İsrail, Gazze’ye Yönelik Hava Ve Kara Saldırılarını Yoğunlaştırdı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşının 22. günü, İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırdı.

Haber Merkezi / İsrail Savunma Güçleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, son saatlerde Gazze’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırdıklarını belirterek, “Hava Kuvvetleri çok kapsamlı bir şekilde yer altındaki hedeflere saldırı düzenliyor ve terörist altyapıyı hedef alıyor. Son günlerde düzenlediğimiz hücum faaliyetlerinin devamı olarak bu akşam kara birliklerinin operasyonlarını genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını belirtmiş, bakanın sözleri ucu açık bir savaşa işaret ettiğinden endişeleri arttırmıştı.

Gazze’de kontrolü elinde bulunduran Hamas, İsrail’in kara operasyonlarını genişleteceği açıklaması ile ilgili olarak, “Arap, Müslüman ülkeleri ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya, bu suçları ve insanlarımıza karşı katliam dizisini durdurmaya çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzeddin El Kasım Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde İsrail ordusu ile çatıştıklarını açıkladı. Hamas açıklamasında Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun ve merkezde yer alan Bureij’de İsrail güçleri ile “şiddetli çatışmaların” yaşandığını aktardı.

Birleşmiş Milletler ‘ateşkes’ çağrısı yapan kararnameyi kabul etti

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Acil Özel Oturum’da Ürdün’ün sunduğu “ateşkes” tasarısını 120 lehte, 14 aleyhte ve 45 çekimser oy ile kabul etti. Karar, Hamas saldırıları ardından Güvenlik Konseyi’nin karar alamadan dağıldığı dört toplantı sonrasında BM’nin sürece ilk resmi yanıtı olması bakımından önem taşımakla birlikte üye ülkeler için bağlayıcı değil.

Karar, “derhal, kalıcı ve sürekli bir insani ateşkes” için çağrıda bulunuyor ve tüm tarafların uluslararası insancıl hukuka uygun olarak Gazze Şeridi’ne temel malzeme ve hizmetlerin “sürekli, yeterli ve engelsiz” bir şekilde sağlanmasını talep ediyor.

Ayrıca, tüm esirlerin uluslararası hukuka uygun olarak güvenlik, esenlik ve insani muamele görmelerinin güvence altına alınması da dahil olmak üzere “derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını” talep ediyor.

ABD, Avusturya, Hırvatistan, Çekya, Fiji, Guatemala, Macaristan, İsrail, Marshall Adaları, Mikronezya, Nauru, Papua Yeni Gine, Paraguay, Tonga ‘sivillerin korunması ve yasal ve insani sorumlulukların yerine getirilmesi’ni içeren kararnameye ret oyu verdi.

Gazze’de can kaybı 7 bin 326’ya yükseldi

Öte yandan Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarında ölenlerin sayısının son 24 saatte 298 artarak 7 bin 326’ya yükseldiğini bildirdi.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana yoğun bombardıman altında tuttuğu Gazze Şeridi’nde, şu ana kadar 190 bin konut kısmi zarar görürken, 29 bin konut da tamamen yıkıldı. Gazze’deki hükümete göre, saldırılarda ayrıca 79 hükümet binası, 38 cami, 3 kilise ve 189 okul bombalandı. Okullardan 25’i hizmet dışı kaldı.

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin ve Nablus yerleşim birimlerine  baskın düzenledi. Baskınlarda 2 Filistinli öldü, 12 Filistinli de yaralandı. İsrail, Gazze’nin güneyinde bulunan Han Yunus kentinde, sivillerin evlerini hedef aldı. Saldırılarda  en az 15 Filistinli öldü, çok sayıda kişi yaralandı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 7 Ekim’den bu yana Gazze’de 7 bin 28 kişinin hayatını kaybettiğini, bunların yüzde 40’ından fazlasının çocuk olduğunu söyledi. Açıklamasını Gazze’de Hamas kontrolündeki sağlık bakanlığından alınan verilere dayandıran DSÖ, öldürülen kişilerle ilgili önemli ayrıntılar görüldüğünü paylaştı.

DSÖ ayrıca 18 bin 482 kişinin yaralandığını, bunların da önemli bir kısmının çocuk olduğunu belirtti. Bölgedeki 35 hastanenin 23’ünün kısmen çalışmaya devam ettiği, diğer hastanelerin ve sağlık ocaklarının kapanmak zorunda kaldığı aktarıldı.

DSÖ, Gazze’de bin kişinin diyalize ihtiyaç duyduğunu, 30 prematüre bebeğin kuvözde olduğunu ve 2 bin kanser hastasının acil tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi. Ancak hastane jeneratörlerini çalıştıracak yakıt olmadan bu tedavileri sağlamak imkansız.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Demokrasinin Tam Ve Belirgin Olması İçin Çalışacağız

Partisinin düzenlediği ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılı Resepsiyonu’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Demokrasinin tam ve belirgin olması için çalışacağız ve çaba harcayacağız. Değerli dostlarım, sizler de biliyorsunuz; gerçek bir demokrasiyi inşa etmek için yol çetin, zorlu, meşakkatli olabilir” dedi ve  ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak onlar Cumhuriyet’i kurarken asla yılmadılar. Onların izinden giden bizler de aynı amaç doğrultusunda çalışacağız ve asla yılmayacağız. Değerli katılımcılar; sizlere ‘dostlarım’ dedim. Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutladığımız bu güzel akşamda bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza tekrar, saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.  Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın demokrasi.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin düzenlediği “Cumhuriyetimizin 100. Yılı Resepsiyonu”na katıldı. Burada bir konuşma yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının kurduğu güzel Cumhuriyetimiz, 100 yaşına girdi. İkinci yüzyılın arifesindeyiz. Bu kutlu günü yaşamaktan, üstelik O’nun iki büyük eserinden biri olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak, bu günü görmekten dolayı tarifsiz bir mutluluk içinde olduğumu ifade etmek isterim. Değerli dostlarım; Cumhuriyet ne demektir, en güzel tanımını Cumhuriyet’i kuran Büyük Atatürk yapmıştır. Atatürk, ‘Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ der.

Çünkü Cumhuriyet, birlikte alın teri döküp, birlikte yükselmenin yoludur. Çünkü Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, yani adalettir. Cumhuriyet, ilimdir, fendir, çağdaşlıktır. Cumhuriyet demokrasiye giden yolun ilk ve en önemli adımıdır. Cumhuriyet bir gecede kurulmuş, bulunmuş bir fikir değil, ilmek ilmek, bedel ödenerek ulaşılmış bir hedeftir. Aynı zamanda Cumhuriyet, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de bir gençlik düşüdür.

Dikkat ediniz, ‘Gençlik düşü’ diyorum. Bizler hep, Büyük Atatürk’ün, 28 Ekim 1923 akşamı, ‘Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz’ sözünü çok iyi biliriz ve hatırlarız. Bu söz doğrudur ve gereği de yapılmıştır. Ancak bu sözün arkasında yıllar süren bir mücadele, yıllar süren bir emek, yıllar süren bir fikriyat vardır. Atatürk’ün Cumhuriyet hedefi 1906 yılında, Şam’daki görevinden gizlice geldiği Selanik’te, arkadaşlarıyla yaptığı toplantıyla başlar.

Bu gece buluşmasının ayrıntılarını Hüsrev Sami Kızıldoğan, ‘Vatan ve Hürriyet: İttihat ve Terakki’ adlı yazısında kaleme alır. Buluşmada Atatürk, Şam’daki görevi sırasında kurduğu ‘Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nden söz eder. Ve nihai amacını ise ‘Milleti hâkim kılmak’ diye anlatır. Bakınız; 1906 yılında, 25 yaşındaki Mustafa Kemal, nihai amacını, ‘Milleti hâkim kılmak’ olarak anlatır. O gece, Atatürk sözlerini tamamladıktan sonra Hüsrev Sami Bey’e döner, tabancasını masanın üstüne koymasını ister.

Hüsrev Sami Bey o anı şöyle anlatır: ‘Taşıdığım Browning tabancamı masanın üzerine koydum. Hepimiz ellerimizi bu tabancanın üzerine koyarak, ölünceye kadar bu kutsal dava uğruna çalışacağımıza ant içtik…’ Böylece Mustafa Kemal ve arkadaşları, millet egemenliğine duydukları inancı bir yeminle kalıcılaştırıyorlar. Ki unutmayınız; bu yemin daha sonra, ‘Hâkimiyet bilâkaydüşart milletindir’ ilkesiyle vücut buluyor.

Bu hayat akışı, 25 yaşında vatan ve millet sevdalısı bir genç subayın hem ülkesine, hem halkına, hem de milletin egemenliğine duyduğu sarsılmaz inancın ve kararlı bir mücadelenin hikâyesidir. Her şeyi milleti için, milletle beraber gerçekleştiren bir liderin ülkesine bırakabileceği en güzel armağan, bağımsız bir Cumhuriyet’tir. Bizler, Büyük Önder Atatürk ve yol arkadaşlarının çizdiği istikamette, 100 yıl sonra, yeni bir görev ve hedefle bir aradayız.

Onlar, düşünü kurdukları Cumhuriyet’i inşa ettiler. Bizlere düşen görev ise, güzel Cumhuriyetimizi, eksiksiz bir demokrasi ile taçlandırmaktır. Çünkü Mustafa Kemal ‘Demokrasinin tam ve en belirgin hükûmet şekli Cumhuriyettir’ der. Demokrasinin tam ve belirgin olması için çalışacağız ve çaba harcayacağız.

Değerli dostlarım, sizler de biliyorsunuz; gerçek bir demokrasiyi inşa etmek için yol çetin, zorlu, meşakkatli olabilir. Ancak onlar Cumhuriyet’i kurarken asla yılmadılar. Onların izinden giden bizler de aynı amaç doğrultusunda çalışacağız ve asla yılmayacağız. Değerli katılımcılar; sizlere ‘dostlarım’ dedim. Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutladığımız bu güzel akşamda bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza tekrar, saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.  Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın demokrasi.”

İsrail’e sert tepki

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama ‘dur’ diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…” ifadelerini kullandı.

İsrail ordu sözcüsü Daniel Hagari bugün akşam saatlerinde yaptığı açıklamada “Kara kuvvetleri bu akşam operasyonları genişletiyor. Gazze sakinlerine güneye gitme çağrısı yapıyoruz” demişti. Hagari, ayrıca kuzey sınırındaki İsrail ordu kuvvetlerinin “yüksek alarm” durumunda olduğunu kaydetmişti. Filistin telekomünikasyon şirketi “Jawwal” ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Gazze’deki tüm telefon ve internet hizmetlerinin kesildiğini duyurmuştu.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den İsrail’e ‘Irkçı Dil’ Uyarısı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonuyla başlattığı Filistin – İsrail savaşında 21. gün geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD), İsrail-Hamas savaşında İsrailli yetkililerin Filistinlilerle ilgili açıklamalarında “ırkçı nefret suçu söylemlerinin” arttığı endişesini dile getirdi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Cenevre merkezli örgüt, 7 Ekim’deki Hamas saldırısından bu yana İsraillilerin Filistinlilere yönelik açıklamalarında “ırkçı nefret söylemlerinde ve insanlıktan çıkarmada keskin bir artış” gözlemlendiğini aktardı.

Örgütten yapılan açıklamada, üst düzey İsrailli yetkililerin, politikacıların ve kamuoyu önündeki isimlerin yaptığı konuşmaların “derin kaygı uyandırdığı” belirtildi. Örgüt, İsrail’i nefret söylemini kınamaya ve bu tür suçları kovuşturmaya çağırdı.

Örgütün açıklamasında İsrailli Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın 9 Ekim’de yaptığı açıklama da doğrudan eleştirildi. Gallant, açıklamasında “insansı hayvanlarla” savaş halinde olduklarını açıklamıştı. Örgütten yapılan açıklamada bu tür bir dilin “soykırım eylemlerini kışkırtabileceği” belirtildi.

Komite, Filistinli yetkililere yönelik nefret söylemi ve tahrik ile mücadele etme tavsiyesini de yineledi. İsrail’in Cenevre’deki diplomatik temsilciliği, komitenin açıklamasına tepki gösterdi. Açıklamada, komitenin “antisemitizm ve Yahudilere yönelik saldırılardaki artışı” görmezden geldiği vurgulandı ve “Tüm bunlar sinik bir şekilde bir kenara atıldı” dendi.

18 bağımsız uzmandan oluşan BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD), 1965 yılında yürürlüğe giren Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin uygulanmasını denetliyor. Söz konusu sözleşme hem İsrail hem de Filistin yönetimi tarafından imzalanmıştı.

Gazze’de can kaybı 7 bin 326’ya yükseldi

Öte yandan Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarında ölenlerin sayısının son 24 saatte 298 artarak 7 bin 326’ya yükseldiğini bildirdi.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana yoğun bombardıman altında tuttuğu Gazze Şeridi’nde, şu ana kadar 190 bin konut kısmi zarar görürken, 29 bin konut da tamamen yıkıldı. Gazze’deki hükümete göre, saldırılarda ayrıca 79 hükümet binası, 38 cami, 3 kilise ve 189 okul bombalandı. Okullardan 25’i hizmet dışı kaldı.

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin ve Nablus yerleşim birimlerine  baskın düzenledi. Baskınlarda 2 Filistinli öldü, 12 Filistinli de yaralandı. İsrail, Gazze’nin güneyinde bulunan Han Yunus kentinde, sivillerin evlerini hedef aldı. Saldırılarda  en az 15 Filistinli öldü, çok sayıda kişi yaralandı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 7 Ekim’den bu yana Gazze’de 7 bin 28 kişinin hayatını kaybettiğini, bunların yüzde 40’ından fazlasının çocuk olduğunu söyledi. Açıklamasını Gazze’de Hamas kontrolündeki sağlık bakanlığından alınan verilere dayandıran DSÖ, öldürülen kişilerle ilgili önemli ayrıntılar görüldüğünü paylaştı.

DSÖ ayrıca 18 bin 482 kişinin yaralandığını, bunların da önemli bir kısmının çocuk olduğunu belirtti. Bölgedeki 35 hastanenin 23’ünün kısmen çalışmaya devam ettiği, diğer hastanelerin ve sağlık ocaklarının kapanmak zorunda kaldığı aktarıldı.

DSÖ, Gazze’de bin kişinin diyalize ihtiyaç duyduğunu, 30 prematüre bebeğin kuvözde olduğunu ve 2 bin kanser hastasının acil tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi. Ancak hastane jeneratörlerini çalıştıracak yakıt olmadan bu tedavileri sağlamak imkansız.

Paylaşın

HEDEP Grup Başkanvekili Oluç: Küfür Eden Meclis Başkanvekili İstifa Etmeli

MHP’li Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın HEDEP Milletvekili Sırrı Sakık’a ettiği küfüre ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Celal Adan hakkında derhal işlem başlatılması gerektiğini söyledi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, durumu “utanç verici” olarak değerlendiren Oluç, “Celal Adan’ın mikrofonu kapalı sanarak hatibimizin arkasından ve grubumuzu hedef alarak kullandığı söz -ki buradan kullanmaktan haya duyarım- çok ağırdır ve parlamentonun saygınlığı açısından utanç vericidir. Arkasındaki duvarda ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ yazısı yazan Meclis Başkanvekilinin bu kirli ve çirkin dili halkın iradesine yönelik açık bir hakarettir. Asla ve asla kabul edilemez” dedi.

Milletvekillerini sürekli bir biçimde temiz dil konusunda uyaran Adan’ın kirli bir dil kullandığını ifade eden Oluç, “Vekil olmanın erdeminden, Meclis’in öneminden ve siyasi ahlaktan söz eden bir başkanvekilinin içine düştüğü durum ibretliktir; farklı fikirlere tahammülsüzlüğün bir örneğidir. Beğenmediğiniz düşüncenin sahibine hakaret etmek, küfür etmek çürümüşlüğün bir göstergesidir ve kabul edilemez bir tutumdur. Milyonlarca oy almış bir partinin vekillerini hedefleyerek hakaret etmek aynı zamanda o partiye oy vermiş milyonlarca insanımıza, halkımıza hakaret etmek, küfür etmek anlamına gelir” diye konuştu.

Oluç, devamında şöyle konuştu: “Celal Adan, Meclis Başkanvekilliği görevinden istifa etmelidir. Ağza alınmayacak bir hakaretin sahibi olarak o koltukta oturmamalıdır. Sayın Meclis Başkanını da bu konuda gereğini yerine getirmek üzere göreve çağırıyoruz. Sayın Kurtulmuş; sizin vekiliniz olan bir kişinin bu tutumu kabul edilemez, bu konuda nasıl bir tutum alacaksınız çok merak ediyoruz. Buradan da son olarak uyarıyoruz; grubumuza, arkadaşlarımıza, halkımızın iradesine dil uzatanlara ve hakaret edenlere tavrımız ve tutumumuz her zaman açık ve kararlı olacak. Biz kimseye hakaret etmiyoruz, etmeyiz de ama kendimize de asla hakaret ettirmeyiz.”

Ne olmuştu?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da söz alan HEDEP Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına dair bir konuşma yaptı. Bu esnada MHP’li Celal Adan ile Sakık arasında bir tartışma yaşandı. Tartışma sonrası başka bir vekili kürsüye çağıran Meclis Başkenvekili Celal Adan mikrofonunun açık kaldığını unutup “p…venkler” ifadesini kullandı.

Kürsüye çıktığı sırada Türkçe ve Kürtçe ile “İyi akşamlar” diyen Sakık, “Sayın Erdoğan bir grup toplantısında ne diyor; MHP, CHP’nin yöneticileri gitsinler Meclis’in gizli oturumlarına, zabıtlarına baksınlar. Orada Kürtleri, Kürdistan’ı, Çerkezleri, Lazistan’ı görecekler. Mustafa Kemal bölücü müdür? Mustafa Kemal Kürt vekillerini çağırırken ‘Kürdistan milletvekilleri’ diyordu. Evet, doğru söylüyordu. Biz de bunun altına imzamızı atıyoruz” dedi.

Sakık’ın sözlerinin ardından Adan, “Polemiğe girmek istememekle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken milletimizin birliğine beraberliğine kurşun sıkıp askerlerimizi, polisimizi şehit edenlere ve onların adı PKK iken, bir milletvekili Türk askerini PKK tükürükleri ile boğar deseydi bu Meclis’ten canlı çıkamazdı” şeklinde konuştu.

Adan’ın bu sözleri üzerine, Sakık ile arasında bir sözlü tartışma yaşandı. Tartışma sonrası başka bir vekili kürsüye çağıran Meclis Başkenvekili Celal Adan mikrofonunun açık kaldığını unutup “p….venkler” ifadesini kullandı.

Paylaşın

CHP’li Selin Sayek Böke: Siyasi Anlayış Değişmeli

CHP’de değişimin yanında tutum alan Parti Meclisi (PM) Üyesi Selin Sayek Böke, “Milletvekili adayları çok merkezi belirleniyor. CHP’li milletvekillerinin seçileceği garanti 39 yer, CHP örgütünün kendi temsilcilerine verilmedi. Kim karar verdi buna, Genel Başkan verdi. Oysa ki adaylıklarda mümkün olduğunca örgüte sormalıyız, ön seçim yapmalıyız” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı adayını da üyeye sormalıyız. Şimdi üyenin, il başkanının bu manada hiçbir yetkisi yok, PM’nin MYK’nın yetkisi olmadığını yaşadıklarımızla gördük. Bu merkezileşmiş siyaseti yeniden halkla buluşturacak bir açılma tarif ediyoruz. Katılımcı yeni süreçler anlatıyoruz.”

Böke, açıklamasının devamında, “Tüzüğümüzde küçük kurultaylar var. İttifak yapacaksanız kurultay delegesini çağırır, sorarsınız. Biz liderden başlayıp aşağı doğru inen değil, örgütten başlayıp lidere taşınan bir siyaseti, bunun mekanizmalarını kurabiliriz. Bu mevcut tüzüğün içinde de var. Bunu işletmemeyi seçmiş anlayışın bugün değişim yapması mümkün mü? Siyasi anlayış değişmeli.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4-5 Kasım tarihinde genel başkanın seçileceği kurultaya sayılı günler kaldı. Değişimin yanında yer alan eski CHP Genel Sekreteri ve Parti Meclisi Üyesi Selin Sayek Böke, kurultay sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın sorularını yanıtlayan Böke, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasındaki gizli protokole ilişkin soruya, “Fotoğrafta vardım, görüşmede yoktum” cevabını verdi.

“Gizli protokolü öğrendiğinizde ne hissettiniz?” sorusuna Böke, “Biz de toplumun parçasıyız. Kandırılmış, terk edilmiş, yalnız bırakılmış, umursanmamış… Toplumun  hissettiği şeyleri biz de toplumun bir parçası olarak elbette hissettik” yanıtını verdi.

Toplumdan gelen bir değişim talebi olduğunu belirten Böke, “Tutum belgesi süzülerek ortaya çıkmış bir belge. Onlarca il başkanı, yüzlerce delege tarafından sahiplenilen, partinin geçmişte yöneticiliğini, milletvekilliği yapmış kıdemlilerince, partinin bugün yeni neferleri tarafından sahiplenilen bir belge. Gördüğümüz bu durum büyüyor ve bir dip dalgayla sahipleniliyor” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel’in açıkladığı Tutum Belgesi’ne katkı verdiğini kaydeden Böke, “Ne değişmeli? Siyaset yapma biçimimiz, siyaset anlayışımız değişmeli. Örgütü ile genel merkezin kurduğu ilişki değişmeli. Örgüte vakfettiğimiz yetki ve sorumluluklar değişmeli” dedi.

Böke, nelerin değişeceğine ilişkin şunları söyledi: “Milletvekili adayları çok merkezi belirleniyor. CHP’li milletvekillerinin seçileceği garanti 39 yer, CHP örgütünün kendi temsilcilerine verilmedi. Kim karar verdi buna, Genel Başkan verdi. Oysa ki adaylıklarda mümkün olduğunca örgüte sormalıyız, ön seçim yapmalıyız.

Cumhurbaşkanı adayını da üyeye sormalıyız. Şimdi üyenin, il başkanının bu manada hiçbir yetkisi yok, PM’nin MYK’nın yetkisi olmadığını yaşadıklarımızla gördük. Bu merkezileşmiş siyaseti yeniden halkla buluşturacak bir açılma tarif ediyoruz. Katılımcı yeni süreçler anlatıyoruz.

Tüzüğümüzde küçük kurultaylar var. İttifak yapacaksanız kurultay delegesini çağırır, sorarsınız. Biz liderden başlayıp aşağı doğru inen değil, örgütten başlayıp lidere taşınan bir siyaseti, bunun mekanizmalarını kurabiliriz. Bu mevcut tüzüğün içinde de var. Bunu işletmemeyi seçmiş anlayışın bugün değişim yapması mümkün mü? Siyasi anlayış değişmeli.”

“Ben gerektiği yerde itiraz eden, gerektiği yerde koltuktan kalkan biri oldum” diyen Böke, “Bildiğim doğrular ve savunduğum, ilkeler neyi gerekiyorsa bundan sakınmamış bir siyasetçiyim. Yarın da öyle olacağım. Bizim ‘değişim’ diyen kıdemli siyasetçilere yöneltilen eleştirinin bir haksızlığı var. Onlar ‘değişim olması gerektiğini görüyoruz, biz değişim döneminde yeniden bir koltuğa aday değiliz’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Böke, şöyle devam etti: “Onlar da özeleştiri verecektir ama şunu önemsiyorum, Genel Başkan’ın yanında duran aynı kıdemdeki insanlardan ‘Biz yeniden aday olmayacağız’ cümlesini duydunuz mu? Orada çok daha fazla kıdemli var. O tartışılmıyor. ‘Değişim’ diyenlerin içinde kıdemli olan da genç olan da var.”

Kurultaya ilişkin “Sahada tablo nasıl?” sorusuna cevap veren Böke, “Kazanmaya çok yakınız, kazanıyoruz. Delege toplumla irtibata geçtiği her an değişime dair talebi duyuyor. Bundan önce ikili yarış olduğunda 100 imzayla girip 400 oy almıştı o dönemin muhalefeti. Şimdi yüzlerce imzayla girilecek ve bunu kat kat aşan bir oyla seçimin sonuçlanabileceğini öngörebiliriz” ifadelerini kullandı.

Böke, “Milletvekili adayı olmadınız. Kurultayı kazanırsanız siz nasıl bir sorumluluk üstleneceksiniz?” sorusunu şöyle cevapladı: Ben dün de buradaydım yarın da burada olacağım. CHP’nin neferi olarak siyaset yapmaya, siyasete katkı yapmaya devam edeceğim. Kendi varlığımı üstleneceğim yetki alanı üzerinden tarif etmedim. Değişimin parçasıyım.

Paylaşın

Hamas Liderlerinden Halid Meşal: Kara Harekatı Yaklaştı

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik yoğun saldırıları, 21. gününde de devam ederken, Hamas’ın yurt dışı sorumlusu Halid Meşal, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik kara harekatının yaklaştığını ve bunun da tehlikeli bir aşamaya sürüklendiğini söyledi.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “zafer” olmadan savaşı durduramayacağını belirten Meşal, “Şu anda daha fazla esirin serbest bırakılması, sınır kapılarının açılması ve siyaset ve medya aracılığıyla hedef alma dalgasının azaltılması yönünde görüşmeler yapılıyor” dedi.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybeden insan sayısının 7 binin üzerine çıktığını açıkladı. Bakanlık, yaşamını yitirenlerden 2 bin 900’ünün çocuk olduğunu duyurdu. Bakanlığın yaptığı açıklamaya göre, son 24 saatte 500’den fazla kişi öldü. İsrail ise 7 Ekim saldırılarında bin 400 kişinin hayatını kaybettiğini, 200’den fazla kişinin de Hamas tarafından rehin tutulduğunu söyledi.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana yoğun bombardıman altında tuttuğu Gazze Şeridi’nde, şu ana kadar 190 bin konut kısmi zarar görürken, 29 bin konut da tamamen yıkıldı. Gazze’deki hükümete göre, saldırılarda ayrıca 79 hükümet binası, 38 cami, 3 kilise ve 189 okul bombalandı. Okullardan 25’i hizmet dışı kaldı.

“Kara operasyonu uygun zamanda gerçekleşecek”

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail’in Hamas dışında hiçbir rakiple savaşa girmekle ilgilenmediğini ve Gazze’deki kara operasyonunun uygun zamanda gerçekleşeceğini söyledi.

Gazetecilerin İran ile çatışma ile olasılığına ilişkin bir soruya Gallant, “Güney cephesinde Hamas’a karşı savaş yürütüyoruz ve kuzeydeki her türlü gelişmeye hazırlıklıyız. Hizbullah çok sayıda kayıp yaşıyor. Ancak savaşı genişletmek bizim çıkarımıza değil” ifadelerini kullandı.

İsrail ordusu, gece saatlerinde Gazze’de yeni bir “nokta operasyonu” düzenlediğini açıkladı. Operasyon sırasında hava araçları ve topçu birliklerinin Şücaiyye bölgesi başta olmak üzere Gazze’nin genelinde Filistin direniş gruplarına ait olduğu öne sürülen bölgeleri vurduğu belirtildi.

Paylaşın

İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan: Hamas Rehineleri Serbest Bırakmaya Hazır

İsrail’in abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi’ne yönelik yoğun saldırıları, 21. gününde de devam ederken, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan BM’deki konuşmasında Hamas’ın rehineleri serbest bırakmaya hazır olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybeden insan sayısının 7 binin üzerine çıktığını açıkladı. Bakanlık, yaşamını yitirenlerden 2 bin 900’ünün çocuk olduğunu duyurdu. Bakanlığın yaptığı açıklamaya göre, son 24 saatte 500’den fazla kişi öldü. İsrail ise 7 Ekim saldırılarında bin 400 kişinin hayatını kaybettiğini, 200’den fazla kişinin de Hamas tarafından rehin tutulduğunu söyledi.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana yoğun bombardıman altında tuttuğu Gazze Şeridi’nde, şu ana kadar 190 bin konut kısmi zarar görürken, 29 bin konut da tamamen yıkıldı. Gazze’deki hükümete göre, saldırılarda ayrıca 79 hükümet binası, 38 cami, 3 kilise ve 189 okul bombalandı. Okullardan 25’i hizmet dışı kaldı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda Filistinli sivillerin durumunun ele alındığı oturumda konuşma yapan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Hamas’ın İsrail’e saldırı düzenlediği 7 Ekim’den bu yana rehin tuttuğu 224 kişi ile ilgiliaçıklama yaptı.

Konuşmasında Hamas’ın İran’a sivil rehineleri serbest bırakmaya hazır olduğunu açıkladığını ifade eden Bakan, bunun gerçekleşmesi için dünyanın İsrail’e Filistinli mahkumların serbest bırakılması için baskı yapması gerektiğini ifade etti. Bakan, “İran İslam Cumhuriyeti, Katar ve Türkiye ile birlikte bu önemli insani çabada kendi rolünü oynamaya hazır. Elbette, cezaevlerindeki 6 bin Filistinlinin serbest bırakılması başka bir gereklilik ve uluslararası toplumun bir sorumluluğudur” dedi.

Rus resmi haber ajansı Tass’ın haberine göre, İran Dışişleri Bakanı konuşmasında Hamas’la ciddi görüşmeler yürüttüklerini belirterek, “Bu görüşmeler hareketin (Hamas) sivil rehineleri serbest bırakmaya hazır olduğunu gösterdi; ancak dünyanın İsrail cezaevlerinde tutulan 6 bin Filistinlinin serbest bırakılmasına destek vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

İranlı Bakan, BM’deki konuşmasında ABD’ye de gözdağı verdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının sona ermemesi halinde, ABD’nin bu “yangından kurtulamayacağını” söyleyen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, “Şu anda Filistin’de bir soykırımı yöneten ABD’li devlet adamlarına açıkça söylüyorum; savaşın bölgeye yayılmasını hoş karşılamayız. Ancak Gazze’deki soykırım devam ederse bu yangından kaçışları olmaz” dedi.

Gazze’de hayatını kaybedenlerin yüzde 40’ı çocuk

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 7 Ekim’den bu yana Gazze’de 7 bin 28 kişinin hayatını kaybettiğini, bunların yüzde 40’ından fazlasının çocuk olduğunu söyledi. Açıklamasını Gazze’de Hamas kontrolündeki sağlık bakanlığından alınan verilere dayandıran DSÖ, öldürülen kişilerle ilgili önemli ayrıntılar görüldüğünü paylaştı.

DSÖ ayrıca 18 bin 482 kişinin yaralandığını, bunların da önemli bir kısmının çocuk olduğunu belirtti. Bölgedeki 35 hastanenin 23’ünün kısmen çalışmaya devam ettiği, diğer hastanelerin ve sağlık ocaklarının kapanmak zorunda kaldığı aktarıldı.

DSÖ, Gazze’de bin kişinin diyalize ihtiyaç duyduğunu, 30 prematüre bebeğin kuvözde olduğunu ve 2 bin kanser hastasının acil tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi. Ancak hastane jeneratörlerini çalıştıracak yakıt olmadan bu tedavileri sağlamak imkansız.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Programı (WFP) temsilcisi Samer Abdeljaber bugün yaptığı açıklamada “ciddi yakıt kıtlığının” Gazze’de binlerce yerinden edilmiş aileye acil gıda yardımı hizmetlerini durma noktasına getirebileceğini söyledi.

Abdeljaber, “Anlaşmalı olduğumuz fırınlardan yalnızca ikisinin şu anda ekmek üretmek için yeterli yakıtı var ve yarın hiç yakıtları kalmayabilir” dedi ve şöyle devam etti: Bu, günlük ekmek dağıtımına güvenen binlerce aile için korkunç bir darbe olacak.

WFP, şimdiye kadar geçici yaşam alanlarında kalan 200 bin kişiye günlük ekmek dağıttığını, ancak yakıt yetersizliği nedeniyle bu sayının Çarşamba günü 150 bine düştüğünü söyledi. WFP ayrıca, “hasarlı yollar, güvenlik endişeleri ve yakıt sıkıntısı nedeniyle” yeniden stok yapamadıkları için “Gazze’deki dükkanlarda temel gıda maddelerinin hızla tükendiğini” belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksel Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani, “Savaş suçlarının işlenmesinden endişe duyuyoruz. Hamas’ın korkunç saldırılarına karşılık olarak Gazzelilerin topluca cezalandırılmasından endişeliyiz ki bu da savaş suçu anlamına gelmektedir” dedi.

Shamdasani, İsrail ablukası altındaki Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyondan fazla insanı elektrik ve yakıttan mahrum bırakmanın toplu cezalandırma olduğunu vurgulayarak buna derhal son verilmesi çağrısı yaptı. Sözcü, sivillerin kaçırılmasının da bir savaş suçu olduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), Gazze’ye acil olarak yakıt ikmal edilmesi gerektiğini, aksi halde yardım faaliyetlerini önemli ölçüde azaltmak, hatta yer yer durdurmak zorunda kalacaklarını açıkladı.

UNRWA Cuma günü yaptığı açıklamada da, abluka nedeniyle çok daha fazla insanın öleceği uyarısında bulundu. UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, “Biz konuşurken Gazze’de insanlar ölüyor, sadece bombalar ve saldırılar nedeniyle ölmüyorlar. Gazze Şeridi’ne uygulanan ablukanın sonuçları nedeniyle yakında çok daha fazlası ölecek” dedi.

“Temel hizmetler çöküyor, ilaç, gıda ve su tükeniyor, Gazze sokakları kanalizasyon sularıyla dolup taşmaya başladı” ifadelerini kullanan Lazzarini, Gazze’ye daha fazla yardımın derhal girmesine izin verilmesi çağrısında bulundu.

Paylaşın

ABD, Suriye’de İran Devrim Muhafızları’nı Vurdu

ABD, Suriye’nin doğusunda, İran Devrim Muhafızları ve İran destekli gruplar tarafından kullanılan tesisleri vurdu. 17-26 Ekim tarihleri arasında ABD ve koalisyon güçlerinin Irak’ta en az 12, Suriye’de 4 kez dronlar ve roketlerle saldırıya uğramıştı.

Konuya ilişkin ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan açıklamada, “Başkan Joe Biden’ın talimatıyla ABD askeri güçleri Suriye’nin doğusunda İran Devrim Muhafızları ve bağlı gruplar tarafından kullanılan iki tesise meşru müdafaa saldırısı düzenledi” denildi.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları üçüncü haftasını geride bırakırken, Irak ve Suriye sahasında ABD güçlerine yönelik saldırılar da artıyor.

Irak’taki İran destekli grupların çatı örgütü “Irak’taki İslami Direniş” (El-Mukavemet’ul İslamiyye fi Irak), Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’de dün (26 Ekim) ABD güçlerine 2 drone ile hava saldırısı düzenledi.

Rojnews’in haberine göre Irak’taki İslami Direniş’ten yapılan açıklamada, ABD güçlerine dronlarla yapılan her iki saldırının da amacına ulaştığı belirtildi.

Pentagon’dan açıklama

ABD ordusu da Suriye’nin doğusunda, İran Devrim Muhafızları ve İran destekli gruplar tarafından kullanılan tesisleri vurdu.

Pentagon’dan yapılan açıklamada, “Başkan Joe Biden’ın talimatıyla ABD askeri güçleri Suriye’nin doğusunda İran Devrim Muhafızları ve bağlı gruplar tarafından kullanılan iki tesise meşru müdafaa saldırısı düzenledi” denildi.

İran destekli milis gruplar tarafından Irak ve Suriye’deki ABD personeline yönelik 17 Ekim’den devam eden saldırılarda bir ABD vatandaşı müteahhitin sığındığı yerde kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği, 21 ABD personelinin de hafif yaralandığı belirtildi.

Savunma Bakanlığı Sözcüsü Patrick Ryder, Irak ve Suriye’de ABD ile koalisyon güçlerine yönelik 17-26 Ekim tarihleri arasında toplam 16 saldırı düzenlendiğini açıkladı.

Sözcü Ryder, 17-26 Ekim tarihleri arasında ABD ve koalisyon güçlerinin Irak’ta en az 12, Suriye’de 4 kez dronlar ve roketlerle saldırıya uğradığını söyledi.

Paylaşın

Dokuz Ülkeden İsrail’in Gazze Şeridi’ne Yönelik Saldırılarına Kınama

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşının 20. gününde, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Bahreyn, Suudi Arabistan, Umman, Katar, Kuveyt, Mısır ve Fas, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını kınadı.

Katar merkezli Al Jazeera’de yer alan habere göre, dokuz ülke tarafından yapılan açıklamada, İsrail bombardımanı altındaki Gazze’de sivillerin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi kınandı. Açıklamada, meşru müdafaa hakkının hukukun çiğnenmesini ve Filistinlilerin haklarının ihmal edilmesini haklı çıkarmayacağı vurgulandı.

Dokuz ülke tarafından yapılan ortak açıklamada, Gazze’de zorla yerinden etme ve toplu cezalandırma da kınanırken, ateşkes çağrısı açıklamada yer almadı.

İran’dan uyarı

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, İsrail’i Gazze Şeridi’ne kara operasyonu konusunda uyardı.

Hüseyin Selami, açıklamasında, Hamas’ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonuyla tüm sömürgeci güçlerin ezildiğini söyledi. Salami, ABD’nin İsrail’e desteğine de değinerek, ABD’nin Müslüman dünyasına karşı düşmanlık yaptığını ve bu düşmanlığın her geçen gün arttığını ifade etti.

Bu arada İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, İsrail’in Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki suçlarından ABD’yi sorumlu tuttu. Kenani,, İran’ın en büyük önceliğinin İsrail’in Gazze’deki bombardımanına son verilmesi olduğunu söyledi.

Nasır Kenani, “İsrail rejiminin Filistin ulusuna karşı başlattığı eşitsiz bir mücadeleye tanık oluyoruz” diye ekledi.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’de, dün yaptığı açıklamada, ABD’nin İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden saldırıları ve Filistinlilere karşı işlediği suçlarda ‘kesin suç ortağı’ olduğunu söylemişti.

Can kaybı 7 bini aştı

İsrail’in Gazze’ye yönelik düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 755 artarak 6 bin 546’ya yükseldi. Saldırılarda can verenlerin 2 bin 704’nün çocuk olduğu belirtilirken 17 bin 439 kişinin de yaralandığı duyuruldu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’ye girmek için Mısır’da hazır bekleyen tıbbi malzemelerin listesini yayınladı. Bu malzemeler şunları içeriyor: 3,700 hasta için cerrahi ekipman, 110.000 kişi için temel sağlık hizmetleri, Kronik hastalığı olan 20.000 hasta için tıbbi ekipman.

DSÖ, bölgenin “zor durumdaki sağlık sistemini” destekleyebilmek için “Gazze’ye ve Gazze’den geçişe derhal ve kesintisiz erişim” çağrısında bulunuyor.

Son günlerde Refah sınır kapısından onlarca yardım TIR’ının Gazze’ye girmesine izin verildi; ancak Birleşmiş Milletler (BM) günde en az 100 TIR’a ihtiyaç olduğunu söylüyor.

Paylaşın

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Faizleri Sabit Tuttu!

Faiz kararını bugün kamuoyuna açıklayan Avrupa Merkez Bankası (AMB), Banka, arka arkaya on faiz artışının ardından faizleri sabit tutma kararı aldı. AMB’den yapılan açıklamada refinansman faizinin yüzde 4,50’de, mevduat faizinin yüzde 4’te, marjinal fonlama faizinin de yüzde 4,75’te bırakıldığı kaydedildi.

Enflasyonun “daha uzun süre yüksek seviyede seyretmesi” beklentisinde olunduğunu açıklayan AMB, faiz kararına gerekçe olarak fiyat artışlarındaki belirgin gerilemeyi gösterdi.

Euro Bölgesi’nde Eylül ayında yıllık enflasyon oranı yüzde 4,3 seviyesine gerilemişti. AMB, yıl sonu için ise yüzde 5,6 enflasyon tahmininde bulundu. Banka, yakın bir dönemde yüzde 2’lik enflasyon hedefine dönülmesi için “kararlı” olunduğunu açıkladı.

Reuters’in anketine katılan ekonomistler, Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB), 2024 yılının ortalarına kadar faiz oranlarını sabit tutacağı tahmininde bulunuyor.

AMB’den yapılan açıklamada, Banka’nın 3 temel politika faizini sabit bırakma kararı aldığı, refinansman faizinin yüzde 4,50’de, mevduat faizinin yüzde 4’de, marjinal fonlama faizini de yüzde 4,75’de bıraktığı kaydedildi.

Enflasyonun hala “çok uzun süre çok yüksek” kalmasının beklendiği ve Euro Bölgesi içinde fiyat baskılarının güçlü olmaya devam ettiği kaydedilen açıklamada, “Aynı zamanda, güçlü baz etkileri de dahil olmak üzere, Eylül’de enflasyon belirgin bir şekilde düştü ve enflasyonun temelini oluşturan çoğu ölçüt gevşemeye devam etti. Bankanın geçmişte yaptığı faiz artışları, finansman koşullarına güçlü şekilde yansımaya devam ediyor. Bu durum talebi giderek azaltmakta ve enflasyonu düşürmeye yardımcı olmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, AMB’nin enflasyonun yüzde 2’lik orta vadeli hedefine yönelik kararlılığı anımsatıldı. Bankanın uygun kısıtlama seviyesi ve süresini belirlemede verilere dayalı bir yaklaşım izlemeye devam edeceği aktarılan açıklamada, “Temel faiz oranlarının yeterince uzun bir süre korunduğunda, enflasyonu yüzde 2’ye düşürme hedefine önemli bir katkıda bulunacak seviyede olduğu düşünülmektedir. Gelecekteki kararlar, politika faiz oranlarının gerekli olduğu sürece yeterince kısıtlayıcı seviyede belirlenmesini sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, AMB’nin Varlık Alım Programı’ndaki (APP) portföy büyüklüğünün anapara ödemelerinin yeniden yapılmadığı için küçülmeye devam ettiği, Pandemi Acil Varlık Alım Programı’nda (PEPP) ise anapara ödemelerinin en azından 2024 sonuna kadar devam edeceği ancak para politikasının amaçlarını sekteye uğratmamasına dikkat edileceği bildirildi.

“Bazen eylemsizlik eylemdir”

AMB Başkanı Christine Lagarde’ın Atina’da düzenlenen para politikası toplantısı sonrasında düzenlediği basın toplantısında “Mevcut duruma ilişkin herkesin hemfikir olduğu bir değerlendirme vardı, Aldığımız para politikası kararı, son 15 aydaki 10 farklı artışın ardından ‘bekleme’ olarak kaldı. Bazen eylemsizlik eylemdir,” ifadelerini kullandı.

Artık daha fazla artış olmaz diyemeyeceğini vurgulayan Lagarde “Biz verilere bağımlıyız ve enflasyon görünümü, enflasyonun temel durumu ve faiz oranlarımızın para politikası aktarım gücünü yeterince sağlayıp sağlamadığı konusunda üç kriter temelinde değerlendirme yapacağız,” dedi.

Yüzde 2’lik enflasyon hedefine henüz varamadıklarını belirten Lagarde “Enflasyonu yüzde 2’ye döndürmek için kullanabileceğimiz en iyi araç faiz oranlarıdır. Şunu belirtmek isterim ki, tutuyor olmamız bir daha asla faiz artırımı yapmayacağımız anlamına gelmiyor,” ifadelerini kullandı.

Euro Bölgesi merkez bankaları arasında para politikalarından kaynaklı potansiyel kayıplarla ilgili sorulan bir soru üzerine Lagard “Herkese uyacak tek bir kalıp yok. Bildiğim şey şu ki, Euro sistemi ve AMB olarak tek bir misyonumuz var, o da fiyat istikrarı. Ve bizim kâr göstermek ya da zararları karşılamak gibi bir amacımız yok ve enflasyonu yeniden normal seviyeye getirmek için kararlarımızı para politikası amaçları yerine kâr/zarar hesaplarımıza göre yönlendirmek aslında yanlış olurdu,” yanıtını verdi.

Faiz artırımlarını artırmaya ara vermiş olduklarını ama bunun hemen indirmeye başlayacakları anlamına gelmediğini belirten Lagarde “Faiz indirimi konusunu tartışmak bile çok erken,” sözlerini kullandı.

Lagarde “Uzun vadeli enflasyon beklentilerine ilişkin ölçümler çoğunlukla yüzde 2 civarında seyrediyor. Bununla birlikte bazı göstergeler hâlâ yüksek durumda ve yakından takip edilmesi gerekiyor,” dedi.

Ekonominin bu yılın geri kalanında zayıf kalmasını beklediklerini belirten Lagarde enflasyon düştükçe, hanehalkı reel gelirleri toparlandıkça ve Euro Bölgesi ihracatına olan talep arttıkça ekonominin önümüzdeki yıllarda güçlenmesi gerektiğini söyledi.

Paylaşın