Yunanistan’da İkinci Kiryakos Mitsotakis Dönemi

Yunanistan’da beş hafta içinde ikinci kez düzenlenen genel seçimlerden, Kiryakos Miçotakis’in Genel Başkanlığını yaptığı Yeni Demokrasi Partisi oyların yaklaşık yüzde 40,5 oy alarak 158 milletvekili çıkardı.

Haber Merkezi / Bu sonuç, Yunanistan’da muhafazakârlar için son 50 yıldaki en büyük seçim zaferine işaret ederken, Aleksis Çipras liderliğindeki radikal sol parti SYRIZA ise yüzde 17,83 oy oranı ile toplam 47 milletvekili çıkardı. 1974’ten bu yana hiçbir ana muhalefet partisi SYRIZA kadar düşük bir oy oranına ulaşmamıştı.

Yeni Demokrasi’nin seçim zaferinde, Mitsotakis’in ağır kriz yılları sonrasında Yunanistan’a kazandırdığı ekonomik istikrarın önemli rol oynadığı düşünülüyor.

Yaklaşık 10 milyon seçmenin bulunduğu Yunanistan’da seçime katılım oranı yüzde 53 oldu. Yunanistan’da 21 Mayıs’taki genel seçimde katılım oranı yüzde 61’di.

Söz konusu seçimde hiçbir partinin tek başına hükümet kurmasını sağlayacak vekil sayısına ulaşamaması ve Mitsotakis’in bir koalisyon hükümeti kurmaya yanaşmaması nedeniyle yeni seçim yasası uyarınca yeniden sandığa gidilmişti.

Yeni yasaya göre, ikinci tur olarak görülen seçimde sandıktan birinci çıkan partiye mecliste fazladan 20 ila 50 sandalye veriliyor.

Miçotakis, bu zaferle ülkeyi “dönüştürmek” için “güçlü bir yetki” kazandığını söyledi. Miçotakis yaptığı ilk açıklamalarda, kibirli ya da küstah tavırlar sergilemeden çok çalışılması ve reformların hızlandırılması mesajını verdi.

Seçimlerin galibi Mitsotakis, bugün Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu’dan resmen hükümet kurma yetkisini alacak. Mitsotakis’in önümüzdeki günlerde de yeni kabinesini açıklaması bekleniyor.

SYRIZA şimdi ne yapacak?

Aleksis Çipras liderliğindeki radikal sol parti SYRIZA ise yüzde 17,83 oy oranı ile toplam 47 milletvekili çıkardı. 1974’ten bu yana hiçbir ana muhalefet partisi SYRIZA kadar düşük bir oy oranına ulaşmamıştı.

SYRIZA’nın önde olduğu tek seçim bölgesi Müslüman azınlığın desteğini aldığı Rodop oldu.

Çipras seçim sonuçlarının toplum ve Demokrasi için büyük ölçüde “olumsuz” olduğunu söyledi ve “Parti üyelerinden hepimizi yargılamaları istenecek. Bu süreçte kendimi parti üyelerinin takdirine bırakacağımı söylemeye gerek yok.” ifadelerini kullandı.

2015-2019 yılları arasında başbakanlık yapan Çipras, 21 Mayıs’taki yenilgisinden sonra istifa etmeyi düşündüğünü söylemişti. SYRIZA’nın son mağlubiyetinin partiyi nereye götüreceği ise henüz bilinmiyor.

Oyların yüzde 11,86’sını alarak 32 milletvekili çıkaran sosyalist PASOK partisi ise üçüncü sırada yer aldı.

Sosyal demokratlar ve komünistler seçimi beklenenden daha yüksek oy oranlarıyla tamamladı. Yüzde 7,67’lik bir oy oranına sahip Yunanistan Komünist Partisi (KKE) mecliste 20 sandalye kazandı.

Aşırı sağın yükselişi

Cezaevindeki eski Altın Şafak lideri İlias Kasidiaris’in desteklediği aşırı sağcı Spartalılar Partisi ise yüzde 5’e yakın oy alarak mecliste 13 sandalye kazandı. Aşırı muhafazakâr NIKI ve milliyetçi Yunan Çözümü partileri de yüzde 3’lük seçim barajını aşarak meclise girdi.

Syriza lideri Tsipras, bu üç partinin oylarının toplamda yüzde 13’ü bulmasının Yunanistan demokrasisi için “belirgin” bir tehdit olduğunu söyledi.

Tsipras’ın başbakanlığı döneminde maliye bakanı olan Yanis Varufakis’in sol partisi MeRA25 ise yüzde 3’lük seçim barajını geçemediği için meclise giremedi.

Paylaşın

ABD Dışişleri Bakanı Blinken: Putin’in İktidarı Soru İşaretli

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rusya’da yaşanan Wagner krizine ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu, Putin’in otoritesine doğrudan bir meydan okumaydı. Dolayısıyla derin bazı soruları gündeme getiriyor. Rusya’da Putin yönetimindeki gerçek çatlakları gösteriyor” dedi.

Haber Merkezi / Blinken, açıklamasının devamında, “Bunun nereye varacağını tam olarak tahmin edemeyiz veya bilemeyiz. Putin’in önümüzdeki haftalarda ve aylarda yanıtlayacağı daha çok şey olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, CNN, ABC ve NBC televizyonlarına açıklamalarda bulundu.

Blinken, Rusya’da yaşanan Wagner krizine ilişkin açıklamalarda bulundu. Blinken, Wagner Grubu lideri Yevgeni Prigojin’in silahlı başkaldırısının,Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in otoritesinde yarattığı sarsıcı etkinin “haftalar, hatta aylarca” sürebileceğini savundu.

aşanan olayların, Putin’in iktidarı konusunda soru işaretleri oluşturduğunu dile getiren Blinken, “Daha önce olmayan çatlakların görüldüğünü düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Blinken, isyanın “açık bir şekilde, Putin’in üstesinden gelmek zorunda olduğu yeni sorunlar meydana getirdiğini” vurgulayarak, “Putin’in otoritesini kendi çevresinden birinin sorguladığı gerçeği, Ukrayna’ya yönelik saldırganlığın temelini oluşturan koşulları sorguladığı gerçeği, bunlar çok ama çok güçlü şeyler” dedi.

Açıklamalarında yaşanan olayların, Rusya’nın iç meselesi olduğunu defalarca tekrarlayan Blinken, söz konusu başkaldırının, Putin’in iktidarının sonu anlamına gelip gelmeyeceği ile ilgili soruya, “Bu konuda herhangi bir spekülasyonda bulunmak istemiyorum” dedi.

Bakan Blinken, NBC ve ABC televizyon kanallarına verdiği demeçte de silahlı girişimin aylardır yükselen bir gerilimin sonucu olduğunu ve yol açtığı kargaşanın Moskova’nın Ukrayna’daki durumunu da etkileyebileceğini söyledi.

Blinken, odak noktalarının yılmadan Ukrayna’nın kendini savunması ve Rusya’nın işgal ettiği toprakları geri alması yönünde Kiev’e gereken desteğin verilmesi olduğunu da vurguladı. Dışişleri Bakanı Blinken, Rusların bölünmüş ve dikkatlerinin dağılmış olmasının Ukrayna’daki saldırganlıklarını zorlu hale getirebileceğini ifade etti.

Wagner birlikleri Rusya’da dün Rostov on Don ve Voronej kentlerini ele geçirmiş, Moskova’ya ilerlemeye başlamıştı. Putin, Cumartesi sabahı Devlet Televizyonu’ndan halka hitap etmiş ve silahlı işsyanını kınadığı Wagner’i “vatan hainliği” ile suçlamıştı.

Belarus’un arabuluculuğunda varılan anlaşma sonrası Wagner lideri Yevgeni Prigojin birliklerinin üslerine dönmesini kabul etmişti. Anlaşma uyarınca Prigojin Belarus’a gidecek, ona ve Wagner birliklerine yönelik tüm suçlamalar düşürülecek.

Putin ve Prigojin bugün herhangi bir açıklama yapmazken, Moskova’da olağanüstü güvenlik önlemleri sürüyor. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ise bugün Putin ile bir telefon görüşmesi yaptığını açıkladı.

Putin’in dünkü kriz sırasında Moskova’dan ayrıldığına dair spekülasyonlar yapılmış, Rusya’da Başkanlık jetleri başkentten ayrılırken görülmüştü.

Rusya Devlet Televizyonu’nda bugün, Putin ile günler önce yapılmış bir mülakat yayımlandı. En son Rostov on Don’dan ayrılırken görülen Prigojin’in nerede olduğu bilinmiyor.

Rus haber sitesi RTVI, Prigojin’in basın birimine dayandırdığı haberinde, Wagner liderinin “normal iletişim araçlarına sahip olduğunda” medyanın sorularını yanıtlayacağını bildirdi.

Paylaşın

Eski Rusya Başbakanı Kasyanov: Putin İçin Sonun Başlangıcı

Eski Rusya Başbakanı Mikhail Kasyanov, Wagner Grubu’nun lideri Yevgeni Prigojin’nin Vladimir Putin’in istikrarını yok ettiğini ve hayatının da soru işareti olacağını söyledi. Kasyanov, “Putin çok büyük bir problemin içinde ve bu sonun başlangıcı” ifadelerini de kullanıyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center’dan Lucian Kim’e göre de yaşananlar Putin için sonun başlangıcı. Kim ABD yayın kuruluşu NPR’ın eski Moskova şefi.

Paralı silahlı grup Wagner’in başkent Moskova’ya bir direniş görmeden kolayca yaklaşabilmesinin Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’i oldukça zayıf gösterdiği yorumları yapılıyor.

Wagner Grubu şefi Yevgeni Prigojin Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko’nun arabulucuğunda varılan uzlaşmayla savaşçılarını Moskova yolundan geri çevirmiş ve Belarus’a gitmeyi kabul etmişti. Yevgeni Prigojin’in Belarus’a gittiğine dair henüz bir haber kamuoyuna yansımış değil.

2000-2004 yılları arasında Rusya Başbakanı olan Kasyanov bu açıklamasını BBC’ye yaptı. Kasyanov’a göre Prigojin Belarus’a gidecek ama oradan Afrika’ya, bir ormanlık bölgeye gidecek çünkü Putin onu affetmeyecek.

Kasyanov, Yevgeni Prigojin’in Putin’in istikrarını yok ettiğini ve hayatının da soru işareti olacağını belirtiyor. Mikhail Kasyanov, “Putin çok büyük bir problemin içinde ve bu sonun başlangıcı” ifadelerini de kullanıyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center’dan Lucian Kim’e göre de yaşananlar Putin için sonun başlangıcı. Kim ABD yayın kuruluşu NPR’ın eski Moskova şefi.

Putin, Yevgeni Prigojin’le uzlaşıya varılmadan önce silahlı başkaldırının arkasında olanların cezalandırılacağını belirtmiş ve bunu vatan hainliği olarak nitelemişti.

Kremlin sözcüsü Peskov, Putin’in Yevgeni Prigojin ve güçlerinin serbest kalmasına onay vermesinin amacının kan dökülmesini ve iç çatışmayı önlemek olduğunu belirtti.

Uzmanlar bunun Putin’in zayıf görülmesine neden olabileceğini vurguluyor. Amerika’nın eski Ukrayna Büyükelçisi John Herbst CNN’e yaptığı açıklamada Putin’in bu olay nedeniyle küçük düştüğünü kaydetti.

Merkezi Washington’da bulunan The Institute for the Study of War adlı düşünce kuruluşu Prigojin’in isyanının Kremlin ve Savunma Bakanlığı’nda zayıflığı gözler önüne serdiğini belirtti.

Düşünce kuruluşuna göre Kremlin isyana uygun bir karşılık verme konusunda zorlandı ve bunun nedenlerinden biri de muhtemelen Ukrayna’daki ağır Rus kayıpları.

Düşünce kuruluşu, Yevgeni Prigojin’in emir vermesi halinde savaşçılarının muhtemelen Moskova’nın dış mahallelerine ulaşmış olacağını da kaydetti.

Moskova da buna hazırlanıyordu. Kentin güneyinde zırhlı araçlar ve askerler konuşlandırıldı. 3 bin Çeçen savaşçı Ukrayna’daki savaştan çekilerek Moskova’ya hızlıca gönderildi.

Wagner Grubu Moskova’ya 200 km kadar yaklaştı. Ama Lukaşenko’nun arabulucuğunda uzlaşıya varılması sonrası Yevgeni Prigojin Rus kanını önlemek için geri çekilmeye karar verdiğini açıkladı.

Yevgeni Prigojin’in uzlaşma sonrası Rus Rostov kentinden çekilirken halk tarafından gösterilen sevgi gösterisi de dikkat çekti.

Prigojin, Rus güçlerin savaşçılarına saldırdığını açıklamasının ardından güçlerine Moskova’ya gitme emri vermiş ve çatışmadan Rostov kentini ele geçirmişti.

Ukrayna’da Bakhmut kenti için yapılan çatışmalar sırasında Yevgeni Prigojin, Rus Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nı sert şekilde eleştiren açıklamalar yapıyordu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’de 6 Ayda 700 Çocuk Silahla Bağlantılı Şiddette Yaşamını Yitirdi

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bireysel silahlanma ve silahlı şiddet uzun yıllardır önemli sorun olarak öne çıkıyor. Son aylarda ise ülkede yaşanan silahlı saldırılarda gözle görülür bir artış yaşanıyor.

ABD’de faaliyet gösteren Bağımsız Silah Şiddeti Arşivi’ne göre; 2023 yılının ilk altı ayında yaklaşık 700 çocuk silahla bağlantılı şiddette hayatını kaybetti.

Eski bir asker olan bir anne problemle mücadele için Washington’da toplumun çeşitli kesimleriyle birlikte çalışıyor.

Jawanna Hardy eski bir asker, bir anne ve Washington’da yaşıyor. Hardy, Amerika’da silah bağlantılı şiddette ölüm oranlarının arttığını gözlemleyerek 2018’de “Guns Down Friday” adlı bir grup organize etmeye karar vermis. Amaç, silah şiddetinin azaltılması.

Hardy, “Başkentin sokakları savaş alanından kötü ve gerçekten bunu değiştirmek istedim. Korkutucu, çocuklarınıza belli kişilerden uzak durmalarını söylemek korkutucu ama bu toplu saldırılar karşısında başka ne yapabilirsiniz?” diyor.

Her Cuma, Hardy Washington’ın mahallelerinde aracını sürüyor. Silahla bağlantılı olayların artmasıyla çocuklarla ve ailelerle buluşuyor, şiddeti azaltmak ve bölge insanına yardımcı olmak için.

Grup, genç cinayetlerinden, intiharlardan etkilenenler ve ruh sağlığı sorunları yaşayanlar için kaynaklar ve programlar sağlıyor.

Hardy, grubun ayrıca diğer konularla ilgili de kent yetkilileriyle çalıştığını belirtiyor, karanlık olan bölgelere sokak lambalarının yerleştirilmesi gibi.

Hardy, “Gittiğimiz bir mahallede saldırganların çalılıklardan geldiğini gördük. Çocuklara sorduk, toplumunuzdaki silah şiddetinin nasıl sona erdirirsiniz diye. Onlar da çalılıkları keseriz ve ne olup bittiğini görürüz dediler. Biz de kent konseyi üyesine ulaştık ve çalıların kesilmesini sağladık” diyor.

13 yaşındaki Makaya King-Brooks bir gönüllü ve kendisinin de silahlı saldırıya maruz kaldığını belirtiyor. Brooks, “O zaman da hala gençtim. Penceremin yanına gitmeye korkuyordum. Bilmiyorum. Gerçek bir paranoyak olmuştum” ifadelerini kullanıyor.

13 yaşındaki Rashaad Bates de birkaç yıl önce iyi bir arkadaşını silah şiddetinde kaybetmiş. Hardy’le buluşup konuşmalarının ona yardımcı olduğunu söylüyor.

Bates, “Kızgınım ve aynı zamanda üzgünüm de. Eğer duygusallaşırsam bayan Hardy hemen burada oluyor ve benimle konuşuyor” diyor.

Çocuk psikologları silah şiddetiyle ilgili haber izleme ya da okumanın bile çocukların sağlığını etkileyebileceğini, ruh halinde sarsıntılara, uyku bozukluklarına, iştahsızlığa neden olabileceğini belirtiyor. Ama genellikle ailelerin bu belirtileri ciddi psikolojik sorunlara dönüşmeden önleyebileceğini de vurguluyorlar.

Çocuk psikoloğu Daniel Marullo, “Anne-babaların çocuklarıyla konuşması çok yardımcı olabilir. Birlikte bir film izliyorsunuz ve bir silahla vurulma anı var. Çocuğunuzla bu konuda konuşmak için bir fırsat. Nasıl olacak, bunu nasıl ele alacak?” şeklinde konuşuyor.

Silah Şiddeti Arşivi’ne göre sene başından Mayıs ayının sonlarına kadar yaklaşık 700 çocuk silah şiddetinde yaşamını yitirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Putin, Otoritesini Büyük Oranda Kaybetti

Dış politika uzmanı Norbert Röttgen, Yevgeni Prigojin liderliğindeki Wagner Grubu’nun Moskova’ya ilerlemesi ile ilgili olarak, “Bu bir buçuk gün Putin’in otoritesine ağır bir darbe indirdi” ifadesini kullandı.

Wagner Grubu lideri Prigojin’in, “Putin’in adamı” olduğunu belirten Röttgen, bu kişinin bir darbe teşebbüsünde bulunmuş olmasının, “Putin’in başarısızlığı” anlamına geldiğini savundu.

Röttgen, Wagner Grubu’nun Moskova’ya yürüyüşünü neden durdurmuş olabileceğine yönelik bir soruya da, “Yapılan anlaşmanın tüm detaylarını belki de bilmiyoruz. Ancak Prigojin’in, askeri ve siyasi anlamda kendi gücünü olduğundan fazla gördüğüne dair işaretler var” yanıtını verdi.

Almanya’nın ana muhalefet partisi CDU’nun (Hristiyan Demokrat Birlik) önde gelen isimlerinden, dış politika uzmanı Norbert Röttgen, Rusya’da yaşanan iktidar mücadelesinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in otoritesinde büyük hasara yol açtığını dile getirdi.

Röttgen, Rheinische Post ve General Anzeiger gazetelerine verdiği röportajda, Yevgeni Prigojin liderliğindeki Wagner Grubu’nun Moskova’ya ilerlemesi ile ilgili olarak, “Bu bir buçuk gün Putin’in otoritesine ağır bir darbe indirdi” ifadesini kullandı. Wagner Grubu lideri Prigojin’in, “Putin’in adamı” olduğunu belirten Röttgen, bu kişinin bir darbe teşebbüsünde bulunmuş olmasının, “Putin’in başarısızlığı” anlamına geldiğini savundu.

Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun arabuluculuğu sayesinde krizin sona erdirilebildiğini vurgulayan Alman siyasetçi, “Putin darbecileri cezalandırmaktan kaçınmak zorunda kaldı, bir zayıflık emaresi daha” diyerek, Rusya Devlet Başkanı’nın bir daha eski gücüne kavuşamayacağını öne sürdü.

Röttgen, Wagner Grubu’nun Moskova’ya yürüyüşünü neden durdurmuş olabileceğine yönelik bir soruya da, “Yapılan anlaşmanın tüm detaylarını belki de bilmiyoruz. Ancak Prigojin’in, askeri ve siyasi anlamda kendi gücünü olduğundan fazla gördüğüne dair işaretler var” yanıtını verdi.

Rusya’da 24 saatte neler yaşandı?

Rusya’da uzun bir Haziran günü ve gecesi, paralı asker grubu lideri Yevgeni Prigojin isyana kalkışarak askeri konvoyunu Moskova yakınlarına kadar gönderdi. Bu kalkışma, Rusya’da Vladimir Putin’in iktidardaki gücü hakkında da soru işaretleri ortaya çıkardı.

Putin, eski müttefiki olan Prigojin’i ihanetle, silahlı isyan başlatmakla ve “ülkeyi sırtından bıçaklamakla” suçladı.

Cumartesi günü, Prigojin’in geri adım atmasıyla ve askerlerini geri çekerek isyanı durdurmasıyla son buldu. Prigojin, “24 saat içerisinde Moskova’nın 200 kilometre yakınına kadar ilerledik. Bu sürede askerlerimizin tek bir damla kanı bile akmadı” dedi.

Prigojin, bu hamlesini bir darbe girişimi değil, “adalet yürüyüşü” olarak tanımlamakta ısrarcı. Adı ne olursa olsun, bu girişimi hızlı bir şekilde sona erdi.

Ukrayna’da aylardır Rusya’nın operasyonunda kilit rol oynuyordu. Özellikle de Rus hapishanelerinden topladığı binlerce paralı askerle işgalin parçasıydı.

Aslında Moskova’daki askeri yetkililerle arasının bozuk olduğu uzun süredir biliniyordu. Ancak bu durum, Wagner güçlerinin 1 Temmuz’dan itibaren Rus ordusunun kontrolüne gireceğinin bildirilmesinden sonra açık bir isyana dönüştü.

Wagner savaşçıları, Ukrayna’nın işgal edilen doğu bölgelerinden sınırı geçerek Rusya’nın güneyindeki Rostov’a geldi. Buradan da M4 otoyolunu kullanarak Voronej üzerinden Moskova yolunu tuttu.

Bu durumun, Rusya’nın 16 aylık Ukrayna işgali serüveninde dönüm noktası olduğu hissediliyordu. Ancak Wagner’in askerleri kuzeye doğru ilerledikçe, Belarus lideri Lukaşenko’nun arabuluculuğunda bir anlaşma yapıldığının haberleri geldi.

Buna göre Prigojin Belarus’a gidecekti, Wagner askerleri ise Rus ordusuna entegre edilecekti. Hikayenin bu kadar basit sona ereceğine kimse inanmasa da bu tablo Prigojin’in hem savaşta hem de Rusya’da yolun sonuna gelmesi anlamına gelebilir.

Belarus’a doğru hareket eden Prigojin’in hakkındaki suçlamaların da düşürüleceği belirtildi. Tüm bunlar hiç kan akmadan mı gerçekleşti? Bu kısım biraz belirsiz çünkü en azından bir askeri helikopterin düşürüldüğü gibi bilgiler paylaşılmıştı.

Tüm bunların Putin’i nasıl bir duruma soktuğu da ayrı bir tartışma konusu olacak. Prigojin, Ukrayna’da savaşan askerlerine yeterli silah ve cephane desteğinin verilmediğini söyleyerek aylardır Savunma Bakanı Sergey Şoygu’yu ve Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov’u hedef alıyordu.

Putin Ukrayna’da savaşan tüm paralı askerlerin Rus ordusu ile sözleşme imzalamasına yönelik kararın arkasında durdu. Ancak Prigojin bunu reddetti.

23 Haziran’da Prigojin uzun bir konuşma yaparak, savaşın tüm meşruiyetinin bir yalan olduğunu söylemişti. Ona göre “küçük bir grup serseri”, kendi gelecekleri için Rus halkını ve başkanı kandırmak istiyordu.

Prigojin orduyu, Ukrayna’daki adamlarına yönelik ölümlü bir füze saldırısından sorumu tuttu ve ordu bu iddiayı reddetti. Cuma gece saatlerinde “adalet yürüyüşünün” başladığını söyledi. Sabah saatlerinde Prigojin’in askerleri Rostov’a ulaştı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Prigojin hakkında hızla harekete geçti. Moskova bölgesi de “terörle mücadele” önlemleri altına alındı. M4 karayolu kapatıldı.

Cumartesi günü Putin de kameralar karşısına geçerek isyancıların yaptıklarını “sırtından bıçaklamak” diye tanımladı.Prigojin ise ülkeye ihanet ettiğini reddederek Putin’i ilk kez hedef aldı.

Prigojin, Ukrayna’daki Rus işgaline değil, bunun başındaki askeri yetkililere karşı olduğunu söylüyor. Moskova’ya askerlerini yöneltmiş olmasına rağmen, Putin’in iktidarına karşı olmadığını da vurguluyor.

Ancak hızla gelişen durum karşısında, Putin birkaç saatliğine kontrolü yitirmiş bir lider görüntüsü verdi.

Cumartesi akşamı ise Belarus liderinin girişimiyle bir anlaşmaya varıldı. Prigojin Belarus’a gidecekti ve hakkındaki suçlamalar düşürülecekti.

Sonraki saatlerde Rostov’da bir araçla kenti terk ederken görüntülendi. Wagner birlikleri de kenti terk etmek üzere harekete geçti. Kent sakinlerinden Wagner lehine sloganlar atıldığı duyuldu.

Putin ise manevra alanı kalmamış ve kaosun hüküm sürdüğü bir ülkenin başkanı olarak güçsüz bir görüntü çizdi.

Belarus liderinin günü kurtarması ise oldukça tuhaf bir durumdu. 2020’de Lukaşenko’yu ülkesindeki protestoculara karşı savunan yine Rusya’ydı. Kiev yönetimi, Moskova için bu durumun küçük düşürücü olduğunu söyledi.

Ancak madalyonun bir diğer yüzü daha var: Ruslar Putin liderliğinin alternatifi olarak birkaç saatlik anarşi görüntüsüyle karşı karşıya kaldı.

Ordu da bu işin sonunda, tehlikeli olabilecek 25 bin kişilik bir gücü kendi çatısı altına sokmanın yolunu bulmuş oldu. Ancak bundan sonra liderleri Yevgeni Prigojin muhtemelen tüm bu tablonun dışında kalacak.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

Rusya Devlet Başkanı Putin: Sırtımızdan Bıçaklandık

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, özel askeri şirket Wagner’in lideri Yevgeniy Prigojin’in isyanına ilişkin yaptığı açıklamada Rusya’nın geleceğinin söz konusu olduğunu söyledi. Putin, isyancıların yaptıklarını “sırtından bıçaklamak” diye tanımladı.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Yevgeniy Prigojin ve Wagner’in adını anmadığı açıklamasında, bazılarının “hırslarının ihanete yol açtığını” belirtti. Putin ayrıca, Rus toplumunu bölenlerin “kaçınılmaz bir cezaya” çarptırılacağı uyarısı yaparken, başkent Moskova ve bazı başka bölgelerde terörle mücadele önlemlerinin alındığını söyledi.

Putin, Wagner’in ele geçirdiğini iddia ettiği Rostov’da “durumu istikrara kavuşturmak için kararlı önlemlerin alınacağını” belirtti. Putin ayrıca, Ukrayna’da Rus birliklerinin yanında savaşan ve hayatını kaybeden Wagner üyelerini ise “kahramanlar” diye andı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, özel askeri şirket Wagner’in lideri Yevgeniy Prigojin’in isyanı ile bu sabah açıklama yaptı.

Sputnik’in haberine göre Putin, şunları söyledi:

“Gece tüm cephelerdeki ordu birliklerinin komutanlarıyla görüştüm, ordumuz kahramanca savaşıyor. Rusya vatandaşlarına, askerlerine, güvenlik güçlerine ve yalan ve tehditlerle silahlı isyan yoluna itilenlere sesleniyorum. Rusya, geleceği için ağır mücadele veriyor. Rusya’ya karşı Batı’nın tüm askeri ve enformasyon araçları kullanılıyor.

Şu anda, halkımızın geleceği belirleniyor ve tüm güçlerin birleşmesi gerekiyor. Her türlü kavgayı bir kenara atmak lazım. Toplumumuzu bölme girişimleri, sırtından bıçak saplamaktır, ülke idaresi Rusya’da bir kez daha bölünmeye izin vermeyecek, halkımızı koruyacağız. Tüm zorlukların üstesinden gelip daha güçlü olacağız.

Aşırı hırslar Rusya’ya ihanete yol açtı. Özel askeri harekat bölgesinde savaşan Wagner savaşçıları birer kahraman. İsyan başlatanlar onlara ihanet etmiş oldu. Her türlü fitne, ölümcül tehdittir. Eylemlerimiz çok sert olacak.

Rusya ordusu, silahlı isyan organize edenleri etkisiz hale getirmek için gereken emirleri aldı. İsyan girişiminden sorumlu olan herkes kaçınılmaz olarak cezasını çekecek, yasalar ve halk karşısında cevap verecek. Her türlü sınavın üstesinden geleceğiz ve daha da güçlü olacağız.

Rostov-on-Don şehrindeki durum karmaşık. Devlet kurumlarının faaliyeti engellenmiştir. Ama istikrar yönünde adımlar atılacak. Birliğimizi bölen eylemler aslında halkımıza, şu anda cephede savaşan silah arkadaşlarımıza karşı ihanettir. Bu, halkımızın sırtına bıçak saplamaktır.”

Kremlin Sözcüsü Peskov’dan açıklama

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Wagner özel askeri şirketi lideri Yevgeniy Prigojin’in isyanı ile ilgili bilgilendirmede bulundu. Peskov, “Devlet Başkanı Putin, Prigojin ile ilgili meydana gelen tüm olaylar hakkında bilgilendirilmiştir. Gerekli tedbirler alınıyor” dedi.

Rusya Savunma Bakanlığı da Rusya ordusunun Wagner’e ait kamplara hava saldırısı düzenlediğine sosyal medyada yer alan iddiaların doğru olmadığını açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, bu sabah Wagner savaşçılarına yönelik açıklama yaptı: “Wagner savaşçıları Prigojin’in suç içerikli macerasına ve silahlı bir isyana sürüklendi. Yoldaşlarınızın birçoğu, kalıcı konuşlanma yerlerine güvenli şekilde dönebilmek için yardım isteyerek hatalarını çoktan anladı. Böyle bir yardım, başvuran tüm savaşçı ve komutanlara sağlandı.”

Açıklamada, paralı savaşçıların ihtiyatlı olması ve mümkün olan en kısa sürede Rusya Savunma Bakanlığı veya kolluk kuvvetlerinin temsilcileriyle iletişime geçmesi istenerek herkesin güvenliğinin garanti edildiği duyuruldu.

Rusya Ulusal Terörle Mücadele Komitesi, Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) Prigojin’in ifadeleriyle ilgili olarak “silahlı ayaklanma çağrısı yapma” suçlaması üstünden ceza davası açtığını duyurdu.

Komiteden yapılan açıklamada, “Yevgeniy Prigojin tarafından yayılan iddiaların hiçbir dayanağı bulunmuyor. Bu yasadışı eylemlerin derhal son bulmasını talep ediyoruz” denildi.

Rusya Başsavcılığı da Prigojin hakkında yaptığı açıklamada, “Prigojin’in eylemlerinin hukuki değerlendirmesi, hakkında açılan dava kapsamında yapılacak” vurgusunu yaptı.

Prigojin hakkında, Rusya Ceza Kanunu’nun “silahlı ayaklanma organize etmekle” ilgili 279. maddesi üzerinden dava açılmıştı. Söz konusu maddeden suçlu bulunan biri hakkında 20 yıla kadar hapis cezası kararı alınabiliyor.

Rusya medyasındaki haberlere göre, Rusya güvenlik güçleri, Wagner’in St. Petersburg’da bulunan genel merkezinde arama yapıyor.

Karargahta kuşatma

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya meydan okuyan Wagner’in kurucusu Yevgeniy Prigojin’in idaresindeki paralı güvenlik şirketi Wagner grubu, Rostov-Na-Donu’daki Rusya Güney Askeri Bölge Karargah binasını kuşattı.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Wagner savaşçılarının zırhlı araçlarla, tanklarla Güney Askeri Bölge Karargah binası çevresinde konuşlandığı görülüyor.

Wagner savaşçıları Rusya Savunma Bakanlığına bağlı binanın kapı ve pencerelerini gören yerlere ağır silahlar yerleştirdi.

Wagner’in Kurucusu Prigojin, “Bir kez daha söylüyorum. Biz Şoygu’yu ve Genelkurmay Başkanı’nı buraya istiyoruz. Onlar gelene kadar burada olacağız. Rostov’u bloke edeceğiz ve Moskova’ya gideceğiz” dedi.

Prigojin, Telegram kanalından paylaştığı görüntüde, “Karargahta bulunuyoruz. Rostov’da askeri havaalanı dahil askeri tesisler de kontrolümüzde bulunuyor. Karargah çalışıyor” diye yazdı.

Güvenlik tedbirleri

Rostov Bölge Valisi Vasiliy Golubev, bölgede hafta sonu için planlanan tüm kitlesel etkinliklerin iptal edilmesine karar verildiğini bildirdi. Golubev ayrıca, Rostov’dan Taganrog ve kuzey güzergahında geçici trafik kısıtlamalarının uygulandığını açıkladı.

Rusya’nın Lipetsk bölgesinin valisi İgor Artamonov da bölgede güvenlik tedbirlerinin artırıldığını belirterek vatandaşlara güney yönünde seyahat etmekten kaçınmalarını tavsiye etti.

Telegram kanalından açıklama yapan Artamonov, “Operasyonel karargâh toplantısının sonuçlarına göre, bölgedeki güvenlik tedbirlerinin güçlendirilmesine karar verildi. Kritik altyapı tesislerine özellikle dikkat edilecektir. Buna ek olarak, bölge sakinlerine güney yönüne, özellikle de Voronej bölgesine seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye edilmektedir” dedi.

İsyan başlatan Wagner Grubu hakkında neler biliniyor?

Resmi adı PMC Wagner olan paralı asker grubu kendisini “özel askeri şirket” diye tanımlıyor. İlk olarak 2014’te, Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı güçlere destek verirken tespit edildiler. Grup, o günden bu yana kayda değer bir şekilde büyüdü.

İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya’nın düzenli ordusuna asker bulmakta zorlanması üzerine Wagner’in 2022’de büyük miktarlarda adam alımı yaptı. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, Wagner birliklerinin yüzde 80’inin hapishanelerden geldiğini açıklamıştı.

Ukrayna’da Wagner birlikleri, Bahmut kentinin Ukrayna güçlerinden alınması için yoğun ve kanlı bir savaş vermişti.

2022’nin son gününde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da savaşmış subay ve askerlere ülkenin en yüksek madalyasını vermek için Rusya’nın güneyini ziyaret etti.

Putin’in madalya verdiği askerlerden biri, grubun geri kalanından farklı bir askeri üniforma giymişti. Üniforması Batı’nın yaptırım uyguladığı Rus iş insanı Yevgeny Prigozhin’in kurduğu paralı asker grubu Wagner’in üniformalarına benziyordu.

Gencin kimliği tespit edildi; Ekim 2019’da Moskova’daki bir kafede soyguna teşebbüsten tutuklanan ve birkaç ay sonra yedi yıl hapis cezasına çarptırılan dövüş sanatları tutkunu Aik Gasparyan’dı.

Ancak geçen Aralık ayında, Wagner Grubuyla ilişkili Telegram kanallarının birinde Gasparyan’ın hapishaneden çıktığını ve Ukrayna’da savaştığını gösteren bir video paylaşıldı. Gasparyan, ABD’nin Ukrayna’da konuşlandırıldığını tahmin ettiği 40 bin eski Rus mahkumdan biriydi.

Bunlara ek olarak Wagner’in Ukrayna’da 10 bin normal paralı askeri daha var. Washington Post gazetesi, bu tahminin, mahkumların savaşa katılımını izleyen “Parmaklıklar Ardında Rusya” grup tarafından toplanan verilerle doğrulanabildiğini söylüyor.

Wagner’in kurucusu Yevgeny Prigozjin, geçen yaz Rus ceza infaz kurumlarında yeni asker adaylarıyla ilgili görüşmeler yapmıştı. Prigozjin mahkumlara, Wagner ile savaşmaları halinde cezalarının bağışlanacağı sözünü vermişti.

Ukrayna ordusu, Wagner Grubu için savaşan hükümlülerin özellikle en riskli noktalarda kullanıldığını ve büyük çoğunluğunun öldüğünü açıkladı.

2014’te kurulan ve 2015-2016’da giderek daha aktif hale gelen paralı asker şirketi, Ukrayna’nın doğusundaki Rus destekli ayrılıkçılara yardım etmek için kuruldu.

Bugüne kadar Sudan, Suriye, Libya ve Afrika kıtasında tespit edilen Wagner paralı askerlerinin operasyonları hızla Doğu Avrupa’nın ötesine yayıldı. Grubu cazip hale getiren yüksek maaş ve macera vaadiydi.

Eski bir Wagner savaşçısının BBC’ye söylediği gibi, “İçlerinde romantizm taşıyanlar, Rusya’nın sınır ötesi çıkarlarını savunmak için bu örgüte katılmıştı.”

Ukrayna’daki savaştan önce Wagner’e katılanların çoğu, iyi maaşlı iş bulma şansının sınırlı olduğu küçük yerlerde yaşıyorlardı. Wagner çalışanlarına ayda yaklaşık 1500 dolar ödüyordu. Cepheye gittiklerinde bu ücret 2 bin dolara kadar çıkıyordu.

Wagner Grubu 2015 yılında, Suriye’de hükümet yanlısı güçlerle birlikte savaşmaya ve aynı zamanda petrol sahalarını korumaya başladı. 2016’dan bu yana ise Libya’da General Halife Hafter’e bağlı güçleri destekliyordu.

Ancak grup Rusya’da Ukrayna’yı işgalinden önce pek tanınmıyordu. Rusya, Wagner’in devletle bağlantısını daima reddetti. Rus yasaları, paralı askerlik karşılığında cezaların affedilmesine de izin vermiyor. İş insanı Yevgeny Prigozhin, Wagner ile bağlantılı olduğunu öne süren birçok gazeteciye dava açmıştı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra bu durum değişti. Yevgeny Prigozjin Wagner Grubu ile bağlantıları hakkında daha açıktı. Geçen Eylül’de 2014’te grubu kurduğunu nihayet kabul etti.

Uzmanlar, bir Wagner savaşçısının Başkan Putin’le tokalaşıp ondan ödül aldığı görüntülerin, sadece Wagner bünyesinde heyecan yaratmadığını, aynı zamanda da bu karanlık grubu normalleştirme girişimi olduğunu söylüyorlar.

Geçen Ağustos ayında, Rus devlet televizyonu “cepheye gitmek için yalvaran” ve sonunda Ukrayna’da öldürülen birisi hakkında bir haber yayımladı.

Haberde, kendisiyle birlikte üç Ukraynalı askeri patlayıcıyla öldüren bir kahraman anlatılıyor. Bu kişinin daha önce “otomobil hırsızlığı, soygun ve uyuşturucu” suçlarından mahkum edilen ve savaş başladığında hapiste bulunan 26 yaşındaki Konstantin Tulinov olduğu iddia ediliyor.

Habere göre, Tulinov askeri tecrübesi olmamasına rağmen cepheye gidip savaşmak için yalvardı. Rus insan hakları kuruluşu Gulagu.net, 2019’da Tulinov’un başka bir mahkumu taciz ederken görüldüğü bir hapishane videosunu yayımlamıştı.

Putin’in memleketi St Petersburg’dan bir iş insanı olan Yevgeny Prigozjin, geçen Eylül ayında Wagner Grubu’nu 2014’te kurduğunu kabul ettiğinde, bunu “Rusları savunmak” için yaptığını savunmuştu. Şirketine “Rusya’nın temel direği” adını vermişti.

Ekim ayı başlarında Kremlin, Prigozhin’i hakiki bir vatansever ve kalbi Rusya için sızlayan bir adam olarak tanımladı.

Bir ay sonra, St Petersburg’da bir Wagner Merkezi açıldı. Merkez, okul çağındaki çocuklar ve gençler için “Rusya’nın savaşma kapasitesini artırmayı amaçlayan bilişim, medya ve temel askeri eğitim alanlarında” eğitim ve öğretim etkinlikleri düzenleyen ileri bir ofis kompleksiydi.

Yakın geçmişe dek Wagner’den pek bahsetmeyen resmi Rus haber ajansları, günde birkaç kez gruba atıfta bulunuyorlar ve mahkumların askere alınmasını konu alan haberler yapıyorlar.

Rus devlet kanalı NTV, Wagner Grubu hakkında “dünyanın en deneyimli ordusu” olarak nitelendirdiği bir haber yayımladı.

Yevgeny Prigozjin geçen hafta, Rus Parlamentosu Başkanı Viyaçeslav Volodin’e “askere alınan mahkumlar hakkında yararsız bilgiler araştıran ve suçlu gibi gösteren” gazeteciler hakkında şikayette bulunan bir mektup yazdı.

Prigozjin, medyanın Wagner’e yeni katılanların sabıka kaydı hakkında haber yapmasının yasaklanmasını önerdi.

Volodin öneriyi kabul etti ve ilgili parlamento komitelerinden Rus ceza kanununda yapılacak olası değişiklikleri incelemelerini istedi.

Rusya Parlamentosu Başkanı, “Ülkemizi savunan herkes, ordu, gönüllüler, yeni askerler, Wagner üyeleri, hepsi birer kahramandır.” dedi.

(Kaynaklar: Bianet, BBC Türkçe)

Paylaşın

İsveç’ten Türkiye’ye “NATO Üyeliği” Çağrısı: Onaylama Vakti Geldi

TBMM’nin İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılım başvurusu için onay sürecini başlatması gerektiğini söyleyen İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom, Stockholm’ün Ankara ile ittifaka katılmak için yaptığı anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirtti.

Billstrom, parlamentodaki bir toplantının oturum arasında Reuters haber ajansına, “Bizden bekleneni yaptığımızı düşünüyoruz. Artık Türk parlamentosunun onay sürecini başlatmasının zamanı geldi” dedi.

Billstrom, 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO Liderler Zirvesi öncesinde ülkesinin ittifaka katılımı için umutlu olduğunu kaydetti; Stockholm’ün “B Planı” olmadığını söyledi.

Rusya’nın geçen yıl Ukrayna’yı işgaliyle birlikte İsveç ve Finlandiya, yıllardır süren askeri bağlantısızlık politikalarını geride bırakıp NATO üyeliğine başvurdular.

Finlandiya Nisan’da NATO’ya katıldı. Ancak Türkiye, İsveç’in üyeliğini güvenlik endişelerini gerekçe göstererek engellemeyi sürdürüyor. Ankara bu ay, İsveç’in NATO’ya katılımına izin vermek için Stockholm’deki Türkiye karşıtı protestoların bastırılması gerektiğini söyledi.

Ankara’ya göre İsveç, Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği militan grupların üyelerini barındırıyor. İsveç ise, ülkede terör gruplarını finanse etmeyi ve desteklemeyi zorlaştıran yeni bir yasayı 1 Haziran’da yürürlüğe soktu.

Stockholm, yeni yasanın Türkiye ile 28 Haziran 2022’de NATO Madrid zirvesinde imzalanan üçlü mutabakat anlaşmasındaki taahhütleri yerine getirdiğini söylüyor. Ankara ise bu adımı yeterli bulmuş değil.

Geçen aylarda Stockholm’deki bazı protestocular, bir elektrik direğine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kuklasını asmışlar; başka gösterilerde de Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği’nin terör örgütü olarak tanımladığı PKK’ya destek veren bayraklar yer almıştı.

Gösteri özgürlüğünün “anayasada yer aldığını” belirten Billstrom, “Ancak yasal olan şeylerin her zaman uygun olmadığını da söylüyoruz” dedi. Ankara’nın yanısıra Macaristan’ın da İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması gerekiyor.

Paylaşın

NATO Üyeliği: İsveç’te PKK’ya Finansman Sağlama Davası

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği sürecinde Türkiye’nin “teröristlere kucak açmakla” suçladığı İsveç’ten dikkat çeken adım. İsveç’te PKK’ya finansman sağlama girişiminde bulunmakla suçlanan bir kişi mahkemeye çıktı.

İsveç’in başkenti Stockholm’deki bir restoranın önünde silah sıkıp tehditler savurduğu için geçen Ocak ayında tutuklanan şüphelinin kırklı yaşlarında olduğu belirtildi.

Söz konusu kişinin İsveç’teki PKK faaliyetlerinde kilit rol oynadığını iddia eden savcılık, şüphelinin amacının, Türkiye’nin yanı sıra İsveç, Avrupa Birliği ve ABD tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK için haraç almak olduğunu iddia ediyor.

Alman ve Fransız istihbaratından kanıtlara da yer verilen iddianamede, şüphelinin PKK’nın finansmanına doğrudan müdahil olan kişilerle irtibat kurduğu ve bizzat örgüt adına hareket ettiği iddiaları da aktarıldı.

Sanık avukatı İlhan Aydın ise mahkemede müvekkilinin PKK ile bağlantılı kişilerle irtibat kurmuş olabileceğini ancak kendisinin bu örgütle bağlantısı bulunmadığını savundu.

Aydın, duruşma öncesi AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, müvekkilinin para gasbetme ve PKK’ya finansman sağlama girişimi suçlamalarını reddettiğini, silah kullanımıyla ilgili suçlamayıysa kabul edeceğini ifade etmişti.

Türkiye, “teröristlere kucak açmakla” suçladığı İsveç’ten onlarca kişinin iadesi için başvurmuştu. Ankara, terör örgütlerine yönelik tavrı nedeniyle İsveç’in NATO üyeliğine de karşı çıkıyor.

Ankara ayrıca İsveç’ten Türk hükümetine yönelik protestolara ve PKK gösterilerine de izin vermemesini istiyor.

İsveç son dönemde Ankara’nın beklentilerini karşılayabilecek bir dizi terörle mücadele kanunu geçirdi. Terör tanımını daha kapsamlı hâle getiren bu yasalar, terör örgütlerinin finansmanına yönelik faaliyetlerden ötürü dava açılmasını da kolaylaştırıyor.

Daha önce IŞİD bağlantılı davalarda işletilen bu yasa, PKK destekçisi olmakla suçlanan bir kişiye karşı ilk kez kullanıldı.

İsveç geçen hafta da Türkiye’de yaklaşık 10 yıl önce uyuşturucu satıcılığından hüküm giymiş olan bir PKK destekçisini iade etmeyi kabul etmişti.

İsveç’in NATO üyelik süreci

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından onlarca yıldır sürdürdükleri askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek NATO’ya katılmak için Mayıs 2022’de ortak başvuruda bulunmuştu.

Finlandiya ve İsveç’in üye olabilmesi için NATO bünyesindeki 30 ülkenin onayı gerekiyor. İsveç’in üyeliğine Türkiye ve Macaristan dışındaki NATO üyeleri meclis onayı verdi.

Türkiye, İsveç’in üyeliğine onay vermek için Stockholm’den terör örgütleriyle mücadele konusunda daha somut adımlar beklediğini belirtiyor. Macaristan hükümeti ise İsveçli yetkililerin Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın politikalarına yönelik eleştirilerinden rahatsız.

Türkiye ve Macaristan uzun süre Finlandiya’nın NATO üyeliğine de karşı çıkmış, ancak Ankara ve Budapeşte’nin bu itirazlarını geri çekmelerinin ardından Finlandiya geçen Nisan ayında NATO’ya katılmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

NATO’dan Dikkat Çeken Rusya Açıklaması: Dikte Ettiği Barışı Kabul Etmeyiz

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Hepimiz bu savaşın sona ermesini istiyoruz, ancak adil bir barış çatışmanın dondurulması ve Rusya tarafından dikte edilen bir anlaşmanın kabul edilmesi anlamına gelemez” dedi.

Jens Stoltenberg, açıklamasının devamında, Ukrayna’nın başlattığı karşı operasyonun başarılı olmasını umduğunu söyleyerek, “Ne kadar çok toprak Ukrayna toprağını özgürleşebilirse, Ukraynalılar müzakere masasında o kadar daha güçlü olacaktır” ifadelerini kullandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO tarihinin en büyük hava tatbikatı olan Air Defender 23’e katılmak üzere geldiği Almanya’da Başbakan Olaf Scholz ile görüştü.

VOA Türkçe’den Cem Dalaman’ın aktardığına göre, Berlin’de Başbakanlık Binası’nda gerçekleşen toplantı sonrasında, Scholz’le basını bilgilendiren Stoltenberg, öncelikli olarak 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO Zirvesi’ni ele aldıklarını aktardı.

NATO zirvesinin Ukrayna’nın ittifaka katılması için resmi bir davetle sonuçlanmayacağı şeklinde çıkan haberleri doğrulayan Stoltenberg, “Vilnius Zirvesi’nde ve zirve hazırlıklarında Ukrayna’ya resmi bir davette bulunmayı planlamıyoruz” dedi, ancak NATO liderlerinin Ukrayna’yı örgüte nasıl yaklaştırabileceklerini konuşacaklarını sözlerine ekledi.

Zirveye Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin katılacağını kaydeden Stoltenberg, savaşın sona ermesi karşılığında “Ukrayna’da dondurulmuş bir çatışmanın kabul edilmemesi” konusunda uyardı.

NATO Genel Sekreteri, “Hepimiz bu savaşın sona ermesini istiyoruz, ancak adil bir barış çatışmanın dondurulması ve Rusya tarafından dikte edilen bir anlaşmanın kabul edilmesi anlamına gelemez” dedi.

Stoltenberg, Ukrayna’nın başlattığı karşı operasyonun başarılı olmasını umduğunu söyleyerek, “Ne kadar çok toprak Ukrayna toprağını özgürleşebilirse, Ukraynalılar müzakere masasında o kadar daha güçlü olacaktır” dedi.

Almanya Başbakanı Scholz da, ülkesinin Ukrayna’daki savaşın bir süre daha devam edebileceği ihtimaline hazırlıklı olduğunu söyledi. “Buna hazırlanıyoruz ve politikalarımızı buna göre ayarlıyoruz” diyen Scholz, Almanya’nın Ukrayna’yı gerektiği sürece desteklemeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

Vilnius’ta Stoltenberg’in görev süresinin Temmuz 2024’te Washington’da yapılacak NATO yıldönümü zirvesine kadar uzatılmasına karar verilmesi bekleniyor. Alman hükümeti şimdiden 64 yaşındaki Norveçlinin görevde kalması yönünde görüş bildirdi.

Stoltenberg’in, yarın Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ile Air Defender 23 tatbikatına katılmak üzere Almanya’nın kuzeyindeki Jagel Hava Üssü’ne gideceği ifade edildi. Stoltenberg’e Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius eşlik edecek.

Alman Hava Kuvvetleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve 23 Haziran tarihine kadar sürecek tatbikat, 250 uçak ve 10 binden fazla personel tarafından gerçekleştiriliyor. Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı 151’inci Filo Komutanlığına ait 3 adet F-16 savaş uçağı da tatbikatta yer alıyor.

Çin Başbakanı Li Qiang’dan Berlin’e ziyaret

Berlin’i bugün ziyaret eden bir diğer isim ise Çin Başbakanı Li Qiang. “Çin’in 2 numaralı ismi” olarak bilinen Li Qiang’ın gerçekleştirdiği ilk yurtdışı seyahatine Çin hükümetinden 8 bakan da eşlik ediyor.

Li Qiang’ın akşam saatlerinde Başbakan Olaf Scholz’le ikili bir görüşme yapması ve akşam yemeğinde buluşması planlanıyor.

Yarın ise Li ve Scholz’un katılımıyla Çin-Almanya hükümetler arası istişare mekanizmasının 7’nci toplantısında iki tarafın bakanları bir araya gelecek. Li’nin, daha sonra Münih’te Alman şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle bir araya gelmesi de planlanıyor.

Scholz’le bir araya gelmeden Berlin’de yazılı bir açıklama yapan Li, Alman hükümetini Çin-Alman dostluğunu güçlendirmeye çağırdı. Li, “Günümüz dünyasının bir değişim içinde. Farklılıklara rağmen, Alman hükümeti Çin ile ortak bir zemin aramalı ve temasları yoğunlaştırmalı” dedi.

Ziyaretinin ilk saatlerinde Bellevue Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından kabul edilen Li, Çin’in karşılıklı saygı ruhu ışığında iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirmesine hazır olduğunu vurguladı.

Stratejik ortaklığın her iki ülkenin de yararına olduğunun altını çizen Li, Almanya’dan da bu alanda olumlu sinyaller beklediklerini söyledi.

Başbakan Scholz’e yakın kaynaklar, Alman tarafının görüşmelerde Tayvan konusu, insan hakları ve Pekin’in Rusya-Ukrayna savaşında Moskova’ya yakın durması gibi konuları dile getireceğini duyurdu.

Ancak aynı zamanda Scholz’un ticari dengeleri göz önünde bulundurarak Çin ile ekonomik iş birliğine devam etmesi dikkati çekiyor. Bu bağlamda Scholz, Çin politikasında AB’den ayrı tek başına hareket etmekle eleştiriliyor.

Almanya ve Çin arasında ilişkilerde ticaret büyük pay sahibi. Çin, Almanya’nın dünyadaki en önemli ticaret ortağı konumunda. Almanya’nın toplam ithalatının yüzde 12,8’i Çin’den geliyor. İhracatta ise Çin, Almanya’nın ihracatında dördüncü sırada yer alıyor.

Uzmanlar gelirlerinin yüzde 30’dan fazlasını Çin üzerinden elde eden Alman otomotiv devleri Volkswagen, Mercedes ve BMW’in yanısıra, çok sayıda orak ölçekli Alman şirketinin, özellikle nadir toprak elementleri veya magnezyum gibi kritik ham maddeler söz konusu olduğunda Çin’e bağımlı duruma geldiğini ifade ediyor. Almanya’ya ithal edilen tüm nadir elementlerin yaklaşık yüzde 94’ün Çin’den geliyor.

Çin heyeti, Almanya ziyareti sonrasında 22-23 Haziran tarihlerinde Yeni Küresel Finansman Paktı Zirvesi’ne katılmak amacıyla Paris’e geçecek ve Li Qiang Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile biraraya gelecek.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye: İş Birliği Ya Da Çatışma Arasında Tercih Yapın

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı olan Blinken, Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ülkenin en kıdemli diplomatı olan Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi ile de bir araya geldi.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, Blinken ve Vang’ın Diaoyutai Devlet Konuk Evi’nde beraberindeki heyetlerle birlikte gerçekleştirdiği görüşmenin yaklaşık üç saat sürdüğünü söyledi.

Çin’in devlet televizyonu CCTV, Komünist Parti’deki konumu Çin Dışişleri Bakanı’ndan yukarıda olan Vang’ın görüşmede Blinken’a “Diyalog veya karşı karşıya gelme ve iş birliği ya da çatışma arasında bir tercih yapmak gerekiyor” dediğini aktardı.

Vang, Çin’in Tayvan konusunda ise “uzlaşacak ya da ödün verecek yeri kalmadığını” belirtti. Vang, “ABD daha önce üç ayrı ABD-Çin ortak bildirisinde de teyit edilen Tek Çin ilkesine gerçek anlamda bağlı kalmalı, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeli ve ‘Tayvan’ın bağımsızlığına’ açıkça karşı çıkmalıdır” dedi.

Dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip olan ABD ile Çin arasındaki ilişkiler son yıllarda ticaretten teknolojiye, Tayvan’dan insan haklarına kadar birçok konuda yaşanan sorunlar nedeniyle ciddi anlamda gerildi.

Blinken’ın yeni haftanın ilk gününde Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le de görüşmesi bekleniyor. ABD Başkanı Joe Biden da Cumartesi günü gelecek aylarda Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le görüşmeyi umduğunu kaydetmişti.

Blinken Çin ziyaretinin hemen öncesinde “Çin’le olan rekabetimizin çatışmaya dönüşmemesi iletişimle başlar” ifadelerini kullanmıştı.

İki ülke ilişkileri son dönemde oldukça gerilmiş durumda. Güney Çin Denizi bölgesinde bir Çin savaş uçağının Amerikan istihbarat uçağının yanında tehlikeli bir manevra yapması, ardından Tayvan Körfezi’nde Çin savaş gemisinin Amerikan savaş gemisinin çok yakınından geçmesi gerilimi daha da artırmıştı.

Savunma Bakanı Llyod Austin’in Singapur’daki bir etkinlikte Çin Savunma Bakanı ile görüşme isteği Pekin tarafından reddedilmişti.

Şubat ayında balon düşürülmüştü

İki ülkenin de nihai hedefi ikili ilişkilerin normalleşmesi. Antony Blinken’ın beş ay önce yapılması planlanan ziyareti casus balonu krizi nedeniyle ertelenmişti.

ABD, Şubat ayında ülkedeki önemli askeri sahalar üzerinde casusluk yaptığını söylediği Çin’e ait dev balonu bir savaş uçağının attığı füzeyle vurmuştu.

Amerikan toprakları üzerinde uçan balonun fark edilmesinin ardından bir diplomatik kriz yaşanmıştı. Çin, balonun, “bilimsel ve meteorolojik” amaçla uçurulan bir araç olduğunu ve Amerikan hava sahasına girmiş olmasının “üzüntü yarattığını” açıklamıştı.

İki ülke arasındaki bir diğer gerilim hattı da Tayvan

Çin, ülke toprağı olarak gördüğü Tavyan yakınında kısa süre önce bir askeri tatbikat yaptı. ABD ise Tayvan hükümeti ile yakın bir ilişki sürdürme kararlılığını sürekli vurguluyor.

İki ülke arasında diğer tartışmalı konular arasında, ileri teknoloji ürünleri ticaretİ hakkında anlaşmazlıklar, fentanil isimli uyuşturucu nitelikli ilacın Çin’deki üretimi de yer alıyor.

ABD heyetinin Çin’deki insan hakları konularını da masaya getireceği aktarılmıştı. Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, dünkü görüşmede Blinken’e Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söylemişti.

Çin devlet medyası Çin Gang’ın, bu görüşmede Blinken’e “Tayvan’ın sorununun, Çin’in çıkarlarının ağır bastığı en temel mesele, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu ve en önemli tehlike olduğunu” aktarmıştı.

Blinken, mevkidaşıyla görüşmede iki ülke arasında gerilimi düşürmek için iletişim hatlarını açık tutmanın önemini vurgulamıştı.

Paylaşın