Ürdün’de ABD Askeri Üssü’ne İHA’lı Saldırı: 3 Ölü, 34 Yaralı

Ürdün’ün Suriye sınırına yakın bir bölgede bulunan ABD askeri üssüne düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 3 ABD askeri öldü, 34 asker de yaralandı. Saldırıyı İran destekli Irak İslami Direniş Hareketi üstlendi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Joe Biden, saldırının, “Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren İran destekli radikal militan gruplar” tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Biden, ABD’nin “tüm sorumlulardan hesap soracağını” da sözlerine ekledi.

İran destekli milislerin Ortadoğu’daki Amerikan güçlerine yönelik aylardır devam eden saldırılarında ABD ordusu ilk kez kayıp verdi. ABD ordusu, hayatını kaybeden askerlerin kimliklerinin ailelerine haber verildikten 24 saat sonra kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.

Saldırıyı üstlenen İslami Direniş Hareketi ise, saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Irak ve bölgedeki Amerikan işgal güçlerine direnme ve Gazze’de halkımıza karşı Siyonist oluşumu cezalandırma planının devamı olarak, Irak’taki İslami direniş mücahitleri 28 Ocak Pazar günü şafak vaktinde dronlar aracılığıyla saldırdı.”

Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı ABD önderliğinde kurulan koalisyon güçlerine yönelik İran yanlısı milisler tarafından ekim ayından bu yana saldırılar artarken, Washington yönetimi aynı şekilde bunlara misilleme yaparak karşılık veriyor.

ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre İran destekli milisler, 17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’deki Amerikan birliklerinin bulunduğu üslere 150’den fazla saldırı düzenledi. Roketler ve tek yönlü saldırı uçaklarıyla yapılan saldırıların büyük çoğunluğu önlendi.

“Saldırı Suriye topraklarında gerçekleşti”

Ürdün hükümeti ise, ABD kuvvetlerine yönelik saldırının ülke topraklarında değil Suriye sınırındaki El Tanf (Tenef) Üssü’nde gerçekleştiğini duyurdu.

Ürdün hükümet sözcüsü Muhenned Mubaydin, El-Memleke TV’ye 3 ABD askerinin öldüğü, 25’inin yaralandığı saldırıyla ilgili açıklamada bulundu.

Mubaydin, ABD güçlerine yönelik saldırının Ürdün topraklarında değil Suriye sınırı yakınlarında gerçekleştiğini ve Tenef Üssü’nün hedef alındığını bildirdi.

ABD askerlerinin konuşlandığı El Tanf (Tenef) Üssü, Suriye-Irak-Ürdün üçgeninde yer alıyor. ABD’nin açıklamasındaysa saldırının Ürdün’ün kuzeydoğusunda, Ürdün topraklarında gerçekleştiği bildirilmişti.

Paylaşın

Kuzey Kore’den Beş Gün İçinde İkinci Füze Denemesi

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), askeri teknolojisini genişletmeye devam ederken, doğu kıyısı açıklarında seyir füzeleri ateşlediğini açıkladı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre; deneme testi sonrası Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı (JCS), “Ordumuz, Kuzey Kore’nin provokasyonlarını izlemek için ABD ile yakın koordinasyon içinde” dedi.

Kuzey Kore, Çarşamba günü de Pulhwasal-3-31 adlı yeni bir stratejik seyir füzesi denemesi yaptığını duyurmuştu.

Pulhwasal-3-31 adlı seyir füzesinin hala geliştirme aşamasında olduğu bildirilirken, Kuzey Kore, ilk seyir füzesi testini Eylül 2021’de gerçekleştirmişti.

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un son aylarda politikalarında ve söylemlerinde giderek daha agresif bir tutum sergileyerek çeşitli barış anlaşmaları sona erdirdi ve askeri eylemlerini arttırdı.

Pyongyang yönetimi Ocak ayının başından bu yana yeni katı yakıtlı füzelerini ve nükleer silah taşıyabildiği iddia edilen su altı saldırı dronlarının test ettiğini öne sürdü.

Yaklaşık iki senedir aylık olarak füze denemeleri yapan ülke, silah geliştirme faaliyetleriyle BM yaptırımlarını da açıkça ihlal ediyor.

Kim Jong Un bu ayın başlarında yaptığı bir değerlendirmede Güney Kore ile yeniden birleşme yönündeki eski temel hedefinin sona erdiğini ilan etti ve Güney Kore’yi “baş düşman” olarak tanımladı.

Bu durum Kuzey Kore’nin savaşa hazırlandığı endişelerine yol açtı.

Güney Kore lideri Yoon Suk Yeol bu ay kabinesine yaptığı açıklamada, Kuzey’in bir provokasyon gerçekleştirmesi halinde Güney’in “kat kat daha güçlü bir şekilde karşılık vereceğini” söyledi ve Güney Kore ordusunun “ezici karşılık verme kabiliyetine” işaret etti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 26 bin 422’ye Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 114. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 165 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 422’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 087’ye yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM’nin Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nda (UNRWA) görevli bazı çalışanların, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarına karıştığının kanıtlanması halinde gerekli cezaları alacakları sözünü verirken, UNRWA için yapılan yardımların askıya alınmaması çağrısında bulundu.

İsrail’in suçlamalarının ardından UNRWA, konuyla ilgili soruşturma başlatırken İngiltere, İtalya, Almanya ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu 9 ülke UNRWA’ya yaptıkları yardımı askıya almıştı.

Antonio Guterres’in makamından yapılan açıklamada, “BM Genel Sekreterliği, normal prosedürlerine uygun olarak bireyleri kovuşturabilecek yetkili bir makamla işbirliği yapmaya hazırdır,” denildi.

UNRWA’ya yapılan yardımların askıya alınmaması istenilen açıklamada, “UNRWA için çalışan, çoğu insani yardım görevlisi olan ve hayatlarını tehlikeye atarak işlerini yapan on binlerce erkek ve kadın cezalandırılmamalı. Ayrıca bu insanları hizmet ettikleri çaresiz nüfusun acil ihtiyaçları karşılanmalı,” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, suçlamalara hedef olan 12 kişiden dokuzunun işine son verildiği, birinin öldüğü ve diğer ikisinin ise kimliklerinin tespit edilmeye çalışıldığı kaydedildi.

İngiltere, Almanya, İtalya, Hollanda, İsviçre ve Finlandiya’nın ardından son olarak ABD, Avustralya ve Kanada UNRWA’ya yapılan mali yardımı askıya aldı.

Guterres açıklamasında, “Onların endişelerini anlıyorum, ben de bu suçlamalar karşısında dehşete düşmüştüm. Ancak en azından UNRWA’nın operasyonlarının devamlılığını garanti altına almak için katkılarını askıya alan hükümetlere bundan vazgeçmeleri için şiddetle çağrıda bulunuyorum.” dedi.

“Tüm bir topluluğa yaptırım uygulamak son derece sorumsuzca”

UNRWA Genel Müdürü Philippe Lazzarini ise yaptığı açıklamada daha sert bir ifade kullanarak, mali yardımı kesen ülkeleri büyük bir sorumsuzlukla suçlayarak, “Özellikle savaş sırasında ve yerinden edilmeler sürerken, bölgedeki siyasi krizlerin olduğu bir dönemde, bazı kişilere karşı suç teşkil eden eylemlerde bulunulduğu iddiaları nedeniyle bir kurumu ve onun hizmet ettiği tüm bir topluluğa yaptırım uygulamak son derece sorumsuzca olacak.” dedi.

Yardımı kesen ülkelere çağrı yapan Lazzarini, “”Gazze’deki insanların yaşamları ve bölgesel istikrar bu desteğe bağlı.” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Israël Katz, dün basına yaptığı açıklamada, Gazze’deki savaşın bitmesini ardından UNRWA’nın bölgede hiç bir şekilde rol almasını ve faaliyette bulunmasını istemediklerini söylemişti. UNRWA ilk kez Arap-İsrail savaşını ardından 1949 yılında kuruldu.

ABD’nin rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes planı

Ayrıca Washington yönetimi, ABD’li müzakerecilerin, rehinelerin serbest bırakılması karşılığında İsrail’in Gazze’de Hamas’a yönelik askeri operasyonlarına iki ay süreyle ara vereceği olası bir anlaşma üzerinde ilerleme kaydettiği görüşünde.

Associated Press’e konuşan isminin açıklanmasını istemeyen iki ABD’li yetkili, henüz imzalanmamış anlaşmanın ortaya çıkan olası şartlarının iki aşamadan oluşacağını bildirdi.

Buna göre ilk aşamada, kalan kadınların, yaşlıların ve yaralı rehinelerin Hamas tarafından serbest bırakılmasına imkan vermek için çatışmalar durdurulacak. İsrail ve Hamas daha sonra, İsrailli askerlerin ve sivil erkeklerin serbest bırakılacağı ikinci aşamaya yönelik aranın ilk 30 günü boyunca ayrıntılar üzerinde çalışacak.

Ortaya çıkan anlaşma aynı zamanda İsrail’in Gazze’ye daha fazla insani yardım yapılmasına izin vermesi yönünde çağrıyı da içerecek. Önerilen anlaşma savaşı sona erdirmeyecek olsa da ABD’li yetkililer böyle bir anlaşmanın çatışmaya kalıcı bir çözüm için zemin hazırlama ihtimali konusunda iyimserliklerini dile getiriyor.

New York Times ilk olarak cumartesi günü, geri kalan rehineler karşılığında çatışmaya ara verilmesi yönünde bir anlaşmaya varılması yönünde ilerleme kaydedildiğini duyurmuştu.

CIA Direktörü Bill Burns’ün pazar günü Fransa’nın başkenti Paris’te İsrail istihbarat teşkilatı Mossad Başkanı David Barnea, Katar Başbakanı Muhammed bin Abdulrahman Al Thani ve Mısır İstihbarat Servisi Şefi Abbas Kamel ile yapacağı görüşmelerde ortaya çıkan taslak anlaşmanın ana hatları ayrıntılı bir şekilde tartışılacak.

AP’ye konuşan ABD’li yetkililere göre, rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes gündemin öncelikli gündem maddesi. ABD Başkanı Joe Biden cuma günü konuyla ilgili Mısır ve Katarlı liderlerle rehinelerin serbest bırakılması konusunu görüşmüştü.

Katar ve Mısır’ın arabuluculuğunda Gazze’deki çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakılmıştı.

AP’nin haberine göre Burns Paris’teki görüşmelerde ilerleme sağlandığını rapor etmesi halinde ABD Başkanı Biden Ortadoğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk’ü bu hafta rehine krizi ve ateşkesi görüşmek için yeniden bölgeye gönderecek.

Gelişmenin olumlu seyretmesi halinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, savaşın başlamasından bu yana 5. kez kez Ortadoğu’yu ziyaret etmek için bir kez daha gelecek hafta yola çıkacak. Hamas’ın elinde 130’a yakın rehine olduğu tahmin ediliyor.

Paylaşın

Mona Lisa Tablosu İklim Aktivistlerinin Hedefi Oldu

“Riposte Alimentaire” adlı sivil toplum örgütüne üye iki protestocu, Fransa’nın başkenti Louvre Müzesi’nde sergilenen Mona Lisa tablosuna çorba fırlatıldı. Protestocular “sağlıklı ve sürdürülebilir gıda” hakkı için çağrıda bulundu.

Haber Merkezi / Protestocular, “Hangisi daha önemli? Sanat mı ya da sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme hakkı mı? Tarım sistemimiz hasta,” ifadelerini kullandılar.

Ülke genelinde gelirlerinin azlığından şikayet eden çiftçilerin günlerdir sürdürdüğü eylemelere atıf yapan protestocular, çiftçilerin çalışmalarının karşılığını alamadığına işaret ederek “Çiftçiler çalışmaktan ölüyor,” dedi.

Tablo kurşun geçirmez bir camla korunurken, protestonun ardından müze çalışanları Mona Lisa’nın bulunduğu cam panelin önüne siyah panolar yerleştirdi ve ziyaretçilerden eserin sergilendiği odayı boşaltmalarını istedi.

Fransa Kültür Bakanı Rachida Dati, “hiçbir nedenin” Mona Lisa’nın hedef alınmasını haklı gösteremeyeceğini söyledi.

16. yüzyılda Leonardo da Vinci tarafından yapılan ve dünyanın en ünlü sanat eserlerinden biri olarak nitelendirilen Mona Lisa tablosu, 1950’lerin başında gerçekleştirilen asitli bir saldırıdan bu yana güvenlik camıyla korunuyor.

Tablo 1911 yılında Louvre’dan çalınmış ve uluslararası bir sansasyon yaratmıştı. Dünyanın en çok ziyaret edilen müzesinin çalışanı Vincenzo Peruggia, tabloyu almak için bir gece boyunca bir dolapta saklandı.

Tablo, Peruggia’nın iki yıl sonra İtalya’nın Floransa kentinde bir antikacıya satmaya çalıştığı sırada bulundu.

Protestocular daha önce de Londra’daki National Gallery’de sergilenen Vincent Van Gogh’un “Ayçiçekleri” tablosuna domates çorbası atmış, Almanya’nın Potsdam kentindeki Barberini Müzesi’nde sergilenen Fransız ressam Claude Monet’in “Les Mueles” (Saman Yığınları) serisinde yer alan bir eserine ise patates püresi fırlatmıştı.

Londra’daki bal mumu heykel müzesi Madame Tussauds’da Kral 3. Charles’ın heykeline de prtostestocular tarafından çikolatalı kek atılmıştı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 26 Bin 257’ye Çıktı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 113. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında 24 saatte 174 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 257’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 64 bin 797’ye yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

UNRWA’ya yardımların kesilme tehlikesi

Öte yandan Birleşmiş Milletler Filistin Mülteciler Yardım Kurumu’ndan (UNRWA) bazı çalışanların, Hamas’ın İsrail’e 7 Ekim’de düzenlediği saldırılara karıştığı iddiaları üzerine kuruma verilen yardımın kesilmesi tartışması büyüyor.

UNRWA Gazze’de ön saflarda yer alıyor ve bölgedeki 2 milyondan fazla Filistinli’ye yardım ulaştırıyor. UNRWA’in Gazze Şeridi’nde görev yapan 13 bin Filistinli çalışanı bulunuyor. Ekim ayında İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı saldırılarda UNRWA çalışanlarından 150’den fazlası hayatını kaybetti.

UNRWA Başkanı Philippe Lazzarini konuya ilişkin açıklamasında, “Ajansın insani yardım sağlama kabiliyetini korumak için, bu personelin sözleşmelerini derhal feshetme ve gecikmeden gerçeği ortaya çıkarmak için bir soruşturma başlatma kararı aldım” dedi.

Lazzarini, “Terör eylemlerine karışan her UNRWA çalışanı, cezai kovuşturma da dâhil olmak üzere, eylemlerinden sorumlu tutulacaktır” dedi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Sözcüsü Stephane Dujarric de yaptığı açıklamada, Lazzarini’nin son derece ciddi bu suçlamalarla ilgili olarak Genel Sekreter’e bilgi verdiğini söyledi.

Sözcü Dujarric, “Genel Sekreter bu haber karşısında dehşete düştü ve Lazzarini’den bu konuyu süratle soruşturmasını ve 7 Ekim’de meydana gelen olaylara ya da diğer suç teşkil eden faaliyetlere katıldığı ya da yardım ettiği tespit edilen tüm UNRWA çalışanlarının işine derhal son verilmesini ve olası cezai kovuşturmaya sevk edilmelerini sağlamasını istedi” dedi.

Dujarric, UNRWA’ın acil ve bağımsız bir soruşturma sürecinden geçeceğini söyledi ancak soruşturmaya dair ayrıntı vermedi.

Lazzarini ayrıca Cuma günü yaptığı açıklamada, “UNRWA, 7 Ekim’de meydana gelen menfur saldırıları mümkün olan en güçlü şekilde kınadığını yineliyor ve tüm İsrailli rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması ve ailelerine güvenli bir şekilde geri dönmeleri çağrısında bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Filistin Kurtuluş Örgütü (PLO) lideri Hüseyin el-Şeyh ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “UNRWA’ya yapılacak yardımları durduracağını açıklayan ülkeleri, bu kararlarını derhal geri almaya çağırıyoruz” dedi ve Filistin’e yapılan BM yardımlarının durdurulmasının siyasi ve insani açıdan büyük riskleri de içinde barındırdığını kaydetti.

Biden’dan Netanyahu’ya uyarı

Öte yandan ABD’nin tanınmış haber sitelerinden Axios, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail Devlet Başkanı Binyamin Netanyahu’ya Gazze’de “yıl boyunca sürecek bir savaşı destekleyemeyeceğini” söylediğini yazdı.

Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen ABD’li yetkililer, Biden’ın 19 Ocak’ta Netanyahu’yla yaptığı telefon görüşmesinde, İsrailli lidere askeri operasyonlarda bir an evvel “düşük yoğunluklu evreye” geçilmesi için baskı yaptığını söyledi.

Yetkililer, Biden’ın yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde Gazze savaşına karşı çıkan genç seçmenlerin oyunu kaybetmek istemediğini belirtti. ABD Başkanı’nın maraton yoğunlaşırken Amerikan basınında Gazze’deki sivil kayıpların arttığına yönelik haberleri görmek istemediği de aktarıldı.

Paylaşın

Çin’den İran’a Gözdağı: Ticari İlişkiler Zarar Görür

Çinli yetkililerin, İranlı mevkidaşlarına Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırılarını durdurmalarını, aksi takdirde Pekin – Tahran ticari ilişkilerinin zarar göreceği uyarısında bulunduğu belirtildi.

Çin ile İran arasında, Kızıldeniz’deki saldırılar ve ticarete ilişkin görüşmelerin yakın zamanda Pekin ve Tahran’da yapılan birkaç toplantıda gerçekleştiği ancak görüşmelerin ne zaman veya kimin katıldığı konusunda ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.

Çinli yetkililerin, İranlı mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmede Kızıldeniz’deki Husi saldırılarının durdurulmasını istediği belirtildi.

Reuters’ın konuyla ilgili 4 İranlı kaynak ve bir diplomata dayandırdığı bugünkü haberinde, Pekin’in İran’ı iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin tehlikeye girebileceği yönünde uyardığı aktarıldı.

İranlı bir yetkili, “Çin basitçe şunu söylüyor: ‘Eğer çıkarlarımız bir şekilde zarar görürse, bu Tahran’la ticareti de etkiler. Bu yüzden Husilerden itidal göstermelerini isteyin” ifadelerini kullandı.

İranlı kaynaklar, Çinli yetkililerin iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin nasıl etkileneceği konusunda herhangi bir yorum yapmadığını belirtti.

Kaynaklardan biri, Çin’in Tahran için önemini hatırlattı ancak karar alma mekanizmalarında Gazze, Lübnan, Suriye ve Irak’taki vekil güçler ve bölgesel müttefiklerin daha etkili olduğunu vurguladı.

Reuters’a konuşan 4 İranlı kaynak, Tahran’ın Çin’le yapılan toplantıların ardından konuyla ilgili bir adım atıp atmayacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Konuyla ilgili gelen yorum talebini yanıtlayan Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Çin, Ortadoğu ülkelerinin samimi bir dostudur. Bölgesel güvenliğin ve istikrarın sağlanması ve ortak kalkınma ve refah arayışı taahhütlerimize bağlıyız” dendi.

Filistinlilere destek için Kızıldeniz’deki gemilere saldıran İran destekli Husiler’in eylemleri, bölgedeki deniz taşımacılığını sekteye uğratmış, nakliye ve sigorta masraflarının artmasına neden olmuştu.

Asya’yla Avrupa arasındaki kilit ticaret rotalarından biri olan Kızıldeniz, çoğunlukla Çinli şirketlerin gemileri tarafından kullanılıyor.

Çin, son 10 yıldır İran’ın en büyük ticari ortağı konumunda. Yaptırım baskısı altındaki İran petrol ihracatının yüzde 90’ını Çinli rafinerilere yapıyor. Pekin, yaptırımlar nedeniyle alıcı bulamayan İran’dan petrolü büyük indirimlerle satın alıyor.

Paylaşın

Filistin Ve İsrail, Adalet Divanı Kararına İlişkin Ne Dedi?

Güney Afrika tarafından açılan davayı karara bağlayan Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı, İsrail aleyhine ileri sürülen iddiaların “makul seviyede” ispatladığına hükmetti.

Mahkeme, İsrail’in Gazze’de soykırımı önlemek için tüm önlemleri almak zorunda olduğuna hükmetti ancak doğrudan ateşkes emri vermekten kaçındı. Mahkeme, Gazze’deki felaket boyutundaki insani durumun, tedbir kararı vermesini gerektirecek düzeyde “acil tehlike” teşkil ettiğine hükmetti.

Uluslararası Adalet Divanı’nın kararı, davayı açan Güney Afrika’da ve Filistinliler arasında memnuniyetle karşılandı. İsrail’den ise temkinli bir açıklama geldi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İsrail’in uluslararası hukuka saygısının “sarsılmaz” olduğunu belirtti. Netanyahu, aynı zamanda “soykırımcı terörist bir örgüt” diye nitelediği Hamas’a karşı kendilerini savunmaya devam edeceklerini vurguladı.

Divan’ın Güney Afrika’nın talep ettiği acil ateşkese hükmetmemesini “adilce” olarak nitelendiren Netanyahu, meşru müdafaanın İsrail’in temel hakkı olduğunu söyledi. Netanyahu, “Ancak tek başına İsrail’in Filistinlilere soykırım uyguladığı iddiası bile sadece yanlış olmakla kalmayıp dehşet vericidir. Mahkemenin bunu görüşmeye dahi istekli olması, nesiller boyunca silinmeyecek bir yüz karasıdır” ifadelerini kullandı.

Netanyahu’nun kabinesindeki aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Divan’ı “Lahey’deki antisemit mahkeme” diye nitelendirerek “kararın hedefinin adalet değil, Yahudi halkına zulüm olduğunu, kararın İsrail devletinin varlığını tehlikeye attığını” iddia etti.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da “Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı, olağanüstü bir çabayla, Güney Afrika’nın Gazze’deki soykırım iddiasını görüşmek üzere yaptığı Yahudi karşıtı talebi kabul etti ve şimdi de dilekçeyi tamamen reddetmeye karşı çıkıyor” şeklinde konuştu.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de kararı alaycı bir dille X üzerinden paylaştığı ve uluslararası mahkemenin bulunduğu Hollanda’nın The Hague yani Lahey kentine atıfta bulunarak İbranice’de “ahmak” anlamına gelen “schmuck” kelimesine benzetti ve “Hague shmague” ifadesiyle eleştirdi.

“Önemli bir dönüm noktası”

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, İsrail’in Güney Afrika tarafından açılan bir davada Uluslararası Adalet Divanı’nın Gazze’deki Filistinliler’e yönelik soykırımı önlemek için tedbirler alması yönündeki kararına uymasını beklediğini söyledi.

Güney Afrika Dışişleri Bakanlığı da açıklamasında, Uluslararası Ceza Mahkemesi kararının “uluslararası hukukun üstünlüğü açısından belirleyici bir zafer” olduğunu ve bunun “Filistin halkının adalet arayışında önemli bir dönüm noktası” anlamına geldiğini kaydetti.

“İsrail’in askeri eylemlerinin Soykırım Sözleşmesi de dahil olmak üzere uluslararası hukuka tamamen uygun olduğunu iddia etmeye devam etmesi için hiçbir inandırıcı dayanak yoktur” diyen Bakanlık, Güney Afrika’nın, “İsrail’in alenen tehdit ettiği gibi bu kararın uygulanmasını engellemek için harekete geçmeyeceğini, bunun yerine yapmak zorunda olduğu gibi karara tam olarak uyacağını içtenlikle umduğunu” belirtti.

“Mahkeme insanlık ve hukuk lehine karar verdi”

Öte yandan Filistin Yönetimi Dışişleri Bakanı Riyad El Maliki, Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçlarının gerçekleri ve hukuku değerlendirdiğini, insanlık ve uluslararası hukuk lehine karar verdiğini kaydetti.

“Tüm devletleri, işgalci güç İsrail de dahil olmak üzere, Mahkeme tarafından hükmedilen tüm geçici tedbirlerin uygulanmasını sağlamaya çağırıyoruz. Bu bağlayıcı bir yasal yükümlülüktür” ifadesini kullanan Maliki, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kararının hiçbir devlerin hukukun üzerinde olmadığı yönünde önemli bir hatırlatma niteliği taşıdığını söyledi. Maliki, kararın, “İsrail ve onun yerleşik cezasızlığını mümkün kılan aktörler için bir alarm işlevi” görmesi gerektiğinin altını çizdi.

Hamas’tan yapılan açıklamada Uluslararası Adalet Divanı’nın Güney Afrika’nın Gazze Şeridi’ndeki savaşı nedeniyle İsrail’e karşı acil tedbirler uygulanması talebine ilişkin kararı memnunlukla karşılandı. Hamas ayrıca uluslararası topluma, İsrail’den mahkemenin kararlarını uygulamasını ve Filistinliler’e karşı devam eden “soykırımı” durdurmasını talep etme çağrısında bulundu.

Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Sami Ebu Zühri, kararı olumlu karşıladıklarının bir ifadesi olarak, “Uluslararası Adalet Divanı’nın kararı, işgalin (İsrail) tecrit edilmesine ve Gazze’de işlediği suçların ifşa edilmesine katkıda bulunan önemli bir gelişmedir. İşgali mahkemenin kararlarını uygulamaya zorlama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Paylaşın

Adalet Divanı’ndan Gazze Kararı: İsrail, Soykırım Suçlamasıyla Yargılanacak

Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı ‘soykırım’ davasını görüşen Uluslararası Adalet Divanı, İsrail aleyhine ileri sürülen iddiaların “makul seviyede” ispatladığına hükmetti ve (İsrail’in) davanın düşürülmesi yönündeki talebini reddetti.

Haber Merkezi / Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Gazze’de soykırımı önlemek için tüm önlemleri almak zorunda olduğuna hükmetti ancak doğrudan ateşkes emri vermekten kaçındı. Mahkeme, Gazze’deki felaket boyutundaki insani durumun, tedbir kararı vermesini gerektirecek düzeyde “acil tehlike” teşkil ettiğine hükmetti.

Uluslararası Adalet Divanı Başkanı Yargıç Joan E. Donoghue, Gazze’de yaşanan insani trajedinin farkında olduklarını ve can kayıplarından derin endişe duyduklarını dile getirdi.

Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı ‘soykırım’ davasında ilk kararı okudu. Mahkeme, İsrail’in, askerlerinin soykırım yapmasını önlemek için yetkisi dahilindeki tüm önlemleri alması ve insani durumu iyileştirmek için adımlar atması gerektiğine hükmetti.

İsrail’in Soykırım Sözleşmesi çerçevesindeki yükümlülüklerinin bazılarını ihlal ettiğine ilişkin ihtiyati tedbir kararı almaya yetkisi olduğuna hükmeden mahkeme, İsrail’in davanın düşürülmesi talebini reddetti. Adalet Divanı, soykırım davasında İsrail aleyhine ileri sürülen iddiaların ‘makul seviyede’ ispatladığına karar verdi.

Sözlerine, Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği saldırılara işaret ederek başlayan Başyargıç Joan Donoghue, Gazze’deki kayıplardan ‘endişe duyduklarını’ dile getirdi. Donoghue, “İnsanlık dramının farkındayız” dedi. Donoghue, İsrail’in soykırım davasının reddedilmesi talebini reddettiklerini duyurdu, dosyanın esastan görüşüleceğini açıkladı.

İsrail’in Gazze’ye karşı yürüttüğü ‘askeri operasyonları’ derhal durdurması gerektiğine hükmeden mahkeme, Tel Aviv’in 1 ay içerisinde soykırımı önlemek için aldığı tedbirlere ilişkin Divan’a rapor sunmasını talep etti.

Tedbir kararı ne anlama geliyor, bağlayıcı mı?

Divan’ın kararı, İsrail’in Soykırım Sözleşmesi’ne aykırı hareket edip etmediğine ilişkin olmayıp sadece muhtemel soykırım tehlikesine karşısında oluşacak zararların önüne geçmek için davada nihai karar verilinceye kadar tarafların uyması gereken geçici önlemler anlamına geliyor.

Divan Şartı’nın 59. maddesi uyarınca UAD’nin aldığı kararlar, taraflar için bağlayıcı durumda iken üçüncü ülkeler için kararın bağlayıcılığı bulunmuyor.

Divan, hükmettiği kararları BM’nin ilgili kurumlarına da tebliğ ediyor ve İsrail, Divan’ın muhtemel tedbir kararına uymazsa bu durumda Güney Afrika konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıyarak Divan kararının uygulanması için harekete geçilmesini talep edebiliyor.

Divan’ın kararlarını icra ettirmek için kendi askeri gücü veya organı bulunmazken bu kararların uygulanması büyük oranda BM Güvenlik Konseyi’nin tasarrufunda bulunuyor.

Dava konusu nedir?

Güney Afrika, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonuyla 1948’te imzalanan Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle 29 Aralık’ta Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu.

Soykırım kanıtlaması en zor suçlardan biri. Zira “soykırım niyeti” için insanları öldürmenin de ötesinde fiiller gerekiyor. Bir devletin bir ulusal, etnik veya dini grubu kısmen veya bir bütün olarak yok etmek istediğinin kanıtlanması şart.

Güney Afrika’nın, İsrail’in planının veya davranış biçiminin başka hiçbir şeyle açıklanamayacağını kabul ettirmesi gerekiyor. BM’nin en üst mahkemesi olan ICJ, devletler arasındaki anlaşmazlıklara bakıyor.

Bugüne kadar hiçbir devlet soykırımdan suçlu bulunmadı. ICJ, 2007’de Sırbistan’ın 1995’te Bosna Hersek’te 8 bin Müslüman erkeği öldürdüğü Srebrenica Soykırımı’nı önlemekte yetersiz kaldığına hükmetmişti.

Güney Afrika’nın talepleri

Güney Afrika İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle açtığı davada acil ihtiyati tedbirler alınmasını talep etmişti. Güney Afrika, Divan’dan;

1- Gazze’deki askeri operasyonları derhal durdurmasına,
2- Kontrolü altındaki herhangi bir grup tarafından, Gazze’deki herhangi bir askeri operasyonu ilerletecek adımlar atmamasına,
3- Filistinlilere yönelik soykırımın önlemesi için gerekli tüm makul tedbirleri almasına,
4- Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesi kapsamına giren her türlü eylemden kaçınmasına,

5- Yerlerinden edilenlerin evlerine dönerek yeterli gıda, su, yakıt, tıbbi ve hijyen malzemeleri, barınak ve giysi dahil olmak üzere insani yardıma erişiminin sağlamasına,
6- Soykırıma karışanların cezalandırılmaları için gerekli adımları atmasına,
7- Soykırımın delillerini muhafaza etmesine ve bu amaçla gelen uluslararası görevliler ve diğer yetkililerin Gazze’ye erişimini engellememesine,
8- Verilen tedbirleri uyguladığına ilişkin Divan’a düzenli rapor sunmasına,
9- Davayı zorlaştıracak veya uzatacak eylemlerden kaçınmasına hükmetmesini istiyor.

İsrail neden Gazze’yi işgal etti?

7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’in güneyinde düzenlediği saldırılarda en az 1200 İsrailli hayatını kaybetti, 240 kişi rehin alındı. İsrail buna karşılık olarak önce Gazze’ye hava saldırılarına, ardından da karadan bölgeyi işgale başladı.

2006’dan bu yana Hamas’ın kontrolündeki Gazze’de Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre İsrail’in 7 Ekim’den bu yana düzenlediği saldırılarda çoğu kadın ve çocuk 26 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Gazze nüfusunun yaklaşık dörtte üçünü oluşturan 1,7 milyon kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığı hesaplandı.

İsrail suçlamaya ne yanıt veriyor?

İsrail soykırım suçlamasını “çok ağır bir çarpıtma” olarak niteliyor, kendisini savunma hakkı olduğunu ve Filistinli sivilleri değil Hamas militanlarını hedef aldığını belirtiyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Üyesi Devletlere “Gazze” Çağrısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 112. günü geride kalırken, uluslararası insan hakları örgütlerinden Birleşmiş Milletler (BM) üyesi devletlere “Gazze” çağrısı geldi:

Haber Merkezi / “Derhal ateşkes talep ediyor ve devletleri uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlalleri işlemekte kullanılabilecek silahların transferini durdurmaya çağırıyoruz.”

Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Oxfam ve Save the Children’ın da bulunduğu 16 insani yardım ve insan hakları örgütü, İsrail’e ve Filistinli silahlı gruplara silah transferine son verilmesini istedi.

Birleşmiş Milletler (BM) üye devletlerine, Gazze’deki krizi körüklemeye son vermeleri, daha fazla insani felaket ve can kaybı yaşanmasını önlemeleri için açık çağrı yaptılar: “Derhal ateşkes talep ediyor ve devletleri uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlalleri işlemekte kullanılabilecek silahların transferini durdurmaya çağırıyoruz.”

İmzacı örgütler: Federation Handicap International – Humanity & Inclusion, War Child Alliance, Christian Aid, Norwegian People’s Aid , Médecins du Monde International Network, Mennonite Central Committee, medico international, Oxfam, Center for Civilians in Conflict (CIVIC), Danish Refugee Council, Save the Children, Plan International, Norwegian Refugee Council, Diakonia, Uluslararası Af Örgütü, American Friends Service Committee (AFSC).

Öte yandan Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 183 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 83’e yükseldi. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 64 bin 487’e yükseldiği kaydedildi.

İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı. Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında mahkeme İsrail’in davanın reddedilmesi talebini kabul etmedi.

ICJ, Güney Afrika’nın açtığı davada karar verme yetkisine sahip olduğuna hükmetti. Güney Afrika, mahkemeden, harekatın hemen durdurulması ve Gazze’ye insani yardım girişindeki sınırlamaların kaldırılması ile ilgili ihtiyati tedbir kararı vermesini istemişti.

Mahkeme, İsrail’e, soykırım suçu anlamına gelecek tüm adımları önleme ve cezalandırma talimatı verdi. Adalet Divanı, aynı zamanda İsrail’e, ordu güçlerinin soykırım suçu işlememesini garanti etme ve insani durumu düzeltme talimatı da verdi.

Mahkeme, İsrail’in bu talepler bağlamında bir ay içinde rapor sunması beklendiğini de açıkladı. Filistin heyeti kararı olumlu karşıladıklarını söyledi. Güney Afrika heyeti ise “açık bir zafer” olduğunu yorumladı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 26 Bin 83’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 112. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 183 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 83’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 64 bin 487’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan aralarında Uluslararası Af Örgütü, Oxfam ve Save the Children’ın da bulunduğu 16 insani yardım ve insan hakları örgütü, İsrail’e ve Filistinli silahlı gruplara silah transferine son verilmesini istedi.

Birleşmiş Milletler (BM) üye devletlerine, Gazze’deki krizi körüklemeye son vermeleri, daha fazla insani felaket ve can kaybı yaşanmasını önlemeleri için açık çağrı yaptılar: “Derhal ateşkes talep ediyor ve devletleri uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlalleri işlemekte kullanılabilecek silahların transferini durdurmaya çağırıyoruz.”

İmzacı örgütler: Federation Handicap International – Humanity & Inclusion, War Child Alliance, Christian Aid, Norwegian People’s Aid , Médecins du Monde International Network, Mennonite Central Committee, medico international, Oxfam, Center for Civilians in Conflict (CIVIC), Danish Refugee Council, Save the Children, Plan International, Norwegian Refugee Council, Diakonia, Uluslararası Af Örgütü, American Friends Service Committee (AFSC).

Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında mahkeme İsrail’in davanın reddedilmesi talebini kabul etmedi.

ICJ, Güney Afrika’nın açtığı davada karar verme yetkisine sahip olduğuna hükmetti. Güney Afrika, mahkemeden, harekatın hemen durdurulması ve Gazze’ye insani yardım girişindeki sınırlamaların kaldırılması ile ilgili ihtiyati tedbir kararı vermesini istemişti.

Mahkeme, İsrail’e, soykırım suçu anlamına gelecek tüm adımları önleme ve cezalandırma talimatı verdi. Adalet Divanı, aynı zamanda İsrail’e, ordu güçlerinin soykırım suçu işlememesini garanti etme ve insani durumu düzeltme talimatı da verdi.

Mahkeme, İsrail’in bu talepler bağlamında bir ay içinde rapor sunması beklendiğini de açıkladı. Filistin heyeti kararı olumlu karşıladıklarını söyledi. Güney Afrika heyeti ise “açık bir zafer” olduğunu yorumladı.

Paylaşın