2023’te 186 Bin Göçme Akdeniz Üzerinden Avrupa’ya Geçti

2023 yılında 186 bin göçmenin Akdeniz üzerinden Avrupa’ya gittiği açıklandı. Bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 83 arttığı belirtildi. Göçmenlerin 130 bininin İtalya’ya gittiği vurgulandı.

Öte yandan Türkiye üzerinden deniz veya kara yoluyla Yunanistan’a geçen göçmenlerin sayısında da artış kaydedildi. Bu yılın başından 24 Eylül’e kadar geçen sürede 28 bin 679 düzensiz göçmen Türkiye üzerinden Yunanistan’a, dolayısıyla Avrupa Birliği’ne giriş yaptı. Bir önceki yıl bu sayı yaklaşık 18 bin 700 olarak kaydedilmişti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) bu yılın Ocak ile Eylül ayları arasında yaklaşık 186 bin göçmenin Akdeniz üzerinden Avrupa’ya gittiğini açıkladı. UNHCR New York Ofisi Direktörü Ruven Menikdiwela, bu göçmenlerin 130 bininin İtalya’ya gittiğini, bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 83 arttığını belirtti.

Menikdiwela, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Perşembe günü yaptığı açıklamada 1 Ocak-24 Eylül tarihleri arasında hayatını kaybedenlerin ve kayıp olarak bildirilenlerin sayısının da 2 bin 500’ü aştığına dikkat çekti. Menikdiwela, bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse yüzde 50 arttığını da sözlerine ekledi.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ise Akdeniz’deki ölü ve kayıpların sayısının 2 bin 700’ü aştığını bildirmişti. IOM, İtalya’nın yanı sıra Yunanistan’a giden göçmen sayısının arttığını belirtmiş, ancak bu sayıların 2015 yılındaki kadar yüksek olmadığını kaydetmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, göçmenlerin 100 binden fazlası Tunus üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor. Libya üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalışan göçmenlerin sayısı ise 45 binden fazla. İtalya, Yunanistan ve İspanya’nın yanı sıra Kıbrıs ve Malta da göçmen taşıyan botların hedefindeki ülkeler arasında yer alıyor.

Menikdiwela, “Libya ve Cezayir’deki toplu sınır dışılar ile ırkçı saikle düzenlenen saldırılar ve nefret söylemi nedeniyle sığınmacı topluluklar arasında oluşan güvensizlik sonucunda” Tunus üzerinden Avrupa’ya gidenlerin sayısının arttığını ifade etti.

Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçen düzensiz göçmenler

Yunanistan Göç Bakanlığı verilerine göre Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçen düzensiz göçmenlerin sayısındaki artış da sürüyor. Bakanlık’tan Cuma günü yapılan açıklamada, 23-27 Eylül tarihleri arasında 1691 kişinin Yunan güvenlik güçleri tarafından yakalandığı belirtildi.

Ülkeye gelmeye çalışanların çoğunun erkek olduğunu kaydeden Yunanistan Sahil Güvenlik Teşkilatı, bu göçmenlerin Midilli, Sisam, Rodos, Keçi, (Pserimos), Bulamaç (Farmakonisi), İleryoz ve Sömbeki adalarında veya bu adaların kıyısında yakalandığını bildirdi.

Açıklamada, göçmenlerin sayısının artması nedeniyle Midilli, Sakız, Sisam, İstanköy ve İleryoz adalarındaki kayıt merkezlerinde kapasitenin neredeyse dolduğu belirtildi. Buna göre, toplam 15 bin 190 kişi kapasiteli kamplarda 27 Eylül itibarıyla 14 bin 433 sığınmacının bulunduğu kaydedildi. 1 Ocak 2023’te bu kamplarda toplam 4 bin 400 sığınmacı bulunuyordu.

UNHCR verilerine göre de Türkiye üzerinden deniz veya kara yoluyla Yunanistan’a geçen göçmenlerin sayısında artış kaydedildi. Bu yılın başından 24 Eylül’e kadar geçen sürede 28 bin 679 düzensiz göçmen Türkiye üzerinden Yunanistan’a, dolayısıyla Avrupa Birliği’ne giriş yaptı.

Bir önceki yıl bu sayı yaklaşık 18 bin 700 olarak kaydedilmişti. Yunanistan Sahil Güvenlik yetkilileri, Yunanistan’a gidenlerin sayısının daha yüksek olabileceği tahminini dile getiriyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’nin Dış Borcu 475,8 Milyar Dolar

Haziran sonu itibarıyla Türkiye’nin brüt dış borcu 475,8 milyar doları olurken, borcun milli gelire oranı ise yüzde 46,5 oldu. Aynı tarihte, Türkiye’nin net dış borcu ise 267,7 milyar dolar oldu. Net dış borcun milli gelire oranı yüzde 26,2 oldu.

Haber Merkezi / Haziran sonu itibarıyla hazine garantili dış borç 15,5 milyar doları olarak kayıtlara geçti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Haziran 2023 itibarıyla brüt ve net dış borç stoku, Hazine garantili dış borç stoku ve kamu net borç stoku ile Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.

Hazine’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“‘Türkiye Brüt Dış Borç Stoku’, 30 Haziran 2023 tarihi itibarıyla 475,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı ise yüzde 46,5 olmuştur. Aynı tarihte, ‘Türkiye Net Dış Borç Stoku’ ise 267,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 26,2 olmuştur.

‘AB Tanımlı Genel Yönetim Borç Stoku’, 30 Haziran 2023 tarihi itibarıyla 6.530 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 34,0 olmuştur. Aynı tarihte, ‘Kamu Net Borç Stoku’ ise 3.883 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 20,2 olmuştur.

Hazine garantili dış borç stoku 30 Haziran 2023 tarihi itibarıyla 15,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.”

Paylaşın

DP Lideri Uysal’dan “Yeni Anayasa” Yorumu: Uyanık Olmak Lazım

AK Parti ve MHP’nin ana gövdesini oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın “yeni anayasa” çalışması hakkında değerlendirmelerde bulunan DP Lideri Gültekin Uysal, bu süreçte muhalefetin dikkatli olması gerektiğini söyledi. 2010 referandumunu da hatırlatan Uysal, “Ortada bir kazan kaynıyor. Sayın Erdoğan’ın sürekli o kazanın altına bir odun atması lazım. Bu numaraları gördük” yorumunda bulundu.

Gültekin Uysal, “Bugün de amaçları üzüm yemek değil bağcı dövmek. İktidarın demokrasi, hukuk devleti, temel hak hürriyetlerle ilgili 20 yıllık şeceresi ortada. ‘Gömlek değiştiriyoruz’ diyerek giydikleri demokrasi gömleğinin ne kadar bol geldiği de ortada. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan hakimleri yüksek yargıya üye yapan, bakan yardımcısı yapanlar bugün yeni anayasa yapacakmış.

O açıdan çok dikkatliyiz. Parti olarak biz de bütün bu sürece bir azami dikkat kesilerek hazırlığımızı yapacağız. Muhalefete karşı yürütülecek bir kumpas kampanyasına karşı da hazırlıklı olmak lazım. Bu ülkenin temel değerlerini gereksiz tartışmaya açmanın esnetmenin yolu olarak bu tartışmaları iktidar geçmişte de yaptı. O açıdan çok uyanık olmak lazım” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuştu.

Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde aday tartışmasını son toplantıya bıraktığı iddiasını yalanlayan Uysal, aday belirleme süreci hakkında şunları söyledi:

“Tartışma yürütülmez olur mu? Uluslararası ilişkilerde de bu böyledir. Devlet başkanları düzeyinde bir toplantı düzenlenirken o toplantının öncesinde, arkasında pek çok hazırlıklar yapılır. Bu süreç içerisinde her siyasi parti kendi içinde de değerlendirmeler yaptı. Kamuoyunun önünde birtakım açıklamalara bağlanmasa da her siyasi parti usul ve esasla ilgili değerlendirmelerini yaptı.

Netice itibariyle cumhurbaşkanlığı seçimi bir kişi karakteri üzerinden sürüklenecek bir seçim. İçinde bulunduğumuz tarihi şartların, ülkenin şartlarının, siyasetin şartlarının, siyasetin güç dengelerinin ortaya koyduğu sınırlar var, imkanlar var, riskler var. O çerçevede herkes değerlendirdi.”

28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nin ikinci tur seçiminden sonra yaptığı değerlendirmeyi de paylaşan Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal şunları ifade etti:

“Benim 28’i akşamı altını çizdiğim temel değerlendirme şu oldu: Cumhuriyet’ten yana, demokrasiden yana irade koymuş yüzde 48’lik toplumsal muhalefet dinamiğini ayakta tutmak birincil vazifemiz. İkinci turun sonunda, 28’i akşamı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde de bu değerlendirmemi ilettim. Sonuçta ikinci turu yüzde 60’a 40 gibi bir dengeyle bitirme hedefi vardı, bu olmadı. Karşımızda yüzde 35’e düşen bir iktidar ile itirazı olan yüzde 65’lik bir kesim vardı.

Bize düşen vazife itirazı olan bu yüzde 65’lik kitleyi azami düzeyde sandığa götürmek, bunun için gerekli enstrümanları, usulleri ortaya koymaktı. O usul ve enstrümanları ortaya koymakta eksikliklerimiz oldu ki bu netice ortaya çıktı. Ama bütün olumsuzluklara, hukuksuzluklara, dayatmalara rağmen bunun için irade koymuş bir toplumsal kesim oluştu. Bu iradeyi koyan kitlenin psikolojisini bırakın kırmayı motivasyonunu daha da arttıracak bir tutum sahibi olmak mecburiyetindeyiz. Bu yüzde 48’i pamuklara sarmak zorundayız.”

“Erdoğan’ın sürekli o kazanın altına bir odun atması lazım”

AK Parti ve MHP’nin ana gövdesini oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın “yeni anayasa” çalışması hakkında da değerlendirmelerde bulunan Uysal, bu süreçte muhalefetin dikkatli olması gerektiğini söyledi. 2010 referandumunu da hatırlatan Uysal, “Ortada bir kazan kaynıyor. Sayın Erdoğan’ın sürekli o kazanın altına bir odun atması lazım. Bu numaraları gördük” yorumunda bulundu.

Uysal, “Bugün de amaçları üzüm yemek değil bağcı dövmek. İktidarın demokrasi, hukuk devleti, temel hak hürriyetlerle ilgili 20 yıllık şeceresi ortada. ‘Gömlek değiştiriyoruz’ diyerek giydikleri demokrasi gömleğinin ne kadar bol geldiği de ortada. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan hakimleri yüksek yargıya üye yapan, bakan yardımcısı yapanlar bugün yeni anayasa yapacakmış.

O açıdan çok dikkatliyiz. Parti olarak biz de bütün bu sürece bir azami dikkat kesilerek hazırlığımızı yapacağız. Muhalefete karşı yürütülecek bir kumpas kampanyasına karşı da hazırlıklı olmak lazım. Bu ülkenin temel değerlerini gereksiz tartışmaya açmanın esnetmenin yolu olarak bu tartışmaları iktidar geçmişte de yaptı. O açıdan çok uyanık olmak lazım” ifadelerini kullandı.

Partisinin yerel semlerdeki tutumunu da açıklayan DP Lideri Uysal, “Bizim temel ölçümüz Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ve her geçen gün rengi koyulaşan bu keyfi iktidara karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmek. Toplumsal muhalefetin vicdan hizasında durmaktır bizim için esas olan ve orada duruyoruz. Kendi hazırlığımızı yapıyoruz.

Mümkün olan en azami seçim çevresinde siyasi parti olarak kendi varlığımızı koymayı hedefliyoruz. Ama temel tercihlerle karşı karşıya kalındığı noktalarda partinin kurulları farklı değerlendirmeler yapacaktır. Burada da öncelikli olarak iktidar partisinin belediyelerinin olduğu noktaları hedef alırız bir muhalefet partisi olarak” dedi.

Gültekin Uysal’ın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Türk-İş Duyurdu: Gıda Enflasyonu 5 Ayın Zirvesinde

Türk İş’in eylül ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre, gıda enflasyonu Ocak-Ağustos döneminde yüzde 64, ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 84,04 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 106,21 arttı.

Haber Merkezi / Araştırmaya göre; Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 13 bin 334 liraya, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı ise 43 bin 433 liraya yükseldi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk İş) Eylül ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırmasını yayımladı.

“Başta iktisaden dar ve sabit gelirlileri olmak üzere, toplumun tüm kesimlerini etkileyen ve halkın en temel sorunu olarak nitelenebilecek enflasyon, resmi verilerin ötesine geçen bir gerçeklikle günlün yaşam üzerinde etkili olmaya devam etmektedir. Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyonun önümüzdeki kısa vadeli dönemde de etkili olacağı öngörülmektedir” notunun düşüldüğü araştırma sonuçları şöyle:

“Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 13.334,13 TL’ye, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarınıntoplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 43.433,65 TL’ye, bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 17.336,25 TL’ye yükseldi.

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 9,31 oranında gerçekleşti.

Sekiz aylık değişim oranı ise yüzde 64,00 olarak tespit edildi.
Son on iki ay itibariyle değişim oranı  yüzde 84,04 oldu.
On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı ise yüzde 106,21 olarak hesaplandı.

Bir ayda süt ortalama yüzde 8 zamlanırken, peynir fiyatı sınırlı düzeyde geriledi, yoğurt fiyatı sınırlı düzeyde arttı. Yeni beslenme kalıbıyla araştırıya başlandığı Ocak 2022’den bu yana bu gruptaki ürünler 3 kattan fazla fiyat artışı göstermiştir.

Et ve Süt Kurumu’nun (ESK), Ankara Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendeciler Derneği bünyesinde faaliyet gösteren marketlerin bir kısmına, Nisan sonu itibariyle ithal edilmiş olan karkas etleri düşük fiyattan vermesi sayesinde dana kıyma 190 TL, kuşbaşı 210 TL’den satılmaya başlanmıştı. Bu ürünler sırasıyla bu ay 289 TL ve 329 TL’den satıldı. Bunun yanında ulusal zincir marketler ve Ankara’nın dernek üyesi olmayan ve olup da yerli et satmaya devam eden yerel marketlerinden pek çoğunda dana kıyma ortalama 330, kuşbaşı ortalama 373 TL’den reyonlardaki yerini aldı.

Av yasağının sona ermesiyle hamsi 100 TL’den, en çok talep gören deniz balıkları bir ayda %5 fiyat düşüşüyle beraber tezgâhlarda ortalama 164 TL’den satılmaya başladı. Bir ayda nohut yüzde 28, yağlı tohumlar (kuruyemiş) yüzde 27, yeşil mercimek yüzde 20, tavuk yumurtası ve kuzu eti yüzde 17, kırmızı mercimek yüzde 13, kuru fasulye yüzde 11, dana eti yüzde 9, tavuk sınırlı seviyede zamlandı.

Yeni beslenme kalıbıyla araştırıya başlandığı Ocak 2022’den bu yana balık, kuru fasulye, kırmızı mercimek, yağlı tohum 2 kattan; yumurta, tavuk, kuzu, yeşil mercimek 3 kattan; nohut 4 kattan; dana 5 kattan fazla fiyat artışı göstermiştir.

Bir ay içinde irmik yüzde 13, pirinç yüzde 10, bulgur yüzde 9, ekmek yüzde 8, makarna yüzde 5, un sınırlı seviyede fiyat artışı yaşadı. Ankara’da 7 TL’ye satılan 200 gramlık beyaz ekmek üzerinden hesaplandığında 4 kişilik ailenin aylık sadece ekmek masrafı 735 TL oldu. Ocak 2022’den bu yana ekmek, pirinç, bulgur, makarna 3 kattan; un ve irmik 2 kattan fazla fiyat artışı göstermiştir.

Semt pazarlarında hem yeşil soğan, maydanoz gibi salata yeşilliklerinin hem de ıspanak, pazı gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları yükseldi. Kuru soğan 20 TL’ye dayanırken patates 20 TL’nin üzerine çıktı. Brokoli, karnabahar, kabak, patlıcan, sivri biber, fasulye, barbunya, havuç ve limon fiyatları artarken karalahana, turp, köy biberi, domates fiyatları geriledi. Bu ayın zam şampiyonu %60’lık fiyat artışıyla barbunya oldu. Nektarın, çilek, üzüm, şeftali armut fiyatları yükseldi. Karpuz, kavun, muz, erik fiyatları düştü. En düşük fiyatlı meyve bu ay yine 20 TL ile elma oldu. Ortalama sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 29,40 TL, ortalama meyve kg fiyatı 32,96 TL oldu.

Hesaplamada -bu ay- 23’ü sebze ve 9’u meyve olmak üzere toplam 32 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 26,95 TL olarak tespit edildi (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı”na dâhil edilmektedir). Yeni beslenme kalıbıyla hesaplamanın yapıldığı Ocak 2022’den bu yana meyve 7 kattan; sebze 5 kattan fazla fiyat artışı göstermiştir.

Bir ay içinde margarin yüzde 17, zeytinyağı yüzde 8, ayçiçek yağı yüzde 4 zamlandı. Tereyağı fiyatı sabit kaldı. Ocak 2022’den bu yana ayçiçek yağı 1 kattan; tereyağı ve margarin 3 kattan; zeytinyağı 5 kattan fazla fiyat artışı göstermiştir.

Bir ay içinde ıhlamur yüzde 64, baharat yüzde 49, siyah zeytin yüzde 39, yeşil zeytin yüzde 34, çay ve reçel yüzde 7, salça yüzde 6, şeker yüzde 5, pekmez yüzde 4 fiyat zamlandı. Tuz fiyatı yüzde 7 geriledi. Ocak 2022’den bu yana zeytin 5 kattan; tuz, baharat, şeker, pekmez 4 kattan; çay, ıhlamur, reçel, salça 3 kattan fazla fiyat artışı göstermiştir.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Yeni Anayasa” Yanıtı: İktidarın Meşruiyeti Yok

AK Parti ve MHP’nin ana gövdesini oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın 1 Ekim’de açılacak olan Meclis’e getirmeyi planladıkları “yeni anayasa” teklifine ilişkin konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu iktidarın ahlaki ve siyasi meşruiyeti yok. Sahte videolar sayesinde iktidar olan bir kişi ile nasıl masaya oturacağız?” dedi ve ekledi:

“Bizim anayasa konusundaki düşüncelerimizi altı lider olarak kamuoyu ile paylaştık, altına da imzalarımızı attık ve duyurduk. Diğer liderlere isterseniz ‘dün attığınız imzadan bugün neden vazgeçtiniz’ diye gazeteci olarak sorabilirsiniz. Güçlendirilmiş parlamenter sistem metnini parlamentodan geçireceğiz diyorlarsa, hay hay.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında ise, “Erdoğan bir konuşmasında Sezgin Bey’e ‘yargı ve devlet seni cezalandıracak’ dedi. Yargıyı anladık da devlet ne oluyor? Ortaçağ’a vurgu yapıyor. Şahsım devleti. Her yerde bir baskı var. Aydınların sesi soluğu kesilmeye çalışılıyor. Her yerden bir ses geliyor. Bu baskıya karşı mücadele verecek en güçlü örgüt CHP. Bunlar ne yaparsa yapsın biz her türlü muhalefeti yapacağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet gazetesini ziyaret eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin altı okundan birinin laiklik olduğunu vurgulayarak, “Laiklik bizim olmazsa olmazımız. Laikliği her yerde, her ortamda savunduk. Elbette bundan sonra da savunmaya da devam edeceğiz. Anayasadaki laiklik maddesini sahiplenmek hepimizin görevi. Laikliğe saldırı var. Mücadele ediyoruz. 6 yaşındaki kız çocuğunun evlendirilmesine karşı tüm milletvekilleri ile birlikte Adalet Bakanlığı’nın önüne giden bensem, benim laiklik anlayışım sorgulanamaz. Ben çünkü laikliği savunan birisiyim. Benim en temel görevlerimden birisi de budur zaten” dedi.

“Bu şartlarda bu kadarını yapabildik”

Seçim sonrası yaşanan süreç için “Çok büyük bir umutsuzluk ortaya çıktı” diyen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: Mücadeleyi demokrasinin sağlıklı işlediği bir ülkede vermedik.

“Yanlışlarımız söylenebilir. Bir mücadele verdik. Ancak biz bu mücadeleyi demokrasinin sağlıklı işlediği bir ülkede vermedik. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kadar köklü bir mücadele verildi. Burada doğru olan altı partinin bir araya gelip mücadele etmesiydi. Yüzde 48 oy aldık. Gönül isterdi ki yüzde 50, yüzde 60 alalım. Analiz etmek istedik ancak öyle bir kaosun içine girdik ki fırsat verilmedi. Normalde tartışılması gereken konular hiç tartışılmadı. Medya da biz de bu meşrutiyeti onlara tanıdık. Bu şartlarda bu kadarını yapabildik.”

Seçim sonrası CHP’ye yönelik eleştirilere de değinen Kılıçdaroğlu, “Biz neler yapacağımızı kamuoyu ile paylaştık. Onlar ise hiçbir şey söylemedi. En rahat eleştirilecek parti doğal olarak Cumhuriyet Halk Partisi. Çünkü eleştiriye tahammül ediyor, doğal karşılıyoruz. Ancak bazen o kadar haksız eleştiriler yapılıyor ki hakaret boyutuna vardı. Buna da kimse ses çıkarmadı. Karşılaştığımız tablo bir infaz tablosu gibi çıktı karşımıza” ifadelerini kullandı.

“Olağanüstü bir yenilenme sürecinin içine gireceğiz”

Kurultay süreci nedeniyle parti olarak içe döndüklerini bir yandan da yerel seçimler için hazırlık yaptıklarını belirten CHP lideri, “Doğal olarak biraz içe döndük çünkü kurultayımız var. Bu kurultayda devrim gerçekleştireceğiz. Cinsiyet kotası yüzde 50. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki tüm büyük dönüşümlerin altında CHP’nin imzası vardır. Olağanüstü güzel değişiklikler olacak. Bir partide demokrasi nasıl işler herkese göstereceğiz. Olağanüstü bir yenilenme sürecinin içine gireceğiz” yanıtını verdi.

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken “F-16” Açıklaması

Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili açıklamalarda bulunan senatör Ben Cardin, Dış İlişkiler Komisyon’un F-16 satışıyla ilgili kararında, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmesinden başka konuların da etkili olacağını söyledi.

Türkiye ile İsveç’in NATO üyeliği konusunu NATO Büyükelçileri toplantısında görüştüklerini vurgulayan Cardin, “Türkiye bunun gelecek ayın ilk yarısından hallolacağını söylüyor. Bu olursa en azından NATO sorunu çözülmüş olur. Ama müzakerelerde ilerledikçe buna ek daha birçok konuyu tartışmamız gerekiyor” dedi.

Türkiye’ye F-16 satışı konusunda bir diğer açıklama da senatör Jim Risch’ten geldi. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli üyesi Risch, “Türkiye sorumlu bir NATO müttefiki gibi davranmaya karar verir ve geçen yıl yapmış olması gerekeni yaparsa F-16 yolunun açık olmasını bekliyorum” dedi.

Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan gerilimin 2021 sonuna doğru düşmesinin ardından Türkiye, F-35 savaş uçağı programından çıkartılması nedeniyle hava gücünde zafiyet yaşamamak için ABD’den 40 yeni F-16 savaş uçağı ve mevcut filoları için de 79 adet modernizasyon kiti almak için resmi başvuruda bulunmuştu.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu başkanlığını Bob Menendez’den devralan kıdemli Demokrat senatör Ben Cardin, Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Konuyla ilgileneceğini belirten Cardin, Komisyon’un F-16 satışıyla ilgili kararında, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmesinden başka konuların da etkili olacağını söyledi. Başkanlıktaki ikinci gününde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cardin, “Bu konuyla ilgili olarak yönetimle görüşmeliyim çünkü bu sadece tek bir konuyu değil, birçok konuyu içeriyor” dedi.

Türkiye ile İsveç’in NATO üyeliği konusunu Çarşamba günkü NATO Büyükelçileri toplantısında görüştüklerini vurgulayan Cardin, “Türkiye bunun gelecek ayın ilk yarısından hallolacağını söylüyor. Bu olursa en azından NATO sorunu çözülmüş olur. Ama müzakerelerde ilerledikçe buna ek daha birçok konuyu tartışmamız gerekiyor” dedi.

Türkiye’ye F-16 satışı konusunda bir diğer açıklama da Cumhuriyetçi Senatör Jim Risch’ten geldi. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli üyesi Risch VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Türkiye sorumlu bir NATO müttefiki gibi davranmaya karar verir ve geçen yıl yapmış olması gerekeni yaparsa F-16 yolunun açık olmasını bekliyorum” dedi.

Komitenin başkanlığı, Senatör Menendez’in, hakındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle iç tüzük gereği geçici olarak istifa etmesiyle bu hafta başında Cardin’e geçti. Demokrat Parti kuralları gereğince, liderlik ya da başkan pozisyonunda olan bir Kongre üyesinin, hakkında bir suçlama getirilmesi halinde bu görevinden istifa etmesi gerekiyor.

Menendez, Türkiye’ye F-16 savaş uçakları satılmasına karşıydı

Kongre’de yabancı ülkelere yapılacak askeri yardımlar üzerinde söz sahibi olan Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin uzun süre başkanı olan Menendez, ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçakları satmasına karşı çıkıyordu.

Menendez, S-400 krizi sırasında da ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı CAATSA yaptırımlarının arkasındaki isimlerden biriydi. Ayrıca sık sık Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki politikalarından ve Erdoğan’ın insan hakları sicilinden rahatsızlığını da gündeme getiriyordu. Türkiye hükümeti Menendez’in istifasını olumlu bir gelişme olarak görüyor.

Nahçivan ziyareti dönüşü dün uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise “Bizim, F-16’larla ilgili en önemli sıkıntılarımızdan biri de ABD’li senatör Bob Menendez’in ülkemiz aleyhine faaliyetleriydi” demişti.

Erdoğan, “Sadece F-16 değil, diğer bütün konularda Menendez ve onun zihniyetindekiler bize karşı engelleyici faaliyet yürütüyor. Menendez’in devreden çıkması bize avantaj sağlıyor ancak F-16 meselesi sadece Menendez’e bağlı bir konu değil” diye konuşmuştu.

Türkiye 40 yeni F-16 savaş uçağı istiyor

Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan gerilimin 2021 sonuna doğru düşmesinin ardından Türkiye, F-35 savaş uçağı programından çıkartılması nedeniyle hava gücünde zafiyet yaşamamak için ABD’den 40 yeni F-16 savaş uçağı ve mevcut filoları için de 79 adet modernizasyon kiti almak için resmi başvuruda bulunmuştu.

Rusya’nın Şubat 2022’de başlayan Ukrayna işgali sonrası Washington, hem Türkiye hem de NATO’nun hava gücüne destek olacağı gerekçesiyle F-16 satışına destek verdiğini ilan etmişti.

Biden yönetimi son olarak 17 Nisan’da, Türkiye’nin Finlandiya’nın NATO’ya katılımına onay vermesinin ardından, 259 milyon dolar değerindeki ‘modernizasyon kiti’ satışına ilişkin bildirimini ABD Kongresi’ne iletmişti. Türkiye’nin İsveç ile ilgili onay sürecini tamamlamasına paralel olarak F-16 satışının ikinci ayağında adım atılacağı mesajı da Ankara’ya verilmişti.

Ancak başta Senatör Bob Menendez olmak üzere birkaç senatörün satışla ilgili itirazları sürüyordu. Türkiye, Temmuz ayındaki NATO zirvesinden hemen önce İsveç ile uzlaşmaya vararak, İsveç’in NATO üyeliğine yeşil ışık yakmıştı. Ancak TBMM’nin de buna onay vermesi gerekiyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

MGK Bildirisinde “Azerbaycan’ın Toprak Bütünlüğü” Vurgusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan ve yaklaşık 3 saat süren Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası yayınlanan bildiride Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü vurgusu yapılarak şu ifadeler kullanıldı:

Haber Merkezi / “Güney Kafkasya’da kalıcı barışa giden yolun ancak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin kayıtsız şartsız tesisi ve bölgemizdeki tüm ülkelerin refahına katkı sağlayacak ahdî yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmesiyle açılabileceği hususu, başta Ermenistan olmak üzere tüm taraflara hatırlatılmış; Türkiye’nin bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceği belirtilmiştir.”

Rusya – Ukrayna savaşındaki son duruma da değinilen bildiride, Ukrayna’da sürmekte olan savaşa ilişkin son gelişmeler ile Karadeniz Tahıl Girişimi’nin canlandırılması başta olmak üzere atılabilecek adımlar ele alınmış; Türkiye’nin, savaşın adil ve kalıcı bir barışla gecikmeksizin sonlandırılması yönündeki gayretlerini sürdürme kararlılığı teyit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Yaklaşık 3 saat süren toplantıya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ilk kez katıldı.

Toplantı sonrası İletişim Bakanlığı tarafından yayınlanan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye halkının PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütüne karşı gösterdiği meşru direnişin; masum insanları katleden, çocukları zorla silahaltına alan ve ülkenin tabii kaynaklarını sömüren bu taşeron örgütün, barış ve huzurun önündeki en büyük engel olduğunu teyit ettiği belirtilmiştir. Bölücü terör örgütünün bölgemizden temizlenmesi yönündeki kararlılığımız vurgulanarak bu cinayet şebekesine destek vermeyi sürdüren aktörlere, uluslararası hukuk ve insan haklarından kaynaklanan yükümlülükleri ile müttefiklik mesuliyetleri hatırlatılmıştır.

Türkiye’nin, yaklaşık yarım asırdır önemli sınamalarla karşı karşıya kalan dost ve kardeş ırak halkına azami desteği sunmaya devam edeceğine işaret edilmiş; barış içinde bir arada yaşama kültürünün ülkedeki en müstesna örneklerinden birini teşkil eden Kerkük’teki huzurun muhafazasının ve ülkedeki terör örgütlerinin tamamen bertaraf edilmesinin, bölgeye yönelik siyasetimizin esasları arasında yer aldığının altı çizilmiştir.

Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) egemenliğine ve Kıbrıs Türklerinin en temel insani ihtiyaçlarına yönelik çifte standartlı tutum ve faaliyetlerinin tarafsızlık yükümlülüğüyle bağdaşmadığı ve itibarını zedelediği; bu çerçevede, barış gücünün KKTC’deki faaliyetlerinin KKTC makamlarıyla varacağı bir yazılı mutabakat yoluyla hukuki zemine oturtulması ihtiyacının bir kez daha ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Türkiye’nin, uluslararası hukuk ve antlaşmalardan kaynaklanan hakları çerçevesinde Kıbrıs Türklerinin güvenliği ve huzurunun teminatı olmaya devam edeceği vurgulanmıştır.

Güney Kafkasya’da kalıcı barışa giden yolun ancak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin kayıtsız şartsız tesisi ve bölgemizdeki tüm ülkelerin refahına katkı sağlayacak ahdî yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmesiyle açılabileceği hususu, başta Ermenistan olmak üzere tüm taraflara hatırlatılmış; Türkiye’nin bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceği belirtilmiştir.

Ukrayna’da sürmekte olan savaşa ilişkin son gelişmeler ile Karadeniz Tahıl Girişimi’nin canlandırılması başta olmak üzere atılabilecek adımlar ele alınmış; Türkiye’nin, savaşın adil ve kalıcı bir barışla gecikmeksizin sonlandırılması yönündeki gayretlerini sürdürme kararlılığı teyit edilmiştir.

Kosova’da meydana gelen hadiseler ve Balkanlar’daki son durum değerlendirilmiş; Türkiye’nin hem bölgede hem de NATO misyonunun komutasını üstleneceği Kosova’da, barışın ve huzurun muhafazası için azami gayreti sarf edeceği ifade edilmiştir.

Türkiye’nin, zor günler geçiren dost ve kardeş Libya halkına sağladığı yardım ve desteği tüm ülke sathında dengeli ve eşit bir şekilde sürdüreceği ve büyük afetin ardından oluşan dayanışmanın muhafazası ile ülkedeki birlik ve beraberliğin yeniden tesisine katkı sunmaya, tüm aktörlerle temas halinde devam edeceği belirtilmiştir.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: İYİ Parti’den CHP’ye “10 Büyükşehir” Teklifi

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi hedefleyen İYİ Parti’de genel başkan yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, 31 Mart yerel seçimleri için CHP’ye ’10 büyükşehirde aday çıkarmama’ teklifinde bulundu.

Türker Yörükçüoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Aydın, Eskişehir, Mersin, Muğla, Tekirdağ ve Hatay’ı AK Parti’ye kaptırmamak için CHP bu illerde aday çıkarmamalı” dedi.

“AK PARTİ~CHP ikili yarışlarında kazanan her zaman AK Parti oluyor. Bunu 2002’den itibaren her seçimde gördük” diyen Yörükçüoğlu, “Türkiye’yi AK Parti’den kurtarmanın yolu İYİ Parti’yi güçlendirmekten geçer. Biz hem 2019’da hem de 2023’de üzerimize düşen fedakarlığı yaptık. Sıra CHP’de” ifadelerini kullandı.

Yörükçüoğlu’nun teklifinde İzmir Büyükşehir Belediyesi yer almadı. İYİ Parti, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Ümit Özlale’yi aday göstermişti.

Ümit Özlale, daha önce, “İzmir CHP’nin kalesi değil. İzmir hiçbir siyasi partinin kalesi olamayacak kadar kadim bir kültüre sahip. O yüzden de ben İzmir profiline çok uygun bir aday olduğumu düşünüyorum. İzmir’i çok iyi yöneteceğimi düşünüyorum.

AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer partilerden de oy alacağımı biliyorum. Çünkü ben orada makulü temsil edeceğim. Projelerimle ön plana çıkacağım. Siyaset üstü bir profil olarak İzmirli’nin karşısına çıkacağım. O bakımdan oyları bölmeyeceğim” açıklamasını yapmıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’de Ümit Özlale’yi açıkladığı toplantıda, “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

2023’te Türkiye’de Bin 616 Kişi Silahlı Şiddet Olaylarında Öldü

01 Ocak 2023’ten 25 Eylül’e kadar geçen sürede Türkiye’de 2 bin 607 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Basına yansıyan 2 bin 607 silahlı şiddet olayında bin 616 kişi öldü, 2 bin 675 kişi de yaralandı.

Yaşanan olayların; çoğunluğu bıçakla olmak üzere 385’inde kesici aletler, 549’unda keleş, uzun namlulu olmak üzere her türlü tüfekler, bin 672’sinde (70’i beylik silahı) her türlü tabanca kullanılırken bir olayda da bomba kullanıldı.

Yani silahlı şiddet olaylarının yüzde 85’inden fazlasında ateşli silahlar kullanılırken ki; yüzde 85.23 oluyor, yaklaşık yüzde 15’inde de kesici aletlerle insan canına kast edildi…

Umut Vakfı’nın her yıl 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü kapsamında düzenlediği “Sessiz Ayakkabılar Yürüyüşü” bugün Levent Meyda’nda yapıldı.

Bianet’tin aktardığına göre; Beşiktaş Belediyesi ile birlikte düzenlenen etkinlikte Umut Vakfı Başkanı Özben Önal şunları söyledi:

“Maalesef tüm uyarılarımıza rağmen ülkemizde; ulaşımının da kolay olması nedeniyle silahlanma artıyor ve her gün can almaya devam ediyor. Umut Vakfı olarak, 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü’nde silaha ulaşımın kolay olması nedeniyle bireysel silahlanmadaki artışa bir kez daha dikkat çekerken yetkilileri uyarıyoruz; bireysel silahlanmayı önleyin.

Umut Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ayhan Akcan da şu bilgileri verdi: “Bu yıl sizlere; ‘bireysel silahlanmada ciddi bir düşüş var’ demeyi o kadar çok isterdik ki; ama maalesef sizler de hemen her gün yaşanan olaylara tanık oluyorsunuz…

Aile içi şiddet; paylaşılamayan miraslar, kadın erkek anlaşmazlıkları, anne-baba ve çocuklar arasındaki sorunlar vs.’yle almış başını gidiyor. Keza arkadaşlar, alacak verecek husumetleri ve de en önemlisi son yıllarda artan akran zorbalıkları…

Bu yıl, 2023 yılının 25 Eylül’üne kadar Türkiye’de 2 bin 607 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Basına yansıyan 2 bin 607 silahlı şiddet olayında bin 616 kişi öldü, 2 bin 675 kişi de yaralandı.

Yaşanan olayların; çoğunluğu bıçakla olmak üzere 385’inde kesici aletler, 549’unda keleş, uzun namlulu olmak üzere her türlü tüfekler, bin 672’sinde (70’i beylik silahı) her türlü tabanca kullanılırken bir olayda da bomba kullanıldı.

Yani silahlı şiddet olaylarının yüzde 85’inden fazlasında ateşli silahlar kullanılırken ki; yüzde 85.23 oluyor, yaklaşık yüzde 15’inde de kesici aletlerle insan canına kast edildi… Basına yansımayan silahlı ve silahsız şiddet olayları, şiddet sonucu mağdur olan insan sayısı elbetteki bu rakamların kat be kat üstündedir.”

Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesi Esra Yenidünya ise “Talihsizce evlatlarını, kardeşlerini kaybeden ailelerimiz ile bir araya geldik acılarını derinden hissettik. “Bireysel silahlanmanın önlenmesi” için yapacağımız mücadele çocuklarımıza, gençlerimize ve tüm toplumumuza olan sorumluluğunuzun gereğidir” dedi.

Paylaşın

EKK Toplandı: İktidarın Umudu Yastık Altındaki Altınlar

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı sonrası yapılan açıklamada, “Finansal piyasalarda Türk Lirası cinsinden enstrümanların çeşitlendirilmesi ve yatırımcılar için daha cazip hale getirilmesi kapsamında yürütülen çalışmalar değerlendirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik mevcut sistemlerin geliştirilmesi amacıyla önümüzdeki dönemde atılması planlanan adımlar görüşülmüştür.

TCMB öncülüğünde çalışmaları yürütülen Dijital Türk Lirası Projesi’nde gelinen aşama ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Kurulumuz bu alanda yapılan hazırlıkların hızlandırılması hususunda anlayış birliği içinde bir değerlendirme yapmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Başkanlığı’nda toplandı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Ekonomi politikalarının eşgüdüm içerisinde daha bütüncül bir yaklaşımla oluşturulmasını ve daha etkin uygulanmasını sağlamak, ekonomik istikrarla ilgili gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek üzere yılın dördüncü Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik. Ekonomik iyileşmeyi ve kalıcı istikrarı sağlamak hedefiyle, bugünkü EKK toplantımızın ana gündemi, ülkemiz finans piyasalarının gelişimini ve istikrarını destekleyecek politikalar ve tedbirler oluşturmuştur.

Sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik büyümenin sağlanması, stratejik yatırımların desteklenmesi, küresel ekonomide ortaya çıkabilecek risklere karşı finansal istikrarın güçlendirilmesi, yurt içi tasarrufların artırılması, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması ve finansmana erişimin artırılmasını hedefliyoruz.

Katma değeri yüksek ve ihracat odaklı yatırımların teşvik edilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi amacıyla yeni stratejiler ve yol haritalarını istişare ederken Türk Lirası cinsinden enstrümanların çeşitlendirilmesi ve yatırımcılar için daha cazip hale getirilmesi kapsamında yürütülen çalışmalarımızı değerlendirdik.

“Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması”

Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik sistemlerin geliştirilmesi amacıyla önümüzdeki dönemde atılması planlanan ilave adımlar ile dijital para uygulamaları ve dijital varlıkların geleneksel ödeme sistemlerine karşı oluşturabileceği riskler ve çözüm önerileri ile Dijital Türk Lirası Projesi’nde gelinen son aşamayı da ele aldık. Aile ve Gençlik Bankası’na ilişkin çalışmalar ve önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulması planlanan kanun teklifini de istişare ettik.

Öte yandan, Katılım finans ekosisteminin geliştirilmesine yönelik mekanizmaları görüşerek Katılım Finans Çerçeve Kanunu hazırlıklarını da değerlendirdik. Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında güçlü ekonomi, güçlü toplum, güçlü Türkiye hedefine ulaşabilmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Toplantıya katılan ve katkı sunan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Paylaşın