Dünya Bankası’ndan Orta Doğu’daki Çatışmalar ‘Çifte Şoka’ Neden Olabilir Uyarısı

Dünya Bankası’nın Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nda, Orta Doğu’daki son çatışmanın emtia fiyatları üzerindeki etkisinin şimdilik sınırlı olduğu, petrol fiyatlarının çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 6 arttığı, tarımsal emtiaların, çoğu metalin ve diğer emtiaların fiyatlarının ise neredeyse yatay seyrettiği kaydedildi.

Bankanın raporunda, “Bununla birlikte tarih, çatışmanın tırmanmasının, petrol ve diğer emtia fiyatlarının artmasına yol açabilecek büyük bir riski temsil ettiğini gösteriyor; bu, bölgede ve dünya genelinde gıda güvensizliğini yoğunlaştıracak bir sonuç olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Çatışmanın artması durumunda emtia fiyatlarına ilişkin görünümün hızla kötüleşeceğine işaret edilen raporda, çatışmanın etkilerinin arz kesintilerinin süresine ve ölçeğine bağlı olacağı, ticaret kısıtlamaları ve hava koşullarına bağlı aksamaların da fiyatların yükselmesine neden olabileceği, beklenenden zayıf küresel büyümenin de emtia fiyatları üzerinde önemli bir aşağı yönlü risk oluşturduğu aktarıldı.

Dünya Bankası, Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nun Ekim 2023 sayısını “Jeopolitik Risklerin Gölgesinde” başlığıyla yayımladı.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Raporda, Orta Doğu’da yaşanan son çatışmaların, son yıllarda sıra dışı şokların etkileriyle mücadele eden emtia piyasalarında önemli bir belirsizlik yarattığı aktarıldı.

Çatışma başlamadan önce Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun gönüllü olarak petrol arzını azaltmasının üçüncü çeyrekte enerji fiyatlarının yüzde 9 artmasına neden olduğu kaydedilen raporda, sonuç olarak Dünya Bankası’nın emtia fiyat endeksinin bu dönemde yüzde 5 arttığı ve şu anda 2015-2019 ortalamasının yüzde 45 üzerinde olduğu bildirildi.

Raporda, çatışmanın emtia fiyatları üzerindeki etkisinin şimdilik sınırlı olduğu, petrol fiyatlarının çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 6 arttığı, tarımsal emtiaların, çoğu metalin ve diğer emtiaların fiyatlarının ise neredeyse yatay seyrettiği kaydedildi.

Bankanın raporunda, “Bununla birlikte tarih, çatışmanın tırmanmasının, petrol ve diğer emtia fiyatlarının artmasına yol açabilecek büyük bir riski temsil ettiğini gösteriyor; bu, bölgede ve dünya genelinde gıda güvensizliğini yoğunlaştıracak bir sonuç olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Çatışmanın artması durumunda emtia fiyatlarına ilişkin görünümün hızla kötüleşeceğine işaret edilen raporda, çatışmanın etkilerinin arz kesintilerinin süresine ve ölçeğine bağlı olacağı, ticaret kısıtlamaları ve hava koşullarına bağlı aksamaların da fiyatların yükselmesine neden olabileceği, beklenenden zayıf küresel büyümenin de emtia fiyatları üzerinde önemli bir aşağı yönlü risk oluşturduğu aktarıldı.

Raporda, petrol arzında “küçük bir aksama” olması durumunda küresel petrol arzının günde 500 bin ila 2 milyon varil azalmasının ve petrol fiyatlarının varil başına 93 ila 102 dolar aralığına ulaşmasının öngörüldüğü kaydedildi.

Arzda “orta düzeyde bir aksama” durumunda ise küresel petrol arzının günde 3 ila 5 milyon varil azalacağı ve petrol fiyatlarının varil başına 109 ila 121 dolara yükselmesinin beklendiği belirtilen raporda, “büyük bir aksama” senaryosunda ise küresel petrol arzının günde 6 ila 8 milyon varil azalacağı ve fiyatların varil başına 140 ila 157 dolara çıkmasının öngörüldüğü bildirildi.

Raporda, küresel ekonominin büyük bir petrol fiyatı şokuyla başa çıkma konusunda 1970’lerdekinden çok daha iyi bir konumda olduğu, buna rağmen Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın neden olduğu aksaklıkların üzerine Orta Doğu’daki son çatışmaların tırmanmasının küresel emtia piyasalarını “tehlikeli sulara” itebileceği vurgulandı.

Emtia fiyatlarına ilişkin tahminlere yer verilen raporda, genel olarak emtia fiyatlarının bu yıl yüzde 23,5 ve gelecek yıl yüzde 4,1 düşmesinin beklendiği kaydedildi. Bankanın raporunda, emtia fiyatlarının 2025 yılında istikrara kavuşmasının beklendiği aktarıldı.

Raporda, enerji fiyatlarının ise bu yıl yüzde 28,8 ve gelecek yıl yüzde 4,5 düşeceğinin tahmin edildiği belirtilerek Brent tipi ham petrolün fiyatının bu yıl varil başına ortalama 84 dolar olmasının, küresel ekonomik büyümenin yavaşlamasıyla gelecek yıl ise varil başına ortalama 81 dolara düşmesinin beklendiği bildirildi.

Arzın artmasıyla tarımsal emtia fiyatlarının ise gelecek yıl düşmesinin beklendiği belirtilen raporda, metal fiyatlarının ise talebin yavaşlaması nedeniyle 2024’te yüzde 5 düşeceği, 2025’te ise küresel sanayi faaliyetinin toparlanmasıyla yükselmesinin öngörüldüğü aktarıldı.

Raporda, politika yapıcıların tetikte olmaları gerektiği vurgulanarak başta altın olmak üzere bazı emtiaların görünüme ilişkin uyarılarda bulunduğuna işaret edildi.

Altın fiyatlarının çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 8 arttığı kaydedilen raporda, altın fiyatlarının jeopolitik kaygılarla benzersiz bir ilişkisi olduğu, çatışma ve belirsizlik dönemlerinde bu artışların sıklıkla “yatırımcı güveninin erozyona uğradığına” işaret ettiği ifade edildi.

Raporda, çatışmanın artması halinde gelişmekte olan ülkelerdeki politika yapıcıların manşet enflasyondaki olası artışı yönetmek için adımlar atmasının gerekeceği belirtildi.

Gıda güvensizliğinin artması riski göz önüne alındığında hükümetlerin gıda ve gübreye yönelik ihracat yasakları gibi ticari kısıtlamalardan kaçınması gerektiği belirtilen raporda, bu tür önlemlerin genellikle fiyat oynaklığını ve gıda güvensizliğini artırdığı aktarıldı.

Raporda, artan gıda ve petrol fiyatlarına tepki olarak fiyat kontrolleri gibi uygulamalardan da kaçınılması gerektiği vurgulanarak sosyal güvenlik ağlarının iyileştirilmesi, gıda kaynaklarının çeşitlendirilmesi, gıda üretimi ve ticaretinde verimliliğin artırılması gerektiği, uzun vadede ise tüm ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandırarak enerji güvenliklerini güçlendirebileceği ve bunun da petrol fiyatı şoklarının etkilerini hafifleteceği kaydedildi.

Dünya Bankası Baş Ekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, Orta Doğu’daki son çatışmanın emtia piyasalarının 1970’lerden bu yana yaşadığı en büyük şok olan Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın hemen ardından geldiğini belirtti.

Gill, politika yapıcıların ihtiyatlı olması gerekeceğini vurgulayarak, “Çatışma artarsa, küresel ekonomi yıllar sonra ilk kez yalnızca Ukrayna’daki savaştan değil, aynı zamanda Orta Doğu’dan da kaynaklanan çifte enerji şokuyla karşı karşıya kalacak.” ifadelerini kullandı.

Dünya Bankası Baş Ekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse de yüksek petrol fiyatlarının devam etmesinin kaçınılmaz olarak gıda fiyatlarını da artıracağına dikkati çekti.

Son çatışmanın tırmanmasının yalnızca bölgede değil, dünya genelinde gıda güvensizliğini yoğunlaştıracağı uyarısında bulunan Köse, “Şiddetli bir petrol fiyatı şoku gerçekleşirse, bu durum birçok gelişmekte olan ülkede halihazırda yüksek olan gıda enflasyonunu yukarı çekecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Külliyedeki EKK Toplantısı Sona Erdi: Enflasyonla Kararlılıkla Mücadele Vurgusu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı sonrası yapılan açıklamada, para ve maliye politikalarını etkin kullanarak enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgusu yapıldı.

Haber Merkezi / Açıklamada, yine bu dönemde yeşil ve dijital dönüşüm ekseninde rekabet gücünün ve verimliliğin artırılarak yüksek katma değerli üretim yapısının sağlanması ve ihracata dayalı nitelikli ve sürdürülebilir büyüme ile vatandaşların sosyal refahını artırmanın hedeflendiği ifade edildi.

Açıklamanın devamında, “Katma değeri yüksek ihracat potansiyelimizi artırıcı ve cari işlemler dengesinde sürdürebilir iyileşmeyi sağlayıcı yatırımlara yönelik olarak TCMB’nin Yatırım Taahhütlü Avans Kredileri’nin (YTAK) genel çerçevesi Kurul tarafından değerlendirilmiş olup uygulama detayları ilgili kurumlar tarafından netleştirildikten sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır” denildi.

Açıklama, “YTAK Programı’nın, TCMB’nin hedefleriyle uyumlu bir çerçevede tasarlanması kararlaştırılmıştır. Uluslararası kuruluşlardan sağlanan kredi niteliğindeki dış finansman kaynakları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu kaynakların taahhüt edilmesinden sonraki süreçte daha etkin kullanımına yönelik yapılabilecek çalışmalar ele alınmıştır” cümleleriyle sona erdi.

“12. Kalkınma Planı 5 eksen üzerinde kurgulandı”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda görüşülen 12. Kalkınma Planı üzerine  yaptığı konuşmada, kalkınma planının 5 eksen üzerinde kurgulandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“12. Kalkınma Planı genel çerçevesinde; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri güçlendirmek, iyi yönetişim anlayışını kurumsallaştırmak, beşeri ve sosyal yapımızı geliştirmek, afete dirençli yaşam alanları, akıllı ve sürdürülebilir şehirler oluşturmak, ekonomide istikrar ve sürdürülebilirliği sağlamak, her alanda yeşil ve dijital dönüşüm odaklı rekabetçiliği tesis etmek, ihracata dayalı nitelikli büyümeyi sağlamak, enerji ve gıda arz güvenliğini tesis etmek ve uluslararası işbirlikleri ile stratejik ortaklıkları güçlendirmek konularında somut adımlar atılacaktır.

12. Kalkınma Planı 5 eksen üzerinde kurgulanmıştır. İlk eksenimiz ‘istikrarlı büyüme, güçlü ekonomi’, ikinci eksenimiz ‘yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim’, üçüncü eksenimiz ‘nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum’, dördüncü eksenimiz ‘afetlere dirençli yaşam alanları, sürdürülebilir çevre’ ve beşinci eksenimiz ise ‘adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim’ eksenidir.”

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Ekonomik Güven Ekim’de Arttı

Ekonomik güven endeksi eylül ayında 95,4 iken, ekim ayında yüzde 1,2 oranında artarak 96,5 değerini aldı. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Buna göre; Ekonomik güven endeksi eylül ayında 95,4 iken, ekim ayında yüzde 1,2 oranında artarak 96,5 değerini aldı.

Bir önceki aya göre ekim ayında tüketici güven endeksi yüzde4,4 oranında artarak 74,6 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde0,2 oranında artarak 105,3 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde0,5 oranında artarak 113,6 değerini aldı.

Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 3,3 oranında azalarak 113,9 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 0,9 oranında artarak 89,1 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir.

Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır.

Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır. Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Merkez Bankası Faizi Yüzde 35’e Yükseltti: Erdoğan İçin Tahammülü Zor Bir Oran

Hafize Gaye Erkan başkanlığında toplanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 500 baz puan artırarak, yüzde 30’dan yüzde 35’e yükseltti. 

Haber Merkezi / TCMB yeni yönetimi altında böylece beşinci faiz artışı gerçekleşmiş oldu. Hafize Gaye Erkan, göreve başladığında politika faizi yüzde 8,5 düzeyindeydi.

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın Haziran ayında başkanlığa atanması sonrasında faiz indirimi sürecine son vererek, son 4 PPK toplantısında politika faizini sürekli olarak artırdı.

Ekonomistler, Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin sosyal medyadan değerlendirmede bulundu. Ekonomistler şu yorumları yaptı:

Mahfi Eğilmez: TCMB faizi 5 puan artırarak yüzde 35’e yükseltti. İlke olarak irrasyonellikten rasyonelliğe geçişte faizin böyle tedrici artırılması doğru ama beklentilerin olumlu yönde gelişmesi için bu kararın yapısal reformlarla desteklenmesi lazım.

Atilla Yeşilada: TCMB çaktı 500 puanı. Cesur bir hamle, dövize fren, Borsa’ya destek derim.

Ibrahim M. Turhan: Para Politikası Kurulu doğru adımı attı. Merkez Bankası yönetimini içtenlikle kutluyorum. Para politikası duruşunun bir bütün olarak değerlendirildiğinde yeteri kadar sıkı olduğunu düşünüyorum. Ekonomi politikası mevcut koşullar altında olması gereken çizgide sürüyor.

Murat Muratoğlu: Merkez Bankası 500 baz puan faiz artırdı… Yüzde 35’e çıkardı ama… Bu düne kadar yeterli bir orandı… Ne kadar kabadayılık o kadar faiz… Bunu hesaplamadı mı?

Nesrin Nas: Yüzde 35, enflasyonu düşünürsek yeterli olmayabilir ama Erdoğan için tahammülü zor bir oran.

Hayri Kozanoğlu: TCMB enflasyon ile ekonomik durgunluk arasında sıkışmıştı. 500 puanlık artışla tercihini ekonomide durgunluktan yana yaptı. Metinden 2 Kasım Enflasyon Raporu’nda 2024 yılı %33 enflasyon hedefinin korunacağı anlaşılıyor. Özellikle KK ve bireysel kredi faizleri can yakacak.

İris Cibre: “Türk lirası mevduat payının artırılmasına yönelik ilave adımlarla parasal aktarım mekanizması güçlendirilmeye devam edilecektir”. Bu cümle sıkıntılı; Seçici kredi deyip para aktarım mekanizmasını güçlendiremezsin… Dolarizasyon ise, 2 ayda 63.3% e geriledi (5 puan). İlave adımlar demek yeni makro ihtiyati tedbir mi demek?

Öte yandan Reuters ve Anadolu Ajansı’nın anketine katılan ekonomistler, faizin bu ay da artacağı yönünde tahminlerde bulunmuştu. Reuters anketine katılan 20 ekonomistin tamamının tahmini faizin artırılacağı yönünde olmuştu.

Dört ekonomist 250 baz puan, bir ekonomist 300 baz puan, 15 ekonomist ise 500 baz puan artış öngörmüştü. AA’nın anketine katılan 19 ekonomistin beklentilerinin medyanı 500 baz puan artırım yönünde gerçekleşmişti.

Anket sonuçlarına göre, 250 ila 500 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 32,50 ile yüzde 35 arasına yer almıştı. Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 40 olmuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Reel Kesim Güven Endeksinde Düşüş Sürüyor

Mevsimsellikten arındırılmamış reel kesim güven endeksi ekim ayında bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak 103,3 seviyesinde gerçekleşti. Ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi ise bir önceki aya göre 0,2 puan artarak 105,3 seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı ekim ayında yüzde 77,4 olarak gerçekleşti. Önceki veri yüzde 77,3 olarak izlenmişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Eylül ayına ilişkin reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranlarını yayımladı.

Buna göre; 2023 yılı Ekim ayında mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), bir önceki aya göre 0,2 puan artarak 105,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, mevcut toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi miktarı ve mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemiştir.

Mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak 103,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.

İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı yüzde 77,4

2023 yılı Ekim ayında, imalat sanayinde faaliyet gösteren 1727 iş yeri tarafından İktisadi Yönelim Anketi’ne verilen
yanıtlar toplulaştırılarak değerlendirilmiştir. İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış Kapasite Kullanım Oranı (KKO-MA), bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 76,8 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Mevsimsel etkilerden arındırılmamış Kapasite Kullanım Oranı (KKO), bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 77,4 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Gabar Petrolü’ Paylaşımı: Cari Açığı Azaltacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Gabar’daki petrol üretiminin 2024’te Türkiye’nin ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacağını belirterek, “Böylece cari açık kalıcı olarak azalacak ve rezerv birikimi hızlanacak” dedi.

Haber Merkezi / TPAO’nun (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) sosyal medya hesabından, Gabar bölgesinde günlük 25 bin varil petrol üretimine ulaşıldığı belirtilen bir açıklama yapıldı.

Açıklamada ayrıca, “Enerjide bağımsız Türkiye hedefimize doğru, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde dağ taş, gece gündüz demeden tüm ekibimizle görevdeyiz” ifadelerine yer verildi.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulundu. Mehmet Şimşek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Gabar’daki petrol üretimi 2024’te ülkemiz ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak. Böylece cari açık kalıcı olarak azalacak ve rezerv birikimi hızlanacak. 2026 itibarıyla toplam petrol üretimi, ihtiyacımızın yüzde 18’ini karşılayacak düzeye ulaşacaktır.”

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Tüketici Güven Endeksi 74,6’ya Yükseldi

Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 4,4 oranında yükseldi. Böylece eylül ayında 71,5 olan Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında 74,6 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici Güven Endeksi, ağustos ayında68 olarak kayıtlara geçmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 Ekim ayına ilişkin Tüketici Güven Endeksini açıkladı. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Eylül ayında 71,5 iken Ekim ayında yüzde 4,4 oranında artarak 74,6 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde 6,1 artışla 59,7, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 5,4 artışla 72,6, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 7,2 artışla 72,9 ve gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde 0,5 artışla 93,2 seviyelerine yükseldi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Bakan Şimşek: Kapsamlı Yapısal Reformlar Geliyor

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Son dönemde ülkemize yönelik yabancı yatırımcı ilgisi artmıştır. Yurt dışından önemli bir finansman imkanı sağlanacaktır. Uluslararası rezervlerde iyileşme sürmektedir. Para ve maliye politikasındaki uygulamalar önümüzdeki dönemde kapsamlı yapısal reformlarla desteklenecektir” dedi ve ekledi:

“Türkiye, uluslararası ticarete elverişli merkezi konumu, büyük iç pazarı, genç ve dinamik nüfusu, nitelikli ve rekabetçi iş gücü, liberal yatırım ortamı ve tamamlanmış lojistik altyapısıyla yatırımcılar açısından oldukça cazip bir ülkedir. Türkiye’nin sahip olduğu bu potansiyel önemli fırsatlar yaratmaktadır.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Gaziantep’in ev sahipliğinde düzenlenen Horasis Global Toplantısı’na katıldı. Bakan Şimşek, toplantıda, Türkiye ekonomisinin görünümüne ilişkin bir sunum yaptı. Şimşek, sunumunda özetle şu ifadeleri kullandı:

“Ticaret ortaklarımızın zayıf büyümesi, uzun süre yüksek seviyede kalacak küresel faizler, artan enerji fiyatları ile güçlü dolar karşılaştığımız küresel zorluklardır. Enflasyonla mücadele en önemli önceliktir. Dezenflasyon için sıkı para politikası ile seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma adımları devreye alınmıştır.

Deprem harcamaları bütçe dengesinde geçici bozulmaya yol açtı. Mali disiplinin tesis edilerek kamu mali dengesinin iyileştirilmesi önemlidir. Mali disiplini yeniden sağlayacak gelir ve harcama politikaları uygulamaya alındı. Program dönemi sonunda bütçe açığının yüzde 3 olan Maastricht Kriterinin altına gerçekleşmesi hedeflenmektedir.

Ülkemizin borçluluk seviyesi düşük olmakla birlikte kamu borçluluğunun düşük seviyesi deprem kaynaklı büyük bir harcamayı karşılayabilecek imkan oluşturmaktadır. Türkiye’nin yüzyıllık büyüme ortalaması yüzde 4,8, son 20 yıllık ortalaması yüzde 5,4 seviyesindedir. Ancak, son dönemde büyümenin kompozisyonunda yeniden dengelenme ihtiyacı oluşmuştur.

“Yabancı yatırımcı ilgisi artmıştır”

Artan turizm gelirlerine rağmen son dönemde güçlü iç talep ve yüksek altın ithalatı cari işlemler açığını olumsuz etkilemiştir. Yeniden dengelenme ve normalleşmesi beklenen altın ithalatı ile cari açıkta iyileşme gözlenmiştir.

Ayrıca, doğal gaz ve petrol üretim potansiyelimiz önümüzdeki dönemde enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmını karşılar hale gelecektir. Son dönemde ülkemize yönelik yabancı yatırımcı ilgisi artmıştır. Yurt dışından sağlanan finansman uluslararası rezervlere olumlu yansımıştır. Para ve maliye politikasındaki uygulamalar önümüzdeki dönemde kapsamlı yapısal reformlarla desteklenecektir.

Türkiye, uluslararası ticarete elverişli merkezi konumu, büyük iç pazarı, genç ve dinamik nüfusu, nitelikli ve rekabetçi iş gücü, liberal yatırım ortamı ve tamamlanmış lojistik altyapısı ile yatırımcılar açısından oldukça cazip bir ülkedir. Türkiye’nin sahip olduğu bu potansiyel önemli fırsatlar oluşturmaktadır.”

Paylaşın

İstanbul’da Yaşayanların Yarıya Yakını Kıt Kanaat Geçiniyor

27 Eylül – 12 Ekim 2023 tarihleri arasında İstanbul Barometresi Raporu’na göre ekonomik sıkıntılar İstanbul’da ikamet edenleri oldukça zorluyor. Raporda, 623 katılımcıya eylül ayında evde en çok ne konuşulduğu sorulurken yüzde 65’i “ekonomik sorunlar” yanıtını verdi.

Katılımcıların yüzde 33’ü kredi kartı borcunun asgari tutarını ödeyebildiğini kaydetti. Eylül ayında katılımcıların yüzde 43’ü kıt kanaat geçinebildiğini bildirdi. Ayrıca İstanbulluların yüzde 49’u son günlerde öfkeli olduğunu söyledi.

Katılımcılara göre İstanbul’un ilk üç sorunu yüzde 52 ile sığınmacı ve mülteciler, yüzde 50 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 45 ile trafik olarak belirlendi. Bu üç sorunu konut satışı ve kiralama fiyatları ve olası İstanbul depremi izledi.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Resmi verilere göre son 5 yılda 2,2 milyon kişi İstanbul’dan diğer şehirlere göç etti. En büyük göç sebeplerinden birisi ‘daha iyi konut ve yaşam koşulları’ oldu.

Enflasyonun son 20 yıldaki en yüksek seviyeye ulaşmasıyla birlikte geçim sıkıntısı had safhaya ulaştı. Kira fiyatlarının en çok arttığı şehirlerin başında da İstanbul geliyor. Şehirdeki ikamet eden yabancı uyruklu kişi sayısı da hızla artıyor. Ekim başı itibariyle 576 bin yabancı ikamet izni ile İstanbul’da yaşıyor. Diğer taraftan İstanbul hala göç almaya devam ediyor; ancak giden sayısı gelenlerden daha fazla.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri İstanbul’un aldığı ve verdiği göç sayısını sebepleriyle birlikte gösteriyor. Buna göre 2018-2022 yıllarını kapsayan son 5 yılda 2 milyon 182 bin kişi İstanbul’dan göç etti. 2018’de bu sayı 596 bin idi. 2019’da 378 bine düşen İstanbul’un verdiği göç sayısı tekrar kademeli artışa geçerek 2022’de 418 bini aştı.

Peki, insanlar İstanbul’dan neden ayrılıyor? Son 5 yıla bakıldığında her sene en büyük sebep “hane/aile fertlerinden birine bağımlı göç”. 2022’de 95 bin kişi bu sebeple İstanbul’dan ayrıldı. Bu da sebeplerin yüzde 22,8’ine karşılık geliyor. Aslında bu seçenek insanların kendi tercihleri değil; aile durumuna dayanıyor.

Bunun dışında en büyük sebep ise yüzde 22,1 ile “daha iyi konut ve yaşam koşulları”. 2022’de 92 binden fazla kişi bu sebeple İstanbul’dan ayrıldı. 26 bin kişi de ev aldıkları için İstanbul’dan göç etti. TÜİK verilerine göre son 5 yılda 462 bin kişi daha iyi konut ve yaşam koşulları sebebiyle İstanbul’u terk etti.

Sebeplerdeki “bilinmeyen” oranı da oldukça yüksek. Bu durum aslında daha iyi yaşam şartları sebebiyle göç edenlerin oranının daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Şehirler hem göç alıyor hem de göç veriyor. Aradaki farka ise net göç deniliyor. Net göç sıfırdan büyük ise bu şehre gidenden daha fazla kişinin geldiğini gösteriyor. Eğer net göç eksi ise bu kente göç eden sayısı daha yüksek olduğu anlamına geliyor.

Her sene yüzbinlerce kişi İstanbul’a göç etmeye devam ediyor

İstanbul’a göç de durmuyor. Her sene yüzbinlerce kişi İstanbul’a göç etmeye devam ediyor. 2018-2022 yılları arasındaki son 5 yılda toplam 1 milyon 983 bin kişi İstanbul’a göç etti. İstanbul’da son 5 yılda net göç sayısı ise 199 bin oldu.

2019’da net göç sayısı artı verirken diğer yıllarda hep eksi seyretti. Yani, giden sayısı gelenlerden daha fazla oldu. 2022’de eksi göçün en yüksek olduğu şehir 33 bin ile İstanbul oldu.

İstanbul’da 532 bin Suriyeli yaşıyor

Göç İdaresi Başkanlığı’nın 12 Ekim 2023 verilerine göre İstanbul’da geçici koruma altında bulunan Suriyeli sayısı 532 bin. İstanbul’un nüfusu ise Suriyelilerle birlikte 16 milyon 440 bin. Bu da şehirde yaşayan bin kişiden 32’sinin Suriyeli olduğunu gösteriyor.

Yine Göç İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre İstanbul’da 576 bin kişi ikamet izni ile bulunuyor. Buna geçici koruma altındaki Suriyeliler dahil değil. Bu durumda İstanbul’da yaşayan her 100 kişiden 6-7 kişinin yabancı olduğu anlamına geliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe’nin açıklamasına göre İSKİ su tüketim verilerine göre İstanbul’da yaklaşık 2,5 milyon yabancı yaşıyor.

İstanbul Planlama Ajansı’nın verilerini aktaran Buğra Gökçe Ekim 2023 itibariyle İstanbul’da ortalama kira bedeli 13 bin 300 liraya yaklaştığını bildirdi. Buna göre asgari ücretin kirayı karşılama oranı yüzde 85’e düştü. Emekli maaşı da ortalama kiranın yalnız yüzde 40’ını karşılayabiliyor.

623 kişinin katılımıyla 27 Eylül – 12 Ekim 2023 tarihleri arasında İstanbul Barometresi Raporu’na göre ekonomik sıkıntılar İstanbul’da ikamet edenleri oldukça zorluyor. Katılımcılara Eylül ayında evde en çok ne konuşulduğu sorulurken yüzde 65’i “ekonomik sorunlar” yanıtını verdi.

Katılımcıların yüzde 33’ü kredi kartı borcunun asgari tutarını ödeyebildiğini kaydetti. Eylül ayında katılımcıların yüzde 43’ü kıt kanaat geçinebildiğini bildirdi. Ayrıca İstanbulluların yüzde 49’u son günlerde öfkeli olduğunu söyledi.

Katılımcılara göre İstanbul’un ilk üç sorunu yüzde 52 ile sığınmacı ve mülteciler, yüzde 50 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 45 ile trafik olarak belirlendi. Bu üç sorunu konut satışı ve kiralama fiyatları ve olası İstanbul depremi izledi.

Paylaşın

Hazine’nin Borcu 6 Trilyon Lirayı Aştı

Merkezi yönetim brüt borç stoku, eylül sonu itibarıyla 6 trilyon 69,6 milyar lira oldu. Borç stokunun 2 trilyon 153,2 milyar lira tutarındaki kısmı Türk Lirası, 3 trilyon 916,4 milyar lira tutarındaki bölümü ise döviz cinsi borçlardan oluştu.

Haber Merkezi / Ayrıca, hazine alacakları, eylül sonu itibarıyla 26 milyar lira oldu. Alacak stoku içindeki en yüksek payı 10,4 milyar lirayla mahalli idareler oluşturdu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül itibarıyla merkezi yönetim brüt borç stoku verilerini açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Merkezi yönetim borç stoku 30 Eylül 2023 tarihi itibarıyla 6.069,6 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

Borç stokunun 2.153,2 milyar TL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsi, 3.916,4 milyar TL tutarındaki kısmı döviz cinsi borçlardan oluşmaktadır.”

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül itibarıyla Hazine alacaklarına ilişkin verileri de açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Hazine Alacak stoku 30 Eylül 2023 tarihi itibarıyla 26 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Hazine alacak stoku içerisinde en yüksek pay 10,4 milyar TL ile Mahalli İdareler’e aittir.

2023 Eylül ayı sonu itibarıyla Hazine alacaklarından toplam 2,7 milyar TL tahsilat gerçekleştirilmişti.”

Paylaşın