NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’den Ukrayna’ya Destek Çağrısı

İttifakın 2023 faaliyet raporuyla ilgili basın toplantısı düzenleyen NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifak üyelerine Ukrayna’ya daha fazla cephane ve silah göndermeleri çağrısında bulundu.

“Ukraynalıların cesareti değil, mühimmatı azaldı” diyen Jens Stoltenberg, müttefiklerin Ukrayna’ya hızla destek göndermelerinin “aciliyet” taşıdığını belirtti.  Stoltenberg, “Ukrayna’ya ihtiyaç duyduklarını sağlayabilecek kapasiteye ve ekonomiye sahibiz. Kararları almak ve Ukrayna’ya desteği önceliklendirmek bir siyasi irade meselesidir” şeklinde konuştu.

Özellikle ABD’de hükümetin Ukrayna’ya yapmayı öngördüğü yardımlar Kongre’de Cumhuriyetçiler tarafından engelleniyor. Stoltenberg, Ukrayna’ya saldıran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşı kazanmasına izin vermenin “tarihi bir hata” olacağını vurguladı.

NATO Genel Sekreteri ayrıca müttefiklere savunma harcamalarını artırmaları çağrısında bulundu. Yıllık faaliyet raporunda “Müttefikler, mevcut açıkları ortadan kaldırmak ve çekişmeli bir güvenlik düzeninin gereklerini yerine getirmek istiyorlarsa, gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde ikisinden fazlasını savunmaya harcamalıdırlar” ifadeleri kullanılıyor.

NATO üyeleri, Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenen zirvede gayri safi yurtiçi hasılalarının en az yüzde ikisini savunmaya harcama yönünde taahhütte bulunmuşlardı. Stoltenberg’in verdiği bilgiye göre, 32 üye ülkenin üçte ikisi bu kriteri sağlıyor. NATO Genel Sekreteri, ülkesi Norveç’in de bugün savunma harcamalarını yüzde iki kotasına uyacak şekilde artıracağını duyurduğunu hatırlattı.

Almanya da 2024 yılında yüzde 2,01 ile bu hedefe ilk kez erişebiliyor. ABD yıllardır, Avrupalı müttefiklerden ordularına daha fazla yatırımda bulunmaları talebinde bulunuyor.

Cumhuriyetçi Parti’nin en güçlü başkan aday adayı Donald Trump, kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, Beyaz Saray’a seçilmesi halinde yeterli katkıyı yapmayanları Rusya’ya karşı korumayacağı tehdidinde bulunmuştu ve “Hatta size (Rusya’nın) ne isterlerse yapmalarını desteklerim. Ödemelerinizi yapmak zorundasınız” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Putin’e ‘Nükleer’ Yanıtı: Sorumsuz Ve Düşüncesiz

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ülkesinin güvenliğinin tehlikeye girmesi halinde nükleer savaşa hazır olduğu yönündeki sözlerine ilişkin açıklamada bulundu.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; ABD’nin nükleer duruşunda bir değişiklik yapmadığını belirten Adrienne Watson, Rusya’nın Ukrayna savaşı boyunca kullandığı nükleer söyleminin “sorumsuz ve düşüncesiz” olduğunu söyledi.

Biden yönetiminden üst düzey bir yetkili de, anladıkları kadarıyla Putin’in bu sözleriyle Rusya’nın egemenliğinin tehdit altında olması halinde nükleer silah kullanacağına ilişkin nükleer doktrine atıfta bulunduğunu ve bunun yeni bir yaklaşım olmadığını söyledi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, ABD’nin nükleer duruşunda yeni bir düzenleme yapmak için bir sebep görmediklerini ve Rusya’nın Ukrayna’da nükleer silah kullanmaya hazırlandığına ilişkin bir gösterge olmadığını kaydetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ülkesinin tehlikeye girmesi halinde teknik olarak nükleer savaşa hazır olduğu konusunda Batı’yı uyarmıştı.

15-17 Mart’ta yapılacak ve kendisinin altı yıl daha iktidarda kalmasına imkan vermesi muhtemel seçimler öncesinde konuşan Putin, soru üzerine, askeri açıdan nükleer savaşa hazır olduklarını söylemiş; ancak şu anda bu aşamada olmadıklarını da belirtmişti.

“Ukrayna savaşı kontrolden çıkabilir”

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova’dan da ABD ve Batı ülkelerinin tepkisine yol açması muhtemel bir başka açıklama geldi. Zaharova, “NATO’da ve Avrupa Birliği’nde bir ya da iki üye devletin düşüncesiz ve provokatif eylemleri sebebiyle Ukrayna’daki savaşın kontrolden çıkabileceği ya da coğrafi olarak genişleyebileceği” uyarısında bulundu.

Maria Zaharova, bir ülke ismi vermedi ancak bu uyarı Ukrayna’nın komşusu olarak Moskova kaynaklı tehditten endişe duyan Polonya’nın Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın Beyaz Saray ziyaretinin ardına rastladı. Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ve Başbakanı Donald Tusk ABD’deki temaslarında NATO’nun doğu kanadının güçlendirilmesine yönelik taleplerini dile getirmişti.

Ukrayna savaşı Moskova’nın Batı ile ilişkilerinde 1962’deki Küba Füze Krizi’nden bu yana en derin krizi tetikledi. Putin daha önce de nükleer savaş riskine ilişkin uyarıda bulunmuş ancak Ukrayna’da nükleer silah kullanımına ihtiyacı hiç hissetmediğini belirtmişti.

Rusya’nın nükleer silah kullanımına ilişkin doktrini, Rus devletinin varoluşunun doğrudan tehdit altında olması ve Rusya’ya karşı nükleer ya da başka kitle imha silahlarının kullanıldığı bir saldırıya karşılık verilecek olması halinde nükleer silah kullanılmasını öngörüyor.

Paylaşın

Putin’den Batı’ya Uyarı: Rusya, Nükleer Savaşa Hazır

Devlet televizyonuna açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin tam olarak nükleer savaşa hazır olduğunu söyledi. Vladimir Putin, her şeyin o yöne doğru gitmediğini belirtti.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleriyle ilgili de konuşan Putin, iki ülkenin NATO’ya üye olmasını “anlamsız adım” olarak niteledi. Finlandiya sınırında şu ana kadar askerleri olmadığı ama artık olacağını söyledi.

ABD seçimlerine de değinen Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya’nın herhangi bir seçime müdahale etmediğini ve Amerikan halkının seçeceği liderle çalışacağını belirtti.

15 – 17 Mart’ta Rusya yapılacak devlet başkanlığı seçimini kazanmasına kesin gözüyle bakılan Vladimir Putin, devlet televizyonuna Gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Putin, Moskova’nın nükleer savaş senaryosu konusunda “acele etmediğini” belirterek, ülkesinin Ukrayna’da nükleer silah kullanımına gerek görmediğini söyledi. Putin, “ülkenin nükleer bir savaşa gerçekten hazır olup olmadığı?” yolundaki bir soru üzerine “Askeri ve teknik açıdan bakıldığında elbette hazırız” dedi.

Putin, “Rusya’nın varlığı tehdit edilirse nükleer silah kullanmaya hazır olduklarını” açıkladı. “Silahlar onları kullanmak için var ve bizim ortaya koyduğumuz kendi prensiplerimiz var.” diyen Putin, “Nükleer savaşa gerek yok, ama olursa buna teknik olarak hazırız” dedi.

ABD’nin nükleer testleri yapması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabileceğini ifade eden Putin, “Bu gerekli değil… hala bunun hakkında düşünmemiz gerekiyor ama aynısını yapabileceğimizi de göz ardı etmiyorum.” dedi.

Putin, Rusya’nın Şubat 2022’den bu yana çatışmaların sürdüğü Ukrayna’da hiçbir zaman nükleer silah kullanma ihtiyacıyla karşılaşmadığını söyledi. Putin, “Kitle imha silahlarını neden kullanmamız gerekiyor? Hiçbir zaman böyle bir ihtiyaç olmadı.” dedi.

Rusya dünyada en fazla nükleer silaha sahip ülke

Federation of American Scientists-Amerikan Bilimcileri Federasyonu verilerine göre Putin 5800 nükleer silahı kontol ediyor.

Bunların 1200’ünün kullanılmaz durumda olduğu düşünülse de 4380’inin uzun ve kısa menzilli taktikesel nükleer silahlar olarak kullanılmak için depolarda bulunduğu belirtiliyor.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleriyle ilgili de konuşan Putin, iki ülkenin NATO’ya üye olmasını “anlamsız adım” olarak niteledi. Finlandiya sınırında şu ana kadar askerleri olmadığı ama artık olacağını söyledi.

Amerikan seçimlerine de değinen Putin, Rusya’nın herhangi bir seçime müdahale etmediğini ve Amerikan halkının seçeceği liderle çalışacağını belirtti.

Paylaşın

BM’den Ramazan’ın İlk Gününde Gazze’de Ateşkes Çağrısı

Filistin – İsrail savaşının 157. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Ramazan ayına girilmiş olması sebebiyle Gazze’de “silahların susması” gerektiğini söyledi.

Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 67 artarak 31 bin 112’ye yükseldi. Yaralananların sayısı ise 72 bin 760’a çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki insanların ciddi bir gıda yetersizliği ve açlıktan ölme tehdidi altında yaşadığını vurgulayan uluslararası insani yardım örgütleri, bir süredir acil bir şekilde harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Antonio Guterres, “Bugün, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların barış, uzlaşma ve dayanışma değerlerini kutladığı ve yaydığı bir dönem olan mukaddes Ramazan ayının başlangıcı. Ancak Ramazan başlamış olsa da Gazze’de ölümler, bombalamalar ve kan dökülmeye devam ediyor” dedi.

BM Genel Sekreteri Guterres “Bugün en güçlü çağrım, silahları susturarak Ramazan ruhunu onurlandırmak ve hayat kurtaran yardımların gereken hızda ve ölçekte ulaştırılmasını sağlamak için tüm engelleri ortadan kaldırmaktır” ifadelerini kullandı. Hamas’a yönelik de “Aynı zamanda Ramazan’ın merhamet ruhuyla tüm rehinelerin serbest bırakılması için çağrıda bulunuyorum” dedi.

“Daha fazla önlenebilir ölümden kaçınmak için harekete geçmeliyiz” diyen Guterres “Gazze’deki Filistinliler için hayat kurtaran yardımlar, eğer gelirse, damla damla geliyor. Uluslararası insani hukuk paramparça halde. Ve İsrail’in tehdidinde bulunduğu Refah’a saldırısı Gazze halkını daha da derin bir cehennem çemberinin içine düşürebilir” şeklinde konuştu.

Hamas’ın elindeki rehinelerin ailelerinin de insani ateşkes çağrısı yaptığını hatırlatan Guterres “İsrailli rehine aileleri çektikleri eziyet ve ıstırabı paylaştılar ve sevdiklerinin derhal serbest bırakılması için yalvardılar. Ve İsrail bombardımanlarında öldürülen yakınlarının yürek burkan tanıklıklarını paylaşan ve derhal ateşkes talep eden Filistinli aileler… Bu aile üyelerinden birinin dediği gibi, ‘Buraya taziye için gelmedik. Özür dilemek için de burada değiliz. Acil eylem için buradayız.’ Bunu istemek çok mu fazla? Bu sesleri duymalı ve kulak vermeliyiz” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres konuşmasında Sudan’daki çatışmalara da dikkat çekerek Ramazan ayında Sudan’da da silahların susmasını istedi.

Paylaşın

“Kassam Tugayları’nın ‘Gölge Adam’ Lakaplı Komutanı Öldürüldü” İddiası

30 binden fazla can kaybının yaşandığı Filistin – İsrail savaşının 157. günü geride kalırken, Hamas’ın üst düzey komutanlarından “Gölge Adam” lakaplı Mervan İsa’nın öldürüldüğü iddia edildi.

Mervan İsa, 7 Ekim saldırısını planladığına inanılan Kassam Tugayları lideri Muhammed Deif ve Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar ile birlikte İsrail’in en çok arananlar listesinin üst sıralarında yer alıyor.

İsrail basını, Gazze’de düzenlenen hava saldırılarında İzzeddin El Kassam Tugayları komutanı Muhammed Deif’in yardımcısı Mervan İsa’nın hedef alındığını bildirdi. Mervan İsa’nın hayatını kaybetmiş olabileceğini aktaran Hareetz, Tel Aviv yönetiminin ölüm iddialarını doğrulamaya çalıştığını belirtti.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; İsrail ordu radyosu, cumartesi gecesi Nuseyrat Mülteci Kampı’nın bombalandığını ve Deif’in sağ kolunun da kampta olduğu hakkında istihbarat aldıklarını aktardı ancak konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Mervan İsa, 7 Ekim saldırısını planladığına inanılan Kassam Tugayları lideri Muhammed Deif ve Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar ile birlikte İsrail’in en çok arananlar listesinin üst sıralarında yer alıyor.

Mervan İsa kimdir?

‘Gölge Adam’ lakaplı İsa, Muhammed Deif’in sağ kolu olarak biliniyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail güçleri, genç yaşta katıldığı Hamas saflarındaki örgütsel faaliyetleri nedeniyle, ‘Birinci İntifada’ olarak bilinen dönemde İsa’yı beş yıl boyunca hapiste tuttu.

Hareketteki öne çıkan rolü nedeniyle özellikle İkinci İntifada’dan sonra İsrail’in hedefi haline geldi. İsrail, 2006 yılında Genelkurmay’ın Deif ve Kassam Tugayları’nın diğer üst düzey liderleriyle yaptığı toplantı sırasında İsa’ya suikast girişiminde bulundu. İsa, bu suikasttan kurtuldu.

Ayrıca, İsrail’in 2014 ve 2021’de Gazze’ye düzenlediği saldırılarda savaş uçakları evini iki kez yıktı. Bu saldırılardan birinde kardeşi hayatını kaybetti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 31 Bin 112’ye Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 157. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 67 artarak 31 bin 112’ye yükseldi. Yaralananların sayısı ise 72 bin 760’a çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki insanların ciddi bir gıda yetersizliği ve açlıktan ölme tehdidi altında yaşadığını vurgulayan uluslararası insani yardım örgütleri, bir süredir acil bir şekilde harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.

Öte yandan 1 milyondan fazla Filistinli Gazze’nin güneyinde Refah’a sığındı, zor koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor. Birleşmiş Milletler bölgedeki insanların açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtirken, geçen haftadan bu yana açlık nedeniyle can kaybı haberleri de geliyor.

Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı havadan yardımların Gazze’nin kuzeyine bırakıldığı açıkladı. Yardım malzemeleri içinde pirinç, un, makarna ve konserve yiyeceklerin olduğu belirtildi. Pentagon verilerine göre ABD Gazze’ye bu ay 135 bin öğün gıdayı havadan bıraktı.

Başkan Biden da Gazze’ye yardım malzemeleri ulaştırılması için bölgeye geçici bir liman inşa edilmesi talimatını vermişti. Pentagon, liman yapımının 60 günü bulabileceğini açıklamıştı.

Bu arada Gazze için tonlarca gıda yüklü gemi hala Kıbrıs’ta demirli. Büyük oranda Birleşik Arap Emirlikleri’nin kaynak sağladığı gemi Gazze için 200 ton gıda taşıyor. Gemideki gıdalar World Central Kitchen adlı yardım kuruluşu tarafından üretildi.

Kuruluş, Kıbrıs’ta 500 ton malzemenin daha gemilere yüklenmek için hazır olduğunu belirtiyor. Ancak geminin ne zaman Kıbrıs’tan ayrılacağı henüz netleşmedi.

Gemiye kargo yüklemesi Cumartesi geç saatlerde sona erdi ancak Gazze’de liman altyapısı olmadığını için geminin henüz Kıbrıs’tan ayrılmadığı belirtiliyor. Malzemelerin dağıtımı için geçici bir iskelenin olması gerektiği belirtiliyor.

Joe Biden: İsrail’e destek devam edecek

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “İsrail’e artık faydadan çok zarar verdiğini” söyledi.

Biden, MSNBC kanalına verdiği röportajda, Netanyahu’nun Gazze’deki saldırılarının ve bu saldırılarda öldürülen 30 binden fazla sivilin sorumluluğunun ağır olduğunu söyleyerek, bu kadar insanın sadece “Hamas’ın peşinden giderek öldürülemeyeceğini” ifade etti.

“Başbakan Binyamin Netanyahu konusunda sizin kırmızı çizginiz nedir? Bir kırmızı çizginiz var mı? Örneğin Refah’ın işgali bir kırmızı çizgi olabilir mi?” sorusuna ise Biden, “Bu bir kırmızı çizgidir ancak asla İsrail’e desteği sürdüreceğim, İsrail’in savunulması halen kritik önemde.” şeklinde yanıt verdi.

Bununla birlikte Gazze’deki ölü sayısının “çok fazla” olduğunun da altını çizen Biden, Netanyahu hükümetinin, “sivillerin hayatını nasıl hedef almayacağı” üzerine ciddi şekilde odaklanması gerektiğini vurguladı.

Paylaşın

El Kaide’nin Arap Yarımadası Lideri Öldü: Yeni Lider Açıklandı

Arap Yarımadası El Kaide lideri Halid Batarfi’nin öldüğü duyuruldu. Halid Batarfi’nin ölümü sonrası Arap Yarımada El Kaide’sinin yeni lideri olarak Saad bin Atef el-Awlaki’nin atandığı belirtildi.

Haber Merkezi / El Kaide, 40’lı yaşların başında olduğu sanılan Batarfi’nin beyaz bir kefene ve siyah-beyaz el Kaide bayrağına sarılı videosunu yayınladı.

Ebu Mikdad ve Ebu el-Mikdad el-Kindi olarak da bilinen El-Batarfi, 1978 – 80 yılları arasında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da dünyaya geldi.

1999 yılında Afganistan’da Taliban yönetimindeki El Faruk kampında eğitim gördü. El-Batarfi, 2001 yılında Afganistan’ın işgali sırasında Taliban saflarında yer aldı. 2010 yılında Arap Yarımadası El Kaide’sine katıldı.

Bir yıl sonra tutuklanan el-Batarfi 2011’den 2015’e kadar yaklaşık dört yıl boyunca hapiste kaldı. Nisan 2015’te hapishaneden kaçtı. 2015’ten 2020 yılına kadar örgüte liderlik eden Kasım el-Rimi’nin öldürülmesi sonrası El Batarfi, görevi devraldı.

2020 yılında el-Bartafi’nin gözaltına alındığına dair iddialar ortaya atılmış, ancak daha sonra bu iddialar yalanlanmıştı.

Arap Yarımadası El Kaide’si Paris’te 2015’te Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo’yu hedef alan ölümcül saldırının sorumluluğunu da üstlenmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre örgütün toplam gücü üç ila dört bin aktif savaşçı ve pasif üyeden oluşuyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 31 Bini Aştı

Filistin – İsrail savaşının 156. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 85 artarak 31 bin 45’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 72 bin 654’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki insanların ciddi bir gıda yetersizliği ve açlıktan ölme tehdidi altında yaşadığını vurgulayan uluslararası insani yardım örgütleri, bir süredir acil bir şekilde harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze Şeridi’nde kıtlığın “neredeyse kaçınılmaz” olduğu ve çocukların açlıktan öldüğü uyarısında bulundu. Karadan ve havadan yardım sevkiyatının zor ve tehlikeli olduğu belirtiliyor.

BM, Gazze Şeridi’nde en az 576 bin kişinin -nüfusun dörtte biri- felaket boyutlarında gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Batılı ülkeler İsrail’e, yardım konvoylarının geçişini kolaylaştırarak ve ilave geçişler açarak kara yoluyla yapılan sevkiyatları genişletmesi için baskı yapıyor.

Yardım tırları Gazze’nin güneyine Mısır’ın kontrolündeki Refah ve İsrail’in kontrolündeki Kerem Şalom sınır kapılarından giriyor. Ancak İsrail’in kara harekâtının ilk aşamasında odak noktası olan Gazze’nin kuzeyine son aylarda yardım ulaştırılamadı.

Burada tahminen 300 bin Filistinli gıda ve temiz suya erişim sorunuyla karşı karşıya. İsrail yardım çabalarını engellemekle suçlanıyor ve geçen hafta bağımsız bir BM uzmanı İsrail’i “Gazze’deki Filistin halkına karşı açlık kampanyası” yürütmekle suçladı.

İsrail’in BM misyonunda hukuk danışmanı olarak görev yapan Yeela Cytrin, İsrail’in açlığı bir savaş aracı olarak kullandığı yönündeki iddiaları reddetti.

“İsrail’e destek devam edecek”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “İsrail’e artık faydadan çok zarar verdiğini” söyledi.

Biden, MSNBC kanalına verdiği röportajda, Netanyahu’nun Gazze’deki saldırılarının ve bu saldırılarda öldürülen 30 binden fazla sivilin sorumluluğunun ağır olduğunu söyleyerek, bu kadar insanın sadece “Hamas’ın peşinden giderek öldürülemeyeceğini” ifade etti.

“Başbakan Binyamin Netanyahu konusunda sizin kırmızı çizginiz nedir? Bir kırmızı çizginiz var mı? Örneğin Refah’ın işgali bir kırmızı çizgi olabilir mi?” sorusuna ise Biden, “Bu bir kırmızı çizgidir ancak asla İsrail’e desteği sürdüreceğim, İsrail’in savunulması halen kritik önemde.” şeklinde yanıt verdi.

Bununla birlikte Gazze’deki ölü sayısının “çok fazla” olduğunun da altını çizen Biden, Netanyahu hükümetinin, “sivillerin hayatını nasıl hedef almayacağı” üzerine ciddi şekilde odaklanması gerektiğini vurguladı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Çocuklar Nesneleştiriliyor

Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportör Singhateh, “Kötü çalışma koşulları ve çeşitli eğlence platformlarında çocukların cinsel istismarı ve sömürüsünün tasvir edilmesi yalnızca çizgiyi aşma eğiliminde olmakla kalmıyor, aynı zamanda çocukları nesneleştiriyor ve araçsallaştırıyor” dedi ve ekledi:

“Mağdurlar sessizlikle, soruşturma eksikliğiyle, baskıyla, gözdağıyla ya da tazminat tedbirlerinin mevcut olmamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tür çabaların, çocukların katılımının ve sektördeki bireylerin veya işletmelerin davranışlarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına uygun olmasının sağlanması gerekiyor. Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor.’’

Birleşmiş Milletler, yayımladığı son raporunda, eğlence sektöründe çocuklara yönelik sömürü ve istismarların arttığını açıkladı. BM raporunda, eğlence sektöründe çalışan çocukların sömürülmesi ve cinsel istismar riskleri araştırıldı. Çocuk oyuncuların maruz kaldığı sömürü, istismar ve korunmasına yönelik yeni toplumsal gözlem ve adli öneriler getirildi.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; BM Çocuk İstismarı Özel Raportörü Mama Fatima Singhateh tarafından hazırlanan son raporda, eğlence endüstrisinde cinsel istismar ve çocukların sömürülmesinin giderek yaygınlaştığı ancak bunun aksine işlenen suçlarla mücadele için yeterince adli kavuşturmanın farklı gerekçelerle yapılmadığı vurgulandı. BM Özel Rapörtörü, ‘’Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor’’ dedi.

Eğlence sektöründe, sanatçı ya da şovmen olarak çalıştırılan çocukların büyük bir çoğunluğunun zorunlu bırakılarak sömürü ve istismarlara sessiz kalmalarının sağlandığı belirtildi. Dijital ortamın artık çocuklar için adeta bir tuzağa dönüştüğü, çocukların internette porno endüstrisinin ağına düşüp sömürüldüğü, bazen de çocukların kendi yaşadıkları ülkenin sınırları dışına fiziksel olarak kaçırılmasına kadar vardığı kaydedildi.

Raporda, eğlence sektöründeki mevcut önleme, koruma tedbirlerinin, hesap verebilirlik sistemlerinin ve adalete erişim yeterince sağlanamadığı, bu sektördeki önemli sayıda istismar vakasının misilleme korkusu, kariyer fırsatlarının kaybı nedeniyle rapor edilmediği, savunmasız çocukların sömürüldüğü bir ortamın yaratıldığı kaydedildi.

Raporda, dünya çapında milyonlarca insan çatışma ve şiddetten ya da giderek yerinden edilmeye ve göçe yol açan diğer durumlardan kaçarken pek çok çocuğun, ailelerinden ayrıldığı, hayatta kalabilmek için eğlence sektöründe çalışmak zorunda kaldığı kaydedildi. Raporda, çocukların sahte teklifler, yanıltıcı vaatler, umut ve hayallerinin sömürülmesi yoluyla insan tüccarlarının eline düştüğü kaydedildi.

Raporda, elde edilen bulgu ve yapılan araştırmalara göre, tacirlerin genellikle çocuklarla bağlantı kurmak için sosyal medya platformlarını, karşılıklı mesajlaşma ve görüntülü konuşma gibi internet hizmetlerinden yararlanıp bu hizmetlerde yer alan bilgileri, kötüye kullandıklarının saptandığı kaydedildi. Raporda, çocukların cinsel istismarı materyalleri, yalnızca karanlık internet ağlarında değil aynı zamanda yasal medyada da yer aldığı, bazı web siteleri ve sosyal medya platformlarının içeriklerinin cinsel suçların normalleştirilmesine yardımcı olduğu kaydedildi.

Raporda, eğlence sektörünün çocuklara karşı orantısız güç kullandığı, bu sektörde çalışan çocukların yaş ve çalışma koşullarına ilişkin sınırlı kurallar ve sözleşmeye dayalı uygulamalardan orantısız bir şekilde etkilendiği kaydedildi.
Eğlence sektörünün, çocukların ve vasilerinin güvenini sağladıktan sonra çocuk mağdurları vasi desteğinden ayırdıkları ve kendilerine bağımlı kıldıkları belirtildi.

Eğlence sektöründe çalışan çocuk mağdurların bazen bu güçlü şirket ve kişiler tarafından tehdit edildikleri sıklıkla sessizliklerini korumaya zorlandıkları kaydedildi. Çocuk mağdurların çoğunluğunun, ekonomik gerekçeler, kariyerleri veya kişisel güvenlikleri için daha çok eğlence sektöründeki iş verenlerinin sözlerini dinledikleri belirtildi.

Raporda, eğlence endüstrisindeki çocuk sanatçıların cinselliğinin öne çıkartıldığı ve bu nedenle şiddet içeren, saldırgan ortamlara maruz kaldıkları belirtildi. Raporda, tecavüz, cinsel saldırı ve ilgili suçlamalardan 2020 yılında 23 yıl hapis cezasına çarptırılan Harvey Weinstein, eğlence sektöründeki istismarları nedeniyle kötü bir örnek olarak gösterildi.

‘’Çocuklar nesneleştiriliyor ‘’

BM Özel Raportörü Singhateh, çocukların film, televizyon, müzik, tiyatro, modellik, sirkler, korolar, konserler, gece kulüpleri, barlar, spor, turizm, şovlar turizm ve konaklama alanlarında, sömürü ve istismar riskleriyle karşı karşıya kaldığını kaydetti.

Singhateh, ‘’Me Too‘’ gibi hareketlerin özellikle Hollywood’da ayrıca diğer eğlence merkezi sayılan büyük kentlerde, cinsel istismar ve sömürüye ilişkin farkındalığı artırdığını, cesur kurbanların, hayatta kalanların ifadelerinin çocuklar ve gençlerin acil olarak daha iyi korumaya ihtiyaç duyulduğuna işaret ettiğini vurguladı.

İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan Özel Raportör Singhateh, çocukların çeşitli medya ve eğlence endüstrisi alanlarındaki cinsel istismarı ve sömürüsüyle mücadele etmek için hem toplu olarak hem de bireyler tarafından acilen harekete geçilmesi gerektiğini belirtti.

Eğlence sektöründe çalışan çocukların sağlığını, güvenliğini, mahremiyetini ve refahını sağlamanın birçok yolu olduğunu belirten Özel Raportör Singhateh, “Kötü çalışma koşulları ve çeşitli eğlence platformlarında çocukların cinsel istismarı ve sömürüsünün tasvir edilmesi yalnızca çizgiyi aşma eğiliminde olmakla kalmıyor, aynı zamanda çocukları nesneleştiriyor ve araçsallaştırıyor.

Mağdurlar sessizlikle, soruşturma eksikliğiyle, baskıyla, gözdağıyla ya da tazminat tedbirlerinin mevcut olmamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tür çabaların, çocukların katılımının ve sektördeki bireylerin veya işletmelerin davranışlarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına uygun olmasının sağlanması gerekiyor. Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor’’ dedi.

Paylaşın

ABD, İsrail’e En Az 100 Defa Silah Sevkiyatı Yaptı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 154. günü geride kalırken, ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), Başkan Joe Biden’ın yasalardaki bir açığı kullanarak Kongre’nin onayı olmadan İsrail’e en az 100 defa silah sevkiyatı yaptığını bildirdi.

Wall Street Journal (WSJ), Kongre’ye söz konusu sevkiyatlardan sadece ikisiyle ilgili önceden bilgilendirme yapıldığını aktardı.

Silah İhracatı Kontrol Yasası kapsamında ABD’nin yakın müttefiklere yaptığı silah satışlarında, uzun çaplı araştırma ve geliştirme süreci gerektiren “büyük savunma teçhizatı” için 25 milyon dolarlık bir limit var. Bu limit, farklı bomba türleri içinse 100 milyon dolara kadar yükseliyor.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen ABD’li yetkililer, Beyaz Saray’ın söz konusu ekipmanlarda belirlenen limitlerin altındaki sevkiyatları Kongre’nin onay sürecine sunmadan gerçekleştirdiğini savundu. Sevkiyatlarla ilgili detay paylaşılmazken, haberde Washington’ın bu yöntemle İsrail’e “binlerce silah gönderdiği” yazıldı.

Kaynaklar, bu silahlardan bazılarının ABD’nin kendi cephaneliğinden alındığını, bazılarınınsa önceden onaylanmış sevkiyat süreçlerinin hızlandırılmasıyla İsrail’e tedarik edildiğini ileri sürdü.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, iddialara ilişkin şunları söyledi: Kongre’nin üyeleri bilgilendirmek için belirlediği prosedürleri takip ettik ve yasal olarak resmi bildirim gerekmediği zamanlarda bile Kongre üyeleriyle düzenli olarak bilgi paylaştık. Sevkiyatları belirlenmiş yasal limitlerin altında kalacak şekilde böldüğümüze veya Kongre üyelerini sürece dahil etmediğimize yönelik iddialar kesinlikle yanlıştır.

Bakanlığın paylaştığı bilgilere göre Tel Aviv yönetimi, Washington’dan her yıl yaklaşık 3 milyar dolarlık askeri destek alıyor. Ayrıca halihazırda ABD’den İsrail’e gönderilmesi planlanan 600 askeri ekipman ve sevkıyat çalışması yürütüldüğü bildirildi. Bunların toplam değeriyse yaklaşık 23 milyar dolar.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nden Demokrat Maryland Senatörü Chris Van Hollen ise Dışişleri Bakanlığı’nın belirlenen limitler altındaki sevkiyatlar için Kongre’yi bilgilendirme yükümlülüğü olmadığını söylerken, “Bunu sürekli Kongre’yi atlatmak için kullanmak, yasaların ruhuna aykırı olduğu gibi Kongre’nin denetleyici rolünü de zayıflatıyor” dedi.

Beyaz Saray, WSJ ve Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian’ın yorum talebini reddetti. ABD’nin tanınmış medya kuruluşlarından NBC’nin ocaktaki haberinde, Washington’ın Gazze’deki operasyonların yoğunluğunun düşürülmesi için Tel Aviv yönetimine silah satışını yavaşlatmayı planladığı iddia edilmişti.

Biden, Gazze’de iki devletli çözümle savaşın sonlandırılması için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya baskı yapıyor. Tel Aviv yönetimiyse bu seçeneğe yanaşmıyor.

İsrail’den Batı Şeria’da yeni yerleşim birimlerine onay

Öte yandan İsrail gazetesi Haaretz, Tel Aviv’in dün alınan kararla Batı Şeria’da 3 bin 476 yerleşim birimine onay verdiğini aktardı. İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, yaptığı açıklamada son kararla birlikte Batı Şeria’da geçen yıl toplamda 18 bin 515 yerleşim yerinin inşası için onay çıkarıldığını söyledi.

Smotrich son onay kararının, 22 Şubat’ta üç Filistinlinin, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim birimi Maale Adumim’de bir İsrail yurttaşını öldürmesine karşılık verildiğini belirtti. Filistin Ulusal Yönetimi ve ABD, yeni yerleşim birimlerine verilen onayı kınadı.

Yunanistan’ın tanınmış gazetelerinden Kathimerini, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Gazze’ye göndereceği insani yardımların Ramazan’dan önce bölgeye ulaştırılacağını aktardı. GKRY yönetiminden kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir yetkili, yardımların gönderilmesi için Birleşik Arap Emirlikleri’yle ortak çalışıldığını belirtti.

GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, kasımda yaptığı açıklamada Gazze’ye daha fazla yardımın ulaştırılabilmesi için bir deniz koridoru oluşturulacağını duyurmuştu. GKRY yetkilileri, yardım gemilerinin Limasol limanından yaklaşık 410 kilometre uzaklıktaki Gazze’ye “ilk fırsatta” gönderileceğini bildirmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın