Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’ın Yeni Anayasa Çağrısına Yanıt: Gel De Gülme

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısına yanıt veren Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, “Gel de gülme bu işe. İhtilal anayasasını değiştireceklermiş. İhtilal anayasası kalmadı ortada. Sizin getirdiğiniz birçok değişiklikle yamalı bohçaya döndü zaten” dedi ve ekledi:

“Şimdi bunu düzeltmek için ‘Gerçekleri örtelim, anayasa maddelerini konuşalım ama milletin derdini dert edinmeden meseleleri gündeme getirelim’ diyorlar. Bizim de buna karnımız tok. Böyle bir şeye rıza göstermeyiz.”

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin, Saadet Partisi çatısı altında birleşerek oluşturduğu Meclis grubu, yeni yasama yılının ilk grup toplantısını yaptı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu,  ilk grup toplantısında hükümet politikalarını eleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısını, yerel seçim öncesi ekonomideki olumsuzlukları kapatmak için yaptığını savunan GP Lideri Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı niyetinizi çok iyi biliyoruz. Samimiyseniz; 12 Eylül Anayasası’nı kaldıracak, yerine gerçekten kamil ve milli bir anayasa yapmak için her türlü çabayı sergileriz. Sorumuz; açık ve net. Milletin başına bu belaları saran Cumhurbaşkanlığı sistemini de tartışmaya var mısınız? Yoksunuz. Niyetiniz zaman kazanmak ve oyalamak. Milletin birinci gündemi; iştir, açlıktır, bu tartışmaları yerel seçimlerden sonraya ertelesinler.”

Karamollaoğlu: Gel de gülme

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni anayasa yapılmasına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Gel de gülme bu işe. İhtilal anayasasını değiştireceklermiş. İhtilal anayasası kalmadı ortada. Sizin getirdiğiniz birçok değişiklikle yamalı bohçaya döndü zaten. Şimdi bunu düzeltmek için ‘Gerçekleri örtelim, anayasa maddelerini konuşalım ama milletin derdini dert edinmeden meseleleri gündeme getirelim’ diyorlar. Bizim de buna karnımız tok. Böyle bir şeye rıza göstermeyiz.”

Temel Karamollaoğlu, İçişleri Bakanlığı’na yönelik terör saldırısı girişimine ilişkin de, “Türkiye, terörü tüm kaynaklarıyla birlikte yok etme gücüne ve kabiliyetine fazlasıyla sahiptir. Terörün kazanma ihtimalinin olmadığını, kaybetmesinin de kesin olduğunu defalarca ispatlamış mümtaz bir millet ve kadim bir devlet, Türkiye’nin terörle mücadeledeki en büyük gücüdür.

Ancak pazar günü bertaraf edilen terör saldırısı sonrasında; arkasında kimlerin belli olduğu kimi kesimler ve mecralar tarafından, İçişleri Bakanı’na, bakanlığa ve bağlı birimlerine yönelik sataşmalar, isnat ve ithamlar da söz konusu oldu. Doğrusu İçişleri Bakanı’nın suç örgütlerine ve özellikle mafya ve belirli çete türü yapılara karşı yürüttüğü anlamlı ve kararlı mücadeleden rahatsız olanları anlamakta zorlanıyor insan” diye konuştu.

Türkiye’nin terörden, terör örgütlerinden, mafya ve çetelerden, suç birlikteliklerinden arındırılması konusunda her türlü desteğe hazır olduklarını ifade eden Karamollaoğlu, “Maalesef, terörle ve suç örgütleriyle mücadele kulvarında ‘fakat, ama, ancak’ başlıklı cümle kurmaya meyilli olanları da görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

SP Lideri Karamollaoğlu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın terör ve suç örgütlerine yönelik verdiği mücadeleyi takdir ettiklerini de sözlerine ekledi.

Paylaşın

“Çocuk Yoksulluğu” Sorunu Meclis Gündemine Taşındı

Ülkede yaşanan “çocuk yoksulluğu” sorununu Meclis gündemine taşındı. TÜİK’in “çocuk, yoksulluk ve yaşam” raporu verilerinde, Türkiye’de 9,4 milyon çocuğun yani her iki çocuktan birinin yoksulluk çektiği, ülke genelinde ise nüfusun yüzde 32,6’sının yoksulluk riski altında olduğu belirtildi.

“Çocuk yoksulluğu” sorununu Meclis gündemine taşıyan YSP Milletvekili Ayşegül Doğan, ekonomik kriz ve gıda fiyatlarındaki artışın “derin yoksulluğu” ülke gündeminin en hayati başlığı haline getirdiğini söyledi. Doğan, “Araştırmalar, bu durumun en çok çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi ile eğitim ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesini etkilediğini göstermektedir” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bu yıl ilk defa açıkladığı “çocuk, yoksulluk ve yaşam” raporu verilerinde, Türkiye’de 9,4 milyon çocuğun yani her iki çocuktan birinin yoksulluk çektiği, ülke geneli değerlendirmelerinde ise nüfusun yüzde 32,6’sının yoksulluk riski altında olduğunun belirtildiğini söyleyen Doğan, “Risk altında olanların yüzde 42,7’sini, 0-17 yaş arası “ciddi yoksulluk çeken çocuk” oluşturmaktadır. Uzmanlar bu durumun, sosyal dışlanma riski yaratabileceği uyarısında bulunmuştur” ifadelerini kullandı.

Dünya Gıda Örgütü’nün 2022 verilerine göre, Türkiye’de 14,8 milyon kişinin yetersiz beslendiğini, bu oranın en yüksek olduğu İl’in ise yüzde 20,6 ile Şırnak’ın olduğunu söyleyen Doğan, “BM’nin 2023 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’nda, Türkiye’de yetersiz beslenmenin yaygınlık oranının yüzde 2,5, 5 yaş altı çocuklardaki bodurluk oranının ise yüzde 5,5 olarak açıklanmıştır” dedi.

Yeşil Sol Parti (YSP) Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na yanıtlaması istemi ile şu soruları yöneltti:

“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın SED kapsamında, ailelerine ödeme yaptığı ve temel ihtiyaçları karşılanamadığı için ailesinden koparılan ya da koparılma riski taşıyan çocuk sayısı kaç?

“Ciddi yoksullaşma” yaşayan 9,4 milyon çocuk için Bakanlık hangi çalışmaları yürütüyor?

Dünya Gıda Örgütü’nün 2022 verilerine göre, yüzde 20,6 ile Şırnak çocuklarda yetersiz beslenmenin en yüksek oranda yaşandığı il olarak tespit edilmiştir. Bakanlığın, il özelinde, çocukların dengeli ve sağlıklı beslenmesi için başlattığı bir çalışma var mı?

Bakanlığınızın, iddialarda yer verilen yoksul çocuk sayısındaki artışın kalıcı olarak çözüme kavuşturulması konusunda kapsayıcı farklı bir yaklaşımı, çalışması ya da uygulanmakta olan projesi var mı?

Ekonomik kriz ve yoksullaşma nedeni ile kaç çocuk Bakanlığınızın korumasına bırakıldı?

Giderek artan ve “çocuk yoksulluğu” olarak adlandırılan mevcut durum göz önüne alındığında, Bakanlığınız tarafından, çocuk sağlığı ile bedensel ve zihinsel gelişim bozukluklarına odaklanan yaygın saha araştırmaları ve taramalar yapılıyor mu?

Ülke genelinde durumun önemi ve hassasiyeti ortadayken Bakanlıklar arası ortak bir çalışma ve acil eylem çağrısı yapmak için hala ne bekleniyor?

Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi’nde yoksul çocukların okul ortamında “Arkadaş edinmede zorluk, utanma ve sosyalleşmede zayıflık” gibi olumsuzluklara maruz kaldığı sonucuna varıldı. Bu tespitlere dayanarak, artan yoksulluğun önlenmesi ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilmesi amacıyla, Bakanlığınız hangi önlemleri alıyor?”

Paylaşın

“2030 FIFA Dünya Kupası” 3 Kıta Ve 6 Ülkede Oynanacak

FIFA (Uluslararası Birlik Futbolu Federasyonu) Dünya Kupası tarihinde bir ilke sahne olmaya hazırlanıyor. İspanya, Portekiz ve Fas turnuvanın ortak ev sahipleri olarak belirlenirken, açılışındaki ilk üç maç, Uruguay, Arjantin ve Paraguay’da oynanacak. Kararın, gelecek yılki FIFA Kongresi’nde resmileşmesi bekleniyor.

“Bölünmüş bir dünyada, FIFA ve futbol birleştirici bir rol oynuyor” diyen FIFA Başkanı Gianni Infantino, “Tüm futbol dünyasını temsil eden FIFA Konseyi, oybirliğiyle ilki 1930’da yapılan Dünya Kupası’nın 100. yılını en uygun şekilde kutlama kararı aldı” ifadelerini kullandı.

FIFA Başkanı Infantino ayrıca, “2030’de eşsiz bir küresel ayak izimiz olacak. Üç kıta, Afrika, Avrupa ve Güney Amerika ve altı ülke Arjantin, Fas, Paraguay, Portekiz, İspanya ve Uruguay dünyaya kucak açıp, birleştirecek” dedi.

Infantino’nun “FIFA ve futbol dünyayı birleştiriyor” sloganıyla açıkladığı projeye tepki gösterenler de var. 6 ülke arasındaki yol mesafesi nedeniyle taraftar ve takımların zorlanacağını söyleyen uzmanlar, iki farklı yarım küredeki maçlar nedeniyle futbolcuların iklimsel değişiklikle de mücadele edeceğini ifade ediyor.

FIFA ayrıca, 2034’teki turnuva için sadece Asya ve Okyanusya Futbol Konfederasyonuna üye ülkelerin ev sahipliği başvurularının kabul edileceğini vurguladı. Suudi Arabistan’ın 2034’te ilk kez ev sahipliği başvurusu yapması bekleniyor.

1930’daki ilk Dünya Kupası maçına ev sahipliği yapan Uruguay’da turnuvanın açılış maçı yapılacak. Daha sonra Arjantin ve Paraguay’daki maçlar takip edecek. 48 takımın katılacağı turnuva daha sonra Kuzey Afrika ve Avrupa’ya geçecek.

Teklif resmileşirse, Fas Güney Afrika’dan sonra Dünya Kupası’nın oynanacağı ikinci Afrika ülkesi olacak. Portekiz’de Dünya Kupası hiç oynanmadı, ancak Euro 2024 turnuvası bu ülkedeydi. İspanya ise 1982’de Dünya Kupasına ev sahipliği yapmış ve turnuvayı İtalya üçüncü kez kazanmıştı.

Paylaşın

Freedom House: Türkiye’de İnternet Özgürlüğü Giderek Azalıyor

Freedom House’un “2023 İnternette Özgürlük” raporunda, Türkiye, “Erişim Önündeki Engeller” başlığında 25 üzerinden 12 puan, “İçerik Sınırlamaları” başlığında 35 üzerinden 10 puan ve “Kullanıcı Hakları İhlalleri”nde 40 üzerinden 8 puan alarak, 100 üzerinden 30 puanla “özgür değil” kategorisinde yer aldı.

Rapora göre, Türkiye’de internetin kalitesi ve hızı genel olarak güvenilir ancak altyapı arızaları pek çok yerde erişime engel. 2023 başı itibarıyla, Türkiye’de halkın yüzde 83,4’ünün internet kullandığı ifade edilen raporda, internet erişimi olan hanelerin yüzde 94,1’e çıktığı belirtiliyor. Ayrıca ülkede “devam eden ekonomik kriz ve artan enflasyonun” ise internet hizmetlerinin maliyetini, birçok kişi için karşılanamaz seviyeye çıkardığı vurgulanıyor.

Kırsal bölgelerde internete erişimin kentlere göre daha zayıf olduğu belirtilirken, cinsiyetler arasında internete erişim açısından fark olduğu, erkeklerin erişiminin, az bir farkla da olsa kadınlara göre daha fazla olduğu raporda yer alıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli insan hakları kuruluşu Freedom House tarafından yayınlanan, “2023 İnternette Özgürlük” raporuna göre Türkiye’de internet özgürlüğü son on yılda “giderek azaldı”.

Geçen yıl Ekim ayında yürürlüğe giren Dezenformasyon Yasası’na değinilen raporda, bu yasanın muhalif siyasetçiler ile gazetecilerin susturulması için kullanıldığı, sansürün yaygın olduğu ve çok sayıda makale ile sosyal medya paylaşımının engellendiği vurgulandı.

Raporda, internet kullanımı “Erişim Önündeki Engeller”, “İçerik Sınırlamaları” ve “Kullanıcı Hakları İhlalleri” başlıkları altında incelendi. Türkiye, “Erişim Önündeki Engeller” başlığında 25 üzerinden 12 puan, “İçerik Sınırlamaları” başlığında 35 üzerinden 10 puan ve “Kullanıcı Hakları İhlalleri”nde 40 üzerinden 8 puan alarak, 100 üzerinden 30 puanla “özgür değil” kategorisinde yer aldı.

Değerlendirmede, toplamda 70-100 arası puan “özgür”, 40-69 arası “kısmen özgür”, 0-39 arası “özgür değil” olarak nitelendiriliyor.

Rapora göre, Türkiye’de internetin kalitesi ve hızı genel olarak güvenilir ancak altyapı arızaları pek çok yerde erişime engel. 2023 başı itibarıyla, Türkiye’de halkın yüzde 83,4’ünün internet kullandığı ifade edilen raporda, internet erişimi olan hanelerin yüzde 94,1’e çıktığı belirtiliyor. Ayrıca ülkede “devam eden ekonomik kriz ve artan enflasyonun” ise internet hizmetlerinin maliyetini, birçok kişi için karşılanamaz seviyeye çıkardığı vurgulanıyor.

Kırsal bölgelerde internete erişimin kentlere göre daha zayıf olduğu belirtilirken, cinsiyetler arasında internete erişim açısından fark olduğu, erkeklerin erişiminin, az bir farkla da olsa kadınlara göre daha fazla olduğu raporda yer alıyor.

Freedom House Raporu’nda Türkiye’de yetkililerin internete erişimi nadiren de olsa kısıtlayabildiği, bunun örneklerinden birinin geçen yıl Kasım ayında, İstiklal Caddesi’nde düzenlenen bombalı saldırının ardından, diğerinin de 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nde görüldüğü aktarıldı.

Türkiye’de telekomünikasyon alanını düzenlemek ve denetlemekle sorumlu kurum olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) çalışmalarına da değinilen raporda, bu kurumun özel bir bütçeye sahip olduğu, üyelerinin hükümet tarafından atandığı ve karar alma sürecinin şeffaf olmadığı ifade edildi.

Başta haberler olmak üzere pek çok içeriğe engel getirildiği aktarılan raporda, Aralık 2022 itibarıyla 712 binden fazla alan adı ile 150 bin URL’nin engellendiği bilgisi yer aldı. 6 Şubat Depremleri’nden sonra, Twitter’in yaklaşık sekiz saat süreyle kapatılmasının acil kurtarma çalışmalarını engellediği ve yine Şubat ayında Ekşi Sözlük’e yasak getirilmesi de raporda konu edildi.

VOA Türkçe ve Deutsche Welle Türkçe’ye getirilen yasaklar

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), 2022 yılının Şubat ayında uluslararası haber sitelerine ulusal yayın lisansı almaları için 72 saat süre tanıması ve Deutsche Welle (DW) ile Voice of America’nın (VOA) bunu reddetmesi üzerine söz konusu haber sitelerinin erişimine engel konmasına da yine raporda yer verildi.

Haber sitelerinin yanı sıra Uber, PayPal ve Booking.com gibi ticari siteler ile bir scooter kiralama uygulaması olan Martı’ya da erişim engeli getirildiği, Martı’ya yönelik engel kararının İstanbul Taksiciler Odası’nın şikayeti üzerine alındığı aktarıldı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Ahmet Türk: Demokratik Siyaset Yaptığımız İçin Yargılanıyoruz

“İhaleye fesat karıştırma” iddiasıyla hakkında açılan davada hakim karşısına çıkan Ahmet Türk, “Burada demokratik siyaset yaptığımız için hedef alınıyoruz. Burada usulsüzlükler nedeniyle yargılanmıyoruz. Açılan bu davalar siyasidir” dedi ve ekledi:

“İktidara muhalefet olduğumuz için bu dava açılmıştır. Sadece ağır ceza mahkemesinde kayyımın atadığı bütün daire başkanları hakkında davalar açıldı. Nasıl ihaleler yapıldığı dosya tutanaklarında mevcuttur. O dosyaların da dosyaya istenmesini talep ediyorum.”

Duruşma sonrası açıklamada bulunan Ahmet Türk, “Kayyım bütün yolsuzluklarını örtmek için bizi hedef haline getirmiş. Bizim hukuka uygun yaptığımız işler hukuka uygun değilmiş gibi bir dava açılmış” dedi.

Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk hakkında, 31 Mart 2019 seçimleri sonrası ağaç sulama şirketinin sözleşmesini uzatması gerekçe gösterilerek “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla açılan davanın 4’üncü duruşması görüldü. Mardin 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Türk ve avukatları katıldı.

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada Ahmet Türk, belediye başkanlığı yaptığı süre içinde bütün ihaleleri şeffaf bir şekilde yaptığını dile getirdi.

Türk, “Bu ihalede müteahhit zaten kayyım tarafından getirilmiş bir müteahhitti. Haziran ayında müteahhittin sözleşme süreci bitti. Yeniden ihale sürecinin başlatılması 45 günlük süre alıyordu. Biz de ağaçların kurumaması için müteahhittin sözleşmesini uzatma kararı aldık. Yaptığımız sadece bu. Bunun aksini yapsak ağaçlar kuruyacak, zarar daha büyük olacaktı. Burada bir ihale yapılmadı sadece sözleşme süresi uzatıldı” dedi.

Kayyımın bütün yolsuzluklarını ortaya çıkardığını ve kamuoyuna anlattığını kaydeden Türk, “Bunun üzerine kayyım müteahhitti çağırıyor ve ‘Ahmet Türk hakkında ifade verirsen ne istersen veririm’ diyor. Müteahhit bunun üzerine ‘ben vicdanımı satamam’ dediği için gözaltına alınıyor. Burada bir hesaplaşma için açılan bir dava var. Bir yolsuzluk ve usulsüzlük yok. Sadece yaz mevsimine girdiğimiz için süreyi uzattık” diye belirtti.

Kayyım döneminde yapılan bütün ihalelerin usulsüz olduğunu ve bu konuda bugüne kadar tek bir davanın açılmadığını aktaran Türk, “Burada demokratik siyaset yaptığımız için hedef alınıyoruz. Burada usulsüzlükler nedeniyle yargılanmıyoruz. Açılan bu davalar siyasidir. İktidara muhalefet olduğumuz için bu dava açılmıştır. Sadece ağır ceza mahkemesinde kayyımın atadığı bütün daire başkanları hakkında davalar açıldı. Nasıl ihaleler yapıldığı dosya tutanaklarında mevcuttur. O dosyaların da dosyaya istenmesini talep ediyorum” diye konuştu.

Türk’ün ardından avukatlar savunma yaptı. Avukatlar, ek süre talebinde bulundu. Savcı, eksik hususların giderilmesi yönünde mütalaa verdi. Mahkeme, duruşmayı 6 Aralık’a erteledi.

Duruşma sonrası Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Ahmet Türk, “Kayyım bütün yolsuzluklarını örtmek için bizi hedef haline getirmiş. Bizim hukuka uygun yaptığımız işler hukuka uygun değilmiş gibi bir dava açılmış” dedi.

Paylaşın

Dokuz Aylık Dış Ticaret Açığı 87 Milyar Doları Aştı

2023 yılı Ocak-Eylül döneminde, ihracat yüzde 0,3 oranında azalışla 187 milyar 464 milyon dolar, ithalat ise yüzde 1,3 oranında artışla 274 milyar 755 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle, dokuz aylık dönemde dış ticaret açığı 87 milyar 291 milyon dolar.

Haber Merkezi / Eylül ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 913 milyon dolar), ABD (1 milyar 201 milyon dolar) ve Irak (1 milyar 197 milyon dolar) oldu.

Eylül ayında en fazla ithalat yapılan ülkeler sırasıyla; Çin (3 milyar 727 milyon dolar), Rusya Federasyonu (3 milyar
196 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 358 milyon dolar) oldu.

Ticaret Bakanlığı, eylül ayı dış ticaret verilerini açıkladı. Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde 0,3 oranında artarak 22 milyar 670 milyon dolar, ithalat, yüzde 14,1 oranında azalarak 27 milyar 658 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 8,2 oranında azalarak 50 milyar 328 milyon dolar oldu.

Ocak-Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 0,3 oranında azalarak 187 milyar 464 milyon dolar, ithalat, yüzde 1,3 oranında artarak 274 milyar 755 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 0,6 oranında artarak 462 milyar 219 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Son 12 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 0,4 oranında artarak 253 milyar 535 milyon dolar, ithalat, yüzde 5,1 oranında artarak 367 milyar 224 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 3,1 oranında artarak 620 milyar 759 milyon dolar oldu.

Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracatın ithalatı karşılama oranı 11,8 puan artarak yüzde 82,0 oldu. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı 6,0 puan artarak yüzde 95,3 olarak kayıtlara geçti. Enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı 1,3 puan artarak yüzde 102,0 oldu.

Eylül ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 913 milyon dolar), ABD (1 milyar 201 milyon dolar) ve Irak (1 milyar 197 milyon dolar) oldu. İhracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yüzde 47,2 oldu.

Eylül ayında en fazla ithalat yapılan ülkeler sırasıyla; Çin (3 milyar 727 milyon dolar), Rusya Federasyonu (3 milyar 196 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 358 milyon dolar) oldu. İthalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 57,7 oldu.

Eylül ayında en fazla ihracat yapılan ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (9 milyar 246 milyon dolar), Yakın ve Ortadoğu Ülkeleri (4 milyar 290 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (3 milyar 367 milyon dolar) oldu.

Eylül ayında en fazla ithalat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (7 milyar 986 milyon dolar), Asya Ülkeleri (7 milyar 534 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (4 milyar 946 milyon dolar) oldu.

Eylül ayında Geniş Ekonomik Grupların (BEC) sınıflamasına göre, en çok ihracat 11 milyar 644 milyon dolarla (yüzde 3,5 azalış) “Hammadde (Ara malları)” grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 7 milyar 923 milyon dolarla (yüzde 0,2 azalış) “Tüketim Malları” ve 2 milyar 962 milyon dolarla (yüzde 17,3 artış) “Yatırım (Sermaye) Malları” grupları takip etti.

Eylül ayında Geniş Ekonomik Grupların (BEC) sınıflamasına göre, en çok ithalat 19 milyar 747 milyon dolarla (yüzde 23,6 azalış) “Hammadde (Ara malları)” grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 4 milyar 106 milyon dolarla (yüzde 14,9 artış) “Yatırım (Sermaye) Malları” ve 3 milyar 779 milyon dolarla (yüzde 37,4 artış) “Tüketim Malları” grupları takip etti.

Eylül ayında sektörlere göre ihracatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 93,2 (21 milyar 128 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 4,7 (1 milyar 65 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 1,6 (362 milyon dolar) oldu.

Eylül ayında sektörlere göre ithalatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 83,4 (23 milyar 65 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 11,9 (3 milyar 304 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 2,7 (733 milyon dolar) oldu.

Paylaşın

Akşener’den Yerel Seçim Açıklaması: 81 İlde Kendi Adayımızı Çıkaracağız

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Zengin güçlü bir ülke nasıl inşa edilirmiş göstermeye geliyoruz. En iyi bildiğimiz şeyi yapmaya devam edeceğiz. Sokak sokak kapı kapı gezip milletimizin ayağına gideceğiz” dedi ve ekledi:

“25 Ekim 2017’de çıktığımız, bu kutlu yolda; tüm engelleri, iftiraları, baskıları, tek başımıza göğüslediysek, bugünden sonra da, tek başımıza olacağız! Ve önümüzdeki yerel seçimlerde, 81 ilde, kendi adaylarımızla, hür ve müstakil siyasetimizle, tek başımıza, aziz milletimizin huzuruna çıkacağız!”

Akşener, konuşmasının devamında, “Bize bu yolda, dört bir yandan, saldıranlar olacak. Kiralık kalemler hep bizi yazacak, satılık diller, hep bizi konuşacak. Yalanın, iftiranın, rantın karasına bulanmış, kirli eller, hep bizi işaret edecek. Varsın, olsun. Biz, milletimizin sinesinde huzur bulacağız! Dönüp bize, “oyunbozan” diyenler olacak. Doğrudur.

Eğer ortada, milletin zararına oynanan bir oyun varsa, biz o oyunu bozarız! Memleketin geleceğiyle, kumar oynanıyorsa, biz o kumarı bozarız! 22 yıldır, kazananın ve kaybedenin değişmediği, kirli bir çark varsa, biz o çarka, çomak sokarız!” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Başkent’in göbeğinde; bir evlada, bir babaya, bir eşe, bir kardeşe, Sinan Ateş’e, kıyılmasının üzerinden, tam 278 gün geçti. Onlar, ilk günden beri, Sinan Başkan’ı unutturmaya çalıştı; ama Bengisu, onu unutmadı, Banuçiçek, unutmadı, Ayşe Hanım, unutmadı ve bizler, Sinan Ateş’i unutmadık. Şunu herkes çok iyi bilsin ki; kimsenin unutmasına da unutturmasına da asla izin vermeyeceğiz.

Arsızlar, güçlü diye, haklı olmayacak. Katiller, güçlü diye, özgür kalmayacak. Çevrilmek istenen dümenleri, kabullenmeyeceğiz. Katillerin, elini kolunu sallayarak gezmesine, izin vermeyeceğiz. Gerçekler ortaya çıkana kadar, bu cinayetin, peşinde olacağız. Sinan Ateş’in katilleri yakalanana kadar, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

27 Mayıs 2013 tarihi, AK Parti için bir travmadır. Diliyle, diniyle, hayat tercihleriyle, siyasi görüşleriyle, bölüp, paramparça ettikleri bir milletin, ağaçlarına sahip çıkmak için, Gezi Parkı’nda birleştiğini görmek, onlar için bir travmadır.Ülkücüsünden solcusuna, muhafazakarından sekülerine, kadınından erkeğine, gençlerimizin, o dönem, yaklaşık 10’uncu yılında olan, bir müstemleke rejimine karşı sergilediği bu asil duruşu; her ne kadar, türlü müdahalelerle, rayından çıkartmış olsalar da, türlü provokasyonlarla, kirletmiş olsalar da, türlü ayak oyunlarıyla, karalamış olsalar da, bir türlü hazmedemediler, hazmedemeyecekler.

Bakın, üzerinden, 10 yıl geçse bile yetmiyor. Gezi, AK Parti için, öyle bir travma ki, hâlâ intikam almaya çalışıyorlar. Peki kimden? Tutuklulardan mı? Hayır. Bizatihi milletten intikam almaya çalışıyorlar. Yargı sopasını, dilediklerince savurarak, millete göz dağı vermeye çalışıyorlar. “Sakın ola, bir kez daha birleşmeyin.” demeye çalışıyorlar. Büyük bir gayrimeşruluğun, arkasına sığınıp; bu büyük travmayı, bastırmaya çalışıyorlar. O yüzden geçtiğimiz hafta,

Gezi Parkı davasından çıkan sonuç da; AK Parti’nin yaşadığı, travma sonrası stres bozukluğunun, bir neticesidir. Ne yazık ki, ülkemizde bir kez daha vicdan, ihtiraslara tercih edilmiştir. Ne yazık ki, bir kez daha hukuk, koltuklara hizmet etmiştir. Ne yazık ki, bir kez daha vesayet, milletin üzerine çökmüştür. Ülkemizdeki yargı rezaletleri, artık bir seri haline geldi. Yargının, siyasallaşması kadar, bir dayatma ve bastırma aracı hâline gelmesinin de, bedelini ödüyoruz. Üstelik bu bedelin, en ağırını da, Türk gençlerine ödetiyorlar.

Biliyorsunuz gazeteci gençlerimiz, tam 12 gündür tutuklu.  Neden? Sığınmacılarla ilgili, haber yaptıkları için. Şu rezalete bakar mısınız? Sığınmacıların, ülkemizi içine soktuğu, toplumsal ve güvenlik krizinin, boyutları ortadayken; sorunu çözmek yerine, sorunu dile getirenlerden, “işine gelenleri tutuklamak” tam da, Ak Parti’nin zihniyetine yakışır bir tutum. Muhteremler; Kendi beceriksizliğinizin üzerini örtmek için, yargıyı aparat haline getiremezsiniz.

Biri çıkacak, rahat rahat; Hatay’da, depremde şehit olan vatandaşlarımızın, cesetlerinin koktuğunu, ama bir Suriyelinin, naaşının mis gibi koktuğunu söyleyecek, öyle mi? Türk olmaktan gurur duyanlar, saldırılara hedef olacak. Ama Türk milletine, alenen hakaret eden bir ahlaksıza, hakkında, “dostlar alışverişte görsün” misali, başlatılan bir inceleme dışında, hiçbir şey olmayacak, öyle mi? Allah aşkına, hiç mi utanmıyorsunuz?

Zengin güçlü bir ülke nasıl inşa edilirmiş göstermeye geliyoruz. En iyi bildiğimiz şeyi yapmaya devam edeceğiz. Sokak sokak kapı kapı gezip milletimizin ayağına gideceğiz. Kayıkçı kavgalarını suni gündemleri değil milletin gerçek gündemini konuşacağız. 7 yıl evveli hatırlayın nasıl bir sessizlik vardı, bugün de milletin sesini yine tek başımıza duyuracağız. Nasıl baskıları tek başımıza göğüslediysek tek başımıza olacağız. Önümüzdeki seçimlerde 81 ilde kendi adaylarımızla aziz milletimizin huzuruna çıkacağız.

“Türk milliyetçiliğinin gür sesini, duyurmaya geliyoruz”

Milletten değil, pazarlıktan medet uman, ittifak siyasetini reddediyoruz. Biz, İYİ Parti olarak; milletimizin umudunu yeşertmek için, heyecanını canlandırmak için, güveninin tazelemek için, velhasıl o zincirleri kırıp, o cevheri, yeniden göğe yükseltmek için, yepyeni bir yol açıyoruz. Çapulcu diyenlere karşı da, cahil diyenlere karşı da; 85 milyon Türk milletinin, topyekûn azizliğini savunuyoruz. Önüne gelenin, siyasi çıkarlarına göre, manivela yapmaya kalktığı, Türk milliyetçiliğinin gür sesini, duyurmaya geliyoruz.

Beceriksizliğe ve hatta millet düşmanlığına bile, kalkan yapılan demokrasi, esaslı olarak nasıl işletilirmiş, herkese öğretmeye geliyoruz. Biz, bundan sonra da en iyi bildiğimiz şeyi, yapmaya devam edeceğiz. İl il, ilçe ilçe, sokak sokak, kapı kapı gezip milletimizin ayağına gideceğiz. Her bir vatandaşımızın taleplerini, isteklerini ve varsa eleştirilerini dinleyeceğiz. Onlara bahaneler değil, çözümlerimizi anlatacağız.

Kayıkçı kavgalarını, suni gündemleri değil, milletin gerçek gündemini konuşacağız. Nasıl ki, dün korkaklığın sessizliği, her yeri sarmışken, milletin sesini haykırdıysak; bugün de milletin sesini yine tek başımıza duyuracağız.

Nasıl ki 25 Ekim 2017’de çıktığımız, bu kutlu yolda tüm engelleri, iftiraları, baskıları, tek başımıza göğüslediysek bugünden sonra da, tek başımıza olacağız. Ve önümüzdeki yerel seçimlerde 81 ilde kendi adaylarımızla, hür ve müstakil siyasetimizle tek başımıza, aziz milletimizin huzuruna çıkacağız. Bize bu yolda, dört bir yandan, saldıranlar olacak. Dönüp bize, ‘oyunbozan’ diyenler olacak. Doğrudur. Eğer ortada, milletin zararına oynanan bir oyun varsa, biz o oyunu bozarız.”

Paylaşın

Galatasaray’ın Manchester Zaferi Avrupa Basınında

UEFA Şampiyonlar Ligi A Grubu ikinci hafta maçında Manchester United ile Galatasaray, Old Trafford’da karşı karşıya geldi. Galatasaray, iki kez yenik duruma düştüğü maçtan 3-2 galibiyetle ayrılmayı başardı.

Galatasaray bu galibiyetle grubunda 4 puanla ikinci sıraya yükseltirken, Sarı Kırmızılı ekibin galibiyeti Avrupa spor basınında da yankı buldu.

Independent gazetesi 1993’te Galatasaray deplasmanına giden Manchester United’ın “Welcome to Hell” sloganıyla karşılanmasını hatırlatarak, 30 yıl sonra yaşanan hezimeti yorumladı: Otuz yıl önce Manchester United İstanbul’da Galatasaray tarafından ‘Cehenneme hoş geldiniz’ (Welcome to Hell) sloganıyla karşılanmıştı. Otuz yıl sonra United cehennemi buldu: İstanbul’da değil, Manchester’da.

Teknik Direktör Erik ten Hag için ‘şok Şampiyonlar Ligi yenilgisi’ diyen Sky Sports’un maç yorumu şöyle: “Rasmus Hojlund United’ı iki kez öne geçirdi ancak Andre Onana’nın hatası ve Casemiro’nun durumu kurtarmak isterken kırmızı kart görmesiyle Türk ekibi her seferinde Manchester United’ı geri püskürttü.

Maç boyunca ne yapacağı belli olmayan Onana’ya sorular sorulacaktır ancak defansın büyük bir kısmı teslimiyetin asıl nedeniydi. Şampiyonlar Ligi’nin açılış maçında Bayern Münih’e kaybettikten sonra, grup aşamasının ötesine geçmek için yapılması gereken çok iş var.”

Times gazetesinin Futbol Başyazarı Henry Winter, maçla ilgili analizinde, Galatasaray rakibi karşısında “birden fazla farkla kazanabilirdi” dedi. Winter, “Tekrar cehenneme hoş geldiniz. Son dakikalarda Manchester United’la (çocuk oyuncağı gibi) oynayan Galatasaray, Sofyan Amrabat’ın sol bekteki tedirginliğini fırsat bilerek, Şampiyonlar Ligi gruplarındaki 17 deplasman maçının ilk galibiyetini hak ettiği şekilde kazandı ve Türkler birden fazla farkla kazanabilirdi.” ifadelerini kullandı.

BBC, Manchester United’ın ilk kez bir Şampiyonlar Ligi sezonunu üst üste yenilgilerle açtığını yazdı. BBC, teknik direktör Erik ten Hag ile oynanan maçların istatistiklerini çıkardı: “United bu sezon tüm turnuvalarda oynadığı 10 maçın altısını kaybetti. Ayrıca 2023-24 sezonunda tüm müsabakalarda 10 maçta 18 gol yediler ki bu 1966-67 sezonundan bu yana en fazla gol yedikleri sezon oldu.

Toparlanması gereken kişi sadece Onana değil. Ten Hag’in de dediği gibi, United’ın kolektif olarak çok geç olmadan sezonu kurtarmak için çözümler bulması gerekiyor.”

Telegraph gazetesine göre ise Manchester United savunmadaki hatalarıyla “kendi ayağına sıktı. Galatasaray’ın 90 dakika boyunca “daha adanmış bir görüntü çizdiğini” vurgulayan Telegraph makalesinde, “United’ın kendi kendisini sabote etmesi, teknik direktör Erik ten Hag’ı büyük bir krizin içerisine soktu. İki golün sahibi 72 milyon poundluk Rasmus Hojlund için zafer gecesi olacak gibi görünüyordu ancak savunmadaki zayıflık sonucu belirledi” ifadeleri yer aldı.

L’Equipe: Manchester United Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray ve Icardi karşısında şaşkına döndü. Maçı “çılgınca” olarak niteleyen Fransa’nın en ünlü spor gazetesi l’Equipe, “Manchester United Galatasaray karışısında şaşkına döndüğü” başlığını kullandı:

“Manchester United Salı akşamı çılgın bir maçın ardından Galatasaray’a yenildi. İngiliz ekibi Şampiyonlar Ligi A Grubundaki ikinci maçında umutlarını zora soktu. İki kez öne geçmesine rağmen Galatasaray’a 2-3 mağlup olan Kırmızı Şeytanlar, Bayern Münih (3-4) karşısında aldığı ilk mağlubiyetin ardından iki turda ikinci yenilgisini aldı.

Maça mükemmel başladılar. Maçı daha iyi kontrol etmelerine rağmen geri püskürtüldüler. Bu durum, kopenhag’ı 2-1 yenen Bayern Münih için mükemmel bir sonuç oldu.”

Daily Telegraph gazetesi Mauro Icardi’nin 81. dakikada attığı golle gelen Galatasaray’ın galibiyetinin ardından Manchester United’ın uçurumun kıyısına sürüklendiğini yazdı. Galatasaray’ın Arjantinli golcüsü Icardi’nin fotoğrafını kullanan gazete haberin başlığında da “Bacardi and Coke – Bacardi Kola” içkisine atıfla “Icardi and Choke – Icardi ve boğulma” kelimelerini kullandı.

Daily Mirror gazetesinin internet baskısının spor sayfası “kendisini yok etmekte birleşenler” manşetiyle yayımlandı. Gazete, Manchester United için, “Bir adım öne, iki adım geriye. Maalesef Manchester United’ın bu sezon hikayesi bu oldu ve dün gece Old Trafford’daki felaketle devam etti… United, Premier Lig sezonuna çok kötü bir başlangıç yapmakla kalmadı, Şampiyonlar Ligi’ne de A Grubu’nda üst üste mağlubiyetlerle başladı. Bunlar gerçekten de karanlık günler.” yorumunda bulundu.

The Guardian gazetesinin spor sayfalarının başında Manchester United-Galatasaray maçı var. İngiliz ekibinde kötü sonuçların devam ettiğine dikkat çeken gazetenin maçla ilgili değerlendirmesinde şu yorumlara yer verildi:

“Cehenneme hoş geldiniz’: Manchester United’ın 1993’teki meşhur Galatasaray karşılaşması yeni bir boyut kazandı. O zamanlar, United’ı Şampiyonlar Ligi’nden eleyen, İstanbul deplasmanında alınan mağlubiyetti ve maç sonrası tünelde çıkan kavgada oyuncular tartaklanmıştı.

Burada ise sezon boyunca yaşanan acıların bir devamı vardı, Erik ten Hag’ın oyuncuları taraftarlarının umutlarını arttırmak için çok şey yaptı. Özellikle Rasmus Højlund, United’ı iki kez öne geçirdi. Manchester United, nasıl savunma yapılmayacağına dair bir ustalık gösterdi”

Paylaşın

Erdoğan’ın Programları Soğuk Algınlığı Nedeniyle İptal Edildi

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin TBMM’deki grup toplantısına katılımı ve İspanya ziyareti, soğuk algınlığı rahatsızlığı nedeniyle iptal edildi. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile telefon görüşmesi yapmış ve Erdoğan İspanya’ya davet edilmişti. İki ülke arasındaki ilişkiler ve bölgesel gelişmelerin konuşulacağı ziyaret için Erdoğan yarın İspanya’ya hareket edecekti.

İspanya’nın Granada kentinde 5-6 Ekim tarihlerinde yapılacak Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) ile Avrupa Birliği Hükümet ve Devlet Başkanları zirvesinin gündemine Dağlık Karabağ krizinin öne çıkması bekleniyor.

Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı İspanya’nın Granada kentinde yapılacak iki ayrı zirve sonrasında yapılacak açıklamaların, birliğin muhtemel dönüşüm hamleleri hakkında önemli ipuçları içermesi bekleniyor. 5 Ekim’deki Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) Liderler Zirvesi’ni, 6 Ekim’de yapılacak gayriresmi AB Liderler Zirvesi izleyecek.

Granada’da üçüncüsü düzenlenecek AST Zirvesi’ne 47 Avrupa ülkesinin devlet ve hükümet başkanları davet edildi. AST, AB üyesi ülkelerle birliğe komşu ülkelerin ortak çıkarlar konusunda görüş alışverişinde bulundukları bir diyalog ve iş birliği forumu olarak tanımlanıyor.

Bu topluluğun, daha kurumsal bir yapıya dönüşüp dönüşmeyeceğini ise AB’de kararlaştırılacak genişleme reformları belirleyecek. AST zirvesinden bir gün sonra yapılacak AB Gayriresmi Liderler Zirvesi’ne, Avrupa’ya artan düzensiz göçün sınırlandırılması çabalarının yanı sıra genişleme ve bunun için gerekli reformlar hakkında yapılacak istişarelerin damgasını vurması bekleniyor.

Rusya’nın Ukrayna savaşının yol açtığı jeopolitik değişim AB’de geçen yıllarda fiilen rafa kaldırılan genişlemeyi yeniden en önemli gündem maddesi haline getirdi. AB yeniden genişlemek istiyor, bu yolla da Rusya’nın Avrupa’da yeni istikrarsızlıklar çıkarmasını engellemeyi, Kremlin’in nüfuzuna set çekmeyi hedefliyor.

AB’nin önceliği Batı Balkan ülkelerinin üyeliğe alınmaları. Ancak üye olmak isteyen ülkeler, Batı Balkan ülkeleri ile, yani Arnavutluk, Sırbistan, Bosna-Hersek, Montenegro, Kuzey Makedonya ve Kosova ile sınırlı değil. Adaylık statüsü verilen Ukrayna ve Moldova’nın dışında Gürcistan da bu statüyü talep ediyor.

Paylaşın

Emeklinin Alım Gücü Üç Ayda 3 Bin 840 Lira Azaldı

3 ay önce yüzde 25 zam yapılan emeklinin alım gücü yüzde 25.11’lik resmi enflasyon karşısında eksiye düştü. En düşük memur emeklisinin geçen temmuzda 8 bin 657 lira yapılan aylığı, eylül sonunda TÜİK hesabıyla 6.920 liraya, ENAG hesabıyla 8.732 liraya geriledi.

7.500 liralık en düşük emekli aylığının alım gücü de TÜİK’e göre 5.005 liraya, ENAG’a göre 3.840 liraya geriledi. Temmuzda 22 bin TL olan memur maaşının alım gücü, ENAG’ın verilerine göre 16.852 liraya, 11.402 liralık asgari ücretin alım gücü ise 8.732 liraya düştü.

Hayat pahalılığı karşısında ezilen emekli ve çalışanlara temmuz-aralık dönemini kapsayan ikinci 6 ay için yapılan yüzde 25’lik zam, 3 ayda sıfırlandığı gibi eksiye düştü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tüketici enflasyonu temmuzdan bu yana geçen 3 ayda yüzde 25.11 oranında artarak 6 aylık zammı adeta sildi süpürdü. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) da son 3 aylık enflasyonu yüzde 30.57 olarak açıkladı.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre, üç ayda gerçekleşen yüksek enflasyonla çalışanlar ve emeklilerin alım gücü temmuz zammından önceki maaşların alım gücünün de gerisine düştü. Yılbaşından bu yana zam yapılmayan 7 bin 500 liralık en düşük emekli aylıklarının alım gücü ise TÜİK’e göre yüzde 50, ENAG’a göre yüzde 95 civarında eridi.

Bekar ve çocuksuz en düşük devlet memurunun maaşı temmuz başında 20 bin 352 liraya yükseltilmişti. Bu memurun maaşının alım gücü, temmuz ayından bu yana artan fiyatlar karşısında eriyerek TÜİK hesabıyla 16 bin 267 liraya, ENAG hesabıyla da 15 bin 587 liraya geriledi.

24 bin 505 lira yapılan öğretmenin maaşının alım gücü de eylül sonu itibarıyla TÜİK’e göre 4 bin 918 lira eriyerek 19 bin 587 liraya düştü. Öğretmen maaşındaki erime ENAG hesabıyla da 5 bin 737 lirayı buldu. 29 bin 109 lira olan polis memurunun maaşı ise ENAG hesabıyla 6 bin 815 lira azalarak, 22 bin 294 liraya düştü.

Temmuz ayında 11 bin 402 liraya çıkarılan asgari ücretin alım gücü de zamlar karşısında dayanamadı. Asgari ücretin alım gücü eylül sonunda ENAG’a göre 2 bin 670 lira eriyerek 8 bin 732 liraya kadar düştü.

3 ay önce yüzde 25 zam yapılan emeklinin alım gücü yüzde 25.11’lik resmi enflasyon karşısında eksiye düştü. En düşük memur emeklisinin geçen temmuzda 8 bin 657 lira yapılan aylığı, eylül sonunda TÜİK hesabıyla 6.920 liraya, ENAG hesabıyla 8.732 liraya geriledi. 7.500 liralık en düşük emekli aylığının alım gücü de TÜİK’e göre 5.005 liraya, ENAG’a göre 3.840 liraya geriledi.

Paylaşın