Mehmet Şimşek’ten “Enflasyon” Yorumu: Biraz Zaman Alacak

Ağustos ayında aylık yüzde 9,09, yıllık ise yüzde 58,94 olarak gerçekleşen enflasyon verilerini değerlendiren Bakan Şimşek, “Enflasyonla mücadelenin biraz zaman alacağını biliyoruz. Geçiş dönemindeyiz” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), verilerine göre ağustosta tüketici enflasyonu, piyasa beklentilerini aşmıştı. Yüzde 7,3 seviyesindeki tahminlere karşın aylık enflasyon, temmuzun ardından ağustos ayında da yüzde 9’u aşmıştı.

Yıllık enflasyon ise yüzde 59’a dayanarak Merkez Bankası’nın “gerçekçi” olarak değerlendirilen yüzde 58’lik enflasyon hedefini henüz ağustos ayından geçmişti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine ilişkin açıklama yaptı. “Enflasyonla mücadelenin biraz zaman alacağını biliyoruz” diyen Şimşek, şöyle dedi:

“Geçiş dönemindeyiz. Enflasyonu kontrol altına almak ve daha sonra düşürmek için ne gerekiyorsa (parasal sıkılaşma, kredi politikası ve gelirler politikaları) yapacağız. Sonuçta sabretmemize değecek. Enflasyonla mücadelede kesinlikle kararlıyız.”

Şimşek’ten KOBİ’ler için kredi açıklaması

Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından KOBİ kredilerine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“KOBİ’lerin kredi garanti sisteminden kullanabileceği kredi garanti limitini 100 milyon TL’den 150 milyon TL’ye artırdık. Bu rakamı KOBİ dışı büyük işletmeler için de 350 milyon TL’den 500 milyon TL’ye yükselttik. Bu düzenlemeler dün resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bankacılık sistemindeki sınırlı kaynaklarımızı yatırıma, üretime ve ihracata kanalize etmeye devam edeceğiz.” dedi.

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile KOBİ’lerin kredi garanti limitleri artırıldı. Kararla KOBİ’lerin sistemden kullanabileceği kredi garantisi 100 milyon liradan 150 milyon liraya çıkarıldı.

Büyük firmalar için ise bu tutar 350 milyon liradan 500 milyon liraya yükseltildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan karar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Enflasyon Yüzde 58,94

Ağustos ayında enflasyon bir önceki aya göre yüzde 9,09, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 43,06, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,94 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,28 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Ağustosta bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 89,31 ile lokanta ve oteller oldu. Onu yüzde 77,55 ile sağlık, yüzde 72,86 ile gıda ve alkolsüz içecekler takip etti. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 24,97 ile konut oldu

Ana harcama grupları itibarıyla 2023 yılı ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 16,61 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, 2023 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 3,11 ile eğitim oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ağustos 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 9,09, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 43,06, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,94 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,28 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 24,97 ile konut oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 89,31 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla ağustos ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 3,11 ile eğitim oldu. Buna karşılık, ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 16,61 ile ulaştırma oldu.

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan ağustos ayı itibarıyla, 1 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 4 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 138 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 9,32, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 47,21, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 63,52 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 57,77 olarak gerçekleşti.

ENAG: Enflasyon yüzde 128,05

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), ağustos ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. ENAG verilerine göre, aylık enflasyon yüzde 8,59; yıllık enflasyon ise yüzde 128,05 olarak hesaplandı.

ENAG’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “ENAGrup Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) Ağustos ayında %8,59 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı %128,05 olarak gerçekleşti. 2023 yılı, Ocak-Ağustos dönemi enflasyon oranı ise %83,96 oldu” denildi.

Paylaşın

YSP’li Önder’den Muhalefete “Barış” Eleştirisi

Yeşil Sol Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, sonuçsuz kalan “çözüm sürecini ve barışı” sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Barış isteyenlerin de muhatap seçme keyfiyeti söz konusu değildir. İktidar kadar muhalefetin de çözüm istemesi gerekli. Seçimlerde gördük, taraflar birbirlerini Kürt sorunu üzerinden terbiye ediyorlardı. Türkiye’nin yüzde 51’ini AKP, diğerini ise muhalefet temsil ediyor. Biraz da muhalefet çözüm süreci demeli, barış demeli…” ifadelerini kullandı.

Olası bir barış için “zihniyet inşasının” önemine de değinen Önder, “İster barış diyelim ister çözüm, sonuç değişmez, ikisi de zihinsel bir inşa ister ve zihinler inşa edilmediği sürece de bir şey üretemeyiz. Zihinleri inşa etmenin yolu da hakikatten geçer. İnsan hakikat uğruna fedakârlık yapabilir, bir şeyleri feda edebilir” dedi.

İmralı Heyeti’nde yer alan Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, sonuçsuz kalan “çözüm sürecini ve barışı” sürecine ilişkin Bianet‘e konuştu.

Kobani davası duruşmalarından birinde çözüm süreci için “niye gerçekleşmediğinin cevabını düşünmekle meşgulüm” sözünü hatırlattığımız Önder, şunları dile getirdi:

“Bunun için öncelikle ‘barış’ kavramına derinden bir bakmak gerekir diye düşünüyorum. Duruşmada bu sözü söyledikten sonra şöyle devam etmiştim: Barış üzerine söylenen en şahane sözlerin başında kuşku yok ki Spinoza’nın sözleri gelir. Ona bakılırsa ‘barış, savaşın olmaması demek değildir; o bir erdem, bir ruh hali, iyilikseverlik eğilimi, güven ve asalettir’. Barış elbette ki tek başına savaşın askıya alınması değildir. Evet, barış bir erdemdir, güven ve asalettir ve fakat iyilikseverlik eğilimi değildir. Ben kendimi iyiliksever olarak da tanımlamıyorum.”

Barış mücadelesinin “iyilik olsun diye” yapılamayacağını vurgulayan Önder, “Bir hayat felsefesi olarak, bir erdem olarak barışı savunuyoruz. Savaş çıkarmak kadar basit bir şey yoktur. Birinci dünya savaşında gördük, bir tetiğe basarsın, dünya tutuşur. Ya da Hitler gibi bir psikopat düğmeye basar, dünya alev alev yanar. Dünyanın bir tetiklik canı vardır. Peki ya barışın? Barış için neden bir butona basmak yetmiyor ve daha kötüsü elini tetikten çekince neden barış gelmiyor” dedi.

“Barış ferman edilmez, buyrulmaz”

“İşte burada tarihsel arka plana bakmak gerekir. Bilenler bilir, Roma İmparatorluğu’nun uzun yüzyıllarından bu yana barış, galibin koyduğu yasa olarak öğretildi bize. Galip olan, yakıp yıkan, ezen geçen, bir yasa buyuracaktı ve bunun adı barış olacaktı. Oldu da, böyle adlandırdılar çünkü: Pax Romana, Pax Ottomana dedikleri şey buydu. Ama bu gerçek bir barış değildi, olmadı da. Barışın muzaffer olanın fermanı olmadığına ezilen halkların ve sınıfların canlı tarihi şahit. Çünkü barış ferman edilmez, buyrulmaz.”

“Barış, ezilenin kafasını kırdıktan sonra onun kafasına sürülen pansuman değildir” diyen Önder, “Barış savaşın yedek lastiği değildir. En önemlisi de barış, savaş molası değildir. Savaşa virgül atmak hiç değildir. Eskiler boşuna dememişler, kılıç çeken el tutulmaz. Kılıçları kırmakla başlar barış. Barış erdemdir, feragattir, özgür iradelerin uyuşmasıdır” ifadelerini kullandı.

Sürecin neden bozulduğunun cevabını da yukarıdaki belirlemelerde aramak gerektiğini söyleyen Önder, “Bizden kaynaklanan yetmezliklere dair değişik mecralarda yeterince vurgu yaptığımı düşünüyorum. Başında barış talebini yeterince toplumsallaştıramamak, geniş kitlelere bunun hayatiyetini yeterince etkili anlatamamak geliyor. Devletten kaynaklanan kısmına sayfalar yetmez. Yine de en önemli gördüğüm başlığı söyleyeyim; savaş politikası ve tekçilik, bu ülkede temel hükmetme biçimidir. Savaşsız bir yönetme kabiliyeti, Cumhuriyet tarihi boyunca gösterilememiştir” dedi.

“Heba edilmiş zeminlerden birisi…”

Süreç boyunca yapılan görüşmelerde Öcalan’ın özellikle Meclis nezdinde bir “meşruiyet ve resmiyet kazandırma uyarılarına” dair konuşan Önder, “Bir komisyon kuruldu Meclis’te, fakat muhalefetin katılım göstermemesi nedeniyle kadük kaldı. Bundan iktidarın çok rahatladığını tahmin etmek güç değil. İş görme biçimleri olarak toplumsal temsiliyetleri sürece dâhil etmek, birçok açıdan iktidarı zorluyordu. Sürecin sigortası olabilirdi bu komisyon. Heba edilmiş zeminlerden birisi olarak değerlendirebiliriz” diye konuştu.

Sürecin aktörlerinden biri olan Öcalan ile uzun bir süredir görüşme gerçekleştirilemiyor. Bu duruma dikkat çeken Önder, “Dünyanın hiçbir yerinde sonsuza kadar sürmüş bir savaş yoktur. Eninde sonunda, başta görüşmeler olmak üzere, başka mekanizmalar devreye girer. Bu sürenin uzaması ve tek boyutlu bir güvenlik meselesi gibi ele alınması, toplumsal kaybımızı arttırmaktan başka bir sonuç üretmiyor maalesef. İmralı üzerinde uygulanan tecrit, bu paradigmanın kısa vadede değişmeyeceğinin bir göstergesidir. Barışa gönül indiren herkesin itiraza buradan başlaması gerekir” dedi.

Sürecin bozulmasından bu yana artan toplumsal kutuplaşma ve göçmen karşıtlığına dikkat çeken Önder, “Türkiye’de “göçmen” derken akla ilkin Araplar (Suriyeli) geliyor. Araplara karşı bir nefret söylemi var. Bu en çok milliyetçilerin işine yarıyor. Fransa’nın milliyetçi partisinin başkanı Marine Le Pen şunu söylüyordu, ‘Fransızlar için Fransa’. Şimdi, bunu herkes kendisi için söylüyor. Kapıya gelmiş mağdur bir anda, milliyetçiliği şahlandırıyor!” diye konuştu.

“Derrida’nın Konukseverlik Üzerine makalesine gönderme yapan Sırrı Süreyya Önder o makalede Derrida’nın şu soruyu sorduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Peki siz kimsiniz?” Kimileri de insan sever gibi görünüyor, hakkı ve adaleti dışlıyor. Konukseverlik kapıya gelene düşman gözüyle bakmamaktır. Zaten, kapın varsa, bir sınır vardır, sen sadece o kapıyı açmışsındır. Bir de insanlar, istediği için kapını çalmamıştır. Kapıyı çalmak zorunda kalmıştır. Sorunun temelinde ise Suriye Savaşı var ve kimse bu savaşla ilgili bir şey söyleme cesareti göstermiyor. Oradaki savaşı meşru gör, sonra da Arapların istilasından söz et. Olur mu?”

“Eşitlik, zihinlerin kalıcı bir çözüm isteğiyle mümkündür”

Önder, “barış umudu elbette ki vardır” diyerek şunları kaydetti: “Barış isteyenlerin de muhatap seçme keyfiyeti söz konusu değildir. İktidar kadar muhalefetin de çözüm istemesi gerekli. Seçimlerde gördük, taraflar birbirlerini Kürt sorunu üzerinden terbiye ediyorlardı. Türkiye’nin yüzde 51’ini AKP, diğerini ise muhalefet temsil ediyor. Biraz da muhalefet çözüm süreci demeli, barış demeli…”

Olası bir barış için “zihniyet inşasının” önemine değinen Önder, “İster barış diyelim ister çözüm, sonuç değişmez, ikisi de zihinsel bir inşa ister ve zihinler inşa edilmediği sürece de bir şey üretemeyiz. Zihinleri inşa etmenin yolu da hakikatten geçer. İnsan hakikat uğruna fedakârlık yapabilir, bir şeyleri feda edebilir” dedi.

“Ben ve arkadaşlarım fedakârlık konusunda her zaman parmak kaldırdık. Bu anlamda Zerdüşt’e taş çıkarttık. Zerdüşt sürekli yeni yollardan geçer, geçtiği her yoldan, yeni bir lisan öğrenir. Biz de bir lisan öğrendik. Bu lisan iki kelimeydi eşitlik ve gelecek. Hakikat ve gelecek diyalektiğini bir arada ele alabilme iradesi gerçekleştiği zaman çözülmeyecek sorun yoktur. Eşitlik, zihinlerin kalıcı bir çözüm isteğiyle mümkündür. Ne düello ne rulet!”

Önder barış yoluna yeniden girmek için gereken şeyin ise “Vicdani cesaret!” olduğunu düşünüyor.

Paylaşın

ENAG Duyurdu: Enflasyon Yüzde 128,05

Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG), göre enflasyon ağustosta aylık yüzde 8,59 artarken yıllık enflasyon yüzde 128,05 oldu. TÜİK’in aylık enflasyonu, ilk kez ENAG’a göre daha yüksek açıklandı.

Haber Merkezi / Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), ağustos ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. ENAG verilerine göre, aylık enflasyon yüzde 8,59; yıllık enflasyon ise yüzde 128,05 olarak hesaplandı.

ENAG’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “ENAGrup Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) Ağustos ayında %8,59 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı %128,05 olarak gerçekleşti. 2023 yılı, Ocak-Ağustos dönemi enflasyon oranı ise %83,96 oldu” denildi.

TÜİK: Ağustos ayında enflasyon yüzde 9,09

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ağustos ayında yıllık enflasyonun yüzde 58,9 olduğunu açıkladı. TÜİK’e göre ağustos ayında enflasyon yüzde 9,09 arttı.

TÜİK verilerine göre Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (TÜFE) değişim 2023 yılı ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 9,09, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 43,06, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,94 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,28 olarak gerçekleşti.

Ağustosta bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 89,31 ile lokanta ve oteller oldu.

Onu yüzde 77,55 ile sağlık, yüzde 72,86 ile gıda ve alkolsüz içecekler takip etti. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 24,97 ile konut oldu

Ana harcama grupları itibarıyla 2023 yılı ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 16,61 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, 2023 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 3,11 ile eğitim oldu.

Paylaşın

Mansur Yavaş İddiaları Yalanladı: Adaysak CHP’den Adayız

“CHP’den aday gösterilmek istenmediğine” yönelik iddiaları yalanlayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “Öyle bir daha parti değiştirmek falan yok. Bundan böyle adaysak CHP’den adayız” dediği öne sürüldü.

Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na bir kez daha aday olduğunu açıklamıştı. Yavaş, “Nasip olursa herkesin belediye başkanı olmaya devam edeceğim. Bu dönemde olduğu gibi yeni dönemde de, bir devlet adamına yakışır şekilde rozetsiz başkanlık yapmaya devam edeceğim” demişti.

Gazeteci Fatih Altaylı, “(Mansur Yavaş) Adaylığını açıkladı ama CHP içinde istemeyenler olduğunu biliyoruz. Çankaya Belediye Başkanı’nın da adı geçiyor. CHP istemezse İYİ Parti ister, hatta AK Parti bile onu ister” şeklindeki açıklamasına Mansur Yavaş’tan cevap geldiğini belirtti.

Yavaş’ın yanıtını köşe yazısında aktaran Altaylı, Yavaş’ın “Öyle bir daha parti değiştirmek falan yok. Bundan böyle adaysak CHP’den adayız” dediğini belirtti.

Öte yandan Altaylı, Mansur Yavaş cephesinden kendisine gelen değerlendirmeleri de paylaştı:

“Mansur Yavaş, yerel seçim öncesi 6’lı masanın bu denli moralsiz olmasına bir anlam veremiyor. Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri kaybedildi ama 19 büyükşehri yerelde kazanacak oya ulaşıldı. Keza kazanılacak ilçe sayısında da artış var. Bu dağınık tablonun, bu birbirine düşmüş masanın kimseye faydası yok.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Eylül ayı içinde 6’lı masanın liderlerini bir davet ile bir araya getirip, yerel seçimler öncesi yeniden bir fikri beraberlik ve ortaklaşa gidilecek bir yerel seçim için aynı masada buluşturmayı hedefliyormuş. 6 lidere bir anlamda “Kendimize gelelim” demeyi planlıyormuş ancak peş peşe gelen açıklamalar sonrası bundan vazgeçmiş gibi görünüyormuş.

Mansur Yavaş CHP’nin kendisini aday göstereceğinden kuşku duymuyormuş. Genel Başkan’ın İstanbul ve Ankara’da mevcut başkanlarla seçime gitme konusunda verdiği söze sadık kalacağını düşünüyormuş.

Yavaş’ın aday gösterilmesi halinde Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni kazanacağından kuşkusu yokmuş.

CHP dışında bir partiden aday olmaya niyeti olmadığı gibi, olması halinde kazanabileceğini düşünmüyormuş. CHP’nin Ankara’daki gücünü arkasına almayan bir adayın kazanma ihtimali olabileceğini düşünmüyormuş.

Aday olmak istediğini açıklamasının ise CHP yönetimine bir mesaj vermekle alakası yokmuş. Aday olduğunu, psikolojik üstünlüğü ele geçirmek için açıklamış. Aday olmayabilir dedikodularını kesmek ve İYİ Parti’ye de mesaj vermek amacıyla yapılmış bir açıklama olarak görmek gerekiyormuş.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, 6’lı masanın yeniden bir araya geleceğine ve yerel seçim öncesi stratejik bir işbirliği yapacağına hâlâ inanıyormuş ve şu anda yapılan açıklamaları biraz da iç hesaplaşma olarak görüyormuş.”

 

Paylaşın

“Erdoğan, Şimşek’e ‘Seçimlere Kadar Her Kararını Bana Danış’ Dedi” İddiası

Ekonomik tablonun ‘enkazdan daha vahim olduğunu’ kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bakan Şimşek’e “Yerel seçimlere kadar alacağın her kararı bana danış, 1 Nisan’dan sonra direksiyon tamamen sende” dediği öne sürüldü.

Mehmet Şimşek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kasım’a kadar ihtiyaç olan faiz artırımı için de onay aldığı, oranın konuşulmadığı ama yüzde 40’a kadar ulaşacağı bir çıtanın da öngörüldüğü iddia edildi.

Gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında Erdoğan’ın da artık ekonomide ‘enkazdan daha vahim bir tablo olduğu’ gerçeğini kabul ettiği iddiasını aktardı.

“(…) ‘Enkazdan bile vahim’ ekonomik tabloyu Erdoğan da ikili görüşmelerinde kabullendi, bunu ‘dış mihraklara’ bağlamadı. 14 ve 28 Mayıs seçimlerini kazanmak zorunda olduklarını söylemekle yetindi. Geçmişe çok takılmadılar, takıldıkları gelecekteki tek konu 2024 yılındaki yerel seçimlerdi.

Pazarlık burada başladı. Erdoğan ‘yerel seçimlere kadar alacağın her kararı bana danış 1 Nisan’dan sonra direksiyon tamamen sende, ne gerekiyorsa onu yap’ dedi. Mehmet Şimşek Kasım’a kadar ihtiyaç olan faiz artırımı için de onay aldı. Oran konuşulmadı ama yüzde 40’a kadar ulaşacak bir çıta öngörülüyor.”

Erdoğan’ın temmuz ayında faiz artırımına izin vermediğini, ancak Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasının maliyeti nedeniyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın devreye girmesiyle ağustosta 7.5’lik bir artış geldiğini dile getiren Bozkurt, “Yani Şimşek ile Erdoğan’ın mutabık kaldıkları sistem işliyordu” dedi.

Bozkurt, son günlerde tepki çeken memur ve emekli maaşlarıyla ilgili olarak da edindiği şu bilgileri paylaştı:

“Memur maaş zam oranının açıklanandan bir puan üstüne çıkılmasına Şimşek karşı. Aynı şekilde emeklilere iyileştirme yapılmasına da. Bu, Erdoğan’ın elini kolunu bağlamış vaziyette. Bunlar için ilave kaynak yaratmakta da zorlanıyorlar. Körfez ile kurulan ilişkilerin tamamı yerel seçime kadar olan süre için. Ondan sonra direksiyonda Şimşek, uygulamada da onun kararları olacak.”

Paylaşın

ABD Savunma Bakanlığı Duyurdu: Çin’e Karşı Robot Ordusu Kuruluyor

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin’in artan gücüne karşı koymak amacıyla iki yıl içinde binlerce otonom silah sistemini kullanmaya başlamayı planladığı duyuruldu. Replicator adı verilen programının 18 ila 24 ay içinde birden fazla alanda, binlerce otonom sistemi sahaya çıkaracağı ilan edildi.

Diğer bir deyişle geliştirilen robotik silahlar karada, denizde, havada ve uzayda görev alabilecek. Proje kapsamında geliştirilen robotların, öncelikli görevler uğruna riske atılabilecek kadar uygun maliyetli olması planlanıyor.

Replicator programı, hızla binlerce robot üreterek ABD’ye gelecekteki olası savaşları kazanmak için gerekli olduğu düşünülen sayıda mühimmat sağlayacak. Bunun yanı sıra ABD’li yetkililer, uzun vadede robotların seri üretimini kurumsallaştırmayı hedefliyor.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Kathleen Hicks, ABD ordusunun Çin’in artan gücüne karşı koymak amacıyla iki yıl içinde binlerce otonom silah sistemini kullanmaya başlamayı planladığını duyurdu.

Replicator adı verilen yeni proje, ordunun tüm birimleri için uygun fiyatlı sistemler üretmek amacıyla savunma ve diğer teknoloji şirketleriyle birlikte çalışmayı amaçlıyor.

Çeşitli derecelerde bağımsız çalışabilen askeri sistemler son 10 yılda giderek daha yaygın hale geldi. Ancak yorumculara göre ABD’den gelen bu son açıklama, “savaşan robotların çağının yaklaştığını” düşündürüyor.

Nitekim Hicks, pazartesi günkü konuşmasında, savaşların yürütülme biçiminin değiştirilmesine yönelik “acil ihtiyaçtan” bahsederek, Replicator programının 18 ila 24 ay içinde birden fazla alanda, binlerce otonom sistemi sahaya çıkaracağını ilan etti.

Diğer bir deyişle geliştirilen robotik silahlar karada, denizde, havada ve uzayda görev alabilecek. Proje kapsamında geliştirilen robotların, öncelikli görevler uğruna riske atılabilecek kadar uygun maliyetli olması planlanıyor.

Yetkililer program kapsamındaki cihazların tek kullanımlık olacak şekilde tasarlanmadığını ama birçoğunun kaybolması veya hasar alması durumunda maddi kaybın çok büyük olmayacağını söylüyor.

Projenin özellikle Çin’le rekabet amacıyla tasarlandığı düşünülüyor. Zira Çin’in insan gücünün yanı sıra daha fazla tankı, daha fazla gemisi ve füzesi mevcut.

Replicator programı, hızla binlerce robot üreterek ABD’ye gelecekteki olası savaşları kazanmak için gerekli olduğu düşünülen sayıda mühimmat sağlayacak. Bunun yanı sıra ABD’li yetkililer, uzun vadede robotların seri üretimini kurumsallaştırmayı hedefliyor.

Hicks, “Çin liderliğinin saldırganlığın risklerini dikkate almasını ve olası savaşlar söz konusu olduğunda ‘O gün bugün değil’ demesini sağlamalıyız” diye konuştu: Sadece bugün değil. 2027’de, 2035’de, 2049’da ve sonrasında da bu geçerli olmalı.

Hicks ayrıca, Pentagon’un Çin tehdidine karşı binlerce drone satın alacağını da ifade ediyor. Hicks, “Çin ordusunun kalabalığına kendi kalabalığımızla karşılık vereceğiz. Ancak bizimkine hazır olmak, onu vurmak ve yenmek zor olacak” diyor.

ABD bu hamleyle çok sayıda otonom sistemini birlikte sahaya süren ilk ülke olabilir. Ancak diğer ülkelerin de onu yakından takip etmesi bekleniyor. Hem yapay zeka hem de savaş uçağı üretiminde büyük güce sahip olan Çin ve Birleşik Krallık (BK) da önemli birer aday.

Nitekim yakın zamanda yapay zekanın tehlikelerini özgürce tartışabilmek için Google’daki görevinden ayrılan Geoffrey Hinton, “korkutucu” robot askerlerin savaş tehdidini artıracağını öne sürmüştü.

ABD Savunma Bakanlığı’nın “robot askerler yapmayı seveceğini” iddia eden Hinton, gerçek insan birliklerini kaybetme tehlikesi olmayan droidlerin daha küçük ulusların güvenliği için bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştı.

The New York Times Daily podcast’inde konuşan 72 yaşındaki teknoloji gurusu, “ABD Savunma Bakanlığı robot askerler yapmak istiyor. Bu robot askerler oldukça korkutucu olacak” demişti.

Robot bilimindeki hızlı ilerlemelerle birlikte yapay zekanın yakında dünya çapındaki modern ordulara büyük avantajlar sağlayabileceği, askeri personelin, pilot ve mühendislerin yerini alacağı düşünülüyor.

Bu alandaki en iddialı atılımlardan biri BK ordusunda yaşanıyor. Britanyalı general Nick Carter, 2030’a kadar BK ordusunun dörtte birinin robotlardan oluşacağı görüşünde: 30 bini robot olmak üzere 120 bin kişilik bir ordumuz olabileceğini düşünüyorum, kim bilir?

ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley de martta yaptığı açıklamada 15 yıl içinde orduların, donanmaların ve hava kuvvetlerinin önemli bölümlerinin robotik olacağına inandığını söylemişti.

“Savaşın karakteri sık sık değişir” diyen Milley, şöyle eklemişti: Bu teknolojilerin tümü aynı anda birleşiyor ve hepsi önümüzdeki 10 veya 15 yıl içinde meyvelerini verecek.

Avustralya’daki Griffith Üniversitesi’nden Peter Layton, The Conversation’daki yazısında robot silahlar alanındaki son atılımları değerlendirdi. “Her türlü görev için her yerde robotlar kullanılıyor” diyen araştırmacı, “Askeri robotlar artık zamanı gelmiş bir fikir” diyor.

Ancak araştırmacının aktarımına göre, yakın gelecekte piyasaya sürülecek robot silahların hemen hepsi insanların kontrolünde olacak.

Son gelişmeleri takiben, uluslararası örgütler ve düzenleyici kurumlar da gözlerini robotik silahlara çevirdi. Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), bu alanda çalışmalar yapan kurumlardan.

15-19 Mayıs 2023’te ICRC bünyesindeki Ölümcül Otonom Silah Sistemlerine ilişkin Hükümet Uzmanları Grubu, son gelişmeleri değerlendirmek üzere toplanmıştı.

Grup, otonom silah sistemleriyle ilgili bağlayıcı olmayan sınırlamalardan oluşan bir taslak hazırlamıştı. Bu taslağın yeni uluslararası kuralların temelini oluşturabileceği düşünülüyor. Ancak otonom silahların yol açtığı insani, hukuki, etik ve güvenlik kaygılarını etkin biçimde ele almak için daha spesifik ve pratik düzenlemelere ihtiyaç duyulacak.

BM Güvenlik Konseyi de yapay zekanın uluslararası barış ve güvenliğe yönelik potansiyel tehditlerine ilişkin ilk toplantıyı 18 Temmuz’da gerçekleştirilmişti. Toplantıda otonom silahlar önemli bir başlıktı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu ay BM’nin konuyla ilgili olası girişimlerini hazırlamak üzere yapay zeka alanında uzman bir danışma kurulu atamayı planlıyor.

Guterres, temmuzda yaptığı açıklamada, “Bilim insanları ve uzmanlar, yapay zekanın insanlık için nükleer savaş riskiyle aynı düzeyde varoluşsal bir tehdit olduğunu ilan ederek dünyayı harekete geçmeye çağırıyor” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Kerkük’teki Protestolarda En Az 4 Kişi Hayatını Kaybetti

Irak’ın Kerkük kentindeki eylemlerde en az 4 kişinin hayatını kaybetti. Kerkük Emniyet Müdürlüğü, protestoların ardından yaşanan kargaşadan sonra ilan edilen sokağa çıkma yasağının kaldırıldığını açıkladı.

Petrol açısından zengin bir bölge olan Kerkük, yıllardır farklı etnik gruplar arasında çatışmalara sahne oluyor. Kürtlerin yanı sıra Arap ve Türkmen azınlığın yaşadığı ve 2014’te IŞİD’in bölgede varlık göstermesinin ardından Irak ordusunun terk ettiği Kerkük, Kürt peşmergelerin kontrolüne geçmişti.

2017’de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin düzenlediği bağımsızlık referandumunun ardından ise Bağdat’taki merkezi hükümet, Kerkük’ü ve diğer bazı bölgeleri Kürtlerden geri almıştı. Eylemlere konu olan KDP binası da boşatılarak yeniden orduya tahsis edilmişti.

Irak’ın Kerkük kentindeki eylemlerde en az 4 kişinin hayatını kaybettiği, 16 kişinin de yaralandığı kaydedildi. Yerel sağlık dairesinin başkanı Siad Chalaf’ın AFP’ye verdiği bilgiye göre, iki erkek göğsünden yaralanırken bir diğeri başından vuruldu. Hayatını kaybedenlerden birinin 21, diğer ikisinin ise 37 yaşında olduğu belirtildi. Dördüncü kişinin ölüm nedenine dair bilgi verilmedi.

Chalaf, yaralananların ise kurşun, taş ya da camın hedefi olduğunu, yaralananlar arasında Kürtler ve Arapların yanı sıra güvenlik mensuplarının da bulunduğunu kaydetti.

Polisin, olayların başlamasının ardından uyarı ateşi açtığı belirtilirken, bazı araçların eylemciler tarafından ateşe verildiğinin görüldüğü kaydedildi.

Kerkük Emniyet Müdürlüğü: Sokağa çıkma yasağı kaldırıldı

Rudaw’ın haberine göre, Kerkük Emniyet Müdürlüğü, protestoların ardından yaşanan kargaşadan sonra ilan edilen sokağa çıkma yasağının kaldırıldığını açıkladı.

Basında yer alan haberlere göre, Başbakan Muhammed Şiya El Sudani’nin Irak güvenlik güçleri karargahının Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) verilmesi talimatının ardından Arap ve Türkmen eylemciler, Pazartesi günü yerleşkenin merkezi yakınlarında oturma eylemine başlamıştı. Kürt göstericilerin ise karargaha girmeye çalıştığı kaydedilmişti.

Petrol açısından zengin bir bölge olan Kerkük, yıllardır farklı etnik gruplar arasında çatışmalara sahne oluyor. Kürtlerin yanı sıra Arap ve Türkmen azınlığın yaşadığı ve 2014’te IŞİD’in bölgede varlık göstermesinin ardından Irak ordusunun terk ettiği Kerkük, Kürt peşmergelerin kontrolüne geçmişti.

2017’de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin düzenlediği bağımsızlık referandumunun ardından ise Bağdat’taki merkezi hükümet, Kerkük’ü ve diğer bazı bölgeleri Kürtlerden geri almıştı. Eylemlere konu olan KDP binası da boşatılarak yeniden orduya tahsis edilmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Mali’de 200 Bin Çocuk Açlıktan Ölebilir

Batı Afrika’da yer alan Mali’ye gerekli yardımların ulaştırılmaması halinde 2023 yılı sonuna kadar 200 bin çocuk açlıktan ölebileceği uyarısı yapıldı. Durumun ciddiyetine rağmen ülkeye yönelik yardım fonlarının çok düşük düzeyde olduğunun da altı çizildi.

Mali nüfusunun yaklaşık çeyreğinin gıda güvensizliğiyle mücadele ettiğine dikkat çekilirken, aralarında birçok çocuğun da bulunduğu 2 bin 500 kişinin Menaka bölgesinde açlık tehlikesi altında olduğu kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) konuya ilişkin ortak açıklama yayımladı.

Açıklamada süregelen çatışmalar, yerinden edilmeler ve kısıtlı insani yardım ulaşımı nedeniyle 5 yaş altı yaklaşık 1 milyon çocuğun yıl sonuna kadar akut beslenme yetersizliğine itilebileceği ifade edildi.

Mali nüfusunun yaklaşık çeyreğinin gıda güvensizliğiyle mücadele ettiğine dikkat çekilen açıklamada, aralarında birçok çocuğun da bulunduğu 2 bin 500 kişinin Menaka bölgesinde açlık tehlikesi altında olduğu kaydedildi.

Açıklamada, dünyada birçok sorunun bulunduğu bir dönemde “kimin kurtarılacağını seçme hakkı” bulunmadığına dikkati çekilirken, Mali’deki insani krize hızlı bir şekilde çözüm bulunmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı.

“Mali’ye gerekli yardımların ulaştırılmaması halinde 2023 sonuna kadar 200 bin çocuk açlıktan ölebilir.” uyarısı yapılan açıklamada, durumun ciddiyetine rağmen ülkeye yönelik yardım fonlarının çok düşük düzeyde olduğunun altı çizildi.

Resmi adıyla Mali Cumhuriyeti, Batı Afrika’da denize kıyısı olmayan bir ülkelerdendir 1.240.000 km²’lik yüz ölçümüyle Afrika’nın sekizinci büyük ülkesi Mali’nin Başkenti Bamako’dur.

Mali sekiz bölgeye ayrılmıştır, kuzey sınırları Sahra’nın derinliklerine kadar uzanır. Ülkenin güney bölümü Nijer ve Sénégal nehirlerinin geçtiği Sudan Savanı’ndadır ve nüfusun çoğunluğu bu bölümde yaşar.

Paylaşın

IMF’den “Faiz” Yorumu: Uzun Süre Yüksek Kalacak

Güney Afrika Merkez Bankası tarafından düzenlenen konferansta konuşan IMF Birinci Başkan Yardımcısı Gita Gopinath, küresel faiz oranlarının uzun bir süre yüksek kalmasını beklediklerini ifade etti.

Gopinath, küresel finansal koşulların daha zorlu hale geldiğini belirterek, “Enflasyonu hedefe döndürme mücadelesi sürerken küresel faiz oranlarının uzun bir süre yüksek kalmasını bekliyoruz. Üstelik faiz oranlarının uzun süre düşük olduğu döneme asla dönmeyebileceğini düşünmek için nedenler var” dedi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Birinci Başkan Yardımcısı Gita Gopinath, Güney Afrika Merkez Bankası tarafından düzenlenen konferansta konuştu.

Birgün‘de yer alan habere göre; Gopinath, yaptığı konuşmada, zorlu küresel finansal koşullar, artan jeoekonomik ayrışma ve iklim krizinin artan maliyetleri nedeniyle gelişmekte olan piyasalar için dış koşulların değiştiğini aktardı.

Bu değişikliklerin ekonomik ortamı dönüştürdüğüne işaret eden Gopinath, bunların dünyayı daha değişken ve belirsiz hale getirdiğini vurguladı.

Gopinath, küresel finansal koşulların daha zorlu hale geldiğini belirterek, “Enflasyonu hedefe döndürme mücadelesi sürerken küresel faiz oranlarının uzun bir süre yüksek kalmasını bekliyoruz. Üstelik faiz oranlarının uzun süre düşük olduğu döneme asla dönmeyebileceğini düşünmek için nedenler var” değerlendirmesinde bulundu.

Bu ortamda gelişmekte olan ülkelere yönelik finansman koşullarının zorlu olmaya devam etmesinin beklenebileceğini kaydeden Gopinath, makro temelleri güçlendirmenin, eski veya yeni her türlü zorluğun üstesinden gelmek için kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.

Gopinath, gelişmekte olan piyasaların zorlu ekonomik ortam karşısında mali tamponlarını yeniden oluşturması, ticareti çeşitlendirmeleri ve reformlar yoluyla ayrışmaya karşı dayanıklılığı artırmaları ve mali ve sosyal açıdan sürdürülebilir bir iklim stratejisi uygulamaları gerektiğini aktardı.

Paylaşın