İsveç’ten Türkiye’ye “NATO Üyeliği” Çağrısı: Onaylama Vakti Geldi

TBMM’nin İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılım başvurusu için onay sürecini başlatması gerektiğini söyleyen İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom, Stockholm’ün Ankara ile ittifaka katılmak için yaptığı anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirtti.

Billstrom, parlamentodaki bir toplantının oturum arasında Reuters haber ajansına, “Bizden bekleneni yaptığımızı düşünüyoruz. Artık Türk parlamentosunun onay sürecini başlatmasının zamanı geldi” dedi.

Billstrom, 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO Liderler Zirvesi öncesinde ülkesinin ittifaka katılımı için umutlu olduğunu kaydetti; Stockholm’ün “B Planı” olmadığını söyledi.

Rusya’nın geçen yıl Ukrayna’yı işgaliyle birlikte İsveç ve Finlandiya, yıllardır süren askeri bağlantısızlık politikalarını geride bırakıp NATO üyeliğine başvurdular.

Finlandiya Nisan’da NATO’ya katıldı. Ancak Türkiye, İsveç’in üyeliğini güvenlik endişelerini gerekçe göstererek engellemeyi sürdürüyor. Ankara bu ay, İsveç’in NATO’ya katılımına izin vermek için Stockholm’deki Türkiye karşıtı protestoların bastırılması gerektiğini söyledi.

Ankara’ya göre İsveç, Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği militan grupların üyelerini barındırıyor. İsveç ise, ülkede terör gruplarını finanse etmeyi ve desteklemeyi zorlaştıran yeni bir yasayı 1 Haziran’da yürürlüğe soktu.

Stockholm, yeni yasanın Türkiye ile 28 Haziran 2022’de NATO Madrid zirvesinde imzalanan üçlü mutabakat anlaşmasındaki taahhütleri yerine getirdiğini söylüyor. Ankara ise bu adımı yeterli bulmuş değil.

Geçen aylarda Stockholm’deki bazı protestocular, bir elektrik direğine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kuklasını asmışlar; başka gösterilerde de Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği’nin terör örgütü olarak tanımladığı PKK’ya destek veren bayraklar yer almıştı.

Gösteri özgürlüğünün “anayasada yer aldığını” belirten Billstrom, “Ancak yasal olan şeylerin her zaman uygun olmadığını da söylüyoruz” dedi. Ankara’nın yanısıra Macaristan’ın da İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması gerekiyor.

Paylaşın

NATO Üyeliği: İsveç’te PKK’ya Finansman Sağlama Davası

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği sürecinde Türkiye’nin “teröristlere kucak açmakla” suçladığı İsveç’ten dikkat çeken adım. İsveç’te PKK’ya finansman sağlama girişiminde bulunmakla suçlanan bir kişi mahkemeye çıktı.

İsveç’in başkenti Stockholm’deki bir restoranın önünde silah sıkıp tehditler savurduğu için geçen Ocak ayında tutuklanan şüphelinin kırklı yaşlarında olduğu belirtildi.

Söz konusu kişinin İsveç’teki PKK faaliyetlerinde kilit rol oynadığını iddia eden savcılık, şüphelinin amacının, Türkiye’nin yanı sıra İsveç, Avrupa Birliği ve ABD tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK için haraç almak olduğunu iddia ediyor.

Alman ve Fransız istihbaratından kanıtlara da yer verilen iddianamede, şüphelinin PKK’nın finansmanına doğrudan müdahil olan kişilerle irtibat kurduğu ve bizzat örgüt adına hareket ettiği iddiaları da aktarıldı.

Sanık avukatı İlhan Aydın ise mahkemede müvekkilinin PKK ile bağlantılı kişilerle irtibat kurmuş olabileceğini ancak kendisinin bu örgütle bağlantısı bulunmadığını savundu.

Aydın, duruşma öncesi AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, müvekkilinin para gasbetme ve PKK’ya finansman sağlama girişimi suçlamalarını reddettiğini, silah kullanımıyla ilgili suçlamayıysa kabul edeceğini ifade etmişti.

Türkiye, “teröristlere kucak açmakla” suçladığı İsveç’ten onlarca kişinin iadesi için başvurmuştu. Ankara, terör örgütlerine yönelik tavrı nedeniyle İsveç’in NATO üyeliğine de karşı çıkıyor.

Ankara ayrıca İsveç’ten Türk hükümetine yönelik protestolara ve PKK gösterilerine de izin vermemesini istiyor.

İsveç son dönemde Ankara’nın beklentilerini karşılayabilecek bir dizi terörle mücadele kanunu geçirdi. Terör tanımını daha kapsamlı hâle getiren bu yasalar, terör örgütlerinin finansmanına yönelik faaliyetlerden ötürü dava açılmasını da kolaylaştırıyor.

Daha önce IŞİD bağlantılı davalarda işletilen bu yasa, PKK destekçisi olmakla suçlanan bir kişiye karşı ilk kez kullanıldı.

İsveç geçen hafta da Türkiye’de yaklaşık 10 yıl önce uyuşturucu satıcılığından hüküm giymiş olan bir PKK destekçisini iade etmeyi kabul etmişti.

İsveç’in NATO üyelik süreci

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından onlarca yıldır sürdürdükleri askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek NATO’ya katılmak için Mayıs 2022’de ortak başvuruda bulunmuştu.

Finlandiya ve İsveç’in üye olabilmesi için NATO bünyesindeki 30 ülkenin onayı gerekiyor. İsveç’in üyeliğine Türkiye ve Macaristan dışındaki NATO üyeleri meclis onayı verdi.

Türkiye, İsveç’in üyeliğine onay vermek için Stockholm’den terör örgütleriyle mücadele konusunda daha somut adımlar beklediğini belirtiyor. Macaristan hükümeti ise İsveçli yetkililerin Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın politikalarına yönelik eleştirilerinden rahatsız.

Türkiye ve Macaristan uzun süre Finlandiya’nın NATO üyeliğine de karşı çıkmış, ancak Ankara ve Budapeşte’nin bu itirazlarını geri çekmelerinin ardından Finlandiya geçen Nisan ayında NATO’ya katılmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

NATO’dan Dikkat Çeken Rusya Açıklaması: Dikte Ettiği Barışı Kabul Etmeyiz

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Hepimiz bu savaşın sona ermesini istiyoruz, ancak adil bir barış çatışmanın dondurulması ve Rusya tarafından dikte edilen bir anlaşmanın kabul edilmesi anlamına gelemez” dedi.

Jens Stoltenberg, açıklamasının devamında, Ukrayna’nın başlattığı karşı operasyonun başarılı olmasını umduğunu söyleyerek, “Ne kadar çok toprak Ukrayna toprağını özgürleşebilirse, Ukraynalılar müzakere masasında o kadar daha güçlü olacaktır” ifadelerini kullandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO tarihinin en büyük hava tatbikatı olan Air Defender 23’e katılmak üzere geldiği Almanya’da Başbakan Olaf Scholz ile görüştü.

VOA Türkçe’den Cem Dalaman’ın aktardığına göre, Berlin’de Başbakanlık Binası’nda gerçekleşen toplantı sonrasında, Scholz’le basını bilgilendiren Stoltenberg, öncelikli olarak 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO Zirvesi’ni ele aldıklarını aktardı.

NATO zirvesinin Ukrayna’nın ittifaka katılması için resmi bir davetle sonuçlanmayacağı şeklinde çıkan haberleri doğrulayan Stoltenberg, “Vilnius Zirvesi’nde ve zirve hazırlıklarında Ukrayna’ya resmi bir davette bulunmayı planlamıyoruz” dedi, ancak NATO liderlerinin Ukrayna’yı örgüte nasıl yaklaştırabileceklerini konuşacaklarını sözlerine ekledi.

Zirveye Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin katılacağını kaydeden Stoltenberg, savaşın sona ermesi karşılığında “Ukrayna’da dondurulmuş bir çatışmanın kabul edilmemesi” konusunda uyardı.

NATO Genel Sekreteri, “Hepimiz bu savaşın sona ermesini istiyoruz, ancak adil bir barış çatışmanın dondurulması ve Rusya tarafından dikte edilen bir anlaşmanın kabul edilmesi anlamına gelemez” dedi.

Stoltenberg, Ukrayna’nın başlattığı karşı operasyonun başarılı olmasını umduğunu söyleyerek, “Ne kadar çok toprak Ukrayna toprağını özgürleşebilirse, Ukraynalılar müzakere masasında o kadar daha güçlü olacaktır” dedi.

Almanya Başbakanı Scholz da, ülkesinin Ukrayna’daki savaşın bir süre daha devam edebileceği ihtimaline hazırlıklı olduğunu söyledi. “Buna hazırlanıyoruz ve politikalarımızı buna göre ayarlıyoruz” diyen Scholz, Almanya’nın Ukrayna’yı gerektiği sürece desteklemeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

Vilnius’ta Stoltenberg’in görev süresinin Temmuz 2024’te Washington’da yapılacak NATO yıldönümü zirvesine kadar uzatılmasına karar verilmesi bekleniyor. Alman hükümeti şimdiden 64 yaşındaki Norveçlinin görevde kalması yönünde görüş bildirdi.

Stoltenberg’in, yarın Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ile Air Defender 23 tatbikatına katılmak üzere Almanya’nın kuzeyindeki Jagel Hava Üssü’ne gideceği ifade edildi. Stoltenberg’e Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius eşlik edecek.

Alman Hava Kuvvetleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve 23 Haziran tarihine kadar sürecek tatbikat, 250 uçak ve 10 binden fazla personel tarafından gerçekleştiriliyor. Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı 151’inci Filo Komutanlığına ait 3 adet F-16 savaş uçağı da tatbikatta yer alıyor.

Çin Başbakanı Li Qiang’dan Berlin’e ziyaret

Berlin’i bugün ziyaret eden bir diğer isim ise Çin Başbakanı Li Qiang. “Çin’in 2 numaralı ismi” olarak bilinen Li Qiang’ın gerçekleştirdiği ilk yurtdışı seyahatine Çin hükümetinden 8 bakan da eşlik ediyor.

Li Qiang’ın akşam saatlerinde Başbakan Olaf Scholz’le ikili bir görüşme yapması ve akşam yemeğinde buluşması planlanıyor.

Yarın ise Li ve Scholz’un katılımıyla Çin-Almanya hükümetler arası istişare mekanizmasının 7’nci toplantısında iki tarafın bakanları bir araya gelecek. Li’nin, daha sonra Münih’te Alman şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle bir araya gelmesi de planlanıyor.

Scholz’le bir araya gelmeden Berlin’de yazılı bir açıklama yapan Li, Alman hükümetini Çin-Alman dostluğunu güçlendirmeye çağırdı. Li, “Günümüz dünyasının bir değişim içinde. Farklılıklara rağmen, Alman hükümeti Çin ile ortak bir zemin aramalı ve temasları yoğunlaştırmalı” dedi.

Ziyaretinin ilk saatlerinde Bellevue Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından kabul edilen Li, Çin’in karşılıklı saygı ruhu ışığında iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirmesine hazır olduğunu vurguladı.

Stratejik ortaklığın her iki ülkenin de yararına olduğunun altını çizen Li, Almanya’dan da bu alanda olumlu sinyaller beklediklerini söyledi.

Başbakan Scholz’e yakın kaynaklar, Alman tarafının görüşmelerde Tayvan konusu, insan hakları ve Pekin’in Rusya-Ukrayna savaşında Moskova’ya yakın durması gibi konuları dile getireceğini duyurdu.

Ancak aynı zamanda Scholz’un ticari dengeleri göz önünde bulundurarak Çin ile ekonomik iş birliğine devam etmesi dikkati çekiyor. Bu bağlamda Scholz, Çin politikasında AB’den ayrı tek başına hareket etmekle eleştiriliyor.

Almanya ve Çin arasında ilişkilerde ticaret büyük pay sahibi. Çin, Almanya’nın dünyadaki en önemli ticaret ortağı konumunda. Almanya’nın toplam ithalatının yüzde 12,8’i Çin’den geliyor. İhracatta ise Çin, Almanya’nın ihracatında dördüncü sırada yer alıyor.

Uzmanlar gelirlerinin yüzde 30’dan fazlasını Çin üzerinden elde eden Alman otomotiv devleri Volkswagen, Mercedes ve BMW’in yanısıra, çok sayıda orak ölçekli Alman şirketinin, özellikle nadir toprak elementleri veya magnezyum gibi kritik ham maddeler söz konusu olduğunda Çin’e bağımlı duruma geldiğini ifade ediyor. Almanya’ya ithal edilen tüm nadir elementlerin yaklaşık yüzde 94’ün Çin’den geliyor.

Çin heyeti, Almanya ziyareti sonrasında 22-23 Haziran tarihlerinde Yeni Küresel Finansman Paktı Zirvesi’ne katılmak amacıyla Paris’e geçecek ve Li Qiang Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile biraraya gelecek.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye: İş Birliği Ya Da Çatışma Arasında Tercih Yapın

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı olan Blinken, Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ülkenin en kıdemli diplomatı olan Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi ile de bir araya geldi.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, Blinken ve Vang’ın Diaoyutai Devlet Konuk Evi’nde beraberindeki heyetlerle birlikte gerçekleştirdiği görüşmenin yaklaşık üç saat sürdüğünü söyledi.

Çin’in devlet televizyonu CCTV, Komünist Parti’deki konumu Çin Dışişleri Bakanı’ndan yukarıda olan Vang’ın görüşmede Blinken’a “Diyalog veya karşı karşıya gelme ve iş birliği ya da çatışma arasında bir tercih yapmak gerekiyor” dediğini aktardı.

Vang, Çin’in Tayvan konusunda ise “uzlaşacak ya da ödün verecek yeri kalmadığını” belirtti. Vang, “ABD daha önce üç ayrı ABD-Çin ortak bildirisinde de teyit edilen Tek Çin ilkesine gerçek anlamda bağlı kalmalı, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeli ve ‘Tayvan’ın bağımsızlığına’ açıkça karşı çıkmalıdır” dedi.

Dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip olan ABD ile Çin arasındaki ilişkiler son yıllarda ticaretten teknolojiye, Tayvan’dan insan haklarına kadar birçok konuda yaşanan sorunlar nedeniyle ciddi anlamda gerildi.

Blinken’ın yeni haftanın ilk gününde Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le de görüşmesi bekleniyor. ABD Başkanı Joe Biden da Cumartesi günü gelecek aylarda Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le görüşmeyi umduğunu kaydetmişti.

Blinken Çin ziyaretinin hemen öncesinde “Çin’le olan rekabetimizin çatışmaya dönüşmemesi iletişimle başlar” ifadelerini kullanmıştı.

İki ülke ilişkileri son dönemde oldukça gerilmiş durumda. Güney Çin Denizi bölgesinde bir Çin savaş uçağının Amerikan istihbarat uçağının yanında tehlikeli bir manevra yapması, ardından Tayvan Körfezi’nde Çin savaş gemisinin Amerikan savaş gemisinin çok yakınından geçmesi gerilimi daha da artırmıştı.

Savunma Bakanı Llyod Austin’in Singapur’daki bir etkinlikte Çin Savunma Bakanı ile görüşme isteği Pekin tarafından reddedilmişti.

Şubat ayında balon düşürülmüştü

İki ülkenin de nihai hedefi ikili ilişkilerin normalleşmesi. Antony Blinken’ın beş ay önce yapılması planlanan ziyareti casus balonu krizi nedeniyle ertelenmişti.

ABD, Şubat ayında ülkedeki önemli askeri sahalar üzerinde casusluk yaptığını söylediği Çin’e ait dev balonu bir savaş uçağının attığı füzeyle vurmuştu.

Amerikan toprakları üzerinde uçan balonun fark edilmesinin ardından bir diplomatik kriz yaşanmıştı. Çin, balonun, “bilimsel ve meteorolojik” amaçla uçurulan bir araç olduğunu ve Amerikan hava sahasına girmiş olmasının “üzüntü yarattığını” açıklamıştı.

İki ülke arasındaki bir diğer gerilim hattı da Tayvan

Çin, ülke toprağı olarak gördüğü Tavyan yakınında kısa süre önce bir askeri tatbikat yaptı. ABD ise Tayvan hükümeti ile yakın bir ilişki sürdürme kararlılığını sürekli vurguluyor.

İki ülke arasında diğer tartışmalı konular arasında, ileri teknoloji ürünleri ticaretİ hakkında anlaşmazlıklar, fentanil isimli uyuşturucu nitelikli ilacın Çin’deki üretimi de yer alıyor.

ABD heyetinin Çin’deki insan hakları konularını da masaya getireceği aktarılmıştı. Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, dünkü görüşmede Blinken’e Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söylemişti.

Çin devlet medyası Çin Gang’ın, bu görüşmede Blinken’e “Tayvan’ın sorununun, Çin’in çıkarlarının ağır bastığı en temel mesele, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu ve en önemli tehlike olduğunu” aktarmıştı.

Blinken, mevkidaşıyla görüşmede iki ülke arasında gerilimi düşürmek için iletişim hatlarını açık tutmanın önemini vurgulamıştı.

Paylaşın

Sudan’da Hava Saldırısı; 5’i Çocuk 17 Ölü

Sudan’ın başkenti Hartum’a düzenlenen hava saldırısında 5’i çocuk 17 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda uçak mı yoksa insansız hava aracı mı kullanıldığı henüz netlik kazanmadı.

Haber Merkezi / Ordu güçleri, son birkaç gündür, Hızlı Destek Gücü’nü (RSF) hedef alan hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Ordu güçleri ayrıca, halktan RSF’nin işgal ettiği evlerden uzak durmalarını istedi.

Hartum’un güneyindeki Yormuk mahallesine hava saldırısı düzenlendi. Düzenlenen hava saldırısında çok sayıda ev yıkılırken en az 17 kişi de hayatını kaybetti çok sayıda kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında 5 çocuk, kadın ve yaşlılar da bulunuyor.

Bakanlık, yaralıların bazılarının hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Saldırıda uçak mı yoksa insansız hava aracı mı kullanıldığı henüz netlik kazanmadı. Hızlı Destek Gücü, bir savaş uçağını düşürdüklerini iddia etti.

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Gücü arasındaki çatışmalar üçüncü ayına girerken, Hartum’da mahsur kalan insanların ilaçları ve yiyecekleri tükenmek üzere.

Hızlı Destek Gücü’nü soykırımla suçlayan West Daffar Valisi Khameez Abakar ise öldürüldü.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Suudi Arabistan’ın arabuluculuğunda Cidde’de yapılan görüşmelerde beş günlük ateşkese karar verildiği bildirildi. Önceki tüm ateşkes anlaşmaları birkaç saat içinde başarısız olmuştu.

Paylaşın

Brezilya’yı Tropikal Kasırga Vurdu: 11 Ölü, 25 Kayıp

Brezilya’nın güney eyaleti Rio Grande do Sul’da yaşanan şiddetli tropikal kasırgada 11 kişi hayatını kaybederken 25 kişi de kayboldu. Kayıpları arama çalışmaları devam ediyor.

Haber Merkezi / Brezilya’nın güney eyaleti Rio Grande do Sul’u şiddetli bir tropikal kasırga vurdu. Kasırgada, 11 kişi hayatını kaybederken. 25 kişi de kayıp oldu.

Kaybolan 25 kişiyi bulmak için su basan bölgelerde helikopterle aramalar devam ediyor. Yetkililer iki gün içinde 2 bin 400 kişinin kurtardığını açıkladı.

8 binden fazla kişinin yaşadığı Gara şehri, tropikal kasırgadan en çok etkilenen şehirlerden oldu.

Rio Grande do Sul eyaleti valisi Eduardo Light, “Gara kentindeki durum bizi çok endişelendiriyor. Etkilenen ana bölgeleri hızlı bir şekilde haritalamak ve desteğe ihtiyacı olan kişileri belirlemek çok önemli” dedi.

Light, açıklamasının devamında, “Bu noktada öncelikli hedefimiz öncelikle hayatları korumak. Mahsur kalanları kurtarıyor, kayıp kişilerin yerini tespit ediyor ve ailelere her türlü desteği sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı: İki Taraf Da Ağır Kayıplar Veriyor

24 Şubat 2022 yılında Rusya’nın geniş çaplı operasyon olarak adlandırdığı Ukrayna’yı işgal girişimi, Ukrayna’nın karşı saldırıya geçmesiyle farklı bir aşamaya geçildi. Karşı saldırıda her iki tarafında ağır kayıplar verdiği ifade edildi.

Karşı saldırıda en şiddetli çatışmalar güneyde Zaporişya bölgesinde, Bakhmut’un çevresinde ve Donetsk bölgesinde yaşanıyor. Ukrayna bu bölgelerde saldıran taraf ve küçük ilerlemeler kaydetti ama Rus güçler de nispeten etkili şekilde savunma yapıyor.

İngiliz askeri yetkililere göre Ukrayna’nın karşı saldırı başlattığı ilk günlerde Rusya ve Ukrayna güçleri oldukça yüksek sayıda kayıplar veriyor.

İngiliz askeri yetkililerinin değerlendirmesine göre Rusya muhtemelen Bakhmut savaşının zirvesinde verdiği kayıplardan daha fazlasını kaybediyor.

İngiliz istihbaratına göre en şiddetli çatışmalar güneyde Zaporişya bölgesinde, Bakhmut’un çevresinde ve Donetsk bölgesinde yaşanıyor.

Rapora göre Ukrayna bu bölgelerde saldıran taraf ve küçük ilerlemeler kaydetti ama Rus güçler de nispeten etkili şekilde savunma yapıyor.

Bir bölümü Rus işgali altındaki Zaporişya’ya Rusya’nın yetkili olarak atadığı Vladimir Rogov, Ukrayna güçlerinin iki kasabanın kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Batılı uzmanlar ve askeri yetkililer Ukrayna’nın karşı saldırısının Rus güçleri işgal ettikleri topraklardan çıkartacağı konusunda ihtiyatlı.

Bazı Afrika ülke liderlerinin ‘barış misyonu’ da başarısız olmuşa benziyor. Önce Kiev’de ardından da Moskova’da temaslarda bulunan liderlerin görüşmelerinde bir ilerleme kaydedilmedi.

Bu arada Kakhovka Barajı’nın yıkılmasıyla oluşan sel nedeniyle Kiev’in açıklamasına göre Ukrayna kontrolündeki bölgede yaşamını yitirenlerin sayısı 16’ya yükseldi.

Rus yetkililer de Moskova’nın kontrolündeki bölgelerde 29 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Barajın yıkılması nedeniyle iki taraf da karşılıklı suçlamalar yöneltiyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Rusya Devlet Başkanı Putin’den “Yeni Dünya Düzeni” Mesajı

St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’nda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Uluslararası ilişkilerin çirkin neokolonyalizmi sona erdi” dedi. Putin, “çok kutuplu küresel sistemin artık güç kazandığını” belirtti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, konuşmasında, ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin uluslararası siyasetteki baskın rolünü eleştirerek, söz konusu dönüşümün “kaçınılmaz” olduğunu savundu.

Putin’in geçen yıl 24 Şubat’ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın ardından birçok Batılı devlet, Kremlin’e karşı siyasi ve ekonomik yaptırımlar getirmişti.

70 yaşındaki lider, özellikle geçen yılın ikinci çeyreğinin çok zorlu geçtiğini kabul ederken, izledikleri stratejinin uzun vadede başarılı olduğunu savundu.

“Hem devletin hem de Rus iş insanlarının seçtiği strateji işe yaradı” diyen Putin, bu yıl ekonomide yüzde 1,5 ila 2 büyüme öngördüğünü söyledi.

Savaşın başlamasıyla birçok Batılı şirketin Rusya’dan ayrılmasına da değinen lider, “Yabancı üreticiler tekrar geri dönmek isterlerse, kapıları kimseye kapatmayacağız. Biz hiç kimseyi kendi pazarımızdan sürmedik” dedi.

Putin ayrıca çatışmaların ardından ülkeden ayrılan Rusların yaklaşık yarısının geri döndüğünü öne sürerek, “Bu süreç devam ediyor fakat başka yerde yaşamak isteyen varsa, bu onların bileceği iş” ifadelerini kullandı.

“Burada yanlış bir şey görmüyorum, bırakın isteyen uygun gördüğü yerde yaşasın” diyen Putin, ülkeden giden Rusların Birleşik Arap Emirlikleri, Ermenistan, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan gibi ülkelerde yaşadıklarını belirtti.

Rusya’dan ayrılan yurttaşların sayısı tam olarak bilinmiyor. Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’nın mayısta paylaştığı bilgilere göre geçen yıl 1,3 milyon kişi ülkeyi terk etti. ABD merkezli iş dünyası dergisi Forbes ise kimliğini paylaşmayan Rus kaynaklardan edindiği bilgilere dayanarak, geçen yıl ülkeden giden kişi sayısının 600 bin ila 1 milyon olduğunu bildirmişti.

“Tanklar yanıyor, F-16’lar da yanacak”

Putin, Kiev yönetiminin başlattığı karşı saldırıyla çatışmaların yeniden yoğunlaştığına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

Yakında Ukrayna kendi ekipmanlarını kullanmayı tamamen bırakacak. Ellerinde pek bir şey kalmadı. Kullandıkları her şey dışarıdan getirtiliyor. Bu şekilde uzun süre savaşamazsınız. Batı’nın gönderdiği tanklar yanıyor. Leoparlar da dahil birçok tank imha edildi. F16’lar da yanacak, buna hiç şüphe yok.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, son dönemde hava üstünlüğünü kazanabilmek için Batılı ülkelerden F-16 talep ediyor. ABD, jetlerin gönderilmesine henüz onay vermedi. NATO ise Ukraynalı pilotların F-16’ları kullanmaları için eğitileceğini bu hafta açıklamıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Uganda’da Vahşet: Okula Düzenlenen Saldırıda 26 Kişi Öldü

Uganda’nın Kongo sınırına yakın Empandwe kasabasında, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) bağlantılı Demokratik İttifak Güçleri (ADF) tarafından bir okula düzenlenen saldırıda 26 kişi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Saldırıda 8 kişi de yaralandı. Yetkililer, yaralıların durumunun kritik olduğunu ve ölü sayısının artabileceğini açıkladı. Açıklamada okulun yatakhanesinin yakıldığı ve yiyecek deposunun da yağmalandığı belirtildi.

Yetkililer, saldırıyı gerçekleştiren 20 – 25 kişilik grubun Kongo’da yer alan Virunga Ulusal Parkı’na doğru kaçtığını ve yakalanmaları için operasyon başlatıldığını bildirdi.

Demokratik İttifak Güçleri (ADF), 1986’dan beri iktidarda olan Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’nin yönetimine karşı çıkıyor.

2001’de Uganda ordusu karşı saldırılarını yoğunlaştıran ADF, 2019’da yılında IŞİD’e bağlılığını ilan etmişti.

ADF, Müttefik Demokratik Hareket, Uganda Ulusal Kurtuluş Ordusu (NALU), Uganda Müslüman Kurtuluş Ordusu ve Tebliğ Cemaati hareketinin üyeleri dahil olmak üzere birkaç grubun birleşmesiyle kuruldu.

Başlangıçta batı Uganda’da bulunan ADF,  Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne doğru genişledi. ADF, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin daha çok Kuzey Kivu eyaletinde faaliyet gösteriyor.

Uganda hükümeti ile Demokratik İttifak Güçleri (ADF) arasındaki 2008 yılından itibaren ateşkes ve af görüşmeleri gerçekleştirilse de, görüşmeler sonuç vermedi.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden UCM’ye Filistin Çağrısı: Savaş Suçları İşlenmiş Olabilir

Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) Filistin için soruşturma başlatma çağrısı yaptı. Af Örgütü, geçen ay İsrail ile Filistinli silahlı gruplar arasındaki çatışmalarda “savaş suçları” işlenmiş olabileceğini duyurdu.

ICC Filistin’de 2014’te başlayan çatışmalar ve sonrasında yaşananlar yaşanan olaylar nedeniyle 2021’de bir soruşturma açmıştı.

Uluslararası Af Örgütü’nün raporuna göre, İsrail ordusunun orantısız güçle yaptığı hava saldırıları, Filistinli sivillerin ölümüne yol açtı.

Aynı raporda İslami Cihat Örgütü militanlarının hedef gözetmeksizin fırlattığı roketlerin İsrailli ve Filistinli sivillerin ölümüne yol açtığı sonucu açıklandı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, uluslararası yasalardan doğan yükümlülüklere uygun hareket edildiği savunuldu. Açıklamada, sivillerin zarar görmesini önlemek için çaba harcandığı da kaydedildi.

9 Mayıs’ta başlayan ve beş gün süren çatışmalarda, 34 Filistinli ile bir İsrailli öldürüldü. Sınıra yakın bölgelerde yaşanan çatışmalar, Mısır’ın ateşkese arabulucu olması ile sonlandı.

Çatışmalar, İsrail hava kuvvetlerinin üst düzey bir İslami Cihat Örgütü yöneticisini hedef alan saldırısı ile başladı. Söz konusu saldırıda, bu kişinin yanında akrabaları ve komşuları ile birlikte 10 sivil hayatını kaybetti.

Af Örgütü raporuna göre, hassas güdümlü roketlerle, aileler uykudayken yapılan bu saldırının emrini verenlerin, ciddi sivil kayıplar olabileceği ihtimalini göze aldığı ve hatta “büyük ihtimalle bunu gözardı” ettiği sonucuna vardı.

İsrail ordusu, söz konusu çatışmalarda 400’den fazla askeri hedefin hava saldırılarında vurulduğunu ve üç İslami Cihat yöneticisinin öldürüldüğünü açıkladı.

Ordu sözcüleri, sivil kayıpları önlemek için bazı durumlarda saldırıları erteleme yoluna gittiklerini savundu.

9 saldırı incelendi

Af Örgütü’nün incelediği dokuz saldırı arasında, üç İslami Cihat yöneticisinin evlerine yönelik saldırılar da bulunuyor. Örgüt, Gazze’deki hanelerde büyük yıkıma yol açan benzer nitelikte saldırılar tespit edildiğini duyurdu.

Nabhan ailesinin 42 üyesinin yaşadığı bir binaya 13 Mayıs’ta yapılan saldırıda incelendi.

Cibaliye mülteci kampındaki dört katlı binanın silah deposu olarak kullanıldığına yönelik bir delil bulunamadığı, çevresinden de roket atışı yapıldığı bulgusu olmadığı raporlandı.

Af Örgütü Orta Doğu Direktörü Heba Morayef, saldırı sonrası çocuklarını enkazdan çıkarmaya çalışan ebeveynlerin tanıklıklarını dinlediklerini, genç çocukların oyuncak ayılarına sarılmış bir şekilde yatarken ölümcül şekilde yaralandıklarını aktardı.

Heba Morayef, “Tüm bunlardan daha korkutucu olan, eğer bu saldırıları yapanlar sorumlu tutulmazlarsa, bu dehşetin devam edecek olması” dedi.

İsrail ordusu İslami Cihat’ın sivillerin bulunduğu binalarda örgütlendiğini, sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını savunuyor. Ordu sözcüsü, söz konusu binaların, sivillerin tamamen tahliye edilmesi sonrası vurulduğunu açıkladı.

İslami Cihat da suçlanıyor

İslami Cihat bu saldırılar sonrası İsrail’e çoğu gelişi güzel şekilde 1.400’den fazla roket attı. İsrail ordusu, bunlardan 430’unun kalabalık yerleşim bölgelerine ulaşmak üzereyken, füze savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Rehovot kentinde bir apartmana isabet eden roket bir İsrailli kadının ölümüne yol açtı. Af Örgütü, kısa düşen roketlerin Gazze’de, ikisi çocuk üç Filistinli sivilin ölümüne yol açtığını raporladı.

İslami Cihat söz konusu iddiayı yalandı ve İsrail hava saldırısı sonucu ölümlerin yaşandığını öne sürdü. Ancak görgü tanıkları, örgüt üyelerinin olaydan hemen sonra roket parçası izlerini ortadan kaldırdığını söylüyor.

İslami Cihat Örgütü Sözcüsü Tarık Salmi, rapordaki suçlamalara yanıt vermedi. Salmi, BBC’ye yaptığı açıklamada ise Filistin halkına karşı işlenen suçlara karşı kendilerini savunmak için üzerlerine düşeni yaptıklarını savundu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın