Beş Aylık Dış Ticaret Açığı 37 Milyar Dolar

İhracat 2024 yılının ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,5 artarak 106 milyar 877 milyon dolar, ithalat yüzde 9,2 azalarak 143 milyar 682 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle 2024 yılının ilk beş aylık döneminde dış ticaret açığı 36 milyar 805 milyon dolar oldu.

2024 yılının ilk beş aylık döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya alırken, ithalatta ise Çin ilk sırayı aldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Mayıs 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; İhracat 2024 yılı mayıs ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,3 artarak 24 milyar 66 milyon dolar, ithalat yüzde 10,4 azalarak 30 milyar 568 milyon dolar oldu.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2024 yılının ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,5 artarak 106 milyar 877 milyon dolar, ithalat yüzde 9,2 azalarak 143 milyar 682 milyon dolar oldu.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, mayıs ayında yüzde 9,2 artarak 20 milyar 112 milyon dolardan, 21 milyar 969 milyon dolara yükseldi. Mayıs ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 8,0 azalarak 26 milyar 65 milyon dolardan, 23 milyar 971 milyon dolara geriledi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Mayıs ayında 2 milyar 2 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 0,5 azalarak 45 milyar 940 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 91,7 oldu.

Mayıs ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48,0 azalarak 12 milyar 495 milyon dolardan, 6 milyar 502 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Mayıs ayında yüzde 63,4 iken, mayıs ayında yüzde 78,7’ye yükseldi.

2024 yılı Ocak – Mayıs döneminde dış ticaret açığı yüzde 34,3 azalarak 56 milyar 33 milyon dolardan, 36 milyar 805 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Ocak – Mayıs döneminde yüzde 64,6 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 74,4’e yükseldi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, mayıs ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,8, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,1, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 oldu. Ocak – Mayıs döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,2, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, mayıs ayında ara mallarının payı yüzde 68,9, sermaye mallarının payı yüzde 14,7 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,1 oldu. İthalatta, 2024 Ocak – Mayıs döneminde ara mallarının payı yüzde 70,0, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 15,3 oldu.

İhracatta Almanya, ithalatta Çin ilk sırada

Mayıs ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 902 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 521 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 475 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 148 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 124 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,8’ini oluşturdu.

Ocak-Mayıs döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 8 milyar 609 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 6 milyar 459 milyon dolar ile ABD, 5 milyar 893 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 5 milyar 433 milyon dolar ile İtalya ve 5 milyar 378 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,7’sini oluşturdu.

İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Mayıs ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 862 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 780 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 282 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 879 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 456 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,4’ünü oluşturdu.

Ocak-Mayıs döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 19 milyar 90 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 17 milyar 846 milyon dolar ile Çin, 10 milyar 806 milyon dolar ile Almanya, 8 milyar 498 milyon dolar ile İtalya, 6 milyar 931 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,0’ını oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2024 Mayıs ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 9,6 artarken, ithalat yüzde 9,6 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 11,6 artarken, ithalat yüzde 12,1 azaldı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Mayıs ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,8’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,8’dir. Ocak-Mayıs döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,2’dir. Ocak-Mayıs döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4’tür.

Mayıs ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 82,9’dur. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,3’tür. Ocak-Mayıs döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,5’tir. Ocak-Mayıs döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,0’dır.

Özel ticaret sistemine göre, mayıs ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,6 artarak 22 milyar 26 milyon dolar, ithalat yüzde 8,8 azalarak 28 milyar 940 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mayıs ayında dış ticaret açığı yüzde 43,1 azalarak 12 milyar 150 milyon dolardan, 6 milyar 914 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Mayıs ayında yüzde 61,7 iken, 2024 Mayıs ayında yüzde 76,1’e yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2024 yılının ilk beş aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 artarak 97 milyar 83 milyon dolar, ithalat yüzde 9,4 azalarak 134 milyar 642 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Mayıs döneminde dış ticaret açığı yüzde 32,1 azalarak 55 milyar 321 milyon dolardan, 37 milyar 559 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Ocak-Mayıs döneminde yüzde 62,8 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 72,1’e yükseldi.

Paylaşın

Dikkat Çeken İddia: Audi A8’i İade Edilmedi, Garaja Çekildi

Diyanet yetkilileri, Ali Erbaş’a tahsis edilen Audi A8’i marka aracın Türkiye Diyanet Vakfı iştiraki TEYAŞ’a ait göründüğü için herhangi bir iadenin söz konusu olmadığını, aracın bir depoda tutulduğunu savundu.

Aracın satılması halinde zarar edileceği düşüncesiyle, “Gizli şekilde bekletilmesinde” karar kılındığı öne sürüldü. Diyanet İşleri Başkanlığı, kamuoyundan gelen tepkiler sonrası Audi A8’i marka aracın iade edildiğini duyurmuştu.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gündem olan ve iade edildiği açıklanan Audi A8’i model aracının kurumun garajında olduğu öğrenildi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; başkanlık kaynakları, Audi A8’i aracı garajda gördüklerini ifade ederek, “Aracın gerçekten iade edildiğinin, belgeleriyle açıklanması gerekiyor. Sustukça skandalın boyutu daha da derinleşiyor. Milletin emanetleri ile kurulan vakıf ve şirketler birilerinin lüks sevdasına kurban ediliyor. Bunun izahı yok” ifadelerini kullandı.

Aracın iade edildiği yönündeki resmi açıklamanın, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile Başkan Yardımcıları Kadir Dinç ve Hasan Güçlü tarafından kaleme alındığı belirtildi. Edinilen bilgiye göre, metin hazırlandıktan sonra Ali Erbaş, Cumhurbaşkanlığı’na gitti. Ziyaretin ardından metin, kamuoyuna duyuruldu ve aracın iade edildiği kaydedildi.

Erbaş’ın kullandığı süre boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı binasının altında bulunan kapalı otoparkta bulunan araç, iade açıklamasının ardından, başkanlığın 150 metre ilerisinde bulunan Ahmet Hamdi Akseki Camii’nin altında yer alan üç katlı otoparkın özel bir bölümüne çekildi.

Diyanet yetkilileri, aracın Türkiye Diyanet Vakfı iştiraki TEYAŞ’a ait göründüğü için herhangi bir iadenin söz konusu olmadığını, aracın bir depoda tutulduğunu savundu. Aracın satılması halinde zarar edileceği düşüncesiyle, “Gizli şekilde bekletilmesinde” karar kılındığı öne sürüldü.

Paylaşın

Türkiye, Cinsiyet Eşitliğinde 146 Ülke Arasında 127. Sırada

Toplumsal cinsiyet eşitliğinde 146 ülke arasında 127. sırada yer alan Türkiye’nin, Suudi Arabistan, Nijerya ve Tunus gibi ülkelerin de gerisinde olması dikkat çekti.

Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı Ayşe Kaşıkırık, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bizim cinsiyet eşitliğini tam görebilmemiz için tam 134 yıl lazım” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu yayımlandı. Rapor ülkelerin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda sağlık, eğitim, ekonomi ve siyaset alanında nerede olduklarını gösterirken veriler ülkelerin bu dört kategorideki iç dengelerine göre ise değişiyor.

Buna göre, Türkiye toplumsal cinsiyet eşitliğinde 146 ülke arasında 127. sırada yer alıyor. Ayrıca rapora göre Türkiye toplumsal cinsiyet eşitliğinde, ekonomi alanında 133., eğitim alanında 90., politika alanında 114. ve sağlık alanında 98. sırada.

Cumhuriyet’ten Rengin Temoçin’in haberine göre; Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı Ayşe Kaşıkırık, dünya genelinde tam bir toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığına dikkat çekerken Türkiye’nin sıralamasının düşük olmasındaki etkenlerin siyaset ve ekonomi olduğuna vurgu yaptı.

Kaşıkırık, “Türkiye, eğitim ve sağlık konusunda iyi ancak zaten bu alanlar diğer ülkelerin çok iyi olduğu alanlar. Fark yaratacağımız alan ekonomik güçlenme ve siyasette kadınları var edebilmek. Bu iki alanda zaten Türkiye yıllardır sınıfta kalıyor. Biz kadınları ekonomik hayata katmadıkça zaten siyasette de var olamazlar. Dolayısıyla bizi ülke olarak aşağıya çeken iki alan var, ekonomi ve siyaset” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan, Nijerya ve Tunus gibi ülkelerin de Türkiye’nin sıralamasının üstünde olması dikkat çekti. Kaşıkırık, “Suudi Arabistan bizden bir sıra üstte. Tunus, Nepal, Ürdün gibi ülkeler de bizden çok yukarıda. Bizim altımızdakiler savaş, kriz ülkeleri. Bizden yıllar sonra 2015’te kadınlar seçme seçilme hakkını kazandığı Suudi Arabistan’da şu anda kadınlar parlamentoda yüzde 20-25’in üstünde temsil ediliyor” dedi.

Kaşıkırık sözlerini “Bizim cinsiyet eşitliğini tam görebilmemiz için tam 134 yıl lazım” diyerek noktaladı.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Dalgası Devam Ediyor: Milletvekili Sayısı 35’e Düştü

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de Ankara Milletvekili Koray Aydın, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Koray Aydın, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Meral Akşener ile Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşmesine göndermede bulunarak, “Saray’daki malum görüşme ve sonrasındaki gelişmeler, bardağı taşıran son damla olmuştur” ifadelerini kullandı.

Koray Aydın’ın istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 35’e düştü.

Koray Aydın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Haksızlık ve hukuksuzluklar karşısında cesur insanlar olarak, İYİ Parti’yi büyük umut heyecan ve hayallerle; büyük emek, gayret ve fedakarlıklarla kurduk.

İYİ Parti gerçek bir mücadelenin ve hikâyenin sonucu doğdu. İYİ Parti kurulmasıyla birlikte Türkiye’de pek çok şeyi değiştirdi, muhalefete ve milletimize umut oldu. AK Parti iktidarlarına karşı kazanılan en büyük başarıların öznesi oldu. Ancak son iki yıldır bir şeyler ters gitmeye başladı.

İYİ Parti, tam kitlelere açılacağı bir dönemde içine kapandı, 2023 genel seçimleri öncesi yersiz ve zamansız bir şekilde ilçe ve illerde kongre sürecini başlatarak enerjisini iç rekabete harcamak durumunda kaldı. 2023 genel seçimlerine giderken Altılı Masa sürecinde yetkili kurulların tam desteği olmasına rağmen hatalı bir strateji yürütüldü.

Akabinde tamamen ötekileştirmeye ve adaletsizliğe dayanan, sözde milletvekili temayül yoklaması ile yeni bir ayrışma süreci daha yaşandı. Bir zamanlar huzur ve güven dolu İYİ Parti Ailesi’nin evinde artık huzursuzluk ve güvensizlik baş gösterdi.

2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili genel seçimlerinde ise en hafif tabirle “kendini tekrar eden” bir parti konumuna düştük, bir arpa boyu yol alamadık. 2024 yerel seçimlerinde, iktidarın değirmenine su taşıyan söylem, eylem ve politikalar; milletimiz tarafından kesinlikle reddedildi ve İYİ Parti tarihinin en büyük seçim hezimetini yaşadı.

Bu süreçlerde gerek yetkili kurullarda gerekse de bizzat Kurucu Genel Başkan Sayın Meral Akşener’e yaptığımız uyarılar ise kulak ardı edildi. Yerel seçimlerdeki hatalı karar ve yanlış söylemlere itiraz eden il ve ilçe teşkilatlarımız ötekileştirildi. Bu başarısızlıkların ardından kurultaylar toplansa da tam ve kâmil manada bir özeleştiri yapılamadı.

İYİ Parti, bugün itibariyle 2023 yılı başındaki 617 bin 513 üyesinin üçte birini, 2023 genel seçimlerinde aldığı oyun da yarıdan çoğunu 2024 yerel seçimlerinde ne yazık ki kaybetti. İYİ Parti’deki bütün bu erime ve gerileme süreci, bizzat Sayın Akşener’in sevk ve idaresinde gerçekleşti.

Biz, bütün bu dönemlerde İYİ Parti zarar görmesin diye, azami gayret gösterdik, son derece hassas davrandık ve kılı kırk yardık. Görüş, fikir ve önerilerimizi yetkili kurul toplantılarında açık ve net bir şekilde ifade ettik. Parti içi sorunları basın ve kamuoyu önünde asla konuşmadık ve tartışmadık.

İYİ Parti’nin kuruluş hikayesi ve Türk siyasetindeki mücadelesi, tarihçiler ve konunun uzmanları tarafından elbette yazılacak ve tezlere konu edilecektir. Burada sadece “İYİ Parti hangi amaçlar için yola çıkmıştı?” Sorusunun özet cevabını vermeyi, bu açıklama için gerekli ve yeterli görüyorum.

Kurucu Teşkilat Başkanı olduğum İYİ Parti; ana omurgasını Türk milliyetçilerinin oluşturduğu, milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı kimliğiyle bütün Türk milletini kucaklayan bir parti olarak yola çıkmıştı; Türk devletinin kurucu fikri olan Türk milliyetçiliğini ayaklarının altına alanların, ayağına gitmek için değil.

İYİ Parti, her türlü haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı, Saray’la sembolleşen tek adam düzenine karşı, Türkiye’de hak, adalet ve medeniyet yolunun taşlarını döşemek için İYİ’ler ve Cesurlar Hareketi olarak yola çıkmıştı; Saray’a giden yolun taşlarını döşemek için değil.

İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı Sayın Meral Akşener ile Sayın Cumhurbaşkanının, Saray’da yaptığı Parti’den habersiz görüşmenin konusu ve içeriğinin açık ve net bir şekilde açıklanmaması halinde; İYİ Parti’nin kuruluş felsefesinin temelden sarsılacağına ve Parti’yi dağılmaya sürükleyeceğine dair, birer hafta arayla iki önemli açıklama yaptım.

Yaptığımız çağrılara, İYİ Parti tabanı ve aziz milletimiz büyük bir ilgi ve teveccüh gösterirken, İYİ Parti yönetimi açıklamalarıma duyarsız ve kayıtsız kaldı; endişelerimi, uyarılarımı ve önerilerimi dikkate almadı; gerekli adımları zamanında, yeterince ve gereğince atmadı.

İYİ Parti 5. Olağanüstü Büyük Kurultayının üzerinden geçen iki ayda yaşanan gelişmeler, Parti’de yönetim anlayışı bakımından bir değişim olmadığını açıkça ortaya koydu.

Son kurultayın ardından İYİ Parti’de derlenme, toparlanma ve kucaklaşma beklerken, istifa üstüne istifalarla sarsıldık. Yeni katılımlar beklerken, sudan sebeplerle yapılan ihraç taleplerini görmek durumunda kaldık.

Gelinen noktada; İYİ Parti’de varlığımıza, görüş, fikir ve önerilerimize artık pek fazla ihtiyaç duyulmadığına üzülerek kanaat getirmiş bulunuyorum.

Bu kanaate varmamda Saray’daki malum görüşme ve sonrasındaki gelişmeler, bardağı taşıran son damla olmuştur. Dolayısıyla bu kanaatim yaklaşık iki yıllık bir sürece dayanan, belli bir birikimin sonucudur.

25 Ağustos 2017 tarihinde ömrümüzü vakfettiğimiz, baba ocağımız olan eski partimizden ayrılırken şu sözleri ifade etmiştim: Hiçbir çıkar ve hesap gütmüyorum. Olacaklarım, hali hazırda olduklarımdan fazla değildir. Tek muradım, çocuklarımıza ve torunlarımıza daha müreffeh bir Türkiye Cumhuriyeti bırakabilmek için son nefesime kadar mücadele etmektir. Bugün de aynı noktadayım.

İYİ Partili dava arkadaşlarımla yaptığım uzun istişareler sonucunda; özetle ifade ettiğim gerekçelerle, Kurucular Kurulu Üyesi ve Ankara Milletvekili olduğum, belli dönemlerde önemli görevler üstlendiğim İYİ Parti’den üzülerek istifa ediyorum.”

Paylaşın

Özel’den “Erken Seçim” Açıklaması: 1.5 Yıl Sonra Olur

CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye ilk seçimde Erdoğan yönetiminden kurtulacak. İlk seçim dediğim 2028 değil. Ben 31 Mart seçim sonuçlarını araçsallaştırarak seçim istemeyeceğimi söyledim” dedi ve ekledi:

“Bu seçim istemiyorum demek değil. En çok ben istiyorum. Vatandaş da, anketler gösteriyor ki, yavaş yavaş seçim istemeye başladı. Erdoğan 5 yıllığına seçildi ama bence seçildikten 2.5 yıl sonra, bugünden 1.5 yıl sonra erken seçim olur. Ben erken seçimden kaçmam, bunun için koşarım.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, BirGün yazarı Doğan Tılıç’a gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP Lideri Özel, “Daha önce yaptığımız tanımlamaları geriye alan hiçbir beyanımız olmadı. Otokrasi, tek adam rejimi, totaliter diktatoryal rejime evriliyor tespitlerini hepimiz yaptık ve bunları geri alan bir tavrımız yok” dedi.

Özgür Özel, “Bu rejimi değiştirmek için sadece söylem düzeyinde sert polemiklerin seçmene işlememesi. Meseleyi karşılıklı sürekli ateş halinden, iktidara oy veren seçmenin sorunlarını sürekli dile getiren, iktidarın kalesi Rize’de çay mitingi yapan, emekli mitinginde her siyasi görüşten emekliyi bir araya toplayan, geçinemiyoruz mitinginde her siyasi eğilimden seçmeni bir araya getirmeye çalışan bir muhalefet hattı izlemek olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri, “AKP’nin nizami ve gayri nizami yollarla ele geçirdiği basınla CHP’yi sanki terör örgütleriyle birlikte hareket eden, iktidara geldiğinde yönetemeyecek, sorunlara duyarsız, kavgacı bir parti gibi gösteren bir kampanyası vardı. Buna karşı bir politika izliyor ve CHP’yi görmeyen seçmenin de görmesini sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

Gündemdeki “normalleşme” adımlarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Özel, “Ben iktidarı normalleştirme peşinde değilim. Ben MHP olmasa da AKP olmasa da normalleşirim. Benim derdim onların seçmenleriyle normalleşmek” ifadelerini kullandı.

CHP’nin düzenlediği mitinglerle ilgili konuşan Özel, şunları söyledi: Asgari ücrete zam vermezseniz biz sokaklara döküleceğiz diye söyledik. Geçinemiyoruz mitingine DİSK, Hak-İş ve Türk-İş başkanlarını arayıp davet ettim. Ben masadan ve görüşmeden bir asgari ücret zammı çıkarsam bunun kaybedeni olmazdı. Çıkaramadım, şimdi bunun bedelini iktidarın tek başına ödemesi için ben buna susmayacağım. Mücadele müzakere dengesi bu.

“1.5 yıl sonra erken seçim olur”

1.5 yıl sonra bir erken seçim olacağını öngördüğünü belirten Özel, “Türkiye ilk seçimde Erdoğan yönetiminden kurtulacak. İlk seçim dediğim 2028 değil. Ben 31 Mart seçim sonuçlarını araçsallaştırarak seçim istemeyeceğimi söyledim. Bu seçim istemiyorum demek değil. En çok ben istiyorum. Vatandaş da, anketler gösteriyor ki, yavaş yavaş seçim istemeye başladı. Erdoğan 5 yıllığına seçildi ama bence seçildikten 2.5 yıl sonra, bugünden 1.5 yıl sonra erken seçim olur. Ben erken seçimden kaçmam, bunun için koşarım.” dedi.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Faizi Sabit Tutma Kararı

Merkez Bankası (TCMB), piyasaların beklediği gibi politika faizini yüzde 50’de sabit tuttu. Banka, politika faizini son olarak mart ayında yükseltmiş; Nisan ve Mayıs aylarında faizi yüzde 50’de sabit bırakmıştı.

Haber Merkezi / Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın haziran ayı faiz oranıyla ilgili beklenti anketine katılan ekonomistlerin tamamı, Merkez Bankası’nın (TCMB), politika faizini bu ay yüzde 50’de sabit bırakmasını beklediğini söylemişti.

Bloomberg’in anketine katılan ekonomistlerin tamamı da bankanın faizi üçüncü kez yüzde 50’de sabit tutmasını beklediklerini ifade etmişlerdi.

Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı Haziran ayında 650, Temmuz’da 250, Ağustos’ta 750, Eylül’de 500, Ekim ve Kasım aylarında da 500’er, Aralık ve Ocak aylarında 250’şer olmak üzere son 8 toplantıda toplam 3 bin 650 baz puan faiz artırmıştı.

Şubat ayındaki yılın ikinci faiz kararında faizin sabit tutulması ile toplam 3 bin 650 baz puan faiz artış serisi devam etti. Mart ayında faiz 500 baz puan arttırılarak politika faizi yüzde 50’ye çıkarıldı. Nisan ve Mayıs ayında ise politika faizi sabit tutuldu. Merkez Bankası, son bir yılda 4 bin 150 baz puanlık faiz artışı yaptı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Fatih Karahan başkanlığında toplandı. Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutma kararı aldı.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından karara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50’de sabit tutulmasına karar vermiştir.

Aylık enflasyonun ana eğilimindeki zayıflama mayıs ayında geçici bir kesintiye uğramıştır. Yakın döneme ilişkin göstergeler yurt içi talebin, halen enflasyonist düzeyde olmakla birlikte, yavaşladığını teyit etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.

Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir.

Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon yılın ikinci yarısında tesis edilecektir.

Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite gelişmeleri yakından izlenmektedir. Sterilizasyon araçları, gerektiğinde çeşitlendirilerek etkin şekilde kullanılacaktır.

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir.

Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “Yahudi Karşıtlığı” Uyarısı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Dini Özgürlükler Raporu’nda İsrail’in Gazze’deki eylemleri sonrası Türkiye’de Yahudi karşıtlığının arttığına yer verildi. Raporda antisemitik söylem ve nefret söyleminin devam ettiği ifade edildi.

Raporda Türkiye’nin azınlıklarla ilgili bazı olumlu adımlarına da yer verildi. Türkiye’nin ülkedeki Uygur Müslümanları’nı korumaya istekli olduğunu gösterdiğini yazan ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılı boyunca hiçbir Uygur’un Çin’e sınırdışı edilmediğini kaydetti.

Rapor için üst düzey ABD elçilik ve konsolosluk yetkililerinin yıl boyunca Dışişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü dahil hükümetten yetkililerle din özgürlüğü konularını görüşmek üzere düzenli olarak temaslarda bulunduğu kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılında 200 kadar ülkede inanç meselelerini incelediği Dini Özgürlükler Raporu’nu yayınladı. VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in aktardığına göre; Raporun Türkiye bölümünde, özellikle Hamas’ın 7 Ekim saldırısı ile İsrail’in Gazze’deki eylemleri sonrası Yahudi karşıtlığının arttığına yer verildi.

“Yahudi vatandaşlar, hükümetin İsrail karşıtı söyleminin açıkça antisemitik halk protestolarına ivme kazandırdığını söyledi” denilen raporda 18 Ekim’de Samsun Atakum Belediye Meclisi Üyesi Süleyman Sezen’in 17 Ekim’de Gazze’deki bir hastanede meydana gelen ve başlangıçta “yanlış bir şekilde” İsrail’in sorumlu tutulduğu patlamayı kınarken Hitler’i Yahudiler’i öldürdüğü için övmesi hatırlatıldı.

AK Partili Meclis Üyesi Sezen, “Hitler’i bir kez daha rahmetle anıyorum. (…) Dünya Yahudiler’den temizlendikten sonra barışa ve huzura kavuşacaktır” demişti.

1 Ocak 2023 ile 31 Aralık 2023 arası dönemi kapsayan rapor antisemitik söylem ve nefret söyleminin sosyal ve yazılı medyada devam ettiğini kayda geçirdi ve “Ekim ayında İsrail-Hamas çatışmasının tırmanmasının ardından, İslami Yeni Akit gazetesinde yer alan bir köşe yazısında hükümete İsrail ordusunda görev yapan Türk Yahudileri’nin vatandaşlıklarının iptal edilmesi çağrısı” örnek verildi.

Şubat ayında İstanbul polisinin IŞİD Horasan (IŞİD-K) ile bağlantılı 15 şüpheliyi şehirdeki sinagog ve kiliseleri hedef almayı planladıkları iddiasıyla tutuklaması da raporda yer aldı.

2023’ün Mart ayında Üsküdar Amerikan Lisesi ile Ulus Musevi lisesi arasındaki futbol maçında öğrencilerin Nazi selamı vermesi de rapora girdi.

Rapora göre hükümetin, özellikle İsrail-Hamas çatışmasına ilişkin Filistin yanlısı protesto dalgaları sırasında ekstra güvenlik taleplerine duyarlı olduğunu söyleyen Yahudi Cemaati üyeleri, hükümetin resmi söyleminin İsrail’in politikalarını ve liderliğini güçlü bir şekilde eleştirdiğini ancak bunun Yahudiler’e karşı nefret söylemi oluşturduğunu düşünmediklerini söyledi.

Ancak Yahudi temsilciler, yasanın “kin ve düşmanlığa tahriki” suç saymasına rağmen hükümetin halk arasında veya sosyal medyada nefret söylemini kovuşturmadığını ve yetkililerin yasayı Müslümanlar nefret söylemine maruz kaldığında uyguladığını da savundu.

“Ceza kanunu dine küfrü yasaklamakta ve dini inançlara karşı alenen saygısızlık göstermek de dahil ‘kin ve düşmanlığa tahrik’ için ceza öngörmekte ve ‘bir din tarafından kutsal sayılan değerlere hakareti’ suç sayıyor” hatırlatması yapılan raporda, başka eleştiriler de sıralandı.

Rapora göre bu eleştirilerin bazıları şu şekilde; “Hükümet, özellikle de yalnızca Ermeni Apostolik Ortodoks Hristiyanlar’ı, Yahudiler’i ve Rum Ortodoks Hristiyanlar’ı kapsayan 1923 Lozan Antlaşması’nın hükümet tarafından yorumlanması kapsamında, gayrimüslim dini azınlık olarak tanınmayanların haklarını sınırlamaya devam etti.

Aleviler, devlet tarafından tanınmayı hak eden bir dini inanç olduklarını ifade etmeye devam ederken, hükümet Alevi ibadetini dini değil kültürel olarak sınıflandırmaya ve Yargıtay’ın 2018’de bu yönde verdiği bir karara rağmen Alevi ibadethanelerini (cemevleri) tanımamaya devam etti. Diyanet İşleri Başkanı 2018’de camilerin hem Aleviler hem de Sünniler için uygun ibadet yerleri olduğunu söyledi.

Heybeliada’daki Rum Ortodoks Heybeliada Ruhban Okulu kapalı kalmaya devam etti.

Hükümet Sünni olmayan dini gruplara cezaevlerinde din görevlisi sağlamadı; ancak bu grupların din görevlileri savcının izniyle mahkumları ziyaret edebildi ve onlara vaaz verebildi.

Hükümet, Sünni Müslüman din adamlarına eğitim vermeye devam ederken, diğer dini grupların ülke içinde din adamı yetiştirmesini kısıtladı. Rum Ortodoks ve Ermeni Ortodoks Patrikhaneleri ülke içinde resmi teoloji eğitimi verememeye devam etti.

2020’de müzeden camiye dönüştürülmesi planlanan beşinci yüzyıldan kalma Kariye Kilisesi, restorasyon süresince yıl sonunda kapalı kalmaya devam etti.

Ocak ayında 17 İranlı Hıristiyan’ı tutuklayan ve İran’a geri gönderilmek üzere geri gönderme merkezlerinde tutan Bolu’daki hükümet yetkilileri, daha sonra evde ibadet etmeyi bırakmayı kabul ettiklerini bildirmeleri üzerine bu kişileri serbest bıraktı.

Altıncı yüzyılda kilise olarak inşa edilen ve hükümet tarafından 2020 yılında camiye dönüştürülen Ayasofya’nın hasar gördüğüne dair haberler gelmeye devam etti.”

ABD Dışişleri Bakanlığı, Yehova’nın Şahitleri’nin 2023 yıllık raporuna da atıfta bulunarak, “Hükümet zorunlu askerlik hizmetine alternatif sivil hizmet sağlamadı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Yehova’nın Şahitleri lehine verdiği kararlara uygun yasal değişiklikler yapmadı.

Raporda ayrıca Yehova Şahitleri’nin imar kısıtlamaları ve bina şartnameleri nedeniyle uygun ibadet yerleri kuramadıkları ve grup üyelerinin kapı kapı dolaşarak ya da halka açık yerlerde vaaz verdikleri için para cezalarına çarptırıldıkları belirtildi” denildi.

Olumlu adımlar

Raporda Türk hükümetinin azınlıklarla ilgili bazı olumlu adımlarına da yer verildi. Hükümetin ülkedeki Uygur Müslümanları’nı korumaya istekli olduğunu gösterdiğini yazan ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılı boyunca hiçbir Uygur’un Çin’e sınırdışı edilmediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Eylül’de Yahudiler’in yeni yılı Roş Aşana için “en içten” dileklerini ilettiği rapora girdi. Aralık ayında da Erdoğan’ın Hanuka Bayramı vesilesiyle ülkenin Yahudi vatandaşlarını tebrik ettiği hatırlatıldı.

Mart ayında Süryani Ortodoks cemaatinin, Türkiye’nin kurulduğu 1923 yılından bu yana yeni inşa edilen ilk kilise olan İstanbul’daki Mor Efrem Kilisesi’nin inşaatını tamamladığı belirtilen raporda, “Mor Efrem, 8 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlar ve üst düzey din adamlarının konuşmalarıyla resmen açıldı ve ardından 15 Ekim’de Süryani Patriği tarafından dini takdis edildi” denildi.

Rapor için üst düzey ABD elçilik ve konsolosluk yetkililerinin yıl boyunca Dışişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü dahil hükümetten yetkililerle din özgürlüğü konularını görüşmek üzere düzenli olarak temaslarda bulunduğu kaydedildi.

Büyükelçilik ve konsolosluk yetkililerinin, Rum Ortodoks, Ermeni Apostolik Ortodoks, Yahudi, Süryani Ortodoks, Protestan, Alevi, Keldani Katolik ve Bahai İnanç dahil çeşitli Müslüman ve dini azınlık liderleri ve cemaat temsilcileriyle biraraya geldiği kaydedilen raporda, “Görüşülen konular arasında azınlık nüfusunun azalmasına yönelik baskılar; patrikhanelerin yasal statülerinin olmaması; Doğu Ortodoks Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapatılmaya devam edilmesi; İsrail, Yunanistan ve Ermenistan ile jeopolitik sorunlardan kaynaklanan sosyal ayrımcılık; Aleviler’in dini bir inanç olarak tam olarak tanınmaması; zorunlu din eğitimi ve Protestan Hıristiyanların giriş yasakları ve sınırdışı edilmeleri yer aldı” denildi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri 12 Milyar Doları Aştı

Merkez Bankası’nın (TCMB), 21 haziran ile biten haftada, swap hariç net rezervleri 12,7 milyar dolara yükseldi. Bankanın toplam rezervleri ise 44,9 milyar dolara geriledi.

Haber Merkezi / Aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları toplam büyüklük 35,8 milyar lira geriledi. Toplam Kur Korumalı Mevduat büyüklüğü 2 trilyon 33 milyar lira olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 21 haziran ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı. Buna göre; Merkez Bankası’nın (TCMB) 21 haziran ile biten haftada brüt rezervleri 147,6 milyar dolara yükseldi.

Bankanın net rezervleri ise aynı dönemde 44,9 milyar dolara geriledi. Aynı hafta swap hariç net rezervlerde 12,7 milyar dolar oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları toplam büyüklük 35,8 milyar lira geriledi. Toplam Kur Korumalı Mevduat büyüklüğü 2 trilyon 33 milyar lira olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları geçen hafta 2,3 milyar dolar artışla 165,1 milyar dolar oldu. Parite etkisinden arındırıldığında artışın 1,63 milyar dolar seviyesinde kaldığı görüldü.

Parite etkisinden arındırılmış verilere göre gerçek kişilerin döviz mevduatları 44 milyon dolar artarken, tüzel kişilerin mevduatındaki artış ise 1,6 milyar dolar oldu.

Merkez Bankası, faizi sabit tuttu

Merkez Bankası (TCMB), haziran ayında piyasaların beklediği gibi politika faizini yüzde 50’de sabit tuttu. Banka, politika faizini son olarak mart ayında yükseltmiş; Nisan ve Mayıs aylarında faizi yüzde 50’de sabit bırakmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın haziran ayı faiz oranıyla ilgili beklenti anketine katılan ekonomistlerin tamamı, Merkez Bankası’nın (TCMB), politika faizini bu ay yüzde 50’de sabit bırakmasını beklediğini söylemişti.

Bloomberg’in anketine katılan ekonomistlerin tamamı da bankanın faizi üçüncü kez yüzde 50’de sabit tutmasını beklediklerini ifade etmişlerdi.

Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı Haziran ayında 650, Temmuz’da 250, Ağustos’ta 750, Eylül’de 500, Ekim ve Kasım aylarında da 500’er, Aralık ve Ocak aylarında 250’şer olmak üzere son 8 toplantıda toplam 3 bin 650 baz puan faiz artırmıştı.

Şubat ayındaki yılın ikinci faiz kararında faizin sabit tutulması ile toplam 3 bin 650 baz puan faiz artış serisi devam etti. Mart ayında faiz 500 baz puan arttırılarak politika faizi yüzde 50’ye çıkarıldı. Nisan ve Mayıs ayında ise politika faizi sabit tutuldu. Merkez Bankası, son bir yılda 4 bin 150 baz puanlık faiz artışı yaptı.

Paylaşın

Bolivya’da Darbe Girişimi: Genelkurmay Başkanı Tutuklandı

Bolivya’da Genelkurmay Başkanı Juan Jose Zuniga Macias, Sosyalizme Doğru Hareketi (MAS) iktidarına karşı darbe girişiminde bulundu. Darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanırken Zuniga Macias tutuklandı.

Haber Merkezi / Devlet Başkanı Luis Arce, Bolivya halkının her zamankinden daha çok demokrasiye bağlı bir halk olduğunu ortaya koyduğunu belirterek darbeye kalkışan askeri birlikleri kınadı.

Zuniga Macias’ın yerine Jose Wilson Sanchez, “sokaklarda gördüğümüz görüntüleri kimsenin istemediğini” belirterek, sokaklara dökülen tüm birliklere kışlalarına dönme emri verdi.

Bolivya’da Genelkurmay Başkanı Juan Jose Zuniga Macias, beraberindeki askeri birlikler ve zırhlı araçlarla dün başkent La Paz’da devlet kurumlarının ve bakanlıkların olduğu Plaza Murillo meydanının kontrolünü ele geçirdikten sonra başkanlık sarayının etrafını sardı. Zuniga, kısa süreliğine başkanlık sarayına girdi.

Askerlerin hükümet binasına zorla girmesinin ardından Devlet Başkanı Luis Arce, askeri kalkışmaya karşı halkı demokrasiyi savunmaya çağırdı.

Ulusal seslenen Arce, halka sakin olmaları çağrısında bulunarak, “Bolivya’nın devlet başkanı ve bakanları görevlerinin başındadır ve halkı demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum. Askerler, derhal çekilmeli ve görevlerinin başına dönmelidir. Demokrasiye ve anayasaya saygı duymalarını istiyorum” ifadelerini kullandı.

Hükümetini destekleyen ülkelere teşekkür eden Arce, “Bize destek olan kardeş ülke devlet başkanlarını selamlıyoruz ve onlara teşekkür ediyoruz. Demokrasiye sahip çıkan belediye başkanlarına, valilere ve polis müdürlerine teşekkür ediyoruz. Demokrasiye sahip çıkan halkımızı selamlıyoruz” diye konuştu.

Devlet başkanı Luis Arce, darbeci Zuniga ile görüşmesinin ardından genelkurmay başkanlığına General Jose Sanchez Velasquez’i atadı. Velasquez’in, Plaza Murillo’daki askerlere görev yerlerine geri dönün çağrısından kısa bir süre sonra darbeci askerler geri çekildi. Gözaltına alınan Zuniga ve darbeye katılanlar hakkında cezai soruşturma başlatıldı.

Bolivya İçişleri Bakanı Eduardo del Castillo ise ülkedeki başarısız darbe girişimi sırasında dokuz kişinin yaralandığını açıkladı.

Darbe girişimine başta Latin Amerika ve Avrupa ülkeleri olmak üzere çok sayıda tepki geldi. Darbe girişiminin ardından konuşan Arce, darbeye karşı destekte bulunan ülkelere teşekkür etti.

Askerler hükümet binasını basmadan önce meydandaki gazetecilere konuşan Genelkurmay Başkanı Zuniga Macias, Bolivya’daki ekonomik durum nedeniyle halkın öfkesinin arttığını savundu.

“Silahlı kuvvetlerin komutanları bu durumdan duydukları üzüntüyü ifade etmek için buraya geldi” diyen Zuniga Macias, yeni bir bakanlar kurulu oluşturulmasını talep etti, “Ülkemizi yok etmeyi ve yoksullaştırmayı, ordumuzu aşağılamayı bırakın” ifadelerini kullandı.

Genelkurmay Başkanı Zuniga Macias, açıklamasında ordunun demokrasiyi “yeniden yapılandırmayı” ve “gerçek bir demokrasiye” dönüştürmeyi hedeflediğini öne sürdü.

Bolivya’da 2025 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesinde ülkede siyasi gerginlik yaşanıyor. Eski sosyalist Devlet Başkanı Evo Morales, 2025 yılında yapılacak başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmayı planlıyor.

İlk kez 2006 yılında seçilen Morales, seçimlerde usulsüzlük yaptığı iddiaları üzerine 2019 yılında ordunun baskısı sonucu istifa etmek zorunda kalmıştı. General Zuniga da daha önce yaptığı bir açıklamada, aday olma planlarını gerçekleştirmesi halinde Morales’i gözaltına alacağını belirtmişti.

Paylaşın

EURO 2024: Türkiye Adını Son 16’ya Yazdırdı

2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) F Grubu üçüncü maçında Türkiye ile Çekya, Hamburg’daki Volkspark Stadı’nda karşı karşıya geldi. Türkiye, sahadan 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Türkiye’ye galibiyeti getiren golleri, 51. dakikada Hakan Çalhanoğlu ve 90+3. dakikada Cenk Tosun kaydetti. Çekya’nın tek golünü ise 66. dakikada Tomas Soucek attı.

Böylece Türkiye, 2008’den sonra ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda gruplardan çıktı. Türkiye, 2008’de yarı final oynayarak turnuva tarihindeki en büyük başarısını göstermişti.

İlk kez 1996 yılında bu kupaya katılan ve turnuvayı puansız kapatan Türkiye, EURO 2000’de çeyrek finalde elenirken EURO 2016 ve EURO 2020 şampiyonalarında gruptan çıkamamıştı.

Grubun diğer karşılaşmasında Gürcistan, Portekiz’i 2-0 mağlup etti. Gürcistan’a galibiyeti getiren golleri, 2. dakikada Kvaratskhelia ve 57. dakikada Mikautadze kaydetti.

Gürcistan, Portekiz karşısında aldığı galibiyetle birlikte en iyi 3.’ler arasına girdi ve son 16 turuna yükseldi.

Grubu lider tamamlamayı garantileyen Portekiz, Slovenya ile eşleşirken, Gürcistan ise son 16 turunda İspanya ile karşılaşacak. Türkiye ise, son 16 turunda Avusturya ile karşı karşıya gelecek.

Goller

51. dakikada Kenan’ın ceza sahası içinden şutunu kaleci zorla da olsa kurtarmayı başardı. Atağın devamında İsmail’in pasında topu alan Hakan ayağının dışıyla ceza sahası içi sol çaprazından harika vurdu ve top köşeden ağlarla buluştu: 1-0.

66. dakikada ceza sahasına yükseltilen topta Tomas Soucek, Mert Günok’la hava topu mücadelesine çıkıp topu önünde buldu. Soucek boş kaleye topu ağlara yolladı: 1-1.

90+3. dakikada Cenk Tosun topu sol kanatta alıp ceza sahasının içine girdi ve sert bir şutla topu köşeden ağlarla buluşturdu: 2-1.

Paylaşın