İran, Gazze’deki Savaşın Genişleyebileceği Uyarısını Yineledi

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, Siyonist rejimin bölgeye yönelik saldırganlığını durdurmaması halinde Gazze’deki savaşın genişleyebileceği konusunda bir kez daha uyardı.

Birleşik Krallık merkezli uluslarasası ekonomi gazetesi The Financial Times’a konuşan Hüseyin Emirabdullahiyan, “İran savaşın yayılmasını istemiyor ancak ABD ve İsrail’in bölgede benimsediği yaklaşım, Gazze halkına karşı işlenen suçlar ve Batı Şeria’daki durum durdurulmazsa her ihtimal değerlendirilebilir ve daha geniş bir çatışma kaçınılmaz olabilir” dedi ve ekledi: Savaş zaten bölgede genişledi.

“Şifa Hastanesi ‘ölüm bölgesi'”

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze’deki Şifa Hastanesi’ni “ölüm bölgesi” olarak tanımladı. DSÖ liderliğindeki Birleşmiş Milletler (BM) ekibi, İsrail ordusu tarafından işgal edilip tahliye edildikten sonra hastanede bir saat boyunca incelemelerde bulundu.

Ekip, bombardıman ve silah ateşine dair kanıtlar gördüklerini ve hastanenin girişinde 80 kişinin kalıntılarının bulunduğu belirtilen bir toplu mezar gözlemlediklerini söyledi.

İsrail ordusunun birkaç gün önce baskın düzenleyip arama yaptığı hastaneden dün yüzlerce kişinin yürüyerek çıktığını gösteren görüntüler yayınlanmıştı. İsrail ordusu son günlerde “Hamas’ı hedef alan operasyon” olarak tanımladığı harekat kapsamında hastaneye baskınlar düzenledi; ancak Hamas’ın hastane altındaki tünelleri merkez olarak kullandığı iddiasını destekleyecek somut kanıtlar sunmadı.

İsrail, operasyonlarını genişletti

Ayrıca İsrail ordusu, Gazze’nin kuzeyindeki operasyonlarını genişlettiğini duyurdu. Ordu, “Askerlerimiz son 24 saatte Zaytun ve Cibaliye bölgelerinde faaliyetler gerçekleştirdi ve bilinçli olarak sivil bölgelerden kendilerine patlayıcı fırlatan teröristlerle karşılaştı” açıklamasında bulundu.

İsrail ordusu, “Bu süreçte bazı Hamas mensuplarını etkisiz hale getirdik ve çok sayıda terörist altyapısını hedef aldık” dedi.

ABD ve İsrail ateşkes iddialarını yalanladı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ABD’li üst düzey yetkililer Washington Post’un Hamas ile kısa süreli bir ateşkes konusunda anlaştığı iddialarını yalanladı.

Washington Post konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde İsrail, ABD ve Hamas’ın beş günlük ateşkes karşılığında Gazze’de rehin tutulan kadın ve çocukları serbest bırakılmasını öngören bir anlaşma taslağı üzerinde uzlaştığını haberleştirmişti.

Bu bilgiyi şimdilik yalanlayan Başbakan Netanyahu iddialarla ilgili yaptığı açıklamada, “Şu hususu açıklığa kavuşturmak isterim: Şu ana kadar herhangi bir anlaşma yapılmamıştır. Ancak size şu sözü vermek istiyorum: Bir şey olduğunda size haber vereceğiz.”

Aynı yönde bir açıklamada bulunan bir Beyaz Saray sözcüsü de İsrail ve Hamas’ın geçici ateşkes konusunda henüz bir anlaşmaya varmadığını, ancak ABD’nin anlaşma için çalışmaya devam ettiğini vurguladı.

Washington Post cumartesi günü 6 sayfalık anlaşma taslağını yayınlamış, rehinelerin serbest bırakılmasının birkaç gün içinde başlayabileceğini ileri sürmüştü. Habere göre anlaşma uyarınca tüm taraflar en az 5 gün süreyle çatışmaları durduracak ve Hamas’ın elindeki toplam 240 rehineden en az 50’si her 24 saatte bir grup halinde serbest bırakılacak.

Paylaşın

WP’den “Gazze İçin 5 Günlük Ateşkes Anlaşmasına Varıldı” İddiası

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşına dair ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post (WP) dikkat çeken bir iddia öne sürdü.

Gazete, ABD’nin arabuluculuğunda Gazze’de 5 günlük ateşkes anlaşmasına vardığını yazdı. ‘Ateşkes’ iddiasını yalanlayan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Rehinelerle ilgili olarak birçok asılsız söylenti, birçok yanlış rapor var. Şunu açıkça belirtmek isterim ki şu an itibariyle bir anlaşma yapılmadı” ifadelerini kullandı.

Washington Post gazetesi, İsrail ile Hamas’ın ABD’nin arabuluculuğunda 5 günlük ateşkes anlaşmasına vardığını iddia etti. 5 günlük ara karşılığında, Gazze’de tutulan kadın ve çocukların serbest bırakılması konusunda anlaşma sağlandığı ileri sürüldü. Ancak Tel Aviv ve Washington yönetimleri, söz konusu haberi yalanladı.

Washington Post, altı sayfalık anlaşmanın bir parçası olarak ‘başlangıçta her 24 saatte bir 50 veya daha fazla rehinenin küçük gruplar halinde serbest bırakılacağını’ yazmıştı. Gazete, ateşkesin aynı zamanda önemli miktarda insani yardımın da Gazze’ye girmesine izin vermeyi amaçladığını belirterek, anlaşma taslağının Katar’da haftalarca süren görüşmeler sırasında hazırlandığını da aktarmıştı.

‘Ateşkes’ iddiasını yalanlanan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Rehinelerle ilgili olarak birçok asılsız söylenti, birçok yanlış rapor var. Şunu açıkça belirtmek isterim ki şu an itibariyle bir anlaşma yapılmadı” ifadelerini kullandı. Netanyahu, anlaşma sağlandığı takdirde kamuoyuna duyurulacağını da belirtti.

Beyaz Saray sözcüsü ise, İsrail ve Hamas’ın geçici ateşkes konusunda henüz anlaşmaya varmadığını dile getirdi. Yetkili,  ABD’nin anlaşmaya varmak için çalışmaya devam ettiğini söyledi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Afrin’de Bombalı Saldırı: 3 Ölü, 7 Yaralı

Suriye’nin kuzeybatısında yer alan Afrin kentinde düzenlenen bombalı saldırıda 3 kişi hayatını kaybederken, en az 7 kişide yaralandı. Bölgeden gelen bilgilere göre ölü sayısı daha da artabilir.

Haber Merkezi / Suriye’nin kuzeybatısında yer alan Afrin kentinde Suriye Milli Ordusu (SMO) Askeri Polis kontrol noktasında bomba yüklü bir kamyonla saldırı düzenlendi.

Saldırıda ilk belirlemelere göre, 3 kişi hayatını kaybederken, en az 7 kişide yaralandı. Bölgeden gelen bilgilere göre ölü sayısı daha da artabilir.

Öte yandan saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Suriye İç Savaşı sırasında, 2012 yazında Suriye hükûmeti bölgeden çekildi ve ardından yönetim PYD’nin eline geçti. Ocak 2014’te PYD tarafından tek taraflı olarak ilan edilen Rojava Anayasası’na göre, de facto statüdeki üç kantondan biri hâline geldi Afrin Kantonu’nun idari merkezi oldu.

20 Ocak 2018 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu’nun desteği ile ilçedeki PYD ve YPG’ye karşı Zeytin Dalı Harekâtı adlı askeri bir operasyon başlattı. Harekâtın 58. gününe denk gelen 18 Mart 2018’de ele geçirildi.

Not: Görsel temsili.

Paylaşın

Filistinlilerin Çoğu İsrail’le Bir Arada Yaşayamayacaklarına İnanıyor

Yeni yapılan bir ankete göre, Filistinlilerin yaklaşık yüzde 90’ı Gazze’deki askeri harekatın boyutu göz önüne alındığında “İsrail ile birlikte yaşamanın giderek imkansızlaştığına” inanıyor.

Haber Merkezi / Ankete katılanların yüzde 98’i, İsrail’i “asla unutmayacağını ve asla affetmeyeceğini” belirtti.

Arap Araştırma ve Geliştirme Dünyası (AWRAD) tarafından Filistinliler arasında yapılan bir ankete göre, ankete katılanların yaklaşık yüzde 90’ı Gazze’deki askeri harekatın boyutu göz önüne alındığında, “İsrail ile birlikte yaşamanın giderek imkansızlaştığına” inanıyor.

31 Ekim ile 7 Kasım tarihleri ​​arasında 688 Filistinli ile yüz yüze gerçekleştirilen ankette, katılımcıların yüzde 98’inin İsrail’i “asla unutmayacağını ve asla affetmeyeceğini” belirttiği ortaya çıktı.

Ankete katılanların yüzde 100’ü Gazze’de “güvenli alan” olmadığını söylerken, yüzde 65’i İsrail’in saldırılarını yalnızca Hamas’a karşı değil, “tüm Filistinlilere karşı bir savaş” olarak görüyor.

Ankete katılanların yüzde 48’i, evlerinin yıkıldığını ya da kısmen hasar gördüğünü söylerken, yüzde 90’ı ateşkesi desteklediğini belirtti. Ankete katılanların yüzde 91’i ise İsrail ordusunun açıkladığı bilgilere güvenmediklerini söyledi.

AWRAD, ankette örnekleminin farklı sosyoekonomik kökenden insanları içerdiğini, kadın ve erkeklerin eşit temsil edildiğini açıkladı.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de en az 12 bin kişinin öldüğü, bunların 5 bininin çocuk olduğunu açıkladı. Bakanlık açıklamasına, 200 sağlık personelinin de öldüğünü ekledi.

Avrupa Mülteciler ve Sürgünler Konseyi, yaklaşık 1,6 milyon kişinin, yani Gazze’de yaşayan 2,3 milyon kişinin yaklaşık yüzde 70’inin yerinden edildiğini duyurdu.

Paylaşın

Almanya Başbakanı’na Genelev Daveti: Size Uzmanlığımızı Sunmak…

Almanya Seks İşçileri Birliği, Başbakan Olaf Scholz’a hitaben yaptığı açıklamada, “Size uzmanlığımızı sunmak ve sizi Berlin’deki bir genelevi gezmeye ve tartışmaya davet etmek istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

Sendika, insan kaçakçılığı, cinsel istismar ve sömürünün kabul edilemezliği konusunda Şansölye’nin tutumunu paylaştığını ancak çalışanlarının iddia edildiği gibi bunu yapmadığını, gerçekte ‘iyi ve değerli hizmetler sunduğunu’ belirtti.

Sputnik Türkçe’de yer alan habere göre; Alman Seks İşçileri Birliği, Almanya Başbakanı Olaf Scholz’u fuhuş sorunlarına birlikte çözüm bulmak üzere bir geneleve davet etti.

Scholz daha önce Federal Meclis’teki bir tartışmada fuhuşun azaltılması gerektiğini, para ile seks yapmanın ‘normal bir durum olarak görülmemesi gerektiğini’ ve kadınların bedenlerini erkeklere satma ihtimalinin bir feminist olarak kendisini her zaman kızdırdığını söylemişti.

Alman Seks İşçileri Birliği internet sitesinde Scholz’a hitaben yapılan açıklamada, “Size uzmanlığımızı sunmak ve sizi Berlin’deki bir genelevi gezmeye ve tartışmaya davet etmek istiyoruz” denildi.

Sendika, insan kaçakçılığı, cinsel istismar ve sömürünün kabul edilemezliği konusunda Şansölye’nin tutumunu paylaştığını ancak çalışanlarının iddia edildiği gibi bunu yapmadığını, gerçekte ‘iyi ve değerli hizmetler sunduğunu’ belirtti.

Paylaşın

Irak Ve Suriye’deki ABD Üslerine 58 Saldırı Düzenlendi

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, salı gününden bu yana Irak ve Suriye’de konuşlu ABD kuvvetlerine üç kez saldırı düzenlendiğini ve 17 Ekim’den bu yana ABD birliklerine yönelik toplam saldırı sayısının 58’e çıktığını açıkladı.

Haber Merkezi / Pentagon Basın Sözcüsü Yardımcısı Sabrina Singh, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’de konuşlu askerlerimize Suriye’de 31, Irak’ta 27 yaklaşık 58 saldırı düzenlendi” dedi.

Singh açıklamasının devamında, Suriye ve Irak’taki ABD üslerine düzenlenen 55 saldırıda 59 ABD personelinin çeşitli şekillerde yaralandığını söyledi.

Pentagon’un daha güçlü, daha etkili bir cevap vermeden önce bir askerin öldürülmesini bekleyip beklemediği sorusuna ise Singh, “Bir şeyin harekete geçmesini beklemiyoruz. Biz… karşılık verdik ve eğer daha fazla saldırı olursa, kesinlikle kendi seçeceğimiz yer ve zamanda karşılık vereceğiz” şeklinde cevap verdi.

ABD, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor Valiliği’nde İran’ın İslam Devrim Muhafızları Birliği (IRGC) ve İran destekli milislerin bulunduğu bölgelere misilleme amaçlı hava saldırıları düzenledi. Saldırılar, ABD üslerinin dronlar tarafından hedef alınmasının ardından gerçekleşti.

İran destekli milislerin, Suriye ve Irak’taki ABD birliklerine yönelik saldırıları, Hamas’ın sürpriz saldırısının ardından başlayan İsrail – Filistin savaşının ardından başladı.

Paylaşın

Gazze’de “Çatışmalara Ara Verilmesi” Kararı BMGK’da Onaylandı

Hamas’ın düzenlediği Aksa Tufanı operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşı devam ederken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Malta’nın sunduğu Gazze’de çatışmalara “acil ve uzatılmış ara verilmesi” talep edilen karar tasarısını onayladı.

Haber Merkezi / Tasarı, 15 üyeden 12’sinin “evet”, 3’ünün “çekimser” oyuyla kabul edildi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya ve İngiltere çekimser oy kullanan ülkeler oldu.

Karar, Hamas ve diğer grupların elindeki rehinelerin “derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması” çağrısını yapıyor.

İsrail’in BM Büyükelçisi Gilad Erdan, kararın “gerçeklerden kopuk ve anlamsız” olduğunu söyledi. İsrail Büyükelçisi, ülkesinin “uluslararası hukuka uygun davranmaya devam edeceğini” söyleyerek, kararda Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısına değinilmemesini eleştirdi.

Ekim ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), dört kez ateşkes ya da insani ara öngören karar tasarılarına onay vermemişti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, ‘İsrail tarafından kuşatılan ve bombalanan’ “Gazze’deki katliama” son verilmesi çağrısında bulundu.

Bir basın açıklaması yapan Griffiths, “Gazze’deki katliam her geçen gün yeni bir dehşet boyutuna ulaşırken, hastanelerin ateş altında kalması, prematüre bebeklerin ölmesi ve tüm bir nüfusun temel geçim kaynaklarından mahrum bırakılması dünyayı şoke etmeye devam ediyor. Bu böyle devam edemez. Çok geç olmadan harekete dünya geçmeli.” ifadelerini kullandı.

BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi’ne ilk yakıt sevkiyatı yapıldığını duyurdu. Ancak UNRWA, insani yardımların ulaştırılmasında kullanılmak üzere çarşamba (15 Kasım) günü Mısır üzerinden Gazze Şeridi’ne ulaşan yakıtın “kesinlikle yeterli olmadığını” belirtti.

UNRWA Gazze Direktörü Thomas White, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, “23 bin litrenin biraz üzerinde benzin teslim edildi ve kullanımı da İsrailli yetkililer tarafından kısıtlandı. Bunu sadece insani yardımların taşınmasında kullanılacağız” ifadelerini kullandı.

“Su şebekelerini ya da hastaneleri çalıştıracak petrol yok” diyen White’a göre İsrail’in izin verdiği bu miktar “yarım tankere” eşdeğer ve ajansın “hayat kurtaran faaliyetlerini sürdürmek” için günlük ihtiyacının “sadece yüzde 9’una” tekabül ediyor.

Birleşmiş Milletler’den yapılan açıklamada, gelen yakıt miktarının azlığı nedeniyle Gazze’deki yardım operasyonlarının “çöküşün eşiğinde” olduğu uyarısında bulundu. UNRWA, “temel insani operasyonları” yerine getirebilmek için her gün 160 bin litre yakıta ihtiyacı olduğunu aktardı.

Paylaşın

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad Hakkında Tutuklama Kararı

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad hakkında sivillere karşı kimyasal silah kullanılması nedeniyle uluslararası tutuklama kararı çıkartıldı. Esad’ın yanı sıra kardeşi Mahir Esad ve Suriyeli iki general hakkında da aynı nedenle uluslararası yakalama kararı çıkardı.

Beşar Esad’ın Ağustos 2013’te Şam yakınlarında Doğu Guta bölgesinde bin 400’den fazla kişinin ölümüne yol açan saldırılarla ilgili suçlandığı ifade ediliyor. Sosyal medyada 2013’te yayınlanan videolarda bilinci yerinde olmayan çocuklar, ağzından köpükler gelen insanlar ve nefes almalarına yardımcı olmak için onlara oksijen veren doktorlar görülüyordu.

Birleşmiş Milletler (BM) raporunda anılan olaylarda sarin gazı kullanıldığına dair açık kanıtlar olduğu kaydedildi. Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü de (OPCW) Suriye’yi bir dizi kimyasal saldırı düzenlemekle suçluyor.

Suriye, 2013 yılında bu örgüte katılmayı ve tüm kimyasal silahlarından vazgeçmeyi kabul etmişti. Ülkede 2011’de başlayan iç savaşta yarım milyondan fazla insan hayatını kaybetti, ülke nüfusunun yarısı yerinden edildi.

Suriye’de 2013 yılında Doğu Guta’da halka kimyasal silahlı saldırı düzenlenmesiyle ilgili olarak Paris’te açılan davada Suriye Devlet Başkanı Beşar Esar hakkında uluslararası tutuklama kararı çıkarıldı. Mahkeme Esad’ı 2013 yılında Guta’daki saldırılarda insanlığa karşı suç işlemek ve savaş suçuna ortaklık etmekle suçluyor.

Suriye Medya ve İfade Özgürlüğü Merkezi tarafından açılan davada hakimlerin verdiği karara ilişkin olarak Fransız Haber Ajansı’na (AFP) konuşan merkezin kurucusu avukat Masen Derviş “Bu, kurbanlar için bir zafer. Bağımsız yargı kimyasal silahla düzenlenen saldırının Suriye Devlet Başkanı’nın bilgisi olmadan gerçekleştirelemeyeceğini kabul etti” diye konuştu.

Esad’ın yanı sıra mahkeme insanlığa karşı suç ve savaş suçu işledikleri gerekçesiyle Suriye Özel Kuvvetleri Komutanlığı yapan kardeşi Mahir Esad ve Suriyeli iki general hakkında da uluslararası yakalama kararı çıkardı.

İsveç merkezli sivil toplum örgütü Sivil Hak Savunucuları yakalama kararıyla ilgili olarak, “Yakalama kararının saldırıda hayatta kalanlara dünyanın onları unutmadığına dair net bir mesaj göndermesini umuyoruz” açıklamasını yaptı.

2013 yılında Guta bölgesinde sarin sinir gazı ile düzenlenen saldırıda yaklaşık bin 400 insan hayatını kaybetmişti. Söz konusu saldırı 2021 yılında Fransa’da yargıya intikal etmiş ve Paris’teki mahkeme soruşturma başlatmıştı.

Saldırıdan kurtulan çok sayıda kurbanı temsil eden kuruluşlar Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’dan şikayetçi oldu. Mahkemeye görgü tanıklarının ifadelerini ve olaya dair video ve fotoğrafları sundular.

Kanada ve Hollanda bu yıl Haziran ayında Şam rejimine yönelik işkence suçlamalarını Uluslarası Adalet Divanı’na taşıdı. İki ülke Şam rejimini BM’nin işkence ve kimyasal silahlara dair sözleşmelerini ihlal etmekle suçladı ve dava açılması için başvuruda bulundu.

Fransa’da önümüzdeki yıl Suriye rejiminin üst düzey üç temsilcisinin Fransa-Suriye vatandaşı iki kişiye işkence yapmak ve öldürmek suçundan hakim karşısına çıkması bekleniyor. Kurbanların Şam’daki Fransız okulunun bir çalışanı ile oğlu olduğu belirtiliyor. İddianameye göre zanlılar insanlığa karşı suç ve savaş suçu işlenmesine iştirak etmekle suçlanıyor.

BM uzmanları ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPWC) Suriye Ordusu’nu birçok kez halkına yönelik sarin ve klor gazı kullanmakla suçlamıştı. Şam rejimi ise bu suçlamaları reddetmişti.

Paylaşın

Kuzey Kore, Yeni Balistik Füze Sistemini Test Etti

Kuzey Kore, bölgedeki rakiplerine karşı nükleer savaş başlığı taşıyabilecek silahlar geliştirme çalışmaları kapsamında, orta menzilli balistik füzeler için tasarlanan yeni katı roket motorlarını başarıyla test ettiğini duyurdu. 

Haber Merkezi / Kuzey Kore’nin resmi haber ajansı Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA),  ülkenin bilim insanlarının geçen hafta sonundan bu yana balistik füzelerin birinci ve ikinci aşamalarına yönelik motorları test ettiğini bildirdi.

Kuzey Kore’nin Hwasong-12’nin de aralarında bulunduğu, Pasifik Okyanusu’ndaki ABD toprakları Guam’a ulaşabilen orta menzilli balistik füzeleri, fırlatılmadan önce uzun hazırlıklar gerektiren sıvı yakıtlı motorlarla çalıştırılıyor.

Katı yakıtlı füzeler daha hızlı fırlatılabilir, taşınması ve saklanması daha kolay, bu da fırlatılan füzelerin tespit etmesini zorlaştırıyor.

Kuzey Kore’nin mayıs ve ağustos aylarındaki başarısız girişimlerinin ardından yakın zamanda bir askeri casus uydusu fırlatması da bekleniyor. Ülke, Ekim ayında üçüncü bir girişimde bulunulacağını açıklamıştı.

Paylaşın

2022’de 4 bin 710 Kişi Kara Mayınları Nedeniyle Hayatını Kaybetti

2022 yılında yüzde 85’i sivil olmak üzere 4 bin 710 kişi anti personel (kara) mayınları ve savaş kalıntısı patlayıcılar nedeniyle hayatını kaybetti. Mayınlar nedeniyle can kayıplarının en yüksek olduğu ülkeler Suriye ve Ukrayna oldu.

Bosna Hersek, Kamboçya, Hırvatistan, Etiyopya, Irak, Türkiye ve Ukrayna, en çok kara mayını bulunan ülkeler arasında yer alırken, dünya çapında 55 devlet ve 5 diğer bölgede anti personel mayını bulunuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’nde 20-24 Kasım’da düzenlenecek “25. Mayın Yasağı Sözleşmesi Taraf Ülkeleri Toplantısı” öncesinde Kara Mayınlarının Yasaklanması için Uluslararası Kampanya (ICBL), “2023 Kara Mayını Takip Raporu”nu yayınladı.

Bianet’in aktardığına göre, 2022’de yüzde 85’i sivil olmak üzere 4 bin 710 kişi anti personel (kara) mayınları ve savaş kalıntısı patlayıcılar nedeniyle hayatını kaybetti.

Rapora göre mayınların neden olduğu can kayıplarının en yüksek olduğu ülkeler Suriye ve Ukrayna oldu. Suriye’de 834 ve Ukrayna’da 608 kişi kara mayınları nedeniyle hayatını kaybetti.

Yemen ve Myanmar’daki çatışmalarda, mayınlar nedeniyle 500’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Myanmar ve Rusya’nın 2022’de Ottawa Anlaşması’na uymadığı, Kolombiya, Hindistan, Myanmar, Tayland ve Tunus’ta da “devlet dışı silahlı aktörlerin” anti personel mayın kullandığı kaydedildi.

Ottawa Anlaşması’nın taraflarından Bosna Hersek, Kamboçya, Hırvatistan, Etiyopya, Irak, Türkiye ve Ukrayna, en çok kara mayını bulunan ülkeler arasında yer alıyor. Rapora göre dünya çapında 55 devlet ve 5 diğer bölgede anti personel mayını bulunuyor.

Ayrıca, sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, sözleşmenin tarafı 30 ülkede 169 bin 276 anti personel mayın imha edilerek 219 kilometre kare alan mayından temizlendi.

Özellikle Kamboçya ve Hırvatistan’da, 2022’ye dek mayın döşeli alanın yaklaşık yüzde 60’ının temizlendiği belirtildi.

1 Mart 1999’da yürürlüğe giren ve Ottawa Anlaşması olarak da bilinen “Mayın Yasağı Sözleşmesi”, mayınların üretimini, kullanımını, depolanmasını ve devredilmesini yasaklıyor.

Tam adı “Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme” olan Ottawa Antlaşması’na 164 ülke taraf olurken, bunlardan 132’si anlaşmayı imzalayıp onayladı.

Sözleşmeyi imzalayan ülkelerin hiçbiri kara mayını üretmiyor.

Paylaşın