Merkez Bankası Başkanı: Sıkı Para Politikamızı Koruyacağız

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, “Enflasyon orta vadeli hedefimiz olan yüzde 5’in çok üzerinde ama patikamız çok açık. Yüzde 5 hedefine ulaşana kadar programımızı uygulamaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Washington’da düzenlenen Atlantik Konseyi Panelinde konuştu. BloombergHT’nin aktardığına göre; Karahan, dezenflasyonun son aylarda biraz hız kestiğini ancak durumu yakından takip ettiklerini belirtti. Karahan enflasyon yüzde 5’lik hedefe ulaşana kadar sıkı para politikasını koruyacaklarını dile getirdi.

TCMB olarak parasal sıkılaşmaya başladıklarını ve o dönemden beri enflasyonda aşağı yönlü hareket olduğunu kaydeden Karahan “Bu aşağı yönlü hareket son dönemde biraz hız kesti ama yakından takip ediyoruz. Enflasyon orta vadeli hedefimiz olan yüzde 5’in çok üzerinde ama patikamız çok açık. Yüzde 5 hedefine ulaşana kadar programımızı uygulamaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Güven konusunda yol kat ettiklerini kaydeden Karahan “Ama hala daha fazla yola ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Enflasyon, Avrupa’da Yüzde 2.2, Türkiye’de Yüzde 32.1

Eylül sonu itibarıyla enflasyon, yıllık Euro Bölgesi’nde yüzde 2,2, Avrupa Birliği (AB) genelinde ortalama yüzde 2,6, Türkiye’de ise yüzde 32,1 kayıtlara geçti.

Avrupa Birliği istatistik kurumu Eurostat’ın Eylül 2025 verilerine göre, Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon oranı yüzde 2,2’ye yükseldi. Avrupa Birliği genelinde ortalama oran yüzde 2,6 olarak kaydedilirken, Türkiye yüzde 32,1’lik oranla en yüksek enflasyonu yaşayan ülke oldu.

Para politikalarında sıkı duruşunu sürdüren Avrupa Merkez Bankası’nın etkisiyle fiyat artışları Euro Bölgesi’nde yeniden hedef aralığına yaklaştı. Eurostat verilerine göre, hizmetler grubu yüzde 1,49 puanla enflasyona en yüksek katkıyı sağladı. Gıda, alkol ve tütün ürünleri yüzde 0,58 puanla ikinci sırada yer alırken, enerji kalemi -yüzde 0,03 puanla düşüş yönlü etki yaptı.

Eurostat’ın uyumlaştırılmış tüketici fiyat endeksi (HICP) kapsamında değerlendirilen Türkiye, Eylül 2025 itibarıyla yüzde 32,1’lik yıllık enflasyonla Avrupa ortalamasının 15 kat üzerine çıktı. Türkiye’yi yüzde 8,6 ile Romanya ve yüzde 5,3 ile Estonya izledi. Uzmanlara göre Türkiye’de fiyat artışları, yüksek kur seviyesi, ücret baskısı ve gıda kalemlerindeki artıştan besleniyor.

Enflasyonun en düşük olduğu ülkeler Kıbrıs (yüzde 0), Fransa (yüzde 1,1), İtalya ve Yunanistan (yüzde 1,8) oldu. Almanya’da oran yüzde 2,4, İspanya’da ise yüzde 3,0 olarak ölçüldü. Veriler, Avrupa genelinde fiyat artışlarının büyük ölçüde kontrol altına alındığını ortaya koydu.

Enerji fiyatları son bir yılda yüzde 0,4 düşerek enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletti. Buna karşın işlenmemiş gıda fiyatlarında yüzde 4,7’lik artış sürdü. Çekirdek enflasyon (enerji ve gıda hariç) yüzde 2,4 seviyesinde sabit kaldı.

Paylaşın

Bütçe Açığı 1,2 Trilyon Lirayı Aştı

2025 yılının ilk dokuz aylık döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 10 trilyon 222,2 milyar lira, bütçe gelirleri 9 trilyon 4,9 milyar lira ve bütçe açığı 1 trilyon 217,3 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanlığı, Haziran ve Ocak – Eylül 2025 yılı bütçe gelir ve gider verilerini açıkladı.

Buna göre; 2025 yılı Eylül ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 331 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 21,4 milyar TL ve bütçe açığı 309,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 94,4 milyar TL ve faiz dışı açık ise 73 milyar TL olarak gerçekleşti.

2025 yılı Ocak – Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 10 trilyon 222,2 milyar TL, bütçe gelirleri 9 trilyon 4,9 milyar TL ve bütçe açığı 1 trilyon 217,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 8 trilyon 559,8 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 445,1 milyar TL olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Otomotiv Devi İflas Bayrağını Çekti

2018 yılında kurulan Çinli elektrikli araç üreticisi Neta Auto için resmi iflas süreci başlatılırken, şirketin yaklaşık 10 bin çalışanının durumu ise belirsizliğini koruyor. 

Artan rekabet ve ham madde maliyetlerindeki ciddi artış, Neta Auto’nun iflasında belirleyici oldu.

Tayland hükümetiyle yapılan anlaşmaya göre şirketin 2025 yılında 19 bin araç üretmesi gerekiyordu; ancak şu ana kadar yalnızca 4 bin adet üretim yapılabildi.

Karar’ın Çin medyasından aktardığı haberlere göre, Neta Auto birkaç ay önce iflas başvurusunda bulunmuş, ancak talep ilk etapta reddedilmişti. Haberlere göre, son gelişmelerle birlikte şirket için resmi iflas süreci başlatılmış durumda.

Haberlere göre,  şirketin yaklaşık 10 bin çalışanının durumu ise belirsizliğini koruyor.

Uzmanlar, Neta Auto’nun iflasının sadece bir şirketin çöküşü olmadığını, aynı zamanda Çin elektrikli araç pazarındaki acımasız rekabet ve küresel regülasyon baskılarının sektörde yeni bir dönemi başlattığını belirtiyor.

Paylaşın

Türkiye’de Gıda Fiyatları Altı Yılda Yüzde 790 Arttı

Türkiye’de fiyatlar, 2019 yılından bu yana, kümülatif olarak yüzde 640,5, gıda fiyatları ise kümülatif olarak yüzde 790 arttı. Bu oran, OECD ülkeleri arasında açık ara en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.

OECD’nin (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) Ekim 2025 tarihli Tüketici Fiyatları raporu, Türkiye’de enflasyonun diğer üye ülkelere kıyasla ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Karar’dan Berfu Kargı’nın aktardığına göre; OECD ülkeleri arasında en yüksek gıda ve genel enflasyon Türkiye’de görüldü.

OECD verilerine göre Türkiye’de tüketici fiyat endeksi (TÜFE), Ağustos 2025 itibarıyla yıllık bazda yüzde 33 arttı. Aynı dönemde gıda fiyatlarındaki artış yüzde 33,3; enerji fiyatlarındaki artış yüzde 28,5; gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon ise yüzde 33,6 olarak kaydedildi.

Rapora göre, OECD genelinde yıllık enflasyon oranı Ağustos 2025 itibarıyla yüzde 4,1 seviyesinde sabit kaldı. Bu oran mart ayından bu yana fazla değişmedi. Ancak Türkiye bu ortalamanın yaklaşık sekiz katı enflasyonla örgütün en dikkat çeken ülkesi konumunda.

OECD ülkelerinde gıda fiyatları ortalama yüzde 5 artarken, enerji fiyatları yüzde 0,7 yükseldi. Gıda fiyatları OECD ortalamasında Aralık 2019’a göre yüzde 45,8 artmış durumda. Buna karşın Türkiye’deki gıda fiyatlarındaki artış aynı dönemde yüzde 790’a ulaştı.

OECD’ye göre, enflasyon Kolombiya’da yüzde 5,1, Estonya’da yüzde 6,1 olarak ölçüldü. Bu iki ülke, Türkiye’nin ardından en yüksek oranlara sahip ülkeler arasında yer aldı. İsviçre’de enflasyon yüzde 0,2 seviyesinde kalırken, Kosta Rika’da ise fiyatlar düşmeye devam etti. Japonya’da enerji ve gıda fiyatlarındaki gerilemeyle birlikte yıllık enflasyon yüzde 2,7’ye indi.

Euro Bölgesi’nde enflasyon üç aydır yüzde 2,0 seviyesinde sabit kalırken, Almanya’da yüzde 2,2, Fransa’da yüzde 0,9, İtalya’da ise yüzde 1,6 olarak ölçüldü.

G7 ülkelerinde genel enflasyon ortalaması yüzde 2,7 seviyesinde seyretti. ABD, Almanya ve Kanada’da oranlar hafif artarken, Japonya’da gerileme görüldü.

OECD, raporunda fiyat artışlarının ülkeden ülkeye büyük farklılıklar gösterdiğini belirtti. Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı kur dalgalanmaları, gıda arz zincirlerindeki kırılganlıklar ve yüksek enerji ithalat maliyetleri bu farklılığın başlıca nedenleri arasında sayılıyor. Aynı dönemde İsviçre’de toplam gıda fiyatları sadece yüzde 6,9 oranında arttı.

Paylaşın

Türkiye’de Enflasyon Avrupa Birliği Ortalamasının 15 Katı

Türkiye’de ortalama yıllık enflasyon yüzde 33.29 iken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ortalaması ise yüzde 2.2. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de yıllık enflasyon, AB ortalamasının 15 katı seviyesinde.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), TÜİK verilerini temel alarak yayımladığı Eylül 2025 enflasyon bülteninde, Türkiye ekonomisinin küresel sıralamadaki konumuna dair çarpıcı bir tablo ortaya koydu.

Rapora göre, Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında hem ortalama hem de gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke konumunda bulunuyor:

Ortalama Yıllık Enflasyon: Türkiye’de yüzde 33.29 iken, AB ülkeleri ortalamasında bu oran sadece yüzde 2.2’dir. Türkiye’deki yıllık enflasyon, AB ortalamasının 15 katı seviyesindedir.

Gıda Enflasyonu: Türkiye’de yüzde 36.06 olan gıda enflasyonu, AB ülkeleri ortalaması olan yüzde 3’ün 12 katına denk geliyor.

Harcama grupları incelendiğinde, yıllık artışın en yüksek olduğu grup, yüzde 66.10 ile eğitim oldu. Aylık en yüksek artış ise yüzde 8.60 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı.

DİSK-AR, TÜİK verilerinin güvenilirliği konusunda da sert eleştiriler yöneltti. Kuruluş, TÜİK’in Haziran 2022’den bu yana enflasyon hesabına esas oluşturan madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesini kınadı.

Bültende, TÜİK’in madde fiyat listesini açıklama zorunluluğu getiren kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukuka direndiği vurgulandı:

“TÜİK yönetimi Anayasaya ve Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine meydan okudu ve okumaya devam ediyor… TÜİK kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukukun arkasından dolanarak madde fiyat listesini açıklamadı.”

Ayrıca, raporda TÜİK’e göre görülen yıllık enflasyondaki yavaşlama hızının büyük ölçüde, geçen yılın yüksek aylık enflasyonunun yerini cari yılın daha düşük aylık enflasyonunun almasından kaynaklanan baz etkisi olduğu belirtildi. DİSK-AR, fiyatlarda gerçek bir düşüşün söz konusu olmadığını savundu.

Paylaşın

Şimşek’e Göre Enflasyonun Nedeni “Zirai Don Ve Kuraklık”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Zirai don ve kuraklık kaynaklı gıda enflasyonu uzun dönem eylül ayı ortalamasının 3 puan üzerinde gerçekleşti ve aylık enflasyona 1,1 puan katkı yaptı” dedi.

Hazine ve Maliye Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Eylülde yüksek gerçekleşen aylık enflasyonda gıda fiyatları belirleyici oldu. Zirai don ve kuraklık kaynaklı gıda enflasyonu uzun dönem eylül ayı ortalamasının 3 puan üzerinde gerçekleşti ve aylık enflasyona 1,1 puan katkı yaptı.

Okulların başladığı eylül ayında eğitim grubu ve ilgili diğer kalemler aylık enflasyona yaklaşık 0,7 puan katkıda bulundu.

Enflasyonun ana eğilimi dezenflasyonun süreceğine işaret ediyor. Dönemsel etkilerin azalması ve uyguladığımız arz yönlü politikalarla program önceliğimiz olan dezenflasyonun devamını sağlayacağız.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon ise yüzde 33,29 olarak gerçekleşti. Bu sonuçla aylık enflasyon piyasa beklentilerinin üzerinde açıklandı.

Ana harcama gruplarına yıllık olarak bakıldığında en fazla artış yüzde 51,36 ile konutta oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,06, ulaştırmada ise yüzde 25,30 fiyat artışı kaydedildi.

Aylık bazda gıda ve alkolsüz içecekler kategorisinde fiyat artışı yüzde 4,62 oldu. Ulaştırmada yüzde 2,81, konutta ise yüzde 2,56 artış kaydedildi.

Kötü gelen enflasyon verisiyle Borsa İstanbul’da endeksler aşağı yönlü hareket etti. Güne yukarı yönlü başlayan BIST 100 endeksi gerileyerek 11 bin seviyesine indi.

Bağımsız araştırma kuruluşu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Eylül’de enflasyonun aylık bazda yüzde 3,79, yıllık artışın ise yüzde 63,23 olarak gerçekleştiğini açıkladı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) da İstanbul için hesapladığı endekste aylık enflasyonu yüzde 3,19 olarak duyurmuştu. Böylece Eylül’de aylık tüketici fiyat artışlarına ilişkin TÜİK, ENAG ve İTO verilerinin birbirine yakın seyrettiği görüldü.

Paylaşın

Konkordato Başvurularında Rekor Artış

2025 yılınım ilk dokuz ayında mahkemeler tarafından verilen geçici mühlet kararı sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76 artarak 2 bin 85’e ulaştı. Kesin mühlet kararı verilen dosya sayısı ise yüzde 171 artışla 1212’ye yükseldi.

Finansmana erişim sorunları ve işletme sermayesi yetersizliği nedeniyle zorlanan reel sektörde, konkordato başvuruları endişe verici boyutlara ulaştı. Konkordatotakip.com verilerine göre, Eylül 2025’te 172 dosya için kesin mühlet kararı verilerek tüm zamanların aylık rekoru kırıldı.

Ekonomim’in haberine göre yılın son çeyreğine girilirken, ilk dokuz aylık konkordato karnesi ciddi bir ekonomik baskıyı işaret ediyor:

Geçici Mühlet: Ocak-Eylül döneminde geçici mühlet kararı verilen toplam dosya sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76 artarak 2 bin 85’e ulaştı. (Bu sayı, 2024 yılının toplam sayısını şimdiden aşmış durumda.)

Kesin Mühlet: Kesin mühlet kararı verilen dosya sayısı ise yüzde 171 artışla 1212’ye yükseldi.

En büyük endişe kaynağı ise konkordato süreçlerinin başarıyla sonuçlanamaması oldu. Dokuz aylık dönemde mahkemeler 165 iflas kararı verirken, alacakların ödenmeye başlanmasını ifade eden tasdik kararı sayısı sadece 67’de kaldı. Bu, konkordato müessesesinin borçlu şirketleri koruma amacının ötesine geçerek, iflasa sürüklenen şirket sayısının ciddi oranda arttığını gösteriyor.

Konkordato başvurularının sektörel dağılımında tekstil ve hazır giyim sektörü negatif ayrışmaya devam etti. Yılın 9 ayında sadece tekstil sektöründe 147 dosya için geçici mühlet kararı verilirken, hazır giyim dahil edildiğinde toplam konkordato sayısı 192’ye yükseldi. Tekstili, 92 dosya ile inşaat sektörü takip etti.

İş insanları, konkordato sisteminin suistimal edildiği ve alacaklıları riske attığı konusunda ısrarcı. Adalet Bakanlığı’nın İcra İflas Kanunu reform paketi hazırlığı sürerken, piyasa temsilcileri konkordato kalkanının sadece kamu ve banka borçlarını kapsaması, piyasa borçlarının ise kapsam dışında tutulması gerektiğini talep ediyor.

Paylaşın

Bireysel Kredi Kartı Borçları 2,5 Trilyona Dayandı

Bireysel kredi kartı borçları rekor üstüne rekor kırıyor. Taksitli ve taksitsiz bireysel kredi kartı borçları, yüzde 30 artışla 2 trilyon 491 milyar liraya ulaştı.

Türkiye’de hane halkının ekonomik zorluklar nedeniyle borçlanma eğilimi hız kesmiyor. Nefes’in haberine göre, 2025 yılının Ocak ayında 3 trilyon 970.9 milyar lira olan toplam tüketici borçları, sekiz aylık süreçte yüzde 26 artışla 5 trilyon liraya ulaştı. Bu, vatandaşın borç yükünün sadece sekiz ayda 1 trilyon 35 milyar lira arttığı anlamına geliyor.

Toplam borç içindeki en hızlı yükseliş kredi kartlarında yaşandı. Taksitli ve taksitsiz bireysel kredi kartı borçları, yüzde 30 artışla 2 trilyon 491 milyar liraya ulaştı. Özellikle kısa vadeli ve yüksek faizli olan taksitsiz bireysel kredi kartı borcunun 1 trilyon 631 milyar liraya yükselmesi, vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu borçlanmaya yöneldiğini gösteriyor.

Vatandaşların borçlarını ödemekte zorlandığının en somut kanıtı, takipteki kredi miktarlarındaki fırlama oldu. Sekiz aylık süreçte takipteki krediler yüzde 54 gibi rekor bir artışla 199.5 milyar liraya çıktı. Takipteki krediler içinde en büyük artışın ise yüzde 60 ile yine bireysel kredi kartlarında görülmesi, ekonomik baskının hane halkı üzerindeki etkisini teyit ediyor. Tüketici kredileri de bu dönemde yüzde 22 artarak 2.5 trilyon liraya çıktı.

Tüketicinin yaşadığı bu zorluğun aksine, bankacılık sektörü kârlılıkta rekor kırdı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, bankacılık sektörünün net kârı, yılın ilk sekiz ayında 563.4 milyar liraya ulaştı.

Paylaşın

Türkiye, Kişi Başı Servette 46. Sırada

Türkiye’deki hane halkı serveti, enflasyon karşısında reel olarak yüzde 8 geriledi. Bu reel kayıp nedeniyle Türkiye, kişi başı servet sıralamasında 2023 yılındaki yerini koruyarak 46. sırada kaldı.

Sigorta devi Allianz, 60’a yakın ülkenin hane halkı varlık ve borçlarını inceleyen 16. Küresel Varlık Raporu’nu yayımladı. Rapor, 2024 yılında küresel çapta finansal varlıkların büyümede yeni bir rekora imza attığını ortaya koydu. Küresel finansal varlıklar, bir önceki yılın yüzde 8’lik artışını aşarak yüzde 8.7 oranında büyüdü.

Raporda, küresel büyümenin asıl lokomotifinin ABD olduğu vurgulandı; finansal varlık artışının yarısı ABD’de gerçekleşirken, Çin’in payı yüzde 20’de, Batı Avrupa’nın payı ise yüzde 12’de kaldı. Allianz Başekonomisti Ludovic Subran, “ABD’deki varlık büyümesi tek kelimeyle inanılmaz” ifadesini kullandı.

T24’ün haberine göre Türkiye, hane halklarının brüt finansal varlıklarındaki yüzde 45.8’lik nominal artışla dünyada Arjantin’den sonra en hızlı büyüyen ikinci ülke oldu. Ancak bu güçlü nominal artış, ülkedeki yüksek enflasyon nedeniyle tersine döndü. Türkiye’deki hane halkı serveti, enflasyon karşısında reel olarak yüzde 8 geriledi. Bu reel kayıp nedeniyle Türkiye, kişi başı servet sıralamasında 2023 yılındaki yerini koruyarak 46. sırada kaldı.

Türk hane halklarının toplam varlıkları 2024’te yüzde 34 artarak 112 milyar Avro’ya ulaştı. Varlık artışına en büyük katkıyı, yüzde 75.5’lik yükselişle menkul kıymetler sağladı. Portföyün yüzde 58’ini oluşturan banka mevduatları ise yalnızca yüzde 31 büyüyerek menkul kıymetlerin ve sigorta/emeklilik tasarruflarının (yüzde 67.2 artış) gerisinde kaldı.

Paylaşın