İsveç, Resmen NATO Askeri İttifakının 32. Üyesi Oldu

Yaklaşık iki yıl önce başlayan Rusya – Ukrayna savaşına kadar tarafsızlığını koruyan İsveç, resmen NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) askeri ittifakının 32. üyesi oldu.

Haber Merkezi / NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, önümüzdeki haftanın başında Brüksel’de yapılması planlanan kutlamalara işaret ederek, “Pazartesi günü NATO Karargâhında bayraklarını çekmeyi sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, nihai NATO’ta katılım belgelerini ABD hükümetine teslim etti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony John Blinken, İsveç’in katılım belgelerini Kristersson’dan alırken “Sabredenlerin başına iyi şeyler gelir. Bu İsveç için, ittifakımız için ve transatlantik ilişkiler için tarihi bir an” diye konuştu.

İsveç Başbakanı Kristersson da “Bugün gerçekten tarihi bir gün. İsveç artık NATO’nun bir üyesi” dedi.

İsveç NATO’nun 32. üyesi olurken, Brüksel ‘deki NATO karargahında İsveç bayrağının göndere çekilmesi töreni 11 Mart’ta gerçekleştirilecek.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Pazartesi günü NATO Karargâhında bayraklarını çekmeyi sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

Rusya ile 1340 kilometrelik bir sınırı paylaşan İsveç ve Finlandiya’nın katılımları NATO için son yılların en önemli genişlemesi oldu.

İskandinav ülkesi NATO kuvvetlerine son teknoloji denizaltılar ve yerli üretim Gripen savaş uçaklarından oluşan büyük bir filo ekleyecek; Atlantik ile Baltık arasında önemli bir bağlantı oluşturacak.

İsveç, 200 yılı aşkın yürüttüğü askerî tarafsızlık ilkesinden Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında vazgeçerek 2022 Mayıs ayında Finlandiya ile birlikte NATO’ya üyelik için başvurmuştu.

Paylaşın

Uluslararası Göç Örgütü: 2023 Göçmenler İçin En Ölümcül Yıl Oldu

Dünya genelinde her yıl yüz binlerce insan daha iyi bir yaşam umuduyla göç yollarına düşerken, 2023 yılında en az 8 bin 565 kişi göç yollarında hayatını kaybetti.

Göç yolunda hayatını kaybedenlerin sayısı 2014 yılında 5 bin 548, 2015’te 6 bin 750, 2016’da 8 bin 84, 2017’de 6 bin 290, 2018’de 5 bin 8, 2019’da 5 bin 318, 2020’de 4 bin 302, 2021’de 6 bin 201 ve 2022’de 7 bin 141’di.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Uluslararası Göç Örgütü Genel Müdür Yardımcısı Ugochi Daniels konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kayıp Göçmenler Projesi’nin onuncu yılını idrak ederken öncelikle kaybedilen tüm bu hayatları anıyoruz. Bunların her biri aileler ve topluluklar içinde yıllarca yankılanan korkunç bir insanlık trajedisidir” ifadelerini kullandı.

Daniels “Kayıp Göçmenler Projesi tarafından toplanan bu dehşet verici rakamlar herkes için güvenli göçü sağlayabilmek üzere daha büyük eylemlerde bulunmamız gerektiğini hatırlatıyor, ki bundan 10 yıl sonra, insanlar daha iyi bir yaşam arayışıyla hayatlarını riske atmak zorunda kalmasınlar” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler’e bağlı örgütün Kayıp Göçmenler Projesi kapsamında toplanan verilere göre 2023, göç yolunda can kayıplarında son on yılın en vahim yılı oldu. Can kaybında 2022’ye göre yüzde 20 oranında artış kaydedildi.

Proje kapsamında tutulan kayıtlara göre göç yolunda hayatını kaybedenlerin sayısı 2014 yılında 5 bin 548, 2015’te 6 bin 750, 2016’da 8 bin 84, 2017’de 6 bin 290, 2018’de 5 bin 8, 2019’da 5 bin 318, 2020’de 4 bin 302, 2021’de 6 bin 201 ve 2022’de 7 bin 141 oldu.

Dünya genelinde her yıl yüz binlerce insan daha iyi bir yaşam umuduyla göç yollarına düşüyor. Güvenli olmayan bu rotalarda ölümlerin yarısı suda boğulma, yüzde 9’u trafik kazası yüzde 7’si ise şiddet sonucu meydana geliyor.

Akdeniz göçmenler için Avrupa’ya giden en tehlikeli göç rotası olmayı sürdürüyor. Geçen yıl 3 bin 129 ölüm ve kayıp Akdeniz’de kaydedilirken Afrika’da can kayıpları bin 866 Asya’da ise 2 bin 138 olarak not edildi. Afrika’daki ölümlerin büyük çoğunluğu Sahara Çölü ile Kanarya Adalarındaki deniz rotasında meydana geldi. Asya’da yüzlerce Afgan ve Rohingyanın ülkelerinden kaçarken hayatını kaybettiği bildirildi.

Paylaşın

2023 Yılında İran’da En Az 834 Kişi İdam Edildi

2023 yılı içerisinde İran’da en az 22’si kadın olmak üzere 834 kişi idam edildi. Bu, son yirmi yılda İran’da ikinci kez bir yıl içinde 800’den fazla idam infazının gerçekleştirildiği anlamına geliyor.

İran, Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası patlak veren protestoların ardından ölüm cezasını, “topluma korku yaymak” için kullanmakla suçlanıyor.

Amini protestoları sırasında güvenlik güçlerine saldırı iddialarıyla bağlantılı davalarda dokuz kişiyi idam edildi.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları (IHR) ve Paris merkezli İdam Cezasına Karşı Birlikte (ECPM) tarafından ortak hazırlanan raporda, geçen sene 834 infazın gerçekleştirildiği kaydedildi. Her iki örgün verilerine göre, 2015 yılında İran’da 972 kişi idam edilmişti.

Bu, son yirmi yılda ikinci kez bir yıl içinde 800’den fazla infazın gerçekleştirildiği anlamına geliyor. Rapora göre, geçen sene en az 22 kadın idam edildi. Bu, kadınlar açısından son on yıldaki en yüksek sayı anlamına geliyor.

Hak örgütleri, İran’ı, Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası patlak veren protestoların ardından ölüm cezasını, “topluma korku yaymak” için kullanmakla suçladı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; IHR Direktörü Mahmud Amiri Mukaddem, 834 rakamını “şoke edici bir rakam” diye  niteledi.  Ayrıca Mukaddem, “Toplumsal korku aşılamak rejimin iktidarı elinde tutmasının tek yolu ve ölüm cezası da bunun en önemli aracı” değerlendirmesinde bulundu.

STK’lara göre İran, Mahsa Amini protestoları sırasında güvenlik güçlerine saldırı iddilarıyla bağlantılı davalarda dokuz kişiyi idam etti. Başta uyuşturucuyla ilgili davalar olmak üzere diğer suçlamalarla ilgili infazlar arttı.

Raporda, “2023 yılında, 2020 yılında kaydedilen rakamların 18 katı bir yükselişle 471 kişiye çıkan uyuşturucuyla bağlantlı infazların sayısındaki olağanüstü artış endişe verici” denildi.

Raporda, 167 Beluç’un idam edildiği, Beluç toplumunun İran nüfusunun yüzde beşine tekabül etmesine rağmen 2023 yılındaki toplam idamların yüzde 20’sini oluşturduğu bilgisine yer verildi.

ECPM Direktörü Raphael Chenuil-Hazan, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) “tepkisizliğinin” İranlı yetkililere “yanlış sinyal gönderdiğini” söyledi.

İran’daki idamların çoğu hapishane yerleşkesi içerisinde gerçekleştiriliyor ancak raporda, 2023 yılında ülkede kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen idamların sayısının 2022 yılına göre üç kat arttığı ve yedi kişinin halka açık alanlarda asıldığı belirtildi.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Gazze’de Çocuklar Açlıktan Ölüyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 150. günü geride kalırken DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’de çocukların açlıktan öldüğünü söyledi.

Haber Merkezi / Öte yandan Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 124 artarak 30 bin 534’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 71 bin 920’ye çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, sosyal medya hesabı üzerinden DSÖ’nün hafta sonunda Gazze’nin kuzeyindeki Avde ve Kemal Advan hastanelerine gerçekleştirdiği ziyaret hakkında bilgi paylaştı.

DSÖ’nün Ekim 2023’ten bu yana ilk kez bölgeyi ziyaret edebildiğine vurgu yapan Ghebreyesus, “korkunç bulgular” olarak nitelendirdiği gözlem ve tespitlerini şöyle sıraladı: Ciddi düzeyde yetersiz beslenme, açlıktan ölen çocuklar, ciddi yakıt, gıda ve tıbbi malzeme eksikliği, yıkılan hastane binaları.

“Binalardan birinin imha edilmiş olması nedeniyle özellikle Avde Hastanesi’ndeki durum dehşet verici” ifadelerine yer veren Ghebreyesus, Kemal Advan Hastanesi’nin de Gazze’nin kuzeyindeki tek pediatri hastanesi olduğuna işaret ederek, “Bu hastane hastalarla dolup taşıyor. Yiyecek bulunmaması sonucunda 10 çocuk öldü. Elektrik olmaması hasta bakımına ciddi tehdit oluşturuyor, özellikle de yoğun bakım ve yenidoğan bölümlerinde” bilgilerini paylaştı.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, her iki hastaneye 9 bin 500 litre yakıt ve bazı temel tıbbi malzemeler tedarik edebildiklerini anlatırken, “Bu, acil hayat kurtarmak için gerekli ihtiyaçların çok küçük bir kısmı” dedi.

Ghebreyesus, İsrail’e “insani yardımın güvenli ve düzenli bir şekilde ulaştırılabilmesini sağlama” çağrısını yinelerken, sivillere ve özellikle çocuklar ile sağlık çalışanlarına “derhal” yardımların ulaştırılması gerektiğinin altını çizdi. Ghebreyesus, paylaşımını, “Ama tüm bu hastaların ihtiyaç duydukları kilit ilaç barış. Ateşkes” sözleriyle bitirdi.

Üst düzey bir BM yardım yetkilisi Gazze Şeridi’nde en az 576 bin kişinin, bir başka deyişle bölge nüfusunun dörtte birinin facia düzeyinde gıda güvensizliği yaşadığı, kuzeydeki iki yaşın altındaki her altı çocuktan birinin akut beslenme yetersizliği çektiği uyarısı yaptı.

BM’nin çocuklara yardım kuruluşu UNICEF’in bölge direktörü de Adele Khodr da “Yetersiz beslenme Gazze şeridini kırıp, geçirirken korktuğumuz çocuk ölümlerini de görmeye başladı. Bu trajik ve korkunç ölümler tamamen insan eliyle gerçekleşiyor, tahmin edilebilir ve tamamen önlenebilir” dedi.

“Gazze’de insani yapı çökecek”

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail’in saldırısı sonucu Gazze’deki ölü sayısının 150 günde 30 bini geçerek “dehşet verici” hale geldiğini belirterek, “Nüfusun yüzde 5’i öldü, yaralandı ya da kayıp. Gazze’deki acıyı yeterince anlatmak mümkün değil. Doktorlar yaralı çocukların uzuvlarını anestezi olmadan kesiyor. Açlık ve insan yapımı kıtlık her yerde” dedi.

Philippe Lazzarini, giderek düzensiz ve tehlikeli bir yer haline gelen Gazze’de yetim kalan 17 bin çocuğa da dikkat çekerek, İsrail’in saldırılarına karşı Gazzelilerin sığınabilecekleri güvenli bir yeri kalmadığını vurguladı.

16 ülkenin UNRWA’ya 450 milyon dolar tutarındaki finansal yardımları kesme kararını da eleştiren Lazzarini, bunun, teşkilatın hayat kurtaran görevini yerine getirme kabiliyetini ciddi şekilde tehdit ettiğini ve bu soruna acil bir siyasi çözüm bulunması gerektiğini kaydetti.

Lazzarini, “İçinde bulunduğumuz felaket gidişatını düzeltmek için anlamlı bir adım atılmazsa, Gazze’deki bütün insani yapı çökecek, insani yardımların arttırılması konusunda Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması imkansız hale gelecek” dedi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 30 Bin 534’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 148. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 124 artarak 30 bin 534’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 71 bin 920’ye çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Üst düzey bir BM yardım yetkilisi, geçtiğimiz Salı günü BM Güvenlik Konseyi’ne yaptığı uyarıda, Gazze’de en az 576 bin kişinin “kıtlıktan bir adım uzakta” olduğunu ve harekete geçilmezse kıtlığın yaygın bir şekilde görülmesinin “kaçınılmaz” olabileceğini söylemişti.

BM’ye göre Gazze’nin kuzeyinde 300 binden fazla kişi gıda ve temiz içme suyu sıkıntısı yaşıyor, nüfusun dörtte biri de “kıtlığın eşiğinde.”

Öte yandan Paris’te Amerika, Mısır, Katar ve İsrailli heyetlerin ateşkese dair ilerleme sağlamalarının ardından müzakerelerin Kahire’de devam edeceği açıklanmıştı ancak Hamas heyetinin Kahire’ye gitmesine rağmen İsrail heyetinin Kahire’ye gitmediği belirtiliyor.

Nedeni ise İsrail’in hayatta olan rehinelerle ilgili daha fazla bilgi istemesi, Hamas’ın buna yanaşmaması. İsrail medyasına göre Hamas hangi rehinelerin hayatta olduğuna dair ayrıntı vermeye yanaşmıyor. İsrail de bu nedenle Kahire’ye heyet göndermiş değil. Arabulucu ülkelerin heyetlerinin de Kahire’ye gittiği belirtiliyor. Mısırlı güvenlik yetkilileri müzakerelerin Kahire’de devam edeceğini Cumartesi günü açıklamıştı.

Tarafların Gazze’de ateşkes, rehinelerin ve tutukluların serbest bırakılması konusunda uzlaştıkları ancak İsrail askerlerinin bölgeden çekilmesi konusunda hala bir anlaşma olmadığı belirtiliyordu.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, dün yaptığı açıklamada İsrail-Hamas müzakerelerinde halihazırda masada olan altı haftalık ateşkes anlaşmasının “elzem olduğunu” söyledi. Harris, “Gazze’de yaşanan acıların boyutu göz önüne alındığında en az önümüzdeki altı hafta için derhal ateşkes sağlanmalı, ki bu şu anda masada” ifadelerini kullandı.

İsrail’i Gazze’ye ulaştırılan yetersiz yardımlar konusunda eleştiren Harris, bu anlaşmanın “Gazze’de tutulan İsrailli rehinelerin salıverilmesini ve kayda değer bir yardımın bölgeye ulaşmasını sağlayacağını” belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de Gazze’deki insani krizin boyutlarını hafifletebilmek adına bölgeye yardım akışının boyutunun genişletilmesinin şart olduğunu ifade etti. Blinken, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İnsanların acilen gıda, su ve diğer yardıma ihtiyacı var. Bu yüzden ABD havadan yardımlar da dahil olmak üzere mevcut her türlü kanaldan yardım ulaştırmaya çalışıyor” diye yazdı.

Cinsiyet eşitliği konusunda küresel çapta mücadele veren Birleşmiş Milletler Kadın Kuruluşu (UN Women), Gazze’deki savaşın yıkıcı etkilerini en çok yaşayan kadınlara karşı açılmış bir savaş olduğunu belirtti. BM Kadın Kuruluşu Gazze’deki savaş beşinci ayına girilirken günde ortalama 37’si anne 63 kadının öldüğünü bildirdi.

BM Kadın, ellerindeki son verilere göre, Gazze’deki savaşın şimdiye kadar yaşanan tüm savaş ve çatışmalarda kadınların benzeri görülmemiş şekilde öldüğünü ve yaraladığını gösterdiğini kaydetti. BM Kadın, şimdiye kadar en az 9 bin kadının yaşamını yitirdiğini, enkaz altında çok daha fazla kadının öldüğü bildirildiğinden, savaşta ölen ya da yaralanan kadınların sayısının açıklanan sayılardan çok daha fazla olduğunu belirtti.

BM Kadın, her 5 kadından dördünün (yüzde 84) savaş öncesinde ailecek tükettikleri yiyeceğin yarısına bile ulaşamadığını, ailelerde annelerin ve yetişkin kadınların, çocukların beslenmesi için yiyecek bulmakta çok büyük zorluklar yaşadığı kaydedildi. Bu aile bireylerinin yüzde 95’inin, her gün bir öğünlerini yeterince yiyecek bulamadıkları için atlamak zorunda kaldıkları, yemedikleri öğünlerle çocuklarını doyurmaya çalıştıkları kaydedildi.

BM Kadın, Gazze’nin 2,3 milyonluk nüfusunun tamamının birkaç hafta içinde akut düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağını belirterek, “Her 10 kadından 9’u (yüzde 87) gıdaya erişmenin erkeklere göre daha zor olduğunu belirtiyor. Kadınlardan bazıları, enkazlardaki moloz altında kalmış ya da çöp konteynırlarında yiyecek aradıklarını söylüyor’’ dedi.

BM Kadın, 2023’te başlatılan acil yardım çağrılarıyla toplanan finansmanın yüzde birinden az bir miktarının bazı ulusal veya yerel kadın hakları örgütlerine gittiğini belirterek, “Acilen insani ateşkes ilen edilmezse nümüzdeki günlerde ve haftalarda çok daha fazla kişi ölecek. Gazze’deki ölümler durmalı. İnsani yardımın derhal Gazze’ye ulaşmalı” dedi.

Paylaşın

İran’da Rejim Karşıtı Eylemlerin Sembolü “Baraye”nin Bestecisine Hapis Cezası

“Baraye” şarkısının bestecisi İranlı Şervin Hacıpur, sosyal medya hesabından, “Milli güvenliği bozmaya yönelik halkı isyana teşvik ve tahrik etmek suçundan üç yıl hapis cezasına çarptırıldığını” açıkladı.

“Baraye”, Şervin Hacıpur 2023 yılında bir Grammy ödülü getirmiş, Hacıpur’a verilen “sosyal değişim özel başarı” ödülü ABD Başkanı Joe Biden’ın eşi Jill Biden tarafından açıklanmıştı.

İran’da 2022 yılında Jina Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan ve ülke geneline yayılan protestoların sembolü haline gelen “Baraye” adlı şarkının bestecisi ve yorumcusu Şervin Hacıpur, 3 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; 26 yaşındaki pop müzik sanatçısı, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda “milli güvenliği bozmaya yönelik halkı isyana teşvik ve tahrik etmek suçundan üç yıl hapis cezasına çarptırıldığını” açıkladı.

Rejime karşı propaganda suçundan da sekiz ay hapis cezası alan Hacıpur, hakkında iki yıl yurt dışına çıkış yasağı verildiğini de açıkladı.

Hacıpur’a verilen hapis cezasının yanı sıra mahkemenin sanatçı hakkında “ABD’nin insanlığa karşı işlediği suçlara ilişkin müzik yapması” hükmü verdiği de kaydedildi.

Hacıpur’un 2022 Eylül’ünde “başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle ahlak polislerince gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin ölümünün ardından bestelediği, Frasça’da “İçin” ya da “Nedeniyle” anlamına gelen şarkı, sosyal medyada kısa sürede viral hale gelmişti.

İran İslam Cumhuriyeti tarihindeki en geniş çaplı eylemlere dönüşen protestolara katılan genç eylemcilerin dünya kamuoyundaki sesi olan şarkı, başka sanatçılar tarafından da geniş katılımlı konserlerde seslendirilmişti.

Hacıpur ise şarkıyı paylaşmasından kısa süre sonra gözaltına alınmış ve günler sonra kefaletle serbest bırakılmıştı. Sanatçı ayrıca şarkı için özür dilemek zorunda bırakılmıştı.

“Baraye”, sanatçıya 2023’te bir Grammy ödülü getirmiş, Hacıpur’a verilen “sosyal değişim özel başarı” ödülü ABD Başkanı Joe Biden’ın eşi Jill Biden tarafından açıklanmıştı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 30 Bini Aştı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 146. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında can kaybı 30 bin 35’e yükselirken, yaralıların sayısı ise 70 bin 457’yi aştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Müdür Yardımcısı Maurizio Martina, “Bugün Gazze halkı, çatışma nedeniyle korkunç boyutta gıda güvensizliği ve yüksek kıtlık riskiyle karşı karşıya” uyarısında bulundu.

Bunun temel nedenlerini yoğun çatışmalarda artış, gıdaya, temel hizmetlere ve hayat kurtarıcı yardımlara erişimde azalma ve insanların temel hizmetlerden yoksun bir şekilde yetersiz tesislere izole edilmesi olarak sıralayan Martina, Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre Gazze’de 378 bin kişinin “felaket” olarak adlandırılan 5. seviyede yer aldığına dikkati çekti.

Martina, bunun 5 evden birine tekabül ettiğini belirterek, Gazze’de sivil altyapı, gıda üretim ve dağıtım tesisleri ile sulama tesislerinin bir kısmının yok edildiğini, diğerlerinin ise çok ağır hasar aldığını ya da erişim bulunmadığını dile getirdi.

İsrail’in 9 Ekim’den bu yana uyguladığı kuşatmanın gıda ürünleri, elektrik ve yakıtı ya tamamen kestiğini ya da kısıtladığını kaydeden Martina, aynı zamanda su kısıtlamasının da sürdüğünü bildirdi.

Martina, 7 Ekim öncesine göre Gazze’deki su tedarikinin yüzde 7 düzeyine gerilediğini vurgulayarak, “Gazze’deki yeraltı suyunun yüzde 97’si insan tüketimine uygun değil” diye konuştu. Çatışma öncesinde Gazze’nin gıda üretiminde kendine yettiğini ifade eden Martina, mevcut durumun bunu çok ciddi düzeyde yok ettiğini söyledi.

Gazze’nin kuzeyinde tarım üretiminin en iyi ihtimalle mayısta çökeceğini öngördüklerini aktaran Martina, “15 Şubat itibarıyla Gazze’deki mahsul alanlarının yüzde 54.8’i hasar görmüş durumda” dedi. Martina, çatışmaların durması ve insani yardımın ulaşımının sağlanmasının kıtlığı engellemek için gerekli adımlar olduğunun altını çizdi.

Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau, “Bugün Gazze’de neredeyse 2,2 milyonluk nüfusun tümü gıda yardımına muhtaç” dedi. Skau, ateşkes anlaşması olması halinde WFP’nin operasyonlarını genişletmeye hazır olduğunu belirterek, “Kıtlık riski, Gazze’ye temel gıda ürünlerinin yeterli düzeyde sağlanamamasıyla artıyor” şeklinde konuştu.

WFP’nin 18-19 Şubat’ta yardım konvoylarının saldırıya uğradığını ve bunun ardından Gazze’nin kuzeyine yönelik operasyonlarını koşullar elverene kadar askıya almayı kararlaştırdığını belirten Skau, “Gazze’nin kuzeyine giden çalışanlarımız, koşulların felaket olduğunu bildirdi. Gıda ve temiz su çok sınırlı, gıdasızlık artıyor ve hastalık yaygın” değerlendirmesinde bulundu.

Skau, Gazze’nin kuzeyine gıda ve diğer insani yardım malzemelerinin yeterli düzeyde ulaştırılması için acilen adım atılması gerektiğini kaydetti.

Bunun için ise insani yardım çalışanları için güvenli çalışma ortamı sağlanmasının şart olduğuna işaret eden Skau, aynı zamanda İsrailli yetkililerle yürütülen uyarı sisteminin uygulanması ve iletişim ağının istikrarlı olması gerektiğini söyledi. Skau, kıtlığı engellemek için çok daha fazla gıda tedarikine ihtiyaç olduğunun altını çizerek, sağlık dahil temel hizmetlerin tekrar inşa edilmesi gerektiğini bildirdi.

Bunları sadece BM Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) yapabileceğine işaret eden Skau, BM Güvenlik Konseyi’nin 2018’de kabul ettiği 2417 sayılı kararın çatışma ve gıda güvensizliği arasındaki kısır döngüyü kırmayı amaçladığını hatırlattı. Skau, “Konsey’e bugün bu kararı uygulama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Cenevre Temsilcisi ve Koordinasyon Birimi Direktörü Ramesh Rajasingham ise “Gazze’de bugün nüfusun dörtte biri kıtlığın eşiğinde” dedi. Rajasingham, Gazze’nin kuzeyinde iki yaş altı çocuklardan 6’sından birinin şiddetli gıdasızlıkla mücadele ettiğini belirtti.

Gazze’de çocuklar, kadınlar ve emziren anneler arasında gıdasızlığın hızla arttığına işaret eden Rajasingham, barınaklardaki aşırı kalabalık, soğuk hava, yetersiz beslenmenin salgın hastalıklar için elverişli bir ortam oluşturduğunu söyledi. Rajasingham, insani yardım çalışanlarının Gazze’ye erişim konusunda çok büyük engellerle karşılaştığını aktardı.

Paylaşın

BM’den Gazze’de ‘Kıtlık’ Uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Müdür Yardımcısı Maurizio Martina, “Bugün Gazze halkı, çatışma nedeniyle korkunç boyutta gıda güvensizliği ve yüksek kıtlık riskiyle karşı karşıya” uyarısında bulundu.

Bunun temel nedenlerini yoğun çatışmalarda artış, gıdaya, temel hizmetlere ve hayat kurtarıcı yardımlara erişimde azalma ve insanların temel hizmetlerden yoksun bir şekilde yetersiz tesislere izole edilmesi olarak sıralayan Martina, Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre Gazze’de 378 bin kişinin “felaket” olarak adlandırılan 5. seviyede yer aldığına dikkati çekti.

Bianet’in aktardığına göre; Martina, bunun 5 evden birine tekabül ettiğini belirterek, Gazze’de sivil altyapı, gıda üretim ve dağıtım tesisleri ile sulama tesislerinin bir kısmının yok edildiğini, diğerlerinin ise çok ağır hasar aldığını ya da erişim bulunmadığını dile getirdi.

İsrail’in 9 Ekim’den bu yana uyguladığı kuşatmanın gıda ürünleri, elektrik ve yakıtı ya tamamen kestiğini ya da kısıtladığını kaydeden Martina, aynı zamanda su kısıtlamasının da sürdüğünü bildirdi.

Martina, 7 Ekim öncesine göre Gazze’deki su tedarikinin yüzde 7 düzeyine gerilediğini vurgulayarak, “Gazze’deki yeraltı suyunun yüzde 97’si insan tüketimine uygun değil” diye konuştu. Çatışma öncesinde Gazze’nin gıda üretiminde kendine yettiğini ifade eden Martina, mevcut durumun bunu çok ciddi düzeyde yok ettiğini söyledi.

Gazze’nin kuzeyinde tarım üretiminin en iyi ihtimalle mayısta çökeceğini öngördüklerini aktaran Martina, “15 Şubat itibarıyla Gazze’deki mahsul alanlarının yüzde 54.8’i hasar görmüş durumda” dedi. Martina, çatışmaların durması ve insani yardımın ulaşımının sağlanmasının kıtlığı engellemek için gerekli adımlar olduğunun altını çizdi.

Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau, “Bugün Gazze’de neredeyse 2,2 milyonluk nüfusun tümü gıda yardımına muhtaç” dedi. Skau, ateşkes anlaşması olması halinde WFP’nin operasyonlarını genişletmeye hazır olduğunu belirterek, “Kıtlık riski, Gazze’ye temel gıda ürünlerinin yeterli düzeyde sağlanamamasıyla artıyor” şeklinde konuştu.

WFP’nin 18-19 Şubat’ta yardım konvoylarının saldırıya uğradığını ve bunun ardından Gazze’nin kuzeyine yönelik operasyonlarını koşullar elverene kadar askıya almayı kararlaştırdığını belirten Skau, “Gazze’nin kuzeyine giden çalışanlarımız, koşulların felaket olduğunu bildirdi. Gıda ve temiz su çok sınırlı, gıdasızlık artıyor ve hastalık yaygın” değerlendirmesinde bulundu.

Skau, Gazze’nin kuzeyine gıda ve diğer insani yardım malzemelerinin yeterli düzeyde ulaştırılması için acilen adım atılması gerektiğini kaydetti.

Bunun için ise insani yardım çalışanları için güvenli çalışma ortamı sağlanmasının şart olduğuna işaret eden Skau, aynı zamanda İsrailli yetkililerle yürütülen uyarı sisteminin uygulanması ve iletişim ağının istikrarlı olması gerektiğini söyledi. Skau, kıtlığı engellemek için çok daha fazla gıda tedarikine ihtiyaç olduğunun altını çizerek, sağlık dahil temel hizmetlerin tekrar inşa edilmesi gerektiğini bildirdi.

Bunları sadece BM Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) yapabileceğine işaret eden Skau, BM Güvenlik Konseyi’nin 2018’de kabul ettiği 2417 sayılı kararın çatışma ve gıda güvensizliği arasındaki kısır döngüyü kırmayı amaçladığını hatırlattı. Skau, “Konsey’e bugün bu kararı uygulama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Cenevre Temsilcisi ve Koordinasyon Birimi Direktörü Ramesh Rajasingham ise “Gazze’de bugün nüfusun dörtte biri kıtlığın eşiğinde” dedi. Rajasingham, Gazze’nin kuzeyinde iki yaş altı çocuklardan 6’sından birinin şiddetli gıdasızlıkla mücadele ettiğini belirtti.

Gazze’de çocuklar, kadınlar ve emziren anneler arasında gıdasızlığın hızla arttığına işaret eden Rajasingham, barınaklardaki aşırı kalabalık, soğuk hava, yetersiz beslenmenin salgın hastalıklar için elverişli bir ortam oluşturduğunu söyledi. Rajasingham, insani yardım çalışanlarının Gazze’ye erişim konusunda çok büyük engellerle karşılaştığını aktardı.

Gazze’de can kaybı 30 bine dayandı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 144. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Son saldırılarda 76 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 954’e çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 110 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 70 bin 325’e ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 30 Bine Dayandı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 144. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Son saldırılarda 76 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 954’e çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 110 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 70 bin 325’e ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İnsani yardım kuruluşları İsrail’i Gazze’de çalışmalarını imkansız hale getirmekle suçladı. Birleşmiş Milletler (BM), yeterli gıda yardımı ulaştırılamaması nedeniyle Gazze Şeridi’nde nüfusun dörtte birinin “kıtlığın eşiğinde olduğu” uyarısında bulundu.

Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü ise İsrail’i sağlık tesislerini saldırılardan korumayı önemsememekle suçladı. BM kuruluşları, personelinin saldırıya uğradığını ve konvoyların erişiminin sistematik olarak engellendiğini söylüyor.

Gazze’de ateşkes için bir anlaşma sağlamak, daha fazla rehinenin sırayla serbest bırakılmasını amaçlayan diplomatik müzakereler devam ediyor.

New York’taki Birleşmiş Milletler Merkezi’nde, ABD’nin, Gazze’de geçici ateşkesin yanı sıra rehinelerin bir an önce serbest bırakılması, İsrail’in Refah’a yönelik herhangi işgal ve eylemden kaçınmasını vurgulayan bir karar taslağını Güvenlik Konseyi üyelerinin tamamına ulaştırdığı belirtiliyor Güvenlik Konseyi’nin oylanması beklenen bu taslakla ilgili istişarelerin sürdüğü belirtiliyor.

Gazze’de, ateşkes sağlanması için diplomatik çabaların artarken, BM Güvenlik Konseyi’nde Gazze oturumu yapıldı. BM’ye bağlı yardım kuruluşlarının temsilcileri, dün gece Gazze’de sivillerin karşı karşıya olduğu insani durum ve gıda güvensizliği konusunda konsey üyelerine endişelerini aktardı.

BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze oturumuna katılan üye ülkelerin tamamının temsilcisi, derhal ateşkes sağlanması” gerektiğini vurguladı.

Hamas’ın Fransa’nın başkenti Paris’teki Gazze ateşkes görüşmelerinde Filistinli tutukluların İsrailli rehinelerle takas edilmesini öngören bir taslak teklif aldığı belirtildi. Taslakta şu teklifler yer alıyor:

Her iki taraf askeri operasyonlarını tamamen durduracak.
Gazze üzerindeki hava keşif operasyonları günde sekiz saat süreyle durdurulacak.
İnsani yardım kategorisi altında listelenen 40 rehine karşılığında, bir rehineye 10 mahkum oranına göre yaklaşık 400 Filistinli mahkum serbest bırakılacak.

Kadınlar, 19 yaş altı çocuklar, 50 yaş ve üzeri yaşlılar ve hastalar da dahil olmak üzere tüm İsrailli rehineler, belirli sayıda Filistinli mahkum karşılığında serbest bırakılacak.
İlk aşamanın başlamasının ardından İsrail, kuvvetlerini Gazze Şeridi’ndeki yoğun nüfuslu bölgelerden uzaklaştıracak.
Askerlik çağındaki erkekler hariç, yerinden edilmiş tüm siviller kademeli olarak kuzey Gazze Şeridi’ne geri dönecek.

Günde 500 kamyon insani yardım getirilmesine izin verilecek.
200 bin çadır ve 60 bin karavan sağlama taahhüd ediliyor.
Gazze’deki hastanelerin ve fırınların onarılmasına izin verilmesi, gerekli ekipmanların girişine derhal izin verilmesi ve bu amaçlar için yakıt sevkiyatının sağlanması.

İsrail, molozları kaldırmak ve diğer insani amaçlara yardımcı olmak için ağır makine ve teçhizatın girişini ve bunun için gerekli yakıt sevkiyatını sağlamayı kabul edecek. Hamas, bu makine ve teçhizatı İsrail’i tehdit etmek için kullanmayacağını taahhüt edecek.

Paylaşın

Kuzey Kore’nin Silah Fabrikaları Rusya’ya Çalışıyor

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmesinin ardından, Kuzey Kore’nin Rusya’ya 6 bin 700 konteyner dolusu mühimmat gönderdiği öne sürüldü.

Seul ve Washington, Pyongyang ve Moskova’yı silah ticareti yapmakla suçluyor ve Kuzey’i Ukrayna’ya karşı kullanmak üzere Rusya’ya silah tedarik ettiği için kınıyor. Askeri işbirliğini güçlendirme sözü veren Pyongyang ve Moskova ise suçlamaları reddediyor.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Güney Kore Savunma Bakanı Shin Won-sik, gazetecilere yaptığı açıklamada Kuzey Kore’nin temmuz ayından bu yana Rusya’ya 6 bin 700 konteyner dolusu mühimmat gönderdiğini belirtti.

Konteynerlerin üç milyondan fazla 152 milimetrelik top mermisi veya 500 bin adet 122 milimetrelik mermi taşıyabileceğini belirten Shin “Muhtemelen ikisinin karışımı olabilir ve en az birkaç milyon merminin gönderildiğini söyleyebilirsiniz.” dedi.

Kuzey Kore’deki mühimmat fabrikasının hammadde ve elektrik eksikliği nedeniyle kapasitelerinin yaklaşık yüzde 30’unda çalıştığına dikkat çeken Shin, Rusya için top mermisi üreten fabrikaların ise “tam kapasite” çalıştığının altını çizdi.

Sunduğu bilgilerin kaynağını açıklamayan Shin, Kuzey Kore’nin mühimmat karşılığında çoğu gıda malzemesi içeren dokuz bin konteyner ürün aldığını bunun ülkedeki fiyatların dengelenmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Güney Kore resmi haber ajansı Yonhap’ın aktardığına göre Shin, “Rusya’nın ne kadar vereceği belli değil, ancak Rusya Kuzey Kore top mermilerine ne kadar bağımlı hale gelirse, Rus teknoloji transferlerinin derecesi de o kadar artacaktır.” diye konuştu.

Güney Koreli bakan, bu bağlamda Moskova’nın teknik yardım sağlamaya devam etmesi halinde Kuzey Kore’nin önümüzdeki ayın başlarında bir uydu daha ateşleyebileceğini ve Pyongyang’ın uçak ve yer hareket kabiliyeti ekipman teknolojisi konusunda da yardım istediğini de sözlerine ekledi.

Seul ve Washington, Pyongyang ve Moskova’yı silah ticareti yapmakla suçluyor ve Kuzey’i Ukrayna’ya karşı kullanmak üzere Rusya’ya silah tedarik ettiği için kınıyor. Askeri işbirliğini güçlendirme sözü veren Pyongyang ve Moskova ise suçlamaları reddediyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, cuma günü yayınladığı bir bilgi notunda, Kuzey Kore’nin eylül ayından bu yana Rusya’ya 10 binden fazla konteyner dolusu mühimmat ya da ilgili malzeme teslim ettiğini bildirmişti.

Paylaşın