Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Hakkında Tutuklama Kararı

Merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında tutuklama kararı çıkardı. Mahkemenin hakkında tutuklama kararı çıkardığı bir diğer isim de Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanlığı Ofisi Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova-Belova.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Rusya Devlet Başkanı Putin’e yönelttiği suçlamalar arasında, Ukrayna’daki bazı çocukların yasa dışı şekilde Rusya’ya götürülmesi de yer alıyor.

Rusya, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf olan ülkelerden biri değil. Bu nedenle mahkemeyi tanımıyor.

UCM’nin internet sitesinden yapılan açıklamada, soruşturmanın daha iyi şekilde yürütülmesi ve mağdurların korunması için Putin hakkındaki tutuklama kararının ve yakalama emrinin gizlice verilmesinin düşünüldüğü fakat bunun kamuoyuna açıklanması durumunda gelecekte benzer suçların önüne geçilmesi ihtimali nedeniyle kararın duyurulmasının istendiği belirtildi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan, tutuklama kararına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, en az yüzlerce çocuğun yetimhanelerden alındığını ve bu çocukların çoğunun Rusya Federasyonu’nda evlatlık verildiğini tespit ettiklerini söyledi.

Bu amaçla Rusya’da Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yasanın değiştirildiğini ve çocukların Rus aileler tarafından evlat edinilmesini kolaylaştırmak için Rus vatandaşlığı verilmesinin hızlandırıldığını belirtti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan, “İşlenen suçlardan sorumlu olanların hesap vermesini, çocukların ailelerine teslim edilmesini sağlamalıyız. Çocukların savaş ganimeti muamelesi görmesine izin veremeyiz” dedi.

Putin hakkında çıkarılan tutuklama kararının ilk somut adım olduğunu, diğer Ukrayna soruşturmalarının devam ettiğini belirten Başsavcı, “Ukrayna karmaşık ve geniş kapsamlı uluslararası suç iddialarını barındıran bir suç mahali. Deliller gerektiğinde başka yakalama kararı talebi iletmekte tereddüt etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Yakalama kararının bir önemi yok”

Moskova bir yılı aşkın süredir devam eden Ukrayna işgalinde savaş suçu işlendiği iddialarını reddetmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova, “tutuklama kararının hiçbir öneminin olmadığını” savundu. Telegram kanalı üzerinden açıklama yapan Rus sözcü, “Rusya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Tüzüğü’ne taraf değil ve bu nedenle bir yükümlülüğü bulunmuyor” dedi.

Rusya’nın mahkemenin yetkisini tanımadığını belirten Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “Bu nedenle bu tür kararların Rusya Federasyonu için hukuki açıdan geçerliliği yoktur” ifadelerini kullandı.

Kremlin sözcüsü, Putin’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni tanıyan ülkelere seyahat etmekten endişe edip etmediği sorusuna, “Bu konuda ekleyecek bir şeyim yok. Söyleyeceklerim bu kadar” yanıtını verdi.

Rusya Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Tüzüğü’nü 2000 yılında imzalamış ancak üyeliği onaylamamış ve 2016 yılında da imzasını çekmişti. Rusya o dönem Kırım’ı 2014 yılında tek taraflı ilhak etmesi sebebiyle uluslararası baskı altındaydı.

Paylaşın

İsrail’den Batı Şeria’da Baskın: 4 Ölü, 20 Yaralı

Batı Şeria’da giderek daha şiddetli baskınlar yapan İsrail, son olarak Cenin kentine dört Filistinliyi öldürürken, 20 Filistinliyi de yaraladı. Hayatını kaybedenler arasında 16 yaşında bir gencin de bulunduğu açıklandı.

Yıl başından bu yana Batı Şeria’da baskılarını artıran İsrail ise askerlerin “terör eylemleri” nedeniyle aranan “iki militanı” ve kendilerine levyeyle saldıran bir kişiyi öldürdüklerini, silahlı bir kişiyle de çatışmaya girdiklerini iddia etti.

İsrail, sadece bu yıl, aralarında sivillerin de olduğu en az 80 Filistinliyi öldürdü. Filistinlilerin saldırılarında ise 1’i polis 12 sivil hayatını kaybetti.

Son baskın, İsrail ordusunun özel birliklerinin katılımıyla, Perşembe günü öğle saatlerinde düzenlendi.

Ahmed Khalaf adlı görgü tanığı yaşananları Reuters haber ajansına anlattı:

“İki araçla gelip yolun ortasında durdular. Kapıları açtılar ve biri Nidal Khazem’i kafasından vurdu. İzzeddin el Kassam Tugayları’ndan (Hamas’ın silahlı kanadı) kardeşimiz Yusuf Shreim koşarak kaçmaya çalıştı.

Özel kuvvetler onun arkasından koştu ve sokakta rastgele ateş açmaya başladılar. O sırada 16 yaşındaki bir genç de öldürüldü. Onun hiçbir şeyle alakası yoktu, kendi aile işinde çalışıyordu.”

Olay yerinden paylaşılan bir videoda, ağır yaralı ya da ölmüş bir adamın yerde yatarken, yakın mesafeden yeniden vurulduğu görülüyor.

Başka bir videoda ise kalabalığın İsrail güçlerinin bulunduğu araçlara taş attığı ve ardından duyulan silah sesleriyle kalabalığın dağıldığı görülüyor.

Filistin Sağlık Bakanlığı yetkilileri Khazem ve Shreim’in İslami Cihat ve Hamas’ta üst düzey yetkililer olduğunu doğruladı.

16 yaşındaki gencin adının Ömer Awadin olduğu, hayatını kaybeden dördüncü kişinin de 37 yaşındaki Luan al-Zugahir olduğu açıklandı.

İsrail ordusu Khazem’in “açıkça terörist eylemlerde bulunduğunu” iddia etti.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın sözcüsü Nabil Abu Rudeineh “vahşi cinayet” olarak nitelediği baskını kınadı ve “İsrail’in süregiden bu agresif eylemleri, İsrail’in durumu yatıştırma niyetinin olmadığını gösteriyor” dedi.

Gazze Şeridi’nde yönetimi elinde tutan Hamas ölümleri “suç” olarak nitelerken, İslami Cihat Örgütü de İsrail’e “bedelini ödetme” yemini etti.

Gazze’de kurulmuş olan İslami Cihat, ABD ve Avrupa Birliği tarafından terörist örgüt kabul ediliyor.

Baskın, taraflar arasında gerilimi azaltmak amacıyla Mısır’ın Şarm el Şeyh kentinde yapılması planlanan toplantının da hemen öncesine denk geldi.

İsrail, Filistin, Mısır, Ürdün ve ABD’den yetkililer, tansiyonu düşürmek için 19 Mart’ta Mısır’da bir araya gelmeyi planlıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

NATO’da Bir İlk: Polonya Ukrayna’ya Savaş Uçağı Gönderecek

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyesi Polonya’nın Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, ülkesinin Ukrayna’ya 4 Sovyet yapımı MiG-29 savaş uçakları tedarik etmeyi planladığını bildirdi.

Haber Merkezi / Polonya, böylelikle Ukrayna’nın savaş uçağı taleplerine karşılık veren ilk NATO ülkesi olacak. Polonya ayrıca Ukrayna’ya Alman yapımı Leopard 2 tankları tedarik eden ilk NATO ülkesiydi.

Polonya Cumhurbaşkanı, Ukrayna’ya verilecek uçakların yerine Güney Kore yapımı FA-50 ve Amerikan yapımı F-35 uçaklarının konacağını kaydetti.

Binlerce Amerikan askerinin konuşlandığı, en fazla sayıda Ukraynalı mülteciye evsahipliği yapan Polonya, savaş sırasında Ukrayna’ya kritik destek sağladı.

Varşova’nın sahip olduğu MiG-29’ların Ukrayna’ya hibe edilmesi konusu, 2022 yılının Şubat ayında, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırdığı ilk günlerde gündeme gelmişti.

Bu arada Slovakya hükümeti de, kendi envanterindeki MiG-29’lardan bazılarını Ukrayna’ya verebileceğini duyurdu. Ukraynalı jet pilotlarının, Sovyetler Birliği’nde üretilen MiG-29’lara alışık oldukları bildiriliyor.

Başkent Varşova’da Çekya Cumhurbaşkanı Petr Pavel’i ağırlayan Duda, Çek mevkidaşı ile görüşmesinin ardından yapılan basın toplantısında, Ukrayna’ya verilecek savaş uçaklarının bu dördü ile sınırlı kalmayacağını, şu an bakımda olan jetlerin de daha sonra Kiev’e teslim edileceğini söyledi.

Polonya Hava Kuvvetleri’nin envanterinde, eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne ait olup, Almanya’nın yeniden birleşmesi sonrasında 90’lı yılların başında Polonya’ya verilen yaklaşık bir düzine MiG-29 olduğunu belirten Duda, bu uçakların halihazırda Polonya hava savunması için görev yaptıklarını dile getirdi.

Ukrayna’ya savaş uçağı temin eden ilk NATO ülkesi

Polonya Cumhurbaşkanı Duda, geçen hafta yaptığı bir açıklamada, uluslararası koalisyon kapsamında Ukrayna’ya MiG-29 tipi savaş uçağı gönderebileceklerini belirtmiş ancak ayrıntı vermemişti.

Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki ise, Şubat ayında yapılan Münih Güvenlik Konferansı’nda, böyle bir uygulama için NATO tarafından bir karar alınmasının şart olduğunu dile getirmişti.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ise, ülkesinin, başka ülkelerin Ukrayna’ya savaş uçağı göndermesine engel olmayacağını duyurmuştu.

Ukraynalı liderler, diğer NATO üyelerine de Kiev’e uçak göndermeleri konusunda çağrılar yapıyor.

Ukrayna, Rusya ile savaşındaki ikinci yılında hava savunmasını güçlendirmek amacıyla Batı ülkelerinden savaş uçakları talep ediyor.

Bu arada Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ülkesinin Ukrayna’ya savaş uçağı göndermesiyle ilgili görüşmelerin sürdüğünü belirterek, “Bu konuda müttefiklerimizle istişarelerimiz sürüyor.” dedi.

Paylaşın

Eğitim Yasağına Meydan Okuyan Afgan Kızları Medreselere Yöneldi

Taliban’ın yönetimi elinde bulundurduğu Afganistan’da kadınlara yönelik eğitim yasağı, kızları medreselere yöneltti. Medreselere kaydolan kızların sayısı son bir yılda ikiye katlandı.

İslami eğitim verilen medreselere ağırlıklı olarak orta okul ve lise çağındaki kız çocukları gidiyor. Erkek çocuklar ise medreselerde farklı saatlerde ve ayrı bölümlerde eğitim görüyor.

Matematik ve edebiyat gibi derslerin yerine, Arapça Kur’an eğitiminin verildiği medreselerde, ayetlerin anlamını öğrenmek isteyen çocuklara ise ayrı dersler veriliyor.

Kabil ve Kandahar’da üç medreseyi ziyaret eden AFP’ye göre, geçen yıldan bu yana medreselere giden kız öğrenci sayısı iki katına çıktı.

Medresede eğitim gören 16 yaşındaki Farah, AFP’ye yaptığı açıklamada “Eğitimden men edildiğimiz için bunalımdaydık. Daha sonra ailem en azından buraya gelmeme karar verdi. Bizim için artık tek açık yer medrese” ifadelerini kullandı.

Avukat olma hayalinin yok edildiğini belirten Farah, yine de ailesi derslere katılmasına izin verdiği için kendini şanslı hissettiğini söyledi.

Daha önce tıp fakültesinde okuyan ancak şu anda Kandahar’daki bir medresede öğretmenlik yapan Hosna ise, “Üniversitede eğitim almak bir gelecek inşa etmemize yardım ediyor, haklarımızın farkında olmamızı sağlıyordu. Ama medreselerde birg gelecek yok. Buraya başka çareleri olmadığı için geliyorlar” dedi.

Afganistan’da eğitim çıkmazı

Afgan hükümetine yakın bazı yetkililere göre, kararlar dini lider Hibatullah Akhundzada ve çevresinde bulunan bazı dini danışmanlar tarafından alınıyor.

Kendi İslami emirliğini inşa eden Akhundzada, aynı zamanda yüzlerce yeni medresenin inşa edilmesi talimatını da veren isim.

Kabil’deki yetkililer kız çocuklarına getirilen okul yasağına gerekçe olarak, ayrı sınıflar ve İslami üniformaların eksikliğini gösteriyor. Ancak hükümet okulların er ya da geç açılacağı konusunda halen ısrarcı.

Eğitime getirilen engeller Taliban yönetimiyle uluslararası toplum arasında uzlaşma sağlanamayan temel konulardan biri. Dünya üzerinde hiçbir ülke Taliban hükümetini tanımıyor. Taliban ise nüfusun yarısından fazlasının açlıkla mücadele ettiği ülkede ekonomiyi su üzerinde tutmaya çalışıyor.

Medreselerde verilen eğitim

Sadece İslami eğitimin verildiği medreselerde verilen eğitimin kalitesi de tartışma konusu. Uzmanlar, medreselerin çocukları iş yaşamına hazırlayacak eğitimi vermekten uzak olduğunu söylüyor.

Dini konular üzerine konuşmak için yerel televizyonlara sık sık çıkan akademisyen Abdul Bari Madani konuyla ilgili, “Koşullara bakarsak, modern eğitim ihtiyacı bir öncelik. İslami dünyanın geri kalmaması için çaba harcanması ve modern eğitimin ülkeye ihanet olduğu düşüncesinden kurtulunması gerekiyor” dedi.

Kandahar bölgesi eğitim müdürlüğünde İslami Çalışmalar departmanının başında bulunan Nimetullah Ulfat ise, “Hükümet gece gündüz medreselerin sayısını nasıl artıracağını düşünüyor. Buradaki fikir bu ülkenin yeni nesline iyi eğitim, iyi ilkeler ve iyi ahlak kazandırabilmek” şeklinde konuştu.

Dünya genelinde medreseler militanlıkla da ilişkilendiriliyor. Taliban’ın birçok liderinin eğitim gördüğü Pakistan’daki Darul Uloom Haqqania medresesi bu nedenle “Cihat Üniversitesi” olarak anılmaya başlanmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore’den Bir Hafta İçinde Dördüncü Füze Denemesi

Kuzey Kore, bir hafta içindeki dördüncü füze denemesini gerçekleştirdi. Denemenin, ABD’nin Doğu Asya’daki müttefikleri Güney Kore ve Japonya’nın liderlerinin, Tokyo’da gerçekleştireceği zirvenin sabahında yapılması dikkati çekti.

Haber Merkezi / Kıtalararası balistik füze fırlatan Kuzey Kore’nin geçen perşembe, cumartesi ve pazartesi günü yaptığı füze denemeleri ise kısa menzilliydi. Sadece geçen yıl Kuzey Kore 90’dan fazla füze denemesi yaptı.

Kıtalararası balistik füze denemeleri, çok yüksek menzilli olması nedeniyle uluslararası arenada endişe yaratıyor. Uzmanlar Kuzey Kore’den fırlatılan bu füzelerin ABD anakarasına ulaşma ihtimali olduğunu söylüyor.

Japonya Savunma Bakanlığı, havada 1000 kilometre seyreden füzenin, 6 bin kilometre irtifaya ulaşarak, yerel saatle 08.20’de Japon münhasır ekonomik bölgesinin dışına düştüğünü teyit etti.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, denemelerin, güneybatıdaki Jangyon bölgesinden yerel saatle 07.41 ve 07.51’de yapıldığını açıkladı.

Füzenin, kuzeydeki Hokkaido’nun batı kıyısındaki Oşima-Oşima adasının 200 kilometre batısına düştüğü ve söz konusu bölgede seyir halindeki unsurlarda hasar oluşmadığı bildirildi.

Japonya Başbakanı Kişida Fumio, füze denemesi sonrası, Japonya’nın, bölgesel barış ve istikrar için müttefikleriyle daha yakından çalışmayı sürdüreceğini söyledi.

Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol, Ulusal Güvenlik Konseyini toplantısı sonrası açıklamasında, “Pyonyang yönetiminin pervasız provokasyonlarının bedelini ödeyeceğini” belirtti.

Japonya Başbakanı Fumio Kishida ile Güney kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un bugün Tokyo’daki görüşmesinin ana gündem maddelerinden biri de Kuzey Kore’nin artana füze denemeleri olacak.

Paylaşın

ABD’den Savunmaya Rekor Bütçe: 886 Milyar Dolar

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), 2024 savunma bütçesi 886 milyar dolar olarak açıklandı. ABD’nin içinde bulunduğumuz sene için kabul edilen savunma bütçesi 858 milyar dolar olmuştu.

ABD’nin 2024 savunma bütçesinin 842 milyar dolarlık kısmı Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) kullanımına, 44 milyar dolarlık kısmın ise savunma ile ilgili projeler için, örneğin Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından harcanmasını öngörüyor.

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin hazırladığı bütçe tasarısı kabul edildiği takdirde, ülkenin bir barış döneminde ya da herhangi bir savaşa dolaylı da olsa katılmadığı bir dönemde savunma giderlerine harcanacak en yüksek miktar olacak.

886 milyar dolara çıkarılan savunma bütçesi ile, askeri personele ortalama yüzde 5,2 maaş zammı ve ordunun AR-GE (araştırma-geliştirme) çalışmalarının finansmanının sağlanması hedefleniyor.

Ayrıca Rusya’ya karşı savaşında Ukrayna’ya verilen desteğin de savunma giderlerini arttıran bir başka etken olduğu belirtiliyor. ABD Kongresi’nin her iki kanadı, geleneksel tavrını sürdürerek, söz konusu bütçeyi onaylayacağının sinyallerini verdi.

“En büyük kriter Çin’e karşı caydırıcılık”

Ukrayna savaşının daha uzun süre devam edebileceğinden yola çıkan Kongre ve Biden yönetimi, diğer yandan Rusya ve Çin ile olası ihtilaflara ordunun hazır olmasını istiyor.

ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Kathleen Hicks, konuyla ilgili açıklamasında, “Bizim en büyük ve burada en sık dile getirdiğimiz başarı kriterimiz, Çin yönetiminin her sabah uyandığında, olası bir saldırganlığının bedelini düşünmesi ve ‘Bugün o gün değil’ demesidir” ifadelerini kullandı.

ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, ticaretten casusluk faaliyetlerine kadar pek çok konudan dolayı uzun süredir gerilimli bir seyir izliyor. Her iki ülke sınırlarının çok uzağındaki ülkelerde birbiri ile büyük bir rekabet halinde.

İsveç merkezli düşünce kuruluşu Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2022 yılı küresel silah ihracatı raporuna göre, listenin birinci sırasında, küresel silah ihracatındaki payı, önceki dört yıla oranla yüzde 7 artış göstererek yüzde 40’a yükselen ABD geliyor.

İkinci sıradaki Rusya’nın payı ise yüzde 22’den yüzde 16’ya gerilerken, bu iki ülkeyi üçüncü sıradaki Fransa, dördüncü sıradaki Çin ve beşinci sıradaki Almanya takip ediyor.

Küresel silah ihracatındaki payı 2018-2022 yılları arasında yüzde 1,1 olarak seyreden Türkiye ise, sıralamada 12’nci sırada yer alıyor.

Paylaşın

İsrail’de Yüzbinlerce Kişi Hükümeti Protesto Etmek İçin Sokaklara Çıktı

İsrail genelinde 500 bin kişinin hükümetin yargıdaki reform planını protesto etmek için sokaklara çıktığı açıklandı. Bunun ülke tarihindeki en geniş katılımlı protesto gösterisi olduğu belirtildi.

İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu öncülüğündeki koalisyon hükümetinin yargı düzenlemesine karşı özellikle her hafta cumartesi akşamı ülke genelinde kitlesel olarak gösteri düzenleyen İsrailliler, protestoların onuncu haftasında yine sokaklardaydı.

Başta Tel Aviv olmak üzere, Hayfa, Batı Kudüs, Birüssebi ve Netanya gibi büyük kentler dahil ülke çapında onlarca noktada gerçekleştirilen gösterilere yüz binlerce İsrailli katıldı.

Gösteri alanında Netanyahu’nun Başbakanlığı aleyhinde sık sık kullanılır hale gelen, İngilizce “Suç Bakanı” (Crime Minister) yazılı pankartlara yer verilirken, “Demokrasiye açılan savaş” ve “Yargının bağımsızlığını koruyun” gibi hükümetin yargı düzenlemesini eleştiren dövizler taşındı.

Protestocular yargı reformunun uygulamaya geçmesi durumunda demokrasinin darbe alacağını belirtiyor.

Başbakan Benyamin Netanyahu ise değişikliklerin devlet yönetiminin kolları arasında dengeyi sağlayacağını iddia ediyor. Muhalefet lideri Yair Lapid İsrail’in en büyük krizi içinde olduğunu belirtiyor.

Ülkenin güneyindeki Be’er Sheva kentindeki protesto gösterisinde konuşan muhalefet lideri Lapid, “Ülkede terör olayları oluyor, ekonomi çöküyor, para ülkeden kaçıyor. İran Suudi Arabistan’la daha dün anlaşma imzaladı. Ama hükümetin tek ilgilendiği İsrail demokrasisine darbe vurmak” dedi.

Reform planı hayata geçerse seçilmiş hükümet hakimlerin atanmasında kati bir şekilde etkili olacak ve Anayasa Mahkemesi’nin hükümetin kararlarına karşı karar alması ve bir yasayı hükümsüz hale getirmesi engellenecek.

Konu İsrail toplumunu bölmüş durumda. İsrail ordusunun bel kemiği olarak nitelenen yedek askerler plana muhalefetlerini göstermek için orduya hizmet etmemekle tehdit etti.

Geçen hafta onlarca yedek pilot eğitim için bildirimde bulunmayacaklarını açıkladı, daha sonra kararlarından geri adım attılar ve komutanlarıyla konuyu görüşeceklerini belirttiler.

Netanyahu hükümetinin “yargı reformu”

Adalet Bakanı Yariv Levin, 5 Ocak’ta Yüksek Mahkemenin yetkilerini sınırlandıran, yargının, hakimlerin seçimi üzerindeki etkisini azaltan bir yasa planladıklarını duyurmuştu.

Netanyahu başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin, yargının bazı yetkilerini meclise devretmeye yönelik hamleleri, Yüksek Mahkeme başta olmak üzere hükümet ile İsrail yargı mekanizması arasında gerilime yol açmıştı.

Ülkedeki en yüksek yargı mercisi olarak görev yapan İsrail Yüksek Mahkemesi, Meclisin çıkardığı kanunları, anayasa taslağı olarak kabul edilen “temel yasalara” aykırılık gerekçesiyle bozma yetkisine sahip.

Netanyahu hükümeti, açıkladığı yargı düzenlemesinde, Yüksek Mahkemenin, Meclisin çıkardığı kanunları bozma yetkisinin elinden alınacağını belirtmişti.

İsrail Başsavcısı Gali Baharav-Miara, hükümetin yargı düzenlemesine karşı itirazlarını yazılı olarak iletmiş, “güçler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve bireysel hakların korunması”na ilişkin kaygıları olduğunu paylaşmıştı.

Paylaşın

Kuzey Kore Lideri Kim’den Orduya “Gerçek Bir Savaş İçin” Hazırlanın Çağrısı

Kore Yarımadası’nda yer alan Güney Kore ile Kuzey Kore arasında gerilim on yıllardır görülen en üst seviyelerden birinde. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Kuzey Kore ordusuna “gerçek bir savaş için” tatbikatları yoğunlaştırma çağrısı yaptı.

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un ile isminin Ju Ae olduğu düşünülen kızı, ordu komutanlarıyla birlikte Hwasong’da yapılan topçu tatbikatını denetledi.

Kuzey Kore devlet medyasının yayınladığı fotoğraflara göre, tatbikatta 6 kısa menzilli füze eş zamanlı fırlatıldı. Devlet haber ajansı KCNA’nın haberinde, tatbikatın senaryosunun batı cephesi yönündeki bir düşman havaalanını vurmak olduğu belirtildi.

Kim Jong-un tatbikat sırasında topçu birliklerine iki görev için hazırlanmaları gerektiğini, bunlardan ilkinin savaştan caydırmak, ikincisinin ise gerçek savaş similasyonlarıyla tatbikatları yoğunlaştırarak savaşta sorumluluk almak olduğunu söyledi.

Kuzey Kore’nin füze tatbikatı ve Pyongyang’dan gelen “gerçek savaşa hazırlık” söylemleri, ABD ile Güney Kore’nin pazartesi günü başlayacak, son 5 yılın en büyük askeri tatbikatından hemen önce geldi.

İki Kore arasındaki ilişkiler on yıllardır gördüğü en kötü seviyelerden birinde. Nükleer silaha sahip olan Kuzey Kore, yasaklı silahlarla yaptığı testlerin sayısını artırırken, Güney Kore ise buna yanıt olarak Washington’la askeri işbirliğini güçlendirme yolunu seçti.

Kim Jong Un’un kızı da askeri tatbikatta

Kuzey Kore’nin yaptığı son askeri tatbikatın en dikkat çekici noktalarından biri de Kim Jong-un’un kızı Ju Ae oldu.

Güney Kore istihbaratı tarafından Kim Jong-un’un ikinci çocuğu olduğuna inanılan Ju Ae’nin yayınlanan fotoğraflarda babasıyla aynı siyah paltoyu giydiği görülüyor.

Kuzey Kore medyasının isminden bahsetmediği Ju Ae’nin 11 yaşında olduğu düşünülüyor.

AFP’ya konuşan Seul’deki Kuzey Kore Çalışmaları Üniversitesi’nin başkanı Yang Moo-jin, “Ju Ae’nin Kuzey Kore’nin nükleer veya füze faaliyetlerinde görünmesi sıradanlaşmış gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

Birçok uzman Ju Ae’nin, Kim Jong-un’un fiili varisi olduğunu ve bu nedenle tatbikatlara katıldığını tahmin ediyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Şi Jinping Üçüncü Kez Çin Devlet Başkanı Seçildi

2013 ve 2018’de iki kez devlet başkanı seçilen ve 10 yıldır görev yapan Şi Jinping, 5 yıllığına yeniden seçildi. Jinping, Çin Halk Cumhuriyeti tarihinde devlet başkanlığını üçüncü dönme taşıyan ilk isim oldu.

Jinping’in yardımcılığına Han Cıng, meclis başkanlığına ise Cao Licı seçildi. Şi, Cao ve Han, yemin ederek görevlerine başladı.

Çin Ulusal Halk Kongresi’nin başkent Pekin’de devam ediyor. Kongrede, tek aday olan Şi Jinping, oybirliğiyle üçüncü kez devlet başkanı seçilmiş oldu.

3 bin üyeli kongrede bugün yapılan oylama yaklaşık bir saat sürdü ve elektronik sayım ise yaklaşık 15 dakikada tamamlandı. Oylamanın ardından Şi Jinping, yemin ederek görevine başladı.

69 yaşındaki Şi’nin önümüzdeki günlerde kabinesini belirlemesi ve Başbakanlık koltuğuna ise yeniden Li Qiang’ın oturması bekleniyor.

Çin’de 2018 yılında cumhurbaşkanlığı görev süresi sınırlaması kaldırılmıştı. Böylece Şi’nin 2013 ve 2018 yıllarının ardından üçüncü kez devlet başkanı seçilmesinin önü açılmıştı.

Batı ile ilişkiler ve ekonomi ön planda

Çin Devlet Başkanı’nın gelecek hafta başında kongrenin genel kurulu sona ermeden bir konuşma yapması ve Batı ile ilişkiler ile ekonomi gibi konulara değinmesi bekleniyor.

Bu haftanın başında Şi, Çin ekonomisinin karşılaştığı zorluklardan ABD ve Batı’yı sorumlu tuttuğu bir konuşma yapmıştı.

Başkanlık rolü büyük ölçüde simgesel olsa da Şi, parti tarafından merkezi askeri komisyon başkanlığına da yeniden seçildi ve Çin ordusu başkomutanı olarak da üçüncü beş yıllık dönemine başladı.

Parlamento ayrıca 66 yaşındaki Zhao Leji’yi yeni parlamento başkanı ve 68 yaşındaki Han Zheng’i de yeni başkan yardımcısı olarak seçti. Her iki isim de Şi’nin Politbüro Daimi Komitesi’ndeki önceki parti liderleri ekibindendi.

Mao’dan sonra ilk isim

Xi, ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisinin (ÇKP) Ekim 2022’de düzenlediği 20. Ulusal Kongresi’nde üçüncü kez parti genel sekreterliğine seçilerek Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedong’dan bu yana parti yöneticiliğini iki dönemden fazla sürdüren ilk lider olmuştu.

Tek parti iktidarının olduğu, parti ve devlet yönetiminin iç içe geçtiği Çin’de üst düzey devlet görevleri parti iktidarının uzantısı olarak görülüyor ve aynı yetkililerce yerine getiriliyor. Şi, mevcut haliyle 1982 Anayasası ile kurulan devlet başkanlığı makamında iki dönemden fazla kalan ilk lider oldu.

Şi’den önceki iki lider iki dönemde bırakmıştı

Ancak 1989’de Tienanmın Meydanı’ndaki protestoların yaratığı iç siyasi kriz, parti, devlet ve ordu liderliğinin yeniden tek elde toplanmasını getirdi.

Reform ve dışa açılma siyasetinin izlendiği, yönetimde kurumsallaşma eğiliminin öne çıktığı bu dönemde, devlet başkanlığına iki dönem sınırı getirilmesi iktidarın çatışmasız devrini sağlayacak formül olarak görüldü.

Şi’den önce 1993-2003 yıllarında Ciang Zımin, 2003-2013 yıllarında Hu Cintao, iki dönem devlet başkanlığı yaptıktan sonra devlet ve parti görevlerinden ayrıldı.

Çin liderinin yakın dönemdeki teamüllerden farklı olarak iktidarını üçüncü döneme taşıması, Şi’nin yeni dönemde “tek adam” konumunun pekiştiğinin işareti olarak görülüyor.

Şi’nin “Yeni Dönemde Çin Karakterinde Sosyalizm” adı verilen düşünceleri, Parti Tüzüğü’ne ve Anayasa’ya girmiş, ÇKP’nin 2021’de parti tarihine ilişkin aldığı kararda, Şi, Mao ve Dıng ile birlikte “düşünce kurucu önder” olarak tanımlanmıştı.

Geçen yılki ÇKP Kongresi’nde partinin üst yönetim kadrolarına Şi’ye yakın isimler seçilirken Parti Tüzüğü’nde yapılan değişiklikle Şi’nin partinin “çekirdek lideri” olduğu ve düşüncelerinin ÇKP iktidarına rehberlik edeceği vurgulanmıştı.

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’yı Bu Kez Hipersonik Füzelerle Vurdu: En Az 9 Ölü

Rusya’nın bölgesel bir operasyon olarak adlandırdığı Ukrayna’nın ise ‘Batı’lı güçlerin desteğiyle devam ettirdiği savaşın bir yılı geride kalırken, Rusya, Ukraayna’yı bu kez hipersonik füzelerle vurdu.

En az dokuz kişi hayatını kaybettiği saldırılar nedeniyle Avrupa’nın en büyüğü konumunda olan Zaporijya Nükler Santrali’nin elektriği de kesildi. Ancak daha sonra bu sorun giderildi.

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Igor Konaşenkov, Perşembe günü yaptığı açıklamada, “Kinzhal hipersonik füze sistemi de dahil olmak üzere havadan, denizden ve karadan uzun menzilli silahlarla Ukrayna’nın askeri altyapısının temel unsurlarını vurduk” dedi.

Söz konusu yaylım ateşi, Ocak ayının sonundan bu yana gerçekleştirilen en büyük Rus saldırısı olarak kayıtlara geçti.

Ukrayna ordusu, 34 seyir füzesinin ve dört de İran yapımı insansız hava aracının düşürüldüğünü iddia etti. Ancak yetkililer, Kinzhal balistik füzeleri, Kh-22 gemisavar füzeleri ve S-300 uçaksavar füzelerini ise imha edemediklerini de aktardı.

Reuters’a konuşan Ukrayna hava kuvvetleri sözcüsü, “Bu büyük bir saldırıydı ve ilk defa bu kadar çok farklı türde füze kullanıldı. Böyle bir şey daha önce hiç olmamıştı” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ülkesinin ses hızının beş katından daha hızlı hareket edebilen balistik hipersonik füzelere yaptığı yatırımı vurguladı.

Nükler enerji operatörü Energoatom, Zaporijya’daki elektrik kesintisinin Ukrayna elektrik sistemi ile tesis arasındaki bağlantıyı yok ettiğini duyurdu.

Tesisteki enerji kesintisi daha sonra çözüldü. Ancak çözüm sağlanana kadar ise santral dizel jeneratörlerle çalıştırıldı.

Santraldeki radyoaktif maddelerin soğutulması için elektriğe ihtiyaç duyuluyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, “Bugün enerji kaybının, Zaporijya Nükleer Santrali için durumun ne kadar kırılgan ve tehlikeli olduğunu bir kez daha gösterdi” dedi.

Grossi, Perşembe günü sabah saatlerinde tesisin korunması için uluslararası bir taahhüt verilmesini istemişti.

“Her seferinde bir zar atıyoruz” diyen Grossi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun defalarca devam etmesine izin vermemiz durumunda, bir gün şansımız tükenecek.”

Başkent Kiev’de ise şehrin batı ve güney bölgelerinde patlamalar meydana geldi. Acil servisler bu noktalara müdahalelerde bulundu.

Odesa valisi Maksim Marçenko, liman kentindeki bir enerji tesisine füze isabet ettiğini ve bu nedenle elektrik kesintilerinin yaşandığını söyledi. Bölgede yerleşim yerleri de vurulurken, herhangi bir can kaybının olmadığı bildirildi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın