El Kaide’nin Arap Yarımadası Lideri Öldü: Yeni Lider Açıklandı

Arap Yarımadası El Kaide lideri Halid Batarfi’nin öldüğü duyuruldu. Halid Batarfi’nin ölümü sonrası Arap Yarımada El Kaide’sinin yeni lideri olarak Saad bin Atef el-Awlaki’nin atandığı belirtildi.

Haber Merkezi / El Kaide, 40’lı yaşların başında olduğu sanılan Batarfi’nin beyaz bir kefene ve siyah-beyaz el Kaide bayrağına sarılı videosunu yayınladı.

Ebu Mikdad ve Ebu el-Mikdad el-Kindi olarak da bilinen El-Batarfi, 1978 – 80 yılları arasında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da dünyaya geldi.

1999 yılında Afganistan’da Taliban yönetimindeki El Faruk kampında eğitim gördü. El-Batarfi, 2001 yılında Afganistan’ın işgali sırasında Taliban saflarında yer aldı. 2010 yılında Arap Yarımadası El Kaide’sine katıldı.

Bir yıl sonra tutuklanan el-Batarfi 2011’den 2015’e kadar yaklaşık dört yıl boyunca hapiste kaldı. Nisan 2015’te hapishaneden kaçtı. 2015’ten 2020 yılına kadar örgüte liderlik eden Kasım el-Rimi’nin öldürülmesi sonrası El Batarfi, görevi devraldı.

2020 yılında el-Bartafi’nin gözaltına alındığına dair iddialar ortaya atılmış, ancak daha sonra bu iddialar yalanlanmıştı.

Arap Yarımadası El Kaide’si Paris’te 2015’te Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo’yu hedef alan ölümcül saldırının sorumluluğunu da üstlenmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre örgütün toplam gücü üç ila dört bin aktif savaşçı ve pasif üyeden oluşuyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 31 Bini Aştı

Filistin – İsrail savaşının 156. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 85 artarak 31 bin 45’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 72 bin 654’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki insanların ciddi bir gıda yetersizliği ve açlıktan ölme tehdidi altında yaşadığını vurgulayan uluslararası insani yardım örgütleri, bir süredir acil bir şekilde harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze Şeridi’nde kıtlığın “neredeyse kaçınılmaz” olduğu ve çocukların açlıktan öldüğü uyarısında bulundu. Karadan ve havadan yardım sevkiyatının zor ve tehlikeli olduğu belirtiliyor.

BM, Gazze Şeridi’nde en az 576 bin kişinin -nüfusun dörtte biri- felaket boyutlarında gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Batılı ülkeler İsrail’e, yardım konvoylarının geçişini kolaylaştırarak ve ilave geçişler açarak kara yoluyla yapılan sevkiyatları genişletmesi için baskı yapıyor.

Yardım tırları Gazze’nin güneyine Mısır’ın kontrolündeki Refah ve İsrail’in kontrolündeki Kerem Şalom sınır kapılarından giriyor. Ancak İsrail’in kara harekâtının ilk aşamasında odak noktası olan Gazze’nin kuzeyine son aylarda yardım ulaştırılamadı.

Burada tahminen 300 bin Filistinli gıda ve temiz suya erişim sorunuyla karşı karşıya. İsrail yardım çabalarını engellemekle suçlanıyor ve geçen hafta bağımsız bir BM uzmanı İsrail’i “Gazze’deki Filistin halkına karşı açlık kampanyası” yürütmekle suçladı.

İsrail’in BM misyonunda hukuk danışmanı olarak görev yapan Yeela Cytrin, İsrail’in açlığı bir savaş aracı olarak kullandığı yönündeki iddiaları reddetti.

“İsrail’e destek devam edecek”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “İsrail’e artık faydadan çok zarar verdiğini” söyledi.

Biden, MSNBC kanalına verdiği röportajda, Netanyahu’nun Gazze’deki saldırılarının ve bu saldırılarda öldürülen 30 binden fazla sivilin sorumluluğunun ağır olduğunu söyleyerek, bu kadar insanın sadece “Hamas’ın peşinden giderek öldürülemeyeceğini” ifade etti.

“Başbakan Binyamin Netanyahu konusunda sizin kırmızı çizginiz nedir? Bir kırmızı çizginiz var mı? Örneğin Refah’ın işgali bir kırmızı çizgi olabilir mi?” sorusuna ise Biden, “Bu bir kırmızı çizgidir ancak asla İsrail’e desteği sürdüreceğim, İsrail’in savunulması halen kritik önemde.” şeklinde yanıt verdi.

Bununla birlikte Gazze’deki ölü sayısının “çok fazla” olduğunun da altını çizen Biden, Netanyahu hükümetinin, “sivillerin hayatını nasıl hedef almayacağı” üzerine ciddi şekilde odaklanması gerektiğini vurguladı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Çocuklar Nesneleştiriliyor

Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportör Singhateh, “Kötü çalışma koşulları ve çeşitli eğlence platformlarında çocukların cinsel istismarı ve sömürüsünün tasvir edilmesi yalnızca çizgiyi aşma eğiliminde olmakla kalmıyor, aynı zamanda çocukları nesneleştiriyor ve araçsallaştırıyor” dedi ve ekledi:

“Mağdurlar sessizlikle, soruşturma eksikliğiyle, baskıyla, gözdağıyla ya da tazminat tedbirlerinin mevcut olmamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tür çabaların, çocukların katılımının ve sektördeki bireylerin veya işletmelerin davranışlarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına uygun olmasının sağlanması gerekiyor. Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor.’’

Birleşmiş Milletler, yayımladığı son raporunda, eğlence sektöründe çocuklara yönelik sömürü ve istismarların arttığını açıkladı. BM raporunda, eğlence sektöründe çalışan çocukların sömürülmesi ve cinsel istismar riskleri araştırıldı. Çocuk oyuncuların maruz kaldığı sömürü, istismar ve korunmasına yönelik yeni toplumsal gözlem ve adli öneriler getirildi.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; BM Çocuk İstismarı Özel Raportörü Mama Fatima Singhateh tarafından hazırlanan son raporda, eğlence endüstrisinde cinsel istismar ve çocukların sömürülmesinin giderek yaygınlaştığı ancak bunun aksine işlenen suçlarla mücadele için yeterince adli kavuşturmanın farklı gerekçelerle yapılmadığı vurgulandı. BM Özel Rapörtörü, ‘’Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor’’ dedi.

Eğlence sektöründe, sanatçı ya da şovmen olarak çalıştırılan çocukların büyük bir çoğunluğunun zorunlu bırakılarak sömürü ve istismarlara sessiz kalmalarının sağlandığı belirtildi. Dijital ortamın artık çocuklar için adeta bir tuzağa dönüştüğü, çocukların internette porno endüstrisinin ağına düşüp sömürüldüğü, bazen de çocukların kendi yaşadıkları ülkenin sınırları dışına fiziksel olarak kaçırılmasına kadar vardığı kaydedildi.

Raporda, eğlence sektöründeki mevcut önleme, koruma tedbirlerinin, hesap verebilirlik sistemlerinin ve adalete erişim yeterince sağlanamadığı, bu sektördeki önemli sayıda istismar vakasının misilleme korkusu, kariyer fırsatlarının kaybı nedeniyle rapor edilmediği, savunmasız çocukların sömürüldüğü bir ortamın yaratıldığı kaydedildi.

Raporda, dünya çapında milyonlarca insan çatışma ve şiddetten ya da giderek yerinden edilmeye ve göçe yol açan diğer durumlardan kaçarken pek çok çocuğun, ailelerinden ayrıldığı, hayatta kalabilmek için eğlence sektöründe çalışmak zorunda kaldığı kaydedildi. Raporda, çocukların sahte teklifler, yanıltıcı vaatler, umut ve hayallerinin sömürülmesi yoluyla insan tüccarlarının eline düştüğü kaydedildi.

Raporda, elde edilen bulgu ve yapılan araştırmalara göre, tacirlerin genellikle çocuklarla bağlantı kurmak için sosyal medya platformlarını, karşılıklı mesajlaşma ve görüntülü konuşma gibi internet hizmetlerinden yararlanıp bu hizmetlerde yer alan bilgileri, kötüye kullandıklarının saptandığı kaydedildi. Raporda, çocukların cinsel istismarı materyalleri, yalnızca karanlık internet ağlarında değil aynı zamanda yasal medyada da yer aldığı, bazı web siteleri ve sosyal medya platformlarının içeriklerinin cinsel suçların normalleştirilmesine yardımcı olduğu kaydedildi.

Raporda, eğlence sektörünün çocuklara karşı orantısız güç kullandığı, bu sektörde çalışan çocukların yaş ve çalışma koşullarına ilişkin sınırlı kurallar ve sözleşmeye dayalı uygulamalardan orantısız bir şekilde etkilendiği kaydedildi.
Eğlence sektörünün, çocukların ve vasilerinin güvenini sağladıktan sonra çocuk mağdurları vasi desteğinden ayırdıkları ve kendilerine bağımlı kıldıkları belirtildi.

Eğlence sektöründe çalışan çocuk mağdurların bazen bu güçlü şirket ve kişiler tarafından tehdit edildikleri sıklıkla sessizliklerini korumaya zorlandıkları kaydedildi. Çocuk mağdurların çoğunluğunun, ekonomik gerekçeler, kariyerleri veya kişisel güvenlikleri için daha çok eğlence sektöründeki iş verenlerinin sözlerini dinledikleri belirtildi.

Raporda, eğlence endüstrisindeki çocuk sanatçıların cinselliğinin öne çıkartıldığı ve bu nedenle şiddet içeren, saldırgan ortamlara maruz kaldıkları belirtildi. Raporda, tecavüz, cinsel saldırı ve ilgili suçlamalardan 2020 yılında 23 yıl hapis cezasına çarptırılan Harvey Weinstein, eğlence sektöründeki istismarları nedeniyle kötü bir örnek olarak gösterildi.

‘’Çocuklar nesneleştiriliyor ‘’

BM Özel Raportörü Singhateh, çocukların film, televizyon, müzik, tiyatro, modellik, sirkler, korolar, konserler, gece kulüpleri, barlar, spor, turizm, şovlar turizm ve konaklama alanlarında, sömürü ve istismar riskleriyle karşı karşıya kaldığını kaydetti.

Singhateh, ‘’Me Too‘’ gibi hareketlerin özellikle Hollywood’da ayrıca diğer eğlence merkezi sayılan büyük kentlerde, cinsel istismar ve sömürüye ilişkin farkındalığı artırdığını, cesur kurbanların, hayatta kalanların ifadelerinin çocuklar ve gençlerin acil olarak daha iyi korumaya ihtiyaç duyulduğuna işaret ettiğini vurguladı.

İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan Özel Raportör Singhateh, çocukların çeşitli medya ve eğlence endüstrisi alanlarındaki cinsel istismarı ve sömürüsüyle mücadele etmek için hem toplu olarak hem de bireyler tarafından acilen harekete geçilmesi gerektiğini belirtti.

Eğlence sektöründe çalışan çocukların sağlığını, güvenliğini, mahremiyetini ve refahını sağlamanın birçok yolu olduğunu belirten Özel Raportör Singhateh, “Kötü çalışma koşulları ve çeşitli eğlence platformlarında çocukların cinsel istismarı ve sömürüsünün tasvir edilmesi yalnızca çizgiyi aşma eğiliminde olmakla kalmıyor, aynı zamanda çocukları nesneleştiriyor ve araçsallaştırıyor.

Mağdurlar sessizlikle, soruşturma eksikliğiyle, baskıyla, gözdağıyla ya da tazminat tedbirlerinin mevcut olmamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tür çabaların, çocukların katılımının ve sektördeki bireylerin veya işletmelerin davranışlarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına uygun olmasının sağlanması gerekiyor. Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor’’ dedi.

Paylaşın

ABD, İsrail’e En Az 100 Defa Silah Sevkiyatı Yaptı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 154. günü geride kalırken, ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), Başkan Joe Biden’ın yasalardaki bir açığı kullanarak Kongre’nin onayı olmadan İsrail’e en az 100 defa silah sevkiyatı yaptığını bildirdi.

Wall Street Journal (WSJ), Kongre’ye söz konusu sevkiyatlardan sadece ikisiyle ilgili önceden bilgilendirme yapıldığını aktardı.

Silah İhracatı Kontrol Yasası kapsamında ABD’nin yakın müttefiklere yaptığı silah satışlarında, uzun çaplı araştırma ve geliştirme süreci gerektiren “büyük savunma teçhizatı” için 25 milyon dolarlık bir limit var. Bu limit, farklı bomba türleri içinse 100 milyon dolara kadar yükseliyor.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen ABD’li yetkililer, Beyaz Saray’ın söz konusu ekipmanlarda belirlenen limitlerin altındaki sevkiyatları Kongre’nin onay sürecine sunmadan gerçekleştirdiğini savundu. Sevkiyatlarla ilgili detay paylaşılmazken, haberde Washington’ın bu yöntemle İsrail’e “binlerce silah gönderdiği” yazıldı.

Kaynaklar, bu silahlardan bazılarının ABD’nin kendi cephaneliğinden alındığını, bazılarınınsa önceden onaylanmış sevkiyat süreçlerinin hızlandırılmasıyla İsrail’e tedarik edildiğini ileri sürdü.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, iddialara ilişkin şunları söyledi: Kongre’nin üyeleri bilgilendirmek için belirlediği prosedürleri takip ettik ve yasal olarak resmi bildirim gerekmediği zamanlarda bile Kongre üyeleriyle düzenli olarak bilgi paylaştık. Sevkiyatları belirlenmiş yasal limitlerin altında kalacak şekilde böldüğümüze veya Kongre üyelerini sürece dahil etmediğimize yönelik iddialar kesinlikle yanlıştır.

Bakanlığın paylaştığı bilgilere göre Tel Aviv yönetimi, Washington’dan her yıl yaklaşık 3 milyar dolarlık askeri destek alıyor. Ayrıca halihazırda ABD’den İsrail’e gönderilmesi planlanan 600 askeri ekipman ve sevkıyat çalışması yürütüldüğü bildirildi. Bunların toplam değeriyse yaklaşık 23 milyar dolar.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nden Demokrat Maryland Senatörü Chris Van Hollen ise Dışişleri Bakanlığı’nın belirlenen limitler altındaki sevkiyatlar için Kongre’yi bilgilendirme yükümlülüğü olmadığını söylerken, “Bunu sürekli Kongre’yi atlatmak için kullanmak, yasaların ruhuna aykırı olduğu gibi Kongre’nin denetleyici rolünü de zayıflatıyor” dedi.

Beyaz Saray, WSJ ve Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian’ın yorum talebini reddetti. ABD’nin tanınmış medya kuruluşlarından NBC’nin ocaktaki haberinde, Washington’ın Gazze’deki operasyonların yoğunluğunun düşürülmesi için Tel Aviv yönetimine silah satışını yavaşlatmayı planladığı iddia edilmişti.

Biden, Gazze’de iki devletli çözümle savaşın sonlandırılması için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya baskı yapıyor. Tel Aviv yönetimiyse bu seçeneğe yanaşmıyor.

İsrail’den Batı Şeria’da yeni yerleşim birimlerine onay

Öte yandan İsrail gazetesi Haaretz, Tel Aviv’in dün alınan kararla Batı Şeria’da 3 bin 476 yerleşim birimine onay verdiğini aktardı. İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, yaptığı açıklamada son kararla birlikte Batı Şeria’da geçen yıl toplamda 18 bin 515 yerleşim yerinin inşası için onay çıkarıldığını söyledi.

Smotrich son onay kararının, 22 Şubat’ta üç Filistinlinin, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim birimi Maale Adumim’de bir İsrail yurttaşını öldürmesine karşılık verildiğini belirtti. Filistin Ulusal Yönetimi ve ABD, yeni yerleşim birimlerine verilen onayı kınadı.

Yunanistan’ın tanınmış gazetelerinden Kathimerini, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Gazze’ye göndereceği insani yardımların Ramazan’dan önce bölgeye ulaştırılacağını aktardı. GKRY yönetiminden kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir yetkili, yardımların gönderilmesi için Birleşik Arap Emirlikleri’yle ortak çalışıldığını belirtti.

GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, kasımda yaptığı açıklamada Gazze’ye daha fazla yardımın ulaştırılabilmesi için bir deniz koridoru oluşturulacağını duyurmuştu. GKRY yetkilileri, yardım gemilerinin Limasol limanından yaklaşık 410 kilometre uzaklıktaki Gazze’ye “ilk fırsatta” gönderileceğini bildirmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İsveç, Resmen NATO Askeri İttifakının 32. Üyesi Oldu

Yaklaşık iki yıl önce başlayan Rusya – Ukrayna savaşına kadar tarafsızlığını koruyan İsveç, resmen NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) askeri ittifakının 32. üyesi oldu.

Haber Merkezi / NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, önümüzdeki haftanın başında Brüksel’de yapılması planlanan kutlamalara işaret ederek, “Pazartesi günü NATO Karargâhında bayraklarını çekmeyi sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, nihai NATO’ta katılım belgelerini ABD hükümetine teslim etti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony John Blinken, İsveç’in katılım belgelerini Kristersson’dan alırken “Sabredenlerin başına iyi şeyler gelir. Bu İsveç için, ittifakımız için ve transatlantik ilişkiler için tarihi bir an” diye konuştu.

İsveç Başbakanı Kristersson da “Bugün gerçekten tarihi bir gün. İsveç artık NATO’nun bir üyesi” dedi.

İsveç NATO’nun 32. üyesi olurken, Brüksel ‘deki NATO karargahında İsveç bayrağının göndere çekilmesi töreni 11 Mart’ta gerçekleştirilecek.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Pazartesi günü NATO Karargâhında bayraklarını çekmeyi sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

Rusya ile 1340 kilometrelik bir sınırı paylaşan İsveç ve Finlandiya’nın katılımları NATO için son yılların en önemli genişlemesi oldu.

İskandinav ülkesi NATO kuvvetlerine son teknoloji denizaltılar ve yerli üretim Gripen savaş uçaklarından oluşan büyük bir filo ekleyecek; Atlantik ile Baltık arasında önemli bir bağlantı oluşturacak.

İsveç, 200 yılı aşkın yürüttüğü askerî tarafsızlık ilkesinden Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında vazgeçerek 2022 Mayıs ayında Finlandiya ile birlikte NATO’ya üyelik için başvurmuştu.

Paylaşın

Uluslararası Göç Örgütü: 2023 Göçmenler İçin En Ölümcül Yıl Oldu

Dünya genelinde her yıl yüz binlerce insan daha iyi bir yaşam umuduyla göç yollarına düşerken, 2023 yılında en az 8 bin 565 kişi göç yollarında hayatını kaybetti.

Göç yolunda hayatını kaybedenlerin sayısı 2014 yılında 5 bin 548, 2015’te 6 bin 750, 2016’da 8 bin 84, 2017’de 6 bin 290, 2018’de 5 bin 8, 2019’da 5 bin 318, 2020’de 4 bin 302, 2021’de 6 bin 201 ve 2022’de 7 bin 141’di.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Uluslararası Göç Örgütü Genel Müdür Yardımcısı Ugochi Daniels konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kayıp Göçmenler Projesi’nin onuncu yılını idrak ederken öncelikle kaybedilen tüm bu hayatları anıyoruz. Bunların her biri aileler ve topluluklar içinde yıllarca yankılanan korkunç bir insanlık trajedisidir” ifadelerini kullandı.

Daniels “Kayıp Göçmenler Projesi tarafından toplanan bu dehşet verici rakamlar herkes için güvenli göçü sağlayabilmek üzere daha büyük eylemlerde bulunmamız gerektiğini hatırlatıyor, ki bundan 10 yıl sonra, insanlar daha iyi bir yaşam arayışıyla hayatlarını riske atmak zorunda kalmasınlar” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler’e bağlı örgütün Kayıp Göçmenler Projesi kapsamında toplanan verilere göre 2023, göç yolunda can kayıplarında son on yılın en vahim yılı oldu. Can kaybında 2022’ye göre yüzde 20 oranında artış kaydedildi.

Proje kapsamında tutulan kayıtlara göre göç yolunda hayatını kaybedenlerin sayısı 2014 yılında 5 bin 548, 2015’te 6 bin 750, 2016’da 8 bin 84, 2017’de 6 bin 290, 2018’de 5 bin 8, 2019’da 5 bin 318, 2020’de 4 bin 302, 2021’de 6 bin 201 ve 2022’de 7 bin 141 oldu.

Dünya genelinde her yıl yüz binlerce insan daha iyi bir yaşam umuduyla göç yollarına düşüyor. Güvenli olmayan bu rotalarda ölümlerin yarısı suda boğulma, yüzde 9’u trafik kazası yüzde 7’si ise şiddet sonucu meydana geliyor.

Akdeniz göçmenler için Avrupa’ya giden en tehlikeli göç rotası olmayı sürdürüyor. Geçen yıl 3 bin 129 ölüm ve kayıp Akdeniz’de kaydedilirken Afrika’da can kayıpları bin 866 Asya’da ise 2 bin 138 olarak not edildi. Afrika’daki ölümlerin büyük çoğunluğu Sahara Çölü ile Kanarya Adalarındaki deniz rotasında meydana geldi. Asya’da yüzlerce Afgan ve Rohingyanın ülkelerinden kaçarken hayatını kaybettiği bildirildi.

Paylaşın

2023 Yılında İran’da En Az 834 Kişi İdam Edildi

2023 yılı içerisinde İran’da en az 22’si kadın olmak üzere 834 kişi idam edildi. Bu, son yirmi yılda İran’da ikinci kez bir yıl içinde 800’den fazla idam infazının gerçekleştirildiği anlamına geliyor.

İran, Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası patlak veren protestoların ardından ölüm cezasını, “topluma korku yaymak” için kullanmakla suçlanıyor.

Amini protestoları sırasında güvenlik güçlerine saldırı iddialarıyla bağlantılı davalarda dokuz kişiyi idam edildi.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları (IHR) ve Paris merkezli İdam Cezasına Karşı Birlikte (ECPM) tarafından ortak hazırlanan raporda, geçen sene 834 infazın gerçekleştirildiği kaydedildi. Her iki örgün verilerine göre, 2015 yılında İran’da 972 kişi idam edilmişti.

Bu, son yirmi yılda ikinci kez bir yıl içinde 800’den fazla infazın gerçekleştirildiği anlamına geliyor. Rapora göre, geçen sene en az 22 kadın idam edildi. Bu, kadınlar açısından son on yıldaki en yüksek sayı anlamına geliyor.

Hak örgütleri, İran’ı, Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası patlak veren protestoların ardından ölüm cezasını, “topluma korku yaymak” için kullanmakla suçladı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; IHR Direktörü Mahmud Amiri Mukaddem, 834 rakamını “şoke edici bir rakam” diye  niteledi.  Ayrıca Mukaddem, “Toplumsal korku aşılamak rejimin iktidarı elinde tutmasının tek yolu ve ölüm cezası da bunun en önemli aracı” değerlendirmesinde bulundu.

STK’lara göre İran, Mahsa Amini protestoları sırasında güvenlik güçlerine saldırı iddilarıyla bağlantılı davalarda dokuz kişiyi idam etti. Başta uyuşturucuyla ilgili davalar olmak üzere diğer suçlamalarla ilgili infazlar arttı.

Raporda, “2023 yılında, 2020 yılında kaydedilen rakamların 18 katı bir yükselişle 471 kişiye çıkan uyuşturucuyla bağlantlı infazların sayısındaki olağanüstü artış endişe verici” denildi.

Raporda, 167 Beluç’un idam edildiği, Beluç toplumunun İran nüfusunun yüzde beşine tekabül etmesine rağmen 2023 yılındaki toplam idamların yüzde 20’sini oluşturduğu bilgisine yer verildi.

ECPM Direktörü Raphael Chenuil-Hazan, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) “tepkisizliğinin” İranlı yetkililere “yanlış sinyal gönderdiğini” söyledi.

İran’daki idamların çoğu hapishane yerleşkesi içerisinde gerçekleştiriliyor ancak raporda, 2023 yılında ülkede kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen idamların sayısının 2022 yılına göre üç kat arttığı ve yedi kişinin halka açık alanlarda asıldığı belirtildi.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Gazze’de Çocuklar Açlıktan Ölüyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 150. günü geride kalırken DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’de çocukların açlıktan öldüğünü söyledi.

Haber Merkezi / Öte yandan Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 124 artarak 30 bin 534’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 71 bin 920’ye çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, sosyal medya hesabı üzerinden DSÖ’nün hafta sonunda Gazze’nin kuzeyindeki Avde ve Kemal Advan hastanelerine gerçekleştirdiği ziyaret hakkında bilgi paylaştı.

DSÖ’nün Ekim 2023’ten bu yana ilk kez bölgeyi ziyaret edebildiğine vurgu yapan Ghebreyesus, “korkunç bulgular” olarak nitelendirdiği gözlem ve tespitlerini şöyle sıraladı: Ciddi düzeyde yetersiz beslenme, açlıktan ölen çocuklar, ciddi yakıt, gıda ve tıbbi malzeme eksikliği, yıkılan hastane binaları.

“Binalardan birinin imha edilmiş olması nedeniyle özellikle Avde Hastanesi’ndeki durum dehşet verici” ifadelerine yer veren Ghebreyesus, Kemal Advan Hastanesi’nin de Gazze’nin kuzeyindeki tek pediatri hastanesi olduğuna işaret ederek, “Bu hastane hastalarla dolup taşıyor. Yiyecek bulunmaması sonucunda 10 çocuk öldü. Elektrik olmaması hasta bakımına ciddi tehdit oluşturuyor, özellikle de yoğun bakım ve yenidoğan bölümlerinde” bilgilerini paylaştı.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, her iki hastaneye 9 bin 500 litre yakıt ve bazı temel tıbbi malzemeler tedarik edebildiklerini anlatırken, “Bu, acil hayat kurtarmak için gerekli ihtiyaçların çok küçük bir kısmı” dedi.

Ghebreyesus, İsrail’e “insani yardımın güvenli ve düzenli bir şekilde ulaştırılabilmesini sağlama” çağrısını yinelerken, sivillere ve özellikle çocuklar ile sağlık çalışanlarına “derhal” yardımların ulaştırılması gerektiğinin altını çizdi. Ghebreyesus, paylaşımını, “Ama tüm bu hastaların ihtiyaç duydukları kilit ilaç barış. Ateşkes” sözleriyle bitirdi.

Üst düzey bir BM yardım yetkilisi Gazze Şeridi’nde en az 576 bin kişinin, bir başka deyişle bölge nüfusunun dörtte birinin facia düzeyinde gıda güvensizliği yaşadığı, kuzeydeki iki yaşın altındaki her altı çocuktan birinin akut beslenme yetersizliği çektiği uyarısı yaptı.

BM’nin çocuklara yardım kuruluşu UNICEF’in bölge direktörü de Adele Khodr da “Yetersiz beslenme Gazze şeridini kırıp, geçirirken korktuğumuz çocuk ölümlerini de görmeye başladı. Bu trajik ve korkunç ölümler tamamen insan eliyle gerçekleşiyor, tahmin edilebilir ve tamamen önlenebilir” dedi.

“Gazze’de insani yapı çökecek”

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail’in saldırısı sonucu Gazze’deki ölü sayısının 150 günde 30 bini geçerek “dehşet verici” hale geldiğini belirterek, “Nüfusun yüzde 5’i öldü, yaralandı ya da kayıp. Gazze’deki acıyı yeterince anlatmak mümkün değil. Doktorlar yaralı çocukların uzuvlarını anestezi olmadan kesiyor. Açlık ve insan yapımı kıtlık her yerde” dedi.

Philippe Lazzarini, giderek düzensiz ve tehlikeli bir yer haline gelen Gazze’de yetim kalan 17 bin çocuğa da dikkat çekerek, İsrail’in saldırılarına karşı Gazzelilerin sığınabilecekleri güvenli bir yeri kalmadığını vurguladı.

16 ülkenin UNRWA’ya 450 milyon dolar tutarındaki finansal yardımları kesme kararını da eleştiren Lazzarini, bunun, teşkilatın hayat kurtaran görevini yerine getirme kabiliyetini ciddi şekilde tehdit ettiğini ve bu soruna acil bir siyasi çözüm bulunması gerektiğini kaydetti.

Lazzarini, “İçinde bulunduğumuz felaket gidişatını düzeltmek için anlamlı bir adım atılmazsa, Gazze’deki bütün insani yapı çökecek, insani yardımların arttırılması konusunda Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması imkansız hale gelecek” dedi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 30 Bin 534’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 148. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 124 artarak 30 bin 534’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 71 bin 920’ye çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Üst düzey bir BM yardım yetkilisi, geçtiğimiz Salı günü BM Güvenlik Konseyi’ne yaptığı uyarıda, Gazze’de en az 576 bin kişinin “kıtlıktan bir adım uzakta” olduğunu ve harekete geçilmezse kıtlığın yaygın bir şekilde görülmesinin “kaçınılmaz” olabileceğini söylemişti.

BM’ye göre Gazze’nin kuzeyinde 300 binden fazla kişi gıda ve temiz içme suyu sıkıntısı yaşıyor, nüfusun dörtte biri de “kıtlığın eşiğinde.”

Öte yandan Paris’te Amerika, Mısır, Katar ve İsrailli heyetlerin ateşkese dair ilerleme sağlamalarının ardından müzakerelerin Kahire’de devam edeceği açıklanmıştı ancak Hamas heyetinin Kahire’ye gitmesine rağmen İsrail heyetinin Kahire’ye gitmediği belirtiliyor.

Nedeni ise İsrail’in hayatta olan rehinelerle ilgili daha fazla bilgi istemesi, Hamas’ın buna yanaşmaması. İsrail medyasına göre Hamas hangi rehinelerin hayatta olduğuna dair ayrıntı vermeye yanaşmıyor. İsrail de bu nedenle Kahire’ye heyet göndermiş değil. Arabulucu ülkelerin heyetlerinin de Kahire’ye gittiği belirtiliyor. Mısırlı güvenlik yetkilileri müzakerelerin Kahire’de devam edeceğini Cumartesi günü açıklamıştı.

Tarafların Gazze’de ateşkes, rehinelerin ve tutukluların serbest bırakılması konusunda uzlaştıkları ancak İsrail askerlerinin bölgeden çekilmesi konusunda hala bir anlaşma olmadığı belirtiliyordu.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, dün yaptığı açıklamada İsrail-Hamas müzakerelerinde halihazırda masada olan altı haftalık ateşkes anlaşmasının “elzem olduğunu” söyledi. Harris, “Gazze’de yaşanan acıların boyutu göz önüne alındığında en az önümüzdeki altı hafta için derhal ateşkes sağlanmalı, ki bu şu anda masada” ifadelerini kullandı.

İsrail’i Gazze’ye ulaştırılan yetersiz yardımlar konusunda eleştiren Harris, bu anlaşmanın “Gazze’de tutulan İsrailli rehinelerin salıverilmesini ve kayda değer bir yardımın bölgeye ulaşmasını sağlayacağını” belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de Gazze’deki insani krizin boyutlarını hafifletebilmek adına bölgeye yardım akışının boyutunun genişletilmesinin şart olduğunu ifade etti. Blinken, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İnsanların acilen gıda, su ve diğer yardıma ihtiyacı var. Bu yüzden ABD havadan yardımlar da dahil olmak üzere mevcut her türlü kanaldan yardım ulaştırmaya çalışıyor” diye yazdı.

Cinsiyet eşitliği konusunda küresel çapta mücadele veren Birleşmiş Milletler Kadın Kuruluşu (UN Women), Gazze’deki savaşın yıkıcı etkilerini en çok yaşayan kadınlara karşı açılmış bir savaş olduğunu belirtti. BM Kadın Kuruluşu Gazze’deki savaş beşinci ayına girilirken günde ortalama 37’si anne 63 kadının öldüğünü bildirdi.

BM Kadın, ellerindeki son verilere göre, Gazze’deki savaşın şimdiye kadar yaşanan tüm savaş ve çatışmalarda kadınların benzeri görülmemiş şekilde öldüğünü ve yaraladığını gösterdiğini kaydetti. BM Kadın, şimdiye kadar en az 9 bin kadının yaşamını yitirdiğini, enkaz altında çok daha fazla kadının öldüğü bildirildiğinden, savaşta ölen ya da yaralanan kadınların sayısının açıklanan sayılardan çok daha fazla olduğunu belirtti.

BM Kadın, her 5 kadından dördünün (yüzde 84) savaş öncesinde ailecek tükettikleri yiyeceğin yarısına bile ulaşamadığını, ailelerde annelerin ve yetişkin kadınların, çocukların beslenmesi için yiyecek bulmakta çok büyük zorluklar yaşadığı kaydedildi. Bu aile bireylerinin yüzde 95’inin, her gün bir öğünlerini yeterince yiyecek bulamadıkları için atlamak zorunda kaldıkları, yemedikleri öğünlerle çocuklarını doyurmaya çalıştıkları kaydedildi.

BM Kadın, Gazze’nin 2,3 milyonluk nüfusunun tamamının birkaç hafta içinde akut düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağını belirterek, “Her 10 kadından 9’u (yüzde 87) gıdaya erişmenin erkeklere göre daha zor olduğunu belirtiyor. Kadınlardan bazıları, enkazlardaki moloz altında kalmış ya da çöp konteynırlarında yiyecek aradıklarını söylüyor’’ dedi.

BM Kadın, 2023’te başlatılan acil yardım çağrılarıyla toplanan finansmanın yüzde birinden az bir miktarının bazı ulusal veya yerel kadın hakları örgütlerine gittiğini belirterek, “Acilen insani ateşkes ilen edilmezse nümüzdeki günlerde ve haftalarda çok daha fazla kişi ölecek. Gazze’deki ölümler durmalı. İnsani yardımın derhal Gazze’ye ulaşmalı” dedi.

Paylaşın

İran’da Rejim Karşıtı Eylemlerin Sembolü “Baraye”nin Bestecisine Hapis Cezası

“Baraye” şarkısının bestecisi İranlı Şervin Hacıpur, sosyal medya hesabından, “Milli güvenliği bozmaya yönelik halkı isyana teşvik ve tahrik etmek suçundan üç yıl hapis cezasına çarptırıldığını” açıkladı.

“Baraye”, Şervin Hacıpur 2023 yılında bir Grammy ödülü getirmiş, Hacıpur’a verilen “sosyal değişim özel başarı” ödülü ABD Başkanı Joe Biden’ın eşi Jill Biden tarafından açıklanmıştı.

İran’da 2022 yılında Jina Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan ve ülke geneline yayılan protestoların sembolü haline gelen “Baraye” adlı şarkının bestecisi ve yorumcusu Şervin Hacıpur, 3 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; 26 yaşındaki pop müzik sanatçısı, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda “milli güvenliği bozmaya yönelik halkı isyana teşvik ve tahrik etmek suçundan üç yıl hapis cezasına çarptırıldığını” açıkladı.

Rejime karşı propaganda suçundan da sekiz ay hapis cezası alan Hacıpur, hakkında iki yıl yurt dışına çıkış yasağı verildiğini de açıkladı.

Hacıpur’a verilen hapis cezasının yanı sıra mahkemenin sanatçı hakkında “ABD’nin insanlığa karşı işlediği suçlara ilişkin müzik yapması” hükmü verdiği de kaydedildi.

Hacıpur’un 2022 Eylül’ünde “başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle ahlak polislerince gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin ölümünün ardından bestelediği, Frasça’da “İçin” ya da “Nedeniyle” anlamına gelen şarkı, sosyal medyada kısa sürede viral hale gelmişti.

İran İslam Cumhuriyeti tarihindeki en geniş çaplı eylemlere dönüşen protestolara katılan genç eylemcilerin dünya kamuoyundaki sesi olan şarkı, başka sanatçılar tarafından da geniş katılımlı konserlerde seslendirilmişti.

Hacıpur ise şarkıyı paylaşmasından kısa süre sonra gözaltına alınmış ve günler sonra kefaletle serbest bırakılmıştı. Sanatçı ayrıca şarkı için özür dilemek zorunda bırakılmıştı.

“Baraye”, sanatçıya 2023’te bir Grammy ödülü getirmiş, Hacıpur’a verilen “sosyal değişim özel başarı” ödülü ABD Başkanı Joe Biden’ın eşi Jill Biden tarafından açıklanmıştı.

Paylaşın