Ekonomistler ‘Orta Vadeli Program’ı Nasıl Yorumladı?

Ekonominin 2024-2026 dönemine ilişkin enflasyon, istihdam, büyüme gibi temel makro hedeflerinin yer aldığı Orta Vadeli Program (OVP) bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında konuşma yaptığı programda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, “Orta Vadeli Program: Makro-finansal istikrar, dezenflasyon ve yapısal dönüşüm…” dediği programı ekonomistler bu hedefleri nasıl değerlendirdi?

OVP’nin büyümeden taviz vermeden enflasyonu düşürme hedefini sorgulayan Koç Üniversitesi Ekonomi Profesörü Selva Demiralp, ” 3+ sene içinde enflasyon %65’ten alınıp %8.5’e düşecekse bunu potansiyelin altına bile inmeyecek bir büyüme ile gerçekleştirmek nasıl mümkün olacak?” diye sordu.

Demiralp, sosyal medya platformu X hesabından, “Kur patikasının da enflasyona göre daha iyimser kaldığını düşünürsek, 2001 sonrasına benzer bir sermaye girişi varsayımı mı var?” diye ekledi.

Benzer şekilde Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ekonomist Hakan Kara da kur ve enflasyon tahminlerinin birlikte nasıl gerçekleşeceğini sorgulayarak, “Gelecek yıl kur %44 artıp büyüme ciddi yavaşlamazken enflasyon %33’e nasıl düşecek?” ifadelerini kullandı.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Mesela OVP’ye göre TÜFE’nin 2023 sonunda yüzde 65 olması, 2024 sonunda yüzde 33’e düşmesi bekleniyor. Mantıklı bir hedef. İyi hoş da bu ne olacak da 65’den 33’e düşecek? Bu düşerken büyüme ve işsizlik olumsuz etkilenince ne gibi önlemler alınacak?

Sıkı para ve maliye politikası uygulayacağız da düşecek demekle program olmaz. Faizi ne yapacaksınız ve ne zaman yapacaksınız? Bunu yazmadan ve taahhüt etmeden yazılanlar program olmaz, temenni olur. OVP’nin her tarafı bu tür temennilerle dolu” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomist-yazar Uğur Gürses ise OVP’nin “en yumuşak karnının bütçe” olduğuna dikkat çekti. Gürses, sosyal medya hesabından “Deprem harcamaları hariç bütçe açığını GSYH’nın yüzde 3.9’u olarak hesaplıyorum. Yerel seçimden geçecek bir Türkiye için bu oldukça iyimser. Hükümetin tahmin ettiği haliyle bile 2.6 trilyon bütçe açığının finansmanı bu negatif reel faizlerle nasıl olacak merak ediyorum?” değerlendirmesi yaptı.

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başlanı Kerim Rota, “OVP’deki hedefler tutar mı bilinmez. Ancak kesinlikle tutacak hatta rahatça aşılacak hedeflerin” vergi gelirlerindeki artış olduğunu söyledi.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise “Bütçe açığı büyürken enflasyon nasıl düşecek? Faiz politikası? cızzz! Bakalım yabancılar yutar mı? Sanmam… Tel tel dökülüyor” ifadelerini kullandı.

BirGün yazarı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise OVP’deki hedeflerin tutturulmasının ancak dış borçlanmayla mümkün olacağı değerlendirmesinde bulundu. Kozanoğlu, OVP bütünlemeye kaldı. Geçmesi de zor görünüyor!” yorumu yaptı.

Akademisyen ve programcı Doç. Dr Oğuz Demir de “OVP ile ilgili bir şey söylemek için önce OVP’de yapılacağı söylenen işlerin yapıldığını, bu işlerin sonuç verdiğini görmek gerekir. Aksi boşa umutlanmaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Bakan Fidan’dan AB’ye Üyelik Açıklaması: Perspektifimizde Bir Değişiklik Yok

AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Oliver Varhelyi ile görüşen Bakan Fidan, “Avrupa ve tüm dünyanın çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Böyle bir dönemde Türkiye, Avrupa Birliği ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde ilerletilmesi her zamankinden daha da önemli hale gelmiştir” dedi ve ekledi:

“Türkiye, Avrupa Birliği ilişkilerinin bazı üye ülkelerin dar siyasi çıkarlarına rehin edilmemesi gerektiği açıktır. Avrupa Birliği, Türkiyesiz gerçek manada bir küresel aktör olamaz. Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin önünün açılması, ilişkilerimizin üyelik perspektifi temelinde yeniden canlandırılması elzemdir.”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Oliver Varhelyi ile Ankara’da görüştü. Görüşmeden sonra ortak basın toplantısı düzenlendi.

Toplantıda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Avrupa ve tüm dünyanın çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Böyle bir dönemde Türkiye, Avrupa Birliği ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde ilerletilmesi her zamankinden daha da önemli hale gelmiştir. Türkiye, Avrupa Birliği ilişkilerinin bazı üye ülkelerin dar siyasi çıkarlarına rehin edilmemesi gerektiği açıktır. Avrupa Birliği, Türkiyesiz gerçek manada bir küresel aktör olamaz. Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin önünün açılması, ilişkilerimizin üyelik perspektifi temelinde yeniden canlandırılması elzemdir.” dedi.

Bakan Fidan, vize serbestisi konusunda da “Vize serbestisi sürecinde ilerleme kaydedilmesi de Avrupa Birliği’nden beklentilerimiz arasındadır. Vize serbestisi insandan insana diyaloğu artıracak, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği önündeki sorunların ve ön yargıların kaldırılmasına şüphesiz katkı sağlayacaktır. Sayın Varhelyi’ye son dönemde vatandaşlarımızı vize başvurularında yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi beklentimizi de vurguladım” diye konuştu.

Bakan Fidan’ın ardından konuşan Varhelyi ise şunları kaydetti: “Eminim ki seçimlerden sonra güzel bir fırsat ortaya çıktı. Ben de dostluğumuzun, ittifakınızın ve Türkiye’yle sahip olduğumuz ortaklığın yeniden canlandırılması için buradayım. Ankara’da yeni hükümetin kurulmuş olmasıyla da birlikte AB-Türkiye ilişkilerini ilerletebileceğimizi düşünüyorum. Çünkü çok güçlü siyasi ve ekonomik taahhütlerimiz var. İnsanlar arasında olsun, ekonomik seviyede olsun, siyaset düzeyinde olsun, Türkiye ile olan ilişkilerimiz her zaman için bizim için de kilit öneme sahip olmuştur.”

Avrupa Konseyi liderlerinin talepleri doğrultusunda AB-Türkiye ilişkilerinde nasıl ilerlenebileceği ve olumlu bir gündemin nasıl oluşturulabileceğine dair bir rapor hazırlayacaklarını ifade eden AB temsilcisi, “Biz de şu anda burada bunun üzerine nasıl çalışabiliriz, bunun yollarını arıyoruz. O nedenle benim bugünkü ziyaretimde de altını çizeceğim şey; bu iş birliğinin tasarımını yapmak ve bu ortaklığın inandığım kadarıyla çok önemli bir potansiyele sahip olduğunu hepimiz görüyoruz. Ancak bazı hali hazırda gerçekleştirdiğimiz başarılar da var. Yeni ortaklık anlaşması dijital Avrupa programında, ortak pazar programında tamamlandı, imzalandı. Bu olumlu bir gelişmedir” dedi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği süreci

Varhelyi AB’nin genişleme planı ve Türkiye’nin üyelik süreci ile ilgili bir soruya şu yanıtı verdi: “2030 yılı itibarıyla yeni üyeler olacaktır, olması için her iki tarafın da çalıştığını söyleyebilirim. Türkiye’nin aday ülke olarak konumuna bakacak olursak şu anda bulunduğunuz konum son derece nettir ve Avrupa Konseyi tarafından 2018 yılında bu karara varılmıştır ve müzakereler şu anda donmuş durumdadır. Burada yeniden başlaması için Avrupa Konseyi tarafından bazı kriterler öne sürülmüştür ve bu kriterler demokrasi ve hukukun üstünlüğüyle ilgilidir. Bu alanlarda ileriye yönelik inandırıcı bir yol haritasının hazırlanması tabii ki yeni tartışmaları tetikleyebilir.”

Fidan ise bu soruya, “Bizim de politikamız özellikle bildiğiniz gibi Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik perspektifinde herhangi bir değişiklik yok. Bu çok güçlü bir politik irade. Özellikle tekrar seçmeninden güçlü bir destek alan cumhurbaşkanımızın bunu milletimiz adına yeniden en üst politik iradeyle vurgulaması önemliydi. Devlet organları da buna yönelik çalışmalarını hızlandırdı.

Bir süredir çeşitli nedenlerden dolayı Avrupa Birliği’yle Türkiye arasındaki bazı konulardaki temaslarda bir gerileme olmuştu. Yeni dönemde bunu telafi edecek çalışmaların neler olabileceği konusunda adımlarımızı attık. Bugün sayın komiserin Ankara’yı ziyareti de aslında buna güzel bir örnek teşkil etmekte. Özellikle vizeyle ilgili vatandaşlarımızın çeşitli sıkıntıları var. Özellikle iş adamlarımız ve öğrencilerimiz için vize kolaylığı konusunda mütabakat içindeyiz. Arkadaşarımız o konuda çalışmaya başlayacaklar” sözleriyle yanıt verdi.

Deprem yardımlarına ilişkin açıklamalarda da bulunan Varhelyi, Avrupa Birliği tarafından 1 milyar euroluk bir taahhütte bulunulduğunu anımsatarak, “Önümüz kış ve hızlı bir şekilde hareket etmek istiyoruz. O nedenle hali hazırda 150 milyon Euro’luk bir insani yardımda bulunduk. Ayrıca 470 milyon Euro’luk bir başka paket hazırlandı. Bu da yine deprem yardımı ve yeniden yapılandırma için kullanılacak. Ayrıca rehabilitasyon ve yeniden yapım çalışmalarına Avrupa Dayanışma Fonu aracılığıyla da katkıda bulunmak istiyoruz. Bu da yine Türkiye tarafından talepte bulunulmuştu” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

‘Orta Vadeli Program’da Tek Haneli Enflasyon İçin Tarih Verildi: 2026

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan ‘Orta Vadeli Program’da 2023 yıl  sonu enflasyon oranı yüzde 65, 2024 yılı enflasyon beklentisi yüzde yüzde 33, 2025 yılı için yüzde 15,2 ve 2026 yılı için ise yüzde 8,5 olarak hedeflendi.

‘Orta Vadeli Program’da dolar kurunun ortalama olarak 2023’te 23,9, 2024’te 36,8, 2025’te 43,9, 2026’da 47,8 olması beklendiği ifade edildi. OVP’de İşsizlik oranının ise 2024’te yüzde 10,3’e, 2025’te yüzde 9,9’a, 2026’da yüzde 9,3’e gerilemesinin beklendiği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Orta Vadeli Program’la ilgili Beştepe’de sunum yaptı. Yılmaz açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün gerçekleşen toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tecrübeli liderliği, 2053 ve ötesine uzanan vizyonu ile her aşamasını yakından takip ettikleri program çalışmamız bugün itibarıyla zatı alilerin onayı ve imzası ile Resmi Gazete’mizde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

OVP merkezi yönetim bütçesinin hazırlanma sürecini başlatan temel dökümanımızdır. Temel ekonomik büyüklükleri, toplam gelir gider tahminlerini, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanını içeren temel politika dökümanıdır. 3 yıllık perspektif ile 2024-2026 dönemini kapsayacak olup Cumhurbaşkanı kararı ile resmileşmektedir. 2024-2026 dönemine ilişkin temel amaçlar, makroekonomik hedefler ve politikalar ile öncelikli yapısal alanlar yer almaktadır.

Bu yılki OVP’de ek 3 şeklinde yapısal reformlarımızı içeren takvim dahilinde ortaya koyan çalışmayı kamuoyu ile bugün paylaşmış oluyorum. OVP dediğimiz bir takım çalışmasıdır. Birçok kurulun, Bakanlığı katkı sunduğu uzun bir süreçle hazırlanmaktadır. 2 aylık bir süreçte hazırlandı. Birbirlerini tamamlayıcı, uyumlu bir ekip çalışması olduğunu ifade etmek isterim. Model çalışmaları yapıldı, Merkez Banka’mız başta olmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığımız başta olmak üzere ekonominin ana kurumları çalışmalara destek verdiler.

Sadece kamunun kendi içinde çalışmalarla yetinmedik sivil toplumun, paydaşların fikirlerini alarak istişare ederek programı hazırladık. İstişare ve ortak akıl bizim temel düsturumuz. Hangi alanda olursa olsun, öncelikle ilgili tarafları belirlemek onlarla istişare etmek politikaların etkinliğini artıran, sahiplenmeyi getiren bir süreç. Geniş istişarelerle bu planın hazırlandığını ifade edebilirim. İhracatçılar birliğinden, sendikalar, memur ve işçi sendikalarına varıncaya kadar, iş dünyasından sanayi odalarına, tarım sektörüne kadar bütün sektörlerle istişareler yaparak hazırladık.

Planın temel çatısını bu slaytta özetlemeye çalıştık. Ana çatıyı bu şekilde ifade edebiliriz. 3 yıllık dönemde neyi gerçekleştireceğiz diye sorduklarında, deprem afetinin yaralarını saracağız. Geleceğe dönük afetlerle ilgili riskleri azaltıcı yatırımları hayata geçeceğiz. İkinci temel amacımız makroekonomik ve finansal istikrarı sağlamak ve orta vadede tek haneli enflasyona ülkemizi kavuşturmaktır.

Para politikasını dönemin ihtiyaçlarına uygun uygulamaya devam edeceğiz. Merkez Bankamız araç bağımsızlığı çerçevesinde üzerine düşeni yapacaktır. Yapısal dönüşümlerde orta vadede somut etkiler bekliyoruz, kısa vadede yapısal dönüşümler gerçekleştiren ülke olarak beklenti kanalıyla olumlu etkileri artırmayı hedefliyoruz. Son 20 yılda ortalama 3,6 büyürken dünya ekonomisi son yıllarda yüzde 3’lere gerilemiş durumda. Bunu 25-26’ya uzattığınızda tablo fazla değişmiyor. Dünya ticareti büyümenin üstünde gerçekleşirdi bu yıl yüzde 2,3 büyüme bekleniyor dünya ticaretinde. Bu dönemin şartlarını iyi okuyarak politikalarımızı şekillendirmek durumundayız.

Son 20 yılda Türkiye’nin ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 5,5 olarak gerçekleşmişti. Dünyanın 2 puan üstünde büyüme performansı sergilemişiz. 2024’te yüzde 4,0, 2025’te yüzde 4,5, 2026’da yüzde 5,0 büyüme bekliyoruz. Bu yıl 1,67 milyar Dolar milli gelire ulaşacağız.  Kişi başına gelirin 2024’te 12,875, 2025’te 13,717, 2026’da 14,855 dolar olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Nüfusumuzun 88 milyon 750 bine ulaşmış olacak.

Ortalama olarak 4,5 büyüme kaydedecek. İstihdamda 2,7 milyon artış bekliyoruz. Yıllık 909 bin ilave, her yıl istihdamda artış bekliyoruz. Buna rağmen işsizlik oranında arzu ettiğimiz ölçüde gerileme olmuyor. İşgücü piyasasına katılım oranında hızlı yükseliş bekliyoruz. İşsizlik oranının 2024’te yüzde 10,3’e, 2025’te yüzde 9,9’a, 2026’da yüzde 9,3’e gerilemesini bekliyoruz. 2023 yılını %4,4’lik büyümeyle kapatmayı bekliyoruz.

“Muhalefetin bize destek vermesini bekliyoruz”

Programın Yılmaz tarından açıklanmasının ardından kürsüye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çıktı. Erdoğan’ın açıklamaları ise şöyle:

Kırklareli ve İstanbul’da yaşanan sellerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. OVP’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye’nin başta yönetimde istikrar olmak üzere nasıl büyük kazanımlar elde ettiğini her gün çok daha iyi görüyor ve idrak ediyoruz. Sadece Türk siyasi tarihine değil dünya literatürüne de geçen seçimleri hamdolsun tam bir demokratik olgunluk içinde tamamladık. Sandıkların açılmasıyla birlikte belirsizlikler ortadan kalktı, Türkiye’yi kimin yöneteceği belli oldu.

Seçimlerin üzerinden henüz bir hafta bile geçmeden kabinemizi açıkladık, ekonomide kurmay kadromuzu kurduk, yolculuğumuza süratle yeniden başladık. Eski Türkiye’nin alışkanlıklarından kendini kurtaramayanların durumunu içimiz acıyarak izliyoruz. 102 güne rağmen birileri hala kavga ve iç çekişmelerinden başını kaldıramazken biz işimizi yapıyoruz.

Mevcut belirsizliklere yenilerinin eklediği zor bir denklemde krizleri ülkemiz için fırsata çevirmek için çalışıyoruz. Biz Türkiye için en doğrusunu yapmanın peşindeyiz. Siyaseti de ikbal vasıtası olarak değil millete hizmet aracı olarak görüyoruz. Hiç kimseye ön yargıyla yaklaşmıyoruz. Ülkemizin faydasına olacak her türlü öneriyi değerlendirmeye hazırız.

Muhalefetin de geçmiş hatalarından ders alarak OVP gibi ülkemizin hayrına olan işlerde bize destek vermesini bekliyoruz.

Ekonomiyle ilgili planlarımızda 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilimizde yaşayan 14 milyonu etkileyen depremi asla göz ardı etmiyoruz. Ülke ekonomisine maliyeti 104 milyar doları bulan deprem felaketi yükümüzü ağırlaştırmaktadır. Küresel sorunlara ilaveten asrın felaketinin yol açtığı sıkıntılarla Türkiye mücadele etmektedir.

Geçici olarak enflasyonda yükseliş söz konusu. Geçiş döneminin sonrasında çok daha sağlıklı bir zeminde kalıcı olarak enflasyonu düşürmenin yolunu açmış oluyoruz.

2023 yılında yıl sonu TÜFE’nin yüzde 65 olmasını bekliyoruz. 2024 yıl sonunda TÜFE’nin %33,0, 2025 yıl sonunda %15,2, 2026 yıl sonunda %8,5 olmasını bekliyoruz.

İhracatın bu yıl 255 milyar, 2026’da 320 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Cari açığın -2’ler civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Yurt içi tasarruflarımızı artıracağız. 1,6 puan artış göstereceğini tahmin ediyoruz. Yıl sonunda cari işlemler açığının 4 milyar dolar olmasını bekliyoruz.

2023’te depreme ayırdığımız bütçe 762 milyar TL. 2024’te 1 trilyon 62 milyar TL. 3 trilyona yakın kaynağın afetin yaralarını sarmak için kullanılacağını ifade etmek isteriz. 2023 yıl sonunda bütçe dengesinin 1,63 trilyon TL açık vermesini bekliyoruz. 2023 yıl sonunda faiz dışı bütçe dengesinin 966,8 milyar TL açık vermesini bekliyoruz. Gelirlerimizde bir miktar artış öngörüyoruz. Gelirlerimizin milli gelire olan oranı 20,6’ya ulaşmış olacak. Bütçe açığı kademeli bir şekilde düşecek.

AB tanımlı borç stokunu da verdik. Türkiye bu açıdan dünyadaki en iyi ülkelerden biri. İyi ki böyle bir yapımız var, böyle değil borçlu yapıyla afete yakalansaydık bu çalışmaları gerçekleştiremezdik. Sağlam zemin afet konusunda da rahat şekilde vatandaşların yaralarını sarmamızı sağladı.

Yapısal reformları arz etmek istiyorum. Reform başlıklarımız; Büyüme ve Ticaret, Beşeri Sermaye ve İstihdam, Kamu Maliyesi, Afet Yönetimi, İş ve Yatırım Ortamını İyileştirme, Fiyat İstikrarı ve Finansal İstikrar, Yeşil ve Dijital Dönüşüm. 7 öncelikli yapısal alanı tarif ettik. Lojistik imkanları geliştireceğiz, madencilik gibi alanlarda önemli değişimler ve dönüşümlere imza atacağız. Bizim temel hedefimiz insanımıza hizmet, temeli de insan. İnsana yapılan yatırım sosyal refahı artırıyor, beşeri kanaldan ekonomiyi güçlendiriyor. Gençlere ve kadınlara yönelik politikaları odaklayacağımızı söyleyebilirim.

Enflasyon mücadele devam ederken finans piyasalarındaki reformlarla finans piyasalarını geliştirmeye devam edeceğiz. Emeklilik sistemleriyle ilgili yenilikler düşünüyoruz. Afet yönetimi konusunda kentsel dönüşümün hızlandırılmasına, yeni modellerden afet sigortalarının geliştirilmesi konusunda çeşitli başlıklarımız var.

Paylaşın

CHP’den Akşener’in Yerel Seçim Kararına İlişkin İlk Açıklama: Saygılıyız

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimlere yönelik kararına ilişkin değerlendirmede bulunan CHP’li Bülent Kuşoğlu, “Her partinin en doğal hakkı seçime ayrı girmesi” dedi ve ekledi:

“CHP bu seçimde de mevcut 11 büyükşehir belediye sayısını artırmak için çalışıyoruz. Şu an ittifak görüşmemiz yok ama kapımızı çalan olursa kapımız açık.. Ayrı ayrı girme kararına saygılıyız.”

Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu, Sözcü TV’de yaptığı açıklamada CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimlere yönelik ayrı girme kararına ilişkin ifadelerini aktardı.

Kuşoğlu, Akşener’in ifadelerine ilişkin, “Her partinin en doğal hakkı seçime ayrı girmesi. CHP bu seçimde de mevcut 11 büyükşehir belediye sayısını artırmak için çalışıyoruz. Şu an ittifak görüşmemiz yok ama kapımızı çalan olursa kapımız açık.. Ayrı ayrı girme kararına saygılıyız” dedi.

“İstanbul ve Ankara dahil ayrı gireceğiz”

Gazeteci Fatih Altaylı’ya açıklamalarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçimlere ilişkin İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde aday çıkaracaklarını söyledi. Akşener, küçücük ilçelerde işbirliği yapılabileceğini de ifade etti.

Paylaşın

İngiltere Hükümeti, Wagner’i ‘Terör Örgütü’ İlan Etmek İçin Harekete Geçti

İngiltere hükümeti, paralı asker şirketi Wagner’i “terör örgütü” ilan etmek için yasa tasarısı hazırladı. Tasarı parlamentoda kabul edildiği takdirde El Kaide ve IŞİD gibi yasaklı bir örgüt haline gelecek olan Wagner Grubu’nun varlıkları da “terör örgütü varlıkları” kapsamına girecek ve bu varlıklara el konulabilecek.

Haber Merkezi / Wagner lideri Yevgeny Prigojin, Kremlin’e karşı ayaklandıktan sonra Belarus Lideri Lukaşenko’nun araya girmesi ile geri çekilmiş ancak daha sonra şüpheli bir uçak kazasında hayatını kaybetmişti. Yevgeni Prigojin ve diğer üst düzey komutanlarla birlikte, 2020’de İngiltere tarafından yaptırım kapsamına alınmıştı.

İngiltere İçişleri Bakanı Suella Braverman, İngiliz basınına yaptığı açıklamada# Wagner”i yasaklamak için attıkları adımın nedenlerini sıraladı.

“Putin Rusyası’nın ülke sınırları dışında kullandığı askeri bir araç” olarak tanımladığı Rus paralı asker şirketini “vahşi” ve “yıkıcı” olarak nitelendiren Braverman, “Putin rejimi kendi yarattığı canavarla ne yapacağı konusunda karar verirken, Wagner’in devam eden istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri sadece Kremlin’in siyasi hedeflerine hizmet etmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Wagner’in Ukrayna, Orta Doğu ve Afrika’daki operasyonlarına işaret ederek, “Küresel güvenliğe tehdit oluşturuyorlar” ifadelerini kullanan İngiliz Bakan, “Bu nedenle onları terör örgütü olarak yasaklıyoruz ve Rusya’ya karşı yürüttüğü mücadelesinde de Ukrayna’ya elimizden gelen yardımı yapıyoruz” diye konuştu.

İngiltere’de ana muhalefetteki İşçi Partisi de bir süredir Wagner’in “terör örgütü” ilan edilmesini talep ediyordu. Dışişleri Bakanlığı ise Wagner’e karşı çeşitli yaptırımlar uygulamış, şirket yöneticilerinin varlıklarının dondurulmasına karar vermişti.

Wagner, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yanı sıra Suriye ve Libya ile Mali gibi Afrika ülkelerinde de kritik roller oynadı. Wagner savaşçılarına, cinayet ve işkence gibi suçlamalar yöneltildi.

ABD, 2020’de Wagner’in Libya başkenti Trablus etrafına mayın döşediğini açıklamıştı. Temmuz’da ise İngiltere Wagner’in Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde işkence ve infazlardan sorumlu olduğunu belirtmişti.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Allah’ın İzniyle Dize Getireceğiz

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayat pahalılığı ile mücadelemizin önünde en büyük nakısa tıpkı zehirli hava gibi her yere yayılmasıdır. Yıllık enflasyonun yükselmesi, hayat pahalılığı ile mücadelemizin daha sıkı yapmamızı gerektiriyor. Bu uzun ve sabır isteyen süreçtir. Allah’ın izniyle enflasyonu da dize getireceğimizi de tüm kalbimizle inanıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ülkemizde hayat pahalılığın gerekçelerine baktığımızda hammadde, bakliyat, enerji, işçilik, kira gibi unsurların öne çıktığını görüyoruz. Döviz kurları ve enflasyon da fiyatları doğrudan etkiliyor. Çalışanların ücretlerine yapılan her artış daha para insanların cebine girmeden kat be kat fazlasıyla her ürüne, hizmete yansıtılıyor. Petrol fiyatlarında her artış etiketlere aktarılırken düşüşler görmezden geliniyor. Aynı ürün ve hizmetin farklı yerlerde makasın çok açıldığı durumlar var. Kur ve enflasyondaki artış oranların ötesinde bir fiyatlama güdüsüyle karşı karşıyayız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık 4 saat süren Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Deprem bölgesi gündemimizin ilk sıralarındaydı. Kimi vicdan ve ahlak ukalaları hala depremzedelere hakaret etmekte, onların acıları üzerinde ısrar ederken biz yaraları sarmayı sürdürüyoruz. Yardımları sistemli bir şekilde ulaştırıyoruz. Şehirlerimizi hızla yeniden ayağa kaldırmak için bölgede ardı ardına temel atma törenleri gerçekleştiriyoruz. Adıyaman’da söz verdiğimiz 65 bine yakın konut ve köy evinin yarısından fazlasının inşasına başlamış olduk. Yerinde dönüşüm projemize Hatay’daki başvuru sayısı 86 bini geçti.

Bu şehrimizi de kısa sürede ayağa kaldırmanın gayreti içindeyiz. İnşallah yakında açılış törenleriyle yeni evlerine kavuşmanın sevincini depremzedelerimizle paylaşacağız. Ahlat ve Malazgirt’te Anadolu topraklarını bize ebedi vatan olarak bırakan ecdadımızı yâd ettik. Artık geleneksel hale gelen Ahlat programımızı zenginleştirdik. Malazgirt’te de gençlerimizin atalarının bin yıllık heyecanı, coşkusunu, azmini tüm canlılığıyla yaşattığının işareti olan etkinlikleri memnuniyetle izledik. 30 Ağustos’ta külliyemizde yapılan programı hep birlikte yaşadık. Cumhuriyetimizin 100. yılı anısına bestelenen marşı ilk defa dinleme imkanını bulduk.

Yeni Anayasa çağrısı

Adli yıl açılış töreninde ülkemizin adalet sisteminde bugüne kadar yaptığımız katkıları hatırlatırken yeni Anayasa çağrımızı tekrarladık. Yeni adli yılda tüm vatandaşlarımızın adalete erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi darbe anayasasından kurtarıp, demokrasimize yakışır sivil anayasaya buluşturma çabasını ittifak ortaklarımızla istişare içinde başlatacağız. TEKNOFES’tin Ankara organizasyonuna katılarak gençlerimizle geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan samimi bir hasbıhalde bulunduk. Başvuru ve ziyaretçi sayısı milyonlara ulaşan TEKNOFEST gençlerimizin zincirleri parçalayıp attığını gösteriyor. Her 1 Eylül’de olduğu gibi bu yıl da av sezonunun açılışı münasebetiyle balıkçılarımızı deryaya yolcu ettik.

Soçi’de sayın Putin’le oldukça kapsamlı ve verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Tahıl koridoru başta olmak üzere pekçok insani gündemin masada olduğu dönemde bu görüşmenin kıymetini tüm dünya tarafından takdir edildiğine inanıyorum. Yarın ekonomide önümüzdeki dönemin yol haritasını teşkil eden orta vadeli programın tanıtımını yapacağız. Hafta sonu G-20 liderler zirvesi için Hindistan’da olacağız. Bir hafta sonra BM’de görüşmeler yapmak üzere Amerika’ya gideceğiz. Ülkemizin 2023 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamları açıklandı.

Buna göre ilk çeyrekte yüzde 3,9 ikinci çeyreği yüzde 3,8 ile tamamladı. Böylece Türkiye ikinci çeyrekte OECD ülkeleri arasında Kosta Rika’nın ardından en yüksek oranda büyüyen ikinci devlet olmayı başardı. İkinci çeyrek ihracat rakamlarımızda da benzer tabloyu görüyoruz. Türkiye mal ve hizmet ihracatını artıran üç ülke arasında yüzde 2,3 oranı ile ikinci sırada yer alıyor. Orta yüksek ve yüksek teknoloji ürün ihracatımızın toplam ihracat içindeki payının yüzde 40’ı geçmesi bir diğer sevindirici haberdir.

Yaşadığımız deprem felaketi ve küresel ticarette yaşanılan küçülmeye rağmen elde ettiğimiz büyüme başarısı istihdam ve üretimin korumasını sağlamıştır. Pekçok uluslararası kuruluş ülkemizin 2023 büyümesiyle ilgili tahminleri yukarı yönlü revize etmeye başlamıştır. Esasen biz arkadan gelen düzeltme çabaları ile eskiden beri sıkça karşılaşıyoruz. Uluslararası kuruluşların bazısı art niyetli bazısı da potansiyelimizi kavrayamadığı için her alanda düşük rakamlar açıklıyor. Ülkemizde birileri yaydıkları yanlış malzemelerle destek verip, teşvik ediyor. Günün sonunda ortaya çıkan rakamlar elbette bu oyunu bozuyor. Buna rağmen ısrarla açıklama yapan kurumların kendi itibarlarına zarar verdiği açıktır.

Elbette meşakkatli yolda kimi zaman beklenmedik durumlarla karşılaştığımız, hatta küçük de olsa gerilemeler yaşadığımız oluyor. Ama her seferinde hızla toparlanıp eskisinden de iyi neticelerle yolumuza devam ediyoruz. Niyetler ve yaklaşımlar farklı olduğu için ekonomiden diplomasiye tüm alanlarda Türkiye’nin hayrına fikirler ortaya koyan, teklifler ortaya koyan az sayıda aydın görüyoruz. Türk siyasetinde kifayetsiz ve muhteris iklim maalesef bunları da zehirlemektedir. Ev, araba, hizmetine fahiş fiyatlar isteyerek enflasyonla mücadelemize zarar verenleri işte bu zehirli iklim yoldan çıkarmaktadır.

Enflasyon açıklaması

Sinsi operasyonların kol gezdiği sosyal medyadan etkilenerek bu furyaya katılanların sayısı az değildir. Hayat pahalılığı ile mücadelemizin önünde en büyük nakısa tıpkı zehirli hava gibi her yere yayılmasıdır. Yıllık enflasyonun yükselmesi, hayat pahalılığı ile mücadelemizin daha sıkı yapmamızı gerektiriyor. Bu uzun ve sabır isteyen süreçtir. Allah’ın izniyle enflasyonu da dize getireceğimizi de tüm kalbimizle inanıyoruz. Ülkemizde hayat pahalılığın gerekçelerine baktığımızda hammadde, bakliyat, enerji, işçilik, kira gibi unsurların öne çıktığını görüyoruz.

Döviz kurları ve enflasyon da fiyatları doğrudan etkiliyor. Çalışanların ücretlerine yapılan her artış daha para insanların cebine girmeden kat be kat fazlasıyla her ürüne, hizmete yansıtılıyor. Petrol fiyatlarında her artış etiketlere aktarılırken düşüşler görmezden geliniyor. Aynı ürün ve hizmetin farklı yerlerde makasın çok açıldığı durumlar var. Kur ve enflasyondaki artış oranların ötesinde bir fiyatlama güdüsüyle karşı karşıyayız.

Bu da karşımızdaki sorunun ekonomik değil psikolojik olduğuna işaret ediyor. Devlet olarak bir yandan hayat pahalılığını körükleyen psikolojik faktörler ve bu durumu fiyatlara yansıtanlarla mücadele ediyor bir yandan da enflasyonu düşürecek politikaları kararlılıkla yürütüyoruz. Vatandaşlarımızı bu zehirli iklimin yol açtığı zararlardan korumak için gereken adımları atıyoruz. Taşınmaz mallar, ikinci el araçların ticareti ile düzenleme yaptık. Sahte hesaplar üzerinden fiyat şişirenleri, bilgi kirliliğine yola açanları engellemek için para cezası müeyyidesi getirdik.

Otomobil bayisi ve galericilere 221 milyon lira idari para cezası kesildi. Fahiş fiyat ve stokçuluk yaptıkları tespit edilen perakendecilere 188,5 milyon lira ceza uygulandı. Yılbaşında tüketicilerin şikayetleri doğrultusunda hazırladığımız yeni düzenlemeler yürürlüğe girecek. Elektronik ticaret platformunun işleyişi yakından takip ettiğimiz hususlar arasındadır. Tüm denetim ve cezalar önemli olmakla birlikte bunun yanında kapatma ve men gibi cezaların daha caydırıcı hale gelmesi açıktır. İnşallah bu doğrultuda gereken adımları atacağız.

Mesele siyasi ve ekonomik manipülasyonları aşan insanlarımızın günlük hayattaki hak ve özgürlükleri hedef alan nobranlıklara varmıştır. Otobüslerde, yollarda, metrolarda insanlarımızı taciz noktasına varan küstahlıklarla karşılaşmaya başladık. Kültür, sanat ve spor gibi alanları bozgunculuk aracı haline getirmeye kalkanlar olduğunu görüyoruz. Bu ülkeyi bir avuç azınlığın malı gören müstekbirlerin devri çoktan kapanmıştır. Kibir kuleleri beyhude uğraş içindedir. Herkes tüm bireylerin var olma, yaşama, kendini ifade etme hakkına, oy tercihlerine saygı göstermek mecburiyetindedir. Sırf yabancı, başka dil konuşuyor diye, başını örtüyor, çarşaflı, başörtülü, sakallı, takkeli kişilere laf atmak asla kabul edeceğimiz davranış değildir.

İşine geldiği zaman başörtülüyü yanına al rozetini tak, öte yandan Marmaray’da başörtülü hanımlara hakaret et. Bu faşist zihniyet yargı önünde hesap vermeye mahkumdur. Bu tür azgın azınlık vakaların gerisinde mücadelemiz ilanihaye sürecektir. Açık konuşuyorum; kim olduğunuzu, niçin böyle yaptığınızı, neyi amaçladığınızı ve bunun için neleri kullandığınızı biliyoruz. Biz hala aynı yerde duruyoruz; başaramayacaksınız. Bu millet mandacı zihniyetinize, sapkın yöntemlerinize eyvallah etmedi etmeyecek. Bunu 14 Mayıs’ta 28 Mayıs’ta gördük. Milletin size attığı şamardan hala ders almadınız, akıllanmadınız ve hala akıllanmıyorsunuz.

Gerek bölgedeki aktörler gerek bölge dışındaki aktörler şu tarihi hakikatleri kabul etmek durumundadır. Irak ve Suriye’yi içine alan coğrafyanın demografik gerçeklerini dikkate almayan hiçbir tasarrufun başarı şansı yoktur. 1,5 asırdır bölgede hüküm süren kargaşanın, yaşanan acıların, zulümlerin sebepleri ortadadır. Bölge işbirlikçi küçük kesim dışında kimseye faydası olmayan emperyalist hesapların arenası haline getirilmiştir. Irak’ta 2 milyon Suriye’de 1 milyon insanın ölümüne yol açan işgallerin kanlı izleri hafızalarımızda hala canlıdır.

“Her kesimi kucaklayan, zor günlerinde yanında olan yaklaşım sergiliyoruz”

Mekke’deki Kabe ve Medine’deki Mescid-i Nebevi’den sonra üçüncü kutsal mabedimiz Mescid-i Aksa sık sık kirli postalların tacizine uğruyor. Herkesin huzursuz olduğu bir tek terör örgütlerinin memnuniyet duyduğu tabloyu kabul etmiyoruz. Her kesimi kucaklayan, zor günlerinde yanında olan yaklaşım sergiliyoruz. Aynı zamanda bölgenin dengelerini gözeten hareket tarzı izliyoruz. Kerkük merkezli olarak yaşanan tartışmalara bu zaviyeden bakıyoruz. Doğru, sağlıklı, sürdürülebilir çözümün Kerkük başta olmak üzere bölgenin demografik gerçeğinden bir çözüme inanıyoruz.

Son günlerde yaşanan gelişmeler endişelerimizin ve ikazlarımızın haklılığını açıkça gösteriyor. Rejimin çözümün değil sorunun parçası olma inadı bölgedeki sıkıntıları daha da derinleştiriyor. Suriye’nin toprak bütünlüğü demografik gerçeklerine dayalı çalışmayı sürdürmekte kararlıyız. Amerika, Rusya, İran ve rejim dahil tüm tarafları bu doğrultuda gayret sergilemeye davet ediyoruz. Rusya Ukrayna savaşının sürdüğü, Kafkaslar’da Ermenistan’ın kışkırtıcılığı, Balkanların yeniden çatışmaya sürüklenmeye istediği bir dönemde güney bölgemizin istikrar ve güvenliği ülkemizin öncelikli gündeminde yer almayı sürdürecektir.

Milletimize meydanlarda verdiğimiz sözleri, ülkemizin ve küresel ekonominin şartlarını da gözönünde bulundurarak hayata geçiriyoruz. Yüksek öğretimde olan öğrencilerimize taahhüdümüz olan konuyu değerlendirdik. Nihai çalışmaya göre bir sonraki toplantımızda her iki konuyla ilgili detayları gençlerimizle paylaşacağız. Evlenecek gençlerimize kredi meselesi yakın takibimizdedir. Aile yapısının korunması ve istikbalimiz adına önem verdiğimiz bu projemizi gerçekleştirmekte kararlıyız.

2024 yılında çiftçilere desteklerimizi verimliliği esas alan yaklaşımla sürdüreceğiz. Hububat için mazot ve gübre destekleri Kasım’dan itibaren çiftçilerimizin Ziraat Bankası hesaplarında tanımlanmıştır. Buradan bir müjdemizi çiftçilerimizle paylaşmak istiyorum. Mart ayında ödenecek olan buğday, arpa, yulaf, çavdar, çeltik üreticilerimizin mazot ve gübre desteklerini 2023 ekim ayından itibaren Ziraat Bankası hesaplarında tanımlayacağız. Ödemeyi öne çekerek üreticilerimizin yanında olacağız. Toplam 11,5 milyar lira desteği sunacağız.

Son 21 yıldır asla taviz vermediğimiz prensiplerin başında çalışanlarımızı enflasyona karşı koruma ilkesi vardır. Hakem kurulumuz memur maaşlarına dair kesin kararını geçtiğimiz günlerde verdi. Gerek maaş artış oranlarının gerekse ek kazanımların hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca 2023-2024 eğitim öğretim yılıyla ilgili hazırlıklarımızı gözden geçirdik. Daha önce ataması yapılan 49 bin öğretmenimiz görevine başladı. Bu sene ilk kez okulla tanışan evlatlarımızın uyum haftası ve öğretmenlerimizin seminer dönemi başlamış oldu. Eğitim ve öğretim yılında tüm öğretmen ve öğrencilerimize Rabbimden başarılar niyaz ediyorum. Bu duygularla sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, 2 Milyon Afgan’a Daha Gıda Yardımını Kesiyor

Birleşmiş Milletler’in (BM) Dünya Gıda Programı (DGP), finansman açığı nedeniyle 2 milyon Afgan’a daha gıda yardımını keseceğini duyurdu. Kuruluş, nisan ve mayıs aylarında yaptığı açıklamada, 8 milyona yakın Afgan vatandaşına yönelik gıda yardımının kesilmek zorunda kaldığını bildirilmişti.

DGP, bu ülkede özellikle zor durumdaki kadın ve çocukların gıda sorunlarına çare bulmayı hedefliyor.

DGP Afganistan Direktörü Hsiao-Wei Lee, yeteri kadar mali destek alamadıkları şikayetinde bulunarak, “Zaten endişe verici seviyelerdeki açlık ve yetersiz beslenme sürerken, şimdi de açlar ile açlıktan ölmek üzere olanlar arasında seçim yapmak zorunda kalacağız. Milyonlarca aileyi bir sonraki yemek öğünleri için çaresiz durumda bırakıyoruz. Biz kalan az sayıdaki kaynağımızla, mutlak yoksulluğun eşiğinde olan bu insanlara hizmet edemeyiz.” dedi.

Birleşmiş Milletler’in (BM) Dünya Gıda Programı (DGP), önemli mali kesintiler nedeniyle bu ay Afganistan’daki 2 milyon gıdaya erişimi olmayan insanın daha öngörülen gıda yardımından çıkarılması gerektiği uyarısında bulundu.

Dünya Gıda Programı’ndan yapılan yazılı açıklamada, son mali kesinti ile birlikte bu yıl ülkede BM desteğinden mahrum kalacak kişi sayısının 10 milyona ulaşacağı kaydedildi.

Açıklamaya göre, yeni kesintilerle birlikte BM Gıda Programı, Afganistan’da temel gıda maddelerine ulaşamayan 15 milyon insanın yaklaşık sadece 3 milyonuna gıda yardımı sağlayabilecek.

DGP Afganistan Direktörü Hsiao-Wei Lee, yeteri kadar mali destek alamadıkları şikayetinde bulunarak, “Zaten endişe verici seviyelerdeki açlık ve yetersiz beslenme sürerken, şimdi de açlar ile açlıktan ölmek üzere olanlar arasında seçim yapmak zorunda kalacağız. Milyonlarca aileyi bir sonraki yemek öğünleri için çaresiz durumda bırakıyoruz. Biz kalan az sayıdaki kaynağımızla, mutlak yoksulluğun eşiğinde olan bu insanlara hizmet edemeyiz.” dedi.

BM dışında birçok uluslararası insani yardım kuruluşları da Taliban’ın Ağustos 2021’de yönetimi ele geçirmesi ve ardından gelen ekonomik çöküşün ardından Afganlara gıda, eğitim ve sağlık desteği sağlamaya çalışıyor.

BM’nin kuruluşu, nisan ve mayıs aylarında yaptığı açıklamada, 8 milyona yakın Afgan vatandaşına yönelik gıda yardımının kesilmek zorunda kaldığını bildirilmişti.

DGP, bu ülkede özellikle zor durumdaki kadın ve çocukların gıda sorunlarına çare bulmayı hedefliyor.

Son kesintilerin sayıları 1,4 milyonu bulan ve özellikle yeni doğum yapmış veya hamile kadınların sağlığına önemli zararlar vereceği uyarısında bulunan DGP, çocukların açlığa daha fazla sürüklenmesi nedeniyle önümüzdeki aylarda beslenme merkezlerine yönelik başvurularda önemli bir artış yaşanacağı saptamasında bulundu.

Açıklamada, önümüzdeki altı ay boyunca, ülkede 21 milyon kişinin asgari gıda ve beslenme ihtiyacını karşılamak için 1 milyar dolara ihtiyaç olduğu bildirildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Osman Kavala, Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne Aday

Osman Kavala, Justyna Wydrzynska ve Yevgeniy Zakharov, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da bugün toplanan Vaclav Havel Ödülü paneli tarafından finalist olarak belirlendi. Ödülü kazanan isim 9-13 Ekim 2023 tarihleri arasında açıklanacak.

Prag merkezli Vaclav Havel Library ve Charta 77 Vakfı ile işbirliği çerçevesinde 2013 yılından bu yana Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) tarafından verilen ödül, bir diploma, bir plaket ve 60 bin euro’dan oluşuyor.

Gezi davasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen iş insanı Osman Kavala, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) tarafından her yıl insan hakları savunucularına verilen Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’nde üç finalistten biri olarak seçildi.

Osman Kavala’ya ek olarak Justyna Wydrzynska (Polonya) ve Yevgeniy Zakharov (Ukrayna) Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da bugün toplanan Vaclav Havel Ödülü paneli tarafından finalist olarak belirlendi.

Osman Kavala 2019 yılında AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) önünde Ankara’ya karşı kazandığı hak ihlali davasının ardından Avrupa Konseyi gündeminden düşmüyor. AİHM, Kavala’nın gözaltı ve tutukluluk koşullarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğu sonucuna varmış ve “derhal serbest bırakılmasına” hükmetmişti.

AİHM’nin Kavala kararı 2020’den bu yana Avrupa Konseyi’nin karar organı Bakanlar Komitesi gündeminde. Bakanlar Komitesinin önümüzdeki haftalardan itibaren konuyu daha kapsamlı biçimde ele alması bekleniyor. Konu, Vaclav Havel Ödülü’nü veren AKPM’nin Türkiye raporlarında da dile getiriliyor. AKPM Türkiye raportörleri bu yıl başında Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret etmişti.

Diğer finalistlerden Polonyalı hukukçu Justyna Wydrzynska, ülkesinin önde gelen kadın hakları savunucularından biri olarak tanınıyor. “Abortion Dream Team” adlı kolektifin öncülerinden olan Wydrzynska, 2006’dan bu yana Polonya’nın kısıtlayıcı kürtaj yasalarına karşı mücadelesi nedeniyle Vaclav Havel Ödülü finalistleri listesine dahil edildi.

Son finalist Yevgeniy Zakharov ise ülkesi Ukrayna’nın önde gelen insan hakları savunucuları arasında. Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliği’nin kurucusu ve Harkiv İnsan Hakları Koruma Grubu’nun direktörü olan Zakharov, Ukrayna ve eski Sovyet cumhuriyetlerinde vicdani retçilere yönelik baskıları belgelemekle ün yapmış bir isim. Zakharov 2022 yılında Rusların işlediği savaş suçları hakkında kanıt toplayan “Tribunal for Putin” adlı sivil toplum kuruluşları koalisyonunun da kurucuları arasında yer alıyor.

9 Ekim’de açıklanacak

Vaclav Havel Ödülünü kazanan isim AKPM’nin 9-13 Ekim 2023 tarihleri arasında Strasbourg’da düzenlenecek genel kurul toplantıları sırasında açıklanacak. Prag merkezli Vaclav Havel Library ve Charta 77 Vakfı ile işbirliği çerçevesinde 2013 yılından bu yana AKPM tarafından verilen ödül, bir diploma, bir plaket ve 60 bin euro’dan oluşuyor.

Ödül 2017 yılında, Gülen yapılanmasına üye olduğu gerekçesiyle yargılanan eski YARSAV başkanı Murat Arslan’a verilmiş, Ankara bu karara tepki göstererek Avrupa Konseyi bütçesine katkısını azaltmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Bakan Fidan’dan Ankara – Atina Arasında ‘Yeni Dönem’ Vurgusu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan ile ilişkilerde “yeni ve olumlu bir döneme” girildiğini belirterek, “Komşumuz Yunanistan ile ön koşulsuz olarak diyaloğu sürdürmeye ve ilişkilerimizi her alanda ortak menfaatler temelinde geliştirmeye hazırız. Sorunlarımızı karşılıklı hak ve çıkarlara saygılı ve uluslararası hukuk temelinde çözebiliriz” dedi.

Bakan Fidan, “Geçtiğimiz temmuz ayında düzenlenen NATO zirvesi esnasında Sayın Cumhurbaşkanımız ile Yunanistan Başbakanı bir araya gelmişlerdi. O dönemde iki lider tekrar olumlu bir hava içerisinde iki ülke arasındaki ilişkilerin ele alınmasını, sorunların yeni bir perspektifle çözülmesi konusunda fikir birliğine varmışlardı. Dışişleri bakanlarına da bu konuda görev vermişlerdi” diye konuştu.

Ankara’ya bir çalışma ziyareti düzenleyen Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Bakanlar görüşmenin ardından yaptıkları açıklamalarda olumlu mesajlar verdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile görüşmesinin ardından, “Komşumuz Yunanistan ile ön koşulsuz olarak diyaloğu sürdürmeye ve ilişkilerimizi her alanda ortak menfaatler temelinde geliştirmeye hazırız. Sorunlarımızı karşılıklı hak ve çıkarlara saygılı ve uluslararası hukuk temelinde çözebiliriz” dedi.

Yunanistan ile ilişkilerde “yeni ve olumlu bir döneme” girildiğini belirten Fidan, “Geçtiğimiz temmuz ayında düzenlenen NATO zirvesi esnasında Sayın Cumhurbaşkanımız ile Yunanistan Başbakanı bir araya gelmişlerdi. O dönemde iki lider tekrar olumlu bir hava içerisinde iki ülke arasındaki ilişkilerin ele alınmasını, sorunların yeni bir perspektifle çözülmesi konusunda fikir birliğine varmışlardı. Dışişleri bakanlarına da bu konuda görev vermişlerdi” diye konuştu.

Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs

Sorunların iki komşu ve müttefik arasında yapıcı diyalog yoluyla çözüleceğine dair inancını yinelediğini ifade eden Fidan, görüşmede Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunların kapsamlı şekilde değerlendirildiğini belirtti. Fidan, “Ege’de görüş ayrılıklarımız var. Bunları geçmişte istişari görüşmelerde de ele alıyorduk. Sürecin önümüzdeki dönemde yeniden başlaması üzerinde durduk. Sorunların çözümüne yeni yaklaşımlar getirmek konusunda hemfikir olduk. Doğu Akdeniz bağlamında Türkiye olarak her zaman hakça paylaşım ilkesini savunduk. Kıbrıs meselesi konusunda da mevkidaşım ile görüş alışverişinde bulunduk. Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin görüşlerimiz belli. İki garantör ülke olarak bu konuyu görüşmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Görüşmede yasa dışı göç  konusunun da ele alındığını ifade eden Fidan, “Yasa dışı göç konusu rekabet değil, iş birliği alanı olmalı” dedi.

“Türkiye’nin AB yönelimini destekliyoruz”

Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis  ise görüşmede Kıbrıs, Türkiye’nin AB yönelimi, göçmen konusu gibi konuların gündeme geldiğini belirtti.

Yunan Bakan şöyle konuştu: “Kıbrıs konusu ile ilgili olarak bizim tezlerimiz, görüşlerimiz biliniyor. Burada asıl kritik olan adım görüşmelerin bir an önce başlaması. Türkiye’nin AB yönelimi ile ilgili olarak da şunu söyleyebilirim ki, Yunanistan uzun yıllardır Türkiye’nin AB yönelimini desteklemekte; tabii bunu yaparken de Türkiye’nin AB kriterlerini yerine getirmesi koşuluyla bu desteği sağlamakta… Üyelikle ilgili müzakerelerin elimizden gelen katkıyı sağlamaya hazır olduğumuz belirtmek istiyorum.”

Türkiye ve Yunanistan cumhurbaşkanlarının iki hafta sonra New York’taki BM Genel Kurulu marjında bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmelere ekim ayında Yunanistan’da bakan yardımcıları düzeyinde siyasi istişarelere ve ortak eylem planı toplantıları ile devam edilmesi planlanıyor.

Paylaşın

İBB’nin Resim Sergisine Soruşturma; İmamoğlu: Kepazelik

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Feshane’deki resim sergisine yönelik soruşturma başlatılmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Utanç verici, demokrasi adına bir kepazelik” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Unkapanı Yağmursuyu Tüneli’nin Kazılmasını Tamamlayan Tünel Delme Makinesi Çıkış Töreni”nin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Birgün’ün aktardığına göre; İBB’nin resim sergisine başlatılan soruşturmaya tepki gösteren İmamoğlu, “Her gün çok şaşırmaya devam ediyoruz. Bir yanıyla şaşırtan, bir yanıyla da şaşırtmayan bir sürecin devamı bu” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şunları söyledi: “Öyle devasa bir suçlama ki ‘halkı kin ve nefrete yönlendiren çalışmalar’ diye niteleyen bir savcılığın ifade çağrısı. Bakın bir ülkede ekonomik refahı ve huzuru demokrasideki gelişmişliği ile çok paraleldir. Şu atılan adımlara bakıyorum, Feshane’de açılan bir sergi üzerinden adalet adına bir savcının yazdığı çağrıya bakıyorum, utanç verici!”

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Siz bütün dünyaya diyorsunuz ki ‘Arkadaş bizde demokrasi yok, hele sanata da bir saygı yok vs. Böyle bir ortamı yaratıyorsun ki kimse bu ülkeye gelmesin. Hükümetin içindeki aklı başında insanları göreve davet ediyorum. Ülkemize, milletimize bu denli kalıcı hasar vermeye hazır, tetikte bekleyen insanlara tedbir alsınlar.”

“Seçime gittikçe, zaman azaldıkça bu işler artıyor” diyen İmamoğlu, “Demokrasi adına bir kepazelik” tepkisini gösterdi.

Ne olmuştu?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin 23 Haziran’da açılışını yaptığı Art İstanbul Feshane’deki ‘Ortadan Başlamak’ isimli sergi hedef gösterilmişti.

Serginin yandaş basın organlarının yanı sıra sosyal medyada bazı kullanıcılar tarafından hedef gösterilmesi üzerine LGBTİ propagandası, cinsel içerikli tabloların bulunduğunu iddia eden bir grup gerici Feshane’de açıklama yapmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB’nin Artİstanbul Feshane’de açtığı ‘Ortadan Başlamak’ adlı sergiye “halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan” soruşturma başlattı.

Yazıda, serginin organizasyon ve düzenlenmesinden sorumlu kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilerek ivedilikle savcılığa bildirilmesi istendi. İBB’nin sorumluları bildirmesinin ardından savcılığın bu isimlerin ifadesine başvurulacağı belirtildi.

Paylaşın