Demirtaş’tan Dikkat Çeken “Başak Demirtaş” Mesajı

Selahattin Demirtaş, eşi Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığına dair kararına ilişkin, “Başak hanımın adaylık açıklaması partimize güç vermek içindi, geri çekilme açıklaması da partimizin bilgisi dahilinde. Bütün bu süreçler birlikte yürütülmüştür halkımız bilsin, halkımız bize güvensin ne yaptığımızı biliyoruz” dedi.

Demirtaş, DEM Parti’ye ilişkin ise, “Biriz, bütünüz aramızda herhangi bir ayrılık gayrılık yok. Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok. Halkın kafasını karıştırmaya çalışanlara kimse pirim vermesin” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki ile partinin Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, Edirne 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti.

Mehmet Rüştü Tiryaki ve Saruhan Oluç ziyarete ve Selahattin Demirtaş’ın son tartışmalara ilişkin notunu paylaştı. Tiryaki ve Oluç’un açıklamaları şöyle:

Mehmet Rüştü Tiryaki: “Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun önüneyiz. Biraz önce önceki dönem Eş Genel Başkanımız Sevgili Selahattin Demirtaş ve Dr. Selçuk Mızraklı’yı ziyaret ettik. Herkese çok çok selamları var. Siyaseti her zamanki gibi büyük bir moralle ve yakından takip ediyor. Sürecin her anını yakından takip ediyor. Kısa bir süre önce babasını kaybetti annesi yoğun bakıma kaldırıldı. Bunun etkisi hala üzerinde ama bunun dışında tam moralli gördük. Hepinize çok çok selamı vardı. Keşke şimdi burada olsaydı beş dakikalığına bütün mesajını aracısız bir şekilde size iletebilseydi. Ama 7 yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüğü elinden alınmış durumda.

“Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok”

“Bir mesajı var, çokça tartışılan bir konu sevgili Başak Demirtaş’ın ‘parti eğer uygun görürse böyle bir teklif getirirse, halklarımızın geleceği ve barış için’ adaylığa hazır olduğunu ifade etmişti. Sevgili Başak Demirtaş bugün yaptığı açıklama ile aday adaylığından çekildiğini ifade etti. Bütün bunların partimizin bilgisi dahilinde ve birlikte görüşmeler sonucu alınmış kararlar olduğunu bilmenizi isteriz. Bu konu ile ilgili çok açık bir mesajı (Demirtaş’ın) var. Bunu da sizlerle paylaşmak istiyoruz. Demirtaş’ın söylediği şey şu: Başak hanımın adaylık açıklaması partimize güç vermek içindi, geri çekilme açıklaması da partimizin bilgisi dahilinde. Bütün bu süreçler birlikte yürütülmüştür halkımız bilsin, halkımız bize güvensin ne yaptığımızı biliyoruz, diyor sevgili Selahattin Demirtaş.

Saruhan Oluç: “İki cümle eklemek isterim. Selahattin Demirtaş’ın sözleri ile ifade ediyorum. Dedi ki ‘Biriz, bütünüz aramızda herhangi bir ayrılık gayrılık yok. Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok. Halkın kafasını karıştırmaya çalışanlara kimse pirim vermesin.’ Net olarak bu mesajı bir kez daha herkese iletmek istiyoruz.”

Paylaşın

Bloomberg: Şimşek, Erdoğan’dan Erkan’ı Görevden Almasını İstedi

New York merkezli yayın organı Bloomberg, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Hafize Gaye Erkan’ı Merkez Bankası (TCMB) başkanlığı görevinden almasını istediğini yazdı.

Hafize Gaye Erkan, kısa bir süre önce sosyal medya hesabından “görevinden azil” talebinde bulunduğunu duyurmuş, saatler sonra Resmi Gazete’de yayınlanan bir başkanlık kararında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hafize Gaye Erkan’ı “görevden aldığı” bildirilmişti.

Bloomberg’den Beril Akman ve Kerim Karakaya yayınladıkları makalede, Hafize Gaye Erkan’ın görevden ayrılmasına zemin hazırlayan sürece değindiler.

Erkan’ın bir aylık ABD seyahati, sessizlik süresinde ABD’de iş adamlarıyla görüşmesi, Erdoğan’a yakın olmak istemesi, ailesini Merkez Bankası’na götürmesi ve teknokrata yakışmayacak röportajının halkta bulduğu yankılara dair tüm süreç ele alındı. Son olarak Erkan’ın tavırlarının Şimşek’i rahatsız ettiği ve Şimşek’in Erdoğan’a Erkan’ı görevden almasını istediğine işaret edildi.

Beril Akman ve Kerem Karakaya’nın makalesinin tamamı şu şekilde:

Hafize Gaye Erkan’a gelince Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güveni sonuna kadar sarsılmadı. Ancak o zamana kadar, onun mahvolduğunu kanıtlayan şey, yaklaşık 1,1 trilyon dolarlık ekonomiyi güzelleştirme misyonuyla hareket eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek gibi diğer ağır topların güvenini kaybetmiş olmasıydı.

Merkez Bankası içindeki ve Türkiye’nin iktidar koridorlarındaki eleştirmenler için, Erkan’ın neredeyse sekiz aylık görev süresinin sonu, personel ile çatışmalarının doruk noktasıydı ve iç müzakereler hakkında bilgi sahibi olan kişilere göre sonuçta boşa çıkan bir güç oyunuydu. Konuştuğumuz kaynaklar medyayla konuşma yetkileri olmadığı için kimliklerinin açıklanmaması istedi.

Goldman Sachs Group Inc.’de yaklaşık on yıl görev yapan Türkiye’nin ilk kadın merkez bankası başkanı, bunun yerine bunu “büyük karakterli bir suikast kampanyası” olarak gördüğünü, ailesini ve küçük çocuğunu korumak için istifa ettiğini söyledi.

Teknokrat grubundaki çatlaklar

Erdoğan’ın geçen mayıs ayında yeniden seçilmesinin ardından, geleneksel politikalara dönüş sırasında Şimşek’le birlikte Erkan’ın da övgüyle karşılanması, ödemeler dengesi krizi ve dövizde düzensiz bir devalüasyon olasılığı riskini ortadan kaldırdı. Ancak kaynaklar, perde arkasında Erdoğan’ın görevlendirdiği teknokrat grubunun işin üzerinden henüz aylar geçmesine rağmen çatlaklar göstermeye başladığını söyledi.

Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı bu haber hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Erkan’a yapılan aramalar ve mesajlar cevapsız kaldı.

Kendi yerleşik politika çevrelerine karşı bir tepki olarak bile Erkan, ABD’deki bağlantı ağıyla övünen, bilgili ve dürüst bir konuşmacı olarak yabancı yetkililerin ve birçok yatırımcının övgüsünü kazanıyordu.

Kendisi Merkez bankasından ayrılmış olsa da, yerine Erkan’ın politika şahini olarak görülen yardımcısı Fatih Karahan’ın getirilmesiyle ekibi büyük ölçüde sağlam kaldı. Ancak olayların zaman çizelgesini bir araya getirmek, Erkan dahil son beş başkanın görev süresini tamamlamadan görevden ayrıldığı bir kuruma yeni bir ışık tutuyor.

Bu, gelişmekte olan dünyanın en cezbedici geri dönüş hikayelerinden birini -Erdoğan yönetimindeki politika iniş çıkışlarının on yıldan fazla bir süre içinde dış borç stoklarını yaklaşık yüzde 96 oranında azalttığı bir ülkede- yakından takip eden yatırımcılar için önemli olacak bir durum.

Erkan’ın görünürdeki eksikliklerine gösterilen ilgi, kendisinden önceki erkek adaylara uygulanan muameleyle de tam bir tezat oluşturuyordu. Eski merkez bankacılarından bazıları Erdoğan’ın emirlerini ekonominin zararına yerine getirdiler ancak basından veya siyasetçilerden hiçbir zaman aynı muameleyi görmediler.

Bu durum, Erkan’ın düşüşünde cinsiyetin oynadığı rol ve daha genel anlamda, 38 ülkeden oluşan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nde iş gücü piyasasına katılım oranının en düşük olduğu ekonomide Türk kadınlarının durumuna ilişkin soruları gündeme getirebilir .

Bu hikaye, olaylar hakkında doğrudan bilgisi olan insanlarla yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Hepsi hassas bir konu hakkında özgürce konuşmak için isminin gizli kalmasını istedi.

Geçtiğimiz Haziran ayında Türkiye’ye döndüğünde Erkan, LinkedIn profiline göre Princeton Üniversitesi’nden finans mühendisliği ve uygulamalı matematik alanında doktorasını aldığı ABD’de 20 yılı aşkın bir süre geçirdikten sonra kendi ülkesindeki pek çok kişiye yabancıydı .

Erkan, First Republic Bank’ta neredeyse sekiz yıl çalıştıktan sonra Türkiye’deki görevine başladı;  yaklaşık altı ayı New York merkezli bir ticari gayrimenkul kredi kuruluşu olan Greystone’un eş başkanı ve birkaç ay da icra kurulu başkanı olarak görev yaptı.

Atanmasının üzerinden iki haftadan kısa bir süre geçtikten sonra Türkiye’nin en uzun parasal sıkılaştırma döngülerinden birine girişti.

Fiyatlar yükselmeye devam etti ancak politika yapıcılar, Erkan’dan önce sıklıkla görülen, düşük faiz oranlarının enflasyonu iyileştirebileceği yönündeki hüsnükuruntudan artık vazgeçtiler. Döviz piyasasına gizli müdahaleler devam ederken bile, brüt döviz rezervleri göreve geldiğinden bu yana yüzde 50’den fazla arttı.

Merkez Bankası verilerine göre, Erkan’ın görevde olduğu dönemde yabancı yatırımcılar net 5,3 milyar dolarlık devlet tahvili ve Türk hisse senedi satın aldı. Gösterge Borsa İstanbul 100 endeksi bu dönemde yüzde 60’ın üzerinde yükseliş kaydetti.

Yatırımcıların güveni güçlendi ancak hükümet içindeki bazı kişiler için gerilim şimdiden artmaya başlamıştı. Bazıları, Erkan’ın kamuoyunda her zaman olduğu gibi algılanan teknokrat olmadığını söyledi.

Kaynaklar, görevde geçirdiği birkaç ayın ardından Erkan’ın, daha önce bakanlar veya hükümet yetkilileri için çalışmış olanları seçerek siyasi açıdan anlayışlı bir danışman ekibi kurmaya başladığını söyledi.

Halk, başkanın Aralık ayında yerel bir gazeteye verdiği ilk röportajın, Erkan’ın hedeflerini doğruladığını söyledi. Bu mesajda, politikanın zaten yeterince sıkı olduğunu söyleyerek bir kez daha güvercin tonunu benimsemiş gibi göründü. Bazıları, bu yorumun, faiz belirleme komitesinin bazı üyelerini, başkanın Erdoğan’a daha sempatik görünmek istediğine ve onun zamanından önce bir gevşeme döngüsü başlatabileceğine inanmasına yol açtığını söyledi.

Röportajda Erkan, İstanbul’da kalacak yer bulamadığını ve ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldığını söylerken, fiyatların neden düşmediğini de sorguladı. Finanstan milyonlar kazanan birinin şikayetlerine inanmayan Türkler arasında bu sözler sosyal medyada viral oldu.

Yasal kayıtlara göre, Erkan, 2023’te, ayrıldıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra iflas eden ABD’nin bölgesel kredi kuruluşu First Republic Bank’tan ayrıldığında, 23 milyon dolardan fazla parayla ayrılmıştı.

Teknokratik imajdan uzaktı

Hükümetin bazı üyelerine göre, onun ev fiyatlarına ilişkin yorumu aşırı politik ve ekonomik liderliğin yansıtmak istediği teknokratik imajla çelişkili olarak yorumlandı.

Faizi belirleyen Para Politikası Kurulu içindeki gerginlikler, Ocak ayında, Erdoğan’ın ekonomi ekibini elden geçirmesinden bu yana merkez bankasının düzenlediği bu tür ilk toplantıda Erkan’ın yatırımcı toplantıları için New York’a gitmesiyle doruğa çıktı.

Edinilen bilgiye göre Erkan, ilk etapta başka başkan yardımcılarını geziye getirmek istemedi. Son olarak Fatih Karahan ve Cevdet Akçay da kendisine eşlik etti. Yatırımcı ilişkilerinden sorumlu yardımcısı Hatice Karahan ise yoktu.

JP Morgan Chase & Co.’nun genel merkezinde düzenlenen etkinlik, bazı kişilerin karışık mesajlar olarak tanımladığı şekilde sonuçlandı; Erkan, ocak ayına kadar daha fazla faiz artırımına son verildiğinin sinyalini verdi ve yardımcıları çok daha şahin bir rehberlik sağladı.

Bu, Erkan’ın üç hafta sonra ayrılışına zemin hazırladı.

Yatırımcı görüşmelerinin tamamlanmasının ardından 10 gün daha Türkiye’ye dönmeyen Erkan, yerine bir başkan vekili atamadığı için geziyi yaklaşık bir aya kadar uzattı.

Kendisi ABD’deyken, yerel bir gazetenin ailesinin Merkez Bankası işlerindeki rolüne ilişkin iddiaları yayınlaması patlak verdi.

Konuyla ilgili bilgisi olan kişiler o dönemde Bloomberg’e Erkan’ın babasının sürekli olarak bankada bulunduğunu ve kurumda resmi bir görevi olmamasına rağmen kendisinin bankanın işlerine, özellikle de personel kararlarına dahil olduğunu doğruladıklarını söylemişti.

Erkan’ın babası, İstanbul Sanayi Odası’ndaki bir toplantı da dahil olmak üzere iş etkinliklerine sık sık katılırdı. Halk, Şimşek’in bu olaya karışması karşısında şaşıranlar arasında olduğunu söyledi.

İddiaların ortaya çıkmasından günler sonra Erkan bunları yalanladı ve yasal yollara başvuracağının sözünü verdi. X hesabından konuya ilişkin açıklamada bulunan Erkan, yatırımcılarla görüşmelerde bulunmak üzere ABD’de olduğunu söyledi.

Bu noktada, Ocak ayındaki politika toplantısına bir haftadan az bir süre kalmıştı; faiz kararlarının öncesinde iletişim kesintisi yaşandı.

Kaynaklar, iddiaların ve Erkan’ın ABD’ye yaptığı uzun ziyaretin, para politikası açısından önemli olduğu ortaya çıkan bir nokta öncesindeki tartışmaları sekteye uğrattığını söyledi.

Politika yapıcıların normalde faiz oranlarını tartıştığı hafta, bunun yerine PPK üyeleri ile Erkan arasında son olaylara ilişkin çok sayıda tartışma yaşandı. Şimşek, arabuluculuk amacıyla bu toplantıların bazılarına katıldı.

Şimşek ile arasında da gerilim tırmanıyordu. Şimşek ve diğer politika yapıcılar, gerilimlerin Merkez Bankası’ nın güvenilirliğini ve itibarını sorgulamaya yol açacağından giderek daha fazla endişeleniyorlardı. Kaynaklar, Maliye bakanının sonunda Erdoğan’a durumu anlattığını ve Cumhurbaşkanından Erkan’ı görevden almasını istediğini söyledi.

Başlangıçta plan, para politikasını çok fazla sıkılaştırdıkları için Erkan’dan önceki üç kişiyi görevden alan Erdoğan’ın tasarladığı yeni bir politika hamlesi algısından kaçınmak için önümüzdeki ay yapılacak yerel seçimlere kadar beklemekti.

Sonu bundan daha erken geldi.

Erkan, Cuma gece yarısından kısa bir süre önce “görevinden azil” talebinde bulunduğunu duyurdu. Saatler sonra yayınlanan bir başkanlık kararında Erdoğan’ın onu “görevden aldığı ” belirtildi.

Paylaşın

Yeniden Refah Partisi Lideri Fatih Erbakan Hakkında Suç Duyurusu

Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları, Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan hakkında ‘Adnan Oktar’ suç örgütü ve ‘Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ ile bağlantısı olduğunu öne sürerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundular.

Ocak Partisi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Adnan Oktar üzerinden bugün Yeniden Refah Partisi Genel Başkanlığı yapan Fatih Bakan beye bir şantajda mı bulunmuştur? Nedir bu Adnan Oktar sevgisi? Nedir bu Türkiye düşmanlığı? Geçmişte FETÖ ile iltisaklı olduğunu düşündüğümüz kişilerin Yeniden Refah Partisi’nde kümelenmelerinin amacı nedir?” ifadelerini kullandı.

Osmanlı Ocakları ise, “Fatih Erbakan ile alakalı kaygılarımızı dile getirerek toplumu uyarıyoruz. İsrail ile arası çok iyi olan Adnan Oktar’ı bu şahıs neden bu kadar savunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Ocak Partisi Sözcüsü Aytaç Atabay ve beraberindeki heyet Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan hakkında suç duyurusunda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Suç duyurusunun ardından adliye önünde basın mensuplarına açıklamada bulunan Ocak Partisi Sözcüsü Atabay, şunları söyledi:

“Ne acıdır ki, bugünlerde Türkiyemizdeki siyasetin, İsrail gibi dış devletlerin politikaları yüzünden, milli menfaatlerimiz doğrultusunda belirlenemez hale geldiğini görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bireysel inisiyatif alarak ürettiği Kudüs politikaları, milletimizin iradesini göstermektedir. Bu durum İsrail için çok zor bir hal almış olacak ki, İsrail Türkiye’deki dostlarına bazı tavsiyelerde bulunmuş, görünen o ki bunun da ötesinde onlara yapmaları gerekenleri emretmiştir.

Bu bölücü telkinin ilk muhataplarından olan Adnan Oktar suç örgütü ve neredeyse birlikte hareket ettiği diğer bölücü örgütlerin ülkemize de siyasiler üzerinden ayar vermeye çalıştığını üzülerek görüyor, siyasi duruşlarının nasıl değiştiğini hayretle seyrediyoruz. Her fırsatta suç örgütü Adnan Oktar’ı ve onun ahlak dışı yapısını öven, ona sahip çıkan Fatih Bakan bu dönemde geçmiş yıllarda FETÖ ile iltisaklı olduğunu düşündüğümüz kişi ve kişilerle bir olmuş, yetmemiş genel başkanlığını yaptığı siyasi partide de kritik makamlara getirmiştir.

Sonuç olarak ne yazık ki bu parti, kurumsal kimliği altında İsrail kontrollü bir politika seyreder hale gelmiştir. Ocak Partisi olarak, İsrail ve tüm emperyal güçlerin Sayın Erdoğan’ın gitmesini istemekte olduğunun farkındayız, bu minvalde Fatih Bakan’a biz özellikle ‘Erbakan’ diyemiyoruz. Çünkü merhum Necmettin Erbakan’ın yolundan gidememiş; aksine, kirli ve bir o kadar ahlaksız bir örgütü savunur hale gelmiştir.

Acaba İsrail, Adnan Oktar üzerinden bugün Yeniden Refah Partisi Genel Başkanlığı yapan Fatih Bakan beye bir şantajda mı bulunmuştur? Nedir bu Adnan Oktar sevgisi? Nedir bu Türkiye düşmanlığı? Geçmişte FETÖ ile iltisaklı olduğunu düşündüğümüz kişilerin Yeniden Refah Partisi’nde kümelenmelerinin amacı nedir?

Bu soruların yanıtlarını hukuk içinde aramak üzere bugün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk. Yaklaşan seçimler üzerinden Türkiye’ye ayar vermek isteyen dış devletlerin oyunlarının deşifre edilmesi için gereğini öncelikli görevimiz addettik, bu aldığımız tavır demokrasinin gereğidir.”

Osmanlı Ocakları da bugün aynı iddialarla YRP Lideri Fatih Erbakan hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan Osmanlı Ocakları Sözcüsü Ercan Selçukoğlu ise, “Bugün de Fatih Erbakan ile alakalı kaygılarımızı dile getirerek toplumu uyarıyoruz. İsrail ile arası çok iyi olan Adnan Oktar’ı bu şahıs neden bu kadar savunmaktadır.

Biz toplumun tüm kesiminin düşüncelerini ifade etmek için burada bulunuyoruz. Darbe olduktan sonra akılları başlarına gelenler gibi, yarın Türkiye’de milletin değeri haline gelmiş isimlerin ve dava anlayışının üzerinden siyaset yaparak milletimizi yeniden kandırmak, aldatmak isteyenlerin kirli ilişkilerinin gün yüzüne çıkması için bu eylemi gerçekleştiriyoruz” dedi.

Paylaşın

Türkiye, AK Parti Döneminde Faize 563 Milyar Dolar Ödedi

2002’de 34,3 milyar Amerikan doları olan faiz gideri 2008’de 40 milyar dolara yükseldi. 2017’de ise en düşük sayıya ulaşıldı. Bu sene faiz ödemesi 15,6 milyar dolara kadar düştü.

2021’de 21,3 milyar dolar olan faiz gideri 2022’de 18,9 milyar dolara düştü. 2023 yılında ise faiz harcamaları 28,4 milyar dolara kadar çıktı. Üstelik 2023 yılında dolar kuru cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra hızla yükseldi.

2023 yılındaki faiz gideri 2011 yılından bu yana görülen en yüksek değer oldu.

Türkiye 2003-2023 arasında faize 563 milyar dolar ödedi. 2023’te 28,4 milyar dolara ulaşan faiz ödemesi 2011 yılından bu yana yıllık en yüksek değer oldu.

2023’te iktidarın topladığı 100 lira verginin 15 lirası faize gitti. 2024 yılında toplanacak vergilerin de en az 17 lirası faize gidecek. Hedeflerden şaşılırsa bu oran daha da artabilir.

Türkiye 2023 yılında 28,4 milyar dolar faiz ödedi. Bu 2011 yılından bu yana dolar bazında bir yılda faize ödenen en yüksek miktar oldu. TBMM’de kabul edilen bütçeye göre hükümet 2024 yılında 11 trilyon 89 milyar lira harcama yapacak.

Bunun 1 trilyon 254 milyarı faiz harcamasına gidecek. Yani bütçeden harcanacak her 100 liranın 11,3 lirası faize gidecek.

İktidar 2024 yılında 8 trilyon 437 milyar lira gelir elde etmeyi planlıyor. Bunun 7 trilyon 408 milyar lirası vergilerden toplanacak. Bu durumda toplanan vergilerin yüzde 16,9’u faiz harcamalarına gidecek. Bu hükümetin 2023 yılı hesabına dayanıyor. Bütçe hedeflerinin şaşması durumunda vergi giderleri artabilir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası verilerine göre 2002’de 34,3 milyar Amerikan doları olan faiz gideri 2008’de 40 milyar dolara yükseldi. 2017’de ise en düşük sayıya ulaşıldı. Bu sene faiz ödemesi 15,6 milyar dolara kadar düştü.

2021’de 21,3 milyar dolar olan faiz gideri 2022’de 18,9 milyar dolara düştü. 2023 yılında ise faiz harcamaları 28,4 milyar dolara kadar çıktı. Üstelik 2023 yılında dolar kuru cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra hızla yükseldi. 2023 yılındaki faiz gideri 2011 yılından bu yana görülen en yüksek değer oldu.

Verginin ne kadarı faize gidiyor?

Peki, toplanan verginin ne kadarı faize gitti? 2000 yılında toplanan 100 lira verginin 77 lirası faize giderken bu oran 2001’de yüzde 103’ü aştı. Bu de demek? Toplanan vergi faiz giderini karşılamaya yetmedi. 2002’de 87’ye düşen oran AK Parti’nin ilk yılında 2003’te yüzde 70’e geriledi.

Kademeli şekilde düşen faiz giderinin toplanan vergiye oranı 2016 ve 2017 yılında yüzde 11’e kadar düştü. Bu oran 2021’de yüzde 15,5 olurken 2022’de yüzde 13,2’ye geriledi. Bu miktara Kur Korumalı Mevduat (KKM) giderleri dahil değil. 2023’te ise toplanan 100 lira verginin 15 lirası faize gitti.

2017 yılında yüzde 8,4’e kadar düşen oran 2022 yılında yüzde 10,6 oldu. Bu oran 2023’te yüzde 10,2 gerçekleşti. 2003-2023 yıllarını kapsayan son 21 yılda Türkiye faize 563 milyar dolar ödedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a “Hatay” Tepkisi: Millette İhanettir

GP Lideri Ahmet Davutoğlu, Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı konuşmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “‘Hatay madem bize yerel yönetimleri vermedi muhalefete verdi. Biz onlara ders veririz’ diye bilinçli bir şekilde Hatay’ı yetim bırakmışsanız bu Hataylılara da ve milletimize ihanettir” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet ve Gelecek Partisi’nin TBMM’deki ortak grup toplantısında, açıklamalarda bulundu. Konuşmasının büyük bir bölümünü 6 Şubat 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlere ayıran Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Çevre ve Şehircilik Bakanı, bütün bu deprem afetiyle ilgili geçmiş dönemde birinci derecede sorumluluk sahibi olması gereken makamda olması gereken kişi. Bir açıklama yaptı. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı. İstanbul depreminin korkusunu, kabusunu yaşarken İstanbul’u kendisine emanet edilmesi düşünülen bir görevde.

Bir konuşmasında dedi ki ‘Depremde 130 bin vatandaşımızı kaybettik.’ Resmi rakamlara depremde 53 bin 537 kişi vefat etmiş. Birçok benzer beyanatta olduğu gibi onu da tevil etmeye kalktılar ama tablo değişmedi. Ampüte olan vatandaşlarımızın sayısı 29 Mart 2023’te sayın Cumhurbaşkanı 850 bin rakamını vermişti. Hepimizin televizyonda duyduğumuzda tüylerimiz diken diken olmuştu. Çünkü resmi yaralı rakamı 107 bin 213’tü… Devlet demek, kayıt sahibi olmak demektir, arşiv sahibi olmak demektir…

Bugün bütün teknolojik imkanlarla hala ne kadar vatandaşımızı kaybettiğimizi net olarak söyleyebilecek durumda değiliz. Bu kadar ampüte kardeşimiz var. Bunları bilmiyorsak bunun ayıbı, haysiyetini ve kurumları yerle bir eden bu iktidarın üzerinedir. Depremin sonuçlarını ortaya çıkaracak bilgi beceri yetenekten yoksunsanız, size nasıl devlet emanet edilir.”

“Hatay’ı yetim bırakmışsanız bu Hataylılara da ve milletimize ihanettir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’a ilişkin sözlerini de eleştiren Davutoğlu, “Hatay Ankara’dan koparıldıysa sorumlusu kim? Hatay’da hala konteynerlerde, çadırda kalan çocuklar varsa bunun sorumlusu sizsiniz. Hatay’da 400 bin insan o şehri terk etmiş. 215 bin bina yıkılmış, 10 binlerce vatandaşımızı sadece Hatay’da kaybetmişiz, siz Hatay’a ulaşamamışsınız.

Ulaşamamak beceriksizliktir, iktidar yetersizliğidir ama ulaşamamak eğer bilinçli bir tercihse ‘Hatay madem bize yerel yönetimleri vermedi muhalefete verdi. Biz onlara ders veririz’ diye bilinçli bir şekilde Hatay’ı yetim bırakmışsanız bu Hataylılara da ve milletimize ihanettir” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki’nin deprem bölgesi için “villa gibi evler” açıklamasına da tepki gösteren Davutoğlu, “Ya Allah aşkına, yas günü söylenecek söz mü bu ya? Kime villa verdiniz, demek ki yandaşlarına verdiniz. Demek ki sadece size oy verenlere veya oy vermek için teşvik edenlere verdiniz. Niye şehit annesine babasına vermediniz. Bakın bir ay oldu. Nerede villalarınız. Kim yaptı o villaları kaça yaptı? 518 bin acilen yıkılması gereken bina var… Hatay’a ayrılan kaynak bütün deprem bütçesinden sadece yüzde 7” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne demişti?

Antakya Spor Salonu’nda düzenlenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Hatay İlçe Belediye Başkan Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” demişti.

“Hatay Büyükşehir’de Cumhur İttifakı adayı olarak Mehmet Öntürk kardeşimizi kamuoyumuzla paylaştık. Mehmet kardeşimizin Hataylıların teveccühüne mazhar olduğunu görmekten memnuniyet duyuyorum” diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürmüştü:

“Hatay, kamu yatırımlarını noksansız alsa da yereldeki vizyon eksikliği nedeniyle potansiyelini açığa çıkmakta zorlanan şehrimiz… Şu anda Hatay’daki mevcut yerel yönetim, maalesef şu deprem olayından sonra ‘bad-el harab-ül Basra’ oldu. Nerede belediye başkanı? Yok. İşte şimdi, 31 Mart akşamı yeni bir dönemi, ben inanıyorum ki Mehmet Öntürk kardeşim ve ekibiyle ayağa kaldıracaktır.

Hatay, iş ve icraat yerine laf üreten CHP zihniyetinin elinde adeta heder oldu. Sizlerin de güçlü desteğiyle 31 Mart’ta Hatay’da yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız. El ele, gönül gönülle vererek Hatay’ın hizmet ve eser siyaseti hasretini 56 gün sonra bitireceğiz.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Açıkladı: İstanbul İçin 10 Maddelik Afet Planı

“Afetlere Karşı Dayanıklı İstanbul” projesinin tanıtımında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Dayanıklı İstanbul Vizyon 2050” planını hazırladıklarını, İstanbul’u geleceğe taşıyacağına vurgu yaptığı projenin 10 ayrı temada olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘yerel ve merkez yönetime’ yönelik sözlerine gönderme yapan İBB Başkanı İmamoğlu, “Yerel idare genel diye hiç ayrım yapmadık. Devletin bütün kurumları kimin ihtiyacı varsa onun yanında olmak zorundadır” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Dayanıklı İstanbul” projesi tanıtım toplantısında açıklamalarda bulundu.

Birgün’ün aktardığına göre; Bilim insanları, sivil toplum örgütleri ve uzmanlarla “Dayanıklı İstanbul Vizyon 2050” planını hazırladıklarını bildiren İmamoğlu, İstanbul’u geleceğe taşıyacağına vurgu yaptığı projenin 10 ayrı temada olduğunu kaydetti.

Göreve geldikleri dönemi anımsatan İmamoğlu, “İBB kentsel dönüşümden resmen çekilmiş, sorumluluk bakanlık ve ilçe belediyelerine bırakılmıştı. Deprem toplanma alanlarını imara açtılar. Belediyenin elinde rezerv alan olarak kullanılabilecek alanları özelleştirdiler, KİPTAŞ eliyle rezidans ve lüks konutlar ürettiler” diye konuştu. İmamoğlu, bugün yaşanan yüksek kira sorununun kaynağının da bunlar olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep tayyip Erdoğan’ın ‘yerel ve merkez yönetime’ yönelik sözlerine gönderme yapan İmamoğlu, “Yerel idare genel diye hiç ayrım yapmadık. Devletin bütün kurumları kimin ihtiyacı varsa onun yanında olmak zorundadır” dedi.

İmamoğlu’nun proje kapsamında açıkladığı 10 ana madde şunlar:

2024-2029 arasında ilk etapta 22 bin konutu dönüştürmek için açıkçası gaza basacağız. Hedefimiz 50 bin konutu dönüştürmek.

Kentsel dönüşümde en çok mağduriyet yaşayan kesimin emeklilerimiz olduğunu tespit ettik. Kentsel dönüşümde riskli yapılarda bakanlığın verdiği 5.500 TL kira yardımına ek olarak 7.000 TL kira desteği vereceğiz. Riskli yapıda oturan kişi dar gelirli emekliye ise bakanlığın kira yardımının üzerine 9.000 TL ek kira desteği vereceğiz.

Raylı sistem hatlarımızı depreme dayanıklı olarak inşa ediyoruz.

Güvenli yeşil alanlar projesini de hayata geçiriyor olacağız. Erken uyarı ve acil durum projesini hayata geçireceğiz.

Her yıl 250 bin İstanbulluya afet farkındalık eğitimi vereceğiz.

Acil durum kurtarma gemisi inşa edeceğiz.

250 riskli sanat ve 32 deniz yapısını güçlendireceğiz.

İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “Bugünden başlayarak 10 ayrı temada İstanbul’u geleceğe taşıyacak projelerimizi açıklayacağım. Projelerimizin tamamı halkçı adil, şehrimizi dönüştüren projelerdir.

Yok mu artıran mantığı bizde olmadı olmaz. Projelerimizi kopyala yapıştır yaparak kendi projeleri gibi sunmak isteyecek rakiplerimize bir şeyi hatırlatmak isterim; her projemizi hiç çekinmeden kopyalayabilirsiniz. Kendi projelerinizmiş gibi ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz ama bizim gibi bakmadıkça kopyalasanız da sonuç alamazsınız. Proje deyince beton ve rant anlıyorsunuz, biz insan odaklı ve yerinde hizmet anlıyoruz.

Göreve gelince gördük ki İstanbul’da afete karşı bir proje yapılmamış. İBB kentsel dönüşümden resmen çekilmiş, sorumluluk bakanlık ve ilçe belediyelerine bırakılmıştı. ‘Hiçbir şey yapmamışlar’ demek elbette haksızlık ama özellikle İBB’yi sürecin dışına itmeleri çok kötü bir sonuca neden oldu.

Deprem toplanma alanlarını imara açtılar. Belediyenin elinde rezerv alan olarak kullanılabilecek alanları özelleştirdiler, KİPTAŞ eliyle rezidans ve lüks konutlar ürettiler. Bugün yaşadığımız yüksek kira sorununun kaynağı da budur.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından riskli ilan edilen 69 alandan sadece 2’si gerçek riskli alan. Bu çok vahim bir durum. Tabir-i caizse görevinizi kötüye kullanıyordunuz. Bir tarafta büyük hasar ve can kaybına yol açacak yerler varken, kentin kuzey alanına yönelmişlerdi.

Son 20 yıldır insanları evlerinden ve semtlerinden ettiler. Vatandaş ve müteahhidi o kısır alan sıkıştırarak başbaşa bıraktılar. Kimsenin birbirine güvenmediği bir ortam oluştu. Kentsel dönüşüm tabirini vatandaşlar duymak istemiyordu. Kentsel dönüşümle ilgili inanılmaz bir önyargı oluşmuştu. Yıllar boyunca çözümsüz kalmış alanlarda umutsuz vatandaşlarımızla anlaşarak yeni bir dönemin başladığını gördük. Örneğin Eyüpsultan Yeşilpınar mahallesinde yıllardır çözülmemiş sorunları çözdük.

“Dayanıklı İstanbul için vizyon 2050 planı hazırladık”

İstanbul Deprem Konseyi Kurulması için güçlü çağrılarda bulunduk. Maalesef çağrılarımız karşılıksız kaldı. İBB’nin davetli olmadığı Afet Koordinasyon toplantıları organize edildi. Bütün bu ötekileştirici tabloya rağmen heyecanımızı kaybetmeden konuyu tüm boyutlarıyla ele almak üzere toplantılar düzenledik. Dayanıklı İstanbul için vizyon 2050 planı hazırladık.

TOKİ 2002’den bu yana İstanbul’da toplam konut projesi 98 bin 246 adet. Bunun da sadece yüzde 60’ı tamamlandı. 21 yılda Emlak Konut ise son 21 yılda resmi rakamlara göre 80 bin civarında konut üretmiş. Ama bu 80 bin konutun, 69 bini lüks konut İstanbul’dan bu tarz anlayışınızla elinizi İstanbul’dan çekin. İstanbul’un, plansız, programsız adeta yağmacı zihniyetle İstanbul diye bir şehir kalmaz.

Melen Barajı konusunda da sesleri çıkmıyor. Buradan bir çağrıda bulunayım. Elinizde bu barajı tamamlayacak ortamı veya bilirkişileri bir araya getiremiyorsanız, kaynak vermiyorsanız bize verin biz bunun alt yapısını tamamlayalım. Biz yapmaya talibiz.

Kentsel dönüşüm projelerini bizle yapmak isteyen vatandaşlarımıza kamu bankalarından bir kuruş kredi verilmemesine rağmen yolumuza devam ettik. Kentsel dönüşümde vatandaşımızla yüzde 100 uzlaştık. Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında, toplam 5 bin 925 konutu sahiplerine teslim ettik. Kalıcı bir çözüm için iş birliğine ihtiyacımız var.”

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten “Yerelde Üretim” Mesajı

Manisa’da temaslarda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Yerelde başlayan üretim, yatırım, istihdam ve ihracat hamleleriyle şekillenecek ve yerel dinamiklerimizin gücüyle yükselmeye devam edecek” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Şimşek, “Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) sanayicilerimizle birlikte reel sektörün nabzını tuttuk, ilin sanayisini ileriye taşıyacak önerileri değerlendirdik” ifadelerini kullandı.

Mehmet Şimşek, “İş dünyasıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmada, yerel kalkınma politikalarımızın yanı sıra küresel ekonomideki son dönem gelişmeleri ve Orta Vadeli Program (OVP) vizyonumuzu paylaştık” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu. Bakan Şimşek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Yüzyılı, yerelde başlayan üretim, yatırım, istihdam ve ihracat hamleleriyle şekillenecek ve yerel dinamiklerimizin gücüyle yükselmeye devam edecek!

Dün önemli sanayi, turizm ve tarım üssü şehzadeler şehri Manisa’da temaslarda bulunduk. Valilikteki koordinasyon toplantımızda, ihtiyaç ve talepleri değerlendirdik.

Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Cengiz Ergün ve ilçe belediye başkan adaylarımızla buluşarak, Manisa’nın potansiyelini artıracak yenilikçi projeler üzerinde fikir alışverişinde bulunduk. Sn. Ergün’e başarılı çalışmalarından dolayı teşekkürlerimi iletiyorum.

Ülkemizin gururu Vestel tesislerinde, yüksek teknolojili üretimde kat ettiğimiz mesafeyi bizzat yerinde gördük. Ar-Ge’ye ve yatırımlara verdiğimiz destekler, ekonomimize yüksek katma değer olarak dönüyor.

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) sanayicilerimizle birlikte reel sektörün nabzını tuttuk, ilin sanayisini ileriye taşıyacak önerileri değerlendirdik.

İş dünyasıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmada, yerel kalkınma politikalarımızın yanı sıra küresel ekonomideki son dönem gelişmeleri ve Orta Vadeli Program (OVP) vizyonumuzu paylaştık.”

Paylaşın

Başak Demirtaş, İstanbul İçin Aday Olmayacağını Duyurdu

Başak Demirtaş, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı için adayı olmayacağını duyurdu.

Haber Merkezi / DEM Parti de daha sonra bir açıklama yaparak Başak Demirtaş’a sürece katkılarından dolayı teşekkür etti.

Partiden yapılan açıklamada, “Yetkili kurullarımız gelinen aşamada tüm seçenekleri masaya yatırarak gelişmeleri değerlendirmiş ve Başak Hanım’la bir araya gelerek tam bir uyum ve koordinasyon halinde ortaklaşarak aday olmaması görüşüne varılmıştır” denildi.

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkanlığı için aday olmayacağını duyurdu.

Yazılı açıklama yapan Demirtaş “Gelinen aşamada benim adaylık beyanımın bir başvuruya dönüşmemesi konusunda da partimizle ortak görüş birliğine varmış bulunmaktayız” dedi. Demirtaş’ın yaptığı yazılı açıklama şöyle:

“Partimizin büyük bir titizlikle sürdürdüğü yerel seçim politikasına güçlü bir destek vermek amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adaylığı için sorumluluk almaya hazır olduğumu ifade etmiştim.

5 Şubat 2024 Pazartesi tarihinde Partimizi temsilen bir heyetle bir araya gelerek tüm gelişmeler hakkında bilgilendirildim. Karşılıklı yürüttüğümüz istişareler sonucunda Partimiz, bu irade beyanından güç aldıklarını belirterek bizleri onurlandırmıştır. Adaylık tartışmalarında bize eksiksiz desteğini sunan ve güven duyan DEM Parti Genel Merkezine ve saygıdeğer halkımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bununla birlikte gelinen aşamada benim İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylık beyanımın bir başvuruya dönüşmemesi konusunda da Partimizle ortak görüş birliğine varmış bulunmaktayız. Tüm halkımız ve partililerimiz bilmeli ki bütün kararlar Partimizle tam bir uyum ve koordinasyon içerisinde alınmıştır.

Önümüzdeki günlerde Partimizin ilan edeceği adaylar hepimizin adayları olacak ve tüm gücümüzle bu kıymetli arkadaşlarımızın arkasında duracak, Partimizin başarısı için çalışacağız.

Partimizin resmi açıklamaları dışındaki hiçbir açıklamaya itibar edilmemesini, hiçbir spekülasyona prim verilmemesini özellikle rica ediyoruz. Hep birlikte başaracağız, ne olursa olsun temel demokrasi ilkelerimizden; adalet, eşitlik ve barış arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Ve mutlaka kazanacağız. Dem dema me ye!”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

“Partimiz, yerel seçim çalışmaları kapsamında kent uzlaşısının sağlanamadığı Türkiye’nin her yerinde kendi adaylarıyla halkın huzuruna çıkma kararı almış ve bunu kamuoyuyla paylaşmıştır.

Tüm seçim bölgeleri arasında doğal olarak en fazla tartışılan yer İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu çerçevede partimiz de İstanbul’u özel olarak ele almış ve yetkili kurullarımızda kapsamlı tartışmalar yürütülmüştür.

İstanbul için aday adayı olarak ismi geçen tüm kıymetli arkadaşlarımızın varlığı ve irade beyanı partimize, tabanımıza güç ve moral vermiştir. Bu isimler arasında kamuoyunda en çok yol arkadaşımız Sevgili Başak Demirtaş’ın ismi öne çıkmıştır. Yoldaşımız Başak Demirtaş’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylığı konusunda partimize verdiği destek hiç kuşkusuz bize büyük bir güç katmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylığı için yaptığı irade beyanıyla partimizin seçim politikalarını destekleyerek bizleri daha da güçlendiren Başak Hanım’la sürecin başından itibaren istişare halindeyiz.

Yetkili kurullarımız gelinen aşamada tüm seçenekleri masaya yatırarak gelişmeleri değerlendirmiş ve Başak Hanım’la bir araya gelerek tam bir uyum ve koordinasyon halinde ortaklaşarak aday olmaması görüşüne varılmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi için aday isimlerimiz ise önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Sevgili Başak Demirtaş’a katkılarından ötürü olanca güvenimizle teşekkür ediyor, sürecin bundan sonraki kısmında da destek sunmaya devam edeceğini biliyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylığı konusunda partimizin resmi açıklamaları dışında cereyan eden hiçbir açıklamaya itibar edilmemesini ve hiçbir spekülasyona zemin sunulmamasını özellikle rica ediyoruz. Demokrasi mücadelesinden taviz vermeden, cezaevlerindeki ve sürgündeki tüm yoldaşlarımızla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

İhtiyaç Kredisi Faizleri Düşüşte!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), verilerine göre, ihtiyaç kredisi faizleri 26 Ocak ile biten haftada yüzde 60.73 oldu. Böylece ihtiyaç kredisi faiz oranları Ocak ayı başındaki yüzde 63.4 seviyesinden üç haftadır gerileme gösterdi ve düşüş 2.5 puanı aştı.

Taşıt kredisi faizleri de Ocak ayının ikinci haftasında yüzde 50.27 iken 26 Ocak ile biten haftada yüzde 44.08’e kadar geriledi ve neredeyse 6.2 puanlık düşüş yaşandı. Konut kredisi faizleri ise 2024’ün ilk haftasında yüzde 41.1 iken 26 Ocak itibariyle yüzde 41.21’e indi.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi, TL mevduat payının artırılması ve Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) TL mevduata geçişin desteklenmesi amacıyla belirlenen koşulları sağlayan mevduat bankalarının 1 aydan uzun vadeli TL mevduat ve KKM hesapları için tesis edilen zorunlu karşılıklarına 3 ayda bir faiz uygulanacağını duyurdu. Bu kararın ardından kredi faiz oranlarının düşmesi mevduat faizlerinin yükselmesi bekleniyordu. Bankalarda faiz oranlarına ilişkin son durum belli oldu.

Merkez Bankası verilerine göre, ihtiyaç kredisi faizleri 26 Ocak ile biten haftada yüzde 60.73 oldu. Böylece ihtiyaç kredisi faiz oranları Ocak ayı başındaki yüzde 63.4 seviyesinden üç haftadır gerileme gösterdi ve düşüş 2.5 puanı aştı. Taşıt kredisi faizleri de Ocak ayının ikinci haftasında yüzde 50.27 iken 26 Ocak ile biten haftada yüzde 44.08’e kadar geriledi ve neredeyse 6.2 puanlık düşüş yaşandı. Konut kredisi faizleri ise 2024’ün ilk haftasında yüzde 41.1 iken 26 Ocak itibariyle yüzde 41.21’e indi.

Ekonomi Gazetesi’nin aktardığı bilgiye göre, kredi büyümelerinde ivme kaybının en büyük nedeni ise kamu bankaları. Kamu bankaları Merkez Bankası’nın politika faizi artırımlarının başlamasıyla birlikte öncelikle yüzde 70’in üzerindeki tüketici kredilerinde frene bastı. Ocak başında kamu bankaları da tüketici kredilerinde küçülmesini azalttı ama son hafta yine yüzde 14.72 seviyesinde daralma gerçekleşti. Özel bankaların tüketici kredilerinde yine Ocak başındaki yüzde 47.05 seviyesinden bir gerileme yaşandı.

Türk Lirası mevduat faizleri duruldu

Geçtiğimiz yıl rekor seviyelere yükselen TL mevduat faizi oranları yeni yıl ile bir miktar geri çekilmişti. Aralık 2023’te yüzde 53’e dayanan Ocak ayı başında yüzde 51’in üzerinde seyreden 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizleri 26 Ocak itibariyle yüzde 49.61 seviyesine geriledi. Ortalama TL mevduat faizleri de yüzde 46.36 seviyelerinde bulunuyor.

Paylaşın

DEM Parti’den “AK Parti İle Örtülü İşbirliği’ İddialarına Yanıt

DEM Parti’nin AK Parti ile örtülü iş birliği yaptığı iddiaları ortaya atılırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bu iddiaları siyasi nezaketsizlik olarak niteledi.

Sezai Temelli, “Murat Kurum da, Ekrem İmamoğlu da seçimi kaybederse kendi stratejisi nedeniyle kaybeder. AKP’si, CHP’si kendi başarısızlıkları ya da yaratamamış oldukları ittifak politikaları sebebiyle sürüklendikleri yer için partimizi sorumlu görmeleri, partimiz üstünden kendi başarısızlıklarını örtmeye çalışmaları kabul edilebilir değil” dedi.

31 Mart 2024 yerel seçimlerine kısa bir süre kala aday belirleme süreçlerinde sona geliniyor. DEM Parti’nin İstanbul’da aday çıkaracağını açıklaması ve cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’ın isminin öne çıkması başka bir tartışma sebebi oldu.

CHP’ye yakın isimlerden “Başak Demirtaş AKP’nin adayı, Murat Kurum’a seçimi kazandıracaklar, Selahattin Demirtaş da dışarı çıkacak, Başak Demirtaş kayyum atanmaması karşılığında aday oldu” gibi eleştiriler gelirken, DEM Parti’nin AKP ile örtülü iş birliği yaptığı iddiaları ortaya atıldı.

10Haber’e konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli bu iddiaları siyasi nezaketsizlik olarak niteledi.

Temelli, “Biz pazar günü İstanbul’da aday çıkaracağımızı açıkladık. 9 Şubat’a kadar aday çalışmaları sürecek. İstanbul başta olmak üzere aday çıkarabildiğimiz – eğer bir güç birliği, kent uzlaşısı yoksa- yerlerde de adaylarımızı açıklayacağız. Başak Demirtaş ile ilgili gelen soruya da ‘aday havuzumuzda’ dedik.

O günden beri sosyal medyada çok kirli bir dille, adeta nefret söylemiyle aday çıkarmakla ilgili ve başka konularda suçlamalar var. ‘AKP’nin adayı’ demek, pazarlık yapıldığını öne sürmek sosyal medya kirliliğinin klasik hali. Bu ithamlar ne siyasi nezakete sığar, ne de güç birliği görüşmelerinin içinde yeri olabilir. Güç birliği olsa olurdu. Olmuyorsa CHP’nin kendisine bakması gerekiyor.

Biz kendi siyasi kararımızla yol alıyoruz. Murat Kurum da, Ekrem İmamoğlu da seçimi kaybederse kendi stratejisi nedeniyle kaybeder. AKP’si, CHP’si kendi başarısızlıkları ya da yaratamamış oldukları ittifak politikaları sebebiyle sürüklendikleri yer için partimizi sorumlu görmeleri, partimiz üstünden kendi başarısızlıklarını örtmeye çalışmaları kabul edilebilir değil” dedi.

“Batıda kent uzlaşısıyla yol aldığımız ilçeler, iller var”

Mayıs seçimlerinin ardından yerel seçimlerde ‘kent uzlaşısı’ ile hareket etmeye karar verdiklerini belirten Temelli “Her kentin yerel özelliklerini dikkate alacağız. Kürt illerinde adaylarımızı halk oylamalarıyla belirledik. Batıda kent uzlaşısıyla yol aldığımız ilçeler, iller var. Bu kent uzlaşısının içinde birçok parti var. Güç birliği olan yerler var. İstanbul’da bu şu ana kadar olmadı” dedi.

Ortak aday görüşmelerinin sürdüğüne dikkat çeken Temelli, “CHP adayları üstünde netleşmiş bir yer yok ama kentin dinamikleriyle ortak aday çıkarma eğilimi olan yerlerde çalışma sürüyor. Bu ayın dokuzuna kadar onları da netleştirmeye çalışıyoruz. Belli yerlerde ortak aday çıkabilir. Bu ortak adaylarla seçime gidilebilir.

Her yerde adayımızla gideceğimizi ama kent uzlaşısını da dikkate alacağımızı defalarca belirtmemize rağmen maalesef yine pazarlık aklına sıkışan belli şeyler yaşanıyor. İthamların bir kaynağı da bu tabii. Aslı astarı olmayan ithamlar. Her şeyden önce insanları hedef alan, kirli bir dille saldıran tavrı kabul etmemiz mümkün değil” diye konuştu.

Paylaşın