Hindistan’daki G-20 Toplantısı’nda Ukrayna Çatlağı

Hindistan’ın dönem başkanlığı kapsamında Yeni Delhi’de gerçekleştirilen G20 dışişleri bakanları toplantısı, üye ülkeler arasında Ukrayna savaşı konusunda ortak bir uzlaşıya varılamadan sona erdi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yıl dönümünde gerçekleşen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’nda yapılacak ortak açıklamada Ukrayna konusunda uzlaşı sağlanamamıştı.

Hindistan’ın Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar toplantı sonunda yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki savaş konusunda “tarafların farklı görüşlere sahip olması nedeniyle ortak bir uzlaşı sağlanamadığını” söyledi.

Özellikle Ukrayna krizi konusundaki görüş ayrılıkları yüzünden ortak bir bildiri yayımlama kararı almadıklarını kaydeden Hintli bakan, “Tüm konularda mükemmel bir fikir birliğine varsaydık, toplu bir açıklama yapılırdı.” dedi.

Jaishankar, bununla birlikte üye ülkelerin çok taraflılığın güçlendirilmesi, gıda ve enerji güvenliğinin teşvik edilmesi, iklim değişikliği, cinsiyet sorunları ve terörle mücadele gibi az gelişmiş ulusların endişelerini içeren çoğu konuda anlaştıklarını da sözlerine ekledi.

Bu arada Hindistan Başbakanı Narendra Modi, dünyanın önde gelen ekonomilerine Ukrayna’daki savaş nedeniyle oluşan ayrımların ötesine geçerek az gelişmiş ülkelerin yaşadığı krizlerin çözümü noktasında uzlaşı çağrısı yaptı.

G20 dışişleri bakanları toplantısına video konferans ile katılan Modi, toplantının, Ukrayna savaşı nedeniyle “derin küresel ayrılıkların” yaşandığı bir dönemde yapıldığına dikkati çekerek, mevcut gerilimlerin grubun gıda, enerji güvenliği, iklim değişikliği ve borç krizi gibi konularda anlaşmaya varmasının önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı.

“Küresel yönetişim başarısız oldu”

Modi, İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen dünya düzeninin iki temel hedefinin, çatışmaların önlenmesi ve işbirliğinin teşviki olduğunu ancak finansal krizler, salgın, terör ve savaşın çerçevelediği son iki yıllık tecrübenin, “küresel yönetişimin bu hedefleri yerine getirmede açıkça başarısız olduğunu” gösterdiğini söyledi. Modi, “Çok taraflılığın krizde olduğunu kabul etmemiz gerekir.” dedi.

G20 maliye bakanları toplantısı

Hindistan’ın teknoloji merkezi Bengaluru’da geçen hafta düzenlenen G20 maliye bakanları ve merkez bankası başkanları toplantısı da, Rusya ile Çin’in, Ukrayna’daki savaşın nihai bir belgede tanımlanmasına itiraz etmesiyle konsensüs sağlanamadan sona ermişti.

Toplantının sonunda yayınlanan nihai belgede Ukrayna’daki savaş konusunda herhangi bir anlaşmaya varılamadığı belirtilmişti. Bu sonuç bildirgesi, önde gelen yedi sanayi ülkesinden oluşan G7’nin yine geçen hafta Rusya’ya karşı yeni yaptırımlar açıklaması ardından gelmişti.

Paylaşın

Almanya’dan Çine Net Uyarı: Rusya’ya Silah Verme

Almanya Parlamentosu’nda konuşan Başbakan Olaf Scholz, Çin’i Rusya’ya silah tedarik etmemeye çağırdı. ABD ve müttefikleri, Çin’in Rusya’ya silah tedarik etmeyi düşündüğünü öne sürerken Pekin ise bunu yalanlıyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Çin’i Ukrayna’daki işgalini sürdüren Rusya’ya silah vermemeye davet etti.

Alman parlamentosunda konuşan Scholz, “Çin’e mesajım açık: Moskova’daki nüfuzunuzu Rus askerlerinin çekilmesine yönelik baskı için kullanın. Ve saldırgan Rusya’ya silah tedarik etmeyin” dedi.

Scholz, Pekin’in Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini kınamaktan çekinmesinin de hayal kırıklığı yaşatan bir durum olduğunu ancak Çin’in nükleer gerilimin düşürülmesine yönelik çabalarınıysa takdir ettiğini belirtti.

ABD ve müttefikleri, Çin’in Rusya’ya silah tedarik etmeyi düşündüğünü öne sürüyor. Pekin ise bunu yalanlıyor.

Biden yönetimi, kamuoyuna henüz bu iddiayı kanıtlayacak bir delil sunmadı. Ancak hem ABD Başkanı Joe Biden hem de ABD Dışişleri Antony Blinken Çinli mevkidaşlarıyla yaptıkları ikili görüşmelerde Pekin’i Rusya’ya silah vermemesi konusunda uyarmıştı.

“Kiev’le güvenlik garantilerini konuşuyoruz

Scholz, parlamentodaki konuşmasında ayrıca, Almanya ve müttefiklerinin Ukrayna’da sürdürülebilir bir barış sağlanmasına yönelik güvenlik garantileri konusunda Kiev ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

Almanya Başbakanı, “Ukrayna için sağlanacak güvenlik garantileri konusunda Kiev ve diğer partnerlerle konuşuyoruz” dedi.

“Ancak bu tip güvenlik garantileri Ukrayna’nın bu savaştakendini başarıyla savunduğu varsayımına dayanır” diyen Scholz, Almanya’nın bu nedenle Kiev’e silah temin ederek desteğini sürdüreceğini ifade etti.

Paylaşın

Finlandiya Parlamentosu, NATO’ya Katılımı Öngören Yasa Tasarısını Onayladı

200 sandalyeli Finlandiya Parlamentosu’nun 184 milletvekili ülkenin NATO’nun üyesi olmasına izin veren yasa tasarısını kabul etti. Finlandiya’nın NATO üyeliği, Türkiye ve Macaristan’ın onaylaması durumunda gerçekleşecek. Halihazırda 28 NATO ülkesi, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini kabul etti.

Finlandiya haber ajansı YLE’nin aktardığına göre, parlamento, Finlandiya’nın NATO üyeliğini 184’e karşı yedi oyla onayladı. Sol İttifak’ın altı temsilcisi ve “Güç Halka Aittir Partisi”nden Ano Turtiainen, Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı oy kullandı.

Finlandiya Parlamentosu’ndaki oylamadan önce açıklama yapan Sol İttifak milletvekili Markus Mustajarvi, anlaşmanın ‘nükleer silahların Finlandiya’ya konuşlandırılmayacağı konusunda bir garanti içermediği’ eleştirisinde bulunmuştu. Sol İttifak milletvekili Johannes Yrttiaho da “Finlandiya, eylemlerinin nükleer güçler arasındaki tansiyonu artırmaktan ziyade yatıştıracağı bir yol izlemelidir” demişti.

Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto ise milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada bu eleştirilere “Katılım kararı ve ilgili yasal düzenlemeler Finlandiya’nın nükleer silahlar konusundaki tutumunu değiştirmeyecektir” yanıtını vermişti.

Katılım anlaşmasının mecliste onaylanması, Finlandiya’nın 2 Nisan’daki genel seçimler öncesinde, yeni hükümet kurulmadan da NATO üyeliği için harekete geçebilmesi anlamına geliyor.

Finlandiya’da kamuoyu yoklamaları ve siyasi aritmetik, seçim sonucundan bağımsız olarak NATO üyeliğine güçlü destek bulunduğunu ortaya koyuyor.  Ülkenin Mayıs ayındaki üyelik başvurusuna meclisteki 200 milletvekilinin 188’i onay vermişti.

Türkiye ile yaşanan süreç

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya saldırması sonrasında askeri tarafsızlık ilkesini terk ederek Mayıs ayında NATO’ya katılım başvurusunda bulunmuş, ancak Türkiye’nin veto tehdidiyle karşılaşmıştı. Haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO zirvesi çerçevesinde Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında üçlü mutabakat metni imzalanmış, ancak Türkiye’nin özellikle İsveç’e yönelik eleştirileri sürmüştü.

Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği önünde Kur’an yakma eylemine izin verilmesi nedeniyle İsveç ile ipler daha da gerilmiş ve Türkiye, üç ülkenin yürüttüğü ortak mekanizma görüşmelerini Ocak ayında askıya almıştı.

Ankara, Kur’an yakma eylemi sonrasında Finlandiya’nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakabileceği, ancak İsveç için onayın mevcut koşullarda söz konusu olmayacağı mesajını vurgulamış, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de “sıralamanın değil, iki ülkenin de NATO’ya dahil olmasının önem taşıdığını” belirterek bu seçeneğe kapı aralamıştı.

Cumhurbaşkanının imza için üç ay süresi var

Finlandiya’da hükümet ve Cumhurbaşkanının eylemlerinin yasalara uygunluğunu denetlemekle görevli Adalet Şansölyesi Tuomas Poysti, katılım anlaşmasının mecliste onaylanması sonrasında Cumhurbaşkanının anlaşmayı imzalamak için azami üç ay bekleyebileceğini belirtti.

Ancak Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada anlaşmayı yürürlüğe sokan yasayı “meclis onaylar onaylamaz” imzalamak istediğini, ancak “pratik nedenlerin ortaya çıkması durumunda bekleyebileceğini” söylemiş, “Ama Nisan’daki seçimlerin sonrasına kalmaz” demişti.

Stoltenberg: Türkiye ile ilerleme var

Mecliste tarihi sürecin başladığı gün başkent Helsinki’yi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de “Şimdi Finlandiya ve İsveç’in tam üyeliğini onaylama zamanıdır” diyerek meclis onay sürecini henüz başlatmayan Türkiye ve Macaristan’a çağrısını yineledi.

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin ile bir araya gelen Stoltenberg, Türkiye ile ilerleme sağlandığını ve üç ülke arasında ortak mekanizma toplantısının gelecek hafta Brüksel’de yapılacağını belirtti. Başbakan Marin de, ülkesinin üyelik sürecinin Temmuz ayında düzenlenecek NATO zirvesine kadar sonuçlanmasını umutla beklediklerini kaydetti.

Rusya sınırına 200 kilometrelik tel örgü

NATO üyeliğiyle ilgili süreç hızlanırken, Finlandiya’dan dikkat çekici bir adım daha geldi. Rusya ile 1300 kilometrelik sınırı bulunan İskandinav ülkesi, sınıra planlanan 200 kilometrelik tel örgünün yapımına başlandığını açıkladı.

Finlandiya Sınır Muhafazasından yapılan açıklamada, ormanlık alanda arazi çalışmalarına başlandığı, yol yapımı ve tel örgü inşasının Mart ayında başlamasının hedeflendiği kaydedildi. Ülkenin güneydoğu sınırındaki üç kilometrelik pilot projenin Haziran ayı sonuna, 70 kilometrelik bölümün 2025 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. Toplam uzunluğunun 200 kilometreyi bulması planlanan, dikenli teller, gece görüşlü kameralar, ışık ve hoparlörlerle donatılacak üç metre yüksekliğindeki tel örgünün 380 milyon euroya mal olması bekleniyor.

Finlandiya’nın mevcut sınırları, daha çok büyük baş hayvan geçişini önlemek üzere dikilen tahta çitlerden oluşuyor. Helsinki, artan gerilim nedeniyle Rusya’nın sınırda siyasi amaçlarla göç akını başlatmasından endişe ediyor.

Paylaşın

Kremlin Sözcüsü Peskov: NATO Bize Karşı Fiilen Savaşta

İzvestia gazetesine demeç veren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Kiev’e hem gönderdiği silahlarla hem de sağladığı eş zamanlı istihbaratla Moskova’ya karşı fiilen savaşta olduğunu belirtti.

NATO’nun 2014 Darbesi’nden beri çatışmaları alevlendirdiğini vurgulayan Peskov, “NATO ülkelerinin istihbaratı gece gündüz bize karşı çalışıyor, her türlü silahı da ordumuzu vurmaları için Ukrayna’ya gönderiyor” dedi.

Newsweek’in haberine göre Dmitriy Peskov, başta ABD, İngiltere ve Fransa olmak üzere NATO’nun fiilen Rusya’yla savaşta olduğunun altını çizdi.

“Hiçbir şeyi saklamaya gerek yok, her ne kadar bu konuda çok hassas gözükseler de” diye sözlerine devam eden Peskov, Batılı ülkelerin çatışmanın bir tarafı olduklarını tekrarladı.

“Bahmut düşerse Donbass düşer”

Öte taraftan Kiev’den tek taraflı bağımsızlık ilan eden Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin Artemovsk (Bahmut) kentinde çatışmalar şiddetlenirken, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, “Bahmut’u ele geçirmeyi başarırlarsa Donbass sınırlarına ve hatta Dinyeper’e kadar saldıracaklar” dedi.

Rus birliklerin ağır saldırıları altındaki Artemovsk kenti büyük oranda kuşatılmış durumda. Ukrayna Kara Kuvvetleri Komutanı Aleksandr Sırski, Artemovsk’taki durumun son derece gergin olduğunu belirterek “Önemli kayıplar alsa da düşman en iyi eğitimli Wagner gruplarını birliklerimizin savunmasını kırmak için gönderdi” şeklinde konuştu.

Ukrayna lideri Zelenskiy’den de süren çatışmaların önemine dair dikkat çekici bir açıklama geldi. “Burası çok büyük bir kent değil. Ruslar tarafından mahvedilmiş Donbass’taki diğer pek çok kent gibi… Onu korumak bizim için önemli ama mantıkçlı olduğu sürece savaşacağız” ifadelerini kullanan Zelenskiy, kentin düşmesi durumunda Rusların önce tüm Donbass’ı ardından da Dinyeper Nehri’ne kadar olan tüm Ukrayna topraklarını ele geçirmek için saldıracağını öne sürdü.

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı da gün içerisinde çatışmalarla ilgili yaptığı açıklamada Artemovsk’un Rus güçlerinin ana odağı olduğunu doğruladı. Savaş öncesi nüfusu 70 bin civarında olan Artemovsk’ta şimdilerde 5 bin sivilin olduğu tahmin ediliyor.

Paylaşın

Yunanistan’da İki Tren Çarpıştı: 32 Ölü, 85 Yaralı

Yunanistan’da gece geç saatlerde iki trenin kafa kafaya çarpışması sonucu en az 32 kişi hayatını kaybetti, 85 kişi de yaralandı. Yunanistan’da son yıllarda yaşanan en ölümcül demiryolu kazasının nedenine ilişkin bir bilgi paylaşılmadı.

Haber Merkezi / Başkent Atina’nın yaklaşık 380 kilometre kuzeyinde meydana gelen kazaya karışan trenlerden birinin yolcu, diğerinin de yük treni olduğu aktarıldı. Yolcu treninde 350 civarında yolcunun olduğu belirtildi.

Yunanistan’ın Tesalya Valisi Konstantinos Agorastos, kazada yolcu treninin ilk dört vagonunun raydan çıktığını, alev alan ilk iki vagonun “neredeyse tamamen yok olduğunu” söyledi.

Agorastos, ayrıca yaklaşık 194 yolcunun otobüslerle güvenli bir şekilde Selanik’e tahliye edildiğini belirtti.

İtfaiye sözcüsü Vassilis Varthakoyiannis, kurtarma sürecinin son derece zor olduğunu, iki trenin birbirine girmesinin durumu karmaşık hale getirdiğini söyledi.

Yerel basının paylaştığı görüntülerde trenlerden birinden dumanların yükseldiği görülüyor. İtfaiye yetkilileri bölgeye 40 ambulans, 17 itfaiye aracı ve 150 itfaiye görevlisinin gönderildiğini açıkladı.

Yolcu treni, başkent Atina’dan Yunanistan’ın en büyük ikinci şehri olan, festivalleri ve canlı kültürel hayatıyla ünlü Selanik’e gidiyordu. Kaza, hafta sonu ülke çapında düzenlenen ve pazartesi günü resmi tatille sona eren karnavaldan sonra yaşandı.

1972 yılında Yunanistan’ın Larissa kenti dışında iki tren kafa kafaya çarpışmış, kazada 19 kişi hayatını kaybetmişti.

Yunanistan’ın yaşlanan demiryolu sisteminin modernize edilmesi gerekiyor, birçok tren tek hatlarda seyahat ediyor. Sinyalizasyon ve otomatik kontrol sistemleri pek çok alanda kurulmaya devam ediyor.

Paylaşın

İran’da Yüzlerce Kız Çocuğu Okula Gitmesinler Diye Kasten Zehirlendi

İran’da yüzlerce kız çocuğunu mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve nefes alma güçlüğü gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılırken, İran Eğitim Bakan Yardımcısı Panahi, bazı aşırılık yanlılarının okulların kapatılmasını istediği için öğrencileri kasten zehirlemiş olabileceğini söyledi.

Panahi’ye göre öğrenciler muhtemelen “kimyasal bileşikler” kullanılarak zehirlendi. Panahi, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediğini saptadık” dedi.

Vakalar Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölümü üzerine başlayan protestolar sırasında ortaya çıktı. Amini, başörtüsünü “uygunsuz” taktığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve şiddet görerek hayatını kaybetmişti.

Gizemli bir rahatsızlık dalgası son birkaç aydır İran’daki okullarda yüzlerce kız çocuğunu etkisi altına aldı.

Öğrencilerin birçoğu mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve nefes alma güçlüğü gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılıyor.

Üst düzey bir yöneticiden gelen yeni açıklamada ise öğrencilerin kasten zehirlenmiş olabileceği öğrenildi.

İran Eğitim Bakan Yardımcısı Younes Panahi, dün (26 Şubat) yaptığı açıklamada, bazı aşırılık yanlılarının okulların kapatılmasını istediği için öğrencileri kasten zehirlemiş olabileceğini söyledi.

Zehirlenme vakalarına ilk olarak başkent Tahran’ın güneyindeki öğrenciler arasında rastlandı ve daha sonra komşu şehirlerde de görülmeye başlandı.

Panahi’ye göre öğrenciler muhtemelen “kimyasal bileşikler” kullanılarak zehirlendi.

Yerel basında çıkan haberler de bunun kızların okula gitmesini engellemek isteyen fanatiklerin işi olabileceğini gösteriyor.

Vakalar kasım ayı sonlarında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölümü üzerine başlayan protestolar sırasında ortaya çıktı.

Amini, başörtüsünü “uygunsuz” taktığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve şiddet görerek hayatını kaybetmişti.

Bunun ardında başlayan hükümet karşıtı protestolara genç kadınlar ve öğrenciler de katılmıştı.

AFP’nin haberine göre, vakaların büyük çoğunluğu, İran İslam Devrimi’nin temellerinin atıldığı ve başladığı yer olarak bilinen Kum’da görüldü.

Ülkenin din adamlarının ve liderlerinin çoğunun eğitim gördüğü ilahiyat okullarına ev sahipliği yapan Kum, son derece muhafazakar bir bölge olarak biliniyor.

Vakaların Tahran, Erdebil ve Boroujerd de dahil olmak üzere 4 şehirde en az 14 okulu etkilediği bildirildi.

En son olaylardan biri, 22 Şubat’ta Kum’da kayda geçmiş ve 15 kız öğrenci hastaneye kaldırılmıştı. Yerel basına göre, öğrencilerin durumu şu anda stabil

Luristan kendinin vali yardımcısı Majid Monemi de dün yaptığı açıklamada, İran’ın batısındaki Borujerd’de bir lisede okuyan 50 kız çocuğunun tekrar zehirlendiğini duyurdu.

Panahi, düzenlediği basın toplantısında, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediğini saptadık” diye konuştu:

Öğrencileri zehirlemek için kullanılan kimyasal bileşiklerin savaş kimyasalları olmadığı, zehirlenen öğrencilerin ileri tedaviye ihtiyaç duymadığı ve kullanılan maddelerin büyük bir yüzdesinin tedavi edilebilir olduğu tespit edildi.

Rahatsızlanan öğrencilerin ebeveynleri de eğitim görevlileri ve öğretmenlerle karşı karşıya gelmişti.

14 Şubat’ta Kum’daki ebeveynler, yetkililerden “açıklama talep etmek” için valilik önünde toplanmıştı.

Son günlerde de aileler, birçok kız çocuğunun dersleri kaçırmasından endişeli.

Reform yanlısı Shargh gazetesi, Kum’daki birçok okulun “gayri resmi olarak” kapatıldığını yazdı.

Bazı aileler derslerin çevrimiçi yapılmasını talep ediyor.

Paylaşın

Zelenski’nin Rüyası: Putin’in Yakın Çevresi Tarafından Öldürülmesi

Rusya’nın bölgesel bir operasyon olarak tanımladığı Ukrayna’nın ise Batı’nın desteğiyle devam ettirdiği savaşta bir yıl geride kalırken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’den dikkat çeken bir iddia geldi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i bir gün kendi yakın çevresinin öldüreceğini öne sürrek, “Yırtıcı hayvanlar yırtıcı hayvanları yutacak” dedi.

The Times’a göre bu yorumlar Ukrayna yapımı Year (Yıl) adlı bir belgeselde yer alıyor.

Bu ifadeler, Rus lider Putin’in halkına, Ukrayna’nın savaşı kazanması halinde bir ulus olarak hayatta kalamayacakları uyarısında bulunmasıyla aynı zamanda geldi.

Zelenski belgeselde, “Putin rejiminin kırılganlığının [Rus] devleti içinde hissedildiği bir an kesinlikle gelecek” dedi.

Ve o zaman yırtıcı hayvanlar yırtıcı hayvanları yutacak. Bir katili öldürmek için bir neden bulacaklar.

Ancak analistler, Putin’in yakın çevresindeki sertlik yanlılarının, konumlarını Putin’e borçlu oldukları için ona karşı hareket etmelerinin pek muhtemel görünmediğini söylüyor.

Putin yakın zamanda NATO’nun nükleer kapasitesini dikkate almaktan başka çaresi olmadığını iddia etmiş ve ABD liderliğindeki askeri ittifakı “eski Sovyetler Birliği ve Rusya’yı dağıtmayı” istemekle suçlamıştı.

Zelenski pazar günü yaptığı açıklamada, savaşın sona ermesinin bir adımının Kırım Yarımadası’nın Ukrayna’nın kontrolüne geçmesi olacağına inandığını ifade etti.

Ukraynalı lider Twitter’da şöyle yazdı:

Burası bizim toprağımız. Bizim halkımız. Bizim tarihimiz. Ukrayna bayrağını Ukrayna’nın her köşesine geri getireceğiz.

CIA Başkanı ise Putin’in, ordusunun Ukrayna’yı dize getirme kabiliyetine “fazla güvendiğini” söyledi. William Burns, Putin’in “zamanı kendi lehine kullanabileceğine, Ukraynalıları ezebileceğine, Avrupalı müttefiklerini yıpratabileceğine ve önünde sonunda siyasi yorgunluğun bastıracağına” inandığını ifade etti.

CBS’in Face the Nation programında konuşan Burns, “Putin bir noktada, Rusya’nın bazı en yoksul bölgelerine gelen tabutlarla birlikte, artan bedellerle de yüzleşmek zorunda kalacak” diye ekledi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Beyaz Saray: Çin Rusya’ya Silah Sağlarsa Büyük Bedeli Olur

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan, Amerikan CNN televizyonuna yaptığı açıklamada, “Pekin kendi kararlarını kendi vermek zorunda ama silah desteği sağlamayı seçerse bunun Çin’e büyük bedeli olur” dedi.

Sullivan, Amerikalı yetkililerin özel olarak Çinli yetkilileri bu bedelin ne olabileceği konusunda uyardığını söyledi ama bu görüşmelerle ilgili ayrıntı vermedi.

ABD İstihbarat Servisi CIA Direktörü William Burns de Amerika’nın Çin’in Rusya’ya silah desteğini değerlendirdiğinden emin olduğunu belirtti. Burns bu açıklamasını Amerikan CBS televizyonuna yaptı.

CIA Direktörü, “Çin liderliğinin öldürücü silah sağlamayı değerlendirdiğine eminiz. Ayrıca bu konuda nihai bir karar verildiğini de görmüyoruz ve silah nakiyesinin yapıldığına dair kanıt da görmüyoruz” dedi.

Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Antony Blinken Çin’i böyle bir adımı atmayı değerlendirmekle suçlamış, bazı üst düzey Amerikalı yetkililer de bunun ciddi sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.

Burns de bunun çok riskli ve mantıklı olmayan bir hareket olacağını kaydetti.

Pekin ise Amerika’nın suçlamalarını reddediyor. Çin’e göre Amerika Ukrayna’daki savaşın boyutunu arttırıyor, Pekin’in barış ve diyalogdan yana olduğunu kaydediyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Wang Wenbin, Çin’in değil Amerika’nın savaş alanına silahlar yığdığını belirtmiş ve Washington’ın Pekin’e ne yapması gerektiğini söyleyecek konumda olmadığını kaydetmişti.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de geçtiğimiz günlerde barış önerisi gündeme getirmiş, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski de Xi Jinping’le görüşebileceğinin mesajını vermişti.

Başkan Joe Biden da Çin’in Rusya’ya silah desteği sağlaması durumunda Amerika’nın karşılık vereceğini söylemişti.

Paylaşın

İtalya Açıklarında Göçmen Faciası: En Az 58 Ölü

İtalya’nın Crotone kentine bağlı Steccato di Cutro beldesi açıklarında bu sabah yaklaşık 250 düzensiz göçmeni taşıyan tekne kıyıya yakın bir noktada ortadan ikiye ayrılarak battı. Faciada ilk belirlemelere göre 58 kişi öldü.

Haber Merkezi / İtalya Sahil Güvenlik’ten yapılan açıklamada 80 kişi sağ olarak kurtarıldığı duyuruldu. Kurtarılan 80 göçmenden 20’si de Crotone kentindeki hastaneye kaldırıldı.

İtalyan basınında yer alan haberlere göre can kaybının 100’ü geçmesinden endişe ediliyor.

Yerel bir hükümet yetkilisi olan Manuela Curra, Reuters haber ajansına teknenin İzmir’den üç veya dört gün önce ayrıldığını söyledi.

İtalyan yetkililere göre gemidekilerin çoğu Afganistan, Pakistan, Somali ve İran’dandı. İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, birçoğunun “çok zor koşullardan” kaçtığını söyledi.

Gümrük polisi, hayatta kalan bir kişinin göçmen kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklandığını söyledi.

Geçen yıl seçilen ve göçmenlerin İtalya’ya gelişini durdurmak da taahhütlerinden biri olan Başbakanı Giorgia Meloni, yaptığı yazılı açıklamada, “İnsan kaçakçıları tarafından yaşamları yarım bırakılan çok sayıdaki insan için derin üzüntü duyuyorum. Sadece 20 metre uzunluğundaki tekneyi olumsuz hava koşullarında 200 kadar kişiyle denize indirmek suçtur” ifadelerini kullandı.

Meloni, ölenlerin üzerinden spekülasyon yapılmaması gerektiğini belirterek, “Hükümet, göçmen teknelerinin kalkış noktalarından hareket etmelerini, dolayısıyla bu trajedileri önlemeye kararlıdır ve menşe devletlerden en üst düzeyde işbirliği talep ederek bunu yapmaya devam edecektir.” değerlendirmesini yaptı.

İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi de yaşananın büyük bir trajedi olduğunu, düzensiz göçmen teknelerinin hareket etmesini önlemeye yönelik her türlü girişime devam etmelerinin esas olduğunu belirtti.

İtalya’nın eski Ekonomi Bakanı Carlo Calenda, denizde zor durumda kalan insanların “ne pahasına olursa olsun” kurtarılması gerektiğini söylerken, “yasadışı göç yollarının kapatılması gerektiğini” de sözlerine ekledi.

Meloni’nin sağcı hükümeti, göçmenlerin İtalya kıyılarına ulaşmasını durdurma sözü verdi ve son birkaç gün içinde kurtarma kurallarını sıkılaştıran yeni bir yasa çıkardı.

İzleme gruplarına göre, 2014’ten bu yana Akdeniz’in orta kesiminde 20.000’den fazla insan denizde öldü veya kayboldu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula van der Leyen, olaydan “derin üzüntü duyduğunu” belirterek, “masum göçmenlerin hayatını kaybetmesinin bir trajedi olduğunu” sözlerine ekledi.

Paylaşın

Hindistan’daki G-20 Toplantısı Sonuç Bildirgesi’nde Ukrayna Çatlağı

Hindistan’ın ev sahipliğinde yapılan ve ilk günü Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yıl dönümünde gerçekleşen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’nda yapılacak ortak açıklamada Ukrayna konusunda uzlaşı sağlanamadı.

Kasım ayında Endonezya’nın Bali kentinde yapılan son büyük G-20 toplantısında liderler, Ukrayna’daki savaşın dünya ekonomisindeki kırılganlıkları artırdığı uyarısında bulunarak savaşı şiddetle kınamıştı.

Hindistan’ın G20 dönem başkanlığı 1 Aralık 2022’de başlamıştı. Yeni Delhi, 9-10 Eylül’de gerçekleştirilecek 18’inci G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.

ABD ve müttefikleri olan G7 ülkeleri maliye bakanları Rusya’nın komşu ülke Ukrayna’ya saldırımasının ortak açıklamada mutlaka kınanmasını isterken bu öneriye Rusya ve Çin delegasyonları karşı çıktı. Bunun üzerine bir uzlaşı sağlanamadı.

G20 üyesi ülkelerden biri olan Rusya, kendisinin özel askeri operasyon olarak nitelendirdiği Ukrayna saldırılarının, savaş ya da işgal olarak nitelendirilmesine karşı çıktı.

Reuters haber ajansına değerlendirmede bulunan bazı diplomatlar ev sahibi ülke Hindistan’ın da sonuç bildirgesinden “savaş” kelimesinin geçmesinden yana olmadığını belirttiler.

G20’nin dönem başkanı konumundaki Hindistan, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları konusundan da başında bu yana tarafsız bir tavır almak ve diplomatik çözüm konusunda arayış içerisinde olmaya çalışıyor.

Ancak öte yandan Hindistan’ın son dönemde Rusya’dan aldığı petrol miktarını ciddi şekilde arttırması da dikkat çekiyor.

Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Marie de yaptığı değerlendirmede bu aşamada G20’nin, geçen yıl Kasım ayında Bali’de düzenlenen zirvede yaptığı ve üyelerinin çoğunluğunun Ukrayna’daki savaşı kınadığı açıklamasından geri adım atılmasının mümkün olmadığı değerlendirmesini yaptı. Ancak Fransız bakan bazı ülkelerin duruma farklı yaklaştıklarına da dikkat çekti.

Le Marie, “Ya aynı dili konuşuruz ya da nihai bildiriye imza atmayız” ifadelerini kullandı.

Almanya Finans Bakanı Christian Lindner de zirve esnasında gazetecilere yaptığı açıklamada, G20’nin Rusya’nın Ukrayna saldırıları konusunda daha önceki açıklamasının gerisine düşmemek zorunda olduğunu söyledi.

Yetkililer şu aşamada, Rusya ve Çin’in itirazları nedeniyle sonuç bildirgesinde üzerinde uzlaşı sağlamanın zor göründüğünü söylüyorlar.

Bir yetkili de sonuç bildirgesi üzerinde uzlaşı sağlanamaması nedeniyle yayımlanmaması durumunda kapanış bildirgesi olarak dönem başkanı sıfatıyla Hindistan’ın bir açıklama yapabileceğini belirtti.

Paylaşın