Goldman Sachs, Türkiye İçin 2023 Yılı Cari Açık Beklentisini Düşürdü

ABD merkezli çokuluslu yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye için 2023 cari açık/GSYH tahminini yüzde 4,8’den yüzde 4,1’e çekti. 2024 yılı için ise banka piyasa beklentisinin altında olan yüzde 1,8’lik beklenti içinde olduğunu belirtti.

Goldman Sachs, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan veriler cari dengede iyileşmeye işaret etmişti.

BloombergHT’de yer alan habere göre; Türkiye ekonomisinde iki yılın en yüksek aylık cari fazlası kaydedilirken, Goldman Sachs da cari açığa ilişkin beklentilerini değiştirdi.

Türkiye’de cari açığın artık risk oluşturmadığını belirten Goldman Sachs, açığın daha sürdürülebilir seviyelere doğru ilerlediğine işaret etti.

Banka 2023 cari açık/GSYH tahminini yüzde 4,8’den yüzde 4,1’e çekti. 2024 yılı için ise banka piyasa beklentisinin altında olan yüzde 1,8’lik beklenti içinde olduğunu belirtti.

Goldman Sachs değerlendirmesinde söz konusu öngörülerin önemli ölçüde yükselen faiz oranlarının bir sonucu olarak daha büyük faiz oranı ödemelerini yansıtan” birincil gelir açığının genişlemesini içerdiğini de ifade etti.

Banka tahvillere önümüzdeki dönemde girişler yaşanmasını öngörüyor.

Banka değerlendirmesinde “Cari işlemler hesabının artık bir risk oluşturmayacağını düşünüyoruz çünkü hem ileriye dönük olarak iyileşmeye devam etmesini bekliyoruz hem de faizlerdeki artışın bunu karşılamak için yeterli fonlamayı çekeceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Pazartesi günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan veriler cari dengede iyileşmeye işaret etmişti.

Türkiye’de cari denge Eylül ayında dış ticaret açığındaki daralmanın desteğiyle 2021’den bu yana ikinci kez fazla verdi.

Cari denge Eylül’de 1,4 milyar dolarlık Bloomberg anketi beklentisinin üzerinde, 1,88 milyar dolar fazla verdi. Ağustos ayında açıklanan 619 milyon dolarlık açık 357 milyon dolar açık olarak revize edildi. Yıllıklandırılmış cari açık Eylül ayında 51,7 milyar dolar oldu. Ağustos’ta yıllıklandırılmış açık 57 milyar dolar seviyesinde açıklanmıştı.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı Eylülde 3,66 milyar dolar ile Ağustos’ta kaydedilen 7,1 milyar dolarlık açığa göre önemli ölçüde geriledi.

Paylaşın

Deutche Bank: 2024’ün En İyi Yatırımı TL Cinsi Tahviller Olabilir

Dünyanın en büyük bankaları arasında yer alan Deutche Bank, 2023 yılında en kötü performansı gösteren gelişen ülke tahvili olan TL tahvillerinin, 2024 yılında en iyi performans gösteren tahviller arasında olacağını öngördü.

Banka ayrıca, “Yüksek enflasyon TL’de nominal değer kaybının kaçınılmaz olduğu anlamına geliyor ancak gelecek sene ve sonrasında bu değer kaybının daha kademeli olmasını bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

BloombergHT’de yer alan habere göre; Deutche Bank analistlerine göre lira cinsi tahviller 2024 yılının en iyi yatırımı olabilir.

Christian Wietoska öncülüğündeki analistler “Yapısal olarak boğa tutumuna dönmek için hâlâ birkaç ay daha var. TL tahvillerde 200-400 baz puanlık daha fiyatlama aralığı olacaktır. Bundan sonra ise bu tahviller yapısal perspektif dolayısıyla değer sunacaktır” ifadesini kullandı.

Deutsche Bank, son yıllarda para politikasına müdahale gibi nedenlerle milyarlarca TL’lik çıkış olduğu varlık sınıfında dönüş bekleyen diğer kurumlara katıldı. Geçen ay da JPMorgan stratejistleri, 10 yıllık lira cinsi tahvillerin getirisi için adil değeri yüzde 35,7 civarında gördüklerini ve bu seviyeye ulaşana kadar “beklemede kalacaklarını” açıklamıştı.

Geçen ay Merkez Bankası 5. toplantıda da faiz artırarak politika faizini yüzde 35’e yükseltirken bankaların devlet tahvili alma zorunluluğu kaldırılmıştı.

Deutsche analistleri enflasyonist baskılar, yüksek hacimi tahvil ihraçları ve en az 500 baz puanlık daha faiz artışının yıl sonuna dek tahvillerde daha fazla değer kaybına yol açacağını belirtti.

Analistler ayrıca “Yüksek enflasyon TL’de nominal değer kaybının kaçınılmaz olduğu anlamına geliyor ancak gelecek sene ve sonrasında bu değer kaybının daha kademeli olmasını bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten İyileşme Mesajı

Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan eylül ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin açıklama yapan Bakan Şimşek, “Yıllık cari dengede son iki ayda 7,3 milyar dolar iyileşme sağlandı. Program öngörülerimiz doğrultusunda bu iyileşmenin devamını bekliyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Hazne ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan eylül ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.

Cari dengedeki olumlu seyre işaret eden Şimşek, “Yıllık cari dengede son iki ayda 7,3 milyar dolar iyileşme sağlandı. Program öngörülerimiz doğrultusunda bu iyileşmenin devamını bekliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Ekonomi bu yıl ikinci kez cari fazla verdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı verilere göre cari denge 1,88 milyar dolar fazla verdi.

Haziran ayında Türkiye ekonomisinde 693 milyon dolarlık cari fazla verilmişti. Bundan önce 2021 yılında dört aylık bir cari fazla serisi kaydedilmiş, 2021 yılının Ekim ayında 4,1 milyar dolarlık cari fazla görülmüştü.

TCMB verilerine göre 12 aylık cari açık 51,7 milyar dolara geriledi. Orta Vadeli Program’daki (OVP) öngörülere göre 2023 yılında cari açığın 42,5 milyar dolar olması bekleniyor.

Çekirdek denge olarak bilinen altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı Eylül ayında 7,1 milyar dolar fazla verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 3,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 6,3 milyar dolar olurken bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 5,03 milyar dolar oldu.

Eylül’de doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net çıkışlar 337 milyon dolar olarak kaydedildi. Portföy yatırımları ise 1,02 milyar dolar tutarında net giriş gösterdi.

Resmi rezervlerde bu ay 7,7 milyar dolarlık artış olurken net hata noksan girişi 208 milyon dolar olarak kaydedildi.

Paylaşın

12 Aylık Cari Açık 51,7 Milyar Dolara Geriledi

12 aylık cari açık 51 milyar 7 milyon dolara geriledi. Orta Vadeli Program’daki (OVP) öngörülere göre, 2023 yılında cari açığın 42 milyar 5 milyon dolar olması bekleniyor.

Haber Merkezi / Öte yandan cari denge eylül ayında 1,88 milyar dolar fazla verdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Eylül 2023 verileri açıkladı. Buna göre, eylül ayında cari işlemler hesabı 1.876 milyon dolar fazla kaydedildi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 7.118 milyon dolar fazla verdi.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 3.657 milyon dolar olarak gerçekleşti. Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 6.253 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 5.033 milyon dolar oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi 851 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 131 milyon dolar net giriş kaydedildi. Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net çıkışlar 337 milyon dolar olarak kaydedildi.

Portföy yatırımları 1.018 milyon dolar tutarında net giriş kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 263 milyon dolar net satış, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında ise 90 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 1.429 milyon dolar ve diğer sektör 400 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 3.258 milyon dolar net azalış kaydetti.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 162 milyon dolar ve Türk lirası cinsinden 252 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 414 milyon dolar net artış kaydedildi.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, diğer sektörler ve Genel hükümet sırasıyla 1.632 milyon dolar, 354 milyon dolar ve 152 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ay 7.663 milyon dolar net artış oldu.

Paylaşın

Bakan Şimşek: Enflasyonu 2026 Yılında Tek Haneye İndireceğiz

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Geçiş sürecinin ardından 2024 yılı ortasından itibaren dezenflasyon süreci başlayacak ve 2026 yılında enflasyonu tek haneye indireceğiz. Türkiye, geçmişten bu yana uyguladığı disiplinli maliye politikaları ile bütçe açığını ve kamu borç stokunu azaltmada önemli bir başarı sağlamıştır” dedi.

Bakan Şimşek ayrıca, “Uyguladığımız sağlıklı politikalara cevaben Türkiye’ye yatırımcı güveninin geri gelmeye başladığını görüyoruz. Türkiye’nin kredi risk primi (CDS), mayıs ayındaki 700 baz puan seviyelerinden 400 baz puanın altına indi. Türkiye’nin risk primi neredeyse yarıya inmiş durumda yani yatırımcı güveni geri geliyor, bu da sermaye girişine yol açacak” ifadelerini kullandı.

Uluslararası İşbirliği Platformu ile Körfez Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK)-Türkiye Ekonomik Forumu 2023” İstanbul’da gerçekleştirildi.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, etkinliğin açılışında, Türkiye-KİK işbirliği alanları, Türkiye ekonomisinin görünümü ve Türkiye’deki yatırım fırsatlarını içeren sunum yaptı. Sunumunda karşılıklı işbirliğinin artırılması çerçevesinde Körfez ülkeleri ile Türkiye arasında ekonomik açıdan karşılıklı bir tamamlayıcılığın bulunduğunu belirten Şimşek, şunları kaydetti:

“Türkiye, zengin üretim çeşitliliği sayesinde imalat sanayisinde ileri kabiliyetlere sahip olup Avrupa ve Orta Asya pazarlarına erişim için kritik bir noktadadır. Körfez ülkeleri ise cari fazlalarına ve güçlü altyapı olanaklarına rağmen sanayi sektöründe sınırlı bir üretim çeşitliliğine sahiptir. Taraflar arasında serbest ticaret anlaşmaları gibi işbirliğini artıracak yeni modeller, Körfez ülkelerinin üretimini çeşitlendirmesine, karşılıklı ticaret ve yatırımların ivme kazanmasına, turizm ve inşaat başta olmak üzere sektörel potansiyelin artmasına katkı sağlayacaktır.”

Şimşek, sunumunda Türkiye ekonomisinde uygulanan makroekonomik politikalar ve yapısal reform gündemi hakkında da bilgi verdi.

Türkiye’deki yatırım fırsatlarına dikkati çeken Şimşek, şunları söyledi: “Orta Vadeli Program (OVP), makrofinansal istikrarı sağlamak için hazırlandı ve son birkaç ayda çok ciddi ilerleme kaydettik. Güçlü bir makroekonomik politika çerçevemiz ve yapısal reform gündemimiz var. Uyguladığımız sağlıklı politikalara cevaben Türkiye’ye yatırımcı güveninin geri gelmeye başladığını görüyoruz.

Türkiye’nin kredi risk primi (CDS), mayıs ayındaki 700 baz puan seviyelerinden 400 baz puanın altına indi. Türkiye’nin risk primi neredeyse yarıya inmiş durumda yani yatırımcı güveni geri geliyor, bu da sermaye girişine yol açacak. Reformlarımızı kararlı bir şekilde uyguladıkça ülkemize daha fazla yatırımcıyı çekecek ve böylece kalıcı makrofinansal istikrara ulaşacağız. Birincil önceliğimiz, fiyat istikrarını sağlayıp enflasyonu tek haneli rakamlara indirgemek.”

Enflasyonla mücadelenin önceliklendirildiği yeni politika çerçevesinde para politikasındaki normalleşme sürecinin, seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma adımlarıyla desteklendiğine işaret eden Şimşek, “Geçiş sürecinin ardından 2024 yılı ortasından itibaren dezenflasyon süreci başlayacak ve 2026 yılında enflasyonu tek haneye indireceğiz. Türkiye, geçmişten bu yana uyguladığı disiplinli maliye politikaları ile bütçe açığını ve kamu borç stokunu azaltmada önemli bir başarı sağlamıştır.” ifadelerini kullandı.

Bakan Şimşek, şubatta yaşanan deprem felaketine atıfta bulunarak, “Diğer yandan yaşanan deprem felaketinin vatandaşlarımıza olan etkisini hafifletmeye yönelik alınan tedbirler, bütçe açığında geçici artışa yol açmıştır. Depreme yönelik yapılan harcamalar hariç tutularak bütçe giderlerinde tasarruf ve önceliklendirme çalışmaları yapılmaktadır. Bu sayede Orta Vadeli Program dönemi sonunda bütçe açığının milli gelire oranının, Maastricht Kriteri olan yüzde 3’ün altına gerilemesi hedeflenmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Para, maliye ve gelirler politikasının eş güdüm içinde uygulanacağı gelecek dönemde iç ve dış talebin büyümeye pozitif katkı verdiği, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasının sağlanacağını vurgulayan Şimşek, şunları dile getirdi:

“Ekonomide yeniden dengelenmeye yönelik atılan adımlar, altın ithalatındaki normalleşme ile doğal gaz ve ham petrol üretimi faaliyetleri sonucunda cari işlemler açığında gerileme beklenmektedir. Güçlü turizm gelirlerinin devamı bu sürece katkı sağlayacaktır.

2023 yılında yüzde 4 seviyesine gerilemesi beklenen cari işlemler açığının milli gelire oranının program dönemi sonunda yüzde 2,3 olması hedeflenmektedir. Ülkemize yönelik artan güvenle birlikte, dış finansman imkanlarındaki iyileşmenin yansımasını güçlenen rezervlerde görüyoruz. Küresel zorlukların arttığı son dönemde ülkemizin şoklara karşı dayanıklılığını artırmak için yapısal reformların hayata geçirilmesi önem arz etmektedir.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, genç nüfusu, gelişmiş ulaşım ağı, büyük pazarlara yakın jeopolitik konumu ve büyüme potansiyeliyle yatırımcılara cazip fırsatlar sunan bir merkez olduğunu vurgulayarak, bu bağlamda ekonomilerini çeşitlendirmeye çalışan KİK üyesi ülkelerin, Türkiye ile işbirliğini güçlendirmelerinin faydalı olacağına dikkati çekti.

Paylaşın

Bireysel Kredi Kartı Borçları 1,5 Trilyon Liraya Dayandı

Bankaların bireysel kredi kartı alacakları yüzde 1,3 artışla 1 trilyon 4 milyar 411 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 441 milyar 472 milyon lirası taksitli, 562 milyar 940 milyon lirası taksitsiz borçlardan oluştu.

Öte yandan tüketici kredilerinin tutarı ise 1 milyar 236 milyon lira artışla 1 trilyon 459 milyar 121 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 442 milyar 990 milyon lirası konut, 88 milyar 69 milyon lirası taşıt ve 927 milyar 61 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Son verilere göre 12 bin 612 liraya yükselen açlık sınırının ve 43 bin 623 lira olarak hesaplanan yoksulluk sınırının altında kalan asgari ücret nedeniyle yurttaşlar bankalara borçlanmaya mahkum ediliyor.

Sol Haber’de yer alan habere göre; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan haftalık bülten, yurttaşların geçim sorununu gözler önüne serdi.

Bültene göre, tüketici kredilerinin tutarı 3 Kasım itibarıyla 1 milyar 236 milyon lira artışla 1 trilyon 459 milyar 121 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 442 milyar 990 milyon lirası konut, 88 milyar 69 milyon lirası taşıt ve 927 milyar 61 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,3 artışla 1 trilyon 4 milyar 411 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 441 milyar 472 milyon lirası taksitli, 562 milyar 940 milyon lirası taksitsiz borçlardan oluştu. Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 15 milyar 997 milyon lira artarak 1 trilyon 289 milyar 228 milyon liraya çıktı.

Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, bir önceki haftaya göre 1 milyar 892 milyon lira artarak 172 milyar 115 milyon liraya yükseldi. Takipteki alacakların 145 milyar 139 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Bankacılık sektörün kredi hacmi 71 milyar 306 milyon lira arttı. Söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 10 trilyon 924 milyar 148 milyon liradan 10 trilyon 995 milyar 454 milyon liraya yükseldi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Sanayi Üretimi Yıllık Yüzde 4,0 Arttı

Sanayi üretimi eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,0 arttı. Eylül ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,7 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,2 arttı.

Haber Merkezi / Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, eylül ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,4 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi aynı kaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,0 azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi, Eylül 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Sanayi üretimi eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,0 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, eylül ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,7 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,2 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, eylül ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,4 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi aynı kaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,0 azaldı.

Sanayi üretimi ağustos ayında 7,4 arttı

Sanayi üretimi ağustos ayında bir önceki yılın önceki ayına göre yüzde 3,1 arttı. Sanayi üretimi ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,9 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ağustos ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,3 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,4 arttı.

Sanayi üretim endeksi nedir?

Sanayi Üretim Endeksi, sanayi sektöründe yer alan kuruluşların üretimlerindeki değişimi gösteren bir endekstir. TÜİK tarafından 2005 yılı üretimi 100 olarak alınmak suretiyle, her ay 4850 işyerinden Aylık Sanayi Üretim Anketiyle derlenen verilere dayanılarak hesaplanmaktadır.

Sanayi üretimi ne demek?

Sanayi, endüstri veya işleyim devamlı veya belli zamanlarda, makine ve benzeri araçlar kullanarak bir madde veya gücün niteliğini veya biçimini değiştirerek toplu üretimde bulunan faaliyet dalı ve ekonominin ana sektörlerinden birisidir.

Sanayi grupları nelerdir?

Günümüzde sanayi faaliyetleri birincil, ikincil ve üçüncül sanayi olarak sınıflandırılmıştır. Bu kategorileri biraz daha açacak olursak tabii, sınai ve hizmet sanayisi şeklinde sınıflandırmaya tabi tutulduğu belirtilebilir.

Paylaşın

Küresel Kalkınma Merkezi: Türkiye ‘En Kırılgan Ekonomiler’ Arasında

Küresel mali koşullardaki kötüleşme nedeniyle en fazla savunmasız durumda kalan ülkelerin başında Sri Lanka, Arjantin gösterilirken, Türkiye, Tunus, Pakistan, Bolivya, Mısır’ın ardından sondan 7 sırada yer aldı. Türkiye’yi El Salvador ve Brezilya izledi.

Dayanıklılık göstergesi, bir dış şokun gerçekleşmesi durumunda hangi ülkelerin ekonomik ve mali açıdan en çok etkileneceğini ortaya koymaya çalışıyor. Bu incelemede ortaya konan bulgular, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve hükümetler tarafından yayınlanan verilere dayanıyor.

Küresel Kalkınma Merkezi tarafından yayınlanan dayanıklılık göstergesi, bir dış şokun gerçekleşmesi durumunda hangi ülkelerin ekonomik ve mali açıdan en çok etkileneceğini ortaya koyuyor.

Eurnews Türkçe’nin aktardığına göre; Merkezi Washington’da bulunan Küresel Kalkınma Merkezi tarafından gelişmekte olan 37 ülke içinde yapılan “dış şoklara karşı dayanıklılık” klasmanında Türkiye sondan 7. sırada yer aldı.

Listede küresel mali koşullardaki kötüleşme nedeniyle en fazla savunmasız durumda kalan ülkelerin başında Sri Lanka, Arjantin gösterildi. Türkiye, Tunus, Pakistan, Bolivya, Mısır’ın ardından sondan 7 sırada yer aldı. Türkiye’yi El Salvador ve Brezilya izledi.

Araştırma, 37 gelişmekte olan ülke içinde Endonezya, Peru ve Bulgaristan’ın gruptaki en dirençli ülkeler olduğunu ortaya koyarken, Çin’in Covid-19 salgını öncesi dönemden bu yana mali dayanıklılıkta keskin bir bozulma yaşadığı uyarısı yapıldı.

Dayanıklılık göstergesi nedir?

Küresel Kalkınma Merkezi tarafından yayınlanan dayanıklılık göstergesi, bir dış şokun gerçekleşmesi durumunda hangi ülkelerin ekonomik ve mali açıdan en çok etkileneceğini ortaya koymaya çalışıyor. Bu incelemede ortaya konan bulgular, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve hükümetler tarafından yayınlanan verilere dayanıyor.

Buna göre Çin, 37 ülkeden oluşan bir örneklemede dış şoklar karşısında “en fazla zayıflayan ülke” olarak belirlendi. Pekin 2019’da gelişmekte olan ekonomiler içinde en dirençli 9. ülke olarak gösterilirken, 2023’te 18. sıraya geriledi.

Ekonomist Liliana Rojas-Suarez tarafından kaleme alınan araştırmada, gelişmekte olan piyasaların artık genel olarak 2019’a göre daha savunmasız olduğu görüşü ön plana çıkarıldı.

Ciddi bir dolar kıtlığı, Sri Lanka’yı geçen yıl 1948’de İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasından bu yana en kötü mali krizine sürüklerken, geçen yıl mayıs ayında bu ülke ilk dış borç temerrüdünü ilan etmek zorunda kaldı.

Arjantin on yıl içinde altıncı kez resesyona girerken, üç haneli enflasyon ve merkez bankası yabancı kur net rezervleri eksiye düştü. Küresel Kalkınma Merkezi araştırması, aynı zamanda gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde borç sürdürülebilirliğinin son dört yılda azaldığını gösterdi.

Rojas-Suarez, 2019’da yalnızca Tunus, Pakistan, Arjantin ve Sri Lanka’nın dış finansman ihtiyacının yüzde 100’ün üzerinde olduğunu hatırlatarak, “Şimdi ise mercek altına aldığımız 37 ülkeden 12’si, yani yaklaşık üçte biri bu durumda.” dedi. Rojas-Suarez, bu ülkelerin çok büyük ve sürdürülemez büyüklükte kamu borç oranlarına sahip olduğunu sözlerine ekledi.

Küresel Kalkınma Merkezi’nin araştırmasında, kısa vadeli dış borç, ve cari açıkların uluslararası rezervlere oranı ölçülerek bu ülkelerin dış finansman ihtiyaçları hesaplandı. Türkiye, 2019’da sondan 10 sırada yer almıştı.

Paylaşın

Ekim Ayında En Çok Külçe Altın Kazandırdı

Ekim ayında aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 2,36, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 0,89 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti.

Haber Merkezi / Üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 10,76, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 4,59 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı BİST 100 oldu. Altı aylık değerlendirmeye göre BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 24,70, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 20,02 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık olarak değerlendirildiğinde BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 54,15,  TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 33,16 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları Ekim 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 2,36, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 0,89 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından, Dolar yüzde 1,23, Euro yüzde 0,08 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 0,06 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; BIST 100 endeksi yüzde 2,87 ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 6,88 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde; Dolar yüzde 0,23, Euro yüzde 1,36, mevduat faizi (brüt) yüzde 1,38, BIST 100 endeksi yüzde 4,27 ve DİBS yüzde 8,22 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

BIST 100 endeksi, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 10,76, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 4,59 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 26,14, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 30,26 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmeye göre BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 24,70, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 20,02 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 38,35, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 40,66 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 54,15,  TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 33,16 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından külçe altın yüzde 26,09, Euro yüzde 15,62 ve Dolar yüzde 7,55 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; mevduat faizi (brüt) yüzde 17,48 ve DİBS yüzde 43,67 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde külçe altın yüzde 8,92 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Euro yüzde 0,12, Dolar yüzde 7,09, mevduat faizi (brüt) yüzde 28,72 ve DİBS yüzde 51,34 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Paylaşın

Ticaret Bakanlığı Açıkladı: 10 Aylık Dış Ticaret Açığı 94 Milyar Dolar

2023 yılının Ocak – Ekim döneminde dış ticaret açığı 94 milyar dolar oldu. 2022 yılının aynı döneminde dış ticaret açığı 91 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Öte yandan dış ticaret açığı ekim ayında geriledi.

Haber Merkezi / Ticaret Bakanlığı, 2023 Ekim ayı ihracat ile ithalat verilerini açıkladı. Buna göre; Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde 7,4 oranında artarak 22 milyar 873 milyon dolar, ithalat, yüzde 1,3 oranında artarak 29 milyar 594 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 3,9 oranında artarak 52 milyar 468 milyon dolar oldu.

Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 0,3 oranında artarak 210 milyar 77 milyon dolar, İthalat, yüzde 1,2 oranında artarak 304 milyar 27 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 0,8 oranında artarak 514 milyar 104 milyon dolar oldu.

Son 12 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 0,7 oranında artarak 254 milyar 848 milyon dolar, ithalat, yüzde 3,1 oranında artarak 367 milyar 293 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 2,1 oranında artarak 622 milyar 141 milyon dolar oldu.

Ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracatın ithalatı karşılama oranı 4,4 puan artarak yüzde 77,3 olarak
gerçekleşti. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı 3,4 puan azalarak yüzde 87,7 olarak gerçekleşti. Enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı 13,2 puan azalarak yüzde 92,6 oldu.

Ekim ayında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 764 milyon dolar), Irak (1 milyar 322 milyon (dolar) ve ABD (1 milyar 253 milyon dolar) oldu. İhracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat
içerisindeki payı yüzde 47,1 oldu.

Ekim ayında en fazla ithalat yapılan ülkeler sırasıyla; Çin (3 milyar 760 milyon dolar), Rusya Federasyonu (3 milyar 291 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 606 milyon dolar) oldu. İthalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 58,5 oldu.

Ekim ayında en fazla ihracat yapılan ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (8 milyar 753 milyon dolar), Yakın ve Ortadoğu Ülkeleri (4 milyar 602 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (3 milyar 401 milyon dolar) oldu.

Ekim ayında en fazla ithalat yapılan ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (9 milyar 315 milyon dolar), Asya Ülkeleri (7 milyar 804 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (5 milyar 514 milyon dolar) oldu.

Ekim ayında Geniş Ekonomik Grupların (BEC) sınıflamasına göre, en çok ihracat 11 milyar 717 milyon dolarla (yüzde 11,9 artış) “Hammadde (Ara malları)” grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 8 milyar 62 milyon dolarla (yüzde 1,6 artış) “Tüketim Malları” ve 2 milyar 908 milyon dolarla (yüzde 6,7 artış) “Yatırım (Sermaye) Malları” grupları takip etti.

Ekim ayında Geniş Ekonomik Grupların (BEC) sınıflamasına göre, en çok ithalat 20 milyar 246 milyon dolarla (yüzde 12,6 azalış) “Hammadde (Ara malları)” grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 4 milyar 731 milyon dolarla (yüzde 78,2 artış) “Tüketim Malları” ve 4 milyar 603 milyon dolarla (yüzde 36,9 artış) ” Yatırım (Sermaye) Malları” grupları takip etti.

Ekim ayında sektörlere göre ihracatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi sektörü yüzde 93,4 (21 milyar 352 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 4,6 (1 milyar 41 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 1,6 (375 milyon dolar) oldu.

Ekim ayında sektörlere göre ithalatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi sektörü yüzde 82,3 (24 milyar 368 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 12,3 (3 milyar 634 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 2,9 (848 milyon dolar) oldu.

Paylaşın