Yeşil Sol’da Kongreye Özel Hazırlık; Yerel Seçim Startı

Yeşil Sol Parti’nin ekim ayında gerçekleşecek kongresi aynı zamanda bir yerel seçim startı olacak. Uygun salonun ayarlanması halinde binlerce kişinin katılması beklenen kongrede yeni döneme dair önemli mesajlar verilecek.

Partide artık ‘olmazsa olmaz’ olarak görülen ön seçim. Yerel seçimlerde de uygulanacak bu yöntemle birlikte partinin tüm belediye başkan adayları kentlerdeki parti üyeleri, seçmenleri ve dileyen kurumların temsilcilerinin ortak kararıyla belirlenecek. Parti yöneticilerine göre adaylar kentin büyük uzlaşısıyla seçilecek.

Bir parti yöneticisi, “Tabanımız ağırlıklı olarak her yerde kendi adaylarımızı çıkarmamızı istiyor. Ancak henüz netleşen bir kararımız yok. Atılacak adımlar, benimsenecek strateji kongrede yeni yönetim belirlendikten sonra netleşecektir. Ancak çalıştaylarda teyit edilen en net şey şu; adaylarımızı merkezi bir yöntemle belirlemeyeceğiz. Tüm adaylarımız, tüm seçim bölgelerinde yapılacak geniş katılımlı ön seçimlerle belirlenecek. Bu yöntem bundan sonraki bütün seçimlerde uygulanacak” dedi.

Seçim sonuçlarını yaz boyunca düzenlediği halk toplantıları ve çalıştaylarda masaya yatıran, tabanından gelen eleştirileri dinleyerek özeleştiri sürecini işleten Yeşil Sol Parti, kongreden önceki son düzlüğe girdi. Halk toplantılarında sunulan önerilerin süzülmesiyle yaklaşık 3 bin sayfalık bir rapor oluşturuldu. Ekim ayında düzenlenecek büyük kongre öncesinde gerçekleşecek konferanslarda kongreye sunulacak olan karar önerileri hazırlanacak. Karar önerileri kongrede onaylanacak.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın haberine göre; Yeşil Sol Parti, söz konusu konferanslara en az büyük kongresi kadar önem atfediyor. Konferanslara bu kadar önem verilmesinin sebebi, HDP/Yeşil Sol Parti teamüllerine göre hiçbir kararın tam mutabakat sağlanmadan alınmaması ve tam mutabakat sağlanana kadar da tartışmaların sürdürülmesi. Dolayısıyla 8-11 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek konferanslardaki tartışmalar, halk toplantılarında iletilen eleştiri ve önerilerden süzülerek hazırlanan kapsamlı rapor doğrultusunda yürütülecek. Tam mutabakata varılan karar önerileri ekimde gerçekleşecek kongrenin onayına sunulacak.

Söz konusu karar önerilerinin büyük çoğunluğu Yeşil Sol Parti’nin tüzük değişikliğine ilişkin olacak. Örneğin sade bir tüzük oluşturmaya çalışacak olan parti yönetimi, partinin en büyük yönetim organı parti meclisinin hareket ve karar kabiliyetini artırmak için üye sayısını azaltacak.

HDP’nin tüzüğünün bir muhalefet partisine uygun olarak dizayn edildiğini, örneğin barajı aşmanın bir hedef olarak konulduğunu, Meclis grubunun muhalefet partisi Meclis grubu olarak tarif edildiğini belirten parti yetkilileri, “Yeni tüzüğümüzü, partimizi ‘iktidar adayı’ bir parti olarak görerek buna göre dizayn edeceğiz” dedi.

Konferanstan çıkması kesin olan karar önerilerinden biri, son seçimden önce yaşanan depremler nedeniyle uygulanamayan ön seçime ilişkin olacak. Tabandan gelen ‘ön seçim uygulanmamasının partiye zarar verdiği’ eleştirisini dikkate alan parti, bundan sonra yapılacak tüm seçimlerde adayları ön seçimle belirleyecek ve bunu ‘esnetilmeyecek’ biçimde tüzüğe koyacak.

Partide artık ‘olmazsa olmaz’ olarak görülen ön seçimin esasları ve yöntemleri de netleşmeye başladı. Sadece parti üyelerinin oy kullandığı ön seçimler yerine toplumun farklı kesimlerinden seçmenlerin de oy kullanabileceği bir yöntem üzerinde yoğunlaşılıyor. Buna göre parti üyelerinin yanı sıra, HDP seçmenlerinin ve ön seçim yapılacak kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve çeşitli kurumların oy kullanabileceği bir ön seçim modeli tasarlanıyor. Her üç kesim için farklı sandıkların kurulmasını planlayan parti yönetimi, bu yöntemle ön seçim yapılan kentin tercihlerini sağlıklı biçimde sandıklara yansıtmayı ve en doğru adayları bulmayı hedefliyor.

Yaklaşan yerel seçimlerde de uygulanacak bu yöntemle birlikte partinin tüm belediye başkan adayları kentlerdeki parti üyeleri, seçmenleri ve dileyen kurumların temsilcilerinin ortak kararıyla belirlenecek. Parti yöneticilerine göre adaylar kentin büyük uzlaşısıyla seçilecek.

Adaylar ön seçimle belirlenecek

Yeşil Sol Parti’nin yerel seçim stratejisi ise kongreden sonra netleşecek. Partinin seçim stratejisine ilişkin tabandan gelen öneriler çerçevesinde çeşitli tartışmaların yürüdüğünü ifade eden bir parti yöneticisi, “Tabanımız ağırlıklı olarak her yerde kendi adaylarımızı çıkarmamızı istiyor. Ancak henüz netleşen bir kararımız yok. Atılacak adımlar, benimsenecek strateji kongrede yeni yönetim belirlendikten sonra netleşecektir. Ancak çalıştaylarda teyit edilen en net şey şu; adaylarımızı merkezi bir yöntemle belirlemeyeceğiz. Tüm adaylarımız, tüm seçim bölgelerinde yapılacak geniş katılımlı ön seçimlerle belirlenecek. Bu yöntem bundan sonraki bütün seçimlerde uygulanacak” dedi.

Yeşil Sol Parti Kongresi yaklaşırken iki önemli komisyon da çalışmalarını sürdürüyor. Bunlardan biri kongreye ilişkin tüm teknik hazırlıkları yürüten Kongre Komisyonu. Salonun belirlenmesinden kongreye katılım organizasyonuna, kongrenin sloganından alınması gereken izinlere kadar tüm hazırlıkları bu komisyon yürütüyor.

Bir diğer komisyon da partinin yeni yönetimini ve dolayısıyla yeni eş genel başkanlarını belirleyecek olan Gençlik Meclisi, Kadın Meclisi ve bileşen partilerin temsilcilerinden oluşan Mutabakat Komisyonu. Partinin eş genel başkanlarının kim olması gerektiğine dair tabanından öneriler alan Yeşil Sol Parti, yeni eş genel başkanları bu öneriler arasından seçecek. Tüm karar alma süreçlerinde olduğu gibi eş genel başkanlar da tam mutabakatla belirlenecek. Mutabakat Komisyonu’nun belirlediği eş genel başkan isimleri ve parti meclisi listesi kongrede blok liste olarak sunulacak ve oylanacak.

Parti Meclisi’nde partinin yerel örgütlenmelerine güç katacak, alanında uzman, saha deneyimi olan kişiler yer alacak. PM’nin içinden seçilecek MYK’daki her bir komisyon alanındaki tüm sorunların birincil muhatabı olacak ve ‘güçlü birer örgüt gibi’ çalışacak. Partinin ekim ayında gerçekleşecek kongresi aynı zamanda bir yerel seçim startı olacak. Uygun salonun ayarlanması halinde binlerce kişinin katılması beklenen kongrede yeni döneme dair önemli mesajlar verilecek.

Paylaşın

Ukrayna, Askerden Kaçanların İadesini İstemeye Hazırlanıyor

Ukrayna Milletvekili David Arakhamya, rüşvet ödeyerek veya evrakta sahtecilik yaparak Avrupa’ya kaçan kişilerin iadesinin istenmesi gerektiğini söyledi. Arakhamya, şu anda uluslararası yasal mekanizma oluşturmak için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Zelenski’nin partisi Halkın Hizmetkârı’nın parlamentodaki grup başkanvekili olan Arakhamya’nın sözleri, Kiev yönetiminin yasadışı uygulamaları açığa çıkarmak adına tüm seferberlikten muafiyet kararlarının yeniden inceleneceğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

Karşı taarruz harekatının güney cephesinde Rusya savunmasını kırmakta zorlanan Ukrayna güçleri, Zaporijya’da ilk savunma hattını delmeyi başardı.

Ukrayna ordusundan perşembe günü yapılan açıklamada, Rus savunma hattının arkasına geçmeyi başaran birliklerin iki köye doğru ilerleyişini sürdürdüğü belirtildi.

Açıklamada, “Novodanilivka-Novoprokopivka yönünde başarılı olan birlikler, pozisyonlarını yeniden oluşturdu ve tanımlanan düşman hedeflerini topçu ateşi altına aldı” dendi.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Ukrayna güçlerinin Rus savunma hatlarında oluşturulan çatlakları genişleterek bir lojistik destek hattı kurmaya çalıştıklarını ve bu boşluklardan zırhlı araçları ilerletmeyi hedeflediklerini yazdı.

Ukrayna’nın üç aydır devam eden karşı taarruz harekatında son günlerde kaydettiği ilerleme Batılı istihbarat servisleri tarafından da memnuniyetle karşılandı.

WSJ’ye konuşan Batılı istihbarat subayları, Ukrayna’nın işgal altındaki Tokmak kentini kurtarabileceğini belirtirken, kentin Rus güçleri için bir lojistik merkez olduğuna dikkat çekildi.

Bölgedeki Rus askeri blogger’ları da Verbove köyü yakınlarında hareketliliğin arttığını belirtirken, Rus güçlerinin halen direndiğini vurguladı.

Rus güçlerinin savunma hattında yaşanan çatlakların bir kırılmaya dönüşmemesi için Ukrayna güçlerini ağır topçu ateşi ve drone saldırılarıyla vurduğu, ayrıca bölgeye ek askeri birlikler sevk ettiği ifade edildi.

Askerden kaçanların iadesi

Cephe hattında bunlar yaşanırken, Kiev’deyse önemli gündem maddelerinden biri askerlik çağında olup ülkeyi terk eden erkekler.

Konuyla ilgili dün bir açıklama yapan Ukraynalı milletvekili David Arakhamya, rüşvet ödeyerek veya evrakta sahtecilik yaparak Avrupa’ya kaçan kişilerin iadesinin istenmesi gerektiğini söyledi.

Zelenski’nin partisi Halkın Hizmetkârı’nın parlamentodaki grup başkanvekili olan Arakhamya, şu anda uluslararası yasal mekanizma oluşturmak için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Ukraynalı vekil, “Emniyet güçlerimiz, bu kişiler için Rusya hariç dünyadaki tüm ülkelere iade talebinde bulunabilir. Peki bu insanlara ne olacak? Rüşvet, evrakta sahtecilik ve seferberlikten kaçma suçlarından yargı önüne çıkacaklar” diye konuştu.

Arakhamya’nın sözleri, Kiev yönetiminin yasadışı uygulamaları açığa çıkarmak adına tüm seferberlikten muafiyet kararlarının yeniden inceleneceğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Akşener’in “İttifak Bitti” Sözlerine Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt: İttifak Yok Ki Zaten

İYİ Parti kanadından gelen “ittifak bitti” sözlerini değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “İttifak zaten bitti. Şimdi bakın, ittifak yok ki zaten, ittifak seçim döneminde olur. Şimdi her birimiz ayrı partiyiz, şimdi ittifak yok ki. İyi Parti; onlar da bizim gibi yerel seçimlere hazırlanıyor. Diğer partiler de yerel seçimlere hazırlanıyor. Yani biz hep beraber gelip, “Arkadaşlar biz yerel seçimlere nasıl hazırlanalım diye konuşmak” öyle bir şey yok” dedi ve ekledi:

“Dolayısıyla yaptığımız çok değerli bir şey tartışma aramızda elbette tartışma olacak, onlar ayrı parti biz ayrı partiyiz dolayısıyla tartışma da olabilir, farklı adaylar da olabilir, farklı adaylar çıkarabiliriz. Dayanışma içinde olabiliriz. Belli yerlerde karşıt olabiliriz biz geçen seçimlerde de biz Uşak’ta biz de belediye başkanı adayı çıkardık onlar da çıkardılar. Yanlış hatırlamıyorsam Niğde’de biz de çıkardık onlar da çıkardılar. Yani bazı yerlerde beraber olduk bazı yerlerde ayrı ayrı olduk. Bunların hepsi oldu yani.”

“Değişim” tartışmalarına ve kendisine yönelik “istifa” çağrıları da değerlendiren Kılıçdaroğlu “Şimdi Kurultay’da göreceksiniz, demokratikleşmenin ne olduğunu herkes görecek, tanık olacak buna. Gerçekten partide herkes tanık olacak. CHP’nin şöyle bir özelliği var. Türkiye’deki büyük değişimlerin altında CHP’nin imzası vardır. Değişimin önü zaten açık bizde, kapalı hiç olmadı ki.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir grup gazeteci ile bir araya gelerek gündeme dair soruları yanıtladı. T24’ten Murat Sabuncu’nun aktardığına göre; Kılıçdaroğlu’nun verdiği demeçler şöyle:

Kemal Bey peki siz altılı masa ortakları birbirinizle helalleşebildiniz mi seçim sonrası? Meral Hanım’ın hem Kurultay’da hem sonrasındaki CHP’ye yönelik çıkışı, Ali Babacan’ın bir televizyon programında söylediği “CHP’nin kendi başına kazanması mümkün mü ya” cümlesi, sosyal demokrat kanattan gelen “Bu kadar fazla milletvekili neden muhafazakarlara verildi” eleştirisi… Seçim sonrası iktidar daha bir arada gözükürken muhalefet paramparça bir yapı arz ediyor. Bu yapıyla bu seçimlerin kazanılma imkanı var mı? Kendi aranızdaki bu tartışmanın nereye evrileceğini bekliyorsunuz?

Doğrusunu isterseniz ben öyle muhalefeti çok paramparça görmüyorum. Şimdi siz gazeteciler soru soruyorsunuz, doğal olarak onlar yanıt veriyorlar. Yani niye ayrı ayrı girdiniz veya neden 39 milletvekili verildi, soru soruyorsunuz. Onlar da gayet samimi bir şekilde cevap veriyorlar. Biz girmeseydik CHP tek başına girecekti. Fakat bu öyle bir algı yaratılıyor ki sanki biz sabah, öğle, akşam birbirimizle kavga ediyoruz. Yok öyle bir şey aslında, yani pekala telefon ediyoruz birbirimize, pekala birbirimizle konuşuyoruz, pekala onların eleştirileri varsa büyük bir dikkatle okuyoruz; biz de bakıyoruz yani.

Medya biz kanlı bıçaklıymışız, oturduk birbirimizi boğazlayacağız gibi veriyor. Aslında öyle bir şey yok. Yani biz pekala üç gün sonra da beş gün sonra da bir ay sonra da bir araya gelebiliriz. Oturup konuşabiliriz uygar insanlar gibi. Bizim siyaset dünyasında çok önemli bir şey yaptığımıza inanıyorum ben. Yani altı siyasi partinin ortak mutabakat metni hazırlaması, Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından bir anayasa metni hazırlaması ve bunun altına imza atması… Allah aşkına kimin yapacağı bir şeydir bu? Biz bunu yaptık bu ülkede, bunun altında hepimizin imzası var ve hiçbirimiz

‘imzamı geri çektim’ demiyoruz. Hala aynı yerdeyiz, yani bu sıradan bir olay değil.

Sayın Akşener ittifak bitti dedi…Ve yenisi için partisi pek gönüllü gözükmüyor.

İttifak zaten bitti. Şimdi bakın, ittifak yok ki zaten, ittifak seçim döneminde olur. Şimdi her birimiz ayrı partiyiz, şimdi ittifak yok ki. İyi Parti; onlar da bizim gibi yerel seçimlere hazırlanıyor. Diğer partiler de yerel seçimlere hazırlanıyor. Yani biz hep beraber gelip, “Arkadaşlar biz yerel seçimlere nasıl hazırlanalım diye konuşmak” öyle bir şey yok.

Dolayısıyla yaptığımız çok değerli bir şey tartışma aramızda elbette tartışma olacak, onlar ayrı parti biz ayrı partiyiz dolayısıyla tartışma da olabilir, farklı adaylar da olabilir, farklı adaylar çıkarabiliriz. Dayanışma içinde olabiliriz. Belli yerlerde karşıt olabiliriz biz geçen seçimlerde de biz Uşak’ta biz de belediye başkanı adayı çıkardık onlar da çıkardılar. Yanlış hatırlamıyorsam Niğde’de biz de çıkardık onlar da çıkardılar. Yani bazı yerlerde beraber olduk bazı yerlerde ayrı ayrı olduk. Bunların hepsi oldu yani.

Meral Hanım’ın masadan kalkması, sonra geri gelmesi konusunda ne oldu hala tam olarak kimse bilmiyor…

Meral Hanım’ın masadan kalkması sonra masaya gelmiş olması elbette onların takdirinde olan bir şey. Biz ‘neden masadan kalktın’, ‘neden masaya geldin’ diye bir sorgulama yapmayız.

‘Kovulduk’ da diyorlar.

Başka partiyi sorgulama gibi bir hakkımızın olduğunu da; yani ittifak içinde hakkımızın olduğunu da düşünmüyorum.

Bu kalkışın zarar verdiğini düşünüyor musunuz?

Onu bilmiyorum yani zarar verdi mi vermedi mi diye böyle özel bir çalışma yapmadık doğrusunu isterseniz yani.

Ama anketlerde oy oranı yüzde 17-18’di, 7’ye 8’e düştü diyenler var…

Gazetelerin yazdığı, sizlerin yazdığınız zarar verdi şeklinde. Bilmiyorum, yani dediğim gibi özel bir çalışma yapmadık bununla ilgili. Zaten özel bir çalışma yapacak zaman da yok. ‘Ne oldu, artısı mı oldu eksisi mi oldu’ öyle bir zaman dilimi de yok. Zaten yani her şey o kadar hızlı ilerliyor ki siz sabah bir şey düşünüyorsunuz, öğleden sonra gündem tamamen değişiyor akşam başka bir konuya odaklanıyorsunuz.

Bu noktada şu soru soruluyor:

Kemal Bey, “Başarılı belediye başkanlarını yeniden aday gösteririz” dediniz. Bir de “Biz önce kendi adaylarımızı belirleyip sonra ittifak ile  bir araya geleceğiz” dediniz. Şimdi başarılı deyince İstanbul, Ankara, İzmir Adana, Mersin bunlar mı kastediliyor?  Ekrem Bey aday adayıyım diye çıktı. Mansur Bey aday adayıyım diye ortaya çıktı. Birinci sorum her ikisi de sizinle bir istişarede bulundu mu, yani biz aday adaylığımızı açıklayacağız dediler mi size? İkincisi, bu konuda siz hem Ekrem Bey’in İstanbul’dan Mansur Bey’in Ankara’dan adaylığı konusunda genel başkan olarak görüşünüz nedir?

Kendileriyle zaman zaman yüz yüze görüşüyoruz veya telefonla görüşüyoruz. Başarılı olan belediye başkanlarını tekrar aday göstereceğimizi zaten defalarca ifade ettik. Yani yeni söylenen bir şey değil. Dolayısıyla arkadaşlar da kendilerini başarılı görüyorlar, doğru. Yani biz toplumun nabzını tuttuğumuzda da belediye başkanlarımızın başarılı olduğu görülüyor. Dolayısıyla tabii bunun son kararı bende değil, MYK da değil. Kararı Parti Meclisi verecek ama benim genel başkan olarak görüşüm, başarılı belediye başkanlarının görevlerini sürdürmeleri. Hele özellikle Ankara, İstanbul, Mersin, Adana gibi Antalya gibi bizim yeni aldığımız ve birinci  dönemlerinde güzel çalışmalar yapılan belediye başkanlarını ikinci dönemlerinde daha başarılı olacaklarını, devir aldıkları sorunları kalıcı çözmek için çalışacaklarını biliyorum.

Biliyorsunuz buraları büyük borçlarla devraldılar, büyük borçların bir kısmı tasfiye edildi. Şimdi ikinci dönemlerinde çok daha güçlü olarak, mali açıdan da çok daha güçlü olarak başlayacaklar. Örneğin İstanbul’da metro inşaatları tamamen durmuştu. Şimdi metrolar, inşaatlar büyük ölçüde tamamlandı. Bir kısmı açıldı hatta bir kısmının açılışına ben de katılmıştım. Benzer uygulamalar diğer illerimizde de oldu. Mersin’de de, Adana’da da, Antalya’da da benzer uygulamalar oldu. Dolayısıyla ben arkadaşların başarılı bir şekilde 2. dönem görevlerini yerine getireceklerine inanıyorum.

Ve bence en önemli kısım:

Yerel seçimde başarınız erken seçimi getirir mi?

Normalde etik kurallara uyan bir iktidarın yerel seçimlerde kaybederse seçime gitmesi lazım. Demokrasinin kuralı budur. Güven testini gerçekleştirmesi lazım ama Erdoğan bunu yapar mı bilmiyorum. Bunu yapması için demokrasi kültürünü içselleştirmesi lazım. Erdoğan’da bunu göremiyorum. Toplumsal baskı bunu ne kadar gündeme getirir ya da etkili olur bilemiyorum.

İmamoğlu CHP’nin, Yavaş İYİ Parti’nin adayı olsun formülleri de konuşuluyor ne dersiniz? İyi Parti’yle böyle bir işbirliği yapabileceğiniz konuşuldu mu?

CHP’li belediye başkanlarının olduğu yerde CHP’li belediye başkanları vardır, devam eder. Bunun ortası olmaz. Her halükarda Ankara’da da İstanbul’da da dominant olan parti CHP’dir. Öyle kabul etmek lazım.

CHP Genel Başkanı seçim yenilgisi sonrası parti içinde ‘değişim’ hareketi başlatan, Kurultay’da pek muhtemel karşısındaki adayı destekleyecek Ekrem İmamoğlu hakkında çok dikkatli bir dil kullanıyor. Özellikle siyasi yasak getirilmesi olasılığına “karşılarında 100 yıllık partiyi bulurlar” diye tepki gösteriyor:

“Bir büyükşehir belediye başkanını seçimle değil de yargıyı kullanarak seçim sisteminin dışına atıyorsanız, bu artık o ülkede iktidarın demokrasiden tümüyle vazgeçtiğini gösterir. Rakibinizi demokratik kurallar içinde yenerseniz toplum size saygı duyar. Devletin gücünü kullanarak rakibinizi elemine etmek onu sistemin dışına, seçimin dışına atmak isterseniz sizin demokrat olmadığınız, baskıcı bir yönetimi kullandığınız gerçeği ortaya çıkar. Biz Erdoğan’ın demokrasinden yana tavır takınmadığını gayet iyi biliyoruz. Rakiplerini yalanlarla, iftiralarla bazen yargıyı kullanarak sistemin dışına itmek istediğini de biliyoruz ama onun unutmaması gereken bir şey var. Onun karşısında 100 yıllık bir parti var, Cumhuriyet Halk Partisi var ve en azından bu son seçimlerde demokrasinden yana oy kullanan 25,5 milyon insan var.”

Kemal Kılıçdaroğlu kurultaya doğru parti içinde yarış ile ilgili şunları söyledi: “Parti içinde de MYK’de de Parti Meclisi’nde de her konuyu tartışırız. İnsanların idealleri olur, parti içi idealleri olur, parti dışı idealleri olur. Bizi diğer partilerden ayıran temel özellik de bu zaten. Yani biz demokrasiyi içselleştirmiş olan bir partiyiz. Bugün buraya gelmeden önce mesela eski partililer ile buluştum. Şikayet de ettiler, listede bizi koymadınız dediler, bir sürü şey anlattılar, bunları dinliyorum ben. Şimdi normalde diğer partilerde böyle bir tablo bulamazsınız. ‘Vay sen nasıl konuşursun’ diye başlanılır. Bizde bunların tamamını dinleriz, dolayısıyla niçin hangi gerekçelerle yapamadığımızı da anlatırız.

Yani bir anlamda eski partililerimize hesap da veririz. Yani ben MYK’ye de hesap veririm, belediye başkanları da, parti meclisi de, il başkanları da gelir. Onlar bizi eleştirirler, biz onları eleştiririz. ‘Neden yeteri kadar çalışmadınız’ deriz, eksiklikleri varsa tek tek söyleriz. Onlar da bizim eksiğimizi söylerler bize ama bu hani böyle bir kan davasına dönüşmez bizde. Bizde tartışılır, belli bir şey varsa, seçim varsa, yerel seçim varsa hep beraber gideriz. Yerel seçimlerde gücümüzü gösteririz oyumuzu kullanırız. Yerel seçimler biter, ondan sonra otururuz tekrar tartışırız. Bizi yüz yıllık parti yapan da zaten bu. Yani diğer partilerden ayıran temel kural da bu. Eğer bu tartışma kendi içinde dinamizmini kaybederse ve tartışma tümüyle yok olursa parti bir anlamda kendisini sonlandırmış olur.

Çünkü artısını eksisini tartışmayan bir partinin geleceği inşa etme şansı olmaz. Gelecek nasıl sağlıklı inşa edilir? Tartışılarak yapılır. Benim görmediğimi bir başka partili görür. Şimdi biz bu aslında demokrasinin de bir gereği ama toplum öyle bir hale geldi ki kendi içimizde demokratik tartışmalar bile ‘vay işte gördünüz mü siz Ak Parti gibi değilsiniz’. Orada tek adam rejimi var yani bir kişi konuşuyor, herkes esas duruşta. Orada aksini söyleyemez, her kimse söylediği zaman tasfiye edilir. Bizde öyle bir kural yok, olmaz da zaten öyle bir gelenekte yok partinin içinde. CHP’de eleştirilerde asla belli bir düzeyin altına inilmez. Yani belli bir saygı içinde o en sert eleştiriler yapılır. “

HDP aday çıkarırsa…

HDP’nin başta İstanbul aday çıkarma konusuna şöyle yanıt veriyor: “Doğrusunu isterseniz yani HDP aday çıkarır mı çıkarmaz mı ya da diğer partiler aday çıkarır mı çıkarmaz mı yani ittifak içinde olanlar aday çıkarır mı çıkarmaz mı onu bilmiyoruz yani. O gelişen olaylar, gelişen süreç içerisinde oturulur konuşulur.

Yeşil Sol Parti ayrı aday da gösterebilir yani geçmişte de belli yerlerde ayrı aday gösterdi. Bazen aday göstermedi, hangi belediye başkanını istiyorsa ona destek verdi. Dolayısıyla bizim HDP’nin iç işine karışmak gibi bir ne görevimiz ne de öyle bir etik dışı davranışımız olur yani, onların iç işlerine karışmayız . Onlara saygı gösteririz, diğer partilere nasıl saygı gösteriyorsak HDP’ye de aynı saygıyı gösteririz.”

Bir diğer soru…

Size seçimlerden sonra istifa çağrıları oldu. Siz bir şekilde partiye devam etme kararı aldınız. Partiyi güvenli limana yanaştırmaktan bahsettiniz. Bu Kurultay’la beraber bu güvenli liman olmuş olacak mı tekrar genel başkan olursanız?

Olacaktır.

Ondan sonra siz bunu teslim etmek için mi bir yol yürüyeceksiniz?

Şimdi Kurultay’da göreceksiniz, demokratikleşmenin ne olduğunu herkes görecek, tanık olacak buna. Gerçekten partide herkes tanık olacak. CHP’nin şöyle bir özelliği var. Türkiye’deki büyük değişimlerin altında CHP’nin imzası vardır. Partilerin demokratikleşmesi konusunda da kendi içimizde, bütün partiler için söyleyemiyorum, kendi içimizde demokratikleşmesi konusunda da çok önemli gelişmelere imza atacağız. Hepiniz tanık olacaksınız.

Siz bunun önünü açacaksınız yani.

Tabii yapacağız.

Değişimin önünü açacağınız mı anlaşılacak buradan? Tüzüğe mi atıfla?

Tabii tüzükle, başka ne ile olacak.

Yani sürprizler mi beklensin?

Tüzükte, yok yani tabii bir düzeni değiştirdiğinizde herkesin memnun olmasını bekleyemezsiniz ama bugün yaptığım toplantıda bir oranı açıkladığımda en çok alkışı erkekler verdi, kadınlar lehine.

Kurultay’da değişimin önünü açacağınızı söylediğinizi yazsak doğru bir cümle mi olacak?

Değişimin önü zaten açık bizde, kapalı hiç olmadı ki.

Genel başkan değişimini mi kastediyorsunuz?

Bir değişim yapacağız o kesin. Değişimin hukuki temellerini oluşturacağız o da kesin. Tabii bu bizim önerimiz, Kurultay bunu kabul eder mi etmez mi onu bilmiyorum. Çünkü ben geçmişte ön seçim için şeyi ön görmüştüm. Düzenli aidat ödeyenler, milletvekilini seçsinler. Böylece naylon üyeler bitecek, düzenli aidat ödeyen, kendi milletvekilini, belediye başkanını, belediye meclis üyesini belirleyecek. Kurultay bunu reddetti, kabul etmedi. Şimdi pişmanlar, keşke kabul etseydik diye şimdi getireceğiz, getireceğiz yeniden. Yani hiçbir partide olmayan bütün demokratik standartları getireceğiz.

Güvenli liman, Kurultaya getireceğim, Kurultaya bütün demokratik standartları getireceğim. Parti gerçek anlamda tam demokratik kuralların işlediği bir parti haline gelecek. Ondan sonra özgürce kendi genel başkanını seçecek. Yeri geldiğinde başkanı görevden alacak bir Kurultay olacak.

İşte söylüyorlar, güçlü genel sekreterlik olsun, olur. Eskiden vardı zaten, o kalkmıştı, dolayısıyla örgütün de beklentilerine uygun olarak ve gerçekten de siyasi partilerin demokratikleşmesi açısından da buna ihtiyaç var yani.

Paylaşın

“Mansur Yavaş İYİ Parti’nin Önünü Kesmek İçin Adaylığını Açıkladı” İddiası

ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylık açıklamasını değerlendiren gazeteci Barış Yarkadaş, “Mansur Yavaş’ın aday adaylığını açıklamasının arkasında İYİ Parti’nin önümüzdeki günlerde, kendisine getirmesi muhtemel olan adaylık teklifinin önünü kesmek için konuştuğunu söyleyebilirim” dedi ve ekledi:

“Meral Hanım’ın el yükseltmesinin arkasında özellikle Ankara’da Mansur Yavaş’ı kendi partisinden aday yapma isteği olduğu biliniyor. Yavaş, bunun önünü kesmek için aday adaylığını açıkladı. Bu şekilde; ‘ben yerimden memnunum’ dedi”

Gazeteci Barış Yarkadaş, katıldığı bir programda, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylık açıklamasını değerlendirdi.

Yarkadaş “Mansur Yavaş’ın aday adaylığını açıklamasının arkasında İYİ Parti’nin önümüzdeki günlerde, kendisine getirmesi muhtemel olan adaylık teklifinin önünü kesmek için konuştuğunu söyleyebilirim.

Meral Hanım’ın el yükseltmesinin arkasında özellikle Ankara’da Mansur Yavaş’ı kendi partisinden aday yapma isteği olduğu biliniyor. Yavaş, bunun önünü kesmek için aday adaylığını açıkladı. Bu şekilde; ‘ben yerimden memnunum’ dedi” ifadelerini kullandı.

“Başkanlık yapmaya devam edeceğim”

Mansur Yavaş, 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlama programında, “Size güveniyorum, nasip olursa herkesin belediye başkanı olmaya devam etmek istiyorum. Bu dönemde olduğu gibi yeni dönemde de bir devlet adamına yakışır şekilde rozetsiz başkanlık yapmaya devam edeceğim” demiş ve eklemişti:

“Bizim siyasi tartışmalarla kaybedecek vaktimiz yok. Ankara’da 25 yıl yaşanan travmayı tekrar yaşatma hakkımız yok. İnşallah seçime girip bir 5 yıl daha sizlerle birlikte olmak istiyorum.”

Yavaş, konuşmasının devamında, “Bu yolda benimle yürümeye var mısınız? Hakça, adaletle ve yetim hakkını gözeterek, Ankara’yı hep birlikte bir 5 yıl daha yönetmeye var mısınız? Öğrencinin, çiftçinin, esnafın, emeklinin yanında olup, zorlu ekonomik koşullarda dayanışma ile kentimizi yönetmeye var mısınız?

Sizlerle gurur duyuyorum. Burada yankılanan gür sesi herkesin duyduğuna yürekten inanıyorum. Ankara’yı Mustafa Kemal Atatürk’e yakışır, dünya başkentleriyle yarışır bir hale hep birlikte getireceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

İTO Duyurdu: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 74,15

Temmuz ayında yüzde 63,76 İstanbul’un yıllık enflasyonu Ağustos ayında yüzde yüzde 74,15’e yükseldi. Enflasyon aylık bazda en fazla “ulaştırma ve haberleşme” kategorisinde ararken, bunu gıda ve ev eşyası takip etti.

Haber Merkezi / Temmuz ayında aylık enflasyon yüzde 9,84, yıllık enflasyon ise yüzde 63,76 olarak kayıtlara geçmişti. Enflasyon aylık bazda en fazla “sağlık ve kişisel bakım” kategorisinde ararken, bunu ev eşyası ve kültür eğitim ve eğlence takip etmişti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2023 Ağustos Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıkladı.

Buna göre, 2023 Ağustos ayında İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 8,80, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 6,65 oranında arttı.

2022 Ağustos ayına göre 2023 Ağustos ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 74,17, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 66,18 olarak gerçekleşmiştir.

Ağustos 2023’de Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde 32,29, Gıda Harcamalarında yüzde 9,77, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 8,94, Diğer Harcamalar grubunda yüzde 7,53, Konut Harcamalarında yüzde 6,50, Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamalarında yüzde 4,11, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamalarında yüzde 1,87 ve Giyim Harcamalarında yüzde 0,33 artış izlenmiştir.

Ağustos 2023’de Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; Mensucat Grubunda yüzde 12,35, Madenler Grubunda yüzde 9,44, Yakacak ve Enerji Maddeleri Grubunda yüzde 8,28, Gıda Maddeleri Grubunda yüzde 8,23, Kimyevi Maddeler Grubunda yüzde 4,25, İşlenmemiş Maddeler Grubunda yüzde 3,65, İnşaat Malzemeleri Grubunda yüzde 2,77 artış izlenmiştir.

Paylaşın

İYİ Parti’den İmamoğlu Ve Yavaş İddialarına Yalanlama: Gizli Gündemimiz Yok

Akşener’in Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a İYİ Parti’den adaylık teklifinde bulunacağı iddiasını yalanlayan İYİ Parti Basın Danışmanı Murat İde, Akşener’in, Yavaş ve İmamoğlu konusunda CHP ile kurumsal bağları konusunda hassasiyet gösterdiğini söyledi.

Murat İde, açıklamasının devamında, “Bu dikkat ve gerçek, büyükşehir belediye başkanlarımızın, Millet İttifakı’nın belediye başkanları olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz” dedi.

Sözcü yazarı Saygı Öztürk’ün, “Meral Akşener’in, CHP’li bazı belediye başkanlarına kanca atmaya çalıştığını, her fırsatta Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını gündeme getirdiğini” savunması ve Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlarıyla ilgili sözleri üzerine, İYİ Parti Basın Danışmanı İde açıklama yaptı.

Öztürk’ün köşesinde paylaştığı açıklamada, İde’nin sözlerinden öne çıkanlar şöyle:

“Sayın Genel Başkanımız, Millet İttifakı’nın belediye başkanları ile ilgili olarak, her sözün başında, ‘Bu arkadaşlarımız Cumhuriyet Halk Partili’dir ve ‘siyaseten ita amirleri de Sayın Kılıçdaroğlu’dur’ cümlesini hiç eksik etmemiştir. Bu bakış açısıyla, kıymetli başkanlarımızla olan ilişkisinde, CHP ile olan kurumsal bağları en temel sınır olmuş ve bu hassasiyet 4.5 yıldır devam etmiştir.

Ancak, bu dikkat ve gerçek, büyükşehir belediye başkanlarımızın, Millet İttifakı’nın belediye başkanları olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz. Bu gerçeklikte, bir gizli ajanda aramaya gerek yok. Milletin işaret ettiği isimler, siyasetin önemli birer aktörü olmak zorundadır. Çünkü karar siyasilerin değil, bizzat milletindir. Bu sebeple, Sayın Genel Başkanımızın, milletimizin işaret ettiği başkanlarımızdan bahsetmesi, millet emridir ve siyasetin doğasına uygundur.

(…)

Medyada yer alan ve ‘Meral Akşener dedi ki’ diye başlayan kulis (!) iddiaları, ikinci ya da üçüncü ağızlardan duyulmuş dedikodulardan ibarettir. Milletin ağzı torba değil, herkes bir şeyler söylüyor.

(…)

Sayın Genel Başkanımızın, Sayın Mansur Yavaş ve Sayın Ekrem İmamoğlu’na İyi Parti’den adaylık teklifinde bulunacağını ima etmişsiniz. Bu dedikodunun kaynağını tahmin ediyoruz.

(…)

İyi Parti’nin, her iki belediye başkanımız ile ilgili olarak, asla bir gizli ajandası yoktur. 3-6 Mart sürecinde her iki başkanımıza yaptığı çağrıdan ve o tavırdan da anlaşılacağı gibi Sayın Meral Akşener bir konuda bir şey düşünüyorsa, bunu milletimizle açık ve net şekilde paylaşmaktadır. Bu kadar açık konuşan bir Genel Başkan’ın kapı arkasından iş çevirmesini beklemek, hakikati inkardır.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan – Putin Görüşmesi Öncesi Kritik Temas

Dışişleri bakanı sıfatıyla ilk kez Moskova’ya Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında önümüzdeki günlerde Soçi kentinde yapılacak görüşme öncesi Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la ön hazırlık kapsamında biraraya geldi.

Hakan Fidan ve Sergey Lavrov Moskova’da yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin  arasındaki dostluk ve güven duygusunun iki ülke arasındaki ilişkilerin istikametini belirlemede kritik rol oynadığını vurguladı.

Bakan Fidan, “Bugün de gerek ikili gerek bölgesel konularda hayli yoğun istişarelerde bulunduk. Karadeniz Girişimi’nin canlandırılması gündemimizin üst sıralarında yer aldı. Girişimin hem küresel gıda güvenliği hem de Karadeniz bölgesinin istikrarı açısından kritik rolünü vurguladık” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın kendi tahıl ve gübresinin kesintisiz ihracatına ilişkin talepleri olduğunu belirten Fidan, bunların karşılanmasının öneminin teyit edildiğini ifade etti. “Ülkemizin yoğun çaba ve katkılarıyla BM yeni bir öneri paketi hazırladı. Bunun, girişimin canlandırılması için uygun bir zemin teşkil ettiğini düşünmekteyiz” diyen Fidan, savaşın gidişatının da gündemlerinde önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi.

Tahıl Anlaşması’nın hem dünya gıda güvenliği hem de Karadeniz’in istikrarı ve barışı için son derece önemli olduğunu vurgulayan Fidan, “Türkiye, Tahıl Anlaşması’nı yeniden hayata geçirmek için yoğun çaba harcıyor. Konuya yönelik ciddi adımlar atılması için, ne türden fırsatlar oluşabilir buna dikkatlice bakmaktayız. Birleşmiş Milletler’in anlaşma için yoğun bir faaliyeti var. Guterres ve ekibiyle bizim arkadaşlarımız temas halinde. Rusya’nın taleplerini daha iyi anlamaya ve karşılamaya çalışan bir süreç var” dedi.

“Çalışmalarımız devam edecek”

Anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesi sürecinin karmaşık bir süreç olduğunun altını çizen Bakan Fidan, “Çok fazla detay var. Sayın Bakan ve ekibiyle bunları tartıştık. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve Sayın Putin bir araya geldiğinde bu konuyu daha detaylı tartışacaktır. Çalışmalarımız devam edecek, bu anlaşma hem dünya gıda güvenliği için hem de Karadeniz’in istikrarı için son derece önemli” diye konuştu.

Putin ve Erdoğan’ın Soçi’de görüşeceğini hatırlatan Fidan, bugünkü görüşmenin aynı zamanda liderlerin yapacağı görüşmeye bir hazırlık niteliği taşıdığını söyledi.

İki ülke arasındaki dış ticaret hacminin son bir yılda yüzde 90 artarak 62,4 milyar dolara geldiğini vurgulayan Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Türkiye’nin kolaylaştırıcı bir rol üstlenmek istediği Karadeniz Tahıl Koridoru konusunda yeşil ışık yakmadı.

“Güvence olmazsa ilerleme olamaz”

Sergey Lavrov, “18 Temmuz’da Karadeniz Girişimi kapsamında çalışmalar durduruldu. Yeniden başlaması için Batı’nın adımlar atması gerekiyor. Putin defalarca net bir şekilde ifade etti. Bütün sorunların çözümlenmesine yönelik tedbirler alınacak. Yerine getirilmemiş yükümlülüklerin yerine getirilmesini istiyoruz. BM’nin çabalarını takdir ediyoruz, bu çabaları destekliyoruz. Sayın Guterres ile Johannesburg’da görüştük ve dürüstçe ifade ettik. ‘Bu mesajlarda tek bir güvence yok. Sadece vaatler var. Rus tahıl ve gübresinin yurtdışına çıkarılmasına Batı engel oluyor. Batı’dan istirhamda bulunabilirler. Güvence gelirse yarın bunları uygulayabiliriz. Güvence olmazsa ilerleme olamaz” diye konuştu.

Lavrov, 1 milyon ton tahılın uygun fiyata Türkiye’deki fabrikalarda işlenerek ihtiyaç sahibi ülkelere gönderilmesine sıcak baktıklarını, Katar’ın da bu sürece mali olarak destek vermeye hazır olduğunu dile getirdi.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu, Partisinden “İstanbul’da Tam Yetki” Talep Edecek

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, CHP yönetimine, “Kentte tam başarı, uyumlu çalışma ve belediye meclisinde çoğunluk sağlama hedefleri için adayların belirlenmesinde tam yetki talep ediyorum” diyeceği öne sürüldü.

Ekrem İmamoğlu, ayrıca genel seçimlerdeki gibi ilin tüm mahallelerini kapsayan bir çalışma yaptırıyor. Hazırlanacak raporda ilçelere göre kimleri belediye başkanı olarak görmek istediklerini sorulacak ve ortaya çıkan isimler belirlenecek.

Diken’den Altan Sancarın haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) başkanlığı için bir kez daha aday olmaya hazırlanan Ekrem İmamoğlu, CHP yönetiminden İstanbul’un 39 ilçesinde adayların belirlenmesi için söz sahibi olmayı isteyecek. İmamoğlu ayrıca genel seçimlerdeki gibi ilin tüm mahallelerini kapsayan bir çalışma yaptırıyor.

28 Mayıs seçimlerinin ardından CHP’de ‘değişim’ söylemlerinin fitilini ateşleyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bir yandan da bir kez daha İstanbul’a adaylığa hazırlanıyor. CHP’nin İstanbul ilçe kongrelerinde ortaya çıkan tablodan ‘mutlu olduğu’ belirtilen İmamoğlu, ortaya attığı ‘değişim’ söyleminin İstanbul il yönetiminde de karşılık bulacağına inanıyor.

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul için bir kez daha aday adaylığını duyuran İmamoğlu, ekibinden kente dair kapsamlı bir çalışma talep etti. Edinilen bilgilere göre, İmamoğlu 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimleri öncesi ekibinin yaptığı ve İstanbul’un mahallelerinde yaşayan yurttaşların oy verme eğilimlerini, partinin ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun potansiyel oy oranını ortaya koyan çalışmanın tekrarlanmasını istedi. Genel seçim için hazırlanan rapor doğrultusunda çalışan ve hedefine ulaşan İmamoğlu’nun bu raporun yaş grupları, dezavantajlı gruplar, bölgesel farklılıklar üzerinden detaylandırılmasını istedi.

İmamoğlu, hazırlanacak rapor doğrultusunda adaylığını açıkladığı konuşmada belirttiği gibi iş birliğini İstanbul’dan kurma çalışmalarını da hızlandırmayı hedefliyor. Böylece genelden önce yerelde iş birliğini örgütlemeyi ve partilerin seçmenlerini adaylığı etrafında bir araya getirmeyi hedefliyor.

Öte yandan İmamoğlu, İstanbul’da ‘tam başarı’ için CHP yönetiminden talepte bulunacak. Buna göre İmamoğlu, partisinin yönetiminde İstanbul’un ilçelerinde gösterilecek belediye başkan adaylarının belirlenmesi için söz sahibi olmayı ve tam yetki isteyecek. Hazırlanacak raporda ilçelere göre kimleri belediye başkanı olarak görmek istediklerini sorulacak ve ortaya çıkan isimler belirlenecek.

Rapor sonrası farklı partilerin seçmenleri ile seçim süreci öncesi kurulması hedeflenen ilişkiler doğrultusunda da İmamoğlu partisinin yönetimine çalışmasını sunarak, “Kentte tam başarı, uyumlu çalışma ve belediye meclisinde çoğunluk sağlama hedefleri için adayların belirlenmesinde tam yetki talep ediyorum” diyecek. Kurmaylarına göre, çalışmalar ve CHP’deki kongreler süreci kısmen tamamlandıktan sonra Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında bir görüşme olması bekleniyor.

Paylaşın

‘Kur Korumalı Mevduat’tan 135 Milyar TL Çekildi

Kur Korumalı Mevduat (KKM), BDDK’nın 18 Ağustos verilerine göre, 3 trilyon 407 milyar lirayı, dolar bazında 125 milyar doları geçerken, mevduat sahipleri geçen hafta KKM hesaplarından yaklaşık 5 milyar dolar çekti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) günlük verilerinden yapılan hesaba göreyse 21-25 Ağustos haftasında yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 4,53 milyar dolar yükseliş sağladı.

Bloomberg News’in haberine göre, Türk yatırımcılar liradaki satışları durdurmak için tasarlanan bir araç olan kur korumalı mevduattan çıkmaya başladılar ve paralarını normal dolar hesaplarına taşıyorlar.

Merkez Bankası’nın kur korumalı mevduattan TL mevduata dönüşüm hedefinin henüz devreye girmediği 25 Ağustos ile biten haftada analistlerin hesaplarına göre kur korumalı mevduat hesaplarından 5 milyar dolar çekildi.

Ekonomim’in derlediği habere göre, veriler henüz kamuya açık olmadığı için kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, Bloomberg News’e açıklamasında, 5 milyar dolarlık çıkışın çoğunun başlangıçta dolar birikimi olan ve geçen hafta normal dolar hesaplarına dönen yatırımcılardan geldiğini söyledi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) günlük verilerinden yapılan hesaba göre ise 21-25 Ağustos haftasında yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 4.53 milyar dolar yükseliş sağladı.

18 Ağustos itibariyle 201 milyar 630 milyon dolar olan döviz mevduat hesapları 25 Ağustos itibariyle 206 milyar 160 milyon dolara çıktı.

Habere göre, aynı beş günlük dönemde bireysel yatırımcıların daha az miktarda lira birikiminin KKM programına girmesiyle haftalık net düşüşün 5 milyar doların altına indiğini belirten kişi, bunun ocak ayından bu yana yaşanan ilk değişiklik olduğunu ifade etti.

Paylaşın

Bakan Şimşek: Hedefimiz Sürdürülebilir Ve Kapsayıcı Büyüme

2023 ikinci çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Hedefimiz büyümenin güçlü olmasının yanı sıra, aynı zamanda dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı olmasıdır” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Şimşek, iç ve dış talep dengesinin yeniden tesisi için tedbirler almaya ve uygulamaya devam edeceklerini ve bu tedbirlerle ekonominin dış şoklara karşı kırılganlığını azaltmayı hedeflediklerini vurguladı.

Şeffaf, tutarlı ve uluslararası normlara uygun politikalar sayesinde güvenin temin edilmesinin öngörülebilirliği artıracağını söyleyen Mehmet Şimşek öngörülebilirliğin, sürdürülebilir büyümenin sağlanması için gereken yatırım ve istihdam artışı için kritik önem taşıdığına dikkat çekti.

Şimşek, uygulanan politikaların makro finansal üzerindeki olumlu etkilerinin görülmeye başlandığını ve bu etkileri kalıcı hale getirmek ve istikrarın sağlanması için gerekli adımları atmayı sürdüreceklerini söyledi.

Türkiye İstatistik Kurumu’na göre gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) 2023 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 3,8 arttı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2023 ikinci çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdi. Şimşek özetle şu ifadeleri kullandı:

“Sıkı küresel finansal koşullar ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,8 daralan küresel ticarete rağmen deprem felaketinin ekonomik etkilerini telafi etmeye çalıştığımız yılın ikinci çeyreğinde ekonomimiz güçlü büyüme performansına devam etmiştir.

Net dış talep büyümeyi sınırlandırmıştır. Öte yandan ekonominin üretken kapasitesinin artırılması açısından önem arz eden yatırım harcamaları yüzde 5,1 artmıştır. Hedefimiz büyümenin güçlü olmasının yanı sıra, aynı zamanda dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı olmasıdır.

Kaynakların tüketimden çok; yatırım, istihdam, üretim ve ihracata aktarılmasını önceliklendiriyoruz. Bu tedbirler neticesinde ekonomimizin dış şoklara karşı kırılganlığını azaltmayı hedefliyoruz. Şeffaf, tutarlı ve uluslararası normlara uygun politikalar sayesinde güvenin temin edilmesi ile öngörülebilirlik artırılacaktır.

Öngörülebilirlik, sürdürülebilir büyümenin sağlanması için gereken yatırım ve istihdam artışında kritik önem taşımaktadır. Uyguladığımız politikaların makro finansal istikrar üzerindeki olumlu etkilerini görmeye başladık.

Bu etkilerin kalıcı olması ve istikrarın sağlanması için gereken adımları atmaya devam edeceğiz. Dengeli ve sürdürülebilir büyüme ile sağlanacak refah artışının toplumun tüm kesimleri tarafından adil paylaşılması önceliğimizdir.”

Paylaşın