Türkiye’de Gıda Fiyatları 3 Yılda Yüzde 338 Arttı

Eylül 2020 ile Eylül 2023 arasındaki son 3 yılda Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 338 artarken dünyada sadece yüzde 24 artış gösterdi. TÜİK verilerine göre yıllık reel gıda enflasyonu 2019 sonunda ve 2020 başında eksideydi. Yani, genel tüketici enflasyonu gıda enflasyonundan daha yüksek seyrediyordu.

Yeni Ekonomik Model sonrası bu durum tam tersine dönerken Nisan 2022’de bu fark yüzde 20’nin üzerine çıktı. Nonimal yıllık gıda enflasyonu ise 2021 ortasına kadar çoğunlukla yüzde 10’un altında seyretmesine rağmen Yeni Ekonomik Model ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) döneminde rekora koştu. Kasım 2022’de yıllık gıda enflasyonu yüzde 102’ye ulaştı.

Türkiye’de enflasyonla birlikte hayat pahalılığı halkı derinden etkiliyor. Gıda enflasyonu ise daha çok can yakıyor. Çünkü gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark iyice açılmış durumda.

Dünya Bankası raporuna göre yıllık reel gıda enflasyonunun en yüksek olduğu dördüncü ülke Türkiye. Rapora göre Türkiye’de yıllık reel gıda enflasyonu yüzde 15 oldu. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı küresel gıda enflasyonu ile Türkiye’deki gıda enflasyonu arasındaki fark da had safhada. Küresel gıda fiyatları düşüş eğiliminde olmasına rağmen Türkiye’de gıda fiyatları 36 aydan bu yana sürekli artıyor.

Dünya Bankası’nın yayımladığı Gıda Güvenliği raporuna göre, yılbaşından beri emtia fiyatlarındaki gerilemeye rağmen, özellikle düşük gelirli ülkelerde, gıda fiyatları yüksek seyrediyor. Dünya Bankası’nın tanımına göre gıda enflasyonu ile genel tüketici enflasyonu arasındaki fark reel gıda enflasyonu gösteriyor.

Mayıs-Ağustos 2023 arasında mevcut olan son ay itibariyle yıllık reel gıda enflasyonun en yüksek olduğu ülke yüzde 44 ile Lübnan olurken arkasından yüzde 34 ile Mısır geliyor. Sierra Leone yüzde 15 ile üçüncü ve Türkiye de yine yüzde 15 reel gıda enflasyonu ile bu alanda dünyada dördüncü sırada bulunuyor.

Ruanda, Gine, Gana, Pakistan, Surinam ve Malavi yüzde 11 ile 13 arasında değişen yıllık reel gıda enflasyonu ile bu alanda ilk 10 listesinde bulunuyor. Türkiye nominal gıda enflasyonunda da yüzde 74 ile dünya dördüncüsü. Zirvede ise yüzde 403 ile Venezuela bulunurken ardından Lübnan (yüzde 274) ve Arjantin (yüzde 134) geliyor.

9. ve 10. Sıradaki Burundi ile Malavi’de yıllık enflasyon yüzde 39. Bu ülkelerdeki enflasyonun Türkiye’nin neredeyse yarısı olması dikkat çekiyor. Diğer gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler gıda enflasyonunda Türkiye’den daha iyi durumda.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre Eylül 2020’den bu yana 36 aydan bu yana gıda fiyatları her ay aralıksız artıyor. FAO’nun açıkladığı küresel gıda fiyatları ise bu 36 ayının 19’unda bir önceki aya göre düştü. Buna göre Eylül 2020 ile Eylül 2023 arasındaki son 3 yılda Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 338 artarken dünyada sadece yüzde 24 artış gösterdi.

TÜİK verilerine göre yıllık reel gıda enflasyonu 2019 sonunda ve 2020 başında eksideydi. Yani, genel tüketici enflasyonu gıda enflasyonundan daha yüksek seyrediyordu. Yeni Ekonomik Model sonrası bu durum tam tersine dönerken Nisan 2022’de bu fark yüzde 20’nin üzerine çıktı.

Nonimal yıllık gıda enflasyonu ise 2021 ortasına kadar çoğunlukla yüzde 10’un altında seyretmesine rağmen Yeni Ekonomik Model ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) döneminde rekora koştu. Kasım 2022’de yıllık gıda enflasyonu yüzde 102’ye ulaştı.

Maaşlara gelen zammı enflasyon eritiyor

TÜİK verilerine göre eylül itibariyle son üç ayda enflasyon yüzde 25 oldu. Bu da memur maaşları ve asgari ücrete gelen yüksek zamların etkisinin kısa sürede yitirdiği anlamına geliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ekonomi Yönetimi Farklı Coğrafyalarda Para Arıyor!

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası değişen ekonomi yönetimi, Türkiye’ye dış kaynak bulabilmek için aylardan beri dünyanın farklı coğrafyaları arasında mekik dokuyor. Son olarak, Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) yıllık toplantıları için Fas’ın Marakeş kentinde bulunan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell ile 40 dakika görüştü.

Erkan, temasları kapsamında Blackrock, JPMorgan, Deutsche Bank ve Barclays gibi uluslararası finans ve yatırım çevreleri ile de bir araya geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Londra’da uluslararası yatırımcılar ile yaptığı toplantıların ardından Fas’a gitti. Şimşek Marakeş’te yaptığı açıklamada, geçmiş ekonomi politikalarını tersine çevirmenin zaman alacağını belirtti. 19 Ekim’de Paris’te yatırımcılarla görüşecek olan Şimşek, ardından dış kaynak arayışı kapsamında Abu Dabi, Doha ve Riyad’a gidecek.

Türkiye bir yandan “rasyonele dönüş” adı altında faiz artırım ve dış kaynak bulma sürecinden geçerken, diğer yandan yakın çevresindeki tansiyon giderek artıyor. Ukrayna-Rusya ve Azerbaycan-Ermenistan’dan sonra şimdi belki de en ciddi tehdit olarak İsrail-Hamas savaşının yayılmasından endişe ediliyor.

Uzmanlara göre, Türkiye’nin yakın coğrafyasında şiddeti giderek artan çatışmalar nedeni ile, ülke ekonomisinin ihtiyacı olan dış kaynağı bulmak kolay olmayacak. Milyarlarca dolarlık uluslararası sermayeyi çekmek için ülke ülke gezen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in işi daha da zorlaşmış durumda.

Ekonomi yönetimi, Türkiye’ye dış kaynak bulabilmek için aylardan beri dünyanın farklı coğrafyaları arasında mekik dokuyor. Son olarak, Dünya Bankası-Uluslararası Para Fonu (IMF) yıllık toplantıları için Fas’ın Marakeş kentinde bulunan Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell ile 40 dakika görüştü. Erkan, temasları kapsamında Blackrock, JPMorgan, Deutsche Bank ve Barclays gibi uluslararası finans ve yatırım çevreleri ile de bir araya geldi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Londra’da uluslararası yatırımcılar ile yaptığı toplantıların ardından Fas’a gitti. Şimşek Marakeş’te yaptığı açıklamada, geçmiş ekonomi politikalarını tersine çevirmenin zaman alacağını belirtti. 19 Ekim’de Paris’te yatırımcılarla görüşecek olan Şimşek, ardından dış kaynak arayışı kapsamında Abu Dabi, Doha ve Riyad’a gidecek. Peki Şimşek ve Erkan’ın dış kaynak arayışı, İsrail-Hamas savaşından nasıl etkilenecek?

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan Kırklareli Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, İsrail-Hamas arasındaki çatışmanın bir bölgesel savaşa dönüşme ihtimali nedeni ile uluslararası finansal hareketlerin “güvenli limanlara” yöneleceğini söylüyor.

Türkiye’nin çevresindeki çatışma ve risk alanlarının kısa vadeli sermaye girişlerinin azalmasına neden olabileceğini, yabancı doğrudan yatırım kararlarının da askıya alınabileceğini kaydeden Prof. Alçın, “Uluslararası yabancı fonlar açısından Türkiye şimdilik ‘izlenenler’ listesinde bulunmaya devam ediyor” diyor.

Bundan sonraki süreçte para politikasındaki sıkılaşmanın sürdürülüp sürdürülmeyeceği ve vergi toplama yanında kamunun da tasarrufa yönelip yönelmeyeceğinin uluslararası yatırımcılar açısından belirleyici olacağını ifade eden Alçın, şu görüşleri dile getiriyor:

“Uluslararası kısa vadeli yatırımcılar açısından Londra’daki swap piyasasındaki TL kısıdının henüz kaldırılmamış olması temel rahatsızlık unsuru. Bunun dışında son 3 aylık enflasyonun yüzde 20 olmasına karşın, Dolar/TL kurundaki hareketin yalnızca yüzde 1 artış göstermiş olması da kur kontrolünün devam ettiği sinyali vermekte ve bu kur seviyesinden Türkiye piyasasına girip önümüzdeki aylarda hızlı değer kaybedebilecek TL’yi dolara çevirip kayıpla çıkma konusunda da isteksizler.”

Uluslararası yatırımcı ne düşünüyor?

Türkiye’nin dış kaynak bulmada yaşadığı sorunlar, İsrail-Hamas savaşı öncesinde de ortaya konmaya başlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde, Şimşek’in 4-5 Ekim tarihlerindeki Londra temasları sonrasında yayınlanan Bank of America raporunda, aralarında 4 trilyon doları yöneten fonların bulunduğu 23 yatırımcının Türkiye ekonomisine ilişkin görüşlerine yer verildi.

Rapora göre, Mehmet Şimşek ile özel görüşmelerde bulunan uluslararası yatırımcılar, Türkiye’nin yabancı yatırımları çekme çabalarının yavaş ilerlediğini belirtirken, “rasyonele dönüş” politikalarından her an vazgeçilme ihtimalinin en büyük endişe kaynağı olduğuna vurgu yapıldı. Türkiye’de yapısal sorunların devam ettiğini ve bu sorunları aşmanın kolay olmayacağını dile getiren yatırımcılar, Türkiye’ye sermaye girişi konusunda hâlâ “bekle-gör” politikası izledikleri mesajını vermiş oldu.

Beykoz Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Bolgün’e göre, 2018-2023 arasındaki yanlış politikaların düzeltilmesi sadece faiz politikası ile değil, topyekun bir makro ekonomik bakış gerektiriyor.

Türkiye’nin hâlâ kendi içinde risk yaratma potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Prof. Bolgün, “Dolayısıyla yabancı yatırımcı şunu söylüyor: Son 5 yılda öyle rasyonellikten uzak bir politika uyguladınız ki, biz şimdi 4,5 aylık politika değişikliğini yakından izliyoruz ancak hâlâ güvenimiz tam değil” diye konuşuyor.

28 Mayıs seçimleri öncesinde Türkiye’den çıkan 1,5 milyar dolarlık yabancı portföyünün seçimlerden sonra geri döndüğünü ancak seçimlerden bu yana geçen 4,5 ayda borsaya net yabancı girişi yaşanmadığını anımsatan Bolgün, “Son 4,5 ayın sonunda Türkiye’ye beklenen portföy yatırımı gelmedi. Körfez ülkeleri ile 50 milyar dolarlık ticaret anlaşması yapıyoruz, bunun 8 milyar doları sukuk olarak gelecek dendi. Ama bunlar gelmedi. Dünya Bankası’ndan geleceği açıklanan 18 milyar dolara ilişkin de bir gelişme yok hâlâ” şeklinde konuşuyor.

İsrail-Hamas savaşının ortaya çıkardığı yeni konjonktürün de Türkiye’ye gelmesi umut edilen yabancı yatırımları olumsuz etkileyeceğini kaydeden Bolgün, “Ama zaten savaş başlamadan önce de durum parlak değildi. Yabancının Türkiye’ye umulan düzeyde ilgi göstermediğini biliyoruz. Ocak-Eylül döneminde yabancı yatırımcının portföy yatırımı olarak Türkiye’ye soktuğu para sadece 350 milyon dolar” diyor.

Ortadoğu’daki savaşın uzaması halinde son 1 haftada yüzde 7 artan petrol fiyatlarının etkisiyle Türkiye’nin cari açığının giderek büyüyeceğine de işaret eden Prof. Bolgün, “Bu da enflasyon görünümünü daha da bozacak. Hele çatışmanın İsrail-Hamas’ı aşıp Lübnan, Suriye ve özellikle İran’ı da içine alması halinde, tablo her açıdan çok daha kötü hale gelebilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Net rezervler eksi 55 milyar dolar

İsrail-Hamas çatışması ABD dolarını tüm dünyada güçlendirirken, Türkiye’nin dolar rezervleri ise beklenen hızda artmıyor. TCMB’nin net rezervleri 6 Ekim haftasında 20,7 milyar dolar olarak kaydedilirken, swap hariç net rezervleri ise eksi 55,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yani seçimden bu yana rezervlerde bir miktar iyileşme olsa da, hâlâ yabancı yatırımcı açısından güven vermekten uzak bir seviyede bulunuyor.

Prof. Dr. Oğuz Oyan, Türkiye’nin her yıl ortalama 200 milyar dolarlık dış borç ödemesi ve 50 milyar dolarlık cari açığını finanse etmesi gerektiğini söylüyor. Bunun için de hükümetin ya yeniden borçlanması ya da yabancı yatırımları çekmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Oyan, şöyle konuşuyor:

“Türkiye’nin dış yatırım çekememesi bölgedeki sıcak çatışmalardan değil, Türkiye’nin ekonomik göstergelerinin oldukça bozuk olmasından kaynaklanıyor. Türkiye dış kaynak olmadan büyümesini finanse edemiyor. Cari açık vermeden büyüyemiyoruz. Bunun için de her zaman dış yatırım ihtiyacı var. Bu nedenle Türkiye’nin dış borçları milli gelirinin yarısına ulaştı. Şimdilik İsrail-Hamas savaşı kısa vadede Türkiye’ye ciddi bir olumsuz etki yapacağını öngörmüyorum. Ancak Doğu Akdeniz’deki enerji oyununa yeniden dönmek isteyen Türkiye’nin son dönemde İsrail ile yakınlaşma çabalarının büyük yara aldığını söyleyebiliriz.”

Filistin – İsrail savaşı

7 Ekim’de Hamas’ın saldırısı ile başlayan ancak sonrasında İsrail’in topyekun savaş ilanı ile boyut değiştiren İsrail-Hamas çatışmasının küresel ekonomiye etkileri de giderek daha çok tartışılmaya başlanıyor. Bölgenin en önemli limanlarından biri ve İsrail’in en büyük ikinci limanı olan Hayfa Limanı, dünyanın en yoğun nakliye hattının bitişiğinde yer alıyor. Süveyş Kanalı’ndan geçen gemilerin uğrak limanı olan Hayfa Limanı’nda savaş nedeni ile ortaya çıkacak sorunlar, küresel ticareti de etkileme potansiyeline sahip.

Bununla birlikte, savaşın uzaması ve bölge ülkelerine yayılması durumunda petrol ve doğalgaz arzında da ciddi sıkıntılar yaşanabilir. Bu durum 7 Ekim’den sonra artış eğilimine giren enerji fiyatlarında yeni rekorlara neden olabilir. Öte yandan İsrail’in Gazze’yi işgal etmesi halinde yaşanacak göç dalgası da Türkiye’nin de aralarında olduğu bölge ülkelerinde konut fiyatlarından kamu harcamalarına kadar pek çok alanı etkileyecek.

Türkiye özelinde bakıldığında, İsrail Türkiye’nin dış ticaretinde önemli aktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Son açıklanan resmi verilere göre, Türkiye Ocak-Ağustos 2023 döneminde İsrail’e 3,8 milyar dolarlık ihracat yaparken, aynı dönemde İsrail’den ithalatı ise 1,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. İsrailli turistler içinde Türkiye önemli bir tatil lokasyonu. Türkiye’yi ziyaret eden İsraillilerin sayısı 2019’da 570 bin ile rekor kırmış, pandemi sonrasında sınırların yeniden açılması ile 2022’de ise Türkiye’ye gelen İsrailli turist sayısı 700 bine yaklaşmıştı.

Türkiye’nin Filistin ile ticareti ise İsrail ile kıyaslandığında çok düşük seviyede seyrediyor. 2023’ün ilk 8 ayında Filistin’e yapılan ihracat 83 milyon dolar olurken, ithalat ise 12 milyon dolar oldu. Yani aynı dönemde İsrail ile 5 milyar dolarlık dış ticarete imza atılırken, bu rakam Filistin ile 100 milyon dolara bile ulaşmadı.

Paylaşın

Şimşek’ten “Kredi Kartı Borçları” Sorusuna Yanıt: Güçlü Ekonomik Büyüme

965 milyar liraya ulaşan kredi kartlarına ilişkin soruyu yanıtlayan Bakan Mehmet Şimşek, ”Türkiye’de son 21 yılda kaydedilen güçlü ekonomik büyüme performansı ve yapısal dönüşüm ile birlikte vatandaşlarımızın kredi kartı ve kredi kullanımlarında artış görülmüştür” dedi ve ekledi:

“Bu artışa rağmen hane halkı borcunun milli gelire oranı yüzde 11 seviyesindedir. Bu oran yaklaşık yüzde 57 seviyesinde hane halkı borçluluğu olan Avro Bölgesi ortalamasının oldukça altındadır.”

Bakan Şimşek, 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, “Kredi kartları, bireysel kredi, taşıt kredisi ve ikinci konut kredisinde sadece faizleri artırarak değil, bankalar üzerinden kredi verme iştahını keserek de kredi büyümesini düşüreceğiz” demişti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, bireysel kredi kartlarındaki borç bakiyesi yılın başından 29 Eylül’e kadar olan dönemde yüzde 116,2 oranında net 518,8 milyar lira artarak 965 milyar liraya ulaştı.

Kredi kartı kullanımındaki artışı Meclis gündemine taşıyan CHP’li Ersever, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi sundu.

Ersever, 2015 ile 2023 arasında yıllar itibariyle toplam kredi kartı sayısını ve aynı dönem için kişi başına düşen kredi kartı sayısını takibe düşen toplam borç miktarını, icra nedeniyle kredi kartı ve kredi kullanımına kısıt getirilen kişi sayısını sordu.

Sol Haber’in aktardığına göre; Şimşek, Ersever’e şu yanıtı verdi: ”Türkiye’de son 21 yılda kaydedilen güçlü ekonomik büyüme performansı ve yapısal dönüşüm ile birlikte vatandaşlarımızın kredi kartı ve kredi kullanımlarında artış görülmüştür.

Bu artışa rağmen hane halkı borcunun milli gelire oranı yüzde 11 seviyesindedir. Bu oran yaklaşık yüzde 57 seviyesinde hane halkı borçluluğu olan Avro Bölgesi ortalamasının oldukça altındadır.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Perakende Satış Hacmi Yıllık Yüzde 17,2 Arttı

Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 15,3, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 24,2 arttı, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 1,0 azaldı.

Haber Merkezi / Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,7 azaldı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 0,1 arttı, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 5,6, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 9,0 azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Perakende Satış Endeksleri Ağustos 2023 verilerini açıkladı:

Buna göre; Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 15,3, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 24,2 arttı, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 1,0 azaldı.

Sabit fiyatlarla perakende satış hacmi ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,7 azaldı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 0,1 arttı, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 5,6, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 9,0 azaldı.

Cari fiyatlarla perakende ciro ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 87,5 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 89,9, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 98,1, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 58,5 arttı.

Cari fiyatlarla perakende ciro ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,5 arttı. Aynı ayda gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 7,0, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 1,2, otomotiv yakıtı satışları ise yüzde 13,0 arttı.

Paylaşın

Bakan Şimşek “Enflasyon” İçin Tarih Verdi

Katıldığı bir programda ekonomiye dair açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, “Hem parasal, hem miktarsal, hem seçici kredi sıkılaştırmasına gittik, bunu destekleyecek gelir politikalarını ortaya koyduk. Bir yıl sonraki enflasyonu çıpalayacak, onu bir şekilde yatırımcıları ikna edecek bir para politikası duruşuna geçeceğiz dedik ve o noktada gerekeni yaptık.” dedi ve ekledi:

“Enflasyonda momentum kaybı aylık bazda önümüzdeki birkaç ay içinde başlayacak. Esas yıllık bazda kalıcı yüksek dozda dezenflasyon Haziran’dan itibaren başlayacak. Para politikasında aldığımız tedbirler gecikmeli yansıyacak, baz etkisi var, bu nedenle geçiş dönemi olacak.”

Şimşek, açıklamasının devamında, “Altını çizmek istiyorum, enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmekte hükümetimiz, Cumhurbaşkanımız kararlı, çünkü enflasyon yüksek, sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engeldir. Geçmişte hükümetlerimiz enflasyonu tek haneye düşürdü ve uzun süre orada tuttu, ülkemizin kalkınmasına ivme kazandırdı, önümüzdeki dönemde aynı kararlılığı göstereceğiz, sadece sonuçları göstermemiz biraz zaman alacak” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, A Haber’de katıldığı bir programda ekonomiye dair açıklamalarda bulundu. Şimşek’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bizim programın ana hedefi sürdürülebilir yüksek büyüme, hedefe ulaşırken fiyat istikrarı, yani enflasyonun düşük tek hanelere düşürülmesi, rezerv birikimi ve KKM’den çıkış gibi, birbirini destekleyen bütüncül bir yaklaşım var. Program önemli bir fırsat içeriyor, bu nedenle bütün kesimlerden, yatırımcılardan ilgi çok yoğun. Önümüzdeki dönemde ilginin yoğunlaşmasını bekliyoruz, çünkü uygulama anlamında programın erken aşamasındayız.

“Gerekeni yaptık”

İnanıyorum ki programımız, özellikle tüm ülkemize kalıcı, uzun vadeli çözüm üretecek bir program. Hem parasal, hem miktarsal, hem seçici kredi sıkılaştırmasına gittik, bunu destekleyecek gelir politikalarını ortaya koyduk. Bir yıl sonraki enflasyonu çıpalayacak, onu bir şekilde yatırımcıları ikna edecek bir para politikası duruşuna geçeceğiz dedik ve o noktada gerekeni yaptık.”

Enflasyonda momentum kaybı aylık bazda önümüzdeki birkaç ay içinde başlayacak. Esas yıllık bazda kalıcı yüksek dozda dezenflasyon Haziran’dan itibaren başlayacak. Para politikasında aldığımız tedbirler gecikmeli yansıyacak, baz etkisi var, bu nedenle geçiş dönemi olacak.

Altını çizmek istiyorum, enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmekte hükümetimiz, Cumhurbaşkanımız kararlı, çünkü enflasyon yüksek, sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engeldir. Geçmişte hükümetlerimiz enflasyonu tek haneye düşürdü ve uzun süre orada tuttu, ülkemizin kalkınmasına ivme kazandırdı, önümüzdeki dönemde aynı kararlılığı göstereceğiz, sadece sonuçları göstermemiz biraz zaman alacak.”

Paylaşın

IMF, Türkiye İçin 2023 Ve 2024 Yılı Enflasyon Tahminlerini Yükseltti

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye için 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 50,6’dan yüzde 51,2’ye, 2024 yılı enflasyon tahminini yüzde 35,2’den yüzde 62,5’e yükseltildi.

IMF, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerinde ise bu yıl ve gelecek yıl için yukarı yönlü revizyona gitti. Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4 ve gelecek yıl yüzde 3,25 büyüyeceği tahmin edildi.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun ekim sayısını “Küresel Farlılıklarda Gezinme” başlığıyla yayımladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Kovid 19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşının ardından küresel toparlanmanın yavaş ve düzensiz olmayı sürdürdüğüne işaret edilen raporda, yeniden açılmayla gelen toparlanma ve enflasyonun düşürülmesinde kaydedilen ilerlemeyle birlikte yılın başındaki ekonomik dayanıklılığa rağmen rahatlamak için erken olduğu vurgulandı.

Raporda, ekonomik faaliyetin, özellikle yükselen piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde hala salgın öncesi seyrinin gerisinde kaldığı vurgulanarak, bölgeler arasında genişleyen farklılıklara işaret edildi.

Çeşitli güçlerin toparlanmayı engellediği belirtilen raporda, bunlardan bazılarının, salgının, Ukrayna’daki savaşın ve artan jeoekonomik ayrışmanın uzun vadeli sonuçlarını yansıttığı aktarıldı.

Dünya ekonomisinin geçen yıl yüzde 3,5 büyüdüğü anımsatılan raporda, küresel ekonomik büyümenin yavaşlayarak bu yıl yüzde 3 ve gelecek yıl yüzde 2,9 olmasının beklendiği bildirildi. IMF, temmuz ayında yayımladığı tahminlerinde, küresel ekonominin hem 2023 hem de 2024’te yüzde 3 büyüyeceğini öngörmüştü.

Raporda, küresel ekonomik büyüme tahminlerinin 2000-2019 yılları ortalaması olan yüzde 3,8’in altında kaldığı kaydedildi. Gelişmiş ekonomilerin 2022’de yüzde 2,6 büyüdüğü hatırlatılan raporda, ABD’deki ivmenin beklenenden güçlü ancak Euro Bölgesi’ndeki büyümenin beklenenden zayıf olduğu bir dönemde bu ekonomilerdeki büyümenin yavaşlayarak bu yıl yüzde 1,5 ve 2024’te yüzde 1,4 olmasının beklendiği aktarıldı.

Raporda, geçen yıl yüzde 4,1’lik büyüme kaydeden yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerin de Çin’deki emlak sektörü krizini yansıtacak şekilde hem 2023 hem de 2024’te yüzde 4 düzeyinde büyümesinin öngörüldüğü bildirildi. Orta vadede küresel büyüme tahminlerinin yüzde 3,1 ile son yılların en düşük seviyesinde bulunduğuna işaret edilen raporda, ülkelerin daha yüksek yaşam standartlarına ulaşma beklentilerinin zayıf olduğu belirtildi.

Raporda, küresel enflasyonun ise 2022’deki yüzde 8,7 seviyesinden 2023’te yüzde 6,9’a ve 2024’te yüzde 5,8’e istikrarlı bir şekilde düşeceğinin öngörüldüğü, ancak enflasyon tahmininin bu yıl için 0,1 ve gelecek yıl için 0,6 puan artırıldığı, çoğu durumda 2025’e kadar enflasyon hedeflerine dönülmesinin beklenmediği ifade edildi.

ABD’de borç limiti gerilimlerinin çözülmesiyle İsviçreli ve ABD’li yetkililerin bankacılık sektöründeki türbülansı kontrol altına almak için kararlı bir şekilde harekete geçmesi nedeniyle, finansal görünüme yönelik risklerin altı ay öncesine göre daha dengeli olduğuna işaret edilen raporda, ekonomide “sert iniş” ihtimalinin azaldığı ancak küresel büyümeye yönelik risklerin aşağı yönlü olmaya devam ettiği kaydedildi.

Raporda, Çin’in emlak sektörü krizinin özellikle emtia ihracatçıları açısından küresel etkileriyle birlikte derinleşebileceğine değinilerek, enflasyonun sıkı iş gücü piyasalarıyla birlikte beklenenden daha yüksek politika faizleri gerektirmesine katkıda bulunabileceği vurgulandı.

Daha fazla iklim ve jeopolitik şokun, gıda ve enerji fiyatlarında ilave artışlara neden olabileceği kaydedilen raporda, jeoekonomik ayrışmanın yoğunlaşmasının emtianın piyasalar arasındaki akışını kısıtlayabileceği, ek fiyat dalgalanmalarına neden olabileceği ve yeşil dönüşümü karmaşık hale getirebileceği ifade edildi.

Raporda, düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin ise yarısından fazlasının borç sıkıntısı içinde veya yüksek risk altında olduğu kaydedildi. IMF’nin raporunda, ülkelere ilişkin güncellenen ekonomik büyüme tahminleri de paylaşıldı.

Buna göre, ABD ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi 2023 yılı için yüzde 1,8’den yüzde 2,1’e ve 2024 yılı için yüzde 1’den yüzde 1,5’e yükseltildi. Euro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme tahmini ise bu yıl için yüzde 0,9’dan yüzde 0,7’ye ve 2024 yılı için de yüzde 1,5’ten yüzde 1,2’ye düşürüldü.

Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden Almanya’nın bu yıl yüzde 0,5 küçülmesi beklenirken, gelecek yıl yüzde 0,9 büyüyeceği tahmin edildi. IMF, temmuz ayındaki tahminlerinde, Almanya ekonomisinin bu yıl yüzde 0,3 küçüleceğini ve 2024’te yüzde 1,3 büyüyeceğini öngörmüştü.

Fransa ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 0,8’den yüzde 1’e çıkarılırken, gelecek yıl için yüzde 1,3 olarak korundu. İtalya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini 2023 yılı için yüzde 1,1’den yüzde 0,7’ye ve gelecek yıl için yüzde 0,9’dan yüzde 0,7’ye düşürüldü. İspanya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini de bu yıl için yüzde 2,5 olarak korunurken, gelecek yıl için yüzde 2’den yüzde 1,7’ye düşürüldü.

İngiltere ekonomisine ilişkin 2023 yılı büyüme tahmini yüzde 0,4’ten yüzde 0,5’e çıkarılırken, 2024 yılı beklentisi yüzde 1’den yüzde 0,6’ya indirildi. Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomileri grubunda ise Çin ekonomisine ilişkin büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 5,2’den yüzde 5’e düşürüldü. Çin ekonomisine yönelik 2024 yılı büyüme tahmini de yüzde 4,5’ten yüzde 4,2’ye çekildi.

Hindistan ekonomisinde bu yıla dair büyüme beklentisi ise yüzde 6,1’den yüzde 6,3’e çıkarılırken, gelecek yıl için yüzde 6,3 olarak korundu. Rusya ekonomisine ilişkin büyüme tahmini de bu yıl için yüzde 1,5’ten yüzde 2,2’ye yükseltilirken, gelecek yıl için yüzde 1,3’ten yüzde 1,1’e düşürüldü.

Türkiye için tahminler

IMF, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerinde ise bu yıl ve gelecek yıl için yukarı yönlü revizyona gitti.

Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4 ve gelecek yıl yüzde 3,25 büyüyeceği tahmin edildi. Fon, temmuz ayındaki tahminlerinde, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3 ve gelecek yıl yüzde 2,8 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF, 6 Ekim’de de James Walsh liderliğindeki IMF heyetinin 25-29 Eylül’de yaptığı Türkiye ziyaretinin ardından ülke ekonomisine ilişkin değerlendirmeleri paylaşmıştı. Fondan yapılan açıklamada, Türkiye’de seçimden bu yana uygulanan politika değişikliğinin memnuniyetle karşılandığı aktarılmıştı.

Açıklamada, politika faizinin yükseltilmesi, vergilerin artırılması ve bazı finansal sektör önlemlerinin serbestleştirilmesi yönündeki son adımların riskleri azalttığı ve yatırımcı güvenini artırdığı belirtilerek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv pozisyonunun da iyileştiği kaydedilmişti.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Sanayi Üretimi Yüzde 3,1 Arttı

Sanayi üretimi ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,9 arttı.

Haber Merkezi / Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,3 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,4 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi, Ağustos 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Sanayi üretimi yıllık yüzde 3,1 arttı.

Sanayi üretimi ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,9 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,3 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,4 arttı.

Sanayi üretimi temmuz ayında 7,4 arttı

Sanayi üretimi temmuz ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,7, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 7,4 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,1 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, temmuz ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 10,5 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,4 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,7 arttı.

Sanayi üretim endeksi nedir?

Sanayi Üretim Endeksi, sanayi sektöründe yer alan kuruluşların üretimlerindeki değişimi gösteren bir endekstir. TÜİK tarafından 2005 yılı üretimi 100 olarak alınmak suretiyle, her ay 4850 işyerinden Aylık Sanayi Üretim Anketiyle derlenen verilere dayanılarak hesaplanmaktadır.

Sanayi üretimi ne demek?

Sanayi, endüstri veya işleyim devamlı veya belli zamanlarda, makine ve benzeri araçlar kullanarak bir madde veya gücün niteliğini veya biçimini değiştirerek toplu üretimde bulunan faaliyet dalı ve ekonominin ana sektörlerinden birisidir.

Sanayi grupları nelerdir?

Günümüzde sanayi faaliyetleri birincil, ikincil ve üçüncül sanayi olarak sınıflandırılmıştır. Bu kategorileri biraz daha açacak olursak tabii, sınai ve hizmet sanayisi şeklinde sınıflandırmaya tabi tutulduğu belirtilebilir.

Paylaşın

IMF’den Türkiye’ye Enflasyonun Üzerinde Ücret Zamlarından Kaçınılması Tavsiyesi

Türkiye ziyaretinin ardından açıklamada bulunan Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti, ücretlere ve emekli maaşlarına, geçmiş enflasyona göre değil beklenen enflasyona göre zam yapılmasını, enflasyonun üzerinde ücret zamlarından kaçınılmasını tavsiye etti.

Bu da ücretlere zam yapılırken yıl sonundaki yüksek enflasyonun değil, çok daha düşük olan 2024 sonu beklentisinin dikkate alınması, ücretlerde reel kayıp yaşanması anlamına geliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuda çalışan memur ve işçilerin maaş artışlarına ilişkin eylül başında yaptığı açıklamada “Bundan sonra ücret düzenlemeleri hedef enflasyona göre yapılacak” demişti.

Uluslararası Para Fonu (IMF) teknik ekibi, her yıl olduğu gibi dördüncü madde görüşmeleri kapsamında yaptığı Türkiye ziyaretinin ardından ilk açıklamayı kamuoyu ile paylaştı.

James P. Walsh liderliğindeki ekibin 25-29 Eylül tarihleri arasında hükümet yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerin ardından gelen açıklama, IMF’nin internet sitesinde dün yayımlandı.

Sözcü’nün aktardığına göre, açıklamada, seçimden sonra uygulanan politika değişikliğinin IMF tarafından memnuniyetle karşılandığı ve faiz artışları nedeniyle yetkililerin tebrik edildiği belirtilirken, Merkez Bankası (TCMB) politika faizinin yükseltilmesi, vergilerin artırılması ve bazı finansal tedbirlerin serbestleştirilmesi yönündeki son adımların Türkiye’de riskleri azaltıp yatırımcı güveni ile rezervleri artırdığına işaret edildi.

Açıklamaya göre, ekonomik büyümenin 2023’te yüzde 4’e, 2024’te yüzde 3,2’ye düşmesini, 2022 sonunda yüzde 64,3 olan resmi tüketici enflasyonunun 2023 sonunda yüzde 69,1, 2024 sonunda yüzde 46 olmasını öngören IMF heyeti, işsizlik oranının da 2023’te yüzde 10,1, 2024’te yüzde 10,5 olmasını bekliyor.

IMF, milli gelire oranla cari açığın da 2023’te yüzde 4,1, 2024’te ise yüzde 3,1 olmasını öngörüyor. IMF heyeti Ankara’ya faizlerde daha fazla artış, finansal düzenlemelerde daha fazla serbestleştirme ve bütçe açığını azaltacak daha fazla adım çağrısında bulundu.

IMF heyeti ayrıca, ücretlere ve emekli maaşlarına, geçmiş enflasyona göre değil beklenen enflasyona göre zam yapılmasını, enflasyonun üzerinde ücret zamlarından kaçınılmasını tavsiye etti. Bu da ücretlere zam yapılırken yıl sonundaki yüksek enflasyonun değil, çok daha düşük olan 2024 sonu beklentisinin dikkate alınması, ücretlerde reel kayıp yaşanması anlamına geliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuda çalışan memur ve işçilerin maaş artışlarına ilişkin eylül başında yaptığı açıklamada “Bundan sonra ücret düzenlemeleri hedef enflasyona göre yapılacak” demişti.

Risk dengesinin aşağı yönlü olduğu belirtilen açıklamada, temel riskin, şu an devam etmekte olan politika değişikliğinin güçlü ivmesini kaybetmesi, bunun da güven kaybına neden olarak döviz talebi yaratması olduğu kaydedildi. Dış riskler olarak ise, yüksek emtia fiyatları, ticaret ortaklarının talebindeki yavaşlama ve küresel sistemik finansal istikrarsızlığa işaret edildi.

Paylaşın

Bakan Şimşek: Dış Kaynak Çalışmalarımız Sürüyor

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, ilave dış kaynak sağlamaya yönelik çalışmaları hız kesmeden sürdürdüklerini, bu çerçevede Londra’da çok verimli toplantılar yaptıklarını ifade etti.

Bakan Şimşek, yaptığı açıklamada ayrıca, piyasa koşulları elverdiği ölçüde uluslararası rezerv birikimine devam edeceklerini söyledi.

Şimşek 29 Eylül’de brüt Döviz rezervlerinin haftalık 3,3 milyar dolar gerileyerek 122,2 milyar dolar olduğunu belirterek “Bu gelişmede altın fiyatları ile swap işlemlerinin etkili olduğu görülüyor. Söz konusu dönemde yurt içi swap stoku 2,2 milyar dolar azalırken altın fiyatındaki gerilemenin etkisi ise 1,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir” değerlendirmesini yaptı.

Hazine nakit dengesi Eylül’de açık verdi

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı, Eylül ayına ilişkin nakit gerçekleşmelerini açıkladı. Buna göre, geçen ay Hazine’nin nakit gelirleri 486 milyar 262 milyon lira, nakit giderleri 555 milyar 315 milyon lira oldu.

Faiz dışı giderler 508 milyar 739 milyon lira, faiz ödemeleri ise 46 milyar 577 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz dışı denge ise 22 milyar 477 milyon lira açık verdi. Eylül ayında nakit dengesinde, 69 milyar 53 milyon liralık açık oluştu.

Kur farklarından kaynaklanan artış 5 milyar 202 milyon lira olarak gerçekleşirken, kasa/banka net hesabında da 8 milyar 310 milyon lira artış görüldü.

Paylaşın

FAO Açıkladı: Küresel Gıda Fiyatları İki Yılın En Düşük Seviyesinde

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Gıda Fiyat Endeksi’nin Eylül’de bir önceki aya kıyasla 0,1 puan düşüşle 121,5 puan olduğunu duyurdu. Düşüş, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana yaygınlaşan gıda enflasyonunun nihayet hafiflemesine yardımcı olacak.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Gıda Fiyat Endeksi Eylül 2023 verilerini açıkladı. Buna göre, Gıda Fiyat Endeksi’nin Eylül’de bir önceki aya kıyasla 0,1 puan düşüşle 121,5 puan oldu.

BloomberHT’nin aktardığına göre; Mart 2022’de kırılan rekorun ardından yaşanan düşüş, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana yaygınlaşan gıda enflasyonunun nihayet hafiflemesine yardımcı olacak.

Öte yandan ucuzlayan bitkisel yağlar bu yılki düşüşün önemli bir nedeni oldu. Karadeniz bölgesindeki ayçiçeği hasadı ve Güneydoğu Asya’daki palmiye mahsulleri Eylül ayında fiyatları neredeyse yüzde 4 düşürdü.

Tahıl fiyatları bu yıl, Rusya’nın ikinci ardışık buğday hasadının küresel arzı desteklemesi nedeniyle, hafif artış gösterse de düşüşlerini sürdürüyor.

Ayrıca Asya’da pirinç fiyatları, Tayland’daki daha iyi mahsulün Hindistan’ın ihracat kısıtlamalarının yol açtığı şokun hafifletilmesine yardımcı olması nedeniyle 15 yılın en yüksek seviyesinden düşüş gösterdi.

Bir diğer önemli gıda maddesi olan şekerin vadeli işlemleri, geçen ay on yıldan fazla bir sürenin en yüksek seviyesine ulaştı. Hindistan’da son beş yılın en düşük muson yağışının görülmesi, ülkenin gelecek yıl yapılacak ulusal seçimler öncesinde yerel fiyatları kontrol altında tutmak için şeker ihracatını kısıtlayacağı yönündeki endişeleri de artırdı.

İngiltere’de perakende gıda fiyatları Eylül ayında iki yıldan fazla bir süreden sonra ilk kez düşerken, Türkiye’den Kenya’ya kadar birçok ülkede maliyetler artmaya devam etti.

Küresel finansın liderleri bir araya geliyor

Öte yandan İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden şekillenen dünya ekonomisinde ABD’nin önderliğinde kurulan ve “Bretton Woods ikizleri” olarak adlandırılan IMF ve Dünya Bankası, her sene düzenledikleri yıllık toplantılarını 9-15 Ekim’de Fas’ın Marakeş kentinde gerçekleştirecek.

Eylül ayı başında 3 bine yakın kişinin hayatını kaybetmesine neden olan 7 büyüklüğündeki depremin vurduğu Marakeş’te gerçekleştirilecek toplantılar, 190 üye ülkeden maliye bakanları, merkez bankası başkanları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile akademisyenleri buluşturacak.

Küresel finansın liderlerinin katılacağı toplantılarda, Kovid-19 salgınının devam eden etkileri, Rusya-Ukrayna savaşının küresel ekonomide neden olduğu sonuçlar, iklim değişikliğinin artan etkileri, yükselen borç seviyeleri ve yoksul ülkelerin borçlarının hafifletilmesi gibi konular masaya yatırılacak.

Depremden sadece haftalar sonra Marakeş’te yapılacak toplantılarla uluslararası topluma “dayanışma” ve “karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmede kararlı olma” mesajı verilecek.

Paylaşın