Yerel Seçimler; Babacan’dan Dikkat Çeken İttifak Açıklaması

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEVA Lideri Babacan, “Yerelde bazı prensipler konusunda aynı noktada olmak lazım. Biz ne dedik, temiz belediyecilik dedik. ‘Bu doğrultuda bir manifesto yayınlayacağız’ dedik. Bizim adaylarımız önce bu manifestonun altına imza atacaklar” dedi ve ekledi:

“Bunlar hiç konuşulmuyor, hükümet tarafında yolsuzluklar var da belediyelerde yok mu? Biz buna destek mi vereceğiz? ‘Tertemiz adaylar istiyoruz’ dedik il başkanlarımıza. O yüzden 3-5 belediye alacağız diye kimsenin yanlışına ortak olmayız. “Kendimiz seçime gireceğiz” diyip, İstanbul’da, Ankara’da adayımız olmayacak mı? Hiç konuşulmuyor, ama şu anda diğer siyasi partilerde de böyle bir iş birliğini kaldıracak bir iç psikoloji yok.”

Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısına ilişkin ise “Şu da bir gerçek ki evet, mevcut Anayasa’ya uymuyorlar, “Yeni Anayasa olsa ne, olmasa ne” denebilir. Yine de yeni bir hükümet kurulduğunu, dolayısıyla söylenenlerin bir söz değeri olduğunu göz ardı edemeyiz.

Diyelim ki Meclis’te bir şey hazırladılar ve getirdiler, oturup bakmamız lazım. “İktidardan geldi, biz bakmayız” anlayışı bize göre sorumlu bir muhalefet anlayışı değil. Bunu mecliste bir komisyon eliyle yapalım derlerse biz buna katkı veririz. Bu bizim demokratik sorumluluğumuz, o yüzden peşin hükümlü bir şey söylemek istemiyorum. Bir samimiyet sorunu var; ancak bir yandan da ne olacağını görelim istiyoruz.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bir grup gazeteciyle bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre Babacan’ın sorulara yanıtları şöyle oldu:

Cumhurbaşkanının yeni anayasa çağrısını samimi buluyor musunuz? Bu konuda muhalefetin diğer üyeleriyle görüşmeyi düşünür müsünüz? Altılı Masa’daki herkesten bu konuda ayrılıyorsunuz: Onlar baştan reddederken siz “Getirin görüşelim” diyorsunuz. Neden? 

Hükümet beş yıldır “yeni anayasa” diyor. Bu konuda henüz bir adım atılmadığı için ne kadar samimiler bilemiyoruz. Biz kendi teklifimizi 2 sene önce çalıştık, ortaya koyduk. Yetmedi, altı parti oturup 84 maddelik bir çalışma ortaya koyduk. İktidardan ise henüz bir şey çıkmadı. Şu da bir gerçek ki evet, mevcut Anayasa’ya uymuyorlar, “Yeni Anayasa olsa ne, olmasa ne” denebilir. Yine de yeni bir hükümet kurulduğunu, dolayısıyla söylenenlerin bir söz değeri olduğunu göz ardı edemeyiz.

Meclis’te bir komisyon oluşturulsun, partiler bir arada çalışsın. Diyelim ki Meclis’te bir şey hazırladılar ve getirdiler, oturup bakmamız lazım. “İktidardan geldi, biz bakmayız” anlayışı bize göre sorumlu bir muhalefet anlayışı değil. Bunu Meclis’te bir komisyon eliyle yapalım derlerse biz buna katkı veririz. Bu bizim demokratik sorumluluğumuz, o yüzden peşin hükümlü bir şey söylemek istemiyorum. Bir samimiyet sorunu var; ancak bir yandan da ne olacağını görelim istiyoruz.

Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin uzatılması gündeme getirilirse ne yaparsınız? 

Böyle bir şey olursa son anda getirip araya sıkıştırırlar, şimdiden yapmazlar. Burada bir değişiklik yapılmasına itiraz ederiz. İlke olarak bir kişinin bu kadar uzun süre görevde kalmasının son derece yanlış olduğunu düşünüyoruz. Artık bu ülkede değişimin zamanı geldi. Bu teklifi açıkça önümüze getirirlerse sıcak bakmamız mümkün değil.

Sistemde ‘iyileştirme’ konusunu işi çıkmaza sokmak için söylemiş olabilir. Kendi açısından iyileştirme nedir, bilemiyoruz.

Parlamenter sistem sizin kırmızı çizginiz mi? “Cumhurbaşkanlığı sisteminde şunlar yapılırsa olur deriz” diyor musunuz?

Tam demokrasi, şeffaflık, denge kontrolü. Bunlar çok çok önemli. Bu konularda gerçekten mevcut durumdan daha ileriye götürecek, samimi bir adım olursa, onu biz iyi niyetle değerlendiririz. Bir de şu var, samimiyeti görmemiz lazım. Gerçekten samimi mi yoksa bu bir siyasi oyun mu? Ülkenin gündemini işgal ederek enflasyon, hayat pahalılığı, fakirleşme gibi diğer sorunların üstü mü örtülüyor? Bunu görmemiz lazım.

Yıllardır samimiyet testini geçemediler ki. Yerel seçim öncesi konu tamamen Anayasa’ya gelecek. Bu konuda şimdiden bir şey söylemeniz daha iyi değil mi?

Taze yenilenmiş bir halk desteği var. Her seçim bir kredi açma dönemidir. Böyle bir dönemde bizim çok sert kırmızı çizgilerden bahsetmemiz doğru değil. Böyle bir yaklaşım klasik muhalefet olur. Bizim muhalefet tarzımız bakımından bu tavrı doğru görmüyorum.

Bu tavrın AK Parti seçmeni ile kurmak istediğiniz ilişkiyle bağlantınız var mı?

AK Parti seçmeni bizim yabancı olduğumuz bir seçmen değil ki, yıllardır birbirimizi bildiğimiz bir seçmen. Anadolu’da “yahu bir dur hele” derler. Vatandaşın bize “yahu bir durun hele” dediği bir dönemdeyiz. Dolayısıyla bu dönemde bizim muhalefet şeklimize dikkat etmemiz lazım. Nispeten olumlu gördüğümüz konuları da dile getirmemiz lazım.

Can Atalay için TİP bir yürüyüş başlatıyor biliyorsunuz. Böyle bir iklimde yeni anayasa konuşmak garip olmuyor mu?

Can Atalay konusundaki duruşumuz çok net. Ama bu konulara çok daha geniş bir açıdan bakmamız lazım. Siyaset böyle bir şey değil, bu dar ideoloji siyaseti olur. Bir ülkeyi yönetmeye talipseniz bunlara sıkışıp kalamazsınız.

Başörtüsü, aile kavramı üzerinden anayasa önerisi gelirse, burada da mı bir kırmızı çizginiz yok?

Biz muhafazakar kesimin haklarının kaybıyla ilgili konularda ne kadar hassas isek, kendini seküler olarak tanımlayan vatandaşlarımızın hayat tarzına müdahaleyi de bir o kadar tehlikeli görüyoruz. Dolayısıyla bu konuda da aynı ölçüde hassasız. Devletin görevi insanların hayat tarzına karışmak değil, herkesin hayat tarzını dış müdahalelerden korumaktır. Zaten özgürlükçü demokrasi dediğimiz şey tam olarak budur.

Kamuda (başörtüsü konusunda) pratikte böyle bir sorun yok, özel sektörde zaman zaman olduğunu duyuyoruz. Hükümetin muhalefette çatlak oluşturmak için kullandığı kullanışlı bir enstrüman bu, bir anayasa meselesi değil. İdris Bey de defalarca açıklama yaptı. Ortada bir şey yokken böyle kesin ifadeler kullanmak istemiyorum. Ne getirecekler, bakacağız.

Yerel seçimde 81 ilin tamamında aday çıkaracak mısınız?

En önemli iç eleştiri başka bir partinin listesinden seçime girmiş olmamızdı. Yerel seçimler kendimizi anlatmak için çok büyük bir fırsat. Bu seçimlerde kendi özgün kimliğimizi vatandaşımıza anlatmak istiyoruz. Bazı küçük ilçelerde teşkilatlarımız arasında iş birliği senaryoları olabilir, ama bu senaryolar şu anda genel merkezin bilgisi dahilinde olan senaryolar değil.

Nokta atışı ve istisnai iş birlikleri yapabileceğimize cumartesi günü yaptığımız konuşmada değindik; ama bizim zaten güçlü bir teşkilatımız, 600 küsür ilçede örgütümüz var. O kadar ilçe başkanımız var, aday bulamamamız gibi bir durum söz konusu değil. Yerel seçimler teşkilatın üzerindeki travmayı atlatmak ve özgün DEVA ruhunu anlatmak için bir fırsat. Biz DEVA’yız ve bu ülke için ideallerimiz var. Biz bütün o çalışmaları 15 vekil için yapmadık, bu ülkeyi yönetmek için yaptık.

2019 yerel seçiminde yoktunuz ama muhalefet iş birliğine gidip kritik belediyeleri kazandı. Cumhur İttifakı yine iş birliğine gidecek gibi görünüyor. Bunun karşılığında, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere muhalefet yine bir iş birliğine gider mi? 

Yerelde bazı prensipler konusunda aynı noktada olmak lazım. Biz ne dedik, temiz belediyecilik dedik. “Bu doğrultuda bir manifesto yayınlayacağız” dedik. Bizim adaylarımız önce bu manifestonun altına imza atacaklar. Bunlar hiç konuşulmuyor, hükümet tarafında yolsuzluklar var da belediyelerde yok mu? Biz buna destek mi vereceğiz?

“Tertemiz adaylar istiyoruz” dedik il başkanlarımıza. O yüzden 3-5 belediye alacağız diye kimsenin yanlışına ortak olmayız. “Kendimiz seçime gireceğiz” deyip, İstanbul’da, Ankara’da adayımız olmayacak mı? Hiç konuşulmuyor, ama şu anda diğer siyasi partilerde de böyle bir iş birliğini kaldıracak bir iç psikoloji yok.

Büyükşehirlerde iktidarın iş birliği, muhalefetin parçalı olması iktidara kazandırmayacak mı?

Hiç belli olmaz. Yerel seçimlerde 50+1 gerekmiyor ki. Yerel seçimde dinamikler çok farklı, tamamen adaylara bağlı.

Kesin alırız dediğiniz belediyeler var mı?

Bizim il başkanlarımızı bir dinleseniz “Genel seçimlerde kendimizi göstermemize izin vermediniz, şimdi görün bizi” diyorlar. Seçimden önce bu işin matematiğini yapmak zor, seçimden sonra konuşalım.

Ortak listede İYİ Parti yer almadı. İYİ Parti de devreye girse vekil sayısı artar mıydı?

Ortak listeyi geçin, bazı yerlerde oturup konuşsalardı artı 20 vekil daha kazanılabilirdi. Bunun için dört kere toplandık, hiçbir şey çıkmadı.

Parlamentoda etkinliğinizi artırmak için bir grup kurma çabanız var mı, olacak mı?

Zaman içinde doğal yollarla böyle bir süreç gelişirse elbette olur. Bu süreçlerin doğal olması, organik olması gerekiyor.

Lütfü Elvan’ın, Kalyon İnşaat’ın başına geçmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz? 

BDDK’nın, SPK’nın kanununu sıfırdan biz çıkardık. Bunların hepsine ‘kişiler görevden ayrıldıktan sonra özel sektörde, kendi alanıyla alakalı görev alamaz’ diye madde koyduk. Çünkü bu insanlar o görevdeyken bir kariyer planlaması yapmasın dedik. Bu işin ruhu budur; ama şaşırmamayı da öğrendik zaman içinde, olmaz denen ne varsa oluyor.

Paylaşın

İYİ Parti Eskişehir İl Teşkilatında İstifa Ve Görevden Alma Depremi

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Emine Edizgil yerel seçimlerde belediye başkanlığına adaylığını koyacağı için istifa ederken, yerine partinin il yönetiminde yer alan Serdar Ulucan atandı.

Ayrıca, İYİ Parti Odunpazarı ve İYİ Parti Tepebaşı ilçe başkanları görevden alındı. İYİ Parti Tepebaşı İlçe Başkanlığına Görkem Yıldırım, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığına ise Gürol Yer atandı.

Gazete Duvar’dan Şenay Bilik Yıldırım’ın haberine göre; İYİ Parti Eskişehir teşkilatında Genel Başkan Meral Akşener’in ziyareti öncesi istifa ve görevden almalar yaşandı.

Partinin İl Başkanı Emine Edizgil yerel seçimlerde belediye başkanlığına adaylığını koyacağı için istifa ederken, Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe başkanları ise görevden alındı. İstifa eden İl Başkanı Edizgil’in yerine ise partinin il yönetiminde yer alan Serdar Ulucan atandı.

İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Zafer Tuna ve Tepebaşı İlçe Başkanı Nusret Kabasakal, genel merkez tarafından görevden alındı. Tepebaşı’na Görkem Yıldırım, Odunpazarı’na ise Gürol Yer atandı.

Öte yandan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hastalığı nedeniyle ertelenen Eskişehir ziyaretini, 5 Ekim’de gerçekleştireceği öğrenildi.

Akşener Eskişehir programında Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na İYİ Parti’nin genel seçimde milletvekili adayı olan Melih Aydın’ı, Odunpazarı Belediye Başkanlığı’na ise eski İl Başkanı Emine Edizgil’i aday gösterecek.

Paylaşın

İYİ Partili Zorlu’dan “İstanbul Ve Ankara” Açıklaması: Çalışmalarımız Sürüyor

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi hedefleyen İYİ Parti’de parti sözcüsü Kürşat Zorlu, “Gerek İstanbul’da gerekse Ankara’da, diğer illerimizde olduğu gibi çalışmalarımız devam ediyor. Çalışmalar olgun bir aşamaya geldiğinde bunları paylaşırız” dedi.

Aday belirleme sürecinde anket yapılacağının ifade edildiği belirtilen Zorlu, açıklamasının devamında, “Bununla ilgili komisyon kurulması aşamasındayız. Esas olan teşkilatlarımızla, o illerdeki milletvekillerimizle, partililerimizin bir mutabakat içerisinde, adayımızın üzerinde netleşmektir. Ama aday adayının çok olduğu yerlerde bir anket gerçekleştirme eğilimimiz var. Bu illerin hangileri olacağını ilerleyen günlerde sizinle paylaşırız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Sözcüsü ve Medya İlişkileri Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Başkanlık Divanı toplantısı ardından genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Suat Sarı’nın, İYİ Parti’nin yerel seçimlerdeki İstanbul adayı olacağı yönündeki iddiaları sorulan Zorlu, “Suat Bey, partimizin önemli bir görevinde bulunuyor. İstanbul Büyükşehir’de grup sözcüsü. Ancak gerek İstanbul’da gerekse Ankara’da, diğer illerimizde olduğu gibi çalışmalarımız devam ediyor. Çalışmalar olgun bir aşamaya geldiğinde bunları paylaşırız” dedi.

Aday belirleme sürecinde anket yapılacağının ifade edildiği belirtilen Zorlu, “Bununla ilgili komisyon kurulması aşamasındayız. Esas olan teşkilatlarımızla, o illerdeki milletvekillerimizle, partililerimizin bir mutabakat içerisinde, adayımızın üzerinde netleşmektir. Ama aday adayının çok olduğu yerlerde bir anket gerçekleştirme eğilimimiz var. Bu illerin hangileri olacağını ilerleyen günlerde sizinle paylaşırız” yanıtını verdi.

Gelen bir başka soru üzerine, geçtiğimiz hafta rahatsızlanan Genel Başkan Meral Akşener’in sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Zorlu, partisinin grup toplantısının çarşamba günü gerçekleşeceğini ekledi.

İYİ Parti’nin İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun oldu

Öte yandan görevden alınan İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Coşkun Yıldırım’ın yerine parti tarafından Yücel Coşkun atandı. İYİ Parti’de ocak ayında İstanbul İl Başkanlığı koltuğunu Buğra Kavuncu’dan devralan Coşkun Yıldırım’ın 27 Eylül’de Genel Merkez kararıyla görevden alınmıştı.

Coşkun Yıldırım’dan boşalan koltuğa Yücel Coşkun atandı. Haberi sosyal medya hesabından duyuran Yücel Coşkun “Genel Başkanımız Sayın @meral_aksener ‘in tensipleriyle İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı görevine atanmış bulunmaktayım. Kuruluşundan bu yana mücadelesini verdiğimiz İYİ Partimizin her kademesinde olduğu gibi bundan sonraki süreçte de var gücümüzle mücadele edeceğiz.” notunu düştü.

Yücel Coşkun kimdir?

Aslen Gümüşhaneli olan Yücel Coşkun 1977 yılında, İstanbul’da doğdu. İlk ve Orta öğrenimini İstanbul Çeliktepe’de, lise eğitimini Ümraniye Nevzat Ayaz Lisesi’nde tamamladı. Üniversite eğitimini Marmara Üniversitesi BESYO (Spor Bilimleri Fakültesi), Yüksek Lisans eğitimini de Marmara Üniversitesi Sağlık bilimleri Enstitüsü’nde tamamlayan Coşkun, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

İYİ Parti Kuruculular Kurulu üyesi olan Coşkun, İYİ Parti Sosyal Politikalar Başkan Yardımcılığı, İstanbul İl Sekreterliği, 27. ve 28. Dönem Milletvekilliği Adaylığı görevlerinde bulundu. Aynı zamanda ticaret ve spor organizasyonları ile de ilgilenen Coşkun, evli ve 3 kız çocuğu babasıdır.

Paylaşın

İTO Duyurdu: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 73

Ağustos ayında yüzde 74,15 olan İstanbul’un yıllık enflasyonu eylül ayında yüzde 73,18’e geriledi. Enflasyon aylık bazda en fazla “diğer harcamalar grubu” kategorisinde artarken, bunu giyim harcamaları ve kültür eğitim ve eğlence harcamaları takip etti.

Haber Merkezi / Ağustos ayında aylık enflasyon yüzde 6,65, yıllık enflasyon ise yüzde 73,18 olarak kayıtlara geçmişti. Ağustos ayında enflasyon aylık bazda en fazla “diğer harcamalar grubu” kategorisinde artarken, bunu giyim harcamaları ve kültür eğitim ve eğlence harcamaları takip etmişti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2023 Eylül Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıkladı.

Buna göre; İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi, eylülde bir önceki aya göre yüzde 5.46, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 3,94 artış kaydetti.

Söz konusu veriler yıllık bazda incelendiğinde değişim oranı, perakendede yüzde 73,18, toptan fiyatlarda ise yüzde 67,79 olarak gerçekleşti.

Eylülde perakende fiyatlar önceki aya göre, diğer harcamalar grubunda yüzde 48,08, giyim harcamalarında yüzde 14,50, kültür eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 7,38, ev eşyası harcamalarında yüzde 4,47, gıda harcamalarında yüzde 4,31, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 3,50, konut harcamalarında yüzde 3,22 ve ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 0,38 artış kaydetti.

Eylülde toptan fiyatlarda bir önceki aya göre, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 7,28, gıda maddeleri grubunda yüzde 5,65, mensucat grubunda yüzde 5,15, kimyevi maddeler grubunda yüzde 2,77, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 1,82, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 1,30, madenler grubunda yüzde 0,60 artış görüldü.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Yeni Anayasa’ çağrısına Kılıçdaroğlu’ndan Tek Cümlelik Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısına, “Çağrı yapanların önce anayasaya uyması lazım” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir siyasi partiyle hangi anayasa değişikliğine oturacaksınız. Önce şunu söyleyecekler; ‘Seçim meydanlarında söylediğimiz yalanlar için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından özür diliyoruz, mülakat konusunda özür diliyoruz. Montaj videolar yaptık, özür diliyoruz. Bu özürlerimizi kabul ederseniz buyurun gelin anayasa yapalım” açıklamasını yaptı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Genel Kurula CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’den ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasa çağrısı sorulan Kılıçdaroğlu, “Çağrı yapanların önce anayasaya uyması lazım” cevabını verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir siyasi partiyle hangi anayasa değişikliğine oturacaksınız. Önce şunu söyleyecekler; ‘Seçim meydanlarında söylediğimiz yalanlar için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından özür diliyoruz, mülakat konusunda özür diliyoruz. Montaj videolar yaptık, özür diliyoruz. Bu özürlerimizi kabul ederseniz buyurun gelin anayasa yapalım” açıklamasını yaptı.

Kılıçdaroğlu ayrıca, kendisini ziyarete gelen Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi lideri Davutoğlu ile görüştü. Genel başkanlar, yeni yasama yılının hayırlı olması temennisinde bulundu.

Erdoğan’dan “Yeni Anayasa” çağrısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı konuşmasında, Anayasa çalışmalarıyla ilgili mesajlar da verdi. Türkiye’de halen var olan Anayasa’nın 2023 Türkiye’sini taşıyamadığı ve 41 yıllık tarihinde irili ufaklı değişiklikle “yamalı bohçaya döndüğünü” savunan Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak bu konuda 2021’de kendi hazırlıklarını yaptıklarını belirtti.

Akabinde diğer siyasi partilerin de hazırlık sürecine davet edildiğini belirten Erdoğan, “Davetimiz maalesef karşılık bulmadı. Sürekli darbe anayasasından şikayet edenler, iş somut adım atmaya gelince konfor alanlarının dışına çıkmak istemediler. Buna rağmen ümidimizi kaybetmedik” ifadeleri ile muhalefeti eleştirdi.

Tüm partileri ve vekillerini, toplumsal kesimleri yapıcı bir anlayışla yeni anayasa çağrılarına katılmaya davet de eden Erdoğan, “milli, yerli, sivil, vizyoner bir anayasa isteyen herkesin bu çağrının muhatabı” olduğunu kaydetti. Ülkenin kırmızı çizgilerine uygun şekilde yaklaşan herkesle birlikte konuşup, tartışarak hareket edilebileceğini belirten Erdoğan, Anayasa’nın yapılmasının tüm konuların üstesinden gelmeye sağlayacak bir adım olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetin 100’üncü yılını yeni anayasa ile taçlandıralım” dedi.

Paylaşın

TBMM’de Yeni Yasama Yılı Başladı: Erdoğan’dan “Yeni Anayasa” Mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı konuşmasında, Anayasa çalışmalarıyla ilgili mesajlar da verdi. Türkiye’de halen var olan Anayasa’nın 2023 Türkiye’sini taşıyamadığı ve 41 yıllık tarihinde irili ufaklı değişiklikle “yamalı bohçaya döndüğünü” savunan Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak bu konuda 2021’de kendi hazırlıklarını yaptıklarını belirtti.

Haber Merkezi / Akabinde diğer siyasi partilerin de hazırlık sürecine davet edildiğini belirten Erdoğan, “Davetimiz maalesef karşılık bulmadı. Sürekli darbe anayasasından şikayet edenler, iş somut adım atmaya gelince konfor alanlarının dışına çıkmak istemediler. Buna rağmen ümidimizi kaybetmedik” ifadeleri ile muhalefeti eleştirdi.

Tüm partileri ve vekillerini, toplumsal kesimleri yapıcı bir anlayışla yeni anayasa çağrılarına katılmaya davet de eden Erdoğan, “milli, yerli, sivil, vizyoner bir anayasa isteyen herkesin bu çağrının muhatabı” olduğunu kaydetti. Ülkenin kırmızı çizgilerine uygun şekilde yaklaşan herkesle birlikte konuşup, tartışarak hareket edilebileceğini belirten Erdoğan, Anayasa’nın yapılmasının tüm konuların üstesinden gelmeye sağlayacak bir adım olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetin 100’üncü yılını yeni anayasa ile taçlandıralım” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 2. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel kurulda yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şunları kaydetti:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. Dönem 2. Yasama Yılı’nın, milletvekillerimizle birlikte ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Sözlerimin hemen başında 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde iradelerini sandığa özgürce yansıtarak demokrasimizin gücüne güç katan tüm vatandaşlarıma tekrar teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, millî iradenin temsilcisi olarak Meclis’teki yerlerini alan 28. Dönem Milletvekillerimizi bir kez daha tebrik ediyorum.

Meclisimizin faaliyete geçtiği 23 Nisan 1920’den günümüze kadar, bu yüce çatı altında ülkemize hizmet eden milletvekillerimizin her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Meclisimizde görev yapmış milletvekillerimizden vefat edenlere Mevla’dan rahmet niyaz ediyorum.

Büyük Millet Meclisimizin ilk Başkanı, millî iradenin özellikle ilk kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle anıyorum. Hangi ünvanla olursa olsun, Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi, güçlenmesi için emek veren, ter döken herkese, milletim adına teşekkür ediyorum.

Vatan topraklarının müdafaası, milletimizin birliği, ülkemizin bütünlüğü, devletimizin bekası uğrunda bin yıldır canları pahasına mücadele eden şehitlerimizi ve gazilerimizi tazimle yâd ediyorum. Rabbim tüm şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin.

Meclisimizin her açılışında, 103 yıl önceki heyecanı tekrar yaşıyoruz. Yeni yasama yılında; teklifleriyle, muvafık-muhalif görüşleriyle, temsilcisi oldukları milletle olan yakın irtibatlarıyla, millî iradenin üstünlüğü ilkesine bağlılıklarıyla bu çatı altında ülkemize, milletimize, şehirlerimize hizmet edecek, katkı verecek tüm milletvekillerimize başarılar diliyorum. Sizlerden millî ülkümüz olan Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır fikri ve fiili eserler bekliyoruz.

Maziden atiye kurduğumuz köprüyü ne kadar sağlam tutarsak, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirme azmimiz de o kadar güçlü olacaktır. Bunun için, topyekûn millet ve onun temsilcileri olarak, farklılıklarımızı zenginlik hâline dönüştürerek, ortak hedeflerimize sıkı sıkıya sarılmalıyız.

Geçtiğimiz 21 yılda ülkemizin kalkınma ve demokrasi altyapısının eksiklerini tamamlayarak, bu doğrultuda atılacak daha büyük adımların zeminini hazırladık. Hamdolsun artık Meclis’in kapısına kilit vurulduğu, milletvekillerinin istiskale maruz bırakıldığı, Başbakanların ve bakanların idam sehpasına gönderildiği, vesayetin millî iradeyi hiçe saydığı dönemler geride kalmıştır. Meclisimiz ve milletimizle omuz omuza vererek hep birlikte yazdığımız 15 Temmuz Destanı, bu bakımdan bir dönüm noktasıdır.

İki asırlık yönetim sistemi arayışlarımızın zirvesi olan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçişin, tarihimizde ilk defa siyasetin, Meclis’in ve milletin ortak kararıyla gerçekleşmesi de aştığımız bir diğer önemli eşiktir.

Şimdi önümüzde yeni bir görev ve yeni bir fırsat var. Bu da ülkemizi, Cumhuriyetin ilk yıllarının ardından tekrar yeni ve sivil bir anayasaya kavuşturmaktır.

Genel Kurul salonumuzdaki Başkanlık kürsüsünün hemen arkasında yazan ‘Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ ilkesinin hakkını, ancak bu şekilde verebiliriz. Türkiye’yi, 12 Eylül darbe yönetiminin 41 yıl önce milletimizin sırtına sardığı mevcut anayasa kamburundan kurtarmak, hepimizin en öncelikli sorumluluğudur.

41 yıllık tarihinde uğradığı irili ufaklı 20’den fazla değişiklikle adeta yamalı bohçaya dönen bu anayasanın 2023’ün Türkiye’sini taşıyamadığı açıktır. Bu gerçeğe ekonomiden diplomasiye, adaletten hak ve özgürlüklere çok geniş bir yelpazede farklı vesilelerle şahit oluyoruz.

Her anayasanın ayrı bir hikâyesi vardır. Türkiye; 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarıyla, dönemlerinin olağanüstü şartları içinde tanıştı. Bugün ülkemizin şartlarının, ilk defa demokratik sistemin kendi tabii işleyişi içinde bir anayasayı hazırlamaya ve milletin takdirine sunmaya uygun olduğuna inanıyoruz. Türk demokrasisinin ulaştığı olgunluk seviyesi, anayasa meselesinde, 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan kötü geleneği tamamen sona erdirmeye fazlasıyla yeterlidir.

Elbette anayasanın başarısı, her siyasi partinin, her toplumsal kesimin, her bireyin kendini içinde bulacağı ve ‘benim’ diyerek sahipleneceği kapsayıcı bir metin olmasıyla orantılıdır.

Devletin ve milletin ortak geçmişini ve ortak geleceğini kuşatmayan bir anayasa ülkeye fayda getirmez.

Cumhurbaşkanı olarak şahsım ve Cumhur İttifakı partileri olarak; grubu olsun olmasın tüm partileri, tüm milletvekillerini, tüm toplumsal kesimleri, bu konuda sözü ve teklifi olan herkesi, yapıcı bir anlayışla yeni anayasa çağırımıza katılmaya davet ediyoruz. Darbecilerin direktifi olarak değil, gerçekten millî, yerli, sivil, vizyoner bir anayasa isteyen herkes bu çağrının muhatabıdır.

Anayasa metninin kısa veya uzun olacağı, hangi konuları içerip hangilerini alt düzenlemelere bırakacağı, milletin her bir ferdinin ortak manifestosu niteliğini nasıl taşıyacağı, bütün bunların tamamını hep birlikte konuşup, tartışıp, kararlaştırabiliriz.

Yeter ki meseleye, ülkenin ve milletin temel değerlerine, kırmızı çizgilerine, Türkiye Yüzyılı hedefimize uygun şekilde hüsnü niyetle ve uzlaşmaya açık şekilde yaklaşabilelim. Bunu başardığımızda diğer tüm konuların üstesinden geleceğimizden asla şüphe duymuyorum.

Türkiye, milletimizin hayali olan böyle bir anayasayı hak ediyor. Türkiye, ülkenin ve toplumun gerisinde kalan değil, önünü açan, aydınlatan, ufkunu genişleten bir anayasayı hak ediyor. 15 Temmuz gecesi darbecilerin ölüm kusan silahlarına meydan okuyan bu necip millet, demokrasi mücadelesini sivil anayasayla taçlandırmayı fazlasıyla hak ediyor. Biz de diyoruz ki, bu özlemi daha fazla geciktirmeyelim. Cumhuriyetimizin 100. yılını yeni anayasayla taçlandıralım.

Toplumlar, sadece ortak zaferlerle değil, ortak acılarla da yoğrularak millet olur, devlet olur. Türkiye, 6 Şubat’ta işte böyle bir ortak acıyla güne uyandı. Ülkemizin 11 şehrindeki 14 milyon insanı etkileyen, 50 binin üzerinde can kaybına ve 850 bin bağımsız birimin kullanılamaz hâle gelmesine yol açan bu deprem, yakın tarihimizin en büyük felaketlerinden biridir.

Dünyada böylesine büyük bir alanda, bu kadar çok insanı etkileyen bir afet karşısında, bu derece hızlı toparlanıp önce arama kurtarma, ardından acil yardım ve barınma hizmeti sağlayabilen başka devlet örneği yoktur. Buna rağmen elbette kimi aksaklıklar, eksiklikler, gecikmeler olmuştur, belki hâlâ da vardır. Ancak milletimizin bu felaket karşısında gösterdiği birlik, beraberlik ve dayanışma asırlar boyunca hayırla yâd edilecek, tüm insanlığa örnek gösterilecektir. Devlet olarak imkânlarımızın tamamını bölgenin en hızlı şekilde ihyasına hasretmiş durumdayız.

Yakında inşası tamamlanan deprem konutlarının hak sahiplerine teslimine başlıyoruz. Bu yılki ek bütçeyle bölgeye 762 milyar lira tahsis etmiştik, 2024’te bu rakam 1 trilyon lirayı geçecek.

Eylül’ün ilk haftası açıkladığımız Orta Vadeli Program’daki önceliklerimizin başında da deprem bölgesindeki yaraların sarılması yer alıyor. Depremin ülkemize toplam maliyetinin 105 milyar doları bulacağı hesaplanıyor. Böyle bir meblağ, gelişmiş ülkeler dâhil tüm ekonomiler için çok büyük bir yüktür.

Dünya genelinde enflasyon oranları son 60-70 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Gıdadan enerjiye, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Gelişmiş ülkeler dâhil hemen hiç kimse önünü net bir şekilde göremiyor. Türkiye olarak biz de ister istemez bu olumsuzluklardan etkileniyoruz.

Seçimlerin ardından, hem mevcut küresel ekonomik görünümü, hem de önümüzdeki dönemde karşılaşabileceğimiz muhtemel tehditleri dikkate alan bir politikaya yöneldik. Amacımız, bu hassas dönemden ülkemizi en az kayıpla ve şayet arzu ettiğimiz neticeleri alabilirsek en büyük kazançla çıkarmaktır.

Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme stratejimiz, ekonomi politikamızın omurgası olmaya devam ediyor. Milletimizin canını yakan hayat pahalılığını ortadan kaldırmak, deprem başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerini çözmek, ülkemizi büyütmeyi sürdürmek için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız.

Ülkemize 40 yıldır çok ağır insani ve ekonomik bedeller ödeten bölücü terör meselesini, sınırlarımız içinde büyük ölçüde çözdük. Terör örgütünün sınırlarımız dışındaki varlığını da ortadan kaldırarak, emperyalistlerin bölge halkının başına musallat ettiği bu belayı, ülkemiz için bir tehdit kaynağı olmaktan tamamen çıkartmak istiyoruz. Bu çerçevede son yıllarda elde ettiğimiz tarihî, siyasi ve askerî başarıları, yeni kazanımlarla daha da ileriye taşımak için hazırlıklarımızı yapıyoruz. İçeride veya dışarıda son terörist de bertaraf edilene kadar, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Terör örgütünün siyaseti yönlendirmesine ve ülkemizin kutlu yürüyüşünü engellemesine müsaade etmeyeceğiz. Bu sabah, emniyet birimlerimizin vakitli müdahalesi neticesinde iki caninin etkisiz hale getirildiği eylem, terörün son çırpınışlarıdır. Vatandaşın huzuruna ve güvenliğine kast eden alçaklar, emellerine ulaşamamıştır, asla da ulaşamayacaktır. Olaya müdahale esnasında yaralanan polislerimize Allah’tan acil şifalar diliyor, Ankaralı kardeşlerimize geçmiş olsun temennilerimi iletiyorum.

Güney sınırlarımızın tamamını en az 30 kilometre derinliğinde bir güvenlik şeridiyle koruma, onun ötesindeki faaliyetleri de mutlak denetim altında tutma stratejimiz bakidir. Atacağımız yeni adımlar sadece hazırlık, zaman ve ortam meselesidir. Bunun için, ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ sözü, kulaklardan hiç eksik olmasın, diyoruz.

“Açık ve net konuşuyorum”

FETÖ ihanet şebekesinin, bilhassa yurt dışında yuvalanan militanları vasıtasıyla yaymaya çalıştığı ‘yıkılmadık, ayaktayız’ havası, bir çeşit mezarlıkta ıslık çalma gayretidir. Açık ve net konuşuyorum… Bu ülkede bir daha asla FETÖ yeniden dirilemeyeceği gibi, benzer örgütlerin de yeni ihanetler sergileyebilmesi mümkün değildir. Ne devletimiz ne milletimiz ne de siyaset kurumu böyle bir durumun ortaya çıkmasına izin verecektir.

Biz Avrupa Birliği’ne verdiğimiz her sözü tuttuk, ama onlar bize verdikleri sözlerin neredeyse hiçbirini yerine getirmediler. Yönetimler değişse de, Avrupa Birliği’nin ülkemize yönelik adaletsiz ve ahde vefa ilkesiyle bağdaşmayan tarafgir tutumunda bir değişiklik olmadı. Kâğıt üzerinde ortaya koydukları ilkeleri, kuralları, süreçleri hiçe sayan bir yaklaşımla ülkemize haksızlık üzerine haksızlık yapıyorlar. Türkiye olarak, 60 yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa Birliği’nden herhangi bir beklentimiz yok.

Şayet, bize karşı örtülü bir yaptırım gibi kullandıkları vize dayatması başta olmak üzere haksızlıklarından geri dönerlerse, kendi yanlışlarını düzeltmiş olurlar. Yapmazlarsa; siyasi, sosyal, ekonomik ve askerî olarak bizden herhangi bir beklentiye girme hakkını tümüyle kaybederler. Eğer, artık iyice lafta kalan tam üyelik sürecini sonlandırmak gibi bir niyetleri varsa, işin o tarafı da kendi bilecekleri bir iştir.

Biz, demokrasi, adalet ve özgürlükler noktasında Kopenhag Kriterleri’ni gerekirse Ankara Kriterleri yapar, yine yolumuza devam ederiz. Son 21 yılda hak ve özgürlükler konusunda hayata geçirdiğimiz, ‘sessiz devrim’ olarak nitelenen tüm reformları, birileri istediği için değil, milletimiz en iyisine, en ilerisine layık olduğu için yaptık. Avrupa Birliği’ne rağmen sabırla bugünlere getirdiğimiz tam üyelik sürecimizde yeni dayatmalara, yeni şartlara tahammülümüzün kalmadığını burada tekrar ifade etmek istiyorum.”

Paylaşın

Yeni Yasama Yılında TBMM’nin Gündeminde Hangi Konular Var?

TBMM, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasıyla, 28’inci dönem ikinci yasama yılına başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) gündeminde yeni Anayasa’dan İsveç’in NATO üyeliğine, emekli maaşlarından fezlekelere kadar birçok kritik başlık var.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre; TBMM, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler nedeniyle Şubat ayı ortalarında çalışmalarına ara verecek. Seçim arasına kadar birçok düzenlemenin Meclis’te kabul edilmesi hedefleniyor.

İsveç’in NATO üyeliği: Meclis’in gündemindeki özellikle Batı ülkelerince yakından takip edilen en önemli başlıklarından biri İsveç’in NATO üyeliğinin oylanması olacak.

Türkiye, Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılan NATO zirvesinde sağlanan mutabakatın ardından İsveç’in üyeliğine itirazı kaldırmıştı. Mutabakat metninde NATO desteği karşılığında İsveç’in oluşturulacak Güvenlik Paktı çerçevesinde terörle mücadele konusunda Türkiye’ye güvence verdiği belirtilmişti.

Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini yeni yasama döneminde oylamaya sunması bekleniyor. Ancak AK Parti kurmaylarına göre burada süreç hızlı işletilmeyecek. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yeni F-16’ların Türkiye’ye satışını İsveç’in NATO üyeliği şartına bağlamasına yönelik yorumlar nedeniyle bu sürecin biraz sarkabileceği belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan dönüşü gazetecilerin soruları üzerine “İsveç’i F-16 ile bağlı hale getiriyorlar. Yani diyorlar ki bunu halledin. Kanada, Amerika aynı şeyi yapıyor. Biz de diyoruz ki, ‘sizin Kongreniz varsa bizim de parlamentomuz var.’ Biz parlamentomuzu geri plana atamayız ki” açıklaması yapmıştı.

AK Parti kurmaylarına göre “NATO üyeliğine karşı F-16” şartı konuşulması doğru bir adım değil. Ancak ABD’nin bu konudaki tavrını sürdürmesi durumunda NATO’ya onay sürecinin Ekim ayı içerisinde gerçekleşmeyebileceği ifade ediliyor.

Bir diğer iddiaya göre de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Joe Biden’ın Aralık ayında Washington’da görüşmesine dair hazırlıklar yürütülüyor. Bu görüşmenin gerçekleşmesinin de İsveç’in NATO üyelik sürecine etki edecek bir konu olarak görülüyor.

AK Parti’nin tek başına “evet  demesi de İsveç’in NATO üyeliği için yeterli değil. İsveç’in NATO üyeliğinin Meclis’te onaylanabilmesi için Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin ya da muhalefetin destek vermesi de gerekiyor.

Yeni Anayasa: Geçen yasama döneminde Mayıs ayındaki seçimlerden önce komisyon aşaması tamamlanan, ancak muhalefetin destek vermemesi nedeniyle Genel Kurul’da görüşülemeyen başörtüsü düzenlemesine ilişkin Anayasa teklifi de yeniden Meclis gündemine gelecek.

AK Parti ve MHP, başörtüsüne anayasal güvence getirilmesini öngören ve ailenin yeniden tanımlandığı Anayasa değişikliği teklifini 9 Aralık 2022’de Meclis’e sunmuştu. Teklife göre Anayasa’nın 24’üncü ve 41’inci maddelerinde değişiklik öngörülüyor.

Teklifi AK Parti, “seçim vaadi” olduğu gerekçesiyle gündeme almaktan yana. AK Parti kurmayları bu iki maddelik düzenlemeye İYİ Parti, Saadet, Gelecek ve DEVA partilerinden de destek bulacağı görüşünde. Anayasa değişikliği teklifinin Meclis’te kabul edilebilmesi için 400 evet oyu gerekiyor. Cumhur İttifakı ile Meclis’e giren AK Parti, MHP, Yeniden Refah, HÜDA PAR, DSP’nin vekil sayısı 323. İYİ Parti, Saadet, Gelecek, DEVA partilerinin vekilleri de dahil edildiğinde bu rakam 402’ye ulaşıyor. Bu nedenle muhalefetin destek verip vermeyeceği kritik önemde.

TBMM’de ayrıca yeni bir Anayasa süreci başlatılması hedefleniyor. Erdoğan’ın yeni yasama yılı açılış konuşmasında da ana çerçevenin yeni anayasa olacağı ifade ediliyor. Yeni Anayasa için “Anayasa Uzlaşma Komisyonu” kurulması yönünde AK Parti içerisinde bir görüş hâkim. Bu konuda 2011 yılında yapılan çalışmanın dikkate alınabileceği belirtiliyor. 2011 yılında bir buçuk yıllık çalışma sonrasında Uzlaşma Komisyonu, 60 maddede tam mutabakat sağlarken 112 maddede ise şerhli olarak anlaşmıştı. Komisyon kurulması öncesi AK Parti Meclis yönetiminin diğer partilere Ekim ayından itibaren ziyaretler gerçekleştirmesi planlanıyor. AK Parti kurmayları İYİ Parti, Gelecek, DEVA ve Saadet Partileri ile de görüşmeler yapılacağını belirtirken uzlaşma beklentisinin yüksek olduğunu dile getiriyorlar.

Anayasanın yanı sıra Meclis İçtüzüğü’ne dair çalışmalar da yapılması planlanıyor. AK Parti’nin bu yönde taslak için çalışmalara başladığı, çalışmaları Anayasa süreci ile eş zamanlı olarak yürütmeyi planladığı kaydediliyor. Muhalefet cephesinde ise Meclis İçtüzüğü’ne müdahaleye olumlu bakılmıyor. AK Parti’nin “muhalefetin sesini kesme” çalışmalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Ancak muhalefetin gelecek tekliflerden sonra tavır belirlemesi bekleniyor.

Emekli maaşına zam ve ekonomi: Meclis’in açılmasının ardından dikkat çeken ilk toplantı 3 Ekim’de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleşecek. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, milletvekilleri ile ilk kez bir araya gelerek bir sunum yapacak. Erkan, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası çerçevesinde soruları da yanıtlayacak.

Meclis’in gündemine gelecek bir diğer konu ise emekli maaşlarına yapılması beklenen ek zam. Temmuz ayında memur ve emekli maaşlarına zam yapılırken bu zam emeklilerin kök aylıklarına uygulanmıştı. Buna göre kök aylığı 6 bin lira ve altında kalanların emekli aylıkları Temmuz ayından sonra da 7 bin 500 lira olarak ödenmeye devam etti. Milyonlarca emekli bu nedenle ek zam talep ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan zam için yıl sonunu işaret etmişti. Emekli maaşlarına zam planlarının, Eylül ayında açıklanan Orta Vadeli Plan’daki hedeflerle birlikte bir torba kanun ile Meclis gündemine gelmesi bekleniyor.

Meclis’in gündemine gelecek bir diğer konu ise yeni evlenen çiftlere faizsiz kredi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Eylül’deki kabine toplantısı sonrasında yeni evlenen çiftlere faizsiz kredi için Meclis’e yasal düzenleme getirileceğini açıklamıştı. 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli 150 bin lira faizsiz olması beklenen kredi Aile ve Gençlik Bankası tarafından verilecek. Bu sistemin kurulmasına ilişkin yasal düzenleme de Meclis’e gelecek.

Hükümet, ayrıca yüksek kiralar ve araç stokçuluğuna karşı önlemler almayı hedefliyor. Ev kiralarındaki fahiş artış ile sıfır araçların stoklanarak belli yerlere satılmasına karşı hapis cezasını da içeren bir düzenleme yapılacağı belirtiliyor.

Meclis’in ekonomi gündemi Kasım ve Aralık aylarında da yoğun olacak. Yeni ekonomi yönetiminin hazırlayacağı 2024 bütçesi Meclis’te görüşülecek. Bütçe içerisinde deprem yatırımları önemli bir yer tutacak. Deprem bölgelerindeki yeniden imar çalışmalarına teşvik konusunda Meclis’e bir düzenleme paketi gelmesi de gündemde.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarını yürüttüğü “kentsel dönüşümün hızlandırılması”na dair yasal çalışmaların da Meclis’e getirilmesi bekleniyor.

Sezgin Tanrıkulu fezlekesi: CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasına dair fezleke de Meclis Genel Kurul gündemine gelecek.

Tanrıkulu 8 Eylül tarihinde katıldığı TV100 canlı yayınında, “Benim takip ettiğim davalar var. 15 köylüyü helikopterden atan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) değil mi? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla sabit hale gelen… Biz eleştirel yaklaşırız. Soru sorarız, doğru olup olmadığını sorgularız, TSK üzerinden bu tür şaibelerin kalkması amacıyla bunu sorarız. 40 yılda her şeyi doğru yapsaydı Türkiye bu durumda olmazdı. AİHM kararı orada, 15 tane köylü, kim attı? Bu kadar köyü yaktı?” diye konuşmuştu.

Bu sözler üzerine AK Parti ve MHP’nin yanı sıra kendi partisi CHP’nin bazı yöneticileri tarafından tepki gören Tanrıkulu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatıldı. Tanrıkulu’nun dokunulmazlığının kaldırılması için hazırlanan fezleke Meclis’e iletilmek üzere Cumhurbaşkanlığı’na gönderildi. Bu fezlekenin Meclis’e gelmesinden sonra Anayasa ve Adalet komisyonlarından oluşan Karma Komisyon gündemine gelecek. Tanrıkulu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin hem komisyondaki hem de genel kuruldaki oylamanın muhalefeti de bölebileceği belirtiliyor. İYİ Parti’nin Tanrıkulu’nun dokunulmazlığının kaldırılması oylamasında nasıl tavır alacağı merak edilirken, CHP içerisinden de “dokunulmazlık kaldırılsın” diyenlerin olabileceği ifade ediliyor.

TİP Milletvekili Can Atalay: Gezi Davası’nda Yargıtay’ın cezasını onadığı beş isim arasında yer alan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki karar TBMM Başkanlığı’na gelecek. Bu kararın Meclis Genel Kurulu’nda okunmasıyla birlikte Atalay’ın milletvekilliği de düşecek. Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin olası bir ihlal kararı vermesi durumunda Atalay’ın milletvekilliğine dönüşü mümkün olabilecek. Aksi bir kararda ise dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınacak.

Tezkereler: Meclis gündemine Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına asker göndermesine yönelik tezkerelerin de gelmesi bekleniyor. Ekim ayı içerisinde Türk askerinin operasyonlarını sürdürdüğü Suriye-Irak ve Lübnan tezkereleri görüşülecek. Bu tezkerelerin yanı sıra Birleşmiş Milletlerin Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki harekâtına katılım için gereken tezkerenin de Ekim ayı içerisinde Meclis’ten geçmesi gerekiyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Cezaevinde Uyuşturucu Baronu Göremezsiniz

Şanlıurfa’da partisinin yerel yönetim çalıştayında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, uyuşturucu sorununa değinerek, “Uyuşturucu nedeniyle gençliğimizi kaybedebiliriz. Bu artık bir milli güvenlik sorunudur. Cezaevinde bir tane bile uyuşturucu baronu göremezsiniz” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu ayrıca, siyasi iktidar için en önemli konunun ‘ahlaki ve siyasi meşruiyeti’ olduğunu dile getirerek, “Eğer montaj videolar yapıyorsanız ahlaki ve siyasî meşruiyetiniz tartışılır hale gelir. Milletin seçtiği belediye başkanı yerine kayyum atarsanız, siyasî meşruiyete gölge düşürür. Bu millet niye oy kullanıyor? Bunun adı demokrasi olur mu? Bu tam bir felakettir” ifadelerini kullandı.

Eğitim sorununa değinen Kılıçdaroğlu, “Eğitim tam bir felaket. 60-70 kişilik sınıflarda bir öğretmen öğrenciyle nasıl ilişki kuracak? Derslik için de söz veriyoruz. Büyükşehir belediye başkanlığını bize vereceksiniz, 5 bin derslik kuracağız. Eğer Şanlıurfalı kardeşim çocuğunun iyi bir eğitim almasını istiyorsa, en az 100 kreşin Urfa’da olmasını istiyorsa CHP’nin adayına oy verecek, beraber takip edeceğiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Şanlıurfa’da düzenlediği yerel yönetim çalıştayında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Eğer montaj videolar yapıyorsanız ahlaki ve siyasî meşruiyetiniz tartışılır hale gelir. Milletin seçtiği belediye başkanı yerine kayyum atarsanız, siyasî meşruiyete gölge düşürür. Bu millet niye oy kullanıyor? Bunun adı demokrasi olur mu? Bu tam bir felakettir.

Eğitim tam bir felaket. 60-70 kişilik sınıflarda bir öğretmen öğrenciyle nasıl ilişki kuracak? Derslik için de söz veriyoruz. Büyükşehir belediye başkanlığını bize vereceksiniz, 5 bin derslik kuracağız. Eğer Şanlıurfalı kardeşim çocuğunun iyi bir eğitim almasını istiyorsa, en az 100 kreşin Urfa’da olmasını istiyorsa CHP’nin adayına oy verecek, beraber takip edeceğiz.

Eskişehir hafta sonu turist kaynıyor. Eskişehir bir çöl gibiydi, vahaya döndü. Kim yaptı? CHP. Şanlıurfa’da çok daha fazla şey var ama vizyon lazım. Zenginleşmek için siyaseti kullanırsanız toplum yoksul kalır. Şanlıurfa bir Kudüs, bir İstanbul olabilir.

Uyuşturucu nedeniyle gençliğimizi kaybedebiliriz. Bu artık bir milli güvenlik sorunudur. Cezaevinde bir tane bile uyuşturucu baronu göremezsiniz.”

“Emine Şenyaşar neredeyse suçlu ilan edildi”

Konuşmasının sonunda, 2 oğlu ve eşi 2018’de AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın yakınları tarafından katledilen Emine Şenyaşar’dan da bahseden Kılıçdaroğlu, hastanedeki saldırının görüntülerinin kaybedildiğini hatırlattı.

Emine Şenyaşar’ın neredeyse suçlu ilan edildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “8 savcı iddianame hazırlamaya korktu. Oraya arkadaşlarımız geldi. Kimse sahipsiz değildir bu memlekette. Dava açıldı, takip ediyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

Yerel Seçimler; Babacan: Kendi Adaylarımızla Gireceğiz

Partisinin  Tüzük Kongresi’nde ‘yerel seçimde ittifak’ tartışmalarına ilişkin açıklama yapan Ali Babacan, “DEVA Partisi önümüzdeki yerel seçimlerde, tüm ülke sathında kendi ismiyle, kendi amblemiyle, kendi adaylarıyla seçime girme kararı almıştır. Kararımız ülkemiz için, partimiz için hayırlı olsun.” dedi.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Tüzük Kongresi’nde açıklamalarda bulundu.

DEVA Lideri Babacan, kaybedilen seçimlere ilişkin, “Talihsiz tartışmalar, tekil hırslar ve anlamsız kavgalar yüzünden vatandaşlarımız; Millet İttifakı’nın bu ülkeyi uyumlu bir şekilde yönetebileceğine ikna olmadı” yorumunu yaparken seçim sonrası büyük bir hayal kırıklığı yaşadıklarını söyledi.

Ali Babacan, şöyle devam etti: “O yüzden bugün işimiz daha zor. Ama biz, demokrasiyi bir ‘müsabaka’ gibi görenlerden, ‘iktidarın nimetlerini paylaşma yarışı’ sananlardan değiliz.”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde, kendi adaylarını çıkaracaklarını duyuran Babacan açıklamasının ilgili bölümünde şunları kaydetti:

“DEVA Partisi önümüzdeki yerel seçimlerde, tüm ülke sathında kendi ismiyle, kendi amblemiyle, kendi adaylarıyla seçime girme kararı almıştır. Kararımız ülkemiz için, partimiz için hayırlı olsun.”

DEVA Partisi

9 Mart 2020 tarihinde Ali Babacan liderliğinde kurulan Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi,  TBMM’de 15 milletvekili ile temsil edilmektedir.

Parti, dünya görüşünü “politikalarını gerçekleştirerek kuvvetler ayrılığı prensibine ve hukukun üstünlüğüne dayanan, tarafsız ve bağımsız bir yargı sistemiyle hukuk güvenliğini en üst düzeyde sağlayan, katılımcı ve çoğulcu demokrasiye önem veren olarak” tanımlar.

Üçüncü taraf kaynaklar genellikle partiyi liberal muhafazakârlık, Pro-Avrupacılık ve sosyal liberalizm ideolojilerini benimseyen ve merkez sağa yaslanan bir parti olarak tanımlamıştır Parti siyasi yelpazede kendisini yelpazenin tam ortasında her ideolojiden insanı barındırmayı amaçlayan ‘ana akım’ parti olarak tanımlamaktadır.

Bazı yorumcular, partinin 2002’deki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) anımsattığını belirtmektedir. Eleştirmenlere göre, parti stratejisini AK Parti tabanı içindeki iki gruptan destek almaya dayandırdı: orta sınıf ve dindar Kürt seçmenler.

Eleştirmenler AK Parti’nin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ittifak halinde olması ve Kürtlere güvenlikçi bir yaklaşım benimsemesi nedeniyle, dindar Kürt seçmenlerin gerçekten yeni bir parti arayışı içinde olduğunu belirterek partinin bu seçmenlere alternatif oluşturduğunu düşünmektedir.

Ayrıca Anavatan Partisi’nin (ANAP) devamı olduğu da iddia edilmiştir. Parti gireceği ilk seçimler olan 2023 genel seçimlerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listelerinden 24 adayla, İYİ Parti listelerinden 1 adayla seçimlere katıldı ve bu adaylardan 15’i seçildi.

Paylaşın

YSP Milletvekili Ömer Öcalan Hakkında Soruşturma

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, YSP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan hakkında PKK lideri Abdullah Öcalan hakkındaki sözleri nedeniyle resen soruşturma başlatıldı.

Haber Merkezi / Yeşil Sol Parti (YSP) Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, katıldığı bir programda aynı zamanda amcası olan Abdullah Öcalan için “Serbest bırakılması için mücadele etmekteyiz, mücadelemiz sayın Öcalan ve Kürdistan özgür olana dek devam edecektir” dedi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu ifadeleri nedeniyle YSP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan hakkında resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“28.Dönem Milletvekili Ömer ÖCALAN’ın 29.09.2023 tarihinde “Ailelerimizle örgütlü ve özgür yaşamı büyütüyoruz” temalı programa katılarak, “Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması için mücadele etmekteyiz, mücadelemiz sayın Öcalan ve Kürdistan özgür olana dek devam edecektir” şeklinde sözler söylediği ve bu sözlerin muhtelif haber sitelerinde yayınladığı tespit edilmiş olup, bahse konu açıklamaların 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında suç unsuru içerdiği değerlendirildiğinden, adı geçen milletvekili hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Ömer Öcalan kimdir?

Ömer Öcalan, 1987 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Ömerli köyünde dünyaya geldi. Baba adı Mehmet, anne adı Fehime’dir. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezun olan Ömer Öcalan, 2014-2016 yılları arasında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Mardin İl Eş başkanlığını görevini yürüttü.

Ömer Öcalan, 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şanlıurfa Milletvekili seçilerek TBMM’de yasama çalışmalarına katıldı. Ömer Öcalan, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Paylaşın