Kremlin Sözcüsü Peskov: NATO Bize Karşı Fiilen Savaşta

İzvestia gazetesine demeç veren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Kiev’e hem gönderdiği silahlarla hem de sağladığı eş zamanlı istihbaratla Moskova’ya karşı fiilen savaşta olduğunu belirtti.

NATO’nun 2014 Darbesi’nden beri çatışmaları alevlendirdiğini vurgulayan Peskov, “NATO ülkelerinin istihbaratı gece gündüz bize karşı çalışıyor, her türlü silahı da ordumuzu vurmaları için Ukrayna’ya gönderiyor” dedi.

Newsweek’in haberine göre Dmitriy Peskov, başta ABD, İngiltere ve Fransa olmak üzere NATO’nun fiilen Rusya’yla savaşta olduğunun altını çizdi.

“Hiçbir şeyi saklamaya gerek yok, her ne kadar bu konuda çok hassas gözükseler de” diye sözlerine devam eden Peskov, Batılı ülkelerin çatışmanın bir tarafı olduklarını tekrarladı.

“Bahmut düşerse Donbass düşer”

Öte taraftan Kiev’den tek taraflı bağımsızlık ilan eden Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin Artemovsk (Bahmut) kentinde çatışmalar şiddetlenirken, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, “Bahmut’u ele geçirmeyi başarırlarsa Donbass sınırlarına ve hatta Dinyeper’e kadar saldıracaklar” dedi.

Rus birliklerin ağır saldırıları altındaki Artemovsk kenti büyük oranda kuşatılmış durumda. Ukrayna Kara Kuvvetleri Komutanı Aleksandr Sırski, Artemovsk’taki durumun son derece gergin olduğunu belirterek “Önemli kayıplar alsa da düşman en iyi eğitimli Wagner gruplarını birliklerimizin savunmasını kırmak için gönderdi” şeklinde konuştu.

Ukrayna lideri Zelenskiy’den de süren çatışmaların önemine dair dikkat çekici bir açıklama geldi. “Burası çok büyük bir kent değil. Ruslar tarafından mahvedilmiş Donbass’taki diğer pek çok kent gibi… Onu korumak bizim için önemli ama mantıkçlı olduğu sürece savaşacağız” ifadelerini kullanan Zelenskiy, kentin düşmesi durumunda Rusların önce tüm Donbass’ı ardından da Dinyeper Nehri’ne kadar olan tüm Ukrayna topraklarını ele geçirmek için saldıracağını öne sürdü.

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı da gün içerisinde çatışmalarla ilgili yaptığı açıklamada Artemovsk’un Rus güçlerinin ana odağı olduğunu doğruladı. Savaş öncesi nüfusu 70 bin civarında olan Artemovsk’ta şimdilerde 5 bin sivilin olduğu tahmin ediliyor.

Paylaşın

Yunanistan’da İki Tren Çarpıştı: 32 Ölü, 85 Yaralı

Yunanistan’da gece geç saatlerde iki trenin kafa kafaya çarpışması sonucu en az 32 kişi hayatını kaybetti, 85 kişi de yaralandı. Yunanistan’da son yıllarda yaşanan en ölümcül demiryolu kazasının nedenine ilişkin bir bilgi paylaşılmadı.

Haber Merkezi / Başkent Atina’nın yaklaşık 380 kilometre kuzeyinde meydana gelen kazaya karışan trenlerden birinin yolcu, diğerinin de yük treni olduğu aktarıldı. Yolcu treninde 350 civarında yolcunun olduğu belirtildi.

Yunanistan’ın Tesalya Valisi Konstantinos Agorastos, kazada yolcu treninin ilk dört vagonunun raydan çıktığını, alev alan ilk iki vagonun “neredeyse tamamen yok olduğunu” söyledi.

Agorastos, ayrıca yaklaşık 194 yolcunun otobüslerle güvenli bir şekilde Selanik’e tahliye edildiğini belirtti.

İtfaiye sözcüsü Vassilis Varthakoyiannis, kurtarma sürecinin son derece zor olduğunu, iki trenin birbirine girmesinin durumu karmaşık hale getirdiğini söyledi.

Yerel basının paylaştığı görüntülerde trenlerden birinden dumanların yükseldiği görülüyor. İtfaiye yetkilileri bölgeye 40 ambulans, 17 itfaiye aracı ve 150 itfaiye görevlisinin gönderildiğini açıkladı.

Yolcu treni, başkent Atina’dan Yunanistan’ın en büyük ikinci şehri olan, festivalleri ve canlı kültürel hayatıyla ünlü Selanik’e gidiyordu. Kaza, hafta sonu ülke çapında düzenlenen ve pazartesi günü resmi tatille sona eren karnavaldan sonra yaşandı.

1972 yılında Yunanistan’ın Larissa kenti dışında iki tren kafa kafaya çarpışmış, kazada 19 kişi hayatını kaybetmişti.

Yunanistan’ın yaşlanan demiryolu sisteminin modernize edilmesi gerekiyor, birçok tren tek hatlarda seyahat ediyor. Sinyalizasyon ve otomatik kontrol sistemleri pek çok alanda kurulmaya devam ediyor.

Paylaşın

İran’da Yüzlerce Kız Çocuğu Okula Gitmesinler Diye Kasten Zehirlendi

İran’da yüzlerce kız çocuğunu mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve nefes alma güçlüğü gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılırken, İran Eğitim Bakan Yardımcısı Panahi, bazı aşırılık yanlılarının okulların kapatılmasını istediği için öğrencileri kasten zehirlemiş olabileceğini söyledi.

Panahi’ye göre öğrenciler muhtemelen “kimyasal bileşikler” kullanılarak zehirlendi. Panahi, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediğini saptadık” dedi.

Vakalar Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölümü üzerine başlayan protestolar sırasında ortaya çıktı. Amini, başörtüsünü “uygunsuz” taktığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve şiddet görerek hayatını kaybetmişti.

Gizemli bir rahatsızlık dalgası son birkaç aydır İran’daki okullarda yüzlerce kız çocuğunu etkisi altına aldı.

Öğrencilerin birçoğu mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve nefes alma güçlüğü gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılıyor.

Üst düzey bir yöneticiden gelen yeni açıklamada ise öğrencilerin kasten zehirlenmiş olabileceği öğrenildi.

İran Eğitim Bakan Yardımcısı Younes Panahi, dün (26 Şubat) yaptığı açıklamada, bazı aşırılık yanlılarının okulların kapatılmasını istediği için öğrencileri kasten zehirlemiş olabileceğini söyledi.

Zehirlenme vakalarına ilk olarak başkent Tahran’ın güneyindeki öğrenciler arasında rastlandı ve daha sonra komşu şehirlerde de görülmeye başlandı.

Panahi’ye göre öğrenciler muhtemelen “kimyasal bileşikler” kullanılarak zehirlendi.

Yerel basında çıkan haberler de bunun kızların okula gitmesini engellemek isteyen fanatiklerin işi olabileceğini gösteriyor.

Vakalar kasım ayı sonlarında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölümü üzerine başlayan protestolar sırasında ortaya çıktı.

Amini, başörtüsünü “uygunsuz” taktığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve şiddet görerek hayatını kaybetmişti.

Bunun ardında başlayan hükümet karşıtı protestolara genç kadınlar ve öğrenciler de katılmıştı.

AFP’nin haberine göre, vakaların büyük çoğunluğu, İran İslam Devrimi’nin temellerinin atıldığı ve başladığı yer olarak bilinen Kum’da görüldü.

Ülkenin din adamlarının ve liderlerinin çoğunun eğitim gördüğü ilahiyat okullarına ev sahipliği yapan Kum, son derece muhafazakar bir bölge olarak biliniyor.

Vakaların Tahran, Erdebil ve Boroujerd de dahil olmak üzere 4 şehirde en az 14 okulu etkilediği bildirildi.

En son olaylardan biri, 22 Şubat’ta Kum’da kayda geçmiş ve 15 kız öğrenci hastaneye kaldırılmıştı. Yerel basına göre, öğrencilerin durumu şu anda stabil

Luristan kendinin vali yardımcısı Majid Monemi de dün yaptığı açıklamada, İran’ın batısındaki Borujerd’de bir lisede okuyan 50 kız çocuğunun tekrar zehirlendiğini duyurdu.

Panahi, düzenlediği basın toplantısında, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediğini saptadık” diye konuştu:

Öğrencileri zehirlemek için kullanılan kimyasal bileşiklerin savaş kimyasalları olmadığı, zehirlenen öğrencilerin ileri tedaviye ihtiyaç duymadığı ve kullanılan maddelerin büyük bir yüzdesinin tedavi edilebilir olduğu tespit edildi.

Rahatsızlanan öğrencilerin ebeveynleri de eğitim görevlileri ve öğretmenlerle karşı karşıya gelmişti.

14 Şubat’ta Kum’daki ebeveynler, yetkililerden “açıklama talep etmek” için valilik önünde toplanmıştı.

Son günlerde de aileler, birçok kız çocuğunun dersleri kaçırmasından endişeli.

Reform yanlısı Shargh gazetesi, Kum’daki birçok okulun “gayri resmi olarak” kapatıldığını yazdı.

Bazı aileler derslerin çevrimiçi yapılmasını talep ediyor.

Paylaşın

Zelenski’nin Rüyası: Putin’in Yakın Çevresi Tarafından Öldürülmesi

Rusya’nın bölgesel bir operasyon olarak tanımladığı Ukrayna’nın ise Batı’nın desteğiyle devam ettirdiği savaşta bir yıl geride kalırken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’den dikkat çeken bir iddia geldi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i bir gün kendi yakın çevresinin öldüreceğini öne sürrek, “Yırtıcı hayvanlar yırtıcı hayvanları yutacak” dedi.

The Times’a göre bu yorumlar Ukrayna yapımı Year (Yıl) adlı bir belgeselde yer alıyor.

Bu ifadeler, Rus lider Putin’in halkına, Ukrayna’nın savaşı kazanması halinde bir ulus olarak hayatta kalamayacakları uyarısında bulunmasıyla aynı zamanda geldi.

Zelenski belgeselde, “Putin rejiminin kırılganlığının [Rus] devleti içinde hissedildiği bir an kesinlikle gelecek” dedi.

Ve o zaman yırtıcı hayvanlar yırtıcı hayvanları yutacak. Bir katili öldürmek için bir neden bulacaklar.

Ancak analistler, Putin’in yakın çevresindeki sertlik yanlılarının, konumlarını Putin’e borçlu oldukları için ona karşı hareket etmelerinin pek muhtemel görünmediğini söylüyor.

Putin yakın zamanda NATO’nun nükleer kapasitesini dikkate almaktan başka çaresi olmadığını iddia etmiş ve ABD liderliğindeki askeri ittifakı “eski Sovyetler Birliği ve Rusya’yı dağıtmayı” istemekle suçlamıştı.

Zelenski pazar günü yaptığı açıklamada, savaşın sona ermesinin bir adımının Kırım Yarımadası’nın Ukrayna’nın kontrolüne geçmesi olacağına inandığını ifade etti.

Ukraynalı lider Twitter’da şöyle yazdı:

Burası bizim toprağımız. Bizim halkımız. Bizim tarihimiz. Ukrayna bayrağını Ukrayna’nın her köşesine geri getireceğiz.

CIA Başkanı ise Putin’in, ordusunun Ukrayna’yı dize getirme kabiliyetine “fazla güvendiğini” söyledi. William Burns, Putin’in “zamanı kendi lehine kullanabileceğine, Ukraynalıları ezebileceğine, Avrupalı müttefiklerini yıpratabileceğine ve önünde sonunda siyasi yorgunluğun bastıracağına” inandığını ifade etti.

CBS’in Face the Nation programında konuşan Burns, “Putin bir noktada, Rusya’nın bazı en yoksul bölgelerine gelen tabutlarla birlikte, artan bedellerle de yüzleşmek zorunda kalacak” diye ekledi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Beyaz Saray: Çin Rusya’ya Silah Sağlarsa Büyük Bedeli Olur

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan, Amerikan CNN televizyonuna yaptığı açıklamada, “Pekin kendi kararlarını kendi vermek zorunda ama silah desteği sağlamayı seçerse bunun Çin’e büyük bedeli olur” dedi.

Sullivan, Amerikalı yetkililerin özel olarak Çinli yetkilileri bu bedelin ne olabileceği konusunda uyardığını söyledi ama bu görüşmelerle ilgili ayrıntı vermedi.

ABD İstihbarat Servisi CIA Direktörü William Burns de Amerika’nın Çin’in Rusya’ya silah desteğini değerlendirdiğinden emin olduğunu belirtti. Burns bu açıklamasını Amerikan CBS televizyonuna yaptı.

CIA Direktörü, “Çin liderliğinin öldürücü silah sağlamayı değerlendirdiğine eminiz. Ayrıca bu konuda nihai bir karar verildiğini de görmüyoruz ve silah nakiyesinin yapıldığına dair kanıt da görmüyoruz” dedi.

Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Antony Blinken Çin’i böyle bir adımı atmayı değerlendirmekle suçlamış, bazı üst düzey Amerikalı yetkililer de bunun ciddi sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.

Burns de bunun çok riskli ve mantıklı olmayan bir hareket olacağını kaydetti.

Pekin ise Amerika’nın suçlamalarını reddediyor. Çin’e göre Amerika Ukrayna’daki savaşın boyutunu arttırıyor, Pekin’in barış ve diyalogdan yana olduğunu kaydediyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Wang Wenbin, Çin’in değil Amerika’nın savaş alanına silahlar yığdığını belirtmiş ve Washington’ın Pekin’e ne yapması gerektiğini söyleyecek konumda olmadığını kaydetmişti.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de geçtiğimiz günlerde barış önerisi gündeme getirmiş, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski de Xi Jinping’le görüşebileceğinin mesajını vermişti.

Başkan Joe Biden da Çin’in Rusya’ya silah desteği sağlaması durumunda Amerika’nın karşılık vereceğini söylemişti.

Paylaşın

İtalya Açıklarında Göçmen Faciası: En Az 58 Ölü

İtalya’nın Crotone kentine bağlı Steccato di Cutro beldesi açıklarında bu sabah yaklaşık 250 düzensiz göçmeni taşıyan tekne kıyıya yakın bir noktada ortadan ikiye ayrılarak battı. Faciada ilk belirlemelere göre 58 kişi öldü.

Haber Merkezi / İtalya Sahil Güvenlik’ten yapılan açıklamada 80 kişi sağ olarak kurtarıldığı duyuruldu. Kurtarılan 80 göçmenden 20’si de Crotone kentindeki hastaneye kaldırıldı.

İtalyan basınında yer alan haberlere göre can kaybının 100’ü geçmesinden endişe ediliyor.

Yerel bir hükümet yetkilisi olan Manuela Curra, Reuters haber ajansına teknenin İzmir’den üç veya dört gün önce ayrıldığını söyledi.

İtalyan yetkililere göre gemidekilerin çoğu Afganistan, Pakistan, Somali ve İran’dandı. İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, birçoğunun “çok zor koşullardan” kaçtığını söyledi.

Gümrük polisi, hayatta kalan bir kişinin göçmen kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklandığını söyledi.

Geçen yıl seçilen ve göçmenlerin İtalya’ya gelişini durdurmak da taahhütlerinden biri olan Başbakanı Giorgia Meloni, yaptığı yazılı açıklamada, “İnsan kaçakçıları tarafından yaşamları yarım bırakılan çok sayıdaki insan için derin üzüntü duyuyorum. Sadece 20 metre uzunluğundaki tekneyi olumsuz hava koşullarında 200 kadar kişiyle denize indirmek suçtur” ifadelerini kullandı.

Meloni, ölenlerin üzerinden spekülasyon yapılmaması gerektiğini belirterek, “Hükümet, göçmen teknelerinin kalkış noktalarından hareket etmelerini, dolayısıyla bu trajedileri önlemeye kararlıdır ve menşe devletlerden en üst düzeyde işbirliği talep ederek bunu yapmaya devam edecektir.” değerlendirmesini yaptı.

İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi de yaşananın büyük bir trajedi olduğunu, düzensiz göçmen teknelerinin hareket etmesini önlemeye yönelik her türlü girişime devam etmelerinin esas olduğunu belirtti.

İtalya’nın eski Ekonomi Bakanı Carlo Calenda, denizde zor durumda kalan insanların “ne pahasına olursa olsun” kurtarılması gerektiğini söylerken, “yasadışı göç yollarının kapatılması gerektiğini” de sözlerine ekledi.

Meloni’nin sağcı hükümeti, göçmenlerin İtalya kıyılarına ulaşmasını durdurma sözü verdi ve son birkaç gün içinde kurtarma kurallarını sıkılaştıran yeni bir yasa çıkardı.

İzleme gruplarına göre, 2014’ten bu yana Akdeniz’in orta kesiminde 20.000’den fazla insan denizde öldü veya kayboldu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula van der Leyen, olaydan “derin üzüntü duyduğunu” belirterek, “masum göçmenlerin hayatını kaybetmesinin bir trajedi olduğunu” sözlerine ekledi.

Paylaşın

Hindistan’daki G-20 Toplantısı Sonuç Bildirgesi’nde Ukrayna Çatlağı

Hindistan’ın ev sahipliğinde yapılan ve ilk günü Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yıl dönümünde gerçekleşen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’nda yapılacak ortak açıklamada Ukrayna konusunda uzlaşı sağlanamadı.

Kasım ayında Endonezya’nın Bali kentinde yapılan son büyük G-20 toplantısında liderler, Ukrayna’daki savaşın dünya ekonomisindeki kırılganlıkları artırdığı uyarısında bulunarak savaşı şiddetle kınamıştı.

Hindistan’ın G20 dönem başkanlığı 1 Aralık 2022’de başlamıştı. Yeni Delhi, 9-10 Eylül’de gerçekleştirilecek 18’inci G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.

ABD ve müttefikleri olan G7 ülkeleri maliye bakanları Rusya’nın komşu ülke Ukrayna’ya saldırımasının ortak açıklamada mutlaka kınanmasını isterken bu öneriye Rusya ve Çin delegasyonları karşı çıktı. Bunun üzerine bir uzlaşı sağlanamadı.

G20 üyesi ülkelerden biri olan Rusya, kendisinin özel askeri operasyon olarak nitelendirdiği Ukrayna saldırılarının, savaş ya da işgal olarak nitelendirilmesine karşı çıktı.

Reuters haber ajansına değerlendirmede bulunan bazı diplomatlar ev sahibi ülke Hindistan’ın da sonuç bildirgesinden “savaş” kelimesinin geçmesinden yana olmadığını belirttiler.

G20’nin dönem başkanı konumundaki Hindistan, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları konusundan da başında bu yana tarafsız bir tavır almak ve diplomatik çözüm konusunda arayış içerisinde olmaya çalışıyor.

Ancak öte yandan Hindistan’ın son dönemde Rusya’dan aldığı petrol miktarını ciddi şekilde arttırması da dikkat çekiyor.

Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Marie de yaptığı değerlendirmede bu aşamada G20’nin, geçen yıl Kasım ayında Bali’de düzenlenen zirvede yaptığı ve üyelerinin çoğunluğunun Ukrayna’daki savaşı kınadığı açıklamasından geri adım atılmasının mümkün olmadığı değerlendirmesini yaptı. Ancak Fransız bakan bazı ülkelerin duruma farklı yaklaştıklarına da dikkat çekti.

Le Marie, “Ya aynı dili konuşuruz ya da nihai bildiriye imza atmayız” ifadelerini kullandı.

Almanya Finans Bakanı Christian Lindner de zirve esnasında gazetecilere yaptığı açıklamada, G20’nin Rusya’nın Ukrayna saldırıları konusunda daha önceki açıklamasının gerisine düşmemek zorunda olduğunu söyledi.

Yetkililer şu aşamada, Rusya ve Çin’in itirazları nedeniyle sonuç bildirgesinde üzerinde uzlaşı sağlamanın zor göründüğünü söylüyorlar.

Bir yetkili de sonuç bildirgesi üzerinde uzlaşı sağlanamaması nedeniyle yayımlanmaması durumunda kapanış bildirgesi olarak dönem başkanı sıfatıyla Hindistan’ın bir açıklama yapabileceğini belirtti.

Paylaşın

Biden: ABD, Ukrayna’ya Savaş Uçağı Göndermeyecek

Ukrayna’nın şu aşamada F-16 savaş uçaklarına ihtiyacı olmadığını belirten, ABD Başkanı Joe Biden, ABD’nin Ukrayna’ya savaş uçağı göndermeyeceğini söyledi. Ancak Biden bu konuda kapıyı tamamen de kapatmadı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Ukrayna’ya sürpriz ziyaretinin ardından Amerikan ABC televizyonuna özel bir mülakat verdi ve gezisini değerlendirdi.

Joe Biden, “Ukrayna’nın şu an F-16’lara ihtiyacı olmadığını mı düşünüyorsunuz?” sorusuna “Hayır şu an F-16’la ihtiyaçları yok” yanıtını verdi.

Ancak ABD Başkanı Biden bu konuda kapıyı tamamen de kapatmadı. Sunucu David Muir’in “Asla göndermeyiz mi diyorsunuz?” şeklindeki sorusuna da ABD Başkanı, şu aşamada bunu tam olarak bilmenin imkansız olduğu yanıtını verdi.

Joe Biden, ilerideki dönemde Ukrayna’nın ihtiyaçlarının ne yönde şekilleneceğini şu aşamada tam olarak bilmenin mümkün olmadığını dile getirdi. Biden, “Ordumuzun şu an Ukrayna’da F-16 savaş uçaklarına ihtiyaç olduğu şeklinde bir gerekçe yok” diye konuştu.

ABD Başkanı, şu aşamada Ukrayna’nın ihtiyaçlarının gönderildiğini söylediç Biden, “Biz onlara şu an tecrübeye sahip ordumuzun ihtiyaç olduğunu düşündüğü şeyleri gönderiyoruz. Ukrayna’nın şu an tanklara, toplara, aralarında HIMARS füzelerinin de bulunduğu hava savunma sistemlerine ihtiyaçları var” dedi.

Biden, Ukrayna’nın bu bahar aylarında, yaz aylarında ve sonbaharda avantajlı duruma geçmesini sağlayacak mühimmatın kendilerine gönderileceğini belirtti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği, Rusya’ya 10. Yaptırım Paketini Kabul Etti

Ukrayna işgalinin birinci yıldönümünde Avrupa Birliği (AB), hem sivil hem askeri amaçlar için kullanılan mallara daha sıkı ihracat kısıtlamalarının yanı sıra savaşı destekleyen, propaganda yayan veya Rusya tarafından kullanılan İHA’ları teslim eden kuruluşlara karşı adımları içeren Rusya’ya 10. yaptırım paketini kabul etti.

Yaptırımların yürürlüğe girmesi için tüm AB üyesi ülkeler tarafından onaylanması gerekiyor. Bu da 27 ülke arasında müzakerelerin genellikle uzun sürmesine neden oluyor.

Avrupa Birliği (AB), dönem başkanı İsveç tarafından Twitter’da yapılan açıklamada “AB üye ülkeleri Ukrayna’ya savaşta yardım etmek için birlikte en güçlü ve geniş kapsamlı yaptırımları uygulamaya koydu. AB Ukrayna ve Ukrayna halkıyla birlikte. Ne pahasına olursa olsun Ukryana’yı desteklemeye devam edeceğiz” denildi.

Gece yarısına iki saat kala Avrupa Birliği (AB), ülkeleri tasarıyı onayladı. Polonya daha önce tasarıya itiraz etmişti.

Polonya itiraz etmişti

Varşova, AB’nin Rus kauçuğu ithalatı için önerdiği kısıtlamalardan muaf tutulan ürün sayısının çok fazla olduğu ve uzun geçiş sürecini içerdiğini için pratikte hiçbir etkisi olmayacağını söylemişti.

Diğer AB ülkeleri, bloğun önde gelen Rusya karşıtlarından biri olan Varşova’nın, daha geniş bir paketin yalnızca bir maddesi nedeniyle Rusya’nın Ukrayna işgalinin birinci yıl dönümünde yeni yaptırımlar ilan edilmeme riskini almasına şaşırmıştı.

Yaptırımların yürürlüğe girmesi için tüm AB üyesi ülkeler tarafından onaylanması gerekiyor. Bu da 27 ülke arasında müzakerelerin genellikle uzun sürmesine neden oluyor.

AB, savaşın başlamasından bu yana Rusya’ya uygulanacak 10. yaptırım paketinin, savaşın finansmanını zorlaştırmayı ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı kullanılan teknik ekipman ve silah yedek parçalarına erişimini engellemeyi hedeflediğini söyledi.

Yaptırımlar ayrıca batı tarafından “Rusya propagandacısı” olarak görülen, Kiev’in Ukraynalı çocukları Rusya’ya götürmekle suçladığı ve cephede kullanılan İran insansız hava araçlarını ürettiğini söylediği kişilerin dahil olduğu daha fazla kişinin kara listeye alınması anlamına geliyor.

Paketin bir diğer amacı özel Alfa-Bank ve çevrimiçi Tinkoff gibi bankaları küresel SWIFT sisteminden koparmak ve AB ile Rusya arasındaki ticaret hacmini 10 milyar Euro’dan fazla azaltmak.

PAP haber ajansına konuşan Polonya’nın AB Büyükelçisi Andrzej Sados, Varşova’nın yeni yaptırım paketini altı konuya bağlı olarak koşullu şekilde kabul ettiğini bildirdi.

Sados bu koşullar arasında AB ve Avrupa Konseyi’nin Ukraynalı çocukların yasa dışı şekilde Rusya’ya götürülmesini yaptırımlar kapsamında ele almasının ve Rusya’nın müttefiki Belarus’a karşı derhal bir yaptırım paketi üzerinde çalışılmasının olduğunu ekledi.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya Yeni Yaptırımlar; Ukrayna’ya Ek Destek

Ukrayna savaşının birinci yıldönümünde yeni yaptırımlar ve ticaret kısıtlamalarıyla Rusya’yı hedef alan ABD yönetimi, üçüncü ülke aktörlerinin de dahil olduğu Rusya’ya destek veren 200’den fazla kişi ve kuruluşa yaptırım uygulanacağını duyurdu.

Ayrıca, ABD Kongresi’nde iki partinin de desteği sayesinde, sağlık, eğitim ve acil ihtiyaçların karşılanması için bu hafta Ukrayna’ya 9,9 milyar dolarlık finansmanın sağlanmaya başlandığı bildirildi. Söz konusu bütçe desteğinin, Dünya Bankasının ilgili mekanizması aracılığıyla yapılacağı da belirtildi.

Ayrıca Rusya’nın, saldırılarıyla enerji altyapısına zarar verdiği Ukrayna’ya mart ayında elektrik iletim şebekesi ekipman sevkiyatı yapılacağı bildirildi. Biden yönetiminin bu kapsamda 250 milyon dolara kadar ek acil durum enerji yardımı sağlamayı planladığı bildirilen bilgi notunda, Moldova’ya da 300 milyon dolara kadar acil enerji yardımı planlandığı aktarıldı.

ABD Maliye Bakanlığı 22 Rus vatandaşı ve 83 kuruluşa, Dışişleri Bakanlığı da 60’tan fazla üst düzey Rus yetkiliye yaptırım getirdi. Ticaret Bakanlığı da Rusya, İran, Çin ve Belarus’a yeni kısıtlamalar açıkladı

ABD Maliye Bakanlığı, Rus bankalarına bugün yeni yaptırımlar açıkladı ve ülkenin madencilik ve metal sektörünü hedef aldı. Bakanlık, Moskova’nın Ukrayna’ya karşı ikinci yılına giren savaşını finanse etmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle İsviçre, Almanya ve diğer ülkelerden 30’dan fazla kişi ve şirketin peşine düştü.

Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Rusya’nın işgalinin birinci yıldönümünde açıklanan yeni yaptırımların, 22 Rus şahsı ve 83 kuruluşu hedef alarak, Washington’un Rusya’yı küresel ekonomiden daha fazla izole etmeyi çalıştığı kaydedildi

Açıklamada, son yaptırımların Rusya’nın mali hizmetler sektöründeki bankaları, varlık yönetimiyle ilgili firmaları ve bireyleri hedef alarak “Cumhurbaşkanı Vladimir Putin rejiminin savaşı desteklemek için sermaye toplama kabiliyetini engellemeyi” amaçladığı belirtildi.

Söz konusu yaptırım kararları, Rusya’nın binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca Ukraynalı’nın yerinden edilmesine neden olan savaşı finanse etme kabiliyetini daha da azaltmak amacıyla diğer ABD kurumları, ABD müttefikleri ve G-7 ülkeleri ile birlikte alındı.

Bakanlık ayrıca bugünkü yaptırımların Rusya’nın yaptırımlardan kaçınma çabalarıyla bağlantılı, silah kaçakçılığı ve yasadışı finansla ilgili olanlar dahil, 30’dan fazla üçüncü ülke bireyleri ve şirketleri içerdiğini kaydetti.

Açıklamada, “Toplam Rus bankacılık sektörü varlıklarının yüzde 80’inden fazlasını temsil eden Rus bankaları halihazırda ABD ve uluslararası yaptırımlara tabi olsa da OFAC (Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi) bugün, varlık değeri bakımından en büyük ilk on bankadan biri dahil Rusya’daki bir düzineden fazla finans kuruluşunu belirliyor. Rusya uluslararası finans sistemine erişim için yeni yollar ararken, yaptırım uygulanan aktörlerin yaptırımlardan kaçmak amacıyla daha küçük bankalara ve varlık yönetimi şirketlerine yöneldiği biliniyor’’ denildi.

Maliye Bakanı Janet Yellen da yaptığı açıklamada, “Yaptırımlarımızın hem kısa hem de uzun vadeli etkileri oldu ve bu etkiler Rusya’nın silahlarını yenileme mücadelesinde ve izole edilmiş ekonomisinde keskin bir şekilde hissedildi” dedi.

Dışişleri Bakanı Blinken’dan yeni yaptırım açıklaması

ABD Dışişleri Bakanlığı da bugün ayrıca bakanlar ve bölgesel liderler dahil 60’tan fazla üst düzey Rus yetkiliye ve ülkenin nükleer silah programını yürüten üç şirkete yaptırım açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yazılı açıklamasında, “Hedefler arasında Rusya’daki hükümetin bakanları, valiler ve üst düzey yetkililerin yanı sıra Ukrayna’nın Rusya tarafından işgal edilen bölgelerinde faaliyet gösteren, tahıl hırsızlığını kolaylaştıran ve Rusya adına yöneten altı kişi ve üç kuruluş yer alıyor’’ dedi.

Dışişleri Bakanlığı’nın, Rusya’nın gelecekteki enerji üretim ve ihracat kapasitesinin arttırılmasıyla ilgili üç kuruluşu da yaptırım listesine aldığını kaydeden Blinken, “Bu eylemler, piyasa aksaklıklarını en aza indirmek amacıyla mevcut üretimi kısıtlamaktan kaçınacak şekilde düzenlenmiştir’’ ifadelerini kullandı.

Blinken’ın yazılı açıklamasına göre Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın nükleer silahlarını geliştiren ve işleten üç kilit kuruluşun yanısıra Rosatom organizasyon yapısı altındaki üç Rus sivil nükleer kuruluşunu da listeye aldı. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’nın Zaporijya Nükleer Tesisi üzerindeki gayrimeşru kontroluna müdahil olanlar da listeye dahil edildi.

Bu isimler arasında Putin’in üst düzey yardımcılarından devlet televizyonunun önde gelen propagancılarından Olga Skabeyeva ve Rusya’nın 24 Şubat 2022’deki işgalinde Zaporijya’yı denetlemekle görevlendirilen Oleg Romanenko da yer aldı.

Rusya’nın ileri teknoloji sektöründeki dört kişi ve 22 kuruluşun da yaptırım altına alındığını kaydeden Blinken, ‘‘Bakanlık, özellikle Operasyonel Arama Tedbirleri Sistemi aracılığıyla Rusya’nın istihbarat toplama yetenekleri için donanım ve yazılım üreticilerini ve geliştiricilerini hedef alıyor’’ dedi.

Bakanlık ayrıca 1200’den fazla Rus ordu mensubuna vize kısıtlaması getirdi.

Açıklamada, Ukrayna’nın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ya da siyasi bağımsızlığını tehdit ya da ihlal eden eylemleri nedeniyle subaylar dahil Rus ordusunun 1219 mensubuna vize kısıtlaması getirilmesine yönelik adımlar duyuruldu.

Açıklamada, “Rus askeri yetkililer Artyom Igoreviç Gorodilov, Aleksey Sergeyeviç Bulgakov ve Aleksandr Aleksandroviç Vasilyev, Ukraynalı sivillere ve savaş esirlerine karşı işlenen ağır insan hakları ihlallerine karıştıkları için Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası’nın ilgili bölümü kapsamında belirlendi. Bu yetki kapsamında Gorodilov, Bulgakov ve Vasilyev ile birinci dereceden aile üyeleri ABD’ye giremez’’ denildi.

Ticaret Bakanlığı’ndan ihracat kısıtlamaları

ABD Ticaret Bakanlığı da Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik devam eden saldırılarına cevaben bugün Rusya, Belarus ve İran’ın yanısıra üçüncü ülkelerdeki kuruluşlara ek ihracat kısıtlamaları getiren dört düzenleme yayınladı.

İlk düzenleme, Rusya’nın askeri yeteneklerini mümkün kılan kalemlere ve bu yetenekleri destekleyebilecek gelir kaynaklarına erişimi daha da sınırlandırarak Rusya’ya yönelik çok taraflı yaptırımların etkinliğini arttırmayı amaçlıyor.

İkinci düzenleme, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı devam eden savaşında İran insansız hava araçları kullanmasını ele almak üzere İran, Rusya ve Belarus’a yeni ihracat kontrol tedbirleri getiriyor.

Üçüncü ve dördüncü düzenlemeler de, Rusya’nın ordusunu veya Rusya’nın Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerine sızma operasyonlarını destekleyen Rusya’daki kuruluşların yanısıra, Rusya’nın askeri veya savunma sanayisine katkıda bulunan Çin dahil üçüncü ülkelerdeki kuruluşlar ticari kısıtlamalar listesine eklendi.

Ticaret Bakanlığı, Rusya’nın savunma sektörünü desteklemek amacıyla yaptırımlardan kaçındıkları gerekçesiyle aralarında Çin’in de bulunduğu yaklaşık 90 Rus ve üçüncü ülke şirketine ihracat kontrolu uygulayacak ve bu şirketlerin yarı iletkenler gibi ürünleri satın almalarını yasaklayacak.

Beyaz Saray, Ticaret Bakanlığı’nın ayrıca G7 müttefikleriyle birlikte hareket ederek endüstriyel makineler, lüks mallar ve diğer ürünlere yönelik tedbirleri uyumlu hale getireceğini kaydetti.

Başkan Biden da bugün, Rusya’dan gelen çeşitli mallara yönelik ek gümrük vergisi artışlarını açıkladı. Biden, çoğu metal ve metal ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 70’e yükseltti.

Biden ayrıca ilave Rus ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini de yüzde 35’e yükseltti. Bu tedbirler, ABD’nin Rusya’ya olan bağımlılığını azaltırken Kremlin’e gelir sağlayan önemli Rus ürünlerini hedef almak üzere tasarlandı.

Paylaşın