Hazine’nin Toplam Borcu 6,5 Trilyon Liraya Yükseldi

2023 yılında hem devletin hem de vatandaşın borcu arttı. Hazine’nin borçları bir yılda 4 trilyon liradan, 6,5 trilyon liraya yükseldi. Vatandaşın bankalara olan borçları ise 1,1 trilyon lira artarak 2,7 trilyon liraya ulaştı.

Konuya ilişkin değerlendirme yapan CHP’li Vehbi Bakırlıoğlu, “Bankalara olan borçları nedeniyle 2,3 milyon kişi takibe düşmüştür. 2023 yılın ocak-kasım döneminde 780 bin 650 kişi bankalara olan bireysel kredi borcunu, 767 bin 663 kişi ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için tarafından icra takibine alındı.

Sadece 2023 yılında icra dairelerine gelen dosya sayısı rekor üstüne rekor kırarak 13 milyonu geçti. 2024 borç yılı olacak, ek bütçeler, yetki kanunları ile Cumhurbaşkanına ek borçlanma yetkisi verildi. Devlet borcun faizini bile ödemek için borç almak zorunda. Hem devlet hem de vatandaş borç batağının içinde” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aralık ayına ilişkin nakit gerçekleşmelerini açıkladı. Buna göre Hazine nakit dengesi Aralık’ta 197 milyar lira açık verdi. Bakanlık 2023 yılının tamamında nakit dengesinin 625,5 milyar lira açık verdiğini duyurdu. Aralık’ta faiz dışı denge 168,8 milyar lira olarak gerçekleşirken 2023 genelinde faiz dışı açık 71,1 milyar lira oldu.

2023 yılında hem devletin hem de vatandaşın borcu arttı. Hazine’nin borçları bir yılda 4 trilyon liradan, 6,5 trilyon liraya yükseldi. Bunun 6,3 trilyonu yani yüzde 97’si AKP dönemlerinde gerçekleşti. Türkiye brüt dış borç stoku 482,6 milyar dolara ulaştı.

Sol Haber’in aktardığına göre; Konuyla ilgili açıklama yapan ve “2024 borç yılı olacak” diyen CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, vatandaşın bankalara olan borçlarınınsa 1,1 trilyon lira artarak 2,7 trilyon liraya ulaştığını belirtti.

Tüketici kredileri borcu 421 milyar lira artarak 1 trilyon 557 milyara, kredi kartı borçları ise 661 milyar lira artışla 1 trilyon 114 milyar liraya ulaştı. Çiftçilerin borcuysa 568 milyar liraya çıktı.

Borç miktarı arttıkça icra takibe düşenlerin sayısının da arttığını ifade eden Bakırlıoğlu şunları söyledi: “Bankalara olan borçları nedeniyle 2,3 milyon kişi takibe düşmüştür. 2023 yılın ocak-kasım döneminde 780 bin 650 kişi bankalara olan bireysel kredi borcunu, 767 bin 663 kişi ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için tarafından icra takibine alındı. Sadece 2023 yılında icra dairelerine gelen dosya sayısı rekor üstüne rekor kırarak 13 milyonu geçti.

2024 borç yılı olacak, ek bütçeler, yetki kanunları ile Cumhurbaşkanına ek borçlanma yetkisi verildi. Devlet borcun faizini bile ödemek için borç almak zorunda. Hem devlet hem de vatandaş borç batağının içinde.”

Paylaşın

Güney Kore Köpek Etini Yasaklıyor: Meclis Yasayı Kabul Etti

Güney Kore Meclisi, 2027 yılından sonra köpek eti yenilmesi yasaklayan kanunu onayladı. Söz konusu tarihten sonra, yasayı ihlal edenlere 3 yıl hapis cezası ile 30 milyon won (22 bin 900 dolar) para cezası verilebilecek.

300 sandalyeli Ulusal Meclis’te yapılan oylamada 208 milletvekilinin yasa tasarısı lehinde oy kullandığı öğrenildi.

Meclisten geçen yasa tasarısı, Kabine Konseyi’nin onayı ve Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol tarafından imzalandıktan sonra resmen yürürlüğe girmiş olacak ancak bu adımlara formalite gözüyle bakılıyor.

Hayvanseverliğiyle bilinen ve çok sayıda köpek ve kedisi olan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol döneminde köpek eti tüketiminin yasaklanması yönünde hükümete çağrılar artmıştı. First Lady Kim Keon Hee de kamuoyunda yaptığı açıklamalarda köpek eti tüketimini eleştirmişti.

Hayvanlara insancıl muameleyi savunan Humane Society International örgütüne göre Asya’da her yıl kesilen 30 milyon köpek, Güney Kore dışında, Çin, Vietnam, Endonezya ve Kuzey Kore’de de yeniyor.

Örgüte göre, Asya’daki kadar olmasa da, köpek eti dünya çapında Gana, Kamerun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Kuzey Hindistan ve listedeki tek Avrupa ülkesi olan İsviçre’nin bazı kırsal bölgelerinde de yeniyor.

Köpek eti tüketimi, insanda domuz etinde de denk gelinen trişinella hastalığı, kolera ve kuduz salgınlarıyla ilişkilendiriliyor.

Paylaşın

Seçmenler, Türkiye’nin ‘Kötü Yönetildiğinde’ Hemfikir

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin anketine yanıt veren seçmenlerin yarısından çoğu, yüzde 60’a yakın bir bölümü, ülkenin “kötü yönetildiğini” söylerken “iyi yönetildiğini” söyleyenlerin yalnızca yüzde 25’te kalması, büyük çoğunluğun sorunları nesnel bir bakış açısından gözlemlediklerini  de ortaya koyuyor.

Anketin ilgi çekici bir başka sonucu ise, “ekonomik sorunların nedeni”ne ilişkin -en önde gelen sözcüsü Erdoğan’ın kendisi olan- “dış güçlerin saldırıları” tezine “hiç katılmayan” ve “katılmayan”ların   yüzde 52,9’la bir kez daha “makulde ortaklaşan” bir ağırlık merkezi oluşturmaları.

Bianet’in aktardığına göre; Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nce 28-29 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen kamuoyu araştırması, Türkiye’nin, AKP ve CHP’nin nispeten büyükçe iki bileşenini oluşturduğu parçalanmış bir siyasal zeminde seyrettiğini gösteriyor.

“Bu pazar genel seçim olsa” sorusunu yanıtlamayan,  “kararsız” olduklarını veya “oy kullanmayacak”larını söyleyenlerin oyları paylaştırıldığında seçmenlerin yüzde 33,3’ü AKP,  yüzde 19,9’u CHP, yüzde 10,3’ü iki rakip ultra-milliyetçi partiden MHP, 5,5’i İYİ Parti’ye yöneliyor. DEM Parti yüzde 9,4 ile 2015 performansının yüzde 30 gerisine düşmüş görünüyor.

Bu tabloda hiçbir partinin ittifaklar olmaksızın iktidar olmasına olanak bulunmadığı, AKP’nin iktidarını sürdürmek açısından MHP’ye mahkum olduğu, İYİ Parti ve lideri Meral Akşener’in 2023 genel seçimleri sonrasında izledikleri siyasetin seçmenden olumlu yanıt almadığı, öte yanda CHP’nin DEM Parti’ye arkasını dönerek iktidara talip olmasının mevcut Türkiye siyaset tablosunda bir karşılığı bulunmadığı gözleniyor.

Seçmenlerin anketin genel yönetim ve ekonomi ve eğitimin yönetimine ilişkin sorulara verdiikleri yanıtlar ise, genel siyasi tercihler tablosundaki parçalanmışlığa rağmen  temel sorunlar konusunda “makul”ün çevresinde yığıldıklarını gösteriyor. Ankete yanıt verenlerin yarısından çoğu, yüzde 60’a yakın bir bölümü, ülkenin “kötü yönetildiğini” söylerken “iyi yönetildiğini” söyleyenlerin yalnızca yüzde 25’te kalması, büyük çoğunluğun sorunları nesnel bir bakış açısından gözlemlediklerini  de ortaya koyuyor.

“Türkiye’nin sorunlarını çözecek parti” aranıyor  

“Türkiye’nin sorunlarını hangi parti çözer?” sorusuna yanıt verenlerin yalnızca yüzde 27’sinin sorunları iktidarın büyük ortağı AKP’nin çözeceğini söylemeleri, bir önceki soruya “Türkiye iyi yönetiliyor” yanıtı verenlerin oranıyla (Yüzde 24,2) tutarlı. AKP’yle devam edilebileceğini düşünenler hiçbir koşulda anlamlı bir büyüklük oluşturmuyor. Ancak bu sayılar AKP’nin kendi başına hükümet kurmasına imkan vermeyen ancak gitgide katılaşan bir “inanç” bloku üzerine yerleştiğini de gösteriyor.

Buna karşılık AKP’nin karşısındaki en büyük partinin “hiçbiri partisi” olması Türkiye’nin sorun çözecek bir “muhalefet partisi” arayışını sürdürmekte olduğuna işaret sayılabilir. Bu tablo, muhalefet güçleri CHP, DEM ve TİP’in karşısına, AKP’ye arkasını dönmüş seçmenlere hitap edecek, “kendileri olmayan”, kendilerini içermekle birlikte aşan  yeni bir çekim merkezi oluşturma “misyonu” koyuyor.

Araştırmanın, ekonomik krizin nedenlerinin “Ekonomi politikalarında yapılan yanlışlar mı” olduğuna işkin soruya yanıt verenlerin “kahir ekseriyeti”ni oluşturan yüzde 72,8’i  “tamamen katılıyorum” ve/veya “katılıyorum” diyerek ekonomik sorunların kaynağının iktidarın kendisi olduğu konusunda çok geniş bir mutabakat oluşturuyorlar. “Hiç katılmıyorum”, “katılmıyorum” ya da “ne katılıyorum ne katılmıyorum” diyenlerse AKP’nin “çekirdek seçmeni” olduğu söylenebilecek yüzde 24,9 düzeyinde kalıyor. Seçmenlerin, böylece bir başka temel konuda daha “makul olan”da birleştiği görülüyor.

İlgi çekici bir başka sonuç, “ekonomik sorunların nedeni”ne ilişkin -en önde gelen sözcüsü Erdoğan’ın kendisi olan- “dış güçlerin saldırıları” tezine “hiç katılmayan” ve “katılmayan”ların   yüzde 52,9’la bir kez daha “makulde ortaklaşan” bir ağırlık merkezi oluşturmaları. Ancak, bu teze katılanların oranının (yüzde 25,2) AKP’ye oy verenlerin oranıyla örtüşmesi de “akıl dışılık”  çevresinde aşılması güç, katı bir kümelenmenin süre gitmekte olduğuna bir işaret.

Araştırmanın alıntıladığımız, soru-yanıt setinde “Milli Eğitim Bakanı”nın okullarda “cemaat ve tarikatlarla işbirliği” yapma ısrarına hak verenler, AKP seçmeninin yarısına inerken, bütün yanıtlar arasında en yaygın mutabakatın, “cemaat ve tarikatlarla milli eğitim bakanlığının işbirliği yapmasının yanlışlığı” konusunda oluşması, yukarıdaki tablolardan ayrılan istisnai bir sonuç oluşturuyor. Bu, toplumda  eğitimin “ladini” karakterinin korunması konusunda genel olarak varsayılandan daha geniş, AKP’ye oy verenlerin yarısını da kucaklayan,  bir mutabakat bulunduğuna dair dikkate değer bir işaret sayılabilir.

Araştırmanın niteliği 

Yukarıdaki bilgiler Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin 27 il, 26 istatistiki bölgede, 2.400 panelist ile (CATI yöntemi) uygulanarak gerçekleştirdiği Türkiye Siyaset Paneli (TSP) Aralık 2023 Araştırma Rapor Özeti’nden derlendi.

Kuruluşun verdiği bilgiye göre, “veri derleme aşaması (28-29 Aralık, 2023) tarihleri arasında tamamlanan araştırmanın örneklem büyüklüğü, Türkiye genelinde yüzde 95 güven aralığında +/- yüzde 2 hata payıyla çözümleme yapmaya olanak sağlamaktadır.

“Analizler yapılırken ondalık bölümler yuvarlandığından bazı toplamlar 100’ün altında ya da üstünde olabilir (99 veya 101). Birden fazla cevabın verilebildiği açık uçlu sorularda toplamlar 100’ün üstündedir.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu’ndan İktidara ‘Filistin’ Uyarısı

İsrail-Filistin savaşına ilişkin açıklamalarda bulunan SP Lideri Temel Karamollaoğlu, “İktidarda bulunanlar ise hâlâ algıları yönetmenin, toplumumuzun öfkesini manipüle etmenin, kendilerine güvenen insanlarımızı kandırmanın peşinde!” dedi ve ekledi:

“İktidara sesleniyorum; siz unutturmaya çalışsanız da biz unutmayacağız ve unutturmayacağız! İktidarı uyarıyorum; Filistin’de yanan bu ateş en başta sizi yakar! Gazze’den yükselen çığlıklar sizi perişan eder! Filistinli mazlum çocukların, kadınların, hastaların âhı sizi perişan eder!”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “Limanlarımızdan gemiler gelip gitmeye devam ettiği müddetçe; Filistin lehine attığınız sloganlar, İsrail aleyhine kurduğunuz o süslü cümleler sizi bu vebalden kurtarmaz, kurtaramaz!” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu sosyal medya hesabından İsrail-Filistin savaşına ilişkin paylaşımda bulundu. Karamollaoğlu’nun paylaşımı bu şekilde:

“Üç ay geride kaldı; İsrail katliamlarına devam ediyor! Her gün yüzlerce masum Filistinli, bombalar altında can veriyor. Siyonist rejim, hastaneleri, okulları, ambulansları ve ibadethaneleri aralıksız vuruyor. Gazzeliler açlık ve susuzluktan kırılıyor.

Daha da vahimi iktidar İsrail’e karşı mangalda kül bırakmazken her gün limanlarımızdan İsrail’e gemilerle sevkiyat yapılıyor. Buna karşılık iktidarda bulunanlar ise hâlâ algıları yönetmenin, toplumumuzun öfkesini manipüle etmenin, kendilerine güvenen insanlarımızı kandırmanın peşinde!

İktidara sesleniyorum; siz unutturmaya çalışsanız da biz unutmayacağız ve unutturmayacağız! İktidarı uyarıyorum; Filistin’de yanan bu ateş en başta sizi yakar! Gazze’den yükselen çığlıklar sizi perişan eder! Filistinli mazlum çocukların, kadınların, hastaların âhı sizi perişan eder!

Limanlarımızdan gemiler gelip gitmeye devam ettiği müddetçe; Filistin lehine attığınız sloganlar, İsrail aleyhine kurduğunuz o süslü cümleler sizi bu vebalden kurtarmaz, kurtaramaz!”

Paylaşın

İmamoğlu: Kaybetmeyi Aklımın Ucuna Bile Getirmiyorum

İstanbul’un bu seçimde başka bir yere konulacağının farkında olduklarını ifade eden mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kaybetmeyi aklımın ucuna bile getirmiyorum” dedi.

Türkiye’nin en büyük kenti olan ve belediyenin çok büyük bir bütçeyi yönettiği İstanbul ve Ankara, AK Parti için büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce defalarca İstanbul’u geri almak istediğini dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimler hakkında açıklamalarda bulundu.

İmamoğlu, beş yıl önce yapılan yerel seçimde ittifakların daha net olduğunu kaydetti ve “Bir önceki seçime oranla daha zor bir aritmetiğin ya da zeminin olduğu bir gerçek; o zaman ittifaklar daha net bir konumdaydı, şimdi ise siyasi partilerin tercihleri farklı bir pozisyonda” dedi.

Reuters haber ajansına konuşan İmamoğlu, rakibi AK Parti’nin adayı Murat Kurum’la ilgili de ilk kez açıklama yaptı.

Kurum karşısında şansının ne olacağına ise İmamoğlu şu yanıtı verdi: “Ben şansımı Murat Kurum’dan önce ya da sonra diye kategorize etmem; öncesinde ne kadar şanslıysam bugün de o kadar şanslıyım.”

Erdoğan’ın kendisine ait bir şeyin kendisinden alındığı hissiyle hareket ettiğine dikkati çeken İmamoğlu, İstanbul’un 16 milyon insana hatta insanlığa ait bir şehir olduğunu söyledi.

İstanbul’un bu seçimde başka bir yere konulacağının farkında olduklarını ifade eden İmamoğlu, “Kaybetmeyi aklımın ucuna bile getirmiyorum” dedi.

“Mecburlar”

İmamoğlu tekrar seçilmesi halinde hükümetin finansman ya da onay konularında engeller koyamayacağını belirterek “İki kez üst üste İstanbul’da seçim kazanmış bir belediye başkanını, kazandıktan sonra engelleyebilecek bir hükümetin olamayacağını düşünüyorum. Mecburlar” dedi.

YSK üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan İmamoğlu aleyhine siyaset yasağı ve hapis cezası kararı alınmış, sözlerinin çarpıtılarak olmayan bir suçun yaratıldığını ifade eden İmamoğlu ise kararı istinaf mahkemesine taşımıştı.

İmamoğlu, devam eden yargılamanın seçime etkisi olup olmayacağı hakkındaki soruya, “Seçim kadar buradan bir sonuç çıkartma talihsizliğini diyelim olmayan bir suçun üzerinden çıkartma talihsizliğini hükümet ısrarla bu memlekete yaşatmak ister mi? Açıkçası istemez diye düşünüyorum. Ama her koşulda hiç kafama taktığım bir husus değil” cevabını verdi.

AK Parti uzun yıllardır elinde bulundurduğu büyükşehir belediyelerinin önemli olanlarını 2019 yılındaki yerel seçimlerde kaybetmiş; CHP ve ittifak yaptığı İYİ Parti’nin ortak adayları İstanbul ve Ankara’da belediye başkanlığı seçimlerini kazanmıştı.

Türkiye’nin en büyük kenti olan ve belediyenin çok büyük bir bütçeyi yönettiği İstanbul ve Ankara, AK Parti için büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce defalarca İstanbul’u geri almak istediğini dile getirdi.

Ancak geçen yıl mayıs ayında yapılan genel seçimleri AK Parti ve MHP ittifakının kazanmasının ardından İYİ Parti yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceğini duyurdu, ancak henüz aday açıklamadı.

Paylaşın

2023 Yılında Konkordatoya Başvuran Firma Sayısı 519

2023 yılının tamamında konkordato geçici mühlet kararı verilen dosya sayısı 519 adet olurken, bu sayı iflas ertelemenin kaldırılmasıyla 2018 ve 2019 yıllarında yaşanan konkordato fırtınasından sonraki en yüksek seviye olarak ölçüldü.

Yanı sıra geçen yılın ocak-kasım döneminde, kapanan şirket sayısı yüzde 7,2 artarak 19 bin 931’e dayanırken, tasfiye başvurusunda bulunan şirket sayısı 24 bini geçti.

Sözcü’nün haberine göre, Akkuyu Nükleer Santrali ile Enerji Bakanlığı’na bağlı Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) elektrik iletim hatları başta olmak üzere çok sayıda kamu ve özel şirkete iş yapan Oskar Holding’in 4 şirketi ile holdingin sahibi Osman Karagöz, konkordato ilan etti.

641 farklı şirket ve kişiye 2 milyar lirayı aşkın borcu olan holding, konkordato gerekçesini kamudan alacaklarını tahsil edememesi, ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve banka kredilerinin son dönemde kısılmasına bağladı.

Son yıllarda yurtiçi kargo taşımacılığında payını artıran GKN Kargo Lojistik Dağıtım ve Depolama da konkordato istedi.

Halk TV’nin haberine göre, ailenin ikinci kuşak temsilcilerinden Gökhan Akyürek’in yönetim kurulu başkanı olduğu şirket 4 Ocak günü konkordato talebinde bulundu. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde yapılan başvuruda, şirketin olası hacizlere karşı korunması talep edildi.

Başvuruya göre şirketin toplam borcu 508 milyon lira seviyesinde. Dava dilekçesine göre, şirketin yaşadığı mali sıkıntının temelinde Galatasaray ile yapılan sponsorluk anlaşma. Dilekçeye göre bu anlaşma mali dengenin bozulmasına neden oldu.

Ekonomim’de yer alan habere göre, 2023 iflas ertelemenin kaldırıldığı 2018 ve 2019’daki “konkordato fırtınası”nın ardından 519 başvuru ile rekorun kırıldığı yıl oldu.

2023 yılının tamamında konkordato geçici mühlet kararı verilen dosya sayısı 519 adet olurken, bu sayı iflas ertelemenin kaldırılmasıyla 2018 ve 2019 yıllarında yaşanan konkordato fırtınasından sonraki en yüksek seviye olarak ölçüldü.

Yanı sıra geçen yılın ocak-kasım döneminde, kapanan şirket sayısı yüzde 7,2 artarak 19 bin 931’e dayanırken, tasfiye başvurusunda bulunan şirket sayısı 24 bini geçti.

Paylaşın

Adaylık İddialarını Yalanlayan Aziz Yıldırım: Fenerbahçe’nin Başkan Sorunu Yok

Haziran ayında yapılması beklenen başkanlık seçimlerinde yeniden aday olacağı iddia edilen Aziz Yıldırım, “Fenerbahçe’nin şu an bir başkan sorunu yoktur. Aksine, sükunete ihtiyacı vardır” dedi ve ekledi:

“İsmim üzerinden yapılan bu tip yalan haberlerle prim yapılmaktadır. Ben herhangi bir planlama içerisinde olursam, bunu bizzat kamuoyuyla paylaşırım. Şahsımın yaptığı bilgilendirmeler dışında yapılan bu tür yalan haberlere itibar edilmemesini rica ederim.”

Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, sarı-lacivertli takımda haziran ayında yapılacak başkanlık seçimlerine müdahil olduğu ve Saadettin Saran’ın listesinde yer alan bazı isimlerle görüştüğü iddiaları yaptığı yazılı açıklamayla yalanladı.

Yıldırım yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bugün şahsım hakkında ortaya atılan, Fenerbahçe’nin başkanlık seçimine müdahil olma kararı aldığım ve Saadettin Saran’ın listesinde yer alan bazı isimlerle görüştüğüm yönündeki iddiaların tümü yalandır.

Benim şu an için Fenerbahçe Başkanlığı’yla ilgili herhangi bir çalışmam olmadığı gibi, Saadettin Saran’ın listesinde yer alan hiç kimseyle de ben irtibat kurmadım.

Yalnızca Saran’ın listesinde yer almayı planlayan 1 kişi, benim görüşlerimi dinlemek istedi ve ben de bir kaç kişinin huzurunda kendisiyle düşüncelerimi paylaştım. Fenerbahçe’nin şu an bir başkan sorunu yoktur. Aksine, sükunete ihtiyacı vardır.

İsmim üzerinden yapılan bu tip yalan haberlerle prim yapılmaktadır. Ben herhangi bir planlama içerisinde olursam, bunu bizzat kamuoyuyla paylaşırım. Şahsımın yaptığı bilgilendirmeler dışında yapılan bu tür yalan haberlere itibar edilmemesini rica ederim.”

Paylaşın

Üst Düzey Hizbullah Komutanı, İsrail Saldırısında Hayatını Kaybetti

İsrail tarafından gerçekleştirilen insansız hava aracı saldırısında, üst düzey Hizbullah komutanı Vissam el Tavil’in öldürüldüğü bildirildi. Tawil’in öldürüldüğünü doğrulayan Hizbullah, ayrıntılı bilgi vermedi.

Haber Merkezi / Vissam el Tavil, Hamas’ın 7 Ekim saldırısı ile başlayan Filistin – İsrail savaşında öldürülen en kıdemli Hizbullah komutanı. Lübnan sınırındaki çatışmalar geçen hafta Beyrut’ta üst düzey bir Hamas liderinin İsrail saldırısında öldürülmesinden sonra yoğunlaşmıştı.

İsrail ordusu tarafından Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirilen bir insansız hava aracı saldırısında, üst düzey bir Hizbullah komutanının öldürüldüğü bildirildi. Öldürülen kişinin ismi resmi olarak açıklanmadı.

Ancak Reuters haber ajansına konuşan üç güvenlik kaynağı bu kişinin Hizbullah’ın Rıdvan gücünden üst düzey bir komutan olan Wissam al-Tawil olduğunu söyledi. Reuters’a konuşan güvenlik kaynaklarından birisi, “Şimdi işler daha da alevlenecek” dedi.

AFP’nin aktardığına göre saldırı, Hizbullah komutanının içinde bulunduğu araca yönelik gerçekleştirildi. Hizbullah komutanının öldürüldüğüne yönelik haber, İsrail savaş uçaklarının Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarının ardından geldi.

İsrail, Lübnan’dan İsrail’in kuzeyindeki Kiryat Shmona kentine bir tanksavar füzesi atılması sonrasında bu saldırılarına başladı.

Hizbullah, Rıdvan birliğine bağlı üst düzey komutanı Wissam El Tawil’in öldürüldüğünü doğruladı. Örgüt, Tawil’in ölüm nedenine ilişkin ayrıntılı bilgi vermedi.

İsrail, Gazze’nin kuzeyindeki operasyonlarını büyük ölçüde tamamladığını ve şu anda orta bölgeye ve güneydeki Han Yunus şehrine odaklandığını söylüyor. İsrailli yetkililer, ordunun Hamas’ı dağıtmaya ve 7 Ekim saldırısı sırasında alınan çok sayıda rehineyi kurtarmaya çalışması nedeniyle çatışmaların daha aylarca devam edeceğini söyledi.

İsrail’in saldırılarında 23 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, Gazze Şeridi’nin geniş bir bölümünü harap oldu ve 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 85’i yerinden oldu. BM verilerine göre bölgedeki nüfusun dörtte biri açlıktan hayatını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

Paylaşın

İstanbul’da Toplu Taşımaya Yüzde 28.09’a Varan Zam

İstanbul’da toplu ulaşıma yüzde 18, taksi, minibüs ve servis ücretlerine yüzde 28.09 arasında zam geldi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası yüzde 65,  personel servisi işletmecileri yüzde 100, okul servisi işletmecileri yüzde 60, minibüsçüler odası yüzde 65,  Turyol Kooperatifi yüzde 60 zam talebinde bulunmuştu.

Haber Merkezi / Yeni zamlı tarifeye göre; tam elektronik bilet 15 TL’den 18.07 TL’ye çıktı, öğrenci bileti 8.62 TL oldu. Marmaray tam parkur 33.20 TL’den 39.16 TL’ye çıktı.

Mavi Kart aylık fiyatı, tam 1177 TL’den 1388 TL’ye, öğrenci aylık abonman fiyatı da, 212 TL’den 250 TL’ye çıkarıldı.

Taksi indi-bindi ücreti 70 TL’den 90 TL’ye çıkarıldı. Taksi açılış ücreti 19.17 TL’den 24.55 TL’ye yükseldi.

Minibüs ücretleri mesafeye göre 15.50 TL ile 20 TL arasında değişecek. Minibüste öğrenci ücreti 8 liradan 10 liraya çıkarıldı.

İkinci yarıyıldan itibaren geçerli olmak üzere okul servisinde bin 300 TL olan aylık 0-1 km ücreti bin 665 TL’ye, personel servisinde 10-17 koltuk kapasiteli taşıtın 675 TL olan ilk kalkış ücreti 865 TL’ye yükseltildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME), ocak oturumu Zeytinburnu’ndaki 1453 Çırpıcı Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’ün yönettiği oturumda İstanbul’da toplu ulaşıma zam teklifi görüşüldü.

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası yüzde 65,  personel servisi işletmecileri yüzde 100, okul servisi işletmecileri yüzde 60, minibüsçüler odası yüzde 65,  Turyol Kooperatifi yüzde 60 zam talebinde bulundu. İBB yönetimi; esnaftan gelen talepleri, enflasyon, asgari ücret ve yakıt fiyatındaki artışı birlikte değerlendirerek yüzde 28.09 oranında zam teklifi hazırladı.

Tartışmalar sonrası özel ulaşıma yüzde 28.09, İBB bünyesindeki toplu ulaşım araçlarına yüzde 18 zam önerisi sunuldu. Oylamada teklif oybirliği ile kabul edildi.

Paylaşın

Türkiye İstemişti: Almanya’dan S. Arabistan’a Eurofighter Satışına Yeşil Işık

Suudi Arabistan’ın İsrail’in güvenliğine ve çatışmaların bölgede yayılmasının engellenmesine katkıda bulunduğunu söyleyen Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, hükümetin Suudi Arabistan’a Eurofighter satışını engellemeyeceğini söyledi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen yıl 17 Kasım’daki Berlin ziyareti öncesinde Türkiye’nin Eurofighter satın alma niyetini açıklamıştı. Bakan Güler, Eurofighter satın almak istediklerini, İngiltere ve İspanya’nın bu talebe olumlu baktıklarını ancak Almanya’nın ikna edilmesi gerekeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuyu Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile Berlin’deki ortak basın toplantısında da gündeme getirmiş ve Almanya’nın NATO müttefik olarak Türkiye’ye savunma sanayii ihracatında kısıtlama uygulamaması gerektiğini vurgulamıştı.

Almanya, Türkiye’nin 2019’da Suriye’nin kuzeyine başlattığı askeri operasyonlar ve 2020 yılında Doğu Akdeniz’de tırmanan gerilimlerle birlikte savunma sanayii ihracatını büyük ölçüde sınırlandırmıştı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Kudüs’te İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Dışişleri Bakanı Israel Katz’le yaptığı görüşmeler sonrasında açıklama yapan Almanya Dışişleri Bakanı, Suudi Hava Kuvvetlerinin Yemen’deki Husi isyancıların İsrail’e karşı fırlattığı füzeleri etkisiz hale getirdiğini belirtti.

Suudi Arabistan’ın bu sayede İsrail’in güvenliğine ve çatışmaların bölgede yayılmasının engellenmesine katkıda bulunduğunu söyleyen Baerbock, “bu nedenle Alman hükümeti olarak İngiltere’nin Suudi Arabistan’a Eurofighter verme planlarının karşısında durmayacaklarını” belirtti.

Alman hükümeti Temmuz ayında İngiltere’nin Suudi Arabistan’a Eurofighter satışına izin vermemişti. Eurofighter Typhoon savaş uçakları Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya’nın oluşturduğu konsorsiyum tarafından üretiliyor. Bu nedenle bir ülkenin Eurofighter satın alma isteği dört ülkenin de onayına bağlı.

Suudi Arabistan hem insan hakları karnesi hem de Yemen’deki çatışmalara müdahil olması sebebiyle uzun süredir eleştiriliyor. Riyad Yemen’deki iç savaşta Husi isyancıların mücadele ettiği hükümeti destekliyor. Husiler, İsrail-Hamas savaşında Hamas’ı destekliyor. Yemen’in kuzeyini kontrol eden ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere destek olmayı amaçladığını duyuran Husi milisleri haftalardır Kızıldeniz’de İsrail’e giden ticari gemilere saldırılar düzenliyor.

Geçen yıl Aralık ayında Sol Parti’nin soru önergesine yanıt veren Alman Ekonomi Bakanlığının verilerine göre Alman hükümeti 2023 yılında Suudi Arabistan’a 7,41 milyonu muharebe silahı olmak üzere yaklaşık 13 milyon 260 bin euro değerinde silah ihracatına izin verdi.

Almanya, Yemen savaşındaki rolü, insan hakları karnesi ve Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle 2018’de Suudi Arabistan’a da ihracat kısıtlamaları getirmişti. Hükümet bu nedenle Suudi Arabistan’ın talep ettiği Eurofighter’ların satışına izin vermemişti.

Paylaşın