“Biden, Netanyahu’ya “G.tün Teki” Dedi” İddiası

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan “g.tün teki” olarak bahsettiği ileri sürülürdü. Söz konusu iddialar yalanlandı:

“Başkan, Netanyahu ile hangi noktalarda aynı fikirde olmadığı konusunda netti ancak bu, kamuoyunda ve özelde onlarca yıldır devam eden saygılı bir ilişki.”

ABD Başkanı Biden’ın İsrail’e karşı söylemlerini artırmasına rağmen ‘önemli bir politika değişikliğine gitmeyi planlamadığını’ aktardı:

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de aldığı kararlar nedeniyle ‘hayal kırıklığına uğradığı’ ve çevresi ile yaptığı görüşmelerde Netanyahu’dan ‘g.tün teki’ olarak bahsettiği ileri sürüldü.

Biden’ın, Tel Aviv yönetimine Gazze’de ateşkesi kabul etmesi için baskı uyguladığını söyleyen kaynaklara göre ABD Başkanı, ‘Netanyahu ile başa çıkmanın imkansız olduğunu’ da dile getirdi. NBC’ye konuşan kaynaklar, Biden’ın yakın zamanda en az üç kez Netanyahu’yu ‘g.tün teki’ olarak nitelendirdiğini söyledi.

Netanyahu’nun kalıcı ateşkese yanaşma konusundaki isteksizliğinin ‘hayal kırıklığı yarattığını’ belirten kaynaklar, iki lider arasındaki dinamiğin ‘bir dönüm noktasının eşiğinde’ olabileceğini de dile getirdi. ABD Başkanı’na yakın isimler, Biden’ın Netanyahu’ya kamuoyu önünde fazla sert davranmasının ‘ters etki yaratacağına inandığını’ da bildirdi.

İsmi açıklanmayan yetkililer, Biden’ın İsrail’e karşı söylemlerini artırmasına rağmen ‘önemli bir politika değişikliğine gitmeyi planlamadığını’ aktardı.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi ise söz konusu iddiaları reddetti. NBC’ye açıklama yapan konsey sözcüsü, “Başkan, Netanyahu ile hangi noktalarda aynı fikirde olmadığı konusunda netti ancak bu, kamuoyunda ve özelde onlarca yıldır devam eden saygılı bir ilişki” dedi.

Paylaşın

DEM Parti’nin Diyarbakır Eş Başkan Adayları Gözaltına Alındı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Serra Bucak Küçük ve Doğan Hatun gözaltına alındı.

DEM Parti’nin adayları Serra Bucak Küçük ile Doğan Hatun, 24 Ocak’ta yapılan önseçim sonrasında aday gösterilmişti.

DEM Parti’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Doğan Hatun, sosyal medya hesabından il ve ilçe belediye eş başkan adayları olarak gözaltına alındıklarını duyurdu.

Hatun, “Şu an Amed Büyükşehir ve ilçe belediye eş başkanları olarak Koşuyolu köprüsünde gözaltına alınıyoruz” ifadelerini kullandı.

Doğan Hatun kimdir?

Doğan Hatun, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde doğdu. Maden mühendisliği eğitimi aldı. 2016-2023 yılları arasında Maden Mühendisleri Odası eş başkanlığı görevini yürüttü.

Bu süreçte, Diyarbakır’daki karayolları arazisindeki yeşil alanın yapılaşmaya açılması ile ilgili yaptığı basın açıklaması nedeniyle TCK 301 maddesi uyarınca 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandı. Ancak, Hatun bu dava sonucunda beraat etti.

Hatun, aynı zamanda 2018-2022 yılları arasında TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreterliği yaptı.

Emek ve Demokrasi Platformu dönem sözcülüğü, Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Kurulu üyeliği gibi çeşitli sivil toplum örgütlerinde de aktif rol aldı.

Ayşe Serra Bucak kimdir?

1976 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen ve aslen Siverek’li olan Ayşe Serra Bucak, hayatını çocuk ve kadın hakları alanında yapılan çalışmalara adamış deneyimli bir sosyal çalışmacıdır.

İstanbul Cağaloğlu Anadolu Lisesi mezunu olan Bucak, Almanya’nın Köln Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı ile Pedagoji bölümlerinden mezun oldu.

Bucak, 2006-2011 yılları arasında Bağlar Belediyesi Eğitim Destek Evi koordinatörlüğü yaparak sosyal alanda ilk adımlarını attı. 2014-2016 yılları arasında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkan danışmanlığı ve meclis üyeliği görevlerinde bulundu.

2016-2022 yılları arasında çocuk ve kadın hakları konularında Sosyal Çalışmacı olarak aktif görev aldı. Ayrıca, ÇocukÇa Derneği ve ZimZim Kreş kurucularından biri olan Ayşe Serra Bucak, DEM Parti Diyarbakır il yönetiminde rol aldı.

Demokratik Toplum Partisi’nden (DEM Parti) büyükşehir belediye eş başkan adayı olarak seçimlere katılacak olan Bucak, Diyarbakır’da kadınların güçlenmesi ve toplumsal sorunların çözümüne yönelik çalışmalarına devam etmektedir.

Paylaşın

DİSK-AR Duyurdu: Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 9 Milyon 656 Bin

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı aralık ayında 9 milyon 656 bin kişi oldu.

Haber Merkezi / Dar tanımlı işsiz sayısında azalış yaşansa da geniş tanımlı işsiz sayısı aylık 1 milyon, yıllık ise 1,5 milyon kişi arttı. Aralık 2022’de 8,1 milyon olan geniş tanımlı işsiz sayısı Kasım 2023’te 8,7 milyon ve Aralık 2023’te ise 9,7 milyon olarak kayıtlara geçti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Aralık 2023 Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçları yayımlandı.

Araştırmaya göre; Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,8, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranı (âtıl işgücü) ise yüzde 24,7 seviyesinde gerçekleşti.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Merkezi (DİSK-AR) Şubat ayına ait İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu’nu yayımladı.

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise aralık ayında 9 milyon 656 bin kişi olarak kayıtlara geçti. Hem yıllık hem aylık olarak dar tanımlı işsiz sayısında azalış yaşansa da geniş tanımlı işsiz sayısı aylık 1 milyon, yıllık ise 1,5 milyon kişi arttı.

Aralık 2022’de 8,1 milyon olan geniş tanımlı işsiz sayısı Kasım 2023’te 8,7 milyon ve Aralık 2023’te ise 9,7 milyon olarak gerçekleşti.

Geniş tanımlı işsiz sayısındaki artışın sebebinin zamana bağlı eksik istihdam ve ümitsiz kişiler, iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar ve iş arayan ancak hemen çalışmaya başlayamayacak olanları kapsayan potansiyel işgücü sayısındaki artışın olduğu belirtildi.

Geniş tanımlı işsizlikte pandemi günlerine geri dönüldüğü ifade edilen raporda dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki farkın 15,9 puan olduğu açıklandı. Raporda geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 24,7, geniş tanımlı kadın işsizliğinin ise yüzde 33,2 olduğu açıklandı.

Raporda ayrıca resmi işsizlerin yaklaşık yüzde 90’ının işsizlik ödeneği alamadığı da belirtildi.

Paylaşın

Suriye Ve İran’dan İsrail Açıklaması: Savaşmaya Hazırız

İsrail’le olası bir çatışmaya ve topraklarını korumaya hazır olduklarını söyleyen Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, “Ancak savaşın zamanına ve şekline biz karar vereceğiz” dedi.

1967’den bu yana İsrail işgali altında olan Golan Tepeleri’ne dikkat çeken Mikdad, bölgedeki işgali sonlandırmanın en önemli önceliklerden biri olduğunu belirtirken, “Suriye bu kurtarma operasyonlarının bedelini ödemeye hazır” ifadelerini kullandı.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, Şam’da bir araya geldi. Mikdad ile Emirabdullahiyan görüşmede, Filistin’e verilecek destek konusunda atılacak adımları masaya yatırdı.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; İkili görüşme sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlatan Faysal Mikdad, Suriye’nin 1948’den bu yana “İsrail’e direndiğini” söyledi. Mikdad, “Suriye, İsrail işgaline karşı yıllarca savaştı ve yine savaşmaya hazırız. Ancak zamanına ve şekline biz karar vereceğiz” diye konuştu.

1967’den bu yana İsrail işgali altında olan Golan Tepeleri’ne dikkat çeken Suriye Dışişleri Bakanı, bölgedeki işgali sonlandırmanın en önemli önceliklerden biri olduğunu belirtirken, “Suriye bu kurtarma operasyonlarının bedelini ödemeye hazır” ifadelerini kullandı.

Toplamda 1800 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Golan Tepeleri, İsrail tarafından 1967’de işgal, 1981’de de tek taraflı ilhak edilmişti. 2019’da dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Golan Tepeleri üzerindeki İsrail hakimiyetini resmen tanıdıklarını açıklamıştı.

İsrail’in tatlı su ihtiyacının üçte birini karşılayan bölge, Doğu Akdeniz’in en stratejik noktalarından biri olarak görülüyor. Mikdad ayrıca, ülkedeki ABD ve Türkiye askerlerinin varlığının gayrımeşru olduğunu ve sona ermesi gerektiğini iddia etti.

İran Dışişleri Bakanı Emirabdullahiyan da yasadışı şekilde Suriye’de bulunan yabancı askerlerin ülkeden çekilmesi gerektiğini ifade etti. İranlı bakan ayrıca İsrail ve ABD’nin Filistinlilere karşı soykırım gerçekleştirdiğini söyledi.

7 Ekim’deki Hamas saldırılarının ardından Suriye’de de askeri hareketlilik artmıştı. Bölgedeki Amerikan üslerine yönelik saldırıların ardından, ABD uçakları geçen haftalarda Suriye’deki bazı hedefleri vurmuştu. Pentagon bu saldırılarda İran destekli militan grupların hedef alındığını duyurmuştu.

Paylaşın

DEM Parti’nin Usulsüz Seçmen İtirazları ‘İki Gerekçe’ İle Reddedildi

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) seçmen taşımaya ilişkin neredeyse tüm itirazları reddedildi.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; DEM Parti’nin hazırladığı rapora göre toplam 32 yerde 54 bin 60 usulsüz seçmen kaydına itiraz edildi. Bunlardan sadece 222’si ilçe seçim kurullarında kabul edildi.

İtiraz edilen seçmenlerin tamamının güvenlik görevlisi olduğuna dikkat çeken DEM Parti yetkilileri, itirazlarının reddedilmesine ilişkin kendilerine iki gerekçe sunulduğunu açıkladı. Taşıma yapılan kişilerle ilgili bu gerekçeler, “seçimlerin huzurlu ve güvenli bir ortamda geçmesi için görevlendirilme” ve “tatbikat, operasyon faaliyetlerine takviye olarak görevlendirilme” şeklinde açıklandı.

Bir yerde görevlendirilen kişilerin o yerde oy kullanmasının yerel seçim mantığına aykırı olduğunu belirten DEM Parti yetkilileri, bu durumun hukuka aykırı olduğuna dikkat çekti.

DEM Parti’nin raporunda seçmen taşınan bazı kentlere dair şu verilere yer verildi:

Iğdır merkez: 2019 yerel seçimlerinde Iğdır Merkez Belediyesini HDP bin 514 oy farkla kazanmıştı. Iğdır Merkez’de en az 4 bin 361 şüpheli seçmen kaydı var.

Siirt merkez: 2019 yerel seçimlerinde Siirt Belediyesini HDP bin 616 oy farkla kazanmıştır. Siirt Merkez’de en az 6 bin 819 seçmen kaydı şüphelidir.

Şırnak merkez: 2019 yerel seçimlerinde AK Parti belediyeyi 8 bin 524 oy farkla kazanmıştı. Şırnak merkezden giden Şırnaklı olmayan seçmen sayısı 2 bin 429 iken merkeze gelen Şırnaklı olmayan seçmen sayısı 8 bin 710’dur. 2023 Mayıs seçimlerinde yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 840 seçmen 2024 yerel seçimlerinde oy kullanabilecek şekilde Şırnak Merkez’e kaydedilmiştir.

Hakkari Çukurca: 2019 yerel seçimlerinde AKP belediyeyi bin 94 oy farkla kazanmıştı. Yığılan kollukla toplam 13 bin 878 seçmeni olan Çukurca’nın 3 mahalleden oluşan ilçe merkezinin seçmen sayısı 8 bin 682’dir ve bunun yalnızca 2 bin 865’i Hakkarilidir.

2023 Mayıs Seçimlerinde yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı bin 594 seçmen 2024 yerel seçimlerinde oy kullanabilecek şekilde Çukurca’ya kaydedilmiştir.

Hakkari Şemdinli: 2019 yerel seçimlerinde AKP belediyeyi 154 oy farkla kazanmıştı. 2023 Mayıs Seçimlerinde yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 892 seçmen 2024 yerel seçimlerinde oy kullanabilecek şekilde Şemdinli’ye kaydedilmiştir.

Kars merkez: 2019 yerel seçimlerinde HDP belediyeyi bin 238 oy farkla kazanmıştı. 6 ay içinde Kars Merkezden giden Karslı olmayan seçmen sayısı bin 534 iken merkeze gelen seçmen sayısı 3 bin 264’tür. 2023 Mayıs Seçimlerinde yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 920 seçmen 2024 yerel seçimlerinde oy kullanabilecek şekilde Kars Merkeze kaydedilmiştir.

Ağrı merkez: Ağrı Merkez’de 2 mahallede 4 ayrı adreste toplam 4 bin 425 seçmen kaydı şüphelidir. 14 Mayıs 2023 Genel Seçimleri referans alınarak hazırlanan yerel seçim taslağımıza göre Ağrı Merkezde AKP ile HDP arasındaki oy farkı 7 bin 258 HDP lehinedir ancak 2019 yerel seçimlerinde de belediyeyi 8 bin 559 farkla AKP kazanmıştı.

Geçici süreyle Ağrı’ya görevli gelen toplam en az 4 bin 425 asker ve polis, Ağrılılar yerine belediye başkanı seçecek. Burada dikkat çeken bir diğer husus ise Doğubayazıt’tan Ağrı Merkeze açıkça yığma olduğu.

Muş Malazgirt: 2019 yerel seçimlerinde AKP Malazgirt Belediyesini 3 oyla kazanmıştı ve bütün itirazlar reddedilmişti. AKP 2019’da 3 oyla kazandığı Malazgirt’te özellikle Bulanık ve köylerinden seçmen kaydırmış 6 ay önce seçmen bulunmayan adreslere toplam 569 kolluk görevlisi kaydetmiştir.”

Paylaşın

İsrail’den Refah Kentine Hava Saldırısı: En Az 100 Ölü

Filistin – İsrail savaşının 128. günü geride kalırken, İsrail, Mısır sınırındaki Refah kentine hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda en az 100 kişi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / İsrail ordusu da Gazze’nin güneyine bir saldırı yapıldığını açıkladı ancak detay vermedi.

Birleşmiş Milletler, normalde nüfusu 300 binden az olan Refah’ın şu anda başka yerlerdeki çatışmalardan kaçan 1,4 milyon kişiye ev sahipliği yaptığını ve “aşırı kalabalık” olduğunu söylüyor.

Öte yandan Gazze Şeridi”nde, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 28 bini aşarken, yaralıların sayısı ise 68 bine yaklaştı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Başkan Joe Biden İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yla yaptığı telefon görüşmesinde İsrail’in Refah’a sığınan 1 milyon insanın güvenliğini sağlamadan askeri operasyona başlanmaması gerektiğini belirtti.

Konuyla ilgili açıklama Beyaz Saray’dan geldi. Beyaz Saray Biden’la Netanyahu’nun haftanın son günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı.

Görüşmede Biden’ın Netanyahu’ya İsrail’in Refah’a sığınan 1 milyon insanın güvenliğini sağlamadan askeri operasyona başlamaması gerektiğini belirttiği kaydedildi.

Görüşme iki isim arasında Biden’ın İsrail’in Gazze’ye yönelik verdiği karşılığın aşırı olduğunu söylemesinden kısa süre sonra gerçekleşti. Beyaz Saray açıklamasında görüşmede Hamas tarafından rehin alınanların serbest bırakılması yönünde devam eden çabaların da ele alındığı kaydedildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail ordusu ise tahliye operasyon planının sürdüğünü, siviller için bir tahliye planı hazırlandığını açıkladı:

“Gazze’nin kuzeyinde pek çok bölgeyi temizledik, yetkililer detaylı bir plan üzerinde çalışıyor. Hiçbir şekilde Refah’a girmemizi istemeyenler ise bize ‘Savaşı kaybedin, Hamas’ın orada bulunmasına izin verin’ diyor.”

Yardım kuruluşları, ABD ve Avrupa Birliği de Refah’a düzenlenecek bir saldırının felakete yol açacağı uyarısında bulunmuştu.

Mısır’dan İsrail’e uyarı

Mısırlı iki üst düzey yetkili ve bir Batılı diplomata dayandırılan habere göre Kahire, sınır kasabasında yaşanabilecek çatışmaların bölgedeki ana insani yardım kapısının kapanmasına neden olabileceği uyarısında bulundu.

Mısır’ın yaklaşık yarım asırdır bölgesel istikrarın temel taşı olan Camp David Anlaşmalarını askıya alma uyarısı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hamas’a karşı verilen savaşın “kazanılması” için Refah’a asker göndermenin gerekli olduğunu söylemesinin ardından geldi.

İsrail ve Mısır, 1970’lerin sonunda dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’ın arabuluculuğunda imzalanan ve bir dönüm noktası olan Camp David Anlaşması’nı imzalamadan önce beş kez savaştı. Anlaşma, sınırın her iki tarafındaki kuvvetlerin konuşlandırılmasını düzenleyen çeşitli hükümler içeriyor.

Paylaşın

İktidar Ve Muhalefetin “İstanbul” Hesabı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçiminde yarışacak adaylar büyük ölçüde belli oldu.

CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu ile AK Parti ile MHP’nin ortak adayı Murat Kurum’un favori olduğu yarışta Yeniden Refah Partisi Mehmet Altınöz ile DEM Parti de Meral Danış Beştaş ile sahada olacak.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Araştırmacılar ortaya çıkan tabloyu yorumlamak için erken olduğunu, kampanya sürecinin de izlenmesi gerektiğini söylüyor. Ancak muhalefet cephesinde hem Yeniden Refah Partisi hem de DEM Parti’nin aday çıkarması olumlu değerlendiriliyor.

İmamoğlu’nun DEM Parti seçmeninden kaybedeceği oyla Kurum’un Yeniden Refah Partisi seçmeninden kaybedeceği oyun son araştırmalarda başa baş görünen İmamoğlu ile Kurum’u yine eşitleyeceği hesapları yapılıyor.

İYİ Parti adayının ise bu yarışa çok fazla etki etmeyeceği değerlendiriliyor. İktidar cephesinde ise hesaplar farklı. Yeniden Refah Partisi’nin genel seçimde İstanbul’da aldığı yüzde 3 oyu aday çıkararak AK Parti’nin rakibine dönüştüğü için alamayacağı, muhafazakar seçmenin Yeniden Refah’ın kaybettirecek rolünü asla kabul etmeyeceği savunuluyor.

Öyle ki Yeniden Refah adayının yüzde 1 oy alamayacağı söyleniyor. AK Parti’lilere göre İYİ Parti’den CHP adayına gelmeyecek oyla Yeniden Refah’tan AK Parti’ye gelmeyecek oy aynı aynı olacak. İktidara göre İstanbul seçiminde sonucu DEM Parti adayının alacağı oy belirleyecek.

Paylaşın

DEM Partili Bakırhan: 100 Yıldır İnkar Ettiniz De Neyi Çözdünüz?

Partisinin Antep il başkanlığının olağanüstü kongresinde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Birlikte yaşamak dışında şansımız var mı? Bizim gidecek başka evimiz yok, bu topraklar bizim. Bin yıllardır bu topraklarda birlikte kardeşçe yaşıyoruz, bin yıllarca yine yaşayacağız. Bu yok sayan, reddeden yönetimler bir gün gidecek. Hiçbir şey sonsuz değil, hiçbir zulüm daim değil” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir gün mutlaka Türkler, “Yahu Kürt kardeşlerimiz bizim dilimizi konuşmuyor, Alevi yurttaşlarımız ve gayri Müslimler bizim gibi ibadet etmiyor” diyecekler. Bir gün mutlaka Kürt ve Türk gençlerinin ölmesine yol açan bu anlayışı kesinlikle yerle bir edecekler, lanet okuyacaklar. Yeniden sesleniyorum; 2 değil, 2 değil 25-30 milyon Kürt yaşıyor burada ne yapacaksınız? 100 yıldır bastırdın, cezaevlerine attın, açlıkla imtihan ettin, dilini inkar ettin, neyi çözdün? Devletin politikası tutsaydı bu salon dolar mıydı? Dün Akdeniz’deki halk buluşmasına on binler gelir miydi? Demek ki devlet aklı bir yerde yanlış yapıyor.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Antep il başkanlığının olağanüstü kongresinde konuştu. Bakırhan, konuşmasında şunları söyledi:

“Çok kötü bir dönemde yaşıyoruz. Dünyada açlığın ve yoksulluğun kol gezdiği, insanların geçinemediği, başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok yerinde savaşların ve çatışmaların sürdüğü çok kötü bir dönemi yaşıyoruz. Filistin’de ciddi bir katliam ve soykırım yapıldı. Filistin halkı ciddi bir baskı ve zulüm politikası ile karşı karşıya. Buradan Dilok’tan dayanışma duygularımızı gönderiyoruz. Yine Rojava’da hegemonik ve emperyalist güçler halkların kendi kaderini tayin etmesinin önünde ciddi bir engel olarak duruyorlar.

Dünyada adaletin hakim kılınması için, dünyanın hangi köşesinde olursa olsun tek bir çocuğun ve annenin yoksul yaşamaması için dünyanın ezilenleri, ötekileri olarak üzerimize ciddi bir sorumluluk düşüyor. Filistin halkıyla da Rojava ile de dayanışacağız. İran’da her gün Kürt olduğu için, insanca yaşamak istediği için idam sehpasına gönderilen Kürtler ile dayanışmak zorundayız. Yoksa dünya daha da kötücül bir yer haline gelmektedir. Zalim, hastalıklı, ırkçı, faşist kafalar dünyanın birçok yerinde iktidarlarını devam ettirmek için savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe sarıldı.

İyi bir şekilde yaşamamız gereken bu dünyayı, savaş ve çatışmalara sürüklüyorlar. Ortadoğu da bu savaş ve çatışmaların merkezini teşkil ediyor. Bizler kendi iktidarlarını düşünenlere, dünya halklarını, yoksul ve emekçileri yok sayanlara, halka savaş ve çatışma getirenlere itiraz ediyoruz. Dünya halklarını yok sayan bu sistemlere, savaş ve çatışma isteyen bu iktidarlara karşı her zaman birlikte olacağız ve direneceğiz. Adil bir dünya yaratana kadar da mücadelemizi devam ettireceğiz.

Türkiye de aslında bu hegemonik dünya güçlerinden farklı bir konumda değil. Açlığın, yoksulluğun ve işsizliğin tavan yaptığı; insanların geçinemediği için intihar ettiği, komşusu ve ailesiyle kavgalı olduğu bir ülke Libya’da, Güney Kürdistan’da, Rojava’da, Suriye’de ne geziyor sorusunu bir kez daha buradan yinelemek istiyorum. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey başka ülkelere asker göndermek değildir; ihtiyacı olan şey kendi ülkesindeki demokrasiyi büyüterek Ortadoğu’daki bu çatışma ve savaşlara iyi bir örnek ve model olmaktır.

Savaşla, çatışmayla model olunmayacağını en iyi Antepliler biliyor. Bakın Suriye savaşına, eğer Türkiye dahil olmasaydı, bugün Suriye’de yaşayan yüz binlerce insan Antep’e göç etmeyecekti. Suriye’de barışın yanında olsaydık, Kürtler demokratik haklarını elde etsin deseydik; bugün Antep’te nüfus bu kadar yoğun olmayacaktı, Suriyeli kardeşlerimiz göç etmek zorunda kalmayacaktı. Dolayısıyla hangi partiden olursak olalım Türkiye’nin Ortadoğu’daki bu savaş ve çatışmalara hizmet eden siyasetine itiraz etmeliyiz. Sadece bizler Türkiye Rojava’yı neden bombalıyor dememeliyiz.

Saadet Partili, Yeniden Refah Partili, Cumhuriyet Halk Partili ve diğer siyasi partililer de bunu demelidir. Bizler bu savaş politikalarını izlediğimiz müddetçe, daha çok göçmen almak, daha çok mülteci almak, daha çok işsizleşmek, mutfağımızdan ve yediğimiz ekmekten daha fazla kısmak zorunda kalacağız. Çünkü bu ülkeyi yönetenler “Biz açız” dediğimizde, “Bir merminin fiyatı kaç?” diye soruyorlar. Bizler de Türkiye halkları olarak, onlara merminin fiyatını bilmediğimizi ama bu ülkenin mermi ihraç etmeye ihtiyacı olmadığını haykırmalıyız.

Bu zalim yönetimleri, bu savaş sevdalılarını durdurmak mümkündür. Eminim bir barış mücadelesiyle bu savaş politikaları boşa çıkarılacaktır. Biz HEP’ten günümüze bütün partilerimizle, sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde barıştan, mazlumdan, ezilenden yana olduk. Yine Filistin halkıyla, Rojava halkıyla, İran’da yaşayan halklarla, Ukrayna halkıyla, dünyanın başka yerlerinde yok sayılan ve ezilen halklarla birlikte olacağız, onların barış ve özgürlük mücadelesini destekleyeceğiz.

“740 bin üniversiteli genç neden kaydını dondurdu?”

Saray medyasını izlediğinizde güllük gülistanlık içerisinde yaşadığınızı sanırsınız. O TV kanallarındaki yorumculara ve hükümetin temsilcilerinin yaptığı konuşmalara bakılırsa durumumuz çok iyi. Ama sizlere soruyorum; gerçekten geçinebiliyor muyuz, gerçekten özgür müyüz, gerçekten düşüncelerimizi özgürce dile getirebiliyor muyuz? Dolayısıyla Saray’ın gündemiyle, Saray’ın kalemşörlerinin gündemleriyle Antep halkının, Türkiye halklarının gündemi aynı değildir. Saray’ın gündemi ile yoksul, siyasi iradesine kayyım atanan Kürt’ün gündemi aynı değildir.

Saray’ın gündemi ile 10 bin liralık maaşıyla geçinmeye çalışan emeklinin gündemi aynı değildir. 740 bin üniversite öğrencisi, geçinemediği için, ailesi harçlığını gönderemediği için üniversite kaydını dondurdu. Saray’a göre gençler mutlu, gençler Türkiye’de çok iyi yaşıyor. Saray’a sormak lazım; 740 bin üniversiteli genç neden kaydını dondurdu, niye okulu bıraktı, niye umutsuz bir şekilde sınırları ve okyanusları geçerek başka ülkelerde umut arıyor?

Evet, Saray’la gündemimiz aynı değil, AKP-MHP iktidarıyla gündemimiz aynı değil ama bize de büyük bir sorumluluk düşüyor. Biz ezilenler, dili yok sayılanlar, gençlerin umudunu çalan bu iktidara karşı eğer dayanışamazsak, eğer ortaklaşamazsak maalesef daha da yoksullaşacağız, daha da anti demokratik uygulamalarla karşı karşıya geleceğiz. Kayyımlar sadece Kürt belediyelerine değil; mahallerimize, evlerimize, dükkanlarımıza, STK’lara ve hatta siyasi partilere bile atanabilir. Yarın herhangi bir siyasi parti onların suyundan gitmediği zaman kayyım bile atayabilirler. Çünkü bunlar kayyımcı anlayışa sahipler. Türkiye’deki bu kayyımcı anlayışa karşı mücadelemizde güçlü itirazları yükseltmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin bugüne kadarki en büyük ekonomik krizi yaşadığı bir dönemdeyiz. Antep sanayi kentidir diyorlar, Türkiye’deki en zengin gastronomiye sahip kent olduğunu söylüyorlar. Sanayi kenti ise niye yoksulsunuz? Hani Antep sanayi kentiydi? Niye gençleriniz işsiz, iş bulamıyor? Fıstığını üreten, baklavasını yapan, kebabını yapan emekçiler acaba rahatlıkla bu gastronomi ürünlerini tüketebiliyorlar mı? Hayır. Antep marka kentidir ama AKP’nin dediği biçimde bir marka değil.

IŞİD’in kol gezdiği, örgütlendiği, bütün saldırılarının örgütlendiği bir kent haline getirildi Antep. Antep, emekçilerin ve yoksulların artık 10-20-30 liraya çalıştırıldığı bir kent haline getirildi. IŞİD’in, yoksulluğun, intiharların, göçmen düşmanlığının yapıldığı bir kent haline getirildi. Antep Belediyesi Türkiye’nin en pahalı suyunu satıyor. Hani baraj yapıldığı zaman en ucuz suyu içecekti Antepliler? Demokrasi desen yok, iş desen yok, insanlar umutsuz geçinemiyor ama onlar Antep’in marka şehir olduğunu iddia ediyorlar. Marka yoksullukla, ret ve inkarla olmaz, demokrasi ile olur.

Kürt gençlerinin burada oynayacağı bir tiyatro oyunu vardı, “Kral û travas” diye bir oyun. Bugün Kürtçe tiyatro yaptıkları için Antep’te kendilerine İl Kültür Müdürlüğü için salon verilmedi. Kürt’ün tiyatrosunu, dilini yok sayan bu anlayışa marka kent diyebilir miyiz? Demokrasi kenti diyebilir miyiz? Bunlar sadece tiyatrolarımızı yasaklamıyorlar. Japonya’da yaklaşık 15 bin civarında daha çok Mahakanlı bir Kürt topluluğu var. Kürtler, Japonya’ya anadillerinde eğitim görmek istediklerini söylediler.

Japonya Milli Eğitim Müdürü de Kürt çocuklarının anadillerinde eğitim görmesi için onlara öğretmenler buldu, öğretmenlerin maaşlarını ödedi. Burada Kürt tiyatrosuna karşı çıkanlar, Ahmedê Xanî ve Celadet Bedirxan ismine karşı çıkanlar, Japonya ile kriz yaşadılar. Neymiş, Mahakanlı çocuklar Japonya’da niye Kürtçe konuşuyormuş! Yahu bu ülke sadece kendi sınırları içerisinde yaşayan Kürt’e düşman değil; Sibirya’da, Japonya’da, dünyanın neresinde olursa olsun Kürt lal olsun dilini konuşmasın, kendi iradesini seçmesin diyor.

Gerçekten bu ülkedeki diğer halklara soruyorum; Kürtlerin kendi dilini konuşmasının bu ülkeye ne zararı var? Malazgirt’te kapıya açan, Çanakkale’de canını veren, vergi ödeyen, askerliğini yapan, bu ülkenin en zor döneminde Türkiye halklarıyla birlikte olan ve Türkiye demokrasisinin savunuculuğunu yapan Kürtlerin dilini konuşmaması Saadet Partililer, Refah Partililer, DEVA Partililer, Gelecek Partiler, CHP’liler için de büyük bir ayıp değil mi? 21’inci yüzyılda bir ülkede 20 milyonun üzerinde yaşayan bir halk dilini konuşamıyorsa bu 86 milyonun ayıbıdır.

Bu ülkede kardeş olacağız, barış içerisinde yaşayacağız, birbirimizi kucaklayacağız; dışarıdan oynananlar karşısında yek vücut olacağız ama biraz vicdanlı olacağız. Antep’i ve Türkiye’yi yönetenlere Japonya’da Kürtçe konuşan Kürt çocuklarının diline neden müdahale ettiğini sormalıyız. Kürtçe tiyatronun yasaklanmasının sebeplerini Antep İl Kültür Müdürlüğüne sormalıyız.

“Sandıkta bizimle yarışamayanlar hayali seçmen taşıyor”

Bir seçim süreciyle karşı karşıyayız. Ülkeyi yönetenlerin seçimlerde yapmadıkları hile, yalan, dolan yok. Bizimle sandıkta yenişemeyenler kayyım atadılar. Kayyımlar iki dönemdir bütün belediyelerimizi talan etti. Kayyım demek yolsuzluk demektir. Kayyımların Kürt illerinde yaptığı usulsüzlükleri eğer yol etseydik inanın buradan Japonya’ya yol olurdu. Bu kayyımcı zihniyet artık bölgede kayyımların tutmadığını görünce ne yapıyor peki? Belediye kazanacağımız 32 yerde hayali, kaçak seçmen taşıyor. Siirt ve Ağrı’ya Siirt ve Ağrılı olmayan binlerce seçmen götürüyor.

Sözde sandık, demokratik irade için kuruluyor ama Siirt’te 2 bin oyla kazandığımız yere 8 bin Siirtli olmayan seçmen taşıyorlar. Neymiş? Siirt’e bir tabur getirmişler ve o tabur seçim güvenliğini sağlayacakmış. Ya vallahi en büyük güvenlik sorunu sizsiniz! En büyük demokrasi sorunu sizsiniz! Emin olun tek bir memurunuz, amiriniz olmasa bile Kürtler sandıklarda hile yapmaz, yalan yapmaz. Hangi siyasi partiye oy çıkmışsa onu usulüyle yazar. Böyle bir dünya var mı? Şimdi biz bu seçimlere demokratik mi oldu diyeceğiz.

Bu seçimlerle halkın demokratik iradesi sonuçlara yansıyacak diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Antep halkına bir çağrı yapmak istiyorum. Değerli Antepliler; onlar kaçak seçmen taşıyorsa, siz Kürt illerinde seçmen olan ama çeşitli sebeplerle kentinizde bulunan seçmenleri kendi olanaklarınızı kullanarak oy kullanmaları için göndereceksiniz ve seferber olacaksınız. Bir kaçak seçmene karşı iki tane helal seçmeni sandığına, kentine göndermek sizin boynunuzun borcudur.

Bize diyorlardı ki DEM Parti’nin adayları kırsaldan belirleniyor, başka yerlerden belirleniyor. Biz ne yaptık? Bugüne kadar dünyada hiçbir yerde olmayan bir sistem uyguladık. Amed, Batman, Siirt, Kars ve bütün Kürt illerinde adayları seçmeleri için halkın önüne sandıkları koyduk. Bizim adaylarımızı halk belirler ama AKP’nin adayları Saray koridorlarında belirleniyor. AKP’nin adayları tek kişi tarafından belirleniyor. Adayların halk tarafından belirlendiği dünyada eşi benzeri görülmemiş bu demokratik modeli hediye eden siz değerli halkımıza, partimize, çalışanlarımıza teşekkür ediyorum.

Partimiz sadece zulümle mücadele etmiyor; sadece adalet, kardeşlik, barış mücadelesi vermiyor, aynı zamanda merkeziyetçi, tekçi zihniyete karşı demokratik bir ders veriyor. Eş başkanlık sistemi demokratik bir derstir. Halk oylamasıyla adayları belirlemek demokratik bir derstir. Biz onlarla hem mücadele edeceğiz hem de onlara demokrasi dersi vereceğiz.

Antep’e 30 yıl önce de gelip gidiyordum. Gerçekten çok güzel bir kentti. Şimdi milyonlarca insanın yaşadığı, yeşil alanın olmadığı gri bir kent haline geldi. Ve bu gri kentle övünüyorlar. Siz Antep halkı bunu kabul etmemelisiniz. Antep’in kötü yönetildiğini en iyi siz bilirsiniz. Antepliler olarak bu talancı, bu demokrasi düşmanı, bu emekçi düşmanı yerel yönetimler anlayışını sandığa gömmelisiniz. Gücünüzü dayanışarak, işbirliği ve güç birliği yaparak ortaya koymalısınız. Tek tek kendi partimizde, kendi alanımızda mücadele ederek bu haksızlığı ve hukuksuzluğu durduramayız.

Antep halkının kent uzlaşısıyla; Kürt’ün, Arap’ın, emekçinin, yoksulun, Alevi’nin, kadının, gencin içerisinde yer aldığı bir dayanışmayla bu seçimlere girmesi gerekiyordu. Evet geç kalındı. Çünkü her siyasi partinin kendine göre kırmızı çizgisi vardı. Biz bu dönem kırmızı çizgileri ortadan kaldırdık. Sağcı, ırkçı, milliyetçi, halkları ve inançları yok sayan bu anlayışa karşı halkımıza dedik ki yerel demokrasiyi güçlendirmek için diğer siyasi partiler ve diğer kurumlarla ortaklaşarak adaylarınızı belirleyin.

Türkiye’nin birçok yerinde de partimiz kent uzlaşısı için elinden geleni ortaya koydu. Ancak maalesef muhalefetin de ortaklaşmaya, güç birliğine ne kadar kapalı olduğunu bir kez daha gördük. İtiraz edenler bir araya gelmeli, demokratik bir zeminde buluşmalı. Bu sistemi beğenmeyenler ortaklaşmalı. Türkiye’nin birçok yerinde kent uzlaşısıyla belirlediğimiz adaylarımızla birlikte seçimlere gireceğimizi belirtmek istiyorum.

Vakkas Dalkılıçların, Abdülsamet Sakıkların, Burhanettin Boluluların yoldaşları olan sizlerin mücadelesine 30 yıldır şahidim. Lütfen kendinize güvenin, umutlu olun, dik olun. Yürüttüğünüz demokrasi mücadelesinin ne kadar önemli olduğunun bilinciyle bir arada olun. Kazanırız kazanmayız demeyin. Partimizin belirlemiş olduğu adayların yanında kenetlenerek demokrasi düşmanlarına, kayyımcı zihniyete bu sandıklarda dersini verin.

Değerli siyasi parti temsilcileri, kurum temsilcileri bu çağrı da size: Kürt meselesi adil, eşitlikçi, bu ülke halklarının rıza gösterdiği ortak bir akılla çözülmediği müddetçe, bunlar ırkçılık, milliyetçilik, beka, vatan tamtamıyla her kötülüğü yapacak. En büyük kötülük nedir? Buraya gelmeden önce Antep Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu en büyük karar nedir baktım. Normalde Antep mülteci ve göçmen kentidir.

Mültecilerin entegrasyonu için, yoksul ve emekçilerin daha rahat ve huzurlu nefes aldıkları bir Antep için kararlar alınması gerekirken; Anteplilerin ucuz su içmeleri, rahat ulaşım sağlamaları için karar alması gerekirken; Antep Büyükşehir Belediyesinin belediye meclisinde aldığı en fazla sayıdaki karar imardır. İmar alanlarının yeniden yapılandırılması ve imarla ilgili konularda karar çıkarmışlar. İmar demek rant ve para demektir. Bir belediye meclisindeki kararların yüzde 70-80’i imarla ilgiliyse, bilin ki burada hizmet yoktur, adalet yoktur, huzur yoktur. Bunlar ülkeyi yönetemedikleri gibi bu kenti de yönetemiyorlar.

İşte Kürt meselesi çözülmediği sürece bu rantçılar, ihaleciler, kayyımcılar çocuklarımızın geleceğini çalmaya devam edecekler. Kürt meselesi nasıl çözülür? Belki siz de soruyorsunuz. Kürt meselesi bizim Türk’ten, Arap’tan, Azeri’den, Çerkes’ten farklı olan dilimizin, kültürümüzün ve politik tercihlerimizin yaşam bulmasıdır. Kürt meselesi Kürtlerle çözülür, bu ülkenin ortak aklıyla çözülür, bu ülkedeki bütün siyasi partilerin ve toplumsal örgütlerin katıldığı bir zeminde çözülür. Kimle çözülür?

Türkiye’nin rahat nefes aldığı iki yıl vardı, 2013-2015 arası Çözüm Süreciydi. Hatırlarsınız asker cenazeleri, silahlı gençlerin cenazeleri gelmiyordu. Türkiye ekonomisinin pik yaptığı, insanların geleceğe umutla baktığı, kamplaşmanın ve kutuplaşmanın olmadığı bir 2 yıl yaşadık. Sayın Öcalan dedi ki demokratik bir cumhuriyette birlikte yaşayalım. Devlet aklı da buna ya inandı ya da işine geldiği için çözüm masası kurdu.

“100 yıldır inkar ettiniz de neyi çözdünüz?”

Şimdi birlikte yaşamak dışında şansımız var mı? Bizim gidecek başka evimiz yok, bu topraklar bizim. Bin yıllardır bu topraklarda birlikte kardeşçe yaşıyoruz, bin yıllarca yine yaşayacağız. Bu yok sayan, reddeden yönetimler bir gün gidecek. Hiçbir şey sonsuz değil, hiçbir zulüm daim değil. Bir gün mutlaka Türkler, “Yahu Kürt kardeşlerimiz bizim dilimizi konuşmuyor, Alevi yurttaşlarımız ve gayri Müslimler bizim gibi ibadet etmiyor” diyecekler.

Bir gün mutlaka Kürt ve Türk gençlerinin ölmesine yol açan bu anlayışı kesinlikle yerle bir edecekler, lanet okuyacaklar. Yeniden sesleniyorum; 2 değil, 2 değil 25-30 milyon Kürt yaşıyor burada ne yapacaksınız? 100 yıldır bastırdın, cezaevlerine attın, açlıkla imtihan ettin, dilini inkar ettin, neyi çözdün? Devletin politikası tutsaydı bu salon dolar mıydı? Dün Akdeniz’deki halk buluşmasına on binler gelir miydi? Demek ki devlet aklı bir yerde yanlış yapıyor.

Kürt meselesini çözmek istemeyenler bu ülkenin düşmanlarıdır. Kürt meselesini çözmeyenler asıl bölücülerdir. Kürt meselesini çözmeyenler, halkları karşı karşıya getiren ve düşmanlaştıran bir anlayışa sahiptirler. Cezaevlerinde açlık grevleri var. “Yahu kardeşim artık yeter. Aşımızdan ekmeğimizden bu savaşa giden paralar gitmesin. Kürt anasını görsün, dilini konuşsun, seçtiği iradesiyle kendini yönetsin” diyorlar. Niye yanaşmıyorlar, çünkü işlerine gelmiyor. Bu ülkenin geleceği için, gençler için, bu ülkedeki yoksullar emekçiler için, 86 milyon için, demokrasi için, demokratik cumhuriyet için iktidarı ve varsa devlet aklını Kürt sorununu demokratik yollarla çözmeye bir kez daha davet ediyorum.

Bir gün umarım hep birlikte Antep’te bu sorunları konuşmak yerine Türkiye’nin kalkınması ve barış içerisinde yaşaması için projelerimizi anlatırız. Umarım halklarımızı inkar eden anlayışı bu topraklara gömeriz, barışı, demokrasiyi ve özgürlükleri yeşertiriz.”

Paylaşın

Otomotiv Üretimi Yüzde 3 Azaldı

Ocak ayında toplam otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3 düşüşle 108 bin 483 adet olarak gerçekleşti. Otomobil üretimi ise ise yüzde 5 düşerek 67 bin 59 adet olarak gerçekleşti. 

Haber Merkezi / Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 5 oranında, otomobil ihracatı ise yüzde 13 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam otomotiv ihracatı 75 bin 106 adet, otomobil ihracatı ise 44 bin 437 adet düzeyinde gerçekleşti.

Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 2, euro bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 arttı.

Türkiye otomotiv sanayisine yön veren 13 üyesiyle sektörün çatı kuruluşu konumunda olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), 2024 yılının Ocak ayına ait üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, ocak ayında toplam üretim yüzde 3, otomobil üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5 azaldı. Bu dönemde, toplam üretim 108 bin 483 adet, otomobil üretimi ise 67 bin 59 adet düzeyinde gerçekleşti.

Ocak ayında toplam pazar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 54 artarak 82 bin 416 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde otomobil pazarı ise yüzde 72 oranında arttı ve 64 bin 41 adet olarak gerçekleşti.

Ticari araç grubunda, ocak ayında üretim yüzde 1, ağır ticari araç grubu yüzde 7 artarken hafif ticari araç grubu geçen yıla paralel gerçekleşti. Ocak dönemine göre ticari araç pazarı yüzde 13, ağır ticari araç pazarı yüzde 1 ve hafif ticari araç pazarı yüzde 15 arttı.

Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 5 oranında, otomobil ihracatı ise yüzde 13 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam otomotiv ihracatı 75 bin 106 adet, otomobil ihracatı ise 44 bin 437 adet düzeyinde gerçekleşti.

Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 2, euro bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 arttı.

Bu dönemde toplam otomotiv ihracatı 2,8 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 14 azalarak 752 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 15 azalarak 689 milyon euro seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Erdoğan: Biz De Oy Tercihleri Sebebiyle Aşağılama Olmaz

Tekirdağ’da halka seslenen Erdoğan, “Biz birleştiren bir anlayışla siyaset yapıyoruz. Biz muhalefet gibi oy tercihinden dolayı seçmende değil daima kendimizde hata arıyoruz. Hangi siyasi partiden olursa olsun seçmen veli nimetimizdir” dedi ve ekledi:

“Biz de CHP gibi vatandaşa ‘Tıpış tıpış gideceksiniz, oyunuzu vereceksiniz’ diyen kibirli bir dil olamaz. Biz de oy tercihleri sebebiyle insanlarımızı aşağılama olmaz. Biz de sırf kendisini rey vermedi diye depremzedelere hakaret etmek yok. Biz de CHP’nin belediye başkanları gibi ‘Oy yoksa hizmet de yok’ gibi tehdit olmaz.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Beceriksizlik, iş bilmezlik bunları öyle bir esir almış ki nereye ellerini atsalar orası adeta kuruyor, çöküyor. Vatandaşımız CHP’nin idare ettiği yerlerde klasik belediye hizmetlerini almakta zorlanıyor. Bunlar asfalt dökmemekle övünebiliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve  AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler kapsamında Tekirdağ’da halka seslendi. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Biz Tekirdağ’ı başkaları gibi öyle esabi değil hasbi olarak yürekten bağlıyız.3 Kasım 2002’den beri Tekirdağ’ın tercihi ne olursa olsun şehrimizi hiçbir zaman ihmal etmedik, kaderine terk etmedik. Her fırsatta Tekirdağ’ın misafiri olduk.

Biz birleştiren bir anlayışla siyaset yapıyoruz. Biz muhalefet gibi oy tercihinden dolayı seçmende değil daima kendimizde hata arıyoruz. Hangi siyasi partiden olursa olsun seçmen veli nimetimizdir. Biz de CHP gibi vatandaşa ‘Tıpış tıpış gideceksiniz, oyunuzu vereceksiniz’ diyen kibirli bir dil olamaz.

Biz de oy tercihleri sebebiyle insanlarımızı aşağılama olmaz. Biz de sırf kendisini rey vermedi diye depremzedelere hakaret etmek yok. Biz de CHP’nin belediye başkanları gibi ‘Oy yoksa hizmet de yok’ gibi tehdit olmaz.

Beceriksizlik, iş bilmezlik bunları öyle bir esir almış ki nereye ellerini atsalar orası adeta kuruyor, çöküyor. Vatandaşımız CHP’nin idare ettiği yerlerde klasik belediye hizmetlerini almakta zorlanıyor. Bunlar asfalt dökmemekle övünebiliyor.

14-28 Mayıs seçim süreci ve sonrasında buna bir kez daha şahit olduk. Depremzedelerimize hakaret savurmaktan çekinmediler. Bir defa bile egolarını ayaklar altına alıp vatandaşa öz eleştiri vermediler. Millete parmak sallamadan önce kendilerine ‘Acaba biz nerede hata yapıyoruz’ diye sormadılar.

Son seçim yenilgisini de 13. Cumhurbaşkanımız diyerek yere göğe sığdıramadıkları Kılıçdaroğlu’na kestiler. CHP başta olmak üzere muhalefetin mazisine baktığınızda bunun gibi sayısız skandallarla karşılaşıyorsunuz.

Anadolu insanını hiçbir zaman hizmete layık bulmadılar. Seçmenin kalbini kazanmak yerine her zaman kolaya kaçtılar. Kimi zaman vesayet odaklarından kimi zaman da terör baronlarından medet umdular. Aylarca Kandil’deki terör elebaşları bunlar için oy istediler. Benim Tekirdağlı kardeşim Kandil’den oy isteyenlerin uzantılarına oy verir mi? Sandıklarda bunlara gereken cevabı vermeye hazır mıyız?

Bunlarda şehirlerimizi geliştirmek gibi bir dert yok. Bunun yerine tek parti faşizmine özlem var. Vatandaşa tepeden bakma hastalığı var. Seçim meydanlarında tutamayacakları sözleri verme hainliği var. Çantada keklik gördükleri kupon belediyeler için meydan muharebesi verme ihtirası var.

Dün gerçekleşen saldırıyı bir kez daha lanetliyorum. Saldırıda yaralanan vatandaşımıza Allah’tan acil şifalar diliyorum. Türkiye’nin her ne surette olursa olsun bir güvensizlik ortamına sürüklenmesine müsaade etmeyeceğiz.

Terör örgütleriyle, şehir eşkıyalarıyla tüm alçaklarla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Dün ‘Geçmiş olsun’ dileklerini ileten tüm siyasi parti genel başkanlarına teşekkür ediyorum. Saldırganlardan bir tanesi yakalandı. Diğerlerini de inşallah yakalayacağız.

Geçen hafta 6 Şubat depreminin sene-i devriyesiydi. Depremzedelerimizle dertleştik, yanlarında olduğumuzu gösterdik. Hükümetimizin bölgeyi ihmal etmeyeceğini ortaya koyduk. Yapımı tamamlanan konutların kuralarını çekerek vatandaşlarımıza teslim ettik.

“31 Mart seçimleri Tekirdağ için milat olacaktır”

Kentsel dönüşüm projelerini sabote ettiler. Kentsel dönüşüm ile şehrini depreme hazırlamak yerine nümayiş yapan belediye başkanları gördük. Şehirleri depreme hazırlamak için hiçbir somut adım atmıyorlar. 31 Mart sonrası hükümet yerel yönetim iş birliği ile şehirlerimizi depremlere hazırlayacağız.

Tekirdağ’ı ele ele vererek yeniden ayağa kaldıracağız. Tekirdağ’da merkezi yönetim ve belediye el ele vereceğiz ve Tekirdağ’ı ayağa kaldıracağız. 31 Mart seçimleri Tekirdağ için milat olacaktır.

Tekirdağ’da 157 milyar liralık yatırım yaptık. Namık Kemal Üniversitemizi şehre kazandırdık. 45 spor tesisi yaptık. Kentsel dönüşümde 2919 konutu dönüşümünü sağladık. İktidara geldiğimizde 2 adet arıtma su tesisi ile hizmet verilirken bugün 19 adetle nüfusun tamamına hizmet veriliyor. 3.5 milyarlık sosyal yardım yaptık.33 sağlık tesisi inşa ettik. Tekirdağ şehir hastanemizi tamamlayıp hizmete sunduk.

Tekirdağ’a 14 organize sanayi bölgesi, 54 araştırma geliştirme merkezi kurduk. Tekirdağ’ın tüm ilçelerine doğal gazın arzını verdik. Sevgili Tekirdağlılar bunlar 21 yılda kazandırdığımız hizmetlerin özetidir. Bizim siyasetteki gayemizi aziz milletimize aşla hizmettir. Biz Türkiye’yi bütün olarak yüceltmenin arzusundayız. Biz bu millete hizmetkar olmaya geldik.”

Paylaşın