DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Güç Birliğine Açığız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kadın özgürlükçü, çevreyi ranta açmayan, evrensel insan haklarına inanan, hukuk düzenini uyan bütün toplumsal kesimlerle güç birliğine açığız” dedi ve ekledi:

“Nerede bir ezilen varsa, iradesi yönetim kademelerine yansıyacaktır. İktidar bizim siyasi etkimizin olmadığını söylüyor. Ama biz son iki seçimde nasıl bir etkimiz olduğunu gösterdik. Öyle bir etkimiz var ki domuz bağçılarla (HÜDA-PAR) ittifak kuracak kadar korktular. Bu seçimlerde de siyasi etkimizin ne kadar yüksek olduğunu göstereceğiz. Emin olun güçlüyüz ve kazanabiliriz. Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz. Seçimlerde bir zafer tablosu ortaya çıkacaktır.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir İl Örgütü, 3’üncü Olağanüstü Kongresi’nin gerçekleştirdi. Kültürpark Celal Atık Kongre Merkezi’nde yapılan kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan “Kürt sorunu bir inkar sorunudur. Kürtlerin dilleri ve kültürü vardır. Kürt sorunu çözülmediği sürece yoksulluk ve işsizlik de çözüm bulmayacaktır. Bugüne kadar Kürtler anadilini konuşmasın, kimliklerine kavuşmasın diye bu ülke 800 milyar dolara yakın para harcadı” dedi.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, “Biz bu toprakların kurucu unsuru olan Kürtlerin statülerinin tanınmasını istiyoruz” diyen Bakırhan, “Bu sorun çözülürse 7 bin 500 liraya mahkum olan emekliler daha fazla ücret alır, asgari ücrette çalışan işçiler insanca yaşayacak bir ücret alır, doğayı talan eden bu iktidar doğayı talan edemez, bu ülkeyi çeteler değil hukuk ve demokrasi yönetir” dedi.

Kürtlerin kültür ve dillerine dönük baskıların sürdüğünü ifade eden Bakırhan, “Geçen yıllarda üniversitelerde kuş dili bölümü bile açan iktidar, Kürt dilini yok sayıyor ve inkar ediyor. Yine son yıllarda Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ve en son Şeyh Said üzerinden bir tartışma yürüttüler. Küçük ortak (MHP), Kürtlerin bu ülkede güvenlik tehdidi olduğunu söylüyor. Ancak bu ülkenin asli unsuru olan Kürtler hiçbir zaman tehdit olmamıştır. Asıl demokrasiyi hiçe sayanlar, tekçi bir yapıyı ortaya koyanlar bu ülkeye bir tehdittir. Artık Kürtlerin statüsünü tanımaz zorundalar. Biz bu topraklarda bin yıllardır varız, vardık, var olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Alevilerin yaşadığı sorunlara da değinen Bakırhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) cemevlerinin ibadethane statüsünde sayılması kararını hatırlattı. Bakırhan, Kürtlere yaklaşımların aynısının Alevilere de uygulandığını söyledi. Kürtlere atanan kayyımların aynısının Kültür ve Turizm Bakanlığı eliyle Alevilere atanmak istendiğini kaydeden Bakırhan, Aleviler özgür oluncaya ve inançları güvenceye alınıncaya kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

Bakırhan, konuşmasında İzmir’deki ekolojik tahribat üzerinde de durdu. Bakırhan, “Yaşam alanlarını bilerek talan ediyorlar. Bu topraklardaki halkları karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. İzmir bu iktidar döneminde tıpkı Amed gibi bir yatırım almadı ve üvey evlat muamelesi gördü. Bunun için İzmirli emekçileri Siirt’le, Mardin’le dayanışmaya çağırıyoruz. İktidarın sizlere uyguladığı politikalar Amed’te, Mardin’de de uygulanıyor.

Yakın zamanda İzmir’de yağmur yağdı ve sel oluştu. Ama altyapı için hükümet desteği yok. İmar Başkanlığı aracığıyla Ege kıyılarının tamamı yandaşlara peşkeş çekildi. Biz Amed kayyımına sessiz kaldığımız sürece Ege’nin de kıyıları yandaşlara verilecektir. Dolayısıyla buna karşı birlikte mücadele etmek zorundayız. Yerel seçimlerde bu zülüm politikalarına karşı hepbirlikte karşı durarak boşa çıkaracağız” ifadelerini kullandı.

“Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz”

Tarihi bir yerel seçimlere yaklaşıldığını kaydeden Bakırhan, seçimlerde ilk hedeflerinin kayyımları göndermek olduğunu söyledi. Bakırhan, “Kürdistan’da AKP’nin elinde olan ve yolsuzluklarla bilinen belediyeleri alacağız. Batıda da emekçilerin, halkların, yoksulların, Alevilerin, yöre derneklerinin, emek-meslek örgütlerinin katıldığı kent uzlaşısıyla adaylarımızı belirleyeceğiz. Sadece bir kaç parti ile değil, İzmir’in tüm dinamikleriyle bir araya gelerek, adaylarımızı belirleyeceğiz.

Kadın özgürlükçü, çevreyi ranta açmayan, evrensel insan haklarına inanan, hukuk düzenini uyan bütün toplumsal kesimlerle güç birliğine açığız. Nerede bir ezilen varsa, iradesi yönetim kademelerine yansıyacaktır. İktidar bizim siyasi etkimizin olmadığını söylüyor. Ama biz son iki seçimde nasıl bir etkimiz olduğunu gösterdik. Öyle bir etkimiz var ki domuz bağçılarla (HÜDA-PAR) ittifak kuracak kadar korktular. Bu seçimlerde de siyasi etkimizin ne kadar yüksek olduğunu göstereceğiz. Emin olun güçlüyüz ve kazanabiliriz. Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz. Seçimlerde bir zafer tablosu ortaya çıkacaktır” diye konuştu.

Paylaşın

Türkiye’den ABD’ye “Gazze” Çağrısı: İsrail Üzerindeki Nüfuzunu Kullan

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’yi, Gazze Şeridi’ne ve Batı Şeria’daki saldırıların durması için İsrail üzerindeki nüfuzunu kullanmaya çağırdı. Ayrıca, Fransa, İngiltere ve Almanya’dan da ateşkes çağrıları geldi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında ölü sayısının 19 bine ulaştığı bildirilirken, İsrail üzerindeki ateşkes baskıları da giderek artıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile İsrail – Filistin gerilimiyle ilişkili bir görüşme gerçekleştirdi. Reuters’ın diplomatik kaynaklardan edindiğine göre, görüşmede Bakan Fidan, Washington yönetimini, Gazze Şeridi’ne ve Batı Şeria’daki saldırıların durması için İsrail üzerindeki nüfuzunu kullanmaya çağırdı.

İsrail’de temaslarda bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, daha fazla rehinenin serbest bırakılması, Gazze’de daha büyük miktarda yardımın ulaştırılması ve “siyasi bir çözümün başlangıcı” yönünde hareket edilmesi için “derhal ateşkes” çağrısı yaptı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada da, çalışanlarından birinin, Refah’taki bir eve İsrail saldırısı sonucu öldüğünü açıkladı. Çok sayıda sivilin öldüğünü belirttiği saldırıyı kınayan Bakanlık, İsrail yetkililerden izahat beklediğini kaydetti.

İngiltere ve Almanya’nın dışişleri bakanları da, “çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiğine” dikkat çekerek, “sürdürülebilir” ateşkes için çağrıda bulundu.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ve Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock İngiliz Sunday Times gazetesine yazdıkları makalede, “İsrail, operasyonları Filistinliler’le barışçı biçimde birlikte yaşama beklentisini yok ettiği takdirde bu savaşa kazanmış olmayacak” ifadesini kullandı.

İngiltere daha önce çatışmalara “insani ara verilmesi” çağrısında bulunmuş ancak derhal ateşkes çağrısı yapmaktan kaçınmıştı. Geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ezici bir çoğunlukla ateşkes yönünde oy kullanıldığında da çekimser kalmıştı.

Fransa ve Almanya BM’deki ateşkes çağrısını destekledi, ancak Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “İsrail’in kendini savunma hakkını sorgulamak değil, mümkün kılmak gerekir” diyerek ateşkes için bastırmanın zamanı olmadığını vurguladı.

İsrail’e tam dayanışma içinde olduklarını vurgulayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise kasım ayı başında İsrail’in masum insanları öldürerek terörle mücadele edemeyeceğini söyledi.

İsrail – Filistin savaşında son durum

Hava ve kara savaşı kuzey Gazze’nin büyük bir bölümünü dümdüz etti ve nüfusun çoğunu kuşatma altındaki bölgenin güney kesimine, kalabalık barınaklara ve çadır kamplarına sürükledi.

Hamas tarafından yönetilen bölgedeki Sağlık Bakanlığı’na göre saldırılar 19 binden fazla Filistinlinin ölümüne neden oldu. Bakanlık ölü sayısını bildirirken sivil ve asker ayrımı yapmıyor.

İsrail ise Gazze’nin tüm bölgelerinde Hamas militanlarına ait olduğunu söylediği hedefleri vurmaya devam ediyor.

Militanların 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği ve çoğu sivil bin 200 kişinin ölümüne neden olan saldırıyla savaşı tetikleyen Hamas’ı ortadan kaldırana kadar operasyonlara devam edeceğini açıklayan İsrail ayrıca halen Gazze’de tutulan 129 rehineyi geri getireceklerinin sözünü veriyor.

Hamas ise savaş sona erene kadar artık başka rehinenin serbest bırakılmayacağını, bunun için karşılık olarak yüksek profilli militanlar dahil büyük miktarda Filistinli tutuklunun serbest bırakılmasını isteyeceğini belirtti.

Lübnan Hizbullah’ı yaptığı açıklamada sınır bölgesinde İsrail’e bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. Lübnan sınırına yakın bölgede bulunan Hanita kibbutzuna yakın bölgede İsrail birliklerini hedeflediğini aktaran Hizbullah “teyit edilmiş kayıplar” bulunduğunu duyurdu.

Hizbullah ayrıca ikinci bir saldırıda sınırdaki İsrail birliklerini hedef aldığını ve kayıplar olduğunu açıkladı. Hizbullah yanlısı El Manar televizyonu grubun dört İsrail askerini kuzeydeki bir tesise girerken hedef aldığını duyurdu.

İsrail ordusu ise Pazar günü Lübnan’dan İsrail’e atış yapıldığını ancak İsrail’in topçu atışıyla hedefleri vurduğunu belirtti. İsrail ordusunun Gazze’de verdiği kayıplar 2014 yılındaki Hamas ile savaşında verdiği kayıpların neredeyse iki katına ulaştı.

İsrail ordusu Gazze’ye 27 Ekim tarihinde başlatılan kara operasyonunda Pazar günü itibarıyla 121 İsrail askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu. 2014 yılında İsrail’in Gazze’ye düzenlediği “Koruyucu Hat Operasyonu” sırasında 66 İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifalar Durmuyor: Başka Yol Bırakmadılar

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve 6 İBB Meclis üyesi İYİ Parti’den istifa etti:

Haber Merkezi / “Ülkemiz menfaatleri için, Türkiye’nin kalbi İstanbulumuz için ortak bir karar imza atıyor, ‘hür ve müstakil’ olarak İYİ Parti’den istifa ediyoruz. Bize istifa etmekten başka bir yol bırakmayan bu süreci noktaladığımızı ve İBB Meclisinde yolumuza bundan sonra bağımsız olarak devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve İBB Grubu üyesi Bora Kılıç, Oğuz Sarul, Sinan Gümüş, Uluer Kaya ile Yakup Fındık İYİ Parti’den ayrıldıklarını açıkladı.

İbrahim Özkan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda istifa gerekçelerini duyurdu. Özkan’ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı: “4 Aralık 2023 tarihinde toplanan İYİ Parti Genel İdare Kurulu, 2024 yerel seçimlerine kendi adaylarıyla girme kararı aldı. ‘Hür ve müstakil’ kararına gerekçe olarak da bir üçüncü seçeneğe ihtiyaç olması gösterildi.

Biz bu karara saygı duymakla beraber, İstanbul ve Ankara’da işbirliğinin devam etmesi yönünde görüş bildirdik. Çünkü 2019 yılı yerel seçimlerinde, 25 yılın üzerine İstanbul ve Ankara alınmıştı. Bu hem muhalefet için hem de oy veren halkımız için önemli bir motivasyon olmuştu.   İlkeli siyaset, özü sözü bir, olmayı samimi ve açık fikirli olmayı gerektirir. Söylem ve eylemleriniz güven vermiyorsa orada ilkeli siyasetten bahsedemeyiz.

1 yıl öncesine kadar Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiğimiz kişiler için bugün “belediyeleri yönetemezler” demek, ilkeli siyasete yakışmamakta, millete güven vermemektedir.   Biz daima ülkemizin ve milletimizin menfaatlerinin yanında olduk.

Ülkemizi tek adama mahkum etmek isteyen sistemin karşısında durduk. Demokrasinin sağlıklı işlemediği, sosyal medya paylaşımlarının bile topluca yapılmaya itildiği bir yerde durmak, kayıpları anayasa değişikliğine kadar gidebilecek bu sürece daha fazla katkı sunmak istemiyoruz.

Ülkemiz menfaatleri için, Türkiye’nin kalbi İstanbulumuz için ortak bir karar imza atıyor, ‘hür ve müstakil’ olarak İYİ Parti’den istifa ediyoruz.   Bize istifa etmekten başka bir yol bırakmayan bu süreci noktaladığımızı ve İBB Meclisinde yolumuza bundan sonra bağımsız olarak devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Ne olmuştu?

İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, Meral Akşener’in isteğiyle İBB Belediye Meclisi  görevinden istifa etmişti. Özkan, “Genel Başkan Meral Akşener’in talebi doğrultusunda artık ‘Hür ve Müstakilim’ İBB İYİ Parti Grup Başkan Vekilliği görevinden istifa ediyorum” demişti.

İbrahim Özkan’ın istifası sonrasında İBB Meclisi’ndeki İYİ Parti grubu yeni grup başkanvekili seçmek üzere toplandı. 9 meclis üyesi bulunan İYİ Parti grubunun toplantısına, İBB Başkanı aday adayı olan İYİ Parti Grup Sözcüsü Suat Sarı katılmadı.

Toplantıda 8 meclis üyesinden 7’sinin oyları ile İbrahim Özkan yeniden grup başkanvekilliğine aday olarak gösterildi ve seçildi. Toplantıda alınan karar ile grup sözcüsü Suat Sarı’nın yerine de Çekmeköy’den meclis üyesi olan Bora Kılıç seçildi.

İbrahim Özkan, partisinin yerel seçimlerde ittifak yapmama kararını eleştirerek “Teşkilatlara rağmen siyaset yapılmaz. Genel İdare Kurulu’nun vermiş olduğu bir karar var. Bu karar nasıl değiştirilebilir. Ayetleri tefsirciler tartışabiliyor. Genel İdare Kurulu, Genel Başkana yetki verdi. Şuan böyle bir yetki yok. Bence istişare kanallarının kapanması diye bir şey yok. 20 Şubat’a kadar bu süreç devam edebilir. Somut bir öneri getirilirse, Genel Başkan nezaketli bir insan. Genel kanaat işbirliği yapılması yönündedir” ifadelerini kullanmıştı.

Son yaptığı basın toplantısında ise Özkan, bir “arka kapı diplomasisi” yaparak İmamoğlu’na gittiğini ve daha somut öneriler getirmelerini önerdiğini söyledi. İmamoğlu’nun ise ortada İYİ Parti GİK kararı varken bunun nezaketsizlik olacağını aktardığını ifade eden Özkan, ardından yeniden yapılan GİK toplantısında iş birliğini savunanların sayısının 10 kişi daha arttığını hatırlattı.

Bu artışı da dikkate alarak, teşkilatların motivasyonu açısından bu diplomasinin devam ettirilmesi gerektiğini düşündüğünü dile getiren Özkan, tüm bu görüşmeleri konusunda da partisinin İstanbul İl Başkanı’nı bilgilendirdiğini anlattı.

Paylaşın

Demirtaş: DEM Partiyi Dikkate Almayan Kaybeder

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “DEM Parti’nin beklenti ve taleplerini dikkate almayan kaybeder” dediği öğrenildi.

Medyascope muhabiri Ferit Aslanın haberine göre, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yerel seçimlerde bütün tarafların niyetini, yaklaşımını görmeden bir karar vermemek gerektiği görüşünde.

31 Mayıs’ta aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Demirtaş’ın “DEM Parti’ye ve bize nasıl yaklaşıldığını görmek istiyoruz” dediği aktarıldı.

Seçimlerde cezaevinde olmaları halinde tutumlarının belli olacağını söyleyen Demirtaş, partisinin tavrının da buna göre şekilleneceğini öngörüyor. Demirtaş, partisinden bağımsız hareket etmeyecek.

DEM Parti’nin yerel seçimler için kararını netleştirmeden önce cezaevlerinde tutuklu bulunan tüm partililerin görüşünü alacağını belirten Demirtaş, şimdilik sadece gelişmeleri takip ediyor. Demirtaş, halkın ve DEM Parti’nin ihtiyaç duyması halinde devreye girecek.

Paylaşın

Libya Açıklarında Sığınmacı Teknesi Alabora Oldu: En Az 61 Ölü

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Libya’nın Zuvara  kentinden 86 yolcusuyla Akdeniz’e açılan bir teknede aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 61 göçmenin trajik bir deniz kazası sonucu boğulduğunu duyurdu.

IOM sözcüsü Flavio Di Giacomo, bu yıl Orta Avrupa rotasında 2 bin 250’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti ve bu rakamın denizde hayat kurtarmak için yeterince çaba sarfedilmediğini gösterdiğine dikkat çekti.

2023 yılında İtalya’ya deniz yoluyla gelen düzensiz sığınmacı sayısı bir önceki yıla göre iki katına çıkarak 140 bine yükseldi. Bunların yüzde 91’i Tunus’tan Lampedusa adasına geçerek İtalya’ya ulaştı.

Avrupa Birliği (AB) ve Tunus insan kaçakçılarıyla mücadele amacıyla Temmuz ayında bir “stratejik ortaklık” anlaşması imzalamıştı.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM), sosyal medya hesabından Libya açıklarında sığınmacıların bulunduğu bir teknenin batması sonucu en az 61 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

IOM, açıklamasında, Libya’nın başkent Trablus’a 110 kilometre mesafedeki Zuvara kentinden yola çıkan teknede aralarında kadın ve çocukların da olduğu 86 kişinin bulunduğunu belirtti.

IOM’un açıklamasının devamında “Orta Akdeniz en tehlikeli göç rotalarından biri olmaya devam ediyor” denildi.

IOM sözcüsü Flavio Di Giacomo, bu yıl Orta Avrupa rotasında 2 bin 250’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti ve bu rakamın denizde hayat kurtarmak için yeterince çaba sarfedilmediğini gösterdiğine dikkat çekti.

IOM’nin kayıp göçmenler projesine göre, 1 Ocak-18 Kasım tarihleri arasında Libya açıklarında en az 940 göçmen ölürken, bin 248 göçmen kayboldu.

Göç hareketlerini takip eden projeye göre, bu yıl binden fazlası kadın ve 530’dan fazlası olmak üzere yaklaşık 14 bin 900 göçmen yakalanarak Libya’ya geri gönderildi.

Proje 2022 yılında Libya açıklarında 529 ölü ve 848 kayıp rapor etmiş, 24 bin 600’den fazlasının yakalanarak Libya’ya geri gönderildiğini bildirmişti.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener, Yarın “Özü Başımıza” İçin De Pişmanlık Duyar Mı?

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in “Şimdiki aklım olsa masaya dönmezdim. Benim asıl özeleştirim o. Bu yüzden özü başımıza gidiyoruz” şeklindeki pişmanlık ifadeleri parti içinde eleştiri konusu oldu.

Bir siyasetçinin bu şekilde konuşmasının doğru olmadığını söyleyen İYİ Partili bir siyasetçi, “Siyasetçi aldığı kararları değerlendirir ama bunu yaparken ‘pişmanlık’ ifadesini kullanamaz. Bu güvensizliği büyütür. Yarın ‘özü başına’ kararından pişmanlık duymayacağını kim garanti edecek? Nasıl güvenecek insanlar?” diye sordu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener geçtiğimiz hafta Trabzon ziyaretinde Altılı Masa ile ilgili çok konuşulacak bir açıklama yaptı. “Şimdiki aklım olsa masaya dönmezdim. Benim asıl özeleştirim o. Bu yüzden özü başımıza gidiyoruz” diyen Akşener bir de özür diledi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Akşener’in pişmanlık ifadeleri parti içinde eleştiri konusu oldu. Bir siyasetçinin bu şekilde konuşmasının doğru olmadığını söyleyen İYİ Partili bir siyasetçi, “Siyasetçi aldığı kararları değerlendirir ama bunu yaparken ‘pişmanlık’ ifadesini kullanamaz. Bu güvensizliği büyütür. Yarın ‘özü başına’ kararından pişmanlık duymayacağını kim garanti edecek? Nasıl güvenecek insanlar?” diye sordu.

Öte yandan İYİ Parti’nin yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararının tartışması sürüyor. CHP’li yetkililer kamuoyu önünde yumuşak mesajlar verse de kulislerde karara dönük tepkisi sert.

İYİ Parti’nin iş birliğini reddetmesinin rasyonel bir karar olmadığını söyleyenler, “Akşener görevini yapıyor, CHP’ye kaybettirmeye dönük bir devlet aklı çalışıyor” iddiasında. Bu iddiada bulunanlara göre İYİ Parti kararının arkasındaki asıl hedef 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimi. Gelecek seçimde İmamoğlu’nun olası adaylığının ilk yenilgisi yaşatılarak sakatlanmaya çalışıldığı ileri sürülüyor.

Paylaşın

DEM Parti’den Yerel Seçimler Açıklaması: İş Birliğine Yeşil Işık

Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti), 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde diğer partilerle işbirliğine kapıları açık tutma kararı aldı: Yerel demokrasi, demokratik uzlaşı, özgür siyaset, evrensel insan hakları ve kadın özgürlükçü politikaları esas alan herkesle müzakere etmeye hazırız.

Haber Merkezi / DEM Parti, Parti Meclisi (PM), seçimlere ilişkin müzakereler dahil, seçim sürecinin yürütülmesi için Merkez Yürütme Kurulu’na (MYK) yetki verdi. Daha önce partinin birinci ve ikinci sırada olduğu yerlerde, kendi adaylarıyla yarışacağını açıklayan DEM Parti’nin özellikle CHP’li belediye başkanları tarafından yönetilen, İstanbul Mersin, Adana gibi illerde seçim işbirliğine gidip gitmeyeceği merak konusuydu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 15-16 Aralık’ta gerçekleştirdiği Parti Meclisi (PM) toplantısının sonuç bildirgesini kamuoyuna duyurdu. Bu bağlamda, DEM Parti’nin önümüzdeki süreç için belirlediği tutumlar şöyle:

“2024 yılı yerel yönetim seçimleri sonuçları itibariyle bölgede ve Türkiye’de ciddi siyasi etkiler ortaya çıkaracaktır. Bu seçimlerin belirleyici partisi olarak sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

Türkiye’nin sorunları ancak müzakere yöntemleriyle çözülür. Bu nedenle siyasi partiler arasında diyalog ve müzakerelere kıymet biçiyoruz. Yerel demokrasi, demokratik uzlaşı, özgür siyaset, evrensel insan hakları ve kadın özgürlükçü politikaları esas alan herkesle müzakere etmeye hazırız.

İdeolojik-politik duruşumuz ve siyaset dilimizle ne statükocu ne de restorasyoncu çizgiye benziyoruz. Demokrasi, barış, özgürlük ve adalet değerlerini örecek 3. Yol temel stratejik hattımızdır. DEM Parti kendisini mücadele ve müzakere partisi olarak görmektedir. Bu yol, sadece seçimde kazanım elde etme yolu değildir. Bu yol, aynı zamanda Kürt sorununun demokratik çözümü, kayyım gasplarına karşı halk iradesine sahip çıkma, yolsuzluğa ve çürümüşlüğe karşı halkın işine, aşına, yaşamına ve özgürlüğüne sahip çıkma yoludur.

İzleyeceğimiz stratejiyle 2024 yılı yerel seçimlerinde kayyım atanan belediyelerimizi, yeniden halk iradesiyle yönetmek üzere geri alacağız. Bunun yanı sıra daha önce yönetiminde bulunmadığımız birçok il, ilçe, belde belediyesinin seçimlerini kazanacak ve halkı yolsuzluktan, rant şebekelerinden ve kimliğimizi inkar edenlerden kurtaracağız. Bu hedefimize ulaşmak için parti adımızla çeşitli iş birlikleri ve güç birlikleri kurarak ilerleyeceğiz.

Türkiye’nin batısında ise kenti var eden, yaşatan sosyal ve siyasal dinamikleri geniş ölçekte kapsayan tüm kurum, kuruluş, işçi, emekçi, ekolojist, kadın, gençlik, halklar ve inanç örgütleri, siyasi partiler, emek ve meslek örgütleri, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlar, tüm toplumsal taraflar ve siyasi aktörlerle görüşmek, müzakere etmek, birlikte yürümek, ortak mücadeleyi örecek Kent Uzlaşısı zeminini oluşturmayı öncelikli görev olarak görüyoruz.

Başta Emek ve Özgürlük İttifakının tüm bileşenleri olmak üzere yerel yönetimleri bir rant dağıtma merkezi haline getiren anlayışın karşısında halkçı, ekolojik, kadın özgürlükçü çizginin biçim verdiği bir yerel yönetim anlayışını ve bu çizgiyi benimseyen tüm toplumsal, siyasal dinamiklerle güçlendirecek, ortak- kolektif bir alternatif anlayışın büyütülmesi için rolümüzü oynayacağız.

Her bağımsız siyasi partinin yapacağı gibi yerel yönetim seçimlerinde kendi adaylarımız ve listelerimizle kent yönetimlerinde yer alma eğilimimiz PM toplantımızdaki tartışmalarla daha fazla güçlenmiştir. Parti Meclisimiz partimizin tüm kurullarıyla kapsayıcı, katılımcı, şeffaf ve demokratik aday olma süreçlerinin; yerel seçimlerin hazırlık çalışmalarında önemli bir aşama olduğunu vurgulamış ve sürecin bir demokrasi şölenine dönüşecek şekilde devam ettirilmesinin önemini vurgulamıştır.

Kimsenin şüphesi ve kuşkusu olmasın ki halkımızın çıkarına olmayan tek bir denklemin bile kurulmasına izin vermeyeceğiz. Bilakis vereceğimiz kararlar ve kuracağımız stratejik denklemlerle bütün Türkiye halklarına kazandıracağız!

Yerel yönetim seçimlerinde PM toplantımızın ortaya koyduğu genel eğilime uygun olarak gereğini yapmak üzere yetki, Merkez Yürütme Kurulu ve Eş Genel Başkanlara verilmektedir.

Parti Meclisimizde ortaya çıkan irade, önümüzdeki yerel seçimlerde sadece bir başarıyı değil; büyük bir zaferi getirecek. Biz kazanınca bu ülkenin ezilenleri, emekçileri, dışlananları, yok sayılanları kazanacak, kentler kazanacak. Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye halklarını selamlıyor, mutlaka kazanacağımız inancını bir kez daha dile getiriyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den ‘Gezi’ Paylaşımı: Savunmaya Devam Edeceğiz

Gezi davasında 600 gündür tutuklu olan Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay için özgürlük çağrısında bulun CHP Lideri Özgür Özel, “Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel,  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Gezi davasında 600 gündür tutuklu olan Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay için özgürlük çağrısında bulundu.

CHP Lideri Özgür Özel, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: Çigdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın tutuklanmalarının üzerinden 600 gün geçti. 600 gündür Gezi’nin suçsuzluğunu, Can’ın, Tayfun’un, Mine’nin ve Çiğdem’in masum olduklarını anlatıyoruz. Adalet yerini bulana kadar Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz.

Ne olmuştu?

İstanbul Taksim’de başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine yönelik ilk dava 2014 yılında açıldı. Sanıkların 2015 yılında beraat etmesinin ardından 2019 yılında ikinci bir dava daha başlatıldı.

Bir yıl sonra sonuçlanan bu davada “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “mala zarar verme”, “kasten yaralama” ve “ağırlaştırılmış yaralama” suçlarından yargılanan sanıklar, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bir kez daha beraat etti. Fakat savcılığın itirazı üzerine davanın yeniden görülmesine karar verildi.

Yeniden görülen Gezi Parkı Davası’nda Osman Kavala’ya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise bu suça yardımdan 18 yıl hapis cezası verildi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 19 Bini Aştı

7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’de düzenlediği saldırı ve ardından İsrail’in Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya yönelik devam eden saldırılarında 19 bin 88 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, lenlerin yaklaşık yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğu kaydedildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, Gazze Şeridi’nde açlık krizinin “endişe verici” boyuta ulaştığını belirtti.

UNRWA’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Lazzarini, “Gazze’de nereye giderseniz gidin çaresizlik, açlık ve panik yaşayan insanları görürsünüz” ifadelerini kullandı.

Gazze’nin daha önce hiç tanık olmadığı boyutlarda kötü yaşam koşulları ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Lazzarini, açlığın Gazze’deki krizi daha da derinleştireceği konusunda uyardı.

Lazzarini, Gazze’ye düzenlediği son ziyaretinde tanık olduklarını şu ifadelerle dile getirdi: Tamamıyla yeni bir şeye tanık olduk, o da insanların yardım tırlarını durdurup yiyecek alıp hemen yemeleri, bu da onların çaresizliğini ve açlığını gösteriyor.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’de düzenlediği saldırı ve ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla başlayan süreçte en az 64 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı.

CPJ’e göre 15 Aralık 2023 itibarıyla 57 Filistinli, 4 İsrailli ve 3 Lübnanlı gazeteci öldürüldü. Aynı dönemde yaralanan gazeteci sayısı 13 olarak kaydedildi. 19 gazetecinin gözaltında olduğu bildirildi. 3 kişi ise kayıp.

İsrail’in Hamas’a karşı başlattığını belirttiği operasyonda sivil kayıpların giderek ağırlaşması uluslararası arenada tepki çekiyor. İsrail ordusuna milyarlarca dolar yardım sağlayan Beyaz Saray, sivil kayıplardan endişe duyduğunu belirtiyor.

ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in “Hamas’ın peşine düşmekten vazgeçmeden, daha dikkatli olarak sivil hayatları nasıl kurtarabileceğine odaklanmasını istediğini” dile getirmişti.

Sullivan, Mahmud Abbas ile görüştü

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Batı Şeria’nın Ramallah kentinde Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile görüştü.

Filistin Haber Ajansı Wafa’nın Reuters’ten aktardığına göre, Abbas, Sullivan’a İsrail’in Gazze’deki saldırılarının durması gerektiğini söyledi. Abbas ayrıca Batı Şeria ve Kudüs’teki Filistinlilere yönelik saldırıları durdurma konusunda ABD’den İsrail’i zorlamasını istedi.

Ofisinin AFP haber ajansına yaptığı açıklamada Abbas’ın, Gazze’nin Filistin devletinin “ayrılmaz bir parçası” olduğu ve “Gazze’nin herhangi bir parçasının ayrılmasının ya da izole edilmesine yönelik herhangi bir girişimin kabul edilemez olduğunun altını çizdiği” belirtildi.

Filistin Yönetimi’nin merkezi Batı Şeria’da bulunuyor ve Hamas tarafından kontrol edilen Gazze Şeridi üzerinde herhangi bir kontrolü bulunmuyor.

Üç rehine “yanlışlıkla” öldürüldü

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, üçü de henüz yirmili yaşlarında olan Yotam Haim, Alon Şamriz ve Samer El-Talalka’nın Şucaiyye’deki çatışmalar sırasında ordu birlikleri tarafından yanlışlıkla tehdit olarak algılandığını, bunun sonucunda da ateş açılarak öldürüldüklerini açıkladı.

Hagari, IDF’nin bu felaketten dolayı derin üzüntü duyduğunu ve ailelerin acısını paylaştığını söyledi. Hagari, olaydan derhal gerekli derslerin de çıkarılacağını belirterek, “şeffaf bir soruşturma süreci” sözü verdi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da Cuma akşamı yaptığı açıklamada üç gencin öldürülmesini “dayanılmaz bir trajedi” olarak tanımladı. Netenyahu, İsrail’in tamamının öldürülen gençlerin yasını tuttuğunu söyledi.

Ateşkes çabaları sürecek mi?

Axios haber platformu, İsrail’in istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı David Barnea’nın bu hafta sonu Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman El Tani’yle Avrupa’da bir araya geleceğini haberleştirdi. Haberde, yetkililerin kalan rehinelerin salıverilmesine yönelik bir anlaşma için müzakerelerin devamının ele alınacağı belirtildi.

İsrail ile Hamas arasında geçen ay varılan ateşkes anlaşmasına da Katar arabuluculuk etmiş ve ateşkes esnasında rehineler ile mahkumların takası sağlanmıştı.

Paylaşın

Erdoğan: Tek Parti Faşizmi Milleti Ezdi

İlim Yayma Cemiyeti’nin düzenlediği törende açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek parti faşizmi döneminde yasakların ve baskıların altında ezilen milletimiz Demokrat Parti iktidarıyla adeta yeniden kendini bulmuştur” dedi ve ekledi:

“İlim Yayma Cemiyetimiz bu uyanışın meyvelerinden biridir. Bu kardeşiniz de bir İlim Yayma meyvesidir” Her ne kadar darbe dönemlerinin ardından cemiyetin çalışmaları bir süre engellenmiş olsa da şartlar düzeldiğinde faaliyetler yeniden hızlanmıştır. Nitelikli insan gücünü yetiştirmek üzere kurulan cemiyetimizin 72. yıldönümünü geride bıraktık. Ülkemizin en önemli manevi kaynaklarından imam hatip okullarının kuruluşunda ve yaşatılmasında cemiyetimizin hayati katkıları olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti ve Vakfı’nın Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlediği “İlim Yayma Ödülleri” törenine katıldı.

Törende konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vefat haberini derin bir teessürle öğrendiğimiz aziz kardeşim Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf’a Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. Dost ve kardeş Kuveyt halkına milletim adına taziyelerimi sunuyorum. Merhum Şeyh Nevvaf, Türkiye’nin samimi ve güvenilir bir dostu olarak her zaman hayırla yad edilecektir. Yeni Kuveyt Emiri kardeşim Şeyh Meşal’e de Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.

İlim Yayma Cemiyeti’nin 1951’de kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, bu dönemi Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in şu şekilde anlattığını aktardı: “1951 Türkiye’sinin manzarası şuydu. Bütün müminler, inançlılar, bir tek cümleyle cahil ve fakirdiler. Ne ilim adamımız vardı, ne iktisadi gücümüz ne şirketimiz ne radyomuz ne özel okulumuz ne bilim adamımız ne tüccarımız ne derneğimiz ne vakfımız vardı.

Tamamen teşkilatsız bir toplumduk. Bütün gayrimüslimlerin vakıfları, teşkilatları vardı. Niçin? Çünkü Osmanlı Devleti’nde millet sırtını devlete dayamıştı. İçtimai meseleler bilaistisna devlet tarafından organize edilirdi. Devlet arkasından çekilince millet adeta çırılçıplak ortada kaldı. 1950 sonrasında kurumlaşmak, cemiyetleşmek başladı. İlk cemiyetimiz de İlim Yayma Cemiyeti’ydi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “tek parti faşizmi döneminde yasakların ve baskıların altında ezilen milletin, Demokrat Parti iktidarıyla adeta yeniden kendini bulduğunu” savundu.

Darbe dönemlerinin ardından cemiyetin çalışmalarının bir süre engellendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şartlar düzeldiğinde faaliyetler yeniden hızlanmıştır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü hem maddi hem manevi alanda yetiştirmek üzere kurulan Cemiyetimizin kuruluşunun 72’nci, Vakfımızın kuruluşunun 50’nci yıl dönümünü geride bıraktık” dedi.

İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’ne saldırıları ve katliamlarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: Biz, siyasi, askeri ve ekonomik olarak güçlendikçe umutlarını bize bağlamış olan dost ve kardeşlerimizin özgüvenleri de arttı. Artık hem İslam aleminde hem Türk dünyasında geçmişe göre çok daha farklı, çok daha olumlu, çok daha cesur bir hava vardır. Karabağ’ın işgalden kurtuluşu bu havayı daha da güçlendirmiştir.

Zalim İsrail devletin, Batı devletlerinden desteği ile sürdürdüğü Gazze’deki katliamın önüne geçeceğimiz günler de endişe etmeyin, Allah’ın izniyle, yakındır. Yakaladığımız bu ivmeyi sürdürebilmek için çocuklarımızı medeniyetimize, tarihimize ve kültürümüze uygun şekilde yetiştirme meselesini önceliklerimizin en başına koyma mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Bunun yolu da eğitim vasıtasıyla çocuklarımızın maddi ve manevi beslenme kaynaklarını millileştirmekten geçiyor. Devletin görevi bu sürecin önünü açmak ve kolaylaştırmak işinde rol oynamaktır.

Paylaşın