TÜRK-İŞ’ten ‘Asgari Ücret’ Tepkisi: Beklentiyi Karşılamadı

Yeni asgari ücretin 8 bin 500 TL olarak belirlenmesine tepki gösteren TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, “TÜRK-İŞ temsilcileri, bugünkü mevcut sosyal ve ekonomik şartlarda,  2023 yılı için belirlenen asgari ücretin, çalışanların aileleriyle birlikte geçim şartlarını karşılamadığı görüşündedir. Kamuoyunun beklentisi de giderilmemiştir” dedi ve ekledi

Haber Merkezi /“Asgari ücretin yürürlükte kalacağı dönem boyunca meydana gelecek fiyat artışlarının gerisinde kalması söz konusudur. Ücretli çalışanların satın alma gücü bu nedenle azalmaktadır. Çalışanların satın alma gücünü koruyacak tedbirler uygulanmalıdır.”

Asgari ücret çalışmalarında işçi kesimi tarafından öncelikli olarak, “çalışanların kendileri ve aileleri için insana yakışır bir gelir elde etmeleri için çaba gösterildiği” belirtilen Atalay, “Ancak bu talebimiz dikkate alınmamıştır. Yaklaşımımız işveren ve hükümet temsilcileri tarafından dikkate alınmış olsaydı, işçi kesiminin de onayıyla asgari ücretin oy birliğiyle tespit edilmesi ihtimali ortaya çıkabilirdi” ifadelerini kullandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından net 8 bin 500 TL olarak açıklanan 2023 yılında uygulanacak asgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda çalışan kesimi temsil eden TÜRK-İŞ tarafından yetersiz bulundu.

Erdoğan’ın yeni asgari ücreti açıkladığı sırada yanında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile işveren kesimini temsil eden Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol yer alırken çalışanların temsilcisi Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) yer almadı.

TÜRK-İŞ yeni asgari ücretin açıklanmasının ardından bir yazılı açıklama yaptı. Yeni asgari ücretin oy çokluğuyla, işveren ve hükümet temsilcileri tarafından belirlendiği ifade edilen açıklamada, “Komisyonda görev yapan işçi kesimi karar toplantısına katılmamıştır” denildi.

“Geçim şartlarını karşılamıyor”

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer aldı:

“Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi kesimi adına görev yapan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) temsilcileri, bugünkü mevcut sosyal ve ekonomik şartlarda, 2023 yılı için belirlenen asgari ücretin, çalışanların aileleriyle birlikte geçim şartlarını karşılamadığı görüşündedir. Kamuoyunun beklentisi de giderilmemiştir. Asgari ücretin yürürlükte kalacağı dönem boyunca meydana gelecek fiyat artışlarının gerisinde kalması söz konusudur. Ücretli çalışanların satın alma gücü bu nedenle azalmaktadır. Çalışanların satın alma gücünü koruyacak tedbirler uygulanmalıdır.”

Asgari ücret çalışmalarında işçi kesimi tarafından öncelikli olarak, “çalışanların kendileri ve aileleri için insana yakışır bir gelir elde etmeleri için çaba gösterildiği” belirtilen açıklamada, “Ancak bu talebimiz dikkate alınmamıştır. Yaklaşımımız işveren ve hükümet temsilcileri tarafından dikkate alınmış olsaydı, işçi kesiminin de onayıyla asgari ücretin oy birliğiyle tespit edilmesi ihtimali ortaya çıkabilirdi” denildi.

Asgari ücreti belirleme çalışmalarının sadece ücretli kesimi değil toplumun tümünü yakından ve doğrudan ilgilendirdiğine vurgu yapılan açıklamada, kamuoyunun beklentisinin karşılanmamadığı kaydedilerek, “Özelikle sendikasız işçilerin önemli bir bölümünün temel meselesi olan asgari ücretin işçi kesiminin savunduğu ilkeler çerçevesinde karara bağlanması, ülkemiz çalışma hayatı açısından önemli bir açılım sağlayacaktı” görüşü dile getirildi.

Anayasaya atıfta bulunuldu

Anayasada asgari ücretin tespitinde “çalışanların geçim şartları” göz önünde bulundurulması hükmünün yer aldığına işaret edilerek, “Ancak TÜİK bu konuda bir çalışma yapmaktan kaçınmıştır” ifadesi kullanıldı.

Açıklama şöyle sona erdi: “Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda görev yapan işçi temsilcileri, bu görüş ve düşüncelerle çalışmalara katkı yapmış ve asgari ücretin bu çerçevede belirlenmesi için çaba göstermiştir. Ancak, bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban ücret olması gereken asgari ücret -bir kez daha- pazarlık konusu edilmiş ve karar oy çokluğuyla, işveren ve hükümet temsilcileri tarafından belirlenmiştir. İşçi kesimi alınan karara katılmamıştır.”

Paylaşın

Asgari Ücret Belli Oldu: Net 8 Bin 500 TL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, asgari ücretin 8.500 TL olduğunu açıkladı, Erdoğan, ancak tarafların asgari ücrette anlaşamadığını da ekledi. TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay, resmi tekliflerinin 9 bin lira olduğunu belirtmişti.

Haber Merkezi / Ergün Atalay bu rakamın kabul edilmemesi durumunda masaya oturmayacaklarını söylemişti. Bu sebeple TÜRK-İŞ Başkanı Atalay, basın toplantısına katılmadı. Öte yandan TÜRK-İŞ’in karara muhalefet şerhi koyması bekleniyor.

Türkiye’de “genel ücret” haline gelmesi nedeniyle milyonlarca yurttaşı ilgilendiren asgari ücrette 2023 yılı rakamı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) Başkanı Özgür Burak Akkol’un katılımıyla düzenlendi.

İşçileri temsil eden Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) taleplerinin karşılanmaması nedeniyle görüşmede yer almadı.

Erdoğan, 2023 yılı asgari ücretini net 8 bin 500 TL olarak açıkladı. 2022 yılının ikinci yarısında net 5 bin 500 TL olan asgari ücrete böylece yeni yılda yüzde 54,5 oranında zam yapılmış oldu.

Açıklanan rakamla asgari ücret, bir kez daha yoksulluk sınırının da altında kaldı. Birçok kurum ve sendika çalışmasına göre yoksulluk sınırı 25 bin TL’yi aşarken, bir yıl boyunca uygulanacak asgari ücret de bir kez daha açlık sınırında belirlendi.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Açıklayacağımız asgari ücret rakamı ülkemizin genel ekonomik ve sosyal görünümü ile de uyumludur. Ne emekçilerimizin hakkının yenmesine ne de işverenlerimizin üzerine altından kalkamayacakları bir yükün bindirilerek istihdamın zarar görmesine rıza gösteririz.

Geçtiğimiz haftalarda kamu görevlilerinin pek çok talebini çözüme kavuşturduk. 2002 yılında 184 lira olan asgari ücret reel olarak yüzde 142 oranında artmıştır.

Geçtiğimiz sene yüzde 50 oranında artış yaparak 4 bin 250 liraya yükseltmiş, gelir ve damga vergisini kaldırmıştık. Yıl içinde asgari ücrette ortalama yüzde 80 oranında artış sağlamıştık. Ülkemizi faiz, kur, enflasyon cenderesinden çıkarmaya çalıştığımız bir süreçte meyveleri toplamaya başlayacağız.

Enflasyon oranının aşağıya düşüşüne şahit olacağız, yüzde 20’lere indirmeye kararlıyız.

Şayet beklenmedik bir tabloyla karşılaşırsak geçen yıl olduğu gibi ara düzenleme yapmaktan da kaçınmayız. Asgari ücrette geçtiğimiz yılın ocak ayına göre yüzde 94, temmuz ayına göre yüzde 50 artış sağlanmıştır. Asgari ücreti net 8 bin 500 lira oldu. Devlet olarak bizim sırtımızda önemli bir küfe var.”

Patronlardan ‘sağduyu’ talebi

TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol da Erdoğan’ın ardından söz alırken, “3 tane önceliğimiz vardı İşçi tarafıyla bazı görüş ayrılıkları olabilir ama yarın başka konularda yine mutabakatlar sağlayacağız” dedi. Akkol, basın mensuplarına da çağrı yapmak istediğini söyleyerek, “Sağduyuyla yaklaşmalarını bekliyorum. Kutuplaşmak bize yakışmaz” ifadelerini kullandı.

Bakan Bilgin’den ‘refah’ iddiası

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ise “Bu rakam, bütün çalışanların refahtan pay alacakları yeni bir ücret skalasına ulaştıracaktır. Bu Türkiye’nin büyümesine, büyürken emekçilerini düşünen bir sosyal devlet anlayışına yakışan bir tutumdur” diye konuştu.

Asgari Ücret görüşmeleri

İşçi kesimini Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş), patronları ise Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) temsil ettiği Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 3 toplantısında anlaşma sağlanamamıştı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 3. toplantıda anlaşma sağlanacağını açıklarken; Bilgin’in açıklamanın aksine taraflar arasında anlaşma sağlanamadı ve Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, 9 bin TL talep ettiklerini ve talebin karşılanmaması halinde masada olmayacaklarını belirtti.

Erdoğan, asgari ücrete ilişkin açıklamasında “sırtlarında bir küfe” olduğunu ve herkesin istediği konuştuğunu söyledi. Akşam saatlerinde ise Erdoğan ve Bilgin, Saray’da bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmelerde anlaşma sağlanamaması nedeniyle Türk-İş, toplantı öncesinde duyurduğu gibi toplantıda yer almadı. Asgari ücret Erdoğan tarafından duyuruldu.

Paylaşın

2022’nin İlk 11 Ayında 85 Bin Esnaf Kepenk Kapattı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’nun (TESK) verilerini paylaşarak ekonomideki yıkıma vurgu yaptı. Başevirgen, yılın ilk 11 ayında 85 bin 785 esnafın iflas ettiğini belirtti.

Kasım ayına ilişkin verileri de paylaşan ve 8 bin 951 esnafın kepenk kapattığını belirten Başevirgen, geçen yılın aynı döneminde bu sayının 7 bin 275 olduğunu hatırlattı.

2022 yılının tamamında kepenk kapatan esnaf sayısının 81 bin 159 olduğunu hatırlatan Başevirgen, Geçen yılın tamamında kepenk kapatan esnaf sayısı bu yılın 11. ayda geçilmiş oldu ve bir yılda dükkanına kilit vuranların sayısı yüzde 20 arttı. Esnafların pandemi döneminde yaşamaya başladıkları yıkım devam ediyor” dedi.

‘Esnafı vuran faturalar v kira artışları oldu’

Evrensel’in aktardığına göre 2022 yılı başından beri her ay 7 bin 800 esnafın kepenk kapattığını söyleyen Başevirgen, “Pandemi döneminin faturasını en ağır şekilde ödeyenler esnaflar oldu. Kapanmaların ardından normalleşmeye geçilmesiyle birlikte toparlanmaya çalışan esnaf ne yazık ki ayakta kalamıyor. Vatandaşın alım gücünün düşmesi nedeniyle satış yapamamak bir yana, esnafı asıl vuran elektrik ve doğal gaz faturaları ile birlikte önlenemeyen kira artışları oldu. 2022’nin başından beri her ay, maliyetlerin altından kalkamayan 7 bin 800 esnaf kepenk kapattı” ifadelerini kullandı.

‘Esnaf yüzde 70 oranında kira artışına maruz kaldı’

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından kasım ayına ilişkin enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, iş yerlerindeki kira artışının aralık ayında yüzde 70,36 olarak gerçekleştiğini kaydeden Başevirgen, “İş yerlerine, konutlardaki gibi bir kira artışı sınırlaması getirilmediği için aralık ayından itibaren esnaf yüzde 70 oranında bir kira artışına maruz kaldı. Yani mevcut kira bedeli 5 bin lira olan esnaf yüzde 70,36’lık bir artışla 8 bin 518 lira kira ödeyecek. Yıllık ödenen kira bedeli ise 100 bin lirayı aşacak. Esnaf bir yılda bu kadar para kazanamıyor ki sadece kiraya bu parayı verebilsin” diye konuştu.

Paylaşın

TCDD’nin Borcu 5,5 Milyar Liraya Ulaştı

TCDD’nin toplam Hazine borcun da 2022 itibarıyla dramatik artış yaşandı. Ocak ayında toplam Hazine borcu 4,6 milyar TL olan idarenin nisan, haziran, ağustos ve ekim aylarındaki borçları ise sırasıyla 4,8 milyar TL, 5,1 milyar TL, 5,3 milyar TL ve 5,5 milyar TL olarak gerçekleşti.

İktidarın borçlandırarak özelleştirmeye hazırlandığı iddia edilen Türkiye Cumhuriyet Devlet Demiryolları’nın (TCDD) Hazine borcu toplamı 5,5 milyar TL’ye ulaştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Hazine Alacak Stoku, TCDD’nin mali yapısını da bir kez daha ortaya koymuş oldu.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre AKP’li belediyelerden gelen eski bürokratların yönetiminde yer aldığı kurumun borcu, 2022 itibarıyla hemen her ay artmaya devam etti.

TCDD, Hazine’ye borcu olan 5 Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) içinde en borçlu kuruluş olarak öne çıktı. KİT’lerin toplam 6 milyar 425 milyon 687 bin TL’lik Hazine borcunun 5 milyar 465 milyon 948 bin TL’si TCDD’ye yazıldı. İdarenin toplam 5,5 milyar TL’lik borcunun 2 milyar 583 milyon 418 bin TL’sinin vadesinin geçtiği öğrenildi.

Aylar geçtikçe borç arttı

TCDD’nin vadesi geçmiş borçlarında aylara göre yaşanan değişim dikkat çekti. 2022 Ocak itibarıyla 2,1 milyar TL’lik vadesi geçmiş borcu bulunan idarenin, bazı aylara göre vadesi geçmiş borç tutarı şöyle kaydedildi:

Mart: 2 milyar 233 milyon TL

Temmuz: 2 milyar 455 milyon TL

Ekim: 2 milyar 583milyon TL

TCDD’nin toplam Hazine borcunda da 2022 itibarıyla dramatik artış yaşandı. Ocak ayında toplam Hazine borcu 4,6 milyar TL olan idarenin nisan, haziran, ağustos ve ekim aylarındaki borçları ise sırasıyla 4,8 milyar TL, 5,1 milyar TL, 5,3 milyar TL ve 5,5 milyar TL olarak gerçekleşti.

Sayıştay, sınavsız atamalara dikkat çekmişti

Sayıştay’ın, 2020 yılı Devlet Demiryolları Raporu, TCDD’yi borç batağına saplayan uygulamalara ışık tutuyor. Raporda, TCDD bünyesinde bulunan ve sınavla atama yapılması gereken müdürlük koltuklarına sınavsız atamalar yapıldığı belirtiliyor. Raporda, TCDD’de 40 kişiden oluşan şube müdürlerinin, bulundukları konuma sınavsız yerleştiği ifade ediliyor

Paylaşın

Tüketici Güven Endeksi Aralık Ayında Geriledi

Tüketici güven endeksi, aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında azaldı. Kasım ayında 76,6 olan endeks, aralık ayında 75,6’ya geriledi. Endeksin 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında azaldı. Kasım ayında 76,6 olan endeks, aralık ayında 75,6’ya geriledi.

Aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülüyor.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Milyonları İlgilendiriyor: Asgari Ücrette Olası 4 Zam Senaryosu

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, üçüncü toplantısını yarın saat 14.00’te gerçekleştirecek. Yeni yılda geçerli olacak asgari ücret rakamının bu toplantıda belirlenmesi bekleniyor. Öte yandan zamla ilgili olası 4 senaryo konuşuluyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde 7 Aralık’ta birinci, 14 Aralık’ta ikinci toplantısını yapan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, üçüncü toplantısını yarın saat 14.00’te gerçekleştirecek.

NTV’de yer alan habere göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 3. toplantıda uzlaşma sağlanacağını, işçilerin beklediği, işverenin de ödeyebileceği bir ücretin belirleneceğini söyledi.

Bilgin, “Esas problem şudur. Enflasyon şartlarında emekçilerin enflasyonun baskısından onları kurtaracak bir ücret seviyesinin belirlenmesi. Bunun yanı sıra işverenin ödeyebileceği bir ücret seviyesinin belirlenmesi” dedi.

Hazine ve Maliye ile Ticaret bakanlıkları ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temsilcilerinden istenen ilave verilerin görüşüleceği toplantıda, işçi ve işveren tarafı rakamlar üzerinden pazarlık edecek.

Yeni yılda geçerli olacak asgari ücret rakamının bu toplantıda belirlenmesi bekleniyor.

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulunun, komisyon toplantısından önce asgari ücret gündemiyle toplanıp, değerlendirmelerde bulunacağı öğrenildi.

Komisyonda işçi kesimini temsil eden TÜRK-İŞ, öncelikle pazarlığın Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırmasının kasım ayına ait açlık sınırı verisi olan 7 bin 785 lira üzerinden başlamasını istiyor. Bunun yanında, refah payı ile enflasyona karşı satın alma gücünün korunmasını talep ediyor. Bu rakamsal talebin yanında, gelir vergisi dilimlerinin çalışanlar lehine düzenlenmesi ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması da TÜRK-İŞ’in pazarlık masasına taşıdığı konular arasında bulunuyor.

İşveren kesimini temsil eden Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ise asgari ücrete dair rakam paylaşmamakla birlikte, temel olarak işçilerin ve işverenlerin gözetildiği dengeli bir asgari ücretten yana tutum sergiliyor. Yeni asgari ücret rakamında, istihdamın korunmasını, yeni istihdam yaratılmasını ve işletmelerin rekabet gücünün dikkate alınmasını isteyen TİSK, asgari ücret işveren desteğinin 2023’te de sürdürülmesini talep ediyor.

İşte olası senaryolara göre kalem kalem hesabı…

Yüzde 45 zam

İlk senaryo net asgari ücretin 8 bin liraya çıkması. Net olarak yüzde 45 artırılan asgari ücret brüt 9 bin 412 liraya çıkıyor ve işverene maliyeti de 11 bin 59 lira oluyor.

Yüzde 50 zam

İkinci senaryo yüzde 50 artışla 8 bin 250 liraya yükseltilmesi. Brüt ücret 9 bin 706 liraya çıkıyor ve işverene maliyeti 11 bin 404 lira oluyor.

Yüzde 55 zam

Üçüncü senaryo asgari ücretin yüzde 55’lik artış ile 8 bin 500 lira seviyesine ulaşması. Bu durumda brüt ücret 10 bin liraya, işverene maliyeti ise 11 bin 750 liraya yükseliyor.

Yüzde 60 zam

Son senaryo ise net asgari ücretin yüzde 60 artışla 8 bin 750 liraya çıkarılması. Bu durumda brüt ücret 10 bin 294 liraya, işverene maliyet ise 12 bin 95 liraya denk geliyor.

Asgari ücreti, yasa gereği işçi, işveren ve hükümetten beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Komisyon, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından toplantıya çağrılıyor ve yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında teamül üzerine aralık ayında dört kez toplanıyor.

Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.

Asgari ücret, bir işçi için aylık brüt 6 bin 471 lira, vergiler ve kesintiler düştüğünde net 5 bin 500 lira 35 kuruş olarak uygulanıyor.

Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 7 bin 603 lira 43 kuruş. Bunun 6 bin 471 lirası brüt asgari ücret, 1003 lira 1 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 129 lira 42 kuruşunu işveren işsizlik sigorta primi oluşturuyor

Paylaşın

Ekonomi Kötüye Giderken Lüks Tüketim Neden Artıyor?

Son derece belirsiz ekonomik koşullara rağmen lüks ürün pazarı 2022 yılında, geçen yıla oranla yüzde 21 büyüdü. Peki, bütün dünya enflasyonun yıkıcı etkilerine karşı mücadele etmeye çalışırken lüks ürünlerin tüketimi neden artıyor?

Dünyanın önde gelen danışmanlık firmalarından Bain & Co ve İtalyan lüks markalar temsilcisi Altagamma ortaklığında yapılan bir çalışma, lüks ürün pazarının 2022 sonunda 1,4 trilyon euroya ulaşmasına ve 2030 yılına kadar büyümesini öngörüyor.

Öte yandan yükselen enflasyon ve hayat pahalılığı birçok ülkede insanları etkilemeye devam ediyor, uzmanlar ekonomik eşitsizliğin giderek arttığını söylüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekim ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda küresel ekonomideki zorluklarda “henüz en kötünün yaşanmadığını” ve birçok kişi için “2023 yılının durgunluk gibi hissedileceğini” kaydetmişti.

Ekonomi kötüye giderken lüks ürünlerin tüketiminin neden arttığını uzmanlara sorduk.

‘Lüks ürünler pazarı çok daha dirençli’

Kasım 2022’de yayımlanan Bain & Co ve Altagamma raporuna göre lüks ürün pazarındaki büyüme eğilimi 2030 yılına kadar devam edecek.

Analistler, ABD lüks ürünler pazarının güçlü olmaya devam ettiğini, Avrupa pazarının ise son dönemde yaşanan ekonomik sarsıntılardan geri sıçrayarak yeniden canlandığını söylüyor.

Çin’de lüks ürün tüketiminde son yıllarda ciddi bir artış kaydeden analistler, 2021’de yüzde 21 olan pazardaki payının Covid-19 kısıtlamalarının kaldırılmasından sonra yeniden yükselişe geçeceğini tahmin ediyor.

Lüks ürün pazarının olası bir ekonomik durgunluk karşısında 2008 ekonomik krizine kıyasla “çok daha dirençli” olduğuna özellikle dikkat çeken bu çalışma, tüketici tabanının artık daha geniş ve yoğun olmasını buna gerekçe gösteriyor.

Raporda kayda değer bir diğer tespit ise Z ve Alfa kuşaklarının lüks ürün tüketimine yapacağı katkıya yönelik…

Buna göre bu kuşakların 2030 yılına kadar önceki nesillere kıyasla üç kat fazla lüks tüketime kayacağı ve pazarın üçte birini oluşturacağı öngörülüyor.

Analistler, bu kuşaktakilerin bir önceki Y kuşağına kıyasla lüks ürün tüketimine ortalama 3-5 yıl erken başladığını aktararak bu eğilimin devam edeceğini tahmin ediyor.

Sektördeki bu direncin kaynağına ve gençlerin lüks ürünlere nasıl eriştiğine gelmeden önce lüks ürünün ne olduğunu inceleyelim.

‘Kendimizi tatmin etmek için aldığımız ürünler’

BBC Türkçe’den Asya Robins’e konuşan Fransa’nın İktisadi ve Ticari İlimler Enstitüsü (ESSEC) İşletme Fakültesi’nde küresel strateji profesörü olan Ashok Som’a göre arzu yaratan, statü kazandıran ve bu statü sayesinde belli bir toplulukla özdeşleşme isteği uyandıran ürünler “lüks ürün” olarak nitelendiriliyor.

“Lükse Giden Yol: Lüks Marka Yönetiminin Evrimi, Pazarlar ve Stratejiler” (The Road to Luxury: The Evolution, Markets, and Strategies of Luxury Brand Management) adlı kitabın yazarı olan Som’a göre Fransa ve İtalya’da ortaya çıkan lüks tüketim akımındaki ürünlerin “kaliteli, yenilikçi, yaratıcı ve dayanıklı, yani nesilden nesile aktarılabilir” olması ayırt edici özellikler.

“Lüks” deyince akla saat, mücevher, parfüm ve kozmetik ve tekne gibi ürünlerin geldiğini söyleyen Som, günümüzde iPhone gibi teknolojik aletlerin, çeşitli seyahat ve tatil deneyimlerinin ve NFT (bir şeyin gerçekliğinin dijital sertifikası) gibi ürünlerin de bu kategoride yer alabildiğini belirtiyor.

“Kendimize harcayabileceğimiz ek gelirimiz olduğunda, isteklerimizi tatmin etmek için aldığımız her ürün lüks üründür” diyen Som, günümüzde bu ürünlerin Metaverse’te bile olabileceğine dikkat çekiyor.

‘Demokratikleşme ve yeni nesil farkındalığı’

Som, lüks ürün tüketiminde bir “demokratikleşme” yaşandığını, toplumdaki aşırı zengin yüzde 1’lik kesimin yanı sıra orta ve orta-üst sınıfların da artık pazara daha fazla erişebildiğini söylüyor.

Som’a göre bunun sebeplerinden biri, lüks tüketimde daha ucuz ürünleri de kapsayan yeni kategorilerin oluşması. Bir diğer nedense insanların paralarını biriktirerek daha az tüketmesi ama daha pahalı ürünleri tercih etmesi:

“Zengin kesimin büyük bir kısmının son dönemde daha da zenginleştiği doğru ama bu insanlar yüzlerce çanta ve binlerce otomobil daha satın almıyor. Bir ev veya tekne alamayan ama en pahalı telefon olan iPhone’u veya pahalı bir ruj ya da parfümü alan kişiler de lüks ürünler dünyasına katılıyor.”

Lüks ürün tüketimindeki artışın bir diğer sebebini ise Som şöyle anlatıyor:

“Gençler artık çevre ve iklim krizi konusunda çok duyarlı. Tek kullanımlık, ucuz ürünleri geri çeviriyorlar. Para biriktirip daha dayanıklı, pahalı ve böylece lüks olarak sınıflanan ürünleri veya ikinci el ya da vintage ürünleri tercih ediyorlar.”

‘İki farklı dünya’

Lüks ürün tüketenler Som’un dediği gibi “demokratikleşiyor” olsa bile bu grubun büyük bir kısmı hala dünyanın en zengin yüzde 1 ve yüzde 10’luk kesiminden oluşuyor.

Financial Times gazetesine lüks ürün sektörünün ekonomik krizlere olan dayanıklılığı hakkında konuşan Bain & Co ortaklarından Claudia D’Arpizio, “Satışlar harcanabilir ek gelirleri olan ve ekonomik çalkantılardan etkilenme olasılığı düşük, aşırı zenginler arasında yoğunlaşıyor” ifadelerini kullanıyor.

İsviçre bankası Credit Suisse’in ‘2021 Küresel Servet Raporu’na göre dünyanın en zengin yüzde 1’lik dilimi, dünyanın toplam servetinin yüzde 45,8’ine sahip.

Diğer taraftan küresel nüfusun yüzde 55’lik kesimi küresel servetin yalnızca yüzde 1,3’üne erişebiliyor.

Cambridge Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Dr. Toke Aidt, eşitsizliğin son 20 yılda “olağanüstü” seviyede arttığını ve “iki farklı dünyanın” oluştuğunu söylüyor

Aidt’e göre yüzde 1’lik kesim gelirinin büyük bölümünü servet yönetiminden elde eden ve kendini enflasyondan korumak için çeşitli yatırım araçlarına sahip kişilerden oluşuyor.

Aidt, “2008 ekonomik krizinden, pandemiden ve enflasyon şoklarından etkilenmeyen bu kesimin hala alım gücü var, bu yüzden lüks ürün tüketim eğilimindeki artış çok normal” diyor ve sözlerine devam ediyor:

“Gelir dağılımında çok daha aşağılarda olanlar ve bu tür krizlerden etkilenenler zaten lüks ürün pazarında yer almıyor.”

Aidt, küresel gelir ve servet dağılımında yüzde 10’luk kesimi incelediğimizde yine pandemiden daha az etkilenen, ekonomik sarsıntılarla baş etmek için yeterince birikmiş parası olan ve hala alım gücüne sahip bir grup ile karşılaştığımızı söylüyor:

“Avukatlar, şirket sahipleri, yöneticiler gibi kişilerin bulunduğu bu kesimdeki insanlar kendilerini enflasyondan tamamen izole edebilecek seviyede değiller ama harcamalarından kısmak zorunda kalmayacak kadar birikimleri var, hayatlarına az çok aynı şekilde devam edebiliyorlar.”

Bunun yanı sıra dünyada servet hareketliliğinin arttığına dikkat çeken Aidt, özellikle Çin ve Hindistan’a işaret ederek zengin ailelerin içine doğmayıp ekonomik olarak başarılı hale gelenlerin sayısının yükseldiğini söylüyor:

“Küresel anlamda, gelir dağılımının en tepesinde yer alan insanlar, 50 yıl öncesine göre çok daha çeşitli ancak eşitsizlik hala büyüyor.”

Eşitsizliğe çözüm var mı?

Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgale başlaması dünyada enerji ve gıda gibi alanlarda birçok ülke için endişelere yol açtı.

Hızla yükselen fiyatlar enflasyon krizlerine sebep oldu.

Dünyanın büyük bir kısmı yükselen enerji faturaları ve artan gıda fiyatlarıyla mücadele ederken başta petrol endüstrisi olmak üzere bazı sektörler ve şirketler ise bu krizden yararlandı.

Uzmanlar, eşitsizliğin bu nedenle daha da artmasından endişeleniyor.

Vergilendirme ve varlık dağıtımı konusunda çalışmalar yapmış olan Aidt’e eşitsizliğe çözüm olup olmadığını sorduk.

Nispeten küçük bir grup olan yüzde 1’lik kesimin oldukça hareketli ve bu yüzden vergilendirmesi zor olduğuna dikkat çeken Aidt, yüzde 10’luk kesime yoğunlaşılmasını öneriyor:

“Vergilendirme çok tartışmalı bir konu ve yatırım teşvikini azaltmadan vergilerin nasıl adil ve verimli bir şekilde yükseltileceği sorusu önemli. Ama iyi çalışan, ödenen vergi karşılığında kaliteli kamu hizmeti sağlayan sistemler mümkün” diyen Aidt sözlerine şöyle devam ediyor:

“İskandinav refah sistemi bunun iyi bir örneği. Toplumda fikir birliği olması ve insanların daha yüksek vergi ödemeye razı olması önemli. Bunun karşılığında kaliteli okul, otoyol, hastane gibi kamu hizmetlerinin sunulması gerekiyor. Bu iki yönlü bir yol ve kolay değil.”

Aidt, başta İngiltere ve ABD’de bunun tam tersine bir sistemin uygulandığını, düşük vergiler karşılığında sağlanan kamu hizmetlerindeki kalitede ciddi düşüş yaşandığını vurguluyor:

“Bu da eşitsizliğin artmasının önemli etkenlerinden. Eşitsizlikte artış kaydetmeyen ülkeler refah sistemi güçlü olan ve servet dağılımını önceliklendiren ülkeler.”

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 66,80’e Geriledi

Merkez Bankası’nın (TCMB) yıl sonuna ilişkin enflasyon tahmini yüzde 68,06 seviyesinden yüzde 66,80’e, yıl sonu döviz kuru beklentisi ise 19,54 liradan 18,78 liraya geriledi. Ay sonu gecelik faiz oranı yüzde 9,47’den yüzde 9,18’e indi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anket sonuçlarını yayınladı.

Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 68,06 iken, bu anket döneminde yüzde 66,80 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,47 iken, bu anket döneminde yüzde 34,92 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 20,76 ve yüzde 20,56 olarak gerçekleşti.

2022 yılı aralık ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 14,85 olasılıkla yüzde 25,00 – 31,99 aralığında, yüzde 26,40 olasılıkla yüzde 32,00 – 38,99 aralığında, yüzde 46,42 olasılıkla ise yüzde 39,00 – 45,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 21,95’inin beklentilerinin yüzde 25,00 – 31,99 aralığında, yüzde 24,39’unun beklentilerinin yüzde 32,00 – 38,99 aralığında, yüzde 36,59’unun beklentilerinin yüzde 39,00 – 45,99 aralığında olduğu gözlendi.

2022 yılı aralık ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 14,85 olasılıkla yüzde 25,00 – 31,99 aralığında, yüzde 26,40 olasılıkla yüzde 32,00 – 38,99 aralığında, yüzde 46,42 olasılıkla ise yüzde 39,00 – 45,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 21,95’inin beklentilerinin yüzde 25,00 – 31,99 aralığında, yüzde 24,39’unun beklentilerinin yüzde 32,00 – 38,99 aralığında, yüzde 36,59’unun beklentilerinin yüzde 39,00 – 45,99 aralığında olduğu gözlendi.

2022 yılı Aralık ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 44,11 olasılıkla yüzde 16,00 – 20,99 aralığında, yüzde 27,33 olasılıkla yüzde 21,00 – 25,99 aralığında, yüzde 10,00 olasılıkla ise yüzde 26,00 – 30,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre, 24 ay sonrası TÜFE enflasyonu beklentileri değerlendirildiğinde, katılımcıların yüzde 14,71‘inin beklentilerinin yüzde 11,00-15,99 aralığında, yüzde 35,29‘unun beklentilerinin yüzde 16,00 – 20,99 aralığında, yüzde 32,35’inin beklentilerinin yüzde 21,00 – 25,99 aralığında olduğu gözlendi.

Faiz beklentisi

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 9,47 iken, bu anket döneminde yüzde 9,18 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 9,00 olarak gerçekleşti.

Döviz kuru beklentisi 

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 19,54 TL iken, bu anket döneminde 18,78 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 23,35 TL ve 22,77 TL olarak gerçekleşti.

Büyüme beklentisi

Katılımcıların GSYH 2022 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 5,1 iken, bu anket döneminde yüzde 5,0 olarak gerçekleşti. GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 4,1 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Açlık Sınırı 7 Bin 818, Yoksulluk Sınırı 27 Bin Liraya Yükseldi

Kasım ayında dört kişilik ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 7 bin 818 liraya yükselirken, açlık sınırına diğer harcamalarında eklenmesiyle hesaplanan yoksulluk sınırı ise 27 bin 41 liraya yükseldi. Ekim ayında açlık sınırı 7 bin 552, yoksullu sınırı ise 26 bin 123 liraydı.

Haber Merkezi / Günlük harcamalarda kasımda en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 97.65 liralık harcamayla oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama 40 lira 80 kuruş, sebze ve meyve harcaması ise 40 lira 56 kuruş oldu.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı 23.41, katı yağ ve sıvı yağ için 17.67, yumurta için 6.75, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 8,46 lira oldu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi (BİSAM), kasım ayı açlık ve yoksulluk raporunu açıkladı. Raporda öne çıkan kısımlar şöyle:

“Beslenme kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Kasım 2022 için 7 bin 818 liradır. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 27 bin 41 lira olarak gerçekleşmiştir.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2.066 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 1.953, 15-18 yaş bir genç için 2.129, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1.405 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 552 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 26 bin 123 liraya ulaşmaktadır.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2.116 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 2.005, 15-18 yaş bir genç için 2.211, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1.486 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 818 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 27 bin 41 liraya ulaşmaktadır.

Günlük harcamalarda Kasım 2022’de en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 97.65 liralık harcama gereksinimi ile oluşturmaktadır. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 40.80 liradır. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 40.56 liraya ulaştı.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 23.41 liradır. Katı yağ ve sıvı yağ ise 17.67 liralık masraf yapılması gereken ürün gruplarıdır. Yumurta için 6.75, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 8,46 lira harcama yapılması gerekmektedir.

Süt ve süt ürünlerinin payı arttı

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 37.5 ile en yüksek paya sahiptir. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı yüzde 24.6 ile ikinci sıradadır. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 15.6’dır. Ekmek, makarna vb. için ise pay yüzde 12.3’dür. Diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 10’dur.”

Paylaşın

Tarım Üretici Enflasyonu Yüzde 169,45 İle Rekor Tazeledi

Enflasyon vatandaşın cebini yakmaya devam ediyor… Tarımda üretici enflasyonu kasım ayında aylık yüzde 7 yükseldi. Yıllık yükseliş ise yüzde 169.45 ile tarihi zirvesine ulaştı. Ekim ayında yıllık artış yüzde 163.32 ile yine rekor kırmıştı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi Kasım 2022 verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, tarım ürünleri üretici fiyat endeksinde (Tarım-ÜFE), kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 7,00, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 139,49, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 169,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 122,93 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 5,98 azalış, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,32 artış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 7,51 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6,06, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 7,21 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 11,20 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 87,24 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları ve yüzde 110,22 ile lifli bitkiler oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 380,89 ile turunçgiller ve yüzde 231,92 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu.

Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 22,51 ile tropikal ve subtropikal meyveler ve yüzde 8,77 ile lifli bitkiler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise yüzde 18,43 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 11,70 ile turunçgiller oldu.

Kasım 2022’de, endekste kapsanan 90 maddeden, 29 maddenin ortalama fiyatında azalış, 57 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Paylaşın