AYM Başkanı’ndan Dikkat Çeken Açıklama: Uzaktan Kumandalı Yargı Da Yargıç Da Olmaz

Türkiye Adalet Akademisi tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşan Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, vicdanın esaret, aklın ise vesayet kabul etmeyeceğini vurgulayarak “Uzaktan kumandalı yargı da yargıç da olmaz” dedi.

Haber Merkezi / Gücün sınırlandırılması ihtiyacının anayasa yargısı kavramını ortaya çıkardığına değinen AYM Başkanı Arslan, anayasa yargısının ve Türk Anayasa Mahkemesinin tarihî gelişimi hakkında bilgiler vererek Anayasa Mahkemesinin son on yılda bireysel başvuru ile birlikte hak eksenli paradigmayı benimsediğinin altını çizdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkan Zühtü Arslan, Türkiye Adalet Akademisi tarafından düzenlenen “Akademi Söyleşileri” kapsamında hâkim ve savcı adayları ile bir araya gelerek “Cumhuriyet’in 100. Yılında Anayasa Yargısı” başlıklı bir konuşma yaptı.

AYM Başkanı Arslan, konuşmasında hukuk ve yargının fonksiyonu ile Anayasa Mahkemesinin Türk yargı düzenindeki işlevi konuları üzerinde durdu. Yargı ve hukukun temel fonksiyonunun bireyin hak ve özgürlüklerini güvence altına almak olduğunu belirten Başkan Arslan, bütün yargı düzenlerinin ortak paydasının hukuk devleti olduğunu vurguladı.

AYM Başkanı Zühdü Arslan, adaleti tesis etmeyen devletlerin uzun süre var olamayacağını ifade ederek her şeyi yerli yerine koymak suretiyle adaleti tecelli ettirmenin hâkim ve savcıların görevi olduğunu dile getirdi.

Hâkim ve savcı adaylarına mesleki anlamda tavsiyelerde bulunan Zühdü Arslan vicdanın esaret, aklın ise vesayet kabul etmeyeceğini vurgulayarak “Uzaktan kumandalı yargı da yargıç da olmaz.” ifadelerini kullandı.

Gücün sınırlandırılması ihtiyacının anayasa yargısı kavramını ortaya çıkardığına değinen AYM Başkanı Arslan, anayasa yargısının ve Türk Anayasa Mahkemesinin tarihî gelişimi hakkında bilgiler vererek Anayasa Mahkemesinin son on yılda bireysel başvuru ile birlikte hak eksenli paradigmayı benimsediğinin altını çizdi.

AYM Başkanı Zühdü Arslan, konuşmasının ardından soruları cevaplayarak hâkim ve savcı adaylarına meslek hayatlarında başarılar diledi.

Paylaşın

İsrail, Gazze’de Yeni Bir Aşamaya Geçileceğini Duyurdu

ABD Savunma Bakanı Austin ile Tel Aviv’de düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, “Yakında Gazze’nin farklı bölgelerini birbirinden ayırt edebileceğiz.” ifadesini kullandı.  

“Misyonu tamamladığımız her alanda, kademeli olarak bir sonraki aşamaya geçebileceğiz ve bölge halkını geri getirmek için çalışmaya başlayabileceğiz.” diyen Gallant, “Bu, bunun belki de güneyden ziyade kuzeyde daha erken gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor.” diye konuştu.

İsrail’in saldırılarında 7 Ekim’den bu yana en az sekiz bini çocuk olmak üzere 20 bine yakın Filistinli hayatını kaybetti.

ABD Savunma Bakanı Austin Tel Aviv’de İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile bir araya geldi. İki bakan görüşme sonrasında ortak basın toplantısı düzenledi.

ABD Savunma Bakanı Austin, Hamas’a karşı mücadelesinde İsrail’i askeri olarak desteklemeyi sürdüreceklerini vurguladı. Washington’un “İsrail’in en büyük dostu” olduğunu belirten Austin, “önemli mühimmat, taktik araçlar ve hava savunma sistemleri” göndermeyi sürdüreceklerini kaydetti.

Gallant ile görüşmede Gazze Şeridi’nde sivil kayıpların nasıl azaltılacağını da ele aldıklarını belirten Austin, “Çatışmalar sırasında sivil halkın korunması ve Gazze’ye insani yardımın devamı için çağrılarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

Austin, Gazze Şeridi’nde yerlerinden edilen yaklaşık 2 milyon kişi için insani yardımın hazır edilmesi ve bu yardımın daha iyi dağıtımının sağlanması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Savunma Bakanı Yoav Gallant ise, Tel Aviv’de Austin’le düzenlenen ortak basın toplantısında, “Yakında Gazze’nin farklı bölgelerini birbirinden ayırt edebileceğiz.” ifadesini kullandı.

“Misyonu tamamladığımız her alanda, kademeli olarak bir sonraki aşamaya geçebileceğiz ve bölge halkını geri getirmek için çalışmaya başlayabileceğiz.” diyen Gallant, “Bu, bunun belki de güneyden ziyade kuzeyde daha erken gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor.” diye konuştu.

ABD, İsrail’e diplomatik ve askeri destek vermesine rağmen, son günlerde Washington’dan Netanyahu hükümetine yönelik daha sert açıklamalar geliyor. Başkan Joe Biden geçen haftaki açıklamasında Hamas ve siviller arasında ayrım yapmadan bombardımanı sürdürmesi nedeniyle İsrail’in uluslararası düzeyde desteği kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söylemişti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Gazze’de yeni bir ateşkes öngören karar tasarısının oylaması ertelendi.

BAE tarafından oylamaya sunulması öngörülen ve “Gazze’de çatışmaların sonlandırılması” ve “insani yardımların artırılması”nı talep eden tasarının, yine Washington tarafından veto edilmesini önlemek amacıyla ertelendiği kaydedildi.

Diplomatik kaynaklar, ABD’nin “çatışmaların sonlandırılması” ifadesinde değişiklik istediğini aktarıyor. Oylamaya sunulacak tasarıdaki metne ilişkin müzakereler devam ediyor.

Paylaşın

Yerel Seçimler: DEM Parti, Batı’da Aday Göstereceği Yerleri Açıkladı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde çalışmaları hız kazandı. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin batıda aday göstereceği ilerin bir bölümünü açıkladı.

Adana (Ceyhan, Seyhan, Yüreyir), Antalya (Kepez), Mersin (Akdeniz, Toroslar ve Tarsus), İstanbul (Esenyurt, Sancaktepe, Adalar, Sultanbeyli), Aydın (Didim, Efeler, Germencik ve Söke), Konya (Cihanbeyli, Kulu), Kocaeli (Diloavası), İzmir (Torbalı, Bayraklı, Menemen), Manisa (Gölmarmara, Turgutlu, Yunus Emre), Çanakkale (Gökçeada), Tekirdağ (Çorlu ve Çerkezköy).

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, bugün partisinin genel merkezinde yaptığı basın açıklamasında, DEM Parti’nin 2024 Yerel Seçimlerine dair tutumunu açıkladı.

Maraş Katliamı’nda öldürülenleri anarak konuşmasına başlayan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, katliamın sorumlularını ortaya çıkarmanın devletin sorumluluğunda olduğunu söyledi.

Doğan, ardından 19 Aralık 2000 Katliamı’nda (“Hayata Dönüş Operasyonu”) öldürülenleri ve 9 Aralık 2015’te komşusundan dönerken panzerden açılan ateş sonucu öldürülen Taybet İnan’ı andı.

Böyle bir bellekle yerel seçimlere hazırlandıkları söyleyen Doğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Önümüzdeki dönem için önemli etkiler yaratacak bir seçime hazırlanıyoruz. Türkiye’nin her yerinde aday çıkarmaya dair Parti Meclisimizde kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. DEM Parti’nin kendi adaylarıyla seçime girme görüşü baskın çıktı.

“Bizden zorla alınanı geri alacağız. Kayyım rejimini sandıklara gömeceğiz. Kayyım atanan bütün belediyelerimizi yeniden halk idaresiyle buluşturacağız ve yeni kazanımlar elde edeceğiz. Çeşitli müzakereler yürüterek ve güç birlikleri kurarak ilerleyeceğiz. Kentin bütün dinamiklerini ortaklaştırmaya çalışıyoruz. Ekolojik, demokratik kentleri birlikte kurmak ve yönetmek için yola çıkıyoruz.

“Bu kapsamda, ilk etapta Türkiye’nin Batısında aday göstereceğimiz bazı yerleri belirledik.

“Batıda aday göstereceğimiz iller: Adana (Ceyhan, Seyhan, Yüreyir), Antalya (Kepez), Mersin (Akdeniz, Toroslar ve Tarsus), İstanbul (Esenyurt, Sancaktepe, Adalar, Sultanbeyli), Aydın (Didim, Efeler, Germencik ve Söke), Konya (Cihanbeyli, Kulu), Kocaeli (Diloavası), İzmir (Torbalı, Bayraklı, Menemen), Manisa (Gölmarmara, Turgutlu, Yunus Emre), Çanakkale (Gökçeada), Tekirdağ (Çorlu ve Çerkezköy).

“Kurullarımızda çalışmalarımız sürüyor. Kent Uzlaşısı çağrımız var, hem toplumsal dokulara gelin kentlerimizi birlikte iyileştirelim, onaralım diyoruz. Kentin banliyölerinde, varoşlarında kaldığını düşünen herkesi kenti birlikte yönetmeye davet ediyoruz.”

Doğan, yerel seçimler için DEM Parti aday adaylığı başvuru süresinin de beş gün uzatıldığını açıkladı. Böylece son başvuru tarihi 25 Aralık’a kadar uzatılmış oldu.

Paylaşın

Çin, 6,2 Büyüklüğünde Depremle Sarsıldı: En Az 118 Öldü

Çin’in kuzeybatısındaki Gansu ve Çinhay eyaletlerini kapsayan dağlık bölgede meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde en az 118 kişi öldü ve en az 500 kişinin de yaralandığı duyuruldu.

Haber Merkezi / Çin’in son yıllardaki en ölümcül depremi 2008 yılında Sichuan’ı vuran 8,0 büyüklüğündeki deprem olmuş, yaklaşık 70 bin kişi hayatını kaybetmişti.

1920’de Gansu eyaletinde meydana gelen depremde ise 200 binden fazla kişi yaşamını kaybetmiş, bu deprem 20. yüzyılın en fazla can kaybına yol açan depremlerinden biri olarak tarihe geçmişti.

Bu deprem ise 2010’dan bu yana en fazla kişinin hayatını kaybettiği deprem oldu.

Deprem, Çin Deprem Ağları Merkezi’ne göre Pazartesi günü Gansu eyaletinin Jishishan ilçesinde yerel saatle 23.59’da 10 kilometre derinlikte meydana geldi.

Depremden etkilenen bölgelerde halka, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü yerlerden uzak durma ve yolları görevlilere bırakma çağrısı yapıldı.

Elektrik ve su sıkınıtısının bazı bölgelerde arama ve kurtarma çalışmalarını aksattığı bildiriliyor.

Meteroloji yetkilileri Gansu eyaletinde hava sıcaklığının bugün eksi 10 dereceye kadar düşeceğini duyurdu. İtfaiye ve kurtarma ekipleri bölgede çalışmalar yürütürken, demiryolu idaresi depremin etkilendiği bölgeden trenlerin geçişini yasakladı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, enkaz altındaki insanların kurtarılması için bütün olanakların seferber edilmesi çağrısında bulunarak, yüksek rakımlı deprem bölgesindeki dondurucu soğuk hava nedeniyle yetkilileri uyardı.

Görgü tanıkları depremin ardından bölgede çok sayıda evin, yol ve altyapının zarar gördüğünü, ilçeye bağlı birçok köyde elektrik ve su kesintilerinin olduğunu bildiriyor.

Paylaşın

Sisi, 2030 Yılına Kadar Mısır Devlet Başkanı

Mısır’da mevcut Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi, oyların yüzde 89,6’sını alarak üçüncü kez devlet başkanı seçildi. Mısır’da on yıldan beri iktidarda bulunan Sisi, böylece altı yıl daha devlet başkanlığı görevini yürütecek.

Abdülfettah es-Sisi’ye karşı üç ismin yarıştığı seçimlerde, Sisi’nin en yakın rakibinin oyları yüzde 4,5’ta kaldı. Muhalefetin önde gelen adayı Ahmed Tantavi, kampanyasına yönelik tehdit ve şiddeti gerekçe göstererek seçime aylar kala yarıştan çekilmişti.

Ulusal Seçim Kurulu Başkanı Hazım Bedevi, yaklaşık 67 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede “emsalsiz” bir şekilde seçimlere katılımın yüzde 66,8 olarak kaydedildiğini belirtti. 2018 yılındaki seçimlerde katılım yüzde 41, 2014 yılında ise yüzde 47 düzeyinde kalmıştı.

Mısır’da seçimleri 69 yaşındaki Sisi’nin kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Seçimle göreve gelen Müslüman Kardeşler hareketinden Muhammed Mursi’yi 2013 yılında askeri darbeyle deviren dönemin Genelkurmay Başkanı Sisi, 2014 yılından beri cumhurbaşkanlığı görevini yürütüyor.

2019’da yapılan anayasa değişikliği, cumhurbaşkanının görev süresini dört yıldan altıya çıkartmış ve ayrıca üç dönem cumhurbaşkanlığının önünü açmıştı.

Sisi’nin göreve gelmesinden bu yana ülkede muhalefete yönelik baskılar arttı. Buna rağmen Sisi’nin ülkede istikrarı yeniden sağlayacağına inanan çok sayıda destekçisi bulunuyor. Yaklaşık 106 milyon nüfuslu Mısır, ekonomik kriz ve yüksek enflasyon ile karşı karşıya bulunuyor.

Yorumcular, Devlet Başkanı el-Sisi’nin tekrar seçilmesinin IMF ile yeni bir anlaşmayı ve Mısır lirasının daha da değersizleşmesinin önünün açılmasını gündeme getirmesinin muhtemel olduğunu belirtiyor.

Bu takdirde, eylülde yüzde 40.3’ten ekimde yüzde 38.5’e düşen enflasyon yeniden tırmanabilir. Son dokuz ayda, Mısır lirası dolar karşısında yüzde 50’den fazla değer kaybetti. Resmi verilere göre Mısır’ın 100 milyonluk nüfusunun yüzde 30’una yakını yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Paylaşın

Asgari Ücrette İkinci Toplantı Sona Erdi: Rakam Konuşulmadı

2024 yılı için geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamındaki ikinci toplantısı sona ererken, Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, toplantıda bir rakam konuşulmadığını bu hafta yeniden görüşme olacağını söyledi.

Asgari ücreti, yasa gereği işçi, işveren ve hükümetten beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Komisyon, yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında aralık ayında belli tarihlerde toplanıyor.

Asgari ücret, bugün bir işçi için aylık brüt 13 bin 414 lira 50 kuruş, vergiler ve kesintiler düştüğünde ise net 11 bin 402 lira 32 kuruş olarak uygulanıyor.

Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş başkanlığında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde yapılan, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, 2024 yılı için geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamındaki ikinci toplantısı sona erdi.

İşçi heyetine TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, işveren heyetine ise Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Genel Sekreteri Akansel Koç başkanlık yaptı.

Kasiyer, sağlık çalışanı, enerji işçisi ve Karayollarında çalışan bir taşeron işçinin de yer aldığı toplantıda, Hazine ve Maliye ile Ticaret bakanlıkları ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temsilcilerinin ekonomik veri ve raporları komisyonla paylaştı.

Toplantının ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, Türk-İş’in asgari ücret için herhangi bir teklif vermeyeceğini açıkladı.

Sendikanın kırmızı çizgisi olup olmadığına yönelik soruya yanıt veren Ağar, “Kırmızı çizgi boş laf” dedi. İkinci toplantıda da herhangi bir rakamın telaffuz edilmediğini aktaran Ağar, “Rakam telafuz edilmedi, şu anda bir sonuç yok. Kısa zamanda bir mutabakata varılmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Ağar, şunları söyledi: “Şu anda bir sonuç yok. Görüşmeler süratle devam edecek, kısa süre içerisinde bir mutabakata varılmasını arzu ediyoruz. Şu anda henüz bir rakam telaffuz edilmedi. Yılbaşı yaklaşıyor bundan önce sonuca varmak istiyoruz.

Asgari ücretle geçinen insanların, ev kirası, su, doğalgaz faturalarını ödeyemediklerini biliyoruz. Özellikle büyük şehirlerde 10 bin TL’nin altına ev kirası yok. Bunları düşünerek rakamın belirlenmesi gerekiyor.

Bunun belirleyicisi hükümet olacak. İşveren ve hükümetin görüşleri olumlu olursa bir mutabakata varılabilir ancak şu andan bunu söylemek zor çünkü henüz ortada bir rakam yok. Asgari ücretli çalışanlarımız sendikalı olmamasından dolayı bütün iş yerlerinde bu şekilde çalışılıyor.

Kamuoyunu da yanlış yönlendirmek istemiyoruz. Bu hafta içerisinde yeniden bir araya gelerek bunu mutabakata vardırmak istiyoruz ancak günü henüz belli değil. Hükümet bunu görüşüp bize haber verecek. Biz talep eden kişiyiz. Para verenler rakam söyleyecek ki biz ona göre değerlendireceğiz. İşveren tarafından veya hükümet tarafından bir rakam gelmedi.”

Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 15 bin 762 lira 4 kuruş. Bunun 13 bin 414 lira 50 kuruşu brüt asgari ücret, 2 bin 79 lira 25 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 268 lira 29 kuruşunu işveren işsizlik sigorta primi oluşturuyor.

Paylaşın

Erbakan, İstanbul, Ankara Ve İzmir Dışında İttifaka Kapıları Kapattı

YRP Lideri Fatih Erbakan, katıldığı bir televizyon programında, “Biz bugüne kadar 150 belediye başkan adayımızı ilan ettik bu açıkladığımız adaylardan da geri dönüş olması mümkün değil. Başından beri de söylediğimiz gibi bir ittifak söz konusu olursa sadece İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir bazında olabilir” dedi ve ekledi:

“Diğer il ve ilçelerde biz kendi adaylarımızla seçime katılacağız. Teşkilatlarımız da yerel seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar kritik olmadığı görüşündeler. Yetkili kurullarımızla istişare ederek kararımızı önümüzdeki günlerde vereceğiz.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Dem Partisi’ni ziyaret etmesine de tepki gösteren Erbakan, “Biz de mecliste şahit oluyoruz bu olaylara. Söz konusu partinin milletvekilleri ‘Sayın Öcalan’ diyerek konuşma yapıyorlar meclis kürsüsünde. Bu tabi son derece üzücüdür” dedi.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, katıldığı televizyon programında büyükşehir belediye ve belediye şirketlerinde yönetim hakkı istedikleri iddiasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Erbakan, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Sayın Cumhurbaşkanımızla 45-50 dakikalık bir görüşmede Gazze ve ülke gündemi ile birlikte yerel seçime yönelik iş birliğini de konuştuk. Ancak bizim bu görüşmede Malatya, Bursa Büyükşehirlerini istediğimiz hatta İstanbul Büyükşehir’in bazı iştiraklerini istediğimiz iddialarını açık bir şekilde net bir şekilde reddediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla İstanbul Gaz ve Doğalgaz Dağıtım A.Ş (İGDAŞ), belediyenin işlettiği lokantaları masaya yatırıp da bir pazarlık yapmamız söz konusu olamaz. Hiçbir yetkilimiz de AK Partili yetkililerle ittifaka yönelik hiçbir temasta bulunmadı.

Dolayısıyla kamuoyunda ortaya atılan iddialar tümüyle gerçek dışıdır. Biz bugüne kadar 150 belediye başkan adayımızı ilan ettik bu açıkladığımız adaylardan da geri dönüş olması mümkün değil. Başından beri de söylediğimiz gibi bir ittifak söz konusu olursa sadece İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir bazında olabilir. Diğer il ve ilçelerde biz kendi adaylarımızla seçime katılacağız. Teşkilatlarımız da yerel seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar kritik olmadığı görüşündeler. Yetkili kurullarımızla istişare ederek kararımızı önümüzdeki günlerde vereceğiz.”

CHP Lideri Özel’in DEM Parti ziyaretine tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Dem Partisi’ni ziyaret etmesine tepki gösteren Erbakan, şu ifadeleri kullandı: Biz de mecliste şahit oluyoruz bu olaylara. Söz konusu partinin milletvekilleri ‘Sayın Öcalan’ diyerek konuşma yapıyorlar meclis kürsüsünde. Bu tabi son derece üzücüdür. Biz bu partiyi ve ideolojisini, siyasi düşüncesini siyaseten mağlup etmemiz gerektiğini söyledik.

Bunların partilerini kapattığımız zaman yenisini açıyorlar. Hatta kapanmadan yenisi zaten hazır oluyor. Ve bunlar daha çok taraftar toplamalarına da neden oluyor çünkü mağduriyet durumu ortaya çıkıyor. O halde bizim Doğu’ya ve Güney Doğu’ya yönelerek onları bizim siyaseten mağlup etmemiz lazım. Orası Hz. Ömer döneminde İslam ile müşerref olmuş ve Anadolu’nun diğer bölgelerinden dört asır önce Müslüman olmuş ve gerçekten çok kıymetli İslam ile yoğrulmuş hocaların yetiştiği bir bölge. Ama orada bir dejenerasyona ve bozulmaya yol açtılar.

Orada özellikle gençler üzerinde bu ideolojilerin etkisinde kalmaması için mutlaka mücadele edilmesi lazım. Hem STK’la ile hem eğitim ile hem de siyasi olarak bizim üzerimize çok büyük görev düşüyor. Milletin teveccühüne ulaşamamalarını ve oradan oy alamamalarını sağlayacak çalışmaları yapmamız lazım. Yoksa tabi kınıyoruz, ayıplıyoruz, şaşırıyoruz ama asıl olarak bu bataklığın kurtarılması lazım. O yüzden bizlere çok büyük görevler düşüyor. Bunlara malzeme olabilecek şekilde bir neslin yetiştirilmemesi için mücadele vermek gerekiyor.

Paylaşın

Kuzey Kore, ABD’yi Vuracak “Balistik Füze” Denemesi Yaptı

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyet (KDHC), ABD’nin herhangi bir yerini vurabilecek menzile sahip balistik füze denemesi yaptığını duyurdu. ABD ve Güney Kore ise, Kuzey Kore’ye karşı ortak askeri tatbikatlarını arttırdı.

Japonya, füzenin 73 dakika uçtuktan sonra ülkenin kuzeydeki Hokkaido adası açıklarındaki münhasır ekonomik bölgesi dışında denize düştüğünü belirterek, herhangi bir hasar bildirilmediğini açıkladı. Güney Kore ise, füzenin KDHC’nin başkenti Pyongyang bölgesinden sabah 8.24’te ateşlendiğini duyurdu.

Japonya, ABD ve Güney Kore, KDHC’nin balistik füzeleri hakkında gerçek zamanlı bilgi paylaşacak bir sistem oluşturmaya çalışıyor. Japonya Savunma Bakanı Minoru Kihara, kasım ayında sistemin “son aşamada” olduğunu açıklamıştı.

Kuzey’in bu yılki beşinci balistik füze fırlatışı, Çin ve Kuzey Kore’nin Pekin’de üst düzey bir toplantı gerçekleştirdiği güne denk geldi. Pyongyang’ın en yakın müttefiki olan Pekin, işbirliğini derinleştirme taahhüdünü teyit etti ve ayrıntıya girmeden görüşmelerin “ortak endişe” konularını kapsadığını bildirdi.

BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan Çin, silah geliştirdiği gerekçesiyle 2017 yılına kadar Kuzey’e yaptırım uygulanmasını öngören tüm kararları destekledi. Ancak o tarihten bu yana daha fazla yaptırımı reddederek bunun sadece gerilimi arttıracağını söyledi.

Japonya Parlamentosu Savunma Bakan Yardımcısı Shingo Miyake, füzenin 15 bin kilometreden fazla yol kat edebilme potansiyeline sahip olduğunu, bunun da Japonya ve ABD anakarasındaki herhangi bir yere ulaşabileceği anlamına geldiğini söyledi.

Güney Kore Ulusal Güvenlik Konseyi bunun katı yakıtlı bir kıtalar arası balistik füze (ICBM) olduğunu söyledi ve fırlatmayı “uluslararası uyarıları ve çok sayıda BM Güvenlik Konseyi kararını göz ardı eden istikrarsızlaştırıcı bir eylem” olarak nitelendirdi.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, Pazartesi günkü füzenin başkent Pyongyang’a yakın bir bölgeden Kuzey’in doğu kıyısındaki denize doğru ateşlendiğini ve yaklaşık 1000 kilometre uçtuğunu söyledi.

Japonya Savunma Bakanlığı uçuşun 73 dakika sürdüğünü bildirdi. Füzenin 6 bin kilometreden fazla bir irtifaya ulaştığını ve Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesi dışında Hokkaido’nun batısında denize düştüğünü söyledi.

Kuzey Kore, Pazar günü Güney Kore’ye nükleer güçle çalışan bir denizaltının bölgeye varışı da dâhil olmak üzere, ABD’yi “nükleer savaşın ön gösterimini” yapmakla itham eden ateşli bir açıklama yaptı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın Güney Koreli ve Japon mevkidaşlarıyla görüştü ve füze uyarı verilerinin paylaşılmasının önemini vurguladı.

Cuma günü ABD ve Güney Koreli yetkililer, Kuzey Kore’nin askeri tehdidini caydırmak için ABD’nin stratejik askeri silahlarının kullanımına ilişkin üst düzey bir toplantı yaptı. Washington, herhangi bir nükleer saldırının rejimin sonunu getireceği uyarısında bulundu.

Kuzey Kore kendini savunmak için balistik füze programı yürütmenin egemenlik hakkı olduğunu savunuyor ve “ABD’nin düşmanca politikasının bir ürünü olduğunu” söylediği Güvenlik Konseyi yasağını reddediyor.

ABD nükleer denizaltılarının bölgeye ziyaretleri daha önce nadiren gerçekleşiyordu ancak Seul ve Washington arasında yapılan anlaşmalarla ABD askeri varlıklarının trafiği arttı.

Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore, bir dizi balistik füze denemesi yapan ve Kasım ayında ilk askeri casus uydusunu fırlatan Kuzey’in artan tehditlerine karşı ortak askeri tatbikatlarını arttırdı.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden Tartışmalı “Gar Katliamı” Kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), IŞİD üyesi iki canlı bombanın saldırısı sonrası 103 kişinin hayatını kaybettiği, en az 500 kişinin yaralandığı “Gar Katliamı” davasına ilişkin dikkat çeken bir karar verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), kamu görevlilerinin ihmali olduğuna ilişkin şikâyetin takipsizlikle sonuçlanması üzerine yapılan bireysel başvuruyu reddetti. 10 Ekim Davası avukatlarından Senem Doğanoğlu, AYM’nin henüz gerekçeli kararını açıklamadığını anımsatarak, “Anlıyoruz ki 10 Ekim katliamının aydınlatılmasının önüne Türkiye’deki tüm idari ve yargı makamları duvar örmekte ısrarcı.” dedi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; Anayasa Mahkemesi (AYM), 8 yıl önce 103 kişinin öldüğü Ankara Tren Garı katliamında ihmali bulunan kamu görevlilerinin ihmaline ilişkin soruşturmanın takipsizlikle kapatılması üzerine yapılan bireysel başvuruyu “kabul edilemez” buldu.

Böylece, Gar katliamında kamu görevlilerinin ihmaline ilişkin iç hukuk yolu tamamlanmış oldu. 10 Ekim Davası avukatlarından Senem Doğanoğlu, AYM’nin henüz gerekçeli kararını açıklamadığını belirterek, “Anlıyoruz ki 10 Ekim katliamının aydınlatılmasının önüne Türkiye’deki tüm idari ve yargı makamları duvar örmekte ısrarcı” dedi.

10 Ekim 2015 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük katliamlarından biri yaşandı. IŞİD üyesi iki canlı bomba, Emek, Barış ve Demokrasi mitingi için Ankara Tren Garı önünde toplanan binlerce kişinin arasında kendisini patlattı. Saldırı sonucunda 103 kişi hayatını kaybederken 500’ün üzerinde kişi yaralandı. Saldırıda rol alan IŞİD üyelerine dava açılırken, katliamda ihmali bulunan kamu görevlilerine ilişkin etkili bir soruşturma açılamadı.

O ihmaller neydi?

Katliamı gerçekleştiren canlı bombaları taşıyan araç, IŞİD’in Gaziantep emiri Yunus Durmaz’ın yardımcısı Halil İbrahim Durgun tarafından 9 Ekim akşamı yola çıkarıldı. Ankara dışından gelen araçların durdurulması ve arama konusunda mahkemeden karar alınmasına karşın Ankara Emniyet Müdürlüğü saat 00.00-9.00 arasında başkent girişlerinde arama uygulamasına ara verdi.

Canlı bombaları taşıyan araç, yol kontrolü olmamasının rahatlığıyla Ankara’ya ulaştı. Ayrıca miting için 2 bin 44 polis görevlendirilmişken, toplanma alanı olan Gar çevresinde yalnızca 129 polis vardı. Gar Meydanı’ndaki toplanma alanına gelenler de aranmadı.

Canlı bombaları taşıyan araca eskortluk yapan IŞİD üyesi Yakup Şahin’in Gaziantep’in Nizip ilçesinde bir gübre bayisinden amonyum nitrat almaya çalışması, polise saldırıdan 11 gün önce ihbar edildi. Nizip Emniyeti, Şahin’in kimliğini tespit etti. 2 Ekim 2015’te bu durumu Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne bildiren Nizip Emniyeti, gerekli araştırmaların yapılmasını istedi. Ancak Şahin hakkında yakalama kararı çıkarılmadı.

10 Ekim katliamına gidilirken IŞİD’teki hareketlilik Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından tespit edildi. O dönem Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından, IŞİD’in canlı bomba saldırısı düzenleyeceğine yönelik istihbarat alındı. İstihbaratta, “DEAŞ’ın (IŞİD) yapmaya karar verdiği büyük bir eylem için seçtiği grubu Suriye’deki bir kampta özel eğitime aldığı, eylemin uçak-gemi kaçırma ya da miting-kalabalık yerde çok sayıda canlı bomba patlatma şeklinde olabileceği” uyarısı yapıldı. Ancak yeterli tedbirler alınmadı.

İçişleri Bakanlığı’nın katliamdaki ihmallere ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında Emniyet ve MİT’in eline, IŞİD’in terör saldırısı düzenleyeceğine ilişkin 62 ayrı istihbarat notu geçtiği tespit edildi. Son gelen ihbar ise katliamdan bir gün önce Ankara Emniyeti’ne ulaştı. Ancak Ankara Emniyeti Terör ve İstihbarat Şube Müdürlükleri, istihbarat notunu “önemsiz bularak” gerekli birimleri uyarmadı.

Emniyet’in canlı bomba listesinde yer alan ve “terör nitelikli kayıp şahıs” olarak aranan Yunus Emre Alagöz’ün yapılan telefon dinlemelerinde ailesiyle vedalaştığı dahi belirlendi. Üstelik Alagöz’ün kardeşi Şeyh Abdurrahman Alagöz, 20 Temmuz 2015’te Suruç katliamını yapan saldırgandı. Bu istihbaratlara rağmen Ankara Valiliği’nde 14 Eylül 2015’te yapılan güvenlik toplantısında miting iptal edilmedi. Miting öncesinde ise Emniyet yalnızca kendi personelini “canlı bomba saldırılarına karşı duyarlı olunması” yönünde uyarırken mitingi düzenleyenlere haber verilmedi.

Ankara Tren Garı katliamının ardından ihmali olan kamu görevlileri yönünden hem idari hem de adli soruşturma yürütüldü. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, hazırladığı 25 Şubat 2016 tarihli raporda dönemin Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdür Vekili, TEM Şube Müdürü, Eski Güvenlik Şube Müdür Vekili ve TEM Şubesi C Büro amirinin ihmalini tespit etti. Raporda, bu isimler hakkında soruşturma izni istendi. Ancak Ankara Valiliği soruşturma izni vermedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara itiraz etmeyince dosya dava açılamadan kapandı.

10 Ekim katliamı mağdurları, bunun üzerine 2016 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, katliamda ihmali bulunan kamu görevlilerinin yanı sıra, patlamadan sonra yaralı ve ölülerin olduğu yerde göz yaşartıcı gaz sıkan polislerin yargılanmaması, acil sağlık hizmetinin sunulmasında ihmaller yaşanması ve bunlara karşı etkili soruşturma yapılmaması da başvuru nedenleri arasında sıralandı.

Bu kapsamda yaşam hakkı, kötü muamele yasağı, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiaları mahkemeye taşındı.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, 2016’da yapılan başvuruyu ancak yedi yıl sonra, 14 Aralık 2023 tarihinde gündemine aldı. Gar katliamı dosyasını AYM Genel Kurulu’na sevk etme gereği duymayan İkinci Bölüm, başvurunun “kabul edilemez olduğuna” karar verdi. Böylece Gar katliamında ihmali bulunan kamu görevlilerine ilişkin şikâyette iç hukuk yolu tükenmiş oldu. Bu karardan sonra avukatların AİHM’e başvurları bekleniyor.

“10 Ekim katliamı önüne duvar örülüyor”

10 Ekim Davası avukatlarından Senem Doğanoğlu, AYM’nin henüz gerekçeli kararını açıklamadığını anımsatarak, “Anlıyoruz ki 10 Ekim katliamının aydınlatılmasının önüne Türkiye’deki tüm idari ve yargı makamları duvar örmekte ısrarcı. Açıkça, ‘kamu görevlileri sorumludur’ diyen müfettiş raporu bugün hâlâ kamudan gizleniyorken, AYM de bu koruma zırhını güçlendirdi. Türkiye yakın tarihinin en büyük katliamındaki devlet sorumluluğuna sonuç olarak Genel Kurulun bile karar vermediğini de görüyoruz. Bizim yargıya karşı mücadelemiz sürmeye devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Papa’dan İsrail’e Gazze Tepkisi: Bu Terörizmdir

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında 10. hafta geride kalırken, Papa Francis, Gazze’de yaşanan insani duruma dikkat çekerek İsrail’in bölgede “terör taktikleri” kullandığını söyledi.

Bölgede bir kiliseye ait komplekste iki Hristiyan kadının İsrail güçleri tarafından öldürülmesi Vatikan’ın tepkisini çekti. Papa Francis, iki kadının kiliseye ait yeleşkeye yürüdükleri sırada keskin nişancılar tarafından vurularak öldürüldüğünü söyledi.

“Gazze’den çok vahim ve acı haberler almaya devam ediyorum” diyen Papa, “Silahsız siviller bombardımanların ve silahlı saldırıların hedefi oluyor. Bu teröristlerin değil, ailelerin, çocukların, hasta ya da engelli insanların, rahibelerin bulunduğu Kutsal Aile kilise kompleksinin içinde bile oldu.” ifadelerini kullandı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Papa Francis, sözlerini şöyle sürdürdü: Bazıları ‘Bu bir savaş. Bu terörizmdir’ diyor. Evet, bu bir savaş. Bu terörizmdir.

İsrail – Filistin savaşında son durum

Hava ve kara savaşı kuzey Gazze’nin büyük bir bölümünü dümdüz etti ve nüfusun çoğunu kuşatma altındaki bölgenin güney kesimine, kalabalık barınaklara ve çadır kamplarına sürükledi.

Hamas tarafından yönetilen bölgedeki Sağlık Bakanlığı’na göre saldırılar 19 binden fazla Filistinlinin ölümüne neden oldu. Bakanlık ölü sayısını bildirirken sivil ve asker ayrımı yapmıyor.

İsrail ise Gazze’nin tüm bölgelerinde Hamas militanlarına ait olduğunu söylediği hedefleri vurmaya devam ediyor.

Militanların 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği ve çoğu sivil bin 200 kişinin ölümüne neden olan saldırıyla savaşı tetikleyen Hamas’ı ortadan kaldırana kadar operasyonlara devam edeceğini açıklayan İsrail ayrıca halen Gazze’de tutulan 129 rehineyi geri getireceklerinin sözünü veriyor.

Hamas ise savaş sona erene kadar artık başka rehinenin serbest bırakılmayacağını, bunun için karşılık olarak yüksek profilli militanlar dahil büyük miktarda Filistinli tutuklunun serbest bırakılmasını isteyeceğini belirtti.

Lübnan Hizbullah’ı yaptığı açıklamada sınır bölgesinde İsrail’e bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. Lübnan sınırına yakın bölgede bulunan Hanita kibbutzuna yakın bölgede İsrail birliklerini hedeflediğini aktaran Hizbullah “teyit edilmiş kayıplar” bulunduğunu duyurdu.

Hizbullah ayrıca ikinci bir saldırıda sınırdaki İsrail birliklerini hedef aldığını ve kayıplar olduğunu açıkladı. Hizbullah yanlısı El Manar televizyonu grubun dört İsrail askerini kuzeydeki bir tesise girerken hedef aldığını duyurdu.

İsrail ordusu ise Pazar günü Lübnan’dan İsrail’e atış yapıldığını ancak İsrail’in topçu atışıyla hedefleri vurduğunu belirtti. İsrail ordusunun Gazze’de verdiği kayıplar 2014 yılındaki Hamas ile savaşında verdiği kayıpların neredeyse iki katına ulaştı.

İsrail ordusu Gazze’ye 27 Ekim tarihinde başlatılan kara operasyonunda Pazar günü itibarıyla 121 İsrail askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu. 2014 yılında İsrail’in Gazze’ye düzenlediği “Koruyucu Hat Operasyonu” sırasında 66 İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

Paylaşın