İmamoğlu Davasında Kritik Gelişme: İstinaf Heyeti Değiştirildi

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’n verilen cezanın istinaf aşamasına bakacak olan üç üyeli heyetin başkanı ve bir üyesini görevden aldı.

Görev değişikliğinin ardından İmamoğlu davasının öne çekilmesi bekleniyor. İstinafın vereceği karardan sonra dosya, son hüküm için Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gidecek.

Yargıtay’ın vereceği karar da İmamoğlu’nun siyasi geleceğini etkileyecek. Olası bir onama kararında İmamoğlu, Mart 2024’teki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olamayacak ve olası bir CHP Genel Başkanlığı adaylığı iddiası da tümden ortadan kalkmış olacak.

Öte yandan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de yargılanıyor. HSK’nın yetki kararnamesiyle bu mahkemeye yönelik de bir değişiklik yapıldı. 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yetkisi ikiye bölünerek, buraya yeni bir hâkim daha atadı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ‘ın haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi kariyerini etkileyecek hakaret davasında Perşembe günü çarpıcı bir gelişme yaşandı.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), yeniden adaylığa hazırlanan İBB Başkanı İmamoğlu’na verilen 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası ve “siyasi yasak” kararının istinaf aşamasına bakacak olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 24. Ceza Dairesi’nin başkanı ve bir üyesini görevden aldı.

HSK Birinci Daire, Temmuz ayındaki iller arası atama kararnamesinin ardından bu kez “müstemir yetki” kararnamesini tamamladı. Kurul, Ekrem İmamoğlu davasının istinaf aşamasına bakacak olan İstanbul BAM 24. Ceza Dairesi Başkanı Sezai Öztürk’ün yetkisini kaldırdı, Öztürk’ü 2. Ceza Dairesi Başkanlığı’na gönderdi.

Yine aynı dairenin üyesi Rüştü Yamak da 1. Ceza Dairesi Üyeliği’ne atandı. Daire Başkanlığı’na Yaşar Kılınç, üyeliğe ise Muharrem Ballı getirildi. Kılınç, 17 Temmuz’daki atama kararnamesinde istinaf üyeliğinden istinaf başkanlığına terfi ettirilmiş ancak henüz görev yapacağı daire belirlenmemişti. HSK’nın bu kararıyla üç kişilik İmamoğlu heyetinin iki ismi değiştirilmiş oldu. Dairede salt çoğunlukla karar alınıyor.

24. Ceza Dairesi’nin henüz istinaf incelemesini tamamlamadığı öğrenildi. Görev değişikliğinin ardından İmamoğlu davasının öne çekilmesi bekleniyor. İstinafın vereceği karardan sonra dosya, son hüküm için Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gidecek.

Yargıtay’ın vereceği karar da İmamoğlu’nun siyasi geleceğini etkileyecek. Olası bir onama kararında İmamoğlu, Mart 2024’teki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olamayacak ve olası bir CHP Genel Başkanlığı adaylığı iddiası da tümden ortadan kalkmış olacak.

Yüksek Seçim Kurulu üyelerine “Ahmak” demekle suçlanan ancak bu sözü dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yanıt olarak söylediğini belirten İmamoğlu, “Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme hakaret” suçundan yargılanıyordu.

Ancak davanın son duruşması öncesi hâkimi Hüseyin Zengin, isteği dışında İstanbul’dan Samsun’a atanmış, yerine ise Mehdi Komşul getirilmişti. Yeni gelen Yargıç Komşul, 14 Aralık 2022 tarihinde İmamoğlu’nun 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş ve aynı zamanda siyasi yasak kararı da almıştı. Bu cezaya İmamoğlu’nun avukatları itiraz etmişti.

İkinci davaya da ikinci hâkim

Öte yandan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de yargılanıyor. HSK’nın yetki kararnamesiyle bu mahkemeye yönelik de bir değişiklik yapıldı. 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yetkisi ikiye bölünerek, buraya yeni bir hâkim daha atadı.

Mevcut hâkim Mesut Kesayak’ın yanında 1/2 yetkiyle çalışacak yeni yargıç ise 220 bin siciliyle Tuğçe Tavus oldu. Bu davadaki mevcut dosyalar ve bundan sonra gelecek dosyalar, iki hâkim arasında paylaştırılacak. İmamoğlu dosyasına ise hangi hâkim tarafından bakılacağı şimdilik bilinmiyor.

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanları Belli Oldu

Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) seçimlerin ardından yeniden eş genel başkan adayı olmayacaklarını açıklayan Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yerine Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak eş genel başkan olarak görev alacak.

Sultan Özcan, son olarak HDP MYK’sında STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini yürütüyordu. Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin MYK üyesi olarak görev yapıyordu.

Kapatılma riskine karşı tüm çalışmalarını Yeşil Sol Parti’ye devredecek olan HDP, bu devir kararını hafta sonu Ankara’da gerçekleşecek kongrede alacak. Kongrede Eş Genel Başkan seçimi de yapılacak.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın aktardığına göre; Seçimlerin ardından yeniden eş genel başkan adayı olmayacaklarını açıklayan Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yerine Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak gelecek.

Uzun yıllardır HDP’nin çeşitli kademelerinde görev alan Sultan Özcan, son olarak HDP MYK’sında STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini yürütüyordu. Kobanê Davası’nın avukatlarından olan Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin MYK üyesi olarak görev yapıyordu.

Sultan Özcan kimdir?

Sultan Özcan, 1965 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde doğdu. Küçük yaşta ailesiyle birlikte Adana’ya giden Özcan, 1985 yılında Çukurova Üniversitesinde devlet memuru olarak çalışmaya başladı. 12 yıllık memuriyet hayatından sonra özel sektörde çeşitli alanlarda çalıştı .Özcan, çeşitli sendika ve dernek yönetimlerinde bulundu.

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Halkların Demokratik Partisi 25. Dönem milletvekili adayıdır.

Cahit Kırkazak kimdir?

Kobani Davası’nın avukatlarından olan Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi olarak görev yapıyordu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Kendisini Ve CHP’yi Hedef Alan Erdoğan’a Sert Yanıt

Erdoğan’ın kendisini ve CHP’yi hedef alan açıklamalarına yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Sevgili Erdoğan; yolsuzluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, 5’li çetelere hizmeti hiçbir zaman “kalite” ve “kalibre” olarak görmedik, görmeyeceğiz de. Bu senin ve Saray sosyetesinin işidir dedi ve ekledi:

“22 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendine ve Saray sosyetesine benzetmeye çalıştığını söylüyorsun… Boşuna uğraşma; devleti soyanların, uyuşturucu baronlarına hizmet edenlerin, hudutları namus olmaktan çıkaranların asla CHP’de yeri yoktur, olmaz da!”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 22. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu. Muhalefete oldukça ağır yüklenen Erdoğan, Kılıçdaroğlu için “Onurluca geri çekilmeyi dahi beceremedi” dedi.

Erdoğan, “Kalibremize uygun bir muhalefet maalesef bulamadık. Her şeyi değiştirdik ama ülkemizin ana muhalefet partisini tek parti faşizminin boyunduruğundan kurtaramadık. Yıllar geçiyor, ülke değişiyor, dünya değişiyor; hatta eski çamlar bardak oluyor ama CHP’nin faşist kodları asla değişmiyor” şeklinde konuştu.

“Senin ve Saray sosyetesinin…”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından Erdoğan’a şöyle yanıt verdi: “Sevgili Erdoğan; yolsuzluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, 5’li çetelere hizmeti hiçbir zaman “kalite” ve “kalibre” olarak görmedik, görmeyeceğiz de. Bu senin ve Saray sosyetesinin işidir.

22 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendine ve Saray sosyetesine benzetmeye çalıştığını söylüyorsun… Boşuna uğraşma; devleti soyanların, uyuşturucu baronlarına hizmet edenlerin, hudutları namus olmaktan çıkaranların asla CHP’de yeri yoktur, olmaz da!“

Paylaşın

“İYİ Parti’de ‘İktidar İle Ortaklık’ Konuşuluyor” İddiası

İYİ Parti’de iktidar partisi AK Parti ile yol yürünmesi gerektiğini savunanlar da var. Bu isimler bu söylemlerini “Ülkeyi beş yıl yönetecek iktidarla ortak hareket edilirse atılacak yasal adımlarda etkin olabiliriz” sözleriyle gerekçelendiriyor.

İttifak ve iş birlikleri konusunda şu ana kadar Meral Akşener’den yapılmış herhangi bir açıklama ise yok. Yerel seçimlere giderken İYİ Parti’deki ana hedef ittifaksız 81 ilde kendi adayı ile seçimlere girebilmek.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından sessizliğe bürünen İYİ Parti’de gözler 26 Ağustos Cumartesi günü Genel Başkan Meral Akşener’in Afyonkarahisar’da yapacağı açıklamalarda. Seçimlerin ardından tek konuşmasını partisinin kurultayında yapan İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Afyonkarahisar’da gerçekleşecek açık hava etkinliğinde seçimlerden sonraki ilk halk buluşmasını gerçekleştirecek.

İYİ Parti’de, Afyonkarahisar Valiliği’nin izniyle Kocatepe eteklerinde düzenlenecek açık hava toplantısına katılımın yüksek olması beklentisi hâkim. Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ilk başta kapalı spor salonunda düzenleneceğini duyurdukları buluşmanın Kocatepe’de açık hava toplantısı olarak değiştirildiğini ifade ederek, 81 ilden vatandaşları etkinliğe davet etti.

Akşener’in konuşmasında İYİ Parti’nin “iktidar” hedefi için izlenecek yol haritasının çerçevesini çizmesi beklenirken, bu konuşma öncesinde yaşanan İYİ Parti bağlantılı gelişmeler ve Cumhur İttifakı paydaşlarından gelen çağrılar dikkat çekiyor.

26 Ağustos öncesinde Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme yaptığı yönündeki haberler de dikkatlerden kaçmadı. T24’ün haberine göre; Ankara’da silahlı saldırı sonucu öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öğretmen eşi Ayşe Ateş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) İYİ Parti’nin Grup danışmanı olarak görevlendirildi.

Ancak bu görev için Ayşe Ateş’in kadrosunun bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onay gerekiyordu. Bakanlık bu görevlendirmeyi yapmayınca Akşener, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i aradı. Habere göre, buradan da sonuç alınamayınca Akşener Erdoğan ile görüştü ve sorun çözüldü.

Adını vermek istemeyen, İYİ Parti içerisinde Akşener’e muhalif eski bir yönetici, bu görüşmenin “ilginç” olduğunu söylerken, “Basit bir atama gerekçesiyle cumhurbaşkanının aranması bana gerçekçi gelmedi. Başka konular görüşüldüğünü düşünüyorum” iddiasında bulundu. İYİ Parti’den bu görüşmeye ve içeriğine dair herhangi bir açıklama ise yapılmadı.

Bu görüşmeden hemen sonra ve 26 Ağustos konuşması öncesi dikkat çeken bir haber de yargıdan geldi. Akşener hakkında, gizli tanık beyanlarına dayandırılarak yedi yıldır devam eden “FETÖ soruşturmasında” savcılık, “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verdi. “Yağmur” kod adlı gizli tanık yedi sene önce “FETÖ’nün partilere sızmak istediğini bunun için Akşener isimli kişinin kullanıldığını” öne sürmüştü. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu iddia üzerine yürüttüğü soruşturmada dava açmayıp soruşturmayı kapattı.

İYİ Parti kurmayı bu karara ilişkin DW Türkçe’den Kıvanç El‘e, “Bugüne kadar sonuçlandırılmaması yanlıştı. Baştan aşağı bir kara propaganda soruşturmasıydı” değerlendirmesini yaparken bu kararın tam 26 Ağustos öncesine denk gelmesine ilişkin soruya karşılık olarak ise “yorum yapma gereği duymadığını” ifade etti.

İYİ Parti’den ayrılan muhalif isimler ise bu kararın 26 Ağustos öncesi olmasının tesadüf olamayacağını savundu ve “İktidar İYİ Parti’ye bir mesaj veriyor. Bu mesaj MHP üzerinden başladı yerel seçime giderken de sürecek” yorumunu yaptı.

Muhalif bir kurmay da, İYİ Parti’den ayrılan Aytun Çıray’ın Cumhuriyet gazetesine yaptığı, “Kılıçdaroğlu’na seçimi Akşener’in masadan kalkması kaybettirdi. Bu hamle seçimi kim kazandıysa ona yaradı” açıklamalarını hatırlatarak, buna parti yönetiminin sessiz kalmasının da dikkat çekici olduğu yorumunu yaptı.

MHP ve AK Parti’den gelen açıklamalar

Bu gelişmeler öncesinde de MHP ve AK Parti’den dikkat çekici açıklamalar geldi. MHP lideri Devlet Bahçeli, İYİ Partililere yerel seçimde “komşu olmayı” yani ittifak yaparak seçimde iş birliği yapmayı teklif etti. Bahçeli, 2019 yılında da İYİ Partililere “yuvanıza dönün” çağrısı yapmıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Bahçeli’nin Ağustos ayı ortasında yaptığı son çağrıyı “Ülkemizin temiz kalpli insanlarını, milliyetçilerini, vatanseverlerini, Türkiye sevdalılarını ülke ve millet hayrına İYİ Parti’de de buluşmaya davet ediyoruz” sözleriyle geri çevirdi.

AK Parti’den de Bahçeli’nin ittifak çağrısına ilişkin dikkat çeken bir yorum geldi. Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “İYİ Parti’nin yeri PKK ve FETÖ’nün yanı değildir. Bir siyasi parti artık belirli bir süresi geçmiş, aktörleri belli olmuş ve tamamen de başka bir siyasi partinin arkasında piyon olmuş bir partinin söyleyeceği sözün vatandaşın nezdinde karşılığı olmaz” diyerek destek verdi.

Karşılıklı açıklamalar sürerken bu sefer İYİ Parti içerisinden MHP’ye yeni bir çağrı geldi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Tolga Akalın, “üçüncü yolu kuralım” çıkışı yaparken milliyetçilerin birleşmesi gerektiği yönünde görüşlerini kamuoyuna açıkladı. Ancak bu çağrı MHP tarafından reddedildi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “MHP’yi yok sayarak -milliyetçilik üzerinden- üçüncü bir siyasi yol inşa etmeye çabalamak, deniz üzerinde yürümekten farksızdır” görüşünü dile getirdi.

Tüm bu açıklamalar karşısında İYİ Parti lideri Meral Akşener sessizliğini korudu. Akşener’in Afyon’daki açık hava etkinliğinde bu tartışmalara dair bir mesaj vermesi bekleniyor.

“İttifaklara dair iddialar asılsız”

Hem bu gelişmeler hem de MHP ve AK Parti’den gelen açıklamalar ışığında İYİ Parti’den ayrılan muhalif isimler partinin “Cumhur İttifakı’na yakınlaşacağını” iddia ediyor.

Parti içerisinde bir kesim ise CHP ile iş birliğinin belli alanlarda sürmesinden yana. Bilgi veren üst düzey bir kurmay, İYİ Parti’nin özellikle yerel seçimlerdeki kritik rolünün her kesim tarafından görüldüğünü belirtiyor. Bu nedenle AK Parti’nin de MHP’nin de CHP’nin de kendileri ile yol yürümek isteyeceğini savunan kurmay, “İYİ Parti iktidar hedefi ile tek başına yola çıkacak. Kimseyle bugünden bir pazarlığa girip ‘gelin ittifak yapalım’ demeyeceğiz. Cumhur İttifakı’nda da Millet İttifakı’nda da yer alacağımız yorumları asılsız. İttifaklara dair bir karar yok” yorumu yapıyor.

Kendilerinin bir ittifak görüşmesi yapmayacaklarını ancak görüşmek isteyenlere hangi parti olursa kapılarının açık olacağı da parti yöneticileri tarafından ifade ediliyor. İYİ Parti’de iktidar partisi AK Parti ile yol yürünmesi gerektiğini savunanlar da var. Bu isimler bu söylemlerini “Ülkeyi beş yıl yönetecek iktidarla ortak hareket edilirse atılacak yasal adımlarda etkin olabiliriz” sözleriyle gerekçelendiriyor. İttifak ve iş birlikleri konusunda şu ana kadar Meral Akşener’den yapılmış herhangi bir açıklama ise yok.

Yerel seçimlere giderken İYİ Parti’deki ana hedef ittifaksız 81 ilde kendi adayı ile seçimlere girebilmek. Ancak burada İstanbul, Ankara, Antalya, Adana gibi büyükşehirlerde farklı yol izlenebileceğinin de altı çiziliyor. Bunun gerekçesi olarak da parti kurmayları, yeniden aday gösterilmeleri ihtimali bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın İYİ Parti yönetiminde ve tabanında sevilen isimler olmasını örnek gösteriyor.

Ayrıca seçimler öncesinde bu isimlerin “cumhurbaşkanı adayı” olarak dahi dillendirildiği hatırlatılarak, “Cumhurbaşkanlığına onay verilen isimlerin belediye başkanlarına onay verilmemesinin çelişki olacağı” yorumları da yapılıyor. Ancak İYİ Parti’de bugünden bir destek açıklaması yapılmayacak ve öncelikli olarak CHP’deki kongre süreçlerinin tamamlanması ve adayların resmen belirlenmesine dair süreçlerin başlaması beklenecek.

Paylaşın

Hollanda Ve Danimarka’dan Sonra Norveç De Ukrayna’ya F-16 Hibe Edecek

Hollanda ve Danimarka’dan sonra NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyesi Norveç de Ukrayna’ya 5 ila 10 arasında F-16 hibe etmeyi planlıyor. Norveç ayrıca, Ukrayna’ya uçaksavar füzeleri de bağışlayacağını açıkladı.

Geçtiğimiz hafta Hollanda ve Danimarka, F-16 uçağını bağışlayacaklarını açıklamıştı. Danimarka 19 uçak vereceğini söylerken Hollanda kaç uçak bağışlayacağını henüz açıklamadı.

Ukrayna’nın Rusya’nın girdiği bölgeleri tekrar ele geçirmek için geçen Haziran ayı başında başlattığı karşı taarruz devam ediyor. Kiev, son dönemde yaptığı açıklamalarda, söz konusu taarruz harekatında yaşanan zorluklar nedeniyle ilerlemenin istendiği gibi gitmediğini duyurmuştu.

Resmi ziyaret amacıyla Kiev’de bulunan Norveç Başbakanı Jonas Gahr, burada yaptığı basın toplantısında, medyada yer alan ilgili haberlerin doğru olduğunu, “uygun bir zamanda” Ukrayna’ya ne zaman ve kaç adet F-16 hibe edileceğine dair açıklamaların yapılacağını bildirdi.

Norveç haber ajansı Norsk Telegrambyra’nin (NTB) Başbakan Gahr’ın açıklamalarına dayandırdığı haberine göre Oslo, Ukrayna’ya 5 ila 10 arasında F-16 hibe etmeyi planlıyor. Fransız haber ajansı AFP’nin, Norveç Başbakanlık ofisine konunun detaylarına dair yönelttiği sorulara ise yanıt verilmedi.

F-16 savaş uçaklarının yanı sıra Norveç Ukrayna’ya, Iris-T tipi uçaksavar sistemleri ile mayın temizleme araçları hibe etmeye ve kış aylarında doğal gaz ve elektrik ihtiyacının karşılanması için yaklaşık 130 milyon euro çapında bir yardım paketi sunmaya hazırlanıyor.

Norveç hükümeti uzun zamandır F-16’ları Ukrayna’ya göndermeyi düşündüğünü söylüyordu. Norveç, sipariş ettiği 52 adet F-35’in ilk kısmını ocak ayında teslim aldı. Yeni savaş uçakları Norveç hava kuvvetlerinde eski F-16 filosunun yerini alacak.

Dünyanın en büyük varlık fonlarından birine sahip olan petrol zengini Norveç, şubat ayında da beş yıllık destek paketi kapsamında Kiev’e 7 milyar dolar hibe edeceğini açıklamış ve bu şekilde Ukrayna’nın en büyük bağışçılarından biri haline gelmişti. Para, beş yıl boyunca askeri ve insani yardım arasında eşit olarak paylaştırılacak ve yıllık 1,4 milyar dolara bölünecek.

Rusya’nın saldırısı ile başlayan savaşta topraklarını savunmaya çalışan Ukrayna’nın başbakanı Volodimir Zelenskiy ise, daha önce Kiev’e F-16 hibe edeceğini duyuran Danimarka’nın 19, Hollanda’nın ise 42 adet savaş uçağı göndereceğini dile getirdi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nda İkinci Bir Naci Ağbal Vakası Yaşanır Mı?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz artışlarına devam ederse ikinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır, yeni PPK da dağıtılır mı? Bu sorunun cevabını bilmiyoruz.

Kafalarda bu soru işareti devam ettiği sürece de enflasyon beklentilerinin etkin bir şekilde düşüş sağlaması mümkün olmayacaktır. Bu noktada yeni ekonomi ekibi icraatları ile bu soru işaretlerini dağıtmalı ve OVP’de koyulacak hedefler TCMB’nin dezenflasyon hedefleri ile tutarlı olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) dün 2,5 puanlık artış beklentisinin oldukça üzerinde 7,5 puanlık bir faiz artışı yaptı. Faiz artışlarının devamı gelir mi? Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, BBC Türkçe için değerlendirdi.

Yeni ekip TMCB’nin son iki toplantıda attığı adımları yeterince şahin bulmadığını net bir şekilde gösterdi. Ama esas beceri faiz artışlarına sıcak bakmayan Cumhurbaşkanı’nın ikna edilebilmiş olmasıydı. İlave olarak Enflasyon Raporu’nda ve raporun sunumda hatalı bulduğum iki konuda düzeltme geldi.

Birincisi enflasyon raporunda ilan edilen %58’lik 2023 yıl sonu tahmininin düşük kalacağı karar metninde not edildi. Koç Üniversitesi’nden ekip arkadaşlarımla yaptığımız tahminler de yıl sonu enflasyonunun 70’ler civarında olduğuna işaret ediyor.

İkinci düzeltme enflasyon raporunun sunumunda verilen hatalı bir mesajın düzeltilmesiydi. Sunumda Haziran ve Temmuz aylarında politika faizi artarken mevduat faizlerinde görülen düşüş arzu edilen bir sonuç gibi sunulmuştu. Oysa bu durum sıkılaştırıcı para politikasının amaçları ile çelişiyordu.

Hafta başında gelen KKM kararları ve sonrasında verilen sinyallerle netleşti ki yeni ekip de mevduat faizlerinin düşmesindeki çarpıklığı kabul ediyor ve mevduat faizlerinin düşmesini istemiyor.

Kararda sıradışı olan neydi?

Uzun bir sıkılaştırma döngüsüne başlayan merkez bankaları yola “yüksek dozda” faiz artışları ile başlayıp kademeli olarak “düşük doza” doğru devam ederlerse bunun iki avantajı olur:

Para politikası 6-18 aylık bir gecikme ile etkisini gösterir. Bu sebeple baştan yüksek dozda verilen ilacın etkisi daha hızlı sisteme girer.

Önden yüklemeli faiz artışını gören piyasalar, Merkez Bankası’nın siyasi baskı ile hareket etmeyeceği izlenimi edinirlerse enflasyon beklentilerini aşağı çekerler. Çok basitleştirilmiş bir örnek üzerinden gidersek toplamda 20 puan faiz artırmayı planlayan bir Merkez Bankası’nın bunları 10-5-3-2 şeklinde kurgulaması durumunda önden gelen yüklü faiz artışları “yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” diyecek Merkez Bankası’na duyulan güveni artırır. Bu güven enflasyon beklentilerini aşağı çektiğinde son faiz artışlarına gerek kalmadan da faiz artışlarını sonlandırmak mümkün olabilir.

Oysa TCMB 6,5 puan ile başladığı artışlarının dozunu önce 2,5’e düşürdü sonra 7,5’e çıkardı. Bu şekilde tedavi devam ederken doz artırımı yaparsanız “durum Merkez Bankası’nın sandığından da kötüymüş” izlenimi yaratıp enflasyon beklentiyi tetikleyebilirsiniz.

Merkez Bankası son kararıyla bu riski aldı. Hatta bir adım daha ileri giderek piyasalardan önce 2023 enflasyon tahminini kendi eliyle yukarı revize etti (daha doğrusu enflasyon raporundaki üst banda işaret etti).

Ama bu dobralığına karşılık piyasalardan istediği şuydu: Bana inanın, bu seneyi kayıp yıl olarak düşünün. Attığımız tohumlar 2024’de ürün vermeye başlayacak. Enflasyon raporundan 2024 için koyduğumuz %33 enflasyon hedefine güvenin ve ileriye yönelik fiyatlamalarınızı bu rakama göre yapın.

Zamanlama daha iyi olabilir miydi?

Bu hafta önce KKM uygulamasındaki değişiklikler yapıldı. Sonrasında politika faizi yükseltildi. Bence bu iki kararın sırası değişse ve önce faiz artışı arkasından KKM kararı gelseydi piyasada daha az tepki olur, KKM kararı daha kolay kabul görürdü. Zira KKM kararı sonrası bankalardan mevduat faizlerini yükseltmeleri istendi.

Bankaların tepkisi ise şu oldu: Mevduat faizini KKM’den dönüşe yetecek kadar artırdığımızda kredi faizini de artırmamız gerekir ki bu işten kar edebilelim.

Oysa kredi faizleri politika faizinin 1,8 katından fazla olursa cezai yaptırıma tâbi. Bu durumda önce siz politika faizini yükseltin ki hem kredi faizini belirlerken elimiz rahatlasın, hem de kurda bir sakinleşme olsun ve KKM cazibesi azalsın.

24 Ağustos’ta gelen faiz artışı ile kredi faizindeki üst sınır yüzde 55’in üzerine çıktı. Kurda ise yarım günde %2 değerlenme söz konusu oldu. Yani hafta başında gelen eleştirilerin politika faizi ile ilgili kısmı giderildi. Baştan faiz artışı gelseydi daha az itiraz olur, TCMB’nin ne yapmak istediği daha net anlatılırdı.

İkinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır mı?

Politika faizinde gelinen seviye olan %25 ile Merkez Bankası’nın 2024 sonu enflasyon tahmini olan %33’e ulaşılması zor. “Politika faizi hangi seviyeye çıkarılırsa enflasyon %33’e düşer?” sorusunun mekanik bir cevabı yok. O seviyeyi düşük tutabilmek kredibilite, beklenti yönetimi ve iletişim becerisi ile şekillenecektir.

12 ay sonrası enflasyon beklentileri TCMB’nin hedefine yaklaşana kadar faiz artışlarının devamı gerekecektir. Toplumsal tepkilerin artıp prematüre faiz indirimlerinin başlamaması için acı reçetenin maliyetinin ne şekilde dağıtılacağı konusunda siyasi otorite devreye girmeli ve Merkez Bankası’nın yükünü azaltmalıdır.

İşte bu noktada bir diğer kritik soru devreye giriyor: TCMB faiz artışlarına devam ederse ikinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır, yeni PPK da dağıtılır mı? Bu sorunun cevabını bilmiyoruz. Kafalarda bu soru işareti devam ettiği sürece de enflasyon beklentilerinin etkin bir şekilde düşüş sağlaması mümkün olmayacaktır. Bu noktada yeni ekonomi ekibi icraatları ile bu soru işaretlerini dağıtmalı ve OVP’de koyulacak hedefler TCMB’nin dezenflasyon hedefleri ile tutarlı olmalıdır.

Paylaşın

Putin, Wagner Lideri Prigojin’in Öldüğünü Doğruladı

Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in öldüğünü dolaylı yoldan doğrulayan Vladimir Putin, “Bu insanların Ukrayna’da Neo-Nazi rejimiyle mücadeleye yönelik ortak davamızda önemli bir katkı sunduğunun altını çizmek isterim, bunu biliyoruz ve unutmayacağız” dedi.

Prigojin’in, “ciddi hatalar yaptığını” ifade eden Putin, “Karmaşık bir kadere sahip, yetenekli bir iş adamı” olarak nitelendirdiği Prigojin’in Rusya’nın yanı sıra yurt dışında, özellikle Afrika’da da çalıştığını söyledi.

Çarşamba günü bir özel uçağın, Moskova’nın 200 kilometre kuzeybatısındaki Tver bölgesinde yere çakılarak infilak ettiği ve içinde bulunan tüm yolcuların hayatını kaybettiği bildirilmişti. Yolcu listesinde, Wagner grubunun lideri Prigojin’in de bulunduğu kaydedilmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in de içinde bulunduğu belirtilen ve ülkenin batısında düşen uçağa ilişkin ilk kez konuştu. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek sözlerine başlayan Putin, kullandığı ifadelerle yolcu listesinde adı bulunan Prigojin’in de hayatını kaybettiğini doğrulamış oldu.

Olaya ilişkin elde edilen ilk verilerin Wagner mensuplarının uçakta bulunduğunu doğrular nitelikte olduğunu söyleyen Putin, “Bu insanların Ukrayna’da Neo-Nazi rejimiyle mücadeleye yönelik ortak davamızda önemli bir katkı sunduğunun altını çizmek isterim, bunu biliyoruz ve unutmayacağız” diye konuştu.

Prigojin’i 1990’lı yılların başından bu yana tandığını söyleyen Rusya Devlet Başkanı, Wagner liderinin, “ciddi hatalar yaptığını” ifade etti. Putin, “Karmaşık bir kadere sahip, yetenekli bir iş adamı” olarak nitelendirdiği Prigojin’in Rusya’nın yanı sıra yurt dışında, özellikle Afrika’da da çalıştığını söyledi.

“Bildiğim kadarıyla dün daha yeni Afrika’dan dönmüştü. Orada bazı yetkililerle görüşmüştü. Kesin olan ise, bu sabah Araştırma Komitesi’nin başı, bana olayla ilgili ilk soruşturmayı başlattıklarını iletti. Soruşturma tam anlamıyla sürdürülecek ve nihayete erdirilecektir” diyen Putin, uzman incelemeleri ve teknik incelemelerin ise zaman alacağını kaydetti.

Çarşamba günü bir özel uçağın, Moskova’nın 200 kilometre kuzeybatısındaki Tver bölgesinde yere çakılarak infilak ettiği ve içinde bulunan tüm yolcuların hayatını kaybettiği bildirilmişti. Yolcu listesinde, Wagner grubunun lideri Prigojin’in de bulunduğu kaydedilmişti.

Prigojin’in emrindeki paralı askerler, 22-23 Haziran’da ülkenin güneyinden harekete geçerek başkent Moskova’ya doğru hızla ilerlemiş, Prigojin isyanının “yozlaşmış” ve “beceriksiz” olarak tanımladığı Rus askeri yönetimini hedef aldığını belirtmişti.

“Rus kanı dökülmesini önlemek” gerekçesiyle kısa süre içinde isyanı sona erdiren Prigojin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’nun arabuluculuğunda Moskova ile yapılan anlaşma uyarınca Belarus’a gitmişti. Son olarak Pazartesi günü Prigojin’i Afrika’da gösteren bir video sosyal medyada dolaşıma girmişti.

Kaza nedeni kasıtlı patlama

ABD’li ve Batılı yetkililere göre, ABD’nin ön istihbarat değerlendirmesi, Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in öldüğü varsayılan uçak kazasının kasıtlı olarak gerçekleşen bir patlamadan kaynaklandığını ortaya koydu.

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililerden biri, patlamanın Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in “muhalifleri susturmaya yönelik köklü geçmişiyle” örtüştüğünü söyledi.

Yetkililer, Rus liderin otoritesine meydan okuyan isyanın intikamını almak amacıyla Prigojin ve bazı Wagner üyelerinin ölümüne neden olduğuna inanılan patlamanın nedeni hakkında herhangi bir ayrıntı vermedi.

İngiliz yayın kurumu BBC’ye konuşan İngiltere’nin Dış İstihbarat Servisi’nin (MI6) eski başkanı John Sawers da, Prigojin’in öldürülmesinin arkasında yüksek olasılıkla Putin’in olduğunu söyledi. Sawers, “Rusya gibi yerlerde gerçeklerden asla tam olarak emin olamazsınız ama tüm göstergeler Putin’in onu saf dışı bıraktığına işaret ediyor, kontrolü yeniden ele geçirdi” dedi.

Ukrayna Savunma Bakanı’nın danışmanı Yuri Sak da yine BBC’ye yaptığı açıklamada, Prigojin’in ölüm haberinin Ukrayna için iyi bir haber olduğunu söyledi. Sak, “Bir terörist eksilmesi Rusya’da daha fazla istikrarsızlık demek. Bu da Rusya’nın kendi halkından korkan bir terörist tarafından yönetilen başarısız bir devlet haline geldiğinin bir başka işareti” dedi.

Bu arada ABD Başkanı Joe Biden dün uçak kazası haberinin ardından yaptığı açıklamada, haberlere şaşırmadığını ifade etti. Beyaz Saray, Biden’ın kaza hakkında bilgilendirildiğini açıkladı. Biden, “Rusya’da olup da Putin’in arkasında olmadığı pek bir şey yok ama cevabı bilecek kadar bilgim yok” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe, VOA Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan: Piyasalar Yakında Dengeye Kavuşacak

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, enflasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Otomobil piyasasında fiyatlar yavaş yavaş stabilize oluyor. Emlak ve kira piyasası da yakında dengeye kavuşacaktır. Bazı ürünlerde açgözlülükten kaynaklı fiyat balonu söndükçe milletimiz rahatlayacaktır” dedi. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, “Emeklilerimizden gelen serzenişlerin farkındayız. İnşallah gereken adımları yıl sonuna kadar atacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezindeki AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Toplantımızı siyasi mücadelemiz açısından anlamlı bir tarihte gerçekleştirdik. ATO’ya geçerek partimizin kuruluşunu coşkuyla kutlayacağız. Hem hafızamızı tazeleyecek hem de geçmişin tecrübeleriyle geleceğe yön vereceğiz.

3 ay önce ülkemiz tarihinin en kritik seçimlerinden birini gerçekleştirdik. Milletimizin takdiriyle 5 sene daha hizmet etme şerefine nail olduk. 28 Mayıs’ın Türk siyasetindeki artçı sarsıntıları devam ediyor.

Muhalefette her gün yeni bir skandal oluyor. Sayısız ihaneti masanın altına saklamışlar. Meydanlarda sağa sola siyasi ahlak verenlerin gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Düne kadar can ciğer olup bugün kanlı bıçaklı olanların verdiği intiba, asıl vahim pazarlıkların henüz kamuoyunun malumu olmadığıdır. Yani bu pilav daha çok su kaldıracaktır.

Yüzde 1 oyu olmayanlara 38 milletvekilliği kaptıran CHP’nin terör örgütlerine neler vadettiğini düşünmek bile istemiyorum. Seçimlerden bu yana her gün, ülkemizin nasıl büyük bir uçurum kenarından döndüğünü bize hatırlatıyor. Tercihini farklı yöne kullanmış kardeşlerimiz de bu durumu gördü.

Siyasi tercihine bakılmaksızın tüm halkımız şu soruların cevabını merak ediyor. Kapısıını çaldığınız her partiye bir bakanlıkla gittiniz. Önünüze gelene devleti rehin verdiniz. Kandil’deki terör baronlarına acaba neyi taahhüt ettiniz? Pensilvanya’daki hainlere hangi sözleri verdiniz ki bu alçaklar milletin siniriyle oynama pahasına uçak bileti paylaştılar? Seçim gecesi kazanıyoruz tiyatrosunu niçin oynadınız? YKS’dan Anadolu Ajansı’na devletin kurumlarını niçin yıprattınız? Daha bunun gibi pek çok makul sorunun cevaplanması gerekiyor.  Önce çıksınlar millete hesap versinler.

Anket şirketleriyle el ele verip hayal sattıkları CHP seçmeninden özür dilesinler. Yenilgiyi zafer gibi pazarlamak yerine hatalarını kabul etsinler.

Karşı karşıya  olduğumuz bu tablo bizim işimizi daha da zorlaştırmaktadır. 6 Şubat depreminin yaralarının bir an önce sarılması asıl gündemimizdir. Depremlerin unutulmasına izin veremeyiz… Depremzede her bir vatandaşımızın maddi kaybını yerine koyana kadar yorulmadan çalışacağız.

“Nerede eksiğimiz varsa gideriyoruz”

319 bin konutu ilk bir sene içinde hak sahiplerine teslim edeceğiz. Enflasyonun çıkardığı sorunları giderecek adımları atıyoruz. Fahiş fiyat balonu söndükçe milletimiz daha da rahatlayacaktır… Emeklilerimizden gelen serzenişlerin farkındayız. Yıl sonuna kadar gerekli adımları atacağız. Üniversiteli gençlerimize ve ev hanımlarına verdiğimiz tüm sözlerin arkasındayız.

Emlak ve kira piyasası yakında dengeye kavuşacak. Otomobil piyasası da yavaş yavaş düşüşe geçti… Nerede eksiğimiz varsa gideriyoruz. Güçlü olduğumuz yanlarımızı tahkim ediyoruz. Son 22 yıldır olduğu gibi gençlerimizin dinamizmini, emektarımızın engin tecrübesiyle harmanlayarak yolumuza devam edeceğiz.”

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi Aktif Siyasetten Çekiliyor Mu?

14 Mayıs’ta yapılan seçimlere Yeşil Sol Parti (YSP) çatısı altında giren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Pazar günü yapacağı kongreyle yeni eş genel başkanlarını belirleyecek, parti yetkili kurullarında da daralmaya gidecek.

Halen 100 asil ve 50 yedek üyeden oluşan PM’nin üye sayısı ile Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) üye sayısının azaltılması planlanıyor. Kongrede şekillenecek yeni yönetim yapısıyla HDP kurumsal kimliğini koruyacak ancak aktif bir siyasi çalışma içinde olmayacak.

HDP’nin temsil ettiği siyasi anlayışın YSP’de sürdürüleceğini söyleyen HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Kurumsal kimliğimiz değişebilir ama fikriyatımız ve devraldığımız mücadele geleneği esaslarına göre yeni dönemi inşa etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi’nde hakkındaki kapatma davası süren Halkların Demokratik Partisi (HDP), Pazar günü yapacağı kongreyle yeni eş genel başkanlarını belirleyecek, parti yetkili kurullarında da daralmaya gidecek.

HDP’lilerin milletvekili seçimlerine çatısı altında girdiği Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) de Eylül’ün ayı sonuna doğru olağanüstü kongresini yaparak, yeni yönetimini belirleyecek.

Seçimler sonrasında da HDP Eş Başkanlığı görevini sürdüren Pervin Buldan ve Mithat Sancar, yeniden eşbaşkanlığa aday olmayacağı ve Yeşil Sol Parti’ye (YSP) geçecekleri için, HDP kongre sonrası Meclis’te de temsil edilmeyecek.

Eylül sonunda yapılacak YSP Kongresi’nde ise parti yönetiminin yanı sıra isim değişikliği de gündemde olacak. HDP ve YSP’de arka arkaya yapılacak olan olağanüstü kongreler için hazırlıklar sürüyor.

27 Ağustos Pazar yapılacak olan HDP kongresinde, eşbaşkanların yanısıra Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu seçimi yapılacak. Bir başka değişiklik ise partinin yetkili kurullarının daraltılması olacak.

Halen 100 asil ve 50 yedek üyeden oluşan PM’nin üye sayısı ile Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) üye sayısının azaltılması planlanıyor. Kongrede şekillenecek yeni yönetim yapısıyla HDP kurumsal kimliğini koruyacak ancak aktif bir siyasi çalışma içinde olmayacak.

Peki bu HDP’nin bir anlamda siyaset sahnesinden çekilmesi anlamına mı geliyor? Parti hakkında kapatma kararı çıkmaması halinde, yeniden HDP çatısı altına dönülebilir mi?

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘ın sorularını yanıtlayan HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin bir fikriyatı temsil ettiğine dikkat çekti, “Bu mücadele fikriyatı Türkiye siyasi sahnesinden asla çekilemez” dedi.

Partinin kurumsal kimliğini devam ettirmesi için kongreye gidildiğine işaret eden Günay, partinin program ve tüzüğüyle yoluna devam edeceğini söyledi.

HDP’nin temsil ettiği siyasi anlayışın YSP’de sürdürüleceğine dikkat çeken Günay, “Kurumsal kimliğimiz değişebilir ama fikriyatımız ve devraldığımız mücadele geleneği esaslarına göre yeni dönemi inşa etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Parti kulislerinde, Anayasa Mahkemesi’nin kapatma kararı vermemesi halinde yeniden HDP çatısına dönülmesi de seçenek olarak görülüyor. Şimdiden bu konuyu konuşmak için erken olduğuna söyleyen Ebru Günay ise “Hele bir kapatmama kararı çıksın, ona göre bakarız” dedi.

Eşbaşkanlar değişecek

HDP kongresinin ardından YSP yaklaşık bir ay sonra olağanüstü kongresini yaparak yeni yönetimini belirleyecek, aktif siyasi çalışma alanı da bu parti olacak. YSP’nin kongresinde parti isminin yanı sıra tüzük ve eş genel başkanlıklarda da değişim söz konusu olacak.

Şimdiye kadar sadece eski Antalya Milletvekili Kemal Bülbül adaylığını ilan etmekle birlikte HDP geleneğinden gelen siyasi partilerde eş başkanların parti kurullarında ve Mutabakat Komisyonu’nda tartışılarak belirlendiği biliniyor.

HDP’de olduğu gibi YSP’nin yeni eş başkanlarının parlamentoda güçlü temsil olanağı ve dokunulmazlık faktörü nedeniyle milletvekilleri arasından belirlenmesi bekleniyor.

Partinin isim değişikliği ve tüzük değişikliği önerilerinin tartışılacağı kadın konferansı 7-8 Eylül, karma konferans ise 9-10 Eylül’de gerçekleştirilecek. Konferansta alınacak kararlar ise kongrenin oyuna sunulacak.

YSP Batman Milletvekili ve HDP MYK üyesi Rüştü Tiryaki, Eylül ayı sonunda yapılacak kongrede parti isim değişikliğinin de gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

İsim değişikliği taleplerinin parti toplantılarında gündeme geldiğini vurgulayan Tiryaki, “Yeşil Sol, partinin alışılmış isimleri arasında değil, yoksa ne yeşil ne sol kavramına karşı olunduğu için değil. Ama daha alışılmış isimleri tercih ediyorlar. Bunlara ilişkin de çalışmalarımız sürüyor. Adının değişmesi gündemlerden birisi olabilir” bilgisini paylaştı.

Tiryaki, partililerin daha çok geçmişte HDP çizgisinde siyaset yapan siyasi partileri çağrıştıran, içinde “halk” geçen isim önerilerini gündeme getirdiğini, bunların konferans ve kurullarda tartışıldığını belirtti.

Yerel seçim çalışmalarına kongre sonrasında ağırlık verilecek

Kongrelerin tamamlanmasının ardından YSP seçim çalışmalarına hız verecek. 2019’daki yerel seçimlerinde stratejisini “AKP’ye kaybettirmek” üzerine kuran ve Türkiye’nin batısındaki illerde aday çıkarmayan parti, bu yılki cumhurbaşkanlığı seçiminde de Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermişti.

Parti yönetiminin yerel seçim çalışmalarına kongre sonrasında ağırlık vermesi ve stratejisini buna göre şekillendirmesi bekleniyor.

Parti tabanından, Doğu ve Güneydoğu’da kayyum atanan belediyelerin yeniden kazanılması, tüm seçim çevrelerinde partinin kendi adaylarıyla yarışması, eğer ittifak yapılacaksa da açık şeffaf bir ittifak yapılması taleplerinin dile getirildiği belirtiliyor.

Mehmet Rüştü Tiryaki, 2019’da stratejinin AKP-MHP ittifakının seçimleri kaybettirilmesi üzerine kurulduğunu, bu nedenle de muhalefetin üzerinde anlaştığı adayları desteklediklerini hatırlattı, henüz yeni seçim stratejisinin netleşmediğini söyledi.

Tüm Türkiye genelinde aday çıkarma ya da bazı yerlerde ittifak yapma seçeneklerinin gündemde olup olmadığına ilişkin soru üzerine ise Tiryaki, kongre sonrasını işaret etti:

“Biz, iddialı olduğumuz, güçlü olduğumuz, örgütümüz olan her yerde seçime girecek gibi çalışmalarımızı sürdürüyoruz; bunun dışında bir karar almış değiliz. Aslında şu anda hiçbir siyasi partide de alınmış bir karar yok. Millet İttifakı’nın da Cumhur İttifakı’nın da açıkladığı bir karar yok. Bir karar aldığımızda da, her zaman olduğu gibi bunu kamuoyuyla paylaşırız.”

Paylaşın

Cevdet Yılmaz’dan Soru Önergelerine “Görev Alanıma Girmiyor” Cevabı

Kendisine yöneltilen soruların yanıtlarını ilgili birimlerden alarak paylaşabilecek konumda olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bunu yapmak yerine çok sayıda önergeye “Görev alanıma girmiyor” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Erdoğan, hediye ettiği TOGG’ları şahsi bütçesinden mi karşıladı?” sorusunun bile kendisinin değil bakanların görev alanına girdiğini öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte milletvekillerinin elinde kalan en önemli denetleme mekanizması olan yazılı soru önergeleri de AK Partililerin tutumu nedeniyle işlevsizleşti. Sistem değişikliği ile milletvekilleri, bakanlarla birlikte cumhurbaşkanı yardımcısına da doğrudan soru sorma hakkına kavuştu.

Birgün’den Hüseyin Şimşek‘in haberine göre; Cumhurbaşkanı yardımcısı, sorulara çoğunlukla, “Görev alanıma girmiyor” yanıtını vermekle yetiniyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki sorulara bile yanıt vermiyor.

İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde, özelleştirmeye ilişkin Cumhurbaşkanı kararını sordu. 9 Temmuz 2021 tarihinde AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararı anımsatan Öztürk, “Cumhurbaşkanı kararı ile çoğu Ege ve Akdeniz sahillerinde bulunan, yüzlerce dönüm arazi üzerine kurulu 18 eğitim kampı ve sosyal tesisleri özelleştirme kapsamına alınmıştır. Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında varlıkların hangileri, hangi tarihte, kimlere, ne kadara satıldı?” diye sordu.

“Erdoğan, hediye ettiği TOGG’ları şahsi bütçesinden mi karşıladı?”

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dağıttığı TOGG marka otomobilleri gündeme getirdi. Bayraktutan, “Körfez ülkelerine ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’a ve Katar Emiri Al Sani’ye neden TOGG Otomobil hediye etmiştir? Hediyelerin maliyetini şahsi bütçesinden mi karşılamıştır? Kaç kişi ve kurumlara TOGG hediye edilmiştir? Seçim döneminde kamu kurumları üzerinden propaganda aracı olarak kullanılmasıyla gündeme gelen TOGG otomobillerinin yurt içinde ve yurt dışında hediye ettiği kişi ve kurumları listeler misiniz? Sorularını yöneltti.

CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever de Erdoğan’a hakaret ettiği için yargılananları gündeme getirdi. Ersever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a, “2020-2023 yılları arasında sosyal medya paylaşımları nedeniyle cumhurbaşkanına hakaretten dava açılan kişi sayısı kaçtır? Kaç sanık mahkûmiyet kararı almıştır? Kaç sanık beraat etmiştir?

“Görev alanıma girmiyor”

Kendisine yöneltilen soruların yanıtlarını ilgili birimlerden alarak paylaşabilecek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bunu yapmak yerine önergelere “Görev alanıma girmiyor” yanıtını verdi. Yılmaz, “Erdoğan, hediye ettiği TOGG’ları şahsi bütçesinden mi karşıladı?” sorusunun bile kendisinin değil bakanların görev alanına girdiğini öne sürdü.

Paylaşın