CHP Lideri Özel’den Meral Akşener’e Sert Tepki: Kavga Etmek İstiyor

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in seçim öncesinde iktidarın değil, CHP’nin kendilerine engel çıkarttığını ifade etmesine sert tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Ya ciddi şekilde yanıltıldı ya da bizle kavga etmek istiyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, hukukçu ve yazar Muammer Aksoy’un katledilişinin 34. yıldönümü nedeniyle Ankara’da gerçekleştirilen törende gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Özgür Özel’e, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Özgür Özel Eskişehir’de ilginç bir konuşma yaptı. Bizimle ilgili imanın ötesine geçen, AK Parti ile tuhaf bazı alışverişlerimiz olabildiğini ifade eden bir konuşma yaptı. Ağır bir iftirada bulundu. Buradan Sayın Özel’e sesleniyorum: Siz bilmeyebilirsiniz 2017’de biz hayır oyu kullanmak üzere kampanya yaptık. Eski genel başkanımız Kılıçdaroğlu’na gidin sorun, CHP bize 1 liralık yardım yapmış mı? Cevabı hayır. Partimizi kurduğumuzda Kılıçdaroğlu bize 1 lira para yardımı yapmış mı? Sayın Kılıçdaroğlu buna cevap vermek zorundasınız” sözleri soruldu.

14 Mayıs seçiminde İYİ Parti’den milletvekili seçilip daha sonra AK Parti’ye geçen Nebi Hatipoğlu’nu kastettiğini söyleyen Özel, “Ben gerçekten Akşener’in konuşmasına çok şaşırdım. İki ihtimal var. İhtimallerden bir tanesi Sayın Genel Başkanı ciddi şekilde yanıltılmış, ikincisi de Sayın Genel Başkan bizimle kavga etmek istiyor. Ben Sayın Genel Başkan’la kavga etmeyeceğim, bunun kimseye faydası yok. Muhalefete muhalefet etmek gibi bir derdimiz yok. Eskişehir konuşmamda bahsettiğim mevzu şu: Benim bahsettiğim aday şu an AK Parti’nin adayı. İYİ Parti’den milletvekili seçilen kişi, Millet İttifakı’nın oylarıyla milletvekili seçilen kişi bir siyasi yankesicilikle, siyasi dolandırıcılıkla ve Recep Tayyip Erdoğan’a muhalefet etmek üzere Eskişehirlilerden oy istedi ve gitti AK Parti’ye katıldı” dedi.

“Ben ‘Geçmişte birlikte olduklarımızı bugün saray birtakım imkanlar yaratarak karşımıza çıkarıyor’ derken, Eskişehir’deki AK Parti adayını kastettim” diyen Özel, “Benim ne Kemal Bey’e sormaya ihtiyacım var ne de başkasına ben Meral Hanım’ın da partisinin de bahsettiği konulardaki namusuna, dirayetine kefilim. Mesele benim için bir yanlış anlaşılmanın düzeltilmesi boyutundadır. İYİ Parti’den seçilip AK Parti’ye geçen milli irade hırsızına laf ediyorum. Yoksa İYİ Parti adaylarına niye laf edeyim, iyi insanlar” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Gazze’de Halk Açlıktan Ölüyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 117. günü geride kalırken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze Şeridi’nde halkın açlık nedeniyle hayatını kaybettiğini ve çaresiz durumda olduğunu bildirdi.

Haber Merkezi / İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları hedef gözetmeksizin devam ederken, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) Gazze’deki insani duruma ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yoğun bombardıman altında olan Gazze halkının açlıktan öldüğünü ve çaresiz durumda olduğunu bildirdi.

Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 150 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 26 bin 901’e yükseldi. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 949’a yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’ın kullandığı tünellere su pompalamaya başladığını bildirdi. Açıklamada, bu adımın “terörle mücadelede önemli bir teknik ve teknolojik çığır” anlamına geldiği belirtilerek hedefin “yer altındaki terör altyapısını etkisiz hale getirmek” olduğu kaydedildi.

İsrail’in tünellere deniz suyu pompalamayı planladığı Aralık ayında kamuoyuna yansımış, ancak uzmanlar bunun tehlikeli olduğu ve sivillere yönelik büyük tehlike barındırdığı uyarısı yapmıştı.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki tünellerinin uzunluğunun toplam 480 kilometreyle 720 kilometre arasında olduğu tahmin ediliyor. İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un altındaki tünellerde Hamas yöneticilerinin saklandığını, İsrailli rehinelerin de burada tutulduğunu tahmin ediyor.

Ateşkes görüşmeleri

Pazar günü ABD, İsrail, Mısır ve Katarlı üst düzey yetkililerin Paris’te yaptığı toplantının ardından İsrail’in elindeki Filistinli tutuklular ile Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin takası ve Gazze’ye insanî yardımların artırılması için uzun süreli ateşkes çabaları sürüyor.

Hamas, Telegram kanalından yaptığı açıklamada ateşkes taslağının kendilerine ulaştığını, şu an taslağı “inceleme ve yanıt verme” aşamasında olduklarını bildirdi.

Hamas lideri İsmail Haniye de şu an taslağı incelediklerini, taslağın çerçeve koşulları üzerinde görüşmek için Mısır hükümetinin Hamas yönetimini Kahire’ye davet ettiğini kaydetti. Katar medyasında yer alan haberlere göre bir Hamas heyetinin bugün Kahire’de Mısır istihbarat şefi Abbas Kamel ile görüşmesi planlanıyor.

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, varılacak bir ön anlaşmanın kalıcı ateşkese giden yolu açacağı umudunu dile getirdi.

Katar, Kasım ayında İsrail ile Hamas arasında varılan geçici ateşkeslerde arabuluculuk rolü üstlenmişti. Al Sani, mevcut planın aşamalı ateşkes öngördüğünü, ilk etapta kadın ve çocuk rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’ye ulaştırılan yardımların artırılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü

İsrail’in bombaladığı Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü. Gazze genelinde yerleşim yerleri, dükkanlarla dolu olan caddeler enkaz yığınına dönüşmüş durumda. Üniversiteler yok olurken tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

Binlerce kişinin evsiz kalması nedeniyle bölgenin güneyinde çadır kentler ortaya çıkmış durumda. Gazze’de nüfusun yüzde 80’i, 1,7 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler’e göre bu sayının yaklaşık yarısı bölgenin güneyini doldurmuş durumda.

New York Üniversitesi’inden Corey Scher ve Oregon Üniversitesi’nden Jamon Van Den Hoek’in çeşitli tarihlerdeki uydu verilerine dayandırdığı ve BBC’nin de teyit ettiği analizde Gazze’de 144 bin ile 175 bin yapı ya yıkıldı ya da zarar gördü.

Bu Gazze’deki yapıların yüzde 50’si ile yüzde 61’i arasında bir orana denk geliyor. Bölgenin güneyinde İsrail’in son haftalarda özellikle sert vurduğu Han Yunus’ta 38 binden fazla bina ya yıkıldı ya da zarar gördü. Sadece son iki haftada yıkılan ya da zarar gören bina sayısı 1500’den fazla.

Uydu verileri bölgedeki tarım alanlarının da oldukça zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Gazze, İsrail-Hamas savaşından önce de ithal ürünlere önemli oranda bağımlı olsa da gıdanın önemli bir bölümü de bölgede yetiştirilen ürünlerden geliyordu.

Yardım kuruluşları Gazze nüfusunun yarısının açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bölgedeki tarımın önemli bir bölümünün yapıldığı Gazze’nin kuzeyi ve merkezindeki tarım alanları İsrail askerlerinin geçici savunma yapıları inşa ettiği yerlere dönüşmüş durumda.

Gazze’deki bir diğer önemli değişim de çadır kentlerle geçici yapıların varlığı. Evlerinden olanlar buralarda yaşıyor. 500 futbol sahasına eşit bir alanda çadır kentler dikkat çekiyor. Son verilere göre Gazze’de 7 Ekim’den bu yana yaşamını yitirenlerin sayısı yaklaşık 27 bin.

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Vurgusu

İstanbul Sanayi Odası (İSO) ocak ayı olağan toplantısında konuşan Bakan Mehmet Şimşek, “Fiyat istikrarı sağlanamazsa rekabetçi bir sanayi olamaz. Ekonomi programımızın ana hedefi fiyat istikrarıdır” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de enflasyonun yer çekimine karşı mücadele edeceğine inanmıyorum, düşecektir. Bu program, sabırla ve kararlılıkla uygulanacaktır. Bu program, siyasi sahipliği olan bir programdır. Bu program geçici bir heves değildir. Daha adil bir gelir dağılımı için de fiyat istikrarı olmazsa olmazdır.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) ocak ayı olağan toplantısında konuştu. Şimşek’in konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle:

“Orta Vadeli Program’ın (OVP) ana hedefi fiyat istikrarıdır, fiyat istikrarının olmadığı bir yerde öngörülebilirlikten bahsedemezsiniz, nitelikti, sürdürülebilir ve rekabetçi bir sanayi olmaz.

Neden fiyat istikrarı? Kaynakların spekülatif alanlar yerine nitelikli sanayiye, verimli alanlara etkin şekilde kanalize edilmesi için fiyat istikrarı gereklidir. Geçen sene vatandaşımızın talebi nedeniyle Türkiye 29.9 milyar dolar altın ithal etmiştir. Yenilir, içilir değil. Kaynakların etkin kullanımı mı? Hayır. Enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmüş.

Bizim dezenflasyon programımız basittir. Fed enflasyonu nasıl indirdiyse, AB nasıl indirdiyse, Brezilya, Meksika nasıl indirdiyse, biz de öyle yapıyoruz.

Parasal sıkılaşma var. Büyüme ile enflasyon arasında bir gerilim yok. Kısa vadelidir, kalıcı bir gerilim yoktur. Yüksek büyüme için enflasyonun düşük olması lazım. Esas istikrarsız büyüme enflasyonun yüksek olduğu dönemlerdedir.

Bu program siyasi sahipliği olan bir programdır. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir ekip tarafından hazırlanmıştır. Bu program geçici bir heves değildir.

Mali disiplin neden gereklidir? Birincisi fiyat istikrarı için bütçe dengesinin, bütçe açığının makul düzeyde tutulması lazımdır. Dezenflasyonu desteklemek için bütçe açığını sınırlamaya devam edeceğiz.

Deprem hariç geçen sene bütçe açığı yüzde 1,7’dir. Geçen sene gelişmekte olan ülkeler ortalama bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 5,5’tir. Türkiye’de yüzde 1,7’dir. Deprem geçici bir şoktur. Bu şok bizimle bir süre. Ama geçici bir şoktur, kalıcı bir şok değildir.

Yapısal dönüşme kaynak ayırmamız lazım. Dijital, yeşil dönüşüm demek kolay. Bunlara kaynak ayırmazsanız bunları başarmak zor. O nedenle mali disiplin önemlidir. Afet riskini azaltmak için mali kaynağa ihtiyaç var.

Daha makul maliyetlerle finansmana erişiminin, daha yüksek kredi notlarına ulaşmanın ön koşullarından bir tanesi mali disiplindir. Sürdürülebilir iç borç ve nesiller arası adalet açısından da, yani kim ödetecek faturayı, bu denge açısından da adalet açısından da mali disiplinin tesisi önemidir.

Verginin tabanını büyüteceğiz. Yani şu anda verginin hakkıyla alınmadığı alanlarda çaba göstereceğiz. Şu anda harıl harıl çalışmalar var. Bütçe açığındaki artış esas itibarıyla depremden kaynaklanıyor.

Muhtemelen 2024’te OVP’de öngördüğümüzün altında bir açıkla kapatmak için elimizde geleni yapacağız. 2025, 2026’da da toplam açığı yüzde 3’ün altına çekmeyi planlıyoruz.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Meral Akşener’e Sert Yanıt: Ne Muhatabım Ne De…

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in “Önümüze bu engeli çıkartan iktidar değil, ana muhalefet. Bizi sansürlemek isteyen; saray değil belediye! Bizi engellemeye çalışan; Beştepe değil, Saraçhane” ifadelerine yanıt verdi:

“Bizim öyle bir engelleme veya bu tarz bir girişimde bulunmayacağımızı en iyi kendilerini bilirler. Niye yaptığını bilmiyorum böyle bir açıklamayı. Bu işin sadece belediye kısmı yok, firma boyutu da var.  İstanbul’da Ekrem İmamoğlu üzerinden  konuşmak ya da taş atmak bir prim yapmaya doğru gidiyor.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den bahsederken, ‘Eş Genel Başkan’ ifadesini kullanmasına dair de konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Bu nezaketsiz tutum ve tavırlar ne muhatabım ne de cevap vereceğim niteliğe sahip. Kötü söz sahibine aittir” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Tasarım Müzesi’nin açılışının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kendisini hedef alan açıklamalarına ilişkin konuştu.

İmamoğlu, Ankara, İstanbul ve İzmir’de hazırladıkları seçim afişlerinin bilboardlara asılmasının engellendiğini öne süren ve İBB’yi suçlayan Akşener’e şu yanıtı verdi:

“Bizim öyle bir engelleme veya bu tarz bir girişimde bulunmayacağımızı en iyi kendileri bilirler. Bu noktada ne için yaptığını bilmiyorum bu açıklamayı, ama muhtemelen bilboard meselesi… Bu işin sadece İstanbul’u yok, muhtelif şehirleri var. Bu işler de şehirlerde firmalarda yönetiliyor. Onlarla konuşabilirler.

İstanbul’da Ekrem İmamoğlu üzerinden konuşmak veya taş atmak böyle bir prim yapacak zannedilir şekle doğru gidiliyor. Hayırlısı. Allah’tan alışığız. Bize atılan hiçbir taşın etkisi olmaz. Bize doğru gelirken havada güle dönüşür. Dikkat etsinler, bizim öyle bir endişemiz yok. İnsanlara karşı, demokrasiye karşı sorumluluk hissettik. Bu sorumluluğun dışında da hareket etmedik. Bunu en iyi sayın Akşener bilir.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den bahsederken, ‘Eş Genel Başkan’ ifadesini kullanmasına dair de konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Bu nezaketsiz tutum ve tavırlar ne muhatabım ne de cevap vereceğim niteliğe sahip. Kötü söz sahibine aittir” dedi.

“İYİ Parti nerede duracağına kendisi karar verecek”

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Meral Akşener’in açıklamalarını değerlendirdi. Günaydın, muhalefete muhalefet etmeyi bıraktıklarını, İYİ Partinin nerede duracağına kendisinin karar vereceğini söyledi.

Günaydın, “Bir afişin nasıl asılacağına ilişkin ilkeler, ticari ilişkiler bellidir. Ankara, İstanbul, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bütün afiş mekanlarını kontrol etme durumu yoktur. İYİ Parti de bu gerekçeleri yerine getirir, kendisini tanıtır. Cumhurbaşkanı adayı ilan ettiğin, Fatih’e benzettiğin ve Türkiye’nin kurtuluşunun reçetesi olarak tanımladığın Sayın Ekrem İmamoğlu, Sayın Mansur Yavaş’ı bugün beğenmeyip karşısına aday çıkartmak, kendisini engellemekle itham etmek, İYİ Partinin kurumsal kimliğinden çıkan kararlardır. Biz buna da saygılıyız” değerlendirmesinde bulundu.

İYİ Parti Lideri Akşener ne demişti?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki  grup toplantısında yaptığı açıklamada, yerel seçim için hazırladıkları afişlerin Ankara, İstanbul ve İzmir’deki bilboardlara asılmasının engellendiğini ileri sürmüştü.

Ekrem İmamoğlu’nu hedef alarak “Bizi engellemek isteyen Beştepe değil Saraçhane” ifadesini kullanmıştı.

Mansur Yavaş’ı da hedef gösteren Akşener, şunları söylemişti: “Biz, zaten şirkete telefon açan bu fevkalade cabbar arkadaşları kapalı kapılar ardında aslan kesilip, iş icraata geldiğinde ise meydana çıkmaya cesaret edemeyişleriyle tanıyoruz. Ama belli ki, bunlar karşılarında kimlerin olduğunu unutmuş.”

Paylaşın

Bahçeli’den Bekir Bozdağ’a “Can Atalay” Teşekkürü

Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin açıklamada bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’a da teşekkür ederek, “Adalet yerini bulmuştur” dedi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Gezi Parkı davası kapsamında hüküm giymiş olan Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında Yargıtay 3.Ceza Dairesi’nin verdiği adil, hakkaniyetli ve hukuk temelli kararın, TBMM’nin dünkü birleşiminde okunmasıyla ilgili şahsın milletvekilliği düşürülmüş, nitekim adalet yerini bulmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır. Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü, suçluyu koruma imtiyazı veya bir yargı kararını darbe iddiasıyla yok sayma hakkı olamaz. Demokrasiye, milli huzur ve güvenliğimize darbeye tevessül eden Anayasa Mahkemesi’dir.

Milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi’nin medya gücünü arkasına alarak ilerlettiği vesayetçi, art niyetli, peşin hükümlü, siyasi hüviyetli sakat ve sancılı tutumunu reddetmiş, Anayasa’nın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde kesinleşmiş mahkeme kararının gereğini yapmıştır.

Bekir Bozdağ’a teşekkür

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sayın Bekir Bozdağ’ı cesur, dirayetli ve tavizsiz yönetiminden dolayı tebrik ediyor, Gazi Meclis’in saygınlığını muhafaza ve müdafaa gayreti nedeniyle de teşekkürlerimi paylaşıyorum. Başkanlık kürsüsü önüne toplanan, sıra kapaklarına vuran, Meclisi’mizi yuhalayarak kendileriyle müsemma olan nefret ve şiddet gösterisine heveslenenler kınanmaya müstahak demokrasi cellatlarıdır.

Millet iradesi demokrasi ve hukuk namusuna sahip çıkmıştır. Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin hitamında yeni bir gezi provokasyonu telaffuz edenler gaflettedir. Sokağı ve kanunsuz direnişi adres gösterenler, dahası ülkemiz aleyhine her türlü pozisyonun alınmasından bahsedenler husumet figüranlarıdır.

Hiç kimse bedeli ve sonuçları çok ağır olacak bir yanlışın faili olmamalıdır. Türkiye’nin anarşiye ve sokak diline teslimiyeti sadece ham bir hayaldir. Demokrasiye ve hukuka saygı herkesin, hepimizin temel sorumluluğudur. Şuur kaybının pençesinde bu sorumluluğun hilafına hareket edenleri ne tarih ne de millet affetmeyecektir.”

Ne olmuştu

Anayasa Mahkemesi, (AYM) Gezi Davası’ndan tutuklu bulunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’la ilgili ikinci kez hak ihlali kararı vermişti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk ihlal kararında olduğu gibi, dosyayı Yargıtay’a göndermişti.

Daire, “Anayasa Mahkemesi’nce verilen ikinci ihlal kararının hukuki değeri olmadığını, bu bağlamda Anayasa’nın 153/6. Maddesi kapsamında uygulanabilecek bir kararın var olmadığını” belirterek Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyulmamasına karar vermişti.

Paylaşın

GP Lideri Ahmet Davutoğlu’ndan Bekir Bozdağ’a: Kullanılmaktan Bıkmadı

Saadet – Gelecek Partisi ortak grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu da isim vermeden Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi kararını okuyan Bekir Bozdağ’ı eleştirdi.

GP Lideri Davutoğlu, “Şundan eminim Numan Kurtulmuş dahil hiçbir AK Partili Beştepe’den talimat gelmedikçe böyle bir şeyi içlerine sindiremezler ama şundan da eminim şahsiyetleri öylesine ezildi güç karşısındaki ahlaki tutarlılıkları öyle öyle örselendi ki artık herhangi bir konuda direnme güçleri kalmadı.

Dün Gazze’yle ilgili bir konferanstan dönüp Türkiye’deki manzarayı gördüğümde bir kez daha utanç duydum. Meclis Başkanı, ki bu tür konularda nedense hep aynı isim öne çıkarılır aynı isim kullanılır, o kullanılmaktan bıkmaz birileri de onu kullanmaktan hiç geri durmaz” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi TBMM’de ortak grup toplantısında konuştu. Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Hepimizin ağaya kalkma vakti. Hangi düşünceden, hangi partiden, hangi inançtan, hangi bölgeden olursa olsun yeter deme vakti. Can Atalay meselesi feri bir mesele değildir. Tekil olarak, bir milletvekilliğinin şahsi davası gibi görebilir bazıları, ama ülkemiz için çok sembolik bir nitelik kazanmaya başladı…

Dün yaşanan şey, ilkeler manzumesi olan Anayasanın yok sayılmasıdır. İnsan hakları temelinde ortaya konan temel demokratik kazanımların yok sayılmasıdır. Süratle bir anayasasızlaşmaya gidiyoruz. Anayasa çok muteber mi bizim için? Hayır.

12 Eylül Anayasası, delik deşik edilmiş şekliyle Türkiye’ye zaten dar geliyorken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bunu daha da daralttı. Daha dar bir tünele soktu bizi. Ama şimdi daha vahim bir gelecek bizi bekliyor. Bu beğenmediğimiz anayasanın dahi devreden kalktığı anayasasızlaştırılan bir ülkeye doğru gidiyoruz.

Bunun çözülmesi lazım. Yapılmak istenen şey çok açık. Önce Anayasa Mahkemesi’ni işlevsizleştirecekler. Sonra mümkünse Anayasa Mahkemesi’ni kapatacaklar ve sonra mümkünse Türkiye’yi tamamıyla uluslararası hukukun dışına çıkarıp kendi içinde bir dar boğaza sokacaklar.

Fiilen hukuk kalmayacak. Tüylerim ürpererek söylüyorum. Bu gittiğiniz yol yol değil. Bir gün gelecek bu hukuka adalete sizin de ihtiyacınız olacak.

“Direnme güçleri kalmadı”

Şundan eminim Numan Kurtulmuş dahil hiçbir AK Partili Beştepe’den talimat gelmedikçe böyle bir şeyi içlerine sindiremezler ama şundan da eminim şahsiyetleri öylesine ezildi güç karşısındaki ahlaki tutarlılıkları öyle öyle örselendi ki artık herhangi bir konuda direnme güçleri kalmadı.

Dün Gazze’yle ilgili bir konferanstan dönüp Türkiye’deki manzarayı gördüğümde bir kez daha utanç duydum. Meclis Başkanı, ki bu tür konularda nedense hep aynı isim öne çıkarılır aynı isim kullanılır, o kullanılmaktan bıkmaz birileri de onu kullanmaktan hiç geri durmaz.

Devlet Bahçeli dün yine kürsüde bize dönük ağır hakaretlerde bulundu. Bir hafta önce münafık dün de şeytan dedi. Türkiye’deki siyasi polemiklere bir dakikamı ayırmaktansa bin dakikamı dünyadaki mazlumlara ayırırım.”

Paylaşın

MHP, Yine Anayasa Mahkemesi’ni Hedef Aldı

Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesinin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan MHP’li Feti Yıldız, AYM’yi hedef alarak, “Bireysel başvuru hakkını düzenleyen maddeler yeniden düzenlenmeli” dedi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Yıldız, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türk yargı sisteminin yapısal sorunlarının çözümü için elverişli bir araç olması ümit edilen bireysel başvuru, mecrasından çıkmış yargı sistemini zayıflatan sistemsel bir sorun haline gelmiştir. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda, Bireysel Başvuru Hakkını Düzenleyen 45, 46, 47, 48, 49, 50. maddeler yeniden düzenlenmeli ve temel kriter; Kanuna açıkça aykırılık halleri ve takdir yetkisinin keyfi kullanılması ile sınırlandırılmalıdır.”

Öte yandan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili, “Adalet yerini bulmuştur” değerlendirmesi yaptı.

Bahçeli’nin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama şöyle: Gezi Parkı davası kapsamında hüküm giymiş olan Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında Yargıtay 3.Ceza Dairesi’nin verdiği adil, hakkaniyetli ve hukuk temelli kararın, TBMM’nin dünkü birleşiminde okunmasıyla ilgili şahsın milletvekilliği düşürülmüş, nitekim adalet yerini bulmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır. Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü, suçluyu koruma imtiyazı veya bir yargı kararını darbe iddiasıyla yok sayma hakkı olamaz. Demokrasiye, milli huzur ve güvenliğimize darbeye tevessül eden Anayasa Mahkemesi’dir.

Milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi’nin medya gücünü arkasına alarak ilerlettiği vesayetçi, art niyetli, peşin hükümlü, siyasi hüviyetli sakat ve sancılı tutumunu reddetmiş, Anayasa’nın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde kesinleşmiş mahkeme kararının gereğini yapmıştır.

Destici’den muhalefete terör suçlaması

Ayrıca Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici de “Anayasa Mahkemesi verdiği kararlarla Türkiye’nin karıştırılmasına zemin hazırlamaktadır” iddiasında bulundu. MHP gibi BBP lideri de Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yapısının değiştirilmesini ve “yeni anayasa” istedi. Destici, Can Atalay kararına tepki gösteren muhalefet partileri için “terör örgütünün destekçisi” sözlerini sarf etti.

Ne olmuştu

Anayasa Mahkemesi, (AYM) Gezi Davası’ndan tutuklu bulunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’la ilgili ikinci kez hak ihlali kararı vermişti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk ihlal kararında olduğu gibi, dosyayı Yargıtay’a göndermişti.

Daire, “Anayasa Mahkemesi’nce verilen ikinci ihlal kararının hukuki değeri olmadığını, bu bağlamda Anayasa’nın 153/6. Maddesi kapsamında uygulanabilecek bir kararın var olmadığını” belirterek Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyulmamasına karar vermişti.

Paylaşın

Akşener’den CHP Lideri Özer’e Tepki: Herkes Haddini Bilecek

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Özgür Özel Eskişehir’de ilginç bir konuşma yaptı. Bizimle ilgili imanın ötesine geçen, AK Parti ile tuhaf bazı alışverişlerimiz olabildiğini ifade eden bir konuşma yaptı. Ağır bir iftirada bulundu” dedi ve ekledi:

“Buradan Sayın Özel’e sesleniyorum: Siz bilmeyebilirsiniz 2017’de biz hayır oyu kullanmak üzere kampanya yaptık. Eski genel başkanımız Kılıçdaroğlu’na gidin sorun, CHP bize 1 liralık yardım yapmış mı? Cevabı hayır. Patimizi kurduğumuzda Kılıçdaroğlu bize 1 lira para yardımı yapmış mı? Sayın Kılıçdaroğlu buna cevap vermek zorundasınız. Herkes haddini bilecek.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Meral Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Görüşleri fark etmeksizin siyasetteki herkes bizden çok rahatsız. Zaten iktidar rahatsız, DEM’liler rahatsız onları biliyorduk. Meğer ana muhalefet partisi de çok rahatsızmış onu da gördük. Bu kadar çok kesimi rahatsız ediyorsak ne kadar doğru işler yapıyoruz demek ki.

Bugün de isteniyor ki bilboardsız seçim kampanyaları yapalım. Bu sefer önümüze engel çıkaran iktidar değil ana muhalefet, saray değil belediye, Saray değil, Saraçhane.

Seçim kampanyası için hazırlığımız 4 sloganımız var. Büyük karın ağrısının sebebi işte bunlar. Beşinciyi de ben ekledim: Saray sansürüne de belediye sansürüne de mecbur değilsin.

Hayatında el tokadı yememişler, arabası kurşunlanmış bir genel başkan olarak duruyorum karşınızda. Hayatınızda el bebek gül bebek gelmişsiniz bizi mi korkutacaksınız. Her siyasi parti biz de bir şirkete anlaşarak Ankara, İstanbul ve İzmir’de bilboardlar kiraladık, parasını ödedik.

Afişleri fotoğrafları çekilmiş, sonra da şirkete ‘İstanbul’dan bir telefon gelmiş, bunları asmayacaksınız, biraz yumuşatın’ diye. Üstelik Ankara ve İzmir’de de asılmayacakmış. Sonra da eşbaşkanlık deyince alınıyorlar, kızıyorlar.

Referandum sürecinde kiraladığımız salonları hatırlayın, partimizin kuruluş lansmanı için kiraladığımız ünlü oteli, genel merkezimiz için bina aradığımız zamanları hatırlayın.

Bu tür durumlarda eğer belediye izin vermiyorsa sebebi ile birlikte bir ret yazısı yazar imzası kaşesi ile birlikte şirkete gönderilir. Ama ne böyle bir ret ne izin ne de gerekçe var, konu şifahi kaldı. Bu kepazeliğin bedelini şirket üzerine yıkarlarsa hiç şaşırmayacağız.

Adaletsizlikle mücadele etmek için mağdurun kim olduğuna bakmaksızın yeri geldiğinde Pınarhisar’a yeri geldiğinde Saraçhane’ye en önde koşanlarız ve yeri geldiğinde bunların en pis bedellerini ödeyenleriz.

Yıllardır ceberrut bir iktidar karşısında dimdik duran bizler şimdi onun kötü bir taklidine mi boyun eğeceğiz. Ateşten çemberlerden geçip bugünlere gelen bizler şimdi bir kibritle mi yanacağız.

Özgür Özel Eskişehir’de ilginç bir konuşma yaptı. Bizimle ilgili imanın ötesine geçen, AK Parti ile tuhaf bazı alışverişlerimiz olabildiğini ifade eden bir konuşma yaptı. Ağır bir iftirada bulundu. Buradan Sayın Özel’e sesleniyorum: Siz bilmeyebilirsiniz 2017’de biz hayır oyu kullanmak üzere kampanya yaptık.

“Kendi imkanlarımızla sürünerek propaganda yaptık”

Eski genel başkanımız Kılıçdaroğlu’na gidin sorun, CHP bize 1 liralık yardım yapmış mı? Cevabı hayır. Patimizi kurduğumuzda Kılıçdaroğlu bize 1 lira para yardımı yapmış mı? Sayın Kılıçdaroğlu buna cevap vermek zorundasınız. Herkes haddini bilecek. En fazla aldığımız yardım parasını ödediğimiz salonlardır. Kendi imkanlarımızla sürünerek biz propaganda yaptık.

Gelelim 2019’a aynı şey olmuş mu? Seçimler oldu İstanbul ve Ankara, Antalya, Aydın, Muğla kazanıldı. Bu belediye başkanlarına sesleniyorum. Sayın İmamoğlu, Mansur Yavaş, Zeydan Karalar, Muhittin Böcek ben sizi şu işi şuna verin bize para gelecek diye aradım mı, partimize 1 kuruş para istedim mi? Sayın Kılıçdaroğlu ben sizden hiçbir şey istedim mi? Sizden istemedik size kazandırdık.

AK Parti ile ittifakları biz değil, dolaylı olarak sizler yapıyorsunuz. Aynı kurtlu elmanın iki yarısı olanların ürettiği masalları dinliyoruz. Lafa gelince en büyük Atatürkçü kendileriymiş gibi yaparlar. Ama bir taraf Atatürk düşmanı hangi onursuz varsa diğer taraf da malum şer ocağına şirin gözükmek için adını bizzat Atatürk’ün verdiği şehrimizin adını bile söyleyemez. Tunceli diyemez.  

Bir taraf HÜDA Par ile el ele tutuşurken bir taraf DEM’li kafaların kuyruğundan ayrılamaz. Bir taraf tek adam vesayetini meşrulaştırmaya çalışırken bir taraf da Kandil’e İmaralı’ya Tekirdağ’a giden selamlar Türksüz Türkiye hezeyanlarını demokrasi ile örtmeye çalışır. Sözde değişimler özde izdüşümlere dönüşmüş.

Hak hukuk demokrasi hassasiyetleri aynı iktidarınki gibi sadece kendileri ile aynı fikirde olanlar içinmiş. Milletin verdiği yetkiden aldığı gücün kibriyle kendini kaybeden sadece AK Parti eğil bizzat ana muhalefeti yönetenlermiş.

Büyük hukuksuzluklarla karşı karşıyayız. Dün akşam Meclisimizde yaşananlar 100 yıllık devletimizi hukuk devleti ilkesinin ne denli tehdit altında olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Bugüne kadar yargı kurumları arasında süren uyumsuzluğa dün akşam TBMM de dahil oldu.

Yargıtay’ın anayasayı tanımayarak yok açtığı hukuk skandalına TBMM de eşlik etmiş oldu. Yürütmenin yargı üzerindeki siyasi baskısından yasama da payını almış oldu. Ülkemizde aylardır süregelen anayasal krizi Meclis’imizden çıkan Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülme kararı ile birlikte artık ülkemizi anayasasız bir devlet olma tehlikesine karşı sürüklemeye başladılar.

Sorunu çözüp uyumu sağlamakla görevli olan Erdoğan her zamanki gibi sorunu büyütmeyi, krizi derinleştirmeyi tercih ediyor. Devletmiş, anayasaymış kanunmuş onlar için hepsi önemsiz bir teferruat haline geldi. Uyguladıkları kararların meşruiyetini bundan sonra neye dayandıracaklar?

Gazze’deki Netahyahu terörünün zulmüne karşı pek çok çağrıda bulunduk. Savaş suçlusu ilan edilmesi için ülkelerin Meclislerinde karar alınmasını, bunun da uluslararası boyuta taşınması gerektiğini, Türkiye’nin de arabulucu ülke olarak öncülük etmesini istedik.

Bizi Erdoğan, İç ve Dışişleri bakanları duymadı, Arap ülkeleri de duymadı. Ama sağ olsun Afrika duydu, 29 Aralık’ta Güney Afrika Cumhuriyeti aldı bu kararı. İktidarın hamasetle yapamadığını Mandela’nın çocukları yaptı. Devlet yönetmekle algı yönetmenin farkı bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

Buradan hükümete çağrımız; gelin Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak biz de Filistin lehine davaya müdahil olalım.

26 Ocak’ta İzmir’de Suriyeli bir sığınmacının vahşice saldırısıyla 12 yaşındaki bir çocuğumuzu kaybettik. Annesini 7 kez bıçaklayan cani 12 yaşındaki Behiye’yi de sırf korkup çığlık attığı için bıçaklayarak öldürdü. Vahşetin geldiği son nokta işte budur.

“Milli kültürümüz tahrip ediliyor”

Uzun zamandır sürdürülen stratejik göç mühendisliğinin sonucunda toplumsal güvenliğimiz tehdit altında. Birçok çocuğumuz tacize tecavüze şiddete uğramaktan korkan birçok kadın tehdit altında. Kontrolsüz göç ve sığınmacı sorunu Türkiye’nin milli güvenliği için en öncelikli tehditlerden biri haline geldi. Milli kültürümüz tahrip ediliyor.

Devleti yönetenler havaya bakıp ıslık çalmaya devam ediyor. Kimsenin şüphesi olmasın ki İYİ Parti’nin yönettiği ütün belediyelerde sığınmacı sayısını azaltacağız.”

Paylaşın

2023 Yılı Dış Ticaret Açığı 106 Milyar Dolar

2023 yılında ihracat bir önceki yıla göre yüzde 0,6 artarak 255 milyar 777 milyon dolar, ithalat yüzde 0,5 azalarak 361 milyar 774 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle dış ticaret açığı 105 milyar 997 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Aralık 2023 verilerini açıkladı. Buna göre, genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2023 yılı Aralık ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 artarak 23 milyar dolar, ithalat yüzde 11,0 azalarak 29 milyar 39 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,6 artarak 255 milyar 777 milyon dolar, ithalat yüzde 0,5 azalarak 361 milyar 774 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2023 Aralık ayında yüzde 1,7 azalarak 21 milyar 400 milyon dolardan, 21 milyar 41 milyon dolara geriledi. Aralık ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 4,2 azalarak 21 milyar 704 milyon dolardan, 20 milyar 799 milyon dolara geriledi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret fazlası Aralık ayında 242 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 2,9 azalarak 41 milyar 840 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 101,2 oldu.

Aralık ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,8 azalarak 9 milyar 713 milyon dolardan, 6 milyar 39 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Aralık ayında yüzde 70,2 iken, 2023 Aralık ayında yüzde 79,2’ye yükseldi.

Ocak-Aralık döneminde dış ticaret açığı yüzde 3,2 azalarak 109 milyar 541 milyon dolardan, 105 milyar 997 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Aralık döneminde yüzde 69,9 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 70,7’ye yükseldi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Aralık ayında imalat sanayinin payı yüzde 92,9, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 5,1, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu. Ocak-Aralık döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,2, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,8, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2023 Aralık ayında ara mallarının payı yüzde 68,3, sermaye mallarının payı yüzde 17,0 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,7 oldu. İthalatta, 2023 Ocak-Aralık döneminde ara mallarının payı yüzde 72,2, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 13,2 oldu.

Aralık ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 679 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 314 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 254 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 217 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 22 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,2’sini oluşturdu.

Ocak-Aralık döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 21 milyar 92 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 14 milyar 826 milyon dolar ile ABD, 12 milyar 786 milyon dolar ile Irak, 12 milyar 468 milyon dolar ile Birleşik Krallık ve 12 milyar 381 milyon dolar İtalya ile takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,8’ini oluşturdu.

İthalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Aralık ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 209 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 270 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 514 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 470 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 330 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,1’ini oluşturdu.

Ocak-Aralık döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 45 milyar 602 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 44 milyar 980 milyon dolar ile Çin, 28 milyar 684 milyon dolar ile Almanya, 19 milyar 902 milyon dolar ile İsviçre, 15 milyar 778 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,8’ini oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2023 Aralık ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 2,4, ithalat yüzde 0,2 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2023 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,3 artarken, ithalat yüzde 9,0 azaldı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Aralık ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 92,9’dur. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,6’dır. Ocak-Aralık döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,2’dir. Ocak-Aralık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,8’dir.

Aralık ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 77,8’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,7’dir. Ocak-Aralık döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,7’dir. Ocak-Aralık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,7’dir.

Özel ticaret sistemine göre, 2023 yılı Aralık ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 azalarak 20 milyar 696 milyon dolar, ithalat yüzde 11,2 azalarak 27 milyar 318 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aralık ayında dış ticaret açığı yüzde 33,6 azalarak 9 milyar 971 milyon dolardan, 6 milyar 622 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Aralık ayında yüzde 67,6 iken, 2023 Aralık ayında yüzde 75,8’e yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2023 yılı Ocak-Aralık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,2 azalarak 232 milyar 310 milyon dolar, ithalat yüzde 0,9 azalarak 339 milyar 58 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Aralık döneminde dış ticaret açığı yüzde 0,2 azalarak 106 milyar 963 milyon dolardan, 106 milyar 748 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Aralık döneminde yüzde 68,7 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 68,5’e geriledi.

Paylaşın

Liderlerden Can Atalay Tepkisi: Artık Kanun Devleti Bile Değiliz

Siyasi parti liderleri, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine tepki gösterdi.

İYİ Parti Lideri Akşener, “Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi kararıyla birlikte artık anayasasız bir devlet tehlikesine doğru sürükleniyoruz” ifadelerini kullanırken, DEVA Partisi Lideri Babacan, “Sayenizde artık kanun devleti bile değiliz” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ise, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin darbe olduğunu ifade ettiler.

Siyasi parti liderlerinin Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin tepkileri şöyle:

Sosyal medya hesabından videolu bir açıklama yayınlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu darbe girişimine karşı direneceğiz, mücadele edeceğiz. Bu mücadelede herkesi direnmeye, mücadeleye ve bu darbe girişimine karşı pozisyon almaya, tepki göstermeye davet ediyoruz!” dedi.

Konuşmasında, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkında iki kez hak ihlali kararı verdiğini, bu karara mahkeme ve Yargıtay’ın uymayarak Atalay’ı tahliye etmediğini hatırlatan Özgür Özel, “Biraz önce karar okutulurken, bu Meclis’in hakkını, hukukunu savunacak Meclis Başkanı neredeydi? Birleşik Arap Emirlikleri’nde. Okuttuğu kararda Meclis’e ayar veriyorlar, millete ayar veriyorlar. Meclis Başkanı’na bu kararı hala niye okutmuyorsun diyorlar. Ve böyle bir karar okutuldu” ifadelerini kullandı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un kararın kendisinin Meclis’te olmadığı sırada okutulmasını istediğini iddia eden Özel, “Meclis Başkanı demiş ki, ‘Aman ben dışarıdayken okutun bu kararı’. Bekir Bey’e yetki vermiş, Bekir Bey vekalet ederken kararı okuttu. Güya bu ayıptan, rezaletten kendini kurtaracak. Başını Birleşik Arap Emirlikleri’ne gömünce bu yapılan büyük hukuksuzluğu, Meclis’e saygısızlığı, sana saygısızlığı görmemiş mi oluyorsun?” diye konuştu.

Burada elbette baş sorumlu, sarayda oturan, bütün yetkileri kendisinde toplayan, Anayasa’yı kendisi için önce ihlal eden sonra Anayasa’yı OHAL şartlarında kendine uyduran birisinin yargıyı da kontrol etmesidir” diyen Özel, şöyle devam etti:

“Anayasa Mahkemesi geçit vermedi ama buna geçit verenler Yargıtay’dır, AK Partili yöneticilerdir ve en büyük sorumluluk sahibi de Meclis Başkanı’nın ta kendisidir. Bütün Türkiye’ye sesleniyoruz, Anayasa’nın yok sayılması devletin yok sayılmasıdır. Bugün bir maddeyi yok sayanlar, yarın öbür maddeyi yok sayarlar. Malımızın, canımızın güvencesi anayasadır. Anayasa olmazsa devlet olmaz. Anayasa’yı yok sayanlar bugün Can Atalay’a, Hatay’a ama yarın sana tehdittir. Bu darbe girişiminin karşısında Anayasa’yı korumak her vatandaşın görevidir. Direneceğiz, mücadele edeceğiz.”

“Artık kanun devleti bile değiliz”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Başörtüsü yasaklarına, siyasi parti kapatma davalarına karşı başvurduğunuz mahkemeleri ezip geçtiniz. Hakkı savunan yargıçlar sayesinde o koltuklarda oturup hakkı savunan Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyorsunuz. Sayenizde artık kanun devleti bile değiliz” açıklamasını yaptı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Bugüne kadar yargı makamları arasında çözülemeyen bir anayasal devlet krizine, ne yazık ki bu akşam Türkiye Büyük Millet Meclisi de dahil oldu” dedi.

“Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi kararıyla birlikte artık anayasasız bir devlet tehlikesine doğru sürükleniyoruz” diyen Akşener, “Sayın Erdoğan’ın devlet organları arasındaki sorunu çözmek yerine, daha da büyütmeyi seçmesine biz elbette şaşırmadık! Ancak anayasamız, milletin andıdır! Andını çiğnediğiniz bir milletin iradesini bu saatten sonra nasıl temsil edeceksiniz? Uyguladığınız kararların meşruiyetini neye dayandıracaksınız? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hukuka, adalete ve vicdanlara düşürdüğünüz bu gölgeyle nasıl yöneteceksiniz?” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen kontrollü Yargı, keyfine göre ülke yöneten Erdoğan’ın ‘korku’larına göre karar veriyor. Muhalafet diyerek bir tavır sınırlaması yapmadan Türkiye’de hukuka, demokrasiye, adalete, bir asırlık gayretlerimize ve geleceğe kıymet veren her bir vatandaşımız Can Atalay’ın Milletvekilliğinin düşürülme çabasına, bu garabete dur demeli, itiraz etmelidir!” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kararın darbe olduğunu belirterek, “Hatay halkının vekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi siyasi darbedir! Saray’ın talimatıyla alınan bu kararla TBMM tarihine kara bir leke daha bulaşmıştır. TBMM’de okunan karar yok hükmündedir. Siyasi rehine olarak cezaevinde tutulan #CanAtalay halkın vekilidir. Hiçbir siyasi darbe bu gerçeği değiştiremez!” ifadelerini kullandı.

Uygulamanın hukuk aykırı olduğu belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Hatay Milletvekili ve yoldaşımız Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi hukuksuzluktur, haksızlıktır, gayri meşrudur. Kabul etmiyoruz! Bu iktidar açıkça suç işlemektedir. Olan biten anayasal bir darbedir. #CanAtalay ve demokratik siyaset hakkını kullandığı için rehin tutulan arkadaşlarımız özgürleşene kadar mücadelemizden tek bir geri adım atmayacağız” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Artık bu iktidarı tanıyamıyorum. Birlikte her türlü yasağa, baskıya, engellemeye karşı mücadele ettiğimiz; demokrasinin tesisi, milli iradenin egemenliği, düşünce ve inanç özgürlüğü için omuz omuza mesai harcadıklarımız, o koltuklarda oturanlar olamaz. Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararı verdiği Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi, seçmen özgürlüğünün ipotek altına alınması, seçilenlerin hürriyetinin tehdit edilmesidir. Bu kararı alanları kınıyorum!” ifadelerini kullandı.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Anayasa Mahkemesi, Can Atalay hakkında ‘hak ihlali’ kararı vermiştir. Can Atalay, cezaevinde değil TBMM’de olmalıdır. TBMM’nin, Can Atalay’ın Milletvekilliğini düşürmesi yanlıştır” dedi.

“Anayasa’yı yok sayan bir iktidar, öncelikle kendi meşruiyetini yok saymaktadır!”

Saadet Partisi ise bir açıklama yayınladı: “Adaletin olmadığı yerde zulüm ve baskı vardır! Baskı ve zulmün kime yapıldığına bakmaksızın adaletin yanında durmak inancımızın gereğidir. Öte yandan her iktidar, meşruiyetini Anayasa’dan alır. Anayasa’yı yok sayan bir iktidar, öncelikle kendi meşruiyetini yok saymaktadır!

Bilinmesini isteriz ki bizim Can Atalay ile siyasi ve sosyal hiçbir benzerliğimiz yoktur. Ancak milli irade ile seçilmiş bir kişinin vekilliğini, Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen, düşürmek amasız-fakatsız bir hukuk ihlalidir. Bu skandal karara imza atanları kınıyoruz. Adalet önünde herkes eşittir. Bu eşitliği ve yasaları yok sayarsanız artık bir hukuk devleti olma vasfını yitirmiş olursunuz.”

Ne olmuştu

Anayasa Mahkemesi, (AYM) Gezi Davası’ndan tutuklu bulunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’la ilgili ikinci kez hak ihlali kararı vermişti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk ihlal kararında olduğu gibi, dosyayı Yargıtay’a göndermişti.

Daire, “Anayasa Mahkemesi’nce verilen ikinci ihlal kararının hukuki değeri olmadığını, bu bağlamda Anayasa’nın 153/6. Maddesi kapsamında uygulanabilecek bir kararın var olmadığını” belirterek Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyulmamasına karar vermişti.

Paylaşın