TÜİK Açıkladı: Ekonomik Güven Endeksi 99,3’e Geriledi

Ekonomik güven endeksi haziran ayında 101,1 iken, temmuz ayında yüzde 1,8 oranında azalarak 99,3 değerini aldı. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. 

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı.

Buna göre; Ekonomik güven endeksi Haziran ayında 101,1 iken, Temmuz ayında %1,8 oranında azalarak 99,3 değerini aldı.

Bir önceki aya göre Temmuz ayında tüketici güven endeksi %5,9 oranında azalarak 80,1 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi %0,8 oranında azalarak 104,9 değerini, hizmet sektörü güven endeksi %0,6 oranında azalarak 117,3 değerini aldı.

Perakende ticaret sektörü güven endeksi %2,6 oranında azalarak 114,7 değerini, inşaat sektörü güven endeksi %0,9 oranında azalarak 88,1 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir.

Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır.

Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır. Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin 200 Doların Altında; Dogecoin Ve Polygon Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 29 bin 190 dolara gerilerken, Ethereum (ETH) ise bin 900 dolar seviyesinin altında işlem görüyor. Dogecoin ve Polygon da yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / ABD Merkez Bankası FED’in açıkladığı Para Politikası Kurulu kararları sonrası yönünü yukarı çeviren kripto para piyasaları, haftanın son işlem günü kayıplarla devam ediyor.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0.70 düşüşle 29 bin 190 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0.82 düşüşle bin 859 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 15,83 düşüşle yaklaşık 10,92 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 567 milyar dolar civarında.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 0,67 artışla 29.429 dolara yükselmiş, Ethereum (ETH) ise bin 852 dolar seviyesinin üzerinde işlem görmüştü. Bitcoin’in (BTC) dün piyasa değeri 571 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,64 düşerek 1,18 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yüzde 0,87 artarak yaklaşık 1,19 trilyon dolar seviyesinde işlem görmüştü.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden Dogecoin ve Polygon da yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Tüm stablecoinlerin hacmi şu anda 24,43 milyar dolar, bu toplam 24 saatlik kripto piyasası hacminin yüzde 93,26’sı. Tüm stabilcoinlerin hacmi dün 27,94 milyar dolar ve bu toplam kripto piyasasının 24 saatlik hacminin yüzde 91,8’iydi.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29,190 dolar, değer kaybı yüzde 0.70
Ethereum 1,859 dolar, değer kaybı yüzde 0.82
Tether 0.9999 dolar, değer kaybı yüzde 0.02
BNB 240 dolar, değer kaybı yüzde 0.33
XRP 0.7076 dolar, değer kaybı yüzde 0.62

Cardano 0.3107 dolar, değer kazancı yüzde 2.97
Dogecoin 0.07642 dolar, değer kaybı yüzde 2.48
Solana 24.69 dolar, değer kaybı yüzde 1.81
Polygon 0.7095 dolar, değer kaybı yüzde 2.45

Litecoin 91.18 dolar, değer kazancı yüzde 0.45
Polkadot 5.18 dolar, değer kazancı yüzde 1.39
Tron 0.08412 dolar, değer kazancı yüzde 2.19
Shiba Inu $0.000007808 dolar, değer kaybı yüzde 0.65

Paylaşın

Devletin Borcu 5,6 Trilyon Lirayı Geçti: Haziran’da 800 Milyar Lira Arttı

CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, “Devletin borcu 5,6 trilyonu geçti. Borç stoku sadece kur artışı nedeniyle Haziran ayında 800 milyar lira arttı. Resmi rakamlara göre borç stokunun 2 trilyon 576 milyar lirası iç borç, 3 trilyon 41 milyar lirası da dış borçlardan oluşuyor” dedi.

CHP’li Bakırlıoğlu, “Türkiye ekonomisinin, uzun bir süredir içinde bulunduğu enflasyon, kur ve borç sarmalı, iktidarın uyguladığı seçim ekonomisinin ağır faturası yüzünden giderek daha çok içinden çıkılmaz bir hal alıyor” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Torba kanunla Cumhurbaşkanına 2,2 trilyon liraya kadar borçlanma yetkisi verilmesi 2023 yılında devletin iç ve dış borcunun katlanarak artacağını gösteriyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili ve Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, borç stoku durumuyla ilgili açıklama yaptı. Sol Haber’in aktardığına göre Bakırlıoğlu, şunları söyledi:

“Devletin borcu 5,6 trilyonu geçti. Borç stoku sadece kur artışı nedeniyle Haziran ayında 800 milyar lira arttı. Resmi rakamlara göre borç stokunun 2 trilyon 576 milyar lirası iç borç, 3 trilyon 41 milyar lirası da dış borçlardan oluşuyor.

Uzun vadeli dış borçlanma konusunda sorunlar yaşayan hükümet günü kurtarmak için kısa vadeli borçlanmaya yöneldi. Vadesi bir yıl ve daha az olan kısa vadeli borçları mayıs ayında 165,6 milyar dolarla yeni bir rekor kırdı.

Toplam borcumuzun yüzde 81,4’ü döviz ve değişken veya TÜFE’ye endeksli borçlardan meydana geliyor, borcun yüzde 67,1’i ise döviz cinsinden alınmış borçlar. Bu nedenle de stok sadece kur artışına değil faiz ve enflasyondaki artışa da oldukça duyarlı bulunuyor.

Bu yüzden Haziran’da stokun faiz yükünde ayrıca 539 milyar liralık artış meydana geldi. Ocak-Haziran döneminde 275 milyar faiz ödemesi yapılabilmiş. Yani biz faizi bile ödeyememişiz. Borç stoku bu ölçüde büyürken, Mecliste kabul edilen torba yasayla Cumhurbaşkanına 2023 yılı net borçlanma limitini 2,2 trilyon liraya kadar çıkarma yetkisi verildi.

Ocak-Haziran döneminde bu limitin 415 milyar lirası kullanıldı. İktidar yıl sonuna kadar 1,8 milyar liralık bir net borçlanma planlıyor. Türkiye ekonomisinin, uzun bir süredir içinde bulunduğu enflasyon, kur ve borç sarmalı, iktidarın uyguladığı seçim ekonomisinin ağır faturası yüzünden giderek daha çok içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Torba kanunla Cumhurbaşkanına 2,2 trilyon liraya kadar borçlanma yetkisi verilmesi 2023 yılında devletin iç ve dış borcunun katlanarak artacağını gösteriyor.”

Paylaşın

Merkez Bankası Başkanı Erkan, Enflasyonda İstikrar İçin 2025’i İşaret Etti

Ankara’da düzenlediği enflasyon raporu bilgilendirme toplantısında ve yeni ekonomi yönetiminin ilk basın toplantısında konuşan Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, enflasyondaki düşüşün bir kısmının yıl sonunda, bir kısmının da seneye hissedileceğini söyledi.

Haber Merkezi / İstikrar döneminin başlangıcının ise 2025 sonrasında olacağını duyuran Merkez Bankası Başkanı Erkan, enflasyonun 2024 sonunda yüzde 33’e, 2025 sonunda ise yüzde 15’e düşeceğini tahmin ettiklerini, hedeflerinin ise tek haneli enflasyon olduğunu ekledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, yılın 3 enflasyon raporu toplantısında konuştu. Erkan’ın açıklamaları şöyle:

“Merkez Bankası’nda temel amacımız fiyat istikrarıdır. Enflasyonu kalıcı olarak düşürmek için parasal sıkılaştırma sürecine başladık. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar, parasal sıkılaştırmayı gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendireceğiz.

Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeleri yakından takip ediyoruz. Fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda tüm araçlarımızı kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları aldık ve almaya devam edeceğiz.

Bu nedenle, konuşmam ve sonrasındaki soru-cevap oturumumuz yalnızca enflasyon ve para politikası odaklı olacaktır. Öngördüğümüz dezenflasyon ve istikrar dönemleri öncesinde bir geçiş sürecindeyiz. Geçiş sürecinde, piyasalar kendi içsel dinamiklerinde dengelenmektedir.

Döviz kurunda gözlenen düzeltme ve mali disipline yönelik tedbirlerin sonucunda enflasyon kısa vadede geçici bir yükseliş gösterecektir. Diğer taraftan, bu süreçte 2024 yılında dezenflasyonun sürdürülebilir şekilde başlamasını sağlayacak zemini dikkatle oluşturuyoruz.

Faiz artırım kararlarımız, miktarsal ve seçici kredi sıkılaştırma kararlarımızın birikimli olumlu etkilerinin bir kısmını 2023’ün sonunda ve özellikle enflasyonun ana eğiliminde 2024 yılının ikinci çeyreğinde hissetmeye başlayacağız.

Dezenflasyon süreci dönemine girildiğinde, göreli fiyatlarda geçici düzeltmeler yerini kur istikrarı, iyileşen cari denge, mali disiplin, sermaye akımlarında kalıcı güçlenme ve artan rezervlere bırakacaktır.

Söz konusu gelişmeler sonucunda enflasyonun ana eğilimi ve beklentiler tutarlı bir şekilde iyileşmeye başlayacaktır. 2025 yılı sonrasını ise istikrar döneminin başlangıcı olarak görüyoruz. Bu dönemde enflasyondaki gerileme hızlanırken, öngörülebilirlik artacaktır. Kalıcı olarak gerileyen enflasyona, yatırımlar ve nitelikli büyüme eşlik edecektir.

Konuşmamda, ilk olarak bir önceki Enflasyon Raporu’ndan bu yana açıklanan veriler ışığında, küresel ekonomi ve enflasyona dair değerlendirmemizi paylaşacağım. Sonrasında, para politikası stratejimizi ve orta vadeli enflasyon tahminlerimizi sunmak istiyorum.

Küresel büyüme zayıf seyrine devam etmektedir. Türkiye’nin ihracat yaptığı 110 ülkenin büyüme oranları ve ihracatımızdaki payları kullanılarak oluşturulan küresel büyüme endeksi, bir önceki Rapor dönemine göre kayda değer bir değişim göstermemiştir. 2022 yılı ile kıyaslandığında dış talep yıllık bazda yavaşlamaktadır.

Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından Euro Bölgesinde, flash imalat PMI göstergesi temmuzda 42,7 ile pandemiden bu yana en düşük düzeye gerilemiştir. Çin ise yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0,8 oranında büyümüştür. Bu büyüme beklentilerin altında kalmış ve ilk çeyreğe göre önemli bir yavaşlamaya işaret etmiştir.

Küresel büyümedeki yavaşlamanın da katkısıyla, emtia fiyatları ve arz koşullarındaki olumlu görünüm, bu Rapor döneminde de devam ediyor. Emtia ana endeksi bir önceki yıla göre yüzde 18,3 oranında gerilemekle birlikte, uzun dönem ortalamalarının üzerindedir.

Diğer taraftan, küresel ekonomik faaliyet, sektörler arasında ayrışmaktadır. Sanayi üretimi zayıf seyrederken, talep koşullarını daha fazla yansıtan hizmet sektörü gücünü koruyor. Küresel hizmet PMI endeksi, yılın ikinci çeyreğinde artarak 54,9 düzeyine ulaşmış ve eşik değer üzerindeki seyrini sürdürmüştür.

Diğer taraftan, imalat sanayi PMI göstergesi 49,3 ile eşik değerin altında kalmaya devam etmiştir. İmalat sanayi ve hizmet sektörleri arasındaki ayrışma, gelişmiş ülkelerde çok daha belirgindir. Büyüme oranlarındaki gerileme ve sanayi üretimindeki zayıflık, emtia fiyatları kanalıyla enflasyonu olumlu etkilemektedir.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ortalama tüketici enflasyonları, sırasıyla yüzde 4,2 ve yüzde 5,1 seviyelerine gerilemiştir. Söz konusu düşüşe rağmen, enflasyon gelişmiş ülkelerde yüzde 2, gelişmekte olan ülkelerde ise ortalama yüzde 3,5 olan hedef değerlerin belirgin üzerindedir.

Küresel çapta işgücü piyasalarındaki sıkılık ve iç talepteki canlılık nedeniyle hizmet enflasyonlarında gözlenen katılık, çekirdek enflasyonlardaki ve beklentilerdeki düşüşü sınırlamaktadır. Çekirdek enflasyon, Rapor döneminde sınırlı oranda gerileyerek gelişmiş ülkelerde yüzde 4,8, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 5,6 olmuştur.

Enflasyonun ve özellikle çekirdek göstergelerin yüksek seviyesi sonucu, merkez bankaları parasal sıkılaştırmaya devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerin tamamında olmak üzere, takip edilen 27 ülke merkez bankasının 19 tanesinde enflasyon hedefin üzerindedir.

Enflasyonda pandemi sonrası yükseliş, ülkeler arasında birbirine yakın zamanlarda başlamıştır. Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkelerin faiz artırımlarına gelişmiş ülkelerden daha erken başladıkları ve çekirdek enflasyonu düşürmekte daha başarılı oldukları görülmektedir.

Küresel enflasyon ve para politikalarına değindikten sonra, şimdi ülkemizdeki enflasyona dair tespitlerimizi paylaşmak istiyorum. Ülkemizde enflasyon, ekim ayındaki zirve noktası olan yüzde 85,5’ten haziran ayı itibarıyla yüzde 38,2’ye gerilemiştir.

Bu gelişmede, döviz kurundaki istikrar ve gerilemeye başlayan küresel emtia fiyatları etkili olmuştur. Alt grupların, haziran ayı yıllık enflasyonuna olan katkılarına bakıldığında, enflasyonun gerilemesine en büyük katkı küresel emtia fiyatlarından olumlu etkilenen temel mal, gıda ve özellikle enerji kalemlerinden gelmiştir.

Diğer taraftan, enflasyondaki ataleti yansıtan hizmet grubunun katkısı, 15 puan civarında yatay seyretmektedir. Enflasyonun ana eğilimine dair bir dizi göstergeyi rutin olarak takip etmekteyiz. Bankamızda enflasyonun ana eğiliminin tespitinde, hem B, C endeksleri gibi “dışlama yöntemine” dayalı yaklaşımlar, hem de SATRIM, Medyan enflasyon gibi “istatistiki yöntemler” kullanmaktayız.

Yakın dönem dinamiklerini daha iyi anlamak adına, aylık ya da 3 aylık mevsim etkilerinden arındırılmış enflasyon verilerini inceliyoruz. Takip ettiğimiz geniş kapsamlı gösterge seti haziran ayında enflasyonun ana eğiliminde güçlenmeye işaret etmiştir.

Bu gelişmede, yurt içi talepteki güçlü seyir, ücret ve kur gelişmeleri ile hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmaktadır. Yılın ikinci çeyreğine ilişkin veriler, iktisadi faaliyetteki güçlü seyirde özellikle iç talebin etkili olduğunu göstermektedir.

Perakende satış hacim endeksi, yerli kartlarla yapılan harcamalar, ciro endeksleri tüketimde ivmelenmeye işaret etmektedir. Tüketicilerin, dayanıklı tüketim harcaması yapma planları ikinci çeyrekte hızla artmıştır. Otomobil ve beyaz eşya satışları geçmiş dönem ortalamalarının oldukça üzerindedir.

İç talebin seyrine ilişkin özetlediğim görünüme karşın, toplam arz daha ılımlı seyretmektedir. Sanayi üretimi ve ihracatın yıllık artışı, 2022 yılının ikinci yarısından itibaren dış talep ile birlikte yavaşlamaktadır.

İlk çeyrekte yaşadığımız deprem felaketi kaynaklı üretim kaybı, ikinci çeyrekte telafi edilmekle birlikte, söz konusu göstergelerin yıllık artış oranları sıfıra yakındır. Geçtiğimiz yılın ikinci yarısında kapasite kullanım oranlarındaki düşüş, ilk çeyrekte afet kaynaklı olarak devam etmiştir. Kapasite kullanım oranları temmuz ayında halen bir önceki yıl seviyesinin altındadır.

İç talep ve üretime ilişkin görünüm, toplam talep koşullarının enflasyonist bir düzeyde seyrettiğine işaret etmektedir. Takip ettiğimiz çıktı açığı göstergelerinin ortalaması, 2022 yılının ikinci yarısında zayıflama eğilimi sergiledikten sonra, 2023 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 2,3 seviyesine yükselmiştir.

Talebin uzun bir süre arzdan daha hızlı gelişmesi enflasyon üzerinde önemli bir risk oluşturmaktadır. Arz ve talebin uyum içinde hareket etmesi fiyat istikrarı, fiyat istikrarı da sürdürülebilir büyüme için önemlidir.  Bu nedenle seçici kredi sıkılaştırması kararlarımızın iç talebi dengeleyeceğini öngörüyoruz.

Çıktı açığının kapanması dezenflasyon sürecinin önemli bir bileşeni olacaktır. Yurt içi talebin hızlı büyümesi sonucunda, 2023 yılının ilk altı ayında ithalatımız, enerji fiyatlarının 12 milyar dolara varan düşürücü etkisine rağmen, yüzde 4’ün üzerinde artarak, 185 milyar dolara ulaşmıştır.

Küresel gelişmeler, kredi genişlemesi ve belirsizlik algısı nedeniyle, altın ithalatı, ilk yarıda bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 11 milyar dolar artmış ve önceki yıl seviyesinin 3 katının üzerine çıkmıştır. İç talepteki hızlanmaya bağlı olarak, tüketim malı ithalatı 8 milyar doları aşan bir artışla, bir önceki yıl tutarının 1,6 katına çıkmıştır.

İfade ettiğim gelişmeler sonucunda mayıs ayı itibarıyla 12 aylık birikimli cari açığımız 60 milyar dolardır. Yılın ikinci yarısında ise, parasal sıkılaştırmanın etkileri ve hizmet gelirleri kanalıyla cari işlemler hesabında belirgin bir iyileşme öngörmekteyiz.

Güçlü iç talep hem doğrudan hem de cari denge kanalıyla enflasyon ve döviz kurlarını etkilemektedir. Kur gelişmelerinin enflasyona yansıması maliyet, bilanço ve beklenti gibi farklı kanallar üzerinden gerçekleşiyor.

Maliyet kanalına odaklandığımızda, 2018 yılına kadar gerileyen döviz kuru geçişkenliği katsayısı tahmini, son dönemde tekrar yükselmeye başlamıştır. Beklenti ve maliyet kanallarını ayrıştıran, parametreleri zamana göre değişen Phillips Eğrisi modelinin bulguları, mevcut durumda geçişkenliğin yüzde 25 civarında olabileceğini ima etmektedir.

Kur geçişkenliği sektörler arasında değişkenlik göstermekle birlikte, döviz kuru geçişkenliğindeki artış tüm sektörler için geçerlidir. Bu ortalama bir etki olup, geçişkenlik, ekonominin durumuna göre değişebilmektedir. Geçişkenlik, özellikle talep koşullarının güçlü olduğu dönemlerde hızlı gerçekleşir.

Faiz artırımı, miktarsal sıkılaştırma ve seçici kredi sıkılaştırması ile güçlendirdiğimiz parasal sıkılaştırma süreci döviz kuru istikrarını destekleyecektir. Ücret artışları özellikle emek yoğun sektörlerde maliyet artışlarına yol açmaktadır.

Analizlerimiz, asgari ücret artışına en duyarlı sektörlerin idari-destek hizmetleri, lokanta-otel, toptan-perakende ticaret gibi sektörler olduğuna işaret ediyor. Hesaplarımıza göre ücret artışlarının çoğu önümüzdeki birkaç ayda fiyatlara büyük ölçüde yansımış olacaktır.

Bu durum, ilerleyen dakikalarda sunacağım tahmin patikasına yansıtılmıştır. Hizmet sektöründeki fiyat artışları yüksek seviyelerini sürdürmekte, hizmet enflasyonu, mal enflasyonuna kıyasla katılık arz etmektedir.

İçinde hem hizmet hem de temel malları da barındıran B endeksi yıllık artış oranı zirve noktası olan yüzde 77’den yüzde 46,6’ya gerilerken hizmet enflasyonu yüzde 55’in üzerinde katılaşmıştır. Fiyatı artan kalemlerin, azalanlara kıyasla ağırlığını gösteren yayılım endeksi, hizmet sektörü için hesaplandığında, tarihsel ortalamayı aşmaktadır. Fiyat artışları sektör geneline yayılmaktadır.

Hizmet sektöründe zamana bağlı fiyatlama davranışı daha yaygındır. Hizmet kalemleri, fiyatlama davranışları uyarınca, enflasyonist etkilerin uzun bir zamana yayılmasına neden olur. Eğitim ve sağlık hizmetleri ile kira gibi, fiyatları yılın belirli dönemlerinde değişen kalemlerin daha fazla atalet sergilediğini görüyoruz. Temel mallarda 0,6 olan atalet katsayısı eğitim ve kirada 0,9’un üzerindedir.

Yükselen konut fiyatları ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışına ek olarak, gayrimenkul piyasasındaki arz-talep uyumsuzlukları kira artışlarını yukarıya çekerek enflasyon üzerinde etkilidir. Gıda, ücret ve turizm kaynaklı gelişmelerden önemli ölçüde etkilenen lokanta ve otel alt grubunda aylık artışlar süreklilik gösteriyor.

Hizmet sektöründeki bu gelişmelerle paralel olarak, enflasyon beklentileri de bir süredir yüksek seviyelerde katılık göstermekte ve son aylarda tekrar yükselmektedir. Enflasyondaki ataletin kırılması beklentilerin çıpalanmasına bağlıdır.

Dezenflasyona geçiş döneminde, parasal sıkılaştırmanın öngörülebilirliği sağlaması ve birikimli etkileriyle talebi dengelemesini bekliyoruz. Dezenflasyon dönemi ise enflasyon beklentilerinin yeniden çıpalanmasıyla hızlanacaktır.

Para politikası

Para politikamızın hedefi fiyat istikrarıdır. Fiyat istikrarı, enflasyon kalıcı bir şekilde gerilerken, oynaklığının da azaltılmasını hedeflemektedir. Fiyat istikrarı, makro finansal istikrarın olmazsa olmazıdır.

Bu amaçla, güçlü bir parasal sıkılaştırma sürecini haziran ayında başlattık. Bu sürecin, kademeli, dengeli ve istikrarlı olacağını vurguladık. Faiz artırımlarını, miktarsal ve seçici kredi sıkılaştırmasıyla güçlendirerek enflasyonun ana eğilimini düşürmeyi ve beklentileri çıpalamayı hedefliyoruz.

Tüm araçlarımızı enflasyon tekrar tek haneye ve orta vadeli hedefimize gerileyene kadar kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz. Haziran PPK toplantısı öncesinde para politikasının etkinliğinin güçlendirilmesine ilişkin iki önemli başlık belirledik.

Birincisi, piyasa faizleri ile politika faizi arasındaki farkın azaltılmasıdır. Haziran’daki ilk PPK kararımızdan evvel, politika faizi yüzde 8,5 iken mevduat faizi ortalamada yüzde 40’ın üzerine çıkmıştı.

Haziran PPK Kararının parçası olarak, faiz artırımının yanı sıra, makroihtiyati çerçevede sadeleşme sürecinin ilk adımını mevduatlarda, menkul kıymet tesisi uygulaması ile devreye aldık. Bu adımların hemen akabinde 3 aya kadar vadeli mevduat faizi yaklaşık 12 puan gerileyerek yüzde 30 seviyelerine gelmiştir.

Sürece mevduatlardan başlamamızın nedeni bankacılık sektörünün en bağlayıcı kısıtı durumunda olması ve piyasaların işlevselliğini ve fiyat davranışlarını olumsuz etkilemesidir. Böylelikle, makroihtiyati çerçevedeki sadeleşme süreci, faiz artırımının yanı sıra, politika faizinin etkinliğini dengeli bir şekilde artırmıştır.

İkinci gözlemimiz, bireysel kredilerdeki hızlanmanın enflasyonist etkilerinin kontrol altına alınmasıdır. 2023 yılının ilk altı ayında bireysel krediler, kredi kartlarında yüzde 70’i; taşıt kredilerinde yüzde 68’i aşan oranda yükselmiştir.

Bireysel krediler, toplamda yüzde 40 artmıştır. 2 trilyon Türk lirasının üzerine çıkmıştır. Bu yılın ilk ve ikinci çeyrek büyümeleri son on yıllık ortalamanın 3 katının üzerindedir. Kredi genişlemesi iç talebi körükler, beklentileri bozar, ithalatı ve cari açığı artırmaktadır.

Temmuz PPK toplantısında, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma kapsamında seçici kredi sıkılaştırması kararlarımızla kredi genişlemesinin enflasyon üzerindeki etkilerini kontrol ediyoruz. Kredilere ek olarak likiditeyi de miktarsal sıkılaştırma yaparak sterilize ediyor, böylelikle faiz artırımlarının etkisini kuvvetlendiriyoruz.

Özetle, parasal sıkılaştırma sürecimizde kademeli ve istikrarlı faiz artırımlarını, miktarsal ve seçici kredi sıkılaştırması ile daha bütünsel ve daha güçlü hale getiriyoruz. Haziran ve temmuz ayı PPK toplantılarında aldığımız kararlarla politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 17,5’e, toplam 900 baz puan yükselttik. Böylelikle, politika faizi iki ayda iki katının üzerine çıktı.

Menkul kıymet uygulamasında sadeleştirme kararımızla birlikte politika faizimiz yükselirken mevduat faizleri geriledi. Mevduat faizleri enflasyon beklentileriyle daha uyumlu seviyelere geldi. Bununla birlikte, mevduat faizlerinin dolarizasyonu artırmayacak bir seviyede bulunmasını da önemsiyoruz.

Bu nedenle, Türk lirası likiditenin dengesini gözeterek, miktarsal sıkılaştırma yapılmasına karar verdik.  Böylelikle, sistemde biriken fazla likidite, zorunlu karşılıklar yoluyla sterilize edilecektir. Etki analizlerine göre, değişiklik ile sistemden 450 milyar TL ile 500 milyar TL arasında likidite çekilmiş olacaktır.

Finansal kaynakların arz yerine tüketime yönelerek fiyat istikrarını bozmasını seçici kredi sıkılaştırmasıyla engellemeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, taşıt kredilerinde yüzde 3 olan büyüme sınırını yüzde 2’ye indirdik. Yatırım, ihracat, tarım ve esnaf kategorileri dışında kalan diğer ticari kredilerde yüzde 3 olan büyüme sınırını yüzde 2,5’e çektik.

Kredi kartı nakit kullanımları ve kredi mevduat hesaplarına uygulanan aylık azami faiz oranlarını da yükselterek iç talebin dengelenmesini destekliyoruz.

Faiz uygulamalarına geldiğimizde, ihracat ve yatırım kredileri hariç, Türk lirası ticari kredilerde birinci kademe kaldırılmıştır. Firma kredilerinde, faiz sınırının tek kademe olarak uygulanması, arz/talep dengesine ilave bir katkı sağlayacaktır.

Belirtmek isterim ki tüm araçlarımızı bütüncül bir anlayışla ve kararlarımızın olası etkilerini dikkatle analiz ederek ve optimize ederek kullanıyoruz. Aynı anlayışla, kademeli ve kararlı adımlar atmayı sürdüreceğiz.

Merkez Bankası uluslararası rezervleri, haziran ayından itibaren güçlü bir artış göstermektedir. Brüt uluslararası rezervler, 2022 yılı sonu itibarıyla 128,8 milyar dolar seviyesinden, mayıs sonunda 98,5 milyar dolara gerilemiştir.

Rezervlerimiz 14 Temmuz itibarıyla yaklaşık 15 milyar dolar artmış ve 113 milyar doların üzerine yükselmiştir. Risk primine baktığımızda olumlu bir görünüm söz konusu. 5 yıl vadeli CDS primi, yurt içi belirsizliklerin etkisiyle mayıs ayında 700 baz puanın üzerine çıkarak bu yılın zirve seviyesine ulaşmıştır.

Haziran ayından itibaren belirgin bir düşüş eğilimi başlamış ve bugün itibarıyla 435 puan düzeyine gerilemiştir. Risk primlerindeki düşüşle birlikte, haziran ayından itibaren 1,5 milyar doları aşan net portföy girişi gerçekleşmiştir.

Piyasadaki kur oynaklıklarının da gerilediğini görüyoruz. 1 ay vadeli ABD doları/Türk lirası opsiyonlarının ima ettiği kur oynaklığı, mayıs ayındaki zirve seviyesi 57 puandan, 25 Temmuz itibarıyla, 20,2 puan düzeyine hızla gerilemiştir.

Benzer şekilde, mayısta 47 puan seviyesini gören 12 ay vadeli opsiyonların ima ettiği kur oynaklığı, 25 Temmuz’da 30 puanın altına gelmiştir. Para politikası stratejimizin, piyasalar üzerinde olumlu etkilerini görmekteyiz. Rezervlerimiz güçlenmekte, finansman koşulları iyileşmekte ve ima edilen kur oynaklığı azalmaktadır.

Orta Vadeli Tahminler

Şimdiye kadar özetlediğim ve tahminlerimizin başlangıç noktasını ortaya koyan iktisadi görünümün ardından sizlerle orta vadeli tahminlerimizi paylaşacağım. Dış talebi özetleyen Küresel Büyüme Endeksine ilişkin varsayımlarımızı 2023 yılı için sınırlı olarak yukarı, 2024 yılı için de aşağı yönlü güncelledik.

Bir önceki Enflasyon Raporundan bu yana spot ve vadeli piyasalarda ham petrol fiyatları öngörülerimizle uyumlu gerçekleşti. Petrol fiyatlarına ilişkin varsayımlarımız yatay seyretmiştir.

Emtia ve enerjide vadeli piyasalara yansıyan jeopolitik ve arz yönlü etkiler nedeniyle, 2024 yılına ilişkin ithalat fiyatları varsayımlarımızı yukarı yönlü güncelledik. Yurt içi gıda fiyatlarındaki artış eğilimi ise arz yönlü sorunlar ve piyasa yapısındaki yetersizlikler nedeniyle devam ediyor.

Son dönemde kırmızı et ve kırmızı etle bağlantılı işlenmiş gıda ürünlerinde belirgin artışlar gözlendi. Kırmızı et yanında, arz koşullarının etkilediği sebze fiyatlarında da yüksek oranlı artışlar izledik.

Önümüzdeki dönemde gıda fiyatları enflasyonunun, 2023 yılını yüzde 61,5 seviyesinde; 2024 yılını ise yüzde 35,0 düzeyinde tamamlayacağı varsayımını tahminlerimize yansıttık. Bu çerçevede, enflasyon patikamızda önemli bir güncelleme gerçekleştirdik.

2023 yıl sonu enflasyon tahminimizi yüzde 58’e yükselttik.
2024 yıl sonu tahminimizi yüzde 33’e güncelledik.
2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15’e gerileyeceğini tahmin ediyoruz.
Tahmin patikamızdaki revizyon, 2023 yıl sonu için 35,7 puan, 2024 yıl sonu için ise 24,2 puan olmuştur.

Tahminlerimizdeki bu önemli değişikliğin kaynaklarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu kapsamda, bir önceki Rapor dönemine göre Türk lirası cinsi ithalat fiyatlarındaki gelişmeler 2023 yıl sonu enflasyon tahminini 7,5 puan yükseltirken; 2024 yıl sonu enflasyon tahminimizi 8,3 puan yukarı çekti.

Bu gelişmede döviz kuru gelişmeleri temel belirleyici olmuştur. Gıda fiyatları, gerçekleşmenin ve varsayımlardaki artışın etkisinden dolayı tahminlerimizi 2023 yılı için 8,5 puan, 2024 yılı için ise 6,0 puan yukarı yönde etkiledi.

Ayrıca, hane halkına yapılan transferler, vergi, ücret ve yönetilen yönlendirilen fiyat ayarlamaları gibi diğer ekonomi politikalarındaki değişiklikler ise 2023 yıl sonu enflasyon tahminimizi 7,5 puan yukarı yönlü etkilerken 2024 yıl sonu enflasyon tahminimizi 3,6 puan artırdı.

İç talebin tahminimizden güçlü seyretmesi 2023 yıl sonu enflasyon tahminimizi 1,3 puan, 2024 yıl sonu tahminimizi ise 0,4 puan yukarı çekti. Son olarak; tahmin sapması ve tahmin yaklaşımındaki değişimin etkisi 2023 ve 2024 yıl sonu enflasyon tahminlerimize sırasıyla 10,9 ve 5,9 puan artırıcı yönde etkide bulundu.

Sunduğumuz enflasyon patikasında yaptığımız yukarı yönlü değişikliğin tahmin yaklaşımı kaynaklı temel nedeni önceki Rapor’da sunulan patikada ara hedef olma özelliğinin öne çıkarılması, mevcut projeksiyonlarımızın ise değişen makroekonomik görünümle birlikte Merkez Bankası’nın teknik tahminleri çerçevesinde oluşturulmuş olmasıdır.

Enflasyon tahminlerimiz politika tepkilerimizi ve bunların birikimli etkilerini de içermektedir. Para politikası tepkimizi, enflasyonun ana eğilimini düşürmeye odaklı olarak veriyoruz. Enflasyonun ana eğilimini etkileyen parasal ve finansal koşulları yakından analiz ediyoruz.

Politika faizini kademeli olarak artırırken, makroihtiyati çerçevede sadeleştirme süreciyle, hem piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak hem de piyasa faizlerinin enflasyon beklentileri ile daha uyumlu bir noktada şekillenmesine çalışacağız.

Bunun yanında, seçici kredi sıkılaştırması yoluyla enflasyonu hedefleyen dengeleyici adımlar atıyoruz ve atmaya devam edeceğiz. Miktarsal sıkılaştırma kararlarımız ile birlikte, döviz kuru ve iç talep üzerinde aşırılıklar oluşturmadan, Türk lirası likiditenin istikrarlı gelişimini temin edeceğiz.

Çalışmalarını başlattığımız ve bir süre sonra açıklayacağımız üzere, Türk lirası tasarruf enstrümanlarını çeşitlendirecek ve sermaye piyasalarının derinleşmesini destekleyeceğiz.  Merkez Bankası güven, istikrar ve şeffaflık prensipleri doğrultusunda, tamamen verilere dayalı ve tam bir koordinasyon içinde karar verecektir.

Kararlarımızın, enflasyon, piyasalar, parasal ve finansal koşullar üzerindeki etkilerini sürekli ölçerek, parasal sıkılaştırma sürecini dinamik olarak optimize edeceğiz. Kademeli ve istikrarlı ilerleyişimizle birlikte amacımız beklentilerin yeniden çıpalanmasını sağlamakla birlikte, öngörülebilirliktir.”

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin 400 Doların Üzerinde; Solana Ve Cardano Sert Yükseldi

Bitcoin (BTC) 29 bin 429 dolara yükselirken, Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor. Solana ve Cardano da yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, ABD Merkez Bankası FED’in açıkladığı Para Politikası Kurulu kararları sonrası yönünü yukarı çevirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0,67 artışla 29.429 dolara yükselirken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin üzerinde işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 20,32 artışla yaklaşık 12,96 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 571 milyar dolar civarında.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 0.22 artışla 29 bin 212 dolara yükselmiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 0.05 artışla bin 852 dolar seviyesinde işlem görmüştü. Bitcoin’in (BTC) dün piyasa değeri 568  milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,87 artarak yaklaşık 1,19 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yüzde 0,40 artarak yaklaşık 1,18 trilyon dolar seviyesinde işlem görmüştü.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden Solana ve Cardano da yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Tüm stabilcoinlerin hacmi şu anda 27,94 milyar dolar ve bu toplam kripto piyasasının 24 saatlik hacminin yüzde 91,8’i. Tüm stabilcoinlerin hacmi dün 23,96 milyar dolardı ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90,48’iydi.

Paylaşın

Ekonomi Koordinasyon Kurulu’ndan Enflasyonda Tek Hane Mesajı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantı sonrası yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki süreçte temel makroekonomik hedefimiz enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere düşürmektir” ifadelerine yer verildi:

Haber Merkezi / “Bu kapsamda toplantıda fiyat istikrarıyla birlikte finansal istikrarın devamı için Merkez Bankası’nın uhdesinde olmayan alanlarda atılacak adımlar ele alınmıştır.”

Açıklamanın devamında, “Güven ve istikrar ortamında enflasyon ile mücadele öncelikli olmaya devam edecek, nitelikli yatırımlarla yüksek katma değerli üretimi, ihracatı ve potansiyel büyümeyi daha da güçlendirecek, istihdam artışını destekleyecek, tasarrufları artırarak cari işlemler açığında kalıcı iyileşmeyi sağlayacak etkin ve kararlı adımlar eşgüdüm içerisinde hayata geçirilecektir.” ifadeleri kullanıldı.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı.

Toplantıya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Şahap Kavcıoğlu, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Mali disiplini esas alan maliye politikamızı kamuda tasarruf anlayışı ile güçlendirerek elde edilecek mali alan, vatandaşlarımızın refahını artırmak için kullanılacaktır.

Deprem harcamaları hariç tutulduğunda bütçe açığının milli gelire oranını AB standartlarında tutacak bir yaklaşım devam ettirilecektir.

Toplam maliyeti 104 milyar dolara ulaşan deprem konusunda ilgili tüm kurumların koordinasyon içinde hareket etmesi ve deprem bölgesinde ekonomik ve sosyal hayatın rehabilitasyonuna bütçe imkanları içinde gerekli değişiklikleri yaparak tüm kurumların öncelik tanıması sağlanacaktır.

Önümüzdeki süreçte temel makroekonomik hedefimiz enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere düşürmektir. Bu kapsamda toplantıda fiyat istikrarıyla birlikte finansal istikrarın devamı için Merkez Bankası’nın uhdesinde olmayan alanlarda atılacak adımlar ele alınmıştır.

Para politikasının genel çerçevesi ile son dönemde atılan miktarsal sıkılaştırma adımları konusunda bilgilendirme yapılmış, Kur Korumalı Mevduat konusunda gelişmeler değerlendirilmiştir.

Toplantıda mesleki eğitim merkezlerine sağlanan devlet katkısının etkinliği özel olarak değerlendirilmiş, tasarrufu ve etkinliği artırıcı kararlar alınmıştır.

Otomotiv ve gıda perakende sektöründe son dönemlerde arz talep dengesini bozacak şekilde oluşan stokçuluk ve haksız uygulamalar ile bunlarla bağlantılı fahiş fiyat artışlarının önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar değerlendirilmiştir.

Güven ve istikrar ortamında enflasyon ile mücadele öncelikli olmaya devam edecek, nitelikli yatırımlarla yüksek katma değerli üretimi, ihracatı ve potansiyel büyümeyi daha da güçlendirecek, istihdam artışını destekleyecek, tasarrufları artırarak cari işlemler açığında kalıcı iyileşmeyi sağlayacak etkin ve kararlı adımlar eşgüdüm içerisinde hayata geçirilecektir.”

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin 200 Doların Üzerinde; XRP Ve Dogecoin Sert Yükseldi

Bitcoin (BTC) 29 bin 212 dolara yükselirken, Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor. XRP ve Dogecoin de yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, ABD Merkez Bankası FED’in açıklayacağı Para Politikası Kurulu kararları öncesi yönünü yukarı çevirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0.22 artışla 29 bin 212 dolara yükselirken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0.05 artışla bin 852 dolardan işlem görüyor.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte 26,09 düşerek yaklaşık 10,78 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 568 milyar dolar civarında.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 2.24 düşüşle 29 bin 120 dolara gerilemiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 0.96 düşüşle bin 852 dolar seviyesinde işlem görmüştü. Bitcoin’in (BTC) dün piyasa değeri 566  milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,40 artarak yaklaşık 1,18 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yüzde 1,85 düşerek 1,17 trilyon dolardan işlem görmüştü.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden XRP ve Dogecoin de yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Tüm stabilcoinlerin hacmi 23,96 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90,48’i. Tüm stablecoinlerin hacmi şu anda 30.82 milyar dolardır ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90.2’siydi.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29.212 dolar, değer kazancı yüzde 0.22
Ethereum 1.852 dolar, değer kazancı yüzde 0.05
Tether 0.9999 dolar, değer kaybı yüzde 0.06
BNB 238 dolar, değer kazancı yüzde 0.14
XRP 0.7002 dolar, değer kazancı yüzde 1.98

Cardano 0.3019 dolar, değer kaybı yüzde 0.67
Dogecoin 0,08038 dolar, değer kazancı yüzde 3,29
Solana 23,45 dolar, değer kazancı yüzde 1,15
Polygon 0,7057 dolar, değer kaybı yüzde 2,42

Litecoin 89,57 dolar, değer kazancı yüzde 0,37
Polkadot 5,19 dolar, değer kaybı yüzde 0,03
Tron 0,08174 dolar, değer kazancı yüzde 0,06
Shiba Inu 0,000007891 dolar, değer kazancı yüzde 1,12

Paylaşın

IMF, Türkiye’nin 2023 Ve 2024 Büyüme Tahminini Değiştirdi

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye’nin bu yıl yüzde 3 ve 2024’te yüzde 2,8 büyümesinin tahmin edildiğini kaydetti. IMF’nin nisan ayındaki tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin 2023’te yüzde 2,7 ve 2024’te yüzde 3,6 büyüyeceği öngörülmüştü.

Uluslararası Para Fonu (IMF),, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Temmuz 2023 sayısını “Kısa Vadeli Dayanıklılık, Kalıcı Zorluklar” başlığıyla yayımladı.

Çalışmada küresel büyümenin 2022’de yüzde 3,5 olan tahminin hem 2023 hem de 2024’te yüzde 3’e düşeceği öngörüldü. Geçen Nisan ayında yayınlanan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda (WEO) 2023 yılı için öngörülen yüzde 2,8’lik tahminden binde 2 puan yüksek olmakla birlikte, büyüme tarihsel standartlara göre zayıf kalıyor.

Güncellemede, “Enflasyonla mücadele için merkez bankası politika faizlerindeki artış ekonomik faaliyet üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Küresel manşet enflasyonun 2022’de yüzde 8,7’den 2023’te yüzde 6,8’e ve 2024’te yüzde 5,2’ye düşmesi bekleniyor. Çekirdek enflasyonun daha kademeli olarak düşeceği öngörülüyor ve 2024 yılı enflasyon tahminleri yukarı yönlü revize edildi” denildi.

IMF raporunda gelişmiş ekonomiler için 2023 yılı GSYH büyüme tahmini yüzde 1,3’ten yüzde 1,5’e revize edilirken, 2024 büyüme tahmini yüzde 1,4 olarak korundu. Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler için 2023 yılı büyüme tahmini yüzde 3,9’dan yüzde 4,0’a çıkarılırken, 2024 büyüme beklentisi yüzde 4,2’den yüzde 4,1’e çekildi.

Güncellenen raporda, Türkiye ile ilgili büyüme beklentileri de değişti. Türk ekonomisinin bu yıl yüzde 3 ve 2024’te yüzde 2,8 büyümesinin tahmin edildiği kaydedildi. IMF’nin Nisan ayındaki tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin 2023’te yüzde 2,7 ve 2024’te yüzde 3,6 büyüyeceği öngörülmüştü.

Yeni çalışmada ABD borç tavanı açmazının yakın zamanda çözüme kavuşturulmasının ve bu yılın başlarında yetkililerin ABD ve İsviçre bankacılığındaki türbülansı kontrol altına almak için güçlü adımlar atmasının, finans sektöründeki ani çalkantı risklerini azalttığı kaydedildi.

Bu durumun ekonomik görünüm üzerindeki olumsuz riskleri hafiflettiği kaydedilirken, “Bununla birlikte, küresel büyümeye yönelik risk dengesi aşağı yönlü olmaya devam etmekte. Enflasyon yüksek kalmaya devam edebilir ve hatta Ukrayna’daki savaşın şiddetlenmesi ve hava koşullarıyla ilgili aşırı olaylar gibi daha kısıtlayıcı para politikasını tetikleyen başka şoklar meydana gelirse yükselebilir” denildi.

Piyasalar merkez bankalarının daha fazla politika sıkılaştırmasına uyum sağladıkça finans sektöründeki türbülansın devam edebileceğini kaydeden IMF, “Kısmen çözülmemiş emlak sorunlarının bir sonucu olarak Çin’in toparlanması, sınırötesi olumsuzluklarla yavaşlayabilir. Kamu borcu sıkıntısı daha geniş bir ekonomi grubuna yayılabilir. Öte yandan, enflasyon beklenenden daha hızlı düşerek sıkı para politikasına olan ihtiyacı azaltabilir ve iç talep yeniden daha dirençli hale gelebilir” ifadelerine yer verdi.

“Çoğu ekonomide önceliğin, finansal istikrarı sağlarken sürekli dezenflasyona (ekonomik gerileme olmadan enflasyon baskılarının istikrarlı şekilde hafiflemesi) ulaşmak olmaya devam etmektedir” denilen güncellemede, bu nedenle merkez bankalarına fiyat istikrarını yeniden sağlamaya ve finansal denetim ve risk izlemeyi güçlendirmeye odaklanmaya devam etme çağrısı yapıldı.

IMF, “Piyasa sıkıntılarının ortaya çıkması halinde, ülkeler manevi zarar olasılığını azaltırken derhal likidite sağlamalıdır. Ayrıca ülkeler mali uyumu sağlayarak mali tamponlar oluşturmalı ve en kırılgan kesimler için hedeflenen desteği kapsamalıdır. Ekonominin arz tarafında yapılacak iyileştirmeler mali konsolidasyonu kolaylaştıracak ve enflasyonun hedeflenen seviyelere doğru daha yumuşak bir şekilde düşmesini sağlayacaktır” tavsiyelerine yer verdi.

“Kutlama yapmak için erken”

IMF başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, güncelleme ile ilgili kaleme aldığı yazısında, “Küresel ekonomi, pandemi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından kademeli olarak toparlanmaya devam ediyor. Yakın vadede, ilerleme işaretleri yadsınamaz. COVID-19 sağlık krizi resmi olarak sona erdi ve tedarik zinciri aksaklıkları pandemi öncesi seviyelere döndü.

Yılın ilk çeyreğinde ekonomik faaliyet, zorlu ortama rağmen şaşırtıcı derecede güçlü işgücü piyasaları sayesinde dirençli olduğunu kanıtladı. Enerji ve gıda fiyatları savaşın yol açtığı zirvelerinden keskin bir düşüş göstererek küresel enflasyon baskılarının beklenenden daha hızlı azalmasını sağladı. Mart ayındaki bankacılık çalkantısının ardından yaşanan finansal istikrarsızlık ise ABD ve İsviçre makamlarının güçlü adımları sayesinde kontrol altına alınabildi” ifadelerini kullandı.

“Küresel Ekonomi Yoluna Giriyor Ama Henüz Zorlukları Atlatmış Değil” başlıklı yazıda Gourinchas, ‘’Yine de ufukta hala birçok zorluk var ve kutlama yapmak için henüz çok erken’’ dedi.

Bazı olumsuz riskler azalmış olsa da, küresel ekonomide dengenin aşağı yönlü olmaya devam ettiği uyarısı yapan IMF başekonomisti, ‘’Küresel faaliyetin ivme kaybettiğine dair işaretler artmakta. Para politikasının küresel olarak sıkılaştırılması, politika faizlerini daraltıcı seviyeye getirdi. Bu durum, finans dışı sektöre verilen kredilerin büyümesini yavaşlatarak, hane halkı ve firmaların faiz ödemelerini artırarak ve emlak piyasaları üzerinde baskı yaratarak faaliyetler üzerinde baskı oluşturmaya başladı” yorumunda bulundu.

Enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyonun, merkez bankalarının hedeflerinin oldukça üzerinde seyretmeye devam ettiğini kaydeden IMF Başekonomisti, “Bu yıl yüzde 6 olan enflasyonun kademeli olarak azalarak 2024 yılında yüzde 4,7’ye gerilemesi bekleniyor ki bu da binde 4 puanlık bir yukarı yönlü revizyon anlamına geliyor. Daha da endişe verici olanı, gelişmiş ekonomilerde 2024 yılında yüzde 3,1’e gerilemesi beklenen çekirdek enflasyonun bu yıl yıllık ortalama yüzde 5,1 oranında sabit kalması. Enflasyonla mücadelenin henüz kazanılmadığı açık” mesajını verdi.

Enflasyonun kalıcılığında kilit rolün işgücü piyasasındaki gelişmeler ve ücret-kar dinamikleri olacağını kaydeden Pierre-Olivier Gourinchas, “İşgücü piyasaları, birçok ekonomide işsizlik oranlarının COVID öncesi seviyelerinin altında ve istihdam seviyelerinin üzerinde olması nedeniyle özellikle parlak bir nokta olmaya devam etmekte. Genel ücret enflasyonu arttı ancak çoğu ülkede fiyat enflasyonunun gerisinde kaldı” dedi.

Bunun nedeninin basit olduğunu ve “açgözlülük enflasyonu” olarak adlandırılan durumla çok az ilgisi bulunduğunu kaydeden Gourinchas, “Nominal talep ekonominin üretebileceğinin çok üzerinde olduğunda, fiyatlar ücretlerden daha hızlı yukarı yönlenir. Sonuç olarak, reel ücretler 2022’nin ilk çeyreği ile 2023 arasında gelişmiş ve büyük yükselen piyasa ekonomileri için yaklaşık yüzde 3,8 oranında azaldı” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin 200 Doların Altında; XRP Ve Solana Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 29 bin 120 dolara gerilerken, Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor. XRP ve Solana da yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, ABD Merkez Bankası FED’in yarın açıklayacağı Para Politikası Kurulu kararları öncesi yönünü aşağıya çevirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 2.24 düşüşle 29 bin 120 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0.96 düşüşle bin 852 dolar seviyesinde.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte 45,6 artarak yaklaşık 14,6 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 566 milyar dolar civarında.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 0.44 düşüşle 29 bin 787 dolara gerilemiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 0.28 düşüşle bin 870 dolar seviyesinde işlem görmüştü. Bitcoin’in (BTC) dün piyasa değeri 578  milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 1,85 düşerek 1,17 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yüzde 0,49 düşerek 1,19 trilyon dolardan işlem görmüştü.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden XRP ve Solana da yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Tüm stablecoinlerin hacmi şu anda 30.82 milyar dolardır ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90.2’si.Tüm stablecoinlerin hacmi dün 21.26 milyar dolar ve bu, 24 saatlik toplam kripto piyasası hacminin yüzde 87.44’üydü.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29,120 dolar, değer kaybı yüzde 2.24
Ethereum 1,852 dolar, değer kaybı yüzde 0.96
Tether 0.9999 dolar, değer kaybı yüzde 0.02
BNB 237 dolar, değer kaybı yüzde 1.42
XRP 0.6891 dolar, değer kaybı yüzde 5.03

Cardano 0.3041 dolar, değer kaybı yüzde 2.82
Dogecoin 0.07743 dolar, değer kazancı yüzde 8.57
Solana 23.23 dolar, değer kaybı yüzde 4.93
Polygon 0.7246 dolar, değer kaybı yüzde 2.39

Litecoin 89.2 dolar, değer kaybı yüzde 3.44
Polkadot 5.21 dolar, değer kaybı yüzde 2.55
Tron 0.08169 dolar, değer kazancı yüzde 0.55
Shiba Inu 0.000007816 dolar, değer kazancı yüzde 0.31

Paylaşın

Zam Rüzgarı Devam Ediyor: İnternete Yüzde 70 Zam

28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası başlayan zam yağmuru artarak devam ediyor. Son olarak, Türk Telekom, internet port ücretlerini güncelledi. 1 Haziran 2022’de tartışmalı olarak yürürlüğe giren port ücretlerine yüzde 70 zam geldi.

İnternet hizmetleri ile ilgili olarak tarifelerin ne zaman düzenleneceği, yeni fiyatların ne zaman yürürlüğe konulacağına ilişkin yasal bir düzenleme yok. Türk Telekom’un yeni tarifeleri, 1 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe girdi.

İki yıl tarifesini sabit tutan Türk Telekom’un, geçen yıl zam yapması üzerine Türk Telekom Genel Müdürü Ümit Önal, tarife düzenlemeleri ile ilgili olarak, tarifelerdeki fiyat düzenlemelerinin bir zaman dilimine oturtulması konusunda beyanlarda bulunmuştu.

Dünya Gazetesi’nde yer alan habere göre; Türk Telekom, referans veri akış erişim(VAE) tarifelerinde fiyat güncellemesi yaptı. Türkiye’nin 81 ilinde hizmet verebilen tek toptan internet hizmet sağlayıcısı konumunda olan Türk Telekom’un bu tarife güncellemesi, tüketici açısından internet hizmetlerinde yüzde 70 zam demek.

Türk Telekom, geçtiğimiz yıl, 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere VAE’ye yüzde 67 zam yapmıştı. Zam, daha sonra Haziran ayında yürürlüğe girecek şekilde ertelenmişti. İki yıllık bir aradan sonra Türk Telekom’un tarife güncellemesi, geçtiğimiz yıl kamuoyunda çok tartışılmıştı.

İki yıl tarifesini sabit tutan Türk Telekom’un, geçen yıl zam yapması üzerine Türk Telekom Genel Müdürü Ümit Önal, tarife düzenlemeleri ile ilgili olarak, tarifelerdeki fiyat düzenlemelerinin bir zaman dilimine oturtulması konusunda beyanlarda bulunmuştu.

BTK tarafından, her yıl nisan ve ekim aylarında olmak üzere mobil telefon hizmetleri için azami ücret tarifesi belirleniyor. BTK, bu yıl 1 Nisan’da yapılan zamma ilişkin kamuoyu bilgilendirmesini ise yapmadı.

İnternet hizmetleri ile ilgili olarak tarifelerin ne zaman düzenleneceği, yeni fiyatların ne zaman yürürlüğe konulacağına ilişkin yasal bir düzenleme yok. Türk Telekom’un yeni tarifeleri, 1 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe girdi. Hem VAE hem de port ücretlerine geçen seneki tarifenin üzerine yüzde 70 zam yapıldığı görülüyor.

Türk Telekom tarifelerinin en çok şikayet alan fiyat artışı ise arıza durumunda müşteriye yansıtılacak ücret oldu. Türk Telekom’dan kaynaklanmayan arıza kaydı ceza bedeli 270,21 TL’ye yükseltildi. Daha önce uygulanan tarifede Türk Telekom bu ücreti İnternet Servis Sağlayıcı’ya 14 TL olarak yansıtıyordu.

Paylaşın