumlar yapılıyor, ancak partiyi bilenler asıl il kongreleri ve bunun sonunda belirlenecek kurultay delegelerinin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Genel kanı ise İmamoğlu’nun rotasını İstanbul’a çevirmesi dolayısıyla değişimcilerin ciddi bir ivme kaybı yaşadığı yönünde.

Paylaşın

“IMF Heyeti, Eylül Ayında Ankara’ya Gelecek” İddiası

AK Parti iktidarının yıllardır sert biçimde karşı durarak siyasi çıkar sağlamaya çalıştığı Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkilerini yeniden ısıtmaya karar verdiğini duyuran gazeteci Erdal Sağlam, iktidar partisinin talebiyle yüksek düzeyli bir IMF heyetinin Ankara’ya geleceğini söyledi.

Tarih için karşılıklı görüşmelerin sürdüğünü ve eylül ayı içinde ziyaretin gerçekleştirilmesinin beklendiğini kaydeden Erdal Sağlam, “AKP’ye yakın kaynaklar IMF’in geleceğini, rapor yayımlamasının iyi olacağını ama stand-by türü yeni resmi bir anlaşma yapılmayacağını söylüyorlar. Şahsen seçimden önce böyle bir açıklama yapılmayacağını ama seçim sonrasında anlaşma konusunun belirsiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü ekonomideki son yıllarda yaşanan kötü yönetimin çıkardığı faturayı asıl olarak seçimden sonra yapılacak programla ödemeye başlayacağız.

IMF’le anlaşma olsa da olmasa da parasal ve mali sıkılaşmanın yoğun olacağı, enflasyonla mücadele için tüm kesimlerin bedel ödeyeceği, en azından iki yıllık bir süreç bizi bekliyor. KKM gibi biriken yüklerin temizlenmesi için yüklü bir kaynak ihtiyacı olacağı da kesin. IMF ile anlaşma yapıp yüklü bir kaynak girişi olmazsa, kaynağı nereden bulacağımız, bulursak karşılığında ne vereceğimiz belli olmaz.” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Uluslararası Para Fonu nedir?

1944 yılında ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods’ta kurulan ve 1947’de fiilen çalışmaya başlayan milletlerarası ekonomik meselelerle uğraşan bir teşkilat olan IMF “küresel para iş birliği, finansal istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdam ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik ve dünya çapında yoksulluğu azaltmayı teşvik etmek için çalışan, 189 ülkenin üye olduğu organizasyondur.

Kuruluşun belirtilen hedeflerinde, ödemeler dengesi ihtiyaçlarını karşılamak için üye ülkelerin mali kaynaklarını kullanılabilir hale getirmek de dahil olmak üzere uluslararası ekonomik iş birliği, uluslararası ticaret, istihdam ve döviz kuru istikrarını teşvik edilmesi olarak tanımlanmaktadır. IMF’nin merkezi ABD’de, Washington, DC’de bulunmaktadır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından sonra milletlerarası ekonomik problemler karmaşık hale gelmiş, I. Dünya Savaşı’ndan sonra düşülen ekonomik buhranla savaş sonrası ekonomik depresyonlar da ekonomik ilişkileri tehdit eder bir vaziyet almıştı. Avrupa devletlerinin II. Dünya Savaşı sonrası bozuk ve depresyon içindeki ekonomik durumlarının aksine Amerika Birleşik Devletleri’nin savaş boyunca ihracatının altın stoklarının artması, ekonomik bakımdan yardım yapacak tek ülke durumuna gelmesine sebep oldu.

ABD, Avrupa devletlerine doğrudan yardım yapmak yerine mali kurumlar kurarak yardım yapılması taraftarı oldu ve 1944 yılında Bretton Woods’ta 45 devletin katılımıyla birtakım kararlar alındı. Bretton Woods Antlaşması’nda; birisi, Milletlerarası Para Fonu, diğeri, Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) yahut kısaca Dünya Bankası isimleriyle iki ekonomik kurumun kurulması kararlaştırılmıştır.

IMF, Avrupa devletlerinin ödeme bilançolarında ortaya çıkabilecek geçici (kısa vadeli) ödeme güçlüklerinde kredi vererek milletlerarası ticaretin bu yüzden daralmasını önlemek; Dünya Bankası da uzun vadeli yatırım kredileri vermek suretiyle, Avrupa devletlerinin yeniden imarını sağlamak, ödeme bilançolarındaki yapısal dengesizlikleri gidermek için kurulmuştur.

Her iki kurumun, sermaye ve kaynaklarının önemli bir kısmı ABD tarafından temin edilmiştir. Bu kurumlara üye olan ülkelerin prensip olarak, içeride enflasyonu önleyici para politikaları takip etmeleri, dış ticareti ise tek taraflı devalüasyonlar ve ithal sınırlamalar yüzünden daraltmamaları, aksine bu tehditleri olabildiğince kaldırmaları gerekecekti.

Paylaşın

“Meral Akşener, İmamoğlu Ve Yavaş’a Kızgın, Desteklemeyecek”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cumhurbaşkanı adaylığı çıkışına karşılık vermeyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş’ı aday gösterilmeleri durumunda, desteklemeyeceği belirtiliyor.

Akşener’in bu nedenle dünkü konuşmasında “Keşke herkes bizim kadar yürekli olabilseydi” göndermesini yaptığı ve iki ismin “ateşten gömleği giyemediğini vurguladığı” söyleniyor. Ayrıca, Cumhur İttifakı’ndan ayrılmış bir MHP ile de iş birliği konusunun gündeme gelebileceğini kaydediliyor.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre, İYİ Partili kurmaylar, Akşener’in konuşmaya AK Parti iktidarına sert eleştiriler yönelterek başlamasıyla İYİ Parti’ye yönelik “Cumhur İttifakı’nda yer alacaklar, AK Parti ile işbirliği yapacaklar” iddialarına yanıt verildiğini söyledi.

AK Parti ile işbirliğinin hiçbir il ve ilçede “asla” mümkün olmayacağını vurgulayan kurmaylar, “İYİ Parti’nin başka partilerin yan kuruluşu olmadığını” söyledi. İYİ Parti’nin “iki siyasi kutup arasına sıkışmayacağını” kaydeden partililer, partinin bundan sonraki süreçte Türk milliyetçiliği çerçevesinde yükseleceğini belirtiyor.

Öte yandan, kurmaylar Ankara’da Yavaş ve İstanbul’da İmamoğlu’nun CHP’den aday gösterilmesi durumunda İYİ Parti’den destek bulamayabileceğini söylüyor. Kurmaylar bunun gerekçesi olarak da Akşener’in seçimlerden önce iki isme Cumhurbaşkanı adaylığı çağrısı yapmasını, ancak ikilinin bu çağrıya karşılık vermemesini gösteriyor. Akşener’in de bu nedenle dünkü konuşmasında “Keşke herkes bizim kadar yürekli olabilseydi” göndermesini yaptığı ve iki ismin “ateşten gömleği giyemediğini vurguladığı” söyleniyor.

Kurmaylar, Cumhur İttifakı’ndan ayrılmış bir MHP ile de iş birliği konusunun gündeme gelebileceğini kaydediyor. Ancak bu iş birliğinin, İYİ Parti’nin belirlediği ilkeler çerçevesinde şekillenebileceği ifade ediliyor. Partililer bu nedenle 2024 yerel seçimlerinin “çok boyutlu iş birliklerine gebe olduğunu” belirtiyor.

Paylaşın

Ankara, İzmir Ve İstanbul Dünya Genelinde Konut Fiyatlarının En Çok Arttığı Şehirler

150 şehirdeki fiyat değişimlerini inceleyen Knight Frank’in Küresel Konut Fiyat Endeksine göre, Ankara (yüzde 135,3), İzmir (yüzde 133) ve İstanbul (yüzde 127,3) konut fiyatlarının en çok arttığı şehirler oldu.

TCMB’nin açıkladığı konut fiyat endeksine göre Eylül 2022’de ev fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 189 yükseldi. BDDK, son olarak eşi veya 18 yaş altındaki çocuklarının en az bir konutunun bulunması halinde konut kredi değer oranı yüzde 75 daraltma kararı aldı.

Örneğin, 5 milyon TL değerindeki bir evi, ikinci tapulu evi olarak alacak olanlara evin değerinin yüzde 22,5’i kadar kredi kullandırılabilecek.

Dünyada 56 ülke arasında konut fiyatlarının en çok arttığı ülke açık Türkiye oldu. 2023’ün ilk çeyreğinde Türkiye’de konut fiyatları 2022 yılının aynı dönemine göre yüzde 133 yükseldi. Aralarında Almanya ve İngiltere’nin olduğu bazı ülkelerde ise konut fiyatları düştü.

Türkiye’de konut ve kira piyasasında yaşanan kriz giderek derinleşirken hükümet yeni önlemlerle sorunu hafifletmeye çalışıyor.

Resmi enflasyonun yüzde 70’i aştığı dönemde hükümetin kira artışlarına yüzde 25 sınırı getirmesi ev sahipleri ile kiracıları karşı karşıya getirdi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) son olarak eşi veya 18 yaş altındaki çocuklarının en az bir konutunun bulunması halinde konut kredi değer oranı yüzde 75 daraltma kararı aldı. Örneğin, 5 milyon TL değerindeki bir evi, ikinci tapulu evi olarak alacak olanlara evin değerinin yüzde 22,5’i kadar kredi kullandırılabilecek.

Uluslararası Emlak Danışmanlığı firması Knight Frank’in 56 ülke ve bölgeyi incelediği Küresel Konut Fiyat Endeksine göre 2023 yılının ilk çeyreğinde 2022 yılının aynı dönemine göre Türkiye’de konut fiyatları yüzde 132,8 artış gösterdi.

İkinci sıradaki Kuzey Makedonya’nın (yüzde 18,8) ardından Hırvatistan (yüzde 17,3), Macaristan (yüzde 16,6) ve Litvanya (yüzde 15,3) geliyor.

Diğer bazı ülkelerdeki artış oranı ise şöyle: Yunanistan yüzde 14,5; Bulgaristan yüzde 9,5; Japonya yüzde 6,8; Fransa yüzde 2,7 ve ABD yüzde 0,7.

Avrupa ülkeleri başta olmak üzere bazı bölgelerde konut fiyatları düştü. Almanya’da konut fiyatları yüzde 1 gerilerken bu oran İngiltere’de yüzde 3,1 ve İsveç’te yüzde 8,8 oldu.

Endeks 150 şehirdeki fiyat değişimlerini de inceliyor. Listede Türkiye’nin üç büyük şehri yer alıyor. Ankara (yüzde 135,3), İzmir (yüzde 133) ve İstanbul (yüzde 127,3) listedeki 150 şehir arasında konut fiyatlarının en çok arttığı şehirler oldu.

Dördüncü sıradaki Zagreb’deki artış yüzde 22,5’ oldu. Tokyo’da konut fiyatları yüzde 7,5 yükselirken bu oran New York’ta yüzde 3,4; Barselona ve Londra’da yüzde 1,4 ve Roma’da yüzde 0,6 oldu.

Az sayıda şehirde ise fiyatları geriledi. Düşüş Washington’da yüzde 0,2 olurken Rotterdam’da yüzde 0,3 gerçekleşti.

Ülke ve şehir bazındaki bu artışlar nominal. Yani enflasyon dikkate alınmıyor. Enflasyonun dikkate alındığı reel değişim de Türkiye’de oldukça yüksek. 2021-2022 son çeyrekleri arasında Türkiye’de reel konut fiyatları yüzde 51 artmıştı.

TCMB’nin açıkladığı konut fiyat endeksine göre Eylül 2022’de ev fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 189 yükseldi.

Bu oran, son 10 yıldaki en yüksek oran oldu. Konut fiyatları Eylül 2021’de yeni ekonomik modele geçilmesiyle birden tırmanışa geçti. Eylül 2011’de yıllık konut fiyat artışı yüzde 36 idi.

Enflasyonun düşmeye başlamasıyla Haziran 2023’te yıllık artış yüzde 96 oldu. Aynı dönemde konut fiyatları reel olarak ise yüzde 38 yükseldi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna’da İki Savaş Uçağı Havada Çarpıştı: 3 Pilot Öldü

Ukrayna’da L-39 tipi iki savaş uçağının görev uçuşları sırasında havada çarpıştığı ve 3 pilotun olayda hayatını kaybettiği duyuruldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, L-39 tipi iki savaş uçağının görev uçuşları sırasında havada çarpıştıkları ve 3 pilotun olayda hayatlarını kaybettikleri belirtildi.

Kaza Cuma günü Ukrayna’nın başkenti Kiev’in batısında yer alan Zhytomyr bölgesi üzerinde meydana geldi. Hava kuvvetleri ölen pilotlardan birinin “Juice” takma adını kullandığını ve uluslararası medyaya verdiği çok sayıda röportajla tanınan biri olduğunu açıkladı.

Hava kuvvetleri açıklamasında ölenlerin yakınların taziye sunulurken olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Avustralya’da 23 ABD askerini taşıyan helikopter düştü

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Deniz Piyadelerine ait bir uçak Avustralya’nın kuzeyindeki bir adaya düştü. İçinde 23 askerin bulunduğu askeri uçağın düşmesi sonucu en az 3 Amerikalı asker hayatını kaybetti. Durumu kritik olan askerlerin tedavisi sürüyor.

Kazayla ilgili açıklamada yapan Avustralyalı yetkililer, yaralılardan beşinin tedavi için Melville Adası’na 80 kilometre mesafedeki Darwin’e götürüldüğünü söyledi. Yetkililer, bazı yaralıların durumunun kritik olduğunu açıkladı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener, Partisinin Yeni Yol Haritasını Açıkladı

Büyük Taaruz’un 101. Yıldönümü’nde Afyon Kocatepe’de partililerle buluşan İYİ Parti Lideri Akşener, burada yaptığı konuşmada, “İYİ Parti olarak tüm teşkilatlarımızla beraber seçim sonuçlarına ilişkin çalıştık, tartıştık. Değerlendirmelerimizi tamamladık. Bu seçimi kaybettiğimizin bilincindeyiz biz” dedi ve ekledi:

“Sesinizi duymakta başarılıyız, duyurmakta başarısızız. Olağanüstü gayretler sarfetsek de mevcut ittifak sistemi gereği buna alan tanınmadı. İttifak sistemi esas olarak Türk siyasetinin dinamiklerine zarar veriyor. Partilerin kendilerine ait siyaset alanlarını gittikçe zayıflatıyor. Kutuplaşan siyaset, toplumsal ayrışmayı derinleştirip, iktidarın değirmenine su taşıyor.”

Akşener, konuşmasının devamında, “İttifak sisteminde gördüğümüz en önemli sorun ve en büyük milli güvenlik açığı, ayrılıkçı yapıların sistemin içine sızma çabasıdır. Cumhuriyetimizle devletimiz ve milletimizle sorunu olan siyasi görünümlü odakların ittifakları kullanmaya çalışmasıdır. İlkesiz siyaseti reddediyoruz. Sığ siyaseti reddediyoruz. İktidarın değirmenine su taşıyan etkisiz siyaseti reddediyoruz.

İttifak sisteminin bu yapısı içinde milli bir siyaset, sürdürülebilir bir başarı, milletin kazanması mümkün değildir. Bu yüzden iktidarı ile muhalefeti ile hepimizden Türk siyaseti için talep ettiğimiz, yeni anlayışın merkezi olmaya İYİ Parti olarak talibiz. Mesajı aldık, dersimize çalıştık. Siyaseti içeriden tüketen tartışma yerine bir umut yolu sunacağız. Öfkeleri, kırgınlıkları aklıselimin gücü ile aşacağız” ifadelerini kullandı.

İYİ Partililer Büyük Taaruz’un 101. Yıldönümü’nde Afyon Kocatepe’de buluştu. Açık alanda miting şeklinde organize edilen toplantı için İYİ Parti’nin 81 il teşkilatı aracılığıyla Afyon’a partililer taşındı. Otobüslerle alana gelen İYİ Partililere kurulan çadırlarda kavurma ve pilav ikram edildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in fotoğrafı ve parti bayrakları ile donatılan alanda kürsüde Büyük Taarruz’un komutanı Mustafa Kemal Atatürk ile Malazgirt Savaşı’nın komutanı Alparslan’ın resimlerinin yer aldığı ‘Milletiyle beraber ilelebet muzaffer’ sloganı yer aldı. Akşener konuşma yapmadan önce Kocatepe Anıtı’na çelenk bıraktı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in saat 14.00 olarak duyurulan konuşmasına 15.00’ten sonra başladı. Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Bugün hep birlikte buradayız, inanıyorum ki her yıl artarak burada olacağız. Yeni bir yola çıkmak için buradayız. Seçimlerin üzerinden tam 90 gün geçti. Seçim teamüllerine göre bu 90 gün önemlidir. Bu sürede biz de muhasebemizi yaptık. Buradan çıkan sonuçları sizle paylaşacağım ama öncelikle iktidarın ilk 90 günlük performansını değerlendirmek istiyorum.

İktidarın ilk 90 günlük performansına dair bazı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. AK Parti, seçimlerden hemen önce milletimize birçok vaatte bulunmuştu. İlk 90 güne bakıldığında bu vaatlere bırakın yaklaşmayı, her geçen gün uzaklaştıklarını görüyoruz. Biz bu vaatleri hiçbir zaman gerçekleştirme niyetinde olmadıklarını biliyorduk ama seçim biter bitmez milletimizin elinde avucunda olanı hoyratça çekip koparmalarını da beklemiyorduk. Yapılan son maaş zamları erimeye başladı. Asgari ücret zammı daha hesaba yatmadan açlık sınırının altında kaldı. Enflasyonla mücadele edeceğiz diye başladıkları her cümle dönüp dolaşıp ‘faturayı millete keseceğiz’ diye bitiyor.

Yıllarca faiz sebep, enflasyon sonuç diye ekonomiyi bu hale getirdiler. Kaç bakan, başkan, bürokrat harcadılar beceremediler. Milletimizi oyalamak için bahane üretip durdular oysa siyaset sadece seçim kazanmaktan ya da kaybetmekten ibaret değildir.

Siyaset, kendi insanına faydalı iş yapabilmektir. AK Parti iktidarı, memleketi kendi soktuğu krizden çıkarmak için hala ceplerine el uzatıyor. Vergiler, kiralar, temel gıda ürünlerindeki fiyatlar her gün tırmanıyor, enflasyonun bedelini milletimize ödetiyorlar. Yeni ekonomi yönetimine sesleniyorum; siz, Türk milletine karşı sorumlusunuz, bunu aklınızdan çıkarmayın. Doğruları daha fazla vakit kaybetmeden yapın. Milletimizi mağdur etmeyin. Enflasyonu düşürme yöntemini seçmek sizin elinizde. Vergileri, AK Parti iktidarlarının bugüne kadar ayrıcalık tanıdığı imtiyazlı kesimler için artırmak sizin elinizde. Fakir fukaradan elinizden çekin, orta direği fakir etmekten vazgeçin. Kodamanlarınızın cebinden alın.

“KKM sebebiyle milletimize ödetilen milyarlarca lira şimdi ne olacak?”

AK Parti’nin ne planı ne programı var. Yeni gelenlerle zaman kazanmaya çalışıyorlar. Daha dün AK Parti yönetiminin savunduğu KKM’den kurtulmanın yollarını arıyorlar. Ben de buradan sormak istiyorum. Sadece KKM sebebiyle milletimize ödetilen milyarlarca lira şimdi ne olacak? Nebati mi, Kavcıoğlu mu hesap verecek? Şimşek, ”2026’da rahatlayacağız” diyor. Kendisine saygım var ama kendisi de biliyor ki bu mümkün değil. Servet transferi devam ediyor çünkü. Körfez ülkelerine taviz vererek varlıklarımızı fütursuzca satarak günü kurtarmaya çalışıyorlar. Satacak bir şey kalmayınca ne yapacaklar?

Biz yabancı yatırımcıya karşı değiliz, ülke çıkarlarının korunduğu, ilişkiler kurulduğu müddetçe elbette dışarıdan para bulunabilir. Ancak ülkemizin ihracata yönelik sektörlerimizi daha üretken yapacak, çalışanlarımızın refahını yükseltecek yabancı yatırıma ihtiyacımız var. Böyle kaliteli yatırımı çekmek için de hukukta güven ve adalet tesis etmek şart. Krizden çıkmak için de rasyonel ve tam kapsamlı bir istikrar programına ihtiyacımız var.

Türkiye’nin her şehri Suriyelilerle, Afganlarla doldu. Sokaklar, parklar, sayıları bilinmeyen sığınmacılarla kaynarken bunu İslami ve insani bir görev zanneden aymazlık, ne kadar konuksever olduğumuzu izahla meşgul oldu. Sığınmacı sorunu, milli güvenlik sorunudur. Türk milletinin milli kültürünü tahrip eden, beka meselesidir. Sığınmacılar gettolar oluşturup etnik yaşam adacıkları, minyatür Suriyeler kuruyorlar. Geri kalmış ülkelerde yaygın olan çocuk işçiliği, emek sömürüsü, çok eşlilik, çocuk evliliği gibi toplumsal sorunlar yeniden ortaya çıkıyor. IŞİD ve PKK gibi terör örgütleri, tehditlerini sığınmacılar üzerinden de ülkemize yönelttiklerinden, büyük bir iç güvenlik sorununa dönüştü.

Önce hiçbir sorun yok gibi davrandılar. Baktılar ki olmuyor, şimdi de geri adım atıyormuş gibi yapıyorlar. Suriye’de kentler yaparak bir kısım sığınmacıyı gönüllü olarak ülkelerine döndürdüklerini söylüyorlar. Artık kimseyi kandırmayın. Bizim Türk milli kimliğinin hayati tehdit altında kalmasına tahammülümüz yok. Kültürümüzün dejenere edilmesine, sınırların kevgire dönmesine tahammülümüz yok. İYİ Parti olarak hazırladığımız doktrin ortada. Madem çözüm bulamıyorsunuz, buyurun kullanın. Sığınmacı ve kaçakların ülkelerine dönüşünü hızlandırın.

2010’da yapılan referandumda “yapmayın” diye yalvardığım adam sayısını söylesem yüzlerine tükürürsünüz! Kimse uyarılarımı ciddiye almadı. 2016’da bu yüzden milletin canına kast edenlerin de karşısında durduk. 2017’de Türk milletinin kaderini bir kişinin iki dudağı arasına bırakmak isteyenlerin karşısında durduk. İYİ Parti olarak ilk günden beri Türk milletine dayatılmak istenen her vesayetin karşısında durduk. Bizim siyasetimizin pusulası her daim aziz Türk milletinin talep, istek ve hayalleri oldu.

Geldik 2023’e… 2023’te milletin verdiği helal oyu babadan miras bilerek seçmen iradesine ipotek konulamayacağını anlatmaya çalıştık. Siyaset elitlerin, sözde kanaat önderlerinin güdümünde milletin olmadığı bir yerden üretilen siyasetin başarılı olamayacağını söyledik. Tepki gösterdik, uyardık, memleketimizin gerçeklerinden bi’haber oturdukları yerden ahkam kesenlere karşı irade koyduk.

Sadece iktidar mensuplarıyla değil, biz bu seçimin kaybedilmesi için çalışanlarla da mücadele ettik. Memlekete en küçük fayda getiremeyen partili cumhurbaşkanlığı sisteminden kurtulmak istedik. Türkiye’yi zengin, mutlu bir geleceğe taşımak için çalıştık. Bu yolda fedakarlıktan kaçınmadık. Meselemiz Türkiye olduğu için nefislerimiz kör odalara hapsettik. Nefsinin esiri olanlarla uğraştık. Biz önce millet, önce memleket dedik.

Ama önce şahsım, önce ben diyenlerle uğraştık. Biz milletimizin geleceği için şahsi çıkarlarımızdan vazgeçtik ama koltuğundan başka hiçbir şeyi düşünmeyenlerle uğraştık. En nihayetinde maalesef olmadı, olduramadık! 2023 seçimlerindeki yenilgiye maalesef engel olamadık.

Türk siyaseti, belli başlı yankı odalarına hapsedildi. Biz milletin çağrısını dile getirdik diye o yankı odalarda hainlikle suçlandık. İşbirlikçilikle suçlandık. İktidara yanlamakla suçlandık. Peki, tüm bunların sonunda ne oldu? Tüm bu sürecin içinden en küçük pazarlık yapmadan çıkan kim oldu? Gizli kapaklı tek işbirliğine girişmeyen, en ufak kâr sağlamayan kim oldu? Şükürler olsun ki İyi Parti oldu.  Ben ve arkadaşlarım makam, mevki peşine düşecek olsaydık bize saraylar vadedilirken, elektriği kesilen salonlarda hayır diye haykırmazdık.  Biz pazarlık yapacak olsaydık, herkesin suspus kesildiği dönemde İyi Parti’yi kurmazdık.

Ben sustum, yüzde 60 ile kazanırız diyenler susmadı. Bilimsel verileri masaya koyan ben sustum, onları yırtıp atanlar susmadı. TV’lere çıkıp yüzsüz yüzsüz bize yüklemeye kalkıştılar. Yeni bir umuda tutunmak isteyen milyonlar öfkeyle doldu. Yapmamız gereken, hatalarından ders alan muhalefet olarak milletimizin önüne çıkmaktı. İYİ Parti’yi ve beni günah keçisi yapmaya kalktılar. Hakikati bilenler tek kelime etmedi. Bunların hepsi midemi bulandırdı. Bu sessizliği sürdürmek mümkün değil artık.

2023 seçimlerine girerken, Sayın Erdoğan karşısında açık farkla seçimi kazanacak 2 aday çıkardık 20 yılda ilk kez. Yaptığımız tüm araştırmalarda bu 2 arkadaşımızın rahatlıkla CB seçileceğini gördük. Bunun da ötesinde 3 sene boyunca il il, ilçe ilçe yaptığımız ziyaretlerde milletimizin bize söyledikleri de bu sonucu doğruladı.

Ben de milletimize bir söz verdim, 13. cumhurbaşkanı, Millet İttifakı’nın adayı olacak dedim. Kendi adaylığımdan feragat ettim. Ben seçimleri kazanmak, Türkiye’yi düze çıkarmak için iktidarı sandıkta yenmenin yeterli olacağını düşündüm. Asıl sorunun kendi saflarımızda olduğunu göremedim. Yüce Türk milletinden ve sizlerden özür diliyorum. Ben bu 2 arkadaşımızın yolunu açmak için elimden gelen her şeyi yaptım. Hiçbir kişisel beklentim olmadan onları destekledim. Onların yolunu kapatanlara engel olamadım.

Türk milletinden, sizlerden özür diliyorum. Önleri kesilmek istendiğinde yardımlarına koştum, yanlarında durdum, her türlü hakareti, iftirayı göğüsledim. Ama onları paçalarından tutup aşağı çekenlere engel olamadım. Onlara bu ateşten gömleği giydiremediğim için herkesten özür diliyorum. Allah’ım şahittir ki, ne yaptıysam seçimleri kazanmak için yaptım. Keşke herkes bizler kadar fedakar, yürekli olabilseydi. Maalesef olamadılar.  Onlar adına da özür diliyorum. Milletimiz kadar yürekli olamayanlar için özür diliyorum.

Tüm bu yaşananlara rağmen herkesin bir şeyi çok iyi bilmesini istiyorum, biz bundan sonra da gerektiği yerde yeter ki milletimiz kazansın diye her türlü fedakarlığı yapacağız. Fakat bundan sonra bu fedakarlıktan yalnızca milletimizin faydalanacağından emin olacağız. Havadaki hiçbir söze inanmayacağız, milletimizin kazancını öne koyacağız.

Milletimizin bu fedakarlıklarının boşa düşmesini engelleyeceğiz. Milletimizin fedakarlıklarından siyasi rant devşirmeye kalkan hesapçı zihniyetlere geçit vermeyeceğiz. Çünkü bu saatten sonra ne bizim ne de aziz milletimizin heba edecek oylarımız yok! Birilerinin ihtirasları uğruna boşa akıtacak terleri yok. Kendisine kariyer kovalayanlar için harcayacak mesailerimiz yok.

“İttifak sistemi esas olarak Türk siyasetinin dinamiklerine zarar veriyor”

İYİ Parti olarak tüm teşkilatlarımızla beraber seçim sonuçlarına ilişkin çalıştık, tartıştık. Değerlendirmelerimizi tamamladık. Bu seçimi kaybettiğimizin bilincindeyiz biz.  Sesinizi duymakta başarılıyız, duyurmakta başarısızız. Olağanüstü gayretler sarfetsek de mevcut ittifak sistemi gereği buna alan tanınmadı. İttifak sistemi esas olarak Türk siyasetinin dinamiklerine zarar veriyor. Partilerin kendilerine ait siyaset alanlarını gittikçe zayıflatıyor. Kutuplaşan siyaset, toplumsal ayrışmayı derinleştirip, iktidarın değirmenine su taşıyor.

İttifak sisteminde gördüğümüz en önemli sorun ve en büyük milli güvenlik açığı, ayrılıkçı yapıların sistemin içine sızma çabasıdır. Cumhuriyetimizle devletimiz ve milletimizle sorunu olan siyasi görünümlü odakların ittifakları kullanmaya çalışmasıdır. İlkesiz siyaseti reddediyoruz. Sığ siyaseti reddediyoruz. İktidarın değirmenine su taşıyan etkisiz siyaseti reddediyoruz.

İttifak sisteminin bu yapısı içinde milli bir siyaset, sürdürülebilir bir başarı, milletin kazanması mümkün değildir. Bu yüzden iktidarı ile muhalefeti ile hepimizden Türk siyaseti için talep ettiğimiz, yeni anlayışın merkezi olmaya İYİ Parti olarak talibiz. Mesajı aldık, dersimize çalıştık. Siyaseti içeriden tüketen tartışma yerine bir umut yolu sunacağız. Öfkeleri, kırgınlıkları aklıselimin gücü ile aşacağız.

“Her birimiz ayrı ayrı seçimlere girelim”

2023 seçimlerini çantada keklik görenler, şimdi de yerel seçimleri genel seçim havasında değerlendirmeye başladılar. Gündemi, ittifaklara çekmeye çalışıyorlar. Yerel seçim, genel seçim değildir. Her yörenin belli özellikleri vardır.  2019’da teklifi biz götürdük, ittifak kurduk, başarılı olduk. Önümüzdeki yerel seçimlerde kendi kadrolarımızla, milletimizin huzuruna çıkacağız ve göreve talip olacağız. Yerel seçimi bir genel seçim rekabeti çerçevesinde okumadan, yerel özellikleri dikkate alarak, milletimizin iradesinin tecellisine imkan sağlayacağız.

Tüm siyasi partilere açık ve net bir çağrıda bulunmak istiyorum; hep birlikte vatandaşlarımızın siyasi tercihlerini ve yerel özelliklerini yansıtacağı bir rekabet ortamı oluşturalım. Türk siyasetinin bugün içinde olduğu siyasi pragmatizm sarmalından çıkmasını sağlayalım. Gelin tüm siyasi partiler hep birlikte ayrı ayrı seçimlere girelim. Her birimiz ayrı ayrı seçimlere girelim, biz varız! Biz varız, sizleri de bekleriz. Erdoğan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu’na hepinize sesleniyorum, hadi her birimiz ayrı ayrı girelim!

Biz, İYİ Parti olarak hür ve milli siyaset anlayışımız gereği gizli gündemleri olan, kendi menfaatleri için bizim sırtımızda kurban kesen, kariyerlerini önceleyen, marjinal ve bölücü yapılarla yakınlaşan hiç kimse ile herhangi bir yerde iş birliği yapmayacağız!  Öncelikli amacımız, partilerle ittifaktan önce, milletimizin partimizle ittifak yapmasını sağlamak olacak. Gözü dönmüş hırslarla siyaset yapmıyoruz. Milletimizin sesine kulak veriyoruz. Bu yolda herkesi kabul etmiyoruz. Kapımız herkese açık değil.

Bu yolda, Atatürk’e düşman olanlara hayır diyoruz. Cumhuriyet değerlerimizi hiçe sayanlara hayır diyoruz. Hatay, Arap şehridir diyen ahlaksızlara kol kanat gerenlere de hayır diyoruz. Demokrasimizle meselesi olanlara hayır diyoruz. Türk demekten korkanlara hayır diyoruz. Andımızdan rahatsız olanlara hayır diyoruz. Anayasamızın ilk 4 maddesi ile sorunu olanlara hayır diyoruz. Terörle ilişkisi olanlara hayır diyoruz. Terörün gölgesine iş birlikleri hayal edenlere hayır diyoruz. Ahlakımızı yozlaştıranlara, dinimizi istismar edenlere hayır diyoruz.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın