Açlık Sınırı 19 Bin, Asgari Ücret 17 Bin Lira

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 18 bin 978 liraya yükseldi.

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı  yani yoksulluk sınırı ise 61 bin 820 liraya çıktı.

Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 24 bin 614 liraya yükseldi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), 2024 Haziran Açlık ve Yoksulluk Raporu’nu açıkladı. Rapora göre, bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 2024 yılı Haziran ayında 24 bin 614 TL iken net asgari ücret halen (vergi kesintisi olmadan) 17 bin TL. Gıda harcaması tutarı yılbaşına göre 3 bin 930TL ve bir önceki yılın aynı ayına göre 8 bin 605 TL arttı. Tüm temel harcamalar için yapılması gereken harcama tutarı ise sadece son altı ayda 12 bin 800 TL artış gösterdi.

Raporda, “Asgari ücret bir işçinin bile geçimini sağlayamazken bir ailenin sadece gıda harcamasını karşılayabilmesi mümkün görünmemekte” ifadeleri yer aldı.

TÜRK-İŞ Konfederasyonunun yaptığı araştırmanın 2024 Haziran ayı sonuçları şöyle: Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 18.978,77 TL ’ye gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 61.820,10 TL ’ye, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 24.614,20 TL ’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ’ in verilerine göre “mutfak enflasyonu” verilerindeki değişim Haziran 2024 itibariyle şu şekilde gerçekleşti:

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre % 0,05 oranında gerçekleşti.
Beş aylık değişim oranı % 31,51 oldu.
Son on iki ay itibariyle değişim oranı ise % 82,96 olarak hesaplandı.
Yıllık ortalama artış % 82,02 olarak gerçekleşti.

Gıda fiyatları: TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan çarşı-pazar-market dolaşılarak derlenen gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama gruplarına göre Haziran 2024 itibariyle şu şekilde oldu:

Süt, yoğurt, peynir grubunda; Süt, yoğurt, peynir ürünlerinin fiyatında önemli bir değişiklik görülmedi. Peynir ve yoğurt kilogram fiyatlarında 1 liralık artış tespit edildi. Sütün fiyatı değişmedi. Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, ürünlerinin bulunduğu grupta; Ay ay artışı devam eden dana ve kuzu eti fiyatları bu ay kurban bayramının da etkisiyle biraz duruldu. Balık tezgahlarında levrek, çupra, alabalık, somon gibi yaygın bulunan kültür balıkları yer alırken balık fiyatlarında da artış görüldü.

Yumurta ihracatının durağan etkisi devam ederken okullarında da kapanmasının etkisiyle bu ay da fiyatlarda gerileme tespit edildi. Tavuk fiyatlarında önemli bir değişim olmadığı gözlemlendi. Kuru baklagiller grubunda kuru fasulyenin fiyatı değişmedi. Nohutun kilogram fiyatında 3 TL, yeşil ve kırmızı mercimek fiyatlarında 3 TL, kuru fasulye ve yeşil mercimek kilogram fiyatlarında da 5 TL’lik bir artış gerçekleştiği tespit edildi.

Taze sebze-meyve grubunda; Mevsim etkisiyle düşmesi beklenen meyve ve sebze fiyatları el yakmaya devam ediyor. Hesaplamada her zaman olduğu gibi gıda harcaması içinde günlük kullanımı yaygın olan mevsim ürünleri esas alındı. Yaş sebze-meyve fiyatlarında mevsim etkisiyle beklenen düşüş henüz görülmedi. Geçtiğimiz yıllarda sadece marketlerde gördüğümüz dilim karpuz satışı artan fiyatlar nedeniyle artık semt pazarlarında da yaygın hale geldi.

Meyve fiyatlarında ortalama % 4,31 lik bir artış tespit edilirken sebze fiyatlarında da ortalamada %8,56 lık bir artış görüldü. Ortalama sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 34,14 TL, ortalama meyve kg fiyatı 57,81 TL oldu. Hesaplamada -bu ay20’si sebze ve 13’ü meyve olmak üzere toplam 33 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 42,61 TL olarak tespit edildi.

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta Geçen ay gelen zam ile birlikte 200 gramı 10 TL olan ekmeğin fiyatında uzun süre değişiklik yapılmayacağı bekleniyor. Grubun diğer ürünleri olan pirinç, un, makarna, irmik gibi ürünlerin fiyatı aynı kaldı. Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; ayçiçekyağı, zeytinyağı ve tereyağı fiyatlarında kısmi bir artış görüldü. Margarin, siyah ve yeşil zeytin fiyatları sabit kaldı. Yağlı tohum fiyatlarının ortalamada az da olsa gerilediği gözlemlendi.

Son grup içinde yer alan diğer gıda maddelerinden; Baharat ürünlerinin fiyatında ortalamada 28 TL’lik artış tespit edildi. Çayın fiyatında az da olsa artış tespit edilirken şeker fiyatlarında kısmi bir düşüş tespit edildi. Ihlamurun fiyatı bu ay değişmedi. Bal ve reçel fiyatlarında yine kısmi bir artış görülürken pekmezin fiyatı sabit kaldı. Geçen ay fiyatını artan tuz bu ay sabit kaldı. Salça fiyatlarında ise kilogramda 1 TL’lik bir artış tespit edildi.

Sonuç: Raporun sonuç bölümünde şu ifadeler yer aldı: “Çalışanların, kendilerine ve ailelerine yetecek bir ücret almaları gereği açıktır. Ancak temel ihtiyaçların karşılanabilmesini sağlayacak ve refahtan pay almasını mümkün kılacak ücretin hesabı nasıl yapılacaktır? İşçinin yaşam standardını sürdürmesi ya da iyileştirmesi için gerekli olan tutar ne kadar olmalıdır? Kuşkusuz bu ve benzeri soruların cevabını vermek kolay değildir. Gerekli olacak tutarın hesabı, yaşam standardı ve tüketim alışkanlıklarına da bağlı olarak kişiden kişiye, hatta ülkeden ülkeye farklılıklar göstermekte.

İşçinin ailesiyle birlikte, insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlayabilecek harcama tutarını belirlemek için yapılabilecek hesaplamalardan biri, beslenmeye ilişkin ihtiyaçların belirlenmesidir. Dengeli beslenebilmek için, yetişkinlerin ihtiyaç duyacağı kalori miktarı ile çocukların yaşlarına göre gerekli olan kalori miktarının ne olması gerektiği hakkında bilimsel araştırmalar yapılmıştır. Sağlığın korunabilmesi içinbu kalorileri sağlayacak besin miktarları yanı sıra, gerekli protein, yağ ve karbonhidrat miktarları konusunda da belirlemelerde bulunulmuştur. Bu kapsamda, farklı büyüklükteki aileler için toplam besin ihtiyacı hesaplanabilmektedir.

TÜRK-İŞ’in bu çalışmasında, dört kişilik bir ailenin, bilimsel olarak belirlenmiş beslenme kalıbı temel alınmaktadır. Anılan beslenme kalıbı, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden sağlanmıştır. Günlük kalori ihtiyacının hesabında, hem yetişkin kişiler hem de genç ve çocuk nüfus dikkate alınmaktadır. Buna göre yetişkin erkek için 3500, yetişkin kadın için 2300, 15-19 yaş grubundaki erkek çocuk için 3200 ve 4-6 yaş grubundaki çocuk için 1600 kalorilik liste temel alınmıştır.”

Paylaşın

Bilim İnsanları “Mars’ta Yaşayabilecek” Bitkiyi Buldu

Bilim insanları, çöl bölgelerinde bulunan Syntrichia Caninervis adlı yosunun, kurak, yüksek radyasyon seviyesine sahip ve aşırı soğuk Mars benzeri koşullara dayanabildiğini duyurdu.

Araştırmayı etkileyici olarak nitelendiren Villanova Üniversitesi’nden Prof Edward Guinan, “Mars kolonizasyonu için umut verici bir öncü bitki olabilir” dedi. Yosunun da büyümesi için suya ihtiyaç duyacağını da belirten Edward Guinan, “Gidecek çok yolumuz var” ifadelerini kullandı.

Florida Üniversitesi’nden yosun uzmanı Prof. Stuart McDaniel, “Çöl yosunu yenilebilir değil fakat uzayda başka önemli hizmetler sunabilir” dedi.

Bilim insanları Mars’ta hayatta kalabilecek bir yosun türü belirledi. Zorlu koşullara dayanabilen bitki, Kızıl Gezegen’deki insan yaşamını başlatabilir.

Sıcaklıkların -153 dereceye kadar düşebildiği Mars’ın, insanların yaşaması için uygun koşullara sahip olduğu söylenemez. İnce atmosferi Güneş’ten gelen ısıyı yakalayamadığı gibi, gezegeni ultraviyole radyasyona karşı da koruyamıyor.

Bilim insanları Mars ortamında hayatta kalabilecek çeşitli mikroorganizmaları, alg ve likenleri daha önce test etmişti. The Innovation adlı hakemli dergide dün yayımlanan çalışmadaysa ilk defa bütün bir bitkinin sert koşullarda yaşayıp yaşayamayacağı araştırıldı.

Syntrichia caninervis adlı çöl yosunu, Antarktika’dan Mojave Çölü’ne kadar çeşitli ortamlarda hayatta kalabiliyor. Araştırmacılar yeni çalışmada bu bitkinin -196 dereceye ve yüksek seviyelerde gama radyasyonuna da dayanabildiğini gösterdi.

Ekip, yosunları önce -80 derecede 5 yıla kadar, daha sonra da -196 derecede 30 güne kadar tuttu. Donan bitkiler çözündükten sonra eski hallerine geri dönmeyi başardı. Araştırmacılar dondurulmadan önce kurutulan bitkilerin daha hızlı kendine geldiğini kaydetti.

Çöl yosununun çoğu bitkiyi öldürecek seviyedeki gama radyasyonunda hayatta kaldığı, hatta 500 Gy’de daha iyi geliştiği görüldü. 50 Gy’lik gama radyasyonu, insanları öldürebilecek etkiye sahip.

Ardından Çin Bilimler Akademisi Gezegen Atmosferleri Simülasyon Tesisi’nden yararlanan bilim insanları Mars’taki basınç, sıcaklık ve ultraviyole radyasyona sahip bir ortamda yosunları test etti. Bir hafta boyunca bu ortamda hayatta kalan bitkiler, simülasyondan çıkarıldıktan sonra eski hallerine geri döndü.

Araştırmacılar makalede şöyle yazıyor: Geleceğe bakacak olursak, bu umut verici yosunun Mars’a veya Ay’a götürülerek uzaydaki bitki kolonizasyonu ve büyümesi ihtimalinin daha fazla test edilebileceğini umuyoruz.

Florida Üniversitesi’nden yosun uzmanı Prof. Stuart McDaniel, yer almadığı çalışmanın önem arz ettiğini belirterek şöyle ekliyor: Karasal bitkilerin yetiştirilmesi uzun vadeli uzay görevlerinin önemli bir parçası çünkü bitkiler karbondioksit ve suyu verimli bir şekilde oksijen ve karbonhidratlara, yani insanların hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu hava ve gıdaya dönüştürüyor. Çöl yosunu yenilebilir değil fakat uzayda başka önemli hizmetler sunabilir.

Öte yandan çalışmanın bazı sınırlılıkları var. Prof. McDaniel ve diğer uzmanlar, yosunların Mars toprağında yetişip yetişmeyeceğinin bilinmediğini vurguluyor. Uzmanlar ayrıca bitkinin önemli bir oksijen kaynağı olup olmayacağı sorusunun da cevapsız kaldığını söylüyor.

Villanova Üniversitesi’nden Prof. Edward Guinan, yosunların Mars’ta yetişmek için suya ihtiyaç duyacağını söylese de çalışmanın etkileyici olduğunu da belirtiyor. “Önümüzde uzun bir yol var” diyen Prof. Guinan şöyle ekliyor: Ancak bu mütevazı çöl yosunu, gelecekte Mars’ın küçük bölümlerini insanlığın yaşayabileceği bir hale getirme umudu veriyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Şimşek’ten “Asgari Ücret” Yorumu: Düşük Değil

Asgari Ücrete ilişkin değerlendirme yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Asgari ücret AK Parti hükümetlerinde dolar bazında ciddi oranda arttı. Haziran 2024 itibariyle asgari ücret 524 dolar” dedi ve ekledi:

“Bu sene reel olarak asgari ücret artmış olacak. Asgari ücret yılbaşında yüzde 49 arttı. İlk 6 ayda enflasyon yüzde 20’lerde olacak. Yıl sonunda enflasyon piyasanın beklediği gibi olsa bile yüzde 42-43’lerde olacak. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek asgari ücret bizde. Türkiye’de asgari ücret düşük değildir.”

Vergi politikaları hakkında da değerlendirme yapan Mehmet Şimşek, “Türkiye’de birçok kesim vergiden imtina ediyor, ciddi bir kayıtdışılık var. Biz verginin tabanını büyüterek sonuç alacağız. Bizim iki temel ilkemiz var. Vergide adaleti sağlamak ve uygulamada etkinliği sağlamak” ifadelerini kullandı.

Mehmet Şimşek, IMF ilişkileri hakkında ise Türkiye’nin IMF nezdinde arzulanan seviyeye neredeyse vardığını söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi gündemindeki son gelişmeleri değerlendirmek için Bloomberg HT – Habertürk yayınına katıldı. Bakan Şimşek’in öne çıkan ifadeleri şunlar oldu:

“Gri listeden çıkışımız bir ekip çalışması. Daha önce mevzuat çalışması yapılmıştı ama en önemlisi uygulamadaki etkinlikti. Gri listeye girmek kolay çıkmak zor. İçişleri ve Adalet Bakanlığımızın desteği olmasaydı bu listeden çıkamazdık. Haziran ayından bu yana bir araya geldiğim bütün hazine bakanlarıyla bu konuyu konuştuk.

Bizim finansal sistemimizin sağlıklı işlemesi ve itibarlı olması lazım. Listeden çıkmak büyük kazanım ama burada esas amaç Türkiye’nin güvenilebilir olduğunu ortaya koymaktı… Siyasi mülahazalar devreye girmesin diye FATF’ye bir mektup bile yazdık.

Son aylarda kaynak girişi güçlü oranda arttı. Şu an bu kaynak girişini nasıl yönetiriz onunla uğraşıyoruz. Sisteme çok Döviz girince aşırı TL basıyorsunuz. Bu da likidite fazlası yaratıyor… Rezerv yeterliliği bakımından neredeyse IMF kriterini yakaladık. Yurt içi bankalarla olan swapları neredeyse 5 milyar dolara indirdik. Vadesi gelmişken kapatıyoruz. Swap hariç net rezerv artı 12 milyar dolara yükseldi. Döviz rezervlerini endişe kaynağı olmaktan çıkardık.

Reel bazda lirada bir miktar değerleme oldu. Esas hedefimiz enflasyonu kalıcı şekilde düşürerek nominal kurlarda istikrar sağlamak… Gri liste kararından sonra Moody’s’in bunun olumlu yönde yansıyacağı yönünde değerlendirmesi var. Fon akışı son derece güçlü.”

Gri Liste: “Terörizmin finansmanıyla mücadeleyi bir öncelik haline getirdik. Gri listeden Türkiye oybirliğiyle çıkarıldı. Tek bir ülke itiraz etmedi. Komşumuz Yunanistan bile ‘güçlü şekilde sizi destekliyoruz’ dedi. Listeden çıktık ama terörizmin finansmanıyla ilgili güçlü bir şekilde mücadele edeceğiz. MASAK’ın idari kapasitesi geliştirilecek. Yapay zekayı bu noktada devreye alacağız. Başardık, başarmaya devam edeceğiz.

Cari Açık: Programın temelinde rasyonel politikalar ve yapısal reformlar var. Bu durum yatırımcı güvenini getiriyor. Bu durum reel kurda istikrarı getiriyor. O da beraberinde dezenflasyonu getiriyor. Programın özünde dengesizliklerin giderilmesi var. Türkiye’nin biriktirdiği dengesizliklerden bir tanesi dış açıktı. Geçen Mayıs ayında yıllık cari açık 57 milyar dolardı. Bu Mayıs ayında 26 milyar dolara muhtemelen inecek. Cari açık konusunda başarı sağlandı, bu başarıyı kalıcı hale getirmek lazım. Devletin aktif olarak işin içinde olduğu sanayi politikası ortaya koyacağız.

Şu an rezerv birikimi şirketlerin ve vatandaşların portföy tercihleri ve dış kaynaktan geliyor… İkinci dengesizlik bütçe açığıydı. Geçen sene seçimden önce muhalefetin popülist iteklemesiyle EYT geçti. Geçen sene EYT’nin yıllık maliyeti finansman maliyetiyle birlikte 724 milyar TL oldu. Bütçe dengelerinin iyileşmesinde oldukça mesafe kat ettik. Ama kat edeceğimiz yol var. Gelecek sene bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekeceğiz

Üçüncü dengesizlik büyümedeki dengesizlikti. Büyümede yeniden dengelenmeyi sağladık. Enflasyonun ana kaynağı iç talep kaynaklı büyüme. KKM’de 44 haftadır kesintisiz olarak düşüş var. Bu durum para politikasının çalışmasını engelleyen bir faktör. KKM’yi giderek bir sorun olmaktan çıkarıyoruz. Bugün itibariyle şirketlerin KKM’deki vergi avantajı son buldu. Artık şirketler için bir istisna yok. Bireylerin KKM’den kazandıkları da vergiye tabi olacak. KKM’den çıkış hızlanacak.

Kalıcı refah artışı için en önemli konu istihdamdır. Bir her sene ortalama 690 bin istihdam sağladık 20 yılda. Geçici olarak tabii ki ekonomide bir yavaşlama sürecine gireceğiz. Enflasyondaki düşüşle birlikte reel ücret artışları yaşanacak. Mayıs ayında enflasyon yükseldi diyebilirsiniz ama son 12 ayın enflasyonu o. Piyasalar temkinli, henüz programı tam satın aldılar diyemeyiz. Önümüzdeki 12 ay için yüzde 31 enflasyon bekliyorlar.

Bizim için önemli olan yıl sonunda enflasyonun yüzde 42’nin altına düşmesi, o zaman alım gücünün hissedileceği bir döneme gireceğiz… Dolar/TL ‘de büyük dalgalar vatandaşları ve şirketleri tedirgin ediyor.

Geçen sene mali itki vardı. Yüksek bütçe açığı yüksek enflasyon demek. Biz mali itkiyi geriye çekeceğiz. İnşaat maliyetlerinde artışın bu sene devamı için bir sebep yok. Geçen sene KDV’yi artırmıştık ama bu sene bir KDV artışı gündemde değil.

Muhalefetin popülist söylemi olabilir ama biz bütün dengelere bakıyoruz. Muhalefetin popülist söylemine itibar etmeyeceğiz. Bizim tek bir amacımız var refah artışı ve refah artışının adaletli paylaşımı… Gelecek sene bütçe açısından daha farklı bir noktada olacağız. Kazandığı halde vergi vermekten imtina eden kesimlerle mücadele edeceğiz… Türkiye’nin risk primi geçen yıl 700 civarındaydı bu sene 270 baz puanlara geldi.

Asgari ücret: Bizim için önemli olan dengesizliklerin giderilmesi ve bunu da kalıcı hale getirmek. Vatandaşımız bize inansın. Evet kolay bir süreç değil bu. Türkiye’nin sorunlarına kolaycı çözümler yok.

Vatandaşımızı enflasyona ezdirmedik ve ezdirmeyeceğiz. Asgari ücret AK Parti hükümetlerinde dolar bazında ciddi oranda arttı. Haziran 2024 itibariyle asgari ücret 524 dolar. Bu sene reel olarak asgari ücret artmış olacak. Asgari ücret yılbaşında yüzde 49 arttı. İlk 6 ayda enflasyon yüzde 20’lerde olacak. Yıl sonunda enflasyon piyasanın beklediği gibi olsa bile yüzde 42-43’lerde olacak. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek asgari ücret bizde. Türkiye’de asgari ücret düşük değildir.

Asgari ücreti vergi dışında bıraktık. Bu sene bunun bütçeye maliyeti 670 milyar TL… EYT ile birlikte emekli başına çalışan sayısı 1,5 seviyelerine indi… Enflasyon yavaşlayacak, vatandaşlarımıza reel büyümeden pay vermeye devam edeceğiz. Sabırla yola devam edersek bu enflasyonu düşüreceğiz.

Bütün kesimlerin bir süre sabır göstermesi gerekecek. 2025’ten itibaren küresel finansal koşullar elverişli olacak. Bu dış kaynak noktasında elimizi güçlendirecek… Asya’daki ülkelere, Endonezya, Filipinler, Tayland’a bakın, bir de Latin Amerika, Brezilya, Şili, Kolombiya, Avrupa’da Bulgaristan, Macaristan, ile karşılaştırın. Polonya hariç, gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek asgari ücret bizde.

Vergi paketi: Piyasada üzerinde tartışılan paket kapsam olarak bizim süzgecimizden geçmiş bir paket değil… Bahşişlerin vergilendirilmesi hiçbir zaman gündemimizde olmadı. Motokurye konusunda pakette yok. Gündemde değildi… Türkiye’de birçok kesim vergiden imtina ediyor, ciddi bir kayıtdışılık var. Biz verginin tabanını büyüterek sonuç alacağız. Bizim iki temel ilkemiz var. Vergide adaleti sağlamak ve uygulamada etkinliği sağlamak.

Türkiye’nin vergilerinin gelire oranı yüzde 21 bile değil. OECD’de en düşük vergi yüküne sahip ikinci ülkeyiz. Türkiye’de dolaylı vergilerin milli gelire oranı yüzde 9,1. AB’de bu oran yüzde 13,6. OECD ülkelerinde yüzde 10,5. Burada sorun doğrudan vergi gelirlerinin düşük olması. Esas oraya odaklanıyoruz… Bizim tercihimiz vergilendirilmeyen alanlardan vergi almak, yeni bir vergi yükü getirmek değil. Koparılan yaygaralar doğru değil.

Bu vergi paketinde ne yapıyoruz. Çokuluslu şirketlere yüzde 15 asgari kurumlar vergisi getiriyoruz. Yurt içinde asgari kurumlar vergisi çalışıyoruz. Kuyumcunun beyan ettiği aylık matrah geçen sene 16 bin TL seviyesinde. Bütün bu alanlarda yetki alıp, hasılat tespiti yapacağız, hasılata aykırı beyanlardan izahat isteyeceğiz, sonrasında harekete geçeceğiz. Kayıt dışılıkla mücadele edeceğiz.

GYO’ların vergi istisnalarını kaldırmayı düşünüyoruz. Yap-işlet-devret şirketlerine yüzde 30 vergi düşünüyoruz. Bu pakette değil ama belki bir sonraki pakette Borsa kazançlarının vergilendirilmesini çalışıyoruz.

İşletmelerde artık hasılat tespitine gideceğiz. Türkiye’de 1,1 milyonun üzerinde kurumlar vergisi mükellefi var. Kurumlar vergisi mükelleflerinden yarısından çok fazlası vergiden kaçınmaya çalışıyor… Geçenlerde bir yapay zeka şirketi ziyaret etti. Kurumlar vergisinin tüm defterlerini inceleyecek bir modül geliştirebilir misiniz diye sorduk. Bunu geliştirmek için kapımız şirketlere açık.

Çok kazananları buradan uyarıyorum. Vergiden kaçınmanın cezalarını artıracağız, denetimleri sıkılaştıracağız. Giderek burada daha çok yapay zekayı devreye alacağız. Vergi denetim elemanlarımız için bütün teknolojileri devreye alacağız… Yurt dışı çıkış harcında taslağın son hali verilmedi… Şu anda vergi taslağı ham durumda. Asgari kurumlar vergisi hususunu iş dünyası ile konuşacağız.

Şu andaki pakette sermaye kazançlarının ilave vergilendirilmesi ilave çalışma gerektiriyor. Borsa konusu bu paketin konusu değil. Ama vergilendirilmeyecek alan kalmayacak… Kamu çalışanlarında kaç yerde görev alınırsa alınsın tek maaş olacak ve o maaşa da limit gelecek. Bu düzenleme yakından meclise gelecek.”

Paylaşın

Özel’den “Erken Seçim” Açıklaması: Erdoğan, Kaçamayacak

CHP Lideri Özgür Özel, erken seçime ilişkin yaptığı açıklamada, “Anayasa’ya göre eğer Erdoğan’ın bu ikinci cumhurbaşkanlığı esnasında Meclis bir erken seçim kararı alırsa kendisi son kez aday olabilir. Yani bu dönem meclis 360 milletvekiliyle erken seçim kararı alırsa Erdoğan bir kez daha ve son kez aday olabiliyor” dedi ve ekledi:

“Tabii o erken seçimi kazanamazsa bir daha aday olamaz, bitiyor. Mesela Erdoğan Meclis’i yarın kendisi feshetse aday olamıyor ama Meclis 360 milletvekiliyle erken seçim kararı alırsa aday olabiliyor. Şimdi benim bahsettiğim tarih bir buçuk sene sonra yani Erdoğan’ın ikinci cumhurbaşkanlığı döneminin tam ortası.”

Özel, açıklamasının devamında, “Erdoğan biz erken seçim kararı almazsak bir daha aday olamıyor. Ona kamuoyunun önünde şöyle bir teklifte bulunduğumu düşünün; ‘İki buçuk yılın geçti, iki buçuk yılın daha var. Gel seçimleri yenileyelim.’ Seçimden kaçamayacaktır çünkü ‘Yok ben kaçıyorum’ dediğinde her geçen gün aleyhine işleyecek. Herkes şöyle düşünecek; Demek ki kaybedeceğini biliyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuştu.

Özel, “MHP çok erken rahatsız olmuş olabilir normalleşmeden. AK Parti de MHP’nin restini görmüş olabilir. Ama istedikleri kadar normalleşmeyi torpillemeye çalışsınlar, normalleşmenin bir toplumsal karşılığı var. Bu toplum kavgadan, gerginlikten bıktı. Bu toplum iktidarla muhalefetin Karagöz-Hacivat gibi kısır kavgaları yıllarca sürdürmesinden bıktı. Bu toplum artık kendi sorunlarının konuşulmasını istiyor. Ben 31 Mart’tan beri aynı şeyi söylüyorum; toplumun sorunlarıyla ilgili olmayan hiçbir kavganın bir tarafı olmayacağım. Bunu sürdürüyorum. Kim ne derse desin… Yoksa ben Devlet Bahçeli’nin “AK Parti ile CHP arasında ittifak samimi dileğimizdir” derken aslında ne demek istediğini bilmiyor muyum?” diye konuştu.

Bahçeli’nin Erdoğan’a “Ya benimsin, ya kara toprağın” dediğini savunan Özel şunları söyledi: Bunun çalışmasını engelleyecek tek hamle şu olabilir. Ben Erdoğan’a “Sen Bahçeli’yi kafana takma. Ben sana Meclis’te de destek vereceğim, ekonomik pakette de destek vereceğim, arkandayım” dersem… Yani Erdoğan’a partner değiştirmeyi teklif edersem, Cumhur İttifakı’nı dağıtırım. Ama bu benim sırtıma, AK Parti’nin 22 yıllık hatalarına, sorumluklarına ortak olmak gibi hiç taşımaya niyetim olmayan bir yük koyar. Ben iktidara gidiyorum. Benim partim birinci parti olmuş. Seçimden beri her ay oylarımız artıyor. Büyük bir ekonomik kriz var. Erdoğan ne depremzede için ne de enflasyonla ilgili verdiği sözleri tutuyor.

Türkiye’de anormal olan anlayış zaten şu; siyasi rakipsek birbirimize bomba atmalıyız, ateş etmeliyiz. Bunun bir ortası var. Erdoğan’la yaptığımız görüşme benim açımdan sorunların bizzat onun yüzüne söylenmesi açısından da önemli. Çünkü birçok seçmen şöyle düşünüyor; “Bu sorunlar var ama Erdoğan’ın haberi yok. Haberi olsa çözer. Kendisi çok iyi, çevresi kötü biliyor.” Ben oturuyorum konuşuyorum ve ayrılıyorum. Çıkınca da ne konuştuğumu insanlara söylüyorum. Hiç olmazsa sorunları Erdoğan’a bizzat söylediğimi biliyor halk artık.

Özel, “Peki siz kendisiyle görüşmede gündeme getirdiğiniz ve hiç haberi olmadığı izlenimine kapıldığınız bir dosyaya denk geldiniz mi?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: Hiç öyle bir izlenim almadım. Her şeyden haberi var. Her atamanın da her yaşananın da sorumlusu Erdoğan yani. Aksini düşünmüyorum. Ama Türkiye’nin bu kadar sorunu varken iktidar ile muhalefetin sürekli bir deyim yerindeyse kayıkçı kavgası içinde olmasının kimseye faydası yok. Bizim anladığımız normalleşme sadece iktidarla diyalog kanallarının açık olması değil aynı zamanda muhalefetin normalleşmesidir. Muhalefetin sorunları sadece gören değil sorunların çözümüne kafa yoran ve çözüm öneren taraf olmasıdır.

Özel, bugün görülmeye başlanan Sinan Ateş davası için ise şunları söyledi: Sinan Ateş davası benim gördüğüm kadarıyla Cumhur İttifakı’nı hem zorlayan hem birbirine bağlayan bir dava. Sinan Ateş davası AK Parti’nin işini çok zorlaştırıyor, bir yandan da MHP’yle AK Parti’yi birbirine bağlıyor. Yani iki yönden etkisi var bunun. Cinayet öncesinde Sinan Ateş’in konumunu atan kişi MHP’nin genel başkan yardımcılarıyla aynı telefondan aynı gün içinde defalarca mesajlaşıyor ve bu iddianame kapsamında o isimler yok. Buna kimi inandırabilirsiniz? Ülkeyi yönetenler bence çok tarihi bir risk alıyorlar şu anda, çok tarihi bir hata yapıyorlar.

“Erdoğan, seçimden kaçamayacak”

Özel erken seçim talebiyle ilgili ise şunları söyledi: Yüksek Seçim Kurulu’nun son kararı Erdoğan’ın 2023’teki ikinci seçiminin son seçimi olduğunu söylüyor. O karara itiraz edenler oldu ama reddedildi. Şimdi artık ona itiraz etmenin bir yolu yok. Ama Anayasa’ya göre eğer Erdoğan’ın bu ikinci cumhurbaşkanlığı esnasında Meclis bir erken seçim kararı alırsa kendisi son kez aday olabilir.

Yani bu dönem meclis 360 milletvekiliyle erken seçim kararı alırsa Erdoğan bir kez daha ve son kez aday olabiliyor. Tabii o erken seçimi kazanamazsa bir daha aday olamaz, bitiyor. Mesela Erdoğan Meclis’i yarın kendisi feshetse aday olamıyor ama Meclis 360 milletvekiliyle erken seçim kararı alırsa aday olabiliyor. Şimdi benim bahsettiğim tarih bir buçuk sene sonra yani Erdoğan’ın ikinci cumhurbaşkanlığı döneminin tam ortası.

Erdoğan biz erken seçim kararı almazsak bir daha aday olamıyor. Ona kamuoyunun önünde şöyle bir teklifte bulunduğumu düşünün; “İki buçuk yılın geçti, iki buçuk yılın daha var. Gel seçimleri yenileyelim.” Seçimden kaçamayacaktır çünkü “Yok ben kaçıyorum” dediğinde her geçen gün aleyhine işleyecek. Herkes şöyle düşünecek; “Demek ki kaybedeceğini biliyor.”

“En kısa zamanda Esad’la görüşmeyi planlıyorum”

Kendisinin “Mülteci sorununun tek çözümü Suriye ile görüşmek” sözlerinin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Esad’la görüşebiliriz açıklaması sorulan Özel şu yanıtı verdi: Biz zaten yıllardır ona “Esad ile görüşün, yoksa sorunlarımız çözülmez” diyoruz. Ama kendisi “Katille görüşülmez” diyordu. Sonra “İstihbaratçılar marjında görüşüyoruz” demeye başladılar. Bugün de bunu diyorlar. Biz zaten bunu hep savunduk. Ama biliyoruz ki Esad, Erdoğan ile görüşmek için Suriye’nin kuzeyindeki Türk Silahlı Kuvvetleri varlığının geri çekilmesini ön şart koşuyor.

Ben bu noktada Esad’la doğrudan görüşerek Türkiye ile Suriye’nin arasında sorunları ortadan kaldırmak için aracılık edebilirim. Esad ile de görüşürüm bunun için, Erdoğan ile de. Esad’la Türkiye’nin masaya oturmasına ve Türkiye’de yaşayan sığınmacıların Suriye’ye geri gitmesini sağlayacak barış ortamının sağlanmasını temin edecek görüşmelere aracılık edebilirim. Bunun için en kısa zamanda Esad’la doğrudan görüşmeyi de planlıyorum.

Diplomasi bir sanat ve Türkiye’de inanılmaz derecede iyi yetişmiş insanlar var bu konuda. Yeter ki çözüm iradesi olsun. Ama ilk düğümü çözmeden bir sonrakini çözemezsiniz. Önce Esad Türkiye ile masaya oturmaya ikna edilmeli. Ben Esad’ı masaya oturmaya ikna edebilirim. Yeter ki Erdoğan’ın böyle bir niyeti olsun. Erdoğan’ın son açıklamasından da görüyoruz ki bizim burada attığımız adımlar Erdoğan’ı da cesaretlendiriyor.

Özel, “Ben cumhurbaşkanı adayı olmak istemiyorum” mu diyorsunuz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: Benim cumhurbaşkanı adayımızın seçimi kazanması dışında bir hedefim yok. Cumhurbaşkanı adayına ölçüm ve değerlendirmeden yararlanarak, mümkün olduğu kadar çok kişiyle ortaklaşarak karar vermek dışında bir hedefim yok. Belki bütün üyelerimize sorarak ya da belki seçmen nezdinde yoklama yaparak bu süreci ilerleteceğiz. Anketlere bakarak ve ortak akılla bir aday gösterildiğinde bir kere daha risk almış olmayız.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Belediyeler Borç Batağında!

2023 yılında 682,3 milyar TL geliri bulunan belediyeler, toplam 768 milyar 828 milyon 974 bin TL’lik gidere imza attı. 2023 yılında, 2022 yılına oranla en yüksek artış kaydedilen gider kaleminin, yüzde 105’lik artış ile personel giderleri kalemi olduğu belirtildi.

Belediyelerin ve bağlı idarelerin öz gelirlerinin giderlerini karşılama oranındaki erime de verilere yansıdı. Buna göre, 2021 yılında yüzde 43 olan mahalli idarelerin gelirlerinin giderlerini karşılama oranı, 2022 yılında yüzde 42’ye, 2023 yılında ise yüzde 38’e kadar geriledi.

Türkiye’de iktidar eliyle yaratılan ekonomik kriz, yerel yönetimlerin bütçe dengesini de bozdu. İğneden ipliğe hemen her ürüne yapılan zammı yurttaşa yansıtmamaya çalışan belediyelerin gelirleri giderlerinin çok altında kaldı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın belediyelerin bütçe gerçekleşmelerine yönelik verileri de çarpıcı tabloyu gün yüzüne çıkardı.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verilerinden aktardığına göre, belediyeler 2023 yılı geliri 682 milyar 313 milyon 298 bin TL oldu.

Toplam 682,3 milyar TL’lik gelirin 474,7 milyar TL’sini faizler, cezalar ve paylardan toplanan para oluşturdu. Faiz, ceza ve payların ardından en yüksek gelir kaleminin, 68,6 milyar TL’lik gelir ile sermaye gelirleri kalemi olduğu bildirildi.

Belediyelerin giderleri ise Türkiye’deki hızlı enflasyon artışı nedeniyle katlandı. Buna göre, 2023 yılında 682,3 milyar TL geliri bulunan belediyeler, toplam 768 milyar 828 milyon 974 bin TL’lik gidere imza attı. 2023 yılında, 2022 yılına oranla en yüksek artış kaydedilen gider kaleminin, yüzde 105’lik artış ile personel giderleri kalemi olduğu belirtildi.

Belediyelerin 2023 yılındaki diğer bazı gider kalemleri ve 2022 yılına oranla yaşanan artış ise şöyle sıralandı:

Mal ve hizmet alım: 353 milyar 410 milyon 751 bin TL (Yüzde 101)
Faiz: 16 milyar 870 milyon 57 bin TL (Yüzde 77)
Cari transferler: 48 milyar 199 milyon 611 bin TL (Yüzde 84)
Sermaye giderleri: 245 milyar 131 milyon 412 bin TL (Yüzde 88)

Belediyelerin ve bağlı idarelerin öz gelirlerinin giderlerini karşılama oranındaki erime de verilere yansıdı. Buna göre, 2021 yılında yüzde 43 olan mahalli idarelerin gelirlerinin giderlerini karşılama oranı, 2022 yılında yüzde 42’ye, 2023 yılında ise yüzde 38’e kadar geriledi.

Paylaşın

CHP’den “Geçinemiyoruz” Mitingi: Geçim Olmazsa Seçim Olur

Gebze’de düzenlenen Geçinemiyoruz Mitingi’nde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Buradan sesleniyoruz. Geçim olmazsa seçim olur. Ey iktidar sesimizi duyun; geçim olmazsa seçim olur. Geçim yoksa, seçim var” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında asgari ücrete de değinen Özgür Özel, “Asgari ücret verildiği günden bugüne neredeyse 4 bin lira kaybetti, bugünkü 17 bin lira o günkü 13 bin lira. Asgari ücrete en az enflasyon kadar zam istiyoruz. En az enflasyon kadar artış istiyoruz. 25 bin liranın altındaki asgari ücreti asla kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Özel, “Emekliye bir asgari ücret alana kadar mücadeleye söz mü, yandaşa değil esnafa can suyu verilene kadar mücadeleye söz mü?” sözleriyle emeklilerin çektiği sıkıntılara da değindi.

Özel, Türkiye’nin gri listeden çıkarılmasına ilişkin ise “Gri liste dediğin Burkina Faso’dur, Suriye’dir… Kara para cennetinin olduğu ülkelerdir. Bunu başarı diye anlatanlara yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Özgür Özel, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde düzenlenen “Geçinemiyoruz” mitinginde konuştu. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Bugün ülkede gelir adaletsizliği en üst noktaya çıktı. Bugün Türkiye’de en zengin yüzde 20, bütün varlıkların yüzde 81’ini alıyor. En yoksul yüzde 20 sadece 0.5’ini alıyor.

Birileri yüzde 81’i alırken, bizler yüzde 1’i bile alamıyoruz. İşine gelince ‘aynı gemideyiz’…Yazıklar olsun bu düzene!

Türkiye’nin en zengin yüzde 20’si 32 bin dolar milli gelirle geçiniyor ama en yoksul yüzde 20’si 3 bin 600 dolar gelirle geçiniyor. Hakkımız almadan durmayacağız ve söke söke alacağız.

Bu meydanda geçinemeyen herkes var. Herkesin sesini hep birlikte duyurmaya geldi sıra. Eğer herkes, herkesin sesini duyar ve hep birlikte sesini yükseltirse başarmamamız için bir neden yok.

Alın teri dökmüş, dirsek çürütmüş ve en sonunda emekli olmuş insanlarımızı bugün dünyanın en düşük emekli maaşlarına muhatap ediyorlar. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde 1,5 asgari ücret düzeyinde olan en düşük emekli maaşı, bugün 0.6 asgari ücret düzeyindedir. Bu düzen büyük bir yoksulluk, büyük bir açlık getirmiştir.

270 euroluk sefalet maaşına isyan ediyor musunuz? Emeklinin hakkını söke söke alacak mıyız? Önce emekli maaşı bir asgari ücret olana kadar, son CHP iktidar olduğunda her emeklinin en düşük maaşı 1,5 asgari ücret oluncaya kadar durmayacağız, hep beraberiz ve hep beraber başaracağız.

Vergide adalet istiyoruz. Yani yılbaşında vergi, maaş başlayıp da 3. ayda kuşa dönmesin istiyoruz. Bugün 17 bin liralık asgari ücret ilk verildiği gün 9 gram altın alırken şu an asgari ücret 7 gram altın alabiliyor. Asgari ücret o günden bugüne kadar 3 bin 850 lira eridi. Diyorlar ki enflasyon farkı vermeyiz. Vermezsiniz ocaktan bugüne emekçinin maaşından 11 kilo kıymayı çaldınız, 24 kilo pirinci çaldınız… Enflasyon farkı hakkımızdır, refah payı hakkımızdır, Türkiye emekçi sınıfı bundan sonra hakkını size bırakmayacak, söke söke alacaktır.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki çiftçilerin de kulağı burada. Tarlalar teker teker satılıyor. 500 bin çiftçi tarımı bıraktı. Her 4 gençten 3’ünün çiftçi maaşlı işte. Tarlasını arkada bırak gözü yolda… Bu çiftçiler geçinemedikleri gibi yaratılan sıkıntı büyük bir gıda enflasyonuna neden oluyor.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki çiftçilerin de kulağı burada. Tarlalar teker teker satılıyor. 500 bin çiftçi tarımı bıraktı. Her 4 gençten 3’ünün çiftçi maaşlı işte. Tarlasını arkada bırak gözü yolda… Bu çiftçiler geçinemedikleri gibi yaratılan sıkıntı büyük bir gıda enflasyonuna neden oluyor.

Bir yılda işsiz kişi sayısı 1 milyon 200 bin kişi arttı. Resmi işsizlerin yüzde 90’ı işsizlik sigortasından yararlanamıyor.

Gri listeden çıktığımızı ilan ettiler. Sanki gri liste Ecevit’ten, Özal’dan, Demirel’den kalmış gibi anlatıyorlar. Bugün güç bela gri listeden çıkılınca bunu başarı gibi anlatıyorlar. Gri liste dediğin Burkina Faso’dur, Suriye’dir… Kara para cennetinin olduğu ülkelerdir. Bunu başarı diye anlatanlara yazıklar olsun.

Asgari ücret verildiği günden bugüne neredeyse 4 bin lira kaybetti, bugünkü 17 bin lira o günkü 13 bin lira. Asgari ücrete en az enflasyon kadar zam istiyoruz. En az enflasyon kadar artış istiyoruz. 25 bin liranın altındaki asgari ücreti asla kabul etmiyoruz.

Emekliye bir asgari ücret alana kadar mücadeleye söz mü, yandaşa değil esnafa can suyu verilene kadar mücadeleye söz mü?… Parayı nerede bulacaksın? Biz gittik anlattık, gösterdik. Dedik ki vergide adalet istiyoruz.”

Paylaşın

Babacan: Yeni Vergilerle Fakir Daha Fakir, Zengin Daha Zengin Olacak

DEVA Lideri Ali Babacan, “Yeni vergilerle de belli ki millet zenginleşmeyecek. Belli ki fakir daha fakir, zengin daha zengin olacak. Hükûmete soruyorum: Belli ki millet zenginleşmiyor. Ama diyorsunuz ki ekonomi büyüyor. O zaman siz kimi zenginleştiriyorsunuz? Şu %5’i bir bilsek ya…” dedi ve ekledi:

“Bu vatandaşın boğazından geçen lokmaları küçülterek mi başaracağınızı zannediyorsunuz? Emeklinin açlık sınırının altında bir maaşla hayat sürdürmesine sebep olarak mı başardığınızı zannediyorsunuz? Asgari ücretlinin, aylık 17 bin lirayla geçim mücadelesi vermesine sebep olarak mı başaracağınızı zannediyorsunuz? Bunun adı başarı mı? Ama bilmiyorlar, umursamıyorlar. Milleti fakirleştirmek pahasına bazı göstergeleri iyileştirmekle övünüyorlar.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin 2. Olağan Kocaeli İl Kongresi’nde konuştu. Ali Babacan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Ekonomik kriz: Öğrencilerimizi burslarıyla geçinebilecek bir refah seviyesine ulaştırmıştık. Şimdi hepsi hayal oldu. Gençlerin tabiriyle ‘yalan’ oldu. Yeni vergilerle de belli ki millet zenginleşmeyecek. Belli ki fakir daha fakir, zengin daha zengin olacak. Hükûmete soruyorum: Belli ki millet zenginleşmiyor. Ama diyorsunuz ki ekonomi büyüyor. O zaman siz kimi zenginleştiriyorsunuz? Şu %5’i bir bilsek ya…

Bu vatandaşın boğazından geçen lokmaları küçülterek mi başaracağınızı zannediyorsunuz? Emeklinin açlık sınırının altında bir maaşla hayat sürdürmesine sebep olarak mı başardığınızı zannediyorsunuz? Asgari ücretlinin, aylık 17 bin lirayla geçim mücadelesi vermesine sebep olarak mı başaracağınızı zannediyorsunuz? Bunun adı başarı mı? Ama bilmiyorlar, umursamıyorlar. Milleti fakirleştirmek pahasına bazı göstergeleri iyileştirmekle övünüyorlar.

Seçimlerden bu yana on üç ay geçti. Bu süre içerisinde yükü hafifleyen var mı? Her gün zam haberi. Her gün vergi artışı haberi. Aradan geçen bir yıldan uzun bu sürede ben daha iyi geçinebiliyorum, ekonomik açıdan daha rahatım diyebilen var mı? Yok arkadaşlar yok.

‘Ekonomi şu kadar büyüyor’ diyorlar, ‘Başardık’ diyorlar, değil mi? Madem ekonomi büyüyor diyorsunuz, bunun nimetini sadece %5 görmesin. Herkes görsün.  Milletin %95’inin geliri son beş yıldır ya düşmüş ya sabit kalmış bu ülkede. Vatandaşın ekmeğini küçülterek krizden çıkılmaz. Yoksulun ahını alarak ekonomi düzeltilmez.”

Sayın Erdoğan’ın ‘Benim alanım ekonomi’, ‘Ben ekonomistim’ diye diye beş yılda tamamen rasyonalite dışı, akıl dışı bir uygulamayla patlattığı enflasyonun bedelini milletimiz şu anda yüksek faizle ve yüksek vergiyle ödüyor. Yazık günah bu millete yahu. Dünyadaki en yüksek ikinci faizi bizim Merkez Bankası uyguluyor şu anda. Sen enflasyonu kendi elinle patlat, sonra millete bedelini ödet.

Başbakanlık ofisinin önüne yazar kasa fırlatacak kadar vatandaşımızı isyan ettiren 2001 krizinden bu ülkeyi çıkarmış bir ekibin başında olduğum için ben bunu söylüyorum. Tüm dünyayı etkileyen 2008-2009 krizinin ülkemizi teğet geçmesini sağlayan kadroyu yöneten bir arkadaşınız olarak söylüyorum bunu. Hiç bu işleri yapmasak bizi de aldatacaklar, kandıracaklar. Gayet böyle masum cümlelerle gerçeği bambaşka sunuyorlar bu millete.

Ticarette de değerli arkadaşlar, vergi politikalarında bir kavram vardır. Nedir bu? Sürümden kazanmak. Sürümden kazanmak. Ben Çıkrıkçılar Yokuşu’nda esnaflık yapmış bir arkadaşınızım. Ticarette sürümden kazanmak nedir? Fiyatını makul tutacaksın. Kâr oranının düşük olacak ama çok satarak kazanacaksın. Yani bazı genişleteceksin. Ciroyu arttıracaksın. Ve kâr haddin düşük olsa da yine kazanacaksın. İşte biz yıllarca devlette Çıkrıkçılar Yokuşu’nun sürümden kazanmak kavramını uyguladık. Ekonomiyi büyüttük ekonomiyi.

KDV oranını yüzde 18’den 8’e indirdik, KDV tahsilatımız çoğaldı. Niye? Çünkü sürümden kazandık vergide. Bilmiyorlar, bilmiyorlar. Zannediyorlar ki vergi oranını yükselteyim, daha fazla vergi toplayayım. Ekonomiyi vergiyle boğarsanız mümkün değil. Yapamazsınız. Kurumlar Vergisi oranını yüzde 33’ten önce 30’a indirdik, sonra da 20’ye indirdik. Hiçbir şey olmadı. Tahsilatımız arttı. Şimdi bunlar tekrar 25’e çıkarttılar bakın. Üstelik yatırım çevreleri açısından gittikçe vergi oranını düşüren bir ülke mi caziptir, yoksa vergi oranlarını artıra artıra giden bir ülke mi caziptir? Ya sen o yüzde 20’den 25’e Kurumlar Vergisi’ni artırıyorsun ama onu artırmasan, düşük tutsan bu ülkede yatırım artacak.

Neymiş, enflasyonla mücadeleymiş. Ali Babacan döneminde enflasyon tek haneye düştü, yıllarca da tek hanede kaldı. Ama hiçbir zaman ne emekli maaşı, ne de asgari ücret enflasyonun altında kalmadı. Peki biz nasıl başardık bunu? Nasıl başardık? İnanın bilmiyorlar ya, dibimizde çalışanlar bile anlamamış, ben onu görüyorum şu anda.

Siyasette normalleşme: Yumuşama dedikleri, ülkenin Cumhurbaşkanının muhalefet partisi genel başkanıyla kahve içmesinden ibaret kaldı. Oturdular, konuştular, dağıldılar; normalleşme dedikleri bu. Maalesef ülkemizdeki siyasetin hali bu. Bir tarafta iktidar partisi, öbür tarafta ana muhalefet partisi. Ana muhalefet partisinin de geçmişinde işine geldiğinde bu ülkeyi nasıl gerdiğini hatırlıyoruz.

Ülkemizi yöneten, hükûmetin tepesindeki isim muhalefet lideriyle selamlaşmayı ‘yumuşama’ sanıyor. Muhalefet genel başkanıyla oturup memleket meselelerini konuşmasının adı da ‘normalleşme’ oluyor.  Peki sonuç? Koca bir hiç.  Sayın Erdoğan son grup konuşmasıyla 90 gün bile sürmeyen bu süreci de bitirmeye niyetli olduğunu açıkça ortaya koydu. ‘Bu kadar’ dedi, ancak üç ay yapabildi.

Bir ülkenin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, ‘Ben bu ülkenin evladı değil miyim’ diyor ve göz yaşı döküyor. Ama bugünlere dair de çok şey anlatıyor… Sayın Erdoğan, şunu bilin. Sizin yıllar önce geceleri düşünüp göz yaşlarınızı tutamadığınız duyguyu, bu ülkede şu anda milyonlar yaşıyor. Milyonlarca insan ucuz ekmek kuyruğunda beklerken soruyor; ‘Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?’ diyor.

KYK bursuyla geçinmeye çalışan, başka ülkelerde yaşayan yaşıtları istedikleri cep telefonunu alırken vergisiz cep telefonu vaadiyle kandırılıp, sonra 9 bin 500 TL sınırlama ile karşılaşan gençler, bu ülkenin vatandaşı değil mi? Soruyorum: Artık kendi vatandaşlarımızın gidemediği tatil beldelerinde, müstemleke ülkelerde olduğu gibi, yurt dışından gelen turistlere hizmet eden fakat kendileri denize giremeyen çalışanlarımız, bu ülkenin vatandaşı değil mi

Kürsülerden bağırarak millî iradeye parmak sallayanların mı yanındasınız, yoksa demokrasinin mi yanındasınız? Sayın Erdoğan size de sesleniyorum; faili meçhullerin, 90’ların karanlık cinayetlerinin mi yanındasınız; yoksa gözlerinize bakarak ‘Babamın katillerini bulun Tayyip Dede’ diyen Sinan Ateş’in evlatlarının mı yanındasınız? Gelin, partinize gönül verenlerin yüzünü yere düşürmeyin.” 

Bu milletin aklını, ferasetini asla hafife almayın.  İnsanlar her şeyi izliyor, gayet iyi biliyor. Ve günü geldiği zaman da söyleyeceğini sandık başında söylüyor. Samimi olun. Geldiğiniz yeri, geçtiğiniz yolları, yaşadığınız zorlukları unutmayın. Ve bir karar verin: 28 Şubatçıların izinden mi gideceksiniz, yoksa milletle beraber mi olacaksınız?

Sinan Ateş cinayeti: İktidarın ve küçük ortağının parti mensuplarına, milletvekillerine, bakanlara, kıymeti kendinden menkul danışmanlara seslenmek istiyorum: Yarın başlayacak davada, sadece Sinan Ateş cinayetinin zanlıları yargılanmayacak arkadaşlar. Yarın başlayacak davada, henüz farkında olmasanız da sizin vicdanınız, sizin insanlığınız da yargılanacak.

Bir kent diyor ki, İstanbul diyor ki; ‘Önlem alın’ diyor. ‘Binalar kendi başlarına çöküyor, bir şeyler yapın’ diyor. ‘Deprem olursa, çok canlar gidecek, çok insanın canı yanacak’ diyor. İstanbul’u dinleyen yok, kulak veren yok. Ben hemen hemen her konuşmamda söyledim. Bugün de tekrar ediyorum. Ülkemizin bir numaralı sorunu şu anda deprem sorunudur.

Depreme karşı iktidar-muhalefet demeden çözüm üretmek zorundayız. Kamu-sivil toplum el ele verip formül bulmak zorundayız. Rant duyunca koşanlar, kamu arazilerini görünce dosya dosya projelerle gelenler; bir de onlara da seslenmek istiyorum. İstanbul’un büyük bir kentsel yenilenmeye, depreme karşı bir seferberliğe ihtiyacı var. Şu rant gözlüklerinizi bir kenara koyun ve İstanbul için hemen şimdi çalışmaya başlayın.”

Paylaşın

“Karadeniz Doğalgazı” Müjdesi Havada Kaldı

13 Haziran 2022 tarihinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından müjdelenen “Karadeniz Doğalgazı”nda üretim hedefine ulaşılamadı.

Karadeniz Gazı’na yönelik 2023 yılının ilk çeyrek verileri, müjdenin havada kaldığını gözler önüne serdi.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin aktardığına göre, toplam 10 milyon metreküp olacağı belirtilse de Ocak-Mart 2023 döneminde çıkarılan gazın yalnızca 3,6 milyon metreküp olduğu öğrenildi. CHP Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, iktidarın ekonomik krizi gölgelemek için “Hayal satmaya son sürat devam ettiğini” söyledi.

Erdoğan’ın, “10 milyon metreküp” hesabını anımsatan CHP’li Bakırlıoğlu, “Buna göre, günlük 6,4 milyon metreküp gazımız buhar oldu” diye konuştu. Erdoğan’ın, doğalgaz çıkarılmasının ardından üretime Nisan 2023’te başlanacağı yönündeki sözlerine de dikkati çeken Bakırlıoğlu, şunları söyledi:

“Ancak ilk üretim ancak Eylül 2023’te yapılabildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da seçimlerden hemen önce, 20 Nisan 2023 tarihinde sosyal medya hesaplarından, ‘Karadeniz doğal gazını devreye aldık’ mesajını paylaştı. Oysa EPDK verilerine göre Karadeniz doğalgazı ancak Eylül 2023’te verilere yansıdı. Bu düpedüz yurttaşı kandırmaktır. Seçim kazanmak adına yürütülen bu doğal gaz çıkarma serüveni onlarca cevapsız soruyla yürütülüyor.”

Bakırlıoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da Mayıs 2024’te yaptığı açıklamada, “2025 yılının ilk çeyreğinde 10 milyon metreküpe ulaşmayı hedefliyoruz” dediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2023 yılında da günlük hedef 10 milyon metreküptü, önümüzdeki yılın ilk çeyreği içinde Bakan günlük hedefi 10 milyon metreküp olarak ifade ediyor. Gazın meşalesi ilk olarak seçim için yakılmıştı. Şimdi geldiğimiz noktada görüyoruz ki aynı yalanı meydanlarda, televizyonlarda öyle çok söylediler ki kendileri de inanır olmuşlar.

Yurttaşa yalan söylemekten hiç utanmıyorsunuz. Karadeniz doğalgazının üretimi ile ilgili elimizde herhangi bir maliyet yok. Geçmişteki deneyimlerimiz, hedeflenenin çok gerisindeki kalmış olan üretim, ister istemez rezerv miktarını da sorgulamamıza neden oluyor. Sayın Bakan bıraksın hayal satmayı da önce yurttaşımızın aklındaki bu belirsizlikleri gidersin.”

Meclis gündeminde

Karadeniz Gazı’na yönelik belirsizlikleri TBMM gündemine de taşıyan CHP’li Bakırlıoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a şu bazı soruları sordu:

Sakarya Gaz Sahası’nda bulunan Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin sismik araştırma gemilerinin, Fatih ve Yavuz sondaj gemilerinin, daha çok kuyu tamamlama faaliyetlerinde kullanıldığı anlaşılan Kanuni sondaj gemisinin ve bunlara eşlik eden Platform Destek gemilerinin gaz rezervi arama, bulma ve bulunan rezervleri çıkarma maliyetleri nedir?

Deniz dibine döşenen boru hattı için İtalyan Saipem’e ne kadar para ödenmiştir?

Karadeniz’de 2023’ün ilk çeyreğinde çıkarılacağı ifade edilen günlük 10 milyon metreküp doğalgaz üretim hedefine neden ulaşılamamıştır? Neden üretim günlük 3,6 milyon metreküpte kalmıştır?

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından seçim öncesi müjde olarak açıklanan ve Nisan 2023’te doğal gaz üretimi gerçekleştirileceği söylenen Karadeniz’de, neden ilk üretim ancak Eylül 2023’te yapılabilmiştir? Bu gecikmenin sebebi nedir?

Paylaşın

Haziran Ayında Türkiye Yangınlarla Kavruldu!

Orman Genel Müdürlüğü (OGM) verilerine göre, 1-21 Haziran tarihleri arasında Türkiye genelinde 399 yangın meydana geldi. Geçen yıl aynı dönemde 84 yangın meydana gelmişti.

Yangınlarda 2 bin 548 hektar ormanlık alan zarar görürken, geçen yıl bu dönemde yangınlardan 41 hektar ormanlık alan zarar görmüştü. Geçen yıl orman dışı 155 yerde yangın çıkarken, bu yıl 551 yerde orman dışı noktada yangın yaşandı.

Yangınlar artarken, müdahalede geç kalınması, teknik ekipman ve yangın söndürme uçaklarının eksikliği ise hasarı daha da büyüttü. CHP, DEM Parti, Saadet Partisi ve İYİ Parti’nin orman yangınlarının araştırılmasına dair 25 Haziran’da ayrı ayrı verdiği önergelerin tamamı AK Parti ve MHP’lilerin oylarıyla reddedildi.

Haziran ayında yaşanan en büyük yangın ise 20 Haziran gecesi başlayan ve ertesi gün sabaha karşı söndürülen Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin Mazıdağı ilçeleri arasındaki köylerde çıkan yangındı. Yangında 15 kişi yaşamını yitirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıklamasına göre, 14 bin 900 dekarlık alan yandı, 924 hayvan öldü, onlarca hayvan yaralandı. Hasadı yapılan buğday ve diğer ürünler zarar gördü.

Yanı sıra Malatya’nın Pütürge ilçesinde 26 Haziran’da 3 ayrı ormanlık alanda yaşanan yangınlarda 400 dönümlük alan zarar gördü. Çam ve meşe ağaçlarının olduğu alana yayılan ve yerleşim alanlarına yaklaşan yangın, havadan ve karadan yapılan müdahalelerle kontrol altına alındı. Aynı gün kentte başka yangınlarda çıkarken, Malatya İtfaiye Daire Başkanlığı sabah saat 09.00’dan gece yarısına kadar toplam 89 yangın ihbarı aldığını açıkladı.

Adıyaman’ın Gerger ilçesinde de 27 Haziran’da sabaha karşı ormanlık alanda başlayan yangın önce söndürüldü. Ancak kısa bir süre sonra tekrar başlayan yangın günlerce devam etti. Yangın rüzgarın da etkisiyle geniş bir alana yayıldı. 28 Haziran’da Sincik ilçesine bağlı Sakız köyü yakınlarında kuru otlardan başlayan ve ormana sıçrayan yangın ise bir süre sonra kontrol altına alındı ancak 30 dönümlük alandaki ağaçlar zarar gördü.

Yine Elazığ’ın Sivrice ilçesi ile Maden beldesi, Diyarbakır’ın Çınar, Çermik ve Hani ilçeleri, Tunceli’nin Pülümür ilçesi, Batman’ın Kozluk ilçesi, Bingöl’ün Genç ve Kiğı ilçeleri, Siirt’in Şirvan ilçesi, Mardin’in Derik, Nusaybin, Artuklu ve Ömerli ilçeleri, Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde yangın yaşandı.

Yangınlar kısa sürede kontrol altına alınırken, özellikle Dêrik’te çıkan yangın yerleşim yerlerini tehdit etti, evler boşaltıldı. Gaziantep’in Nizip ilçesinde 21 Haziran’da çıkan yangında ise 5 hektar tarım arazisi ile 10 dönüm ormanlık alan kül oldu. Suriyeli mültecilerin kaldığı barınma merkezindeki 2 konteyner ve bir yakıt deposu zarar gördü.

Haziran ayındaki bir başka büyük yangın ise Marmara bölgesindeki Çanakkale’de yaşandı. 18 Haziran’da tarihi Gelibolu Yarımadası’nda yer alan Eceabat ilçesine bağlı Kumköy köyü yakınlarında çıkan ve 20 saat süren yangında 575 hektarlık alan yandı. Yangın süresinde Çanakkale Boğazı gemi trafiği, kuzey-güney tek yönde ve geçici olarak askıya alındı, Gelibolu Tarihi Alanı ziyarete kapandı.

20 Haziran’da Ezine ilçesi Kiremitoba Mahallesi’nde çıkan yangında da tedbiren yurttaşlar tahliye edilirken, 3 katlı bir ev, ahır ve yem deposu yanarak kullanılamaz hale geldi. 26 Haziran’da Ayvacık ilçesinde makilik alanda çıkan yangın ise rüzgarın etkisiyle bir anda büyüdü ve hızla ilerleyerek Assos Antik Kenti’ne sıçradı. 1 köyün de boşaltıldığı yangın bir süre sonra kontrol altına alındı. Öte yandan Çanakkale’nin Bigadiç, Bayramiç ve Eceabat ilçelerinde yangınlar yaşandı.

Marmara’da ayrıca Kırklareli’de çıkan yangında 10 dekar orman ile 5 dekar hasat edilmiş buğday tarlası yanarken, Edirne’nin Keşan, Bursa’nın Büyükorhan, Sakarya’nın Akyazı, Balıkesir’in Balya, Susurluk, Kepsut, Altıeylül, Bandırma, Burhaniye, Karesi ve İvrindi ilçelerinde de orman yangınları yaşandı.

Yaz aylarında yangınların en fazla yaşandığı bölgelerden birisi olan Ege’de ise İzmir Orman Bölge Müdürlüğü, İzmir ve Manisa’da 1-21 Haziran döneminde 45 adet orman ve 120 adet kırsal yangın yaşandığını bildirdi. Bu yangınlar İzmir’in Seferihisar, Bergama, Dikili, Gaziemir, Torbalı, Çeşme, Kemalpaşa ve Bornova ilçelerinde yaşanırken, Dikili’de Çandarlı’da yaşanan yangın bölgede bulunan siteleri de tehdit etti. Manisa’da yaşanan en büyük yangın 21 Haziran’da Salihli ilçesinde çıkan ve yaklaşık 15 saat süren orman yangınıyken, bu yangında 300 hektarlık alan yandı. Yine Manisa’nın Kula, Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde de yangınlar yaşandı.

Bölgede yaşanan en büyük yangın ise Uşak Merkez ilçesi Akbulak Köyü’nde çıkan ve 40 saat süren yangın oldu. Hacışerifler, Velibeyler ve Çamurak mahallelerinde evlerin de boşaltıldığı yangında hektarlarca tarım ve orman alanı yandı. Bölgede yine Uşak’ın Ulubey ilçesinin yanı sıra, Muğla’nın Milas, Menteşe, Denizli’nin Buldan ve Babadağ, Afyon’un Merkez, Kütahya’nın Merkez, Aydın’ın Kuyucak, Koçarlı, Bozdoğan ve Didim ilçelerinde de orman yangınları yaşandı. Aydın Kuyucak’taki yangında 300, Bozdoğan’daki yangında 22 dönüm, Muğla Milas’ta ki yangında ise 1 dönüm ormanlık alan yandı.

Ay içerisinde Konya’nın Beyşehir, Adana’nın Aladağ, Kozan ve Feke, Mersin Gülnar, Erdemli ve Mut, Antalya’nın Alanya ve Manavgat, Kastamonu’nun Cide ve Sinop’un Saraydüzü ilçesinde de yangınlar çıktı. Mersin Erdemli’de 10, Sinop Saradüzü’nde çıkan orman yangınında 3 buçuk hektar alan yandı. Yine Bartın’ın Kurucaşile ilçesinde şiddetli rüzgar nedeniyle kopan elektrik tellerinin yarattığı kıvılcımların ardından çıkan orman yangını da kısa sürede söndürüldü.

Paylaşın

İsrail, Lübnan Hizbullah’ıyla Savaşa Mı Giriyor?

Hamas’ın 7 Ekim’de tetiklediği çatışmalar sonrası İsrail ile Lübnan sınırında gerilim zirveye çıkarken, İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı arasında birkaç hafta içinde geniş çaplı bir çatışmanın patlak verebileceği ileri sürüldü.

Bazı Avrupa ülkelerine göre İsrail ile Hizbullah arasında birkaç gün içinde savaş çıkabilir. Birçok ülke vatandaşlarına Lübnan’ı terk etmelerini tavsiye etti. Kanada da Lübnan’dan binlerce kişiyi tahliye etmeye hazırlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD vatandaşları için bir seyahat uyarısı yayınlayarak, Lübnan’a seyahat etmeyi ‘ciddi bir şekilde yeniden düşünmelerini’ istedi.

ABD istihbaratı, İsrail ve Hamas’ın Gazze Şeridi’nde bir ateşkes anlaşmasına varamaması halinde önümüzdeki birkaç hafta içinde İsrail ile Hizbullah arasında geniş çaplı bir çatışmanın patlak verebileceğini öne sürdü.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, ABD’li yetkililer her iki tarafı da gerilimi düşürmeye ikna etmeye çalışıyor. Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanırsa bu daha kolay olacak.

Ancak anlaşmaya varmak için halen gergin müzakereler sürüyor. ABD’li yetkililer, İsrail ile Hamas’ın yakın gelecekte masadaki anlaşmayı kabul edeceğine şüphe ile yaklaşıyor.

Politico’nun istihbarat konusunda bilgi sahibi üst düzey ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre İsrail ordusu ile Hizbullah savaş planları geliştirdi ve ilave silahlar satın almaya çalışıyor.

Her iki taraf da (İsrail ve Hizbullah) kamuoyu önünde bir savaş istemediklerini ifade etmiş olsalar da Biden yönetiminin üst düzey yetkilileri, önleme çabalarına rağmen şiddetli çatışmaların patlak vereceğine giderek daha fazla inanıyor.

Politico’nun hassas istihbarat bilgileri hakkında özgürce konuşabilmek için adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir ABD’li yetkiliden aktardığına göre risk son haftalarda hiç olmadığı kadar yüksek. ABD istihbaratının duruma ilişkin değerlendirmesi, Avrupa ülkelerinden gelen değerlendirmelere kıyasla biraz daha muhafazakâr.

Bazı Avrupa ülkelerine göre İsrail ile Hizbullah arasında birkaç gün içinde savaş çıkabilir. Birçok ülke vatandaşlarına Lübnan’ı terk etmelerini tavsiye etti. Kanada da Lübnan’dan binlerce kişiyi tahliye etmeye hazırlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, ABD vatandaşları için bir seyahat uyarısı yayınlayarak, Lübnan’a seyahat etmeyi ‘ciddi bir şekilde yeniden düşünmelerini’ istedi.

İki üst düzey yetkili, savaşın tam olarak ne zaman patlak vereceğinin belli olmadığını vurgularken, İsrail’in stoklarını ve kuvvetlerinin kapasitesini hızla yeniden inşa etmeye çalıştığını kaydetti.

Paylaşın