Altı Yıl Sonra Satılan Her Üç Otomobilden Biri Çinli Olacak

Yeni yayınlanan rapora göre Çin, 2030 yılından itibaren yılda 9 milyon otomobil ihraç edecek. Başka bir ifadeyle altı yıl sonra dünya genelinde satılan her 3 otomobilden biri Çinli olacak.

Raporda, Çinli otomobil üreticilerinin “agresif fiyat politikalarıyla” pazar paylarını artırdığı kaydedilirken, yakın zamanda ABD ve Türkiye Çin’den ithal otomobillere ek vergiler açıklamıştı.

Avrupa Birliği (AB) de benzer bir adım atacağını ilan ederken, halihazırda Brüksel – Pekin hattında müzakereler devam ediyor.

Danışmanlık şirketi Alix Partners’e göre Çinli üreticiler, ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB) ek vergi önlemlerine rağmen hızlı büyümelerini sürdürecek.

Alix Partners’in sektör raporuna göre Çin, 2030’lardan itibaren yılda 9 milyon otomobil ihraç edecek.

Çin’de elektrikli otomobil üretim maliyetleri Avrupa’ya kısayla üçte bir oranında daha düşük. Çinli markaların yeni model geliştirme hızı da Batılı markaların yarısı kadar. Klasik markalar yeni bir model geliştirmeye yaklaşık 40 ay harcarken, Çin’de bu süreler 20 ay civarında.

Raporda, Çinli otomobil üreticilerinin “agresif fiyat politikalarıyla” pazar paylarını artırdığı da kaydediliyor. Bu durum önemli otomobil üreticisi ülkelerde kaygıya neden oluyor. Batılı ülkeler Çin’in sübvansiyonlarla üreticilerini desteklediğini, bunun serbest pazar ortamını bozarak haksız rekabet yarattığını söylüyor.

Yakın zamanda ABD ve Türkiye Çin’den ithal otomobillere ek vergiler açıklamıştı. AB de benzer bir adım atacağını ilan ederken, halihazırda Brüksel-Pekin hattında müzakereler sürüyor.

Sektör uzmanı Fabian Piontek, “AB’nin yeni gümrük vergileri kısa vadede Çin’den ithalatı düşürebilir ancak Çinli firmalar aynı zamanda Avrupa’da otomobil ve parça üretimini hızlandırıyor” dedi. Çin’in pazar payını büyütmesine katkı sağlayan bir strateji de pazara yakın üretim stratejisi olarak gösteriliyor.

Avrupa genelinde Çinli üreticilerin pazar payını ikiye katlayarak yüzde 6’dan yüzde 12’ye çıkarmaları bekleniyor.

Çinli üreticilerle rekabet Alman markalarını da zorluyor. Piontek, “Özellikle üst sınıf Alman markaları etkileniyor, Çin’deki pazarlarını kaybediyorlar” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Berat Albayrak “Eski Bakanlarla ‘Küskünler İttifakı’ Kurdu” İddiası

Bakanlık görevinden alındığından sonra, aile ilişkilerinde mesafeli duruş sergileyen damat Berat Albayrak’ın bazı eski bakanlarla yeniden ilişki kurup, ‘küskünler ittifakı’ kurduğu öne sürüldü.

Berat Albayrak’ın bir gün kendisine yapılan haksızlığın anlaşılacağı ve yeniden siyasette yer alacağı beklentisi içinde olduğu iddia edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile damadı eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın uzun süre sonra ilk defa aynı karede poz vermesi gündem oldu.

İki isim, kuruculuğunu Berat Albayrak’ın, Yönetim Kurulu Başkanlığını ise Esra Albayrak’ın yaptığı NUN Eğitim ve Kültür Vakfı bünyesindeki NUN Okulları’nda Erdoğan’ın torunu Ahmet Akif Albayrak’ın mezuniyet töreninde yan yana gelmişti.

Çekilen fotoğrafın AK Parti kulislerinde dikkat çektiğini ve “Buzlar eriyor mu?” sorusunu gündeme getirdiğini söyleyen gazeteci Nuray Babacan, Albayark’ın eski bakanlarla “küskünler ittifakı” yaptığını söyledi.

Babacan’ın yazısından ilgili bölüm şöyle: “Bakanlık görevinden alındığından beri, aile ilişkilerinde mesafeli duruş sergileyen büyük damat Berat Albayrak’ın son 3 yıl içerisinde Marmaris’te her bayram yapılan aile buluşmalarının hiçbirine gitmediği biliniyor. Kurban Bayramı’nda da çocuk ve torunların büyük bölümünün bir araya gelmesine karşın Berat Albayrak’ın yine olmadığını anımsatalım.

Tam bunun üstüne, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Berat Albayrak’ı aynı karede gösteren fotoğraf, “buzlar eriyor mu?” sorusunu gündeme getirdi. Torunlarının mezuniyet törenine katılan Erdoğanlar, karenin sonuna ilişen damatlarıyla nihayet bir araya geldi.

Bu kare, AKP kulislerinde de dikkat çekti. Berat Albayrak’ın bir gün kendisine yapılan haksızlığın anlaşılacağı ve yeniden siyasette yer alacağı beklentisi içinde olduğunu iddia edenler var. Hatta geçmişte, sorunlu olduğu bazı eski bakanlarla yeniden ilişki kurup, ‘küskünler ittifakı’ yaptıkları da konuşuluyor…”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İktidardan Yeni Kaynak Çalışması: İzmarit Vergisi

Ekonomi yönetiminin, İspanya’da tütün endüstrisinde uygulanan “sigara izmariti” vergisini model alan, yeni bir vergi düzenlemesi üzerinde çalıştığı öne sürüldü.

Erdoğan’ın bu konu üzerinde çalışılması yönünde talimat verdiği, çalışmanın Meclis’in yeni yasama döneminde ele alınarak, taslak metin üzerinde çalışılacağı iddia edildi.

Ekonomi yönetimi, tütün şirketlerinin ‘sigara izmaritlerini temizlemek’ için çöp veya kirletme bedeli vergisi ödemesi üzerinde çalışıyor. Tütün ürünlerinin yasaklanmasını düzenleyen kanun ile tütün ve alkol piyasasını düzenleyen kanunda değişikliğe gidilecek.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre; AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konu üzerinde çalışılması yönünde talimat verdiği, çalışmanın Meclis’in yeni yasama döneminde ele alınarak, taslak metin üzerinde çalışılacağı öğrenildi.

Sağlık Bakanlığına sunulacak ön çalışmada, halk sağlığını korumakla yükümlü kurum ve kuruluşlar arasında yapılacak görüşmeler neticesinde belirlenecek bir tarihin esas alınması ve bu tarihten sonra doğan nesillere sigara satışının yasaklanması önerilecek.

Ticaret Bakanlığı’na ise, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanunun’da değişiklik yapılması önerisi sunulacak. Tütün şirketlerinin sigara izmaritlerini temizlemek için çöp veya kirletme bedeli vergisi ödemesi de teklif edilecek.

Çalışmalar sırasında bilim adamlarının da görüşlerinin alınacağı, aynı zamanda dünya örneklerinin de inceleneceği belirtildi. AK Parti kurmayları, İngiltere’de 2009 sonrası doğan kuşaklara sigara satışını yasaklayan modelin yanı sıra İspanya’da tütün endüstrisinden “sigara izmariti” vergisi alan modelin incelendiğini kaydetti.

Ayrıca 2025’te sigara yasağının bütün ülke geneline yayılacağı İzlanda modelinin de bir sonraki aşamada Türkiye’ye örnek olabileceğini ifade edildi. İspanya’daki kirletme ya da izmarit vergisi olarak uygulanan modelin tütün endüstrisine yönelik olduğunu aktaran kurmaylar, sigara üreticilerine karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Seçimler Sonrası İlk Kez Geriledi

28 haziran ile biten haftada Merkez Bankası’nın (TCMB), swap hariç net rezervleri 31 Mart’ta yapılan yerel seçimler sonrası ilk kez 1 milyar dolar geriledi. Swap hariç net rezervler, 21 haziran haftasında 12,5 milyar dolara yükselmişti.

Swap hariç net rezervler dört yıl aranın ardından ilk kez 31 mayıs haftasında 1.5 milyar dolarla pozitife geçmiş, daha sonra yükselişine devam ederek 21 haziran haftasında 12,5 milyar dolara yükselmişti.

Dolar/TL ikinci çeyreği yüzde 1,4 yükselişle tamamlamasının ardından bugüne 32,60’lı seviyelerde başlarken, Merkez Bankası’nın (TCMB) swap hariç net rezervi yerel seçim sonrası ilk kez geçen hafta geriledi.

TCMB swap hariç net rezervi yerel seçim sonrası geçen üç ayda yaklaşık 78 milyar dolar artışla 12,5 milyar dolara yükseldikten sonra ilk kez geçen hafta 1 milyar dolar geriledi.

Swap hariç net rezerv dört yıl aranın ardından ilk kez 31 Mayıs haftasında 1.5 milyar dolarla pozitife geçmiş, daha sonra yükselişine devam ederek 21 Haziran haftasında 12,5 milyar dolara yükselmişti.

Bankacılar 28 Haziran ile biten haftaki değişimi 1 milyar dolar düşüş olarak hesapladı.

TÜİK’in enflasyon açıklaması bekleniyor

Bugün yurt içinde açıklanacak önemli bir veri bulunmazken, yarın açıklanacak haziran ayı enflasyonu yakından izlenecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dün yaptığı açıklamada enflasyonda ilk düşüşün haziranda görüleceğini belirterek, esas düşüşün ise temmuz, ağustos, eylülde görüleceğini, ekimde 40’lı rakamlara inileceğini söyledi.

Enflasyon mayıs ayında yüzde 75,45 ile 2022 sonundan beri en yüksek seviyeye yükselirken haziran itibarıyla yıllık enflasyonda başlayacak düşüş ile TCMB yıl sonunda enflasyonun yüzde 38 seviyesine inmesini bekliyor.

Reuters anketine göre enflasyonun haziranda yüzde 72,6 ile yıllık bazda ilk düşüşünü kaydetmesi, yıl sonunda ise yüzde 42,2 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Yerel seçimler sonrasında dolar karşısında nisan ayını yatay, mayısı ise çok sınırlı değer artışı ile kapatan TL, haziranda ise yüzde 1,9 değer yitirdi. İkinci çeyrekte yüzde 1,4 değer yitiren TL, dolar karşısında bu sabah 32,66 seviyesinde işlem görüyor.

TCMB, geçen haftaki politika faizini art arda üçüncü ayda da yüzde 50 seviyesinde sabit tutarak dezenflasyonun yılın ikinci yarısında tesis edileceğini yönündeki görüşünü korudu.

Ayrıca likidite gelişmelerini yakından izleyeceği ve gerekirse adım atacağı mesajı verdi. Geçen yıl gerçekleşen genel seçimlerin ardından haziran ayından beri cumhurbaşkanı destekli sıkılaştırmanın sonucu olarak TCMB politika faizini sonuncusu mart ayında olmak üzere 4 bin 150 baz puan yükseltti.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

Madımak Katliamı’nda Yaşamını Yitirenler Anıldı

2 Temmuz 1993’te Sivas merkezde bulunan Madımak Oteli’nin yakılması sonucu yaşamını yitiren 33 kişi binlerce kişinin katıldığı yürüyüşle anıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş da anma törenlerine katıldı.

Haber Merkezi / Özgür Özel, anma töreninde yaptığı konuşmada, “Burada iki önemli karar alınmadan bu mücadele durmayacak. Birinci talep; Madımak’ın bir utanç müzesi olmasıdır. İkincisi de bu kararların bozulup bunun insanlığa karşı suç olarak nitelendirilmesi gerekiyor. Ant olsun ki Madımak utanç müzesinin açılışını bizzat yapacağım” dedi.

Anma töreninde konuşan Tuncer Bakırhan, “Gerçek sorumlular açığa çıkarılacaktır. Gerçek sorumlular açığa çıkarılıncaya kadar Alevi dostlarımızla, yoldaşlarımızla, kurumlarımızla birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Kesinlikle bu ülkede yaşayanlar hiçbir katliam cezasız kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Erkan Baş da, törende yaptığı konuşmada, “31 yıl önceki bir gerici kalkışmanın bugün hâlâ hedefe ilerlemek için çaba sarf eden, Türkiye’yi karanlığa boğmak isteyen bir anlayışa karşı bu ülkenin tüm ilerici, tüm yurtsever, tüm demokratik insanlarıyla beraber laik bir ülke mücadelesini hep birlikte kararlılıkla devam ettiriyoruz.” dedi.

Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te katledilen 33 aydın, katledilmelerinin 31’inci yıl dönümü dolayısıyla anıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) öncülüğünde bir araya gelen binlerce kişi, Hacı Bektaş Veli Dernekleri önünden yürüyüşe başladı.

Madımak Oteli’ne doğru yapılan yürüyüşte, katledilen aydınların fotoğrafları taşındı. Ayrıca “Yolumuz uludur, ışığımı sönmez sonsuzluğa yürüyen Pir Sultanlar ölmez” pankartı açılarak, sık sık “Sivası yakanlar AKP’yi kuranlar”, “Canlar yandı suçlular nerede?” ve “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganları atıldı. Yürüyüş sırasında hayatını kaybedenlerin isimler teker teker okundu. Bu sırada “yaşıyor” sesleri yükseldi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş yürüyüşe katıldı. Ayrıca Alevi örgütlerinin yanı sıra çok sayıda parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de kortejde yer aldı.

“İnsanlığa karşı suçlar affa uğramaz”

Madımak Oteli önünde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Aliya Izzetbegoviç’in unutulmaz sözünü burada tekrar etmek gerekir. Unutulan katliamlar tekrarlanır. Burada bulunan kimse bugünü için değil yarınlarda bir daha böyle insanlık suçları işlenmesin diye mücadele ediyorlar. Davanın 31 yıllık sürecini bütün kilometre taşları ile ifade etmek belki yarım saatimizi alır. Ama bu davanın zaman aşımına uğratıldığını unutmayalım. Oysa bu insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu yüzden zaman aşımı olmaz” dedi ve ekledi:

“Biz halen daha insanlık için umudumuzu ve ümidimizi koruyoruz. İstinaf aşamasında, temyiz aşamasında bu davanın kararlarının, bunun bir insanlık suçu, insanlığa karşı işlenmiş suç olduğu vurgusuyla, istinaftan bir bozma kararı bekliyoruz. O süreci Şenal Sarıhan’ın şahsında takip eden bütün hukukçularımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Burada 31 yıl önce 15 bin kişi vardı ancak çok az kişi, 150 kişi yakalandı. Pek azı ceza aldı. Firari olanlar kaçaktır. Kaçak olanlar hakkında da karar verilebilir. Ancak bu kararın insanlığa karşı işlenen suç üzerinden verilmesini son derece önemsiyoruz.

Burada hayatını kaybeden herkes hepimizin ailelerinin büyüğüdür. Yüreğimiz onlar için yanıyor. O gün buradan canlı kurtulan kişilerin de travmalarını unutmadık. Onların bu Madımak faciasından canlı kurtulduklarını ve 31 yıldır onların içinin adaletsizlik yüzünden yandığını hatırlamak isteriz. Ben burada CHP’nin Genel Başkanı olarak, daha önce çeşitli sıfatlarla elbette bulundum ama ilk kez Genel Başkan olarak buradayım. Partimizin genel başkan yardımcıları, il başkanları, partimizin grup başkanvekilleri, Meclis’te resmi görevde olan katip üyeleri, başkanlık divanı üyeleriyle, neredeyse tüm il başkanlarımızla, kendisi Sivaslı olan İstanbul İl Başkanımız, onları bu toplantıda temsil ediyor ama hepsi meydandalar. Buradalar.

Bu acıyı bir kez daha yüreğimizde hissettiğimizi, bunun insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu, bu katliamın birinci yılıymış gibi 31’inci yılında takip ettiğimizi ifade etmek isterim. Son olarak annelere, eşlere, evlatlara, Türkiye’de kendi acılarını unutmayıp, bunu toplumsal mücadele olarak 31 yıldır sürdürdükleri için, Soma’daki annelere ilham oldukları için, Çorlu annelerine ilham oldukları için, Türkiye’de adaletsizlik, haksızlık ve hukuksuzluğun karşısında kim varsa, onların mücadelesine güç verdikleri için bir kez daha teşekkür ediyoruz. Unutulmasın ki acıları üzerinden birbirlerine bağlı olanlar, suçları üzerinden birbirine bağlı olanları eninde sonunda yenerler. Çünkü bizim bağımız gerçek bir bağdır. Çıkar ilişkisine dayalı, birbirini korumaya, kurtarmaya dayalı, suçunu örtbas etmeye dayalı, suç ortaklıklarına dayalı değil acılar üzerinden birbirine saygı ve sevgi duyanların bağıdır.”

Özel, soru üzerine “CHP Genel Başkanı olarak ilk 2 Temmuz ve bugün burada Genel Başkan sıfatıyla, yardımcılarımızla, grup başkanvekillerimizle, milletvekillerimizle, il başkanlarımızla, partideki tüm kademelerdeki yöneticilerimizle birlikte ailelerin yayında olmaya geldik. Burada iki önemli sonuç alınmadan bu mücadele durmayacak. Elbette her sene 2 Temmuz’da geleceğiz, anacağız. Birinci talep bütün ailelerin ve bizim ortak talebimiz Madımak’ın bir utanç müzesi olmasıdır. Bu bilim ve kültür merkezi yazısını gören ailelerin içi yanıyor. Biz bunu hak etmedik diyorlar. Ne bilimi, ne kültürü? İnsan yakmak bizim kültürümüzde var mı diyorlar. Bilime inanan, kültüre, sanata inanan canları burada yaktık biz diyorlar. Burası utanç müzesi olacak” ifadesini kullandı. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

İkincisi de istinafta umudumuzu sürdürüyoruz. Ama eninde sonunda bu kararların bozulup, bunun insanlığa karşı suç olarak nitelendirilmesi gerekiyor. İnsanlığa karşı suçlar zaman aşımına uğramazlar. Affa uğramazlar. O yüzden insanlığa karşı suç kararı verilene kadar verilen hiçbir kararı tanımıyoruz. Bakın, çok kararlıyız. Bu bir kan davası değil. Kan davaları bile bir gün biter. Ama bu bir can davasıdır. Canlarımıza karşı işlenmiş insanlık suçudur. Türkiye’deki tüm canları tehdit eden bir insanlık suçudur. Nefret suçudur. Türkiye’nin barışının içine döşenmiş mayındır, dinamittir.

Bu dinamitleri ve bu mayınları sadece gözü yaşlı analar, eşler ve çocuklar ya da davayı takip eden avukatlar temizleyemez. Bunu bütün siyasiler, bütün riskleri görerek cesaretle, bu mayınları ellerimizle temizleyeceğiz. Bir kez daha ilan ediyorum ki kan davaları bile biter ama bu can davası bitmez. Bir kez daha söylüyorum. Bir yıl mı olur, iki yıl mı olur, üç yıl mı olur ama an olsun ki dört yıl sonra, beş yıl sonra bir 2 Temmuz’da daha geç değil. Gelip burada Madımak Utanç Müzesinin açılışını bizzat yapacağım. O açılışta burada bulunacağım. Hep beraber yapacağız. And olsun, and olsun.”

Özel, gazetecilerin 10 Ekim katliamı kararına ilişkin sorusuna ise “Bu dava eğer insanlığa karşı suç mücadelesini kazanırsa, bu 10 Ekim davası için de çok sayıda geçmişteki katliamlar için de uygulanabilecek tarihi bir kazanım olacaktır. Dün verilen kararlar da utanç verici kararlardır. Bu davanın böyle zaman aşımına uğratılması da utanç vericidir. Bunun için biz burayı hem utanç müzesi çevirmek hem de insanlığa karşı suç kazanımını elde etmek için mücadelemizi sürdürüyoruz. Dünkü karar da son derece haksız ve hukuksuz bir karardır” yanıtını verdi.

“Hiçbir bir katliam cezasız kalmayacak”

Törende konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, şunları söyledi: “1 yıl önce bugün şu anda bulunduğumuz yerde 33 canımız katledildi, 33 canımızı yitirdik. Bu vesileyle 33 canımızı saygı ve minnetle anıyorum, ailelerine ve halklarımıza başsağlığı diliyorum. Burada yaşanan, göstere göstere gelen bir cinayetti. Bu cinayet işlendiğinde dönemin cumhurbaşkanı münferit bir olay olduğunu, kolluk kuvvetlerinin görevini yaptığını söylemişti. Bu ülkenin başbakanı da cumhurbaşkanına eşdeğer bir konuşma yaparak ‘Halkımız çok şükür zarar görmemiştir, başına bir şey gelmemiştir’ demişti.

Yani içeride yanan canları, Alevileri, Kürtleri yok sayan, acısını görmeyen; dışarıda kışkırtıcılık yapan, burayı yakmaya çalışanlar için de “çok şükür onlara bir şey olmamıştır” diyen bir yönetimin olduğu bir süreçte burada bir cinayet, bir katliam yaşandı ve süreç içerisinde de cezasızlıkla sonuçlandı. Gerçek failler ortaya çıkarılmadı. Sadece o dönem burada bulunan birkaç kişi yargılandı. Birçoğu da zaten tahliye edildi, beraat etti. Cumhurbaşkanı affıyla birlikte serbest bırakıldı.

Bu, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve zaman aşımı yoktur. Cumhurbaşkanı insanlık suçu yapmış katilleri affedemez. Biz de DEM Parti olarak dün olduğu gibi bugün de Alevi yurttaşlarımızla bu ülkenin ezilenlerinin, sömürülenlerinin, katledenlerinin, katliamlara kurban gidenlerin davasının takipçisi olacağız, birlikte mücadele edeceğiz.

Bir gün muhakkak bu topraklarda cezasızlık politikasıyla sonuçlanan bu davalar gerçek bir yargı karşısında yargılanacaktır ve gerçek sorumlular açığa çıkarılacaktır. Gerçek sorumlular açığa çıkarılıncaya kadar Alevi yoldaşlarımızla ve kurumlarımızla birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Bu ülkede yaşanan hiçbir cinayet, hiçbir bir katliam cezasız kalmayacak. Tekrar Alevi ve Kürt yurttaşlarımızın acısını paylaşıyor, mücadelelerinin yanında olduğumuzu belirtiyorum. Hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum.”

“Türkiye’yi karanlığa boğmak isteyen bir anlayışa karşı…”

Anma töreninde konuşan TİP Genel Baş, “Hayatını yitiren tüm canlarımızı bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyorum. Acılı ailelerin acısını paylaşıyoruz. Biz burada sadece 31 yıl önce yaşadığımız bir acıyı anmıyoruz. Aynı zamanda 31 yıl önceki bir gerici kalkışmanın bugün hâlâ hedefe ilerlemek için çaba sarf eden, Türkiye’yi karanlığa boğmak isteyen bir anlayışa karşı bu ülkenin tüm ilerici, tüm yurtsever, tüm demokratik insanlarıyla beraber laik bir ülke mücadelesini hep birlikte kararlılıkla devam ettiriyoruz.

Bugün Sivas’ta toplanan kalabalık ama aynı zamanda Sivas’ta bizimle olamasa da yüreği bizimle olan milyonlarca yurttaşımız bu davanın bir zamanaşımı olmadığını hep beraber göstermiş oluyoruz. Bugün bizi bir araya getiren tüm kurumlara da Türkiye’nin dört bir yanında Sivas’ı ışığını yaşatmaya devam eden, Türkiye’yi gericiliğe faşizme şeriata teslim etmemek için dimdik, kol kola, omuz omuza mücadele eden tüm yurttaşlarımızı sevgiyle saygıyla selamlamak istiyorum” dedi.

“Laik ve demokratik bir cumhuriyet için ortak mücadele etmeliyiz”

Alevi örgütleri adına ortak açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, yaptı. 31 yıldır adalet mücadelesi verdiklerini vurgulayan Erçe, “Alevi kurumları ve Sivas Madımak ailelerinin demokratik, insani ve vicdani talepleri bugüne kadar karşılanmadı. Üstelik aranmakta olan sanıklar yönünden devam eden Madımak Davası, zaman aşımına uğratılarak düşürüldü. Madımak Oteli’nin utanç müzesi yapılması, Madımak Davasının da insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamına alınması talebimiz ise hiç duyulmadı” dedi.

İktidarı eleştiren Erçe, “Katliamlarla yüzleşmekten ve insani ve demokratik taleplerimizi görmezden gelen AKP-MHP koalisyonu, seçilmiş belediye başkanları yerine kayyım atayarak, sandıklara darbe yapıyor. Madımak Otelini utanç müzesi yapmamak için direnen AKP-MHP ortaklığı, işçilerimizin maden sahalarında daha fazla rant ve kâr uğruna katledilmesine göz yumuyor.

Dersim, Koçgiri, Zini Gediği, Sivas, Maraş, Çorum, Gazi, Gezi, Suruç, 10 Ekim Ankara Gar başta olmak üzere yaşanmış katliamların bütün yönleri ile açığa çıkarılması ve gerçek sorumlularının açıklanması talebimize kulağını kapatan AKP-MHP iktidar bloku dindar, kindar ve itaatkar bir neslin yetişmesi için özel programlar, projeler hazırlıyor ve yarının katliamcılarını yetiştirecek cemaat ve tarikatlarla protokoller imzalamaya devam ediyor” diye konuştu.

Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını eleştiren Erçe, “Biz Aleviler her yerde ve her fırsatta, ‘inancımızı tarif etmeyin, tanıyın, cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir, Alevilik Aleviliktir, Alevilik vardır ve haktır, asimile etmeye çalışmayın’ dedik. Onlar Aleviliği öldürmeyi, Alevileri kendi içlerinde bölüp parçalamayı hedefleyen ve asimilasyon üssü haline gelen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını kurdular. Bu başkanlığı da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağladılar” dedi.

Ortak mücadele vurgusu yapan Erçe, “Yaşadığımız onlarca sorun, derin yoksulluk, derin kriz, buna bağlı olarak gelişen umutsuzluk, çaresizlik, işsizlik, açlık, intiharlar ne kadar olumsuzluk var ise hepsinin ana nedeni olan tekçi, katliamcı, Türk, İslam ve erkek egemen sistem ve bu sistemin yürütücüsü siyasal iktidardır. Artarak devam eden kadın cinayetleri bu iktidar anlayışının eseridir.

Bu iktidara ve maruz kaldığımız anti demokratik uygulamalara karşı birleşmek zorundayız. Faşist ve şeriatçı bir abluka altında yaşamak istemiyorsak laik ve demokratik bir cumhuriyet için ortak mücadele etmeliyiz. Bu mücadelenin en büyük buluşma noktalarından biri 2 Temmuz’dur. Halkımızı, emekten, barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden yana olan bütün kurumları çağrımıza destek vermeye ve alanlarda kol kola mücadele etmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

“Madımak Katliamı” davasında ne oldu?

Eylemlere 12-15 bin kişinin katıldığı polis raporuna yansıyan katliama ilişkin yargılananların sayısı 124’le sınırlı kaldı. Uzun süren yargılamalar sonucunda 33 sanık idam cezası, 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırıldı. İdam cezasının kaldırılmasıyla birlikte 33 sanığın cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildi. Katliam sanıklarının avukatlığını ise bugün AKP’de siyaset yapan birçok kişi üstlendi. Dava sürecinde aranan sanıkların evlendiği, askere gittiği, belediyede işe girdiği ortaya çıktı.

Arasında Cafer Erçakmak’ın bulunduğu firari beş sanığın davası ise 2012’de zamanaşımı nedeniyle düşürüldü. Mahkeme, katliamın insanlığa karşı suç olduğuna ilişkin müştekilerin talebini kabul etmedi. “Madımak Katliamı” davasının müşteki avukatları, 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) hak ihlali başvurusunda bulundu. Ancak aradan 10 yıl geçmesine karşın AYM, halen “Madımak Katliamı”na ilişkin bireysel başvuruyu gündemine almadı.

“Madımak Katliamı”na ilişkin firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkındaki dava ise geçen yıla kadar sürüyordu. Ancak Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 14 Eylül 2023 tarihinde 30 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın düşürülmesine karar verdi.

Paylaşın

Özel’den “Erken Seçim” Mesajı: Sandık Gelir, İktidar Değişir

CHP Lideri Özgür Özel, erken seçim tartışmalarına ilişkin konuşan, “Erken seçim için 360 milletvekili muhalefette yok. Biz isteyince erken seçim olmaz ama halk isterse olur. Milet erken seçim diyorsa sandık gelir, iktidar değişir” dedi.

Mehmet Şimşek’in asgari ücrete ilişkin açıklamalarına ilişkin de konuşan Özgür Özel, “Türkiye’de asgari ücret düşük değil’ demiş. Hans geliyor Didim’de emekli maaşıyla tatil yapıyor bizim Hasan Amca marketin önünden geçemiyor diyorum O bana Endonezya’dan, Şili’den yükseğiz diyor. Türkiye’de asgari ücretin yüksek olduğu bir tek değer var, Sadece bunların vicdanından yüksek” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Aydın ve Muğla Büyükşehir Belediyelerinin iş birliğiyle hayata geçen Didim-Bodrum Deniz Otobüsü Seferi Açılış Töreni’nde konuştu. Özel’in konuşmasından satır başları:

“CHP’li belediyelerin zorlukları vardır, güçlükleri vardır ama mazeretleri yoktur. Hizmetlerin en iyisini onlardan bekliyoruz. Genç cumhuriyetimiz siyasi bağımsızlığı elde ederken ekonomik bağımsızlık için de kararlı adımlarını atmıştır. Bu doğrultuda Kabotaj Kanunu yürürlüğe girmiştir.

Kabotaj Bayramı’nda 1926’dan beri devam eden ve Montrö sözleşmesine dönüşecek olan ve ona hukuki bir altyapı olan kanunun yürürlüğe girişinin yıl dönümünü kutluyorum. Ege Denizi, savaşın ve gerilimin değil barışın ve kardeşliğin denizi olmalıdır. Ege Denizi’nde Yunanistan ve Türkiye arasında barışın konuşulmasını, suyun iki yanında aynı zeytinyağını yiyenlerin aynı şekilde eğlenenlerin iyi ilişkiler içerisinde olmasını ümit ediyoruz. Sosyalist Enternasyonal’de de bunu bir kez daha dile getirdi.

Suyun iki yanı iki komşu ili de ifade ediyor. Didim ile Bodrum yazın çileci yolculuklara tanık ediyordu. Artık Bodrum ve Didim arasında 1 saatlik bir mesafeye indirdik. Seyahat haklarının gözetildiği bir özgürlük içerisinde deniz hatları seferi günde 3 kez gerçekleşecek.

Dün Gebze’de büyük bir emek mitingi vardı. Hep birlikte haykırdık geçinemiyoruz dedik. Asgari ücrete enflasyon zammını yapın. En düşük emekli ücreti 10 bin TL olmaktan çıkarın asgari ücrete eşitleyin. Esnafın borçlarını faizini silin, taksitlendirin. Bunun kaynağını da vergide adalette bulabilirsiniz dedik. Sesimizi duyup ta zam yapacak olan Mehmet Şimşek şöyle buyurmuş; ‘Türkiye’de asgari ücret düşük değil’ demiş. Hans geliyor Didim’de emekli maaşıyla tatil yapıyor bizim Hasan Amca marketin önünden geçemiyor diyorum O bana Endonezya’dan, Şili’den yükseğiz diyor. Türkiye’de asgari ücretin yüksek olduğu bir tek değer var, Sadece bunların vicdanından yüksek.

Türkiye’nin en zengin yüzde 20’si gelirin yüzde 80’ini alacak en yoksul yüzde yirmi ise yüzde 0,5’ini alacak. Benim Endonezya’dan Tayland’dan yüksek alıyorum diye memnun olan emeklim yok. Haddinizi bilin.

Dün Gebze’de eğer geçim yoksa seçim olacaktır dedik. İnan ederlerse hep birlikte büyük bir mücadele vereceğiz. Erken seçim için 360 milletvekili muhalefette yok. Biz isteyince erken seçim olmaz ama halk isterse olur. Milet erken seçim diyorsa sandık gelir, iktidar değişir.”

Özgür Özel’den Erdoğan’a ‘Kayseri’ yanıtı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ayrıca İzmir’de yangından zarar gören yurttaşlara geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Burada basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özgür Özel, Kayseri’de dün yaşanan olaylara değindi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Siyasi kazanım uğruna nefret siyasetine tevessül edilmesini acizlik olarak görüyoruz” ifadelerine yanıt veren Erdoğan, “Nefret siyaseti, ayrımcı dil, muhalefetin zehirli dili diye hangi muhalefeti kastettiğini bilmiyorum. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin böyle bir ithama muhatap olamayacağı açık. Kimi söylüyorsa sayın Cumhurbaşkanı bütün olarak muhalefet deyip de bir genelleme yapmak durumunda değil, net söylesin kime söylüyorsa ondan cevabını alsın” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, şöyle devam etti: Dün yaşanan olaylar ve Türkiye’deki sığınmacı sorunu varsa iktidar sorumludur dediğimde herhalde sayın Erdoğan ‘Ben değil, diğer iktidar odakları’ diyemeyecek. Bir tane iktidar var. Ne diyor, ‘Her şeyin sorumlusu benim’ diyor, o zaman bunun da sorumlusu sensin.

“Ülkeyi yöneten iktidar tutup da her şeyi muhalefete yükler mi?” diyen Özel, şunları kaydetti: Elbette bazı muhalefet figürlerinin bazı söylemleri son derece sert olabilir, bizim hatalı bulduğumuz ifadeleri olabilir. Ama bu ülkenin kurucusu sana bir vasiyet bıraktı; komşunun iç işlerine karışma, komşunun toprak bütünlüğüne saygılı ol, komşundaki devlet dışı unsurları muhatap alma… Sen Özgür Suriye Ordusu’na Kuvayi Milliye dersen, getir-eğit-donat savaşsın dersen komşunun iç işlerine saygılı oluyor musun, olmuyor musun? ‘Emevi Camii’nde namaz kılmaya giderim 3 saate’ dersen komşunun toprak bütünlüğüne, hükümranlık haklarına saygılı mısın, değil misin?

“Türkiye’de resmi rakamlara göre 4.6 milyon, yaygın kanıya göre 10 milyona yaklaşan sığınmacı sorunu varsa tek sorumlusu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yıllardır yaptığı kötü dış politikadır” diyen Özel, şunları ifade etti:

Sığınmacılara düşman olmak kolay, biz sığınmacı yaratan politika ve politikacıların karşısındayız. Komşunda iç savaş kışkırtıcılığı yaparsan bu kadar sığınmacıyı da bu memleketin başına musallat edersin. Buna itiraz eden varsa çıksın karşımıza konuşalım. Bu kadar sığınmacının ülkeye gelmesinde hangimizin suçu var. Biz Esad’la küfürleşme, Esad’ın adını değiştirip Esed değil, dün tatil yaptığını bugün düşman belleme, otur işbirliği yap bu iç savaşı durdur derken sen ateşe benzinle gittin. Ondan sonra göç dalgaları oldu. Biz dedikten sonra Esad’la görüşeceğim dedi. Arabuluculuk teklif edeceğim dedim. Bir şekilde masaya oturalım ve sığınmacılar gitsin dedim.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşülmesi gerektiğini kaydeden Özel, şunları söyledi: Esad’la oturulacak, konuşulacak, anlaşılacak, Suriye’de huzur sağlanacak. Avrupa Birliği elini cebine atacak, hepimiz elimizi taşın altına koyacağız ve bu sığınmacılar Suriye’ye gidecekler. Esad bu noktada üzerine düşeni yapacağız. Şimdi diyor ki ‘eskiden tatil yapıyordum, yine yaparım.’ Sen tatil yap da Türkiye’nin tatil yörelerinde denize girecek yer kalmadı. Sen keşke o tatili hiç bozmasaydın, Esad’la hiç bozuşmasaydın.

Yaşanan olaylara ilişkin sağduyu çağrısında bulunan Özel, “Herkesi sağduyulu davranmaya davet ediyorum. Bizim adımıza silahı taşıyan polistir, jandarmadır. Bizim adımıza cezayı verecek olan hakimdir, cezanın çekileceği yer cezaevidir. Cezayı kendin vermeye çalışırsan, polisin, jandarmanın yerine güç kullanmaya çalışırsan haklıyken haksız duruma düşülür. Bu olayların olmaması için sığınmacı sorununun çözülmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

10 Ekim Davası’nda Karar: 10 Sanığa Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası

10 Ekim 2015 tarihinde IŞİD’in Ankara Tren Garı Meydanı’nda düzenlediği ve 103 kişinin hayatını kaybettiği davada, 10 sanığa 101’er kere ağırlaştırılmış müebbet, insan öldürmeye teşebbüs suçundan da 379’ar kere 18 yıl hapis cezası verdi.

Ayrıca sanık Erman Ekici hakkında insanlığa karşı suçtan beraat, dosyanın firari sanıklar yönünden ayrılmasına karar verildi. IŞİD üyesi olduğu tahmin edilen 16 kişi halen firari durumda.

Ankara’da 10 Ekim 2015’de düzenlenmek istenen Barış Mitingi’nde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından düzenlenen ve üç saniye arayla yapılan iki canlı bomba saldırısında 103 kişi hayatını kaybetmesiyle ilgili Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşması bugün görüldü.

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Sanık Yakup Şahin, Sanık Hakan Şahin, Sanık Resul Demir’e, Sanık İbrahim Halil Alçay’a, Sanık Hacı Ali Durmaz’a, Sanık Erman Ekici’ye, Sanık Talha Güneş’e, Sanık Hüseyin Tunç’a, Sanık Metin Akaltın’a insan öldürmekten 101’er kere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesine, insan öldürmeye teşebbüs suçundan 379’ar kere 18 yıl hapis cezası verdi.

Ayrıca Erman Ekici hakkında insanlığa karşı suçtan beraat verilmesine, dosyanın firari sanıklar yönünden ayrılmasına karar verdi.

Ne olmuştu?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturma sonucunda arasında IŞİD’in “Türkiye emiri” olduğu belirtilen İlhami Balı’nın da bulunduğu 35 kişi hakkında dava açtı. Sanıklardan 16’sı firariyken 19’u tutuklu yargılanıyordu. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi 2018’de davayı bitirerek 9 sanığı 101 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, 11 bin 730’ar yıl hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme heyeti, diğer beş sanığa “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 12’şer yıl, 4 sanığa ise aynı suçtan 7 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırdı. Sanık Erman Ekici’nin “silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan 18 yıl hapisle cezalandırılmasına hükmeden mahkeme, söz konusu sanığın 100 kişiyi “kasten öldürme” ve 391 kişiyi “kasten öldürmeye teşebbüs etme” suçlarından da yargılanması için suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Ayrıca firari 16 kişi hakkındaki dosya da ayrıldı. Yargıtay, temyiz incelemesinde 9 sanığa verilen 101 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı. Dokuz sanığa yaralama suçundan verilen bazı cezalar ise eksik inceleme nedeniyle 2022’de bozuldu. Ancak bu sanıklar hakkındaki öldürme suçundan verilen cezalar onandı.

Hakkında bozma kararı verilen 9 sanık ile Erman Ekici yönünden yeniden başlayan Gar davasında son duruşma 24 Nisan’da görüldü. Cumhuriyet Savcısı, bu duruşmada esasa ilişkin mütalaasında Ekici’nin “anayasayı ihlal” suçundan bir kez ağırlaştırılmış müebbet, 101 kasten öldürme suçundan 101 kez ağırlaştırılmış müebbet, öldürmeye teşebbüs suçundan ise 379 kez cezalandırma istedi. Mütalaada Yunus Durmaz’a Gar katliamı talimatının İlhami Balı tarafından Erman Ekici aracılığıyla gönderildiği vurgulandı.

Savcı, Ekinci hakkında insanlığa karşı suç işlemek suçundan ise ceza istemedi. Sanıklar Yakub Şahin, Hakan Şahin, Hacı Ali Durmaz, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Taha Güneş, Abdülmüttalip Demir, Metin Akaltın’ın 11 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan beraati istendi, katliamdan bir süre sonra hayatını kaybeden Mustafa Budak’a yönelik kasten öldürme suçundan ise ağırlaştırılmış müebbet talep edildi. 26 Haziran’da mahkeme bu 10 sanıkla ilgili son kararını açıklayacak.

Gar katliamı davasında IŞİD üyesi oldukları tahmin edilen 16 kişi halen firari durumda. Bunlar arasında IŞİD’in bir dönem Türkiye sorumlusu olan İlhami Balı, yöneticiler Deniz Büyükçelebi ve Edremit Türe ile HDP Mersin ve Adana il binalarına bombalı saldırıların faili Savaş Yıldız da bulunuyor. Haklarında yakalama kararı bulunan 16 sanık, bu süreçte yakalanamadı. Savcı, bu sanıkların dosyasının ayrılmasını istedi.

10 Ekim katliamının mağdurları, olayda ihmali bulunduğu belirtilen kamu görevlilerinin de yargılanmasını talep etti. Buna ilişkin o dönem İçişleri Bakanlığı idari, Ankara Başsavcılığı ise adli soruşturma başlattı.

Bakanlık müfettişlerinin hazırladığı 25 Şubat 2016 tarihli raporda, dönemin Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdür Vekili, TEM Şube Müdürü, eski Güvenlik Şube Müdür Vekili ve TEM Şubesi C Büro amirinin ihmali olduğuna yönelik tespitler yapıldı. Ancak Ankara Valiliği, soruşturma izni vermedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da buna karşı dava açmayınca kamu görevlilerine ilişkin soruşturma dosyası kapandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “31 Mart Seçimleri” Yorumu: Muhasebemizi Yaptık, Yapıyoruz

31 Mart seçimlerine değinen Erdoğan, “Seçimlerde muhalefet tamamen ucuz popülizme dayalı bir kampanya yürüttü. Deprem riski gibi sorunlar için ortaya hiçbir somut çözüm koymadılar. Son seçimde muhalefet ekonomideki sıkıntıları da istismar etti” dedi ve ekledi:

“31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı yüzde 40.5 oy oranına ulaşmıştır. Çok boyutlu olarak muhasebemizi yaptık ve yapıyoruz. Hatayı da kusuru da kendimizde arıyoruz. Bu hassas süreci bir kuyumcu titizliğiyle gerçekleştireceğiz. Tüm kademelerde gereken adımları atmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Yerel Yönetimler İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Burada bulunan tüm belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra farklı toplantılarla da sık sık bir araya geleceğiz. Bundan tam 30 yıl önce millete hizmet mücadelemize yerelden başladık. Politikalarımızı önce belediyelerdeki uygulamalarla ortaya koyduk. Kendimizi önce belediyelerle ispat ettik.

Siyaseten normalleşme: AK Parti’nin en büyük referans kaynağı yerel yönetimlerdir. AK Parti birikimi ile referanslarıyla sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın en yetkin en donanımlı siyasi hareketidir. Rakiplerimiz bile bizi taklit etmeye bizden kopya çekmeye başladı. Bir nevi siyasi rakiplerimize koçluk yapıyoruz. Dünya değişirken bizim de değişime daha hızlı adapte olmamız gereken başlıklar vardır.

31 Mart seçimleri: Son seçimlerde muhalefet tamamen ucuz popülizme dayalı bir kampanya yürüttü. Deprem riski gibi sorunlar için ortaya hiçbir somut çözüm koymadılar. Son seçimde muhalefet ekonomideki sıkıntıları da istismar etti. 31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı yüzde 40.5 oy oranına ulaşmıştır. Çok boyutlu olarak muhasebemizi yaptık ve yapıyoruz. Hatayı da kusuru da kendimizde arıyoruz. Bu hassas süreci bir kuyumcu titizliğiyle gerçekleştireceğiz. Tüm kademelerde gereken adımları atmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Seçimler bitince muhalefet vaat yağmurunun da sonuna geldi. Ucuzlatacağız dediler ama kendi partilileri bile isyan etmeye başladı. Belediye binalarını, LGBT paçavralarıyla donatmak dışında herhangi bir icraatları olmadı. Muhalefetin siyaset anlayışında köklü bir değişim yaşanmazsa korkarım önümüzdeki 5 yıl boyunca benzer hadiselere yeniden şahitlik edeceğiz.

Muhalefet içindeki radikal unsurların da kışkırtmasıyla 28 Şubat dönemini anımsatan uygulamalar yeniden devreye alınmak isteniyor. Buna müsaade edilmemeli. Muhalefetin aklıselim sahibi aktörlerinden, eski Türkiye’nin kötü hatıralarını tekrar canlandıran sahnelerin önüne geçilmesi noktasında çaba bekliyoruz.

Kayseri: Dün Kayseri’de küçük bir grubun yol açtığı müessif olayların sebeplerinden biri, muhalefetin zehirli söylemleridir. Siyasi kazanım uğruna nefret siyasetine tevessül edilmesini acizlik olarak görüyoruz. Toplumda yabancı düşmanlığı ve sığınmacı nefretini körükleyerek hiçbir yere varılamaz. Vandallıkla sokakları ateşe vermek kabul edilemez.

Sokak hayvanları: Milletimizi bizar eden başıboş köpek sorunu olmak üzere, şu an ülkemizin gündeminde olan meseleleri kati bir çözüme kavuşturacağız. Son rötuşlarını yaptığımız düzenlemenin yasalaşmasıyla yerel yönetimlere büyük sorumluluk düşecek. Biz de gereken desteği sağlayacağız.”

Paylaşın

Türkiye, Avrupa’da En Düşük Asgari Ücrete Sahip 6. Ülke

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek asgari ücret bizde. Türkiye’de asgari ücret düşük değildir” açıklamalarına karşın, Türkiye’nin Avrupa ülkeleri içinde en düşük asgari ücrete sahip ülkeler arasında olduğu ortaya çıktı.

Türkiye’den daha düşük asgari ücrete sahip ülkeler ise Makedonya (360 Euro), Arnavutluk (385 Euro), Bulgaristan (477 Euro), Karadağ (532 Euro) ve Sırbistan (544 Euro) olarak sıralandı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, araştırma merkezinin (DİSK-AR) Asgari Ücret ve Vergi Raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Sözcü’nün aktardığına göre; İki bölümden oluşan raporun ilk kısmında asgari ücret ikinci kısmında ise vergi konusu ele alındı.

Raporda “2021 yılı son çeyreğinde başlayan döviz krizi ve takiben hızla artan fiyatlar emeğiyle geçinenlerin alım güçlerinde ciddi kayıplara yol açtı” ifadelerine yer verildi. Hükümetin enflasyon düşecek söylemlerine karşılık raporda “Bu durum hükümetin bütün iddialarına rağmen uzunca bir süre böyle kalmaya devam edecek” denildi.

İktidarın asgari ücrete 2024 yılında ikinci kez zam yapılmasına karşı çıktığı belirtilen raporda “Hükümetin izlediği ekonomi politikası, asgari ücreti artırmak yerine, çalışanları enflasyona ezdirmeye yol açıyor. Türkiye’de asgari ücret kapsamı genişlerken asgari ücret zamlar karşısında iyice yetersiz kalıyor. İşçiler pahalılık altında eziliyor” açıklamalarına yer verildi.

Raporun “Asgari ücret neden artmalı?” başlıklı bölümünde “Hükümetin izlemiş olduğu “sıkı” para ve maliye politikasının bir sonucu olarak emek gelirleri bastırılıyor ve alım gücü düşük tutulmaya çalışılıyor. AKP hükümeti enflasyonda mücadelenin yolu olarak ücret ve diğer emek gelirlerini bastırmayı görüyor. Sıkı para politikası ve sıkı maliye politikası olarak bilinen bu politikanın anlamı enflasyonun faturasını ücretlere çıkarmaktır” denildi.

Raporda açlık sınırının altında kalan asgari ücrete zam yapılırsa enflasyonun tetikleyeceğine yönelik iddialara cevap olarak ise şunlar kaydedildi:

“Hükümetin ücret artışlarının enflasyonu artıracağı iddiası gerçek dışıdır. Ekonomide bir ücret fiyat (enflasyon) sarmalı değil, tersine bir fiyat (enflasyon)-ücret sarmalı söz konusudur.
Enflasyon ücretler arttığı için artmıyor, tersine ücretler enflasyon arttığı için artıyor. Ücret artışları savunmadadır.

Ülkemizde enflasyonun temel sebebi aşırı dolarizasyon, fahiş şirket (firma) kârları ve çeşitli arz sıkıntılarıdır. Ücretlerin, özellikle de asgari ücretin enflasyonu tetiklediği yönündeki iddiaların dayanağı yoktur. Enflasyon, asgari ücrete zam yapmamanın sebebi olamaz. Tersine enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde, alım gücünü korumak için asgari ücrete birden fazla kez zam yapılmalıdır.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek asgari ücret bizde. Türkiye’de asgari ücret düşük değildir” açıklamalarına karşın DİSK- AR raporunda Avrupa İstatistik Ofisi’ne (Eurostat) göre Türkiye’nin Avrupa ülkeleri içinde en düşük asgari ücrete sahip ülkeler arasında olduğu belirtildi.

Raporda “Türkiye’de Euro cinsinden asgari ücret son 10 yılda (2014-2024) yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında artmıştır. Türkiye’de 2014’te 362 Euro olan brüt asgari ücret, 2024 yılında 613 Euro olmuştur” denildi.

Türkiye’den daha düşük asgari ücrete sahip ülkeler ise Makedonya (360 Euro), Arnavutluk (385 Euro), Bulgaristan (477 Euro), Karadağ (532 Euro) ve Sırbistan (544 Euro) olarak sıralandı.

Özet kısmında ise asgari ücretin artırılmasını gerektiğini gösteren nedenler şöyle sıralandı:

Asgari ücret, daha Nisan 2024’te açlık sınırının altına geriledi: 2023 ve 2024 yıllarında asgari ücretin açlık sınırını geçtiği ay sayısı sadece 4’tür. 2024 yılında asgari ücret artışı yapılmazsa 2024 sonunda açlık sınırının 4-5 bin TL altında kalabilir. Asgari ücret altın fiyatları karşısında eriyor: Asgari ücretli 2016’ya göre 7, 2003’e göre 13 ve 2005’e göre 19 Cumhuriyet altınını kaybetti.

1970’lerde kişi başına GSYH’nin yüzde 80,6’sı düzeyinde olan asgari ücret, 2023’te kişi başına GSYH’nin yüzde 50,7’sine geriledi. Türkiye Avrupa’nın en düşük asgari ücretli ülkeleri arasındadır: 2014’te Avrupa’da Türkiye’den düşük asgari ücretli 12 ülke varken, 2024 yılı başında sadece 5 ülke vardır. DİSK-AR’a göre işçilerin yaklaşık yüzde 50’si asgari ücretin altında ve civarında (+/- yüzde 20) ücret alıyor.

Merkez Bankası raporlarına göre sanayide çalışanların yüzde 50’si asgari ücret civarında bir ücretle çalışıyor. Türkiye’de TİS kapsamı yaklaşık yüzde 10 ve asgari ücret kapsamı yüzde 50 civarındayken AB’de ortalama TİS kapsamı yüzde 60, asgari ücret kapsamı yüzde 4’tür. Asgari ücret kapsamının düşürülmesi için toplu pazarlık kapsamı genişletilmeli, sendikal hakların kullanımının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

DİSK’in asgari ücret talepleri

Asgari ücret değil, toplu iş sözleşmesi kapsamı genişletilmelidir. Toplu iş sözleşmesi kapsamın yaygınlaşması için sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalı, 6356 sayılı Yasa’da yer alan teşmil mekanizması işletilmelidir.
Asgari ücret yüksek enflasyon dönemlerinde yılda 4 kez belirlenmelidir.

Asgari ücret tespitinde asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği dikkate alınmalıdır. Asgari ücret artışında resmi enflasyon oranları değil, kişi başına GSYH artışı esas alınmalıdır. Asgari ücret belirlenirken geçim şartları (açlık ve yoksulluk sınırı) göz önüne alınmalıdır.

Asgari ücret uluslararası standartlara uygun saptanmalı, işçinin kendisi ve aile birlikte hesaba katılmalıdır. En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir. Asgari ücret bütün işçiler ve memurlar için ortak saptanmalıdır. 2024 asgari ücreti derhal güncellenmelidir.

Raporda ayrıca artan hayat pahalılığı yanında işçilerin geçinmelerini zorlaştıran bir diğer etkenin de vergi ve kesintiler olduğu belirtildi.

“Gelir vergisi oranlarının yüksekliği, vergi tarife dilimlerindeki adaletsizlikler ve asgari ücret vergi istisnasının çalışanlar aleyhine uygulanması sebebiyle işçilerin vergi yükü artıyor” ifadelerine yer verilen raporda şunlar kaydedildi:

“Dolaysız vergiler yanında dolaylı vergilerin yüksekliği de çalışanların vergi yükünü artırıyor. Bir yandan gelir vergisi bir yandan dolaylı vergiler, ülkenin vergi gelirlerinin önemli bir kısmını çalışanlardan karşılanmasına yol açıyor. İşverenlere vergi indirimleri ve prim destekleri sürerken, büyük servetlere yönelik servet vergisi uygulanmıyor, servet (mülkiyet) vergisi cüzi miktarlarda kalıyor. Türkiye’de en zengin yüzde 1’in servetinin bütün ülkenin servetinin yüzde 39,5’ini oluşturmasına rağmen bu büyük servetlerden vergi alınmıyor.

Asgari ücreti artırmayan hükümet, işçilerin üzerindeki vergi yükünü düşürecek düzenlemeleri de hayata geçirmiyor. Gündemdeki vergi paketinde ücretlilerin vergi yükünü hafifletecek herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi çalışanları olumsuz etkileyecek çeşitli harçlar ve vergiler de bulunuyor. Vergilerin önemli bir işlevi olan gelirin yeniden bölüşümü ve gelir adaleti sağlamak görmezden geliniyor. Hükümet vergiyi “tabana” yaymaya devam ediyor. Sermayeden, zenginlerden, büyük servet sahiplerinden vergi alınmıyor.”

Paylaşın

Mahkemeden Dikkat Çeken Karar: Kanal İstanbul’un İmar Planı İptal Edildi

Mahkeme, İBB’nin tarım topraklarına, orman alanlarına ve su havzalarına geri dönülemez zararlar vereceği gerekçesiyle Kanal İstanbul’a yönelik açtığı davada, bakanlığın imar planı değişikliğinin hukuka uygun olmadığına hükmetti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Kanal İstanbul Projesi’ne yönelik diğer davaları ise yargıda devam ediyor. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna ilişkin dava, Danıştay’da görülüyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 15 Temmuz 2021 tarihinde İstanbul İli, Yenişehir Rezerv Yapı Alanı (Kanal İstanbul Projesi) 1. Etabına ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği’ni onayladı. Plan, 16 Temmuz 2021’den itibaren bir ay süreyle askıya çıkarıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bu plan değişikliğine itiraz ederek konuyu yargıya taşıdı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; İBB, başvurusunda plan değişikliklerinin kamu yararına aykırı olduğunu ve İstanbul’un geleceği için hayati önem taşıyan tarım topraklarına, orman alanlarına ve su havzalarına geri dönülemez zararlar vereceğini savundu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise İBB’nin itirazını zımnen reddetti.

İstanbul 11. İdare Mahkemesi, İBB’nin itirazını haklı bularak imar planını iptal etti. 2023/3120 numaralı kararda, “15/07/2021 onay tarihli, İstanbul İli, Yenişehir Rezerv Yapı Alanı (Kanal İstanbul Projesi) 1. Etabına ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği ile bu plan değişikliklerine yapılan 16/08/2021 tarih ve BK No:4274, İBB No:138918 sayılı itirazın zımnen reddine ilişkin işlemde şehircilik ilke ve esaslarına, planlama tekniklerine ve hukuka uyarlık bulunmadığı” belirtildi.

Mahkeme kararında, dava konusu revizyon imar planı değişikliklerinde nüfusun nasıl tespit edildiğinin bilinmediği ve bu durumun belirsizlik yarattığı vurgulandı. Bilirkişi raporuna göre, nüfus hesaplarının eksik olduğu ve yatırımcı kurum ve kuruluşlarının görüşlerine dair bilginin bulunmadığı belirtildi. Ayrıca, mezarlık alanlarının ağaçlandırılacak alan olarak gösterilmesinin mevzuata uygun olmadığı kaydedildi.

İBB’nin Kanal İstanbul Projesi’ne yönelik diğer davaları ise yargıda devam ediyor. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna ilişkin dava, Danıştay’da görülüyor.

Paylaşın