Siyasi Parti Sayısında Rekora Koşuluyor!

2020 yılında 21, 2021 yılında 18 siyasi parti kuruldu. 2022 yılında bu sayı 3’e düşerken 2023 yılında yeniden 20’ye yükseldi. 14 Mayıs seçimlerine kadar 6 yeni siyasi parti kurulurken, muhalefetin yenilgiye uğradığı seçimlerin ardından 14 siyasi parti daha kurulması dikkat çekti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin ardından kurulan siyasi parti sayısında rekora koşuluyor. 2020 yılında 21, 2021 yılında 18 siyasi parti kuruldu. 2022 yılında bu sayı 3’e düşerken 2023 yılında yeniden 20’ye yükseldi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; 14 Mayıs seçimlerine kadar 6 yeni siyasi parti kurulurken, muhalefetin yenilgiye uğradığı seçimlerin ardından 14 siyasi parti daha kurulması dikkat çekti. Son 6 ayda kurulan 14 siyasi parti şunlar oldu:

Büyük İktidar Partisi (Bİ Parti), Ocak Partisi (Ocak), Adalet ve Hürriyet Partisi (AHP), Ata Parti, Halkın Umudu Partisi (Umud Par), Yerli ve Milli Parti (YMP), Türkiye Sosyalist Partisi (TSP), Adil Türkiye Partisi (ATP), Umuda Yürüyüş Partisi (UYP), Halkın Sesi Partisi, Türkiye Uyanış Partisi (TUP), Anadolu Medeniyet Partisi, (ANA Parti), Genç Türkiye Partisi (GTP) ve Türkiye Güven Partisi (TGP).

Paylaşın

Afrin’de Bombalı Saldırı: 3 Ölü, 7 Yaralı

Suriye’nin kuzeybatısında yer alan Afrin kentinde düzenlenen bombalı saldırıda 3 kişi hayatını kaybederken, en az 7 kişide yaralandı. Bölgeden gelen bilgilere göre ölü sayısı daha da artabilir.

Haber Merkezi / Suriye’nin kuzeybatısında yer alan Afrin kentinde Suriye Milli Ordusu (SMO) Askeri Polis kontrol noktasında bomba yüklü bir kamyonla saldırı düzenlendi.

Saldırıda ilk belirlemelere göre, 3 kişi hayatını kaybederken, en az 7 kişide yaralandı. Bölgeden gelen bilgilere göre ölü sayısı daha da artabilir.

Öte yandan saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Suriye İç Savaşı sırasında, 2012 yazında Suriye hükûmeti bölgeden çekildi ve ardından yönetim PYD’nin eline geçti. Ocak 2014’te PYD tarafından tek taraflı olarak ilan edilen Rojava Anayasası’na göre, de facto statüdeki üç kantondan biri hâline geldi Afrin Kantonu’nun idari merkezi oldu.

20 Ocak 2018 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu’nun desteği ile ilçedeki PYD ve YPG’ye karşı Zeytin Dalı Harekâtı adlı askeri bir operasyon başlattı. Harekâtın 58. gününe denk gelen 18 Mart 2018’de ele geçirildi.

Not: Görsel temsili.

Paylaşın

Filistinlilerin Çoğu İsrail’le Bir Arada Yaşayamayacaklarına İnanıyor

Yeni yapılan bir ankete göre, Filistinlilerin yaklaşık yüzde 90’ı Gazze’deki askeri harekatın boyutu göz önüne alındığında “İsrail ile birlikte yaşamanın giderek imkansızlaştığına” inanıyor.

Haber Merkezi / Ankete katılanların yüzde 98’i, İsrail’i “asla unutmayacağını ve asla affetmeyeceğini” belirtti.

Arap Araştırma ve Geliştirme Dünyası (AWRAD) tarafından Filistinliler arasında yapılan bir ankete göre, ankete katılanların yaklaşık yüzde 90’ı Gazze’deki askeri harekatın boyutu göz önüne alındığında, “İsrail ile birlikte yaşamanın giderek imkansızlaştığına” inanıyor.

31 Ekim ile 7 Kasım tarihleri ​​arasında 688 Filistinli ile yüz yüze gerçekleştirilen ankette, katılımcıların yüzde 98’inin İsrail’i “asla unutmayacağını ve asla affetmeyeceğini” belirttiği ortaya çıktı.

Ankete katılanların yüzde 100’ü Gazze’de “güvenli alan” olmadığını söylerken, yüzde 65’i İsrail’in saldırılarını yalnızca Hamas’a karşı değil, “tüm Filistinlilere karşı bir savaş” olarak görüyor.

Ankete katılanların yüzde 48’i, evlerinin yıkıldığını ya da kısmen hasar gördüğünü söylerken, yüzde 90’ı ateşkesi desteklediğini belirtti. Ankete katılanların yüzde 91’i ise İsrail ordusunun açıkladığı bilgilere güvenmediklerini söyledi.

AWRAD, ankette örnekleminin farklı sosyoekonomik kökenden insanları içerdiğini, kadın ve erkeklerin eşit temsil edildiğini açıkladı.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de en az 12 bin kişinin öldüğü, bunların 5 bininin çocuk olduğunu açıkladı. Bakanlık açıklamasına, 200 sağlık personelinin de öldüğünü ekledi.

Avrupa Mülteciler ve Sürgünler Konseyi, yaklaşık 1,6 milyon kişinin, yani Gazze’de yaşayan 2,3 milyon kişinin yaklaşık yüzde 70’inin yerinden edildiğini duyurdu.

Paylaşın

Almanya Başbakanı’na Genelev Daveti: Size Uzmanlığımızı Sunmak…

Almanya Seks İşçileri Birliği, Başbakan Olaf Scholz’a hitaben yaptığı açıklamada, “Size uzmanlığımızı sunmak ve sizi Berlin’deki bir genelevi gezmeye ve tartışmaya davet etmek istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

Sendika, insan kaçakçılığı, cinsel istismar ve sömürünün kabul edilemezliği konusunda Şansölye’nin tutumunu paylaştığını ancak çalışanlarının iddia edildiği gibi bunu yapmadığını, gerçekte ‘iyi ve değerli hizmetler sunduğunu’ belirtti.

Sputnik Türkçe’de yer alan habere göre; Alman Seks İşçileri Birliği, Almanya Başbakanı Olaf Scholz’u fuhuş sorunlarına birlikte çözüm bulmak üzere bir geneleve davet etti.

Scholz daha önce Federal Meclis’teki bir tartışmada fuhuşun azaltılması gerektiğini, para ile seks yapmanın ‘normal bir durum olarak görülmemesi gerektiğini’ ve kadınların bedenlerini erkeklere satma ihtimalinin bir feminist olarak kendisini her zaman kızdırdığını söylemişti.

Alman Seks İşçileri Birliği internet sitesinde Scholz’a hitaben yapılan açıklamada, “Size uzmanlığımızı sunmak ve sizi Berlin’deki bir genelevi gezmeye ve tartışmaya davet etmek istiyoruz” denildi.

Sendika, insan kaçakçılığı, cinsel istismar ve sömürünün kabul edilemezliği konusunda Şansölye’nin tutumunu paylaştığını ancak çalışanlarının iddia edildiği gibi bunu yapmadığını, gerçekte ‘iyi ve değerli hizmetler sunduğunu’ belirtti.

Paylaşın

Akşener’den Sert Çıkış: İspat Edemeyen Şerefsiz Oğlu Şerefsizdir

Parti içindeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi. Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek” dedi ve ekledi:

“Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Şile’de düzenlenen istişare toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: “Biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz. Anayasa’nın ilk 4 maddesini asla tartışmadan, bu ülkeyi refaha ve feraha çıkarmak için bir yolculuğa çıktık. Dün akşam televizyonlara bakarken Sözcü televizyonunda bir şey gördüm.

Sorular çok inciticiydi. Partimizde 8 kişi farklı aralıklarla istifa etti. Demek ki bazı şeyleri anlatmak farz oldu. Ben asla istifa edip giden arkadaşlarımız hakkında onları incitecek tek cümle etmedim. Biz hiçbir zaman kavgaya girmedik. Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi.

Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek. Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir. İspat edildiği takdirde de ben bu politikayı tümden bırakacağım.

Buradan belediye başkanlarına sesleniyorum, ben bu işlerde olmadığıma göre, şayet partimizde bu manada iş güç yapan var ise bunlar belediye başkanlarının bilgisi dahilinde midir? Sözcü’de, Halk TV’de, TELE1’de tebessüm edilerek sorulan soruların cevaplarını ben kendimle ilgili verdiğime göre şimdi ilgili belediye başkanlarına sormalarını talep ediyorum.”

Paylaşın

Zafer Partisi, Iğdır Ve Kars’ta Aday Göstermeyecek

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklama yapan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Kars ve Iğdır’da aday çıkarmayacaklarını söyledi.

İYİ Parti’den istifa eden isimler olduğunu hatırlatan Ümit Özdağ, “İYİ Partili arkadaşlarımıza kapımız sonuna kadar açıktır” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Partisinin yükselişte olduğunu savunan Ümit Özdağ, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Biz bu seçimlere Zafer Partisi olarak 79 il ve ilçelerinde tek başımıza gireceğiz. Sadece Kars ve Iğdır’da aday çıkarmıyoruz. Burada HDP’nin karşısında vatansever bir adayı destekleme kararı aldık. Bu seçimleri ittifaksız gerçekleştireceğiz.

CHP’nin yeni genel başkanı daha genel başkan seçilmeden CHP’deki genel başkan değişikliğinin gerekçesi olarak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Zafer Partisi ile ittifak yapılarak HDP seçmeninin küstürülmesi olarak izah etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’na Selahattin Demirtaş ile kol kola yol yürümesini biz de öneriyoruz. Daha iyisine layık değiller.”

Zafer Partisi Lideri Özdağ, İYİ Parti’den istifa eden isimler olduğunu hatırlatarak, “İYİ Parti’li arkadaşlarımıza kapımız sonuna kadar açıktır” ifadesini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den İYİ Parti’ye “İttifak” Mesajı

81 ilde aday çıkarma kararı alan ve ittifak kapılarını kapatan İYİ Parti’ye mesaj gönderen CHP Lideri Özgür Özel, “Tek başına kazanamayacağımız belli olan yerlerin ya da İYİ Parti’nin tek başına kazanamayacağı yerlerin kaybedilmesi durumunun seçmene izahı mümkün olmaz” dedi ve ekledi:

Eski dosttan düşman olmaz. Birbirine kaybettirmek üzerine bir siyaset kurmayı doğru bulmam. İYİ Parti bu konuya yapıcı yaklaşırsa ki ben Meral Hanım’la aramdaki kişisel hukukun buna katkı sağlayacağını düşünüyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, T24 yazarlarından Gökçer Tahincioğlu, Tolga Şardan ve Eray Görgülü’nün sorularını yanıtladı. İttifak konusunda açıklamalarda bulunan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Tek başına kazanamayacağımız belli olan yerlerin ya da İYİ Parti’nin tek başına kazanamayacağı yerlerin kaybedilmesi durumunun seçmene izahı mümkün olmaz. Eski dosttan düşman olmaz. Birbirine kaybettirmek üzerine bir siyaset kurmayı doğru bulmam. İYİ Parti bu konuya yapıcı yaklaşırsa ki ben Meral Hanım’la aramdaki kişisel hukukun buna katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Kendisini daha önce ‘Genel Başkanım’ diye aradığımda, bana ‘Abla’ dememi söylerdi. ‘Hayırlı olsun’ demek için aradı. O beni ‘Genel Başkanım’ diye aradığında da ‘Şimdi nasıl olacak?’ dedim, gülüştük. Yani aramızdaki abla-kardeş hukukunun da partilerin arasında erimesi gereken buzlar varsa onların erimesine imkân tanıyabileceğini düşünüyorum. Takdir sayın Genel Başkan’ın, ayrı bir karar alırlarsa ona da saygılı oluruz.

Kimse bizle ittifak yapmak zorunda değil ama ben bir şekilde bütün Türkiye’de; bütün seçim bölgelerinde değil ama tek başına kazanamadığımız yerlerde kaybettirmenin seçmene de partilerimize de Türkiye’ye de kaybettirmek olacağını ve izah etmekte güçlük çekeceğimizi düşünüyorum. Eğer onlar da uygun görürse yapıcı bir süreci başlatacağız.”

Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le de henüz bir görüşme planlanmadığını belirterek, “O konuda henüz bir karar vermiş değiliz. Meral Hanım talep ederse olabilir. Meral Hanım’dan bir talep gelmezse biz de bir telefon açıp nasıl yapalım diye sorabiliriz” dedi.

“HEDEP’le de görüşürüz”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) ile de görüşeceklerini kaydeden Özel, şöyle devam etti: “İki Eş Başkan da beni aradı. ‘Hayırlı olsun’ ziyaretine de gelecekler. Ben genel başkanlar düzeyinde HEDEP’in meseleye tam olarak nasıl baktığını duymak isterim. Karşılıklı görüşmemiz lazım.

Eş Genel Başkanlarla görüştükten sonra ben Parti Meclisine bu konuda bilgi vereceğim. Gerçekten HEDEP ne istiyor? Çünkü bazı açıklamalar var. Ben genel başkanlar düzeyinde HEDEP’in meseleye tam olarak nasıl baktığını duymak isterim. Türkiye’deki Kürtlerin önemli bir bölümünün, sol seçmenin bir bölümünün oyunu alan bir partiden söz ediyoruz.

Ama benim, ‘İlla kapalı kapılar ardında olsun, açık görüşmeyiz’ falan gibi bir şeyim yok. Aksi durumda zaten olmayan ittifakı AK Parti dezenformasyonla ilan ediyor. ‘Bunlar anlaştı, şöyle oldu böyle oldu’ diye. Bir şey yaparsak göz önünde yaparız, yapmayacaksak da yapmayız.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’dan Almanya’ya: Bizim İsrail’e Borcumuz Yok

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Filistin’de sivilleri öldürmesine karşı yeterince ses çıkarılmamasını eleştirirken, “Burada görüldüğü gibi bu çocuklar nasıl vuruluyor? Hastanelerde bunlar nasıl öldürülüyor? Bunlar karşısında biz elimiz, kolumuz bağlı mı duracağız? Buna karşı hiç sesimizi çıkarmayacak mıyız? Eğer burada elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı kalırsak bunun tarihe hesabını veremeyiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Onun için bir borçluluk psikolojisi içerisinde İsrail-Filistin savaşını değerlendirmemek gerekir. Bakın ben rahat konuşuyorum. Çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok. Çünkü insana saygımız bizim çok çok farklıdır. Başbakanlığım döneminde ben ilk defa antisemitizm noktasında tavır koymuş bir liderim. Dünyada hiçbir başbakan bu tavrı koymamıştır. Ama ben koydum. Ta o zamanda. Bundan dolayı da kimseye borcumuz yok.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile baş başa görüşme ve heyetler arası çalışma yemeği öncesinde ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Başbakanlık binasına gelişinde kendisini karşılayan Almanya Başbakanı Scholz ile tokalaştı ve basın mensuplarına poz verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında yaptığı açıklamada, şahsına ve heyetine gösterilen misafirperverlik için başta Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Almanya Başbakanı Scholz olmak üzere tüm Alman dostlarına teşekkür etti.

Almanya Başbakanı Scholz’un daveti üzerine gerçekleştirdiği ziyarete büyük önem verdiğini ifade eden Erdoğan, Almanya Başbakanı Scholz ile Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkileri tüm yönleriyle ele alacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmenin, ticari, siyasi, askerî ilişkiler boyutunun, özellikle de Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeler ve son olarak İsrail-Filistin arasındaki gelişmeler boyutunun olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada da açık ve net konuşacağım. Çünkü 7 Ekim tarihi bir başlangıç olarak anlatılıyor. 7 Ekim’den sonraki süreç hiç konuşulmuyor. Şu an itibarıyla malum 13 bin Filistinli çocuk, kadın, yaşlı ne yazık ki öldürülmüştür. Bunun yanında artık neredeyse Gazze diye bir yer kalmadı, her taraf yerle yeksan oldu. Şu anda yatıyorlar, kalkıyorlar, Hamas, Hamas, Hamas…

Hamas’ın silah varlığı ve gücü ile acaba İsrail’in silah varlığı, gücü mukayese edilebilir mi? Şu anda İsrail’in nükleer silahı var mı? Var ama bunu İsrail’e sorarsanız ‘var’ demez. Çünkü onlar yalanı çok iyi kullanırlar. Bütün bunlarla beraber şu anda şu kadar mali destek verildiğinden bahsediliyor. Peki, Hamas’a böyle bir mali destek veriliyor mu? Böyle bir şey söz konusu mu? Hayır, böyle bir şey de yok. Filistin’in kendisine verilmesi gereken destekler de verilmiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bu yokluklar içerisinde, ibadethanelerin, kiliselerin, hastanelerin vurulduğunu anımsattı. Bütün bunların yanında hastanelerin vurulmasının, çocukların öldürülmesinin Tevrat’ta olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Tevrat’ta bunların hiçbirisi yoktur. Yapamazsın. İnsan hakları beyannamesinde yapamazsın. Ama burada görüldüğü gibi bu çocuklar nasıl vuruluyor? Hastanelerde bunlar nasıl öldürülüyor? Bunlar karşısında biz elimiz, kolumuz bağlı mı duracağız? Buna karşı hiç sesimizi çıkarmayacak mıyız? Eğer burada elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı kalırsak bunun tarihe hesabını veremeyiz. Onun için bir borçluluk psikolojisi içerisinde İsrail-Filistin savaşını değerlendirmemek gerekir. Bakın ben rahat konuşuyorum.

Çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok. Çünkü insana saygımız bizim çok çok farklıdır. Başbakanlığım döneminde ben ilk defa antisemitizm noktasında tavır koymuş bir liderim. Dünyada hiçbir başbakan bu tavrı koymamıştır. Ama ben koydum. Ta o zamanda. Bundan dolayı da kimseye borcumuz yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu seyahatte bütün bu konuları konuşacaklarını ancak konuşmaları gereken önemli bir meselenin, sorunun nasıl çözüleceği olduğunu dile getirdi.

İnsani ateşkese Türkiye’nin, Almanya’nın ne kadar katkıda bulunabileceğinin ve bu adımların nasıl atılacağının önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Buna var mıyız, yok muyuz? Bir hafta sonra Sayın Steinmeier, İsrail’e gidiyor. Kendisinden ricada bulundum. Dedim, siz bir taraftan tutun, bize düşen görev neyse biz de diğer taraftan tutalım. Önemli olan bu insani ateşkesi birlikte sağlayalım. Bu adımı eğer atar, böyle bir insani ateşkesi birlikte Almanya-Türkiye, diğerleri, sağlayabilirsek, bu ateş çemberinden bölgeyi kurtarma imkânı yakalarız.

Rehinelerin takası deniliyor. Eyvallah, biz buna da varız. Fakat rehine dediğiniz zaman, rehine sayısı itibarıyla İsrail’deki rehinelerin sayısı nedir? Öbür tarafta, Hamas’ın veya Filistin’in elindeki rehinelerin sayısı nedir? Buna da baktığımız zaman katbekat fazlasıyla İsrail’in elinde rehine var. Yılların rehineleri, tutsakları İsrail’in elinde. Bunu da görmemiz lazım. Bunu görmezsek bu da haksızlık olur. Biz bütün bunlara varız.”

Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’ndaki çalışmalarında Avrupa-Afrika gibi bir ayrım yapmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Karadeniz Tahıl Koridoru’ndan gelenin yüzde 40’ı Avrupa’ya gitti, yüzde 14’ü Afrika’ya gitti, yüzde 14’ü bize geldi. Diğerleri, diğer bölgelere gitti.

Şu anda bile Afrika’dan talepler var ve Rusya ciddi miktarda bir tahılı, buğdayı göndermeye karar verdi ama sıkıntıları var. Nedir o sıkıntı? Şimdi gönderilen yer, aklımda kaldığı kadarıyla Zimbabve, oraya tahıl gidiyor ama bunun değirmen safhası orada yok. Bu akşam Dışişleri Bakanıma onu söyledim, ‘onları biz hallederiz’ dedim. Türkiye olarak, Toprak Mahsulleri Ofisi olarak değirmenlerde öğütür, un olarak oralara göndeririz.

Atmamız gereken adımlar var, yapmamız gerekenler var. Biz bunları yaparız. Şu anda dört veya beş ülkeye Rusya böyle bir koridordan yine tahıl göndermeyi planladı ve adımını da atacak. Biz de bunun ikinci safhası olan bunların una dönüştürülmesinde bu adımı atarız. Zaten daha önce de Rusya-Türkiye-Katar olarak üçlü bir adım atmıştık ve bu çalışmayı yaparız. Tabii bütün bu adımın atılması için özellikle Almanya-Türkiye arasında böyle bir adımın atılmasının yanında NATO müttefikimiz Almanya ile kararlı adımlar atmanın görüşmelerini de aramızda yapmamız lazım.”

“Savunma sanayii iş birliğimizin engelsiz şekilde yürütülmesi, müşterek menfaatimizeydi” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Almanya’nın terörle mücadelede daha yakın iş birliği içinde olması gerektiğini söyledi.

İki ülke arasında beşeri köprü vazifesi gören ve nüfusu 3,5 milyona ulaşan Almanya’daki Türk toplumunun huzur içinde yaşamasının en büyük temennileri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk toplumunun dini ihtiyaçlarını karşılamak üzere burada görev yapan din adamlarımızın yetiştirilmesi amacıyla ortak bir çalışma yürütüyoruz. Almanya ile iş birliği alanlarımızdan diğeri malum göç konusudur. Ortak çalışma grubumuz çalışmalarına devam ediyor” diye konuştu.

“52 senedir Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir”

Görüşmelerin ana gündemlerinden birini de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin oluşturduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyorsunuz bu sürecin yeniden ivme kazanmasını samimiyetle arzu ettiğimizi daha önce de açıklamıştım.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi gibi konularda uzun süreden beri haklı beklentilere sahibiz. Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkelerinden olan Almanya’nın bu bağlamda vereceği katkıları önemsiyoruz. Kolay değil 52 senedir Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir. Vize serbestisi sağlanıncaya kadar vatandaşlarımızın vize işlem süreçlerinin kolaylaştırılması ve hızlandırılmasını bugün ele alacağız.”

Almanya Başbakanı Scholz ile görüşmelerinde Gazze’de yaşananları çok daha farklı bir şekilde ele alacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye olarak olayların başından beri sivilleri hedef alan saldırıları hiçbir şekilde tasvip etmediğimizi ifade ettik ve bunu hep dile getirdik. Hepimizin önceliği ateşkesin sağlanması ve insani yardımların engelsiz olarak akışının sağlanması.

Şu ana kadar 10 uçak dolusu insani yardımı Mısır’a gönderdik ve en son yine gemiyle 666 ton gıda, sahra hastanesi vesaire gibi gönderdiklerimiz oldu ama bütün dert; akan kanın durmasında. En son 27 kanserli hasta ve yanlarında refakatçilerini El Ariş’ten Türkiye’ye aldık. Dün de kendilerini hastanede ziyaret ettim ve durumlarını gördük.

Tabii temennimiz daha fazla hastayı da yaralı veya kanserlileri de ülkemize almak, tedavilerini yapmak. Fakat yaşananlar 1967 sınırları temelinde iki devletli çözümün artık kaçınılmaz olduğunu bir kez daha bizlere göstermiştir. Türkiye olarak amacımız; İsrailli ve Filistinlilerin yan yana, barış içinde yaşadığı, huzurun ve güvenin hâkim olduğu bir iklimin tesisidir. Bunu başarmamız lazım. Orta Doğu’da adil ve kalıcı bir barışın temini için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyorum.”

“Bunlara karşı da bir tavır koyun”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman bir gazetecinin “İsrail’e yönelik Hamas tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarının ardından açıklamalarınız sadece Almanya’da değil, NATO üyesi ülkeler arasında da rahatsızlık oluşturdu. İsrail’in varoluş hakkını kabul ediyor musunuz? İsrail’in ‘faşist bir devlet olduğunu’ söylediniz, hangi gerekçelendirmeniz var bunun için? İsrail ordusunun Hamas’a karşı saldırısına neden ‘soykırım’ diyorsunuz? Tüm NATO ittifakı tarafından terör örgütü olarak tanınan, yüzlerce insanı İsrail’de katleden bir örgütü nasıl bir ‘kurtuluş örgütü’ diye tanımlayabilirsiniz? Türk-Alman ilişkilerini, NATO içindeki iş birliğini tehlikeye atıyor musunuz? Türkiye, savunma sanayi için 40 Eurofighter talep ediyor. Almanya bunu kabul edecek mi?” sorusuna, şu cevabı verdi:

“Öncelikle NATO’nun önde gelen ülkelerinden bir tanesi, ilk beşin içerisinde yer alan bir ülkeyiz Türkiye olarak. Türkiye, NATO’da sıradan bir ülke değil. İlk beşin içinde. Şu anda NATO’nun içinde düşüncesi, kanaati kimin ne olursa olsun, Rusya-Ukrayna arasında herkes kimin yanında yer alıyor? Ukrayna’nın yanında yer alıyor. Türkiye olarak biz, Ukrayna ile de görüşüyoruz, Rusya ile de görüşüyoruz. Aralarında herhangi bir ayrım yapmıyoruz. Ama 33 milyon ton tahıl koridorundan bütün o tahılı Avrupa’ya, Afrika’ya götüren biz olduk. Şu anda da yine diyorsunuz ki ‘yüzlerce’, bak ben sana yüzlerce demiyorum, binlerce Filistinliyi şu anda İsrail öldürdü mü, öldürdü.

Hastaneleri yok etti mi, etti. İbadethaneleri, kiliseleri vuruyor mu, vuruyor. Ben bir Müslüman olarak bundan rahatsızım. Peki, sen bir Hristiyan olarak bu kiliselerin vurulmasından rahatsız olmuyor musun? Bunlara karşı niye bir tavır koymuyorsunuz? Bunlara karşı da bir tavır koyun. Bizim için bu noktada bölgede Musevi, Hristiyan, Müslüman bu ayrımın olmaması gerekir. Antisemitizme karşı da bir mücadele verildiyse, bu mücadeleyi dünyada ilk veren lider ben oldum. Ve şu anda da bakın Almanya ‘İsrail’e şu kadar maddi destek verdiğinden’ bahsediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter savaş uçaklarına ilişkin ise “Eurofighter konusunda Almanya verir veya vermez. Dünyada savaş uçaklarını üreten sadece Almanya mı? Birçok yerden bunların çalışmasını yaparız, temin ederiz. Şu anda insansız savaş uçakları noktasında da Türkiye önde gelen ülkelerden bir tanesi durumuna gelmiştir. Bir basın mensubu olarak, bizi bununla tehdit etmeyin. Bize öyle sorular sorun ki bu sorular vicdani olsun, insani olsun, cevaplarını da biz size o şekilde verelim” ifadelerini kullandı.

“İsrail’in varoluş hakkı bizim için olmazsa olmaz”

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise “Birlikte doğrudan görüşme imkanımızın olması çok iyi. İkimiz de dünyadaki krizlerle uğraşıyoruz. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bütün dünyada hissedildi. İkimiz de Rusya’nın saldırganlığını sona erdirmesi konusunda mutabıkız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Karadeniz’den tahıl ihracı anlaşması nedeniyle teşekkür eden Scholz, “Türkiye’nin özellikle tahıl ihracatı alanında çok önemli rol oynadığını biliyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanı’na bu konudaki kişisel katkılarından ötürü özellikle teşekkür etmek istiyorum. Moskova’nın maalesef bu anlaşmayı daha fazla sürdürmemesi üzücü” dedi.

Avrupa’nın güvenliğinin tehlike altında olduğunu belirten Scholz, “Rusya bu şekilde savaş yürüterek uzun yıllardır mevcut olan bir anlaşmayı ihlal ediyor. Çünkü sınırların zorla değiştirilmemesi gerekiyor. Avrupa’nın güvenliği burada tehlike altında. Aynı zamanda İsveç’in NATO üyeliğini görüşeceğiz. Üyeliğin TBMM’de görüşüldüğünü biliyoruz. Umarız yakında olumlu karar alınacaktır. Çünkü NATO’nun güçlendirilmesi söz konusu” dedi.

İsrail-Filistin çatışmasına değinen Almanya Başbakanı, şunları söyledi: “7 Ekim’de Hamas, İsrail’e hunharca bir saldırı düzenledi. Biz bu terör eylemini keskin bir şekilde kınamaktayız. Biraz sonra gerilimin tırmanmaması için neler yapabileceğimizi konuşacağız. Çünkü Orta Doğu’da çatışmaların tırmanmasından endişe duyuyoruz. Almanya’yı bilen gayet iyi bilir, bizim İsrail’le olan dayanışmamız hiçbir şekilde tartışmaya açık değildir.

İsrail’in kendisini savunma hakkı vardır. Filistinli sivil halkın acıları, Gazze’de yaşananlar bizi de üzüyor. Onlarca yıldır Almanya bu alanda insani yardım sunmaktadır. Bu sene 160 milyon Euro’luk yardım sağlıyoruz. İnsani yardım alanında en büyük donörlerden biriyiz. Bizim için hedef iki devletli çözümdür. İsrail’in varoluş hakkı bizim için olmazsa olmaz.”

Almanya’da antisemitizme izin vermeyeceklerini dile getiren Scholz, “Aynı zamanda Almanya’da yaşayan 5 milyon Müslüman’ın, bu ülkedeki yerini inkar edenlere de karşıyız” dedi. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini de ele alacaklarını aktaran Olaf Scholz, “Geçmiş yıllarda potansiyelimizin gerisinde kaldık, bunu nasıl ileri taşıyacağımızı görüşeceğiz. Ekonomik işbirliği açısından büyük potansiyel var” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak basın toplantısının ardından Scholz ile baş başa görüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Almanya Başbakanı Scholz daha sonra heyetler arası çalışma yemeğine katıldı.

Paylaşın

Irak Ve Suriye’deki ABD Üslerine 58 Saldırı Düzenlendi

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, salı gününden bu yana Irak ve Suriye’de konuşlu ABD kuvvetlerine üç kez saldırı düzenlendiğini ve 17 Ekim’den bu yana ABD birliklerine yönelik toplam saldırı sayısının 58’e çıktığını açıkladı.

Haber Merkezi / Pentagon Basın Sözcüsü Yardımcısı Sabrina Singh, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’de konuşlu askerlerimize Suriye’de 31, Irak’ta 27 yaklaşık 58 saldırı düzenlendi” dedi.

Singh açıklamasının devamında, Suriye ve Irak’taki ABD üslerine düzenlenen 55 saldırıda 59 ABD personelinin çeşitli şekillerde yaralandığını söyledi.

Pentagon’un daha güçlü, daha etkili bir cevap vermeden önce bir askerin öldürülmesini bekleyip beklemediği sorusuna ise Singh, “Bir şeyin harekete geçmesini beklemiyoruz. Biz… karşılık verdik ve eğer daha fazla saldırı olursa, kesinlikle kendi seçeceğimiz yer ve zamanda karşılık vereceğiz” şeklinde cevap verdi.

ABD, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor Valiliği’nde İran’ın İslam Devrim Muhafızları Birliği (IRGC) ve İran destekli milislerin bulunduğu bölgelere misilleme amaçlı hava saldırıları düzenledi. Saldırılar, ABD üslerinin dronlar tarafından hedef alınmasının ardından gerçekleşti.

İran destekli milislerin, Suriye ve Irak’taki ABD birliklerine yönelik saldırıları, Hamas’ın sürpriz saldırısının ardından başlayan İsrail – Filistin savaşının ardından başladı.

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Enflasyon’ Yorumu: Ne Gerekiyorsa Yapmaya Devam Edeceğiz

Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Enflasyon ve cari açıkta kalıcı düşüş için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Uluslararası finansal kuruluşlarla ilişkilerimizi daha da güçlendiriyoruz.

Makro finansal istikrarı sağlamak için uygulamaya koyduğumuz programımıza güçlü bir destek var. Uluslararası rezervleri artırarak kırılganlığı azaltıyoruz. Enflasyon ve cari açıkta kalıcı düşüş için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’nin kredi risk primi geriledi

Türkiye’nin 5 yıllık CDS (Credit Default Swap) puanı bugün itibariyle 348,2 seviyesine geriledi. Risk primi, geçen yıl 885 puana kadar çıkarak 2003’ten beri en yüksek seviyesini görmüştü.

Merkez Bankası (TCMB) ekim ayında yüzde 68,01 olan yıl sonu enflasyon beklentisini kasım ayında yüzde 67,23’e, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 45,28’den 43,94’e çekti.

Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,05’ten 30,00 TL’ye indirdi. Banka, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 33,22’den yüzde 37,71, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 33,68’den yüzde 37,80 yükseltti.

Merkez Bankası ekim ayında yüzde 4,1 olan yıl sonu büyüme tahminini kasım ayında da yüzde 4,1 olarak belirledi. Banka, 2024 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 3,4’den yüzde 3,3’e çekti.

Merkez Bankası’nın (TCMB) verilerine göre 10 Kasım haftasında 3 aya kadar vadeli mevduatlarda ortalama faiz yüzde 45,9 olarak kaydedildi.

2023 Eylül sonu itibarıyla kısa vadeli dış borç stoku, 211,0 milyar dolar oldu. Kısa vadeli dış borç stoku, borçlu bazında değerlendirildiğinde, kamu sektörünün yüzde 20,5, Merkez Bankası’nın yüzde 21,7,  özel sektörün ise yüzde 57,8 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Paylaşın