CHP’de “Meral Akşener” Sessizliğinin “İki Nedeni”

Seçim yenilgisini büyük ölçüde CHP’ye yıkan İYİ Parti Lideri Akşener’in açıklamalarına, CHP kanadından bu güne kadar tatmin edici bir yanıt verilmedi. CHP’li kurmaylara göre bu sessizliğin iki nedeni var.

Birincisi Akşener’in parti içinde yaşadığı sorunları aşmak için bu çıkışları yaptığı düşünülüyor. Akşener’in açıklamalarına cevap verilmemesinin ikinci nedeni ise her ne kadar ittifaklara kapının kapandığı söylense de olası yerel seçim iş birliğini düşünerek daha fazla hasara yol açmamak.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimi seçim yenilgisi sonrası iki ateş arasında. Bir tarafta en büyük ittifak ortağı İYİ Parti’den gelen suçlamalar var, diğer tarafta kurultaya giderken parti içi tartışmalar sertleşiyor. Seçim yenilgisini büyük ölçüde CHP’ye yıkan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir yanıt gelmedi. Kılıçdaroğlu’nun eski-yeni kurmayları da sessiz.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre; Bu sessizlik bilinçli bir tercih. Akşener ile polemiğe girmeyeceklerini söyleyen CHP’li kurmaylara göre bu sessizliğin iki nedeni var.

Birincisi Akşener’in parti içinde yaşadığı sorunları aşmak için bu çıkışları yaptığı düşünülüyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği 50+1’in ittifakları zorunlu kılarak partileri kimliksizleştirdiği eleştirisine katılan kurmaylara göre 2 seçimdir ittifak sistemi içinde yer alan İYİ Parti kendisini, farkını anlatamadığı bir sıkışmışlık içinde. Hem dünyada hem de Türkiye’de milliyetçilik yükselirken bir sol partiyi destekler görünen İYİ Parti’nin kimlik bunalımı yaşadığına dikkat çekenler, bu sıkışmışlıktan çıkış için yeni politika üretmeleri gerektiğini söylüyor, “Süreci iyi yönetebilseler gelecekleri olabilir ama aceleci, isyankar, saldırgan tutumla bu imkanı kaçırıyorlar” diyorlar.

Akşener’in açıklamalarına cevap verilmemesinin ikinci nedeni ise her ne kadar ittifaklara kapının kapandığı söylense de olası yerel seçim iş birliğini düşünerek daha fazla hasara yol açmamak.

2019 yerel seçim iş birliği sürecinde de birçok sorun yaşandığını hatırlatan CHP’li kurmaylar, “Aynı kapsamda olmasa da iş birliği olasılığı halen var. Bu bir genel seçim değil. Her belediye başkanlığı ayrı değerlendirilir. Bir yol bulunur yoksa İYİ Parti bu sorumluluğu alamaz. Şu an öfkeyle davranıyorlar. Ama seçim sathına girildiğinde tutum değişebilir. Tutum değişmezse de seçmen bir yol bulacaktır” diyor.

Bu arada yerel seçimlerin, en çok oyu alanın kazandığı tek turlu bir seçim olduğunun altını çizen CHP’ye göre İYİ Parti doğru politikalar izlerse seçime ayrı girerek de iktidar blokunu bölmeye fayda sağlayabilir.

Yapılan açıklamaların içeriği ve dilinin İYİ Parti’ye zarar verdiğini, oylarını aşağı çektiğini söyleyen bir CHP’li kurmaya göre İYİ Parti bu yıkıcı tavrını sürdürürse kendisi yok olur.

CHP yönetimi iki ateş arasında dedik. Kasım ayı başında yapılması planlanan kurultay süreci de sancılı geçiyor. Öyle ki, “CHP baraj altında kaldığında bu kadar sert eleştirilmemişti” deniliyor.

CHP yönetimi yaşanan durumu genel başkan adaylığını açıklayan Grup Başkanı Özgür Özel gibi “duygusal kopuş yaşanıyor” şeklinde değerlendirmiyor. “Kopuş değil öfke var” diyen bir kurmay “12. kattan düştük. Yenilgi büyük. Seçim sonrasını da iyi yönetemedik. Yeterli açıklamalar yapılmadı, üstüne artan ekonomik sorunlar karşısında bize oy veren seçmenimiz kendini yalnız hissetti. Bu öfkeyi büyüttü. Ama bunu bir duygusal kopuş olarak görmek doğru değil” diyor.

CHP yönetimi yaşanan büyük yenilgiye karşın bardağın dolu tarafını görmekten yana. Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun aldığı yüzde 48 oy, CHP’ye oy verebilecek yüzde 48 oy olarak görülüyor. Bu potansiyelin iyi değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Bunun için de yerel seçim işaret ediliyor.

CHP yönetimine göre 2023 seçimi henüz tamamlanmadı. Erdoğan’ın da başta İstanbul olmak üzere bir önceki yerel seçimde el değiştiren bazı kritik illeri yeniden kazanması durumunda seçimin tamamlanacağı bakışı içinde olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle CHP yönetimi mevcut belediyeleri koruyup üstüne Bursa, Balıkesir, Denizli gibi yeni kentleri ekleyip bir denge kurabileceğini, yeniden umut yaratabileceğini hesaplıyor.

Yerel seçim çalışmasının hız kazanması için kurultay sürecinin tamamlanması gerekiyor. Kasım ayı başında gerçekleşecek büyük kurultayda sürpriz beklenmiyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun delegelerin üçte ikisinin oyuyla yeniden genel başkan olacağı beklentisi yüksek.

CHP’li yetkililer seçim stratejisi ile ilgili çalışmanın yeni yönetimle birlikte şekilleneceğini kaydetse de kulislerde “sert” bir kampanya hazırlığında olunduğunu söyleyenler var. Özellikle büyükşehirlerde, “Ya Erdoğan ya Yavaş”, “Ya Erdoğan ya İmamoğlu” gibi mevcut iktidarla karşıtlığı gösteren bir dil kullanılması gerektiğini savunanlar var. Bu stratejinin muhalefetin önde olduğu metropol kentlerde uygulanabileceği, diğer büyükşehir ve illerde ise yerelin özelliklerine göre hizmet odaklı bir kampanya yürütüleceği kaydediliyor.

Yerel seçim sürecinde ittifaklar, adaylar, kampanya dili bugünden tartışılsa da bunların somutlaşması için CHP’nin kongre sürecinin tamamlanması gerekiyor. Bu da tartışmaların en az 2 ay daha devam etmesi anlamına geliyor.

Paylaşın

ABD’li İstihbarat Yetkilisi: Ukrayna’da Savaş Bitti, Rusya Kazandı

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, Beyaz Saray’ın ateşkes söylemlerini reddetmeye devam etmesiyle birlikte bir dönüm noktasında olduğunu yazan ABD’li gazeteci Seymour Hersh, yazısında ABD’li istihbarat kaynağının şu sözlerini aktardı:

“Savaş bitti. Rusya kazandı. Artık Ukrayna taarruzu yok ama Beyaz Saray ve Amerikan medyası bu yalanı sürdürmek zorunda. Gerçek şu ki Ukrayna ordusuna taarruza devam etme emri verilirse ordu isyan eder. Askerler artık ölmek istemiyor ama bu, Biden’ın Beyaz Saray’ı tarafından yazılan yalanlara uymuyor.”

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in Economist’e verdiği mülakata değinen Hersh, Ukraynalı mültecilere ev sahipliği yapan ve savaşın sona ermesini isteyen bölgedeki liderlere “iç savaş” tehdidinde bulunduğunu yazdı:

“Economist’in yazdığı üzere Zelenskiy, mülakatta şu uyarıda bulundu: ‘Avrupa ülkelerindeki milyonlarca Ukraynalı mültecinin ülkelerinin terk edilmesine nasıl tepki vereceklerini tahmin etmenin bir yolu yok.’ Zelenskiy, Ukraynalı mültecilerin ‘konuk oldukları ülkelere iyi davrandıklarını ve kendilerini barındıranlara minnettar olduklarını’ ama Ukrayna’nın yenilgisinin ‘insanları köşeye sıkıştırmasının’ Avrupa açısından ‘hayırlı bir hikâye’ olmayacağını ifade etti. Bu bir iç ayaklanma tehdidinden başka bir şey değildi.”

ABD’li gazeteci Seymour Hersh, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, Beyaz Saray’ın ateşkes söylemlerini reddetmeye devam etmesiyle birlikte bir dönüm noktasında olduğunu yazdı.

ABD istihbaratından kaynağının görüşlerine yer verdiği yazısında Hersh, son başarısız taarruzunun ardından Ukrayna ordusunun artık zafer kazanma şansı olmadığını, Zelenskiy’in ise savaşın sona ermesini isteyen ve Ukraynalı mültecilere ev sahipliği yapan Avrupa ülkelerine yönelik “iç savaş” tehdidine başvurduğunu belirtti.

Hersh’ün yazısının tamamı Harici’de Emre Köse’nin çevirisiyle yayımlandı.

“Güncel istihbarata erişimi olan bir yetkilinin bana söylediğine göre savaş, Zelenskiy’in ısrarı yüzünden devam ediyor” diye yazan Hersh şunları kaydetti:

“Ne onun karargahında ne de Biden’ın Beyaz Saray’ında ateşkesle ilgili herhangi bir bahis söz konusu ve katliamı sona erdirecek müzakerelere de ilgi yok. Yetkili, Ukrayna ordusunun haftada metre olarak ölçtüğü birkaç dağınık bölgede toprak kazanırken, şaşırtıcı kayıplara uğrayan taarruzda aşamalı ilerleme kaydedildiği iddialarından söz ederek ‘Bunların hepsi yalan’ dedi”.

Hersh’ün aktardığına göre sözkonusu ABD’li yetkili “Haziran taarruzunun ilk günlerinde Ukrayna’nın, Rusya’nın üç zorlu beton savunma bariyerinden ağır tuzaklı olan ilkine ya da yakınına bazı erken sızmaları oldu ve Ruslar onları içeri çekmek için geri çekildi. Ve tamamı öldürüldü” dedi.

CIA analistlerinin Ukrayna’daki savaşın başarıya ulaşma ihtimali konusunda Savunma İstihbarat Teşkilatı’ndaki (DIA) meslektaşlarına kıyasla sürekli olarak çok daha şüpheci bir tutum sergilediklerini yazan Hersh ABD medyasınınsa bu ihtilafı görmezden geldiğini kaydetti.

Zelenskiy’in Economist’e verdiği mülakata değinen Hersh, Ukraynalı mültecilere ev sahipliği yapan ve savaşın sona ermesini isteyen bölgedeki liderlere “iç savaş” tehdidinde bulunduğunu yazdı:

“Economist’in yazdığı üzere Zelenskiy, mülakatta şu uyarıda bulundu: ‘Avrupa ülkelerindeki milyonlarca Ukraynalı mültecinin ülkelerinin terk edilmesine nasıl tepki vereceklerini tahmin etmenin bir yolu yok.’ Zelenskiy, Ukraynalı mültecilerin ‘konuk oldukları ülkelere iyi davrandıklarını ve kendilerini barındıranlara minnettar olduklarını’ ama Ukrayna’nın yenilgisinin ‘insanları köşeye sıkıştırmasının’ Avrupa açısından ‘hayırlı bir hikâye’ olmayacağını ifade etti. Bu bir iç ayaklanma tehdidinden başka bir şey değildi.”

“Savaş bitti, Rusya kazandı”

Yazısının sonunda ise Hersh ABD’li istihbarat kaynağının şu sözlerini aktardı: “Savaş bitti. Rusya kazandı. Artık Ukrayna taarruzu yok ama Beyaz Saray ve Amerikan medyası bu yalanı sürdürmek zorunda. Gerçek şu ki Ukrayna ordusuna taarruza devam etme emri verilirse ordu isyan eder. Askerler artık ölmek istemiyor ama bu, Biden’ın Beyaz Saray’ı tarafından yazılan yalanlara uymuyor.”

Paylaşın

CHP İstanbul İl Kongresi: Kılıçdaroğlu’ndan Adaylara “Çalışın” Talimatı

CHP’de gözler, 8 Ekim’de yapılması planlanan İstanbul il kongresine çevrildi. Özgür Çelik, Cemal Canpolat, Gürsel Tekin, Mehmet Ali Yüksel, Selçuk Sarıyar gibi isimlerin başkanlık için çalışmalarına hız verdiği öğrenilirken, Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle görüşen adayların her birine “çalışın” dediği belirtildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen pazar günü İstanbul il merkezinde 39 ilçe başkanıyla bir araya geldiği toplantıda il başkanlığı adayını tarif etmişti. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul il başkanlığı profiline ilişkin Canan Kaftancıoğlu ile çıta yükseldiği, çıtayı daha da yükseltecek birisinin olması gerektiği düşüncesinde olduğu vurgulandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il kongreleri devam ederken gözler, 8 Ekim’de yapılması planlanan İstanbul il kongresine çevrildi. İl başkanlığı için adaylığı konuşulan Özgür Çelik, Cemal Canpolat, Gürsel Tekin, Mehmet Ali Yüksel, Selçuk Sarıyar gibi isimlerin çalışmalarına hız verdiği öğrenildi.

Cumhuriyet’ten Nagihan Yılkın’ın haberine göre, bu süreçte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle görüşen adayların her birine “çalışın” dediği belirtildi. Her adayın ‘ortak aday’ olma isteği de kulislere yansıdı.

Öne çıkan isimler hakkında henüz ortak bir kanıya varılamadığı çekişmeli bir yarışın süreceği gelen bilgiler arasında. Onursal Adıgüzel’in de adının geçtiği adaylık yarışında değişimciler adaylarının Bahçelievler ilçe başkanı Özgür Çelik olduğunu söyledi. Diğer tarafta da İBB Meclis Üyesi Selçuk Sarıyar’ın ismi ön plana çıkıyor.

Değişimcilere karşı olanların Selçuk Sarıyar’ı desteklediği iddiası gündemde. Ancak CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, bir aday belirlemeden kendi isminin herhangi bir adayla yan yana gelmesini istemediği ifade ediliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen pazar günü İstanbul il merkezinde 39 ilçe başkanıyla bir araya geldiği toplantıda il başkanlığı adayını tarif etmişti. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul il başkanlığı profiline ilişkin Canan Kaftancıoğlu ile çıta yükseldiği, çıtayı daha da yükseltecek birisinin olması gerektiği düşüncesinde olduğu vurgulandı.

Paylaşın

Akşener’in İzmir Hamlesine Soyer’den Yanıt: Ankara Ve İstanbul Müzakeresi İçin

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimler için Ümit Özlale’yi İzmir adayı olarak açıklamasını değerlendiren İBB Başkanı Tunç Soyer, “İstanbul ve Ankara için pazarlık” için olduğunu söyledi. Tunç Soyer, İYİ Parti adayı Özlale için ise “kolay rakip” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel’in CHP genel başkanlığı için adaylığını da yorumlayan Tunç Soyer, “Demokrat bir hüviyetin göstergesidir. Ancak ben seçime genel başkanla gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2019’da stratejisinin doğru olduğunu hayat gösterdi” dedi.

Kongreye ilişkin de konuşan İBB Başkanı Soyer, “Burada adayların çok etkisi olacak. O nedenle genel başkanlık tartışmasını anlamlı bulmuyorum. Adayların kim olduğu önemli. Onlar belirleyecek sonucu” değerlendirmesinde bulundu.

İzmir’in CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Sözcü’den İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu Aydın, İstanbul ve Ankara’da belediye başkan adaylarını ilan etti. Sizi ilan etmedi. Problem mi var?”

Diğer yedi şehri de ilan etmedi. Her şehrin kendi dinamikleri var. Üçünün başka gerekçeleri olabilir.

İzmir’de CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın’ın da adı geçiyor. Kulağınıza geldi mi?

Evet, geldi. Öyle bir ihtimal görmüyorum. İzmirli, ithal adaya tepkilidir. Milletvekili listesinde benzer tepkiler görüldü.

Akşener, koku meselesini dile getirdi. Koku meselesini çözemediniz mi?

Bu mesele çözülmüştür. Buradayız. (Kordon) Karşısı Çiğli Arıtma Tesisi. Koku var mı şu anda?

Yok.

Koku problemini bu kış bitirdik. 50 yıldır halı altına süpürülen meseleyi çözdük. 50 yıl önce İzmir’e kokudan giremezdiniz. Çocukluğumda burada denize giriyordum. Şu anda girilemiyor. Körfezi kirleterek berbat noktaya getirdik.

Sonra büyük kanal projesi yaptılar. Tepelerden denize akan pis suyu kanal içinde Çiğli’de arıtma tesisine taşıdılar. Yağmur suyu ile pis su kanalını ortak yapmışlar. Bu ne demek? Tesis 100 birim suyu temizlemek için yapılmışken, 150-170 birim gidiyor. Arıtamadığı yağmur ile pis su karışımını denize veriliyor. 2,5 milyon metreküplük çamur birikmiş 20 yılda. Biz 260 kilometre yağmur ve pis su kanalını ayrıştırdık. Çamurları temizledik.

Çözdünüz mü?

Kalıcı olarak çözdük. Artık koku olmayacak. 1,5-2 sene sonra yüzülebilir hale gelecek.

20 yıl dediniz ya. Bunun tamamında CHP’li yönetimi var.

Bu belediye başkanlarının vizyonu, yetenekleri, kapasiteleri ve kaynakların zenginliğiyle alakalı.

Akşener sizi sığınmacılarla ilgili de itham etti. Neden?

Üç sene önce “Suriyelileri hazmetmemiz lazım. Entegre edemezsek tehlike haline gelecekler” demiştim.

Kastınız vatandaşlık vermek mi?

Hayır. Suriye’den Afganistan’dan gelenlerle ilgili devletin bir politikası yok. Biz vergiden pay alıyoruz. Pay nüfusa göre belirleniyor. 150 bin ilave Suriyeli var. Onun için devlet para vermiyor. Bunlar sokaklarda dolaşıyorlar. Tehdit haline gelmemesi lazım. Kaygımız bu.

Trafik meselesinden çok şikayet duyuyorum. Çözülemiyor mi?

Biz hafif raylı sistemlere yöneldik. Narlıdere metrosunu ve Çiğli’de tramvay hattını 1-2 ayda bitiriyoruz. En büyük yatırımımız Buca metrosu. Bizim bulduğumuz finansman modeli ile çözüldü. Bu ay başlıyoruz. Dört yıl sonra inşaat bittiğinde günde 400 bin yolcu taşıyacağız.

Ümit Özlale nasıl bir rakip?

Akademisyen olarak kıymetli ama kuvvetli bir aday değil.

Akşener’in ilk adayını İzmir’de açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu, İstanbul ve Ankara ile ilgili bir hamle. Asıl hikaye İstanbul ve Ankara’da. Burada sonuç alınamayacağını biliyorlar.

İstanbul ve Ankara’da pazarlık için mi?

Ankara ve İstanbul müzakeresi için bir adım olduğunu tahmin ediyorum.

İYİ Parti adayı sizi riske sokmaz mı?

Sokmaz.

İttifak şart mı?

Değil. Yerelde ittifak tabanda kuruluyor. Genel seçimdeki gibi değil. Belediye başkanı kiminle ittifak kurmak gerekiyorsa kurar. Onu merkez bilemez. Yukarıda el sıkışmanız yeter.

Hafta sonu il kongreniz oldu. Siz ve destek verdiğiniz aday blok listeyi tercih ettiği için kavga çıktı. Neden çarşaf geleneğini değiştirdiniz?

Arkadaşlarımla hep “En geniş mutabakatı sağlamalıyız.” dedik. Bunu zorladım. İzmir tarihinin en büyük mutabakatı vardı.

Kavga çıktı ama.

Kavga çıkaranlar delege değil. Nereden biliyorum? Seçimlere 552 delege katıldı. 538’i bana oy verdi. 14 kişi vermedi. Oy veren neden kavga çıkarsın?

Çiğli, Bornova, Karabağlar’da mutabakat kurulmadı. Üç ilçede dışarıda kaldığını düşününler öfkelendi. Muhtemelen onların getirdiği kişiler. Amaçları kongreyi erteletmek.

Özel’in adaylığı için ne düşünüyorsunuz?

Demokrat bir hüviyetin göstergesidir. Ancak ben seçime genel başkanla gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2019’da stratejisinin doğru olduğunu hayat gösterdi.

2023’te de kaybetti.

Genel başkanın iradesi dışında çok etken vardı. Faturanın ona çıkartılmasını doğru bulmuyorum. Yüzde 2,5 daha alsaydı bugün itiraz eden olmayacaktı. O nedenle çok samimi bulmuyorum.

Kılıçdaroğlu liderliğinde zafer ile çıkacağınızı düşünüyor musunuz?

Burada adayların çok etkisi olacak. O nedenle genel başkanlık tartışmasını anlamlı bulmuyorum. Adayların kim olduğu önemli. Onlar belirleyecek sonucu.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Biden İle Yine Görüşemedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretini değerlendiren Prof. Dr. İlhan Uzgel, “Erdoğan için en büyük beklenti Biden ile görüşmek, fotoğraf vererek dünya lideri görüntüsü vermek. Hatta bunun için gittiğini söyleyebiliriz. İki eli kanda olsa da her yıl eylül ayında gidiyor ve konuşma yapıyor” dedi ve ekledi:

“Medyası tarafından ‘ayar veren lider’ görüntüsü çiziliyor. Sanki bunu dünyada bir tek Erdoğan yapabiliyormuş gibi hava yaratıyorlar. Birkaç liderle konuşuyor, sanki herkes onun ayağına geliyormuş gibi etkisi yaratıyorlar. Ancak Erdoğan yine Biden ile görüşme beklentisini karşılayamadı.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Temmuz’da Birleşmiş Milletler 78’inci Genel Kurulu için gittiği ABD’den döndü. Büyük bir heyetle New York’a çıkartma yapan Erdoğan ülkeye yatırım çağrısı yapıp para arayışına girerken Elon Musk’tan İsrail Başbakanı Netanyahu’ya kadar birçok çok kişiyle görüştü. Ancak ABD Başkanı Joe Biden ve Batılı liderle beklenen görüşmeleri gerçekleştiremedi.

Prof. Dr. İlhan Uzgel, Erdoğan’ın ABD ziyaretini BirGün TV’ye değerlendirdi. Uzgel, şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan için en büyük beklenti Biden ile görüşmek, fotoğraf vererek dünya lideri görüntüsü vermek. Hatta bunun için gittiğini söyleyebiliriz. İki eli kanda olsa da her yıl eylül ayında gidiyor ve konuşma yapıyor. Medyası tarafından ‘ayar veren lider’ görüntüsü çiziliyor. Sanki bunu dünyada bir tek Erdoğan yapabiliyormuş gibi hava yaratıyorlar. Birkaç liderle konuşuyor, sanki herkes onun ayağına geliyormuş gibi etkisi yaratıyorlar. Ancak Erdoğan yine Biden ile görüşme beklentisini karşılayamadı.”

Sermaye arayışı

Erdoğan’ın diğer beklentisi ise Amerikan hâkim sınıflarına yeni bir mesaj vererek güven tazelemekti. Özellikle bunu sermaye girişinin olmamasından yapmak istiyordu. Çünkü Türkiye’de yabancı sermaye kalmadı. Bunu geri kazanmak istiyor. Körfez’i gözüne kestirdi. Ancak beklediği kadar ne Körfez’den ne de Batıdan sermaye girişi olmadı. Mehmet Şimşek bir Körfez’de bir New York’ta finans kuruluşları ile görüşüyor.

Elon Musk ile görüştü, burada fabrika kurması için ama bu düşük ihtimal. Hiç olmazsa borsa ya da şirket alsınlar ve dolar girsin istiyorlar. Türk-Amerikan İş Adamları Derneği aracılığıyla iş adamlarıyla görüştü. Batı çevrelerine ve Amerikan çevrelerine güven verebilmek için, Yahudi lobileri ile de görüşme sağlandı. Erdoğan’ın sıkıştıkça böyle bir esneme payı vardır. Seçmeni de bunu umursamıyor. Haber dahi yapmıyorlar.

Erdoğan tekrar Batı ile ilişkilerine yoluna koymaya çalışıyor. Kabinedeki değişiklikler de bunu gösteriyor; Süleyman Soylu’nun tasfiyesi, Şimşek’in maliyenin başına getirilmesi, Gaye Özkan’ın Merkez Bankasının başına getirilmesi, İbrahim Kalın’ın MİT Müsteşarı yapılması Batı’ya açılmanın kurumsal parçalarıydı. İsrail ile ilişkileri Netenyahu ile kurdular. Kısmen başarılı oldular. Biden yönetimi seçimlere karışmadı. Bu da Erdoğan’ı rahatlattı.

Erdoğan büyük olasılıkla seçimlerden önce birçok güç merkezinden kendisini desteklemesini istedi ve kendilerinin lehlerine politikalar izleyeceğinin sözünü verdi. Hepsine verilen sözün tutulması mümkün değil. O yüzden, birçok odak Erdoğan’a tavır aldı.

Siyasetin kuralıdır, zayıfladıkça zayıflarsınız; AB Parlamentosu, çok sert bir rapor yayınladı, Biden deyim yerindeyse Erdoğan’a yüz vermiyor, Körfez günlük deyimle fırça çekiyor, beklediği para gelmiyor, Putin ile görüştü ancak görüşme çok iyi geçmedi. Erdoğan Batıdan itildikçe, zayıflıyor. Kırılgan ve biraz dışlanmış bir Erdoğan yönetimi herkesin daha çok işine geliyor.

Avrupa Birliği’nden kopamaz

Erdoğan herhangi bir güç merkezine rest çekecek güçte ve pozisyonda değil. AB’ye karşı elindeki en güçlü araç sığınmacılar. Ancak Yunanistan da Erdoğan’ın bunu bir koz olarak kullanmasından rahatsız olduğu için duvar çekmeye başladı.

Başta sığınmacıları burada tuttuğu ve AB’yi bu karın ağrısından kurtardığı için yine de Erdoğan iktidarda olmasından memnunlar. Erdoğan bu konuda çok tutarsız, ama tutarsızlık onun siyasetinin özü zaten. Türkiye AB’den kopamaz. Türkiye’deki yatırımların en büyüğü Avrupa’dan. Türkiye ihracatının çok önemli kısmı Avrupa’ya gidiyor. Çok istikrarlı bir pazar. Ortadoğu da hep böyle değil. Avrupa’dan kopmasına imkân yok.”

Paylaşın

Trafiğe Kayıtlı Taşıt Sayısı 28 Milyona Dayandı

Ağustos ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı 27 milyon 987 bin 472 oldu. Kayıtlı taşıtların yüzde 53,2’sini otomobil, yüzde 17,0’ını motosiklet, yüzde 15,8’ini kamyonet, yüzde 7,7’sini traktör, yüzde 3,4’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,8’ini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Motorlu Kara Taşıtları Ağustos 2023 verilerini açıkladı Buna göre; Ağustos ayında 235 bin 317 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 46,5’ini motosiklet, yüzde 38,1’ini otomobil, yüzde 10,2’sini kamyonet, yüzde 2,9’unu traktör, yüzde 1,5’ini kamyon, yüzde 0,5’ini minibüs, yüzde 0,2’sini otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 arttı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre minibüste yüzde 54,9, otobüste yüzde 41,6, kamyonette yüzde 10,7, özel amaçlı taşıtta yüzde 9,1, motosiklette yüzde 7,8 artarken traktörde yüzde 14,7, kamyonda yüzde 7,8 ve otomobilde yüzde 6,5 azaldı.

Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 110,6 arttı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı minibüste yüzde 188,8, motosiklette yüzde 165,9, kamyonette yüzde 93,0, otomobilde yüzde 86,2, otobüste yüzde 32,7, traktörde yüzde 30,6 artarken kamyonda yüzde 7,2 ve özel amaçlı taşıtta yüzde 0,9 azaldı.

Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı ağustos ayı sonu itibarıyla 27 milyon 987 bin 472 oldu. Kayıtlı taşıtların yüzde 53,2’sini otomobil, yüzde 17,0’ını motosiklet, yüzde 15,8’ini kamyonet, yüzde 7,7’sini traktör, yüzde 3,4’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,8’ini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Ağustos ayında 893 bin 913 adet taşıtın devri yapıldı. Devri yapılan taşıtların yüzde 61,7’sini otomobil, yüzde 16,1’ini motosiklet, yüzde 14,9’unu kamyonet, yüzde 2,9’unu traktör, yüzde 1,9’unu kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Ağustos ayında 89 bin 694 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı. Kaydı yapılan otomobillerin yüzde 12,1’i Fiat, yüzde 8,9’u Renault, yüzde 7,2’si Volkswagen, yüzde 7,1’i Opel, yüzde 6,9’u Peugeot, yüzde 6,4’ü Chery, yüzde 5,7’si Dacia, yüzde 4,1’i Hyundai, yüzde 4,1’i Citroen, yüzde 3,8’i Mercedes-Benz, yüzde 3,3’ü Ford, yüzde 3,2’si Skoda, yüzde 3,2’si Toyota, yüzde 2,6’sı Audi, yüzde 2,3’ü BMW, yüzde 2,0’ı Kia, yüzde 1,8’i MG, yüzde 1,6’sı Nissan, yüzde 1,3’ü Volvo, yüzde 1,2’si Honda ve yüzde 11,3’ü diğer markalardan oluştu.

Ocak-Ağustos döneminde 1 milyon 525 bin 213 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 89,5 artarak 1 milyon 525 bin 213 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 18,2 azalarak 20 bin 33 adet oldu. Böylece Ocak-Ağustos döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında1 milyon 505 bin 180 adet artış gerçekleşti.

Ocak-Ağustos döneminde trafiğe kaydı yapılan 620 bin 472 adet otomobilin yüzde 67,0’ı benzinli, yüzde 18,5’i dizel, yüzde 8,8’i hibrit, yüzde 4,3’ü elektrikli ve yüzde 1,4’ü LPG’lidir. Ağustos ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 14 milyon 892 bin 825 adet otomobilin ise yüzde 36,1’i dizel, yüzde 33,9’u LPG’li, %28,1’i benzinli, yüzde 1,3’ü hibrit ve yüzde 0,3’ü elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2’dir.

Ocak-Ağustos döneminde trafiğe kaydı yapılan 620 bin 472 adet otomobilin yüzde 34,8’i 1300 ve altı, yüzde 23,9’u 1401-1500, yüzde 19,8’i 1301-1400, yüzde 10,3’ü 1501-1600, yüzde 6,1’i 1601-2000, yüzde 0,7’si 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahiptir.

Ocak-Ağustos döneminde trafiğe kaydı yapılan 620 bin 472 adet otomobilin yüzde 34,5’i gri, yüzde 28,4’ü beyaz, yüzde 12,3’ü mavi, yüzde 10,7’si siyah, yüzde 7,5’i kırmızı, yüzde 2,9’u yeşil, yüzde 2,3’ü turuncu, yüzde 0,6’sı sarı ve yüzde 0,5’i kahverengi renklidir.

Paylaşın

Meral Akşener’den “İttifak” Yorumu: Başaramadık

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhur İttifakı’na ilişkin “Cumhur İttifakı etle tırnak gibi olmuş” dedi ve ekledi:

“Biz ise rekabet dediğimiz yol üzerinden yürüyecektik, onu başaramadık. MHP ile AK Parti de ayrı girdiler. Ama mesela Çankırı’da sonuca odaklandı Cumhur İttifakı.”

Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Akşener, “Blöf yapmıyoruz. Biz her seçimden olduğu gibi 2023 seçimlerinden sonra oturduk, konuştuk. Aldığımız bilgiler, tepkiler, talepler ışığında GİK’ten karar çıktı. Benim fikrimde aynı yalnız. O karar, 81 ilde kendi adaylarımızla seçime girmek. Bizim partimizin kuruluş felsefesiyle aynı” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV’de İlker Karagöz ile Çalar Saat’in konuğu oldu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Cumhur İttifakı: Cumhur İttifakı etle tırnak gibi olmuş. Biz ise rekabet dediğimiz yol üzerinden yürüyecektik, onu başaramadık. MHP ile AK Parti de ayrı girdiler. Ama mesela Çankırı’da sonuca odaklandı Cumhur İttifakı.

Erdoğan’a “mülakat” tepkisi: Mülakat sistemi liyakati daha öne alan bir sistem olsun diye kurulmuştu. Ama 2002’den sonra bu iş ‘senci-benci’ meselesine döndü. İş soru çalmaya kadar gitti. Bütün siyasi partiler ve ittifaklar seçime girerken mülakat sistemini kaldıracağımızı söyledik. Mülakatın kalkması lazım. Biz kazansaydık da kalkması gerekiyordu. Sayın Erdoğan’ın tutmadığı, tutmak istemediği vaatlerden biri bu.

Merkez Bankası’nın faiz kararı: Faizi artıran da düşüren de aynı zihniyet. Her ikisinde de bir program yoktu, bugün de yok. Şu anda dar gelirli orta sınıf kredi kartlarıyla yaşıyor. Hem miktarı düşürüldü hem faiz artırıldı.

Asgari ücret: Emekli maaşlarının en düşüğü asgari ücret kadar olmalı. Asgari ücret artırılmalı.

81 ilde seçime girme kararı: Blöf yapmıyoruz. Biz her seçimden olduğu gibi 2023 seçimlerinden sonra oturduk, konuştuk. Aldığımız bilgiler, tepkiler, talepler ışığında GİK’ten karar çıktı. Benim fikrimde aynı yalnız. O karar, 81 ilde kendi adaylarımızla seçime girmek. Bizim partimizin kuruluş felsefesiyle aynı.

CHP ile İttifak polemiği: 2018’de seçime biz yalnız girecektik ama biz 15 milletvekili vesilesiyle ittifaka girmiş olduk. Bütün bir süreç, “Ne kadar güzel bir iş yaptık” diye anlatmak yerine, her kızanın “Biz olmasaydık İYİ Parti olmazdı” dedi. Ömer Seyfettin’in “Diyet” hikayesine döndü bu iş. Sonuç itibariyle bunu bir demokrasi eylemi olarak ortaya koyamadık.

Akşener, Levent Gültekin’i yalanladı

Öte yandan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Levent Gültekin’in kendisi hakkında iddialarını yalanladı.

Gültekin’in, “Meral Akşener, seçimlere bir buçuk yıl vardı, bir gün beni aradı. Yavaş ve İmamoğlu’nun kastederek ‘bunlar kendilerini ne zannediyor. Belediyenin parası ile anket yaptırıyorlar, kendilerini önde gösteriyorlar. Ben bunlar cumhurbaşkanı olsun diye mi parti kurdum. Ben onlara geçit vermem dedi” sözleri için, “Mahkemeye vereceğim. Öyle bir sözüm olmadı” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın “Kamuda Mülakat” Açıklamasına Tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kamuda mülakat’ açıklamasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Erdoğan bizden çalarak seçim vaadi yaptığı mülakat meselesinde yine çark etmiş, ‘Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlarıyla görüşür, bakarız’ demiş. Halkın gözünün içine baka baka yalan söylediğini bir kez daha itiraf etmiş” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak burada sadece bir yalanın itirafı yok, yine bir oyunun döneceği anlaşılıyor. Bu senin zaten seçim vaadindi, gereğini yaparsın biter! Hayırdır, alacağın kararları bakanlarınla görüşesin mi tuttu?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamuda işe alımlarda uygulanan mülakatlarla ilgili “Ben Seçim vaatlerim içinde böyle bir söz verdiysem, bunu Milli Eğitim bakanımla, İçişleri Bakanımla görüşmek suretiyle, yeni bir yol haritasıyla ilerletiriz.” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan bizden çalarak seçim vaadi yaptığı mülakat meselesinde yine çark etmiş, ‘Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlarıyla görüşür, bakarız’ demiş. Halkın gözünün içine baka baka yalan söylediğini bir kez daha itiraf etmiş.

Ancak burada sadece bir yalanın itirafı yok, yine bir oyunun döneceği anlaşılıyor. Bu senin zaten seçim vaadindi, gereğini yaparsın biter! Hayırdır, alacağın kararları bakanlarınla görüşesin mi tuttu? Mülakata takılan evlatlarımız için ben sokakta mücadele ederken, siz kapılara kilit vuruyordunuz. O çocukları size yedirmeyeceğim!”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, BM Genel Kurulu için gittiği New York’ta gazetecilerin mülakat sorusuna, “Biz, mülakatları görevin gerektirdiği zorunluluklar dışında kaldırmayı vadettik. Görevin gerektirdiği hallerde ise hakkaniyetle hareket edilmesi temel yaklaşımımızdır. Mülakatlar çok sınırlı ve çok özel meslek gruplarında gerekli olabilir.

Elbette mülakat komisyonlarının objektif kriterlerle oluşturulması konusu da çok mühim bir konu. Konuyu ilgili bakanlarımızla yakın görüşüyor, çalışıyoruz. Ben seçim vaatlerim içinde böyle bir söz verdiysem, bunu Milli Eğitim bakanımla, İçişleri Bakanımla görüşmek suretiyle, yeni bir yol haritasıyla ilerletiriz” yanıt vermişti.

Paylaşın

Ali Babacan: Seçimden Bu Yana 4 Kez Faiz Arttı, Erdoğan Susuyor

Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararına ilişkin değerlendirmede bulunan DEVA Lideri Ali Babacan, “Seçimden bu yana 4 kez faiz arttı, Sayın Erdoğan susuyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Merkez Bankası’nın politika faizi bir kenarda dursun, bu milletin Hazinesi’nden her yıl ne kadar faiz ödettiğini kendisinden hiç duydunuz mu? Ekonomi yönetimini devrettiğimden bu yana tam 46 kat arttı.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, bugünkü toplantısında politika faizini 500 baz puan daha artırarak yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkardı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Merkez Bankası’nın kararına ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Seçimden bu yana 4 kez faiz arttı, Sayın Erdoğan susuyor. Merkez Bankası’nın politika faizi bir kenarda dursun, bu milletin Hazinesi’nden her yıl ne kadar faiz ödettiğini kendisinden hiç duydunuz mu? Ekonomi yönetimini devrettiğimden bu yana tam 46 kat arttı.”

Merkez’den parasal sıkılaştırma sürecinin devamı vurgusu

Öte yandan Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, Kurul’un “dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına” verdiği vurgulandı.

Enflasyonun Temmuz ve Ağustos aylarında öngörülenin üzerinde gerçekleştiği belirtilen açıklamada, “Yurt içi talepteki güçlü seyir ve hizmet fiyatlarındaki katılık devam ederken, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyon beklentilerinde süregelen bozulma enflasyonda ilave yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır” denildi. Bu unsurların enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki tahminlerin üzerinde olacağına işaret edildi. Merkez Bankası, Temmuz ayında 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltmiş, 2024 yıl sonu tahminini ise yüzde 33 olarak güncellemişti.

“Son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin ise enflasyona önemli ölçüde yansıdığı ve aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüşün başlayacağı değerlendirilmiştir” denilen açıklamada, Para Politikası Kurulu “parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor’daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır” ifadesine yer verildi.

Faiz indirme sürecine 27 ay sonra son verilmişti

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın göreve atanması sonrası faiz indirimi sürecine 27 ay sonra son vermiş, son 3 PPK toplantısında politika faizini yüzde 16,5 artırmıştı.

Politika faizi, Haziran ayında 650 baz puan artışla yüzde 15’e, Temmuz ayında ise 250 baz puan artışla yüzde 17,50’ye yükseltmişti. 24 Ağustos’ta yapılan toplantıda ise politika faizi, piyasa beklentilerinin üzerinde 750 baz puanlık artışla yüzde 17,5’ten yüzde 25’e çıkartılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın 19 ekonomistin katılımıyla yaptığı ankette 500 baz puan artış beklentisi öne çıkmıştı. Anket sonuçlarına göre, 250 ile 600 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 27,50 ile yüzde 31, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 35 ile 45 arasında yer alıyordu.

Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36 olmuştu. Reuters anketine katılan 16 ekonomist de Merkez Bankası’ndan 500 baz puanlık artış bekliyordu. Tahminler yüzde 27,5 ile yüzde 31 bandında yer alıyordu.

Bloomberg HT’nin anketine katılan 19 kurumun medyan beklentisi de, politika faizinin bugün 500 baz puan artırılarak yüzde 30’a yükseltilmesi yönündeydi. Eylül ayı faiz anketinde; maksimum beklenti yüzde 30, minimum beklenti ise yüzde 27,5 olmuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan 17 Yaşındaki Çocuğun “Atatürk’e Hakaret”ten Tutuklanmasına Tepki

17 yaşındaki bir çocuğun “Atatürk’e Hakaret”ten tutuklanmasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’e yönelik hakaretler, Saray İktidarının yarattığı iklimin sonucudur. Bu çirkinliği kabul edemeyiz” dedi ve ekledi:

“Ancak maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir. Sarayın göz boyamak için yaptığı bu tutuklama, o çocuğun geleceğinden çalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Sadece ve sadece Sarayın ‘düşmanlaştırma’ politikasına katkı sağlayacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 17 yaşındaki bir çocuğun “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” gerekçesiyle tutuklanmasına dair sosyal medya hesabından bugün açıklama yaptı.

“Maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir,” diyen CHP liderinin açıklaması şöyle: “Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’e yönelik hakaretler, Saray İktidarının yarattığı iklimin sonucudur. Bu çirkinliği kabul edemeyiz. Ancak maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir.

Sarayın göz boyamak için yaptığı bu tutuklama, o çocuğun geleceğinden çalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Sadece ve sadece Sarayın ‘düşmanlaştırma’ politikasına katkı sağlayacaktır. Örneğin Kuveytli bir kişi, Atatürk’e yönelik hakaretlerini sürdürmektedir. Ve üstelik bu kişinin, Türkiye Cumhuriyeti pasaportuna sahip olduğu iddia edilmektedir.

Öncelikle bu iddia, ilgili makamlarca derhal açıklığa kavuşturulmalıdır. İddia doğru olsa da olmasa da Saray İktidarının para karşılığı vatandaşlık satma politikasının varacağı yer burasıdır. Türkiye Cumhuriyeti lütufla değil, kanla kurulmuştur. Ülkemizin vatandaşlığı da aynı nispette kıymetlidir. Üç-beş Dolar’a tamah ederseniz, böyle ahlaksız kişilerin karşısında eğilirsiniz. Bunu Saray İktidarı kendisine yediriyor olabilir, ancak bu durum Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmaz.”

Ne olmuştu?

Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafıyla “uygunsuz” hareketler yapan 17 yaşındaki A.E.S, dün (20 Eylül) gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan A.E.S, İstanbul Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na getirildi.

Savcılıkça ifadesi alınan şüpheli, “Halkın bir kısmını sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” ve “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, şüpheli A.E.S’nin tutuklanmasına hükmetti.

Paylaşın